Random header image... Refresh for more!

Uzlaşmaymış..

TOBB öncülüğünde bir araya gelen yedi büyük sivil toplum kuruluşu “uzlaşma” çağrısı yapmış. Başkan Hisarcıklıoğlu “uzlaşmadan ne anlıyorsunuz?” sorusuna “”herkesin bir adım geri çekilmesini” anladığını söylemiş.

Bu ‘uzlaşma’ kelimesine iyice gıcık olmaya başladım.

Nasıl olacak bu? Mesela Başsavcı Yalçınkaya iddianameyi geri mi çekecek? Ergenekon çetecileri darbe ortamı yaratmaktan vazgeçip muhtıra ortamı yaratmak ile mi yetinecekler? Baykal, Erdoğan’ı, İsmet paşa’nın Menderes’i tehdit ettiği gibi tehdit etmekten vaz mı geçecek?

Olayların nasıl bu noktaya geldiğini/getirildiğini görmüyor musunuz?

Yoksa uzlaşmadan kasıt AKP’nin kapatmayı önleyecek Anayasa değişikliğini gerekirse referanduma bile götürme düşüncesinden geri adım atması mı?

Eğer siz buna uzlaşma diyorsanız, ya bu kelimenin anlamını bilmiyorsunuz, ya süzme salaksınız ya da kötü niyetlisiniz..

Bir kere de ortacı olmayın be kardeşim, demokrasinin ırzına geçiliyor, gözler önünde tiyatro oynanıyor, memleketi batırmaya niyetli çeteler nelere/kimlere uzandığı belirsiz derin işler çeviriyor, yargı resmen darbe yapmaya çalışıyor.. Bir kere de ortacı olmayın!..

Demokrat olun, sağlam durun, tepkinizi doğru yere yöneltin de şu büyük kırılma anında demokrasi kazansın, tırsık herifler..

48 comments

1 arif { 03.27.08 at 08:04 }

Evvela resmeylemiş resmeyleyen resmi zilal,
Perde kurdum, şem’a yaktım, gösterem zılli hayal.
Fani dünya kesretine aldanıp etme cidal.
Kainatın sırrını bilsin deyu ebvabı hal,
Pirimiz şeyh Küşteri talim etmiş perdede,
Ehli hal olanlar anlar, gayrıya bilmek muhal.
Suat bey ne güzel izliyoruz perdede olanları. Kendimizi oyuna kaptırıp, vur vur diye esas oğlandan yana tavır alsakda-Erdoğan-;
sonunda makul ortalama yönetmen-Gül- arayı bulur telaşlanmayın. Bende canavarın yere serilmesini, halkla devletin mutlu izdivacını heyecanla bekliyordum. Ancak perdede gösterilen hayalede tam kapılmadan olayları seyretmenin keyfinide hatırlamak lazım. Yelkenler yavaş yavaş suya iniyor. Hariçten kavgaya bulaşıp işi çığrından çıkarmak isteyen, yan servis uzantıları, sille tokat meydandan uzaklaştırılıyor bir yandan, biryandan nelerin olup, nelerin olmayacağı esas oğlana gösteriliyor. Benimde kahramanım Erdoğan, ancak yavaş ol aslanım, sabırlı ol diye herkes eline sarılıyor. İş sakinleşmek zorunda, onunda kıramayacağı hatırlar vardır muhakkak. Biz yine perdeye kaptırıp kendimizi, seyredelim tekmili birden Karagözümüzü.

2 Da Vinci { 03.27.08 at 08:51 }

Suat,

tırsık herifler

tırsak olacak o :))

Bir soru sorayım. AKP iktidarda olduğu 5-6 yıl içinde kaç tan Anayasa maddesinde değişiklik yaptı? Bunları yaparken parti kapatma konusunda bir değişiklik yapmak neden aklına gelmedi? Demokrasi şaheseri “Siyasi Partiler Yasası”nda 5-6 yıl boyunca herhangi bir değişiklik yapmak neden aklına gelmedi? Çok demokrat olduğundan mı acaba? 5-6 yıl boyunca hiçbir şey yapmayıp böyle bir dava açıldıktan sonra yangından mal kaçırır gibi, bir tarafları tutuşmuş şekilde bu değişiklikleri yapmaya çalışmasına kusura bakma ama ben ağzımla değil başka bir tarafımla gülerim.

Emin ol önceki değişikliklerle birlikte bu değişiklikler yapılmış olsa kimse bunlara itiraz etmezdi. Bunlar zaten olması gereken şeyler. Ama yumurta kapıya dayanınca kıçınızı kurtarmak için alelacele böyle bir işe kalkışırsanız size gülerler. Bir de bunu demokrasi adına yaptığınızı söylerseniz hadi ordan cevabını alırsınız. Bu değişiklikleri gerçekten demokrasinin bir gereği olduğuna inandığınız için yapıyor olsaydınız geçen 5-6 yıllık dönemde diğer birçok değişikliğin yanında bunlar da yapılırdı. Ama AB size dayatmadı unları. Diğer değişiklikleri gerçekten demokrasiye inandığınız ve olması gerektiğini düşündüğünüz için değil AB istediği yaptığınız. Ama bugün baktınız bunlar başınızı yakabilir, paçayı kurtarmak için bu değişikliklerin yapılması lazım hemen demokrasi havarisi rolünüze geri döndünüz. Kusura bakmayın ama AKP’nin bu dansözlüklerine ben sadece gülüyorum. Siz bunları demokrasinin ilerlemesi adına kabul edilebilir görebilirsiniz ama ben böyle takiyecilikle gelecek demokrasi hiç gelmesin diyorum. Adam gibi adam olan, omurgalı birilerinin demokrasi adına birşey yapmasını isterim. Bunlar gibi omurgasızların, bu şekilde getireceği demokrasi hiç gelmese de olur. Günlük hesapları için anlık demokrasi havarisi rolüne girmeyecek, demokrasiyi gerçekten içine sindirmiş omurgalı demokratların getireceği demokrasiden hayır gelir. Bunların getireceği demokrasi ancak “AKP demokrasisi” olabilir. Ondan da kendileri dışında kimseye hayır gelmez.

3 Suat { 03.27.08 at 12:38 }

Da Vinci,

Kusura bakma da çok boş yazmışsın. Sivil Anayasa taslağı gündeme geldiğinde çıkartılan gürültü sırasında Türkiye’de değildin anlaşılan.

4 Suat { 03.27.08 at 12:44 }

Ayrıca bu AKP meselesi değil. AKP beş para etmez bir parti de olabilirdi.

Bu, olan biteni meşrulaştırırmış gibi komik taklalar atılmasın. Bu ilke meselesi, neden bunu anlamak bu kadar zor?

5 Suat { 03.27.08 at 12:51 }
6 çuvaldız { 03.27.08 at 12:52 }

Sorun yaratan “MECLİS KAPATILSIN” ve kapanmasından da korkmayalım zira,

”Türkiye’de bu yaşanan sorunlarla ilgili birtakım sigorta görevi görebilecek kurumlarımız, sigortalarımız, güvence oluşturan kurumlar vardır. Ve bunlar görevlerini yerine getirdiği sürece herhangi bir endişeye gerek yoktur…
”Türkiye’de kurumlar çalıştığı sürece hiç kimsenin endişe etmeye korkuya, vehme kapılmasına gerek olmadığını düşünüyorum” diyen Kılıç, bu kurumlar çalışmadığı takdirde bundan korkulabileceğini ifade etti. “
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=309039

Bizim bu ülkenin bir kurumu sayılmayan MECLİS’e ihtiyacımız yokmuş!

O meclisi çalışamayacak bir ortama sürükleyecek bir iddianame hazırlarken bu ülkenin yargı kurumu H.Kılıç gibi Ben bunu sağduyu, solduyu olarak ayırmıyorum ama o sigorta,güvence oluşturan kurumların içinde “meclis” yoktur diyebilmiştir çünkü.

Demek ki bir ülkede “meclis” dışında bütün kurumlar görevini yerine getiriyorsa “güvence” oluşturulabilir,endişeye de gerek yotur! Bunu söylenene itimat etmek zorundayız zira konuşan” meclis”ten değil yani kesinlikle “güvenilir”!

7 Suat { 03.27.08 at 13:00 }

İlginç bir çözüm yolu:

AK Parti kendini fesh ederse dava da düşer, siyasi yasak ihtimali de ortadan kalkar. Hükümet de yoluna devam eder.

Prof.Dr.Ergun Özbudun’un başkanlığındaki “Sivil Anayasa” çalışma ekibinde yer alan Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Yavuz Atar, AK Parti’nin kapatılma riskini ancak kesin ve kalıcı çözümle aşabileceğini savundu.

367 olayını hatırlatarak Anayasa değişikliği ve referandumun da kapatmaya karşı “garanti” olamayacağını ifade eden Yavuz Atar, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarı adına AK Parti’nin fedakarlık yapmasını önerdi.

Atar’ın formülü Siyasi Partiler Kanunu’nun 108.maddesi uyarınca AK Parti’nin kendini fesh etmesine dayanıyor. Anayasa’da karşılığı olmadığı belirtilen bu maddeye göre fesih olursa dava otomatikman düşüyor. AK Parti’liler yeni kurulacak bir parti ile yoluna devam ediyor. Hükümet, bu değişiklikten etkilenmiyor.

Prof.Yavuz Atar’ın AK Parti’yi kurtaracak sihirli formül olarak açıkladığı SPK’nun 108.maddesi şöyle: Bir siyasi partinin kapatılması için dava açıldıktan sonra o partinin yetkili organı tarafından verilen kapatma kararı, Anayasa Mahkemesi’nde açılmış bulunan kapatma davasının yürütülmesine ve kapatma kararı verilmesi halinde doğacak hukuki sonuçlara hükmedilmesine engel değildir…

8 BetüL { 03.27.08 at 13:08 }
9 BetüL { 03.27.08 at 13:11 }

Katillerle uzlasma

“Hayır.
Katillerle uzlaşamazsınız çünkü.
Onlarla uzlaşılamaz, onların “suç ortağı” olunabilir ancak. “

10 Suat { 03.27.08 at 13:26 }

tırsak olacak o :))

İkisi de kullanılamıyor mu yaw? :-)

Hem daha sevimli bir kişiselleştirme içeriyormuş :-))

11 Da Vinci { 03.27.08 at 13:39 }

Suat,

Kusura bakma da çok boş yazmışsın.

Bu “senin bu konuyu tartışmak istemiyorum, ne halin varsa gör” demek gibi birşey olmuş. İyi. Sen bilirsin.

12 Bulent Murtezaoglu { 03.27.08 at 16:14 }

Da Vinci,

Ben iskembeyi calistirip cevap vereyim, Suat bey sinirlenmis.

Bir soru sorayım. AKP iktidarda olduğu 5-6 yıl içinde kaç tan Anayasa maddesinde değişiklik yaptı?

AB islerine yarayanlari ve simdi uzlasmaz olanlarin destegiyle Erdogan’i meclise sokan haricinde kalanina bakarsak, duzeni ne kus ne deve haline getiren cumhurbaskani secimi ve son kilik kiyafet degisikligi var benim hatirladigim. Ha, bir de yeni anayasa tesebbusu var. Meclisi isine geldigi zaman kutsayan ama bu isi parca parca meclise yaptirmak yerine ‘istemeyen sudur budur’ diye propaganda yapip gormedigini ’sivil anayasa’ diye ‘marka’ yapanlara da buradan selam ederim — memleketten/halktan hic sikayet etmesinler baska yerde kendilerine ‘adam’ diyecek okumus takimini zor bulurlar.

Bunları yaparken parti kapatma konusunda bir değişiklik yapmak neden aklına gelmedi?

Cunku akil bizim politikacilarimiz icin bize ifade ettigi seyi ifade etmiyor. Ayni dunyada yasamiyoruz.

Çok demokrat olduğundan mı acaba? 5-6 yıl boyunca hiçbir şey yapmayıp böyle bir dava açıldıktan sonra yangından mal kaçırır gibi, bir tarafları tutuşmuş şekilde bu değişiklikleri yapmaya çalışmasına kusura bakma ama ben ağzımla değil başka bir tarafımla gülerim.

Iyi de adamlara gulunce bir sey hallolmuyor.

Emin ol önceki değişikliklerle birlikte bu değişiklikler yapılmış olsa kimse bunlara itiraz etmezdi. Bunlar zaten olması gereken şeyler.

Bahsettiginiz akil bu durumda belki cumhurbaskanligindan ‘fedakarlik’ edip uc dort onemli kanunu degistirmek seklinde tezahur edebilirdi. Ise DTP’nin onunu biraz daha acacak, CHP’nin kemiklesmis yapisini bozacak secim ve siyasi partiler kanunlari da dahil olacagindan buna ne bicim bir direnc gosterilecegi ortada tabii. Yapacak olanin da demokratik bir parti yapisinda hem takkesinin dusup kelinin gozukmesi muhtemeldi, hem partiye hakim olma gucunun azalmasi kacinilmazdi.

Ama yumurta kapıya dayanınca kıçınızı kurtarmak için alelacele böyle bir işe kalkışırsanız size gülerler. Bir de bunu demokrasi adına yaptığınızı söylerseniz hadi ordan cevabını alırsınız.

Milleti ve hukumeti cizgi film haline getirin bir sihirli degnekle, beraber seyredip gulelim. Simdi pek gulemiyorum.

Bu değişiklikleri gerçekten demokrasinin bir gereği olduğuna inandığınız için yapıyor olsaydınız geçen 5-6 yıllık dönemde diğer birçok değişikliğin yanında bunlar da yapılırdı. Ama AB size dayatmadı unları. Diğer değişiklikleri gerçekten demokrasiye inandığınız ve olması gerektiğini düşündüğünüz için değil AB istediği yaptığınız.

O zaman durum suydu: biraz daha kilitlenmis bir sistemde sag kalabilmek/is gorebilmek icin AB’ye sarilmasi gerekiyordu AKP’nin. Demokrasi filan orada devreye girmiyordu, mevcut olan kismi gucu kullanma kabiliyetini elinden kaybetme korkusuyla yapilan islerdi bunlar. Bir problemimiz su: tavir degisiklikleri derin tefekkur neticesinde degil, hem kendilerine hem evvelce kuyrugu olduklarina gosterilen/vurulan sopa neticesinde olan insanlara demokratlik atfediyoruz. Bunun benzerini Ozal’da cok acik sekilde gorduk, ozgurlukcu isler yapmasina ragmen evvelki patronunun siyasi yasagini referanduma koydu — gucunu devam ettirmek acisindan dogru tavirdi ama sadece o kadar.

Bu ‘degisiklik’ hukumetleri ve degisiklik donemi partileri organik olarak ortaya cikan seyler olmuyor Turkiye’de. Once ic/dis veya ekonomik sille ile hersey dagiliyor, sonra kapacak konuma getirilenin elinde kaliyor guc. Bu seferkiler hem ekonomik acidan iyi bir konjonktur yakaladilar, hem kendilerini rezil edecek isleri yapmadilar. Hal bu oldugu icin simdi ‘problem’ cikiyor! Cok sacmalamadilar diye yani.

Ama bugün baktınız bunlar başınızı yakabilir, paçayı kurtarmak için bu değişikliklerin yapılması lazım hemen demokrasi havarisi rolünüze geri döndünüz. Kusura bakmayın ama AKP’nin bu dansözlüklerine ben sadece gülüyorum.

AKP’nin dansozluklerine gulmek degil, bu ‘demokrasi’ isini cogunlugun her dedigi olur olarak pazarlayan okumus takimina aglamak lazim. O da yetmez, becerip isi cogunluk gucu kullanimina dayatacak kadar isleri bozanlarin (ki bunlar secilmis de degil) guclu olduklari konumlarda olmalarina da aglamak lazim. Ortada gozuken adamlar akil olmazsa/davranmazsa, ucu ya silaha ya kelle saymaya dayanan cozumlerin ‘yol’ diye gozuktugu sIkIntIlar cikiyor boyle iste. Bunun tek kabahatlisi AKP degil. “Susun AKP’de kabahat yok, var demeyin” diye ona buna bagiranlara da diyecek seyim var: bicimsiz bir yere kotu bir duvar yapilmissa o duvari kaldirmak istemek ne kadar makulse, kosup gidip kafa atip kafam kirildi butun kabahat duvarda demek de o kadar budalaca. Izlanda’da degil Turkiye’de iktidara talip olmus insanlarin bunlari biliyor olmalari lazim. Bildiklerini dusunmustuk AB’ye yapisip isleri tikir tikir gordukleri zamanlarda.

Siz bunları demokrasinin ilerlemesi adına kabul edilebilir görebilirsiniz ama ben böyle takiyecilikle gelecek demokrasi hiç gelmesin diyorum.

Iyi de, o zaman A noktasindan B noktasina ya herkesin begenecegi metodlarla gidilir yahut hic gidilmez gibi birsey cikiyor karsimiza. Politikanin nasil pis bir is, oy veren kitlelerin onceliklerinin de demokrasiyle ve ozgurluklerle alakasiz oldugu goz onune alinirsa hic yerimizden kipirdayamamamiz lazim. Oyle olmuyor bizde tabii, birileri kuuut diye cekici vuruyor arabaya veya ‘balans ayari’ yapiyor birseylerin degismesi icin.

Adam gibi adam olan, omurgalı birilerinin demokrasi adına birşey yapmasını isterim.

Adam gibi adam var mi ortalikta? Bu politik sistemde oyle kac tane adam sivrilebilir? Adam gibi olanlar, onu yansitabilirler mi ortaliga? Mesela dogruyu konusan insanlarin populer olmalari mumkun mu? Kim dogruyu duymak istiyor? O kriteri hic koymayin bence, cunku bu sefer mevcut olanin politik kimligine/goruntusune ‘adam gibi’ denip olculer sasiyor.

Bunlar gibi omurgasızların, bu şekilde getireceği demokrasi hiç gelmese de olur. Günlük hesapları için anlık demokrasi havarisi rolüne girmeyecek, demokrasiyi gerçekten içine sindirmiş omurgalı demokratların getireceği demokrasiden hayır gelir.

Yok, ‘demokrasi’ denen sey zaten dansoz, omurgasiz, firildak insanlari iyi kotu bir kulvara tikip kismen makul isler yaptirmak bence. Daha mustehzi bakacaksaniz halka hoslarina giden soytariligi yapani sectirip onlar hoslanip alkislarken iyi isler gordurmeniz denebilir. (Tansel bey buradaysa pas veriyorum: kucuk burjuva oldugun icin boyle diyorsun diyebilsin diye acik acik yaziyorum.)

Bunların getireceği demokrasi ancak “AKP demokrasisi” olabilir. Ondan da kendileri dışında kimseye hayır gelmez.

Marifet, secildiklerinden AB ile son merhalenin bittigi zamana kadar yaptirildigi gibi bu kadroya iyi isler yaptirmakta. Bakin hic de populer olmayan butce disiplini, arpalik tasfiyesi, sosyal guvenlik kara deligini kapatma filan gibi isler de yapiyorlar/yaptilar. Evvelkiler de hicbirinin ideolojisine veya yamyamligina uymayan yollara girdiler, Merkez Bankasi’ni dahi ozerklestirdiler. Bunlar demokratik kabul edilecek metodlarla olmus isler degil, yani kimse bunlara oy vermeyecegi gibi bir suru yolun kapanmasi demek oldugu icin gucu elinde bulunduranin da isine gelen seyler degildi. Oldular/yapildilar ve hepimiz istifade ettik.

13 Bulent Murtezaoglu { 03.27.08 at 16:33 }

Demeye calistigim seylerin bir kismini bu sefer Unakitan Turk burjuvazisine demis:

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, İSO’nun meclis toplantısında konuştu ve işadamlarını hükümetin yaptığı reformlara direnenlere ses çıkarmamakla suçladı. Unakıtan, “Bir kenara çekil mıy mıy orada otur, onu tenkit et, bunu tenkit et. Türkiye’nin üzerine öyle yükler gelmiş ki biz bunları yaparken, sendikalar yürüyor, sizden fazla bir şey çıkmadı. Ses çıkması lazım ses” dedi.

Simdi, bunun acikca soylenmesi ne demektir onu bilemem ama dogru diyor bence.

(Diger taraftan “Başbakan çıkıp ’En az 3 çocuk yapın’ diyor. Sonra tüm hesapları baştan aşağı değiştiriyoruz” da demis. Bundan habersiz olmasi biraz garip, basbakan o lafi o sekilde TUIK’in yeni nufus rakamlari ortaya cikinca demeye basladi. Dogurganlik orani dustu Turkiye’de. Ben Amerikali’nin tahminlerine baktigim icin bunun farkindaydim ama pek inanmiyordum, TUIK teyid edince biraz daha inanir gibi oldum. Devletin tepesindeki odun kapmaca oyununu seyretmekten sIkIlanlar su piramitte yukari dogru hareket eden horgucu seyredip, o horgucun aslinda alttakilerin sirtinda oldugunu dusunerek ruhlarini daha da sIkabilirler.)

14 Suat { 03.27.08 at 18:36 }

Da Vinci,

Bu “senin bu konuyu tartışmak istemiyorum, ne halin varsa gör” demek gibi birşey olmuş. İyi. Sen bilirsin.

Neden öyle diyeyim? Ben İstanbul boğazından bahsediyorum sen Mersin limanından. AKP’nin yaptıkları ya da yapamadıkları ile, darbe planlarının ortaya saçılmasına, komik ve ergenekon yapılanması ile alakalı olduğuna dair ciddi kuşkular barındıran bir iddianame ile hukuk darbesi yapılmak istenmesini nasıl simetrik tutarsın? Biz kaç gündür neyin borusunu öttürüyoruz? Mesele AKP değil ki..

Boş yazdığını düşünüyorsam boş derim, ne diyeyim?

15 Suat { 03.27.08 at 19:30 }

Hasan Cemal’den hiç şerh düşmeksizin altına imza atacağım bir yazı:

http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=60183

16 dogus { 03.27.08 at 21:39 }

Hasan Cemal’in yazisina aynen katiliyorum. Bazi aptallar demokrasinin ne oldugunu hala anlayamamislar. Cogunlugun fikri onemlidir cunku bir hukumetin aldigi kararlar cogunlugu ilgilendirir. Bazen de azinlik bir gorus bir koalisyonda, bir buyuk parti icinde kilit bir konum kazanabilir, o zaman o kisilerin fikirleri onem kazanir ve hayata gecebilir, fakat bu her zaman olmayabilir, zaten olmamalidir. Fakat demokrasi her zaman uzun vadede ulasmasi gereken yere ulasir. Turkiye’de halkimizin oy verme kaliplarina bakarsak her zaman hakkaniyetli bir sekilde davrandiklarini goruyoruz. Siyasi yasaklara “hayir” demeyi bildiler, Ciller/Yilmaz’i postalayip yerine yeni kani getirdiler ve en sonunda AKP + “Seyh Edibali” soylemi uzerinde CHP’yi meclise getirdiler. ARTIK MUDAHELE ISTEMIYORUZ.

17 Bulent Murtezaoglu { 03.27.08 at 21:45 }

Dogus bey,

Bazi aptallar demokrasinin ne oldugunu hala anlayamamislar.

Kim bu aptallar? Ve ne diyorlar?

18 suzannur { 03.29.08 at 02:14 }

Da Vinci,
Güleriz ağlanacak halimize.
Şu an sadece görüşlerinin bir kısmına uyuyor diye desteklediğiniz güruh, yarın sıra size geldiğinde de aynısını yapacak. Sanıyor musunuz ki, siz sadece inanmamak noktasında size iltimas geçecelerine. Darbeler bir şeyler öğrettiyse, bu, her iki tarafta da duranların artık orada durmadıklarıdır.
Siz de meşhur solcular gibi başlayıp sonradan gazeteci, reklamcı kapitalist taifesine döner de vicdanınızı rahatlatmaya çalışırsınız.
Ben sizlerden yeterince gördüm, hatta savunmak gafletine düşüp şimdi gülücüklerle savunduğunuz devlet görevlilerine karşı geldim. Ne oldu tahmin edin bakalım, savunduklarım en küçük fırsatta bana emekçi ağzıyla tükürcükler fışkırtıp, sırtımdan vurdu(hele ki sebebini anlatsam, dudaklarınız uçuklar, yok artık dersiniz.), hem de ben onları savunurken ortadan kaybolmalarını! akıllarına dahi getirmeyerek. Salaklık bende, neyime güvendiysem, arkam yok, tanıdığım yok, siyasi akrabam yok… Bir de kapalıyım. Ola ki mahkemede karşılarına çıksam adamlar iki kere şok geçirecekler. Solcu militan arıyorlar, inançlı bir türbancı! adamlara karşı çıkıyor. Siz işte bunu yapamazsınız. Sadece düşmanlık edip, aynı argümanları tekrarlar, sizin dışınızdakileri de sizi anlamamakla suçlarsınız. Hatta daha ileri gidenleriniz kapalılara suçüstü yaparsınız. İnsanlık bu ya!
Bakınız şu işe! Siz tutun inançlı bir insanken, inançsız bir insanı savunun, hem de kimlere karşı, bakın burada isim bile veremiyorum, sonra da kazığın hasını yiyin. Haklısınız, ne kadar demokrat olsak da, asla sizin kadar olamayız. Adam satmasını öğrenince eşitleniriz diye düşünüyorum…
Ha, ben bu arada kimin dansözlüklerine güleyim, ama her nedense ben hala gülemiyorum.
Ama emin olun ki hala ders alamadık biz, savunmaya gelince yine sizleri savunuruz.
İnsan değerlidir çünkü.
Siz buna inanıyor musunuz bilmiyorum ama ben inanıyorum, ve hiçbir fikir bir insandan daha kıymetli olamaz.
Ve zulüm, yumurta kapıya gelince çare aranıyor mantıksızlığıyla bir mantığa otutturulamaz. Günü gelir, yumurta sizin kapıya da dayanabilir unutmayın… Tabii siz, meşhur darbeci taifedenseniz başka, ben sizin kendinizi demokrat bir çizgide göstermeye çalıştığınızı varsayıyorum da. Takiyyeyse bilemem tabii.
Ve yumurtanın sizin kapıya dayandığı yerde hiç ummadığınız ve istemediğiniz kapalıları, inançlı insanları bulabilirsiniz. Ama siz bizi de demokrat kabul etmezsiniz ki, yok, siz bunu da istemezsiniz. Hepimiz Arabistan’a değil mi? Sanki vatan, sadece bazılarına vatan?!
Unutmayın sahiplenme değil, aidiyet. AKP bizim malımız değil, aidiyetimiz vatana. Marquez’in dediği gibi, doğduğun değil, ölünü gömdüğün yerdir vatan. Sizi bilmem ama benim bu topraklarda çok ölüm var.

19 Da Vinci { 03.29.08 at 15:30 }

suzannur,

Yazdıklarını ağzım açık okudum. Sana söyleyecek tek kelime lafım yok. Senin kafanda yaşadıklarına göre oluşmuş bir kalıp var ve o kalıp içindeki bir tiplemeye de beni koymuşsun, ondan sonra başlamışsın sallamaya. Ben sana ne desem boş. Yazının başında Da Vinci yazmışsın ama o ben değilim, senin dünyandaki bir tipleme.

20 suzannur { 03.29.08 at 16:16 }

Da Vinci,
Who are you?

21 Bulent Murtezaoglu { 03.29.08 at 17:01 }

Suzannur hanim, soylesiniz boylesiniz diye envai fenaligi isnad ettiginiz bir insana bir de kimlik mi soruyorsunuz? Da Vinci beyin memlekette gomulu “olu” sayisi haricinde hakkinda pek bilmediginiz yokmus iste. Bazi tahminleriniz de isabetli:

Ve yumurtanın sizin kapıya dayandığı yerde hiç ummadığınız ve istemediğiniz kapalıları, inançlı insanları bulabilirsiniz.

Buldu iste, yumurta nerededir bilmem de ustune tukuruk sicrayinca buldu. Kac tane “olu”m var hesaplayip soylemem de gerekiyorsa onu bilemem, idare ediverin artik.

22 çuvaldız { 03.29.08 at 18:44 }

Bülent bey,
Da vincin’nin “kim” olduğunu biliyorsunuz.Suat bey’in de AKP li olmadığını defalarca söylediği için biliyoruz.
O halde Da Vinci çok iyi tanıdığı bir AKP liye hitap eder gibi Suat bey’e aşağıda alıntıladıklarımı yazarken sorun yok da Suzannur hanım da Da vincinn şahsında çok iyi tanıdığı birine istediği gibi cevap verirken neden sorun oluyor.
Ama yumurta kapıya dayanınca kıçınızı kurtarmak için alelacele böyle bir işe kalkışırsanız
Bir de bunu demokrasi adına yaptığınızı söylerseniz
Bu değişiklikleri gerçekten demokrasinin bir gereği olduğuna inandığınız için yapıyor olsaydınız
Ama AB size dayatmadı unları.
Diğer değişiklikleri gerçekten demokrasiye inandığınız ve olması gerektiğini düşündüğünüz için değil AB istediği yaptığınız.
Ama bugün baktınız bunlar başınızı yakabilir, paçayı kurtarmak için bu değişikliklerin yapılması lazım hemen demokrasi havarisi rolünüze geri döndünüz.

ben böyle takiyecilikle gelecek demokrasi hiç gelmesin diyorum.
demokrasiyi gerçekten içine sindirmiş omurgalı demokratların getireceği demokrasiden hayır gelir. Bunların getireceği demokrasi ancak “AKP demokrasisi” olabilir. Ondan da kendileri dışında kimseye hayır gelmez.

Neden “kelle” hesabına takılıp tavır alıyorsunuz ki?

Bu kapalı insanlar,”bu vatanı ve cumhuriyeti biz kanımızla kurduk bizimdir laiktir” öyle kalacak diyenlerin “litre kan hesabı” nedeniyle “vatandaş”lık haklarından men edilmiyorlar mı?
Bunların getireceği demokrasi ancak “AKP demokrasisi” olabilir. Ondan da kendileri dışında kimseye hayır gelmez.

Bu anlayış yüzünden yine bu “kapalı” insanlar kamu hizmeti veremez denmiyor mu?Maalesef tehdit unsuru oldukları yine kendileri dışında kimseye hayırları olmayacağı için üniversitelerin kapısından içeri sokulmuyor değiller mi?

23 Bulent Murtezaoglu { 03.29.08 at 19:18 }

Cuvaldiz hanim,

Da Vinci, Suat beye bulasinca da ugrastim biraz yukarida. Cizgisinin anladigim kismini begenmis filan degilim, onun icin kendisi cevap versin sordugunuza (ama konusmuyor sizinle galiba?). Neyse, yani birini sorun edip otekini etmemek meselesi degil. Diger taraftan ozeti ’seni/sizi bilirim, alayiniz serefsiz’ seklinde DE cikabilecek bir yazi olarak algiladigim, ve ‘kimin kac olusu var’a atifla biten birseye hele ‘vicdan sahibi inancli’ prototipi isin icine girince elleyeyim dedim. Deneni — kismen ve hinzirca da olsa — teyid ediyorum yani!

24 suzannur { 03.29.08 at 19:34 }

Bülent Bey,
Ben Da Vinci’ye tutun da kimlik bilgilerinizi verin demedim, bu malum medyanın yöntemi benim değil. Sadece siyasi görüşünü merak ediyorum. Üstteki örneği de “sadece kendilerine demokrat, ya da AKP demokrasisi bu insanlar” denildiği için verdim. Yani başkası için demokratlık yaparken arkamdan vuruldum diye. Bilmem ki anlayabildiniz mi?! Çünkü bizim için “sadece kendilerine demokrat” etiketi yapıştırılıyor ya! Dedim ki bu sefer de ben genelleyeyim bakalım, aynı duygu insana neler hissettiriyor!
“Ve yumurtanın sizin kapıya dayandığı yerde hiç ummadığınız ve istemediğiniz kapalıları, inançlı insanları bulabilirsiniz. Ama siz bizi de demokrat kabul etmezsiniz ki, yok, siz bunu da istemezsiniz. Hepimiz Arabistan’a değil mi? Sanki vatan, sadece bazılarına vatan?!” cümlelerini bütün olarak okuyarak mı yani kastedilenin demokratik tutumla zorda kalan insanlara yardım edileceğini belirten cümleleri anlayarak mı,
“Buldu iste, yumurta nerededir bilmem de ustune tukuruk sicrayinca buldu. Kac tane “olu”m var hesaplayip soylemem de gerekiyorsa onu bilemem, idare ediverin artik.” cümlelerini kurdunuz? Hakikaten merak ettim, bir de ne demek istediğinizi düzgün cümlelerle açıklar mısınız?
Da Vinci’den tek beklentim, demokrat olup olmadığını söylemesi. O zaman şunu anlarım, eleştiri dahi muhatap bulduğun bir insanla yapılır, fikir üreten ve tez-antitez üretebileceğin bir insanla. Yani dogmalarını aşmış bir insanla. Ortama girip ortalığı karıştırmaktan öte, fikirlerini savunan karşı fikirlere saygı gösteren bir insanla.
Olayları sadece AKP düzleminde tutarak onun kapatılmasını sevinçle karşılayan ve demokrasi gelecekse biz getiririz diyen anlayıştan sıkıldım. Demokrasiyi niye birlikte getiremediğimizi anlayamıyorum, bir grup insanın vatandaş kabul edilirken bir grubunun oy’unun bile ona fazla olduğu çağdışılığına tahammül edemiyorum, başörtüsünü sadece AKP kullanıyormuş argümanından da sıkıldım, yıllardır her iki taraf da ağzına sakız etti, AKP’yi engelleme tahtası olarak başörtüsünü kullandı, onlar da buna çanak tuttu, buna da karşıyım. Her şeyden öte, demokrasinin sadece bazılarına hak olarak devşirildiği bu topraklardaki demokrasi anlayışına da karşıyım. Hele bir de üstüne AKP’nin demokrasindense oligarşik düzeni tercih ederim diyorsanız, buna da karşıyım.
Yumurtanın nerede olduğunu bilmediğinize emin misiniz, sorun sadece AKP’nin kapatılması mı? Ülkede yapılan her değişiklik neden engellenmeye çalışıyor? Bunu kim engelliyor? Bağnaz dediğiniz aslında kim?
Yine sert oldu üslup, affedin. Empatiye ne dersiniz, bir kez benim yerime geçin ve düşünün bakalım, insan kabul edilmediğiniz bir ülkede bitirdiğiniz üniversitenin de yüksek lisansın da okuduğunuz onca kitabın da bir değer bulamadığını ve her daim gerici, şeriatçı -illa da şeriatçıyızdır her nedense, laiklik düşmanıyızdır!- size ait her şeyin mutlaka ortadan kaldırılması gerektiği düşüncesini taşıyanlara ne söylerdiniz? Sadece bir dakikalık empati, fazlası değil!
Ve lütfen bırakın sorumu Da Vinci cevaplasın. Tekrar ediyorum, kimlik bilgilerini değil, siyasi duruşunu merak ediyorum. Ona göre tartışacağım da.
Eğer demokrasiye ve insana inanıyorsa, eşitliği herkese hak olarak görüyorsa ondan özür dileyeceğim çünkü, ve bu, benimle Da Vİnci arasında. Karışmayınız.
Siz ne sandınız, özür dilemekten gocunacak bir insan olduğumu mu, korkmayın ben hatasında diretmeyi tercih edenlerden değilim. Özür dilemesini de bilirim.

25 çuvaldız { 03.29.08 at 19:55 }

Bülent bey,sizin bu hınzırca teyidleriniz durgun suyu bulandırıyor yanlız.

26 suzannur { 03.29.08 at 20:07 }

Bülent Bey,
Bu arada mevzu sizin kaç ölünüz var muhabbeti değildi, yani siyasi bir okuma yoktu o söylemde, yanlış anlamışsınız. Marquez, vatan kavramını sorgularken bir yeri sizin asli vatanınız yapan unsurun, size ait yani akrabalık bulunan insanların ölümüyle o toprağa gömüldüğü yer olduğunu söyler. Çünkü o toprakla maddi ve manevi bağ kurmuş olursunuz. Ben, benim vatan tanımımı yazdım yani. Arabistan’a gitmeyeceğim anlamında. Siz bu meseleyi nerelere çekmişsiniz, ŞAŞIRDIM :)
Ne sandınız, 60 ve 80 olaylarına gönderme yaptığımı mı, ilahi o yüzden mi teyid ettiniz, bakınız yanıldınız işte.
Sağ sol olaylarındaki kellelere gönderme yapacak olsam bunu açıkça yapardım ve biliniz diye söylüyorum, o olaylarda ölen hiçbir yakınım yok. Yani bunu savunmam mümkün değil.
Saygıyla.

27 Bulent Murtezaoglu { 03.29.08 at 20:20 }

Suzannur hanim,

Hakikaten merak ettim, bir de ne demek istediğinizi düzgün cümlelerle açıklar mısınız?

Duzgun olur mu bilmem, elimden geleni yapayim. O yazida gorebildigim “inancli” bir prototip var hem mazlum hem iyi, bir de Da Vinci’nin de ornegi oldugunu ima ettiginiz yapmadigi asagiliklik kalmamis bir guruh. Ustune bir de ‘olu’ kistasi binmis ki onu da “aslinda burali olmayabilirsiniz” diye okudum onu. O bilgileri kullanarak tarif edilen savunma isini yapip itham altinda kalani savunmak da mumkun, buyurun diyorum.

28 Bulent Murtezaoglu { 03.29.08 at 20:29 }

Suzannur hanim,

Bu arada mevzu sizin kaç ölünüz var muhabbeti değildi, yani siyasi bir okuma yoktu o söylemde, yanlış anlamışsınız.

Yanlis anladim haklisiniz galiba, ama sag/sol’dan ziyade onu ‘biz sehit verdik, siz vemediniz’ seklinde de ortaliklarda ucusan bir soylemin ortulu hali diye anlamistim. Kastiniz o degilmis. Is o sekilde “siz susunuz”a girmis gibi gozukunce, “bunun da manasi zahir o cok duyulan kalipla aynidir” dedim. Yanlismis o cikarim, ozur dilerim. Kimse bir yere gitmesin tabii, hatta yolladigimiz gayri Muslimlerden hayatta olanlarin da arzu ederlerse donup dogduklari memlekete kalan omurlerini rahat rahat yasamalarinin mumkun olacagi bir ortamimiz olmasini arzu ederim.

29 suzannur { 03.29.08 at 21:13 }

Bülent Bey,
Uç bir genelleme kullandığımın farkındayım, ancak başka bir sitede Da Vinci’nin yazılarında kullandığı yöntemi metodolojik olarak inceleyip -inanın yaptım bunu- hatalarını ve tutarsızlıklarını gösterdiğim halde bunları sadece komik olarak değerlendirdi. Emeklerim boşa gitti çünkü aynı yöntemleri başkalarına da kullanmaya devam etti. Şunu merak ettim, hakikaten amaç sorgulamak mı yoksa ortalığı mı bulandırmak. Bunun cevabını almak istedim. Her türlü tartışmanın yapılması gerektiğine inanırım, söylediği benim savunduğumun tam zıttı olsa dahi. Hatta bu tartışmaların yapılabilmesi için iki tarafın birbirine ihtiyaç duyduğuna inanırım.
“Hakikaten merak ettim, bir de ne demek istediğinizi düzgün cümlelerle açıklar mısınız?” cümlesini sizin bunu kelle sayısı olduğunu algıladığınızı algılayamadığım ve hakikaten ne dediğinizi anlamadığım için söyledim, çünkü hiç aklıma gelmemişti kelle saymak gibi bir fikir. Çünkü o olaylarda ben her iki tarafın da kullanıldığına inanıyorum. Hani çok sonra ortaya çıkmıştı ya, aynı silahla sabah bir ülkücünün öğleden sonra da bir solcunun öldürüldüğü. Bu tarz toplumsal olaylarda, bu ülke insanının daima kullanıldığına inanıyorum.
Şu anki resme baktığımızda ise, gidenin elimizdeki haklar olacağına inanıyorum. Ve sorunun sadece AKP yandaşlığı ya da karşı yandaşlığı olarak sunulmasının ve sorunun sadece başörtüsü düzleminde tutulmak istenmesinin sebebinin, ardındaki nedenleri örtbas etmek olduğu fikrindeyim.
İlk yazıdada demiştim, AKP bizim malımız değil, bir siyasi parti, aidiyet vatana ve ben bu vatanda demokratik olarak bana sunulan haklarla yaşamak istiyorum. İnsanların benim varoluşumu tamamlayan değerlerine saldırmasını istemiyorum, bu beni ben yapan değerler. Ben’ime saldıran insanların kendi ben’lerine karşı bu kadar duyarlıyken, birazcık saygıyı da diğerlerine göstermesini istiyorum.
Çok mu şey istiyorum?
Bakın, en sevmediğim şeyi yaptım, ve Da Vinci’ye karşı kullandığım argümanda genellemeye başvurdum, ve bu beni çok rahatsız etti, ancak her seferinde aynı genellemenin içinde har vurup harman savuruyor insanlar ve siz bu yöntemi onlara karşı kullanınca ağızları açık kalıyor. Bir kez de aynı psikolojiyi karşı taraf yaşasın istedim, ama size yakalandım. İstemediğim ve rahatsız olduğum bir şeyi yaptım, yanlıştı biliyorum. Ama Da Vinci’ye şimdiye kadar hep yaptığı şeyi yaptım, daha önce kendisine demiştim, hep sizin yaptığınızı yapacak ve aynı yöntemleri size karşı kullanacağım diye. Sadece semantiği değil, metnin yöntemini de incelerim çünkü.
Bilmenizi isterim ki yaşadığımı anlattığım o olay, yaşadıklarımdan sadece biriydi ve hiçbir zaman, yaşamak zorunda kaldıklarımı yaşatan insanlara şerefsiz demedim. Hakka inanır mısınız, hatta hiç hakkımı helal etmiyorum dahi demedim, demem de.
Tüm bunları açıklıyor olmamın sebebi, tarafınızdan yanlış algılanmamak.
Eğer bilmek isterseniz, gayrımüslimler hakkında da kendi yorumlarını söyleyeyim, cümlelerinizin içinde geçiyor çünkü. Bu ülkeye kimsenin sahip olmasını istemiyor ona ait olmasını istiyorum. Gönderilen gayrımüslimlerin de dönmesini ve onlardan yağmalanan maddi varlıkların da onlara teslim edilmesini istiyorum. Vatan sadece çoğunluğun değil çünkü ve o insanların da burada ölüsü var. Bakın kelleden felan bahsetmiyorum, maddi ve manevi anlamda o insanları bu topraklara bağlayan en önemli olgudan bahsediyorum.
Hatta Kürt meselesindeki görüşlerimi de söyleyeyim, tutup bir insanın anadilini engelleyip de bilinçaltımıza bu dilin konuşulmasını terörizm olarak kanıksatan zihniyete de karşıyım.
Özetle sahiplik değil, aitlik.
Umarım bu sefer kendimi doğru aktarabilmişimdir.

30 Da Vinci { 03.30.08 at 00:24 }

suzannur,

Uç bir genelleme kullandığımın farkındayım, ancak başka bir sitede Da Vinci’nin yazılarında kullandığı yöntemi metodolojik olarak inceleyip -inanın yaptım bunu- hatalarını ve tutarsızlıklarını gösterdiğim halde bunları sadece komik olarak değerlendirdi. Emeklerim boşa gitti çünkü aynı yöntemleri başkalarına da kullanmaya devam etti.

Bunu görünce yüzünde bir gülümseme oluştu. Neden mi? İnsanların sizin hakkınızda, yaptıklarınızla veya düşündüklerinizle ilgili düşünüp, irdeleyip kafasını yorarak birşeyler ortaya koyup bu söyledikleri konusunda haklı olduklarına “gerçekten” inandıklarını ama aslında durumun hiç de öyle olmadığını bildiğinizde ancak bunu yapabiirsiniz. Suratınızı bir gülümseme alır. Belki de sadece benimi çin geçerlidir bu durum, herkes adına konuşmayayım.

O bahsettiğin metodolojik incelemeye ve yazımdaki sözde çelişkilere değindiğin yazına Mustafa Akyol’un sitesinde cevap verdim. Hem de aynı mesajı 3 kere gönderdim ama nedense yayımlanmadı. Yazıda 4-5 tane link vardı belki onlar nedeniyle spam olarak algılanmış olabilir diye düşünerek linkleri düz yazı haline çevirerek de gönderdim ama 3 kere denememe rağmen yazım yayımlanmadı. Ben de daha fazla uğraşmak istemedim ve malum başlık altında ondan sonra da birşey yazmadım ve bir daha da o başlığa girip bakmadım bile.

Bir de önceki yazında demokratmısın dğeilmisin diye sormuşsun. Ben demokratım veya değilim demekle olmaz bu işler. Benim kendi blogumdaki yazılarımdan ve diğer bloglardaki yorumlarımdan ne görüyorsan odur. En deomkrat benim sen demokrat değilsin gibi şeyler söyleyecek değilim. Ama şunu söyleyebilirim. AKP’nin çekirdek kadrosunun anlayışı “kendine demokratlık”tır. Suat’ın demokratlığından şüphem yok. Seni pek tanımıyorum onun için yorum yapmam yanlış olur. Bence sen de yeteri kadar tanımadığın kişiler hakkında büyük sonuçlara varma.

31 suzannur { 03.30.08 at 15:29 }

Da Vinci,
Öncelikle şunu söyleyeyim, genelleme yapmaktan nefret ederim, çünkü bireye inanırım. Bunu yaparken de okuduğum kitaplardan veya arkadaş çevremden tutun da düşüncelerime kadar her şeyi kapsar. O yazıyı yazdığımdan beri içimde sıkıntı var, çünkü bu benim tavrım değil. Daim genellemenin içinde sen şusun’a muhatap olduğum bunun yanlışlığını çok iyi biliyorum. Sizin kim olduğunuzu, kimlik bilgileriniz değil, tekrar ediyorum, hak konusu devreye girince kendinize ait gördüğünüzü benim için de isteyip istemeyeceğinizi merak ediyorum. Yok, sizin görüşleriniz zaten yanlış, öyleyse size bu konuda hak verilip verilmemesi umurumda değil mi diyorsunuz, yoksa karşı olsam da bunu tartışsam da bu sizin hakkınız, size verilmeli mi diyorsunuz.
Çünkü sizin dediklerinize değer veriyor, kafa yoruyor, eleştiriye tabi tutuyor, doğruluk ve yanlışlıklarını analiz ediyor, araştırıyorum. Bu noktada, sizden dogmatik mi yoksa sorgulayan bir insan olup olmadığınızı öğrenmeye hakkım yok mu? Sadece dogmalara inanıyor ve inadım inat diyorsanız, sizi kafamda otutturacağım yer belli, yok sorgular ve sorgulamalarımdan fikirsel olarak yararlanırım diyorsanız, sizi düşünen insan olarak değerlendirir ve saygı duyarım. İnanın, dogmatik insanların neler yapabildiklerini hayatımda çok kez tecrübe ettim. Hiç güzel deneyimler değildi. Sizin de yaşamanızı istemem. Çünkü bu zihniyetteki insanların bir insanın hayatını mahvetmek için yapamayacakları şey yok. Eğer bu tarz bir insan değilseniz, bunu görmek istedim.
Haklısınız, demokratım demekle olmuyor o iş, insanın hayatına geçirmesi gerekiyor, ve yaşadığım deneyimi anlatmama rağmen kendim için hak gördüğümü başkası için de savunmaktan vazgeçmedim, eleştirilmek pahasına. Blogunuzu takip etmediğim için ne olduğunuzu bilmediğim için size sordum. Buna cevap vermek zor mu?
Gelelim son dönem olaylara, sizce bunların tüm sebebi AKP mi? Gerçeklerin sadece gösterilmek istenen kısmında olayın AKP yandaşlığı-karşıtlığı düzeyinde tutulmak istenerek birçok şeyin kapatılmak isteniyor olması, komplo teorisi mi? İnsanların illa da AKP’yi savunuyorsa şeriatçı, savunmuyorsa ve karşı çıkıyorsa laik ve modern olması argümanını beynimize zorla sokulmak istenmesinin sebebi ne? (Komik olan Taraf gazetesinin de aynı genellemeye uğraması, buna kargalar bile güler oysa)
Medya patronlarının daha fazla nemalanmak istedikleri bu sistemden, istedikleri nemayı alamayınca birden laik Cumhuriyetin tek koruyucuları olmalarını sorgulamıyor musunuz?
Laikliğin sadece laisizm olarak dikte edilmesine ne diyorsunuz?
Ve bir yığın soru daha.
Bu ülkede demokrasi istemek ne zaman bu ülkeyi yıkmak anlamıyla eşdeğer görülmeye başlandı, bu ülkeye demokrasi gelecekse onu da biz getiririz diyen zihniyetin getiremediği demokrasiyi başkalarının getirdiğini gördüklerinde değil mi?
Anayasa hazırlığı yapıldı, hem de Ergun Özbudun gibi bir hukukçunun başkanlığında, laiklik gidiyor çığlıklarından rafa kalktı.
Vakıflar Yasası çıkarıldı, CHP engellemek için önerge verdi.
Kürt sorunu siyasi platformda çözülmeye çalışıldı, birileri yine engel olmaya çalıştı.
Hakikaten tüm suç AKP’nin mi?
AKP’ye verdiğim tek oy, geçen seçimlerdeydi ve tepki oyuydu, ondan önce ne AKP ile ilgileniyordum, ne de başka bir partiyle… Şu anda da yaşadığımız olaylara karşı tepkisel yaklaşıyorum. Bu kadarı da olmaz artık diyorum. Oluyor, bu ülkede malesef oluyor.
AKP’nin hataları yok mu, elbette var, ama şeriat gelecek korkutması tamamen hayal dışı. İlköğretimdeki kitaplara getirilen şeyler, dinle ilgili değil, hatta tam tersi. Bazı insanlar da AKP’ye bu yüzden kızıyorlar. Değerlerimizi çiğnedikleri için. Kİmseye yaranamadılar velhasıl.
Bence hataları söylemek kadar, doğruları da söylemek lazım. Şu anki duruma baktığımızda da bence kapatılmak istenen AKP değil. Farklı düşünebilen herkes.

32 Da Vinci { 03.31.08 at 13:06 }

suzannur,

Haklısınız, demokratım demekle olmuyor o iş, insanın hayatına geçirmesi gerekiyor, ve yaşadığım deneyimi anlatmama rağmen kendim için hak gördüğümü başkası için de savunmaktan vazgeçmedim, eleştirilmek pahasına. Blogunuzu takip etmediğim için ne olduğunuzu bilmediğim için size sordum. Buna cevap vermek zor mu?

Elbette zor değil ama gereksiz. Verdiğin örneğe bakarsak elbette kendim için hak gördüğüm şeyi başkası için de görürüm ve bu hakkını savunurum.

İnsanların illa da AKP’yi savunuyorsa şeriatçı, savunmuyorsa ve karşı çıkıyorsa laik ve modern olması argümanını beynimize zorla sokulmak istenmesinin sebebi ne? (Komik olan Taraf gazetesinin de aynı genellemeye uğraması, buna kargalar bile güler oysa)

Belli bir olayda AKP’yi savunuyor diye kimseye şeriatçı demem. Ama sorgusuz sualsiz, AKP ne yaparsa yapsın savunan birini de hoşgörüyle karşılamam mümkün değil.

Ayrıca açıkça söyleyeyim islam şeriatının devlet yönetimine hakim olmasını isteyen birinin de aklından şüphe ederim. Ben Türkiye’de aklı başında kimsenin böyle bir düşüncede olduğunu sanmıyorum.

Medya patronlarının daha fazla nemalanmak istedikleri bu sistemden, istedikleri nemayı alamayınca birden laik Cumhuriyetin tek koruyucuları olmalarını sorgulamıyor musunuz?

Ben bu olaya biraz farklı bakıyorum. Bana da olay siyasetin medyayı kullanması gibi geliyor. Siyasiler medyayı istedikleri gibi kullanıyorlar ama onlara ihtiyaçları kalmadığına kanaat getirdiklerinde kullanılmış bir mendil gibi bir kenara atıyorlar. Bir de olaya bu açıdan bakmayı dene istersen.

Medya patronları elbette doğru düzgün adamlar değil ama siyasetçilerden de bir farkları yok.

Bu ülkede demokrasi istemek ne zaman bu ülkeyi yıkmak anlamıyla eşdeğer görülmeye başlandı, bu ülkeye demokrasi gelecekse onu da biz getiririz diyen zihniyetin getiremediği demokrasiyi başkalarının getirdiğini gördüklerinde değil mi?

Önceki mesajlarımda da belirttiğim gibi “AKP demokrasisi”nden sadece AKP’ye ve yandaşlarına hayır gelir bana göre.

İran’da Şah’a karşı özgürlük adına mollaların yanında yer alan sosyalistlere ne olduğunu biliyorsundur heralde. Hedefe gider gibi gözüken yolun ilerde kiye ayrılabileceğini ve o ayrımda istemediğiniz yola sapılmasının kaçınılmaz olabileceğini önceden görebilmek gerekir. Yani bugün demokrasi adına AKP’ye destek çıkmak ilerde bugün göremediğiniz veya tahmin edemediğiniz kötü sonuçlara neden olabilir. Bunları hiç düşünmeden sadece günü kurtarmak adına hareket etmek bence pek akıllıca değil. Ama siz AKP’ye güveniyorsanız o başta tabi. Ben güvenmiyorum. Güvenmek için bir neden göremiyorum kendi adıma. Tam tersine bugüne kadar güvenmememi sağlayacak takiyeciliklerini birçok kere gördüm. Siz görmemiş olabilirsiniz ve içinizde AKP’ye karşı bir güven olabilir. Ama aynı güvenin herkeste olmasını beklemeye hakkınız yok. Bu güvene sahip olmayanları da anti-demokratik olmakla suçlamaya da hakkınız yok.

Anayasa hazırlığı yapıldı, hem de Ergun Özbudun gibi bir hukukçunun başkanlığında, laiklik gidiyor çığlıklarından rafa kalktı.

Bu da AKP’nin nabza göre şerbet politikasının bir ürünü işte. Niye rafa kalkıyor? Kalkmasın. İşine geleni rafa kaldırmıyor ama.

Vakıflar Yasası çıkarıldı, CHP engellemek için önerge verdi.

Eğer yasada anayasaya aykırı birşey varsa veya olduğunu düşünüyorsa elbette itiraz eder. Ne var bunda?

Kürt sorunu siyasi platformda çözülmeye çalışıldı, birileri yine engel olmaya çalıştı.

“PKK teröristtir desinler yoksa görüşmem” demek nasıl bir çözümdür anlamadım. Kimse engel koymadı. Engelli Erdoğan kendisi koydu hem de Çin seddi gibi bir engel. Ne kadar demokratik bir tavır öyle değil mi?

33 suzannur { 03.31.08 at 20:36 }

Da vinci, Da Vinci, tam bir demagogsunuz.(Kelimenin gerçek anlamı, bizdeki sündürülmüş halinden bahsetmiyorum.)
“Elbette zor değil ama gereksiz. Verdiğin örneğe bakarsak elbette kendim için hak gördüğüm şeyi başkası için de görürüm ve bu hakkını savunurum.” Bu cümlenizi hak ve özgürlüklerin tartışıldığı bir platformda hatırlatmak kaydıyla saklayacağım. Tabii öncesinde sorduğum soruyla birlikte. Bu inceliğiniz için teşekkür ederim.
“Belli bir olayda AKP’yi savunuyor diye kimseye şeriatçı demem. Ama sorgusuz sualsiz, AKP ne yaparsa yapsın savunan birini de hoşgörüyle karşılamam mümkün değil.”
Elbette hiçbir fikir sorgusuz sualsiz savunulmamalı ve bu hoşgörüyle karşılanmamalı, ne inanç ne de inançsızlık.
“Ayrıca açıkça söyleyeyim islam şeriatının devlet yönetimine hakim olmasını isteyen birinin de aklından şüphe ederim. Ben Türkiye’de aklı başında kimsenin böyle bir düşüncede olduğunu sanmıyorum.”
Ben de ama ben biraz daha realist davranıp böyle aymazlığı isteyenlerin olabileceğini düşünüyorum. İnsanlar marjinalden ortaya doğru bir skalada yer alırlar ve iki uçta da yer alanlar, yani şeriatı isteyenler ve dini bu topraklardan silmeye çalışanlar mutlaka olacaktır. Onlara elbirliğiyle karşı çıkmalıyız.
“Ben bu olaya biraz farklı bakıyorum. Bana da olay siyasetin medyayı kullanması gibi geliyor. Siyasiler medyayı istedikleri gibi kullanıyorlar ama onlara ihtiyaçları kalmadığına kanaat getirdiklerinde kullanılmış bir mendil gibi bir kenara atıyorlar. Bir de olaya bu açıdan bakmayı dene istersen.”
İktidar-ekonomi ilişkisini benden daha iyi bilirsiniz, bu soru tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar, feedbackini içerir. Lütfen yumurtadan civciv çıkar demeyin:) Size kimin kimi ne kadar kullandığını değil, nemalanmadan yetinmeyen bir medya grubunun, Tekel ihalesinden sonra, bunun için her türlü medya yöntemini kullanıp hüsrana uğrayınca, birden çağdaş laik Cumhuriyetimizin koruyucuları kesilmesi sorusu yöneltildi. Hükümet medyayı ya da medya da hükümeti kullanıyor gibi tek taraflı bir suçlama ifade edilmedi. Yani ya o, ya da diğeri denilmedi.
“Medya patronları elbette doğru düzgün adamlar değil ama siyasetçilerden de bir farkları yok.”
Kesinlikle katılıyorum. Çıkara dayalı bir sistemin danışıklı döğüşü tam da şu anda Türkiye’yi ikiye böldü.
“Önceki mesajlarımda da belirttiğim gibi “AKP demokrasisi”nden sadece AKP’ye ve yandaşlarına hayır gelir bana göre.”
Önce AKP dediniz, sonra AKP’nin çekirdek kadrosu, en sonda da AKP ve yandaşları dediniz. Tam bir kararınız var mı? Sonuncuyu esas alıyorum, çünkü açıklamanızı onun üzerinden şekillendireceğinizi biliyorum. Şimdi AKP yandaşı olarak suçlanan bir yığın gazeteci ve aydın, ki çoğunun yaşantısının ve dini inancının AKP’nin çekirdek kadrosuyla uzaktan yakından ilişkisi yok, gerçekten demokrasiyi savunuyorlar, ve ben de bu yüzden bu insanlara gıptayla bakıyorum, siz nasıl bir demokrasi arzuluyorsunuz? Lütfen bir rol-model belirtir misiniz?
İran modeli bir İslam mı? Eğer bu İslam modeli benimseniyor olsaydı Osmanlı’dan beri süren İran- Osmanlı savaşları olmazdı. Yavuz’dan alınız süreci, bu coğrafyaya sokulmak istenen Şia anlayışı bir din doktrininin daima karşısında tavır alındığını göreceksiniz. Bu noktada şüpheci yaklaşmak isterseniz, Tanzimat Dönemi aydınlarından Namık Kemal’in tiyatrolarına bakabilirsiniz. Size bu rejimle olan savaşları çok net özetler. Bu arada bu ülkedeki sosyalistleri kim öldürdü acaba, bugünkü vesayet sisteminin öncülleri değil mi? Size ilk yazımda belirttiğim yumurtanın kapıya dayanması benzetmesi bunun içindi. Bir arada, bu konuşmaları yapabilmek, inancı ya da inançsızlığı tartışabilmek için birbirimize ihtiyacımız olduğunu söyledim. Sizle benim en önemli ortak noktamız, fikirlerimizi korkmadan tartışabilmek için gerçek bir demokrasiye ihtiyacımızın olması. Düşünün siz sadece olabilir olandan kuşkulandığınız için AKP’yi istemiyorsunuz, bense yıllardır bu topraklarda süren baskıcı rejimin neler yapabileceğinin şahidi olarak bu olayları yaşıyorum. Burada şöyle bir ikirciklik ortaya çıkmıyor mu: Siz sadece kuşkudan yola çıkarak bu partiyi istemiyorsunuz ve bunu hak olarak görüyorsunuz, bense ne kuşkusu, zulmü yaşıyorum ama hala bu sistem tarafından oy kullanma hakkı bile olmaması gereken insan grubunda değerlendiriliyorum ve bana verilecek hak, başkalarının kuşkuları yüzünden engelleniyor. Sizin kuşkunuz hak olarak rejime lanse edilirken, bana yapılan haksızlık başkasının kuşku hakkı için önemsiz görülüyor.
Hani demokrasi, peki bu kimin demokrasisi?
“Bu da AKP’nin nabza göre şerbet politikasının bir ürünü işte. Niye rafa kalkıyor? Kalkmasın. İşine geleni rafa kaldırmıyor ama.”
Hem rejim tarafından laiklik gidiyor diye sindirileceksiniz, mutabakat sağlandı halk artık başörtüsü yasağını istemiyor diye başka bir partiyle sorunu çözmeye çalışacaksınız ve bu sadece işinize gelen olacak öyle mi? Hani “kendim için hak gördüğüm şeyi başkası için de görürüm ve bu hakkını savunurum.”demiştiniz. Ben başka bir yazıda kullanırım demiştim ama bu yazıya nasipmiş. Kaçak dövüşüyorsunuz sanki. Elbette değildir.
“Eğer yasada anayasaya aykırı bir şey varsa veya olduğunu düşünüyorsa elbette itiraz eder. Ne var bunda?”
Anayasaya aykırı maddeyi söyler misiniz, ben bu insanlardan alınmış olanın yani hakları olanın geri verilmesinde anayasaya aykırı bir madde göremiyorum da. Ulusalcı faşistlerin söylemlerini tekrarlamayacaksınız değil mi, vatan elden gidiyor, söz konusu vatansa, insan hakları teferruattır gibi saçma ve dogmatik propagandalar. İnanın bu anlayış en çok sizde çiğ durur. Sadece karşı olmak için karşı olmayın lütfen. Bilimi esas alan bir insanın en son demesi gereken şeydir asli/ari ırk söylemi. Umarım bunu kastetmemişsinizdir. Yok artık. Spencer’dan etkilenme olabilir mi?
““PKK teröristtir desinler yoksa görüşmem” demek nasıl bir çözümdür anlamadım. Kimse engel koymadı. Engelli Erdoğan kendisi koydu hem de Çin seddi gibi bir engel. Ne kadar demokratik bir tavır öyle değil mi?”
İnsanları hatta kendi insanlarını göz kırpmadan öldüren, çocukları kullanan, her türlü yolu mübah sayan ve ölümleri meşru sayan bir terörist gruba siz ne diyorsunuz? Siyasi yapı mı? Siyasi yapıları kan dökmeyle ilişkilendirmiş bu toplum için anormal kabul etmeyebiliriz, ama özgür düşünen ve insanı esas alan bir düşünce sisteminde böyle bir yapıyı başka ne kabul edebiliriz? Kürt insanı terörist değildir, teröristin Kürt’ü Türk’ü olmaz. Ama teröristlerin içinden Kürt, Türk ya da başka yapılar çıkabilir. Bu onların yaptıklarını doğru kabul etmemiz anlamına gelemez. Demokratik tavır, militarizme dayanan ve insan hayatını iki paralık eden sistemleri sistemle entegre etmekle mümkün olur. Bu da öncelikle militarist anlayışın siyaset düzleminin dışına çıkmamasıyla gerçekleşebilir. Burada söz konusu tıkanıklığın ben sadece bugünkü hükümetten kaynaklanmadığını, meşhur rejimimizin Kürt halkını yok sayan uygulamalarının sonucu olduğunu düşünüyorum. Çözülmesini çok istiyorum, keşke AKP kapatılmaya çalışılmasaydı da AKP Doğu için icraatlarını devreye sokabilecek şansı ele geçirebilseydi. Umarım bunu yine gerçekleştirir ve bu bölgede istihdam, eğitim, bireysel hak ve özgürlükler konusunda bir şeyler yaparlar ve Türkiye’nin motoru olma görevini yerine getirirler. Çünkü bu sorunu çözebilecek düzeyde başka bir parti göremiyorum, malum CHP sadece elitlerin partisi olmak çizgisinden ayrılıp da halka eğilmeyi bir türlü gerçekleştirmeye yanaşmıyor. MHP mi çözecek yoksa?!
DTP’nin yapması gereken ilk iş, İmralı’dan ayrılmak, Kürt Halkının çoğunluğunun güvenini sağlamak ve bölgeyi kalkındıracak politikaları uygulamak için çalışmak bunu yaparken konsensüsle bireysel hak ve özgürlüklerin kazanımını sağlamak olmalıdır. Malum iktidar-siyaset ilişkisi. Becerebilirseniz, sayınız az da olsa haklarınızı çatır çatır alabilirsiniz.Yoksa ne Nevruzlar biter, ne de bu rejimin insanlık dışı iğrenç muameleleri. Siz de bu açılardan bakın bakalım, neler göreceksiniz.
Sizi biliyorum ama şimdi tüm cümleleri tersine çevirecek ve kastedilmeyen anlamlardan yeni anlamlar üreteceksiniz. Mantığınızı az çok kavradım sanırım, bu sefer beni lütfen şaşırtın. Beklentilerimin dışına çıkın. Argümanlarınız epistemolojik olsun ve yargıyı yarıdan başlatarak başlangıçları, sorunların temelini es geçmeyin. Kürt sorununu sadece AKP’ye mal etmeyin, ama siz sadece AKP’nin demokratik tavrı tek nedendir demediniz değil mi, bir de araya Çin Seddi’ni eklediniz.
Ben de bu partinin bu meselenin çözüm için uğraştığı için ulusalcılar tarafından durdurulmaya çalışıldığına inanıyorum, elbette tek sebep bu değil, bir de şu gelemeyen şeriat var, iktidar pastasından büyük payı kopartma telaşı var, ben ve benim tebam oralarda olsun, gerisi teferruattır zihniyeti var, halkı küçük görme zihniyeti var, demokrasinin getireceklerinden korkanlar var, AB’nin vereceği imkanların ellerindekileri alacağından korkanların değişimden korkmaları var….
Siz niye karşısınız sahi, kendiniz için olan hakları başkaları için de istiyorsanız, kuşkulardan yola çıkarak nasıl hakların elde edilmesini engelleyen güruhun argümanlarını kabul ediyorsunuz, bu ülkede aklı başında olanların şeriat isteceğine inanmadığınızı da söylediniz hem, o zaman niye? Sonuçta bu bir parti, rahat bırakılsaydı son seçimlerde oy aranı düşecekti, yine rahat bırakılsa son dönemdeki tembellikleri yüzünden bir sonraki seçimde oy oranı daha da düşecekti, neden rahat bırakılmıyor?
İnsanlar bunun partinin politikaları yüzünden olmadığına inandıkları ve baskıcı rejimi artık istemedikleri için gidip oy atıyorlar, hala fark edilmiyor mu? Zırt pırt devrim, muhtıra yapmasalar o partiye gidip de oy atanlar bu kadar olur muydu düşünmek lazım. Sadece çekirdek kadrosu atardı o da %25’i aşmazdı.
Size bir örnek sunmak isterim, Karadeniz genelde solcudur bilirsiniz, köylerde bile taşın tahtanın üzerinde CHP yazar, faşizme geçit yok, çeşmelerin üzerinde yazılıdır, şimdi bu insanlar CHP’ye oy atmıyor, neden, inançları mı arttı, yoksa CHP halk anlayışından mı uzaklaştı?! Benim kaç küsur yıllık CHP’ye oy atan teyzem bile bu sefer atmadı. Oysa teyzem aynı, yani hidayete ermedi… Dini söylemle oy atmadı.
Sorun AKP değil artık, insanların inandığı bu, sorun halkı küçük gören zihniyet ve birileri AKP’yi kendi eliyle demokrasi mücadelesinin savunucusu konumuna itti, şu paradoksa bakınız.
Bir de kendini bir şey sananlar var ki o daha da traji-komik. Örnek: Aysun Kayacı. Hanımımız çobanı beğenmiyor. Çoban! Sen o çobana kurban ol diyeceksin, anlamayacak.
Senin oyunu onunkinden değerli kılan ne?! Sizi bilmem ama benim ailemde bugünün espri konusu Aysun Kayacı’ydı. Yazık.
Saygıyla.

34 Da Vinci { 04.01.08 at 11:15 }

suzannur,

Ben de ama ben biraz daha realist davranıp böyle aymazlığı isteyenlerin olabileceğini düşünüyorum. İnsanlar marjinalden ortaya doğru bir skalada yer alırlar ve iki uçta da yer alanlar, yani şeriatı isteyenler ve dini bu topraklardan silmeye çalışanlar mutlaka olacaktır. Onlara elbirliğiyle karşı çıkmalıyız.

Elbette vardır zaten ben de onun için “aklı başında kimse” demiştim :)

Ayrıca eğer “dini bu topraklardan silmeye çalışanlar” ile bana bir iğneleme yaptıysan yanlış bir kanıda olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Benim insanları kişisel inançlarıyla, iç dünyalarıyla derdim yok. İsteyen istediği şeye inanabilir bu inancı başklarına dayatmaya ve zorla kabul ettirmeye çalışmadığı sürece.

Önce AKP dediniz, sonra AKP’nin çekirdek kadrosu, en sonda da AKP ve yandaşları dediniz. Tam bir kararınız var mı? Sonuncuyu esas alıyorum, çünkü açıklamanızı onun üzerinden şekillendireceğinizi biliyorum. Şimdi AKP yandaşı olarak suçlanan bir yığın gazeteci ve aydın, ki çoğunun yaşantısının ve dini inancının AKP’nin çekirdek kadrosuyla uzaktan yakından ilişkisi yok, gerçekten demokrasiyi savunuyorlar, ve ben de bu yüzden bu insanlara gıptayla bakıyorum, siz nasıl bir demokrasi arzuluyorsunuz? Lütfen bir rol-model belirtir misiniz?

AKP demokrasisi dedim. Bu AKP’nin çekirdek kadrosunun demokrasi anlayışı oluyor. Çekirdek kadro derken de AKP’nin siyasi kararlarında söz sahibi olan etkisi olanlardan bahsediyorum. Yandaşları derken de AKP’nin yaptıklarından menfaati olanları kastediyorum.

Senin bahsettiğin gerçekten demokrasi adına AKP’yi savunanlar bence AKP yandaşı değil. Bence onlar saf. AKP zihniyetiyle gerçekten demokratikleşme adına iyi yerlere gidilebileceğini sanıyorlar. Ben olayı böyle görüyorum. Önceki mesajımda da belirtiğim gibi AKP’ye güvenmiyorum, güvenmeme neden olacak birşey de göremiyorum. Güvenenlerin de neden güvendiğini anlamıyorum.

Rol-model olarak belli bir ülke yok aklımda. Avrupa’daki bazı ülkelerde ve ABD’de demokrasi oldukça iyi durumda ama kusursuz değil. Onlarında önemli sorunları var. Bize göre tabiki çok daha gelişmiş bir demokrasileri var ama dediğim gibi kusursuz değil. Ama bu ülkelerdeki demokrasi seviyesine çıkarabilirsek elbette iyi olur. Zaten kusursuz bir demokrasiye ulaşmak mümkün değil. Bazı kusurlar her zaman olacaktır.

Burada şöyle bir ikirciklik ortaya çıkmıyor mu: Siz sadece kuşkudan yola çıkarak bu partiyi istemiyorsunuz ve bunu hak olarak görüyorsunuz, bense ne kuşkusu, zulmü yaşıyorum ama hala bu sistem tarafından oy kullanma hakkı bile olmaması gereken insan grubunda değerlendiriliyorum ve bana verilecek hak, başkalarının kuşkuları yüzünden engelleniyor. Sizin kuşkunuz hak olarak rejime lanse edilirken, bana yapılan haksızlık başkasının kuşku hakkı için önemsiz görülüyor.

“sadece kuşkudan yola çıkarak bu partiyi istemiyorsunuz” ile ne demek istediğini anlamadım. İstememek ne demek? Kapatılmasını istediğimi mi söylemeye çalışıyorsun? Öyleyse yanlış düşünüyorsun. Dünya görüşü benimle tamamen farklı insanlardan oluşan bir partiyi desteklememi beklemiyorsundur heralde. Doğru işler yaptıklarında haklarını veririm ama güvenmediğim insanları desteklememi beklemeyin.

Sizin oy kullanma hakkınız olmadığını kim söylüyor? Bunu da ilk defa duydum. İlginçmiş.

Burada benim kendime hak görüp başkasına aynı şeyi hak görmediğim birşey yok. Hâlâ başkalarının görüşleri üzerinden benimle tartışıyorsun. Beni ısrarla kafandaki karşı gruba sokmaya çalışıyorsun. Buna ne zaman son vereceksin merak ediyorum.

Hem rejim tarafından laiklik gidiyor diye sindirileceksiniz, mutabakat sağlandı halk artık başörtüsü yasağını istemiyor diye başka bir partiyle sorunu çözmeye çalışacaksınız ve bu sadece işinize gelen olacak öyle mi? Hani “kendim için hak gördüğüm şeyi başkası için de görürüm ve bu hakkını savunurum.”demiştiniz. Ben başka bir yazıda kullanırım demiştim ama bu yazıya nasipmiş. Kaçak dövüşüyorsunuz sanki. Elbette değildir.

Daha önce burada da söyledim. Bence üniversitelerde başörtüsünün serbest olmasında bir sakınca yok. Ama burada konu bu değil. AKP’nin mehter takımı misali iki ileri bir geri gitmesi, nabza göre şerbet vermesi. Siyasetin her türlü kokuşmuşluğu barındırıyorlar.

İnsanları hatta kendi insanlarını göz kırpmadan öldüren, çocukları kullanan, her türlü yolu mübah sayan ve ölümleri meşru sayan bir terörist gruba siz ne diyorsunuz? Siyasi yapı mı? Siyasi yapıları kan dökmeyle ilişkilendirmiş bu toplum için anormal kabul etmeyebiliriz, ama özgür düşünen ve insanı esas alan bir düşünce sisteminde böyle bir yapıyı başka ne kabul edebiliriz?

PKK elbette terörist bir örgüttür. Terörün tanımını bilen herkes bu gerçeği zaten bilir. DTP’nin malumu ilan etmesini istemenin anlamı ne? Pek demokratik AKP’nin pek demokrat başkanı Tayyip Erdoğan’ın DTP’lilerle görüşmek için önkoşul olarak bunu açıkça ifade etmesini istemenin demokrasiyle bağdaşır bir yeri var mı? Ahmet Türk bu konuyu açık ifade etmişti. Biz bunu söylersek bölge insanı gözünde hiçbr değerimiz kalmaz, kimse bizi ciddiye almaz bundan sonra demişti. Erdoğan’ın istediği de bu anlaşılan.

Tayyip Erdoğan bir zamanlar şöyle birşeyler demişti. Laiklik elden gidiyor diyorlar, bu millet istedikten sonra tabi gidecek. Birileri çıkıp Erdoğan’a “bu söylediklerinden döndüğünü millet istese bile laiklikten vazgeçilmemesi gerektiği söyle ondan sonra görüşelim” dedi mi? Bunun gibi daha onlarca garip lafı vardı geçmişte. İnsanlar Erdoğan’ı muhatap kabul etmek için bu söylediklerinden döndüğünü açıkça ifade etmesini önkoşul olarak koydular mı?

Şunu kabul et. Erdoğan’ın bu tavrının demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi yok. Bu ve benzeri birçok tavrı Erdoğan’ın demokrasiyi içine sindirmemiş biri olduğunu gösteriyor bana göre.

Kürt sorununu sadece AKP’ye mal etmeyin, ama siz sadece AKP’nin demokratik tavrı tek nedendir demediniz değil mi, bir de araya Çin Seddi’ni eklediniz.

Kürt sorununu AKP’ye mal ettiğim falan yok ama yukarda açıkladığım anti-demokratik tavrın siyasi çözüm önünde bir engel olduğunu söylüyorum.

Siz niye karşısınız sahi, kendiniz için olan hakları başkaları için de istiyorsanız, kuşkulardan yola çıkarak nasıl hakların elde edilmesini engelleyen güruhun argümanlarını kabul ediyorsunuz, bu ülkede aklı başında olanların şeriat isteceğine inanmadığınızı da söylediniz hem, o zaman niye?

Hangi argümanı kabul etmişim? Günlerdir aynı şey. Beni soktuğun kalıbın içinden bir türlü çıkaramadın maalesef. Onu niye savunuyorsun bunu niye savunuyorsun. Kimin hangi argümanını kabul etmişim?

Sorun AKP değil artık, insanların inandığı bu, sorun halkı küçük gören zihniyet ve birileri AKP’yi kendi eliyle demokrasi mücadelesinin savunucusu konumuna itti, şu paradoksa bakınız.

Doğrudur. AKP siyasi ortamdan faydalanarak demokrasi savunucusu kılığına girdi. İşe de yaradı. Rüyasında göremeyeceği oyları aldı bu sayede.

Bir de kendini bir şey sananlar var ki o daha da traji-komik. Örnek: Aysun Kayacı. Hanımımız çobanı beğenmiyor. Çoban! Sen o çobana kurban ol diyeceksin, anlamayacak.
Senin oyunu onunkinden değerli kılan ne?! Sizi bilmem ama benim ailemde bugünün espri konusu Aysun Kayacı’ydı. Yazık.

Aslında işin içinde traji komik bir olay var. Çobanla benim oylarım neden eşit diyor ama zaten eşit değil. Bülent beyin hatırlattığı gibi farklı şehirlerdeki kişilerin oylarının milletvekili seçimine etkisi farklı. Çobanın oyu muhtemelen seninkinden, benimkinden veya Aysun Kayacı’nınkinden daha değerli. “Senin oyunu onunkinden değerli kılan ne?” diye sormuşsun. Onu “Onunkini benimkinden değerli kılan ne?” diye değiştirmek gerekecek. Bu da muhteşem demokrasimizin bir ürünü. 6 yıldır nedense AKP bunu ve %10 seçim barajı gibi bir saçmalığı değiştirme gereği hissetmedi. Neden acaba? Çok demokrat olduğu için heralde :)

35 suzannur { 04.01.08 at 15:59 }

Da Vinci,
“Elbette vardır zaten ben de onun için “aklı başında kimse” demiştim :)”
Bunu söylemeniz için özellikle dile getirmiştim :) :)
Bu arada söylemlerinizden kesinlikle dine karşı bir olgu göstermediğinizi anlıyorum, göndermemi anlamışsınız. Sevindim.
Oy kullanma hakkı size fazla, okuma hakkınız bizim istediğimizgibi olursa size verilebilir… gibi söylemleri o kadar çok duyuyoruz ki medyadan (şu şu diye şu an sayamam, ama yazarları ve rektörleri takip ediniz, çoğunda aynı söylem, takip etmekte dahi zorlanıyorum, hatta kimi sitelerde(Ateist.org) inançlıların ayak takımı olduğu gibi söylemler bile var!) artık kapalı olan insan üzerinden yapılan bu söylemler bende tepkiselliğe neden oldu, kusura bakmayınız. Sizin duruşunuzun net olduğuna inanıyorum artık ve bunu bir daha dile getirmeyeceğim.
AKP’nin gerçek bir demokrat çizgisinde yol almasını ben de istiyorum ve bunun için daha fazla çalışmaları gerekecek.
Sadece sizin kuşkulu söyleminizi AKP başörtüsü serbestliği getirdi diye algıladım, bunun da böyle olmadığını ifade ettiniz.
Sonuçta bu noktada tartışacak bir şey kalmıyor.
Saygıyla.

36 Rumuzyok { 04.01.08 at 17:37 }

DTP’nin yapması gereken ilk iş, İmralı’dan ayrılmak, Kürt Halkının çoğunluğunun güvenini sağlamak ve bölgeyi kalkındıracak politikaları uygulamak için çalışmak bunu yaparken konsensüsle bireysel hak ve özgürlüklerin kazanımını sağlamak olmalıdır. Malum iktidar-siyaset ilişkisi. Becerebilirseniz, sayınız az da olsa haklarınızı çatır çatır alabilirsiniz.Yoksa ne Nevruzlar biter, ne de bu rejimin insanlık dışı iğrenç muameleleri.

Bu rejimin “iğrenç muameleleri altında DTP nasıl kendisini ayrıştıracak, kalkınma planı hazırlayacak, dahası bu planları uygulayacak? Geçenlerde Tayyip Erdoğan ile Osman Baydemir arasında kopan fırtınayı gördük. Temel iddia belediyeye verilmesi gereken yardımların yapılmadığıydı.. Eee bu şartlar altında DTP mucize yaratsın. Siyasi çözüm olmadan, sizin söyledikleriniz olanaksız.

37 suzannur { 04.01.08 at 19:29 }

Mucizeye ne gerek var, işte tam da kapısında. Eğer AKP ile kapatılmazsa, bundan sonraki her yasanın geçmesi için DTP’nin her siyasi oyu önem kazanacak. Alın size siyasi kazanımlar. İmralı ile bağlantıda olarak bunu yapamaz yalnız, insan öldürme zihniyetini yıkmaya çalışıyoruz bugün, demokrasi için mücadele ediyoruz. Azınlık ve çoğunluk argümanının dışına çıkarak herkes için eşit hak ve özgürlükleri savunuyoruz, ya da en azından ben kendi adıma bunu yapmaya çalışıyorum. Siz neyi destekliyorsunuz, rejimin bir çocuğun kolunu acımasızca kıran anlayışını mı yoksa İmralı bağlantısının devam etmesini mi. Açık olun tartışalım.

38 Rumuzyok { 04.01.08 at 19:50 }

Siz kendi adınıza tutarlı olabilirsiniz. Deee AKP tutarlı değil.
DTP de sizin sandığınız İmralı ile bağlantılı bir parti değil. İmralıdaki adam DTP’ye verip veriştiriyor. PKK’yı bitirmenin yolu, şu hukuksuzluğu yok etmek: Örneğin Uğur Kaymaz olayında polislerin ceza almasını sağlamak. DTP’ye verip veriştirmek değil. Bunları görelim sonra tartışırız.

39 suzannur { 04.01.08 at 20:06 }

Bunlar tartışılmazsa sonra göreceğimiz şey, başka bir tartışma olacak malesef. Konuşan Türkiye için tek pencereden bakmaktan ben çoktan vazgeçtim ama sanırım başkalarının da bunu yapması lazım. Değil mi ki bireyler toplanıp toplumu oluştururlar, öyleyse başka pencereden de bakmasını bilmeli insanlar. sadece AKP değil, CHP, DTP, MHP ve vatandaşların hepsini kapsaması gereken bir anlayış olmalı.

40 Rumuzyok { 04.01.08 at 20:43 }

Ne tartışmasını göreceğiz ki?

41 suzannur { 04.01.08 at 23:40 }

Bakın insanlarla neleri tartışıyorum, Türk halkının salt çoğunluk olması için üreyip çoğalmasını, mantığı görüyor musunuz, hak vermemek için nüfus yoğunluğunu en büyük hakkı sayacak bu zihniyet. İşte bu zihniyete sahip olanlarla tartışacağız, şimdi bunları tartışmazsak.
Gayet açık değil mi, demokratik yapılanma içine gidilmezse her iki taraf da bugün yaşananların fazlasını düşmanlıklar üzerinden tartışıyor olacak. Her iki taraf da şehidi üzerinden yeni şehitler üretecek. Yanlış yapılıyor. Sakın bir taraf yanlış yapıyor dediğimi zannedip de yanlış algılamayınız.
Demokrasi dediğimiz şey gelirse, o polisler de, karşısında tetikleyici rol oynayanlar ve çocukları kullananlar da, cezasını görecek. İnşallah bu da tez olur. Bir çocuğu oraya süren kadar o çocuğa eziyet edeni de hoşgörmem mümkün değil.
İlla ya o, ya da diğeri anlayışını mı savunmamı bekliyorsunuz?
Bunu yapmayacağım. Bugün hataları söyleyelim ki -verip veriştirmek değil- yanlışları göstermek, yarın istediğimiz haklar ölçüsünde yaşayalım. Bunu da hangi taraf söylerse söylesin söylemekten vazgeçmeyeceğim. En azından pes edene ve dogmalarla insanların her dediğime kulp bulmalarına dayanabileceğim yere kadar.

42 Rumuzyok { 04.02.08 at 11:07 }

Siz AKP’li değil misiniz suzannur? Buyrun demokrasiyi getirin. 1 mayıs’ta işçileri dövmeyin, Hrant Dink cinayetini aydınlatın, sendikal hakları genişletin vs vs.. Güç sizin elinizde, ortaya paket koyun laf değil. Sizinkisi, kusura bakmayın laf-ı güzaf.. Anayasa paketini AKP getirsin konuşalım, PKK eylem de yapmıyor. Ortam müsait..

43 Bulent Murtezaoglu { 04.02.08 at 11:57 }

Rumuzyok bey,

Siz AKP’li değil misiniz suzannur? Buyrun demokrasiyi getirin.

AKP taraftari, sempatizani veya uyelerinin boyle gucleri varsa ben de bir suru taniyorum onlara birseyler yaptirayim. Nedir usulu? Gidip ‘abi sen AKPliydin, di mi? istedigim icraat listesi sudur, yapayan soyle boyle olsun’ dersem olur mu?

Benim bildigim sade vatandasiz hepimiz, iktidar partisine destek olanlarimiz dahil. Boyle iktidardakine destek olana iktidar gucu gecmiyor.

44 Rumuzyok { 04.02.08 at 12:23 }

Bülent Bey,

Suzannur hanım AKP’ye destek bekliyor, DTP’yi eleştirirken. DTP çözümünün önünde engel değil ki. AKP iktidarda. AKP’nin gönlü varsa, zaten Kürt meselesini çözer. Bu konuda güç AKP’nin elinde… Orayı zorlamak yerine, DTP’yi yerenlerin bir kısmı saf, bir kısmı da kötü niyetli.

45 Rumuzyok { 04.02.08 at 12:24 }

Daha türkçesiyle bu tavıra “Bin dereden su getirmek” diyoruz.

46 suzannur { 04.02.08 at 14:58 }

Rumuzyok,
Sanırım siz sapla samanı karıştırıyorsunuz, elimde güç var da ben mi kullanmıyorum?
Neden illa AKP’li olmak zorundayım, ha, seçim olursa kime mi veririm, AKP’ye, sebep, şu anki ortam benim için yeterli, ama bu AKP’yi desteklerim ama eleştirmem demem anlamına gelmez, AKP’den para almıyorum, AKP’li bir siyasi tanıdığım yok, onlardan hiç nemalanmadım, bugüne kadar tek işimde onlardan yardım istemedim,Türkiye’de olaylar demokrasinin dışına çıkana kadar da ilgim yoktu partilerle, ama şimdi iş farklı, ben demokrasiyi istiyorum, ve sizinle ya da tam tersine bu sorunu çözümsüzleştirmek isteyen biriyle de ben olarak tartışmaya devam edeceğim.
Bugün sizinle tartışacağım, başka yerde DTP’yi kapatmak isteyen biriyle ya da AKP’yi kapatmak isteyen bir başkasıyla. Tuhaf mı geliyor ya bendensin ya ondan anlayışının dışına çıkmak, çıkacağım, aynı anda da Vakıflar Yasası’na karşı çıkanla da tartışacağım, aynı anda vesayet sistemiyle de…
Bu arada hakikaten AKP iktidarda mı?!
DTP’yi kapatmakla eleştirmek aynı şey mi?
AKP’ye oy vermekle AKP’li olmak aynı şey mi?
Siz DTP’ye oy verdiyseniz bu sizi DTP’li mi yapar? Futbol takımı mı tutuyoruz Allah aşkına? Nasıl bir mantık bu?
Bu arada bu tartışmayı Kürt Sorunu Nereye başlığında tartışabilir miyiz? Hem orda hem burda aynı şeyleri tekrarlamanın anlamı yok.

47 Rumuzyok { 04.02.08 at 18:11 }

Suzannur Hanım

Sanırım siz sapla samanı karıştırıyorsunuz, elimde güç var da ben mi kullanmıyorum?

Hayır, hiç bir şeyi karıştırmıyorum. Bu meselede siyasi baskının üzerinde yoğunlaşması gereken odak DTP değil, hükümet. Ama tersi oluyor memlektte. DTP köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor. Siz de böyle diyerek, DTP’yi baskılayarak Kürtlerin sesini kısmaya çalışanların değirmenine su taşıyorsunuz. Basitçe böyle.

48 Da Vinci { 04.22.08 at 12:43 }

suzannur,

AKP’nin sözde demokratlığından kendine özgürlükçülüğünden bahsediyordum ya bak pek muhterem Adalet(!) bakanımız Mehmet Ali Şahin ne demiş:

Bu tamamen hakimin takdirindedir. Hakim isterse para cezasına çevirir, isterse taban cezayı uygular. En üst ceza istisnaidir. Ağırlaştırıcı neden olursa bunu belki artırabilir. 2 yıla indirilmiş olması mutlaka 2 yıl ceza verileceği anlamına gelmez. 3 yıl olması üç yıl ceza verileceği anlamına da gelmez. Çünkü bunun altı, 6 aydır oradan başlar. Böyle bir yasa değişikliği çıkıyor bundan sonra her şey serbest diye hiç kimse düşünmesin. Herkes fikrini ve düşüncesini açıklarken dikkat etmek ve kurumların saygınlığına gölge düşürmemeye özen göstermek durumundadır. Aksi takdirde ceza kanunun 301. maddesi her zaman için yürürlüktedir. Hakim ve savcılarımız bunu uygulamaya özen gösterecektir. Biz belki filtre görevini göreceğiz.

Adamların özgürlük anlayışı bu işte. Şu 301′i kaldıracak özgürlük ve demokrasi anlayışı bu adamlarda yok. Bunu görün işte. İnsanları aptal yerine koyar gibi “AKP demokrat ve özgürlükçü” diye maval okumayın lütfen. Karşısınızda 5 yaşında çocuk yok. “Ben kendimi kandırmak istiyorum sen ne karışıyorsun” diyorsanız o başka.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: