Hadi ordan..
“Tüm bunlardan utanç duyanlar, Milliyet de sizinle gurur duyuyor” muş..
Hadi ordan, yalancılıkları tescillenmiş, iş takipçisi manipulatör sahtekarlar.. Basında güven size kaldıysa vay o basının da güven kelimesinin de haline..
“Tüm bunlardan utanç duyanlar, Milliyet de sizinle gurur duyuyor” muş..
Hadi ordan, yalancılıkları tescillenmiş, iş takipçisi manipulatör sahtekarlar.. Basında güven size kaldıysa vay o basının da güven kelimesinin de haline..
30 comments
Orjinal demokrasilerde muhalefet de boyle yapilir zahir. (Demin baktim, eksi sozlukculerden biri ‘commodification of dissent’ kavraminin uyabilecegini lak diye yakalamis, Turkiye netcisiyle gurur duysun esas.)
Merhabalar;
Erbakan Hoca , iktidarkeyken bir ara “yeni acilimlar” yapacaklarini , toplumun tüm kesimlerini kucaklayacaklarini söylemisti. Cok ses getirmisti. Yine böyle bir seye ihtiyac var bence.
Yenilen “sözde pehlivanlarin” gürese doymayacaklari zaten “özde” güresci ve pehlivan olmamalarindan da belli, secimler olmus bitmis, halen “irtica”,”aczmendi”, “laiklik” …vs, ayni teraneler, yani biz isimize bakalim diyecegim ama “bunlara” da birileri cevap vermeli. Bu baglamda Erbakan´in o zamanki yeni acilimlari gibi bir seyler yapmali AkP.
Benim dikkatimi ceken sey su oldu:
“
Secimlerden önce yazmissiniz bunu, simdiki milli mutabakata, devletin mutabakati dahil sayilmaz mi?
Abdullah Gül cumhurbaskani olduguna göre daha kiminle ne mutabakati aranacak? Kac sene daha bekleyecegiz?
Saygilar
Suat bey,
Bu ülkede yalancıya “yalancı”, sahtekâra “sahtekâr” demenin aşağılama ve hakarete girdiği için suç olarak değerlendirdiğini unuttunuz heralde. Benim üç farklı blogum sırf bu yüzden Adnan Oktar hoca efendi hazretleri tarafından mahkeme kararıyla engelletildi. Belgeleriyle, kanıtlarıyla yapılan yalanı ve sahtekârlığı gösterdikten sonra bu delillere dayanarak o kişi için yalancı veya sahtekâr dediğinizde veya yalan söylüyor, sahtekârlık yapıyor dediğinizde suç oluyor. Sırf bu nedenle üç blogum engellendi geçmişte. Maalesef böyle saçma sapan bir hukuk sistemimiz ve kanunlarımız var. Bu nedenle bu tip kelimeleri kullanırken daha dikkatli olmanız sizin ve siteniz için daha sağlıklı olacaktır diye düşünüyorum.
Not: İzlenimlerde sizden bir yardım talebinde bulunmuştum. Pek ciddiye almadınız galiba. Benim gözler gerçekten çok fena halde :)
benimde dikkatimi cekti.
milliyet nedir,necidir bilmiyorum.
ancak reklam,konu ve içerik olarak super olmus.
etki alanına baktıgınızda ise,insanlar milliyetten cok,içerikle ilgileniyor diye dusunuyorum.
utanc duyulacak bir ozelestirinin hikayesi.
belki adamlar değişmişlerdir.
yıllarca kumardan haksız para kazanarak zengin olmus,daha sonra vicdan azabından ogrenci okutan birini tanıyorum.
ulkemizde değişik yollardan haksız kazanc elde etmis,daha sonrada okul yaptırmıs is adamlarımız var.
bence tepki vermeden once sonrasına bir bakmak gerekir.
Bülent bey,
Evet, sözlükçüler iyi yorumlar yapmışlar.
(Bülent Bey’in bahsettiği yorumun direk linki şudur)
Bülent bey, bu yorumu yazan yazar için bir başka yazar da şunu demiş:
“tuncay özkan’ı bu kadar içten savunanını ilk kez gördüğüm ve tuncay özkan’la akraba olduğunu düşündüğüm altıncı nesil yazar.”
İlginç :-)
Muzaffer Bey,
Gül’ün seçilmesi yeterli değil. Bir süreç gerekiyor, bürokraside ve yargıda değişim için. Bu başladı, (mesela YÖK) zaman geçtikçe değişim olacak. Anayasa’ya açıkca bir madde konmadığı takdirde A.Mahkemesinin içtihadı -her ne kadar flu ve hukuksuz da olsa- ortada duracağıiçin uygulama imkanı olanlar (rektörler) bunu devam ettirebilirler, ne Gül ne de Erdoğan hiçbirşey yapamaz.
Ama ben önümüzdeki 5 yıl içinde bu sorunun aşılacağını düşünüyorum, gerek kadrolardaki değişiklikle, gerek anayasa değişikliği ile gerekse de artık bu yasağı devam ettirmenin imkansız olduğunu görerek, dipten gelen dalga ile barışmak zorunda kalacak yasakçı zihniyet sahipleriyle varılacak adı konmamış, konuşulmamış bir mutabakatla..
Selamlar.
@Da Vinci,
Evet, maalesef haklısın.
Bence mahzuru yok, kapatırlarsa vesile ile bırakırım bu işleri..
(İzlenimlere yorum bırakmıştım, örnek olarak da o başlıktaki ilk yorumunu göstermiştim, :-) yayınlanmamış mı? Tekrar yazarım gerekirse.)
@Bigalioğlu,
Reklamın içeriğini değil bu biçimde bir içeriği reklam olarak kullanma yüzsüzlüğü gösteren Milliyet’i eleştiriyorum; tıpkı bir ekşi sözlükçünün de dediği gibi:
“milliyet’in utanılması gerekenlere kendisini katmayı unuttuğu reklam”
***
Selamlar.
Erbakan vari açılımın ne anlama geldiğini anlayamadım. Şakamı bu acaba.
AKP iktidara yerleşince elbetde nemalanmak isteyen bir kısım uyanıkda oraya doğru pervane olacak. Umalımki ikinci bir ANAP hezimeti yaşanmaz. Erdoğan liderliğinde böyle bir şeye hiç ihtimal vermesemde, dünyevi zevklerin anaforu çok yamandır dikkat.
Suat bey Cezanın Yıldız Tilbe ve Mercan dede ile birlikte yaptıkları bir şarkıdan sözetmiş ve sitende yer vermeni önermiştim. Kulak arkası yaptın ve Cezayı Milliyete kaptırdın.
AKP ve Din ile barışık siyasete açılan meydan savaşı Milliyet üzerinden verilecek anlaşılan. Hürriyet ve Ertuğrul Özkök yeterince yıprandı ve etkisiz kaldığı ortada. Milliyetde nal toplar bana göre. Haydi iyi seyirler.
Hah, Suat bey, ne hos degil mi? Ben kisa girdileri yazara bakmadan okudugum icin aklima bile gelmedi tiklayip bakmak. Bunlar cok ilginc konular. Benim de aklimdan gectigi icin bu durumda cuk oturdu tabii ama tutun ki makul gozuken birsey yazdi biri ve oteki de onun hakkinda acayip bir suclama yapti. Iki deneni tartacak arka planiniz de yok. Ne olacak? Bakin burada konustugumuza ne kadar benziyor: sozler filan fena degil, filmde gecen seylerin ne oldugu herkes icin bariz degil, pesinden gelen bir marka (imza!) var, ve siz ‘vay sahtekarlar’ diyorsunuz. Bir yorumcunuz da ben Milliyet’i bilmem, iyi gozuktu reklam kotuyse de belki islah olmuslardir diyor.
Buna gitsin calissin arastirsin, deneni ikna edecek sekilde saglama baglayacak yazilar yazalim filan seklinde yaklasmak da mumkun tabii, ama nette baska yollar da arastiriliyor. ‘Trust metric’ (guven olcutu mu demeliyiz?) denen seyler var mesela. Kullaniciya (veya net vatandasi diyelim) az eziyetle guvenilir bilgiyi on plana cikartma cabalari var. ‘Guvenilir’ zor tabii, ama mesela Google sadece baska sitelerin link vermesi filana dayali (yani semantik bilgi olmadan) bir arama sonucu siralamasi ile otekilerin onune cikmisti. Neti kayit kuyut, tekel ranti, politik kontrol, sansur bilmemne vesilesiyle kisitladikca bu ihtimalleri de devamli kirpiyoruz, kirpiyoruz cunku bunlari uygulamak icin gerekli altyapi kisitlayici/bogucu teknik/burokratik altyapi oluyor. (Firsat buldum propaganda yapayim dedim!).
Merhabalar;
Umarim o zamana kadar AkP saflari SIKI tutar, yeni komplolar ve tuzaklara bünyesi dayanacak mi, ben süpheliyim. Mhp´nin ölüsü bile % 15 lere ulasmis ve kemiklesmisken ben pek ümitli olamiyorum.
Selam ve Muhabbetle
Bülent bey,
Dedikleriniz doğru.
Bakın tuhaf deyince aklıma ne geldi.
Yemek yerken gözüm TV’ye takılınca birşey gördüm.
Hani bu “kodum mu oturtan paşa lazım” diyen kabzımal hakem vardı ya, digiturkte yorum yapıyor, Erman Toroğlu.. Polis bir arbede sırasında muhabirin kamerasını kırmış, programda çok ağır şekilde polise yükleniyordu Toroğlu. Öyle ki C.Cerrah bağlandı, bi sürü sitem etti. Şansal Büyüka da iki de bir “aman hocam, sakin ol” falan diye ortalığı yatıştırmaya çalıştı. İşte asker değil ama polis, kodu mu oturtmuş, neden şikayet eder ki.
Bir haber daha.
Gül’ün atadığı (galiba Eskişehir) rektörü de Hükümeti övdü, sınırötesi operasyonun başarısını ve asker-sivil koordinasyonu kutladı. Çok kimsenin aklına da “sana ne be adam? demek gelmedi.
Absurdistandan haberleri dinlediniz. :-)
Suat bey,
Sadece site kapatmakla kalsa iyi bu işin ucunda 2 yıla kadar hapis cezası da var.
Arif Bey;
“Erbakanvari” bir siyaset uygulamasini istemiyorum AkP´nin. Demek istedigim Erbakan gibi “radikal” biri bile böyle bir acilimi (toplumun tüm kesimlerini kucaklama ) yaparak, üzerindeki baskilari hafifletmeyi denemistir. AkP her hal-u karda önceki süreclerde yipranmistir.
Biraz dikkat.
Bu da Fehmi Koru´dan alinti:
Hadi hayirlisi….
Suat bey,
Bakmayin o kutuya diyoruuuum, bakmayiiin!
Kabzimal isine denecek birsey yok, o emniyet muduruyle bir odaya kapatip kim kime ne oturtuyormus diye gosterme programi yapsalar valla ablama gidip canli seyredebilirim. (commodification of disgrace zahir? Gerci o lazimsa onu da ‘rezaletin resimlerine bakip ayiplamak icin tiklayin’ gazetesi yapiyor.)
Eskisehir’den hukumet iyidir sesinin cikmasinin, Eskisehir’den ‘hukumete ragmen’ filan mealinde baska bir sesin cikmasi ile alakasi olabilir:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7916118.asp
: ))))
cok iyi oldu bu
Arif Abi,
Haklısın, kaptırdık Ceza’yı valla, doğru söylüyorsun..
@Da Vinci,
“Sadece site kapatmakla kalsa iyi bu işin ucunda 2 yıla kadar hapis cezası da var.”
Ona da eyvallah, ekipbaşı hazır bizim, nevaleyi de ayarladık mı tamamdır:
http://www.izlenimler.net/2007/12/11/suc-ve-ceza/
http://www.izlenimler.net/2007/12/12/olsa-ne-olur/
Bülent Bey,
“Bakmayin o kutuya diyoruuuum, bakmayiiin!”
Sadece kahvaltıda ve akşam yemeğinde bakarım aslında, o da çalışıp duran alete göz kayması şeklinde.. Bunun dışında özel olarak hiçbirşeye baktığım yok.
Ama benim ayrı bir çalışma odam yok, çocuklardan da ayrılıp salona geçmiyorum. Beyin de çift işlemcili gibi, kitap okurken ya da blog yazarken TV rahatsız etmediği gibi aynı anda TV’de olup biten absürd şeyler de zihnime takılıyor. (bazı diziler de buna dahil, ‘Yaprak dökümü’nde, Oğuz cezaevinden kaçmış mesela, ‘Bıçak Sırtı’nda da şöför oğlunu ne Nisan’ı kaçırmış. gibi)
“milliyet’in utanılması gerekenlere kendisini katmayı unuttuğu reklam”
bu konuda haklısınız.derinlemesine,olaya bilincli yaklasanlar icin “milliyet” bazlı ve kendisine yakısmayan bir reklam.bu tur seyler butun reklamlarda var.maasının on katına kadar kredi,bugun al yazın ode.yanında tv veriyoruz.reklamların %90′ı yalan zaten.
ancak seyretmeyi hic sevmedigimiz reklamlar arasında boyle bir sey gordugunuzde yuzeysel olarak bile bilincsiz kafalarda bir ozelestiri bilinci olusuyor.duruma boyle bakarsanız,reklamı kimin yaptırdıgının pek bir onemi kalmıyor.
icerik cok daha fazlasıyla on plana cıkıyor.tabii bilincli kalafalarda doganfobisi oldugu icin 1-2 saniyelik milliyet yazısına ve arkasındaki ard niyete kilitleniyorsunuz.
Şu yönden düşündünüz mü?
Milliyet gazetesi ve yayın organları ve hatta matbaaları var… Reklamdaki utanılacak şahıslar ya da kesimlerin de kendilerince yayın organları var. (Dergiler, takvimler, kitaplar v.s. hepsi kendi düşüncelerini yaymak için kullanılıyor.)
Bu utanılacak kesimler(milliyete göre) , kendi çıkarttıkları dergi ya da kitapları, milliyet gazetesi matbaalarına parasıyla bastırsa, milliyet ve diğer yayın organlarında parasıyla reklam verse…
Sizce bunlar milliyet için utanılacak kesimler olur muydu ?
Milliyet’in internet sitesi utanc verici. Cogu dikkat cekici baslikta manipulasyon var. Soylenen sozleri degistirerek tasiyorlar mansete. Olaylari carpitiyorlar. Halbuki haberi oldugu gibi verebilseler. Belki o zaman istedikleri guvene ulasabilecekler.
Galiba Milliyet Hürriyet’ten kaçan Kemalist okurları kendine çekmeye çalışıyor . Düşük tirajlı Türkiye basını için birkaç bin okur fena sayılmaz - çok zavallı bir deneme tabii ama uğraşıyorlar işte… Arkasını doldurabilecekleri de şüpheli, öyle manyak manşetler atmaya devam ederlerse Taha Akyol’u, Hasan Cemal’i, Çetin Altan’ı nasıl tutacaklar? Onlar olmazsa Milliyet olmaz.
Doğan grubunun birkaçbin okur ile ilgisi olduğunu sanmam. Tiraj kaygısıyla hareket etseler kör gözüm parmağına salyongoz sepeti taşımazlar. Grubun asıl kaygısı ABD nin kendi dümen sularından çıkıp Türkiye-İngiltere eksenine yaklaşması olabilirmi acaba? Kıskanç sevgili kabadayısının başkasıyla ilgilenmesine katlanamazmış… ABD ye bu çizgiden atıp tutmalarda boşuna değil. Ulusalcı-Neo-con tayfa ABD nin ayıkmasını pek istemez gibime geliyor. ABD nin sürsür edildiği bataktan Türkiyesiz çıkamayacağını anlamış olmasıda, cümbüşün pek şenlikli geçeceğinin başka bir boyutu. AKP seçim öncesi konjoktüre göre çok şanslı ve güçlü. Bence telaşa gerek yok. Cezada parayı götürdü bu arada helal olsun.
Grubun asıl kaygısı ABD nin kendi dümen sularından çıkıp Türkiye-İngiltere eksenine yaklaşması olabilirmi acaba
Çok Makivellian… Daha basit olan açıklama bence Doğan’ın kendi çıkarı için fırıldaklar döndürdüğü… Arazi işleri hallolacak, bu arada Kemalist koyun sürüleri kolon A’dan kolon B’ye transfer edilmeye uğraşılıyor. Yani “aile içinde kalsınlar canım”… . Dikkatinizi çekerim, Hüriyet’in yaşadığı okur kaybı aslında büyük bir sayı, yani Kemalist rakamlara göre, şimdi bu adamlar Doğan’ın arka bahçesi. “Taban” yani, adamını başkasını kaptırmayacaksın. Ya Karamehmet’in gazetesine giderlerse? Eyvah! :)
Burada Emin Çölaşan ile aynı fikirde olma tehlikesine girerek şunu söyleyeyim, hem gazeteci, hem başka her şeyci patron sektör için hiç iyi değil.
Başka işe giremeyecekler, artı, en tepede iki, üç büyükten daha fazlasına izin vermeyeceksin. Bunun ekonomik olurluğu nasıl olur (!) bilmem, ama denemek lazım belki de.
Ben Doğan grubunun manüplasyon maksatlı olduğuna ve bu manüplasyonun Türkiyeyi ‘milli’ bir yol tutmaktan alıkoyma misyonu olduğuna inanıyorum. Ticari kaygı taşıyan hiçbir işadamı hükümetle bu derece cedelleşmeyi göze alamaz. Doğan medya organlarının ve Milliyetin AKP yi şeriatçı gibi gösterme gayretinin altında yatan gerekçeyi, ABD ye verilen bir mesaj olarak okuyorum. Bunlarla iş tutmayın, bunlar İslamcı tezine yalan ve düzmece haberlerle medya desteği oluşturmak. AKP ye İslamo-faşist etiketini yapıştırma gayretlerinin hangi mahfillerde oluştuğunu hatırlamak yeterli olur. ABD buraya Irak, İran, Suriye ve Türkiyeyi destabilize etmek için çağırıldı. Ancak yolun başında tıkandı kaldı. Şimdi kendini bu bataktan kurtarmanın yolunu arıyor. Bunun içinde Türkiyenin yardımı şart, bu yardımın karşılığıda sahneye konmak istenen oyundan vazgeçilmesi. Türkiyenin kendi kuyusunu kazacak bir tutuma yöneleceği varsayımıyla hareket etmişlerdi oysa. Ekonomik perişanlık, yaygın terör ve kaos yoluyla askeri bir darbe ile kilitlenen Türkiye. İslamcılara karşı bir alan temizliği yapılıyor diye etkisizleştirilen bir Türkiye. Vurulan İran ve Suriye, kurulan sözde Kürdistan. Oyun bozuldumu, Yada enazından bir otuz yıl ertelenmek zorundamı kaldı. Elbetde bu tek başına AKP nin üstesinden geleceği bir olay değil. Binlerce yıllık devlet geleneğinin, askeri ve yönetim becerisinin mahareti bunlar.Günlerce medyanın gündeminden düşmeyen Kuzey Irak operasyonuda yürüyor bu arada. Yaşananların üvertür olduğu doğruysa Türkiye yeni bir oyunun kurucusu olmuş olmuyormu? Kerkük referandumu ne oldu bu arada, bu referandum olmayacak diyen Türkiye boş konuşmadığını kanıtlamış olmadımı? Kürt-Türk çatışmasını hedefleyenler, Türk-Kürt kardeşliğinin pekiştiğinede şahit oluyorlar bu arada. Kin kusan reklamın tamda zamanıydı anlayacağınız vesselam…
Ticari kaygı taşıyan hiçbir işadamı hükümetle bu derece cedelleşmeyi göze alamaz
Bir medya grubunun elinde bu kadar cephane varsa, alır, özellikle bugünkü konjektürde, ve o araçları da havuç / sopa kombinasyonu olarak güzelce kullanır. Çünkü karşı tarafın, yani hükümetin elindeki stratejik seçeneklere bakın: Ne yapacak ki? Tepesine bineceksin eh o zaman ertesi gün “ah vah hedef tahtası edildik, irtica, kadrolaşma” diye ağlayıp bağıracaklar. Dikkatinizi çekerim, ANAP zamanında değiliz, konjektür çok farklı, arkanda cunta, 12 Eylül sonrası “astığım astık kestiğim kestik” mentalitesi yok. Güneş Taner Zafer Mutlu’ya diz çöktürüp özür diletmiş zamanında, sonra “oğlum devletle kavga edilmez” demiş - bugün bunların olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bugün tokat yiyenler Cem Uzan gibileridir, bu adamlar da zaten yediği tokatı haketmiştir, stratejik bağlamda o tokadı yer çünkü arkadaşı kalmamıştır. Bu adama atarsın. Öteki hemen gider toplar koyunları şöyle meydanlarda gezdirir birkaç kere, bir rahatsızlık yaratır, onun eli biraz daha kuvvetlidir. O kuvvet te eriyor tabii ama böyle bir koyun sürüsü var.
Arif Bey, bu bilgi eksik, Almanya´da da bunlar ayni amac icin calisiyorlar, bir ara Almanlara “kendimizi ” anlatmaya calisiyordum gazetelerin forumlarinda, - baktim Almanlar “Hürriyet´ten filan örnek vererek” hakliliklarini ispat etmeye calisiyorlar, vazgectim, nasil anlatacaktim AYDIN DOGAN; Hürriyet, Milliyet” uzun is, vazgecmistim.
Almanya´da yapilacak cok is var, ah su dusunceler, mustafaakyol.org vs gibi almanca yayin yapan sitelerimiz olsa.
Bu arada Adnan Oktar hoca efendi hazretleri yine mahkeme başvuup benim bu blogu da engelletmiş. Aslında şimdilik ihtiyadi tedbir aldırıyor. Daha sonra daha olması lazım ama bizim ortaya çıkıp bazı fanatiklere hedef olmayı göze almayacağımızı bildiği için daha sonra dava da açımıyor. Ama işin garibi dava açılmadığı için ihtiyadi tedbirin kalkması ve siteye erişimin açılması gerektiği halde tekrar açılmıyor nedense siteler.
Hadi adama hakaret ediyor olsam gam yemeyeceğim ama hakaret falan yok. Direk adamın yanlışlarını delilleriyle birlikte gösteriyorum, yaptığı çarpıtmaları açıkça ortaya koyuyorum, insanları nasıl kandırmaya çalıştığı gözler önüne seriyorum, uluslararası basınla ilgili yaptığı çarpıtmaları açığa çıkarıyorum. Bunlar mı suç? Adnan Oktar hoca efendi hazretlerinin bunları yapması suç değil ama benim bunları göstermem suç öyle mi? Hem de hiçbir şekilde hakaret etmeden bunları yapıyorum. İsteyenler gidip bakabilir.
Hey gibi Türk adaleti hey. Yerim senin gibi adaleti ben.
Da Vinci bey,
Turk adaleti demissiniz ama sikayet ettiginiz aksakliklarin olmadigi durumda dahi benzer baskilar yapilabiliyor. Sizin baglamda kabul edilmis din/mezheplerin mensuplari bazen yaparlar bunu, Scientology gibi kult ozelligi agir basanlar zaten internetle ilk ugrasanlar benim hatirladigim. Basarili da oldular.
O hal oyle. Ustune bir de buranin durumu var tabii ama sadece adalet mekanizmasi acisindan bakmamak lazim. Boyle seylere dikkat eden ve ifade hurriyetine kavram olarak onem veren bir toplumda yasamiyoruz. Bakin ‘Bilgi Ihbar Merkezi’ acildi pek kimsenin yuzu kizarmadi, yalakalar yalakaliga devam ediyorlar, muhalifler de sacma sapan laflar etmeye — ilgilenen yok. Uzulmeyin, cok beter isler olabilecekken belki bir sekilde bir denge oldugu icin nispi bir serbestlik var. Buna da sukur.
Hah, bosuna iti an comagi hazirla dememisler:
http://gawker.com/5002319/church-of-scientology-claims-copyright-infringement
Bir de alinti yapayim:
The sect’s founder, science fiction writer L. Ron Hubbard, wrote in a 1955 magazine article, “The purpose of a lawsuit is to harass and discourage rather than to win.”
Orada hakaret filandan yuruyemiyorlar ama imkan varsa maksada hizmet edecek legal yol bulunur tabii.
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: