AK Parti’ye kapatma davası
Dibe vurmaktan sözederken meğer çukurun içindeymişiz de haberimiz yokmuş.
Bir zaman “AKP kapatılsın kampanyası” ile geyiğini yapıyorduk, hatırlayanlar olacaktır. Şimdi bu gerçeğe dönüşüyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, ‘’Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği'’ iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açmış.
Uzun zamandır böyle bir dava için hazırlık yapıldığı konuşuluyordu gerçi ama yine de her iki kişiden birisinin oyunu alarak iktidara gelmiş bir partinin kapatılması için dava açılması son derece absürd, ilkel ve muz cumhuriyetlerine has bir tutum olacağı için, çok da gerçekçi gelmiyordu açıkcası; en azından bana. Burasının Türkiye olduğunu bir kez daha öğrenmiş olduk maalesef. Juristokrasiye hoşgeldiniz! Türk demokrasisi yine çetin bir imtihan ile karşı karşıya. Bakalım bu kez kimler sınıfta kalacak.
Merak ediyorum iddianamede başörtüsü varsa -ki kesin vardır- MHP’ye neden dava açılmamış? DTP’ye de zaten dava açılmıştı, MHP’ye de açın; ya da daha kestirme olarak kapatın TBMM’yi gitsin. CHP, Anayasa mahkemesi, Rektörler ve Ordu yönetsin ülkeyi, elaleme bari rezil olmayız, demokrasiymiş, sandıkmış, seçimmiş meclismiş falan..
Kaçıncıya tosladılar duvara; hala yasaklamalarla, kapatmalarla bir yere varamayacaklarını, anlayamadılar. Şimdilik burnuna halka takılmış ayıyla oynar gibi, ülkeyle ve geleceğimizle oynuyorlar, oynasınlar bakalım. AKP’yi kapatırsın BKP gelir; dünyanın gittiği yön belli, suyun tersine çevrilebilmesi mümkün değil. Eninde sonunda bu zihniyet sahipleri kaybedecekler, kaybetmeye mahkumlar.
Haber çok taze, bakalım iddianamede ne cevherler yumurtlamışlar, bekleyip görelim. (Yazıyı tam yayına koyarken TV’den dinlediğim kadarı ile iddianamede AKP yöneticileri için 5 yıl siyaset yasağı isteniyormuş. Cumhurbaşkanı olmadığı dönemdeki sorumluluğundan dolayı A. Gül’de bu yöneticilere dahilmiş.)

59 comments
Türkiye’nin salim karar verebilme süreçlerinin altındaki halı çekildi maalesef. İktidar partisi hakkında kapatma davası açmanın, bu gerçekleşmese bile ağır siyasi kayıplara yol açması beklenmelidir ülkemiz açısından. Siyasi karar alma süreçlerinin aksaması ve zor dış meselelerin ülke lehine kazanımlara çevrilmesini beklemeyi zorlaştırıcı bir hamle oldu. Hızlı gidiyoruz frene basalım anlamındaysa, fren patlamaz umarım.
Yazıklar olsun.. Yargı ordunun yerini aldı..
Komplo teorileri hiç bana göre değildir ama ben açıkca bu kararın Youtube görüntüleri ve Ergenekon’a sed seçmek niyetiyle zamanlandığını düşünüyorum.
İkinci teorim, Büyükanıt’tan yüz bulamayanların ikinci planı devreye sokmaları.
Sonuç ne olur?
Hiç bir şey olmaz. Olan 10 senelik Avrupa Birliği, demokratikleşme çabalarına ve ekonomiye olur. Halkın %47’sinin oyunu alan bir partiye kapatma davası açmak açıkça halka saygısızlıktır, terbiyesizliktir.
Habire parti kapatacaklarına halkı kapatsınlar. Tek parti yönetimine dönülsün. Sıkı yönetim ilan edilsin. Başbakan ve Cumhurbaşkanı asılsın. Kalanlar da sürgüne gönderilsin.
Ne sorumsuz insanlar; senin laiklik derdinden olan gariban vatandaşa oluyor. Yeter ulan yeter !
Merhabalar,
Böyle bir ortamda, acizane birlikteligimizi göstermek adina söyle bir ugradim. Ben biraz komplo teorilerine merakliyim, bilenler bilir.
Daha önce bahsettigim, derin devlet ici bir hesaplasmada yarginin belli bir zümrenin elinde digerlerine karsi nasil bir savasim verdiginin bir kanitidir bu olay.( Sn. blue da yazmislar zaten)
Yegen Demirel´in dosyasinin kaybettirilmesi de yine ayni hesaplasma icinde bir unsurdu.
Sanirim ülkemi zor günler bekliyor.
UMARIM HERSEY IYI OLUR.
Saygilar
Kezban Hatemi.
http://www.8sutun.com/node/55723
AKP’den ilk açıklama:
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=306405
Sevgili Suat bey,
Evet gerçekten ne kadar yazık. ben o parti bu parti bilmem ama bu ülkeye insanlara yazık. ne yapabileceğimi bilemedim. ne olur bir yol gösterin. şu yavrularım için ne yapabileceğim artık yeter.
yardım istiyorum.
Kutsal Kitabımı okuyup yol çizmeye çalışıyorken bunlar la ne yapacağım.
Atatürkü saydık, padişlahlarımı zı övdük, kürdü ayırmadık ama daha ne lazım bilemedim. güzelce yaşanmayacak mı ben bıktım.
neyse sizlere Allah sabır versin. yolunuzu açık etsin.
Allah’a emanet olun.
bence artık müsbet insanlarında meydanlara inme vakti geldi.
Aksi taktirde daha çok şeyi sineye çekerler.
Daha çok zaman kurtarıcı beklerler.
Bir kaşık suda fırtına koparan bir avuç kişi.Oysa bu parti her iki kişiden birinin oyunu almış durumda.
Vicdan azabina es, kayna kayna Sakarya,
Oz yurdunda garipsin , oz vataninda parya!
Insan uc bes damla kan , irmak uc bes damla su;
Bir hayata cattik ki, hayata kurmus pusu.
Geldi olumlu yalan , gitti olumsuz gercek;
Siz, hayat suren lesler, sizi kim diriltecek?
Kafdagini assalar , belki ceker de bir kil!
Bu ifritten sualin, kilini cekemez akil!
Sakarya, saf cocugu, masum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldik , Allah yolunun!
Sen ve ben , gozyasiyla islanmis hamurdaniz;
Rengimize baksinlar, kandan ve camurdaniz!
Akrebin kiskacinda yogurmus bizi kader;
Aldirma, boyle gelmis bu dunya boyle gider! Necip Fazil
Dünyadan Tepkiler, İyibilgi.com dan:
“BU AVRUPA’DA ÇOK TUHAF BİR HADİSE OLARAK ALGILANACAKTIR”
Graham Watson (AP’nin Liberal Demokrat Parti Başkanı): Bu habere çok şaşırdım. Bu, Avrupa’da çok tuhaf bir hadise olarak algılanacaktır. Avrupa’da hiçbir savcı ılımlı, muhafazakar bir partiyi hele halktan kısa süre önce çok büyük bir vekalet aldıysa kapatmayı tahayyül dahi etmez. Başörtüsü konusunda son derece kısıtlı bir adım atan bir siyasi partiyi kapatamazsınız.
“SAVCI KENDİNİ KOMİK DURUMA DÜŞÜRDÜ”
Ria Ruijten-Oomen (AP Türkiye Raportörü): “Bu tamamıyla delilik. Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. İnanamıyorum. Hayatımda bir devlet savcısının yapmak istediklerini icra etmek için siyaseti kullandığına şahitlik etmedim. AK Parti demokratik yollarla seçilmiş, kanunları Meclis’in çoğunluğunun desteği ile çıkarmış bir parti. AK Parti’nin laiklik karşıtı bir kanun çıkardığına, bir faaliyette bulunduğuna şahitlik etmedim. Savcılar bu tür davalarla kendilerini komik duruma düşürüyor. Bu dava benim de raporumda işaret ettiğim gibi yargının acilen derinden ıslah edilmesi gerektiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
“ŞOKE OLDUM, BU DELİLİK”
Hannes Swoboda (AP üyesi, Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı): “Bu delilik. Tamamıyla şoke oldum. Bu Türk insanının iradesine ve demokrasiye tamamen aykırı. AK Parti’nin nasıl olup da laiklik karşıtı faaliyetlerin merkezi olduğunu anlamış değilim. Bu tamamen icat edilmiş bir bahane, hakikatle hiç bir irtibatı yok. Bu açık şekilde Türk demokrasisinin hâlâ ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Türkiye acilen siyasi partiler kanununu tekrar ele almalı ve siyasi partilerin kapatılmasını neredeyse imkansız hale getirmeli.”
“TÜRK YARGISININ TARAFSIZ OLMADIĞININ GÖSTERGESİ”
Jan Marinus Wiersma (AP üyesi, Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı): “Siyasi hayatımda böyle bir şey görmedim. Bu tamamıyla bir savcının siyasi bir müdahalesi. Avrupa için çok rahatsız edici bir haber ve çok tuhaf. AK Parti’nin gizli gündemi ya da Türkiye’yi İslamileştirdiği iddiası ile girmek büyük bir garabet. Ben AK Parti’nin böyle bir gündemi olduğunu hiçbir yerde görmedim, çıkardıkları kanunlarda bu tür bir iz yok. Başörtüsü konusu da bir sebep olamaz zira bu yasağı MHP ile birlikte kaldırdılar. Bu olay Türk adaletinin hâlâ tarafsız olmadığını gösteriyor.”
“TÜRKİYE’NİN 21. YÜZYILA UYGUN HAKİM VE SAVCILARA İHTİYACI VAR”
Joost Lagendijk (AP üyesi-Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı): “Şok içerisindeyim. Böyle bir davayı ciddiye almakta zorlanıyorum. Bir hakim nasıl böyle bir sonuca ulaşabilir, anlayabilmiş değilim. Bu 21. yüzyıla uyum sağlayamayan eski bir zihniyeti temsil ediyor. Adalet kurumlarından böyle bir karar çıkması çok şaşırtıcı. Türkiye’nin acilen yeni bir hakimler, savcılar, hukukçular nesline ihtiyacı var. Bu her halükarda Türkiye için kötü haber. Türkiye’nin Avrupa’daki imajına darbe vuracak. Umuyorum ki, hakim hemen reddedecek davayı.
“DEVLET KENDİSİNE BAŞKA BİR HALK SEÇSİN”
Cem Özdemir (AP üyesi): “Bu dava Türkiye’nin yüzde 50’sine “siz bu ülkenin bir parçası değilsiniz” mesajı vermektir. Devlet kendisine başka bir halk seçsin. DTP’yi de eklerseniz halkın yarısından fazlası bir azınlık tarafından dışlanıyor. Avrupa’da yerleşik bir anlayış var: Parti yasakları demokrasilere yakışmıyor. Almanya’da Nazi partilerini bile yasaklamak zor. Bizim böyle bir müracaatımızı Alman mahkemeleri reddetti. Burada AK Parti’yi de eleştirmek istiyorum. AK Parti siyasi partilerle ilgili kanunu düzenlerken daha net tavır almalı ve parti yasaklamayı imkansız hale getirmeliydi. Türkiye maalesef bir partiler mezarlığı.”
“AVRUPA’YA GÜVEN VEREN BİR PARTİYE KARŞI AÇILMASI ÇOK TUHAF”
Emine Bozkurt (AP üyesi-Kadın Hakları Raportörü): “Türkiye’de halkın büyük bir kısmının oyunu alan ve Avrupa’ya güven veren bir partiye karşı birdenbire kapatma davası açılması çok tuhaf. Bu partiyi Türk halkı hükümet yaptı. Siyasi bir partiyi kapatmak için çok ağır suçlamalar olmalı ve bu ithamlar ispatlanmalı. Farklı fikirleri, programları olan partilerin sürekli kapatılması demokratik değil. Bu haber benim için de çok sürpriz olmadı zira Türkiye’de maalesef siyasi partiler sürekli kapatılıyor.”
DTP ile gorusmemeyle ovunen sayin Basbakan, partisi ayni antidemokratik aygit tarafindan kapatilmakla tehdit edilince avazi ciktigi gibi bagirdiginda inandiriciligini kaybetmek istemiyorsa, goruslerini yeniden bir degerlendirmesi kendisi icin de iyi olur. Bir partinin halkin % 47’si ya da % 5′i tarafindan secilip secilmemesinin de ona uygulanmasi gereken genel demokratik tutumlar konusunda bir farki yoktur kanimca. Mazlumun ahi da (o mazlum hangi kimliksel ya da sinifsal gruba ait olursa olsun ) asla alinmamalidir.
1960 ihtilali öncesi yapılanlar aynen tekrarlandı.Ancak karşılığında aynı cevaplar ve tepkiler gelmedi. Ne vatandaştan ne basından nede oligarjiden…
“Genç subaylar rahatsız”la başlayıp devam eden süreçte son noktaya gelindi. Son oligark hamleside yapıldı. Ancak tuhaf olan bu son hamleye kadar yapılan tüm hamlelerin ters tepmesine ve Akp ye yaramasına rağmen ders alınmaması…
27 Nisan e-muhtırasından sonra 28 nisan da seçim olsa idi herhalde Akp %60 ın üzerinde oy alırdı. Tahminim o ki bu gün seçim olsa yine aynı sonuç olur diye düşünüyorum. Bir garip raslantıda 27 nisan ın da Cuma gününe denk gelmesi…Kapatılma davasının piyasalara etkisi mi düşünüldü acaba ?
Şimdi Akp belediye seçimlerini öne almak yolunda bir harekette bulunur mu ? Bunu büyük bir merakla bekleyeceğiz. İç siyaset açısından Akp ye yarayacak olan böyle bir “müdahele” niye yapılır ?
Artık kesinlikle eminim ki, tüm oligarji ve muhalefet Akp ye oynuyor. Akp nin planı bütün bunlar. Korkum ise Akp nin “ben neymişim be…Kralını tanımam” diyecek duruma gelmesi. Lakin halen en önemli mesele EKONOMİ_İKTİSAT! Eğer iktidar partisi bunu unutursa yandık ki ne yandık…
Gelinen noktada e-muhtıra dahil tüm siyaset dışı, siyaseti olağan mecrasından çıkarıcı müdaheleler iktidara yaradığına göre;bu müdaheleleri yapanların birazcık akılları olduğunu varsayarsak tek planları:
“Akp siyaset içi ve diğer alanlarda hiç kimseye boşluk bırakmıyor, bu durumda O nun gitmesi ancak ciddi bir ekonomik krizle mümkün olabilir”düşüncesidir.
Bu ne demektir ?
“Çok ciddi bir global ekonomik kriz döneminden geçerken ülkeyi sarsmak ve ekonomiyi krize sokmak= Akp gidecekse ve ülke batacaksa BATSIN” demektir!
Tolga bey,
Bir partinin halkin % 47’si ya da % 5′i tarafindan secilip secilmemesinin de ona uygulanmasi gereken genel demokratik tutumlar konusunda bir farki yoktur kanimca.
Malum ‘ozel durumumuz’ filandan dem vurulacaksa hayirli bir sey mi diyorsunuz tartamiyorum ama fikir olarak bence dogru bir seye isaret ediyorsunuz. Dun gece ben de bu minval uzre birseyler diyecektim ama Fethi beyin orada laklaka daldim yollamadim:
Suat beyin verdigi linkteki aciklamda secilmis olmak ve cogunluk olmak disinda bir vurgu yok. Konusma zemini laiklik karsiti olma iddiasi veya parti kapatma kanunlarinin duzenin icindeki yeri degil, iktidardaki secilmise prensipte ne yapilabilir cekismesi olacak mi demek bu aciklama acaba? Bu isten bir hayir cikacaksa kagit uzerinde de olsa duzenimiz nedir, ne olmasini arzu ederiz diye anlamamiza yardimci olmasi cok daha iyi olurdu. Bu hata ise ayni hatayi secimlerden evvel de yaptik, idarenin karakteri ve sInIrI yerine azinlik mi cogunluk mu sorusuna odaklandik. O sorular oyle sorulursa cevaplari belli zaten, konusmaya dahi gerek yok. Seckinler, atanmislar, bir anda dillere giren juristokrasi veya artik neyse tercih ettiginiz isim ona karsi olunacagi belli zaten demokratik karakteri olan bir idareden bahsediyorsak. Adaleti ve hukuku cok cok yuzeysel anlami disinda secim sonucuna baglamanin kendisi yanlis bence, lafla da olsa o yola girmesek keske.
AKP hükümeti inatla ve toplumu böldüğünü bile bile ülkemize düşmanlık soktu. Daha önce birbirine telorans gösteren insanlar sırf başı açık ya da kapalı diye ilk görüşte birbirine öfkelenir oldu.
Bu dönem boyunca tarihte görülmemiş bir kadrolaşma yapıldı. Vatana millete hizmet eden dürüst insanlar eşlerinin başı açık diye başka görevlere getirildi egale edildi.
Devletin kamu malları inanılmaz ucuz fiyata satıldı. Ormanlar satıldı.
İşte şimdi de 65 yaş emekliik 250 lira emekli maaşı ve her çeşit hakkı elinden alınmış bir çalışan modeli getirmek istiyorlar.
AKP’ye oy veren samimi ve dürüst insanların olduğunu biliyorum. Ancak onlar bile ülkenin böyle gerilmesinden Erdoğan’ın her eleştiriye küfredercesine sert cevap vermesinden en önemlisi sürekli gizli bir gündem mi var?, amaç şeriat devleti kurmak mı diye suçlanmaktan rahatsız oldu.
En kötüsü bu yıllar boyunca ülke bu denli zor durumdayken PKK en güçlü olduğu zamana geldi. Hem de meclise girdi. Leyla Zana Ecevit’în zamanında tek başınayken güneydoğu Zanalarla doldu ve mitinglerde kandırılmış çocuklar bu ülkenin polisine taş attı. Büyük şehirlerde arabalar yakıldı bombalar patlatıldı.
Dış politikada ülkemizin şerefi iki paralık edildi. Hamas gibi terorist gruplar, Talabani, Barzani gibi kendini bilmez devlet adamlarıyla temasa geçildi.
Bir Suudi Kralın dizinin dibine otutulmaya gidildi. Üstelik 10 Kasım’dı ve o misafir Kral benim gönlümün Kralı Atatürk’ü ziyaret etmeyi kendisine hakaret bildi.
Eski kültür bakanı da mübarek sayılan Sakal-ı Şerif’i ayağa götürdü.
Kısacası bu hükümetin içinde şüphesiz vatanına milletine iyi hizmet etmek isteyen, samimi dindar insanlar vardır. Allah onlardan razı olsun.
Ancak yönetim kademesinin gizli bir gündemi zorla ve ısrarla ülkenin barışını yıkma pahasına dayattıkları velev ki gerçektir.
Bu nedenle kapatma olur mu bilmem? Ancak insanların öteki gözüyle gördüklerine daha sevgi ve saygı dolu yaklaşmaları gerektiği ortadadır.
Mustafa Kemal samimi dindar bir kişi olarak Kuran’ın Türkçe mealiniı Elmalılı Hamdi ile getiren ilk yöneticidir. Amacı bu dinin anlaşılmasını, siyasetin dışında tutulmasını ve partilerin Yüce Allah’ı tekellerine almasını engellemekti.
Ayrıca inanmayan ve farklı dinlere mensup kişileri de korumaktı.
Bugünün şartlarında Hıristiyan olan ve eşinin başı açık olan birisinin bu kabinede değil, bu memurluk sisteminde iyi bir göreve gelme şansı var mıdır?
İşte bunun teminatı laikliktir.
Parti toplantılarında - vitrindekiler hariç - tüm kadınların başı örtülüyse o din değil siyasi simgedir.
Ve siyasi simgeleri zorla dayatmak isteyen partiler kapatılmaktan kötüsüne de maalesef hazır olmalıdır.
En kötüsü öldükten sonra bu dini, bu hale getirdikleri ve halkı uygulamalarıyla barış ve sevgi dininden soğuttukları birbirlerine düşürdükleri için hesaba çekilmekten de ürpermelidirler.
Saygılarımla.
Bahceli de akli basinda seyler soylemis ama DTP mevzuunda yine problemli olabilen ‘organik bag’ konusuna atifta bulunmus:
“Anayasa’nın 68. ve 69. maddelerinin gözden geçirilerek, siyasi partilerin 68. maddenin 4. fıkrasına aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılması yerine, bu fiilleri işleyen parti üyeleri, yöneticileri ve milletvekillerinin bireysel olarak sorumlu tutulmasını ve bunlar hakkında cezai soruşturma ve yaptırım uygulanmasını öngören yeni bir düzenleme yapılması üzerinde durulabilecektir.
Terörle organik bağı ve eylem birliği olan ve terörü bölücü amaçlar için bir vasıta olarak gören siyasi partilerin durumu ayrı bir değerlendirme konusu olabilecektir. MHP bu hususların kamuoyunda tartışmaya açılmasının yararlı olacağını düşünmektedir.”
Suat bey Bu Tulibeyhan benzeri, kardeşi kardeşe düşürmek maksatlı tahrik mesajlarına yer verilmesi uygunmu sizce.Milli iradeye yapılmış saldırı çoğunluğu üzmüşken üstelik. Bu basit bir polemiğin fevkinde bir yaklaşım. Yazık… Bu topluma yabancı, onun hissiyetından habersiz azınlığın yaklaşımıdır. İslamda haksızlığa uğrayana tekme atılmaz, o başka bir kültürün tezahürüdür. Bu millete ait değildir. Yazık yazık..
Arif bey, bence Suat bey dogru hareket ediyor. Keske halkin cogunlugunun hissiyatini anlamiyor, topluma yabanci (yani ‘oteki’) oldugu icin sussun diyeceginize o yorumcunun yazdiginin nicin yanlis oldugunu izah etmeye ugrassak. Baska kultur tanimlamaniza da kesinlikla karsi cikiyorum, baska kultur degil bu memleketin kulturunun bir parcasi o yazida gozuken. Neyse, ben yapayim bir kismini bari:
AKP hükümeti inatla ve toplumu böldüğünü bile bile ülkemize düşmanlık soktu. Daha önce birbirine telorans gösteren insanlar sırf başı açık ya da kapalı diye ilk görüşte birbirine öfkelenir oldu.
Bunun boyle oldugundan supheliyim, ama boyle ise de bunu yapan iki taraf oldugunu goz onune almak lazim. Hele ‘acik’ olanlarin bir kisminin milleti ‘ilerletme’ projeleri oldugu, yani kandilerini daha donanimli gordukleri goz onune alinirsa asil sorumlulugun olnlarda oldugunu dusunmek de mumkun.
Bu dönem boyunca tarihte görülmemiş bir kadrolaşma yapıldı. Vatana millete hizmet eden dürüst insanlar eşlerinin başı açık diye başka görevlere getirildi egale edildi.
Bunun tarihte gorulmemis birsey oldugunu dusunmuyorum. Rahatsiz olmakta ise haklisiniz, nedir bunun yolu? Bunlar belgelenir, rakamlandirilir, yayinlanir. Nerede Turkiye’nin iktidarin her yaptigini takip eden ‘golge kabine’si?
Devletin kamu malları inanılmaz ucuz fiyata satıldı. Ormanlar satıldı.
Ikincisi duz yanlis, 2B kanunu gecmedi. Ilki ise ‘fiyatlandirma’nin nasil anlasildigina bagli. Ben inanmiyorum, ‘gercek degeri’ gibi bir belirsiz kavrama atifta bulunmadan anlatacak olursaniz dinleriz. Diger taraftan hep satis fiyati uzerinden muhalefet edip, tekellesme ve tekel ozellestirmesi kismini atlamak da iyilik degil memlekete. Malesef ilgilendigim Telekom isinde ‘devlet tekeli’ni atesli sekilde savunanlarin manali muhalefet yapmalari da mumkun olmadi. Bir kotuluk var, kotulugu duzgun anlayip konusacak insanmiz pek yok. Cunku isi yapanlarin destekcileri partizanliktan ses etmiyorlar, ‘bilgiliyiz’ diye dolasan kanat da capsiz. Gozuken o.
İşte şimdi de 65 yaş emekliik 250 lira emekli maaşı ve her çeşit hakkı elinden alınmış bir çalışan modeli getirmek istiyorlar.
38/42 yasinda emekli olan kitle fakir miydi, Turkiye’de hangi kesim o sekilde brordrosu SSKsi duzgun yerlerde calisiyor diye de bir sormak lazim. Reformun detaylarina bakmak elbette hayati derecede gereklidir (finans sektorune kiyak da olabilir orada) ama mevcudu savunmak iktidara degil aritmetige muhalefet demek.
AKP’ye oy veren samimi ve dürüst insanların olduğunu biliyorum. Ancak onlar bile ülkenin böyle gerilmesinden Erdoğan’ın her eleştiriye küfredercesine sert cevap vermesinden en önemlisi sürekli gizli bir gündem mi var?, amaç şeriat devleti kurmak mı diye suçlanmaktan rahatsız oldu.
“Amac seriat devleti kurmak mi?” diye suphelenen kimse tanimiyorum ben. AKP secmenleri disinda dahi. Dogru bir is degil bu ’seriat’ ocusunu kullanip hakikaten yapilmasi mumkun olan kotulukleri/hatalari arka plana itmek.
En kötüsü bu yıllar boyunca ülke bu denli zor durumdayken PKK en güçlü olduğu zamana geldi. Hem de meclise girdi.
90larin basini hatirlayin lutfen. Dogru degil dediginiz. PKK’nin gucu degil mesele, ta Lozan’dan beri olan ve simdi yuzumuze carpan baska bir mesele var.
Kalanina isterse baskasi ellesin.
Arif Abi,
Bülent bey “o yorumcunun yazdiginin nicin yanlis oldugunu izah etmeye ugrassak” derken haklı. Burada söyleyemese başka yerde söyler. Hiçbir yerde söyleyemese de zihninde bu düşünce var. Diyalog kurmak ve niçin yanlış düşündüğünü göstermek, daha olumlu bir yaklaşım olur.
Ben yoruldum bu tip şeylere cevaplar yazmaktan. Sinirlerim bozulacak artık. Sağolsun Bülent Bey yazmış. Çoğunluğuna da katılıyorum.
Geç kalınmış bir karar. Birçok avrupa ülkesinde olduğu gibi anayasal bir suç varsa kapatma kararı uygulanabilir. AKP’de açıkça anayasaya aykırı hareket etmiştir daha önce savcı uyarı yapmıştı ama sayın Erdoğan çıkıp sen kimsin tarzı bir üslupla cevap vermişti. Şimdi ise anayasanın gereği yapılıyor. Herkese hayırlı olsun.
Mustafa Kemal samimi dindar bir kişi mi dediniz?
Güldürmeyin adamı, ya Mustafa Kemal’i tanımıyorsunuz, ya da dindar kelimesinin anlamını bilmiyorsunuz.
Bahçeli’nin söyledikleri çok önemli. Daha doğrusu bunu Bahçeli’nin söylemesi çok önemli. AKP bu tip bir değişiklik yapmaya kalksa sorun çıkabilirdi ama şimdi AKP ile MHP ilgili maddeleri değiştirebilir.
Bu arada iddianamede Cumhurbaşkanının da geçmesinin “anayasal suç” olduğuna ilişkin görüşler var. Çünkü cumhurbaşkanı ancak vatana ihanetten dolayı suçlanabiliyor. Şu anda da siyaset üstü olduğu ve olası bir yasklamadan etkilenmeyeceği için eski suçlarından dolayı da olsa iddianamede yer verilemeyeceği söyleniyor. (Ben Kezban Hatemi’yi dinledim, başka söyleyenler de var.)
Hatemi Cumhurbaşkanının derhal Anaysa mahkemesine başvurarak başsavcının ilgili sebeple görevden alınmasını talep etmesi gerektiğini söylüyor. Aynı talebi Adalet bakanı da yapabiliyormuş.
Buna benzer şeyleri Öymen’de söylemişti, Avrupa Parlamentosu milletvekili Cem Özdemir buna cevap vermiş:
Barış bey, yormayın kendinizi.. Aslında ağlanacak bir hal bu sinirden gülüyorum ben de. Memleketin çivisi çıkmış, at izi it izine karışmış. Ne tarihi biliyorlar ne bugünü. Yazık.
@ TuliBeyhan,
Yıl 2002 seçimde AKP ye oy verdiğini bildiğim insanlara “siz n’aptınız, adamların gidecekleri yön, geldikleri yerden belli “demiştim,önyargılarım endişelerim çoktu hatta bazıları sizinkilere benziyordu …sonra 2007 de oyumu AKP ye verdim diye ne yapıyorlar ne ediyorlar diye ilgileneyim dedim ve maalesef bu partiye yapılan haksız suçlamaları , iftiraları da görmüş oldum..sözünü ettiğiniz başörtüsü ve sosyal güvenlik yasa tasarısı ile ilgili yazılan yorumları değil konunun aslını okudum/bilgi edinmeye çalıştım ve ben sizin vardığınız sonuçlara var(a)madım(uygulanan kanunlara,anayasaya ve yaşanan sonuçlarına bakmak bile yeterli aslında).Ben AKP’yi hükümet olarak eleştirebilmek “daha iyisini yapmalıydı” diyebilmek için fırsat kollarken aksine AKP yi savunur oldum…AKP’ye bir siyasi parti gibi hiç bakmadım görmeye çalıştığım “hükümet” olarak yaptıklarıydı…
Siz AKP nin bugün yaptıklarından(!) dolayı gelecek için endişe ediyorsunuz ama bugün gelinen bu durum sizce Türkiye geleceği için daha az endişe verici bir adım mı?
Ve siyasi simgeleri zorla dayatmak isteyen partiler kapatılmaktan kötüsüne de maalesef hazır olmalıdır.
Bu bakış açısı ile siz http://www.derindusunce.org/2008/03/14/halk-kapatilsin/#comment-13234 bu linkte yorum yazan A.Haydar ile siz aynısınız benim gözümde.
Seçtiklerimize ,biz “seni istemiyoruz” diyemeyecek miyiz?Millet olarak o kadar değersiz miyiz?Siz bu ithamı kabullendiğinizin, “ben bilmem ağam bilir”dediğinizin farkında mısınız?
Bugün AKP,yarın BKP,ondan sonra belki de CKP.. parti değil mühim olan bu millet birileri müdahale etmeden kendi göbeğini kesmekten o kadar mı aciz,siz bu kapatmayı ve beterini dileyecek kadar mı aciz hissediyorsunuz kendinizi ? BEN değilim!
Merhabalar;
Iddianameden 147- 148. sayfalar:
Belirtilen eylemleri ve özellikle Anayasa ile Yüksek Öğretim Kanunu’nda değişiklik içeren tekliflerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel ilkelerini değiştirecek zemini oluşturmak niyetini ortaya koyduğu,
Laik sistemlerde dini simgelerin siyasi amaçla kullanılamayacağını gözardı ettiği,
Laik Cumhuriyet’i yeni bir yaşam ve Devlet düzenine dönüştürme kararlılığı içinde olduğu, toplumu dindar olanlar – olmayanlar diye ikiye ayırmaya başladığı,
Ülkenin laik hukuk yapısını aşamalı olarak yeniden biçimlendirip
yönlendirmeye çalıştığı,
Rejimin ve Cumhuriyet’in geleceğini tartışmaya açtığı,
Belirlenmiştir.
Laik demokratik hukuk devletinin egemen olduğu rejimlerde; yargıya, “bireyi ve demokrasiyi”, sistemin sınırları dışına çıkan siyasal partilerin/iktidarların eylemlerine karşı koruma görevi de verilmiştir.
Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez bir hükmü olan laik ilkesi zedeleniyorsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının rejimi koruma yetki ve görevi başlayacaktır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temel görevi; Cumhuriyet’i, ilkelerini ve kazanımlarını korumaktır.
Davalı partiyi laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline getiren yukarıda açıklanan fiiller ve beyanlar, siyasi partinin Anayasanın 68/4. maddesi delaletiyle 69/6. maddesi gereğince kapatılmasını gerektirmektedir.
Kapatma davasının açıldığı tarihte davalı iktidar partisinin türbanın yükseköğretim kurumlarına sokulması için Anayasa değişikliği ile neden olduğu toplumsal kutuplaşma ve gerginlik dikkate alındığında ve özellikle demokratik toplumun düzenli bir biçimde işlemesinin sağlanmaya çalışıldığı ülkemizde, laiklik ilkesinin korunması yasal ve anayasal bir zorunluluk olduğu gibi, bu ilkenin korunmasında genel bir çıkar da bulunmaktadır.(RP/Türkiye Kararı)
Bu nedenle, laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı durumuna gelen Adalet ve Kalkınma Partisinin, bu genel çıkar da gözetilerek kapatılması, zorlayıcı sosyal gereksinim de dikkate alındığında demokratik toplum gereklerine uygundur.
s150:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şeriatla yönetilen ve başında İslam şeriatını da simgeleyen halifenin bulunduğu bir modele karşı verilen mücadele sonucu ortaya çıkmıştır. Türk Ulusunun 20 Yüzyılın başında verdiği kurtuluş mücadelesi sadece yabancı işgal güçlerine karşı yürütülmemiş, mandacılara, işgalcilerle işbirliği yapanlara, isyan ve kışkırtmalarla kurtuluş ve kuruluşu baltalayan mollalara, şeyhlere ve her türlü din bezirgânlarına karşı da verilmiştir.
bastaki maddeler:
Bu sefer ortasi yok bu isin
Ben duyarlı arkadaşlarımızı bir şeyler yapmaya çağırıyorum.
Küçükte olsa bir yerden başlamalı.
ben bir kaç yere mail attım
http://www.fikiralemi.com/index.php/ulkuculere-kufur-ediyorlar/
kemalistler ülkücülere,Türkeş’e,Fethullah Gülen2e ve Nihal Atsız’a ağza alınmayacak küfürler ediyorlar.Bence bunlar hakkında yasal işlem başlatılmalı.
1. Mustafa Kemal dindar falan değildi. Saygılıydı demek daha doğru olur. Şimdiki CHP gibi saygısız değildi.
2. Parti kapatılması ise çok şaşırtıcı geldi bana. Zira ben AKP yi daha farklı şeylerle suçluyorum.
3. Bahçeli’nin açıklaması tüm siyasi parti mensupları tarafından yapılan Erdoğan dahil en güzel ve mantıklı açıklamadır. CHP sevinç içinde, AKP ise hala ciddiyetin farkında değil gibi ahkam keserek suçlayarak açıklma yaptı.
4. Ekonomi çok zarar görecek, faturası ise AKP ye değil laiklere kesilecek. Oysa ekonomi gidişatı zaten parlak değildi. Yemediğimiz zam kalmadı seçimden bu yana.
Bir kez daha gösterdi ki 4.cü büyük güç Medyanın olaylara yaklaşımı ve tutumu yüzünden gelinen nokta gazete küpürlerinden yola çıkılarak açılan bir parti kapatma davası şimdi süreç işliyor.
Elalem uzaya nasıl koloni kurarız hesabı yapıyor uzay çağını yaşıyor.Bizler ise kısır döngü içinde uzaydan halk talep ediyoruz
H. Gökhan Özgün
Abdurrahman
Biz milyonlarca insan, yazıyoruz, çiziyoruz, konuşuyoruz. Hatta zaman zaman düşünebiliyoruz bile. Tartışıyoruz, oy veriyoruz, tavır alıyoruz. Siyasi analiz yapıyoruz, ekonomik öngörülerde bulunuyoruz. Anlamaya çalışıyoruz. Anlatmaya çalışıyoruz. Debeleniyoruz. Bizim sayımız milyonlar. Milyonlar. Milyonlar.
Abdurrahman ne yapıyor? Abdurrahman bir başına. Abdurrahman tek başına. Tek başına, ama ne baş o…
Ama ne baş Abdurrahman’ın başı. Abdurrahman’ın başının, başı sonu yok. Abdurahmanın’ın başı yanıda hepimizin başı topluiğne başı gibi kalıyor. Abdurrahman’ın başı bizim bütün başlarımızı kapsıyor, içine alıyor. Hepimizin başını içine aldıktan sonra bile Abdurrahman’ın başında hâlâ düşünecek, taşınacak, kaşınacak yer kalıyor. Abdurrahman bizim sefil, zavallı, fani başlarımızı koskoca başının içinde taşıyor. Abdurrahman’ın yükü büyük. Abdurrahman’ın yükü çok büyük.
Bizim gürültümüz, Abdurrahman’ın başını ağrıtıyor. Abdurrahman’ın başı çok ağrıyor. Abdurrahman’ın başını, biz ağrıtıyoruz. Abdurrahman bizi affet. Abdurrahman kıyma bize. Çoluğumuz çocuğumuz var, Abdurrahman.
Abdurrahman dinlemiyor. Abdurrahman diyor ki, bir bit yeniği var bu işin içinde. Çünkü benim başım çok ağrıyor. Eskiden bu kadar şiddetli ağrımazdı. Abdurrahman artık dayanamıyor. Abdurrahman koskoca başıyla bir dağ gibi koltuğundan kalkıyor. Yer gök sarsılıyor. Abdurrahman elini rafa uzatıyor.
Raftan ‘o kitabı’ alıyor. O, o kitabı raftan çekince, diğer bütün kitaplar biz fanilerin üzerine yıkılıyor. Abdurrahman kitabın sayfalarını çeviriyor. Ve buluyor. Başının niye ağrıdığını buluyor. Kitapta yazıyor. Allahtan bu kitap var. Abdurrahman’ın bütün dertlerinin cevabı bu kitapta. Diğer kitaplar Abdurrahman’ın başını ağrıtıyor.
Bu kitabın adı Anayasa. 1982 yılında Türkiye’de derlenmiş, askeri matbaada basılmış.
Abdurrahman’ın yükünü hafiletmek için tasarlanmış. Bizim gafletimizin, cehaletimizin, dalâletimizin yükünü hafifletmek için.
Kes bet sesini Türkiye, Abdurrahman artık dayanamıyor. Çek elini oy sandığından Türkiye, o sandığa öyle bir yüklendin ki, Abdurrahman artık taşıyamıyor? Haddini bil Türkiye.
O Muhteşem Abdurrahman, sen gariban Türkiye’sin. Onun taşıdığı yükün yanında, sen nesin?
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya milyonlarca milyonlarca milyonlarca başıbozuğa parti kapatma davası açtı. Abdurrahman öyle uygun görüyorsa, kapan sen de Türkiye. Bırak kibri, kapan. Muhteşemesin Abdurrahman.
O sırada Cevdet arıyor. En yakınım, arkadaşım. Soruyor. Ne yazıyorsun yarına?
Yarın yazıyı kısa kesicem, diyorum. Çünkü Abdurrahman her şeyi kısa keselim istiyor.
Çünkü Abdurrahman’ın başı ağrıyor.
Cevdet, epey, epey mühim bir ekonomist. Benim de yarına rapor yazmam, makro ekonomik ‘öngörü’ yapmam gerekiyor, diyor. Şimdi ne yazıcam ben?
Sen de benim gibi kısa kes, diyorum.
Rahman ve rahim olan Abdurrahman’dır yaz, bugün bundan daha makro bir şey yok, diyorum.
Sonra birden kafam dağılıyor. ‘Gelmiş geçmiş en kısa bilimkurgu hikâyesi’ diye bilinen bir hikâye aniden düşüveriyor aklıma.
Hikâye şöyleydi sanırım. “Dün, bütün evren yeniden kurulacak.”
Derken, aklıma bir fikir geliyor. Yazılmış en kısa T.C tarihini yazmak.
Ve yazıyorum. “Dün, yepyeni bir Türkiye kurulacak.”
Kafam açıldıkça açılıyor. Bir kısa tarih daha attırıyorum. Yazılmış en kısa AKP tarihi.
“Dün, bir daha asla ‘Şemdinli savcısı’ görevden alınmayacak.”
Abdurrahman’a emanet olun.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=250307
İddianameden bazı ayrıntılar. Gerçekten akıllara sakat gerekçeler var:
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=58286
Iddianameyi okudunuz mu bilmiyorum, benim güzelim pazar günümü böyle bos bir seyle gecirmeye niyetim yok. Zevkler tabii farkli.
Ben en cok filanca savci bir sey demis de basbakana filanca gazeteci “o savci söyle “dedi , “siz ne diyorsunuz bu konuda?” diye sorunca söyledigi sözü koymalarina sasirdim.
YANI SAVCILAR NE DERSE ICTIHAD OLUR, karsi cikilmaz nevinden bir durum….
Maille sordugunuz sorunun kisa cevabi:
50.000 Ermittlungsverfahren wegen politischer Meinungsäußerungen wurden in der BRD in den letzten fünf Jahren eingeleitet, hunderte von Jahren Haft verhängt. Der Spitzelapparat der BRD übertrifft mittlerweile sogar den der untergegangenen DDR. Über 500.000 Bürger sind namentlich beim sogenannten Verfassungsschutz registriert. Über 200.000 Telefonanschlüsse wurden in den letzten Jahren offiziell abgehört.
Son bes yil icinde, politik aciklamalardan dolayi 50.000 sorusturma acilmis, yüzlerce yil hapis cezasi iceren. Hatta geriye dönük suclarda komunist dogu Almanya devrine kadar genisletilmis sorusturmalar.
500.000 kisi anayasa mahkemesi tarafindan fislenmis (sicili eklenmis), 200.000 telefon konusmasi resmen dinlenmis.
http://www.npd.de/index.php?sek=0&pfad_id=7&cmsint_id=2&detail=16
Blogumdaki duaya istirak edin lütfen
Saygilar
Muzaffer bey,
Sağolun.
Şu anda açık ama değil mi? Bazı yorumlarda 2005′te kapatıldığını yazıp, Cem Özdemir’in Öymen’e verdiği cevapta hatalı bilgi verdiğini söylüyorlar. Vaktim olmadığı için bakamamışrım, orada yaşadığınız için size sormuştum.
Başsavcıya da bakın hele, daha kesinleşmeyen, mütalaa için önüne gelmeyen Danıştay davası hakkında kararını çoktan vermiş de A. Aslan’ın sözlerini aleyhte delil olarak göstermiş bile:
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=58298
Bunlar hukukçuysa ben de astronotum.
Suat Bey ben burada mi yasiyorum Türkiye´de mi, inanin bn de bilmiyorum.
Almanya gündeminin de Türkiye´yi de cok yetersiz takip ediyorum.
Su anda acik olmasi lazim, partinin, partiye üye yazilmak icin online basvuru sayfasi var .
Daha detayli bilgi verbilmem icin arastirmam lazim.
Siz bakmayin bazen politika yazdigima Türkiye´de olsun Almanya´da olsun bakanlarin üc besi disinda kabine üyelerini bile bilmem.
Saygilar
Anladım Muzaffer bey. Sağolun..
Merhaba 2003 senesinde Mart ayinda (tevafuk) bir sürec baslatilmis ama partinin kapatildigina dair hic bir habere ulasmadim, Mustafa Akyol´un orda Cüneyt isimli bir arkadas hic kapatilmadi diyor.
2003 senesinde yasanan kapatma süreciyle parti cok zayiflamis.(kamuya acik resmi belgede yayinlanan rapor).
Acikca teröre karistigi bilinen asiri sagcilardan pek cok örnek verilmis, bombalama (yahudi müzesi) v.s.
Sanirim terörist eylemlere katilacaklari direkt parti üyesi yapmiyorlar ki parti kapatilmasin.
Parti , koz vermeden, aciga düsmeden asiri söylemlerine devam ediyor diye anladim,yani yapilan eylemler bireysel bazda degerlendirlip bireysel cezalar verilmis veya alt organizasyon gruplari yapmis bu eylemleri ve o yapilar (Skinheads, dazlaklar) cökertilmis.
Cok arastirmadim ama sanirim bu kadari da yeter.
Hukuk cok yabanci oldugum bir alan zaten.
Saygilar
“Iddianameyi okudunuz mu bilmiyorum, benim güzelim pazar günümü böyle bos bir seyle gecirmeye niyetim yok. Zevkler tabii farkli.”
Muzaffer bey böyle deyince neden ciddiye almıyor diye düşünmüştüm.Ben se şöyle böyle 1,5 saatimi verdim ve sanırım ne demek istediğinizi anladım.
İddianame bir yerlerden tercüme edilmiş ve araya bizden bir iki şey eklenmiş gibi..
Boş şeyler olduğu konusunda kesinlikle haklıymışsınız..
Önceki kapatma davası, en çok kime yaradı? Bankaları boşaltanlara, yolsuzluk yapacak olanlara.. İşte bunun için yolsuzluklara karşı olanlar, o zaman da yasaklı yapılmıştı. Eğer bizim işimize taş koyarsanız, basarız size gerici damgasını ve sizi yolumuzdan çekeriz. Acaba laikliğin günümüzdeki gizli açılımı, “Limitsiz Aşırma İçin Kamusalalan” mı?
Niye başsavcıya saldırıyorsunuz ki. Adam azimli. Belli ki Sezer gibi Cumhurbaşkanı olmak istiyor. Olur, Sayın savcı bu dava ile Baykal’ı başbakan yapar, o da kendisini cumhurbaşkanı. Biz bu filmi izledik beyler. “Ecevit Baba ve Sezercik II”, pek yakında, ya da “Baykal - Abdurrahman Kardeşliği”
Evet bu, bir gerçek. Birilerinin gözünde bu 16 milyon 500 kişi, köylü, cahil, ne yaptığını bilmeyen bir gruptur. Bence başsavcımız bu zararlı cahil kalabalığa da seçme yasağı getirmek için bir dava daha açmalı ki, gerçek halkın bilinçli oylarının önü açılsın.
Bir kez daha gösterdi ki 4.cü büyük güç Medyanın olaylara yaklaşımı ve tutumu yüzünden gelinen nokta gazete küpürlerinden yola çıkılarak açılan bir parti kapatma davası şimdi süreç işliyor.
Basının dördüncü güç mü yoksa birinci güç mü olduğu tartışılır…
Arkadaşlar parti kapatılması için AKP kurmayları ne demişler onların dediklerine bir göz atsak.
Başbakan Erdoğan, , “Yargıya intikal eden konular üzerinde konuşmamız yanlış olur” dedi.
Meclis Başkanı Toptan da, devleti temsil eden, sorumlu bir siyasetçi olduğunu kanıtlayıp, “Türkiye bir hukuk devletidir, Anayasa Mahkemesi’nin en doğru kararı vereceğine inanıyorum, herkes hukuka güvensin, müsterih olsun” dedi.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise, her zamanki gibi mantıklı ve olgundu, “Adalet Bakanı olarak, yargıya intikal eden bir konu hakkında yorum yapmam uygun olmaz, ancak şunu söyleyebilirim ki, siyasilerin kendilerini, davranış biçimlerini çek etmelerinde fayda var” dedi.
Eski Adalet Bakanı ve şimdiki Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise, dayanamadı, vatandaşın duymak istediği en doğru cümleleri kullandı, “Hizmet için seçilenler, kavga çıkması, gerginlik olması için olaylara adeta çanak tutuyorlar, çok net iddia ediyorum, partinin kapatılmasını en çok siyasiler istiyor, yoksa bu kadar ahmakça politika güdülemezdi” dedi.
Bunllar bizzat kendi ağızlarından çıkan sözler. Ben google’dan arayıp kontrol ettim. Doğru yani. Onlar böyle düşünüyorlar.
Buda lafmı yargıya intikal etmiş şeyler hakkında konuşulmaz yazılmaz ne demek? bunu anlamıyorum…
Tabii ki konuşulur.Niye konuşulmasın..
TT bey,
Buda lafmı yargıya intikal etmiş şeyler hakkında konuşulmaz yazılmaz ne demek? bunu anlamıyorum…
Bunun iki turlusu oluyor benim anladigim. Birincisi ‘yakisik almaz’ manasinda, ki ozellikle Sahin’in bunu demesi normal.
Ikincisi ‘yasak’ manasinda. Bunu zaman zaman iktidar da muhalefet de sopa olarak kullaniyor. O yasak olani ‘yargiyi etkileme’ ile ilgili kanunlardan dolayi. Ben de onlari anlamiyorum. Yani yagiyi etkileme, ne bileyim, hakime/ailesine tehdit, savciyi sindirme, bilirkisiye baski filan seklinde olunca buna kanunun karismasi normal de, kimsenin korkup cekinmeyecegi insanlar davalar hakkinda konusunca da ‘vay sen etkilemeye kalktin’ yapiliyor bazen.
pardon Bülent bey…siyasiler bu sözleri gerçekten etmişler…
ama sonrasında konuşmaktan da geri durmadıklarını biliyoruz…
buna göre ilk andaki şaşkınlıktan dolayı olsa gerek temkinli beyanlar gelmiş…
şimdi ise başbakan adres bile veriyor:ergenekoncular diye…
TT bey pardonluk bir tarafi yok, haklisiniz, diyorlar tabii.
AKP’nin en buyuk dusmani kendine demokrat bir parti olusu. DTP’ye mustahak gordugu hicbir seyden sikayet etmeye hakki yok bence AKP’nin. Bakiniz: http://fekmekci.blogspot.com/2008/03/akpnin-en-byk-dman-kendine-demokratl.html
Faruk bey,
AKP neye müstehak bilmem ama iki yanlışın bir doğru yapmayacağını iyi biliyorum.
Partilerin hatalarını mı konuşacağız demokrasiyi mi? “Sen böyle yaptın, oh olsun” demek çocukca bir intikam duygusundan başka birşey değil. Bu tür şeylere tam da bu sıralarda tevessül etmek bana basitlik olarak geliyor. AKP’yi ve yediği/yemediği nanaleri konuşmak, tartışmak, bunlara ilişkin eleştiriler getirmek ayrı, bu ayrı. Demokrasinin çivisi çıkıyor, “oh olsun” deme derdinde olanlar var.
Ne diyeyim, hayırlısı neyse o olsun.
Yorumuma bir ilave daha;
***
Ben bunlardan tatmin olmam, özgürlükler konusundaki icraate bakarım ama belli ki siyasetçilerin her konuştuğunun çetelesini tutarak değerlendirme yapmaya ve “bak bak o zaman öyle dediler, oh olsun” demeye meraklı olanlar var, onlar belki tatmin olabilir.
Çünkü madem politikacının sözü senet ve peşini bırakmıyor, icraatten ziyade sözler önemseniyor, iki yanlıştan bir doğru çıkartılmaya çalışılıyor, o halde yukarıdaki sözler de gayet açık, AKP birinci ağızdan DTP’nin kapatılmasına net bir biçimde karşı çıkmış görüldüğü gibi.
Ayni seyi “devletin affetme yetkisi yok, affetme yetksi kisinin kendi insiyatifindedir” manasina cekilen bir sözde de yapmislardi. Nerde okudugumu hatirlayamadim.Yenisafak´ti belki de burada okudum.
Bence tamamen ikiyüzlülük. Bakın yukarıdaki sözleri kendi dilleri ile söyleyenler şimdi alev topu misali etrafı yakıyor. Ama kim olsa aynı şeyi yapardı kendine dokunana kadar sesi çıkmaz tabi, bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Çok da yadırgamıyorum.
Ben DTP nin kapatılmasını istiyorum ve hatta yargılanmalarını istiyorum. AKP içinse aynı fikirde değilim. AKP nin öyle çok da kapatılacak bir sebebi olduğunu düşünmüyorum. Ama Köksal Toptan’ın da dediği gibi Yargı en doğru kararı verecektir. DTP için veriyorsa AKP içinde verir.
Ekonomik gidişattaki olumsuzluk bu savcının suçu olacak ben ona yanıyorum. Bence hiç doğru biz zamanlama olmadı.
Suat Bey,
Ne AKP’nin ne de baska bir partinin kapatilmasi icin sizden ya da baskasindan daha fazla ‘oh olsun’ demiyorum. AKP’nin basindan beri hatasi muhafazakar ve elitist oncullerle sinirlandirilmis bir ozgurlukcu anlayisa sahip olmasi. Bu anlayisin da Turkiye’yi pek bir yere goturecegini sanmiyorum. AKP icinde ve onu destekliyenler DTP’nin kapanmasina sevinen ama cok tuhaf birsekilde son gunlerde ‘demokratcilik’ oynayan oyle cok kesim var ki!
Tuhaf bey/hanim,
Ekonomik gidişattaki olumsuzluk bu savcının suçu olacak ben ona yanıyorum. Bence hiç doğru biz zamanlama olmadı.
Tahmininiz dogru olabilir, gercekte bu isin etkisi tam nedir onu da bilmek mumkun degil tabii — payi olmus olabilir. Butun bu konusmalarda, yani ‘yarayacak’ ‘oyu artar, yeni parti kurulur devam eder’ ‘fatura savciya cikar’ filan denirken aslinda halkin orta oyunu seyredip oy veren bir kitle oldugu da ima ediliyor. Insanlar isin bir algi oyunu oldugu kabulunden yola ciktiklarinin farkindalar mi bilmiyorum. Boyle oldugu konusunda kuvvetli deliller var elbette de boyle olmamasi mumkun mudur diye sormak da ilginc yerlere vardirabilir bizi.
Ortada bir oyun olduğu kesin.
Bu da hukukçu bu da savcı bu da demokrasi ve adalet istemiş.İki savcı arasındaki farkı bulunuz!
Bir savcı “darbe” yapıp anayasal düzeni bozduğu için Evren’e dava açıyor ama iddianamesi dikkate alınmıyor, şikayet dilekçesi olarak kabul ediliyor(GUGUK!).
Bugün ise bir savcı anaysal düzene uygun ,“seçim”le iktidar olmuş bir partinin kapatılması (HUKUK!) için iddianame hazırlıyor.
Hukuk ve hukukçu darbeci tavır sergileyebilir mi?
çuvaldız:Ortada bir oyun olduğu kesin.
Oyun değilde çuvaldız hanım, ortada bir güç mücadelesi olduğu kesin.
Artık İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek gibi “dokunulmaz” sembol isimlere bile dokunulduğuna göre Türkiye’de tarihi bir güç mücadelesi yaşandığını söyleyebiliriz..
Başbakan’ın geri adım atmayıp üstüne Ergenekon’da sonuna kadar gidilecek açıklamasını tekrarlaması daha çok ilginç gelişmeler göreceğimizin de göstergesi…
Sonuçta silkelenmiş kabuğunu kıran bir Türkiye ortaya çıkar inşallah…
AK PARTİ KAPATILMASIN
bence ak parti katılmamalıdır cünkü bence ak partinin yönetimi ck güzel ak partiyi kapatmak isteyenler bence bilmiyorum ama ak parti kapatılmasın yani
Çok önemli gözlemler, İsmet Berkan
Da Vinci bey,
Orjinal yazilar sunlar galiba:
http://w10.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&sid=&Newsid=177323&Categoryid=4&wid=73
http://w10.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&sid=&Newsid=177516&Categoryid=4&wid=73
Da Vinci,
Berkan’ın yazısından;
“Bundan 25 yıl önce Konya’da, karnınızı doyurmak için girdiğiniz herhangi bir lokantada isterseniz bira da içebilirdiniz, bugün içemezsiniz. Kayseri’de bir bölümünde içki de satılan son lokantanın nasıl içki satmaktan vazgeçirildiğinin hikâyesini geçen gün ayrıntılarıyla dinledim.”
Bunlar mı çok önemli gözlemler? ‘Çok önemli zırvalar’ diyecektin, dilin sürçtü sanırım:-)
Demek 25 yıl önce Konya’da hergangi bir lokantada bira içilebilirmiş, ama artık içilemiyormuş, öyle mi? Yahu böyle saçmalıklara nasıl prim veriyorsunuz? Türkiye’nin hiçbir yerinde herhangi bir lokantada bira içilmez, içkili lokanta/restaurantlar ayrıdır, bildiğimiz lokantalar ayrıdır. Ben Batıdaki şehirlerden birinde yaşıyorum, 25 yıl önce de bugün de içkili lokantalar ayrı, normal lokantalar ayrıydı. Muhtemelen 25 yıl sonra da ayrı olacak. İnsan sallarken bir dönüp yazısına bakar da usturuplu sallar bari.
Kayseri’de lokanta içki satmaktan vazgeçirilmişmiş, bunu dinlemişmiş. Bunlar mı yani yapılan önemli gözlemler? Keşke biraz daha az okusaydım da ‘köşe yazarı’ olsaydım.
Geçenlerde Şahin Alpay benzeri biçimde zırvalayan bir dostunu konu ettiği bir yazı yazmıştı, linkini vereyim:
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=683648
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: