11. Yılında 28 Şubat
Bugün 28 Şubat. Bir yıl önce “10. yılında 28 Şubat” başlıklı bir yazı yazmıştım. Aynı değerlendirmelerim halen geçerli olduğu için o yazıya atıf yapayım istedim.
Şu var ki bir yıl önce o yazıyı yazarken Nokta’nın ortaya çıkarttığı darbe planlarından, Ergenekon yapılanmasından haberimiz yoktu. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında olanları, 27 Nisan bildirisini, 367 hokkabazlığını da görmemiştik.
Bir yıl önceki o yazımın sonunu şöyle bağlamışım:
Bazı köşe yazarları 28 Şubat yöntemi de dahil artık darbeler devirlerinin kapandığını dillendiriyor. Bu temenninin gerçek olmasına dair büyük bir arzum olsa da onlar kadar iyimser değilim.
Gelenekler kolay terkedilmez. Hele ki güç odağı kendisine bir misyon biçmişse. AB sürecine güvenmek ve bu güvenle “darbe falan yapamazlar” demek de ihtiyatsızlık olur kanaatindeyim. Unutmayalım ki bu ülkede bir cunta kalkışması neticesinde Başbakan bile asıldı ama ne o zaman ne daha sonra hiçbir -başarılı- darbeci yargılanmadı, hiçbir darbeci ceza almadı. O günlerden bugünlere baktığımızda köprülerin altından çok sular aktı ama yine de bütün resme bakınca ve “olan bir kez daha olabilir” kaidesini düşününce ihtiyatlı olmak gerekiyor.
Siyasetçiler dengeleri iyi gözetmeli ve ülkeyi sağ salim -en az- 20 yıl daha müdahaleden koruyarak demokratikleştirmeye uğraşmalılar. Bu süreçte sorunlar demokratik sistem içinde çözülmeli ve bu sayede kronikleşen darbe geleneğinin istediği fırsatlar verilmeyerek ağırlığı kaybettirilmeli. Ancak o zaman ”darbe dönemi kapandı” diyebiliriz. AB süreci bunun için çok iyi bir dış dinamik ama sadece bu yeterli değil.
Bir yıl içinde yaşananlara bakınca iyimser ol(a)mamaktaki haklılığımın ortaya çıktığını görüyorum.
Bundan sonra ne olur, ya da 28 şubat gibi süreçler, 27 Nisan gibi bildiler, siyasallaşmış mahkeme kararları olur mu? Bilmiyorum. Dileğim siyasetin kendi doğal mecrasında akması.
Baykal bile bunları söylediğine göre insan gelecekten yana olan öngörüsünü iyimserlik yönünde kullanmak istiyor..




3 comments
Kelile ve Dimne den; Bab: Zahid ile misafir.
Bir misafir konuğu olduğu zahidin bilge hikayelerini dinledikçe diline hayran olur ve İbranice konuştuğunu öğrenince, başlar İbranice talim etmeye. Zahid onu uyarır, sen binlerce yıldır atalarının konuştuğu dilden başkasını talim edersen korkarım, kendi dilinide şaşırırsın der. Ve ona şaşkın karganın hikayesini anlatır.
Alakarganın biri seke seke yürüyen tombul kekliğin yürüyüşünü beğenir ve başlar onu talim ve taklit etmeye. Ne kadar çalışsada bir türlü keklik gibi sekmeyi beceremez. Ve vazgeçer fakat bakarki, artık garip bir şekilde kırıtarak yürümektedir ve kargalarıda güldürmektedir kendine…
28 Şubat kırıtan alakarganın asabi ruh halini yansıtmaktadır adeta. Bu kadar talime rağmen keklik gibi sekemeyişin hırçınlığı gibi birşey. Bunların etkisinin sıfırlanmaya doğru gittiğini de hepimiz görüyoruz. Kimliğin ve milli benliğin reddi ve hafıza silme aracı olarak başvurulan, topluma güvensizlik ve korku aşılayarak bölünmeyi amaçlayan hertürlü teröre karşı alınan mesafede bunun işareti olarak algılanmalı.İçime su serpen haber ise dünkü tartışma neticesinde -içeriğine tam ulaşamadığım Mehmet Görmez başkanlığında bir diyanet heyetinin riyasetinde- Hadislerle ilgili bir çalışmanın yapıldığı bilgisi oldu. Bu dinin muazzez peygamberine atfen- senetli- olanlarına kimsenin birşey dediğiyok- yalan yanlış pekçok uydurma sözün bu değerli menbağa katılarak, berrak suyun bulandırıldığınıda hepimiz biliyoruz. Bu işin uzmanlarınca kaynağın temizlenmesi çalışmalarını dikkatle izlemeli derim. Hiçbir kültürde ve dinde rastlanmayan, başlı başına bilimsel bir disiplin kabul edilebilecek, Peygamber sevgisinin tezahürü hadis ve sünnet birikiminin, yanıltıcı bir eksene kaydırılma çabalarınında sonunu getirir umuduyla.
İnşallah ağabey..
Bugünkü sabahta Diyanet başkanı ile yapılan söyleşi var. Hadis külliyatı ile ilgili çalışma hakkında bilgi veriyor. Diyanet işleri başkanı ittifakla çok değer gören biri. İkincisi Mehmet Görmez beyin konuya derin vukufiyeti ve adeta bir müslümanın nasıl olması misali tarzı bir araya gelince, Türklerin islama dair yeni hizmet kervanları yürüteceğinin müjdelerini seziyorum. Yerler ve gökler adaletle ayakta durur. İslama atılmak istenen çamurlara gerekçe olacak yanlışlıkların temizlenmesi için gayret gösterenlerden Allah razı olsun. Gallupun tüm dünyada 50 bin müslümanla yaptığı dev anket sonuçlarıda, aşırı radikallerin ne denli az olduğunu ortaya koyuyor. Bu kadar az sayıdaki fanatiğin manşetlere çekilmesini anlamak için ise, bizdeki medya odaklarına bakmak kafi. İslama en saygılı milletin merkez basını, İslama en saygısız bir tutumdaysa diğerlerini anlayın.Bunu basit bir cehalet olarak göremeyiz. Derin çetenin bura bağlantılarınında ortaya çıkması kaçınılmaz.
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: