Random header image... Refresh for more!

Orman Kibarlığı

Ben Türkçe’yi iyi kullanamam, üslubum yoktur, dilbilgisi konusunda da iyi değilimdir. Kelimelerin kökenleri konusunda da zırcahil sayılırım, mevzu olduğunda çok iyi bildiklerim dışında sesimi çıkartmam.

Kullandığımız kelimeler konusunda geçtiğimiz günlerde Vatan’dan Tuğçe Baran bir yazı yazdı. Hemen ardından da Engin Ardıç’tan Baran’a destek geldi.

Konu giderek kaybolan, ayıplanan “Karı, Koca” kelimeleri. Baran şöyle yazmış:

Bir ‘eşim’dir gidiyor.

Bu ‘eşim’ lafına da en az ‘bayan’ lafı kadar gıcık oluyorum. Virüs gibi yayıldı o da yeni nesil sözde kibarlık lakırtısı olarak.

Nereye gitti bizim güzelim “karım” “kocam” laflarımız? Ne oldu onlara? Tedavülden mi kalktı “karı koca” kelimeleri? Durduk yerde onlar da mı ayıp kategorisine mi girdi?

“Kadın” kelimesi gibi onlar da mı tabu oldu? Kocasıyım, karısıyım dediğimiz zaman “ay ne kaba kadın/erkek”mi diyecekler bize?

Yeni keko kibarlar buna mı karar verdi?

Okuyunca utanmadım desem yalan olur. Doğru, bana da artık ayıp geliyor “karım” demek. “Eşim” diyorum. Sebep? Bilmiyorum, diğeri sanki aşağılama tabiriymiş gibi geliyor, aslında hiç de öyle olmadığı halde.

Baran’ı okuduktan sonra üstüne bir de Ardıç’ı okuyunca yerin dibine girdim bu “Orman kibarlığı”mdan.

Tamam ulen, bundan sonra karıma “karım” diyeceğim o da bana “kocam” diyecek. Oh be..

Önce Baran’ı, sonra Ardıç’ı mutlaka okuyun derim. (Hele Ardıç’ı mutlaka)

23 comments

1 Ece { 08.12.07 at 15:30 }

Bence çok da zorlamaya gerek yok!

Eskiden,
zevcem/zevcim
avradım/herifim
refikam/refikim

gibi , aynı manâya gelen pek çok kelime kullanılırmış..
Eşim diye bahsetmek, sahiplikten ziyade, eş olmağı çağrıştırdığı için bence çok daha asil duruyor…

saygılar

2 dudu { 08.12.07 at 15:48 }

Ece Hanim a katiliyorum,zorlamaya gerek yok,kim nasil isterse öyle kullanir.Biri “karim”yada “kocam” diye hitap ettiginde cogu zaman yadirgamadigim gibi “esim” dendiginde de kibarlasmaya calismak gelmiyor aklima.

Birde dilimizde “kari” kelimesi argo olarak kullanildigi icin “cogu zaman” dedim.Negatif bir anlama kayma yada manasinin daraltilmasi diyebiliriz.

sahsen ben esim/beyim demeyi tercih ederim.

saygilar

3 BetüL { 08.12.07 at 15:50 }

Esikiden o var miydi der bazen esim sIkistiginda.. Esikiden olana olmayaya bakacaksak isimiz is.

Ben de esim dedim, diyorum, herhalde hic ‘kocam’ demedim. Orman kibarligi oldugu dogru, bilinc altimiza bilmeden islenenlerden biri daha herhalde. Bir sinif insanlar “herif, şefeeerr , kari sunu getir” der digerleri ise “seviyeli beraberlik, sadece arkadasiz ve esim” der : )

Bunlarla beraber bolca kullanilan ‘kari’ sozunun bunda etkisi var saniyorum.
Tahammul edemedigim bir soz.

4 T. Suat Demren { 08.12.07 at 16:00 }

Tabi burada hitaplarda iç-dış faktörü de var.

Ben dışarıda bir toplantıda, yemekte tanıtırken “eşim” derdim ama evde demedim hiç.

Evde “karıcığım” derim “hatunum” derim “sultanım, aşkım, canım, kuşum” derim.. derim de derim, ben de kelime çok. :-) İsimini hiç kullamadım desem yeridir.

“Karım” da bana evde “eşim” demez, ismimi de kullanmaz, benimle benzer hitapları kullanır..

Yani evde de “eş” kelimesini kullananlar var mı bak şimdi merak ve acayipime gitti.

5 Ece { 08.12.07 at 16:05 }

Betül yanlış yazmışsın;
kocam değil, gocem olacak..:P

***
Valla ben şimdiye kadar, en güzel hitabı, yine burada Suat abinin ağzından okudum..
“Evimin sultanı” diye bahsediyor eşinden..
İnsan daha ne ister :)

Ben “kaburgamın altın parçası” dedirttirecem o ayrı tabi:))

sayg.

6 BetüL { 08.12.07 at 16:20 }

Ben “kaburgamın altın parçası” dedirttirecem o ayrı tabi:))

: )))))))

Evde esiimm diye selenen yoktur herhalde : ) Ben genelde tanistirirken veya kendisini tanimayanlara kendisinden bahsederken esim diyorum.

Yillar once hafif cadoloz bir komsumun “kocaciiiimm yemek haziirr” diye seslendigini duymustum da cok komigime gitmisti. Evcilik oynayan cocuklarinki gibi gelmisti.

‘Bey’ de benim garibime gidiyor ayrica. Beyim sunu yapti sunu soyledi diye duydugumda gulesim geliyor. Bu da ‘esim’ i orman kibari, ‘kocam’i da fazla vahsi bulanlarin secimi herhalde.

Bir de esine ismi ile hitab etmeyenler, ismin yanina X bey, Y hanim diye ekleyenler var.

7 T. Suat Demren { 08.12.07 at 16:25 }

Valla ben şimdiye kadar, en güzel hitabı, yine burada Suat abinin ağzından okudum..
“Evimin sultanı” diye bahsediyor eşinden..

Eee öyle ama. Bak şimdi yok evde, bir yere gitti, in gibi geliyor ev.. :-(

Ooo bende daha ne hitaplar var; yakası açılmadık. :-D

8 ruki { 08.12.07 at 19:38 }

bence “eşim” yahut “karım/kocam” demekte bir sakınca yok. herkes istediğini söylemekte özgürdür. ayrıca bu sözcüklerin biri ötekinden daha kibardır yahur kabadır diye düşünmüyorum ben..

saygılarımla..

9 kemal { 08.12.07 at 20:17 }

Ardic’in destek yazisina Baran’dan karsi tepki yazisi geldi! Onu da okumanizi tavsiye ederim - Ardic’i “mitralyoz usulu” oraya buraya ates etmekle sucluyor. Yani destek yazisina katilmiyor!

Ben Baran’in orijinal yazisina katiliyorum. Ardic hakikaten bir kari’dan girdi, sayin’dan cikti, baska yerlere takildi.. Bence sayin kelimesinde hicbir mahzur yok.

Kari kelimesinin kullanimdan dusmesinin anlamsiz olduguna katiliyorum, yanlis anlasilmasin.

10 T. Suat Demren { 08.12.07 at 20:42 }

Kemal bey,

Teşekkür ederim okumamıştım. (Linkini verelim.)

Doğru, Baran sadece iki kelime özelinde yazmıştı Ardıç  ise her zamanki gibi sürek avı :-)

Baran’ın ikinci yazısında değindiği hususların bir çoğu doğru. Ardıç’ın türetenlere yüklenip kalanını atladığı husus,  popüler kültürün hızlı yayılmacılığı sebebiyle bu tip türetilmiş kelimelerin hızla yaygınlaştığını ve avamında bunu benimsediği gerçeği sanırım.

Ama Ardıç böyle yazar, genelleştirerek, dağıta dağıta, vura vura.. Daha farklı yazsa bu uslupta yazamaz. :-)

Öte yandan Ardıç ve Baran feministler konusunda birbirlerinden bağımsız olarak haklılar. Feminizm tek bir ekol değil, pek çok farklı görüşü savunan feministler var. Yani hem Ardıç’ın hem de Baran’ın bahsettiği tip feminist bulmak mümkün.

Selamlar.

11 Bulent Murtezaoglu { 08.12.07 at 20:58 }

Suat bey,

Yani hem Ardıç’ın hem de Baran’ın bahsettiği tip feminist bulmak mümkün.

‘Feminist’i cok cekistirmeniz lazim bunu demek icin. Ardic’tan alinti yapiyorum:

Bu feministlerden kimisi lezbiyendi, erkeklerden nefret ediyordu, kimisi de Allah’tan orospuluğuna özgür kadın kılıfı arıyordu.

Hmm, sirf ‘feminist’i degil ‘orospu’ tarifini de biraz cekistirmeniz lazim. Buraya ne dusunmus olabilir diye bir tarif koyarim ben aslinda ama koymuyorum bu adam gazete yazari diye. Aklimda nasil birsey oldugunu anlayan anlamistir herhalde.

12 T. Suat Demren { 08.12.07 at 21:08 }

Bülent bey,

Adamın üslubu bu, yukarıda yazdım, genelleştirerek, dağıta dağıta, vura vura yazar diye.

Diğer tabiri değil de “feminist” tabirini pek çekiştirmeye gerek yok bence. Feminizmin o kadar çok çeşidi var ki.

13 Bulent Murtezaoglu { 08.12.07 at 21:19 }

Suat bey,

Adamın üslubu bu, yukarıda yazdım, genelleştirerek, dağıta dağıta, vura vura yazar diye.

Gordum, iltimas etmissiniz bence.

Feminizm konusunda haklisiniz, ben kiziyorum bu kadar ucuzluk yapilmasina ama. (Bana ne oluyormus ayrica, Knz hanim ugrassin!).

14 T. Suat Demren { 08.12.07 at 21:29 }

Valla erkek olduğum halde ben bile kızarıyorum bazen okurken ama ne yalan söyleyeyim evet, iltimasım var ona.

Bu genelleştirmeleri ve gereksiz hırçın uslubu hoş değil. Bu üslup bu genelleştirme olmadan ne kadar olur o da ayrı tabi.

Fakat ülkedeki yakın tarih konusunda en bilgili birkaç köşe yazarlarından biridir Ardıç. Yukarıdaki olumsuzlukları eleyip faydalanmak gerek.

15 Bulent Murtezaoglu { 08.12.07 at 21:46 }

Suat bey,

Fakat ülkedeki yakın tarih konusunda en bilgili birkaç köşe yazarlarından biridir Ardıç. Yukarıdaki olumsuzlukları eleyip faydalanmak gerek.

Eh azcik aklimin erdigi konularda (feminizm degil) nasil kivirtip seyirciye oynadigini gordukten sonra bilmedigim konuda ancak isim filan ogrenmek icin bakarim bu adama. Siz ve Metin bey alintilayinca okuyorum onu ben. O tarihi ogrenmenin daha iyi yollari muhakkak vardir, hayatini ‘bu’ isi yaparak kazanan bir adama beynimizin kapisini fazla aralamamak daha iyi olabilir.

16 T. Suat Demren { 08.12.07 at 21:57 }

Tabii ki beyni fazla aralamamak gerek. Öğrenmenin yığınla yolu var.

Bir atlama taşı olabilir, orada değinilen ve pek çoğu yaygın ezberlerin aksine bir cümle, bir paragraf agresif tonla da olsa dikkati çekebilir. Sadece sizin bizim için değil bir sürü kişi okuyor, haber siteleri alıntı yapıyor vs. Elbette o tabakanın bu tip atraksiyonlara aldanıp yanlış bilgilenme ihtimali de var ama işte hepsi aynı anda olmuyor yani.

Hem köşe yazısında kapsamlı birşeyler anlatmak, hem iyi bir uslupla okunmak hem şikayet ettiğimiz kurnazlıklara tevessül etmemek bir isimde cem olmuyor kolay kolay. Bari faydalanacak kısımlardan faydalanalım diyorum, nasılsa bu adam yzıyor ve kendini okutturuyor.

17 Gazanya { 08.12.07 at 22:20 }

Evlenince karar vereceğim :) Bekarlar için hava hoş :)

Fakat, karı koca olması lazım gerek. Çünkü, evlenirken memur “sizi şahitlerin ve konukların huzurunda karı-koca ilan ediyorum” diyordu yanlış hatırlmıyorsam ;)

18 M. İkbal TUNA { 08.13.07 at 08:03 }

Suat Bey günaydınlar efendim,
valla bu kouda benim başım yandı.
bir gün bize bir komşu gelmişti bende “kocanız nasıl?” diye sorduğumda beni kabalıkla suçlamıştı.
ne alakası var ya kabalıkla bunun?
Şimdi hiç kimse yanlış anlamasın ama, efendim, biz çok değil 5 yıl öncesine kadar karı-koca tabirlerini kullanmıyor muyduk? (tekrar söylüyorum kimse yanlış anlamasın) Arkadaşlar karı-koca tabiri insanı hayvandan ayıran bir kalıptır. Hayvanlarında eşi vardır. siz beslediğiniz bir çift hayvandan bahsederken “bu onun eşi” mi dersiniz yoksa “karı” veya “kocası” mı dersiniz? tabiki eşi diyoruz.
valla bizim halkımız çok garip yahu!
Tabiki bu benim bakış açım. şimdi ece hanım bana kaba demesin de :)
muhabbetle

19 M. İkbal TUNA { 08.13.07 at 08:05 }

Ayrıca sn Gazanya’ya katılıyorum. Cidden çok mühim bir nokta.
köyde bile baş-göz ediyom ya da karı-koca ilan ediyom diyorlar. Ama eşi hiç duymadım:))

20 Ah Bi Anlatabilsem { 08.13.07 at 08:29 }

Hitaplar Konusunda iki örnek:
Kanuni Sultan Süleymandan Hürrem Sultana:
“Ayağınızın bastığı toprağı yüzlerce defa öptükten sonra, benim güneşim ve saadetimin sermayesi sultanım.”

“Eğer siz, bu ayrılık ateşi ile yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap olmuş, gözleri yaşla dolmuş, gecesini gündüzünden ayıramayacak kadar hasret denizinde boğulmuş biçareyi; aşkınızla, Ferhat ve Mecnun’dan beter olmuş âşık kölenizi sorarsanız, sultanımdan ayrı olduğumdan beri bülbül misâli âhım ve feryatlarım dinmemiştir. Öyle bir hale düştüm ki, bu hasretin verdiği kahrı ve acıyı, Rabbim düşmanlarıma vermesin.”
“Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ay’ım, can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım. Hayatımın, yaşamımın sebebi cennetim, kevser şarabım. Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm. Sevinç kaynağım, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meşalem. Turuncum, narım, narencim, hayatımın aydınlığı. Gönlümdeki Mısır’ın sultanı, varlığımın anlamı, İstanbul’um, Karaman’ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevdiğim.”

İbrahim Hakkı Hazretlerinden
“İzzetli, hürmetli, hakikatli, adamlıklı, şefkatli, hatırlı, gönüllü, asilli, usullu, akıllı, izanlı, hünerli, marifetli, üsluplu, yakışıklı, güzel huylu, tatlı dilli, uzun boylu ince belli, ayıpsız hatunum, helalim Firdevs Hatun huzuruna, derun-i dilden ve can u gönülden selamlar ve dualar edip ol mübarek nazik hatırın sual ederiz, Huda’nın birliğine emanet veririz. Benim nazlı yar-ı gamgusârım. Benim şenliğim, şöhretim, benim sevdiğim, keyfim, benim canım Firdevsim! Neylersin n’işlersin, ne keyftesin, ne fikirdesin, ne haldesin, ne demdesin? Benim güzelim, garip gönlünü ne ile eğlersin? Benim güzel keyfim, senden ayrılmak ne çetin ahval imiş bilmezdim.

21 ekrem Senai { 08.13.07 at 11:22 }

“Karım” diye hitap etmek olmuyor, “karı” sert sessizle başlayıp “ı” ile biten sevimsiz bir sözcük. “koca” da öyle. “Eşşşş” de fazla kısa. Eşiğim, eşkenim, eşciğim gibi bir sözcük uydursalardı daha uygun olabilirdi.
-Eşşiğiiiim bakar mısın? Marketten git 10 kiloluk ayçiçek yağlarından kap getir bakiim.
-Tamam tatlım…
Uygun oldu değil mi? :)
“Hanım” ve “bey” çok alaturka. En çok bu kelimeleri kullansam da, kullanırken kendimi yaşlı gibi hissediyorum.
Hem eski kelimeler her zaman en doğrusu olmuyor. Baba’ya “peder” dediğiniz zaman bu başka anlama geliyor mesela. Ya da kız yerine “hatun” dediğiniz zaman algı farklılaşıyor.
Ben 3.şahıslara bahsederken “eşim”, eğer bahsettiğim kişi samimiyse “hanım”, direkt hanım ise “sen” demeyi tercih ediyorum. Böyle bir sentez en iyisi gibi…

22 fatih demir { 08.13.07 at 23:57 }

Bana da bekarlarin onunde “evli oldugu kisiye” “askimmm, sultanimmm, bebegimm, hayatimmm, guzelimmm, tatlimmm, bi tanemmm,….” gibi kelimeler kullananlar yapmaciklikla tiksinti arasi bir tat vermistir hep :)
Birisi etrafta degilse evde istediginizi deyin birbirinize ama onumde yapmayin be kardesim!!!
Anan baban sana bir isim vermis, kulagina uflemis, niye durduk yere degistiriyosun ismi?

Benim en cok hosuma giden birbirlerine “bey , hanim” diyen ciftler… “Hasan Bey cay alir misiniz?” “Tesekkur ederim Necla Hanim…” superrrrrr :)

Bir de dogal olanlar var onlar da guzel “Gariii beri bah hele! yimek hazir mi? ” “Boyudevrilesice zabah giderken para mi birahtin!!!” :)

23 murat koçak { 08.14.07 at 11:15 }

Sayın fatih demir’e tamamen katılıyorum.

Sadece bekarların yanında değil diğer insanların yanında da vakar korunmalı.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: