Random header image... Refresh for more!

Liberaller ve ‘Liberalimsi’ler

Canım ülkemde öteden beri birçok kavram ters yüz edilir. Son başörtüsü tartışmalarında da aynı şey “liberal” kavramının başına gelmiş durumda sanırım. Medyada dillendirilen “özgürlük koalisyonu bozuldu”, “liberaller bölündü, bir kısmı şerh koydu”, “desteğini çekti” gibi yorumlar gerçeği yansıtmıyor. Memecan da bugün çizmiş aynı şeyi ama oradaki gibi değil ki mesele. (Muhafazakar basın da aynı söyleme itibar etmiş görünüyor. Öyle ki köşe yazıları yazılıyor, cevaplar verilmeye çalışılıyor.)

Bunlar ‘liberal’ denince ne anlıyorlar bilmiyorum. Fakat genel anlamda ülkede özgürlük yanlısı olan herkesi direk ‘liberal’ olarak adlandırma hatası var. Oysa ülkenin önde gelen liberal isimlerinden Prof. Mustafa Erdoğan’ın da dediği gibi bu özgürlük yelpazesi pekçok farklı görüşe sahip aydınlardan oluşuyor; “liberaller, bazı muhafazakarlar, bazı sosyal demokratlar ve sosyalistler, kendilerine ‘demokrat’ diyen kimi aydınlar, ‘İkinci cumhuriyetçi’ olarak anılanlar” gibi.

Ama aslında pekçok meselede aralarında ciddi görüş farklılılları var. Mustafa Erdoğan “Yelpaze içindeki ideolojik farklılık o kadar bariz ki, ‘liberal’ sıfatı yakıştırılanların bazıları her fırsatta bu sıfattan uzak durmaya çalışmış veya liberalizmi eleştirmekle ün salmıştır.” derken de buna vurgu yapıyor.

Mesela Etyen Mahçupyan son zamanlarda Taraf gazetesinde, birbirini ardına, başörtüsü yasağının kaldırılmasını destekleyen enfes yazılar yazıyor ama kendini liberal olarak değil demokrat olarak tanımlıyor. Hatta hatırlayanlar olacaktır, liberallik-demokratlık ekseninde ülkenin ünlü liberallerinden Prof. Atilla Yayla ile tartışma yapmışlardı. Ama hem Yayla hem Mahçupyan başörtüsü yasağının kaldırılmasını koşulsusuz olarak destekliyorlar.

Benim görebildiğim kadarı ile ‘kavramın bilincinde olarak’ kendilerine liberal diyenler ve yine aynı bilinçle ‘liberal’ olarak anılanlar, son başörtüsü tartışmaları ortaya çıktığından beri hep “koşulsuz özgürlükçüler” yanında yeraldılar. “Üçüncü yol”cular, “hem laiklik hem özgürlük” diyenler arasında özgürlük koalisyonunda yeralmış isimler var ama bu görüş ayrılığını “liberaller bölündü” diye sunmak hatalı bir söylem. Çünkü bu bir koalisyon ve çarkedenler, şerh koyanlar liberaller değil.

Zaten öteden beri nahoş bir sıfat olarak görülen ‘liberallik’ bir de bu tip hatalı yargılarla iyice kum torbasına çevriliyor.

Bu tür yorumları yapanların liberallik ile ilgili başlangıç seviyesinde biraz okuma yapmaları gerekiyor.

Ondan da önce -ya da en azından- son tartışmalara ışık tutması bağlamında Mustafa Erdoğan’ın “Özgürlük koalisyonunun anatomisi” ve “Liberal ve Liberalimsi” başlıklı yazılar okunmalı; belki böylece kavram/lar biraz daha yerli yerine oturur.

26 comments

1 arif { 02.21.08 at 09:10 }

Suat bey, bu işlerin evveliyatı, Prens Sabahattine, Ahrar fırkasına kadar dayanır. İkinci Meşrutiyetçilerin yerini elhak bugün ikinci Cumhuriyetçiler almış durumda. Hala gözü kara bir biçimde İttihatçılara küfürde o günlerden miras kalmıştır. Bu günde Avrupa merkezli bir politika üretmeye çalışanlar, o günkü gibi milletiyle göz teması kuramıyor. Hiçbir seçim ve sandık başarısı şansı göremiyor ve biryerlere yamanarak tarzı siyaset anlayışı güdüyor. Sonrada istedikleri yöne çeviremedikleri otobüsün kaptanına küsüyorlar. Bu günkü AKP Hürriyet ve İtilaf Fırkasınamı daha yakın, yoksa İttihat ve Terakkiyemi denirse; bu mesele bardağın hangi yanının görülmek istendiğiyle ilgili derim. Eskiden bu iki oluşum siyasi rekabetlerinde İslamcıları yanına almaya çalışırmış. Bugün gelinen noktada,İslamcı damar dönüşerek ve gelişerek başat konuma geçti. Elbetde İttihatçılar muhafazakar çizgiye yakındırlar ancak yinede AKP nin muhafazakar-demokrat dönüşümünü İslami siyaset kökenli görebiliriz. O günlerde bu çizginin esamisi okunmazdı. Sonuç olarak;Fikir hayatında olduğu gibi, siyaset alanında da diğerleri yan gelip yatarken; İslami kökten gelenlerin kendilerini çok geliştirdiklerini söyleyebiliriz.

2 TT { 02.21.08 at 12:11 }

Canım ülkemde öteden beri birçok kavram ters yüz edilir. Son başörtüsü tartışmalarında da aynı şey “liberal” kavramının başına gelmiş durumda sanırım.

Medyamız isim ve kavram üretme konusunda oldukça mahirdir.
“liberal” diye adlandırdıkları isimleri “demokrat” yada “özgürlük yanlısı” gibi çoğunluğun anlayabileceği bir dil ile ansalar, ucu kendilerine dokunacağı için bu şekilde toptancı ve çarpıtılmış bir isim vermeyi tercih ediyor olabilirler….

3 Bulent Murtezaoglu { 02.21.08 at 14:58 }

AKP’nin otoriter taraflarimizi ilkeli bir sekilde torpuleyecegine mekanizmanin basina gecme ve icine kadrosunu sokma gayreti icinde oldugu zaten acikti (gelir gelmez mecburi emeklilik ile yapilan tasfiyeyi dusunun). Cok bakmaya luzum yok, kimse cocuk degil, 40-50 yasini gecmis insanlarin oyle ‘ben gomlek cikarttim’ demekle topyekun degismeyecekleri zaten aksi icin kuvvetli delil yoksa herkesin kafasindaki dusunce. RTE’nin ve digerlerinin gazeteci ve karikaturistleri dava etme meraki, internetle ugrasmalari, odalara uyelik mecburiyetini kaldirmak yerine odalarin yonetimi ele gecirmeye calismalari, karikatur isinde RTE’nin cabalari (ve verdigi demecler) filan zaten netameli olmayan konularda dahi aslinda bir liberal tarafindan kuvvetle karsi cikilacak davranislar. Bunlara ragmen bir destek olduysa ‘ne islerine yariyor da destekliyorlar’ diye bakmak ve belki ‘otekiler daha fena’ disinda sebep aramak makul olabilir.

AKP’nin ‘devlet’ ile anlastiginin alametleri var (Tugluk da ondan ses etmis olabilir). Bir kesim liberal (veya degil) insanin devletle cok eskiden gelen problemleri vardi ve AKP o konularda mekanizmalarla mucadele edip kazandikca destek verip diger seyleri gormezden geliyorlardi belki. KIT satislarina karsi olan muhalefeti basariyla etkisizlestirmek filan bunun bir ornegi. Ergenekon gibi operasyonlar belki derin problemleri cozmeseler de bir takiminsanlari cezalandiracak gibi gozuktukleri icin destekleniyor olabilir. Duzgun yapilsin veya yarim yapilsin o tip kemiklesmis biryerlere dokunulunca alkis alinmis olabilir.

Basortusu isi (Memecan’a da baktim) ‘ozgurluk’ diye anlatiliyor ama bizim durumda o sekilde gorulmesi kolay degil. Tekliflerde de ortaya ciktigi gibi mumkun olsa sadece basortusune ek izin cikartacak sekilde bir ozgurluk genislemesi arzu ediliyor ama genel mekanizmaya dokunulmuyor. Yani “merak etmeyin diger yasaklar devam edecek universitelerde” gibi demecler var. Ben yasaga sadece ozgurlukcu acidan baktigim icin karsi cikmiyordum, cunku o pozisyonun uygulanabilir bir tarafini gormuyordum. Uygulariz deriz tabii de onu kaldiracak kadromuz, ozgurlukleri ihlal edeni pisman edecek duzenlerimiz yoktur diye dusunuyordum. Yaratilan magduriyet ve devletin bir memurunun ‘kapanmak emirdir’ deyip otekinin ‘kapanan giremez’ demesi dahi daha ilkelere varmadan isin garabetini ortaya koyuyor ve pragmatik olarak karsi cikmak mumkun. Bu ozgurlukcu bir pozisyon degil tabii. Yani, mesela, ‘hadi oradan ne ozgurlugu, sen de kupe takmayiver yasaksa, esek herif’ de diyebilir bu sekilde karsi cikan. Soyle dusunelim, 141-142 ve 163′un kalkmasi belirli seyleri yapmak isteyen iki kanadin aslinda ‘bize boyle engel olmayin’ arzularinin ortaya bir sayisal irade cikartmasinin sonucuydu, ilkeli olarak ‘ozgurluk’ dense de mesela anayasaya o tip maddeleri pesinen yok edecek bir prensibin konmasi filan degildi istenen (yani ‘devlet karisamaz’ demek). Yahut, ne bileyim, yasakci ithalat rejiminde cikletci lobisi ‘ciklete ozgurluk’ diye dolasabilir, ama istediklerinin adi aslinda ciklet ithalatidir ve ‘devlet ithalata karismamali’ gibi bir arzulari yoktur.

Hal buyken, liberallerin bir kisminin liberal olmalarindan dolayi bu teklifin yaninda olmalari sart degil. Ancak baska saiklerle (sistematik olarak yaratilan magduriyet filan) destek olabilirler tabii.

Bu dediklerim makulse, gozuken kopmanin sebebini ’simdiye kadar nicin olmadi’ diye bakarak aramak belki daha dogru. Kopmus gozuken takimin LDP veya benzeri olusumlar icindekiler degil, belki daha ’sol’ gecmisi olan guruh oldugunu dusunuyorum (ama cok tanimiyorum insanlari). Hal buysa ozellikle guneydogu, AB vs. konularda AKP’nin girdigi yol o insanlari firsat kollar hale getirmis ve ‘turban’ isi vesile olmus olabilir.

4 Bulent Murtezaoglu { 02.21.08 at 16:11 }

Heh, eger Altan kardeslerden bahsediyorsa oturmus olabilir: Elit semtte oturup analizler yapıyorlar. Bir pasa dedemin durbunu lafi bir de floresan yakan adam lafi hatirliyorum Altan kardeslerden ki ben de yadirgamistim. Tabii politikaci olmadigim ve ‘elit semt’ lakirdisi cikmadan Turkce ogrendigim icin boyle bir lafi etmeyi hem bilemezdim hem ortulu sinif kiskirticiligi yapmaktan utanirdim (acik yapiyorum ben ‘yahu Japonya’dan fazla milyoner var burada’ diye). Basbakan, masallah, kacirmiyor firsatlari tabii. “Elit semt”in icinde olmasa da yakininda oturup, floresan altinda manifaturaci dedesini dusunen biri olarak bu konuda hangi tarafa yakinim bilmiyorum — yesinler birbirlerini, camurun icinde beraber yuvarlansinlar demek geliyor icimden.

5 çuvaldız { 02.21.08 at 17:17 }

Bunlar ‘liberal’ denince ne anlıyorlar bilmiyorum. Fakat genel anlamda ülkede özgürlük yanlısı olan herkesi direk ‘liberal’ olarak adlandırma hatası var.

Dün bu yazıyı okuduğumda “liberalleri”,dünya hayatından elini eteğini çekip uzun bir süre kaldıkları tapınaklarından çıkıp “dünya hayatına” arışmış ama bir türlü adapte olamamış keşişler olarak düşünmüştüm.
Yazınızdaki “libaraller, nasıl duygulara sahiptirler?” gibi magazinel bir sorunun eksik kalan cevabını tamamlamak için kısa bir alıntı;

Liberaller çok iyi tanıdıkları Batı ülkelerinde kendilerini tanımlamak için ‘Yüreği kan ağlayanlar’ denildiğini mutlaka biliyorlardır.

Sosyal konularda kolay üzüldükleri, çözümlere duygusal yaklaştıkları ve toplumsal meselelere adil çözümler için ısrarlı olduklarından muhalifleri tarafından yapılan bu tanımlama bizdeki liberallere hayli uymaktadır.

Bunu söylerken, bu tanımlamadaki tespitlerin olumsuz özellikler olduğunu düşündüğümüzü de sanmayın. Sadece liberallerde biraz saflık vardır. Hem bu evrensel bir özelliktir.

….

Liberalizm çocuksu bir saflık içerir. İnsana güvenen bir felsefeleri de vardır ve iyimserdirler. Bu tür insanlar hayli inatçı bir yapıya da sahiptirler. Gerçekler onlarla hiç uyum göstermediği zaman bile inatla iyimserliklerini sürdürüp, inatlarına kılıflar bulabilirler ve yola devam ederler.
….

Hayırları da olmaz pek ne kendilerine ne de topluma. İyiniyetli bir saflık içinde olduklarından Türkiye gibi ülkeler koşullarında başka düşüncede insanlar tarafından farklı niyetler uğruna manipüle edilip kullanılabilirler.
….

Biz hayatımızın en büyük amacına belki bizi de taşır diye işaretleri görmemeye koşulladık kendimizi ve sonunda gerçek ortaya çıkınca ve duvara toslayınca panikledik. Kimlik krizine çok açık yapımız tekrar ortaya çıktı.

İtiraf etmeliyim ki; bu yazıyı yazmaya öfkeyle oturmuştum. Çünkü liberal arkadaşlarda kendimden de parçalar buluyordum. Kendime kızgınlığımı güya başkalarından çıkaracaktım, özeleştirimi onların üzerinden yapacaktım.
Akşam Gzts. 20.02.08 Serdar Turgut

Memecan’ın karikatürü ile iyi gidebilir.

6 Bulent Murtezaoglu { 02.21.08 at 18:10 }

Cuvaldiz hanim,

Alintinizdan alinti yapayim:

Liberaller çok iyi tanıdıkları Batı ülkelerinde kendilerini tanımlamak için ‘Yüreği kan ağlayanlar’ denildiğini mutlaka biliyorlardır.

Serdar Turgut neden bahsettigini bilmiyor, veya iyi anlamamis. Aklinda olan terim ABD’de cok kullanilan “bleeding heart liberal”. O terimin kullanildigi baglam sol denebilecek gorusteki ve daha cok pozitif ‘hak’lara yonelik insanlar. Iste nedir, fakirlik yardimi, cocuk yardimi, kanunla tatil belirleme, kanunla mesai saati belirleme, pozitif ayrimcilik, kuvvetli sendikalar filan. Hatta ifade ozgurlugu konusunda da ‘nefret beyani’ (”hate speech”e uydurdum ama pek olmadi) filani kisitlamaya kalkar onlar. En azindan LDT cizgisinin bununla alakasi yok. “Bleeding heart liberal” denen yerde LDT cizgininde olanlara liberal denmiyor, liberteryen deniyor. (Avrupa’da da libertarian denen seyden bir cins sosyalist anlasiliyor olabilir. Karisik terminoloji.)

(bu bosluga hikmeti kendinden menkul fikir adamlarimiz hakkindaki standart sikayetimi ekleyiniz)

7 arif { 02.21.08 at 18:14 }

İyi bilgide derin bir analiz vardı bugün. Belki Suat bey linki alıntılar. Pokerde beşinci As Avrupadan sürülürmü gibi bir başlığı vardı.-Türkiyeye ortaklık teklifi bu asın adı- Yine Avrupanın alo dediği liberaller falan türünden yazılarda yer alıyor. Enerji denkleminde vede ortadoğu ile ortaasyanın bütünleştirilmesi projesinde Avrupanın dışlandığı, ABD Rusya ve Türkiyenin ortaklaşması çabalarının derinleştiği analizleride yapılıyor bu arada. Ali Babacanın Fransa yerine Rusyayı Nabukoya davet etmeside çok ilginç. Büyük bir plan var ve ‘AKP devlet ile anlaşmış görünüyor’ Bülent beyin de dediği gibi. Hangi devletle bu anlaşma diye sorulsa Türkiye anlaşılıyor imadan. Hükümetin devletle anlaşmasının garip bulunduğu başka bir ülke varmıdır oda ayrı bir mesele. Türkiye için İçerde refahı artırma ile yetinecek bir parti oluşturulabilir. Böylesi bir parti kimi liberallerinde desteğini sağlayabilir. Ancak Osmanlı bakiyesi bir devletin daha büyük hedefleri olması kaçınılmaz. Vede bu hedefler Erdoğanın vizyonuna ters düşmüyor. Bu yeni vizyonda İslama önemli bir görev düşüyorki- bozgunculuğa karşı düzen ilahi emri ilede uygun- Başörtüsünün aniden gündeme gelip çözümü yönünde adım atılmasıda, Kaos plancılarının kodese atılmasıda zamanlama açısından ilginç. Hülasa Avrupa gel ortak ol desede, velevki Türkiye kabulde etse; İngiltere gibi bağımsız ve büyük vizyonundan soyunmadan bir ortaklık olabilir. Hedef bölgelere ihracat için pazarlamacı bile gönderemeyen bu konformistlerin, tayin edici siyasi güç ve cesaret taşımaları mümkün değil. Onlar hala ülkelerindeki Müslüman-Türk nüfustan nasıl arınırızın yangınlı hesaplarıyla meşguller.

8 TT { 02.21.08 at 18:17 }

Bülent Bey’in verdiği linkten:

“Rahmetli Adnan Menderes, yıllar önce Trabzon Belediye Binası’nın balkonundan ‘Yeter, Söz Milletin’ demişti. Partimizin teşkilatını kurarken, 2001 yılında, ben de aynı balkondan yaptığım konuşmada ‘Yeter, Söz de Karar da Milletin’ demiştim”

Tayyip Erdoğan son zamanlarda kendisini iyice Adnan Menderes’le özdeşleştirmeye başladı. Gerçekten misyonlarına ve içinde bulundukları şartlara bakınca aralarında bir hayli benzer yön bulmak mümkün.

Bunlardan bir tanesi, her iki liderin de siyasi açıdan rakipsiz(muhalefetsiz) olması diyebiliriz.

Benzemeyen bir yön olarak da ; Tayyip Erdoğan’ın Menderes’e göre güç odaklarının(medya,asker,üniversite,finans çevreleri,yargı,dış güçler..vs.)nin fazla baskısına maruz kalmaması yani Menderes’e göre daha güçlü bir konumda olmasını söyleyebiliriz.

9 MrNo { 02.21.08 at 18:19 }

Suat Bey,

Benim görebildiğim kadarı ile ‘kavramın bilincinde olarak’ kendilerine liberal diyenler ve yine aynı bilinçle ‘liberal’ olarak anılanlar, son başörtüsü tartışmaları ortaya çıktığından beri hep “koşulsuz özgürlükçüler” yanında yeraldılar.

Çok egoist olduğumu düşünüyorum sizi okuyunca. Koşulsuz özgürlük diye bir şey yoktur. Ben onları şimdi koşulsuz desteklediğimde, yarın bana “ama” larla geleceklerdir. Atılan adımın karşılığı beklenmeli. İnsanlardan mazoşist olmalarını, diğerkam olmalarını beklemeyemeyiz.

10 MrNo { 02.21.08 at 18:22 }

,Arif bey,

Bu yeni vizyonda İslama önemli bir görev düşüyorki- bozgunculuğa karşı düzen ilahi emri ilede uygun-

Bu, Bush’un Irak’a demokrasi götürmesi gibi bir şey mi?

11 TT { 02.21.08 at 18:27 }

Kopmus gozuken takimin LDP veya benzeri olusumlar icindekiler degil, belki daha ’sol’ gecmisi olan guruh oldugunu dusunuyorum (ama cok tanimiyorum insanlari). Hal buysa ozellikle guneydogu, AB vs. konularda AKP’nin girdigi yol o insanlari firsat kollar hale getirmis ve ‘turban’ isi vesile olmus olabilir.

Herkes kendi dünya görüşü doğrultusunda bir şeylere destek verip vermeme de özgürdür ancak bu gün eleştirilen bu isimler, sürekli savundukları konulardan biri olan “başörtüsüne özgürlük” konusunda bir nevi samimiyet testine tabi tutuldukları bir anda,
çark ettikleri ve kendilerini var eden,popülerliklerini borçlu oldukları ilkelerde tutarsızlık sergiledikleri için eleştiriliyorlar…

12 Suat { 02.21.08 at 18:30 }

Mr No,

Ben de senden değil liberallerden bahsediyorum zaten.. Bir kavram karmaşası var, ona değindim.

13 MrNo { 02.21.08 at 18:36 }

Bülent Bey,
Liberalizm denince ilk iktisadi olanını anlıyorum. Siyasi olanı marjinal, elitist bir akım. Ülkemizdeki LDT gibi oluşumlar liberter (libertarian ABD deki kullanımı) harekete denk geliyor. Benim gözlemlediğim Mustafa Erdoğan, Atilla Yayla ve Mehmet Altan gibilerinin devlet memuru olması ve bzilere devletin kötülükleri, piyasanın üstünlükleri konusunda vaazlar vermeleri.

14 MrNo { 02.21.08 at 18:39 }

Daha önce linkini vermiştim ama tam yeri geldi.
Liberal kelimesinin Halleri

15 MrNo { 02.21.08 at 18:44 }

Kavramla ilgili daha önce de göstermiş olduğum bir link vardı.

Liberal Kelimesinin Halleri

16 Suat { 02.21.08 at 18:46 }

Bu konuda bam teli şu aslında. Deniyor ki “şimdi başörtüsünün sırası mı?” “Başka özgürlükler var”, şudur budur.

Şunu sormak lazım, mesela 301 gündeme geldiğinde “durun bakalım bunun sırası mı şimdi, başörtüsü yasağı ne olacak?” dedi mi bu isimler de bunu söylüyorlar? Hem bir sıralama neye göre yapılıyor? Kaldı ki eğer bir sıralama yapılacaksa bile başörtüsü yasağı az buz zulm değil, çok sayıda insanı da mağdur etmeye devam ediyor, dolayısı ile ilk halledilmesi gerekenler arasında değil mi?

Bir de deniyor ki, “kapsayıcı, komple bir özgürleştirme olmalı, üniversiteleri özgürleştirme projesi sunulmalı, bunun içinde başörtüsü sorunu da çözülürdü” Yahu bunu diyenler ya çok saf insanlar ya da niyetleri kötü. Nasıl bir memelekette yaşadığımızı bilmiyor mu bunlar? Koskoca ’sivil anayasa’ çalışması bile salt ‘başörtüsüne özgürlük getiriyor’a -bir de kemalizm ile alakalı maddelere- indirgenmedi mi? Böyle bir ülke burası işte.

Sonra siyasetten sözediyoruz, bu konjonktür işidir, her istenen her zaman yapılamaz ki. MHP desteği AKP’ye bir sorunu çözme fırsatı verdi, elbette bu kullanılacak. yarın 301 gündeme geldiğinde MHP ile yollar ayrılacak. Kağıt üzerinden ahkam kesmek, şunlar şunlar olsun demek kolay. İhtilal sonrasında kurucu bir meclis çalışmasından ya da Milli Birlik Komitesi’nden söz etmiyoruz ki. İşleyen siyasal bir mekanizma var, bunun bin çeşit yansıması var.

Dolayısı ile başörtüsü meselesinin hem sivil anayasadan hem de üniversiteleri özgürleştirme projesinden bağımsız olarak çözülmeye çalışılması doğru bir adımdır. Bu hallolursa, sivil anayasa, özgürleşme projeleri vd gibi önemli konuları sağlıklı bir zeminde tartışma imkanına kavuşuruz. Yoksa başörtüsü tartışmalarının tozdumanında anayasa da üniversite özgürlüğü de diğer özgürlükler de güme gider.

Dolayısı ile “ama..” “şimdi sırası mı” deme zamanı değil. Bunu halledelim, sonra sıradaki” deme zamanıdır.

Bu açıdan bakınca “durun bakalım sırası mı” diyenlerin samimiyetinden şüphe etmemek mümkün değil.

17 Suat { 02.21.08 at 18:53 }

Arif abinin bahsettiği analizin linki şu:

http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=55046

Gerçekten önemli bir konu. Üzerinde düşünülmesi gerek. Böyle bir kararsızlık durumunda beyinler çatlar düşünmekten herhalde. Zor durum.

18 Bulent Murtezaoglu { 02.21.08 at 18:57 }

Suat bey,

Bir de deniyor ki, “kapsayıcı, komple bir özgürleştirme olmalı, üniversiteleri özgürleştirme projesi sunulmalı, bunun içinde başörtüsü sorunu da çözülürdü” Yahu bunu diyenler ya çok saf insanlar ya da niyetleri kötü. Nasıl bir memelekette yaşadığımızı bilmiyor mu bunlar?

Ben de bunu diyorum bazen ama sizin soylediginiz sebepten degil tam. Isi ‘ozgurluk taraftari millet’ ve ‘ceberrut devlet’ seklinde ortaya koymak populer olsa da makul degil. Yok boyle bir ozgurluk taraftarligi benim gorebildigim kadariyla. Devlette de bunu koruyabilecek bir hal yok.

19 Suat { 02.21.08 at 19:05 }

O konuda zaten hemfikiriz Bülent Bey. Ben aydınların tahayyulune değiniyorum, yani bir hedef olarak var bu en azından. Toplumsal karşılığı ayrı ama  bir şeyi hedeflerken ya da tahayyül oluştururken yöntemsel olarak gerçekçi olmak gerek.

20 TT { 02.21.08 at 19:29 }

Suat Bey:Kaldı ki eğer bir sıralama yapılacaksa bile başörtüsü yasağı az buz zulm değil, çok sayıda insanı da mağdur etmeye devam ediyor, dolayısı ile ilk halledilmesi gerekenler arasında değil mi?

Yasağın giderilmesi için destek vermeyenlerin öncelikleri olan 301.madde yada vicdani red mağduru kaç insan var ki?…
Başörtüsü mağdurlarının sayısının yanında sözü bile edilmez.

Hem başörtüsü mağduriyetinin giderilmesinin, diğer mağduriyetlerin çözülmesi için hükümetin elini kuvvetlendireceğini nasıl görmüyorlar hayret…

Bence bu tamamen egoistlik…
Herkesi yıkan “bütün güzel işler ille de bizim elimizle olmalı” düşüncesi…Bu ülkeye demokrasi özgürlük lazımsa onu biz getirmeliyiz..böyle bir icraaat ancak ve ancak bizim gibi imtiyazlı idealistlerin işidir…vs
Tam da eleştirdikleri kafa yapısı gibi davrandılar seçkin liberallerimiz!…

21 Rumuzyok { 02.21.08 at 19:57 }

TT Bey,

Hem başörtüsü mağduriyetinin giderilmesinin, diğer mağduriyetlerin çözülmesi için hükümetin elini kuvvetlendireceğini nasıl görmüyorlar hayret…

Takip edebildiğim kadarıyla, Liberal kanatta rahatsızlık yaratan şey AKP’nin MHP’ye angaje olması. MHP’nin AKP yöneticilerindeki ve tabanındaki otoriter/cemaatçi damarı nüksettireceğinden ürküyorlar. Türbanın serbest kalması ile bir sorunları yok.. En azından öyle görünüyor.

22 arif { 02.21.08 at 20:03 }

Osmanlının dörtyüz yıllık barış götürmesi gibi diyelim. Biz adam olmayız ve İslam ilkelliktir afyonu beyinleri zehirlediğinden bu hiç akla gelmez maalesef.. Ayrıca Umarım ABD hatasını anlamıştır ve İslamla cedelleşmeye devam etmenin sonunu hazırladığını farketmiştir.-çokda dert değil ya-
TT bey bu güzel olmuş;’ Bu memlekete demokrasi-özgürlük lazımsa onu biz getirmeliyiz…’ İdealizmin liberal yorumumu bu yaşadıklarımız.
Suat bey Lakırdıyamı şarkı falan koyuyordun Youtubda Aslı Güngör isimli bir şarkıcıdan ‘Kalp kalbe karşı’ diye bir şarkı dinledim…Lakırdı için istekte bulunuyorum…

23 Suat { 02.21.08 at 20:14 }

Rumuzyok Bey,

Takip edebildiğim kadarıyla, Liberal kanatta rahatsızlık yaratan şey AKP’nin MHP’ye angaje olması. MHP’nin AKP yöneticilerindeki ve tabanındaki otoriter/cemaatçi damarı nüksettireceğinden ürküyorlar.

Buna ciddi olarak inanıyorlarsa gerçekten akıllarına yazık. Siyaset denen şeyden hiçbir şey öğrenememişler demektir.

Dün Taraf’ta “Türbana entelektüel bakış” kısmındaki sohbette E. Mahçupyan AKP’nin vakıflar kanununu çıkartırken gayri muslim vakıflarla hiç konuşmadığını, bu oldukça basit olen şeyi bile yapmadığını söyledikten sonra şöyle diyordu: “AK Parti böyle bir parti. Geliyoruz TBMM’ye. Öneriler geliyor. En radikal demokrat en reformist olan AK Parti’ninki.” Devamında da izledikleri bu tür yöntemi tasvip etmese de AK Parti’nin en demorat parti olduğunu söylüyordu. Bu tip şeyler AK Parti için fikir verebilir.

***

Belki de bu üçün yolcuların sorunu bu değil de Jung psikolojisidir, ne dersiniz: :-)

http://ucuncudalgageliyor.blogspot.com/2008/02/ydb-82.html

24 Rumuzyok { 02.21.08 at 20:44 }

Suat Bey,

Bence Etyen Mahçupyan’dan aktardığını bu anektodun problemli tarafları var. Bence, AKP’nin bu tavrı, velev ki sonuçta çok demokratça şeyler de yapılmış olsa, otoriter zihniyete işaret ediyor. Otoriteryanizm kendi dışındakini muhatap almaz.. Eleştiriyi duyunca hiddetlenir. T. Erdoğan da çok hiddetli bir adam malum :-)

25 Suat { 02.21.08 at 21:12 }

Rumuzyok Bey,

Haklısınız da bu tavır Erdoğan ya da AKP’ye has değil ki. Türkiye’de hemen her kesim az ya da çok aynı zihniyetten nasiplenmiş.

Onun için yöntem tasvip edilmese de sonuca bakmak kısa vadede en mantıklısı. Bu noktada da -bazen garip yöntemler izlese de- en demokrat ve özgürlükçü olan yine AKP. Mahcupyan’da bunu söylüyor. Bugün bölünmüş intibaı veren ‘özgürlük koalisyonu’ da söz konusu olan özgürlüklerin genişletilmesi yönünde bir icraat olduğunda armutun sapı, üzümün çöpü demeden desteklemeli, aksi yönde bir icraatte gördüğünde de eleştirmeli. Toplumsal karşılığı çok fazla olmayan şeylerde değişim zaman alır. Cemil Çiçek’i çok sevdiğim söylenemez ama “301′in değişmesi milletin derdi değil” derken doğru söylüyordu. Gerçekçi olmak gerek.

26 Suat { 02.21.08 at 21:14 }

Arif abi,

İsteğini seve seve yaptım... :-)

Hürmetler.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: