Random header image... Refresh for more!

Bir yıl olmuş bile..

Sevdiklerinden ayrıldın, çocuklarından, torunlarından ayrıldın, burada seni uğurlayanlardan ayrıldın, kucağımdan ayrıldın. Ülkenden ayrılmadın! (*)

Hrant Dink bundan bir yıl önce, 19 Ocak 2007′de katledildi. Cinayetin görünürdeki zanlıları yakalandı ama nasıl bir tezgah döndüğüne ilişkin pis kokular neredeyse burnumuzun direğini kıracak. Bu konunun bir yönü. Tezgah ya da değil, sonuçta çocuk yaştaki bazı insanlarımız bir cinayet işledi ve aynını tekraren yapmaya hevesli binlercesi var.

Neden böyle oluyor? Buna ilişkin düşüncelerimi bir yıl önce yazdığım “Kim suçlu; Sistem mi, Toplum mu?” başlıklı yazımda değinmiştim. Halen güncelliğini koruyor bu satırlar, tekrar girip yazıyı boğmayayım.

Bugün, Etyen Mahcupyan’ın şu sözleri dikkatimi çekti:

“… Laik kesimde demokrat oluşumlar çok daha dar kapsamlı iken İslami kesimde sosyal tabanı çok daha geniş olan bir açılım var. 1990′lardan bu yana yaşanan süreç bunda çok etkili oldu. Yani özgüvenin tazelenmesi, insan hakları standartlarının İslami standartlarla bağdaşabilir olduğunun keşfedilmesi, buradan çıkarak küresel bir İslami kimliğin ortaya çıkartılması ve bunun getirdiği rahatlıkla hem kendine hem de ötekine çok daha geniş bir bakış açısıyla bakılabilmesi söz konusu oldu. Bunun ortaya çıkardığı çok önemli bir unsur var. Ahlaki bakış yeni İslami kesimde çok önemli bir ağırlığa sahip. “Hepimiz Ermeni’yiz” noktasında bunu gönül rahatlığıyla söyleyen insanlar dünyaya ahlaki bir kriterle bakabilen insanlardı. Burada bir mazlum var, bir mağdur var ve o kim olursa olsun ben o mazlumum, ben o mağdurum dediler. Başka bir rasyonalizasyona ihtiyaçları da yoktu. Eğer bir rasyonalizasyon gerekiyorsa o da bu ahlaki duruşun benim özümde var olan ahlaki duruşla da zaten çelişmediğini göstermekdir. Yani “Ben Müslümanım ve benim ahlakım bana bu olay karşısında Ermeni’yim dedirtiyor” şeklinde bir yaklaşım söz konusu. Bu ahlak bağlantısını laik kesimin yapması zor zira modern dünya ahlakı çok rölativist hale getirmiş durumda…”

Çoktandır -belki de hiçbir zaman- kendini üretemeyen, giderek kendini fikirsel bir gettoya hapseden laik kesime yönelik bu çok haklı eleştiriyi geçelim, o ayrı bir yazı konusu.

Mahçupyan’ı, cinayetten sonraki günlerde yazdığı duygusal ve aşırı (ya da topyekün) suçlayıcı yazılarından, bu satırları yazmaya getiren şey ne bilmiyorum ama yukarıdaki tespiti, Müslüman aydınlar ve toplumun önemli bir kısmını oluşturan akl-ı selim sahibi insanlarımız için geçerli.

Ama bir kesim de var ki, -şurada değindiğim şizofrenik durumun güzel bir örneği olarak- bu tip bir ahlakî tutum sergilemekten çok uzaklar.

Bugün bir arkadaşımla ayak üstü laflarken Dink’in ölüm yıldönümü programı sebebiyle asılan afişlerin önünde konuşan iki gencin “ulan ne var bu kadar olay yapılacak, bir Ermeni gebermiş altı üstü..” diye konuştuklarını duydum, haliyle böyle olunca bu uzaklığı aynel yakîn hissetme talihsizliğine de uğruyor insan.

Yakışmıyor; yakışmıyor, tarihin en hoşgörülü toplumlarından birine banîlik yapmış bu toprakların şimdiki evlatlarına bu çirkinlik..

Dink bir yıldır yok.

Umarım bundan sonra hiç kimse düşüncelerini söylediği için katledilmez..

(*) Hrant Dink’in 23 Ocak 2007′deki cenaze töreninde eşi Rakel Dink’in yaptığı konuşmadan..

10 comments

1 Bulent Murtezaoglu { 01.19.08 at 08:29 }

Yani özgüvenin tazelenmesi, insan hakları standartlarının İslami standartlarla bağdaşabilir olduğunun keşfedilmesi, buradan çıkarak küresel bir İslami kimliğin ortaya çıkartılması ve bunun getirdiği rahatlıkla hem kendine hem de ötekine çok daha geniş bir bakış açısıyla bakılabilmesi söz konusu oldu.

Bu tur soylemler bugunku Turkiye’de kimseye ters gelmiyor nedense. Ne “Islami”si yahu? Ne kuresel kimligi? Bana sorsun otuz sene evvel de kendime Musluman diyordum aha bu dediklerine uygun laflar soylerdim, daha evvel rahmetli babam da soylerdi, dedem de. Bu “Islami” lafini El Kaide kullandiginda bagiriyoruz da, bu cisini yapmayi yeni ogrenen kedi yavrusu muamelesi yapilan kitle Islami imis, hatta dunyada Muslumanlar onlardan ibaretmis gibi konusuldugu zaman niye burada serhsiz alinti oluyor? Kosun kosun, insan haklari ve Islam hususunda kesif yapilmis Islami insanlar tarafindan yakin zamanda, mujdeler olsun! (Bulastigima bakmayin Suat bey, ben de atladim ilk okuyusta, ‘laik’ kitleye giydirmis olmasa bu yeni kesifler yapmis turden Islami yayinlari yapanlar da farkederlerdi bunu herhalde.)

Bunun ortaya çıkardığı çok önemli bir unsur var. Ahlaki bakış yeni İslami kesimde çok önemli bir ağırlığa sahip.

Iyi de, ‘ahlak da ahlak’ demekle, temiz ahlakli sekilde davranmak farkli. Lafinin edildigini herkes goruyor, pratigin ne oldugu bence — bahsedilen siyasi hareket olduguna gore — ortada degil. Ustelik devlet anlayisinda seffaflik ve hesap vermek pek yerlesmis olmayan memleketimizde bir de kendi tabanlarini ‘bunlar temiz ahlaklidir’ doldurusuyla pasifize ediyor bu yaklasim. Bu halin yol actigi kucuk cirkinlikler ve ‘ama digerleri de’ savunmalariyla alay etmek Izlenimler’de Fethi beyin isi tabii, bilirsiniz.

“Hepimiz Ermeni’yiz” noktasında bunu gönül rahatlığıyla söyleyen insanlar dünyaya ahlaki bir kriterle bakabilen insanlardı.

Iyi de o gun ve cenazede o slogani atan insanlar agirlikli olarak “Islami” kesim degildiler, asagida da buna baglayacak da onun icin soyluyorum.

Burada bir mazlum var, bir mağdur var ve o kim olursa olsun ben o mazlumum, ben o mağdurum dediler. Başka bir rasyonalizasyona ihtiyaçları da yoktu.

Ben bundan emin degilim. Kalabalikla yapilan islerde boyle dusunulmuyor bence, daha dogrusu hic dusunulmuyor.

Eğer bir rasyonalizasyon gerekiyorsa o da bu ahlaki duruşun benim özümde var olan ahlaki duruşla da zaten çelişmediğini göstermekdir. Yani “Ben Müslümanım ve benim ahlakım bana bu olay karşısında Ermeni’yim dedirtiyor” şeklinde bir yaklaşım söz konusu.

Yahu benim boyle demek aklima gelmezdi, yani ona sira gelmezdi/gelmedi. Kendi sehrimde, kendi mahallemde sokakta benim insanim kabul ettigim birisi olduruldugu zaman herseyden evvel bana da yapilmis birsey bu diye gorurum cunku. Sinagoglar bombalandigi zaman da cok kizdim bu yuzden. Bunu sahsi tepkimi ifsa icin soylemiyorum, burada onemli bir fark olabilir onun icin soyluyorum. Ben Dink’i de sinagoglarda hayatini kaybedenleri de benden goruyorum, hal bu olunca rasyonalizasyona gerek kalmiyor. Bu onemsiz degil, ustelik bilincli veya degil boyle ‘yabanci’ gorulen XYZ benden denince ’sehitlerimiz senden degil mi?’ diye ses edilmesi de burada bir fark olabileceginin sezildigini gosteriyor (asagida buna deginecegim). Mahcupyan’in dedigi cok duz birsey aslinda ve benim dedigime karsi, kaydini dusmus zaten ‘rasyonalizasyon gerekirse’ diyerek. Pesinde oldugu da bence gayet dandik birsey:

Bu ahlak bağlantısını laik kesimin yapması zor zira modern dünya ahlakı çok rölativist hale getirmiş durumda…

‘Laik kesim’ diye herhalde aklinda bir takim karikaturler var. Felsefi/teorik acidan sabaha kadar konusulabilir bu, ama elimde deneysel veri var: ben o cenazeye giden ve o sloganla barisik (bagirdilar mi orada bilmem) iki kisi biliyorum ve ikisi de benden cok daha sekuler dusuncede (ustelik, Suat bey, ikisiyle de didistiniz bu sekuler yaklasim konularinda, ama isim vermeyecegim!). Sorarsaniz, icine hic dini referans katmadan o cinayette olan kotuluge tarif edilene yakin sekilde karsi ciktiklarini soyleyeceklerdir. Ya benim bildigim insanlar cok zor bir isi beceriyorlar ya da Mahcupyan’in dedigi gercek dunyayla karsilasinca pek havada kaliyor. Simdi, burada adama hakaret etmek degil kastim ama ben sekuler saiklerle de dine dayali saiklerle de bu lafi yazan adamin sizden (Suat bey) alintilayacagim tepkiyi verecek tribun icin bunu yazdigindan suphelenip ‘ahlak mi demistiniz?’ de diyebilirim. Tepki de bu:

Çoktandır -belki de hiçbir zaman- kendini üretemeyen, giderek kendini fikirsel bir gettoya hapseden laik kesime yönelik bu çok haklı eleştiriyi geçelim, o ayrı bir yazı konusu.

Yazmayin o yaziyi bence. Tahminimce etrafinizda inanci ne olurse olsun sekulerlerlesmis hayati olan, hatta ateist insanlar oldu/var, bir bakin onlara. Onlara isnat edilen “bunlarin relativist ahlaki vardir onun icin cinayete bir Musluman’a tabii gelecek ahlaki tepkileri vermeleri cok zordur”u hakli cikartacak bir hali kendiniz goruyor musunuz? Dini hasassiyetleri kuvvetli olan, ve ozellikle bu ortamda ‘hakim’ gozukenler tarafindan ‘geri’ ithamina muahatap olan bir kitlenin ‘ama onlar da zaten kolay kolay temiz ahlakli olamazlar‘ seklinde dusunmesi cok cekici olabilir, ama bu isnadin dogru oldugunun cok kuvvetli bir alameti yok. Bunu gayet tabii biliyorsunuz siz de:

Mahçupyan’ı, cinayetten sonraki günlerde yazdığı duygusal ve aşırı (ya da topyekün) suçlayıcı yazılarından, bu satırları yazmaya getiren şey ne bilmiyorum ama yukarıdaki tespiti, Müslüman aydınlar ve toplumun önemli bir kısmını oluşturan akl-ı selim sahibi insanlarımız için geçerli.

Neyse. Asil konuya geleyim:

Bugün bir arkadaşımla ayak üstü laflarken Dink’in ölüm yıldönümü programı sebebiyle asılan afişlerin önünde konuşan iki gencin “ulan ne var bu kadar olay yapılacak, bir Ermeni gebermiş altı üstü..” diye konuştuklarını duydum, haliyle böyle olunca bu uzaklığı aynel yakîn hissetme talihsizliğine de uğruyor insan.

Bakin, o cocuklar buyuk ihtimalle Ermeni, Rum, Yahudi, Suryani, Levanten her ne ise bir gayri Muslim vatandasimiz ile ne bir cay icmislerdir, ne cocukken oyun oynamislardir. Belki yuzyuze hic gorusmemislerdir. ‘Ermeni’yi belki ASALA’dan, 1915 sudur budur oylamalarindan ve propagandadan biliyorlardir. Batida yasadiginizi tahmin ediyorum, icinde Ermenilerin de bulundugu ordular herhalde orada carpismamistir, dusman isgali (olduysa) onda rolleri de olmamistir. (Yani buyuklerden de ‘onlarla vurustuk’, veya ‘onlar da isgalde vardi’ gibi laflar duymamislardir. Bu iyi gibi gozukuyor ama netameli oldugu icin acmayacagim bir baska bakimdan kotu bu baglamda. Memleketin dogusu oyle degil.)

Zaten kronik gerginlikler olan bir memlekette, cekistirile cekistirile dibi cikartilan ‘hepimiz Ermeniyiz’ lafi ile ‘ben da’ ‘ben degilim’ seklinde bir gerginlik ekseni daha ortaya cikmisken, — ben dahil — pek kimsenin kendisinden haberi yokken 301 ve pesinden cinayet vesilesi ile ismi duyulan birinin olum yildonumu afisini gordukleri zaman ne tepki vermelerini bekliyordunuz? Rahatsiz olmuslar iste. Anlayamadiklari ama belki tekinsiz oldugunu sezdikleri bir halin bir alameti gozlerine sokulunca belletilen ve kabul goren sig bir soyleme sariliyorlar. Ustelik o yaslarda askerligin de gundemde oldugunu, memleketin her sehrinde akranlarinin cenazesinin kalktigini unutmayin. Siddet neticesinde olum, insan olarak, bilip soyleyemesek de, bize muhakkak birseyler hissettiriyordur. O hisettigimizle basa cikip normal hayata devam etmek icin belki bakisimizi carpitip, yogun sekilde surekli gundemde/cevrede olunca ‘ne var bunda’ demeye daha fazla egilimli oluyoruzdur.

Diger taraftan kimlerin (basin ve kesim olarak dusunuyorum, blogcu degil) hangi davaya sahip ciktiklari da cok ilginc bir yerde. Bu kadar zulum, derinlere atif, fesmekan kan dokuyordur bize engel olmak icin imalari filan iceren laf dolasirken ortada, bu konularla iliskisi asikar olan 1 Mayis 1977′nin yildonumu oldu, insanlar Istanbul’un ortasinda gaz ve sopa yedi ama kimseden pek ses cikmadi. Yine hinzirlik edip ‘ahlaktan mi bahsedilmisti?’ diyebilirim belki, ama asil merak ettigim sey bu — bana oldukca tutarsiz gozuken — hallerin nasil/ne mekanizmayla temiz ahlakli ve zeki kalabaliklar tarafindan benimsenebildigi.

2 T. Suat Demren { 01.19.08 at 09:27 }

Bülent Bey,

- Bakın orada Mahçupyan “Bunun ortaya çıkardığı çok önemli bir unsur var. Ahlaki bakış yeni İslami kesimde çok önemli bir ağırlığa sahip.” diye bir ifade kullanıyor. Siz öyleydiniz ama kendilerine İslamcı diyen kesimlerin İran devrimi sonrası hallerini düşünün. Kolay değil bu değişim halen bir yazı yazıyoruz samimi ama cahil/bilgili bir müslüman gelip “şunları şunları yapanlar katledilmeli” diye feyva vermeye kalkıyor. Ve dünyadaki müslümanlardan değil ülkedeki müslüman aydın kitleden sözediyor o paragraf. Küresele atfı çıkış noktası olarak buradaki olumlu durumun olası etkileri olarak görülebilir.

- Bunu temiz ahlaklılıktan ziyade dayandığı köken açısından okudum ben. -Mesela- benim Dink’in öldürülmesine verdiğim tepkiye doğru kaynak gösteriyor Mahcupyan. “Laik kesim” derken de yanlış şeyleri algılamışız anlaşılan. Oraya geleyim.

- Tabii ki cenazeye katılanların çoğunluğu İslamî kesimden değildiler. Burada da müslüman aydın kitleden sözediyor, köşe yazılarından tv demeçlerinden, “hepimiz ermeniyiz” sözünü savunmalarından, karşı çıkanlara yönelik neden bu sözün söylenmesinin yanlış olmadığını söylemelerinden. Ve bunun sebeplerinden. Yani cenaze günündeki kalabalığın orantısını kasdetmiyor, en azından ben öyle anladım. Mahcupyan’ın cezaneye katılanların sosyal dokusunun kimlerden oluştuğunu bilmemesi mümkün değil.

- “Ben bundan emin degilim. Kalabalikla yapilan islerde boyle dusunulmuyor bence, daha dogrusu hic dusunulmuyor.”

Tabii düşünülmüyor. Ama toplumsal dokunun, insanların büyük çoğunluğunun, en azından yığın psikolojisini yeşertecek ortamlar olmayınca- aklı selim davrandığını düşünenlerdenim. Bugün hangi mahalle arasında bir gayr-i müslim öldüğünde evine yemek gitmez, başsağlığı dilenmez. Ben bunu da aydınlar açısından okumuştum üstelik, sanırım bu farklı okuma sebebiyle yazıdan algıladıklarımız da farklı oluyor.

- İkinci algı farklılığımız da “laik kesim” ile kasdedilenin ne olduğu. Bu müphem görünüyor ama ben kendi anladığımı söylersem Mahcupyan’ın laik kesim dediği şeyden benim anladığım kemalist-ulusalcı çizgide laikliği koruma paranoyası ile darbe isyetecek kadar antidemokrat, sağlıklı herhangi bir değerlendirme yapamayacak kadar önyargılı bir biçimde “antiAKP”ci bir kesim. Ve bu kesim sık sık oligarklar diye çattığımız ülke yönetiminde/bürokrsaide ağırlığı olan gelenekçi CHP’li çizgide. Yani bunun sekulerlik ile alakalı bir mütemmim cüzü yok. Etrafımda gerçekten çok ahlaklı ama dine karşı çok mesafeli bir sürü insan var hepsiyle de gayet iyi görüşüyoruz. Dediğiniz gibi o cenazeye herhangi bir dini referans almadan tepki gösterdiler. Alıntının girişindeki ” Laik kesimde demokrat oluşumlar çok daha dar kapsamlı iken İslami kesimde sosyal tabanı çok daha geniş olan bir açılım var.” sözünden genele şamil bir değerlendirme olarak ve açtığım anlamlarda aldım ben ve yine elbetteki “aydın” düzeyinde.

“Laik kesim”i ve “yeni İslami kesimin davranışı”nı sizin algıladığınız gibi algılamak mümkün elbette, ben de öyle algılarsam yazdıklarınızın çoğunluğu ile hemfikir olurum, aynı şekilde düşünüyorum çünkü ben de. Modern dünyanın ahlak anlayışın rölativistliği konusunda farklı düşünebiliriz belki ama o kısmına hiç girmedim, onun için de alıntılamadım o paragrafı.

Burada o gençlerin tavrına yönelik olarak sözlerinizde haklısınız ama bu bana bahane olarak gelmiyor. Kendimden örnek vereyim -belki Fethi Bey ile olan sohbetlerinizden bilirsiniz- öyle şeyler duyarak öyle içine kapanık bir kozada yetiştim ki oralardaki kabullere değecek herhangi bir yazım okunsa anında aforoz edilebilirim. Bunu aşmam kolay olmadı, aşarken az daha akıl sağlığımı kaybediyordum. Bunu örnek için veriyorum yani kim neyi duyarak yetişmiş olursa olsun içinde bazı insani hasletler olmalı. “Hırsızın hiç mi kabahati yok” “bu kadar gürültüye ne gerek var, hergün benzeri acımasızlık ya da farklı hesaplarla cinayetler olup duruyor” demek ile “bir ermeni gebermiş işte” arasında çok fark var benim baktığım yerden. Hem nasıl olup da bu çocukların bu hale geldiği ne öğretildiği, nasıl yetiştirildiği vb soruları önemli buluyorum ben.

Son paragrafa ilişkin de şunu söyleyeyim. Bahsettiğiniz olayın olduğu tarihlerde -bu kadar tepki olmadı tabii ama- müslüman aydın kitlenin yazılarına bakmak gerek. Ben hatırlıyorum o dönemde olaylara sebebiyet verenlere yönelik tepkileri Bunu eskiye nazaran kıyaslarsak- gözardı edemeyiz, bu haksızlık olur. Alıntının bağlamına çektiğimizde de bu reflesklerin kökeninde aynı şeyi görüyorum ben–en azından kendimde.

[Çıkmam gerektiği için bu kadar yazabildim, devam edebiliriz]

3 arif { 01.19.08 at 11:21 }

İçte sıcak olaylar yaratma ve bu gerginlik ve çatışma üzerinden iç siyaseti tanzim etme… ”..zinde güçlerin dış sıcak gelişmelere angajmanı, iç siyaseti yönlendirme misyonunu engeller” diye, bir yazı dolaşıyor gazetelerde. Dış sıcak gelişmelere ilgi ve bakış nasıl engellenirin adeta tatbikatı yaşananlar. İçteki sıcak gelişmelerden başını kaldıramamak ve ilgi ve enerjisini iç kavga ve terör hadiselerinde tüketmek. Sonrada bunu, Kemalizm diye, milliyetçilik diye, terörle savaş diye yutturmak…Yakın geçmişte askeri vesayet sistemi diye çok konuşulan dinamiğin çalışma mekaniğinin özeti sanki bu yaşananlar. Muhtemelen terör ve iç hararetin yükseltilme gayretleri vesayetin yeniden sağlanma çabalarıdır.Türban konusuda bu neviden bir iç sıcak çatışma alanıdır.İirtica yaygaralarıda. Bu büyük resme tepeden bakmadan, bu iç ısının artması adına hangi zaviyeden ateşe odun taşınırsa, aynı amaca hizmet ediyor. İster ulusalcı ol, ister katı İslamcı. İster ayrılıkçı Kürt ol, ister aşırı milliyetçi. Duvarda bir tuğla olamkla, ateşte bir odun olmak, ateşi körüklemek böyle birşey işte. Sağ-sol teröründe cinayetler azalınca, aynı silahla sabah bir solcu, akşamda bir sağcının vurulduğu hikayelerini çok duymuştuk geçmişte. PKK nın nasıl kurulduğunu öğrenmeside Uğur Mumcunun başını yaktı diyor ağabeyi Ceyhan Mumcu. Gaffar Okkan davasında ise mahkemenin kararı ilginç, Hizbullah terör örgütü bu güçte eylem yapamaz, davanın düşmesine… Hırantda muhtemelen Türkiyeyi iç kavgalarla ve sıcak olaylarla frenlemek isteyenlerin kurbanı olmuştur. Bunların Türkiyenin bölgesel ve küresel gelişmelerden uzak durması isteğini, üçbeş avanta kapısının, ucuz kamp imkanının sürmesinden ibaret zannetmemek gerekir. Devlet bu kan emici ve iç kavgalarla enerjisini kimlerin ne adına tükettirmek istediğini bilmeli ve önlemelidir. Faili meçhul cinayetlerin en azından tetikçilerinin yakalanması bu yolda epey mesafe alındığını gösteriyor. Eskiden bunlar ellerini kollarını sallayarak dolaşırlardı en azından.
Rodosta Türk ve Yunan üstadların ayinindeki portreyi, irtica resminin, papaz cinayetlerinin ve laiklik mitinglerinin üstüne yapıştırmak iyi bir kolaj oluşturmaya yardım eder kanımca…Papaz cinayetlerine ve misyonerliğe angaje olanların hangi ulusalcı-laik-hassasiyetlere mensup olduğu Bülent beyin dikkatinden kaçmamıştır umarım.
Hıranta Allahtan rahmet dilerim…

4 Mister No { 01.19.08 at 14:19 }

Suat Bey,

“belki de hiçbir zaman- kendini üretemeyen, giderek kendini fikirsel bir gettoya hapseden laik kesime yönelik bu çok haklı eleştiriyi geçelim, o ayrı bir yazı konusu”

Neresi haklı bu eleştirinin abicim. Hrant’ın cenaze törenindeki katılımcı profili hiç de muhafazakar bir kitle değildi, bizim gibi zibidilerdi. Etyen Bey pabuç yalayacılık yapıyor kusura bakmasın.
“Hepimiz Ermeniyiz ” demek dinden çıkmak anlamına gelir diyen laik kesimden değil mi?
http://www.haksoz.net/modules.php?op=modload&name=News&file=article&sid=5572&topic=1

Bu cinayetlere eleman yetiştirenler laik kesimden değil mi?

Göz var nizam var, tamam laiklerden hoşlanmayabilirsiniz de hakkaniyet olun, bu ne dezenformasyon.

5 T. Suat Demren { 01.19.08 at 15:52 }

Mister No,

Sen bence benim yazdıklarımı tekrar oku; evet bence de göz var nizam var.

6 arif { 01.19.08 at 16:19 }

Bu cinayetlere eleman yetiştirenler laik kesimden değil mi?
Elhak öyledir, Rodostaki tapınakçıların ayinini laikliğe aykırı saymaz isek…

7 Bulent Murtezaoglu { 01.19.08 at 19:53 }
8 T. Suat Demren { 01.19.08 at 20:09 }

Ekşicilerin devam eden yorumları da aslında savruluşumuzu gösteriyor Bülent Bey.

9 ziya { 01.20.08 at 03:51 }

Tam da o taşlar fırlatılırken arkalarındaydım
Tam da böyle sloganlar atılırken

Solcu kesimi hep korkak bilmişimdir hala da öyle bilirim. Yani bana kavga ya da olay denilince bu konuda ülkücülerin üstüne yoktur ki zira olay İP yerine MHP teşkilatına yapılsaydı polisten önce gençler yığılır sonra döner bıçaklaryla bir güzel kapıştırılırdı diye düşünüyorum. Yazık olurdu hepimize..

Gençti çoğu, 18-25 yaş arası. Yüzleri o kadar çocuksuydu ki hani biri kolundan tutsa korkudan ödü patlar proflnde. Ama taş atanlar da vardı maksadı niyetini aşanlar…

10 da 1 i Hrant’ı ölmeden önce de biliyordu. Hrant’ın ölümü ne kadar üzücü olsa da asıl üzüldüğüm bu ülkede canını bir hiç uğruna feda eden zavallı askerlerimiz için böyle bir kalabalık yürümemiştir. Keşke yürüseydi. 20 yıl önce yürüseyd bu halk ya da o zamandan başlasaydı terör böyle tırmanmazdı. Hrant da ölmezdi. Hrant’ı Türk devleti değil de Ermeni devletinin öldürttüğü kanaatini taşımakla beraber altı yırtık ayakabası ve geride bıraktığı ailesinden ötürü onu da bir hiç uğruna can veren aziz askerlerimizden ayrı tutmuyorum.

Laikçi aydın kesim deniliyor ama oraya gelenler laikçi kesimden ziyade komünist kesim ile azınlık milliyetçileri idi. Birde Bomba patlar diye korkmuştum…

10 Mister No { 01.21.08 at 14:03 }

Ziya Bey,

Solcu kesimi hep korkak bilmişimdir hala da öyle bilirim.

Korkak olmamak bütün teşkilatın savunmasız bir gence saldırması ise sağcılar gerçekten korku nedir bilmez insanlar.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: