Güncel & Garabet T. Suat Demren - 18 Eylül 2007 10:45 pm

Yuh artık..

Bir haftadır gazete, internet haber sitesi falan okumuyorum çok rahatım.

Daha doğrusu az öncesine göre rahattım. RSS’yi açtım, oradan Ekonomiturk yazılarını okurken 367 hokkabazlığı mucidi Sabih Kanadoğlu’nun yeni bir icadı ile karşılaşınca şaşkınlıktan neredeyse sandalyeden düşüyordum.

367 mucidimiz şimdi de sivil anayasa çalışmalarına atıfla TBMM’nin yeni bir anayasa yapma hak ve yetkisine sahip olmadığını, yeni anayasaların sadece bu konu için seçilmiş kurucu meclisler tarafından yapılabileceğini söylemiş. “Sonradan yapılacak halkoylaması da bu sonuca meşruiyet kazandıramaz” diye de eklemiş.

Yahu bu ne demek? Böyle saçmalık olur mu?

“TBMM” ne demek Sayın Kanadoğlu?

Kanadoğlu’nun Kurucu Meclis dediği şeyin Türkçesi şu. Birileri gelir anayasayı toptan ortadan kaldırır (evet bildiniz, tankların namluları) ve bir süre sonra yeni bir anayasa için Kurucu Meclis atarlar. Sonra da otoriter rejimden demokratik rejime geçirilir. (yerseniz.) Veya bir savaş olur devlet yıkılır, yeni bir devlet kurulur o zaman Kurucu Meclis yeni bir anayasa yapar.

Yazının endazesi kaçacak, iyisi mi Ekodok’un “Anayasa yapmak sizin neyinize ulan!” başlıklı yazısından alıntı yapıp tamamen katıldığımı belirteyim:

Yahu, lafta hukukçu geçinen bu adamların ağızlarından çıkanları kulakları duyuyor mu acaba, çok merak ediyorum. Bir toplum eğer yaşayışını düzenleyen temel kuralları beğenmiyor ve değiştirmek istiyorsa neden bunu seçilmiş siyasi temsilcileri aracılığıyla yapamasın? Bir toplumun yaşayışını düzenleyen temel kuralları yapma yetkisi neden sadece belli bir dönem o toplumu yönetme yetkisini silah zoruyla ele geçirenlere ait olsun? Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır, nasıl bir demokratlıktır? Anlayan beri gelsin. Çıldıracağım yarabbim!!

Yapar beyefendi yapar. Bu meclis bal gibi de yeni bir anayasa yapar. Eğer ille de yeni anayasalar ancak olağanüstü dönemlerde yapılır diye ısrar ediyorsanız, yaşadığımız şu dönemin de olağanüstü bir dönem olduğunu kabul edin gitsin. Neden derseniz, bu dönem Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başarıya ulaşamayan ilk askeri müdahaleye sahne oldu (1960′lardaki, ordunun tümünün değil de sadece bir kısım unsurlarının kalkıştığı başarısız darbe girişimlerini saymıyorum). Halk, sandıkta, sırtını askere dayayanlara silleyi yapıştırdı. Bazılarına bakılırsa, ikinci cumhuriyet kuruldu. Eee, ikinci cumhuriyet kurulduysa ona yakışacak yeni bir anayasa yapmanın da zamanıdır. Haa, şu andaki meclisi de halkın atadığı bir kurucu meclis olarak kabul edin. Kurucu meclisleri hep darbeciler mi atayacak? Bu kez de halkımız atamış olsun, ne çıkar? Kapiş?

Hayır işin ironik yanı da şu. Tam da AKP’nin hazırlattığı taslağı kabaca inceleyip, yeterli bulmadığım için hayal kırıklığına uğramışken, bir de bize “bunu bile” çok görüyorlar ya “yuh” diyorum yani “yuh.”

Kendilerini balyoz gibi ezen 82 anayasasına “sol” geçinen “sol türevleri”nin böyle sıkı sıkı yapıştığını da gördük ya dünya gözüyle; artık beni bu ülkede hiçbir şey şaşırtmaz netekim.

Evren’in nü tabloları kadar taş düşsün başınıza inşallah!..

17 Responses to “Yuh artık..”

  1. on 19 Eylül 2007 at 00:40 1.Ufuk Eskici

    Bu meclis anayasa yapamaz. Kurucu meclis demek toplumun her kesiminden insanların buluştuğu bir meclistir. Buradaki amaç AKP’nin şu anda yaptığı gibi tek düşünce üzerine (ki bugün yapılmaya çalışılan laikli ilkesinin yokedilmesinden başka bir şey değildir), sadece bir parti görüşlerini yansıtan bir anayasa yapılmasını engellemektir. Birileri “Türkiye, Malezya olmaz” diyerek olayı geçiştirmeye çalışıyorsa da o birilerinin geçmişte bunu yapma çabalarını ibretle ve dehşetle izledik. Bu anayasa meclisten geçmez, geçtiği gün ilgili kurumlar tarafından iptal edilir. Hepimiz göreceğiz…

  2. on 19 Eylül 2007 at 03:09 2.Bigalıoğlu

    Sabih Kanadoğlu denen zat,deyim yerindeyse solcu gecinen oligarşi camiasının şıhı olma gorevini ustlenmis.yobaz sagcılardan sonra yobaz solcuları da gormek beni buyuk uzuntuye soktu.yazıktır,mevlam akıl vermis,fikir vermis,konustukca batıyorsun.sus artık susta bari arkandaki camiayı kucuk dusurme.
    bunlar Ataturkculugunde,laikliginde,demokrasininde,hukukunda icine ettiler.
    turkiye artık eski turkiye degil,bunu hala anlamayanların kafasına nasıl kazımak lazım diye dusunmeye basladım.
    birilerine yobaz diyenlerin dustukleri duruma bak.

    suat bey,alın bende de o kadar…

  3. on 19 Eylül 2007 at 04:15 3.T. Suat Demren

    Sayın Eskici’den günün laforizması: “Kurucu meclis demek toplumun her kesiminden insanların buluştuğu bir meclistir.”

    Nasıl oluyor bu “toplumun her kesiminden buluşan insanlar?”

    Şu an TBMM’de olanlar Andromeda Galaksisinden mi geldiler?

    Ya da daha tersten bir soru sorayım, 1982 anayasasını yapanlar toplumun her kesiminden mi gelmişlerdi?

    Biri beni çimdiklesin..

  4. on 19 Eylül 2007 at 05:40 4.Talha Can

    “Kurucu meclis demek toplumun her kesiminden insanların buluştuğu bir meclistir.” Sayın Ufuk Kesici bu sözlerine binaen 61 ve 82 anayasalarının kurucu meclisilerinin toplumun her kesiminin buluştuğuna dair bir kanıt veya analiz öne sürebilir mi? Toplumun her kesimi daha önceki hangi mecliste bu kadar temsil ediliyordu ki (%80′den fazla diye biliyorum) de bu meclis anayasa çıkartamasın. Gelin de şuna GAZ SANCIMIZ tuttu deyin… Hepimiz herşeyi görüyoruz zaten…

  5. on 19 Eylül 2007 at 07:25 5.Haydar

    Sonbahar geliyor ya, sivrisinekler epey azginlasti.
    Gecen hafta bir gece huzur icinde uzanmisim ve tam dalacam… vinnnn diye kulagimin dibinden gecmezmi.
    Vay senin… deyip havluyu kaptim, isiklari yaktim dustum muptezelin pesine.
    Yok komodinin arkasi, yok yatagin altina siginiyor.
    Her vurusta iskaliyorum, elimdeki havlu o is icin pek etkili degil.

    Hanim uyandi, cocuklar uyandi herkes birseyler soyluyor… sinirli…
    Inat degilmi ben de biraz fevri davraniyorum, sivriyi ciddiye aliyorum.
    Oglum “birak baba, bi sinek isirigi degilmi varsin isirsin ertesi gun zibarir zaten” diyordu… dinlemedim.
    Epey ugrastim, kimi esyalar devrildi, uykumuz kacti filan ama nafile.
    ***

    Pardon konu Kanadogluydu degilmi?
    Birkac ay once vizildadiginda herkes ciddiye almisti. Memleket epey zararini gordu.
    Bu sefer en azindan ben; oglumun tavsiyesine uyacagim varsin vizildasin, isirsin nasil olsa yakinda zibaracak.

    Herkese de tavsiye ederim. Ciddiye almayin.

  6. on 19 Eylül 2007 at 13:54 6.tarumar abi

    siz kendinizi yormayın , demokrasiyi savunmak bize düştü.sizin gibi kaypak davranmayız emin olun.nede olsa arkamızda halk desteği var.

  7. on 19 Eylül 2007 at 16:13 7.cemal

    Konu disinda olacak ama Izlenimler’e ne oldu?

  8. on 19 Eylül 2007 at 16:45 8.T. Suat Demren

    Cemal Bey,

    Fethi Bey ile görüşüyoruz, sanırım hosttan kaynaklanan bir sorun, ilgili arkadaşlara ulaşamadığı için de sorun giderilememiş.

    Pek şikayetçi de değil, biraz kafamı dinleyeyim diyor.. :)

    selamlar.

  9. on 19 Eylül 2007 at 18:23 9.Deniz

    Suat bey,

    Anayasa taslağı hakkında şekil yönünden değil de içerik yönünden de düşüncelerinizi duymak isterim. Mevdut meclisin bir anayasa hazırlar, bu konuda bir kafa karışıklığı olmamalı. Ancak ben fazla ilerleme beklemiyorum, ifade özgürlüğü hakkında özellikle. Şu anki mecliste en büyük iki parti yarı faşizan, üçüncü parti ise faşist. Kötü senaryodan iyi film çıkmaz, peki ne yapmalı? Yapacak bir şey halkımız faşistleri seçiyorsa, layık olduğu idare budur.
    Anayasaya güzel süslü cümleler koyacaklardır, fakat aldanmayalım,özgürlüklerin de bir “ama” sı olacaktır. 12 Eylül rejiminden büyük bir sapma olmayacak gibi.

    Nihal Bengisu Karaca’nın içerik hakkında yazısı :

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=590244

  10. on 19 Eylül 2007 at 18:24 10.cemal

    Anlasildi.. Insallah dinlenip yakin zamanda dinc sekilde geri gelir kendisi..

  11. on 19 Eylül 2007 at 20:48 11.Ufuk Eskici

    Öncelikle doyadım Kesici değil Eskici’dir. Laforizma nedir bilmem (bilenler açıklasın da öğrenelim), amacım bazı şeyleri anlamayanların anlamalarını sağlamaktır.

    Kurucu meclis demek toplumun her kesiminden insanların buluştuğu bir meclistir. Bu meclies yeri gelince bürokratlaru, profesörleri ve STK üyelerini çağırı görüş alırsınız .Böylece yaptığınız iş dayatmacı bir iş olmaz, herkesin görüşlerinin alındığı, ortak bir zeminde yapılmış güzel bir çalışma olur. Ama siz kapalı kapılar ardında “sipariş” üzerine sadece belirli görüşleri savunan insanlara anayasa sipariş ederseniz toplumu böyle gerersiniz. Bu anayasa da kişiye özel anaysa olur

    Demokrasiyi ve özgürlükleri savunanlar buyursun şu dokunulmazlık kalkanlarını bi kaldırsın görelim kim suçlu kim suçsuz. Mİlyonlar önünde söz verdiğin şeyi yapmamak nedir, onun adını siz koyun. Ben gerekirse çıkar hesap veririm mahkeme diyen 11. cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisine getirilen dokunulmazlık zırhı konusunda hiçbirşey söylememektedir.

    Laikliği oratadan kaldıracak düzenlemelerden başka hiçbir şey içermeyen, değiştirilemez maddelerin değiştirilmesini sağlayan yeni anayasa taslağı hangi akla ve hangi gömleğe hizmet edecek şimdiden bellidir. Demokrasi ” %47 ile ben her istediğimi yaparım ” düzeni değildir. Bu böyle biline…

  12. on 19 Eylül 2007 at 22:56 12.T. Suat Demren

    Deniz Bey,

    taslak son halini almadan birşey söylemek istemiyorum. Ama şu haliytle pek içime sinmediğini söyleyebilirim. Fazlasını beklemek de belki hayal ama yine de çok daha iyisini hakediyoruz.

    82 Anayasasına göre iyi olacak, daha birey odaklı, daha özgürlükçü ama yine de istene düzeyin çok uzağında. AKP’nin “tepe noktasi”nın bunu yapmak istediğini düşünüyorum ama ülkedeki malum dengeleri gözetmeye çalışıyolar. Sadece bu değil tabi siyasi açıdan da seçmene selam yaptıkları çoık moluyor, aklıma birden seçim öncesi milliyetçi reklamlar geldi mesela..

    Çok şey de beklememek grek sanırım. Haftasonu Atilla Hoca ile birlikteydik bazı arkadaşlarla, o da aynı şeyleri söylüyor, çok şey beklememizi, eskisinden iyi olacağını, ama istenene düzeyde olmayacağını vs.. Ama bu uzun soluklu bir mücadele, öyle hemen alınamıyor bazı aşamalar..

    Görüyorsunuz buna bile tahammülü olmayanlar var. “Toplumun her kesimi” diye seçilmiş meclisi değil de bürokratik/askeri/ oligarşiyi görenler var, yargıyı da buna müdahil edenler var. Dahası “bu böyle biline” diye efelenenler ve anaysa değişikliğini “ilgili kurumların” iptal edeceğini öne sürenler var. (Anayasa mahkemesi bunu yapamıyor, sadece usulen bakabiliyor, içeriğe bakamıyor, bilmem kim bu “ilgili kurumlar”)

    İşte böyleyken böyle..

  13. on 19 Eylül 2007 at 23:02 13.Mehmet Yilmaz

    AKP’yi bir süre daha elestiremeyecegiz bu gidisle, merak ediyorum RTE böyle demokrasi havarisi olacagini biliyor muydu yola çikarken?

    http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/

    Muhabbetle

  14. on 19 Eylül 2007 at 23:15 14.T. Suat Demren

    Lafı ağzımdan aldın Mehmet, ben de şimdi Deniz’e yazdığım cevaba ilav olarak tekrar yazayım diyordum.

    Şimdi nasıl eleştiri yapacaksın? Bir tarafta değişime direnen, ayak süren statukocular var, diğer tarafta da eksik gedik, yetersiz de olsa birşeyler yapmaya çalışanlar.

    Şu haliyle iş yine statuko ile değişimin savaşına döndü. Elbette savaşımızı değişimcilerin yanında vereceğiz bunu yaparken de statukonun ekmeğine yağ sürmeden “yapıcı” eleştiri yapmaya çalışacağız.

    ***

    Erdoğan’ın bugunku açıklamaları önemliydi:

    ‘Doğmadan boğmaya çalışıyorlar’

  15. on 19 Eylül 2007 at 23:18 15.T. Suat Demren

    Aslında konu daçok. malum amiral gemisinin kaptanı Özkök yine bir sürü saçmalamış.

    A.Turan Hoca’da bunu konu etmiş, eğlenceli bir yazı :-)

    Güüm, şraank, paat!

    “Arkadaşlarımız Anadolu’nun muhafazakâr bilinen illerinde küçük bir inceleme yaptı. Ramazan ayında yolu buralara düşen biri, eğer niyetli değilse veya turistse yemek yiyecek yer bulabilir mi, diye. Gelen rakamlar, çok iç karartıcı değil.”

    Fikrimi peşinen ifade ediyorum; bu araştırma, 2007′nin en önemli ve kayda değer araştırmacı gazetecilik başarısı sayılmalı ve ödüllere gark edilmelidir; çünkü bu araştırma haberinde orijinal bir buluş söz konusu olup, alabildiğine toplumsal bir sorunsalın “Allah yarattı” denilmeden kıyasıya tartaklandığına ve irdelendiğine tanık olmaktayız (ki bu cümlemi, “anlayabileceğimiz şeyler yaz diyen okuyucularıma” ithaf ediyorum).

    Çok ilginç veri bulgularına (yoksa tersi miydi?) rastlıyoruz araştırmada; bi kere hemen her ilde yemek yenecek lokanta bulunabiliyormuş ki, bu sarsıcı verinin sarsıntısından geçici olarak bir yerlere yaslanmak zorunda hissediyorum kendimi; böyle şeyler “şraank” diye yazılmaz ki efendim?..

    “Yemek yiyenlere özel baskı oluyor mu”, onu bilebilmek şimdilik mümkün değilmiş ama belki ilerde mümkün olur; tıp ilerliyor, Japonlar havlayan köpek robotu bile yaptılar!

    Çok sayıda lokantanın kapatıldığı bir gerçekmiş; evet bu bir gerçek olabilir ama bu gibi gerçekleri “paat” diye söylemezler değil mi? Hasta var, yaşlı var, hâmile hanımlar, yüksek tansiyonlular var… Tüyler ürpertici bir olay! Çok sayıda lokanta küüt diye niçin kapatılır acaba? Mahalle baskısı olabilir mi?

    Peki, Anadolu’da Ramazan ayında içkili lokanta bulabilmek mümkün mü? Araştırma sonuçları bizi kaskatı bir gerçekle daha burun buruna getiriyor: “Pek mümkün değil”. Ne kadar “pek mümkün” olmadığını bilemiyoruz fakat bunun iyi bir şey olmadığını anlıyoruz. Bu, “otoban gişelerinden önceki son benzinci” tabelasının insanda uyandırdığı tedirginlik cinsinden bir şey! Ne yani, mesela Bayburt’ta şöyle hafif bir lanç heyv ettikten sonra canımız limonlu votka çektiğinde elimiz böğrümüzde mi kalacak? Teribıl valla şekerim, veri teribıl!

    Araştırmanın sonucu bile var, buyrunuz: “Sonuç itibariyle Anadolu’da İstanbul’dan farklı bir yaşam biçimi var; ama bu yeni gelişen bir olay değil. Mesela Konya’da eski dönemlerde Ramazan’da sigara içenler bile taciz edilirdi, bugün lokantaya gidip yemek mümkün görünüyor.”

    Bazı okuyucular şimdi buruşacak ama eskiler bu vaziyete “terakki” derlerdi, terakki. Ecnebi lisanında “progress”. Hasta iyiye doğru gidiyor doktor; uygarlığın aydınlanmacı ışığı (bkz. Sezer’in bayram nutukları) gıdım gıdım Anadolu’yu aydınlatıyor; karanlıkta kösnüler gibi somurtan ahali gün ışığına çıkıyor, cehaletini fark ediyor, insan olduğunu hatırlıyor.

    Bizim de burada gözlerimiz doluyor, dudaklarımız titriyor, bir hoş oluyoruz.

    Evet, vahim rakamlar da yok değil araştırmada; mesela içki tüketimi 100 ise Ramazan’da “güüm” diye 20′ye düşüyormuş. Neticede meraklısı içiyor içmesine ama kıyıda köşede, çekilmiş koyu perdelerin ardında acı lakin gerekli bir ilâç alır gibi bâde nuş etmenin keyfi yok.

    Hep ondan: Mahalle baskısından!

    Bedava yaşıyor, bedavadan geçiniyor, ülkeni kavanozdan seyrediyorsun Türk aydını. Fedakâr gazeteciler Anadolu’da kelleyi koltuğa alıp lokanta lokanta gezerekten araştırma yapmasalar, memleketten haberin olmayacak; Üstelik olup biteni bir araya getirerek silkeleyip tozunu alan, derleyip toparlayan ve “aha uşaklar, bu bizim mahalle baskısına benziyor” diye konuya teorik bir kanat takan Şerif Mardin Hoca olmasa, burnuna konan sineğin cinsinden bile haberin olmayacak.

    Gülerim hallerine!
    19 Eylül 2007, Çarşamba

  16. on 20 Eylül 2007 at 01:21 16.BetüL

    Tezic’i de okudunuz mu?

    “anayasa islerini halk oylamasina kadar birakin, bu ulkede cok partiler kapatildi” demis. Bu halkk oylamasinda bi isler karisack gibi.
    Erdogan da Tezice guzel cevap vermis.

    Bu gun sabah Erdoganin cevabindan sonra hurriyeti acip yorumlari okudum. Bazen guldum bazen kizdim ama icim acidi bunlar gercek mi diye. Simdi Ufuk doyadi da Kesici degil ama Eskici olan beyi okuyunca fazla geldi birden hurritey yorumcusu tadi. Hoff..!

    Bunun disinda sagdan soldan ortu serbest kalirsa aciklara baski olur sozleri yukseliyor. Biri de AHIM deki Turk yargic.

    Anayasa hakkindaki goruslerinizi merak ediyorum. “Turban” one atildi ak parti de buna oynuyor gibi(?), peki arkalarda neler oluyor?

  17. on 20 Eylül 2007 at 17:18 17.T. Suat Demren

    Dünden bri ülke gündemine döndüm Betül hanım. Ramazan yoğunluğu pekçok şeyden alıkoyuyor, en kısa sürede anaya ile ilgili düşüncelerimi de yazacağım..

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Önemli

Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

Siz de düşüncelerinizi paylaşın


Kapat
E-posta ile paylaş