Değişiklik paketine “evet”
Pazar günü referandum var. Eğer 17 YTL ceza tetikleyici olmaz ise katılımın epey düşük olacağını sanıyorum.
Pekçok kişi referandumda neyin oylanacağını bilmiyor. Oylanacak maddeler kısaca şunlar:
1. Cumhurbaşkanını halk seçecek.
2. Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıla indirilecek. Bir kimse, en fazla iki defa (5 artı 5) cumhurbaşkanı seçilebilecek.
3. Milletvekili genel seçimleri 4 yılda bir yapılacak.
4. TBMM, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri (184) ile toplanacak.
5. Cumhurbaşkanlığına aday gösterilebilmesi, 20 vekilin yazılı teklifiyle mümkün olacak.
Tabi bu mevcut anayasada bir değişiklik referandumu. Yani yeni, sivil bir anayasaya kavuşabilirsek ve o metinde bu konu hakkındaki maddelerde farklılıklar olursa bu değişiklik de anlamsız olacak haliye.
Fakat yeni anayayasaya geçilsin geçilmesin, -yeni anayasada da çok büyük ihtimalle aynı siyasal çatının olacağını varsayarsak- bu değişiklik çok büyük önem arzediyor.
Şimdiye kadar bu ülkede cumhurbaşkanlığı seçimleri hep zor oldu, Atatürk ve İnönü döneminin kendine has yapısını ayrı tutarsak, Özal ve Abdullah Gül hariç tüm cumhurbaşkanları ya askerin direk müdahalesi ile ya da asker-sivil uzlaşması ile belirlendi.
Şimdiye kadar görünürdeki “kuvvetler ayrılığı” prensibi demokratik teamüllere uygun işlemediği için bu oligarşik tahakküm uzun yıllar devam etti. Şimdi ise yepyeni bir yönteme geçiyoruz. Artık sivil ve askerî bürokrasinin kolkola verip bir aday üzerinde uzlaşarak onu Çankaya’ya çıkartması mümkün görünmüyor. Bunun anlamının ne olduğu ise çok açık.
Artık kuvvetler ayrılığı prensibi ‘gerçek’ demokratik süreçler içinde işleyecek.
Buradaki olası tek mahzur cumhurbaşkanının mevcut yetkileri olacaktır. Parlamenter demokrasiye hiç de uygun olmayan biçimde aşırı yetkiyle donatılmış bir Cumhurbaşkanlığı makamımız var. Bu yetkilerle halk tarafından seçilecek bir Cumhurbaşkanı siyasal açıdan pekçok sakıncalar doğurabilir, en başta da yönetimde ‘iki başlılık’ gibi. (Yeni anayasa taslağında bu yetkiler tırpanlanıyor ve parlamenter demokrasilere uygun hale getiriliyor.)
Cumhurbaşkanını halkın seçmesini parlamenter demokrasiyi zaafa uğratacağını öne süren pekçok isim var. Çekinceleri anlaşılır olsa da aynı çekincelerin çok daha fazlasının mevcut sistemde olduğunu düşündüğümüzde bu itiraza haklılık payı vermek zor görünüyor.
Yani tetkileri azaltılmış bir cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin bir mahzuru olmayacaktır.
Referanduma şekil açısından bakarsak.
Herşeyden önce seçime 4-5 gün kala referandum metninin değiştirilmesi, hukuki açıdan yasal olsa da (YSK referanduma ‘devam’ dedi) bana doğru gelmiyor.
Fakat bu noktaya nasıl geldiğimizi unutacak kadar balık hafızalı olmadığım için bu referandumu gerekli görüyorum. Bu referandum olmalı ve bu ülkedeki oligarşik hakimiyetin eli bir kademe daha zayıflatılmalı.
Baykal’ın “Şimdi referanduma 4 gün kaldı. Halk referanduma çağrılıyor. Bunun bir hukuki saygınlığı olabilir mi? Bu bir kriz konusudur. Duyarlı vatandaş sesleniyorum bu saçmalığa alet olmayın” demesini ise hoş bir tebessüm ile karşılıyor yüzüm.
Behey şaşkın, siz olmadık hokkabazlıklarla şapkadan 367 tavşanı çıkartırken bunun “hukukî saygınlığı” oluyor da, bunun mu olmayacak?
Sistemi kilitleyip AKP’yi/ülkeyi apar topar bu değişikliğe mecbur bırakan sizsiniz. Amacınız cumhurbaşkanını seçtirmemek ve seçimlerden zayıflamış olarak çıkacağını umduğunuz bir AKP’ye isim konusunda dayatma yapmaktı. (Yani öncekiler gibi asker - sivil oligarşi tahakkümü )
Ama Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da oldunuz; işte, Gül cumhurbaşkanı oldu. Bu değişiklikle de artık bu tip oligarşik yapılanmaların önüne set çekilmiş olacak.
Ağlayıp sızlanmayı bırakın da, olan bitenden biraz ders alın.
***
Pazar günü sandığa gidiyorum ve değişikliğe “evet” oyumu basıyorum, size de aynını tavsiye ederim; sandığa gidin, “evet”i basın, şu ülkenin makus talihinin iyi yönde değişmesine bir nebze katkınız olsun.




5 comments
Selamlar,
Bu 17 YTL yi cidden tahsil edecekler mi?
Referanduma kayıtsızım ayrıca gireceğim bir sınav dolayısıyla seçim bölgemden uzaktayım. Bu para cezası çok anlamsız. Sandığa müeyyide motiviyle gidersem vereceğim oy hayır olur söyleyeyim. Adım Mister No.
Ben CHP li olsam evet verirdim, AKP dönemi otomatikman kısalacak :)
Kişisel görüşüm 5 yılda bir yapılmasından yana.
Cumhurbaşkanını halkın seçmesi için gerekli altyapı hazırlanırsa , Fransadaki yarı başkanlık gibi bir sistem getirilecekse evet derdim.
Sonuç : böyle dandik düzenlemelere kafa yoramam.
Genç Sivillerden Yıldıray postalamış. “Hayır” diyenlerden bir seçki. İsimlere ve yazılanlara bakınca bakıyorum da tıpkı Yıldıray’ın dediğini diyorum: “Niçin EVET demek gerekir sorusuna en iyi cevabı onlar veriyor!”
İLHAN SELÇUK
Ülke tam anlamında soyuluyor; halkın gözü dinci siyasetle karartılıyor, körleştiriliyor; Kürtçülük, PKK’cilik, Rumculuk, soykırım davalarıyla büyük kitleler oyalanıyor..AKP iktidarı işte bu karmaşa, kargaşa, keşmekeş içinde ülkeyi bir karşıdevrimin yol ağzına getirdi….iRAN Referandumla gerçek şeriat düzenini kurdu!Türkiye’deki karşıdevrim “ılımlı İslamcılık” la yetinmeyecek..
Girdiğimiz yol bizi kapkara bir irtica rejimine doğru sürüklüyor..
Referandum ucubesi de bu yolda bir adımdan başka bir şey değil…
Derya Sazak
“AKP’nin derdi de referandumdaki “evet” oylarının seçimde aldığı yüzde 47 çıtasının üzerinde kalması. Bu sağlanırsa asıl 1982 Anayasası’nı değiştirecek ve türban serbestisini sağlayacak pakete referandum yolu açılacak.
Sandığa gitmeyene 17 YTL para cezası da zorlayıcı niteliktedir.
Referanduma “hayır” diyoruz.”
Ertuğrul Özkök
Referandum çok tehlikeli ve riskli bir araçtır.
Bunu söylemek, “halktan korkmak” anlamına gelmez.
Tam aksine, halkın çıkarlarını korumak için bunları söylemek gerekir.
Mustafa Balbay
Eğer, sandığa gidiş yüzde 50 civarında kalırsa, AKP’nin karşısındakiler ipi bırakmış olur, AKP de çekiyor gibi yaparken oturma organlarının üzerine çökmüş olur!
Fikri Sağlar
Hasılı, yarın ki referandum ülkenin geleceğini ipotek altına alacak!. “Cahilce” yapılanlar “haince” sonuçlar yaratacak!.. Türkiye’nin trajikomik görüntüsü devam edip gidecek!. Bunları hak etmiyoruz diyenler yarın “hayır” oyu vermeli. Ya da sandığa gitmemeli!..
Bekir Çoşkun
Elbette aziz halkımızın çoğunluğu, eminim neye oy verdiğini bilmeden gidip “evet” diyecektir.Tıpkı nereye sürüklendiğinin, kendi çocuklarının dünyasını nasıl kararttığının, başına nelerin geldiğinin, uygar dünyadan nasıl koptuğunun hálá farkında olmadığı gibi.Ben ise… Tüm çağdaş ülkelerde bir “demokratik hak” olarak kabul edilen “sandığa gitmeme” hakkımı kullanacağım.Oy vermeyeceğim.Eferandumda ben yokum
Yalçın BAYER
’HAYIR’ Cumhurbaşkanı seçimi, Meclis’in görev süresi ve toplantı yeter sayısı gibi, birbiriyle alakasız ve gereksiz üç konuda yapılan düzenlemeye karşı çıkmak; Anayasa’yı bozma fiiline katılmamak, demokrasiye hizmet etmektir.
VE SANDIĞA GİTMEMEK Demokrasi demek her önüne gelen düzenlemeye körü körüne ’evet’ demek değildir, anlayışına karşı çıkmaktır. Anayasa’yı bozma fiiline iştirak etmemektir. Hükümetin aklını başını alması gerektiğini göstermektir.
Hayır!
Evet!.. :-)
Hayır’lı olsun!
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: