Ormanı Görmek
Aslında bu satırları şuraya yorum olarak yazmaya başladım ama uzayınca yazı olarak gireyim dedim.
PKK terörürün azması, aniden beliren savaş tamtamları tam olarak ne anlama geliyor?
Bu konuda kafamdaki resim yavaş yavaş tamamlandı sayılır. Küresel boyutunu da oturtabilirsem daha geniş bir yazı haline getirebilirim, ama zor görünüyor, çünkü boyumu hayli aşan bir analiz olur bu. (Bu konuda -her ne kadar çok katılmasam da- Mahir Kaynak’ın şu görüşleri farklı bir bakış açısı olarak fikir verebilir.)
Ben son yükselen saldırıların hem iç hem de dış dinamikler açısından bilindiğini, izlendiğini ve kullanıldığını düşünüyorum.
Bu, belli bir planın hazırlanıp uygulamaya konması demek anlamına gelmeyebilir. Zaten halihazırda savaşan bir düşman var, sadece ‘kör gözüne parmağım’ onun üstüne gitmek bile terörü yükseltmeye yarayabilir.
Geriye bunun üzerinden uygulanacak senaryolar kalır.
Terörün yükselmesi kimin işine yarar?
Tabii ki PKK’nın kendi amaçları var. Beslendiği şey de yine bizim kendi hatalarımızla oluşturduğumuz bataklık. Örgüt kendi amaçları açısından en doğru bildiğini yapacaktır. Başka yazılarımda da değindiğim gibi PKK Güneydoğu’da AKP sebebiyle giderek kaybettiği nüfuzunu koruyabilmek için bölgede çatışmayı arttırmayı ve mümkün olursa bunu K.Irak’a da yayarak genişletmeyi amaçlıyor. Şu ana kadar da uyguladığı strateji buna uygun.
Türkiye’nin teröre yönelik sert tedbirler alması da kaçınılmaz olacağı için bölgede puslu ve yoğun militer bir hava olacak. Bundan da en çok Güneydoğu halkı etkilenecek. Haliyle PKK’nın varlık sebebi bu olduğu için de istediği böyle bir tablo.
Terörün yükselmesi başka kimin işine yarar?
Bilindiği gibi K. Irak’ta bağımsız bir Kürt Devleti senaryosu ABD işgalinden sonra çok ciddiyet kazandı. Irak’taki kaotik ortamda derli toplu, ne yaptığını bilir vaziyette gözüken tek bölge K.Irak oluşumu. K. Irak adım adım bağımsızlığa doğru gidiyor.
Türkiye’nin ise bir devlet politikası olarak Kürt Devleti’ne şiddetle karşı çıktığı sır değil.
Sakın bu terör, K. Irak’taki oluşumu engellemek amaçlı bir harekat için ‘atlama tahtası’ olarak kullanılmak istenmesin? Terör bahane edilerek girişilecek bir harekat “Bu işin kökeni Barzani” denierek oraları da kapsayan geniş çaplı bir işgale dönüşmesin?
Hürriyet yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün son zamanlardaki yazılarına dikkat ettininiz mi? Nasıl bir militarist hava var. Hedefte de kimler var kimler.. Özellikle de Barzani. Sloganın, hamasetin bini bir para..
Düşünün GK Başkanı, Ertuğrul Özkök ile telefonlaşıyor ve ona Barzani’yi hedefe oturtan yazısı için “işte teşhis bu” diyor. Özkök’de bunu yazıyor. Garabete bakın, iş köşe yazarlarına kalıyor, eğer teşhis gerçekten böyleyse bile bunu saklayıp ciddiyetle bir devlet politikası olarak çözüme odaklanması gerekenlerin başında gelenlerden birisi ise bunu faş ediyor. Vah ki ne vah..
Özkök’ün nasıl psikolojik harekat neferi olduğunu biliyoruz. Bugünlerde Özkök gibiler eliyle ülke tam da bu istenilen havaya sokulmuş durumda.
Bütün bunlar tesadüf olamaz.
Bu senaryo da dahil birçok başka senaryo kafamda uçuşurken bazı gelişmelerin ve dillendirilen benzeri yorumların da etkisi ile benim de kafamdaki resim netleşti. Ve bu resim maalesef içaçıcı bir resim değil.
Yine bazı yorumlarda Barzani’nin de olan biteni doğru okuduğu, hedef tahtasında kendisinin olduğunu bildiği ve tepkilerinin de bu sebeple olduğu öne sürülüyor.
Bu mümkün elbette ama bu durumda Barzani’nin niçin Türkiye ile işbirliğine giderek beraberce PKK’yı temizlemeye girişmediği gibi sorulara muknî cevap vermek pek mümkün olmuyor. Bilindiği gibi Özal zamanında Barzani PKK’ya karşı bizimle birlikte savaşmıştı. Şartlar o zamandan beri çok değişti ama Barzani bugün eskisinden çok daha güçlü. Barzani’nin şu aşamada ne düşünüyor olabileceğini konusunda açıkçası kafam net değil, bakalım zaman ne gösterecek.
Tüm bu senaryonun üzerine bir iç dinamik olarak aynı sopayla iç siyaseti biçilendirmeyi de kattığımızda (seçim öncesi yükselen terör ve istenen CHP-MHP birlikteliği gbi) resim epey oturuyor. “Bizim kendimize has durumlarımız var, fazla demokrasi bize yaramaz” diyenlerin varlığının bir sır olmadığı, üstelik bunu dillendirenlerin epey de güçlü olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Böyle bir eksen değiştirme ihtimali oligarşinin ellerini oğuşturuyor..
Bir taş, pekçok kuş..
Tüm bu sebeplerle, şiddetle bu şekilde kapsamlı bir harekata karşı çıkmalı ve bu maceradan mümkün olduğunca uzak durmalıyız.
Şimdi itidal zamanı…
***
Not: ‘Ormanı Görmek’ dediysem ormanı gördüğümü iddia ettiğimi falan sanmayın. Şurada kendim ve yazdıklarım için söylediklerim her zaman geçerli. (Sonra gerek iletişim kutusundan gerekse özelden sigaya çekmeye çalışanlar oluyor da, o bakımdan söylüyorum.)




4 comments
Fransiz Le Monde Gazetesi yazari Daniel Vernet net bir analiz yaparak sunlari yazmis…
Butun bunlar barizken PKK nin hesaplari ne?
PJAK/PKK ABD nin Iran planlarinin bir parcasi. Ve PJAK/PKK bu durumu -ABD nin Kurtlerle olan aski- zannediyor oysa aslinda onlar ABD icin oltanin ucundaki yemden baska birsey degil.
Kara sevda kör edermis ya… iki adim önunu dahi goremiyor ve akli sira devletin icindeki catlagida bilerek Turkiyeyi Irak batagina cekerek ABD ile karsi karsiya getirecek.
Son iki buyuk saldiri karsisinda uluslararasi tepkiyide yanina alan askerler sahnenin ortasina yerlesiyor ve hukumeti vokalist pozisyonuna itiyor.
Askerlerin sahneyi aldigini ve uluslararasi tepkiyi bu vukuat boyutunda degilde -dava boyutunda- oldugunu zanneden derin devlet ise aynen PKK nin “aşk” hatasina duserek Osmanli defterlerini acmayi ve K Iraki isgal etmeyi gundeme getiriyor.
Birde bakmissiniz “oralari zaten bizimdi” romantizmi basliyor.
Mahir Kaynak da “istihbaratci etiketi”ni kullanarak gazetedeki maasimi nasil hakederim diyerekten bir piyes yaziyor. Bu makamdan calmaya dunden razi CHP ve MHP ye gorede hedef PKK olmaktan cikip Barzani olmaya basliyor.
***
Baykal ve saz arkadaslarina gore hava hos.
En kotu ihtimalde dahi bunun faturasi “basortulu” annelere ve “gobegini kasiyan” babalara cikacak.
Kah Kurt kah Turk olmus farketmez.
Mahir Kaynak bence eski MIT mensubu degil, hala MIT mensubu. Bu gibi kuruluslardan insan öyle emekli olarak ayrilamaz. Biraz Mafya gibi, çok sey bilmenin bedeli bu.
Ama Mahir Kaynak Kuzey Irak’in bize altin bir tepsi içinde hediye edilecegini ima etmis, ayip etmis.
ABD’li bazi yetkililer “sakin girmeyin” derken digerleri “girerseniz hakli olursunuz” diyorlar. Bütün bu olanlar Kuveyt’in isgalinden önce Saddam’a yapilan muameleyi hatirlatiyor.
ABD Barzani ve Talabani’yi bir kürt ulus-devleti kurmak için kullaniyor. Onlari harcamayacak. Ikinci bir Israil kurma sevdasinda. Yani komsularindan toprak alarak kurulmus, herkesin nefret ettigi ve haliyle sirtini ABD’ye dayayacak, onun kiralik katili rolünü kabul edecek bir devlet. Israil ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nin neden çok iyi iliskiler içinde oldugu arastirilirsa Müstakbel Kürdistan’a ABD’nin biçtigi rol daha iyi ihata edilebilir.
Mahir Kaynak belki de dahil oldugu anti-demokratik militarist ekibin daha kolay STAR rolüne soyunabilecegi bir “dumanli hava” özlemi içinde.
AKP’yi, demokrasiye gidisi devreden çikarmak, yeniden “o eski güzel günlere dönmek” hasretiyle yanip tutusanlar var.
Suat Bey Kardesim, eski yazilarindan birinde “korkarim dövüserek çekilecekler” demistin. Malesef hakliydin, iste postu pahaliya satmak
ALLAH bu gibi insanlara ahiret korkusu versin.
1) Suat bey’e saygiyla eklemek isterim, “korkarim dövüserek çekilecekler” saptamasi Emre Akoz’e aittir.
2) M. Kaynak antidemokratik bir adam degildir. Cogunlukla kutu disinda dusunebildigini gostermis, “bolgede cogulculuk isteniyor” diyerek en azindan bunu olabilecegini dusundugunu ispat etmistir.
3) “Bir kere girince bir daha cikilmaz” vs. bunlar film sacmasidir. Her devlet kurumuna girildigi gibi cikilabilir de.. Zaten “biliniyor” olmaniz cikabilmenizin garantisidir .. Tom Clancy romanlarindan bile daha iyisini ogrenebilirdiniz.
4) Mamafih, kurt ulus devleti planlari hakkinda soylediklerinizde gercek payi olabilir. Acikcasi, bilmiyoruz. Her iki yonde de isaretler var. Fakat Kurtlerin Yahudilerden bir farki var - bilimum O.dogu ulkelerinde dagilmis Yahudilerden cok daha fazla Kurt insani var, ve bunlar Avrupa’dan “ithal edilmis” degiller, bizzat oranin insanlari.. Ve bu insanlar “bir baska kitada ezilmislik, onun etkisi ile ezme” icgudusune ve bu kitada alinmis olan fasizm hastaligindan muzdarip te degiller. Ne yasadilarsa iyisi kotusu ile burada yasadilar, aynen bizim yasadigimiz gibi.
Ahmet Bey,
“1) Suat bey’e saygiyla eklemek isterim, “korkarim dövüserek çekilecekler” saptamasi Emre Akoz’e aittir.”
Saygılar benden.
Aköz ne zaman kullandı bilmiyorum ama ben Anayasa Mahkemesi’nin 367 kepazeliği sırasında kullanmıştım.
Pek orjinal bir saptama da değildi zaten, çekilmenin vuruşarak olacağını görmek için kahin olmaya gerek yok :-)
Selamlar.
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: