Toplum & Düşünce T. Suat Demren - 06 Haziran 2007 12:56 pm

Asıl sorun nedir?

Tunceli’de şehit düşen gencecik fidanlar gözyaşlarıyla toprağa verildi.

Herbireri davul zurnayla, dualarla, bayraklarla uğurlanmışlardı. Çok gençtiler, geleceğe dair umutları vardı, yollarını bekleyen sevgilileri. Anaları onları anmadan gün geçirmez yolunu beklerdi dualarla. Ve terhislerinden önce aniden döndüler evlerine, ama tabutların içinde soğuk, cansız ve kaskatı..

Allah hepsine rahmet eylesin..

Kadim bir gerçekliktir ki ateş düştüğü yeri yakar.. Anaların feryatlarını izleyip gözleri dolanlar birkaç gün sonra onları ve olanları unutur, lakin sevdiklerinin yüreklerinde açılan yara asla kapanmaz..

Tayyip Erdoğan “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” dediğinde epey gürültü kopmuştu. Evet; Erdoğan doğru söylüyor, askerlik yan gelip yatma yeri değildir ama pisi pisine ölme yeri de değildir.

Şehitlerden birisi evin tek oğluymuş, babası “vatana feda olsun, vatan sağolsun” diyor ve ekliyor; “beni çağırsalar hemen silah kuşanıp giderim”

Bu vatanseverlik mi? Samimiyetten açısından değil tabii ki ama benim baktığım yerden bu bir vatarseverlik değil. Ya da en azından “içi dolu” bir vatanseverlik değil.

Daha önce bir dostumun kardeşini askere uğurlamış, ortam beni etkilediği için de bir yazı kaleme almıştım.

Bu yazımın altına yorum ekleyen Emre Bey, bu “vatan sağolsun” sözü için şöyle bir yorum yapmıştı:

100 çocuğum da feda olsun demeyi bırakıp tek bir çocuğum bile feda olmasın, niye feda oluyormuş, kolay mı büyütülüyor o çocuk, hiç bir şeye feda filan etmem ettirmem… denmeye başladığında belki bir nebze normalleşip bazı şeylerin hesabını vermeye başlayabileceğiz.

Bu yorum, genel anlamıyla “askerlik” ve “vatan” kavramı açısından katı bulunabilir ama spesifik olarak pisi pisine olan bu gibi ölümler için geçerli bence..

Neden sorgulamak yerine “vatan sağolsun” diyoruz? Neden “100 çocuğum feda olsun?” diyoruz?

Topyekün bir savaş olsa hep beraber savaşalım, ölenlerimize ağlarken “vatan sağolsun” diyelim, tamam. Ama ya bu nedir?

Meseleyi sorgulamak yerine kabullenir tarzda, kadim “devlet baba” geleneğini meşrulaştırırır bir yaklaşımlarda bulunmak, 20 küsür yıldır koca bir konvansiyonel orduya rağmen halledilemeyen bu sorunun hesabını sormayı geciktirmiyor, hatta engellemiyor mu?

Bunu acı çeken baba açısından söylemiyorum, acısını hafifletici bir tepkisellik olarak da görülebilir bu. Öyle ya kim ister/kabul eder canı gibi sevdiği evladının pisi pisine öldüğünü? Bu genel bir davranışımız bizim, anadolunun yerleşik kültüründen gelen birşey.

Şimdi burada “bu sorun nasıl hallolur?” desem belki birçoğu birbirine temelden zıt olan yığınla çözüm yaklaşımı gelir. Bunlardan bazıları gerçekten sorunu bitirebilir de, fakat bu konuya olan temel yaklaşımımızı değiştirmez.

Daha sonra çıkacak başka sorunlarımızı da kapsayan bir “genel ilke”ye ihtiyacımız var bizim: “hesap sormak”

Hesap vermek, “vermek zorunda olan” açısından hoş bir şey değil elbet ama birileri bizden alınan vergilerle, bizi korumak adına birşeyler yapıyorsa ve bunu yaparken de yine bizim evlatlarımız “pisi pisine” ölüyorsa bu sorgulamayı esirgemek akıllıca mı?

Baskın Oran’ın da dediği gibi sisteme dahil edilmeyip dışlanan muhalifler sistemi yıkmaya çalışır. Bu Kürt meselesi için de böyledir, başka yumuşak karınlarımız için de. Sorunlar sistem içinde konuşulmalı ki gerilim boşaltılsın ve çözüm sistem içine bulunsun.

Yıllardır izlenen hatalı politikaların cezasını çekmediğimizi kim iddia edebilir? Ölenler bizim evladımız da öldürenler başkasının mı? Onlar da bu vatanın evladı değil mi?

Hala bu yanlışları devam ettirmek adına DTP’lileri TBMM dışında bırakmak için yapılan atraksiyonları görmedik mi?

Son zamanlarda yükselen terör saldırılarının arka planı var elbet, kimilerine göre yükselen terörün hedefi AKP iktidarını bitirmek, kimilerine göre ise AKP iktidarını sağlamlaştırıp rakiplerinin yolunu tıkamak.

Bu tartışmalar yapılır durur, senaryolar yazılır, uygulamaya konur. Tüm odaklar ellerindeki imkanları doğru-yanlış demeden kullanır; herzaman da kullanmıştır. Burada kullanılan terör de olur, psikolojik harekat da.

Fakat dediğim gibi bizim sorunumuz bundan daha temelde. Yarın AKP gider BKP gelir, o gider CHP gelir; temel sorun çözülmedikten sonra bu tip taşeronlar hep olacaktır. Bu olduğu gibi biz havuç-sopa ile güdülüp duracağız. Ya da en iyi ihtimalle kazanda yavaş yavaş kaynatılacağız. Sadece bu değil pekçok başka sorunumuzun temelinde de bu var.

Başa gelenleri kabullendiğimiz ve “hesap sorma”yı ilkesel duruş haline getirmediğimiz müddetçe de bu böyle olmaya devam edecek.

77 Responses to “Asıl sorun nedir?”

  1. on 06 Haziran 2007 at 14:45 1.Talha Can

    Mehmet Altan’ın bugünkü yazısı:

    Karakolları kim korur?

    Uzun haberin içinde kezzap gibi bir cümle: ‘Çatışmada ve meydana gelen patlamada 7 asker şehit oldu, 8 asker yaralandı.’ Yok olan gencecik yaşamlar…

    Onları yitirenlerin onulmaz acıları… İkisinin durumunun ağır olduğunu öğrendiğim yaralıların bundan sonraki hayatları…

    Acılar, ıstıraplar, çileler…

    ***
    ‘7 asker şehit oldu’ diyen kısa cümle, gencecik çocuklarımızın öldüğünü söylüyor.

    Kaybolan hayatları ve ailelerin yaşadığı dramları haykırıyor.

    Adları, soyadları, aileleri, yaşam serüvenleri..

    Şehit düşenler kimler?

    Araya araya sonunda bir gazetede adlarını buluyorum:

    İzmir’den Erdem Erkaçtı..

    Amasya’dan Eraslan Güngör…

    Şırnak’dan Burhan Yalçın…

    Gaziantep’den Emrah Katadelen…

    Balıkesir’den Mustafa Arslan…

    Erzurum’dan İlhan Sağlam…

    Kayseri’den Eyüp Yabangülü…

    ***
    Bir haber sitesi, İlhan Sağlam’ın 21 yaşında olduğunu yazıyor… Yaşasa, dört ay on beş gün sonra terhis olacağını da gene oradan öğreniyorum.

    İkiz kardeşi ile birlikte baskına uğrayan karakolda askerlik yapan Erdem Erkaçtı oto tamircisinde çalışıyormuş… Kardeşiyle birlikte askere üç ay önce gitmiş..

    Neden öldüler?

    Haberden okuyalım:

    ‘Terör örgütü üyesi iki kişi, yolda gasp ettiği bir otomobille, Pülümür ilçesine otuz kilometre uzaklıktaki Kocatepe Köyü’nün yanındaki bir tepede bulunan jandarma karakolunun önüne geldi.

    Araçtan inen teröristler, bir anda ceplerinden çıkardıkları el bombaları ve bazı patlayıcıları karakolun içine attı.

    … Karakolun önüne araçla gelen terörist ölü ele geçirilirken diğeri kaçtı.’

    ***
    Munzur Dağı tepelerinde…

    Kocatepe Jandarma Karakolu…

    Karakolun resmine bakıyorum.

    Karakol, kuş uçmaz kervan geçmez bir diyarda.

    Ne için var?

    Güvenliğimizi sağlamak için.

    Peki, oradaki askerlerimizin güvenliği?

    ***
    Hepimizin güvenliği gibi askerlerin güvenliği de gene askerler tarafından sağlanır…

    Kocatepe Karakolu hem kendi güvenliğini sağlar, hem Türkiye’nin.

    Doğrusu, iki teröristin bu kadar kolayca bir arabayı zaptetmesi…

    ‘Parola’ bile söylemeden karakola girmesi…

    Yedi gencecik insanı öldürmesi, ikisi ağır sekizini yaralaması…

    Ardından da birinin kaçması…

    Karakolun kendi güvenliğini hiç mi hiç önemsememesi…

    Bütün bunlar, ölen çocuklar için duyduğum acıyı arttırıyor.

    ***
    Militerlerin sürekli siyaset konuşmaları…

    Toplumun ise ‘savunma’ konusuna ‘ne olur, ne olmaz’ diyerek uzak kalması…

    Türkiye’de savunmanın konuşulmasını çok eksik bırakmakta.

    Ne çağın gelişmeleri…

    Ne savunmadaki teknolojik atılım…

    Ne sanayi döneminin kavramlarının tümden değişmesi…

    Ne avantajlar ya da zaaflar…

    Bunların hiç biri, olumlu bir havada ve katkı sağlayacak bir biçimde konuşulmuyor.

    Askeriyesi de siyaset, siyasetçisi de siyaset konuşunca, bunun bedeli toplum tarafından ödeniyor.
    ***
    Munzur Dağı eteğindeki karakolumuz nasıl böyle kolayca basıldı?

    Dağbaşlarındaki gencecik insanlarımızı yitirmek…

    Üstelik bizi savunanların böylesine savunmasız bir şekilde ölüme gitmesi…

    İnsan bunu kabul etmekte zorlanıyor.

    Hem de çok zorlanıyor.

    Mehmet Altan/Star

    2007-06-06 11:20:56

    http://www.samanyoluhaber.com/index.php?khide=1&ghide=1&sec=10&hid=52095

  2. on 06 Haziran 2007 at 14:53 2.Ecenaze

    Kuzenim Çapa Diş Hekimliğini derece ile bitirmişti ve bir an önce askerliğini yapıp dönüp muayenehanesini açmak istiyordu..
    Babası ile arası açıktı ve asteğmen olup maaş alarak hem para biriktiririm hem de askerlik aradan çıkar diye düşünerek, gitti..
    Malum yerlerden birine verdiler..
    Şimdi anlatıyor, defalarca operasyona çıkmış..
    Yeni mezun bir diş hekimi olarak, hiç olmayacak sağlık görevlerine vermişler..
    Ağrı ya verilen bir arkadaşı da sırf revirde kalıp yırtabilmek için, uzun süredir varolan menisküsünü ameliyat ettirmiş..
    Ve süresini öyle tamamlamış..
    127 kg luk bir arkadaşları da 130 kg olmak için her gece kilo kilo tatlı ve incir hamur ne varsa yiyerek çürüğe çıkartmış kendini ve askerlikten yırtmış..[yanılmıyorsam 6 ayda bir kilo için muayene olunuyormuş]
    Kuzenime ENAYİ diyorlarmış..Dağa gitti diye..
    Ve eminim oradan cenazesi gelseydi, hepsi “pisipisine gitti Niyazi oldu “diyeceklerdi..

    Şunu demek istiyorum;
    oralarda birileri birileri ile savaşıyor doğru, ama kiminle niçin savaşıldığı artık muamma..
    Kutsiyetini yitirdi gözümüzde…
    PKK yı finanse eden güçler kimler , neler belli değil!
    Ölenlerin şehit olup olmadıklarını bile tartışıyoruz..
    Ve koskoca ordumuz okulda okunan ilahilerle uğraşırken, birilerinin ocağına ateşler düşmekte..
    Ne yalan söyleyeyim, erkek kardeşime okulu bittiğinde yurtdışına gitmesini öğütlüyorum..

  3. on 06 Haziran 2007 at 15:59 3.su

    kürşat buminin bugün yazdığı ‘Bir kere daha: ‘Yas tutmayı yasaklayan medya’ adlı yazısısnı okumanızı tvasiye ederim o da olaya aşağı yukarı bu pencereden bakmış ve medyayı eleştirmiş..güzel bir yazı..

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=06.06.2007&y=KursatBumin

  4. on 06 Haziran 2007 at 16:15 4.BetüL

    Gulay Gokturkun de “kurban olsun”la ilgili benzer bir yazisini okumustum. Aradim bulamadim simdi.

    Basbakana askerlik yan gelip yatma yeri degildir dedigi icin kiziyorlar, ben katiliyorum. Bana da oglumu askere gondermeyecegimi soyledegimde kizan garip garip bakan insanlar var.

    Koskoca ordumuzun PKK yi bitirememesi falan hepsi bir yana,
    sehit olanlarin icinde er olmayan var mi?

    Haberin ayrintilarini okumadim bilmiyorum ama oldugunu sanmiyorum. Bizim rutbeli maasli askerlerimiz ne yapiyor da liseyi/universiteyi yeni bitirmis, hayata atilmak icin yolundaki son engel olan kutsal gorevini yapmaya, bir savas durumunda vatanini koruyabilmek icin savasmayi ogrenmeye giden cocuk yastaki gencler PKK nin onune suruluyor.

    Bu isin profosyonelleri varken egitimini almis ve bu is icin maas alan milli gelirin cogunu emen askerlerimiz ne yapiyor da iki gunluk asker olan erler PKK ile savasiyor?

    Ilk once sorgulanmasi gereken bu bence.

  5. on 06 Haziran 2007 at 16:17 5.Laik Erol

    Tarik bey,
    Hepimizi cok uzen olaylar bunlar.

    Askere dusen sorumluluklari ve hatalari tartismak yanlis degil, ayni sekilde siyasi partilerin ve liderlerinin de sorumluluklarini ve hatalarini irdelemekde lazim fakat yeterli degil.

    Sadece gecmise donuk sunu yaptin, sunu yapsaydin yerine birazda ileriye donuk ne yapacagimizi konusmak lazim degil mi?
    Bugun teror’e sadece askeri cozum arayanlarin bir yere varamayacagini herkes anladi, bunu bizde askerlerde, politikacilarda soyluyor.

    Benim gordugum kadar ile aci cekenlerin acisini, yada yaratilmis korkulari siyasi kazanc haline getirmeye calismak disinda kimse ileriye donuk bir strateji hazirlamis degil.

    Islami kesimin : sizde bizde muslumaniz, Milliyetci kesimin : sizde bizde kardesiz gibi soylemlerini yeterli cozum olarak gorenler yaniliyor.
    Solcuyum diyenlerinde soylemi bu iki eksen arasinda gidip geliyor, zaten (maalesef) Turkiyede sol’un pek buyuk bir taban gucude yok.

    Ileriye donuk askeri stratejik yontem degisikliklerinde buyuk degisiklik beklemiyorum. Askeri strateji tek basina sadece marjinal hale gelmis bir terore bile cozum olamaz, en azindan polisiye stratejiye ihtiyaci olur.

    Ileriye donuk siyasi (ekonomik, politik, azinlik haklari, yerel yonetimdeki gelisimler) cozum uretecek partilerimizin bu konudaki yaklasimlarini bilen ve anlayan varsa, bu konuda iyi bir makale yada bir liderin yapmis oldugu ve havada kalan sozlerin disinda, somut olarak sunu yapacagiz diyen biri olmus ise lutfen bu tur yazilari boyle forumlarda tartisalim, belki pozitif bir seyler cikartabiliriz.

    Selamlar
    Erol.

  6. on 06 Haziran 2007 at 17:11 6.acemi

    Yorumlar içinde 2 yorumun 2 yerine katılmıyorum:

    (1)'’Yıllardır izlenen hatalı politikaların cezasını çekmediğimizi kim iddia edebilir? Ölenler bizim evladımız da öldürenler başkasının mı? Onlar da bu vatanın evladı değil mi?'’Tarık

    (2)'’Şunu demek istiyorum;
    oralarda birileri birileri ile savaşıyor doğru, ama kiminle niçin savaşıldığı artık muamma..
    Kutsiyetini yitirdi gözümüzde…'’Ecenaze

    (1) Onlar, İra-Irak-Suriye ve Türkiye’den toprak talebinde bulunan, ülkemi bölmek için kahpece, kalleşce yollara mayınlar döşeyip, karakol basıp; ülkemi korumakla görevli Mehmedimi şehid edenler NASIL BU ÜLKENİN EVLATLARI olabilirler ? Biyolojik olarak, bazılarının bu ülkede doğmaları yeterli kıstassa sözüm yok! Benim de kardeşim Şırnak’da öyle bir dağ karakolunda askerlik yaptı. Nöbetlerde uyuduklarında,şehid olan arkadaşlarının ruhları gelip ‘’kalk Ahmed, baskın yapacaklar ‘’ diye onları bu kafir ruhlu canavarlara karşı uyarıyorlardı. Kardeşim terhis olduktan sonra aylarca da evde psikolojik savaş verdi; hala zaman zaman kısmi yüz felci nüksediyor, ilaçlar eşliğinde yaşam sürüyor!
    Ana, rüyasında KÖPEKLERİN kuşları sardığını görüyor! Onlar çiyandır, onlar aşımıza vatanımıza göz koyanlardır.Onlar asla ve asla bu vatanın evlatları olmadılar. Geçen Hayrettin Karaman’da bir kanalda DTP için, DTP’li kardeşlerimiz diyebildi! Yuuh yani..
    Gücendim..

    (2)Kiminle savaş verildiği neden muamma olsun. Komünist dinsiz ne kadar Türk ve Türkiye düşmanı varsa, onlarla topyekün, bir varoluş savaşıdır bu.
    Vatan ve millet savunması kutsiyetini yitirdi, dediğiniz anda başkalaşım çarkları içinde kendi vatanınıza en büyük ihaneti demiyeceğim ama, kötülüğü yapmış olursunuz.

    Şu da bilinen bir gerçek : İçerde Emniyet ve istihbarat; sınırlar güvenliği için ordu, bunları sevk ve idarede hükümet acz, aymazlık içinde sorumlu davranmıyorlar.
    Sen kendi kapının önünü dünyanın bilmem 6-8. gücü olarak koruyamazken, ne halt etmeye Irak’ın Kuzeyine girip, şehid tabutlarını memlekete göndereceksin!
    DTP denen bölücüleri meclise sok, diyeceklerini orada desinler. Dertleri neymiş, millet kürsüsünden anlatsınlar ve birileri için cazibe merkezi olmaktan çıksınlar..
    sevgiyle..

  7. on 06 Haziran 2007 at 17:11 7.BetüL

    Bir de, Unal Tanik in su yazisi cok ilgimi cekmisti:

    “Şimdi daha önceden ipuçları verilen bir senaryo gündemde. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, 13 Nisan’da yaptığı basın toplantısında çok az kişinin dikkat ettiği bazı şeyler söyledi. Herkes, Kuzey Irak’a müdahale için “siyasi otoriteden onay beklendiği” sözlerine odaklandı.

    Oysa Büyükanıt’ın aynı toplantıda ifade ettiği bir şey daha vardı. Kuzey Irak’ta var olduğu ileri sürülen huzur ortamının bozulabileceğini söyledi. Irak savaşının en yoğun günlerinde bile terör örgütünün de yuvalandığı bu bölgede büyük çaplı saldırılar olmadı.

    Büyükanıt’ın sözlerinin üzerinden bir ay geçmeden bir de baktık ki Mahmur’da Irak Kürdistan Demokratik Partisi’nin (IKDP) bürosunda 50 kişinin öldüğü bir intihar saldırısı oldu. Ardından yine Kuzey Irak’ta bir patlama daha.

    Kürt gruplar, saldırıların Büyükanıt’ın sözlerinden hemen sonra gelmesinden hareketle, kafa karıştırmak amacıyla bunları Türkiye’nin organize ettiğini öne sürdüler. Bu gruplar, ellerini Türkiye’nin içine daldırmak için yeterince tahrik edildikleri sonucunu çıkardılar.

    Ankara Ulus’ta yaşanan menfur olayın hemen ardından Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, kuvvet komutanlarını da yanına alarak patlamanın yaşandığı Anafartalar Çarşısı’na gitti. Daha hiçbir ipucu ortada yok iken, faillerin kim ya da kimler olduğuna dair bir delile ulaşılmazken, dahası henüz soruşturmaya bile başlanmazken Büyükanıt suçluyu buldu ve ilan etti.

    Patlamanın terör örgütünün işi olduğunu söyledi ve “başka şehirlerde de olabileceği” uyarısında bulundu. “Yapana değil de yaptırana bak” dedi. Kuzey Irak’ı hedef gösterdi. Üstelik bu patlama, Terörle Mücadele Koordinatörü emekli orgeneral Edip Başer’in görevden alındığı günün ertesinde yaşandı.

    Bunlar da yetmemiş olacak ki dün de 6 askerimiz aynı günde şehit oldu. ”

    http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=138069

  8. on 06 Haziran 2007 at 17:53 8.BetüL

    Haberlerde az once Turk askerinin K.Iraka girdigini soyledi.

  9. on 06 Haziran 2007 at 18:14 9.T. Suat Demren

    Sayın Acemi,

    “Bu toprakların evladları” ibaresinin içine bu topraklarda doğan büyüyen herkes girer; bir ideoloji uğruna “kandırılmış”da olsa.. bence.

    Hürmetler.

  10. on 06 Haziran 2007 at 18:51 10.mustafa

    Betul hanımın ilk yorumuna katılMıyorum. Profesyonel askerlikten bahsetmiş. Ekonomimizin durumu zaten belli, diğer yandan coğrafi şartların da etkisi var. Bu bölgede güçlü bir ordu olmadan ayakta kalmak imkansız.

    Bir de,

    ‘’ Bizim rutbeli maasli askerlerimiz ne yapiyor da liseyi/universiteyi yeni bitirmis, hayata atilmak icin yolundaki son engel olan kutsal gorevini yapmaya, bir savas durumunda vatanini koruyabilmek icin savasmayi ogrenmeye giden cocuk yastaki gencler PKK nin onune suruluyor.'’

    demişsiniz.

    Buna da katılmak mümkün değil. Emin olun rütbelilerde ‘yan gelip yatMıyor..'’ Bunu çok yakından biliyorum.

  11. on 06 Haziran 2007 at 19:24 11.acemi

    Sevgili Tarık !
    Kandırılmış olmaları, mazeretleri olabilir mi? Mazeretleri onlara bu vatanın evlatları olma paye ve şerefini bahşeder mi?
    Şehidlerden biri Allah korusun kendi öz kardeşimiz olsa, o cümlenizi kullanmak şöyle dursun, aklımızdan bile geçiremeyiz.
    Nuh peygamber, inanmayan oğlu için ‘’oğlum'’ dedi, ayetle uyarıldı, ‘’ o artık senden değil ‘’ mealinde..
    O soysuzlar, kanla sulanmış, şüheda yurdununa ihanet edip, bizim düşmanlarımıza piyon olarak,bize kalleş kurşunlar sıkarken asla mazur gösterilemezler..
    Burada bizden önce yayın yapıyorlar, yayın arkası bir dönem hararetli tartışmıştım o bölücülerle! Hatta canlı yayında Aponun yakalandığında korkaklığını, annem Türk, bu vatana bir hizmetimiz…cümlelerini de haykırıp, tek başına girdiğim stüdyodan tek başına çıkmıştım. Diyeceğim, birebir göz göze, yayınlarını dinlemektir asıl tanımak..
    Türk askeri diye o yamuk ağızlarını açıp, başkanımız Apo diye konuşmalarını bir dinleseniz, Yunan, Rum ağzıyla aralarında bir fark göremezsiniz..!
    Sakın beni kimse Milliyetçi sanmasın!
    Bu toprakların türküsünü söylemeyenler, bu toprakların çiçeğine, dağına aşık olmayanlar; bu toprakların havasını soluyup, gündüz kahvehanede oturup, gece insanımıza kurşun sıkanlar mı bu vatanın evlatları ?
    Bu görüşünüzü gözden geçirmenizi rica ederim..
    sevgiyle..

  12. on 06 Haziran 2007 at 19:42 12.T. Suat Demren

    Sayın Acemi,

    “Bu toprakların evladı” dedim “müslüman” demedim.

    Bu toprakların evladı tanımlamama gayri müslümler de ateistler de marksistler de giriyor, tıpkı burada yaşanan ermeniler ve rumların da girdiği gibi. Anadolu’da doğması yeterli.

    Anadolu’nun kendine has bir biçimde yoğrulmuş bir kültürü vardır çünkü.

    ***

    Benim de kardeşim asker, hem de en tehlikeli bölgelerden birinde:

    http://www.dusunceler.org/2007/05/07/canim-sikkin/

    **

    Bölücülüğe şiddetle karşıyım, uniter yapımızı kesinlike korumaktan yanayım ama bugün yaşananları “sonuç” olarak görüyorum. Emin olun bu “sonuçta” üzerine konuştuğumuz “kandırılmışlar”dan çok daha fazla sahiplerimizin suçu var. Sorunun tarihi 20 yıllık falan değil taa Seyh Sait zamanına kadar uzanıyor ve ulus devlet kurma sürecinde büzülen imparatorluğun farklılıklarını ezen yanlış politikaların eseri.

    Ve yine emin olun bu ayrılıkçı terör marksist söyleme değil de islami bir söyleme sahip olsaydı çoktan o güneydoğuyu bizden kopartmışlardı.

    Konu uzun vakit dar;

    Selamlar.

    (Ayrıca “Suat” deyin diye ilave yaptık yahu, istirham ediyorum dostlar “Suat” ismiyle hitap ediniz..:-)

  13. on 06 Haziran 2007 at 19:53 13.acemi

    Sayın T.Suat Bey,
    Bir marksisit, bir ateist, bir ataist de bu toprakların evladı olabilir. Konuyu müslüman kıstası üzerinde temellendirmedim..
    Onlar da bu toprakların evladıdır, bize ihanet etmedikçe, bizi satmadıkça, vatanı bölme yarışına girip, insanımıza ve can’a kıymadıkça..
    Ama bölücülere katılanlar mı, asla..Sanırım bu konuda anlaşmamız zor görünüyor! Teror, sonuç olsa bile; o sonucun aktörlerini haklı göstermediği gibi, bu vatanın evladı yapmaz..
    sevgiyle..

  14. on 06 Haziran 2007 at 22:26 14.Laik Erol

    Suat bey,
    Dediklerinize bir miktar katiliyorum :

    ulus devlet kurma sürecinde büzülen imparatorluğun farklılıklarını ezen yanlış politikaların eseri

    Bu yazdiginiz yanlis degil.
    Diger taraftan “ulus devlet” yaklasimini bizden yuzyil once yapmaya baslayan bazi ulkeler (dogru veya yanlis) bir sekilde problemlerini bir miktar hallettiler.
    (ornek Fransa’da bretons, alsacien, basques, catalan, flamand,occitan bugun bir potada erimis gibiler, biraz bask bolgesinde hala sikinti var oda denizde bir ada oldugu icin biraz geriden takip ediyor)

    Azinliklarla ilgili sorunlarin halledilme yolu icinde yasanan caglara gore degisir bence.
    Ulus devlet politikasi 19. veya 20. yuzyilda dogru bir politikaydi belki, belki biz yanlis uyguladik yada yeteri kadar zaman gecmedi .. bilemiyorum.

    Cagimiza uygun politikanin tam olarak ne olmasi lazim onuda bilmiyorum, ama osmanli politikasi yada ulus-devlet politikasini kendi caglari icinde dusunmek lazim.

    Cagimiz iletisim cagi. Kapitalizmin, Medyanin cok guclu oldugu bir cag.
    Yerel kulturel baglarin tekrar guclenmeye basladigi bir cag.
    Ayni zamanda bireylerinde internet yoluyla dogru yanlis bir cok bilgiye ulasabildikleri bir cag. (Bakin burada dunyanin dort bir yanindan yazisabiliyoruz.)

    Cagimiza uygun azinlik politikalarini gelistirebilmeye en faydali yontem insanlarimizin EKONOMIK ve KULTUREL alt yapisini gelistirmekten gecer:
    egitim seviyesini, bireysel ozgurluklerini, uygarca yasamak ve uygarca fikir alis verisinde bulunabilmek vs..

    Milliyetciligi veya dini duygulari one cikaran politikalarin bu bahsettigim yonde faydali olmaktan cok engelleyici oldugunu dusunuyorum.

    Insanlar dinlerini yada kimliklerini inkar etsinler demiyorum, sadece bu faktorlere olmasi gerekenden fazla onem verilmesinin cozum icin yarardan cok zarar veren bir yontem olabilecegini soyluyorum.

    Selamlar
    Erol

  15. on 06 Haziran 2007 at 22:28 15.Laik Erol

    Duzeltme :
    Fransa ile ilgili ornek Bask bolgesinde ve Korsika’da olacakti. (Ada olan korsika)

    Selamlar
    Erol

  16. on 06 Haziran 2007 at 23:49 16.VolkanS

    bir de şu açıdan bakalım adamın çocuğu ölmüş.
    niye öldü, neden çatışmaya soktunuz benim oğlumu dese geri gelmeyecek.
    mecburen “vatan saolsun” diyor.
    Yoksa imkanı olsa çocuğunu askere bile yollamaz muhtemelen.

    operasyon tartışmaları hakkında baskın oranın yazısı oldukça aydınlatıcı

    http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=7105

  17. on 07 Haziran 2007 at 01:40 17.Tansel Güçlü

    Sayın acemi,
    Vatan, millet, sakarya, faşizm, otoriteryanizm, off çok sıktılar beni çoook…

    [Bir marksisit, bir ateist, bir ataist de bu toprakların evladı olabilir.]

    Yukarıdaki ötekileştirmelerinizin dıştalamalarınızın farkında mısınız? Marksist konuşmicak, liberal konuşmicak, komünist-sosyalist-anarşist konuşmicak, sosyal demokrat konuşmicak, dindarlar konuşmicak, sadece kemalistler ve onlarla birlikte milliyetçiletçiler konuşacak. Bu sistemin adı faşizmdir, totalitarizmdir. Dışlananlar bu ülkenin çocuğu değildir gibi anlamsız anti-demokrat söylemlerinizin farkına varın artık. Kürt sorununu yaratan koşulları ve kurumları da irdelemek gereklidir. Gökten zembille inmedi bu sorunlar. Bir sonuç, süreç.

  18. on 07 Haziran 2007 at 02:45 18.BetüL

    Mustafa bey,

    tabiki guclu bir ordumuz olsun ordumuzun gucune ya da calisanlarin maaslarina aktarilan paradan bahsetmiyorum, dunyada bir burj-el arabta bir de bizim bazi orduevlerinde olan luxten bahsediyorum

    Profesyonel askerlik sozlerimin neresine katilmadiniz anlayamadim. Ortada oyle yada boyle PKK ile bir savas var. Bu savasa askerligi ogrenmek icin uc gun once askeriyeye katilmis gecici ogrencileri, liseyi universiteyi yeni bitirmis gencleri PKK nin bulundugu g.doguya almamalari, catismaya surmemeleri gerekir. Bu savasi profesyonel, bu isin egitimini gormus bu is icin para alan askere yaptirmalari gerektigini dusunuyorum.
    Yan gelip yatmak yerine hangi eri nereye sursek diye beyin cimlastigi de yapiyor olabilirler tabii.

    Profesoneller islerini yapiyorlarsa neden sadece erler sehit oluyor?
    -belki sehadet makami irticaci oldugu icin rutbeliler istemiyordur ;)-

  19. on 07 Haziran 2007 at 08:26 19.kuzucuk

    Bu konuda acemiye katılıyorum. Kandırılmışlarmı kandırılmamışlarmı bilemem ama benim için sonuç önemlidir. Sonuçta bu kişiler savundukları Kürtleri dahi öldürmekte hatta kundaktaki bebekleri öldürmekte bir sakınca görmüyorlar. Ne uğrunda savaşıyorlar neyi savunuyorlar belli değil. Bu savaş anlamlıdır ve gereklidir. Biz evimizde rahat rahat uyuyorsak o bölgede şehit olan ( inşaallah şehittirler başka bir dini forumdaki arkadaşların görüşüde böyle) kardeşlerimiz sayesindedir. Türkiyede bir Kürt sorunu varsa dahi bu onların dağa çıkıp savaşmalarını gerektirecek kadar büyük bir sorun değildir.

  20. on 07 Haziran 2007 at 09:38 20.acemi

    Sn Tansel,
    Kürt sorununu yaratan koşullar moşullar..Ben Suat Bey’e hangi konuda nasıl cevap verdim tekar karşılaştırmanızı öneririrm.Ötekileştirmek durumunda olduğum yalnızca yediği ekmeği pisleyen..Artık adını siz koyun.Ve bu konu tartışıldıkça hep ısrar edeceğim, bu vatanın bölüp, büyük Kürdistan için canıma kıyan kalleşler asla bu vatanın evladı olamazlar..Buna itiraz edenlere de müsamahalı bakamam.
    ‘’Dışlananlar bu ülkenin çocuğu değildir gibi anlamsız anti-demokrat söylemlerinizin ..'’
    Bu cümlenizi de isterseniz tekrar gözden geçirin.Ben böyle tuhaf bir ifade kullanmadım.
    Kürt mürt sorunu.Burada çok tartıştık PKK’lılarla.Doğuya yatırım, kürtçe dili …vs.Bunlar TC için realiteydi.Öyleydi diye, hak cana kıyılarak mı istenecek ?
    Dinini yaşamak isteyenlerin de hakları gaspediliyor, diye onlar da bu topraklarda hergün kanlı eylemler mi yapmalılar?
    O pencereden bakınca, ben hem alamancı hem müslüman olarak o ülkede hem burada (Avusturya) kendimi dışlanmış hissediyorum..
    O cümleniz hem çarpıtma, hem benim ifadem de değil, anlatmak istediğim de..
    Siz adına kürt sorunu dersiniz, birileri de çıkar, güneydoğu sorunu der.Kürt sorunu diye aldığınızda, sorunlar zinciri; ırkçı temellere bağlı olarak; kürdistan haritalarına kadar varır.
    Biz Suat bey ile sorunun bahsettiğiniz kısmına girmedik ki, soru şu: Sonucun aktörleri olan ve bu milletin evladına kurşun sıkan, dış ülkelerden beslenen bu hain, bu bölücü, bu kanla beslenen vampirlere ‘’onlar da bu vatanın evladı'’ denilebilir mi?
    Ben buna takılmıştım.
    Adam karısını doğruyor, bu cinayeti yaratan koşulları ve kurumları irdelemek gerekir mi, diyeceksiniz. O zaman her katil kendine bir sebep bulur.
    Sorunun çözümü olarak kan dökenler, vatanı bölmek için çırpınanları mazur göstermeyin bana..!
    Sn Betül’ün : Bu savasi profesyonel, bu isin egitimini gormus bu is icin para alan askere yaptirmalari gerektigini dusunuyorum;cümlelerinde hemfikirim..
    Kuzucuk’un da dediği gibi, her sorunu olan dağa çıksın, masum canları yok etsin ve bu vatanın evladı olmayı sürdürsün..

  21. on 07 Haziran 2007 at 12:27 21.T. Suat Demren

    Sonucun aktörleri olan ve ……..(Acemi)

    Galiba ihtilaf burada. Onlar aktör değil; onlar: yani sahrada gezen teröristler. Onlar ancak figüran..

    Aktörleri saymaya kalkarsak işin içinden çıkamayız; çünkü nerelere gideceği belli olmaz.

    Bunu adi cinayetlerdeki münferit sebeplerle kıyaslamak da yanlış.

    Ki bu onları aklamak için de değil; kimse kurşun atan teröristi aklamıyor, fakat aklamaMak realiteyi değiştirmiyor. Realite de onların da bu toprakların havasını koklayıp suyunu içtikleri..

  22. on 07 Haziran 2007 at 13:48 22.Ecenaze

    Acemi hanım,
    Ben kiminle savaştığımız muamma diyorum, siz komünist ateistlerle savaşıyoruz diyorsunuz..

    Bu kadar kısır ve dar bir tesbite malesef katılmam mümkün değil!

    Siz de ben,m düşünceme katılır yada katılmazsınız, sorun değil,
    çünkü ben PKK nı kurulma sürecinden itibaren bir tür devlet politikası olduğunu düşünüyorum..
    Tıpkı Hizbullah gibi..

    Daha fazla yazıp başımı belaya sokmak da istemiyorum…
    Betül le aynı düşünüyorum..
    selamlar, saygılar…

  23. on 07 Haziran 2007 at 16:51 23.Tansel Güçlü

    Sayın acemi,

    O lafı etmediğinizi tabii ki biliyorum ama dışladığınız kişileri dışladığınız için ülkenin evladı saymıyorsunuz. Kusura bakmayın da ben öyle “ulusal çıkarlar”, “milli çıkarlar” gibi martavallara pek biad etmem. İnsanların özgürlüğünün içine edip sonra da bu tektipleştirici sloganlara sarılmak arasında tahmin edemeyeceğiniz bir bağ vardır efendim.

    “Yabancı olarak entelektüelin izlediği mecrayı belirleyen kalıbı en iyi anlatan söz sürgünlüktür. Yani tamamen asla uyumlu olmama; kendini her zaman, deyim yerindeyse, ‘yerliler’in işgal ettiği aşina muhabbet dünyasının dışında hissetme; çoğunluğa intibak etmek ve milli çıkarları gözetmek gibi tuzaklardan uzak durma eğiliminde olma, hatta bu tür tuzaklardan hiç hazzetmeme durumu. Bu metafizik anlamıyla sürgün, entelektüel için huzursuzluk, hareketlilik, devamlı tedirgin olup başkalarını da tedirgin etmek demektir. Geçmişte kalmış ve herhalde daha istikrarlı bir nitelik arz eden evde olma durumuna geri dönemezsiniz; maalesef yeni evinize de asla varamazsınız, yeni eviniz ya da durumunuzla asla özdeşleşemezsiniz.”
    [Entelektüel / Edward W. Said]

    Kürt sorununu yaratan bizzat devletin kendisidir. Ağalar ile işbirliği yaparsanız, insanların dillerini konuşmasına o dille eğitim yapmasına engel olursanız bu bir toplumsal rahatsızlığa sebep olur. Silah tabii ki benimsenecek yol değildir ama bir çıkışsızlığın göstergesi olabiliyor. PKK yı günahım kadar sevmem ama izin verin de egemenlerin tanımı olan “terör” ve “terörist” kavramlarıyla da konuşmayayım. Eğer silah kullanmak ve insanların hayatına özgürlüğüne gaspetmek ise terör, biraz da devletimize baksak derim. 1977′ye baksak derim. Darbelere baksak derim, derimoğlu derim.

    Bu topraklarda yaşayanları örnek bir “Türk” yapmak üzere kurgulanan sistem faşizan-ırkçı değil mi peki? Şaka yaptığınızı düşünmek zorunda kalıyorum…

  24. on 07 Haziran 2007 at 17:54 24.Hatice

    Suat Bey,

    Vatan daima sağolsun o ayrı mesele ama hesap sormanın lüzumu da arada kaynamasın, görüşünüzü benimsiyorum. Benimsemeyecek kimse var mıdır orasını bilmem.

    Şehit Burak Okay’ın cenaze töreninde “vatan sağolsun demeyeceğiz” diyen babası bunun sebebi olarak bir röportajda -kısaca- şöyle diyordu:

    “Ben vatan sağ olsun demeyeceğim. Demeyişimin sebebi şu: Yetsin diye, yeter diye, yeter! Yeter demeyelim bunları diye ben öyle söyledim.”

    Tamamı için: http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=344670&keyfield=766174616E

    Bizim eğitim sistemimiz facia Suat Bey. Bu sistemden çıkan insanlara hesap sormanın, sorgulamanın gerekliliğini nasıl anlatabilirsiniz, ya da kabul ettirdiniz nasıl eyleme dökmelerini sağlayabilirsiniz?

    Eğitim sisteminin çarkına girmemiş olan vatandaşlar için de aynı şey geçerli. Darbesiyle, muhtırasıyla on yıllardır bastırılıyor insanlar. Bir avuç ne idüğü belirsiz insan birilerince düşünen adam ilan edilip millete bu adamların ağızlarından çıkanları kaçırmamaları söyleniyor. Önekleri, vasıfları var Prof., Dr., Sosyolog, İlahiyatçı vs..

    Biraz mürekkep yalayıp, fikir dünyasını kaynatabilmişler hariç herkesin ağzında ise bu adamların söyledikleri var. Sağcısı sağcı düşünenin sözünü atmış heybeye, solcusu solcu düşünenin sözünü..

    Ntv radyoda ikindi civarında bir program var: Halkın Sesi.. Dinliyoruz, halk arıyor, kendisinin sandığı fikirleri sayıp döküp kapatıyor. Önceki akşam falanca kanalda falan kişi söylemiş çoğunu. Ben aramıyorum, zira politika yahut diğer sosyal meselelerde o kadar uzun boylu konuşacak birikimim yok, ama Allah’tan ileride sağlam fikirler oluşturabilmeme engel olacak ezberlerim de yok..

    Saygılar,

  25. on 07 Haziran 2007 at 18:10 25.umm eyyub

    Tarik bey ,
    Her yanlisin hesabi sorumlulardan sorulmali. Askerler in hesabi da TSK dan sorulmali ki onlar da vazifeleri olmayan islerle ugrasmak yerine kislaya gonderilen askerlerimize en iyi bir sekilde kendini ve vatani mudafaayi ogretmeliler.
    Eger ogretmiyorlarsa vazifelerini dogru yapmiyorlar, yetersizler demektir.Gencler kislalarda gerekli cihazlari kullanmayi ve PKK ya karsi nasil savasacaklari ogretilmeden o yerlere gonderilmemeli eger iki ay, uc ay yetmezse 6 ay bir sene egitilmeliler.
    hurmetlerimle,
    Umm Eyyub

  26. on 07 Haziran 2007 at 19:53 26.Malcolm X

    9.6.2007 cumartesi, saat:21:00′de “Kan Uykusu” dizisinin 2. bölümü olan “Kınalı Türkü” var, SKYTURK’te kaçırmayın derim.
    Orada bu olanları bulacaksınız.

    Ayrıca Osman Pamukoğlu paşanın mücadelesini anlatan “Kan Uykusu” kitabını (dizi tam olarak bütünü vermiyordu) okumadıysanız tam olarak bu yaşanan olayları anlamanız mümkün değil diye düşünüyorum.

    Lütfen kaçırmayın…

  27. on 07 Haziran 2007 at 20:38 27.acemi

    Sn Ecenaze :
    1970li yılların sonlarına doğru kuruluşu ilan edilen ve bu ilanında Marksist-Leninist olduğunu belirten, “Türk sömürgeciliğine” karşı Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını “Bağımsız ve Birleşik Kürdistan” olarak kullanacağını açıklayan, örgütün, insanımızın canına kıyan katillerine komünist demek neden yanlış oluyor ve bunun neresi muamma..?
    Onlara Türkiye’de çanak tutan bir kısım egemenlerle de savaş vermek gereği, izahtan vareste! Bunu neresi kısır ve dar tesbit ? Kurulma sürecinde oynana oyunlar çoğumuzun malumu, hizbullah meselesinde olduğu gibi..Sanki ben T.Suat ile bunu tartışmışım ve aksini söylemişim! Lütfen çarpıtma yapmayalım..
    Sn Tansel Güçlü :.. ama dışladığınız kişileri dışladığınız için ülkenin evladı saymıyorsunuz.diyorsunuz. Evet tamamen öyle..Ne yani, onlar benim vatanımın bütünlüğünü dışlayacaklar, Birleşik Kürdistan diyerek insanımı katledecekler. Türk devleti, Türk askeri diye ayırım yapacaklar, kalleş mayınlarla kan emecekler ve ben bu tesbitle onlar bu ülkenin evladı olma vasfını, bu topraklara ihanet ederek kaybettiler deyince hata edip dışlamış olacağım..Dışlamayıp, haklı davanın milisleri mi dememi falan mı istiyorsunuz ?
    Ve bunu anlamak için Edward W. Said’lere ihtiyacım da yok!
    Aynı hataya düşmeyin, bu terörü doğuran sebepler dediğiniz de ben burada kendilerini savunurken söze aynen böyle başlayan bölücüleri hatırlıyorum!Bana cambaza bak oyunu yapmayınız..Cambazı tanıyoruz, konudan sapmadan cevap verin..
    Bu katiller, ülkemi bölmek için, insan öldürenler bu vatanın evlatları mı? Onlardan da geberen olunca, onlar da şehid verdi mi diyeceğiz ?
    Sanki Özgür Gündem’de tartışıyorum!!!

  28. on 07 Haziran 2007 at 21:15 28.mustafa

    Profesyonel askerlik sozlerimin neresine katilmadiniz anlayamadim. Ortada oyle yada boyle PKK ile bir savas var. Bu savasa askerligi ogrenmek icin uc gun once askeriyeye katilmis gecici ogrencileri, liseyi universiteyi yeni bitirmis gencleri PKK nin bulundugu g.doguya almamalari, catismaya surmemeleri gerekir. Bu savasi profesyonel, bu isin egitimini gormus bu is icin para alan askere yaptirmalari gerektigini dusunuyorum.

    ….

    Betul hanım;

    Profesyonel askerlik elbette iyi bir şey. Bahsettiğim, bunun olması için ekonomimizin sağlam olması gerek. Yani, bu temen)niden öteye gitmiyor.

    ‘’Yan gelip yatmak yerine hangi eri nereye sursek diye beyin cimlastigi de yapiyor olabilirler tabii. ‘’

    Betul hanım;

    bu konuya derinlemesine giremiyorum. Ama bunun böyle olmadığını ilmel yakin seviyede müşahade eden biri olarak, katılaMıyorum : )

  29. on 07 Haziran 2007 at 21:21 29.T. Suat Demren

    “Ama bunun böyle olmadığını ilmel yakin seviyede müşahade eden biri olarak

    Aman hocam “aynel yakin” ise 25 ve 200 m. de hemen her atışta görev yapmış, nizami selam veren, koca bölüğe 5 saniyede tüfek çattırmış adamım. ;-) Burada atıp tutuyoruz darbe neyim olursa kollarsınız artık..

    (latife benimkisi…)

    selamlar.

  30. on 07 Haziran 2007 at 21:33 30.mustafa

    suat ağabey;

    düzeltme için teşekkürler. dalgınlık diyip ‘topu taca atayım’

    not; henüz askerliğimi yapmadım :)

  31. on 07 Haziran 2007 at 21:53 31.T. Suat Demren

    Est Mustafacığım, düzeltme değil. Senin kullandığın doğru.

    Ben daha üst aşamayı kasdettim “aynel yakin” ile; ilmel yakinin üst aşamsıdır aynel yakin. Yani -rütbeli ya da değil- asker filansan ona göre düzen alacağım.. ;-)

    Asker olmadığına göre doğru kullandığın.. :-)

    Selamlar.

  32. on 07 Haziran 2007 at 22:05 32.Malcolm X

    Asıl mesele (sorun, problem değil :));
    Oligarşik düzenin sahiplerinin, kendi toplumuna karşı hastalıklı bir nefret taşıması, kendi insanına, kendi çocuklarına düşman olması.
    Ne uğruna;
    Çıkar, koltuk, makam, mevki uğruna…

    “Biz İttihat ve Terakki geleneğinden gelen bir ülkeyiz… Bu coğrafyada sağduyu ve akıl hep koltuk kavgalarının gölgesinde kaldı.

    İttihat ve Terakki, koltuk hırsı yüzünden İmparatorluğu batırdı. Bu nedenle, ülke içi iktidar kavgaları söz konusu olduğunda, komplo senaryoları da hızlanıyor. ” diyordu Mehmet Altan.

    Ayrıca, 12 Eylül darbesinin Netekim Paşası, darbe yapmak için “terörün olgunlaşmasını” beklediklerini söylüyorlardı günde yaklaşık 20-30 kişi can verirken. Ve 13 Eylül’den itibaren terör bitti(!?)

  33. on 07 Haziran 2007 at 22:26 33.T. Suat Demren

    Hatice Hanım,

    “ama Allah’tan ileride sağlam fikirler oluşturabilmeme engel olacak ezberlerim de yok..

    En önemlisi de bu. Doğru yoldasınız.

    Selamlar.

  34. on 07 Haziran 2007 at 22:44 34.acemi

    T.Suat Bey,
    ‘’ama Allah’tan ileride sağlam fikirler oluşturabilmeme engel olacak ezberlerim de yok..”

    En önemlisi de bu. Doğru yoldasınız.'’

    Ben üzerime alınmayacagim ve bu konuda fikrimi yanlış bulanlara şunu önereceğim:
    Madem fikrim doğru diyorsunuz..Bundan eminseniz, şehid cenazelerinde tabuta sarılan analara-babalara, dul kalan kadınlara deyiniz ki:
    ‘’Burada al bayrağa sarılıp yatan evladın öldü, şehid oldu ama, onu vuran taraftan ölenler de oluyor, onlar da bu vatanın evlatları ….!'’ Fikriniz doğruysa bak bugün de mayında 3 VATAN EVLADINI KAYBETTİK.O kalleş mayınları oraya döşeyenler de, bu vatanın evladı, deyiniz..
    Ben de Tank Çavuş idim T.Suat Bey..İki çavuş, iki aslan burcu..
    Bir sitede karşılaştı..Gel kabul et, onlar da bu vatanın evladı fikrinden..Beni daha fazla şaşırtma..

  35. on 07 Haziran 2007 at 23:18 35.T. Suat Demren

    Sayın Acemi,

    Est, uzerinize alinmayin.. Hatice hanım ile eski bir hukukumuz var, ona binaen soyledim..

    Fikrim sabit degildir ama ikna edilmem gerek.

    Yazdıklarınızdan mukni olmadım, cünkü hem meseleye farklı yönlerinden baktığımızı hem de farkli seyler konustugumuz kanaatindeyim.

    Tek tek ağaçlara bakmayalım demiyorum ama bu, ormanı gözden kaçırmaya neden oluyor.

    Askerlerimizi katledenler teröristtir. Nokta. Bu ağaç.

    Ama biz bunları değil bunları doğuran etkenleri yani ormanı konuşmalıyız. Bu etkenler olmasa idi bu gençlerin zihni böyle bir ayrılıkçı terör ve ideolojik altyapisi için canlı bomba olacak kadar gergef gibi işlenir miydi?

    Bir an için kendimizi aynı şartlarda yetişmiş kürt kökenli, bir biçimde yolu örgütle kesişmiş 17-20 yaşında genç olarak düşünelim. Biz ne yapardık? Dışarıdan bakmak yanıltabilir bizi, bu sebeple empati yapmalıyız.

    Neden “35.000 kişi cana maloldu, bitsin artık…” deniyor bu PKK meselesinde? Halbuki şehid asker sayımız 5000 civarında değil mi? Bu sayının gerisini teröristler oluşturuyor.

    Bu vatanın evladı sözünün altındaki anlamı bütünde aramalısınız, detayda değil.

    Aslen çok farklı düşündüğünüzü sanmasam da fikir ayrılığının bereket getidiğine inananlardanım.. Bu sebeple mahzuru yok; burç adaşım.. :-)

    Selamlar.

  36. on 07 Haziran 2007 at 23:41 36.BetüL

    Mustafa bey,

    yan gelip yatmadiklarini yakinen musahide ettiginizi soyluyorsunuz, dogrudur. Zaten benim sikayetim yangelip yatmalari degil asil islerini birakip baska islere karismalari ve asil isleri olan savasi sivillere yaptirmalari.

    PKK ile savasmaya yetecek kadar askerimiz yok mu, neden ekonomimizin cok guclu olmasi gerekiyor bunun icin?

    Ekonomimiz 6 yildizli misafirhanelerden tutup yaz kamlarina herseylerine yetiyor da profesyonel eri mi karsilayamiyoruz.

    Zaten ben yeni askerler alinmasini degil mevcut askerin PPK ile savasmasini, askerlik gorevini vapmaya giden genclerin hic bir sekilde tehlikeli ortamlara sokulmamasi gerektigini soyluyorum.

  37. on 07 Haziran 2007 at 23:52 37.Tansel Güçlü

    Sn. acemi,

    [Ben üzerime alınmayacagim ve bu konuda fikrimi yanlış bulanlara şunu önereceğim]

    Bir kere doğru-yanlış kavramlarıyla tartışmam. Fikriniz doğru mu yanlış mı bilemem ama gerçekliği açıklama konusunda dar kıstaslara sıkıştığınızdan sakattır onu belirteyim.

    Bir kere insanların canına kıyan herkez teröristtir, amma velakin bu kıstasta terörist diye kimleri de niteleyebileciğimizi bir düşünmek lazım, kürtlerin canına ot tıkarken özgürlüklerini taciz ederken hatta halkı katlederken de terör olmuyor mu acaba? PKK sivil halka zarar veriyor ise (ki verdiği örnekler vardır) o zaman teröristtir. Ancak harekete zemin hazırlayan ağa-devlet zulmü nedir? Kafanızın bir kenarına yazınız.

    [Sanki Özgür Gündem’de tartışıyorum!!!]

    Ne zaman Özgür Gündem okuyabilmeye başlarsınız ve farklılıkları sindirmeye başlarsınız, karşınızdakini anlama çabasına girişirsiniz işte o zaman demokrat olursunuz.

    [Ve bunu anlamak için Edward W. Said’lere ihtiyacım da yok!]

    Var efendim var. Anlayamadığınız için anlamaya ihtiyacınız olduğunu da anlayamıyorsunuz.

  38. on 08 Haziran 2007 at 00:04 38.acemi

    T.Suat Bey,
    Rakamlar konusu çok müphem bir konu. Aşağıdaki yazıda belirtildiği gibi ve birilerinin öyle empoze etmesi, benim söylediğim gerçekleri değiştirmezki..
    http://www4.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=07.06.2007&Newsid=122699&Categoryid=4&wid=6

    Elbette sizinle polemik yarışında çok ‘’acemi'’ kalırım.

    Mikroba merhamet, hastaya merhametsizliktir. NFK

    Haklılık-haksızlık değerlendirmesi ayrı şeydir, gücün haklı kullanılıp kullanılmaması ayrı şeydir, aynı şekilde İslam devleti kurma gayesi ile, bölücüler gibi; insana, cana kıyan İslamcılar çıksaydı, hükmüm değişmezdi!
    İslam ile temellendirirsem; nasılki imanını inkar eden İslam inancının evladı olamazsa, o vatanı parçalamak için insan canına kıyan da, O memleket evladı olma vasfını yitirir.
    ‘’Bu vatanın evladı sözünün altındaki anlamı bütünde aramalısınız, detayda değil.'’diyorsunuz..
    Hz.Ali (RA) Efendimz : ‘’Parça, bütünün habercisidir'’ buyurur. Sizi ikna etmekten ziyade, size karşı olan duruşumdaki onulması zor, veda kapısındaki ruh halimi iknaya memurum!
    Kim demişti Kelimeler, kelimeler diye, Sokrat mıydı..?Kelimeler ve polemik sizin san’atınız..Ben 2000 yılından beri kapılandığım uzletten kalma kelimeciklerle, karşınızda hem aciz, hemde hayal kırıklığının vermiş olduğu üzüntü içindeyim..Bunun bereketi batsın dememi mazur görünüz.
    Sanırım başkaca yazmaya, kendimde derman bulamıyorum..
    Bir gece bir rüya görmeniz için dua etmekten başka bir çarem kalmadı :)
    Selam ve dua ile..

  39. on 08 Haziran 2007 at 06:17 39.T. Suat Demren

    Sayın Acemi,

    Est, polemik yarışında değiliz..

    Verdğiniz linkte de Tuğçe Barean’da aynı ifadeleri kullanmış: “Her ikisi de bu toprakların insanı 46-47 bin kişi, neden çözülemediği/çözülmediği bilinmeyen bir iç savaşta öldü, geri kalanlar da ölmeye devam ediyor.

    Bir bünyede sakat bir uzvun olması o uzvun bedenin bir parçası olduğu gerçeğini değiştirmez. Velev ki vücut o parçayı, parça vücudu tanımamış olsun.

    Mesele mikroba merhamet değildir, mikrobu doğuran etkenlere ve vücudun neyi mikrop olarak algıladığına eğilmektir.

    Bazı hastalıklar vardır, anne hamile kaldığı andan itibaren vücud bebeği “mikrop” olarak algılar ve onunla savaşır.

    Bu vücud kimleri mikrop olarak algılamadı ki? Yerine ve zamanına göre.. Başta müslümanları olmak üzere.. Sağcıları, solcuları, muhafazakarları, liberalleri. O anki konjektüre ve genel olarak düzene muhalifliğe göre kim varsa onu. Oligarşiye kim karşı çıktıysa onu.

    En son mikrop AKP ve onu seçen kitleler değil mi?

    Bebeğin meşru mücadeleyi bırakarak zıvanadan çıkıp vücudu tahribe soyunması kabul edilir birşey değildir, terör her halukarda terördür ve kabul edilemez.

    Amma bu, savaşanlardan birisinin anne bir diğerinin de yavrusu olduğu gerçeğini değiştirmez..

    Dualar müşterek :-)

    Selam ve hürmetlerimle..

  40. on 08 Haziran 2007 at 07:31 40.Laik Erol

    Suat bey,

    Kimse yazdiklarima cevap vermese de, birileri okuyordur ve bir seyler dusunuyordur umidi ile yazmaya devam ediyorum..

    1. Asker caliskan mi ?

    Turkiyede iyi calisan kurumlarin basinda askerlik kurumu gelir.
    Askerlik mesakkatli bir meslektir, yukselmek icin caliskanligini hem kendi devrendeki akranlarina hemde senden yuksek pozisyondaki komutanlarina devamli olarak gostermen gerekir. Caliskan olanlari gozetmek, ve terfi ettirmek, ust kademedeki askerlar icin en akilli olandir cunku senin terfi ettirdigin kisiler senin emrinde calisarak senin dahada yukselmeni saglar. Karar mekanizmalarinda birden fazla komutan oldugu icin bir kisinin gozunu boyamak yetmeyecektir. Yukseldigin mevkide kalma suren belirlidir, ve senden sonra gelenlere sonunda yerini birakacagin, ve yukselemezsen emekliye ayrilacagin kesindir.

    Simdi bir general ile bir milletvekilini karsilastiralim.
    General sayisi ile milletvekili sayisi asagi yukari benzer, yani ikiside kolay ulasilan mevki degildir.
    Bizim ulkede milletvekili secilmek icin cogu zaman bir liderin gozune girmek yeterli.
    Gecmisteki liderlerin koruma muduru, soforu vesaire gorevlerden gecerek bu kademeye ulasanlar olmustur.
    “ben aday olarak odun secsem, meclise sokarim” diyen liderlerinde acikca gosterdigi gibi milletvekilligi seciminde en onemli ozellik caliskanlik degil, sadakattir.
    Bir donem sonunda kiyak emekli olursun, ve olunce maasin esine cocuguna omur boyu kalir.

    General olabilmek icin anan aglar, kurmaylik icin, ve alayda yillarca calisirsin, ve basarirsan bir kac donem onemli gorevlerin olur sonra emekli olursun, tekrar secilme diye birsey yoktur. Gecmiste yukselmis olan generallerin, Kuleli veya harp akademilerinde kendi donemlerinde iyi siralamaya girmis olduklarini duydum.

    Subaylar icin askerleri one surup, kendileri sefa icinde yasiyor diyenleride hic duymazdan geliyorum, ne dediklerini bilmiyor garipler.

    Subaylik yapanlar her donem bir yerden bir yere tayinle, coluk cocuk cefa cekerler.

    Bu ulkede terorun oldurdugu bir cok yuzbasi, binbasi, yarbay albay ve hatta generaller var (ki bunlarin bazisi emekli olduktan sonra teror elinde canverdi), yine teror elinde can veren bir cok ogretmen var.
    Peki, teroristlerin oldurdugu kac politikaci veya milletvekili var ?

    Subaylarin, generallerin icinde curuk elma yokmudur (yolsuzluk yapan vesaire), var tabii, onlarda insan, onlarda bizler gibi (beser - sasar) ama oran olarak milletvekilleri ile karsilastiramazsiniz kime isterseniz sorun.
    Askerlerin icinde gorev basinda hata yapan olmustur, ama sunuda bilin, emrindeki askerlerden zaiyat veren subaylar, bunu sicillerinde tasirlar, ve insan olarak duyduklari uzuntunun haricinde kariyerleri buyuk cikmaza girer. Yani hic bir subay bu duruma dusmeyi istemez.

    2. Bu sorun bir askeri sorun mu ?
    Hayir.
    Aksini soyleyen varsa beri gelsin ve aciklasin.
    Askerler belki bazi askeri strateji hatasi yapmis olabilirler, diger taraftan gecmiste birkac dogru adimlarda attilar :
    - Suriye sinirina dayanip, guc gosterisi ile karsi tarafa geri adim attirmak gibi.

    3. Bu sorunla ilgili olarak gecmiste siyasiler dogru bir adim attilar mi ?
    Bir kac dogru adim atildi:
    Erdal Inonu, secim isbirligine gitti ve yorenin secilmislerini meclise sokmayi basardi
    (Kurtler bu olayda yanlis davranip firsat kacirdilar)
    Dil yasagi basbakan Ecevit zamaninda kaldirildi.
    Peki AKP guneydogudan en cok milletvekili cikaran parti olarak bu son donem ne yapti?
    (en son yaptiklari bagimsizlarin onune set cekmek icin yapilmis utanc verici kanundan baska..)

    4. Bugunku sorunun mahiyeti nedir ?

    A) Kuzey Irak
    Bugun artik olayin cok daha degisik boyutlari vardir. ABD bolgede yeni muttefiki olarak kuzey Irak’i secmistir. Ve Korede oldugu gibi bolgede yillarca kalmayi planliyor (en azindan dogal kaynaklar bitene kadar)
    Bu acidan kuzey Irak’ta asayis ve ic huzur onlar icin cok onemli, ve yine boyle bir pozisyonda komsularindan cekinen bir yerel yonetim olmasi ABD’nin isine gelebilecek bir durum olabilir.

    B) Guneydogu bolgemiz, ve bizim sorunumuz.
    Islami kesimde soyle bir komplo teorisi var gibi geliyor bana : Bu isi secim oncesinde Turkiye icinden gucler kasiyip secimlerin sonucunu etkilemeye calisiyorlar.

    Komplo teorilerini bir tarafa birakip biraz gercekleri gormeye calismak lazim.
    - PKK’nin istegi bizi K. Irak’a cekip ABD ile karsi karsiya getirmek olabilir,
    - bolgedeki (K. Irak veya Guneydogudaki) siyasi olusumlara guc gosterisi olabilir,
    - guc kaybeden bir askeri olusum, bolgede yeni taraftar bulabilmek icin karsi tarafi tahrik etmesi olabilir
    - K. Irakta yapilacak referandum ve yerel yonetim planlarinda Turkiyenin kaygilarini siz bize karisirsaniz bizde size karisiriz yoluyla bertaraf etmeye calismak olabilir

    Bolge ile ilgili ilginc bir yazi okumak isterseniz bakiniz : “grand bargain”

    http://www.todayszaman.com/tz-web/yazarDetay.do?haberno=103295

    Onceki yazilarimda bir soru sormustum :
    Ileriye donuk askeri stratejik yontem degisikliklerinde buyuk degisiklik beklemiyorum. Askeri strateji tek basina sadece marjinal hale gelmis bir terore bile cozum olamaz, en azindan polisiye stratejiye ihtiyaci olur.
    Ileriye donuk siyasi (ekonomik, politik, azinlik haklari, yerel yonetimdeki gelisimler) cozum uretecek partilerimizin bu konudaki yaklasimlarini bilen ve anlayan varsa, bu konuda iyi bir makale yada bir liderin yapmis oldugu ve havada kalan sozlerin disinda, somut olarak sunu yapacagiz diyen biri olmus ise lutfen bu tur yazilari boyle forumlarda tartisalim, belki pozitif bir seyler cikartabiliriz.
    kimse cikip su partinin stratejisi sudur demedi.

    Tekrar ediyorum.

    Islami kesimin : sizde bizde muslumaniz, Milliyetci kesimin : sizde bizde kardesiz gibi soylemlerini yeterli cozum olarak gorenler yaniliyor. Milliyetciligi veya dini duygulari one cikaran politikalarinin bu bahsettigim yonde faydali olmaktan cok engelleyici oldugunu dusunuyorum.

    Bolgesel olarak geri kalmisligi azaltmak « Parti planlarinda neler olabilir, bu yonde hangi adimlar atilabilinir, benim aklima gelenler soyle :
    1- Politik olarak sistemin icine cekmek. Mesela meclisin ucte ikisi Iki asamali dar bolge secimleri ile, geri kalan ucte biri ulke toplaminda %15 barajini gecen partilere dagitarak. (Oy verenler iki oy verip bir yerel milletvekili birde ulke capinda parti secebilirler) Ilk asamada 2 aday kalir, ikinci asamada secilen milletvekili bolgeyi temsil eder. Meclisin geri kalan ucte biri ulke toplaminda buyuk partilere dagilir. Boyle bir secimle hem lider sultasi biraz azalir ve daha demokratik bir duzene dogru ilerleme saglanir, hemde istikrar acisindan biraz daha dengeli bir yaklasim olur.
    2- Yerel gelismeye on ayak olmak icin Turkiyenin kisi basina gelir bakimindan geride kalmis %60 inda gorev yapan polis, ogretmen ve doktorlara imtahanla secim ve yasadiklari ilin geride kalmis olmasi oraninda %10dan %100’e kadar fazla maas. Ulke capinda boyle goreve gelenlerin her sene ayni imtahana girmeleri ve arka arkaya iki sene en az basarili olan %5’e kalanlarin sozlesmesinin feshedilmesi, yada yeniden tayin edilmeleri.
    3- Yine bu bolgelerde yasayan halka ve ogrencilere bir miktar aylik giyim, ve gida yardimi, genel imtahanla ilk yuzde yirmiye giren ogrencilere ozel matematik ve fen kurslarinda kullanmak sartiyla verilecek maddi yardim, koylerden katilacaklar icin yaz aylarinda sehirlerdeki yatili okullarin acilmasi, ve ozel kurslarin duzenlenmesi ile universiteye giristeki esitsizligi azaltmak gayreti. Bu tur bir politikanin diger yararli tarafi, sehirlere gocu azaltmasi ve tasranin cekiciligini biraz korumaya calismasi olacaktir. Ozel kurslarin arasinda kaliteyi korumak ve rekabeti saglamak acisindan sene sonu ogrenci imtahanlari ve universite puanlari ile baglantili akreditasyon ve basarisizlara ogrenci fonlarindan aldiklari miktarda kesintiler.
    4- Ayni sekilde yine ayni sehirlerdeki ozel kuruluslarin isciler icin odedikleri vergilerde ve buralarda calisan insanlardan kesilen vergilerde %5 ten %50e kadar vergi muafiyeti.
    5- Yapilacak kisi basina gelir siralamasini her ay son oniki ayin ortalamasina gore yenilemek ve sehirlerin siralanmasinda asayis ile ilgili katsayi uygulamak (yani bolgelerde son oniki ay boyunca olusan adi suc ve teror olaylarinin yerel yargi karari ile bir sonraki ay icin uygulanacak siralamadaki avantajlari azaltmak uzere bir etki yaratmasi yoluyla hesaba katilmasi) , ve bu yolla bolgeye yapilan gida, egitim, vergi muafiyeti ve polisin maas zammi (ogretmen veya doktorlarin maas farklarini etkilemeden) biraz azaltilmasi ve bolge halkinin asayis bozuldugu vakit bir miktar maddi zarara ugramasi ile, olaylarin olusmadigi bolgelerde bir mukafatlandirma etkisi olur.
    6- Zamanla bolgeler arasi zenginlik farki azaldikca, orantili olarak yapilan yardim ve tesviklerde azaltmaya gitmek.

    Irak konusunda yazmak istediklerimi baska bir zamana birakiyorum.
    Bu yazi cok uzun oldu, umarim sikici gelmemistir.

    Selamlar.
    Erol

  41. on 08 Haziran 2007 at 13:55 41.Ecenaze

    Acemi hanım,
    Şimdi yazacağım şeylerin aksini siz ispat edemezsiniz, ben de doğruluğunu ispat edemem..
    Özellikle şehit sayısının birden bire artıvermesi ile ilgili birazcık ipucu:
    11 Eylül ile ilgili komplo teorilerini okumuş olmalısınız..
    Bazı şeyleri meşrulaştırabilmek için, birkaç vatan evladı feda edilebilir, hem de kendi ellerinizle!
    Anlayabilecek kadar zeki olduğunuzu sanıyorum..

    Çünkü daha açık yazmak istemiyorum..

    saygılar..

  42. on 08 Haziran 2007 at 14:50 42.T. Suat Demren

    Erol Bey,

    Yazıyorsunuz, pekçok ortak nokta da bulabiliriz yazdıklarınızdan ama boşuna konuşuyoruız biz.

    Akşam bir GK bildirisi daha yayınlandı bildiğiniz gibi. Allah aşkına şu maddelere bakın. Neyin karıştırılmaya çalışıldığı açık değil mi?

    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=246679

  43. on 08 Haziran 2007 at 15:16 43.BetüL

    Ece sana katiliyorum. Genel kurmayin son gece yarisi aciklamasinda ne diyor?

    “1. Yaşar BÜYÜKNIT, 12 Nisan 2007 tarihinde yapmış olduğu basın toplantısında, terörün Mayıs 2007 tarihinden itibaren tırmanacağını, kamuoyuna açık bir şekilde açıklamıştır. Son günlerde ortaya çıkan terör olayları, bu açıklamaların gerçekçi olduğunu göstermiştir”

    Bu adamlar bu milleti salak mi saniyorlar merak ediyorum. PKK bombali eylem yapmayi birakmisken uzunca zaman, G.K baskani bir ay oncesinden terorun tirmanacagini soyluyor. Asker bunu biliyor ama onleyemiyor(?) Ankarada bomba patlayinca daha kac kisinin oldugu bile belli degilken komutanlar olay yerine kosup PKK yapti diyor, asker bunu da aninda biliyor ama onleyemiyor (?) Olay yerinde G.K.B. buyuk sehirlerde bombalamalarin surecegini soyluyor.

    G.K.B “iyi cocuklarina” haber gondermiyorsa eger bu sozleriyle, bu olaylara bile bile goz yumuyor.

    PKK nin bombalamalari ustlendigini hala okumadim hic bir yerden.

    G.K.B hala basina cikip, siteden kamu aciklamasi yapip k.iraga girmeliyiz siyasi destek lazim diye bagiriyor, ama basbakan yazili istek yaparlarsa destek oluruz demesine ragmen yapmiyorlar. Ve yazili istek yapmayacaklarini soyluyor, siyasi destek yok siyasi destek yok diye tekrarla sehitlerin faturasini hukumete kesiyorlar.

    Bu arada sehit vermeye devam ediyoruz.

    Bu kadar gozu donmus insanlarla ayni vatani paylasmaktan utaniyorum.

    Bu yaziyi mutlaka okumani oneririm:
    http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=138069

  44. on 08 Haziran 2007 at 16:37 44.Çılgın At

    Erol Bey,
    1. Asker caliskan mi ?
    Orduyu ve subayları yakından bilmem ama dünyada kendileriyle aynı işi yapan rakipleriyle karşılaştırınca fena değil gibi. Fazla bilgi sahibi değilim.

    2. Bu sorun bir askeri sorun mu ?
    Sorun sadece askeri bir sorun değil, ama silah tutan elle tokalaşamazsınız. Bir de size karşı silahlı mücadele edene taviz verirseniz, başka sorunları olanlar da aynı yönteme başvururlar. Normalde sadece askeri unsurlara saldıran gerilla güçleri terörist sayılmaz konvansiyel tanıma göre. Ancak Türk Ordusu halkın çocuklarından müteşekkil bir ordu olduğu için askerle savaşmak halkla savaşmak demektir. Ayrıca PKK sivil unsurları da hedef alan bir örgüt, yani terörist. Yakın fikirlere sahibiz.

    3. Bu sorunla ilgili olarak gecmiste siyasiler dogru bir adim attilar mi ?
    “Bir kac dogru adim atildi:
    Erdal Inonu, secim isbirligine gitti ve yorenin secilmislerini meclise sokmayi basardi
    (Kurtler bu olayda yanlis davranip firsat kacirdilar)
    Dil yasagi basbakan Ecevit zamaninda kaldirildi.
    Peki AKP guneydogudan en cok milletvekili cikaran parti olarak bu son donem ne yapti?
    (en son yaptiklari bagimsizlarin onune set cekmek icin yapilmis utanc verici kanundan baska..) ”
    AKP en azından oradaki halkı bir şekilde kazanmış. Ortak payda dindir diyor. CHP ve MHP ne yapıyor? Ne öneriyorlar? siz Türksünüz, Türksünüz siz, hepimiz Türküz bla bla.

    4. Bugunku sorunun mahiyeti nedir ?

    Etnik ayrılıkçılık.

    Islami kesimin : sizde bizde muslumaniz, Milliyetci kesimin : sizde bizde kardesiz gibi soylemlerini yeterli cozum olarak gorenler yaniliyor. Milliyetciligi veya dini duygulari one cikaran politikalarinin bu bahsettigim yonde faydali olmaktan cok engelleyici oldugunu dusunuyorum. Millitetçiliği bir kenara bırakırsak, Müslümanlık ortak paydası engel değil, ama çözüm de değil. Din birleştirici unsur olsaydı, Bask-İspanyol, Vallon-Belçika, Quebec-Kanada sorunları da olmazdı.

    “Bolgesel olarak geri kalmisligi azaltmak” :
    İktisadi gelişme ayrılıkçılığa bir derman olmaz. İktisadi durumu iyi olan Quebec, Vallon ve Bask uluslarının derdi de mi ait oldukları ülke içinde geri kalmış olmak?
    ya da

    Baskın Oran Hocanın önerdiği gibi : “Dışlanmanmışları sisteme dahil etmek ” bir çözüm gibi gelmiyor. Dünyada yine benzer örneklere bakınız.

  45. on 08 Haziran 2007 at 16:45 45.Çılgın At

    Betül Hanım,
    “Profesoneller islerini yapiyorlarsa neden sadece erler sehit oluyor?
    -belki sehadet makami irticaci oldugu icin rutbeliler istemiyordur ;)- ”

    Dünyada cepheye ilk önce subaylarını , sonra erlerini süren bir ordu biliyorsanız bana söyleyin.
    Siz satranç oynarken önce veziri ve şahı öne sürüyosrunuz anlaşılan?

  46. on 08 Haziran 2007 at 16:52 46.Laik Erol

    Komplo teorilerine devam edenlerin dikkatine bazi bilgiler:
    - PKK genel olarak kis uykusuna yatip, ilkbahar ve yazin ortaya cikar. Bunda sasilacak bir sey yok.
    - K. Irakta cok yakinda yapilmasi beklenen referandum, ve bu referandumun yapilmasini (dogru yada yanlis) sakincali bulan bir hukumetimiz var.
    ABD ve K. Irak’in elinde referandum yapilmasini istemeyen yada ertelemek isteyen Turkiye ile pazarlik icin koz olarak kullanabilecegi en onemli konu PKK’yi kontrol altinda tutmaktir (yok etmeden tutmak, cunku yok olursa bu koz kaybedilir)
    PKK’nin daha etkili bir koz olmasi icin gurultu cikarmasi ve eylem yapmasi karsi taraf acisindan faydali bir olay olabilir.

    Bu yukardakiler disinda bir de Turkiyedeki secimler konusunda PKK’nin tam olarak ne istedigini gormek lazim. Yani bolgeden hangi adaylarin meclise girebilecegi PKK acisindan onemli olabilir.
    Bolgedeki teror olaylarinda politik acidan en cok zarar gorebilecek olan adaylar sistemle barisik yasamak isteyen adaylar olacak gibi geliyor bana. Buda PKK acisindan kotu bir sey degil.

    11 eylulde komplo teorisine inanmak, dar goruslu ve fanatik kafalar icin kolaydir.
    11 eylul olaylarinin ABD’deki muhafazakarlar tarafindan kotu amaclarina alet edildigini gormemekte ayni sekilde diger uctaki dar goruslu ve fanatik kesim icin kolaydir

    Dunyanin her tarafinda her konuda karsit gorus sahibi iki uctada fanatik ve dar goruslu insanlar var. Onemli olan akli-selim sahibi insanlarin, kontrolu kaybetmeden, dar goruslu fanatik politikalara kapilmadan alternatif gorus, durus ve tutum sahibi olabilmek icin zihinlerini acik tutmaya calismalaridir.

    Burada genelde AKP’ye yuklenen yazilar yazan birisi olarak sunu soylemek isterim : Bugun Guneydoguya bakisinda en akli-selim sahibi ve en olumlu tutum sahibi parti yine de AKP’dir.

    Fanatik yaklasimlara diger partiler daha cok prim vermekle belki kisa donemde karli cikacaklarini dusunuyor olabilirler, bunu desifre etmeye ve butun Turkiye halkina anlatmaya calismak AKP icin uzun donemde en akilli yaklasim olacaktir.

    Yoksa sucu komplo teorileri ile silahli kuvvetlere, ve oligarsiye atmaya kalkarsaniz sadece bir kac fanatik goruslu insani ve kendinizi kandirmis olacaksiniz.

    Selamlar
    Erol.

  47. on 08 Haziran 2007 at 16:58 47.Çılgın At

    Acemi,
    “Haklılık-haksızlık değerlendirmesi ayrı şeydir, gücün haklı kullanılıp kullanılmaması ayrı şeydir, aynı şekilde İslam devleti kurma gayesi ile, bölücüler gibi; insana, cana kıyan İslamcılar çıksaydı, hükmüm değişmezdi!”
    Hamas, Çeçenyadaki gerillalar, Kosovalı UÇK, Hizbullah için de aynı hükmü veriyor musunuz?

  48. on 08 Haziran 2007 at 17:15 48.T. Suat Demren

    Geçen Mayıs’ta niye hortlamadı terör?

    DTP ile PKK arasında gerginlik olduğu da sır değil..

    Ulke palaspnadaras bir batağa çekilmek isteniyor.

    Bakın bu kimlere yarıyor. Economistin yaptığı analizi yapmaktan aciz miyiz?

    http://www.economist.com/world/europe/displaystory.cfm?story_id=9304840

  49. on 08 Haziran 2007 at 17:32 49.Ecenaze

    Çılgın At bey /hanım,

    1) Ortada cephe filan yok!

    2) Subayları sürsünler demiyoruz..Subaylar beyin takımıdır zaten..
    Madem dağda savaşılacak, oraya uygun eğitim almış tıpkı bizim SAT komandolarımızın benzeri ağır eğitimden geçmiş elemanlar çıkıp darmadağın etsinler ..
    Hepi topu bir avuç çapulcu var karşıda..[ne bitmez tükenmezmiş ]

    Yoksa benim elektronik mühendisi erkek kardeşim çıkıp o dağlarda yürümeyi bile beceremezken, tutup bir de savaş yapacak..

    saygılar

    Erol bey,
    İmralı daki biyolojik çöpümüzün hala nasıl talimat verebildiği de mi komplo terosidir..

    sayg.

  50. on 08 Haziran 2007 at 17:42 50.Çılgın At

    Ece Hanım,
    1) Bu arada cephe dağ oluyor.
    2) Siz demediniz zaten öyle bir şey, benim soru size değildi.

    Ben de iktisat mezunuyum, benim de savaş yapmam ihtimal dahilinde, ancak çoban çocukları, hassolar memolar ölürken benim ben şöyle eğitimliğim, şu bölümü bitirdim demem uygun olmaz. Şu an mevcut sistemde askerlik zorunlu ve bugüne kadar benim için ölenler olduysa benim de onlara ve bizden sonrakilere borcum var.
    Zorunlu askerlik değişsin profesyonel askerlik gelsin fikri tabii ki daha iyi bir fikir ona bir şey demiyorum, ama şu anda böyle bir sistemi getirecek bir irade yok.

    Ayrıca,

    Terörle mücadeleyi sadece asker yapmıyor, kontrgerilla diye bir şey de var.

  51. on 08 Haziran 2007 at 17:48 51.T. Suat Demren

    Sayın Çılgın At,

    “Zorunlu askerlik değişsin profesyonel askerlik gelsin fikri tabii ki daha iyi bir fikir ona bir şey demiyorum, ama şu anda böyle bir sistemi getirecek bir irade yok.

    İrade yok ama gereklilik var. Sanırım Ece de buna değiniyor.

  52. on 08 Haziran 2007 at 17:51 52.Çılgın At

    Erol Bey,

    Buradaki çeşitli iddialar bir komplo teorisine daha yakın duruyor, ancak hemen kesip atmamak lazım. İddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir diye bir laf vardır, ama bu tip komplo teorilerini ispatlayanlara rastlamadım henuz. ( gerçi ispatlarlarsa başlarına neler gelir, o ayrı mesele). İdeolojik olarak baştan taraflarını tutmuşlar sonra kendi ideolojileri doğrultusunda teoriler ortaya atıyorlar. Şüphecilik iyidir, ama bu kadarı da iftiraya çok yaklaşıyor gibi. Ancak demokrasi var, ifade özgürlüğü var normaldir.

  53. on 08 Haziran 2007 at 17:54 53.Çılgın At

    Suat Bey,
    Profesyonel askerlik daha iyi olur, hem işsizlik azalır, hem de vatanseverlik taslayıp top sakallı döven , uzun saçlı döven tipler askerliğe alınıp adam edilir. Tabii onlar gercekten vatanseverse.
    Ayrıca da hantal olmayan, etkin bir ordu kurulur.

  54. on 08 Haziran 2007 at 18:01 54.Laik Erol

    Suat bey,

    Gecen sene referandum icin plan yoktu.
    DTP ile PKK arasinda gerginlik teror olaylari icin engelleyici degil, bu yolla DTP’nin onune set cekiliyor olabilir.

    Ulkenin bir bataga cekilmek istendigi konusunda size hak veriyorum.

    Economist’in yazdiklari cogunlukla benim yukarda soylediklerimle ayni yonde, PKK’nin ve Barzani’nin bu olaylarda beklentileri var, ve yazida bunlar var :
    - The PKK itself wants to draw more Turkish forces into Iraq (the Turks have kept some 1,000 soldiers there since an incursion in the 1990s) because, as a source suggests, “this could provoke armed confrontation between Turkey and America.
    - The Iraqi Kurds are unwilling to co-operate mainly because they see the PKK as a bargaining chip to get the Turks to recognise their quasi-independent status in Iraq.
    -Massoud Barzani, the Iraqi Kurdish leader, threatens trouble in Turkey’s mostly Kurdish south-eastern provinces, where his popularity is now starting to rival that of the captured PKK leader, Abdullah Ocalan

    Sadece yazinin sonunda “komplo teori”lerinden bahsetmis:

    The generals MAY have another reason for sabre-rattling. By insisting on government approval to strike in Iraq, they are shifting the blame for the violence to the Americans and the Iraqi Kurds—and to Mr Erdogan. With each Turkish casualty Mr Erdogan risks losing nationalist votes.

    Bu goruse ben pek prim vermiyorum. Zaten yazarda (MAY) diyerek boyle bir ihtimal olabilecegini soylemis. Halbuki yukardaki diger sebepleri daha saglam gerekcelere oturtmus.

    Benim bu yazidan anladigim bu. Genelkurmay boylesine hayati bir konuda yanlis strateji yaparak icinden cikilamiyacak bir pozisyona girmek istemez, hele hele bu olaylarin olusmasini bilerek engellemek gibi bir vatan dusmanligi yapabileceklerine ihtimal vermiyorum.

    Yani disardan bakan ve Turk ordusunun halkin her kesiminden, ve encok orta halli cevrelerden cikmis halk cocuklarinin yonettigi bir ordu oldugunu anlamayan bir yazar icin, komplo teorisi kurup bunlar aslinda politik sebeplerden kendi askerlerini oldurtuyor derler belki (gerci bu kadar ileri gitmemis ama) bizlerin daha akli-selim dusunmemiz gerekiyor.

    AKP hataya dusup asiri milliyetci soylemlere kayarsa, en buyuk zarari yine uzun donemde kendisine verir.
    Bizde butun partiler gecmiste bu tur konulari oy potansiyeline cevirmek icin kullanmaktan cekinmemislerdir maalesef umarim bu durum boyle kalmaz.

    Selamlar.
    Erol.

  55. on 08 Haziran 2007 at 18:02 55.Ecenaze

    Betül,
    Beni nüfusuna geçirmek zorundasın artık, şu kraliçen beni de korusun..
    Yoksa sonum iyi görünmüyor:)

    sevgiler

  56. on 08 Haziran 2007 at 18:09 56.Ecenaze

    Eşref Bitlis diye biri vardı…
    Komplo teorisi demişken hatırlatmak isterim..
    sayg.

    http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=76290

  57. on 08 Haziran 2007 at 18:13 57.T. Suat Demren

    “AKP hataya dusup asiri milliyetci soylemlere kayarsa, en buyuk zarari yine uzun donemde kendisine verir.

    AKP nin bu hataya düşmesi için vargüçleri ile çalışıyorlar.

    Düşünebiliyor musunuz halkı kitlesel eyleme çağırıyorlar. Ne yapacak halk? Tabak çanak alıp savaşa mı gidecek? Silah kimde asker kimde, militanlar hangi sınırlar içinde evlatlarımızı öldürüyor?

    PKK bizi Irak’a çekmek istiyor, bu bir tuzak.. Bunu görmemek için kör olmak gerek.

    Acaba diyorum bu tuzak görüldüğü halde başka yönlerden -istenen sonuçlar açısından- beklentiler var da bu tuzak sineye mi çekilmek isteniyor?

    Son zamanlarda yapılan açıklamalar üstüste konduğunda ortaya bu çıkıyor.

    Bunun başka açıklaması varsa duyayım. Ne yapacağız biz Irak’ta? Önceden peşmergeler yardım ederdi, şimdi onlar da “biz yokuz” dedi. Bu zamana kadar 14 kez yapmışız ne olmuş? Şimdi bu iştiyak neden?

    AKP şimdilik direniyor ama nereye kadar?

    AKP bu hataya düşecektir çünkü sonuçta bir siyasi partiden bahsediyoıruz. Seçmenin beklentilerini gözetecektir.

    Hasılı bizleri zor günler bekliyor.

  58. on 08 Haziran 2007 at 18:15 58.Çılgın At

    Erol Bey,
    “Yani disardan bakan ve Turk ordusunun halkin her kesiminden, ve encok orta halli cevrelerden cikmis halk cocuklarinin yonettigi bir ordu oldugunu anlamayan bir yazar icin, komplo teorisi kurup bunlar aslinda politik sebeplerden kendi askerlerini oldurtuyor derler belki (gerci bu kadar ileri gitmemis ama) bizlerin daha akli-selim dusunmemiz gerekiyor.”

    Önemli bir noktayı vurgulamışsınız. Bu ordu uzaydan gelip tepemizde bir oligarşi kurmadı. Halkın arasından çıkmış insanlar bu subaylar. Ben askeriyenin sınavlarına girdiğim için biraz gözlemleme fırsatım oldu. üst sınıftakilerin çocukları subaylığa heves etmez,orta sınıf yurttaşların çocuklarının hayalidir subay olmak, pilot olmak, bahriyeli olmak.

  59. on 08 Haziran 2007 at 18:23 59.Laik Erol

    Ecenaze hanim,
    Sizin deyiminizle “Imrali daki biyolojik cop”umuz coktan yedege cikti.
    Benim gordugum kadari ile bugunku oyuncular daha aktif.

    Suat bey,
    Yazida ilginc bir noktada su :
    Catching a few PKK ringleaders could improve matters.
    Acaba dostlarimiz neden boyle bir jest yapmiyorlar ? AKP’nin oylari kesin tavana firlardi..

    Erol

  60. on 08 Haziran 2007 at 18:33 60.Çılgın At

    Halk kitlesel eylemleri kendiliğinden yapmalıydı. Artık bundan sonra yapılan eylemler “emredersiniz” tarzında olacak.

  61. on 08 Haziran 2007 at 18:37 61.Çılgın At

    “SUBAYLAR NEREDE” YAYINLARININ SONUCU
    Genelkurmay’ın bu açıklamasını özellikle son dönemlerde yazılı ve görsel basında yer alan birtakım yorumlarla ilişkilendirmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Örneğin yazılı basında Güneydoğu Anadolu’daki mücadelenin askerler ve yedek subaylarla yürütüldüğü, ancak subayların bu mücadeleye katılmadığına ilişkin ve “Subaylar nerede?” tarzında bazı yayınlar yer aldı. Bunun ötesinde Irak’ın kuzeyine yapılacak bir operasyonda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vereceği şehitleri saymaya zaman dahi bulamayacağı tarzında kamuoyunda güvensizlik ve panik yaratmaya yönelik yorumlar yer aldı.

    PSİKOLOJİK HAREKATA KARŞI DİRENÇ
    Bunlara, özellikle Barzani’ye yöneltilen eleştirilerin, Türkiye’nin güneydoğusundaki halkı rencide edeceği tarzında ve sanki Barzani o yöredeki halkın doğal lideriymiş gibi bazı yayınlar ve yorumlar da eklendi. Bütün bu gelişmelerin sonunda elbette kamuoyunda terörle mücadele konusunda bir duruş ve bir direnç sergilenmesi gereği kendiliğinden ortaya çıkıyor. Dolayısıyla Genelkurmay’ın bu açıklamasını, sivillerin bu mücadelede yer almalarından ziyade, kendilerine yönelik psikolojik harekata karşı bir direnç oluşturmaları bağlamında değerlendirmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.

    Ercan Çitlioğlu / Bahçeşehir Ünv. Stratejik Araştırmalar Mrk

    http://www.ntvmsnbc.com/news/410439.asp

  62. on 08 Haziran 2007 at 18:39 62.Çılgın At

    Sakın siz Genelkurmaya yönelik bir psikolojik hareketin bir parçası olmayasınız?
    Bu da benim komplo teorim:)

  63. on 08 Haziran 2007 at 18:48 63.T. Suat Demren

    :-))

    Bunu anlamak kolay; güç kimin elinde ve kimn borusu ötüyor?

    Son birbuçuk ayda ortada ciddi hiçbir şey yokken kafasına iki muhtıra, bir anayasa mahkemesi hokkabazlığı yiyen kim?

    Ne oldu da bunlar oldu? Ekonomik kriz yoktu, terör yoktu, istikrar vardı, ülkenin 5 yıldır dışişleri bakanlığını yapan birisi bu zamana kadar seçilenlerin seçildiği gibi c.başkanı seçilmek üzreydi.

    Kim kime harekat yaptı?

    A.Turan Alkan geçen gün ne güzel yazmıştı:

    “Çok değil, bundan bir ay önce, en sıradan, en sâde vatandaş bile önünü rahatlıkla görebiliyordu; yeni Cumhurbaşkanımızı seçecektik; nasıl seçeceğimiz, kimlerin seçilebileceği, seçimin usulü erkânı belliydi.

    Hepsi “muhkem bir kitap”ta yazılıydı ve herkes o kitabın “muhkem” olduğunu varsayıyordu.

    Sonra o kitabı “muhkem” tutmakla görevli mahkemenin şaşırtıcı bir kararıyla, “bir kısım maddelerin” hiç de muhkem olmadığını görünce sendeledik; bunların duruma göre “yersen yoğurt, içersen ayran” kıvamında olduğunu, muhkemlik ne kelime, insanda bu haliyle esneklikten ziyade bir jöleyi andıran bir belirsizlik ihtiva ettiğini anladık. Bu, hiç de hoş bir duygu değildi; bundan böyle -faraza- 102. madde üzerinde uygulanan yorum genişliğini hangi maddenin üzerine koysanız, muradının tam tersi mânâlar çıkarmak mümkün olabilirdi.

    Herkesin anlaması için kaleme alınan anayasa metnini, falcıların “bakı tası”na çeviren bu bürokratik müdahaleyi herkes, -olması gerektiği gibi- saygıyla karşıladı fakat üretilen şu yeni içtihatla toplumla devlet arasındaki mesafenin nasıl ve ne kadar aralandığı henüz hesaplanmış değildir ve bugünlerde kimse böyle hesaplara aldırış etmiyor.

    Yaşadığımız bunalımın mühendislik hesabını yapanlar, bir toplumsal mutabakat belgesi olarak anayasanın güvenilirliği üzerinde ne kadar derin bir tahrişte bulunduklarını fark etmişler midir dersiniz?”

    Aradan bir ay geçti ve biz şimdi yarın ne olacağını öngöremez durumdayız: Seçimler vaktinde yapılabilir, sonbahara ertelenebilir veya hiç yapılmayabilir; Cumhurbaşkanını halk seçebilir, seçmeyebilir veya derin bürokratlar kendilerine yeni bir cumhur seçebilirler; savaşa girebiliriz, Irak’ta ABD ile veya Peşmergelerle çatışabiliriz; iktisadi kriz çıkabilir, ordu yönetime el koyabilir, iç karışıklıklar tehlikeli boyutlara varabilir…

    Moda tâbirle taş da düşebilüü, ayu da çıkabilüü…

  64. on 08 Haziran 2007 at 18:53 64.Çılgın At

    Dünyaya sizin gözlüklerinizle bakan birisi için her şey kolay tabii :)

  65. on 08 Haziran 2007 at 18:57 65.T. Suat Demren

    Ee ne yapacaksınız kaç insan evladına nasip olur böyle tiyatro seyretmek?..

  66. on 08 Haziran 2007 at 19:08 66.Ecenaze

    İzin vermedikler ki Polat Alemdar tereyağından kıl çeker gibi halledecekti terörü..

    Şimdi derin devlet, Kerkük için, ortalığı hepten karıştırdı..

  67. on 08 Haziran 2007 at 19:33 67.Laik Erol

    Cilgin At kardes,

    Genelde yazdiklariniza katillyorum fakat bana ilk yazinizda eksikler var:

    1) ve 2) benzer fikirler..

    3)
    Diyorsunuz ki:
    AKP en azından oradaki halkı bir şekilde kazanmış. Ortak payda dindir diyor. CHP ve MHP ne yapıyor? Ne öneriyorlar? siz Türksünüz, Türksünüz siz, hepimiz Türküz bla bla.

    Cevap:
    - Ortak payda din olunca, Alevi Kurtleri nasil kucaklayacaksiniz, Alevi Turkleri nasil kucaklayacaksiniz ??? Ermeni leri ve diger azinliklari ne yapacaksiniz ?

    Milliyetci ve Islami soylemler bolgede egitim, is ve as sorunlarini cozmez. PKK’ya katilanlarin elinde iyi kotu meslek veya egitim olanaklari olsaydi (mahallelerinde sevdikleri bir kiz nasil olsa bulurlardi…) ve insan gibi yasamak sanslari olsaydi katilim bu kadar olur muydu? Katilanlarin hepside zorla mi gidiyor bu savasa ??

    4) Diyorsunuz ki:
    İktisadi gelişme ayrılıkçılığa bir derman olmaz. İktisadi durumu iyi olan Quebec, Vallon ve Bask uluslarının derdi de mi ait oldukları ülke içinde geri kalmış olmak?

    Cevap: YANLIS (buyuk harflerle)
    Iktisadi gelisme ve sistemin parcasi haline gelme (politik katilim) sorunlari cozmek icin tek yoldur.

    Quebec ve Vallonlarda iktisadi durum iyidir, ve biz ayri ulke kuracagiz diye gerilla kurduklarini hic duymadim.

    Bask bolgesinde iktisadi durumun goreceli olarak, ulkenin diger taraflarina kiyasla daha iyi olmadigi kesin.
    En son olarak tekrar silaha sarilacaklarini ve bunun sebebini secimlerde aday gosterdikleri kisilerin mahkeme karari ile adayliklarinin engellendigi (size bir seyler hatirlatiyor mu?)

    Fransizca bilenler icin ekliyorum:
    http://www.canada.com/topics/news/en_francais/story.html?id=bcaf1edb-07c1-476f-8fef-3fa96ccb284c&k=95690

    Baska bir ornek Ingilterede silahli mucadeleyi bitirmek icin “sisteme dahil etmek” yontemi..

    Sorunlari besleyen ogeleri yok etmek lazim, batakligi kurutmadan sivrisinekle mucadele edilmez.
    Bolgede cabuk nufus artisi ve ayni oranda bolgede goreceli olarak Turkiyenin geri kalan kismina gore ekonomik sartlarin kotulesmesi cozum arayislarini baltalar.

    Geri kalan yazilariniza buyuk oranda katiliyorum.

    Erol.

  68. on 08 Haziran 2007 at 19:58 68.Laik Erol

    Eklemek lazim, sadece bolgede degil, Anadolunun geri kalan yerlerinde genc nufus’un ayni tur sorunlari var. (bakiniz malatya, trabzon vs)

    Bu yuzden yukarda yazdiklarimda butun illerin %60′inda benzer egitim tesvigi ve ekonomik duzeltmeye gitmek lazim diye yazdim..

    Erol.

  69. on 08 Haziran 2007 at 20:00 69.Laik Erol

    Hadi artik, oylarinizi bana vereceginiz yazin da susayim…
    Erol.

  70. on 08 Haziran 2007 at 20:07 70.T. Suat Demren

    Verdim gitti!.. Ama bir şartla, susmak yok.. :-)

  71. on 08 Haziran 2007 at 22:35 71.Laik Erol

    Suat bey,
    Peki susmayacagim.. (bende laf cok..)

    Mumkun bir yorum daha var.
    Hani Gecmiste Suriye’nin kapisina dayanmistik, ve siz APO’yu kovmazsaniz biz gelir kovariz demistik ve (blof yada ciddi) bu strateji istedigimiz sonucu vermisti ya..

    Belkide bugunde benzeri bir (blof yada ciddi) bir durum var.
    Bilmiyorum, yani bu seferde ise yarar mi ?
    Bakarsiniz bir jest yaparlar, bir iki elebasisini daha kovarlar, yada strateji degistirirler.

    Sonuc olarak problem yine halledilmez, (dedim ya askeri cozum yok) belki karsi taraf strateji degistirir:
    - Dayim beni korur yerine
    - Bakalim bir orta yol bulurmuyuz derler.

    Her halikarda secimlerden sonra yeni meclisin akli-selim dusunerek bir acilim yapmasi ve bolgeyi fanatik maceralar yerine, iki tarafin ortak cikarlarina dayali politikalara yonlendirmesi gerekli.

    (kimbilir bakarsin AKP-CHP bolgeden gelmis bagimsizlarla beraber orta bir yol bulur)

    Inanin ortak cikarlar gorundugunden cok daha fazla, ve baristan kazancla cikan tek taraf olmayacaktir.

    Selamlar,
    Erol.

  72. on 08 Haziran 2007 at 23:21 72.Ecenaze

    Şu an STV de MAHİR KAYNAK hocamız da benim gibi konuşuyor..
    Olaylar bir istihbarat planıdır diyor…

  73. on 09 Haziran 2007 at 07:30 73.BetüL

    Cilgin At

    Hic bir savasta subaylarin erlerden once cepheye surulmedigini soylemissiniz, biz bir savas icinde degiliz. Erler dediginiz kisiler, -gercek- bir savas durumunda ulkesini koruyabilmek icin silah tutmayi savas stratejilerini emir almayi ogrenmek adina(?) gencliklerinin en guzel en verimli yillarinda 15 aylarini askeriyede temizlikci bulasikci arada sirada da silah tutucu olarak heba etmek zorunda kalan kisiler.

    Daha yeni silah tutmayi ogrenmis birini cepheye sicak catismaya surmek hangi vicdanin isi.

    Bu tipki, bir gereklilik durumunda kullanmak icin ilk yardim dersleri alan birini 2. dersin bitiminde ameliyata sokmakla ayni. Bu durumda hastaya yazik olurdu, su anda erlerimize yazik oluyor.

    Ben size bir baska soru sorayim, dunyanin neresinde 15 ay yerinden yurdundan kopup baska bir sehirde baska bir yerde yatili kalarak askerlik egitimi gormek var?

    Gecmiste, kilicla veya silahla iki ordunun bir bolgede karsi karsiya gelip savasmalari durumunda ulkenin her ferdinin silah tutmayi bilmesi ise yarayabilirdi. Simdi Allah korusun ulkemize birisi saldirmaya kalksa sinirlarimizdan silahli askerle mi girecekler de biz hala her turk erkegini 15 ay askeri egitimden geciriyoruz?

    Yoksa askerlik egitimi sirasinda genclere en son teknolojiyi kullanarak gercekten savas durumunda ise yarayacak kullanabilecekleri bilgiler mi ogretiliyor ben hic duymadim?

    Benim fikrimi size soyleyeyim.

    Cok uzun zaman once okumustum ayrintilari tam hatirlayamayacagim fakat genel olarak; Siyah takim elbiseli siyah gozluklu bir kac kisi istanbulun en kalabalik yerlerinden birine -muhtemelen bir vapur istasyonu idi- gelirler ve sert bir tonla ve bagirarak “ayaga kalk!” emri verirler. Nolur biliyormusunuz.Herkes ayaga kalkar. Bir kisi bile sen kimsin, niye ayaga kalkmam gerekiyor, sen kimsin de bana emir veriyorsun diye sorgulamaz. Iste her Turk erkeginin askere gitmesinin tek sebebi bu.

    Askerde annenize en agir kufru eder komutaniniz, sesiniz cikmaz, kariniza kardesinize en agir kufru eder sesiniz cikmaz, size agir kufur eder onurunuzu ayaklar altna alirlar, sesiniz cikmaz. Otur derler oturursunuz, kalk derler kalkarsiniz. Oturma derler oturamazsiniz.

    Turk erkegivatanini korumak icin bi sey ogrenmez ama cok onemli bir ders ogrenir askerlikte. Askeriyenin ne buyuk ne ulu bir yer oldugunu, kendisinin de kucuklugunu ve acizligini ogrenir. Komutanin asla sorgulanmayacagini ogrenir.

    Iste bu yuzden askerlikvar ve bu yuzden uzun sure olmaya devam edecek.

  74. on 09 Haziran 2007 at 07:31 74.BetüL

    Ececigim iyiyi Allah korur, korkma sana bisey olmaz
    bizi de ancak kralice korur
    : )

  75. on 09 Haziran 2007 at 17:41 75.Çılgın At

    Betül,
    “Bu tipki, bir gereklilik durumunda kullanmak icin ilk yardim dersleri alan birini 2. dersin bitiminde ameliyata sokmakla ayni. Bu durumda hastaya yazik olurdu, su anda erlerimize yazik oluyor”.
    Aynı şeyler değil.

    Savaşa önce erler gidecek, sıcak çatışmaya bu konuda eğitilmiş profesyoneller gidecek öyle mi?

    “Ben size bir baska soru sorayim, dunyanin neresinde 15 ay yerinden yurdundan kopup baska bir sehirde baska bir yerde yatili kalarak askerlik egitimi gormek var?”
    -Rusya, İsrail benim bildiklerim, Yunanistanda da 12 ay askerlik var. Biz Avusturya veya Danimarka gibi bir ülke olsaydık, coğrafya olarak bizde de zorunlu askerlik olmazdı kanımca.

    “Askerde annenize en agir kufru eder komutaniniz, sesiniz cikmaz, kariniza kardesinize en agir kufru eder sesiniz cikmaz, size agir kufur eder onurunuzu ayaklar altna alirlar, sesiniz cikmaz. Otur derler oturursunuz, kalk derler kalkarsiniz. Oturma derler oturamazsiniz. ”

    Çarpıcı bir tespit, siz askerlik yaptınız mı:)

  76. on 09 Haziran 2007 at 19:52 76.BetüL

    Askerlik yapmadim. Yapanlardan cok dinledim.

    Rusya Israil ve Yunanistanda da TR deki gibi baska bir sehre gidip 24 saat askeriyenin emrine mi giriyor askerler? Bulasikciligi kuaforlugu elektirikciligi temizlikciligi de erler mi yapiyor? -bilmiyorum, merak ediyorum-

    Savaşa önce erler gidecek, sıcak çatışmaya bu konuda eğitilmiş profesyoneller gidecek öyle mi?

    Bir vatan savunmasi durumunda herkes uzerine ne dusuyorsa yapar. Teror orgutuyle yapilan savasta/mucadelede siviller kullanilmaz.
    Bu isi profesyoneller yapar, eline yeni silah verilmis cocuklar degil.

    Biz Avusturya veya Danimarka gibi bir ülke olsaydık, coğrafya olarak bizde de zorunlu askerlik olmazdı kanımca.

    Saniyorum siz askerligin cografi konumumuz sebebi ile olabileceklere bizi gercekten hazirladigini dusunuyorsunuz.
    Cografyamizin ve ozel durumlarimizin dogruluk payi olmakla beraber kullanildigini askerligin asil sebebinin bu olmadigini dusunuyorum.

  77. on 08 Ekim 2007 at 04:55 77.Düşüncelere hoşgeldiniz.. » Acı Haber

    […] Asıl Sorun nedir? Kürt Sorunu […]

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Önemli

Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

Siz de düşüncelerinizi paylaşın


Kapat
E-posta ile paylaş