Random header image... Refresh for more!

‘Türkiye’nin Örtülü Gerçeği’

29664.jpg Bilen bilmeyen herkes onlar hakkında konuşuyor.

Pekçok kalemşör başını örten kızların bu tercihlerini “aile baskısı” ile izah eder. Bu saptama üzerinden de başörtüsü yasağını savunmaya, yasağa haklılık kazandırmaya çalışır. Ama ne hikmetse bu konuda mağdurların görüşlerini alma, onların ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlama yoluna gitmezler.

‘Başörtüsü yasağı’na maruz kalanlar üzerine ilk kapsamlı kamuoyu araştırması ANAR tarafından yapılmış. Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği için yapılan araştırmada başörtüsü yasaklarından etkilenen 1.112 kişiyle yüzyüze görüşerek, örtünme sebepleri, örtüyü nasıl tanımladıkları ve yasaktan nasıl etkilendikleri sorulmuş.

Sonuçlar bizim hep yazdığımız tespitlerle örtüşüyor. Haberdeki başlık sırasına göre bakalım:

Türban Değil Başörtüsü

“Başınıza örttüğünüz nesneyi hangi isimle tanımlarsınız” sorusuna katılımcıların 79,4′ü “başörtüsü” diye tanımlamış. Örtülerini “eşarp” olarak adlandıranların oranı yüzde 12,8, “türban” olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 6 olmuş. (’Sıkmabaş’ diyen hiç yok nedense..)

Sitenin yorum bölümlerini takip edenler hatırlar, bu isimlendirme üzerine tartışma yaşanmış, bir yorumcu “buna türban, cado, sıkmabaş denir, birini tercih edeceksiniz” deme küstahlığında bulunmuş ve ortalık karışmıştı. İnsanların hoşlanmadıkları, başkaları tarafından isimlendirildiği için yafta gibi durduğunu söyledikleri kavramları, onları kategorize ya da tarif ederken inadına kullanmak, asgari nezaket kurallarına aykırı birşey. Bunun üstüne “bunlardan birisini seçmek zorundasınız” demek ise açık bir küstahlık.

Bunu tabii ki ayrımcılık ve aşağılama için yapıyorlar.

Ama en azından bu kapsamlı araştırma ile yaftaladıkları insanların kendi örtülerini nasıl isimlendirdikleri açığa çıkmış oldu. Bakalım “çağdaş” “ilerici” kalemşörlerimiz bu sonuçlara bakarak çağdaşlığın ve ilericiliğin [de] bir gereği olan “nezaket kuralları”na uyup eski isimlendirmeleri terkedecekler mi?

Örtünme Kimin Kararı?

Bu soru çok önemli. Çünkü bunun üzerine çok spekülasyon yapılır. Ataerkil toplum ve aile yapısından tutun, mahalle baskısına kadar.

Araştırmada başörtülülerin yüzde 62,2’si örtünmeye kendilerinin karar verdiğini söylemiş. Yüzde 10,6′lık bir bölüm ailesinin etkisiyle örtündüğünü, yüzde 7,9′luk bir bölüm babasının etkisiyle, yüzde 7,6′luk bir kesim de annesinin etkisiyle örtündüğünü beyan etmiş. Arkadaş etkisiyle örtünenlerin oranı ise yüzde 5,6.

Şimdi bazıları hemen aile, anne baba etkisine balıklama atlayıp “işte baskı, bakın, oran da az değil” diyebilirler. Burada atlanacak husus aile “empoze/etki”si ile “baskı” kavramlarının birbirinden çok farklı olduğu. Kişinin çocuklarına dinî ya da felsefî görüşlerini empoze etme hakkı vardır ve bu çok doğaldır.

Nitekim bir başka soru bunun baskı olmadığını net olarak ortaya koyuyor. “Kızınız olsa başını örtmesini ister misiniz?” sorusuna başörtülülerin yüzde 96,5′i “evet” diye cevap veriyor. Kendisi baskı ile örtse kızının başını örtmesini niçin istesin?

Katılımcılara kızlarının örtünmemesi durumunda nasıl tepki gösterecekleri sorulduğunda da başörtülülerin sadece yüzde 0,2’si baskı uygulayabileceğini söylemiş. Yüzde 82,2′lik bir kesim neden başörtüsü takması gerektiğini izah edeceğini belirtirken, yüzde 13,2’si herhangi bir müdahalede bulunmayacağını, yüzde 3,6’sı da başörtüsü takması konusunda uyarıda bulunmakla yetinenceğini dile getirmiş. Tüm bu cevaplar başörtülülerin, özgürlükler ve bireysel tercihler konusunda yasağı savunan sözde ilerici ve çağdaşlardan fersah fersah ileride olduklarını gösteriyor.

Neden Örtünüyorlar?

Bir önemli soru daha. Malum bu tartışmalar yapılırken sürekli analarımızın örtüsüne atıfta bulunulur ve “ama bunlar böyle değil, siyasi amaçlı olarak örtüyorlar” diye güya yasağa haklıık kazandırmaya çalışırlardı. (Kaldi ki siyasi amaçlı da örtülebilir, neden yasak olsun bu? Mesela parti rozeti takmak yasak mı?)

“Neden örtünüyorsunuz” sorusuna başörtülülerin tamamına yakını “Dinin bir emri olduğuna inandığım için” cevabını vermiş. Dini gerekçelerle örtünenlerin oranı yüzde 96,7, ahlakı temsil ettiği için örtünenlerin oranı yüzde 0,9 ve siyasi kimliğini yansıttığı için örtünenlerin oranı ise sadece yüzde 0,1.

Siyasi kimlik için örtenlerin oranı kaçmış? Yüzde 0.1. İçinde hakkaniyet dugusuna ve vicdana dair biraz birşeyler taşıyanlar eminim bundan sonra konu hakkında kalem oynatırken yukarıdaki gibi cevherler yumurtlamaktan sakınacaklardır.

Daha başka sorular da sorulmuş araştırmada.

Yasağın uygulanma amaçlarından birisi de hem engelleme yaparak başörtülüleri (sisteme başkaldırı olarak görüp) okuldan uzak tutmak hem de “okumak istiyorsan, kariyer istiyorsan başörtülüye hayat yok” şeklinde bir psikolojik baskı oluşturup uzun vadede başörtüsünü marjinalleştirip toplumsal bir dönüşüm gerçekleştirmekti.

Mağdur etmek suretiyle ilk amaçta bir noktaya kadar başarılı olunsa da, onca yasağa, onca mağduriyete rağmen asıl amaçta başarılı olunamadığı görülüyor. Başörtülülerin yüzde 40,5′i yasağa rağmen başını açmamış, yüzde 35′i sadece yasak uygulanan yerlerde başını açmak zorunda kaldığını kaydetmiş. Yüzde 19,9′luk bir bölüm de -yasağın uygulandığı yerlerde- peruk, şapka veya bere taktığını söylemiş.

Başörtüsü yasağı nedeniyle “başımı açtım” diyenlerin oranı ise yüzde 1,2′de kalmış. Bu cevaplar yasaklarla biryere varmanın kolay olmadığını gösteriyor.

Ama yine de uzun vadede bu sürecin nasıl sonuçlar doğuracağını tam bilemeyiz. Yani bir başörtülü annenin (/ailenin), başörtülülere yapılanları görüp, şu an küçük olan çocuğunun ileride sıkıntı çekmesine engel olmak için başörtüsü konusunda aksi yönden (takMaması için) bir empoze yapması mümkün. Uzun vadeli olduğu için bunun yansımalarını görmek için yıllar gerekebilir.

Ve Tahribat..

Belki de ne önemlisi bu.

Başörtülerini çıkarmak zorunda kalanların yüzde 70.8′i ‘kişiliklerinin zedelendiğini/parçalandığını’, yüzde 63.2’si da ‘kendini hakarete uğramış’ hissettiğini söylemiş. Başını açmaya zorlananların yüzde 46.9′u ‘utanç’ duyduklarını, 46.5′u da kendilerini ‘günahkâr’ hissettiklerini ifade etmiş. Başörtüsünü açmadığı için okuyamayan, katsayı adaletsizliği ile de ayrıca baltalalan başörtülü mağdurlarının da psikolojik durumları eklendiğinde durumun ne kadar vahim olduğu ortada.

Bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktu. Bir nesli böyle bir travmaya soktular; ezdiler..

Bu, yasakçıların büyük bir ayıbı olarak tarihe geçecek.

Alenî bir devlet baskısı ortada iken, binlerce genç kız bu baskı ile mağdur olmuşken bir de utanmadan yasağı savunmak ve meşrulaştırmak adına mahalle baskısından, aile baskısından söz etmiyorlar mı, insan çileden çıkıyor..

Aklı başında herkes bu yasağın başörtüsü ile alakalı olmadığını çok iyi biliyor. Mümtaz’er Hoca’nın da dediği gibi “Türkiye’de başörtüsü sorunu değil, iktidar sorunu yaşanıyor.”

58 comments

1 freedom { 10.21.07 at 16:55 }

Suat bey,

“Başınıza örttüğünüz nesneyi hangi isimle tanımlarsınız” sorusuna katılımcıların 79,4′ü “başörtüsü” diye tanımlamış. Örtülerini “eşarp” olarak adlandıranların oranı yüzde 12,8, “türban” olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 6 olmuş.

Gerçeğin Baskısı yazınıza şöyle bir yorum yapmıştım:

Örtünmek ile türban aynı şey değil. O %61′e sorsunlar bakalım taktığınız şeyi “türban” olarak tanımılıyormusunuz diye bakalım sonuç ne çıkıyor. Her başını örtenin ötüsü türban değil.

Başörtüsü ülke gerçeği demişsiniz. Doğrudur. Ama türban ülke gerçeği değil. Türban ülke gerçeğ olsaydı 1980′den önce de olurdu, Cumhuriyetin başından beri olurdu. 1980′den sonra şapkadan çıkan tavşan gibi ortaya çıkmazdı.

Sanırım bu tespitimin doğruluğu bu araştırmada ortaya çıkmış.

Kişinin çocuklarına dinî ya da felsefî görüşlerini empoze etme hakkı vardır ve bu çok doğaldır.

Bu nasıl bir anlayıştır nasıl bir yaklaşımdır anlamakta zorluk çekiyorum. Empoze etme hakkını ebeveynlere kim vermiş? Bir çocuğu doğurup büyüttükleri için beyinlerini ve kişiliklerini istedikleri gibi şekillendirme hakkı olduğunu nereden çıkardınız? Çocuklar ebeveynlerin malı mıdır sizce? Çocuklarınızı kendi görüşlerinize göre yetiştirmek isteyebilirsiniz ama onları özgür bir ortamda ve farklı görüşleri bir arada görebilecek ve değerlendirebilecek şekilde yetiştirmek insanlık adına gereklidir. Tek yönlü düşünmeye alışmış ve farklı fikirlere karşı düşmanca yaklaşan bireyler yani bir nevi robot veya zombi yetiştirmek bence kimsenin hakkı değildir.

En basitinden çocukları “Allah” figüründen korkacakları şekilde yetiştirmek, her yaptığını gören ve bilen, onun düşüncelerini önemseyen ve isteklerini dinleyen bir üstün gücün varlığı kesinmiş gibi yetiştirmek bence o çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. O çocuğun büyüyüp kendi aklıyla bunların yanlış olduğu sonucuna vardığında anne ve babası için neler düşüneceğini ve neler hissedeceğini hiç düşündünüz mü? Bu resmen çocukların sömürülmesidir. Onları kontrol altına almak için henüz zihinsel olgunluğa erişmemiş çocukların bu tip fikirlerle doldurulması açıkça bir sömürüdür.

Anladığım kadarıyla siz de bu sömürüyü destekliyorsunuz. Sizin gibi özgürlükçü ve demokrat birinden beklenmeyecek bir tavır olduğunu belirtmek zorundayım.

2 TSD { 10.21.07 at 17:08 }

Freedom,

Sen “sence” öyle düşünebilirsin. Bana göre de daha farklı bir felsefî görüş çocuklara yapılacak kötülük olarak görülebilir.

Bu konuda bir konsensus sağlamak zor. Her görüş felsefi bir altyapıya dayanır. Bunda orta nokta olmaz. rasyonalizm de pozitivizm de materyalizm de nihayetinde felsefî bir görüştür.

Zaten bu sebeple AİHS (İnsan hakları sözleşmesi) ana babanın çocuğunu kendi felsefî düşüncelerine göre yetiştirme hakkı vermiştir.

3 berre { 10.21.07 at 22:26 }

Neden örtünüyorlar?Örtünme kimin kararı?..Bunlar gerçekten çok önemli sorular.Soruların muhataplarından sayılırım.Muhatapken hazır,cevap vereyim.Örtünme kararımı çok ama çok isteyerek verdim.Aile ya da ‘mahalle’ baskısı söz konusu bile olmadı.Felsefeci bir baba ve öğretmen bi annenin kızıyım,böyle önemli bir karar için bana baskı yapmayacak kadar bilinçli bir aileye sahibim.Tamamen kendi irademle verdiğim bir karar-bu aynı zamanda kişisel bir özgürlük ve demokratik bir haktır- ve üniversite noktasındaki hayallerim,geleceğim arasında tercih yapmak zorunda bırakılıyorum.”Ya okur bu ülkeye hizmet edersin,ama başını açmadan olmaz; ya da oturursun evde…” yargısıyla yıllardır hep karar vermekle meşgulüz.Hep iki şey arsında bir tercih yapmakla yüzyüze bırakılıyoruz.Üstüne bir de türban mı bu başörtü mü tartışmaları…Ne farkeder?Başörtü ya da türban,özgürlük değil mi her ikisi de,tercih değil mi?Her konuda demokrasi ve özgürlük savunucuları,mesele başörtüsü-ya da türban- özgürlüğü olduğunda nedense kekelemeye başlıyorlar.Bir dal parçası için günlerce ağladığını söyleyen ‘aydınlarımız’ bu tercihimizi,hiç üstlerine vazife olmadığı halde,eleştirme cürretini bile gösteriyorlar.Başörtüsü ya da türban,adına her ne demek isterseniz bilmem,ama ikisi de ülke gerçeğidir,ikisi de öyle bir yaradır ki,ne can acıyor demek yeter bunu tarif için,ne utanç duygusu,ne de başka bir kelime…Saygılarla…

4 TSD { 10.21.07 at 22:38 }

Freedom,

Şurayı atlamışım:

Ama türban ülke gerçeği değil. Türban ülke gerçeğ olsaydı 1980′den önce de olurdu, Cumhuriyetin başından beri olurdu. 1980′den sonra şapkadan çıkan tavşan gibi ortaya çıkmazdı.

Kelakala bir yorum olmuş.

Bunun şehirleşme/modernleşme ile alakalı olduğunu, önceleri kırsalda olan muhafazakar kesimin şehirleşme ile daha görünür hale geldiğini, yine daha önceleri kız çocuklarının görünür olmadığını, okumasına iyi gözle bakılmadığını ama modernleşme ile bunun da değiştiğini pekçok kez söyledim.

Bugün köyde yaşayan, Siyasal İslam ile zerre kadar alakası olmayan, köyünde ferece giyen bir genç kız -mesela- evlenip şehre geldiğinde bazılarının türban dediği örtünme biçimi ile örtünür, şık bir eşarp ve manto giyer.

Dolayısı ile değişim her alanı kuşatan bir olgu, bundan başörtülüler de azada değil. Başı açıların kıyafetleri zamanla değiş miyr mu? G-string şapkadan mı çıktı? 80′lerde neredeydi?
Böyle kısır değerlendirmeleri neye dayanarak yaparsınız bilmem. Biraz Türk toplumuna yönelik sosyolojik araştırmalar okumanızı öneririm.

Seçim sonuçları hakkında  olduğu gibi bu analizlerde de çuvallıyorsunuz sonra..

Selamlar.

5 Ufuk Eskici { 10.22.07 at 01:49 }

Arap kültüründen gelen sıkmabaş ile Türk kültüründeki başörtüsünü bir tutmak çok yanlış. Başörtüsü diyerek bunu hafifletmeye çalışıyorlar. Kime sorsanız “sıkmabaş takıyorum” demez zaten ama taktığı bariz sıkmabaştır.

“Kızınız olsa başını örtmesini ister misiniz?” sorusuna evet diyenler de zaten başta çocukları üzerinde bir baskı oluşturmuş oluyorlar.

Yüzde 82,2′lik bir kesim neden başörtüsü takması gerektiğini izah edeceğini belirtirken…

böyle yaparak otomatikman baskı başlıyor zaten.

Kendisi baskı ile örtse kızının başını örtmesini niçin istesin?

yorumunuz çok masumca ve yanlış sonuç olarak kabul edilemez.

Bu araştırma baskının ne kadar da çaktırmadan yapıldığını göstermektedir. Paylaştığınız için teşekkür ederiz.

6 Ufuk Eskici { 10.22.07 at 01:51 }

Başörtüsü ülke gerçeği demişsiniz. Doğrudur. Ama türban ülke gerçeği değil. Türban ülke gerçeğ olsaydı 1980′den önce de olurdu, Cumhuriyetin başından beri olurdu. 1980′den sonra şapkadan çıkan tavşan gibi ortaya çıkmazdı.

Aynen böyle olmuştur. 12 Eylül döneminde başlayan siyasal islamın sonucudur bu örtünme meselesi. Güzel bir tespit freedom.

7 TSD { 10.22.07 at 06:08 }

Sayın Eskici,

Sizin yorumlarınızı okurken gülmekle ağlamak arası bir hal alıyorum. Neden acaba?

“Kızınız olsa başını örtmesini ister misiniz?” sorusuna evet diyenler de zaten başta çocukları üzerinde bir baskı oluşturmuş oluyorlar.

Ne demek bu? Şimdi siz çocuğunuzun -mesela- Kemalist olmasını istediğiniz zaman ne yapmış oluyorsunuz o halde?

Siz çocuğunuzda “doğru olduğunu düşündüğünüz” herhangi bir şeyi görmek istemez misiniz? Bunu istediğiniz, tavsiye ettiğiniz zaman baskı mı yapmış oluyorsunuz.

Freedom’a da söyledim, AİHS (İnsan Hakları Sözleşmesi) ana babanın çocuğunu kendi felsefî düşüncelerine göre yetiştirme hakkı vermiştir. Bakın bu sözleşmede Ek Protokol - 1, madde 2 (Eğitim hakkı) ne der:

Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.

Siz bırakın okul eğitiminde felsefi/dini düşünce açısından ana babanın etkisini, ana babanın evdeki tavsiye yönlendirme vs lerine bile itiraz ediyorsunuz.

Tabi bu sizin felsefi düşünceleriniz için geçerli değil, değil mi? Siz çocuklarınızı kendi istediğiniz gibi yetiştirebilir, istediğiniz gibi eğitebilirsiniz. Çünkü sizin düşünceniz mutlak doğru diğer düşünceler tukakadır??

Sekuler eğitimde genel kabul görmüş bilimsel bilgiler ortak olarak çocuklara öğretilmelidir, ama bunlar dini ve felsefi düşüncelerin yerini tutmaz, zaten öyle bir amaçları da yoktur, olmamalıdır.

Dini ve felsefi düşünce yani varoluşu anlamlandırma, apayrı bir boyuttur, bunda çok çeşitli görüşler olabilir. Başörtüsü konusu da, din de, materyalizm de pozitivizm de nihayetinde bu kısma girer.

Kendi düşüncenizin mutlak doğru olduğunu savunup bütün çocuklara bunun öğretilmesi gerektiğini düşünmek felsefi olatak ilkel pozitivizm, siyasal olarak da faşizmdir.

19.yy da yaşıyorsunuz haberiniz yok.

Allah bizi sizin şerrinizden, sizi de kendi zihniyetinizden korusun. Amin.

8 berre { 10.22.07 at 20:41 }

Örtünme siyasal islamın sonucu değildir Ufuk Bey,örtünme dini inançların yorumu sonucu yapılmış bir tercihtir.Başörtüsüne siyasal bir sonuç demek çok büyük bir yanlıştır.Şapkadan falan da çıkmamıştır ayrıca öyle 20 yıl kadar kısa bir geçmişi de yoktur…Saygılarla…

9 Ufuk Eskici { 10.23.07 at 00:30 }

Sayın TSD,

Sizin yorumlarınızı okurken gülmekle ağlamak arası bir hal alıyorum. Neden acaba?

Yorumlarımı sizi güldürmek ve ağlamak için yapmıyorum. Okuduktan sonra ister ağlayın ister gülün, bu size kalmış birşey. Ben sadece düşüncelerinize saygı gösteriyor ama kaonlara katılmıyorum ve bu yüzden onları eleştiriyorum.

Ne demek bu? Şimdi siz çocuğunuzun -mesela- Kemalist olmasını istediğiniz zaman ne yapmış oluyorsunuz o halde?

Dini bir simge olan sıkmabaş ile siyasal bir düşünce olan Kemalizmi karşılaştırmanız da yanlış. Mesela faşist bir insan çocuğunu faşist olarak yetiştirmeye kalkarsa bunu nasıl kabul edeceğiz? Mümkün mü?

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir. ”

Buradaki eğitim ve öğretim okul eğitimidir. Tabii sadece bu maddeye bakacak olursak çok özgürlükçü bir uygulama ortaya çıkar ki bu da mümkün değildir. Okullarda dini düşünce ve uygulamalar gözönüne alınmaz. Bunun örnekleri ortadadır.

Tabi bu sizin felsefi düşünceleriniz için geçerli değil, değil mi? Siz çocuklarınızı kendi istediğiniz gibi yetiştirebilir, istediğiniz gibi eğitebilirsiniz. Çünkü sizin düşünceniz mutlak doğru diğer düşünceler tukakadır??

Ben öyle birşey iddia etmedim. Söylemediğim şeyleri söylemişim gibi göstermeyin lütfen.

Sekuler eğitimde genel kabul görmüş bilimsel bilgiler ortak olarak çocuklara öğretilmelidir, ama bunlar dini ve felsefi düşüncelerin yerini tutmaz, zaten öyle bir amaçları da yoktur, olmamalıdır.

Ben de aksini iddia etmedim. Katılıyorum size. Ülkemizde de böyle bir uygulama yoktur.

Kendi düşüncenizin mutlak doğru olduğunu savunup bütün çocuklara bunun öğretilmesi gerektiğini düşünmek felsefi olatak ilkel pozitivizm, siyasal olarak da faşizmdir.

19.yy da yaşıyorsunuz haberiniz yok.

Allah bizi sizin şerrinizden, sizi de kendi zihniyetinizden korusun. Amin.

Benim tarihlerden yeterince haberim var, merak etmeyin. Benden bu kadar korkmanıza gerek yok. Korkulacak birşey varsa o da dini bu hallere düşünüp bundan beslenenlerdir.

Size tavsiyem yazılarınıza yorumu kapatın. Ne zaman biri görüşlerinize karşı çıksa olayı “bi siz doğrusunuz, sizden başkaları yanlış düşünüyo değil mi, siz zaten böylesiniz” aşamasına getirip olayı saptırıyorsunuz.

Sayın Berre,

Sıkmabaşın ülkemizde ortaya çıkışı 20 yıl kadar öncedir. 80′lerde başlamıştır bu olay. Ondan önce başka ülkelerde de vardır herhalde. Burada ülkemizi gözönüne alıyorum. Siyasal islamın bunu görüp kullanmasıyla ülkemize getirilmiştir.

10 T. Suat Demren { 10.23.07 at 06:12 }

Ufuk Bey,

Yorumlarımı sizi güldürmek ve ağlamak için yapmıyorum.

Elbette ama öyle şeyler yazıyorsunuz ki istemdışı o hale geliyorum, ne yapayım?

Dini bir simge olan sıkmabaş ile siyasal bir düşünce olan Kemalizmi karşılaştırmanız da yanlış. Mesela faşist bir insan çocuğunu faşist olarak yetiştirmeye kalkarsa bunu nasıl kabul edeceğiz? Mümkün mü?

Sadece bu cümle bile tutarsızlığınızı gösteriyor. Önce el altından din ile faşizmi aynı kefeye koymaya çalışıyorsunuz. Sonra da Kemalizmin “aslında ne olduğunu” unutuyorsunuz. Faşizm de tıpkı Kemalizm gibi siyasal sistem değil mi?

Ayrıca bir karar verin başörtüsü dini simge mi siyasal simge mi? İnsan bir cümleye bu kadar çok çelişki nasıl sığdırır bilmem..

Buradaki eğitim ve öğretim okul eğitimidir.

Evet. Okuldaki eğitim ve öğretimde BİLE böyle. Evde çok daha geniş bir özgürlük var. Siz bırakın eğitimi evdekine bile karışmak istiyorsunuz. Sahi ‘faşizm’ ne demekti?

Ben öyle birşey iddia etmedim. Söylemediğim şeyleri söylemişim gibi göstermeyin lütfen.

Yazdıklarınız tekrar okuyun. Birşeyi iddia etmek için açıkça yazmak gerekmez. Sözlerinizden o anlam çıkıyor. Mantık ilminde “kıyas” diye bir bölüm var.

Benden bu kadar korkmanıza gerek yok. Korkulacak birşey varsa o da dini bu hallere düşünüp bundan beslenenlerdir.

Dinin hiçbir hale geldiği yok. Herşey sosyolojik gerçekliklerle devam ediyor.

Sizden ve zihniyetinizden korkuyoırm. Şu ülkedeki onlarca yıllık tahakkumunuzden de. Mevcut kavga hakimiyeti oligarşiden yani sizden almak için yapılıyor. Oligarşinin ne kadar pervasız, acımasız, hukuku bile tepetaklak eden, gerekirse kan üzerinden siyasi savaş yapan bir yapıda olduğunu hep birikte görüyoruz. İnsan hakları kavramından habersiz, AİHS ile tanınan “çocuk yetiştirme” ile ilgili özgürlüklere tahammülsüz tek tip bir toplum yetiştirmeye teşne insanlarsınız. Korkmam için bunlar yeterli.

Size tavsiyem yazılarınıza yorumu kapatın. Ne zaman biri görüşlerinize karşı çıksa olayı “bi siz doğrusunuz, sizden başkaları yanlış düşünüyo değil mi, siz zaten böylesiniz” aşamasına getirip olayı saptırıyorsunuz.

Birşeyi saptırdığım yok, faşist düşünceye “faşizm” demek saptırmak değil hakkı teslimdir.

Selamlar.

11 çuvaldız { 10.23.07 at 15:07 }

Aileye bakış değişiyor yok yok daha açık ifade ile iğrençleşiyor..

Ebeveynleri çocuklarını sömürenler ,faşistler olarak tanımlamak bu kurumun varlığına artık hiç itimat etmemek demek değil midir?

Ebeveynler ne zamandan beri çocuklarını kendi topraklarının vatandaşı,iteatkar köleleri olarak görüyorlar ki?

Ebeveynler, ideal “vatandaş” yaratanlar için çalışan kuluçka makineleri midir?

Ebeveynin çocuğuna inançlarını,doğrularını,düşüncelerini aktarmasına,”siz salak,cahil ebeveynler karışmayın “vatandaş “yaratma işine siz sadece doğurun, besleyin,biz severiz de eğitiriz de.Doğruyu,yanlışı öğretmeyi bize bırakın,hangi hakla onların sizin can parçalarınız olduğunu sanıp koruyup kollamaya çalışırsınız ki,biz varken sizin haddinize mi!”diyerek karışmak hangi zihniyete hizmet,anlamak kolay;doğru benim;biz onları kendi doğrularımızla tek tip yetiştirelim bakın bakalım karışıklık,karmaşa,farklılık terenennisi kalır mı ortada.
Sistem halka hizmet etmek üzere değiştirilemiyorsa halkı hizmetkar olacak şekilde değiştir,biçimle.Tabii bu da bir yol!

12 Ufuk Eskici { 10.23.07 at 16:37 }

Sadece bu cümle bile tutarsızlığınızı gösteriyor. Önce el altından din ile faşizmi aynı kefeye koymaya çalışıyorsunuz. Sonra da Kemalizmin “aslında ne olduğunu” unutuyorsunuz. Faşizm de tıpkı Kemalizm gibi siyasal sistem değil mi?

Din ile faşizmi aynı kefeye koymadım. Ben sadece örnek verdim. Yine söylemedeğim şeyleri söylemişim gibi gösteriyorsunuz, tekrar uyarıyorum sizi bu konuda.

Ayrıca benim düşüncelerimi de faşizm olarak adlandıramazsınız. Bu hakkı tesliminiz bile eleştiriye ne kadar kapalı biri olduğunuzu gösterir. Sizin düşünceniz doğru, diğerlerinki faşist, öyle mi?

Dini siyasete alet etmiş, küçücük cocukların başlarına bez parçasını takıp bunu ailenin eğitim özgürlüğü ile yutturmak bence en büyük faşitliktir. Asıl bu olay tek tip insan yetiştirmenin en güzel örneğidir. Tek tip kadın modeli oluşturulmaya çalışılmaktadır. Siz de buna destek oluyorsunuz.

Sizden ve zihniyetinizden korkuyoırm. Şu ülkedeki onlarca yıllık tahakkumunuzden de. Mevcut kavga hakimiyeti oligarşiden yani sizden almak için yapılıyor.

Biz neyin hakimiyetini kurmuşuz ki bizden alınmaya çalışılıyor bu? BİZ kimiz? Bi açıklayın lütfen öğrenelim. Bu bağlamda madem toplumu “biz” ve “siz” olarak ikiye ayırıyorsunuz, siz kimsiniz?

13 çuvaldız { 10.24.07 at 14:34 }

@ Ufuk Eskici & Freedom,
Biz neyin hakimiyetini kurmuşuz ki bizden alınmaya çalışılıyor bu? BİZ kimiz? Bi açıklayın lütfen öğrenelim. Bu bağlamda madem toplumu “biz” ve “siz” olarak ikiye ayırıyorsunuz, siz kimsiniz? Ufuk Eskici

Bakalım siz kendinizi teşhis edebilecek misiniz?
Bir araştırma sonucu ;”Katılımcılara kızlarının örtünmemesi durumunda nasıl tepki gösterecekleri sorulduğunda da başörtülülerin sadece yüzde 0,2’si baskı uygulayabileceğini söylemiş” diyor ama siz yorumunuzda bu cümleyi yok farz edip, almıyor seçici davranıp şu cümleye odaklanıyorsunuz;
“Yüzde 82,2′lik bir kesim neden başörtüsü takması gerektiğini izah edeceğini belirtirken”… cümlenin anlamını tamamıyla çarpıtıp iddianızın temeline taşıyorsunuz; ve böyle yaparak otomatikman baskı başlıyor zaten diyor ve Suat beyi yorumlarınızı cevaplarken yapıyor diye itham ettiğinizi bizzat siz yapıyorsunuz.

Neden sorusuna yapılan bir izahat baskı anlamına gelir diyor ve bu noktada itiraz ettiğinizin izahat değil de izah edilen yani din olduğu anlaşılıyor.Bu düşünceyi de en iyi Freedom dile getirmiş“En basitinden çocukları “Allah” figüründen korkacakları şekilde yetiştirmek, her yaptığını gören ve bilen, onun düşüncelerini önemseyen ve isteklerini dinleyen bir üstün gücün varlığı kesinmiş gibi yetiştirmek bence o çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.”
Bu sizin düşünceniz ve doğrunuz;din hakkında yapılan bir izahat baskı ve kötülük anlamına gelir.
Size göre ebeveynin çocuğuna din hakkında korkutarak yada sevdirerek bilgi vermesi “baskı ve sömürüdür”Bu esas niyeti açıklarken lafı dolandırmanın dik alasıdır.

Neden daha açık olamıyorsunuz?Siz inanılan din için aktarılan bilginin kendisini“yanlış”,yapılan açıklamayı da baskı olarak kılıflıyorsunuz.Burada dert edindiğiniz noktalar baskı yada sömürü hiç değil.İspat Freedom’un yorumundan;o çocuğun büyüyüp kendi aklıyla bunların yanlış olduğu sonucuna vardığında anne ve babası için neler düşüneceğini ve neler hissedeceğini hiç düşündünüz mü?
Düşünmeye hazcet kalmadan hergün buna benzer bir yorum yada davranışla karşılaşıyoruz;”türban takan anneniz bile olsa yüzüne tükürün,alıveriş için dükkanınızdan içeri sokmayın onları tamamıyla dışlayın”.Bunlar buradaki boglarda cumhuriyeti koruyacağız,biz bekçileriyiz diye ortaya çıkan gençlerin kaleminden dökülenler.Bir çocuğu inancı yüzünden anne ve babasına düşman yapabiliyorsanız eğer adı ne olur???

Bu resmen çocukların sömürülmesidir. Freedom.Evet bence de,bir çocuğa cumhuriyeti korumanın bedelinin inançları yok etmek hem de ne pahasına olursa olsun diyebilen insanları ben de başka türlü tanımlayamam.

Yukarıdaki araştırmada ve burada yazan bir yorumcunun söylediğini doğru kabul etmemek ve “benim gördüğüm düşündüğüm doğru”demek sizi “siz”yapıyor.

Bere hanım ve onun gibi düşünenleri kendilerini açıklamak zorunda bırakıyorsunuz,ne hakla?
Hadi inançlarını,gerelçelerini açıklamaya zorladınız peki ya sonra da anlattıklarına neden yalan,baskı damgası vurup evirip çevirip kendize göre anlamlar yüklüyor size ne dendiğini duymuyorsunuz bile!!

Örtünme kararımı çok ama çok isteyerek verdim.Aile ya da ‘mahalle’ baskısı söz konusu bile olmadı.Felsefeci bir baba ve öğretmen bi annenin kızıyım,böyle önemli bir karar için bana baskı yapmayacak kadar bilinçli bir aileye sahibim.Tamamen kendi irademle verdiğim bir karar-bu aynı zamanda kişisel bir özgürlük ve demokratik bir haktır- ve üniversite noktasındaki hayallerim,geleceğim arasında tercih yapmak zorunda bırakılıyorum.berre
Bu genç hanım “okuyamadım tercih yapmak zorunda bırakıldım,başımdakine ne isim verdiğiniz benim umurumda bile değil,ben okumak istiyorum” diyor buna rağmen”siz’lerden” biri oradan çıkıp;
Arap kültüründen gelen sıkmabaş ile Türk kültüründeki başörtüsünü bir tutmak çok yanlış. Başörtüsü diyerek bunu hafifletmeye çalışıyorlar. Kime sorsanız “sıkmabaş takıyorum” demez zaten ama taktığı bariz sıkmabaştır.Ufuk eskicidiyor.

Ne fark eder?Başörtü ya da türban,özgürlük değil mi her ikisi de,tercih değil mi?Berre
Ben de soruyorum; baş örtmek ,kimin için ne kadar “ağır” bir anlam taşıyor ki “biz”gibiler de onu hafifletmeye çalışalım?İnsan hak ve özgürlüklerinin teslimi konusunda bizden fazla ve farklı ne biliyorsunuz?

Şunu mu;Türk kültürünün baş örtüsü olsa bu devletin eğitim imkanından yararlanabilirlerdi(!!)yok ama Arap kültürünün türbanının kullandıklarına göre “ağır”bir eğitimden men cezasını hak ediyorlar.Siz bu şekilde inançların menşeini araştırıp ,onları yasaklayıp yok saymış olmuyor musunuz?Şuna benzemedi mi bu;El kadie Müslüman o halde islamiyet terör dinidir!Siz bu iddiayı kabul edebilirsiniz belki ozaman terörist olarak tanımlanmazsınız.Tanımı yapan kimin umurunda değil mi?Aynen şunun gibi;türban siyasal simgedir!!

Bu tanımı red eden bir Berre var,ne yapılacak şimdi toptan yasaklama ile çözüm mü üretilmiş oluyor?.‘’Ya okur bu ülkeye hizmet edersin,ama başını açmadan olmaz; ya da oturursun evde…Berre’’

Ufuk yada freedom “siz”lerin bu hanıma “baskı”yapmadan “şart”koşmadan,ilerde yüzünüze bakıp kaybettikleri için,bana“yanlış”demişsiniz deyip sizi suçlamayacağı,verebileceğiniz bir cevabınız var mı?

Her konuda demokrasi ve özgürlük savunucuları,mesele başörtüsü-ya da türban- özgürlüğü olduğunda nedense kekelemeye başlıyorlar.berreNeden kendi korkularınıza esirsiniz?

Dini siyasete alet etmiş, küçücük cocukların başlarına bez parçasını takıp bunu ailenin eğitim özgürlüğü ile yutturmak bence en büyük faşitliktir. Asıl bu olay tek tip insan yetiştirmenin en güzel örneğidir. Tek tip kadın modeli oluşturulmaya çalışılmaktadır.Ufuk Eskici

Peki o insan başımdakinin siyasetle bir ilgisi yok demesine karşı onun devlet çemberinden uzak tutmak nedir?

Tektip kadın modeli ha“Kadınların özgürleşmesini yasaklayan her şey yasaklanmalı,başörtüsü dahil”Emre Kongar.

Kadın” ben inanıyorum ve başımı özgür irademle örtüyorum”diyor öbürü hayır başını açmak özgürleşmektir diyor.
Bu noktada Ufuk beyin dediği gibi “başı açık tek tip kadın” yaratılmaya çalışılmıyor mu?

Traji-komik okuyup meslek sahibi bir kadın olmak istiyorsan önce başını açıp“özgürleşmelisin” diye düşünen siz ve sizin gibilere aşağıdaki insan hak ve özgürlüklerini hatırlatanlara da biz deniyor bu durumda.

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir. ”

T.C devleti Anayasası
Birinci kısım
V. Devletin temel amaç ve görevleri
MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
MADDE 10. – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek: 7.5.2004-5170/1 md.)Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
İKİNCİ BÖLÜM
Kişinin Hakları ve Ödevleri
I. Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı
MADDE 17. – Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
II. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi
MADDE 42. – Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
MADDE 13. – (Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması
MADDE 14. – (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. (buradaki açıklama size eğitim ve öğretimden fazlasına soyunan YÖK’ü hatırlatmıyor mu?)
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması
MADDE 15. – Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

(Bilmediğimiz bir savaş mı var?Bu savaş din ile mi?Ama anayasa böyle demiyor!!!)

(Değişik: 7.5.2004-5170/2 md.)Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

(O zaman başlarını örtüyorlar diye onlara uygulanan bu eğitimden men cezası niye??Geçmişte ne olduğu kesin belli bile değilken geçmişle geleceği korumak için bugüne korku tuzakları kurmak niye?Kısaca bu korkuya sahip olanlara “siz”,bu korkuya sahip olmayanlara da”biz” deniyor olabilir,tabii bence ya sizce?)

Suat bey kusura bakmayın amacım yerinize cevap vermek değildi ama ne yapayım huyum bu .-)

14 TSD { 10.24.07 at 16:19 }

Çuvaldız hanım,

Suat bey kusura bakmayın amacım yerinize cevap vermek değildi ama ne yapayım huyum bu .-)

Est, ne kusuru, bilakis memnun oldum.. Teşekkür ederim.

15 Ufuk Eskici { 10.24.07 at 17:50 }

Olayı tercihe indirgeyip “başı örtülü kadınları eve tıkıyorsunuz” şeklindeki duygu sömürüsü çok yanlış. Her alanda olduğu gibi eğitim alanında özgürlük kısıtlamaları yapılmaktadır. Bu konudaki mahkeme kararları ortadadır (Türk mahkemeleri ve AİHM). Maddeleri tek tek alıp yorumlarınıza koymanız birşey ifade etmez. Önemli olan maddelerin doğru yorumlanıp ülke gerçeklerini gözönünde bulundurmaktır.

16 çuvaldız { 10.24.07 at 20:56 }

@ Ufuk Eskici,
T.C Devleti Anayasası 3.bölüm Madde 14 ve 15 i tekrar okuyun lütfen.

Başörtülü insanlar,kadın erkek eşitliğine aykırı olarak,“laik cumhuriyete” tehdit olarak algılandıkları için üniversitelerin kapısından içeri alınmayıp kamu hakkı olan eğitimden men edilerek cezalandırılıyorlar.

Hukuk devletleri,anayasa maddeleri üzerine temellenir ve maddeler yoruma kapalıdır o halde eylem gerçekleşmemişse ispat nasıl mümkündür?

Bu konudaki mahkeme kararları ortadadır (Türk mahkemeleri ve AİHM)(U.E)

Düşünsenize Türk mahkemeleri Anayasaya rağmen nasıl da kendi yorumlarını yapıp karar çıkarabiliyorlar!!!
Maddeleri tek tek alıp yorumlarınıza koymanız birşey ifade etmez. Önemli olan maddelerin doğru yorumlanıp ülke gerçeklerini gözönünde bulundurmaktır.(U.E)

Aynen sizin dediğiniz gibi yapılıyor ve birileri halkın gözünün içine baka baka “doğru” olan benim “yorumum”diyor!Biz cahil,okuduğunu anlamayan embesiller miyiz?

Anayasa maddelerini gözünüz görüyor,aklınız neyin doğru olduğunu da söylüyor ama siz “ülke” gerçekleri diyorsunuz.Nedir ülke gerçekleri?Birileri “yorumlarını” yaparlarken dayandırdıkları “farazi senaryolar” mı?

Benim görebildiğim tek gerçek sizin de yazdığınız gibi, birilerinin işine geldiği yönde yaptığı “yorum”ile doğruları örtebilecek kudrette olabildiği.

III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması diye bir bölüm var “amaçlayan faaliyetler”deniyor ve takip eden 15.maddede de ispat şartı aranır diyor.Baş örtülü insanların 14.maddeye uyduğunu ve bu nedenle “eğitim hakkından “men edilmesi gerektiğini siz“yorum”yapmadan açıklayın lütfen.

Hukuk devletlerinde ceza eylemden sonra gelir değil mi?

Olayı tercihe indirgeyip “başı örtülü kadınları eve tıkıyorsunuz” şeklindeki duygu sömürüsü çok yanlış.(U.E)

“Duygu sömürüsü” mü netice bu bayım netice!.Bunun adına mı “sömürü” deniyordu?Kimin menfaatine hizmet ediyor bu sömürü acaba???

Not:Yok olay tercihe değil “hak ve özgürlüğe” indirgendi :-) yani asıl amaç olması gerekenlere.

17 Haydar { 10.25.07 at 04:50 }

Ozel Radyo ve Tv ler gundeme geldiginde “sonumuz gelir” diyen yasakci zihniyetin feryatlari hala kulagimda. Simdi gidin KanalTurk’u kapatin bakalim ne diyorlar.

O yasakci zihniyetin dalkavugu olan ve HERSEYIN ithalini yasaklanmasini isteyen kalitesiz mal ureterek bize zoraki kakalayan SAnayicilerimizin “SAnayimiz, ekonomimiz coker” dedigi gunleri de unutmadik. Heyhat, ayni kimseler gecen sene Hyundayi fabrikasini Turkiyeye getirmek icin az ter dokmediler.

Ayni zihniyet “salla basini al maasini” terimiyle calisan KIT lerin, Telekomlarin, vs satilmasi gundemde oldugu zamanda yasaklanmasi icin mahkeme mahkeme nefes tukettiler. Ama ilk firsatta Erdemir’i “ham” yaptilar, Oyakbank’i kendi deyimleriyle “emperyalistlere” sattilar.

Yasakla, yasakla, yasakla.

Sebep?
Paranoya.
…ve paranoyadan yuregi agzina gelen halkin sirtindan avanta saglamak, derin iktidari elden birakmamak.
***

Derin iktidar secimle basa gelmiyorki… hos, istesede gelemez ya.
Nasil olacak?
Halki birbirine dusurursun, gerginlik, kriz yaratirsin, “seriat geliyor” korkusunu yureklerine salarsin… daha sonrasinda bir kismi senin yonetimi sıkıştırman icin yalvarir. “Ordu iktidara” diye meydanlara dolarlar.
Bu arada bir memur yardimlasma sandigini sessiz sedasiz memleketin 3. buyuk sirketi degil… holdingi yaparsin. Tabiiki bu arada bos durmayacaksin “seriat geliyor”diye yaygaraya devam.

Paranoya oylesine bir kultur haline gelirki kimileri gelip internette akla hayale gelmeyecek savlarda bulunurlar… hatta koyde yufka ekmek yapan nenesinin, teyzesinin, halasinin basortulu oldugunu bile bilmemezlikten anlamamazliktan gelir.
***

Bana kalirsa; kadin dedigin kadinligini sonuna kadar yasayabilmeli.

Kadin cevresindekilerinin onun guzel, cekici oldugunu dusunmesini isteyen bir varliktir. Arzu ederse etek, sort, V yaka, veya bilmem ne sekilde giyinirse giyinsin. Ama bir digeri sacini, basini veya vucudunun baska bir yerini ortmek istiyorsada ortsun.

Bana ne!
Sana ne!

18 berre { 10.25.07 at 17:09 }

Çuvaldız Hanım,çok teşekkür ederim,ne demek istediğimi anlayanların olduğunu görmek güzel :)
Ufuk Bey ve benzeri düşünenlere cevaben yazıyorum,aslında Çuvaldız Hanım varken bana laf düşmez ama. :)
Başörtü siyasal bir simgedir:Hayır,başörtüsünün sahip olabileceği en son sıfattır siyasi simge sıfatı.ne siyasal bir hareketle bir alakası vardır,ne yeni gelmiş bir rejimle,ne de felsefi bir akımla.Bu tamamen,dinin bir farzını yerine getirmekle alakalı kişisel bir tercihtir.(Siyasi görüşler noktasında çok farklı fikirlere sahip olduğumuz örtülü arkadaşlarım da var.Her başörtülü farklı siyasi görüşlere sahip olabilir.Böyleyken,başörtüsü,bir siyasi görüşün sembolü nasıl olabilir?Kaldı ki aynı siyasi görüşe sahip örtülü bir bayan ve açık bir bayandan,örtülü olan üniversiteye ve kamusal alana giremezken örtülü olmayan rahatça giriyor.Takıldığınız nokta siyasi görüşse şayet,aynı siyasi görüşe sahip ikisi de…)

Kadınların özgürleşmesini engellemesi bahsi:Kadınların özgürce verdiği bir karar nasıl özgürleşmeye engeldir,anlayamadım.

Başörtünün baskı sonucu kullanıldığı bahsi: Baskı…Ne güzel söylediniz,evet,ortada ciddi bir baskı var.Başörtüyü ZORLA çıkarttırma durumu söz konusu.Birşeylerin ”zorla” yaptırılması sizi çok rahatsız ediyor,belli.O zaman bu zorla,hatta zor kullanılarak uygulanan başörtü yasağının da ne kadar rahatsızlık verdiğini anlarsınız.

Başörtü nasıl tek tip insan yetiştirmenin en güzel örneğidir:Bunun nasıl mümkün olabileceğini ispatlayan,mantıklı bir açıklama rica ediyorum.Siz bunu deme hakkını kendinizde görürseniz bende çıkar,tüm kot giyenlerin tek tip olduğunu,tüm kırmızı mont giyenlerin tek tip olduğunu söyleyebilirim çok rahat.Avrupa’da isteyen herkes kippa ile dolaşma hakkına sahipse,benimde başörtülü biçimde sosyal hayata katılma hakkım vardır.
Son olarak diyorum ki,başörtüsü kullanmak benim KİŞİSEL TERCİHİMDİR,HAKKIMDIR.Baskı sonucu yaptığım bir tercih de değildir,’rejim iiçin bir tehlike” de.Demokrasi,kişisel farklılıkları bünyesinde taşımak zorundadır.
Bu antidemokratik uygulamayı haklı çıkaracak bir gerekçe yoktur…Saygılar…

19 Ufuk Eskici { 10.26.07 at 02:05 }

Sıkmabaş (sizin deyiminizle başörtüsü) dini bir simgedir ve son yılardaki gelişimiyle siyaseten kullanıldığı için siyasal bir simge olmuştur aynı zamanda. Bunu kabul etmediğiniz takdirde zaten tartışmanın bi anlamı yoktur.

Kadınların özgürleşmesini engellemesi bahsi:Kadınların özgürce verdiği bir karar nasıl özgürleşmeye engeldir,anlayamadım.

Sıkmabaş olayı bir kadının kendini, kendi kendine 2. sınıf insan yapmasıdır. Olayın bir dini dayanağı bile yoktur. Başındaki saçından 2 tutam gözükünce günaha gireceğini zannedenler zaten kendilerini kısıtlamaktadır. Ama onlar bu durumun farkında bile değildir. Bu açıdan bakıldığında zaten bir özgürlükten sözedilemez.

20 TT { 10.26.07 at 11:00 }

Ufuk Eskici: …Olayın bir dini dayanağı bile yoktur. Başındaki saçından 2 tutam gözükünce günaha gireceğini zannedenler zaten kendilerini kısıtlamaktadır. Ama onlar bu durumun farkında bile değildir.

: ))

21 berre { 10.26.07 at 18:50 }

”Sıkmabaş olayı bir kadının kendini, kendi kendine 2. sınıf insan yapmasıdır. Olayın bir dini dayanağı bile yoktur. Başındaki saçından 2 tutam gözükünce günaha gireceğini zannedenler zaten kendilerini kısıtlamaktadır. Ama onlar bu durumun farkında bile değildir. Bu açıdan bakıldığında zaten bir özgürlükten sözedilemez. ”

Saygı sınırlarını aşıyorsunuz Ufuk Bey.Asıl ikinci sınıf insan,dini ve gereklerini eleştirmekle kendini çağdaş ve 1. sınıf zanneden insandır.2. sınıf insan,hak ve özgürlüklere saygı göstermeyendir.Ne ”zannettiğim” benim problemimdir.Ayrıca yaptığım her eylemin ve her tercihin de farkındayım,ne yaptığımın bilincindeyim.Dini tercihleri bu şekilde eleştirmek size düşmez.Türban,başörtü,sıkmabaş her ne demek isterseniz,deyin,benim için hiç problem değil,ama eleştirilerinizi,saygı çerçevesinde yapın,rica derim.

22 Haydar { 10.26.07 at 22:33 }

Sn. Eskici,

Sıkmabaş olayı bir kadının kendini, kendi kendine 2. sınıf insan yapmasıdır. Olayın bir dini dayanağı bile yoktur. Başındaki saçından 2 tutam gözükünce günaha gireceğini zannedenler zaten kendilerini kısıtlamaktadır.

…sozunuze uygun bir cevap ariyorum ama en kisa olani sanirim
Size ne!
inanc meselesi bu.
Ben dinsiz birisi olarak dahi sozlerinizi anlamaya calisiyorum… maalesef mumkun degil.
***

Ama onlar bu durumun farkında bile değildir. Bu açıdan bakıldığında zaten bir özgürlükten sözedilemez.

…sozunuze gelince; sizin ozgurlukten bahsedebilmeniz icin once temel insan haklari ve ozgurluklerinden olan iNANC ozgurlugunu idrak etmeniz lazim.
***

Lutfen sadece kendi deger, inanc ve dusuncelerinizi tek dogru gibi empoze etmeyiniz.

23 Ufuk Eskici { 10.27.07 at 22:55 }

Hayda Bey,

Sizin de bu konunun inanç özgürlüğünü olmadığını idrak etmeniz lazım. İnanç özgürlüğü olmadığı için bu tartışma var zaten. “Benim inancım bu, size ne” şeklindeki tavırlar olayın doğru kavranamayışının göstergesidir.

24 Haydar { 10.27.07 at 23:57 }

Sayin Eskiic,

Dogru tavir nedir?
“Benim inancim bu, gelin karisin”midir?

25 çuvaldız { 10.28.07 at 15:29 }

@ Ufuk Eskici,
“Sıkmabaş olayı bir kadının kendini, kendi kendine 2. sınıf insan yapmasıdır.” ”(U.E-yrm19)

Baş örtülü(sizin deyişinizle sıkmabaş)olmadığıma göre ben 1.sınıf vatandaşım ama ben o bez parçasını,tamamıyla bireyi ilgilendiren inanç özgürlüğünün bir uzantısı olarak gördüğüm için 2.sınıf bir vatandaş sayılmalıyım.Bu durumda ben 1,5 ortaya karışık vatandaş mı oluyorum .-)

Sizin 2.sınıf ile neyi tanımlamaya çalıştığınızı sigara içme alışkanlığına sahip biri olarak eşleştirme yaparak anlamaya çalışıyorum zira başka türlü kafam almıyor.

Sigaranın sağlığa uzunnn vadede zararlı olduğu bilimsel olarak ispatlandı ve hatta bu hukuki açıdan sigara şirketlerine açılan davalar neticesinde yasal bir nitelik de kazandı.
Böyle zararlı bir maddeyi piyasaya sürenler paketlerin üzerine zararlıdır,ölümcüldür,hamileler için sakıncalıdır,erkekler için cinsel problemlere yol açabilir vs.vs gibi uyarıcı yazılar yazmak zorunda bırakıldılar.Netice itibari ile sigara üreticileri bunca zararlı bir maddeyi piyasaya sürmekten men edil(e)mediler.Hak!Bizim gibi 2.sınıf kendi iradesi ile yavaş ve zehirli ölümü tercih edenlerin “kullanma hakkı”göz önünde bulunduruldu.Sağlık bizim sağlığımızdı ve onun üzerinde karar verme hakkı tamamen bize aitti.
Eh bizim gibi 2. sınıf vatandaşları yok ederek talep engellenemiyorsa yeni talepler engellenmeli ve talep miktarı sigara üretimini olumsuz etkileyecek şekilde düşürülmeli.reklamlar,kapalı mekanlarda yasaklamalar vs..

Sebep;sigara içerek zehirlenmeyi seçenlerin “dumanlarının” pasif içicileri de içen gibi etkiliyor olması?

Benim gibi bu zehirli,ölümcül keyif(!) maddesine bağımlı olmayanların beni ikinci sınıf olarak tanımlaması anlaşılabilir zira bana keyif veren bir maddenin zararı da yine sadece bana olmalı değil mi?
Beni sigara içmekten men edebilir misiniz?
Baş örtülü insanlar eğitimden,kamusal alandan bu sebeple mi men edilmekte?Din keyif veren bir afyon başörtüsü de bu afyonun sarıldığı bez parçası olduğu için mi?Ve o yüzden mi başörtülüler 2.sınıf ve başörtüsünün dumanından mı zehirlendiğinizi düşünüyorsunuz? .-)

Pek çok soruma cevap vermediğiniz gibi buna da ver(e)meyeceğinizi bildiğim halde yine de sorayım; “Başındaki saçından 2 tutam gözükünce günaha gireceğini zannedenler…”demişsiniz “zan” olduğu kesin kanaatine nasıl vardınız?

26 Ufuk Eskici { 10.29.07 at 01:25 }

Çuvaldız Bey/Hanım (cinsiyetinizi bilmiyorum, kusra bakmayın)

Hangi soru veya sorularınıza cevap vermedim bilemiyorum fakat birkaç kişi birden birçok soru yöneltince arada atladıklarım oluyor, kusra bakmayın. Bazen de tek tek cevap vermek yerine genel olarak bütün sorulara cevapları içeren bir metin yazıyorum.

“Zan” olduğu kanaatindeyim çünkü başka neden ne olabilir ki? Siz söyleyin, buyrun.

Bu tartışmayı da sigaraya indirgemeniz çok yanlış ve anlamsız. Kel alaka bir iddia. Ülkemizin sorunu sigara değildir. Sigara belirli partilerin ya da din sömürücülerinin kullandığı bir şey de değildir. “Sigara içmeye özgürlük” ya da “üniversitelerde sigaraya evet” konulu mitingler, yürüyüşler yapıldı da benim mi haberim yok! :)

27 çuvaldız { 10.29.07 at 03:48 }

@ Ufuk Eskici,
Başörtüsünü hangi cinsiyete sahip insanların kullandığını ve aslında neye karşı olduğunuzu biliyor musunuz peki?

Bunlara da cevabınız yoksa topu benim de sizin gibi taça attığımı farzedin ve kusura bakmayın emi!

28 Ufuk Eskici { 10.30.07 at 16:47 }

Çuvaldız,

Soruma soruyla karşılık verme lütfen. Benim sorumu bana sormuşsunuz zaten. :)

Sorumu tekrarlıyorum:

“Zan” olduğu kanaatindeyim çünkü başka neden ne olabilir ki? Siz söyleyin, buyrun.

29 çuvaldız { 10.31.07 at 00:19 }

@ Ufuk Eskici,
Sizin bunu anlayacağınızı ummak benim budalalığım olur ama varsın olsun belki inadı bırakır en azından anlamak için düşünmeye başlarsınız.Gördüğünün ne olduğunu kavrayamadan kör olan birine çok uzak geçmişte gördüğü ve çoktan hafızasından silinmiş görüntüleri tekrar hatırlatmaya çalışmak ne kadar mümkün olabilirse ve o kör de bunu ne kadar anlayabilirse artık.
Diğer taraftan sizin adınıza sevindim;başörtüsünün anayasal,hukuksal ve siyasal yanını geçtiniz ve din içindeki “günah” kavramı ile ilintisini anlamaya çalışıyorsunuz ama sadece benim “yorumumla”yetinmeyin,bu bilginin kaynağı olan Kuran’ı okuyun ve kendi yorumunuzu yapıp ona sahip çıkın.
Kuran, kendisini “doğru anlayıp,yorumlayan” kişileri tanımlayıp, araya koymuyor merak etmeyin.Anayasa maddelerini okuduğunuzda “doğru yorum” için birilerine ihtiyaç duyduğunuz gibi başkalarının yorum ve kararlarına ihtiyaç duymazsınız,endişe etmeyin.

Sizin ortaya attığınız ama açıklamanızın olmadığı zan meselsine gelince;
İnanan bir insan için kendi cismi ve ruhani varlığının yaratılmış olduğunu bilmek,” zan” olarak tanımlanamaz.
Sizin takılıp kaldığınız o iki tutam saçı örtmenin gerisindeki anlam/ düşünce bir sevgi,saygı ve razı oluştur.
Nefsi terbiye eden bir örtüdür hani şu kulağa takılan küpe öğütler vardır ya öyle düşünün önce insan olmayı hep hatırlamak gibi mesela!
İnsan,kadın olmanın lutfunu bilerek,sakınarak başını örtebilir,bunu anlayabiliyor rmusunuz?
Değerli bir hediyeye sahip olduğunu bilip ona ihtimam göstermek
İnsan olabilmenin ne demek olduğunu herkes bilir ama yaşarken umursamaz,unutur,öncelik sırası şaşar.Şan,şöhret,para,mevki,başarı,..hepsini elde etmenin daima iki yolu vardır…

İnsan olmaya söz vermek,verdiği sözü unutmamak ve hep hatırlamak.

Yani sizin günah diye tanımladığınız noktaya hiç ulaşmamak için gayret etmek..Bunlar sadece zan değil.Bunlar inançla/imanla alınmış kesin,uygulanan kararlar.Kendini,nefsini bilen birinin kendi özgür iradesi ile aldığı kararlar.

Zan bunların neresinde??

30 Ufuk Eskici { 10.31.07 at 15:08 }

Çuvaldız,

Öncelikle konuyu tartışalım, benim zekamı, anlayışımı değil. Ben seni bir birey olarak kabul edip görüşlerine saygı duyuyorum ve özgür bir ortamda tartşıyoruz. Sen ise olayı benim anlayışıma getirerek “senin anlayışın zaten kıt ama tartışalım bakalım” a getiriyorsun. Cümle arasında daha da ileri giderek insanlığımı tartışmaya açıyorsunuz ki bu çok çirkin.

Benim yapmak istediğim şey günah kavramından yola çıkarak bu sorunun gereksizliğini ortaya koyup anayasal,hukuksal ve siyasal konumunu belirlemekti. Sizin bu açıklamalarınız da bana çok yardımcı oldu. Şöyleki:

Öyle bir hava yaratmışsınız ki yorumunuzda sanki burada sıkmabaş sorununu değil de bütün islam anlayışını eleştiriyorum. Bu elbette doğru değil.

İnsan olabilmenin ne demek olduğunu herkes bilir ama yaşarken umursamaz,unutur,öncelik sırası şaşar.Şan,şöhret,para,mevki,başarı,..hepsini elde etmenin daima iki yolu vardır…

İnsan olmaya söz vermek,verdiği sözü unutmamak ve hep hatırlamak.

Bu cümleleriniz de oldukça tehlikeli. İki yoldan kastettiğiniz bir iyi bir de kötü yol sanırsam. Fakat bundan şu anlam çıkıyor:Başını kapatanlar iyi yolu seçmiş diğerleri kötü yolu. Böyle birşey olabilir mi? Zaten bu durumda ilerde toplumsal baskıya neden olacaktır ki herkesin çekincesi de budur. Birileri namus bekçiliğine soyunup diğerlerini iyi yola sevkeymeye çalışacaktır. Bunun bir ileri deecesi de “örtünmeyen bizden değildir” anlayışıdır.

Bunlar sadece zan değil.Bunlar inançla/imanla alınmış kesin,uygulanan kararlar. Kendini,nefsini bilen birinin kendi özgür iradesi ile aldığı kararlar.

Herkesin kendi kafasına göre aldığı kararlar, zannettiği şeyler devlet düzenine uygulanmaya kalkarsa vay halimize. Kesin kabul görmüş kurallar için de aynı şekilde geçerlidir. Devlet düzeni dini kurallara göre işlemez.Bütün bu yanlış tercihler de bence, mantıksızca yapılan yorumlar sayesinde oluşmaktadır. Bu yanlış yorumlar da işin anayasal,hukuksal ve siyasal tarafında büyük rol oynamaktadır.

Sonuç olarak dini semboller ve tercihler kısıtlanabilir (örnek üniversiteler). Burada söz konusu olan sadece sıkmabaş değil diğer dinin smbolleridir de. Bu tür yasaklar her dine uygulanmaktadır ve bunun örnekleri dünyada mevcuttur. Aynı kurallar ülkemizdeki bir üniversitede okumak isteyen hristiyanlar için de geçerlidir.

31 çuvaldız { 11.01.07 at 17:09 }

@ Ufuk Eskici,
Bir hatırlatma yapmama izin veriNİZ lütfen,SİZ 1.sınıf bir vatandaş olarak, sizin gibi düşünmeyenlere 2.sınıf demiştiniz oysaki ben sizin akıl sınıfınız ile ilgili hiçbir şey yazmadım.Daha önce sizin de işaret ettiğiniz gibi akıllı olup da anlama problemi yaşadıkları için“doğru yorum” yapamayanlar olabilir demek istemiştim,yazmadığım hatta ima bile etmediğim şeylerle beni itham etmeyiniz lütfen :-)
Belki sizin verdiğiniz örnekle daha açık ifadelenmiş olur;”iki tutam saçın görünmesini günah zannedenler” yani okuyup,okuduklarını “anladıklarını zannedenler”gibi!!Şimdi siz onlara “akılsız” mı demek istemiştiniz,o nedenle mi de 2.sınıf olarak tanımladınız?????

Sizin şu takılıp kaldığınız akıl ve anlama kısmını yeterince açık anlatabildim umarım.

Ben baştan beni aynı konu üzerine yazıyorum ama siz karşı olabilmek adına her dalı tutmaya çalışıyorsunuz ve verebildiğiniz tek cevap “doğru yorum”oluyor.Sizinki size benimki bana doğru yorumdur.Ortada eğitim talep edip de başlarındaki bir bez parçası yüzünden umutlarından mahrum kalan insanlar var hiçbir yorumun bedeli bu kadar ”ağır” olamaz .Baş örtünle olmaz “aç”demek bir DAYATMA ve BASKIDIR, ben varım diyeni YOK saymaktır.

Baş örtüsü üniversiteye girerse ne olur?
Dinde günah olduğuna inanarak insanlar başlarını örtüyorlarsa bunun siyasal sisteme zararı ne olur?
Ve lütfen cevap olarak“Herkesin kendi kafasına göre aldığı kararlar, zannettiği şeyler devlet düzenine uygulanmaya kalkarsa..”gibi senaryolar yazmayın!
Benim sorum çok açık; örtünün eğitim almaya engel teşkil etme sebebi nedir???

Okuduğunuz kitaplardan birinde Emre Kongar aynen şu cevabı beriyor;”baş örtülü kızlar okula girebilir,bir mahsuru yok ama işte o örtülü kızlar diğerlerini de başlarını kapatmak için ikna ederler,çünkü onlar arkadaşlarının günahkar olduklarını düşünürler”

Ve bu cümlenin benzerini siz de kurmuşsunuz:”Bu cümleleriniz de oldukça tehlikeli. İki yoldan kastettiğiniz bir iyi bir de kötü yol sanırsam. Fakat bundan şu anlam çıkıyor:Başını kapatanlar iyi yolu seçmiş diğerleri kötü yolu.Böyle birşey olabilir mi?”

Kendi sorunuza kendiniz cevap verin:Siz insan olmaktan vazgeçerek kötü yolu seçmiş biri gibi hissediyor musunuz?

“ Zaten bu durumda ilerde toplumsal baskıya neden olacaktır ki herkesin çekincesi de budur.”Bu öngörü için deliliniz nedir?
Şu anda konuştuğumuz mahkeme kararı ile delillenmiş bir baskı!Ortada eylem yokken ve üstelik anayasa da yazılı olan şu umursamadığınız maddelere rağmen alınmış bir karar!!!

İnsan olmak ile vatandaş olmak arasındaki fark idrak edildiğinde “çekince” kalmaz.

“Birileri namus bekçiliğine soyunup diğerlerini iyi yola sevkeymeye çalışacaktır. Bunun bir ileri derecesi de “örtünmeyen bizden değildir” anlayışıdır.”benim yazdığım tek bir cümlede bile namus geçmedi o iki tutam saçı gelip namusa bağlayan sizsiniz oysaki ben sevgi saygı,razı oluş ve tercih edişten bahsetmiştim.

Neden baş örtüsüne baktığınıza düşünebildiğiniz sadece “namus” ve “siyaset”oluyor?

Baş örtüsü ile karşılaştığınızda neden sadece “kendi” hissettiklerinize odaklanıyorsunuz?

Kimse size bir şeyler hissettirmek için baş örtüsü kullanmıyor ama görünen o ki size uygulanan baskı ve korku ile gelişmiş olan seçici algınız başka bir sebep düşünebilmenize engel oluyor onca şey yazıp size bir bütün düşünceyi göstermeye çalışmama rağmen yazdıklarınız kafanızın içindekiler.

Şu “iyi yola sevk” ve “bizden değildir” için de bir düşünün;
Birileri kadını özgürleştirme derdine düşmedi mi bunun için de eğitimi parmağının iki ucunda salladırıp dediğini yaptırtmaya çalışmıyor mu ve hatta ileri gidip sen baş örtülü isen “laik”değilsin bizden değilsin demiyor mu?Birileri bu şekilde “iyi yola sevk etmeye”çalışmıyor mu????

Yorumunuzda bakılırsa yazdıklarımdan hiçbir şey anlamamışsınız;
“İnsan olabilmenin ne demek olduğunu herkes bilir ama yaşarken umursamaz,unutur,öncelik sırası şaşar.Şan,şöhret,para,mevki,başarı,..hepsini elde etmenin daima iki yolu vardır…
İnsan olmaya söz vermek,verdiği sözü unutmamak ve hep hatırlamak.”
Seçim sadece bireye aittir!!

32 çuvaldız { 11.01.07 at 19:28 }

@ Ufuk Eskici,

Her alanda olduğu gibi eğitim alanında özgürlük kısıtlamaları yapılmaktadır. Yorum 15.Ufuk Eskici
Sonuç olarak dini semboller ve tercihler kısıtlanabilir (örnek üniversiteler). Burada söz konusu olan sadece sıkmabaş değil diğer dinin smbolleridir de. Bu tür yasaklar her dine uygulanmaktadır Yorum 30.Ufuk Eskici

Bu konudaki mahkeme kararları ortadadır(Türk mahkemeleri ve AİHM). Maddeleri tek tek alıp yorumlarınıza koymanız birşey ifade etmez. Önemli olan maddelerin doğru yorumlanıp ülke gerçeklerini gözönünde bulundurmaktır Yorum 15.Ufuk Eskici

Bana ülke gerçekleri bağlamında diğer din simgelerinin de yasaklandığı bir mahkeme kararı örneği sunabilir misiniz?

Madde 14:Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Buradaki açıklama size eğitim ve öğretimden fazlasına soyunan YÖK’ü hatırlatmıyor mu?
Madde15. – Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Bilmediğimiz bir savaş mı var?Bu savaş din ile mi?Dini inanç sahibi olmak,eğitim temel hakkından ve o dini yaşama hürriyetinden kısmen yada tamamen mahrum bıraktıracak savaş,seferberlik,sıkıyönetim veya olağanüstü hallerden biri midir?Ülkemiz bu şartlar altında mı yönetilmektedir?

Olayı tercihe indirgeyip “başı örtülü kadınları eve tıkıyorsunuz” şeklindeki duygu sömürüsü çok yanlış. Yorum15.Ufuk Eskici …

Madde17. – Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Anayasa bu tercihi hak olarak tanımlamış.Baş örtüsü takanlar da manevi varlığını koruma tercihi olarak tanımlıyor.

İndirgenen tercih değil kadının istediği gibi yaşama yani maddi varlık mücadelesi ve bunun önündeki engel din değil,sizin sahip olduğunuz ideolojinin temelinde“ilerde sistem için tehlike,toplum için baskı olacaklar” korku kılıfına saklanmış iktidar tamahkarlığına sahip bir grup cumhuriyeti biz kurduk bizimdir diyenlerin zihniyeti yatmaktadır.

Birileri iktidarı elinde tutmak için siyasete dini alet ediyor ama işte böyle korkutmak “Tehlikenin Farkında” mısınız ben iktidardan olacağım,son kalemde elden gidiyor hadi meydanlara?Neyi koruduğunuzu düşünürsünüz ve neye karşı???

Aşağıdaki sorunuzla siz bile bir çelişki olduğunun farkındasınız; Kadınların özgürleşmesini engellemesi bahsi:Kadınların özgürce verdiği bir karar nasıl özgürleşmeye engeldir,anlayamadım. Yorum19.Ufuk Eskici …
Bu sorunuza E.Kongar nasıl cevap veriyor bakın; “Kadınların özgürleşmesini yasaklayan her şey yasaklanmalı,başörtüsü dahil”

Kadına “tek tip”olduğu taktirde mahkum edildiği evden kurtulup özgürleşecektir.Bize empoze edilen hep dinin kadını eve hapsettiği yalanıydı.Baş örtülü insanların eğitim talep etmesi bu yalanın/dine atılan iftiranın/dinin siyasete alet edildiğinin yüze vurulması değil midir?
Bu yalanın mumu yandı, sıra diğer yalanda”siyasi simge”sistem için tehlike arz edecek baskı”…kısaca irtica deyip geçin…delil mi,bulmak kolay;
baş örtülerine bak İran’dakilere benziyor :-))örtü örtüye,insan insan benzer,bu çok büyük bir delil .-)

“Sıkmabaş olayı bir kadının kendini, kendi kendine 2. sınıf insan yapmasıdır.” ” Yorum19.Ufuk Eskici
Maddi gelire göre yapılmış bir sınıflamayı anlayabilirim,matematiksel sonuç anlatır.Ama insanları bu tarz sınıflamak tüylerimi ürpertiyor;bunun sonu yok.Ne ile mukayese edip de bir sınıf elde edebildiniz,tamamıyla aşağılama kokuyor!!!!!!!

Bugünkü yazınızdaki “toplumsal baskı” olur korkunuza daha önce şu şekilde ceap vermiştim:
Sebep;sigara içerek zehirlenmeyi seçenlerin “dumanlarının” pasif içicileri de içen gibi etkiliyor olması?
Baş örtülü insanlar eğitimden,kamusal alandan bu sebeple mi men edilmekte?Din keyif veren bir afyon başörtüsü de bu afyonun sarıldığı bez parçası olduğu için mi?Ve o yüzden mi başörtülüler 2.sınıf ve başörtüsünün dumanından mı zehirlendiğinizi düşünüyorsunuz? .-)

“Bu tartışmayı da sigaraya indirgemeniz çok yanlış ve anlamsız. Kel alaka bir iddia. Ülkemizin sorunu sigara değildir.”diye cevap verdiniz.
Hayır,kesinlikle değil zira,baş örtüsü kullananları,bulaşarak,etrafı zehirleyebilecek bir hastalık,zararlı bir madde gibi nasıl görebilen bir bakış açısı da bana “kel alaka” geliyor.Başörtülü bir kız koluna girdiği her arkadaşını zehirlemeye(!),bulunduğu her ortamı baskı almaya mı çalışır???O halde neden baş örtüsüne karşı bu yasaklama kampanyası var???

Herkesin kendi kafasına göre aldığı kararlar, zannettiği şeyler devlet düzenine uygulanmaya kalkarsa vay halimize. Kesin kabul görmüş kurallar için de aynı şekilde geçerlidir. Devlet düzeni dini kurallara göre işlemez.Bütün bu yanlış tercihler de bence, mantıksızca yapılan yorumlar sayesinde oluşmaktadır. Bu yanlış yorumlar da işin anayasal,hukuksal ve siyasal tarafında büyük rol oynamaktadır Yorum 30.Ufuk Eskici
Kesinlikle bu düşüncenizle aynı fikir deyip,siyasal düzeni değiştireceklerini zannettikleri için birileri anayasayı,hukuğu işlerine geldiği gibi yorumlayıp siyaset yapamaz ve en önemlisi eğitim talep eden genç kızları kendisine yani halka ait üniversitelerin kapısından çeviremez.Halktan üstün hiçbir erk veya ideoloji olamaz.

Duygu sömürüsü demiştiniz aklıma tüm bunlar geldi;korku da bir duygudur ve elindekileri kaybetmemek için bazıları ormanda canavar var diyebilir.Ormana girin bence!

Çuvaldız Bey/Hanım (cinsiyetinizi bilmiyorum, kusra bakmayın)demişsiniz biraz dikkat etseydiniz cevabı,hale hazırda cevapladığınız yorumda görürdünüz.Baş örtüsü kullanmadığı için 1.sınıf baş örtüsüne kişisel hak ve özgürlükler kapsamında baktığım için de 2.sınıf bir bayanım.Kendimi sınıflayamadım siz bir sınıf bulursunuz artık.Lütfen ait olduğum sınıfı için yorum yazarken yukarıda cevabınızın olduğu sorulara da cevap yazabilir misiniz?

33 sude temiz { 11.05.07 at 10:56 }

Suat bey,
Ben çok üzgünüm.Vaktimin çok az olması dolayısıyla yorum kurallarını okumamıştım.Sizin yazınızı çok beğenmekle birlikte,diğer yazıları da okudum.Ve diğer yazılardaki bazı,sözler beni çok üzdü.Ve ben sandım ki,yazdıklarım o arkadaşlarıma da yorum olacak.çocukları onların malı mı diyen,çocuklarından bu denli kopuk bi zihniyet,ve saçlarından bikaç tel gözükünce,günaha girdiklerini düşünüyorlar diyen,dininden bu kadar bi haber olan! insanına bu kadar uzak düşünceler içinde, yalnızlaşmış(güya modern,çağdaş?) şahsiyetler,bide aşağılarcasına,küçümsercesine,centilmenliğe sığmayan ölçüler içersinde,bu kadar da rahat!ifadeler kullanınca,tutamadım sanırım kendimi.Tekrar çok özür diliyorum.Bu siteyi yeni görmeme rağmen,çok sevdim.Sanırım bundan sonra hep okuyacağım sizi.Allah’a emanet olun.

34 Ufuk Eskici { 11.05.07 at 16:31 }

Çuvaldız,

Bu kadar uzun bir cevabı yazmak için çok uğraşmış olmalısın, bunun için teşekkür ederim fakat bir dahaki sefere biraz dah a kısa yazarsan sevinirim. Hem okunabilirlik açısından hem de kensini tekrar etmeme açısından iyi olur. Çünkü daha önce cevap verdiğin iddialara tekrar cevap yazmışsın. Hepsine nasıl cevap vereceğim bilemiyorum, bi kaç gün sürer herhalde :)

Belki sizin verdiğiniz örnekle daha açık ifadelenmiş olur;”iki tutam saçın görünmesini günah zannedenler” yani okuyup,okuduklarını “anladıklarını zannedenler”gibi!!Şimdi siz onlara “akılsız” mı demek istemiştiniz,o nedenle mi de 2.sınıf olarak tanımladınız?????

Hayır. Kimsenin sınıfı yok fakat kendini kısıtlayanlar kendi kendilerine 2. sınıf insan muamelesi yapıyor.

Ben baştan beni aynı konu üzerine yazıyorum ama siz karşı olabilmek adına her dalı tutmaya çalışıyorsunuz ve verebildiğiniz tek cevap “doğru yorum”oluyor.Sizinki size benimki bana doğru yorumdur.Ortada eğitim talep edip de başlarındaki bir bez parçası yüzünden umutlarından mahrum kalan insanlar var hiçbir yorumun bedeli bu kadar ”ağır” olamaz .Baş örtünle olmaz “aç”demek bir DAYATMA ve BASKIDIR, ben varım diyeni YOK saymaktır.

Kimsenin kimseye baskı yaptığı yok. Bunu söylemek de bir duygu sömürüsü. Özel yaşamınızda başınızı istediğiniz gibi kapatabilirsiniz fakat söz konusu olan demokrasi ve laikliktir.

Okuduğunuz kitaplardan birinde Emre Kongar aynen şu cevabı beriyor;”baş örtülü kızlar okula girebilir,bir mahsuru yok ama işte o örtülü kızlar diğerlerini de başlarını kapatmak için ikna ederler,çünkü onlar arkadaşlarının günahkar olduklarını düşünürler”

Ve bu cümlenin benzerini siz de kurmuşsunuz:”Bu cümleleriniz de oldukça tehlikeli. İki yoldan kastettiğiniz bir iyi bir de kötü yol sanırsam. Fakat bundan şu anlam çıkıyor:Başını kapatanlar iyi yolu seçmiş diğerleri kötü yolu.Böyle birşey olabilir mi?”

Kendi sorunuza kendiniz cevap verin:Siz insan olmaktan vazgeçerek kötü yolu seçmiş biri gibi hissediyor musunuz?

Bana bu soruyu yöneltmeniz de çok yanlış. Siz birisnin düşüncesine ve yoluna laf ediyorsunuz sonra da dönüp “siz üstünüze alınmayın, yarası olan gocunur” diyorsunuz. Böyle bir şeye hakkınız yok. Benim ne hisettiğim ya da hissetmediğim önemli değil, olayı kişiselleştirip konuyu saptırmayın.

“Zaten bu durumda ilerde toplumsal baskıya neden olacaktır ki herkesin çekincesi de budur.”Bu öngörü için deliliniz nedir?
Şu anda konuştuğumuz mahkeme kararı ile delillenmiş bir baskı!Ortada eylem yokken ve üstelik anayasa da yazılı olan şu umursamadığınız maddelere rağmen alınmış bir karar!!!

Bugüne kadar alınan bütün kararları okumanızı tavsiye ederim. Umursamadığımı söylediğiniz maddeleri bütün hakimler ve AİHM de mi umursamadı. :) Lütfen açında karar gerekçelerini bir okuyun.

“Birileri namus bekçiliğine soyunup diğerlerini iyi yola sevkeymeye çalışacaktır. Bunun bir ileri derecesi de “örtünmeyen bizden değildir” anlayışıdır.”benim yazdığım tek bir cümlede bile namus geçmedi o iki tutam saçı gelip namusa bağlayan sizsiniz oysaki ben sevgi saygı,razı oluş ve tercih edişten bahsetmiştim.

Yapmayın lütfen! Başı açık gezmenin günah olduğunu zanneden insanlar başlarını kapatmıyor mu?

Neden baş örtüsüne baktığınıza düşünebildiğiniz sadece “namus” ve “siyaset”oluyor?

Ülkemizde bu siyasi rant ve malzeme olarak kullanılıyor da ondan.

Seçim sadece bireye aittir!!

Bireylerin seçimleri de devleti ilgilendirir.

Gelelim 2. kısma. :) Daha bitmedi maalesef.

Her alanda olduğu gibi eğitim alanında özgürlük kısıtlamaları yapılmaktadır. Yorum 15.Ufuk Eskici
Sonuç olarak dini semboller ve tercihler kısıtlanabilir (örnek üniversiteler). Burada söz konusu olan sadece sıkmabaş değil diğer dinin smbolleridir de. Bu tür yasaklar her dine uygulanmaktadır Yorum 30.Ufuk Eskici

Bu konudaki mahkeme kararları ortadadır(Türk mahkemeleri ve AİHM). Maddeleri tek tek alıp yorumlarınıza koymanız birşey ifade etmez. Önemli olan maddelerin doğru yorumlanıp ülke gerçeklerini gözönünde bulundurmaktır Yorum 15.Ufuk Eskici

Bana ülke gerçekleri bağlamında diğer din simgelerinin de yasaklandığı bir mahkeme kararı örneği sunabilir misiniz?

Bu soruyu sormanız laiklik ilkesini anlamadığınızın apaçık göstergesidir. Verilen kararların hepsinde “dini simgeler” lafı geçer “müslüman dini simgeler” geçmez. Ayrıca dünyanın hiçbir yerinde dini simgelerle üniversiteye girmeye çalışan birileri yoktur. En azından benim duyduğum kadarıyla. Varsa olayı anlatın ve mahkemece verilen kararı yazın.

Madde 14:Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Buradaki açıklama size eğitim ve öğretimden fazlasına soyunan YÖK’ü hatırlatmıyor mu?
Madde15. – Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Bilmediğimiz bir savaş mı var?Bu savaş din ile mi?Dini inanç sahibi olmak,eğitim temel hakkından ve o dini yaşama hürriyetinden kısmen yada tamamen mahrum bıraktıracak savaş,seferberlik,sıkıyönetim veya olağanüstü hallerden biri midir?Ülkemiz bu şartlar altında mı yönetilmektedir?

Maddeleri tek tek ele alıp çarpıştıracaksak ben de 1-2 madde bulur. Ayrıca 14. maddenin baş tarafını neden almadınız. Maddeler bir bütündür. Lütfen işinize geldiği gibi maddeleri alıp kesmeyin orta yerinden.

III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

MADDE 14. – (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

Aşağıdaki sorunuzla siz bile bir çelişki olduğunun farkındasınız; Kadınların özgürleşmesini engellemesi bahsi:Kadınların özgürce verdiği bir karar nasıl özgürleşmeye engeldir,anlayamadım. Yorum19.Ufuk Eskici …
Bu sorunuza E.Kongar nasıl cevap veriyor bakın; “Kadınların özgürleşmesini yasaklayan her şey yasaklanmalı,başörtüsü dahil”

Bir çelişki yok çünkü bu soru bana ait değil. Bu soruyu 18. yorumdan alınıtı yaparak yazmışım ve eleştirmişim. Farketmemişsiniz galiba :) Emre Kongar’ın dümlesinin altına da imzamı atarım. Farklı bir şey söylememişiz.

“Sıkmabaş olayı bir kadının kendini, kendi kendine 2. sınıf insan yapmasıdır.” ” Yorum19.Ufuk Eskici
Maddi gelire göre yapılmış bir sınıflamayı anlayabilirim,matematiksel sonuç anlatır.Ama insanları bu tarz sınıflamak tüylerimi ürpertiyor;bunun sonu yok.Ne ile mukayese edip de bir sınıf elde edebildiniz,tamamıyla aşağılama kokuyor!!!!!!!

Ben bayanların kapanmamasını özgür olmalarını kendilerini kısıtlamamasından yanayım ve bunun için uğraşıyorum. Nerden çıktığı belli olmayan dini kuralların hayatına yöne vermek için kullanan insanlar olmanızı istemiyorum.

Arada atladığım iddialarınıza da genel olarak cevap verdim zannediyorum.

AİHM mahkemesi ile ilgili kararlar da buradadır. Buyrun okuyun, yine tartışalım.

http://www.islamiyetgercekleri.org/aihm.html

35 T. Suat Demren { 11.05.07 at 18:52 }

Sude Hanım,

Est, özür dilenecek birşey yok, sizin yorumlara cevabı iletişim kutusundan bana hitaben vermeniz sebebiyle bir karışıklık olmuş sadece. O da şimdi düzelmiş oldu..

Her zaman katkılarınızı beklerim.

Selamlarımla..

36 T. Suat Demren { 11.05.07 at 18:55 }

Ufuk Bey,

“Ben bayanların kapanmamasını özgür olmalarını kendilerini kısıtlamamasından yanayım ve bunun için uğraşıyorum.” diyorsunuz madem, yukarıdaki araştırmaya dair yazdığım kısmı niçin görmezden geliyorsunuz:

Örtünme Kimin Kararı?

Bu soru çok önemli. Çünkü bunun üzerine çok spekülasyon yapılır. Ataerkil toplum ve aile yapısından tutun, mahalle baskısına kadar.

Araştırmada başörtülülerin yüzde 62,2’si örtünmeye kendilerinin karar verdiğini söylemiş. Yüzde 10,6′lık bir bölüm ailesinin etkisiyle örtündüğünü, yüzde 7,9′luk bir bölüm babasının etkisiyle, yüzde 7,6′luk bir kesim de annesinin etkisiyle örtündüğünü beyan etmiş. Arkadaş etkisiyle örtünenlerin oranı ise yüzde 5,6.

Şimdi bazıları hemen aile, anne baba etkisine balıklama atlayıp “işte baskı, bakın, oran da az değil” diyebilirler. Burada atlanacak husus aile “empoze/etki”si ile “baskı” kavramlarının birbirinden çok farklı olduğu. Kişinin çocuklarına dinî ya da felsefî görüşlerini empoze etme hakkı vardır ve bu çok doğaldır.

Nitekim bir başka soru bunun baskı olmadığını net olarak ortaya koyuyor. “Kızınız olsa başını örtmesini ister misiniz?” sorusuna başörtülülerin yüzde 96,5′i “evet” diye cevap veriyor. Kendisi baskı ile örtse kızının başını örtmesini niçin istesin?

Katılımcılara kızlarının örtünmemesi durumunda nasıl tepki gösterecekleri sorulduğunda da başörtülülerin sadece yüzde 0,2’si baskı uygulayabileceğini söylemiş. Yüzde 82,2′lik bir kesim neden başörtüsü takması gerektiğini izah edeceğini belirtirken, yüzde 13,2’si herhangi bir müdahalede bulunmayacağını, yüzde 3,6’sı da başörtüsü takması konusunda uyarıda bulunmakla yetinenceğini dile getirmiş. Tüm bu cevaplar başörtülülerin, özgürlükler ve bireysel tercihler konusunda yasağı savunan sözde ilerici ve çağdaşlardan fersah fersah ileride olduklarını gösteriyor.

***

Niçin insanların bireysel tercihlerine burnunuzu sokuyorsunuz?

Başörtülülerin % 0.2’si çocukları başını örtmek istemezse “baskı uygulayabilirim” derken, siz ve sizin gibi düşünenler, bir bireysel tercihi ysaklamaktan sözediyorsunuz. Kimsiniz siz, kimin adına kendi isteği ile bir tercih yapmış insanlar için hüküm verme konumunda görüyorsunuz kendinizi? Faşistliğin dikalası bu değil mi?

Kusura bakmayın, hiç samimi değilsiniz.

37 T. Suat Demren { 11.05.07 at 19:02 }

Ufuk Bey,

Bir de alıntılayacağım yazıyı elinizi vicdanınıza koyup okumanızı isterim:

Leyla İpekçi’den. (Meraklılara not, Leyla İpekçi’nin başı açıktır)

Türbandan korkanlara açık mektup

Siz her ne kadar tek cümlesini kesip manşetlerinizle ısıtmaya çalışsanız da Prof. Şerif Mardin, türbanın üniversite öğrencilerine serbest bırakılması gerektiğini söylüyor, başka profesörler de.

Evet, aynı inanca sahip erkekler rahatça okurken, türbanlı kızların siyasi simge denilerek kapılardan çevrilmesini, evlerine hapsedilmesini, meslek sahibi olamamasını alkışlamak mümkün değil. Evet, insan hakları ihlali söz konusu. Cinsiyet ayrımcılığı da cabası. Elbette hak ve adalet duygumuz da zedeleniyor. Toplumsal algının bütünlüğü adına türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasını savunuyoruz doğru. Ama hepsi bu kadar değil. Farklı boyutları var. Diyorsunuz ki: “Türban serbest bırakılırsa, türbanlılar Müslüman değil misiniz gerekçesiyle başı açıkları üniversiteye almayacak.” Böylesine kesin bir veri bu sizin için. İddia bile değil. İnfaz. İnsanın iç dünyasının, kalbinde olanın hükmünü vermek kimseye düşmezken, o insanın niyetini okumakla kalmayıp koskoca bir topluluğu bir genellemeye indirgiyorsunuz. Dünyaya hangi tanımlarla esir düştüğünüzü görmüyor musunuz? Tanımadığınız biri için yaptığınız her tanım öncelikle sizi kendi dünyanıza hapsediyor. Öte yandan “türban serbest olursa başı açıklara mahalle baskısı uygulanacak, yakında türbansız öğrenci kalmayabilir” derken, bizzat sizin bu hükmünüz ‘mahalle baskısı’ndan çok daha öte bir baskı oluşturmuyor mu? Tam da sivil bir anayasa hazırlandığı şu günlerde?

“Türban masum inanç gereği bir örtünme değil, siyasi simge” diyorsunuz. Bu yargı mesela, masum bir inançtan ne anladığınızı iyice ele veriyor doğrusu. Sizin için inanç yalnızca gizemli bir zevk unsuru, kişisel hazza yönelik bir tüketim metaı anlamına geliyor. Söyledikçe içeriğini yitirecek, genleriyle oynanmış, yıpratılmaya açık alelade bir kelime belki de sizin için. ‘Masum’ tanımıyla pekiştirmeksizin kullanamıyorsunuz inanç kelimesini. Bu da sizin inancınızdır, kimse bir şey diyemez. Ama söyleyin: Eylemle sınanmayan bir niyet gerçek olabilir mi? Ya sorumluluk almadan inanmak nasıl mümkün olabilir? Sevdiğiniz biri için kılınızı kıpırdatmadıktan sonra onu sevdiğinize nasıl inandırabilirsiniz kendisini? Türbanın, kendini geleneksel ve taşralı büyüklerinden ayıran kadınların örtünme biçimi olduğunu, sayılarının zaten bu kadar çok olduğunu, şimdilerde sizin yakınınıza geldikleri için daha ‘görünür’ olduklarını bir türlü anlamak istemiyorsunuz. Bu stili beğenir veya beğenmezsiniz ama kendi vehimlerinizden güçlü bir ’siyasi imge’ yaratabileceğinize niye bu kadar şartlanmışsınız? Şehir, tüketim, üstün zevkler, steril değerler, birtakım ’süslü’ erdemler salt sizin yaşam alanınıza mı ait olsun istiyorsunuz? Hayatı nimet ve külfetleriyle bir bütün olarak paylaşmaktan niye bu kadar korkuyorsunuz?

Saraybosna’ya, İsfahan’a, Halep’e, İskenderiye’ye, Şiraz’a, Şam’a, Beyrut’a, Amman’a bir bakın. İster daha doğuya, ister batıya, güneye gidin. İslam oralarda şehirlerden çekilmediği, taşraya hapsedilmediği için, alt sınıflara terk edilmediği için kadınların vücut dillerine türbanın nasıl yansıdığına tanık olun. Onların dünyayla ve kâinatla kurdukları ilişkiye, medeniyetle aralarındaki görünür ve görünmez bağlantılara eşlik edin. Örtüyle kadın arasında hışırdayan kadim ilişkinin metafizik boyutlarını sezmeye çalışın. Baktığınız her türbanlıda bir Taliban prototipi görme kararlılığıyla hangi kültürün farklılıklarına varabilirsiniz?

Örtünmenin nefsi yok eden değil, nefsi insanın kendi denetimine emanet eden özgürleştirici boyutunu anlamak için İslam’ın kalbinde yüreğinizin atması hiç gerekmez. Hak vermeniz de gerekmez elbette. Yalnızca bir merak, bir anlama çabası gerekiyor size. Çünkü insan bilmediği şeyden korkar. Bugün emperyal devletlerin en güçlü dayanaklarından biri olan ‘İslam korkusu’ siyasetlerinin tuzağına bu kadar rahat düşmezdiniz daha güçlü bilgi sahibi olsaydınız. Zamanın ruhuna dünyanın her tarafından asırlardır kendi metaforlarını taşıyan örtünme biçimlerini getirip Türkiye’ye mahsus bir siyasi simge tanımına sıkıştırmak ne kadar da küresel bir yanılgı?

Kamusal alan diye yaptığınız tutarsız tariflerin hiçbir yaşam pratiği olmadığı halde (sağlık kuruluşu veya sokaklar bir kamusal alan değilken yüksek eğitim kuruluşları veya Meclis olabiliyor), siyaset bilimine ait çoğulcu bir tanımı, sosyolojinin tüm imkânlarını inkâr ederek kendi dağarcığınıza uygun olarak yeniden ürettiniz. Kamusal alan bu ülkede bir avuç seçkincinin ‘özel mülkiyeti’ midir? Sadece size ait bir yaşam algısında, size benzedikleri oranda var olma hakkı tanıdığınız insanlardan daha ne kadar soyutlanacaksınız? Sizin gibi olanlar mı siyaset yapmaya, okuyup ‘adam’ olmaya layıktır? Öteki ile kamusal alanda beraber olmayacaksanız nerede olacaksınız ki?

“Türbanlılar gelip başı açıkları da kapatacak” diyorsunuz. Mesela bunu nasıl yapacaklar hiç düşündünüz mü? Bir totaliter devlet kurmaksızın, ellerine silah almaksızın, teker teker türbanlılar bunu nasıl yapacaklar? Bir zamanlar sizin onları açmak için kurduğunuz ikna odalarına sizi soksalar inandırıcı olur muydu? Bazı türbanlı öğrenciler bir araya gelip çete mi kuracaklar, organize suç örgütü mü oluşturacaklar sizi zorla kapatmak için? Anayasa maddelerini bir bir çiğnerken de yargı mercii müdahale etmeyecek mi onlara? Bu ülkede askerî darbe olasılığı, türbanlıların başı açıkları zorla kapatmasından daha mı düşüktür, daha mı yüksek?

Türbanlıların bireysel baskı uygulayarak açıkları örteceğinden korkmak, İslam’a ait en basit terminolojiden bihaber olmaktır. Öte yandan bu nasıl bir niyet okumadır ki? Eğer peşin hüküm ve önyargılar bir insanın gelecekte nasıl davranacağına dair yeterli bir veri oluştursaydı, birbirimizi tanımak, anlamaya çalışmak, ilgi duymak, ilişki kurmak gibi insani yaklaşımlara gerek kalmazdı. Peşin hüküm kaskatı bir yumaktır ve insanı tek bir zaman kipinde taşlaştırır. Onun iradesini, kaderini, arzularını, değişim ve dönüşümlerini, hayallerini elinden alır. Onu kaba bir genellemeye indirger. Kaba genellemeler kısa yoldan bizi her zaman haklı olmaya, hakkı hep kendimize atfetmeye götürür. Haksızlığı ise hep öteki’ne mal ederiz. Bunun adı her dilde faşizmdir. Hakkı salt güçlü olana atfetmek, adalet duygunuzu zedelemiyor mu?

“Başörtüsü ninelerimizden beri takılıyor kimse de karışmıyordu, hiçbir sorun da olmuyordu” diyorsunuz. İstiyorsunuz ki, moda diye bir kavram sadece sizin giyinme biçiminizi değiştirsin, yalnızca sizin için etek boyları, pantolon paçaları genişlesin, darlaşsın, ama başkaları seksen yıl öncesinin giyinme biçimiyle kendini ifade etmeye çalışsın. Bu mudur hak? İhtiyarlardan daha iyi bildiğiniz şeyler sizin icatlarınızdır. Ruhu siz icat etmediniz. Ne de bu dünyayı. Suyu, toprağı, ateşi burada buldunuz yalnızca. Unutuyorsunuz. Hep ‘dogma dünya’ olsun istiyorsunuz. Kendi yarattığınız putlara taptığınız, kendi vehimlerinizi çoğalttığınız, salt kendi doğrularınızı ‘evrensel değer’ diye kutsamaya kalktığınız o dogma dünyada başkalarının ruhuna neden acaba sığdıramıyorsunuz takma kanatlarınızı? Haykırıyorsunuz şimdi. Etek boylarında, göğüs dekoltelerinde sizin ölçütlerinize endeksli mutlak bir uzlaşı sağlansın istiyorsunuz. Cumhuriyetin en temel kazanımları sizin algınızda tektip bir kadın görüntüsüne hapsolsun. Hep böyle kalsın. Bunun için mi kazandık Kurtuluş Savaşı’nı tesettürlülerle, hocalarla, imamlarla hep beraber? Ve şimdi sizin zihin ve kalplerimizde keskin bir bıçak darbesiyle bizleri iki cepheye ayırma çabanıza rağmen sabırla yaşatmaya çalışıyoruz cumhuriyeti, ‘bütün’ kalmaya çalışıyoruz vesselam.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=591985

38 çuvaldız { 11.05.07 at 20:11 }

@ U.Eskici,
E.Kongar “Kadınların özgürleşmesini yasaklayan her şey yasaklanmalı,başörtüsü dahil”
Olayı tercihe indirgeyip “başı örtülü kadınları eve tıkıyorsunuz” şeklindeki duygu sömürüsü çok yanlış. Her alanda olduğu gibi eğitim alanında özgürlük kısıtlamaları yapılmaktadır.yrm 15

Kadınların özgürce verdiği bir karar nasıl özgürleşmeye engeldir,anlayamadım.yrm 18 Berre(bunu sizin de altına imza attığınız düşünceye yönelik yazmıştı zaten..cevabınız da aşağıda)

Başındaki saçından 2 tutam gözükünce günaha gireceğini zannedenler zaten kendilerini kısıtlamaktadır. Ama onlar bu durumun farkında bile değildir. Bu açıdan bakıldığında zaten bir özgürlükten sözedilemez.yrm 19

Kadınların özgürce verdiği bir karar nasıl özgürleşmeye engeldir,anlayamadım.yrm 18 Berre

Ben bayanların kapanmamasını özgür olmalarını kendilerini kısıtlamamasından yanayım ve bunun için uğraşıyorum. Nerden çıktığı belli olmayan dini kuralların hayatına yöne vermek için kullanan insanlar olmanızı istemiyorum.yrm 34

Öyle bir hava yaratmışsınız ki yorumunuzda sanki burada sıkmabaş sorununu değil de bütün islam anlayışını eleştiriyorum. Bu elbette doğru değil.yrm 30

Ülkemizde bu siyasi rant ve malzeme olarak kullanılıyor da ondan. yrm 34

Size göre nerden çıktığı belli olan dini kurallar nelerdir?Kim belirler?Bireyin dini tercihleri devleti de ilgilendirdiğine göre!!! Bu belirleyici devlet olabilir mi?Siz laiklikten mi bahsetmiştiniz???

Bu arada yorumunuzun başında teşekkür etmişsiniz ama gerek yok zira sizin gibi günlerce uğraşmıyorum hoş uğraşsam da buna değersiniz,tabii size göre bu “benim doğru olmayan yorumum” da olabilir. :-))

Dilerim buradakilerin sizden copy-paste yapıldığını fark edebilirsiniz.

Kısa yazmak konusunaki uyarınıza gelince;dikkate alacağım ama keşke siz de leb demeden…..

39 Ufuk Eskici { 11.12.07 at 00:58 }

Çuvaldız Hanım,

Size göre nerden çıktığı belli olan dini kurallar nelerdir?Kim belirler?Bireyin dini tercihleri devleti de ilgilendirdiğine göre!!! Bu belirleyici devlet olabilir mi?Siz laiklikten mi bahsetmiştiniz???

Nerden çıktığı beli olan bu kuralın uygulayıcısı ve taraftarı sizlersiniz. Devletin bir şey yaptığı yok. O sadece rejimi korumaktadır.

Suat Bey,

Niçin insanların bireysel tercihlerine burnunuzu sokuyorsunuz?

Başörtülülerin % 0.2’si çocukları başını örtmek istemezse “baskı uygulayabilirim” derken, siz ve sizin gibi düşünenler, bir bireysel tercihi ysaklamaktan sözediyorsunuz. Kimsiniz siz, kimin adına kendi isteği ile bir tercih yapmış insanlar için hüküm verme konumunda görüyorsunuz kendinizi? Faşistliğin dikalası bu değil mi?

Kusura bakmayın, hiç samimi değilsiniz.

Bu araştırmanın şüphe çeken yanlarını tartışmıştım o yüzden tekrar aynı şeyleri söylemek istemiyorum. Arzu edenler önceki yorumlarıma bakabilirler. Bireysel tercih, sadece laiklik ve demokrasi için belli noktalarda sınırlandırılmıştır. Bütün mahkeme kararlarını dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum size.

Ben sadece Kemalist bir insan olarak samimi bir şekilde düşüncelerimi ifade ediyorum ama siz beni, sizin gibi düşünmediğim için faşit ilan ediyorsunuz. Teşekkür ederim hakaretiniz için. Çuvaldız Hanım ile yaptığımız seviyeli tartışmaya lütfen karışmayın, hakaretleriniz sizin olsun!

40 T. Suat Demren { 11.12.07 at 07:20 }

Sayın Kesici,

Hakaretle ne alakası var, bu, bir hakkı teslim.

İnsanların bireysel tercihlerine zorbalıkla müdahale etmeyi savunmak, “Kadınların özgürleşmesini yasaklayan her şey yasaklanmalı, başörtüsü dahil” demek faşistliğin dikalasıdır.
Ne diyecektim size özgürlük savaşçısı mı? Komik olmayın.

41 çuvaldız { 11.13.07 at 19:07 }

@ Ufuk Eskici,
AİHM davalarının karalarını çok öenmsiyorsunuz ya buyrun bir de burdan bakın;
Osman Murat Ülke-Türkiye: Askerlik hizmeti yapmayı reddeden başvurucu “toplumu askerlik hizmetinden soğutmak” ve “emre itaatsizlik” sebebiyle sekiz kez mahkum olmuş ve askeri hapishanelerde yaklaşık iki yıl geçirmiştir. Mahkeme verdiği kararda, başvurucu aleyhine sürdürülmüş olan çok sayıda cezai kovuşturma, bunların sonucunda giydiği hükümlerin birikmiş sonuçları, kovuşturma ve mahkumiyetlerin birbirini sürekli olarak izlemesi ve kovuşturmaların ömür boyu devam etme ihtimalini dikkate alarak, bu yaptırımları askerlik hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla orantısız bulmuştur. Sözü edilen uygulamaların başvurucunun düşünsel kişiliğini bastırdığını, korku, sıkıntı, alçalma ve küçük düşmeyle birlikte hiçlik duygusu uyandırdığını ve gizlenerek yaşamaya zorlandığını belirterek bu uygulamaların onur kırıcı muamele olduğu ve demokratik bir toplumdaki cezalandırma rejimine uygun olmadığından hareketle Sözleşme’nin 3.maddesinin (işkence yasağı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, 9. madde kapsamındaki şikayetin ayrı olarak incelenmesine gerek görmemiştir.

Türban davasında T.C devletinin itiraz gerekçesi;
1-laik üniversiteye başvuran onun şartlarını kabul eder,
2-biz başörtülülerin diğer öğrencilere baskı yapacağını biliyoruz,onları koruyoruz,
3-türban siyasi simge,

Öz cümle;devlet aynen dediğiniz gibi demokrasiyi,demokratik olarak koruduğundan bahsetmekte.Çelişki akıl alır gibi değil ama olsun,önemli olan “doğru” değil “yorum” ve yorumlayanın sahip olduğu güç ile “haklı”olması. Türban hem dini hem de siyasi simge sayılıp laikliği korumak adına üniversiteye kabul edilmiyor kısaca din=siyaset olarak kabul ediliyor,sanırım burada dinin araç olarak tanımlanmadığının farkına varabilirsiniz ve onu amaç olan tanımlayan ise kullanan değil.

Mahkeme kararında:”Çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ancak kadın haklarına ve laikliğe derinden bağlı olan bir ülkede bu yasağın “acil sosyal bir ihtiyaç” oluşturduğu görüşü savunuluyor.

3.maddeye dayanılarak verilen bu karar eğitim hakkından men edilen bir kadının tüm gelecek hayatındaki mahrumuyetini özetlemiyor mu sizce de:Sözü edilen uygulamaların başvurucunun düşünsel kişiliğini bastırdığını, korku, sıkıntı, alçalma ve küçük düşmeyle birlikte hiçlik duygusu uyandırdığını ve gizlenerek yaşamaya zorlandığını belirterek bu uygulamaların onur kırıcı muamele olduğu ve demokratik bir toplumdaki cezalandırma rejimine uygun olmadığından…eğitim alıp kariyer yapmak,sosyal hayata iştirak etmek isteyen bir kadının durumunu bu gerekçeli karar özetlemiyor mu sizce?Siz bile bu insanlara inançları sebebi bile 2.sınıf demediniz mi,onları hiçleştirmediniz mi?Keşke başörtüsü için AİHM’e 3.maddeden başvursalardı!

Bu kadınlar üzerinden verilen bir çeşit göz dağı yada ceza,bedeli kadınların hayatı,umutları olmamalı.

“Acil sosyal ihtiyaç”yasakları ancak ve ancak anayasa da belirtildiği gibi savaş,seferberlik durumunda olabilir değil mi?Acil sosyal ihtiyaçtan darbe de olur o halde!!

Eğitim almak isteyen ve başını açmak istemeyen kadın olarak var olabilme hakkını talep eden insanlara demokrasinin gereği olarak asgari müşterekte buluşulup,kadın hakları ve laikliğe bağlı olduğunu iddia eden bu ülkede hakları teslim edilmeli.

Bazı tanımlar çok olağan gelişiyor;size faşit denme sebebini biraz düşünün isterseniz siz de hiç sakınmadan tanıyıp bilmediğiniz,anlamaya çalışmadığınız baş örtülü hanımlara da 2.sınıf demiştiniz.Seviyeden bahsettiğiniz için hatırlatayım dedim.

42 Ufuk Eskici { 11.14.07 at 00:42 }

Askerliğin örtünme sorunu ile hiçbir ilişkisi yok. Bu yüzden yanlış örnek örnek sayılmaz. Askerlik ilgili karar veren AİHM, örtünme sorunu ile ilgili karar veren AİHM aynı mahkemeler bildiğim kadarıyla. :)

Keşke başörtüsü için AİHM’e 3.maddeden başvursalardı!

Buyrun başvurun ve sonucu görelim. Sonuç değişmeyecektir eminim.

“2. sınıf” olayına gelince. Kendisine 2. sınıf insan muamelesi yapan sıkmabaşlılardır, ben değilim. Ben kimseyi zorla örtmedim. Siz de, başkalarını sırf kendisi gibi düşünmediği için faşist yerine koyanlar gibi düşünyorsanız sizinle de tartışmamız olanaksız.

43 çuvaldız { 11.14.07 at 14:49 }

“2. sınıf” olayına gelince. Kendisin