Random header image... Refresh for more!

MedyaKronik

MedyaKronik adlı bir site vardı, 2000 yılı Mayıs ayında başladığı yayın hayatında, medyada yeralan kepazelikleri açığa çıkartarak epey fırtınalar estirmiş, bunun için de Aydın Doğan’ın hışmına uğrayıp 2002 Nisan’ında kapanmak zorunda kalmıştı.

Bugün haber sitelerinde yayın hayatına tekrar başladığını okuyuna çok sevinmiştim. Ama sevincim kursağımda kaldı. Yine Bilgi Üniversitesi bünyesinde ama maalesef eski MedyaKronik formatında değil. Yeni MedyaKronik bir internet portalı olarak düşünülmüş. Oysa ne iyi olurdu; medyanın, özellikle de Doğan Medya Grubu’nun rezaletlerini ortaya çıkartacak, geniş okuyucu kitlesine ulaşabilecek, haber sitesi formatında değil de medyadaki haberleri tarayıp değerlendiren bir medya eleştiri sitesi.. Hele ki tam da bu günlerde.

Umarım haber sitesi formatında olsa da eski MedyaKronik’teki gibi bir yayın çizgisi izleriz.

Eski Medya Kronik’in iki yıllık macerası da şu kitapta.

23 comments

1 Suat { 02.20.08 at 19:53 }

Medya demişken, dün Radikal’in ibretlik bir manşeti vardı, ilişeyim demiştim, vakit bulamamıştım.

Kürşat Bumin bugün yazmış, linkini vereyim:

Demedi’den manşet çıkartanı da gördük

2 Bulent Murtezaoglu { 02.20.08 at 20:14 }

Boyle nokta atisiyla kapatilabilecek hedeflerin aykiri davranmalari veya hosa gitmeyen seyleri yazmalari zor. Daginik, tek muhatap gostermeyen ve odak olmamis fonlama duzeni daha iyi bir fikir. Aslinda bunu saglayacak teknoloji de var. Merkezi olmayan usenet gibi 30 senelik bir tecrube de var ama su anda son kullanicilara ulasabilecek halde degil bunlar. Muzik paylasimi isinde olan da oyle daginik bir duzen aslinda ama guncel icerik icin kullanmiyor kimse, onyuzleri uygun degil cunku. Yalniz kanuni ortam (degisik sebeplerle olsa da her yerde) bu daginik yapilanmalari engelleyecek sekilde degisiyor. Bizdeki su anki kanuna gore zaten ‘yer saglayici’ olmaya devlet karisiyor[1] ve ek yukler (kayit tutma gibi) getiriyor. Yani yazildigi gibi okunursa kanun, oyle ‘yahu beyler binlerce devamli internete bagli duran son kullanici bilgisayari var, bunlarla icerik dagitimi yapmak makul’ diyemiyorsunuz.

Bir de ekleyeyim, hemen her memleket bir sekilde muzik paylasimi gibi seylerde kanunlar cikartip (ozellikle ABD’de) bazi insanlari mahkemelik ettiyse de, en nihayet ev bilgisayarinda program calistiran 115 kisiyi polisle muhatap etmeyi birakin goz altina alan bir yer burasi.

[1] Ilgili kanunda alinti yapayim. 5651 sayili kanunundem 11-2:

Yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı ola­rak fa­ali­yet ic­ra et­mek is­te­yen ki­şi­le­re, te­le­ko­mü­ni­kas­yon yo­luy­la ile­ti­şim ko­nu­sun­da yet­ki­len­dir­me bel­ge­si olup ol­ma­dı­ğı­na ba­kıl­mak­sı­zın, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı ola­rak fa­ali­yet ic­ra et­me­si ama­cıy­la yet­ki­len­dir­me bel­ge­si ve­ril­me­si­ne iliş­kin esas ve usûl­ler, Ku­rum ta­ra­fın­dan çı­ka­rı­la­cak yö­net­me­lik­le dü­zen­le­nir. Bu yö­net­me­lik, Ka­nu­nun yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten iti­ba­ren beş ay için­de çı­ka­rı­lır.

Yonetlemelige bakmadim, bakmama luzum yok, ‘hersey kayitla ve devletin haberi olacak sekilde yapilacak’ tarzinin varligini ve internet baglaminda ne demek oldugunu gostermek icin yaziyorum cunku.

3 Suat { 02.20.08 at 20:42 }

Bülent bey,

Daginik, tek muhatap gostermeyen ve odak olmamis fonlama duzeni daha iyi bir fikir.

Kanuni tarafını ve dağınık yapılanmayı engelleyici değişimini anladım.

Ama meselenin teknik yapısından hiç anlamıyorum. Dediğinizin nasıl birşey olacağını canlandıramadım.

Benim -kapanma tehlikelerinden bağımsız olarak- MedyaKronik gibi bir sitenin olmasında gördüğün en önemi fayda şu. Mesela bir gazete bir çarpıtma yaparken herhangi bir haber sitesi bunu anlar da -kimsenin farketmemesi de ihtimal dahilinde- belli olursa diye düşünse de bu riske girebilir. Çünkü farkedilmeme ihtimali bir yana -ki farkeden haber sitesi sonuçta, işi o değil- farkedildiğinde de bunu farkeden taraf karşıt cenah olarak görüldüğünden, kendi okur kitlesi bundan haberdar olmayabilir olsa da önemsemeyebilir, o da bu ifşayı çarpıtma olarak görebilir.

Ama bu tip yaygın bir okur kitlesi olan ve işi de sırf medya eleştirisi olan bir site olursa belki iki kere düşünürler, imtina ederler “bunu medyakronik kesin faş eder, rezil oluruz” diye. Ayrıca farklı görüşlerden isimlerin olması -ki eski MK’ciler, Ü.Kıvanç, K. Bumin, A. Görmüş kaliteli isimler- saygınlık da verir siteye.

[Bahsettiğiniz gibi bir yapının nasıl olacağını- benim gibi pc cahili tarafından da anlaşılabilecek biçimde- kısaca açıklayabilirseniz çok makbule geçer. (Vaktiniz varsa tabi.) ]

4 TT { 02.20.08 at 20:46 }

Medyakronik Alper Görmüş’le Kürşat Bumin’in Yenişafak’taki sayfasının adıydı aynı zamanda….
…..

Geçenlerde Taha Kıvanç medya ile ilgili bir yazı yazmıştı ve şöyle diyordu:

“Bir dostumun tezi ilginç geldi bana: “Ak Parti ile MHP, ülkede yüzyılı aşan bir sürekliliğe sahip birer siyasî çizginin günümüzdeki izdüşümleri. Her iki partiye egemen olan kadrolar 1960′lı ve 1970′li yıllarda üniversitelerde de mücadele veriyorlardı. Peki, üçüncü çizgi nerede bugün? 1960′lar ve 1970′lerde onlar da faaldiler, ama bugün siyasette esamileri okunmuyor.”

Dostum, 1960′lar ve 1970′lerde ideolojik mücadele veren üçüncü çizgi (sol) mensuplarının siyasî alanda güçsüzlüklerine işaret ettikten sonra, “Onlar mücadelelerini bugün medyada veriyorlar” diye indirdi yumruğunu…

“Acaba” dedi dostum, “Ak Parti’yi iktidarda görmek, Abdullah Gül’e ‘Cumhurbaşkanım’, Tayyip Erdoğan’a ‘Başbakanım’ diye hitap etmek zorunda kalmak içlerinde ne tür fırtınalar estiriyordur?”
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=9341&y=TahaKivanc

***

Bu yazının akabinde Ahmet Altan’ın Tayyip Erdoğan’a dayılanan şu cümlelerini okuyunca kulis yazısının tezi zihnimde iyice perçinlendi.

“(Tayyip Erdoğan)“Kendine gel.”

“Şemdinli’nin ürkek çocuklarının” azarlayabileceği birileri bulunmaz bu cenahta.

Sen önce Şemdinli’yi bir aydınlat, Dink’in katillerini bir bul da…

Birisini “azarlamanın” senin haddin olup olmadığını sonra konuşalım. ”

Ahmet Altan http://www.gazetem.net/ahmetaltan.asp

5 Bulent Murtezaoglu { 02.20.08 at 21:09 }

Suat bey sunu hizli hizli yazmazsam, bin sayfa yazmam gerekecek o yuzden kabaca bir fikir vereyim, bu diyecegim Medyakronik’in problemini hallederdi mesela.

Bircok yolu var, mukemmel olmasi ve P2P[1] olmasi sart da degil deyip aklima gelenin en kolayini anlatayim. Anlatacagim tip yapilar su anda yavas yavas ortaya cikiyor. Neyse, hal su: Bir suru insan/gurup degisik sirketlerden blog, posta listesi veya herneyse o hizmeti alip icerik uretiyorlar, bu icerikler farkli tarz ve farkli teknik formatlarda yazilmis olsalar da (belki sizin de kullandiginiz) google blog reader veya baska degisik programlar tarafindan etiket vs. seylere gore tek noktada (ama son kullanici icin tek noktada) toplaniyor. Yani ne oluyor? Son kullanici kendi tercihlerine gore onunde tek bir arayuzle gosterilen, kendi arzusuna gore filitrelenmis bir icerik goruyor. Icerigin kendisi ise tek yere bagimli degil. Medyakronik orneginden gidelim, orada yazan 5-10 kisi cesitli farkli platformlarda blog tutuyor olsunlar, bazi girdileri ‘madyakronik’ diye etiketlesinler, bir de paylasilan bir liste olsun. Siz ‘google blog reader’ tipi birseyi o listeyi kullanarak ayarladiginiz ve actiginiz zaman onunuzde medyakronik duruyor olmaz mi? Olur. Pekiyi nasil kapatilir bu medyakronik? Anlatabildim mi?

Buna benzer ama biraz farkli birseyi yapan ‘akilli’ teknolojiler de var. Etiketlemeye filan gerek kalmayabiliyor. Mesele Google’in ‘news’ kismi dikkat ettiyseniz belli basli olaylari tek baslikta toplayabiliyor. Mesela Yahoo/MS isi icin binbir degisik formati olan haberi tek URL’e toplayabiliyor:

http://news.google.com/news?ncl=1134323609&hl=en

Simdi, bu iki teknolojiyi alalim ustune bir de yok stumble-upon yok reddit filan gibi yerlerin varmaya calistigi, kismen Amazon’un tavsiye mekanizmasindan bildiginiz ‘bunu seven bunu da sevdi’ gibi, ‘bu konuyu merak eden bunu da okudu’ duzni kurdugumuzu tahayyul edelim. Yani nedir? “Gazeteler essek ve biz garip bir sekilde yonlendiriliyoruz” diyen insanlar, tipki balkonda domates yetistirmeye merakli insanlarin kullandiklari mekanizma ile bir araya gelip (belki kendi urettikleri) icerige ulasiyorlar o duzende. Teker teker bulup susturmadikca nasil susturacaksiniz? (Anlatmadigim tarafi su, cunku cozumu P2P metodlara girmeden ben de bilmiyorum/dusunemiyorum, bunlar ‘merkezi’ bir yerde yapilirsa devlet veya bir guc odagi gidip ‘domatesciler kim lan?’ demez ama ‘islerin dorgusunu merak eden itlerin listesini ver lan’ der.)

[1] yani peer-to-peer, yani ’server’ yahut sunucu ve ‘client’ yahut istemci ayrimi baglama gore degisen sistemler.

6 Bulent Murtezaoglu { 02.20.08 at 21:33 }

Suat bey,

Teknik isten bagimsiz olarak suna da elleyeyim:

Ama bu tip yaygın bir okur kitlesi olan ve işi de sırf medya eleştirisi olan bir site olursa belki iki kere düşünürler, imtina ederler “bunu medyakronik kesin faş eder, rezil oluruz” diye.

Bu farkli bir problem, ben zaten suphe eden insanlarin derli toplu bir sekilde diger supeh eden (ve daha bilgili) insanlardan haber alma yollarini dusunmustum. “Yaygin okur kitlesi” dediginiz dakika kitle haberlesmesi, PR, propganda filan da giriyor isin icine. O seytanlikla ugrasmak zor, ustelik Medyakronik2 gibi bir yer olsa da oranin duzgun kalacaginin bir garantisi yok. Supheci olmayan, cok itaatkar olmasa da kalabaliga/yagin akimlara uyan insanlara kisa vadede birseyler yapmak kabil degil (su iyi su kotu yonlendirmesi haric). Farkindaysaniz ‘liberal’ teklifler de genellikle uyanik, supheci, belki daha tahsilli insanlarin kendi aralarinda devlet tarafindan rahatsiz edilmeden ve cogunlugun gittigi yonlerden bagimsiz olarak keyiflerine bakmalarini saglayacak cozumler.

7 Suat { 02.20.08 at 21:51 }

Anladım Bülent bey, sağolun.

Ben google reader kullanıyorum 100′den fazla içeriğe tek sayfadan ulaşabiliyorum. Bir de bazı içerik üreticilerinin kendi rss okuyucularında kayıtlı olup da, okyunca beğendikleri yazıları işaretledikleri ve paylaştıkları sayfa var g.reader da onun da beslemelerine aboneyim, bir ağ gibi pekçok içeriğe tek sayfadan ulaşabiliyorum.

Dediğiniz gibi bunu nasıl denetleyecek Binlerce yüzbinlerce içerik üreticiyi tek tek susturamaz, çok zor. (Otosansur önem arzediyor burada sanırım, künye falan.)

8 Da Vinci { 02.21.08 at 00:54 }

Suat,

Linkini verdiğin yazıdan bir alıntı:

Bitirmeden, genel yayın yönetmeninin “anayasa değişiklikleri ve değiştirilemeyen maddeler” çerçevesinde kaleme aldığı yazıda ortaya attığı soruyu da hatırlatıp, kısaca cevaplamaya çalışalım:

İsmet Berkan soruyor:

“Bu sefer bir örnek vereyim: Diyelim Türkiye büyük Millet Meclis, en az 184 milletvekilinin imzasıyla verilen ve Anayasa’nın seçimlerin dört yılda bir yapılacağını öngören 77. maddesini ’seçimlerin 25 yılda bir yapılması’ şeklinde değiştiren bir anayasa değişikliğini usulünce kabul etti. Bu yeni anayasa hükmü içerek bakımından denetlenmeyecek, Meclis diyelim 411 oyla ve bütün şekil şartlarına da uyarak kabul etti diye ‘Anayasaya uygun’ mu olacaktır?”

Soruyu görüyorsunuz. Gerçekten akla hayale gelmeyecek türden bir soru bu.

Madem soruldu, o halde biz de cevaplayayım üşenmeden:

“Örnek”te sözü edilen “anayasa değişikliği”nin (seçimlerin 25 yılda bir yapılması) Meclis’ten geçmesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmemesi durumunda “esas ve şekil” yönünden takınılması gereken tavır şudur: Hep birlikte gecikmeden sokağa inip bu değişikliği yapanı anayasasıyla birlikte alaşağı etmek!

İnsaf yani; bu “soru” da mı “anayasa hukuku”na giriyor?

Kürşat Bumin resmen çuvallamış. Keşke cevap vereyim diye İsmet Berkan’dan alıntı yapmasaydı çünkü becerememiş. Biraz komik olmuş yaptığı şey :)

9 Suat { 02.21.08 at 07:30 }

Da Vinci,

Sana katılmıyorum. Günlerdir mahkemeye hukuku kanırtması için ‘yol göstermeye’ çalışan Radikal gazetesi ve Berkan’dır asıl çuvallayan. Öyle soruya öyle cevap verilir bence de, az bile söylemiş Bumin.

10 Da Vinci { 02.22.08 at 19:45 }

Suat,

Katılmaman doğal. Zaten yazıdaki bu çuvallama konusunda bana katılıyor olsan yazının linkini vermezdin heralde. Yani katılacağın gibi bir düşüncem yoktu. Ben sadece düşüncemi ortaya koydum.

11 Bulent Murtezaoglu { 02.23.08 at 19:54 }

Ilgilenenler icin cok yakinda ABD’de vuku bulan bir olayla ilgili kisa bir analiz ve bol linkli bir kaynak:

http://wikileaks.be/wiki/Wikileaks_and_Internet_Censorship_-_a_comparative_study

12 Suat { 02.23.08 at 20:35 }

Bülent Bey, teşekkürler.

Siz, birçok ülke internet bağlamında kontrol için fırsatlar arıyor mealinde birşeyler söylemiştiniz yanlış hatırlamıyorsam. Gerçi verdiğiniz linkte, sızlananlar hükümeti fazla suçlamamaya çalışıyor ama sonuçta bir ağızlık takılmış ve bunu ABD’ye yakıştıramıyorlar.

Ülkelerden verilen örnekler de ilginç. Mısır’da olanlar mesela. Kızıyoruz tepiniyoruz ama yine de iyiyiz. Daha iyi olmalıyız. Zaman diyorum. (Çok mu iyimserim bugün bilmem.)

13 Bulent Murtezaoglu { 02.23.08 at 20:56 }

Ah Suat bey, biraz ustunkoru ama linklerinden dolayi okumaya deger buldugum birsey oldugu icin verdim o ornegi. Gayet rahat bizim memleketteki durumu ekleyebilecekken eklemememi de milliyetci tarafima vermek lazim herhalde (sorana anlatiyorum ama cikip da yabanciya durup dururken soyleyemedim simdi).

Orada olan su: Wikileaks bir dokuman sizdirma sitesi. ABD’deki bazi zenginlerin bir Isvicre bankasiyla nasil el birligi edip vergi kacirdiklari konusunda bir dokuman yayinlandi orada. Birileri bir mahkemeye gittiler ve bir sekilde Wikileaks’in alan adini aldigi sirkete bir mahkeme emri yollayip ismi yok ettirdiler (yani DNS’i bozmuyor, dogrudan alan adini satana emir goturuyor). detaylari o linkten linkli. Bunun olamamasi lazim orada ama dedikleri gibi:

The court order that muzzled Wikileaks.org (covered here) was prompted not by the government but by a bank registered in the Cayman Islands. The bank used American courts and a compliant domain registrar to scrub the wikileaks.org URL from the Internet. It is extremely unlikely that this decision will stand up in an appeals court, but the larger point is that there is no reason this case should even be fought. Wikileaks should not need a legal team to explain to the courts that the First Amendment requires freedom of speech.

The whole event seems to encapsulate the constant criticism of governance in the United States: that the government has been captured by corporate interests, and that the world-leading rule of law and technocratic mechanisms in place can be hijacked to serve as tools for narrow, wealthy interests.

Bu islerin boyle (ikinci paragrafta anlatildigi gibi) oldugunu/olabilecegini ikimiz de biliyoruz tabii. Cuk oturan tarafi yukaridaki “anayasayi bir mahkemeye anlatmak zorunda kalmamali insanlar” kismi, kac paralik istir o bilmiyorum ama ucuz degil. Yani mahkemeye gidilmesi dahi caydirici olabiliyor.

14 Suat { 02.23.08 at 21:15 }

Bülent Bey,

Ben konunun teknik detayını anlamadığım ve linklere de bakmadığım için hep üzerinde konuştuğumuz kısmına değindim sadece.

yani DNS’i bozmuyor, dogrudan alan adini satana emir goturuyor

DNS’nin ne olduğunu bile bilmeyip, terminonoliye hakim olmayınca böyle tekrar yazdırmak zorunda kalıyorum, kusura bakmayın. Şimdi daha iyi anladım, sağolun.

İlginç geldi bana çok. Geniş bir vakitte linklere bakayım.

15 Bulent Murtezaoglu { 02.23.08 at 21:20 }

Hmgpf. Isvicre demisim, yanlis, Cayman adalari olacak. Ozur dilerim. Neyse NYT linki dahil detaylar icin bir link daha vereyim:

http://www.inteldaily.com/?c=144&a=5256

16 Suat { 02.23.08 at 21:28 }

Bülent Bey,

Hmgpf. Isvicre demisim, yanlis, Cayman adalari olacak. Ozur dilerim.

Est.

Ben de “Allah allah” demiştim ama galiba kaçırdığım başka şeyler de var diye kafamın dağınık olmadığı bir zamana ertelemiştim anlamayı.. Şimdi görünen kısım netleşti. :-)

17 Bulent Murtezaoglu { 02.23.08 at 21:30 }

O DNS bozma isini anlatayim. Turkiye’de yapilan su: Telekom’a emir gidiyor, Telekom da musterilerine alana adini IP adresine cevirme hizmeti veren makinelerini yanlis IP adresi verecek sekilde ayarliyor. Sansurlenmis icerigin bulundugu makine yerine o meshur ’su mahkeme su kadar’ diyen makineye baglaniyorsunuz. Bir makinler yanlis cevap verecek sekilde ayarlandigi icin buna “DNS’i bozmak” demek kabil (DNS Domain Name System demek).

ABD’deki mahkemeye yaptirilan o degil. Alan adini alan insanlarin is yapmis oldugu (ozel) sirkete bir mahkeme emri gidiyor, o alan adi hic alinmamis (ama alinamaz) hale getiriliyor. Yani internet mekanizmalari ve ayarlari bozulmuyor. Bilindik kanunu kullanarak icerik sansurleme tarzi acisindan bir fark yok, metod olarak fark var. Burada ilginc soru su: belli ki Isvec’te olan makineye ulasmadiklari icin ABD’de olna alan adi saticisi uzeriden gitmisler. O da disarida olsaydi ne yaparlardi acaba? (Bu islerde ilk orneklerden biri Scientology dini/kultunun ABD’den Finlandiya’ya ulasmasiydi mesela).

18 Suat { 02.23.08 at 21:45 }

Bülent Bey,

Alan adini alan insanlarin is yapmis oldugu (ozel) sirkete bir mahkeme emri gidiyor, o alan adi hic alinmamis (ama alinamaz) hale getiriliyor. Yani internet mekanizmalari ve ayarlari bozulmuyor. Bilindik kanunu kullanarak icerik sansurleme tarzi acisindan bir fark yok, metod olarak fark var.

Bana da ilginç olan bu geldi. Bu kat’i bir sansür değil mi? DNS’i bozulduğu zaman bir şekilde girebiliyoruz, çeşitli yollar var ama bu şekilde olduğunda nasıl girilecek? Mesela benim ismim (dusunceler.org) bu biçimde ortadan kaldırılsa bana nasıl ulaşılabilir?

Bunu şunun için yazıyorum:

Burada ilginc soru su: belli ki Isvec’te olan makineye ulasmadiklari icin ABD’de olna alan adi saticisi uzeriden gitmisler. O da disarida olsaydi ne yaparlardi acaba?

Burayı tam anlayamadım. Bu (tr) uzantılı adreslere benzer bir şey mi bu, yani başka başka ülkelerde adres alabilmek?

Mesela benimki tr uzantılı değil, yani dusunceler.org dünyada tek. Bana bu alan adını satan firmaya böyle bir şey yapsa bana ulaşılamaz hiçbir yerden değil mi? (Kusura bakmayın çok cahilane bir soru olabilir ama bu kadar az teknik bilgim işte.)

19 Bulent Murtezaoglu { 02.23.08 at 22:05 }

Suat bey,

Bana da ilginç olan bu geldi. Bu kat’i bir sansür değil mi? DNS’i bozulduğu zaman bir şekilde girebiliyoruz, çeşitli yollar var ama bu şekilde olduğunda nasıl girilecek?

Birden fazla ismi var o sitenin. Genelde nette eski olanlar devletlerin boyle isler yapacagini ogreneli epey zaman gectigi icin bu tedbirleri aliyorlar. O icerik zaten her yere yayildi, bir dosya vardi onu da yaydi insanlar (ben gordum ama anlamadim).

Burayı tam anlayamadım. Bu (tr) uzantılı adreslere benzer bir şey mi bu, yani başka başka ülkelerde adres alabilmek?

Yok, makine fiziksel olarak baska memlekette. Yani makineye ellemek icin baska memlketteki polise yaptirtmak lazim. Hm. ‘Hosting aldim’ filan diye konusuluyor ama belki isin fiziksel tarafi goz onune gelmiyor teknik adam olmayanlar icin. Mesela bu site (eger dogru bakmissam) suradaki makinelerin birinin uzerinde calisiyor:

http://www.nac.net/enterprise/colo.asp?page=tour

Bir de bir rafin tipik bir fotografini vereyim:

http://www.swansonmedia.com/domain/800px-Paris_servers_DSC00190.jpg

Orada gordugunuz kucuk ince kablogu seylerin herbiri birer PC aslinda. Ekran ve klavye takinca sizinki gibi olurlar. Susturmanin bir yolu oraya polis gonderip fisini cektirmek veya o fiziksel makineyi sokup el koymak.

20 Suat { 02.23.08 at 22:16 }

Sağolun Bülent Bey..

Böyle evden, işten, cep telefonundan, cafeden vs den bağlanmak güzel ama arkaplanını hiç bilmiyorum. Tahmin ediliyor elbette az çok ama fiziksel olarak görmek değişik geliyor yine de.

21 Bulent Murtezaoglu { 02.23.08 at 22:20 }

Birsey degil, Suat bey. Hep denk gelmiyor boyle hakikaten anladigim seylerden bahsetme sansi buralarda. Kafanizi karistiran kismi halloldu mu?

22 Suat { 02.23.08 at 22:30 }

Yoo tmm, anladım. Çok sağolun uğraştırdım sizi. Karşılıklı konuşuyor olsak çok soru sorarım, meraklıyımdır ben de, yazarken ketumum yine :-)

Ben aynı ismin hem x ülkede hem de y ülkede (ayrı ayrı makinelerde) nasıl olabildiğine şaşırdığım için uzantı kısmını sormuştum; mesela dusunceler.org.tr ve dusunceler.org.xx gibi. Siz “birden fazla ismi var o sitenin” deyince anladım.

23 Bulent Murtezaoglu { 03.01.08 at 13:38 }

Bu Wikileaks sansuru isinde son gelisme soyle. O alan ismini yok etme emrini veren Amerikali hakimin akli basina gelmis, yaptigimi duzeltmem lazim filan gibi laflar ederek duzeltmis isi:

http://blog.wired.com/27bstroke6/2008/02/post.html

Bahsedilen “prior restraint” kavrami icin Wikipedia sayfasi duzgun (ben avukat degilim ama bana duzgun bir ozet gibi gozuktu). Bu baglamdaki onemini anlatan kismina link vereyim:

http://en.wikipedia.org/wiki/Prior_restraint#Judicial_view

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: