Eve Dönüş, Dawkins vesaire..
Birkaç gündür yoktum, akşam geldim.
Akşam biraz yorgunluktan biraz da zorunlu istirahatten uzanırken, can sıkıntısıyla gözüm televizyona takıldı, Kanal D’de 12 Eylül’den bir enstantaneyi trajikomik biçimde sunan “Eve Dönüş” filmi oynuyordu. Seyrettim, güldüm, düşündüm..
Sonra geç saatlerde nete girdim birikmiş mailleri cevapladım. Bloglara baktım biraz. İzlenimler’deki yorumlarda R. Dawkins’in “The God Delusion” (Tanrı Yanılgısı) adlı kitabına soruşturma açıldığını öğrendim, vesaire.
Film ile soruşturmayı üstüste koyunca düşünüyorum da yine de epey mesafe katetmişiz 25 yılda. İyiyiz yani, “12 Eylül işkenceleri”nden bugün bu işkenceleri konuşma(bilme), eleştir(ebil)me noktasına geldik. Bilgi çağındayız.. Değişim süreci işliyor, geriye de döndürülemez.
Ve bu bir tepeden inme proje ile olmadı, tepeden inenlere rağmen oldu, kendiliğinden, olağan bir değişimdi. Bu yüzden sağlıklıydı ya..
Bu da değişecek, gün gelecek bir kitap için soruşturma açmanın gereksizliğinin, aynı gerekçelerle dini kitaplara da soruşturma açılabileceğinin farkına varılacak.
Gün gelecek, savcının ciddiye alıp soruşturma açmasına da gülünecek, kanunlarımızın bir zamanlar bu tip şeylere müsade veriyor olmasına da.
Gün gelecek normalde çok fazla dikkat çekmeyecek bir kitabın bu biçimde bir refkesle reklamının yapıldığı ve şikayet edeninin amaçladığının tam tersi bir sonuca neden olduğu net biçimde anlaşılacak..
Gün gelecek maddi bir zarara yol açmayan her türlü ifadenin, düşünce ve bunu ifade etme özgürlüğüne girmesi gerektiği de kabullenilecek.
Birisi “Tanrı diye birşey yok, salaklar inanıyor” mealinde birşeyler yazmış, yazsın. Birisi de aynı argümanlarla onunla dalga geçmiş işte.. Ortamda kıstlayıcı birşey yok..
Kişi bir kitaptan korkuyor, inandığı teolojiden kuşkuya düşebileceğini düşünüyorsa ya teolojisi ya da kendi bilgi ve kavrama yeteneği sağlam temellere dayanmıyor demektir; sorgulaması gerekir, sorgulama iyidir.
Neyse, konu çok işlenecek. Biraz dinlenelim devam ederiz yine..




34 comments
Dawkins’in kitabını “aslında tanrı yok ama salaklar inanıyor”a indirgemek hem kitabı yanlış tanıtmak hem de biraz komik olmuyor mu? Tabi kitabı okumadan bu yorumu yapıyorsanız o daha da fena.
@DB,
Yazının ana fikri Dawkins’in kitabı değil.
Kitabı tanıtmak gibi bir derdim de yok. Ama ayrıca içeriğini konuşacaksak konuşabilirz tabi..
Selamlar.
@TSD
Yani kitap hakkında istediğiniz gibi uydurma hakkınız var öyle mi?
@DB
Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunduğum bu başlıkta bu yargı şaşırtıcı doğrusu.
Hiç okumamış bile olsam, okuyanların bazı yargılarına güvenerek böyle bir şeyi söylesem bile buna hakkım var. Özgürlük dediğimiz şey bu.
Kaldı ki ben kitaptan pekçok bölümü de okudum. Bir şeyin olmadığını ispatlamak için girişilen hummalı gayret kadar saçma kaç şey olabilir? “Yok”un ispatı kategorik olarak mümkün değil iken bunu görmezden gelerek gayret sarfetmek, daha başlangıçta “var”ı “önkabul” (hatta ontolojik) olarak “var” kabul etmeyi gerektirir.
Dawkins iyi bir alayı hakediyor, tıpkı verdiğim videodaki gibi.
Bunlar da benim “düşüncem” ve işte bunu şu satırlarla “ifade ediyorum.”
Ama yazının ana fikri bu argümanlar değil.
Yazının ana fikri, tıpkı benim bu düşüncelerimi ifade etme özgürlüğümün olması gibi Dawkins’in de aynını benim (ve benim gibi düşünen teist/deist ya da dindarlar) için düşünme ve bunu ifade edebilme özgürlüğünün olması.
Daha net anlaşıldı mı?
@TSD
Ama birilerinin de hatalı olduğunuzu gösterme hakkı var.
Kitapta yokluğun ispatına yönelik hiçbir şey yok. Kaldı ki Dawkins tanrının yokluğunun ispatlanamayacağını söyleyen biridir. Kitapta tanrının varlığına dair delil olarak kullanılan argümanların geçersizliği ve tanrının varlığını neden “neredeyse” imkansız olduğu anlatılmaya çalışılıyor. Yoksa yokluğun ispatı gibi bir çaba yok kitapta.
Vereceği doğru düzgün bir cevabı olan biri öyle bir video yapmaz. O video sanal mastürbasyondan başka birşey değil.
Buna itirazım yok. Benim söylediğim şey yanlış şeyler söylediğiniz, Dawkins’in kitabındaki görüşleri çarpıtarak aktardığınız.
Daha net anlaşıldı mı?
Bu uzun vadede hersey iyiye gidecek tarzinin dogru cikmasini isterim de, dogru cikacagi hususunda ikna oldugumu soyleyemem.
Bakin bloglardaki laklak dahil simdiki kutuplardan da gordugumuz “X’e degil cagdasliga karsi”, “Y’ye degil Turkluge karsi” tarzinin “bana degil Islam’a karsi” seklini bugun birisi gazetesindeki kosesine aksettirmis, mutadimiz uzre “benim isime gelen batida yapiliyor zaten” mealindeki imayi yaptiktan sonra ‘hukuk’u goreve cagirmis. Alinti suradan:
Batı’da sanal âlemle ilgili ciddî hukûkî önlemler alınmaya başlandı. Türkiye’de henüz vaziyet, “gücü gücü yetene”den ibaret. Ekşi Sözlük türü, her tür söylemsel şiddete, iftiraya, karalamaya, hakarete, “çamur at izi kalsın” ilkelliğine, vandalizmine, paganografisine sonuna kadar açık mecraların artık hukûkî takibe alınması gerekiyor.
Pakiyi “paganografi” nedir? O linkte kelimeyi uyduran anlamini vermis, ama bir de soz konusu sozluge bakmakta fayda olabilir.
Bence de nette yanlis bir bilgi varsa, devletimizin yeni kurdugu Bilgi Ihbar Merkezi‘ne ihbar edilmeli. Degil mi efendim?
Bülent Bey,
Yusuf Kaplan’ın bugün yazdığı yazıyı okuyunca aynen ben de sizin verdiğiniz tepkiyi verdim. Pes doğrusu diyorum başka şey demiyorum.
Bu arada bu ‘hukuki takibe alinsin’ denen sitede Adnan Oktar ve Harun Yahya basliklarinin artik olmadigini, site kurucusunun ve avukatinin da ugrasip Wordpress’in erisim yasagini kaldirttiklarini hatirlatayim. Fusun hanimin konuyla ilgi haberi ve kisa roportaji soyle: http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=19504
Biraz daha kurcaladim. Kaplan demis ki:
Görebildiğim kadarıyla Ekşi Sözlük’te, üç tip, kafayı takmış durumda bana: Avasas, hotagu ve loststone “nickname”lerini kullanan tipler. Üçü de benden değil, İslâm’dan nefret eden tipler bunlar.
Bakalim bu ‘nefret’ hatta ‘Islam’dan nefret’ nasil oluyormus:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=yusuf+kaplan/@avasas
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=yusuf+kaplan/@hotagu
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=yusuf+kaplan/@loststone
Bu girdiler uzerine yukarida alintiladigimi yazanin ‘hukuki takip’ derken aklinda ne oldugunu, neden tatmin olacagini da merak ediyorum.
@DB,
“Ama birilerinin de hatalı olduğunuzu gösterme hakkı var.”
Hatalı olduğumu göstermeye çalışmanıza engel mi oldum?
Bu engeli koysam haklısınız. Koymadım, geldiniz fikrinizi belirttiniz. Ben ise katılmadığımı, gerekçemi söyledim. Tekrar cevap yazdınız. Yine engel yok.
“Çarpıtarak aktardığınız” kısmı sizin vehminiz, ben kitaptan onu anlıyorsam, siz bunu beğenmiyorsunuz diye beni engelleyecek misiniz? Hayır, değil mi? En çok cevap yazarsınız, nitekim de yazdınız.
İşte ifade özgürlüğü. Bu başlığın da anafikri de zaten bu, Dawkins ya da kitabı değil.
Sorun nedir?
“Bu arada bu ‘hukuki takibe alinsin’ denen sitede Adnan Oktar ve Harun Yahya basliklarinin artik olmadigini, site kurucusunun ve avukatinin da ugrasip Wordpress’in erisim yasagini kaldirttiklarini hatirlatayim.”
Eee bloglara girilemiyor ya hala?
Eee bloglara girilemiyor ya hala?
Heh, bu da benim *okyemem oldu. Tabii ben farkinda degilim, dogru simdi baktim Telekom’un DNS sunucusundan hala kapali gozukuyor, dogru. Acaba Fusun Hanim onlari yayinladigi zaman acilip sonra mi kapandi? Kasimdaki haberde karar alindi diyor cunku.
Telekom sunucusu 195.175.39.39′dan inikas.wordpress.com’a baktim, 212.175.13.55 dedi, ama besbelli Telekom’un soyledigi bu cunku yetkili nameserver olarak “ns.company.lan” bilgisini veriyor (wordpress’in yetkili sonuculari nsX.wordpress.com diye gidiyor). Neyse orasi da su:
http://212.175.13.55
Dogrudan o IP’ya bakinca ‘Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir’ cikiyor. Telekom DNS sonucularindan bakan bir makinedeki firefox’u kullanir gibi yapinca “T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir” eki de cikiyor. Herhalde o IP’deki makine siteler sansurledikce ona gore ayarlanacak. Neyse, belki bunlar da ‘ihbar edilecek bilgi’ kapsamina girer yeni bir kanunla, fazla konusmayayim ben. Dediginiz dogru yani buradan gorebildigim kadariyla.
@TSD
Kitapta Dawkins “inananlar salaktır” mı diyor veya siz kitaptan bunu mu anlıyorsunuz? Tam tersine tanrıya inanan ve çok akıllı olan insanların varolduğundan bahsediyor kitapta. Tabi kitabı okumadan yorum yapınca böyle oluyor.
@DB,
Sabrımı mı deniyorsun? Nedense seni eski yorumcumuz Sawyer’e benzetmeye başladım.
Evet, Dawkins’in kitabının ana teması bu. “Bazı salaklar tanrı diye birşeye inanıyorlar ama bu bir yanılgı, aslında tanrı yok” diye bir “salaklık” yapıyor Dawkins, üstelik çok zeki olduğu halde ideolojik kabullerine esir düştüğü için.
Bu “benim fikrim”, dieyen kabul eder dileyen etmez. Kitabın da en önemli kısımlarını okudum. Hepsini de okurdum da para vermeye değmeyeceğini düşündüğüm için almadım.
(Bak bir cümlede salak ile zekinin zıt anlamlar içerMediğini de göstermiş oldum. Dawkins’in “tanrıya inanan salaklar arasında son derece zeki insanlar var” demesini de doğrulayarak. Capish?)
Bülent Bey,
O söylediğiniz teknik zımbırtılardan anlamıyorum ama ben çok sık kontrol etmeye çalıştım ve bildiğim kadarıyla hiç açılamadı wp blogları. Bu ne biçim iştir, yukarıda verdiğiniz linke de gidip okudum, ama ne dediklerini anlamış değilim. Dava açmış Kapanoğlu, kazanmış, eeee? Bi tek kendi bloğu mu açılmış acaba? Öyle şey olur mu?
@TSD
Sizinle uğraşmaktan sıkıldım. Ne düşünüyorsanız düşünün. Ben neden düşüncenizin bana göre yanlış olduğunu söyledim. Dawkins kesinlikle inananlar salaktır falan demiyor. Tanrı inancını bir aptallık olarak görse zaten inanmayanlara yönelik olarak böyle bir kitap yazmazdı. Bu kitap inanmayanlar için yazılmış bir kitap değil, inananları tanrı inancının rasyonel olmadığına ikna etmek için yazılmış bir kitap. Eğer inanmayanların salak olduğunu düşünce bu yazdıklarını anlayamayacak olduklarını düşünür ve onları ikna etmeye çalışmazdı.
Sizin yaptığınız şey Dawkins’i karikatürize etmekten başka birşey değil. Capish?
Metin bey,
Bu ne biçim iştir, yukarıda verdiğiniz linke de gidip okudum, ama ne dediklerini anlamış değilim. Dava açmış Kapanoğlu, kazanmış, eeee? Bi tek kendi bloğu mu açılmış acaba? Öyle şey olur mu?
Kendisininki de acilmamistir herhalde o durumda (bakmadim). Dogru bir soru soruyorsunuz ama bunun cevabini bulmak icin benim ugrasmam lazim. Hic icimden gelmiyor simdi Turk internet dunyasina tekrar bulasmak. Bayagi hevesli ve gayretliydim evvel zaman icinde milletin eline batiyla zemini esitleyen bir imkan gececek diye ama goruyorsunuz iste manzarayi: milletin konustugu blog platformlarina engel, wikipedia gibi beraber olmasa da — herhalde bize daha uygun, ve buranin urunu — bir ayni yerde konusma platformu hakkinda elli turlu ‘hukuk ezsin’ cagrisi ve meclisimizin bize son hediyesi, ismi dahi akla ziyan ‘Bilgi Ihbar Merkezi’ vs. vs. Bunlar da hesapta iyilik etmek isterken olan, ve ben bazen icimden ‘asil serrin kucaginda olan bunlar’ desem de hayri bilip samimi sekilde hayra hizmet ettigini dusunen guruhun yaptigi/destekledigi seyler ustelik. Ben ne edeyim, bazen Hasan Mutlucan esliginde, bazen sloganlar, bazen de tekbirle ayagimiza kursun sikiyoruz iste.
Ben de birşey anlamamş, Bülent Bey’i tekrardan yormamk için de ses çıkartmamıştım.
Şimdi mahkeme kararı çıkıyor, adam elektiriği keser gibi şak diye engeli kouyuyor. Sonra karar bozuluyor ama engel teknik sebeplerle hemen kalkamıyor. Böyle bir absürdlük mü şimdi olan?
@DB,
Sizin yaptığınız şey Dawkins’i karikatürize etmekten başka birşey değil.
Tabii ki karikatürize [de] ediyorum. Çünkü bunu [da] fazlasıyla hakediyor.
Bilemiyorum Suat bey, turk.internet.com’a ulasmak kabil, Fusun hanim cok caliskan, vatansever ve (ustelik) ulasilabilir biridir, benden de selam soyleyin bir ilisin isterseniz. Ben e-maillerime dahi yetisemiyorum su anda araya girmeyeyim, ama sektorle temas icin dogru adreslerden biri orasi (Internet ve Hukuk platformu da var bir googlelayin isterseniz). Isin teknik tarafini genel icin/olarak soyleyeyim: bu yapilmaya calisilan duzgun yapilacaksa interneti bogmak lazim teknik acidan, yani yandan dolasmayi simdikinden zor hale getirip, bu imkanlari (hatta bilgiyi) saglayani da pisman etmek gerekiyor. Bunu tek bilen ben degilim memlekette elbette, ama konusulmamasi o kadar manidar ki icimde kalan elleme istegini de yok ediyor. Manidar derken iyi saatte olsunlardan bahsetmiyorum, genelde okumus/bilgili insanlarin tarzindan bahsediyorum (yesil pasaportlu akademik unvanlilar dahil).
Biraz bakindim (yorumlara bakin): http://www.bildirgec.org/yazi/wordpress-yasagi-kalkti
Cifit olmaya devam ediyorum. Alinti suradan:
Türk aile yapısına aykırı yayınların durdurulmasına ilişkin süreçte, RTÜK tarafından kesilen cezaların yargıya taşındığını, yargının ise bilirkişi tayin ettiğini belirten İncekara, ”Aile reisi babaya, bir dizide köpek rolü verilmiş. Bizim ve RTÜK’ün ‘Aile yapımıza uymaz’ dediğine, bilirkişiler ‘Uyar’ diyor. RTÜK yetkilerinin daha hızlı ve etkin kullanılması konusunda yasal düzenleme yapılmalıdır, yetkileri artırılmalıdır” dedi. (vurgu benden)
Bu bahsedilen RTUK’un baskaninin sahuru beklerken TV’ye telefon acip ’sifatiyla’ nutuk atmasini, ve onun pesinden basina sifir is gelmesini burada konusmustuk. Sanki kanuni yetkisinin disina cikinca basina birsey geliyormus gibi yapilmasi komik olmus. Rejimin asker vesayeti altinda olmasina karsi cikmayi biliyoruz da, vatandasin eglence dahil her faaliyetinin burokrat ve hukumet vesayeti altinda olmasina masallah pek hevesliyiz. Yargi dahi karisamasin istiyoruz galiba, yargi iyi calismiyorsa yetkisini yok edelim gitsin diyor da olabilir bu mebus — oyle ya secilmislerin atadiklari kutsaldir en iyisini bilir nasil olsa.
Kitleleri temsil etme pozundakiler ve partizanliktan ne yapacagini sasirmis insanlardan ya AKP’nin adamlarina ses cikmiyor ya da beze muhalif olup hanimlarinin basindakiyle ugrasmaktan firsat bulamiyorlar. Pekiyi ‘adamiz’ diye ortada dolasan sol veya sag liberallerin devamli yetki edinip olanini da arttirmak isteyen bu insanlarla ne isi var? Kim yapacak muhalefeti? Bruksel’deki ‘medeni’ ve tapilasi abiler mi? Bu mudur hesap?
Valla haklısınız Bülent Bey. Denge fena halde kaçıyor. Anlaşılmaz oluyor bazı şeyler. Bazı insanlar asker vesayetine karşı çıkma sebebi olarak, salt muhafazakarlığa yapılan baskıdan kurtulmayı görüyor olmalılar. Liberaller de klasik tepkilerini gösteriyorlar.
Oysa “otorite” denen şeyin sadece askeri vesayet kısmı yok, bu kimin elinde olursa olsun belli mahzırları var. Ardına “kendi istediklerini yapacak, aynı düşünceye sahip” insanların erkini alanlar maşaallah mazlumluğu çok çabuk unutup farklı düşünenleri ezmeyi neredeyse bir hak olarak görüyorlar.
Siz bana da yükeniyorsunuz bazen aynı anlamda. Ben konu tercihi yaparken bunu görmüyor değilim ama sanırım dağılıma bakınca “ilk önce kurtulunması gerekenler” daha ağır basıyor.
Bülent Bey’den bir taş daha yedik. Ama hakettik mi haketmedik mi tam emin değilim. Siyasal kültürel donanımları sosyolojik-köylülük düzeyini aşmayan adamların özgürlükçü kesilmelerinin kendine yontmadan öteye geçemeyeceğini biliyorduk ama bunca eziyetin onlarda az da olsa bir hak-hukuk-özgürlük-demokrasi bilinci yarattığını düşünüyorduk. Yanılmışız. Statükoyla pek güzel bütünleştiler maşallah, Allah nazardan esirgesin! Faşizmin kuyruğuna takılan Tandoğan-Çağlayan mitingçisi yarımakıllı beyler-hanımlar, gördünüz, korkacak birşey yok; laikçisinin de “dinci”sinin de derdi aynı: Topluma nefes aldırmamak, bu topraklara demokrasinin d’sinin değmesine izin vermemek. Efendilerinizin zihniyeti bu topraklarda payidar kalacaktır, bundan kuşkunuz olmasın.
Hay Allah, Suat bey Metin bey aklimdakiler siz degildiniz bu sefer! (Evvelce zaman zaman tas attigimi kabul ediyorum). Daha ziyade bu tip ifade ile ilgili konularda gercek veya sisirilmis her problemin uzerine cozum olarak devlet mudahalesi ile gitmenin nasil bir sonuc verecegini, merkezi/guclu/burokrat insiyatifinde yapilar kurmanin mahzurlarini bilmeleri gereken kalem ve sifat sahiplerinin sessizligi idi aklimdaki. ‘Adamiz diye dolasan’ demisim zaten, isinde gucunde ve nette ara sira laklak eden normal vatandas degioldi aklimdaki.
Suat bey,
Ben konu tercihi yaparken bunu görmüyor değilim ama sanırım dağılıma bakınca “ilk önce kurtulunması gerekenler” daha ağır basıyor.
Siz TRT degilsiziniz ki bir ‘denge’ gozetmek kayginiz olmali diyelim? Elbette keyfinize gore konu sececeksiniz. Ona bakarsaniz memleketin buyuk problemi fakirlik ama burada yok netti yok ifadeydi konusup duruyorum.
Metin bey,
Faşizmin kuyruğuna takılan Tandoğan-Çağlayan mitingçisi yarımakıllı beyler-hanımlar, gördünüz, korkacak birşey yok; laikçisinin de “dinci”sinin de derdi aynı: Topluma nefes aldırmamak, bu topraklara demokrasinin d’sinin değmesine izin vermemek.
Ara sira ‘fasizm hep var’ mealinde alintilar yapardiniz ya bilemedigim meshur insanlardan, bu da oyle belki. Ne derece fasisttir insanlar tartmak zor, ama fasizme donebilecek yapilarin kurulmalarina ‘kolaylik’ acisindan taraftar olunmasi yeni veya bilinmedik birsey degil. Aklinizdaki ‘demokrasi’ sandiktan cikan herseyi yapar demokrasisi degil herhalde. Su anda aklinizdakine yakin seyleri ortaya cikartacak sekilde hareket edecek kitlelerimiz yok. Devletin saglayabildigi okuma imkanlarina belki digerlerinden bir nesil fazla zamandir ulasabilen kalabaliklari bahsettiginiz mitinglerde gordunuz ve begenmediniz. Onlar oyleyken belki daha az egitime ulasimi olanlar nasil olacakti?
Ciddi olcude hayatinin akisina hakim olabildigi dusuncesinde olan ve fikren bireylesmis bir orta sinifimiz mi var ki ’sana ne oluyor? karisma!’ seklinde tepki versin sectigine? ‘Basortusune karisma’ demek onun alameti degil ki? Bilerek ve isteyerek hatta subvanse ederek “bu Allah’in emridir” deyip, devletin bir tarafinin devletin diger tarafinin onune kizlari surdugunu ve ezdirdigini (yakin ornekler aklimda simdi) goruyoruz iste. Bu filmi baska sekilde de gencler devlet gucunun onune surulurken seyretmedik mi?
Ortunme konumuz degil ama yine buralarda davul gibi sismeme sebep olan ‘tam kiyafet serbestisi’ cozumu laflarini aklima getiren birsey gordum bugun gunluk gazetelerden sIkIlma seansimda, onu satayim:
Prof. Ergun Özbudun başkanlığındaki bilim grubu, hazırladıkları taslağa üniversitelerdeki türban sorununu çözmek üzere ‘Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz’ ve ‘Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir’ ifadelerini koymuştu. Ancak farklı bir yoruma ve uygulamaya neden olabileceği, cüppe, şort, kara çarşaf gibi kıyafetlere de üniversitelerin kapısı aralanır kaygısı nedeniyle bu ifadeler kabul görmemişti.
Goruldugu gibi cubbe veya sort gibi fevkalade zararli seylere de kapi aralanalacagi icin kabul edilmez bulunmus serbesti. Makul tabii, basini orten kizlarin problemi cozuluyor yoksa genel bir serbesti arzusu olmadigini zaten biliyoruz. Ifade ile ilgili yasaklar da ayni sekilde, “olur mu canim oyle isteyen istedigini yayinlasin, sonra kutsala veya sahsa hakaret olur, ustelik ciplak vucuda bakabilir insanlar” demekle “olur mu canim oyle isteyen istedigini giysin, sonra sort giyerler cubbe giyerler ciplaklik veya gericilik olur” arasinda tarz acisindan cok buyuk bir fark yok. (Fark var tabii, tarzdan bahsediyorum).
Bizim su anda ‘kaldirabilecegimiz’ cozumler ve uslup ozgurlukcu degil gibi gozukuyor. Bu baglamda benim minicik arzum sadece bu ozgurlukcu olma laflarinin edilmemesi, kelimelerin icinin bosaltilmamasi, baskinin ve baski odaklarinin mahiyeti degisirken olanin isminin dogru konmasindan ibaret. Internet’e doneyim, o tur bir anarsik yapi burada insanlarin aklina gelecek birsey degildi zaten. En okumus kesimimize bile ilk gorduklerinde ‘aha bunu Amerikan devleti idare ediyor, onlarin kurallari onlarin yektilileri’ desek gayet normal gelecekti (tecrubeden biliyorum). Boyle sansur ve yasak kurullari olmasi, kanun/yonetmelik hazirlanirken ruhsat/kunye ve tek noktadan trafik kontrolune izin filan zaten oldugunu varsaymaya yatkin oldugumuz, aksini pek dusunemedigimiz seyler. Olabilsek, bunun farkinda olmamiz bile kardir.
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=45632
Düşünceler, aktif ve ziyaretçi sayısıyla da yoğun bir site. Bu konunun az da olsa sitenizde uyugun gördüğünüz takdirde işlenmesini istiyorum. Bu yorumu onaylamayabilirsiniz.
Selamlar.
Heh, bu Yusuf Kaplan/Ek$i sozluk cekismesi aslinda bir mini laboratuara dondu. Sozlugu olusum olarak inclemek beni cok asar. Kaplan kimdir nedir diye de biraz bakinmama ragmen onu da bilemiyorum. Yalniz gorebildigim kadariyla kabiliyetli insanlarimizin — hele yurt disina gidip okuyup dondukten sonra — kucuk koyun buyuk agasi kiligina girmeleri ve tekamul etmeyi birakip baska yollara sapmalari/itilmeleri ile ilgili sezdigim bazi seyleri hafif tertip teyid eder mahiyette isler oluyor galiba.
Sosyal bilimlerde cahil olsa da baska isleri duzgun yapmakta olan normal vatandasin net uzerinden ‘ne diyon kardesim sen?’ diye el ustunde tutulanlara bulasmasi, krala parmak denemesi yapip ciplak mi degil mi diye bakmak midir yoksa bildigimiz anti-elitizmin baska bir tezahuru mudur iyi incelemek gerekebilir. Ben aradaki cizgiyi net goremesem de, bu yilan hikayesine donen atismanin ilk ihtimale yakin oldugunu dusunuyorum.
Esas dikkatimi ceken, bu kadar ozgurluk konusulan memlekette tetikleyen ilk makalede Kaplan’in yaptigi ‘hukuki takip’ cagrisinin ne menem birsey oldugunun pek anlasilmamasi ve bugun bu sefer elinde yeterli malzeme oldugunu dusunen ayni yazarin bunu tehdit vesilesi yapmasi. Sozluk girdisini vereyim, belki ilgilenen cikar:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=eksi+sozluk+yazarlari+ozur+dilesinler+bagislayayim
Eksik kalmasin bunu da kaydelim. Sozlukculer Kaplan’in yazisini mahkeme karariyla tekzip etmisler. Ben fazla yorum yapmayayim, basinla bu sekilde ugrasirken olabilecek pis islerin bir kisminin oldugunu soyleyen bir de girdi var oranin avukatindan ona link vereyim:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12383376
Yine yorumsuz iki girdi daha ekleyeyim:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12383652
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12485095
(Goruyor musunuz Suat bey?)
:-)
Bu Tekzip meselesini yazacaktım ama elim değmemişti.
Şu kadarını söyleyeyim; sözlük yazarlarının yorumlarını okudum, sınıfta kaldı pekçoğu gözümde. Tekzip gibi bir kılıcı kullanmaları ve sevinmeleri şikayet ettikleri YK zihniyetinden -nitelik ya da nicelik olarak- farklarını bırakmıyor. Ekşi sözlük girdileri tekzip edilmeye kalkıldığı ya da ekşi sözlük benzeri hukuksal gerekçelerle kapatılmaya çalışıldğı zaman ne diyecekler merak etmemek elde değil.
Bu arada Yeni Şafak da tekzip metnini yayınlarken işi ağzına yüzüne bulaştırmış, daha beter olmuş. Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.
Yaa iste. Evet. Ben o ilk linkteki girdiyi ’sadece bu gormus galiba’ diye girmistim buraya zamaninda ama spam olmus. Simdi diger basliga o hocalari dava etme haberini girince aklima geldi, mini laboratuarimizdaki deneyin durumuyla ilgili haber vereyim dedim. Sosyal bilimicler tez bile cikartabilirler bunlardan herhalde.
Bu arada Yeni Şafak da tekzip metnini yayınlarken işi ağzına yüzüne bulaştırmış, daha beter olmuş.
Bakin hic kanunu karistirmadan bu baglamda kimin neyin ne oldugunu acikca gormustuk halbuki. Kanun karisinca kimsenin de islah filan oldugu yok, sedece evvelce belli ettikleri DIITliklarini teyid eder sekilde hareket ediyorlar. Odunu gorunce duzgun insanmis gibi davranip duzgun gozuken laflar etmek islah olmanin alameti degil, islaha muhtac bir halde oldundugunun anlasildiginin alameti de degil. Sadece odunun gucunu gosteriyor.
Aynen öyle. Dediğiniz gibi mini labaratuvar bu olay. Kanun işin içine girince de neler olduğu da görülmüş oldu böylece; her iki taraf için de..
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: