Random header image... Refresh for more!

Başarısız darbeciler ne olacak?

2004 yılında “Sarıkız” ve “Ayışığı” adlarıyla yapılmak istenen iki askeri darbeyle ilgili hazırlıkların anlatıldığı günlüklerin gerçek olduğu anlaşıldı. Bilindiği gibi günlükler, Eski DKK Örnek Paşa’ya ait. Nokta Dergisi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün avukatı emekli Hâkim Albay Ümit Kardaş da “Yeni bir durum doğdu. Hem darbe hazırlığı içinde adı geçen dört kuvvet komutanının yargılanması gerekiyor hem de Ergenekon Operasyonu kapsamında ortaya çıkan yeni deliller ve bilgiler ışığında soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün, Özden Örnek dahil, dört eski kuvvet komutanının ifadesini alması lazım” demiş.

Ülkemizde bir darbe geleneği olduğu malum. Bunun yanında başarısız darbecilerin başına gelenlere ilişkin de bir gelenek vardır. Darbe başarılı olursa güç darbecinin eline geçer, kuralı o koyar, yeni düzeni o belirler; dolayısı ile sonradan da olsa yargılanması mümkün olmaz. Ama ya başarısız olursa? İşte o zaman hapı yutar, mesela Talat Aydemir. Başarılı olsaydı muhtemelen cumhurbaşkanı olacaktı, iki başarısız deneme onu ipe götürdü. Fena oyuna gelen bazı başarısız darbeciler de yargılanıp -daha tepelere uzandığı için- beraat ettirilmişler ve tamamen silinip gitmişlerdi. ( 9 Mart cuntası gibi )

Peki Sarıkız ve Ayışığı darbecileri ne olacak? Ergenekon ilişkileri iyice açığa çıkartılıp hakim karşısına mı geçecekler yoksa Murat Belge’nin dediği ve benim de -iyi yönde- olabilecek en mümkün ihtimal olarak gördüğüm; “….işin içinde olsa da, falancanın, filancanın adının çıkması, kendisinin mahkemeye çıkması, uluslararası skandala da yol açar gibi mülahazalarla, vaktiyle Gürler ve Batur’un esirgenmesini andıran uzlaşmalar olabilir- ama yapının çökertilmesi, bir daha bir araya gelemeyecek şekilde dağıtılması koşuluyla. Türkiye’nin bundan böyle bir daha yeraltı devleti tarafından yönetilmeyeceği garantisiyle.” bir tasviyede ‘uzlaşılacak’ mı?

Bunu iyi yönde olabilecek en mümkün ihtimal olarak görmem kimseyi şaşırtmasın, malum, Türkiye’de siyaset dışı hareket edebilen bir hukuki yapı yok.. Bir pazarlık olmadan darbecilerin yargı karşısında hakettiği cezaları bulacağı düşüncesi en azından sıkı bir zihniyet değişimi olmadan boş bir tahayyül. Bunun için de zaman gerekiyor.

Tabi “dur bakalım, henüz başarısız oldukları söylenemez” diyen de olabilir. Bunda da haklılık payı var.

Yarın Anayasa Mahkemesi’nin iddianameyi kabul edip etmeyeceği büyük ihtimalle belli olacak. Bu, gelinen süreçte çok önem arzediyor. AYM iddianameyi redderse hiç kuşkusuz bir dönemin, bir zihniyetin tasviyesinin başlayacağını, mutabakata varılmış ya da varılmamış bir ‘uzlaşma’nın devreye girdiğini rahatlıkla söyleyebileceğiz. Kabul ederse bir şey bitmiş sayılmayacak ama demokrasi savaşı çok daha çetin geçecek. Ve bahsekonu uzlaşmaya bu süreçteki mücadele ve olası pazarlıklar sonucunda ulaşılacak.

Ama nihayetinde bu darbeci zihniyet temizlenecek. Soru bunun ne kadar süreceği ve neye malolacağı.

Bekleyip göreceğiz..

12 comments

1 Bulent Murtezaoglu { 03.30.08 at 19:12 }

Konuyla direkt alakali olmayan ama kamuoyunun bu konularda duzgun perspektifi olmasi acisindan onemli bir seye iliseyim. Linkli haberden alinti yapiyorum:

Savcı Öz, Görmüş’ten aldığı darbe günlüklerini içeren CD’yi Bilişim Suçları Bürosu’na göndererek inceletmiş, günlüklerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait bilgisayardan çıktığı anlaşılmıştı.

Bunu duyunca ‘bir dakika, nasil olur bu?’ demiyor kimse gorebildigim kadariyla.

Mesela su anda suraya girmekte oldugum metnin kendisini siteye sagladigim baglatinin deyina bakmadan alip bir CD’ye koyup sonra kullanmakta oldugum bilgisayar ile iliskilendirmezsiniz. Baska bir ornek vereyim, iste yukarida kes yapistir ile alinti yaptim, alintiyi degil metnin tamamini da gecebilirdim sadece benim gectigim metne ve Taraf gazetesinde bu metnin ilk yazildigi bilgisayara (donanmima) bakilarak ‘bu metin asil bu bilgisayardan geliyor’ denemezdi. O bilgi metinle beraber dolasmiyor.

Durum buysa pekiyi nasil yapmis olabilirler? Bir suru yolu var. Ben iki tane orenk vereyim:

Mesela yukarida ozellikle ’sadece metin’ ve ’sadece donanim’ diyerek kisitladigim sartlar o sekilde olusmamistir. Her gun veya hafta her bilgisayarin o an icerdigi veri yedekleniyordur ve saklaniyordur. Giderler 2004′teki bir yedegi bulurlar ve o metin oradaysa en azindan o metnin o bilgisayarda o gun bulundugu ortaya cikar. Orada yazildi demek degildir bu (baska yerden kopyalanmis olabilir) ama makul sayilacak ek varsayimler ile bu tesbit ilan edilen sonuc icin delil olusturabilir. Bunda bir mesele yok. Mesele yok diyorum cunku mesele olacak yolu da var:

Bazi programlar[1] olusturdaklari dosyalara uzerinde calismakta olduklari donanimin ’seri numarasi’ diyebilecegimiz numaralarini da icerebilen ek bilgiler ekliyorlar. Kullanici bunun farkinda olmuyor cunku sadece o programlarla icerige baktigi icin dosyadaki bu bilgileri gormuyor. Benzer sekilde dosyanin gecirdigi tashih asamalari vs. de saklaniyor olabilir[2] mesela ve kullanicinin bundan haberi olmaz. Bunlar kotu niyetle hazirlanmis ozellikler olmak zorunda da degil, ama tedirgin edici taraflari var.

Simdi, bu dokumanin o bilgisayarla iliskilendirilmesinin yokarida izah ettigim ikinci metodla yapildigini dusunun. Ve ima edildigi gibi bunun bir kuvvet komutani tarafindan o bilgisayarda yazildigini dusunun. Bu ne demektir? Bu derece hassas bir dokumani yaratirken bir kuvvet komutani kullandigi sistemin o dukumana hangi ek bilgileri eklediginin farkinda olmamis demek degil midir? Oyleyse, kabahat komutanin degil tabii, onune o bilgisayari o yazilimla koyup uyarmayanin. Bu kurumlarin asli gorevlerinin ne oldugunu goz onune alirsak burada tedirgin olmamiz gereken bir durum da var diyemez miyiz?

Yanlis anlasilmasin, ben mumkun olanlardan sadece bir ihtimali ele alarak rahatsizlik veren sonucun olabilecegini soyluyorum. Oyle olmus olmak zorunda degil, cok baska (benim aklima gelen veya gemeleyn) metodlar da olabilir. Yalniz bunlari okudugumuzda ‘haa oyleymis demek’ derken, bu ‘acik’ ise ‘acik’lari veren personelin hangi kurumlarda isdihdam edildiklerini de goz onune almamiz belki konu disinda ama cok onemli hususlarda perspektif olusturmamiz acisindan faydali olabilir diyorum.

[1] Mesela MS Ofis’in bazi surumleri boyledir. Bir link vereyim: http://www.computerbytesman.com/privacy/office97.htm

[2] Yine Mikrosoft Word ile ilgili bir sizma haberi vereyim orenk olsun. Bir firmanin dava acarken kullandigi dosya, baska dava etmeyi dusundukleri hakkindaki bilgileri de (gozuken metinden silinmis olsa da) icinde barindirdigi icin skandal sebebi olmus:

http://www.news.com/2100-7344_3-5170073.html

Simdi adetimiz uzre bizimikiler kesin atliyordur bunlari demeye meyyal olanlara bir de benzer bir yazilimi anlamamak yuzunden Amerikan Ordusunun yayinlayacagi bir dokumanda sansurlemek istediklerini sansurledim zannedip hem saklamak istedigi bilgileri saklayamamasi, hem de neyi saklamak istedigini ifsa etmis olmasini da bir ornek olarak vereyim:

http://www.planetpdf.com/enterprise/article.asp?ContentID=7049

2 BetüL { 03.30.08 at 20:51 }

Sen benim ayisigindaki sarikizima dokunma ben de sana dokunmayayim. Ne uzlasi. Gozlerim yasariyor.

3 suzannur { 03.30.08 at 21:16 }

Bülent Bey,
Biraz daha basit ve yalın bir dille anlatabilir misiniz?
Yani günlükler başka bir bilgisayarda yazıldı, sonradan DKK bilgisayarına konuldu ve bilgisayar bunu kaydetti mi diyorsunuz, iyi de bunu kimler niye yapsın?
2004′teki bilgiler esas alınmadan mı o bilgiler bilgisayarda deniyor?
Kafam karıştı.

4 Bulent Murtezaoglu { 03.30.08 at 21:38 }

Suzannur hanim,

Yani günlükler başka bir bilgisayarda yazıldı, sonradan DKK bilgisayarına konuldu ve bilgisayar bunu kaydetti mi diyorsunuz, iyi de bunu kimler niye yapsın?

Hayir, boyle birsey aklimda yoktu.

Soz konusu ‘ispat’ nasil olabilir, bir sekilde oldu ise insanlarin bilgisayar kullanirlarken farketmeden hangi bilgileri de yaydiklarinin farkinda olmayabileceklerine isaret etmek istemistim. Iki ihtimale baktim (bir suru ihtimal var, sadece iki ucu sectim):

Eger kurumsal guvenlik ve murakabe sisteminin icinde kalan metodlarla bu metin/bilgisayar eslestirmesi yapildi ise bu bize hem o kurumun guvenlik yaklasimi hem de bu sorusturmadaki tutumlari hakkinda birseyler soyleyebilir. Yok bu dokumani yazanlar bu eslestirmenin yapilabileceginden bi-haber olarak, yani, dolayisiyla, kullandiklari programin hangi ek bilgileri sizdirdigini bilmeden bunu yapmislarsa o zaman da belki beska sebeplerden — belki — endise verici cikarimlar yapilabilir diyorum.

Genelde bir metin icin icin ’su makineden geldigi tesbit edildi’ o kadar kolay soylenebilecek birsey degil. Tamamen sorusturma disi sebeplerle de bunun nasil tespit edildigi ilgilenilmeye deger bir konu bizim (yani vatandaslar) icin. Tabii TSK ic murakabe ve guvenlik onlemlerini desifre etmek istemeyebilir, sadece ‘biz bunu tesbit ettik’ de diyebilir — onu bilemem.

Devlette yuksek (ve mahrem bilgilere erisimi olan) gorevlerde olanlarin bilgisayar kullanimi ile ilgili bir yorum olarak alin lutfen. Bu ozelde bir ima pesinde degildim. Sadece ‘bu bilgisayardan ciktigi anlasildi’ dendiginde bunun ‘haa oyleymis’ denip gecilecek birsey olmayabilecegi noktasinda guncel olayla baglantisi var dedigimin.

5 suzannur { 03.30.08 at 22:53 }

“Eger kurumsal guvenlik ve murakabe sisteminin icinde kalan metodlarla bu metin/bilgisayar eslestirmesi yapildi ise bu bize hem o kurumun guvenlik yaklasimi hem de bu sorusturmadaki tutumlari hakkinda birseyler soyleyebilir.”
Şu anki tutum bunun göstergesi olabilir mi?
“Yok bu dokumani yazanlar bu eslestirmenin yapilabileceginden bi-haber olarak, yani, dolayisiyla, kullandiklari programin hangi ek bilgileri sizdirdigini bilmeden bunu yapmislarsa o zaman da belki beska sebeplerden — belki — endise verici cikarimlar yapilabilir diyorum.”
O endişe verici çıkarımlar neler?
Başka neler sızmış olabilir? Yani gizlenmeye çalışıldığı halde ortaya çıkma ihtimali olan?
Çok saçma sorularsa söyleyin lütfen, anlamaya çalışıyorum ve zorlanıyorum. Mühendislik tamamen alanımın dışı ve bilgisayarı sadece kullanan biriyim yani detaylarını bilmiyorum. Tek becerebildiğim format atmak, o da deneme-yanılma yöntemleriyle tarafımdan öğrenildi.

6 hg { 03.31.08 at 00:02 }

Bana göre iddianamenin iadesi bir dönemin tasfiyesi manasına değil, olsa olsa AYM’nin AB ve ABD başta olmak üzere küresel baskının göğüslenemeyeceğini anlamış olması manasına gelecektir.

Bu durumda ikili bir anlayışa da açık kapı bırakılacaktır; Birincisi, iddianamenin iadesi halinde AKP’ye ayağını denk al, hassas dengelere dikkat et. Şimdilik seni kapanma tehlikesinden kurtardık ama bu kayıt ve şartla denmiş olacaktır. İkincisi, iddianame iade edilerek, her an bu iade gerekçesi teşkil edecek noksanlıklar giderilebileceğinden AKP’nin üstünde kapatma tehdidi devam ettirilerek hareket sahası daraltılacak, siyaset/icraat yapamaz kılınacaktır.

İddianamenin iadesi, kamuoyunda iddianamede belirtilen kapatma gerekçelerinin doğru olmadığı konusunda bir görüntü yaratacağından AKP karşıtı olan AYM üyelerinin, iade gerekçeleri mevcut olsa bile iddianameyi iade etmeye yanaşmamaları kuvvetle muhtemeldir.

İddianamenin kabulü halinde -ki ben bunu kuvvetle muhtemel görüyorum-, uzun sürdürülecek olan dava sürecinin, AKP siyasetinin izlenmesi, vesayet altında tutulması amacıyla daha etkili bir baskı aracı olacağı konusunda AYM üyelerinin ikna edildikleri düşüncesi akla gelecektir. Dava neticesinde kapatma kararı -çeşitli saiklerle- verilmeyecek/verilemeyecek olsa da o ana kadar devam edecek olan kapanma tehdidinin AKP siyasetinin gücünü sınırlayacağı düşünülecektir.

7 Bulent Murtezaoglu { 03.31.08 at 00:56 }

Suzannur hanim,

Şu anki tutum bunun göstergesi olabilir mi?

Bunu ulasabildigimiz bilgilerden anlamak mumkun degil. Eger acik bir mahkeme olursa gerekli detaylar resmi belgeler veya bilirkisi raporlarinda gozukur belki. Bu bilgiyi emniyetin uzmanlarinin verdigi soyleniyor yanilmiyorsam. Neye dayanarak soyluyorlar belli degil ama askeriyenin ic sistemlerinde yapilmis bir incelemenin neticesi ise, en azindan bu konu ilk ortaya ciktiginda duydugumuz ‘arsivlere baktirdim bulamadik boyle bir sey’ mealinde demeclerle basina yansiyan tavrin degistigini de anlayabiliriz.

O endişe verici çıkarımlar neler? Başka neler sızmış olabilir? Yani gizlenmeye çalışıldığı halde ortaya çıkma ihtimali olan?

Endise verici cikarimlarin bu baglamla alakasi yok pek. Bir uca cekerek ‘bu yazilimlar kullaniliyor ise ve kullanan yetkililer bu tur zaaflarinin fakinda degiller ise‘ ile baslayan cikarimlari soz konusu kurumun asli islerini goz onune alarak dusunmeye calismistim. Bu konuda bildigim birsey yok TSK ile ilgili, ama disarida bu tip dikkatsiz kullanimin (aklima gelen) ornekleri var. Darbe vs. soylentileriyle ilgisi yok, ama aslinda cok onemli olabilecek seyler bunlar.

Çok saçma sorularsa söyleyin lütfen, anlamaya çalışıyorum ve zorlanıyorum. Mühendislik tamamen alanımın dışı ve bilgisayarı sadece kullanan biriyim yani detaylarını bilmiyorum.

Bu dedikleriniz normal bilgisayar kullanicisi icin zaten beklenen hali ozetliyor. Kullandiginiz yazilimin gorebildiginizden fazla bilgiyi urettiginiz dokumanlar veya yaptiginiz isler araciligiyla ucuncu sahislarin edinebilecegi sekilde yaymasinin mumkun oldugunu dusunerek hareket etmek eger temkinli olunmasini gerektiren bir durum varsa en makul yaklasim diyebilirim.

8 Suat { 03.31.08 at 06:24 }

Hg bey,

Bana göre iddianamenin iadesi bir dönemin tasfiyesi manasına değil, olsa olsa AYM’nin AB ve ABD başta olmak üzere küresel baskının göğüslenemeyeceğini anlamış olması manasına gelecektir.

Ben “bir dönemin tasviyesi” demedim, “AYM iddianameyi redderse hiç kuşkusuz bir dönemin, bir zihniyetin tasviyesinin başlayacağını, mutabakata varılmış ya da varılmamış bir ‘uzlaşma’nın devreye girdiğini” söyledim. AYM’nin değişen dünyaya direnemeyeceğini, anlaması gönüllü olmayan bir boyun eğme/kabullenme olacak benim gözümde. Bu da bir zihniyetin tasviyesinin ‘başlangıcı’ demektir. Bu önemli bir başlangıç olabilir. A.Gül’ün önümüzdeki 5 yıl içinde AYM üyelerinin, rektörlerin, yüksek bürokrasinin büyük çoğunluğunu değiştireceğini -bir sonraki C.başkanını da halkın seçeceğini- de bununla birlikte düşünmek gerekiyor. Öte yandan sivil anayasa çalışmalarını ve AB sürecini gözönüne alırsak çok ileride bunları konuşurken 2008′in mart sonunu, iç ve dış demokratik tepkiler sebebiyle AYM’nin sürecin önünde tıkaç olmaktan vazgeçmesi büyük değişimin mihenk taşı ve bürokrasinin yenilgisinin başlangıcı olarak tanımlanabilir. Ergenekon’da bu gelişmeye bağlı, çünkü halen kavga devam ediyor.

Eğer iddianame reddedilirse de AKP’nin üzerinde her daim böyle bir tehdit olacağı doğru, ama bu tehdit her zaman var ve iddianamenin reddedilebilmesi başlı başına önem arzediyor bana göre. Zaten mücadele bu eksende olduğu için bu çok önemli bir eşiğin atlanılması demek. Sonraki süreçte AKP/demokrasi bir adım öne geçecek demektir. Bu da tehditin etkisini zamanla minimuma indirecek bir değişim demek.

Dikkat edilirse yıllar geçtikce müdahaleler ( 12 eylül darbe- 28 şubat postmodern darbe- 27 nisan e-muhtıra) giderek yumuşuyor. Çünkü dünyanın gittiği yön bir öncekine izin vermiyor. Bu gidiş devam edecek ve sıfırlanacak. Ergenekon gibi oluşumların Sarıkız ve Ayışığı’nın nispeten akim kalmasının sebebi de bu. Yargıda da böyle olacak.

Teknik olarak iade gerekçesinin sağlam olup olmamasına bakmaya gerek yok, çünkü iddianame de -eğer kabul edilirse- dava da tamamen siyasi olduğu/olacağı için ‘hukuk’ kısmını rahatlıkla gözardı edebiliriz. 367 gibi bir rezalete imza atanlardan hukuki endişe ile bir karar beklemek imkansız. Olsa olsa dediğim gibi bir ‘uzlaşı/kabullenme’ ile hareket edebilirler, hukuk için değil –eğer reddederlerse..

Öte yandan ben de iddianamenin reddedilmesini çok düşük bir ihtimal olarak görüyorum, inşaallah yanılırız.

9 Bilal { 03.31.08 at 20:14 }

Öte yandan ben de iddianamenin reddedilmesini çok düşük bir ihtimal olarak görüyorum, inşaallah yanılırız.

Malesef yanılmadınız Suat bey,
Hatta Cumhurbaşkanlığı makamı bile mahkemelik oldu ki bu tam bir rezalet doğrusu..

10 suzannur { 03.31.08 at 22:25 }

Welcome the jüristokrasi.
Birileri de CHP’ye laiklik karşıtı odak olmak sebepli bir dava açabilse. Malum türban dağıttılar, otobüslerinin üstünde kapalı kadın vardı, kömür dağıtıp fakir kadınları üye yaptılar… Adaletse herkese olmalı değil mi?
AB artık alfabemizdeki ilk iki harftir, başka hayale gerek yok.
Kürt sorunu yakında artçı depremleri tetikleyecektir.
Ekonomi, o 1997 yılını hatırlatacak.
Kıbrıs çözümü, kapı açılışı ve kapanışı ile sağlanacak.
Yeni Anayasa, Anayasa mahkemesine takılacak.
Hani bir rektör vardı ya, AKP % 99′da oy alsa bizim dediğimiz olur. Pes yani, ne öngörülü bir adammış. Tebrik etmek lazım. Bu feraset bu ülkeden çok çıkmaz çünkü.
Çobanları da ülke dışına sürmeyi teklif ediyorum.
Ve AKP’yi tüm bunlara sebep olmakla ve dahi en başından parti düzeyine gelme ve parti odağı olma suçuyla tarihten silelim. Başka da parti kuramasınlar. Halk da oyunu saklasın, adı Halk olan ama halkla bir gram ilişkisi olmayan partiye atsın, atmazsa yargılansın.

11 Suat { 03.31.08 at 22:51 }

Bilal bey,

Maalesef öyle oldu, yanılmadık..

Suzannur hanım,

Ben ümitsiz değilim, siz de olmayın. Bu uzun soluklu bir mücadele, her geçen yıl daha önceki yıllardaki antidemokratik müdahale yöntemlerini biçiyor, un ufak ediyor. Çünkü değişen dünya konjonktürü o yöne gidiyor. Türkiye’de bundan azade değil. Üç beş macerapersert, ittihatçı artığı ümidimizi karartmasın. Askeri söylemlerin nerelere gerilediğini gördük. Son çırpınışları bunlar, bu da geçecek. Emin olun.

12 suzannur { 03.31.08 at 23:31 }

Ümitvar olmayı öyle çok istiyorum ki…
İnanır mısınız, dua ediyorum her şey mahvolmasın ve biz yeni bir 28 Şubat yaşamayalım diye. Ülkem için Allah’a dua ediyorum. Sonra aklıma:
Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Arif anı seyreyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler, dizeleri geliyor.
İki saniye sonra, cup, aklım yine yüreğimi esir almış.
Biz bu ülkede niye okuduk ki, niye yüksek lisanslar yaptık, madem oraların sahibi vardı, niye bunca bilgiyi depoladık, niye Doğu’yu ve Batı’yı sorguladık, niye hala okuyor ve sorguluyoruz?
Halkı daha ne kadar küçük görecekler?
Halk dedikleri siz biz değil miyiz ve burada yazanlar? Hangimiz cahiliz ve dogmatik düşünüyoruz?
Dedim ya, cup oraya, cup buraya…
Cuplama dönemindeyim.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: