Random header image... Refresh for more!

Hadi bakalım..

Teziç’ten boşalan YÖK Başkanlığı’na Prof.Dr. Y. Ziya Özcan (*) atanmış. Hayırlı olsun.

Atamanın belli olmasından sonra ilk düşen haberde yeni YÖK Başkanından, “Türban yasağı kalkarsa, üniversitede başı açık kimse kalmaz” diyen Tarhan Erdem’in analizini yorumlaması istenmiş, o da şöyle söylemiş:

Hiç öyle düşünmüyorum. Hatta serbestlik ortamı oluşacağı için türban takanların bir kısmı vazgeçecek. Türban takmayanların gereksiz korkuları var. Serbestlik olursa, daha liberal demokrasi olur. O zaman bu mesele konuşulmayacak. Çevre baskısı asla olmayacak. Kadınlar ilk aşamada eşitlik konusunda kan kaybedebilir. Erkekler açık olana ilgi duyup, farklı davranabilir. İnşallah bununla uğraşmak zorunda kalmayız.

Bugünleri de gördük, YÖK’ün kökten eşek cennetine gönderildiği günleri de görürüz inşallah..

Yeni başkanın erkeklerin ilgi alanını falan boşverip üniversiteleri mevcut ideolojik kalıplarından ve ahbap çavuş ilişkilerinden kurtarmasını, onları birer akademik özgürlük merkezi haline getirmesini diliyoruz.

(*) Burada da Ekşi Sözlük’teki Ziya Hoca sayfası var.

19 comments

1 DB { 12.10.07 at 22:35 }

Hiç öyle düşünmüyorum. Hatta serbestlik ortamı oluşacağı için türban takanların bir kısmı vazgeçecek.

Yeni YÖK başkanı sağlam hayalperest çıktı :))

2 TT { 12.11.07 at 09:53 }

Tarhan Erdem’in türban araştırmasının yayınlanma zamanlaması,
tamamen YÖK başkanlığı seçimini etkilemeye yönelikti ve başarılı olamadı…

Tebrikler Abdullah Gül, tebrikler Y.Ziya Özcan..

3 ucanbalik { 12.11.07 at 13:16 }

Hocamı tanırım, yök’te yeni dönem diyebiliriz..

4 BetuL { 12.11.07 at 16:32 }

“Erkekler açık olana ilgi duyup, farklı davranabilir. İnşallah bununla uğraşmak zorunda kalmayız.”

Ne demekistiyor? Erkek hocalardan mi bahsediyor, erkek ogrencilerden mi? Erkek ogrenclerin ilgide esit davranmamasi YOKun sorunu mu olacakmis, yoksa erkek hoclar kiz ogrencielrine zaten farkli davraniyor da bi de basortulu kizlar cikcak acik olana ilgi duyulcak hocalar naptigini sasircak mi?
Anlamadim..

5 Mister No { 12.12.07 at 16:09 }

“Erkekler açık olana ilgi duyup, farklı davranabilir.”

Ben de bu cümleye takıldım. Şahsen ilgi konusunda gayet eşitlikçiyim ama ben başka bir şey analdım. Erkekler kapalılara saygı duyar, açık olanları motorize eder mi demek istiyor?

6 Mister No { 12.12.07 at 16:10 }

Erkekler açık olana ilgi duyup, farklı davranabilir

.

Ben de bu cümleye takıldım. Şahsen ilgi konusunda gayet eşitlikçiyim ama ben başka bir şey anladım. Erkekler kapalılara saygı duyar, açık olanları motorize eder mi demek istiyor?

7 çuvaldız { 12.12.07 at 17:05 }

@Mister No,
bence bir adım ileri gidip aşağıdakini de demek istemiş de olabilir;

http://www.dusunceler.org/garabet/2007/08/27/ayip-degil-ahlaksizlik/

“Türban takmayanların gereksiz korkuları var. Serbestlik olursa, daha liberal demokrasi olur. .. Kadınlar ilk aşamada eşitlik konusunda kan kaybedebilir.Erkekler açık olana ilgi duyup, farklı davranabilir. ”
gibi teskin edici,yatıştırıcı bir cümle olabilir..

8 T. Suat Demren { 12.12.07 at 20:47 }

Burada ortalık karışacak gibi bir his var içimde. Sesimi çıkartmayayım en iyisi.

9 çuvaldız { 12.13.07 at 02:03 }

Suat bey,hiç endişe etmeyin Pazar kahvaltısından önce despot mu,eşitlikçi mi,kılıbık mı olmaya karar vermeye çalışan birinden zarar gelmez.-)

10 Mister No { 12.13.07 at 14:36 }

Bir mahalle kavgasına girmek istemiyorum. Şurada burada yapılan geyikleri bir karakter tahlili amacıyla özel blogdan düşünce bloguna taşımak hiç hoş değil söylemeden geçemiyeceğim. Stop.

Zamanda bir haber okumuştum. Müslüman ülkelerde örtülü kadınlar, örtünmeyen kadınlara göre daha fazla saygı görüyorlarmış.Örtünmeyen kadınlara müslüman erkekler sözlü taciz etmeye daha eğilimliymiş.

Ben doğduğumdan beri bu toplumda yaşıyorum ve kimin ne olduğunu biliyorum. Kırsalını da, kentselini de biliyorum. Yukarıdaki ifade Türkiye için de geçerli.

Örtünmenin kökenlerinde hür kadını , cariyeden ayırmak gibi bir amaç var. Hür kadınlar örtünsün, cariyeler örtünmesin, böylece müslüman erkekler yanlışlıkla hür kadınlara taciz etmesinler. Bu algılama günümüzde bile bazı çevrelerde var.
Türk erkeği örtülü kadına kolayca laf atamaz. Bu saygıdan değil , korkudan kaynaklanıyor bence. Örtünmeyen kadınların sahipsiz olduğunu düşünüp onları daha kolay bir av olarak görüyorlar. Hele kadın yabancı ise…

Örtünme konusunda baskı konusuna gelirsek, bu baskı erkeklerden gelmez. Kadın kadına yapar.
Kadın kadının kurdudur.

Bence üniversitelerde örtünme serbest olsun. Kendini korumak isteyen her müslüman kız da örtünsün. Zaten farzmış. Şahsen rahatsız edici olmaz. İşyerlerinde de örtünülsün. Böylece duygusal taciz, fiziksel taciz gibi iş yaşamı problemleri azalır. Erkek örtülü kadından umutlanmaz.
Hatta bu tip tacizleri engellemek için benim süper bir fikrim var, kadınlar işe alınmasın. Evde ev hanımı olsunlar. Hem işsizlik azalır ekonomi düzelir.

11 çuvaldız { 12.13.07 at 16:00 }

@Mister No,

Bir mahalle kavgasına girmek istemiyorum. Şurada burada yapılan geyikleri bir karakter tahlili amacıyla özel blogdan düşünce bloguna taşımak hiç hoş değil söylemeden geçemiyeceğim. Stop.
Mahalle kavgası!Olsa olsa bir “düşünce” bloğunda “düşünce”tartışması olur.Uslubumda ima ettiğinizi çağrıştıracak hiçbir nitelik yoktu.(bu imada bulunabildiğinize göre karakter tahlilimi yapmış olmalısınız)
Samimiyetle,espri mahiyetinde yazmış olduğum bir cümleden bunca negatif ve derin anlamlar çıkarabilmiş olmanızı tebrik ediyorum.Karekteriniz konusunda tahlil yapmak aklımın köşesinden geçmemişti ama şimdi bilgi sahibi oldum;ne zaman geyik yaptığınızı blog ismine bakılarak anlaşılabilir!
Şimdi STOP.

Zamanda bir haber okumuştum.Müslüman ülkelerde örtülü kadınlar, örtünmeyen kadınlara göre daha fazla saygı görüyorlarmış.Örtünmeyen kadınlara müslüman erkekler sözlü taciz etmeye daha eğilimliymiş.
Bu geyiği yapan “kadınlara örünürlerse daha çok saygı göreceklerini”anlatmaya çalışan bir başka kadının “kurdu” olan kadın mı acaba????
Ben doğduğumdan beri bu toplumda yaşıyorum ve kimin ne olduğunu biliyorum. Kırsalını da, kentselini de biliyorum. Yukarıdaki ifade Türkiye için de geçerli.

Örtünmenin kökenlerinde hür kadını , cariyeden ayırmak gibi bir amaç var. Hür kadınlar örtünsün, cariyeler örtünmesin, böylece müslüman erkekler yanlışlıkla hür kadınlara taciz etmesinler.

İlginç bir cümle kurmuşsunuz.Hür kadınların,Müslüman olduklarını biliyoruz,
Taciz edenler;Müslüman erkekler,
Sonuç;Müslüman erkekler kadınlarıı taciz edebilir,bunda yasak yada yanlış olan bir şey yoktur amma en iyisi biz erkeği bundan mahrum edeceğimize Müslüman kadını örtelim ki adam yanlışlıkla örtünenin bacınsı taciz etmesin.

:-) Müslüman olmayan erkek yok muydu o devirde?Tüm erkekler Müslüman olmuş onlar taciz edebilsin diye de cariyeler Müslüman değil! ilginç gerçekten çok ilginç bir tespit :-))

Türk erkeği örtülü kadına kolayca laf atamaz. Bu saygıdan değil , korkudan kaynaklanıyor bence.
Laf atan erkek Türk mü Müslüman mı?

Müslüman bir erkek bir kadına saygısından dolayı laf atmaz ve aksine bu durumda olan bir kadına da “sahipsiz” olduğunu düşünerek olaya müdahil olarak yardımcı olmaya çalışır.

Örtünmeyen kadınların sahipsiz olduğunu düşünüp onları daha kolay bir av olarak görüyorlar. Hele kadın yabancı ise…
Müslüman erkekten mi Erkekten mi bahsediyorsunuz?

Örtünme konusunda baskı konusuna gelirsek, bu baskı erkeklerden gelmez. Kadın kadına yapar.
Kadın kadının kurdudur.

Pes diyorum,sanırım siz bu yazıyı öfke nöbetiniz esnasında yazdınız,sakinleşince bir kez daha okuyun.Örtünme emrini kim vermişti?Bu toprakların kırsalının, kentinin kültürünü ve tabii ki tarihini bilen biri olarak bu bilgiyi inşallah bizimle paylaşırsınız da bu örtünmenin sebep olduğu sorunundan toplumca kurtuluruz.

Bence üniversitelerde örtünme serbest olsun. Kendini korumak isteyen her müslüman kız da örtünsün. Zaten farzmış. Şahsen rahatsız edici olmaz. İşyerlerinde de örtünülsün. Böylece duygusal taciz, fiziksel taciz gibi iş yaşamı problemleri azalır. Erkek örtülü kadından umutlanmaz.
Kadınların örtünmesinden neden bu kadar “alınıyorsunuz”?Onlar örtünüyor hakarete uğramış gibi tavır koyan sizsiniz,neden?Farz olduğunu da düşündüğünüz halde üstelik!

Hatta bu tip tacizleri engellemek için benim süper bir fikrim var, kadınlar işe alınmasın. Evde ev hanımı olsunlar. Hem işsizlik azalır ekonomi düzelir.
Sizin bunları düşünmenize engel olunamayacağı gibi sizin alınganlığınızın ortadan kalkması için de seçimleri örtünmek olan kadınların düşüncelerine,inancına engel olunamaz.

12 Mister No { 12.14.07 at 12:45 }

Çuvaldız Hanım,
Sizin yazdığınız kadar uzun yazmak isterdim ama siz bir şey söylememişsiniz ki ben ne yazayım. stoptan sonra kişisel polemik bitmiştir, bu arada espri anlayışınız farklı.
Düşünce anlamında ise cevap verilecek bir şey yok. Satır satır cevaplamayayım.
Soru işareti gördüğüm yerleri cevaplayayım.

“Türk erkeği örtülü kadına kolayca laf atamaz. Bu saygıdan değil , korkudan kaynaklanıyor bence.
Laf atan erkek Türk mü Müslüman mı?”
Türk-Kürd- Laz- Boşnak-Çerkez olarak kastediyorum, Müslüman Türk-Kürd-Boşnak-Laz Çerkez erkeği. İranlı ya da Arap nasıl davranıyor bilmiyorum, ben içinde yaşadığım toplumu bilirim.

Müslüman erkekten mi Erkekten mi bahsediyorsunuz?

Müslüman erkekten, çünkü örtünmenin ne anlama geldiğini biliyor.

Örtünme emrini Allah vermiş ama Allah’ın başka emirleri de faiz yemeyin gibi. Bizim türban konusunda duyarlı mı duyarlı AKPliler ve Müsiadcı işadamları konu faize gelince neden bu çağın realitesi budur diyorlar? Serbest giyinmek de bu çağın realitesi değil midir? Sizce bunların derdi din midir? Kadın üzerinde tahakkum kurmak mı?

Örtünme erkek kıskançlığının bir sonucudur. Bunu üzerinde bu kadar vurgu yapılması bundandır. Benim de işime gelir ileride eşimin örtünmesi, böylece dışarıdaki risklerden korunur.Hatta eve kapansın daha garanti.Bu aile kurumunu korumanın en kolay yoludur. Dışarıda çalışan kadın dini u yönden eksik olur demek şu anlama gelir, ben kadını mutlu edemiyorum, başka alternatifleri olduğunu görüp kendisini mutlu eden başka birisini seçer, en iyisi bunun kılıfını bulayım. Tabii herkes böyle davranıyor demiyorum. Faiz kazancı yasağı gibi dinin en kesin emrini görmeyen , görmek istemeyen Müslümanların örtünme konusundaki hassasiyetlerini böyle açıklıyorum.
Ben bu olayları böyle yorumluyorum, belki benim fesatlığımdır.
Kur’an da yazılı olan her şeyi uygulamaya kalkarsanız başka emirler de vardır. Mirastan erkeğin aldığı payın yarısına razı olacaksınız, mahkemede kadın olarak bir başına şahitliğiniz geçmeyecek.

13 çuvaldız { 12.14.07 at 17:42 }

@Mister No,

Aşağıdaki ebru’yu izlemenizi tavsiye ederim.

http://www.youtube.com/watch?v=vl3GXJGrFjE&feature=related

Her zaman kargalar ve bülbüller olacaktır..

Bazılarımız içinde bulunduğu toplumun iyi huylarını Batıya,kötü huylarını da Doğuya mal eden,bülbülden kurtulmaya çalışan “karga”kopleksine sahip.Bir vasfın,olgunun “insan”algısındaki farklılıklar nedeniyle vuku bulan en uç uygulama örneklerine odaklanıp, “esas”ı gözden uzak tutmaya,yok etmeye meyilli davranıyorlar.

Ben de böyle yorumlıyorum.

Ben bu olayları böyle yorumluyorum, belki benim fesatlığımdır.demişsiniz, haklı olabilirsiniz,”belki”yi kesin kanaate dönüştürmek size kalmış,benim bu konuda bir yorumum olamaz.

14 T. Suat Demren { 12.14.07 at 18:38 }

@No,

Kur’an da yazılı olan her şeyi uygulamaya kalkarsanız başka emirler de vardır. Mirastan erkeğin aldığı payın yarısına razı olacaksınız, mahkemede kadın olarak bir başına şahitliğiniz geçmeyecek.

Bunu da içine alan bir konuda DD’de birşeyler yazmıştım, İslam, Kadın, tarihsellik ve Kuran’ın yorumu gibi konularda söylediğin konuya ilişkin bir açılım olabilir:

[...]

Kur’an’dan bir ayet gösterilerek buna veri olarak sunuluyor. Hiç mi “tarihsel toplum tasavvuru” diye birşey duymadınız? O zamanlarda toplumda kadın-erkek münasebeti ne boyuttaymış, İslam’ın gelmesi ile bu haklarda azalma mı olmuş artma mı olmuş, hiç mi düşünülmez?

İslam pekçok “devrim”ini tedrici olarak yapılmıştır. Kadın konusundaki “haklar” da buna dahil. Ve İslam öğretisi “donuk” değildir, ilerlemeye açıktır. Toplum yeterli kavrama yetisine sahip olsaydı ya da İslam farklı bir zamanda farklı bir coğrafyada ortaya çıksaydı, hiç kuşku olmasın ki ayetlerin formu da ona göre değişirdi.

Şekilciliği, ayetin indiği toplumun o anki hastalıklarına müdahale anlamına gelen tarihsel bağlamı bulunan emirlerin şekli yönünü bırakıp (Ki o ayet kadına şiddette çok büyük bir hafifletme ve erkeği bununla kısıtlayan bir bağlayıcılık arzediyordu indiği şartlarda) ardındaki gayeye bakılmalı.

Bunu biraz açayım.

Mesela oradaki “darp” kelimesini çok daha farklı anlamda yorumlayanlar var. Ama buna gerek bile olmadan şöyle söyleyebiliriz.

O şartlarda mekke/medine toplumunda kadının durumunu “iyileştirmek” için indirilmiş o ayet. Yani amaç kadına kötülük yapılmasını, ikinci sınıf insan muamelesi görmesini, şiddete uğramasını engellemek, bunu bir şarta bağlamak hafifletmek amacıyla, mevcut toplumsal soruna en kestirme yol olarak, o forma bürünmüş olarak indirilmiş. Nitekim o zaman da bu büyük bir gelişme, çünkü erkeği müthiş kısıtlıyor — dikkat “eskiye nazaran”

İslam donuk değildir, ilerlemeye dönüktür dedik. Toplumsal kabuller değişti, kadın bireyleşti. Şimdi orada “serkeşlik ederse hafifçe dövün” ayeti var diye “dur ben şu karıyı hafifçe döveyim buna izin var” demek bunu “verilmiş bir izin” olarak görmek İslam’ın özüne de şekline de herşeyine de aykırıdır. O bir izin değil bir kısıtlamadır, o tarihsel şartlarda devrimdir, bugun bunu çok daha ileriye götürmek de müslümanın başlıca görevlerinden birisidir. (Çok eşlilik ruhsatı/kısıtlaması da özde tamamen bununla aynıdır)

Bir yorumcu anlatmıştı, sanırım Haydar bey idi. Bir köyde çeşme başında kadınlar su doldururken birbirlerine “benim herif akşam bana bi patlattı, şöyle sarsıldım, sonra da halvet olduk” gibi bir övünç, eşi tarafından sevilme belirtisi olarak anlatıyormuş arkadaşlarına durumunu. Bize ne kadar saçma geliyor değil mi? Ama o homojen kültürde öyle bir yargı oluşmuş.

Bugün ise algılarımız tamamen farklı.

Bugün bir erkek, el kaldırdığı, fiziki üstünlüğünü kullanarak canını yaktığı bir kadın ile nasıl sevişebilir, onu öpebilir, nasıl olur da birbirlerine sarılabilirler, öyle değil mi?

Konuya dinler özelinde böyle bakmak gerek. Hele ki İslam gibi değişime açık, ilerlemeci bir dini “reforme etmek” ya da başka adlarla bir değişim gereğine vurgu yapmaya gerek duymadan sadece ve sadece “gaye ve hikmet” açısıdan yorumlamak sosyal değişimlere şekilsel değil ilkesel bir kabulle yaklaşmak bile tek başına yeterli olacaktır.

Bu sadece kadın konusuda değil. Had cezaları da, cihad ayetleri de, miras ayetleri de, indiği dönemin formuna bürünen diğer tarihsel ayetlerde de bu böyle.

İslam bir tevhid dinidir, bir ahlak dinidir. tek bir ilaha inanmayı, iyilik yapmayı emreder, anne babımıza iyi davranmayı, fakirlere yardım etmeyi, yetimi öksüzü korumayı, savaşta bile masumlara ilişmemeyi emreder. İslam’ın ahlak boyutunu tamamen gözardı edip, ahkamı da dar, tarihe hapsolmuş gaye ve hikmetinden soyutlayarak şeklen yorumlamak kadar günümüzde İslam’a zarar veren çok fazla şey yoktur.

Bu, modernleşmeye, küreselleşmeye ya da değişimle gelen bazı çirkinliklere ve bozulmalara teslimiyet demek değil, İslam’ı gerçek yönleri ile çağa sunarak, onunla bu çirkinlikleri düzeltmek, aşırılıkları törpülemek insanlığın çivisinin çıktığı mevcut dünyada ahlak ile temel insanlık ilkeleri ile toplumsal durumu iyileştirmeye katkıda bulunmak demektir. Müslümanın günümüzde en önemli görevleriden birisi de budur.

Hulasa edersem;

Kadın ve erkeğin biyolojik açıdan birçok farklılığı vardır; ama İslami açıdan ruhî öz, ilahî hitaba muhatap oluş ve sorumluluk açılarından özetle “birey” açısından aralarında hiçbir fark yoktur. Kadın ve erkek birbirinin eşidir, birbirirlerini tamamlarlar, biri olmadan diğeri yarımdır, kadüktür, kadın ver erkek eştir, eşittir.

“Bugün” eşine, kardeşine, sevgilisine, kendiden güçsüz, mütekabiliyet imkanı olmayan bir kadına vurmaya kalkan adamın -bunu ne adına yaparsa yapsın-, yaptığı hayvanlıktır, kendi acziyetinin göstergesidir. Bu kadar basit.. Kimse kendi kusurunu dinin üstüne yıkmaya kalkmamalı..

15 T. Suat Demren { 12.14.07 at 18:41 }

Arkadaşlar kusura bakmayın bu sıralar işleri de bahane ederek iyice kaytardım. Yorum yazmaya bile zamanımın olmadığı anlar oluyor.

Bir durgunluk var üzerimde buna başka sebepler de var, bilmiyorum belki de bu blogculuk işlerini bırakma zamanı geliyor yavaş yavaş..

16 T. Suat Demren { 12.14.07 at 19:33 }

Şu son yorumumu biraz daha açayım.

Bilen arkadaşlar var, derindusunce.org un yöneticiliğini Mehmet Yılmaz ile birlikte yapıyoruz. DD kurulduğu günden beri sürekli yükselen bir ivme sergiledi ve tam da bugünlerde başlangıçta tahayyül ettiğim hale geldi.

DD çok yazarlı bir platform olduğu için güncelleme hızı da yüksek. Hemen hergün yeni bir yazı ekliyoruz.

Başlangıçta ben de dahil tüm DD yazarları oraya bir takvim dahilinde yazıyorduk. Daha sonraları aksamalar yaşayınca takvim uygulamasını kaldırdık serbest bir hale getirdik yazma zamanını.. Bu çok daha iyi oldu, sitenin gidişatını değiştirdi.

Güncelleme hızı da yükselince ve sağolsun Mehmet’in de ısrarıyla burada yazdığım ‘bazı’ yazıları ikimizin istişaresi neticesinde DD’ye de eklemeye başladık. Son zamanlarda bu daha da arttı. Son 5-6 yazıya bakılınca bu görülebilir.

Önceleri DD için yazdığım yazıları kişisel siteme de eklerken buna dair bir not düşüyordum. Ama sonradan DD ile “Düşünceler”in okurlarının farklılık arzettiğini gördük. Ortak okurlar var ama çoğunlukla DD farklı bir okur kitlesine hitap ediyor. Her iki sitedeki tartışmalar da bunu gösteriyor. İstatistikleri de çok iyi durumda.

Aynı yazıları her iki sitede de gören arkadaşlar “bu ne yaw” diyebilir ama dediğim gibi ortak bir okur kitlesi olsa da DD’nin apayrı bir takipçi grubu var. Amaç da yazılarımızın, konuştuğumuz, tartıştığımız konuların daha çok kişiye ulaşması olduğundan şimdilik buna devam etme niyetindeyiz.

Aslında benim DD’yi kurma fikrini ortaya atarken amacim aynı fikirleri paylaşan bir sürü ayrı ayrı blogdan ziyade tek bir platform yaratıp odak kaymasına yol açmadan verimli bir paylaşım ortamı hazırlamaktı. Öyle ya bir sürü blogda gezinmek, yazmak, tartışmak zaman konusunda sıkıntısı olanlar için zor birşey..

Düşüncem de, DD istediğim hale, yani tam da bugünkü haline geldiğinde kendi blogumu kapatıp/DD’ye yönlendirip blog için ayırdığım vaktimi tamamen DD’ye vermekti.

Ama zamanla bu site de çok gelişti, kişisel basit bir günlük olmaktan çıktı takip edilen çok sıkı ve güzel tartışmaların yapıldığı bir platform oldu.

Yani şimdi burayı gözden çıkarmak gelmiyor içimden..

Dediğim gibi burada da güzel bir potansiyel var, güzel tartışmalar oluyor. DD’ de çok iyi gidiyor ama DD ile burasının okur kitlesi arasında da farklılılar var.

Ama bir yandan da DD ile daha fazla ilgilenmek istiyorum. Her ikisine birden vakit ayırmam da imkansız, çünkü işleri yoğun olan, ailesine düşkün birisiyim. Yani DD ya da düşünceler için (veya her ikisi için) bir gün içinde toplamda 1.5-2 saatten fazla zaman ayırmam çok zor. (Ayrıca ayırmak da istemiyorum, sonuçta bir net ortamı..)

Bakalım zaman ne göstereck. Şimdilik böyle devam edecek gibi görünüyor..

17 Deniz { 12.14.07 at 20:42 }

Suat Bey,
Siz Düşünceleri satışa çıkarın. Açık artırma şeklinde şeklinde olabilir mesela.
Ben bu işleri fazla bilmem, bu sitenin aidatı var mı?

18 Deniz { 12.14.07 at 20:43 }

Ben siteyi sizden 1 ytl ye devralayım, yalnız yayın çizgisi kökten değişir onu söyleyeyim :)

19 T. Suat Demren { 12.14.07 at 21:36 }

@Deniz,

Sitenin aidatı yok, yıllık masrafı var.

10 $ domain ve 60 $ host ucreti olmak uzere yıllık 70$. Bu kadar. :-)

“Ben siteyi sizden 1 ytl ye devralayım, yalnız yayın çizgisi kökten değişir onu söyleyeyim :)”

:-))

Yemezler, satılık site yok. Ama http://www.denizindusunceleri.com ismini alalim sana, kurulumunu yapıveririm.. :-)

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: