Çakırkeyf
Güngör Mengi’nin dünkü yazısından:
Gül ve Baykal bir saat 40 dakika ne yaptılar, ne konuştular?
Gündemin bir numaralı sorununu ihmal edip niçin terör ve Kuzey Irak meseleleri ile zamanı tükettikleri sorusuna uzun süre cevap aradım. Sonunda yedikleri ve içtikleri ile ilgili ayrıntıyı okuyunca aklıma bir hınzırlık geldi. Çünkü gerçekten komedi tarzında bir gerilim filmi izliyor gibiyiz:
Gül ile Baykal Kayseri mantısı, ızgara et, patlıcan yemeği ve tatlı yemişler. Yemekte su içmişler!
İşte sorun burada… Küçük birer kadeh rakı içselerdi, rakı onları “Ne olacak bu memleketin hali?” endişesinde buluşturacaktı ve o buluşmadan da bir çözüm çıkacaktı. Yazık oldu!
?!
Hayatımda hiç içmediğimden rakının insanları “ne olacak bu memleketin hali?” endişesinde buluşturmak için nasıl bir katkısı olduğunu bilmiyorum (Merhum Erol Güngör ‘meyhane filozofluğu’ der, öyle bir şey mi acaba?) ama Mengi’nin “Aklıma bir hınzırlık geldi” sözünün kimseyi aldatmaması gerektiğini iyi biliyorum.
Her şakanın altında bir gerçek payı vardır. “Nedir buradaki gerçek payı?” denirse, bir ipucu olarak Mengi’nin bir model farklı versiyonu CHP’li Onur Öymen’in “Siz Erdoğan’ın bir tek balo düzenleyebileceğini, oraya gelen bir kadını dansa kaldırabileceğini hayal edebiliyor musunuz? Bu kadar çağdaşlığa kapalı bir iktidar ilerici olabilir mi?” sözlerine bakılabilir.
[Asıl önemli olan ise akla gelen hınzırlığın; insanların memleket endişelerinin olması ve bu endişelerde buluşabilmeleri için aynı (ve kerameti kendinden menkul olarak 'çağdaş'lık ölçüsü addedilen bir) hayat tarzını tercih etmelerinin gerektiği gibi -genellikle laikçi cephede görülen- bir kabülü alttan alta pompalıyor olması.]



6 comments
Oymen’in dediginin garabeti bir kenara, bu okuz altinda buzagi aramak olmus. Turkiye’deki yaygin raki sofrasi adabi ve ananevi muhabbet turune hos bir gonderme yapmis o yazar bence. Daha ileri de gidebilirdi, mesela senaryo su olabilirdi: iktidarla muhalefeti oturtup onden sarap arkadan rakiyi dayayip[1] ilerki saatlerde birbirlerine ‘opiiim abi’ diye sariltabilirdi. Hic cagdaslik filanla alakasi olmayan bir hal bu.
“Balo”dan ne farki var? En azindan su: o raki masalarinda memleket kurtaranlar, kendi hanimlari masa arkadaslarindan ‘dans’ teklifi alsalar muhtemelen sandalyeyi kaptiklari gibi ‘cagdas’ teklif sahibinin kafasina gecirirler.
Bir de hinzirlik yapayim: “icinde yasadiginiz kulturden bu kadar bihaber olmaniz hos degil.”
[1] Bu ‘yanilip icikiyi karistirdin mi fena carpar, maymun olursun’ da ayni alt kulturun yaygin inancidir. Bilimsel seysi nedir bilmem.
Bülent bey,
Dediğiniz kültürden bahsettiği benim ilk okuduğumda aklıma gelen şeydi. Ama ‘ama’sı var. Süleyman Demirel/Özal - İnönü-Baykal kavgasından sözedilse hak verirdim söylediklerinize.Lakin durum malum bugün, insanların eşlerinin kılık kıyafetine, ayakkabılarla eve girilip girilmediğine, dış gezilerdeki uçaklardaki ikrama, verdikleri resepsiyon menülerine kadar didik ediyorlar, siz de biliyorsunuz. Ne adına, ‘çağdaşlık’ adına. Bunu yapanların en başında da Mengi geliyor.
Ayrıca olmamış, ben asıl son paragrafıma dikkat çekmek için bundan bahsettim, ona da yorum isterim! :-)
Mengi filan nedir/kimdir bilmedigim icin (ayrica bos kaleye beles gol firsatini kacirmayayim diye) oyle dedim.
Hangi son paragraf? O ‘cagdas’ lakirdisi mi? Ben ne bileyim onu? O bahsedilen balolara gitmis filan degilim ki? O laflari duyunca (ayni rasyonel dahi olmayanlara pozitivist suclamalari gibi) ‘yesinler birbirlerini’ diyorum buyuk ihtimalle icimden. Yerli var, otekine ‘bu aslinda yabanci’ demek icin ululanan ‘yerli’ var, bir de bir hilkat garibesi ‘cagdas’ var. Bu farklar isaret ettiginizden daha degisik turlu sekillerde tezahur edebiliyor. Simdi politik cekismede ise yarayan soylem ‘cagdas’ tabii, vurgu ona oluyor ama tipoloji yelpazesi genis aslinda. Mesela ‘baloda bir kadinla vals yapma’nin olcu olmasi ne kadar komikse, sozlukculerin ortaya cikarttigi su asagidaki listenin hemen hemen hepsi oyle komik:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=x+okuyup+y+izliyorum+bir+de+z+dinliyorum+ben+buyum
Ozellikle o “Radikal okuyup cnbc e izliyorum kaliteli yasiyorum” lakirdisi yeni peydah olan zottirik guruhtaki havayi iyi yakalamis olabilir. Ben tutucu oldugum icin oyle goruyor da olabilirim tabii.
Hayır Bülent bey, hiç onu ima eder miyim? “Memleket için endişelerimizi konuşabilmemizin yolunun, -içeriği ne olursa olsun- aynı hayat tarzına sahip olmamız”dan geçtiğine yönelik bir pompalamadan bahsettim.
Bu arada linkte çok matrak başlıklar var :-)
Haa, yok olur mu oyle sey deyip gecmisimdir o “ayni hayat tarzi lazim” vurgusunun onemli oldugunu cok farketmemisimdir — gozume sokmaniza ragmen. Mantilari hapir hupur goturmusler iste, o asgari musterek yeterli demek gibi birsey o belki.
Baloya gitmekte birsey yok da, ben bilemiyorum nasil seydir diye. Bildigini hatta aliskanliginin bu oldugunu soyleyenlerin de pek oyle ovunulecek bir halde olmadiklarini dusunuyorum. Bunun delili de soylenenin icinde var zaten, “X’i bile yapamayan, Y olabilir mi?” denmis ama X’e ve Y’ye bakiyorsunuz ve — zannediyorum Fermi’nin dedigi gibi — “bu dogru degil, bu yanlis bile degil” diyorsunuz. Degil ama bir mana ifade ediyor propaganda doldurusu bakimindan. Iste o tur dolduruslarin ‘pazarlama’ ve ’sig kultur’ tarikiyle zihinlerde ulastigi yerde girdigi kiliklarin listesi de sozlukteki o liste olabilir.
Neyse, demin diger basliklarda ‘derin kultur’ ve ‘kim memleketin has evladi’ filan gibi seylere takildigim icin buraya da sirayet ettirdim o minval uzre dusunmeyi herhalde — kusura bakmayin.
Aman, est Bulent bey, ne kusuru.. Hep şikayet ettiğimiz bir konuyu önemsedim sadece.
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: