Irak yanıyor..
“Demokrasi getireceğiz” şeklinde saçma sapan (ve elbette yalan) bir bahaneyle, enerji politikalarının gereği olarak koca bir ülkeyi işgal ettiler ve cehenneme çevirdiler.
Irak’ta kan dinmiyor. Her gün patlayan bombalar, parçalanan cesetler vaka-i adiyyeden oldu artık.. Geçen her gün, daha fazla bedenin toprağa düştüğünü, acıların daha da arttığını, ateş düşen ocaklara yenilerinin eklendiğini göstermekten öte bir anlam ifade etmiyor Irak’ta.
Ve en vicdanlılarımızın dahi elinden “vah vah” demekten başka birşey gelmiyor..
Irak’ta kan, vahşet, bomba, ölüm oldukça sıradan. Bir buçuk yıl önce yazdığım şu yazıdan beri değişen tek şey Irak’taki trajedinin boyutları. Kimden ne şekilde gelirse gelsin, sonuçta sürekli artan bir ivmeye sahip vahşet yaşanıyor Irak’ta.
Bir başka yerde (mesela Londra’da, Paris’te) olsa günlerce gündem olacak trajedilerin, sözkonusu Irak olunca haber gündemlerinde oldukça sıradan karşılandığını görüyoruz. Epeydir aynıydı bu aslında ama sanırım geçen zaman hem bu sıradanlığı arttırıyor hem de vahşeti normalleştiriyor.
Acaba kaç kişi bu sıradanlıktan dolayı Irak’ta son günlerde olanlardan haberdar? Spotlar tanıdık, “Irak’ta şu kadar ölü”, “Irak’ta yine bomba patladı” gibi haberler geçiyor elbet..
Ama elimizi vicdanımıza koyalım, çoğumuz bu sıradanlıktan dolayı ilgili haberlerin içeriğine bakmıyoruz bile, değil mi?




8 comments
Maalesef dedikleriniz doğru.Maalesef biz de bu ölümlere alıştık.
Kardeşimizin ölmesine alıştık.İHH gibi dernekler yüreğimize su serğmemiz için açıldı.Onları desteklemeliyiz.
Konunuzla alakasız diyeceksiniz ama özelleştirmelerle Türkiye’de işgale gidiyor.
Komşunda yangın varsa ve canhıraş feryatlar yükseliyorsa;
1-Kulaklarını tıkar, bana ne der, eğlenceye devam edersiniz.
2-Panik halinde ateşe atlar muhtemelen dumandan boğulursunuz.
3-Eldeki eski gazete küpürlerini tutuşturur, aman bizde yanıyoruz havası yaratıp komşuyla uğraşamam şu anda dersiniz.
4-Ah vah edip, tedbirsizlikten yaktın kendini diye, boş matem havasına bürünürsünüz.
5-Ben bu ateşe müdahele etmeliyim, hem komşumu; hemde muhtemelen bana sıçrayacak yangını söndürmenin yolunu bulmalıyım dersiniz.
Sizce Türkiye’nin tutumu hangisine benziyor.
Turkiye’nin tutumu neyi yansitiyor bilmiyorum ama bir kisim insanlar kulaklarini tikamaya bile gerek kalmadan eglencelerini yapabiliyorlar:
http://www.cafesiyaset.com/haber/20080329/Paris-Hilton-Turkiyeyi-rezil-etti.php
Altıncı seçeneği de ben söyleyeyim:
6- Benim evimde tutaşacak öte beriyi sağlama alırdım. Oraya müdahale etmeden önce
Maalesef evimiz tutuşsun diye el oğuşturanları unutmuşum…Yetmiş milyonun seçtiğini, yedi kişiye bozdurmanın evi derlemek toplamak mı olduğunu hep birlikte göreceğiz. Kayıkçı kavgasında taraf olmakta bir yol. Paçavralarla tutuşturulan yangının gerçek zannedilmesine hizmet eder nede olsa…
Bütününün okunmasını tavsiye ettiğim yazıdan kısa bir alıntı.
ACI ÇEKİLİYOR AMA YOLU KAYIP
Tanıklık etmek her şeyden “dışarıda olmayı” ifade eder. Yani ortada bir mesafe sorunu vardır. Nasıl tanıklık ettiğimizi bu mesafeler belirler. Tanıklığımız, acının öznesiyle aramızdaki zorunlu mesafeleri eritme ve ona yakınlaşmamıza bağlıdır. Tanıklık edemeyenler ise mesafelerin hışmına uğrayacak ve alelade seyircilere dönüşecektir. Tanıklık etmenin bağbozumudur bizim zamanlarımız. Daha az tanık; daha çok seyirciyiz. Mesafeler alabildiğine büyümüştür. Şili’de yaşanan acılardan Tokyo’dakiler elbette anında haberdar oluyor; ama bu acıların Tokyo’yu vurmasını beklemek beyhudedir. Acı deneyimi, yerinde müdahaleyi imkansız kılan mesafeler üzerinden yoğunlaştığı zaman duyarsızlığın boyutlarının da artacağını beklemeliyiz. Nihayet, uzak acıların görsel kültürün araçları üzerinden yoğun tekrarlara dayalı bir şekilde taşınması, onu karşılayan ruhlarda bir aşınmaya ve nasırlaşmaya dönüşecektir. Bir şeyi olağanlaştırmak mı istiyorsunuz? Onu alabildiğine gösterin. Irak’taki bir intihar saldırısının kanlı manzaraları ve ağır insani maliyetleri ilk anda dehşet; sonra kanıksama, nihayet can sıkıntısı getirmiştir.
Acı çekiliyor; ama acının yolu kayıp. Pathos, politikanın basit bir malzemesi. Politik tanıklık, pathos’a tanıklık etmenin yegane ve en erdemli yolu olarak sunuluyor. Apolitik haller ise sorumsuzluk ve kaçış olarak mahkum ediliyor. Oysa politika eş anlı olarak hem acıyı araçsallaştırıyor hem de onu artırıyor. Önemli olan bu sıfır toplamlı oyunu bozmak. Politik olarak kurulacak bir dünya yok. Aslında kimsenin buna inancı da kalmadı. Acı ise baki ve şimdilik yuvasından çok uzakta. Pathos, suskun iç derinliğini ve bağlarını arıyor; pathos itibarını istiyor…
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=667634
İnsanlığın çektiğini, vücudundan bir uzvun acısı gibi çekmek…Acıyı bal eyleyenlerin üstesinden geleceği bir şey olsa gerek. Bunun bir yüzündede, çekip çevriliş dinamiğinin cilvesini okuma kayıtsızlığı yatar.
Ceza ve Tutsak şarkısını konu etmiştik, belki Lakırdıda dinletir bize Suat bey, Ben sözlerini aktarayım;
Denizde vardı oltam.
Bir balık tuttum zannettim, baktım hepsi rüyaymış.
Mekanım yanlış;
bir orman! Ve tek seçimse çaresizlik.
ona inanma, göz gördüğünden korkmaz.
Eski bensem, bir çiçek olsamda solmam.
Anlatsın bilen kimse.
hep çeken bilir demişler.
çekense susmuş hep, konuşmuş çekmeyen kim varsa,
Anlatsın derdi çeken-Pathos-hüzün kaplı gözlerinde,
kırışmakta dertler birde ellerinde.
Mürekkebim elimde kağıdım, aynam.
Gönlü saydam olan anlar ancak, işte sayfam…
Herkes sandığı kadar iyi oldaydı keşke,
En azından ayın parlamasını beklerdik,
yanlız gecede…
Hüznüm Irakta akan kanı Türkiyenin durdurabileceğine inanmaktan. Blokaj Irak’a karışmamak için yapılıyor ve acısı dahada ağır olarak bize yansıyabilir kaygısından…Epey yazdım bu blokajın oluşmaması için, Özal’da engellenmişti. İşte bu noktada susmak zamanı diyelim…
Evet, çok doğru tesbitler…
kaçımızın vicanı sızlıyor, duyarsızlaşmaya başladık zannımca…
İçtimai olarak çok uzağız bazı acılardan, günlük koşuşturmaların peşine düşmüşüz… Sonra neden böyleyiz diyerek devletler kurup yıkıyoruz kahvehanelerde… Irak, bizi biz yapan bir elem olmalı, ama biz kendimizde değiliz herhalde….
ABD sağlam politikalar takip ediyor, bakın, Irak kan ağlıyor diyoruz, bir yandan da ABD binlerce Iraklı öğrenciyi Amerikaya götürüp eğitim ve finansman sağlıyor, yatırım yapıyor anlayacağınız… Önemli bir mevzuu…
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: