Random header image... Refresh for more!

“Sivil Anayasa” mı, o da ne?

İki gündür, Erdoğan’ın “hocam sivil bir anayasa yapacağız, size ihtiyacımız var” diyerek milletvekilliğine ikna ettiği, sol düşünceden, Anayasa profesörü Zafer Üskül’ün yaptığı bir açıklama tartışılıyor. Daha doğrusu tartışılmıyor Üskül’e saldırılıyor.

Üskül özetle şöyle demişti:

İdeolojik dayatmalara yer vermeyen renksiz bir Anayasa olmasını düşünüyorum. Kemalizm veya başka bir ideoloji, Anayasa’da yer almamalı”

Üskül’ün bu açıklamasına CHP başta olmak üzere Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve bazı hukukçular sert tepki gösterdi.

Eğer Üskül yukarıdaki gibi değil de şöyle deseydi ne olurdu?:

İdeolojik dayatmalara yer vermeyen renksiz bir Anayasa olmasını düşünüyorum. Herhangi bir ideoloji, Anayasa’da yer almamalı”

Böyle deseydi muhtemelen “evet, ne kadar da doğru” şeklinde karşılanacaktı bu sözler. Çünkü bu yeni değil neredeyse 20 yıldan fazladır tartışılan; en çok da 12 Eylül balyozunu ziyadesiyle yiyen sol kesim tarafından dile getirilen bir konu.

İyi de, “herhangi bir ideoloji” ifadesinin içine “Kemalizm”in de girdiğinin bilinmemesi mümkün mü?

Renksiz, ideolojik dayatmalardan arındırılmış, demokrasi ve özgürlük temelli bir sivil anayasa’nın başlangıç kısmında ve maddelerinde Kemalizm ideolojisinin yansımaları olan “Atatürk milliyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkılapları” gibi kavramların çıkarılmasından daha doğal ne olabilir?

Tutarsızlıkları o kadar aşikar ki..

Koca koca, hukukçu, akademisyen ve siyasetçilerin böyle ideolojik kalıplarda takılıp kalmaları, bu kalıpları olağan karşılayıp açık tutarsızlıklara düşmeleri hayret edilecek bir şey.

Üskül’ün açıklamalarının “erken” olduğu da tartışılıyor. Bu belki “siyaseten” önem arzediyor olabilir. Ne kadar acayip bir memlekette yaşadığımız malum.

Ama anayasada yeralan bu ideolojik kavram ve bu kavrama yapılmış göndermeler konuşulmadan da nasıl sivil anayasaya geçebiliriz ki?

İşin daha ilginç tarafı ise şu. Bugün Üskül’ün sözlerine tepki gösteren CHP ve TBB’nin daha önce bu teklifi desteklemişler. 2001 yılında anayasa hukukçusu Üskül ve CHP Parti Meclisi Üyesi Atilla Sav’ın bulunduğu bir komisyon tarafından TBB için anayasa taslağı hazırlanmış. Üskül’ün sözünü ettiği husus, bu taslakta yer almış.

Ne diyelim..

Bir başkadır benim memleketim..

67 comments

1 metin-thePoor { 07.29.07 at 11:09 }

Eee, boşuna hırlamıyor Ali Desidero Bey, “Burası Türkiye, var mı öyle!” diye sevgili dostum.

2 T. Suat Demren { 07.29.07 at 11:32 }

Evet abi, aynen öyle..

**

Yahu pek bi  romantikim bu günlerde.. :-)

Hangisi daha güzel söylemiş abi; bu mu bu mu? (teo’yu da hiç sevmem ama.. orjinal klip bu, kayıt bozuk.)

3 metin-thePoor { 07.29.07 at 11:53 }

Ben de bazen uyuz oluyorum ona ama, burada elbette Teoman!

4 T. Suat Demren { 07.29.07 at 11:57 }

:-)) Eyvallah abi, aynen..

5 freedom { 07.29.07 at 13:02 }

Suat bey,

Bu işte çok fazla çelişki var. Bir kere Kemalizm diye bir ideoloji yok. Olmayan şeyi nasıl çıkaracaksınız anayasadan? Anladığım kadarıyla Zafer Üskül Atatürk referanslı herşeyi Kemalizm adı altında değerlendiriyor. “Atatürk milliyetçiliği” ile “Atatürk ilke ve inkılapları”nın Kemalizm ideolojisinin parçaları olduğunu düşünüyor. Yani Zafer Üskül bunların çıkarılmasını istiyor ve böylece anaysanın “ideolojisiz sivil bir anayasa” olacağını düşünüyor. Ama aynı zamanda Üskül ilk 3 maddede değişikliğe gerek olmadığını söylüyor. İşte kocaman bir çelişki daha. Anayasanın 2. maddesinde bakın ne diyor:

MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Zaten isteseler de 2. maddeyi değiştiremezler. Peki başka yerde “Atatürk milliyetçiliği” geçiyor mu? Bir kere de başlangıç bölümüde yani maddeler arasında değil. O zaman Üskül ne demeye çalışıyor? Ne dediğini mi bilmiyor yoksa asıl amacı açıkça söylemiyor mu? Çok da önemli değil.

6 T. Suat Demren { 07.29.07 at 13:36 }

@Freedom,

“Kemalizm” diye bir ideoloji vardır ve oligarşi 80 yıldır bu ideolojiye bağlı kalmış ve “devleti” yönetmiştir.

Lastik gibidir, pek çok “şeyi” örter, ardına sığınılarak işler çevrilebilir, dönemsel olarak müntesiplerinin fikirleri değişebilir.

Bumerang gibidir, onunla uğraşmaya kalkanı tepeler.

Bu ideolojinin mensupları bir dönem söyldiklerini daha sonra inkar etmek gibi bir hakka da sahiptirler. Bkz, yukarıda verdiğim linkte belirtilen CHP ve TBB’nin tutumları. (O yazıyı okumadıysanız okuyun; Üskül’ün söylediği gibi bir anayasa taslağı çok önce CHP ve TBB desteği ile hazırlanmış)

“Kemalizmin altı oku”nu yazmış Türköne, okuyun derim.

Ahmet Altan da söyle yazmış:

Ana Britannica Ansiklopedisi’ni alın… Kemalizm maddesini açın… O sizi ‘Atatürkçülük’ maddesine yollayacaktır.

Bakın orada ne yazıyor:

‘…Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1935 tarihli tüzüğünden 1937’de, 3115 sayılı yasayla Anayasa’ya geçirilen ilkeler, Altı Ok, Kemalizm diye adlandırılır.’

Zafer Üskül “ilk üç maddenin değişmesine gerek yok” diye nerede söylemiş, ben okumadım, bilmiyorum. Linkini verirseniz okurum. (İlk söylediklerinde yok bu dediğiniz. Sonradan ngelen tepkiler nedeniyle söylemişse bilmem. Dediğim gibi ben okumadım böyle birşey)

Üskül’ün söyledikleri şöyle:

* Sivil ve renksiz bir anayasayı savunuyorsunuz, ne demek bu? Demokrasi dışı yöntemlerle yapılan anayasalar çok eleştiri konusu oluyor ve benimsenmiyor. Renksiz bir anayasa lazım. Herhangi bir ideolojiyi öngörmeyen, dayatmayan bir anayasa lazım.

* 1982 Anayasası Kemalizm ideolojisini mi yansıtıyor? Anayasanın başlangıç bölümünde ve birçok maddesinde bu var. Yeminde de var mesela. Atatürk milliyetçiliği var, Atatürk ilke ve inkılapları var. Bütün bu kavramlar, Anayasa Mahkemesi’nin yasaları denetlemesi sırasında temel alınıyor. Dolayısıyla ideolojiler, siyasi partilerin işidir. Her siyasi parti kendine özgü bir ideolojiyi savunabilir, savunmalıdır. Farklılıklar öyle ortaya çıkacaktır. Kemalist bir parti de kurulabilir, kurulmalıdır da. Bunu destekleyecek insanlar çıkar. Ama anayasalar bütün bu ideolojilere eşit mesafede durmalıdır. Renksiz olmalıdır. Biz bunu renksiz bir anayasa olarak tanımlıyoruz. Avrupa anayasa anlayışı da böyledir.

* Atatürk milliyetçiliği ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık yer alıyor. Bu ifadelerin çıkarılması mı gerekecek? Yer almaması doğru olur diye düşünüyorum. Bu bir eksiklik değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün ulusun önderi olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bu ortak değerdir. Bu herkesin sahip olması gereken ortak değerdir. Mustafa Kemal Atatürk başka bir şeydir, Kemalizm veya Atatürkçülük başka bir şeydir. Anayasa bu anlamda Kemalizm ideolojisinin izini taşıyor.

* Anayasa militarist bir mantıkla yapıldığında da daha demokratik olabilir. Örneğin 1961 Anayasası’nın birçok sivil anayasadan daha demokratik olduğu söylenir. 1961 Anayasası tabii ki bir önceki anayasaya göre demokratik hak ve özgürlükler bakımından önemli gelişmeler sağlamıştır. Ama MGK’yı anayasal olarak kuran da 1961 Anayasası’dır. Askeri Yargıtayı bir kurum olarak kuran da. Düşünce özgürlüğünün önünde sınırlar koyan da.

* Hangi kurumların öncelikle değişmesi gerekiyor? Örneğin yargı. Bütün idari işlemlerin yargı denetimine tabi tutulması gerekmektedir. Örneğin Yüksek Askeri Şura, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları. Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru hakkını kabul etmesini sağlayacak bir düzenleme. İki daireden oluşan anayasa.

* MGK da şu andaki anayasanın bir kuruluşu? Milli Güvenlik Kurulu’nun anayasada olması şart değildir. Bu, 1940′lı yıllarda olduğu gibi yasayla düzenlenebilir.

***

“Zaten isteseler de 2. maddeyi değiştiremezler.” demişsiniz.

Madem çelişkiden sözettiniz ben de ilave edeyim.

Bu “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” zırhının maddesi neydi? Şu:

MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Bu madde Anayasanın 1. 2. ve 3. maddelerini değiştirmeyi imkansız kılıyor.

Peki ya bu 4. madde? Bu maddeyi koruyan birşey var mı? Yok. Yani 4. madde değiştirilse ya da kaldırılsa buna engel var mı hukuken? Yok.

Peki 4. madde kalkarsa ne olur? İlk üç maddenin “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” zırhı kalkmış olur.

Ve böylelikle bu ilk üç madde değiştirilebilir.

“Çelişki” deyince belirtmek istedim..

**

“Başka nerde var ki” dediğiniz nokta çok çok önemli bir yerde, milletvekili yemininde var. 103. maddede cumhurbaşkanı andında da var.

Kaldı kı ilk üç madde değişmese bile sivil bir anayasa yapmak ve diğer kemalizm tortularından kurtulmak mümkün.

2.maddedeki “Atatürk milliyetçiliği” kavramı da “Ne mutlu türküm diyene” değil de Türkiye cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliğine atıfla “Ne mutlu Türkiye’liyim diyene” şeklinde yorumlanır ve bu yorum da anayasaya girserse hiçbir sorun kalmaz diye düşünüyorum.

7 T. Suat Demren { 07.29.07 at 14:00 }

Milletvekili yemini anayasada şöyle geçiyor:

“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Cumhurbaşkanı yemini de şöyle geçer:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

Atatürk ilkeleri neydi?

# Cumhuriyetçilik,
# Milliyetçilik,
# Halkçılık,
# Devletçilik,
# Laiklik,
# İnkılapçılık.

Şimdi mesela bu ilkelerden “devletçilik”e bağlılık yemini eden bir vekil ya da c.başkanı “özelleştirme” ile alakalı bir kanunu onayladığı zaman yeminini çiğnemiş olmuyor mu?

Ayrıca “anayasaya bağlılık” yemini çok müphem. Anayasa bir sürü maddesi vekillerin oyları ile değişebiliyor. Bağlılık yemini ettiği bir anayasayı nasıl değiştirebilir bir vekil? Bu yeminini çiğnemek değil midir?

Ve daha pek çok sorun…

8 freedom { 07.29.07 at 14:11 }

Suat bey,

Zafer Üskül “ilk üç maddenin değişmesine gerek yok” diye nerede söylemiş, ben okumadım, bilmiyorum. Linkini verirseniz okurum. (İlk söylediklerinde yok bu dediğiniz. Sonradan ngelen tepkiler nedeniyle söylemişse bilmem. Dediğim gibi ben okumadım böyle birşey)

Habertürk’te söyledi bunu. İlk 3 maddeyle ilgili bir değişilik olmayacağını.

Peki ya bu 4. madde? Bu maddeyi koruyan birşey var mı? Yok. Yani 4. madde değiştirilse ya da kaldırılsa buna engel var mı hukuken? Yok.

Peki 4. madde kalkarsa ne olur? İlk üç maddenin “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” zırhı kalkmış olur.

Düşünerek düşünerek 4. maddeyi oraya koyanları “aptal” yerine koymuş oluyorsunuz. İsterseniz bunu bir hukukçuya sorun. Aslında içeriği nedeniyle 4. madde de değiştirilemez bir maddedir. Eğer 4. maddede bir değişiklik yapılmaya çalışılırsa hiç kuşkusuz bu değişiklik anayasa mahkemesinden dönecektir.

“Başka nerde var ki” dediğiniz nokta çok çok önemli bir yerde, milletvekili yemininde var. 103. maddede cumhurbaşkanı andında da var.

103. maddede “Atatürk milliyetçiliği” geçmiyor ilke ve inkılaplar geçiyor.

“Atatürk inkılaplarına bağlılık” bence bir ideoloji değildir. “İdeolojisizlik” adına anayasadan çıkarılması bence yanlış olur.

9 freedom { 07.29.07 at 14:26 }

Suat bey,

Zaten Attürk ilkelerinin ciddiye alındığı veya uygulandığı da yok Türkiye’de. Onlar süs olsun diye koyulmuş Anayasa’ya. Onun için çıkarılmasıyla pek birşey değişmeyeceği ortada.

Benim aklıma birşey daha takıldı bu yeminde. “Büyük Türk Milleti” lafı hiç hoş durmuyor. Onu “Türkiye halkı”, “Türkiyeliler” veya “Türkiye halkları” ile değiştirmek daha uygun olur diye düşünüyorum. Sizce hangisi daha uygun Suat bey?

10 T. Suat Demren { 07.29.07 at 14:40 }

@Freedom,

Habertürk’te söyledi bunu. İlk 3 maddeyle ilgili bir değişilik olmayacağını.

Ben böyle birşeyi duymadım. Belki şu anki durumda değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğine vurgu yapmış olabilir. Bu değişmesini istemediği anlamına gelmez. Nitekim şu linkte bahsedilen, CHP ve TBB’nin desteklediği taslak anayasada 2 maddedeki o ifade yok. Zaten röporajında da çıkartılması gerektiğini söylüyor.

Düşünerek düşünerek 4. maddeyi oraya koyanları “aptal” yerine koymuş oluyorsunuz. İsterseniz bunu bir hukukçuya sorun.

Ben hukukjçu değilim, bunu kafamdan da uydurmadım. Bakın Prof.Osman Özsoy 82 anayasasının mimarı Aldıkaçtı ile bu konuda neler konuşmuş:

1982 Anayasası üzerinde kapsamlı ilk değişikliğin yapıldığı günlerde, 1982 Anayasası’nın mimarı Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı’yı sunucusu olduğum Bizim Kürsü programına davet ettim. Kendisine, 23 yıldır zihnimi kurcalayan bir soruyu sordum. Doğrusu bu kadar zor durumda kalacağını bilmiyordum.

20 Kasım 1995’de gerçekleştirdiğimiz programın bir yerinde Sayın Aldıkaçtı’ya, “Anayasanın her bir maddesi, diğerlerinden bağımsız mıdır? Yani istenilen her maddeyi değiştirme imkânı var mıdır?” diye sordum. “Evet” cevabı verdi. Öyleyse size, Anayasa’yı ilk okuduğum günden beri zihnimi kurcalayan kritik bir soru yöneltmek istiyorum” dedim.

Önce, Anayasa’nın “Değiştirilemeyecek hükümler” başlıklı 4. Maddesi’ni okudum. Madde 4’de; “Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez” dediğini hatırlattım.

Ardından sorumu yönelttim ve dedim ki; “Anayasa’nın bu 4. maddesi, ilk üç madde hükümlerinin değiştirilemeyeceğini, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini belirtiyor, öyle değil mi?” dedim. “Evet” dedi. “Neden bu hükmü, 3. maddenin son cümlesi olarak değil de, ayrı bir madde olarak yazmışlar ki? Her bir madde diğerlerinden bağımsız olduğuna göre, 4. maddenin değiştirilmesinin önünde hukuki bir engel var mı? Ya önce bu 4. maddeyi değiştirip, ardından diğer ilk 3 maddede herhangi bir değişikliğe gitmek isterlerse…” dedim.

Şeytanın bile aklına gelmez…

Prof. Aldıkaçtı’nın zor durumda kaldığını ve ne diyeceğini şaşırdığını görünce, konuyu fazla üstelemeden reklâm arası verdim. Reklâm arasında Prof. Aldıkaçtı bana, “Şeytan’ın bile aklına gelmeyecek bir yorumda bulundun. Biz böyle bir şeyi aklımızın ucundan geçirmedik” dedi.

Şimdi bu satırları okuyunca hiç kimse ortaya çıkıp öyle bilmişlik havalarıyla, “ilk 3 madde değiştirilemeyeceğine göre, 4. maddeye bu niyetle dokunmak da akıl karı değil ki, durum apaçık ortada falan demeye kalkmasın…

Kim derdi ki, 1982 Anayasası’nın çocukların bile bildiği en önemli özelliği cumhurbaşkanlığı seçimini kolaylaştırıcı niteliği olduğu halde, gün gelecek Anayasa’nın bazı maddeleri öyle yorumlanacak ki, bu Anayasa ile cumhurbaşkanını seçmek bu ülkede neredeyse imkânsız hale gelecek.

http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=137840

Demek ki “aptal” yerine koymakta çok haksız sayılmıyoruz.

Aslında içeriği nedeniyle 4. madde de değiştirilemez bir maddedir.

Sebep? Hani her madde bağımsızdı? Değiştirilemezse bu ilgili maddede de “bu madde de değiştirilemez” denmesi gerekirdi. Nitekim Aldıkaçtı da buna cevap verememiş.

Eğer 4. maddede bir değişiklik yapılmaya çalışılırsa hiç kuşkusuz bu değişiklik anayasa mahkemesinden dönecektir.

Anayasa değişikliklerine Anayasa mahkemesinin bakamadığını bilmiyorsunuz sanırım.

Anayasa mahkemesi Anayasa değişikliklerinde sadece “iç tüzük ihlali”ne bakabilir, toplantı yeter sayısı, karar yeter sayısı vs. ye uyulup uyulmadığına bakabilir. Değişikliğin İçeriğine bakamaz. (Tabi bu normal ülkelerde geçerli. Türkiye’de her an herşey olabilir. Bkz. 367 hokkabazlığı)

“Atatürk inkılaplarına bağlılık” bence bir ideoloji değildir. “İdeolojisizlik” adına anayasadan çıkarılması bence yanlış olur.

7.yorumda belirttiğim hususlar için ne düşünüyorsunuz?

11 T. Suat Demren { 07.29.07 at 14:48 }

@Freedom,

Zaten Attürk ilkelerinin ciddiye alındığı veya uygulandığı da yok Türkiye’de. Onlar süs olsun diye koyulmuş Anayasa’ya. Onun için çıkarılmasıyla pek birşey değişmeyeceği ortada.

Eee çıkarılsın madem. Anayasa vitrin mi, süslük mü? Neden bu itiraz?

Benim aklıma birşey daha takıldı bu yeminde. “Büyük Türk Milleti” lafı hiç hoş durmuyor.

Yemin komple değişmeli bana kalırsa. Ama sorduğunuz yer için ise “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları” ifadesi daha uygun bence.

12 Sinan Yıldırım { 07.29.07 at 15:04 }

Arkadaşlar konuyu gereksiz yerlere sürüklemeyin. Bu tartışmalar seçimden önce de yapıldı halk diyeceğini dedi. Atatürk’ü siyasi emellerine alet edenlerin bu oyunları açıkça belli oldu ve siyaseten tuş oldular. Şimdi bir olma vaktidir. Kimse bu ülkenin değerlerini ben daha çok seviyorum v.s. gibi söylemlerle kendisini üstün göstermesin. Cuntacıların, çetecilerin tezgahına alet olmasın.

13 Mehmet Edebali { 07.29.07 at 15:34 }

Merhaba Suat Bey,
A.Turan Alkan Zafer Üskül’ün doğruyu yanlış bir zamanlamayla ilan ederek gündeme saatli bir bomba bıraktığını belirtti dün.
Kısmen de olsa hak versem de Mehmet Altan’ın bahsettiğiniz yazıdaki alttan bir teması dikkatimi çekti.

“Şimdi Zafer Üskül’ü hedef tahtası haline getirmek ne oluyor?

Deniz Baykal’ı anlarım… O halktan alamadığı oyu ‘başka yerlerden’ almak peşinde… Demokrasiyle bir ilgisi kalmamış artık.

Ama diğerlerine ne oluyor?

Hele daha ilk adımda Zafer Üskül’ü satmaya kalkan AKP’lilere?

Anladık politikacısınız, anladık aklınız fikriniz ‘zamanlamada’ ama artık politika değişiyor…

Ve Üskül gibi dürüst, cesur ve açıksözlü insanlar politikaya giriyor.

Üskül’e benzemek, onun bilgisine ve cesaretine sahip olmak kolay değil.

Ama hiç olmazsa çelme takmayın.

O savunduğu doğruyu anlatır.

Halk da anlar.

Çünkü artık anlatmanın zamanı geldi. ”

Ben burdan biraz Erdoğan konuşmasın, Gül vb. konuşmasın, fakat o konuşsun.
Çünkü Zafer Üskül her yönüyle, bakış açısıyla kendini ispatlamış bir insandır.
Milli görüş, gizli ajanda vesair hiç bir palavrayla da yaftalanamaz.
Onu engellemeyin gibi bir sonuç çıkardım.

Muhabbetle…

14 freedom { 07.29.07 at 16:08 }

Suat bey,

Bu 4. madde konusunda hukukçular arasında bir görüş birliği olacağını sanmıyorum ama bu çok da önemli değil sanırım. 367 bulunduktan sonra her türlü değişiklik yapılabilir. Bunu engellemenin tek yolu referandumdur. Bunu referanduma götürecek olan da CB’dır. CB da AKP’den olacağına göre referandum sorunu da olmaz.

“Atatürk milliyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkılapları” geçen yerlerin çıkarılacağı bir anayasaya CHP ve MHP’nin destek vereceğini sanmıyorum. Bakalım neler olacak. Önünümzdeki dönem önceki döneme göre çok daha fazla sürtüşmeli geçecek gibi gözüküyor.

Bu arada yeni anayasada zorunlu din dersleri ile ilgili bölüm çıkarılacaktır diye umuyorum.

15 T. Suat Demren { 07.29.07 at 16:33 }

Sinan Bey,

Hosgeldniz. Tesekkurler…

Mehmet Bey,

Sozlerinize katılıyorum, selamlarimla..

@freedom

Bu arada yeni anayasada zorunlu din dersleri ile ilgili bölüm çıkarılacaktır diye umuyorum.

Tabi, kalkmali, ama o zaman özel din eğitimine izin vermek zorunda. Bu da tevhid-i tedrisatin kaldirilmasi demek. Ve gercek laikliğe gecmek demek.

İnşaallah.

Bekleyip göreceğiz.

16 batu { 07.29.07 at 16:43 }

Konuyu içeriğiyle beraber şekliyle de, sunuç biçimiyle de irdelemek lazım diye düşünüyorum. Yukarıdaki yorumlardan birinde yeralan zamanlama konusu üzerine birkaç kelam ettim blog’umuzda.

http://calisamiyoruz.blogspot.com/2007/07/zafer-skln-demeci-zerine.html

Zafer Üskül’ün Demeci Üzerine

AKP’nin hukukçu milletvekili Prof. Dr. Zafer Ülkül, kafasındaki “sivil ve renksiz anayasa”yı tanımlarken, anayasanın başlangıç kısmında ve maddelerinde Kemalizm ideolojisinin yansımaları olan “Atatürk milliyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkılapları” gibi kavramların yer almasının gereksiz olduğunu savundu.

Benim birkaç ay öncesine kadar anayasa hukuku hocam olan Zafer Üskül’ün zamansız demeci, konuşulması gereken farklı konular varken dikkati çekti.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri, meclis başkanı ve bakanların belirlenmesi, CHP’nin parti içi çekişmeleri, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı ile ilgili imasının arkasından yükselen dolar ve düşen borsa (Bağlantısı var demedim, “arkasından” dedim. Anayasa kitapçığı atıldı, kriz çıktı bu memlekette. Medya güzelleri, ne diyorsunuz bu işe?) gibi konular medya için pek de yıpranmamışken, Üskül’ün bu demeci sağlam bir emirkulu ve/ya zeki bir siyaset adamı olabileceğinin işareti olarak gösterilebilir kimileri tarafından.

Ya da başka bir yerinden bakacak olursak diyebiliriz ki, Atatürk’ün fikirleri, devrimleri üzerine oldukça hassas ve duygusal olan memleket popülasyonuna bu tür demeçlerle gelebilme cesareti ancak bir bilim adamına özgü olur, bir siyasetçiye değil. Siyasetçi doğru yerde, doğru şekilde konuşur. Bahsettiği konuyu anladım ve mantıklı tarafları var, yok değil. Ancak bunu oyunu aldığınız bakkal Rüstem amcaya, ev hanımı Ayşe teyzeye anlatamazsınız herhangi bir şekilde. Halkın büyük bir kısmı, doğduğundan beri lider olarak bir Hz. Muhammed’i bilir, iki de Mustafa Kemal Atatürk’ü. İkisi de farklı alanlarda üzerine uzun uzun konuşulması gereken son derece kıymetli ve tarihi liderlerdir. Çok hassas ve tabu değerinde konulardır bunlar, balıklama dalınmaz. Bir bilim adamı görüşünü belirtirken tabuları delebilir, ancak siyasetçi dengeleri gözetir. Bu memleketin değerleri, tabuları, dinamikleri göz ardı edilemez bir siyasetçi tarafından.

Bir söylem daha geliştirelim son olarak; memlekette AKP’nin ılımlı İslam modelini yerleştirme, ülkenin gidişatını değiştirme gibi komplo teorileri ya da olası tahminleri konuşuladururken, seçimlerin öncesinde değil de sonrasında bu konunun Zafer Üskül’ün demeçlerinde yer bulması pek manidar, pek dikkat çekicidir. Zafer Üskül, aday olduğu Mersin’de, oy toplamak için gezdiği kahvehanelerde de bu konudan bahsetti mi acaba? Bahsetmediği ve böylesi hassas bir konuyu seçimler bittikten sonra dillendirdiği için “demokrasiyi kullandı” diyebilir miyiz?

Zafer Hocam, demokrasiyi böyle anlatmadınız siz bize.

Hocam, bana kalırsa henüz bir siyasetçi değilsiniz. İyi niyetlisiniz diye düşünüyorum ama ikisi pek farklı şeyler.

Yolunuzun şaşmaması dileğiyle…

17 T. Suat Demren { 07.29.07 at 17:10 }

Batu merhaba,

Konu ile ilgili değil de.. Linkini verdiğin yazının altındaki yorumuna çok güldüm:

yazıdan daha uzun bi yorum yazdım ama teknolojinin tokadını yedim. bütün yazdıklarım gitti.

biz burda bilim diyelim, siyaset diyelim, windows bize yanlış yapsın. işte hayat da böyle, biz burada konuşup duruyoruz da, bazı şeyler bizim dışımızda gelişiyor.

neyse, belki başka zaman…

:))

Geçmiş olsun, oluyor böyle seyler. Gmail taslaklarda yaz yorumlarını sonra ekle. Gazaba uğrama ihrtimali yok o zaman. Ben öyle yapıyorum.

Konuya gelirsek.

Üskül’ün geçmişinde (islamci, şeriartçı vs) yaftalanacak bir şeyi yok. Neyle suçlayacaklar? Bu konu eninde sonunda konuşulacak. Bunu konuşmadan nasıl sivil anayasaya geçeceğiz ki..

Ama yine de siyasetçi artık o. Siyasetin dili daha farklı.

Selamlar.

18 BetüL { 07.29.07 at 17:30 }

Zafer bey hala CHP li saniyor olmali kendini.

Artik Ak parti siralarinda oldugu degil kemalizm Ataturk laflarini agzina almayi, agzi ile kus tutsa kus katillerinden olacagini biri kendisine hemen ogretmeli.

19 Mehmet Edebali { 07.29.07 at 17:38 }

“Bu arada yeni anayasada zorunlu din dersleri ile ilgili bölüm çıkarılacaktır diye umuyorum.

Tabi, kalkmali, ama o zaman özel din eğitimine izin vermek zorunda. Bu da tevhid-i tedrisatin kaldirilmasi demek. Ve gercek laikliğe gecmek demek.

İnşaallah.

Bekleyip göreceğiz. ”

iNŞALLAH…

20 freedom { 07.29.07 at 21:24 }

Bu girişim bence AKP’ye hiçbir şey katmaz. Tam tersine çok şey kaybettirir. Zaten AKP’de de böyle birşey yapacak cesaret yok. Göreceksiniz bundan da çoğu şeyde olduğu gibi dönecekler. Takiye böyle birşey işte. İzleyin ve görün…

21 T. Suat Demren { 07.29.07 at 21:34 }

@Freedom,

Bu girişim bence AKP’ye hiçbir şey katmaz. Tam tersine çok şey kaybettirir. Zaten AKP’de de böyle birşey yapacak cesaret yok. Göreceksiniz bundan da çoğu şeyde olduğu gibi dönecekler. Takiye böyle birşey işte. İzleyin ve görün…

AKP bunları yapmaya dünden razı. Hatta zil takıp oynayarak yapmak istediklerine bahse girerim.

De.. derinler ne olacak freedom derinler ne olacak? İzin verirler mi? Kendi yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakacak gözü karalar var ülkede..

Bundan çekinmek doğal, çünkü bu gözü karalar kendi saltanatları için gözlerini kırpmadan ülkeyi uçuruma yuvarlayabilir.

Bunu hiçbir ehl-i vicdan istemez. Ve boynunu büker, ülkenin selameti için rıza gösterir.

Bunun takiyye ile ne alakası var, el insaf. Bu olsa olsa vatanseverliktir… ( bazılarının kirlettiği ve çete kurup sağa sola bomba atıp adam öldüren vatanseverlik gibi değil yalnız, dikkat..)

22 Mehmet Edebali { 07.29.07 at 22:43 }

Sayın Freedom,
Ben sizin takiye kavramınızı anlamadım.
AKP, tevhid-i tetrisat’ın kaldırılmasıyla ilgili bir gündem oluşturacak, sonra yapayacak?
Peki neyin takiyesi bu?
Amerika-İsrail-Mason-Siyonist vb. uşağı da bu datakiyesi diyorsanız, bunlardan artık almayalım lütfen.
(Musa’nın çocukları yazarının kime hizmet ettiği ve şimdiki durumu hepimizin malumu…)
İstismar deseniz anlayalım da…
E bırakın artık bunları…
Lütfen…

23 Ufuk Eskici { 07.29.07 at 23:09 }

AKP, gerçek düşüncelerini açıkça beyan etmeye başlamıştır. Başbakan veya çevresindekiler, söyleyemediklerini yeni isimlere söyleterek ortamı yoklamaya başlamışlardır. Emin olun ki bu kişinin söylediklerini diğerleri de benimsemektedir. Bu daha başlangıçtır. Çok daha tehlikeli görüşler yakın zamanda Türkiye’nin gündemine gelecektir. “İdeolojidir, değildir” tartışmalarında kaybolmayalım. Halkın değerlerini yozlaştırma çabaları açıkça Atatürk ile başlamıştır, maalesef devam da edecektir.

24 T. Suat Demren { 07.29.07 at 23:26 }

Sayın Kesici,

Nedir bu tehlike, demokratik, hak ve özgürlükler temelli anayasa mı?

Nasıl bir tehlike bu, izah edebilir misiniz?

25 freedom { 07.30.07 at 00:17 }

Ben “Atatürk millyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkılapları” ibarelerinin anayasadan çıkarılmasını tartışmıyorum. Doğrudur veya yanlıştır. Zaten uygulanmayan şeyler olduğunu düşündüğüm için çıkarılmasının bir kayıp olmayacağı kansındayım. Ama şöyle bir durum var. AKP bunu seçimden önce söyledi mi? Bunları söylemiş olsa kendisine oy verenlerin ciddi bir bölümü kesinlikle bu oy vermezdi. “Sivil anayasa yapacağız” demek birşeydir, “Atatürk millyetçiliği ile Atatürk ilke ve inkılaplarını anayasadan çıkaracağız” demek ise bambaşka birşeydir. AKP birincisini yaptı. Bence burada ciddi bir siyasi ahlak sorunu var. Samimi olup bunu dile getirmeliydi.

Diğer bir nokta da takiye meselesi. AKP’nin geçen 4.5 yıl boyunca sıksık yaptığı birşey bu. Ortaya birşey atılır. Gelecek tepkilere bakılır ve buna göre yapılacak şeyden vazgeçilir. Sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi yola devam edilir. Burda da aynı şeyin olacağını tahmin ediyorum.

26 “Sivil Anayasa” mı, o da ne? « Türkiye 2023 - Burada neler oluyor tıkla öğren… { 07.30.07 at 00:49 }
27 T. Suat Demren { 07.30.07 at 06:04 }

@Freedom,

İyice elmalarla armutları karıştırmaya başladınız, bilmem farkında mısınız?

Sivil anayasa ne demek Allah aşkına.. Halk bunu anlamayabilir ama “sivil anayasa” deyince okulda anayasa hukuku gören herkes bunun ideolojilerden arınmış darbe izi taşımayan anayasa olduğunu bilir. Bunun takiyye ile ne alakası var.

Hem aynı şeyi CHP ve TBB istemiş 2001 yılında, o ne o zaman? Onlar söyleyince oluyor da AKP söyleyince siyasi ahlak sorunu olmuyor mu?

Hiç bahsetmese “sivil anayasa”dan tamam, adamlar programlarına almışlar, daha ne yapacaklar.

Eleştirme isteğini anlıyorum da bula bula böyle şeylere tutunmanız komik oluyor.

Takiyye öyle olmaz.

Bir takım icraatlerde geri adım atılıyorsa azgın azınlığın memleketi uçuruma yuvarlamasından çekinildiği içindir.

Demokrasi ve özgürlük isteyen bir sivil siyaseti ne ile suçladığınızın farkında mısınız? Onların yanında “demokrasi ve özgürlük” isteyeceğinize bizim kronik sorunumuz olan “egemenlerin” tahakkümünü atlayıp bunların şerrinden korunmak için takınılan halim selim tavra ilişimek ayıptır yahu.

Buna mecbur bırtakan egemenleri eleştirip demokrasiden ve özgürlüklerden yana tavır alın, tabi demokratsanız. Bu haliyle tam bir militarist gibi duruyorsunuz.

***

Ufuk Eskici’ye yazdıklarıma da bir ilavem var,

AKP, gerçek düşüncelerini açıkça beyan etmeye başlamıştır.

AKP yeni birşey söylemiyor. Şu linkte de görüleceği gibi bugün Üskül’ün sözlerine tepki gösteren CHP ve TBB’nin daha önce bu teklifi desteklemişler. 2001 yılında anayasa hukukçusu Üskül ve CHP Parti Meclisi Üyesi Atilla Sav’ın bulunduğu bir komisyon tarafından TBB için anayasa taslağı hazırlanmış. Üskül’ün sözünü ettiği husus, bu taslakta yer almış.

Bunları CHP söyleyince cici AKP söyleyince kaka mı oluyor?

Yani “siz anlamazsınız komünizm lazımsa onu da biz getiririz” gibi birşey mi bu?

Gözünüzü açın ve bu ideolojik bataklıktan kurtulun derim..

Selamlar

28 TT { 07.30.07 at 08:52 }

Mehmet Edebali:
.. Üskül gibi dürüst, cesur ve açıksözlü insanlar politikaya giriyor. Üskül’e benzemek, onun bilgisine ve cesaretine sahip olmak kolay değil

Zafer Üskül adını bu seçimlerden önce öğrendim.

ilk olarakta dün akşam kanal24′te Mehmet Altan ve Eser Karakaş’ın karşısında bir süre izledim.Ancak izlediğim 10-15 dakikalık sürede hiçte söylediğiniz gibi cesur ve açık sözlü biri değildi.
Kendisine yöneltilen anayasanın 66.maddesiyle ilgili bir soruda bocaladı durdu…

Daha önce SHP ve CHP’den aday olup seçilemediği için AKP’ye gelen biri olduğu söyleniyor.

CHP’de olsaydı böyle bir işe girişebilir miydi oda ayrı konu..

Ayrıca tartışmanın zamanlaması da ilginç..
Daha meclis açılmadan cumhurbaşkanı seçilmeden bu tür tartışmalar açmanın AKP’nin elini zayıflatacağını görmeleri gerekiyordu.

Ben şu anda gelir gelmez golü kalesine attıran birini görüyorum.

29 Bulent Murtezaoglu { 07.30.07 at 10:03 }

Ben TV’ye filan bakmadim, orasini bilemiyorum. TT beyin dedigine en azindan hem zamanlama hem sarfedilen laflarin gundem olusturmasi bakimindan hem biraz manasiz gelmesi bakimindan katiliyorum. Bir liberal meclise girdiginde ilk is nasil cikip ‘dine Allah’a hakaret de serbest olacak, polis bu isleri yapanlara siddetle tepki gosterene musamaha etmeyecek, icabinda copla dagitacak, ofkesini gosterdigine pisman edecek’ derse biraz garip olur, bu da biraz oyle. Hangi zemzem kuyusunun nerede oldugu belli, ilk is olarak gidip oraya isenirse ister istemez ‘bu adam neyin pesinde?’ diye dusunuyor insanlar.

Cok derin bir laf etmis de degil. Bu ‘her turlu ideoloji’ kalibi ve turevleri 12 Eylul’un dilimize soktugu manasiz laflardan biri bence. Kaldi ki ismi zikredilmeden de ideoloji olur anayasada gibime geliyor. Ideoloji yerine ‘fikriyat’ koyarsaniz, aslinda yapilanin kelime hokkabazligi oldugunu belki farkedebilirsiniz. Yok simdi kulaga hos gelen fikriyata ‘evrensel’ diyeceksek o ayri. Ben sosyal bilimlerdeki cehaletimden dolayi yanlis dusunuyor da olabilirim, oyle ise nasil olurmus bu ideolojisizlik anlatir belki biri bana (ozellikle ’sosyal devlet’ filan nasil ideolojisiz oluyor?).

Genel kulturum bu yeni mebusun kim oldugunu bilmeye yetmedi, kimmis diye baktim, eksisozluk’ten su asagidaki yaziya link gordum. Onu yazan hoca da bana biraz kirgin/kizgin gozukmekle beraber oldukca makul seyler soylemis gibi de geldi. Arsivine de baktigim icin diyorum bunu, ama ilgili yazi su:

http://www.birgun.net/index.php?sayfa=73&view_author=127&article=9806

30 freedom { 07.30.07 at 10:16 }

Suat bey,

Benim anlatmak istediğim şeyi anlamamışsınız. AKP seçimden önce “sivil anayasa” yapacağız dedi. Buna itirazım yok. Peki AKP oy veren %46′nın ne kadarı sizce bunun anayasadan Atatürk referanslı şeylerin çıkarılmasını içereceğini biliyor? Anayasa hukuku okuyanlar bunu bilir demişsiniz. AKP oy verenlerin yüzde kaçı anayasa hukuku okumuş da “sivil anayasa” ne demek biliyor? AKP seçimden önce bir kere olsun anayasadan Atatürk referanslı şeylerin çıkarılacağını söyledi mi? “Ne gerek var canım onu söylemesine ’sivil anayasa’ dedi ya işte” mi diyorsunuz şimdi?

Şunu da tekrar belirteyim. Atatürk ilkeleri olabilir ama bence inkılaplar bir ideolojinin göstergesi değildir.

31 İzlenimler { 07.30.07 at 10:48 }

Bülent Bey,

Hatırlarsınız, İbrahim Kaboğlu Baskın Oran AKP’nin isteği ile birlikte hazırladıkları bir rapor sebebiyle hem medya önünde bir sendikacının saldırısına uğramış, hem de iki ayrı suçtan mahkemeye verilmişlerdi. AKP’nin yüzüstü bıraktığı kesimler arasında sayılmaları gerekir ve İbrahim Kaboğlu’nun Zafer Üskül’e uyarıları dayerinde. Bakalım AKP’de zihniyet değişimi gerçekleşecek mi?

Bu arada Kaboğlu’nun son yazısındaki şu tespiti de beğendim.

“Demokrasi” sözcüğü, her iki zıt kesimi birleştiriyor görünürde. AKP, başarısını, demokrasi mücadelesine değilse de, “mağduru” olmasına borçlu; CHP’nin yenilgisi ise, demokrasi karşıtlığından çok, onu sahiplenememesinden.

FST

32 knz { 07.30.07 at 11:29 }

atatürk hem yakışıklı, hem akıllı, hem de bileğinin hakıyla devlet kurmuş lider.

amerikalılar george wasingtonu allahın dağına kazımışlar, bütün ingilitere “kraliçe çok yaşa” diye bir ağız ayağa kalkarken, siz kimden utanıyorsunuz. ana karlice 90 yaşınd öldü diye yas ilan ettiler.

bizim halk hiç olmzsa böyle dandik şeylere kulluk etmek zorunda klmadı.

ifrattan tefride gidiyorsunuz.,

dünyanın nersinde milliyet ve vicdan özgürlüğü var ?
ki türkiye’de olsun.
ayol sınavla burs kazanmış öğrencile ispanya vize bile vermedi.

yav ben kuzey yunanistanı da biliyorum.
var mı öyle dağa çıksın, yunan askeri öldürsün, sonra ona mecliste oda verilsin.
ayda bilme kaç lira maaş..

orda öldürülen türk liderinin adını hanginiz biliyorsunuz ?
adam eline silah almamış, yunasinstan bir tek türk silah almmaış.
varsa söyleyin bizde yapalım.
ama siz ne yapıyorsunuz, üstüne birde kıbrıs verelim diyorsunuz.

ya hangi savaşı kaybettik biz ?

hani ırak diyoruz savaş kaybetti, müstehak.

o halde, sivil anayasa hakkında aklı başlı sorlar bulun.

metin bey size yaz sorusu, bireyi cemaat baskısından koryuyacak maddeleri de bir düşünün..
işe yarar konuşulsun değil mi ?

la havle..

33 Bulent Murtezaoglu { 07.30.07 at 11:47 }

Fethi bey,

Ayni yazidan baksa alinti:

Fakat hangisi olursa olsun, daha birkaç hafta önce yüzde 30′larda tahmin edilen oy oranı, yüzde 40′ları aşmış ise, bunda “demokrasi kartf’nın etkisi yadsınamaz. Öyle ki, birçok demokrat, sol demokrat ve sosyalist, AKP’ye daha sıcak bakar oldu.

Son cumleyi bilemiyorum da, ilk cumle ne derece dogru tartisilir. Erdem’in anketleri bunun dendigi gibi olmadigini gosteriyor. Hal bu ise bir suru yazarin hala oy orani bir sekilde degismis gibi yazmasinin arkasindaki nedir bilemiyorum. Ciddiye benzeyen ve en azindan bir noktada dogrulanmis diyebilecegimiz bir calisma AKP’nin oy oraninin dendigi sekilde degismedigini gosteriyor. Bu yazarlar da goruyorlar bizim gordugumuz calismalari, pekiyi niye boyle yazmaya devam ediyorlar? Bilerek yaniltici yaziyorlar gibi bir ima yapmak istemiyorum, pesinde oldugum o degil, ama ortada bir rapor varken boyle yazmalarini makul kilan bilgi nedir onu merak ediyorum.

34 Muzaffer Edip Demren { 07.30.07 at 19:11 }

12. yorumu yazan arkadas “siyaseten tus oldular” demis, az önce Büyükanit´la ilgili flas haberler gelmeye basladi. Arkasindaymislar 27 nisan bildirisinin. Yeni bir krizi göze aldilar sanirim. Allah sonumuzu hayr etsin.

35 emre { 07.30.07 at 19:56 }

1982 anayasasının yetmediğini hepimiz biliyoruz ama sivil anayasayı getireyim derken kutuplaşmaya hiç gerek yok herşey zamanı gelince kendiliğinden hallolunacaktır

36 freedom { 07.30.07 at 23:31 }

Muzaffer bey,

Haberi doğru dinleseniz veya okusanız 27 Nisan değil 12 Nisan’da yapılan “sözde değil özde bağlılık” konusundaki açıklamanın arkasındayız denildiğini görürsünüz.

Ayrıca 27 Nisan bildirisinin de seçim sonuçlarını etkilediği yönünde yapılan yorumlara katılmadıklarını bildirmişler. Zaten Tarhan Erdem ve ekibinin çalışmaları da bunu gösteriyor. Ama nedense birileri bunu görmezden gelmeye devam ediyor.

37 Mehmet Edebali { 07.31.07 at 00:30 }

Sayın TT,
Yorumumu dikkatlice okuduysanız…
Bahsettiğiniz cümle benim değil, Mehmet Altan’ın cümlesi.
(Ayrıca benzetmeden dolayı şeref duydum:)

Üskül demokrat bir akademisyendir.
Seçimlerden önce AKP’yi de demokrasi konusunda yoğun bie şekilde eeştirmiştir.
Üskül’ün CHP’de olmaması bir demokrasi kazanımıdır, aynı şekilde AKP’de olması da “biz seni dinledik, doğru söylüyorsun, biz demokrasi konusunda samimiyiz, gel bize yardımcı ol” manasında AKP’nin “demokratik smimiyetine” tekabül eder.
Muhabbetle…

38 T. Suat Demren { 07.31.07 at 01:31 }


Haberi doğru dinleseniz veya okusanız 27 Nisan değil 12 Nisan’da yapılan “sözde değil özde bağlılık” konusundaki açıklamanın arkasındayız denildiğini görürsünüz.

İlahi Freedom, 27 Nisan’da 12 Nisan’ın açıklaması idi ya..

39 freedom { 07.31.07 at 09:46 }

Suat bey,

Büyükanıt’ın 12 Nisan’da CB seçimi ile ilgili söyledikleri:

Şimdiye kadar bu konuda hiçbir şekilde, hiçbir zeminde, hiç kimseyle konuşmadım. Bir hususu belirtmek istiyorum: Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yalnız basın mensupları değil Türk milleti de yakından tanıyor. Bizim temel düşünce yapımızı, inandığımız temel değerleri, cumhuriyet ilkelerine, laiklik ilkesine bağlılığımızı bilmeyen kimse yoktur herhalde. Olamaz… Bu konulardaki hassasiyetimizi Türk milleti biliyor. Onun için bunları tek tek saymaya gerek yok. Bu değerler manzumesine sahibiz. Bir diğer önemli husus, seçilecek cumhurbaşkanı aynı zamanda TSK’nın başkomutanıdır. Bu yönüyle TSK’yı yakından ilgilendirmektedir. Biz hem cumhurbaşkanımızın hem de aynı zamanda başkomutanımızın Silahlı Kuvvetler ve Türk milletinin sahip olduğu cumhuriyetin temel değerlerine, anayasamızda ifadesini bulan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti idealine, devletin üniter yapısına bağlı ama sözde değil özde, bunu davranışlarına yansıtacak şekilde bir cumhurbaşkanının oraya seçileceğine olan inancımı belirtmek istiyorum. Tabii ki yasal mevzuatı, anayasayı, hukuku, cumhurbaşkanı nasıl seçiliyor, bunların hepsini biliyoruz. Hem vatandaş hem TSK’nın bir personeli olarak cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde sahip olan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilecek olmasını umut ediyoruz. Bunu biz bilemeyiz. Karar Meclis’in kararıdır. Cumhurbaşkanlığı konusunda zaten bundan başka da bir şey söyleme durumunda değilim. Hukuken de hakka sahip değilim.

Bu sözlerin söylenmesi veya arkasında olunduğunun belirtilmesi sizi neden rahatsız ediyor? Şöyle demeleri mi gerekirdi: “Kimin CB olacağı bizi ilgilendirmez, biz işimizi yaparız.” Böyle deseler daha mı iyi olur? Yukardaki metin bence oldukça demokratik. Kesinlikle sınırları aşmayan hatta zorlamayan. Bundan rahatsızlık duymak için darbe paranoyası içinde yaşıyor olmak lazım.

40 Muzaffer Edip Demren { 07.31.07 at 10:28 }

Merhabalar;
Yanlis anlama olmus, ben aksam hizli bir gözatmistim haberlere. Haberi okudugum site de aciklamayi yanlis aksettirmis. Yalniz su da var,” tuzak soru “var orada:
“12 Nisan’da yaptığınız açıklama, 27 Nisan Bildirisini açıkladınız. Onun arkasında mısınız?”

Neyse biraz neselenmek icin:
http://www.youtube.com/watch?v=F4o52PIn4I0

saygilar

41 T. Suat Demren { 07.31.07 at 12:48 }

@Freedom,

Şöyle demeleri mi gerekirdi: “Kimin CB olacağı bizi ilgilendirmez, biz işimizi yaparız.” Böyle deseler daha mı iyi olur?

Elbette daha iyi olur, olması gereken zaten budur.

Cumhurbaşkanlığı seçimi TSK’yi zerre kadar ilgilendirmez.

Cumhurbaşkanı başkomutandır değil mi? Ve bunu seçme yönetimi belli, değil mi? Seçenler TBMM üyesidir, değil mi?

GK’ın da nereye bağlı olduğu da belli, değil mi? Yani hiyerarşik sıralama gayet açık, değil mi?

Ne zamandır bir üstün seçimi, asta sorulur olmuş? Mesela… İktidar partisinin seçimle iş başına gelmesi ve sonrasında başbakanın atanarak görev alması, mevcut başbakanlık müsteşarının ne ilgilendirir?

Bu açıklamalar demokratik ülkelerde kabul edilemezdir. GK siyasi iradeye bağlı bir kuruluş olmalı ve siyasete zimnen ya da doğruda müdahale eden GK idarecileri derhal görevden alınmalıdır. Olgun demokrasilerde bu böyle olur.

Bir düşünün, İngiltere’de 27 Nisan bildirisi gibi birşey yayınlansa, GK başkanı ve üst kadame komutanların görevden alınmaları kaç saat sürerdi?

Anormal şartlarda yaşaya yaşaya bu anormalliği normal zannetmeye başlamışsınız.

42 freedom { 07.31.07 at 15:15 }

Suat bey,

Yukardaki yazımda 12 Nisan’da söylenilenleri alıntılamıştım. İsterseniz onu tekrar okuyun. Bence orada siyasete doğrudan veya dolaylı müdahele olarak algılanabilecek hiçbir şey yok.

43 örsan rutkay alat { 07.31.07 at 20:31 }

Zafer Üskül ü destekliyorum.anayasa hiçbir ideolojiye dayanmamalı.ayrıca kemalizm,(İslamcılıkla hiç ilgisi olmayan,bilakis sosyalist olan) Ahmet İnsel’in ve Adnan Adıvarın dediği gibi bir DİNdir Osmanlıdan sonraki yeni devletin İslamın yerine geçen yeni resmi dinidir.Türkiye bu yüzden laik değildir.

44 freedom { 07.31.07 at 22:15 }

Örsan bey,

“Kemalizm” düşmanlığından gözünüzü kan bürümüş. Biraz sakin olun. Kemalizm din falan değildir. Kemalizm ile Atatürk ilkelerinin kastedildiğini varsayıyorum. Bu ilkeler nasıl olup da din oluyor? Olsa olsa “Kemalizm tabulaştırılmıştır, dinleştirilmiştir” diyebilirsiniz. Yani “Kemalizmi bir din gibi değerlendirenler var” diyebilirsiniz. Ama “Kemalizm dindir” lafı biraz komik biraz da saçmadır. Biraz aklı başında yorum yapmak lazım.

45 T. Suat Demren { 07.31.07 at 22:24 }

@Freedom,

Kemalizm tam anlamıyla bir dindir:

http://www.izlenimler.net/2006/05/09/mutlu-dogum-ve-dinlerarasi-diyalog/

46 freedom { 07.31.07 at 23:07 }

Suat bey,

Elbette siz Kemalizmi işinize geldiği gibi tanımlarsanız dindir dersiniz. İşinize geldiğinde “Atatürk ilkeleri”, işinize geldiğinde Atilla Yayla usulü “1925-1945 arası yapılanlar”, işinize geldiğinde “Kemalistim diye geçinenlerin yaptıları” olarak tanımlarsanız elbette Kemalizmi her türlü şartta yerden yere vurma imkanınız olur. Kemalizmden kurtulalım da bakalım o zaman her olayda kime, neye bok atacaksınız. Aslında ortada Kemalizm falan olduğu yok ya hadi neyse.

47 T. Suat Demren { 07.31.07 at 23:18 }

@Freedom,

Ben birşey tanımlamadım, verdiğim linkteki dini ibadetleri okumadınız mı?

Bunları kim yapıyor? Kemalistler. Buna göre de evet, kemalizm bir dindir.

48 Muzaffer Edip Demren { 07.31.07 at 23:22 }

Suat BEY´in verdigi linkteki (izlenimler) kiyaslamayi okudum, bir iki yerde “müslüman” ile “islamci” kavramlari yer degistirmeli, onun disinda o yazinin eksigi var, fazlasi yok. Mesela Atatürk amentüsü yok. Bulabilirsem paylasirim.
Saygilar

49 Muzaffer Edip Demren { 07.31.07 at 23:36 }

Buldum:
TÜRK’ÜN YENİ AMENTÜSÜ

“Kahramanlğın Timsali Olan Vatanın Bağımsızlığını Yoktan Var Eden Mustafa Kemal’e, O’nun Cengaver Ordusuna, Yüce Kanunlarına (kemalizm), Savaşçı Analarına ve Türkiye (Cumhuriyeti) İçin Ahiret (Din-Yok Oluş) Günü Olmadığına İman Ederim.

İyilikle Fenalığın İnsanlardan Geldiğine, Büyük Milletimin Cihanda En Büyük Mevkii Kazanacağına, Hamaset Destanlarıyla Tarihi Dolduran Kudretli Türk Ordusunun Birliğine ve Gazi’nin (ATATÜRK’ün) Tanrı’nın En Sevgili Kulu Olduğuna Kalbimin Bütün Hulusuyla Şehadet Ederim… ”

“1928′de basılan ve geliri Tayyare Cemiyeti’ne bağışlanan “Türk’ün Yeni Amentüsü” adlı kitap- Dönemin Kemalist çizgideki meşhur gazetesi Hakimiyeti Milliye tarafından bastırılmıştır -Üstteki metin kitabın ilk sahifesinin Osmanlıcadan Türkçeye çevrisidir). -Kitabın orjinali osmanlıcadır ve içeriği kemalizmle ilgilidir.”

http://kemalistler.net/viewtopic.php?t=3764&start=0&postdays=0&postorder=asc&highlight=&sid=131a1768b673587a6455c7eeb0423663

50 Muzaffer Edip Demren { 07.31.07 at 23:45 }

bu da ilginc geldi bana:

“Hani şu “Türk milleti için ahiret günü olmadığına iman”ı şart koşan bir amentü var ya! Keşke ADD onu da yayınlasa.. Ahiret günü inancı yok edilebilse sorun kalmayacak da, şimdi biz ne yapacağız?.. Allah’ın cenneti mi, size burada rejimin yılmaz savunucuları ve yeryüzü egemenleri tarafından vaad edilenler mi?.. Ebedi bir hayat ve geçici bir dünya.. Siz hangisini tercih ederseniz?.. ”

Abdurrahman DİLİPAK 6 Kasım 2006 Vakit

http://www.hicretonline.com/Basin%20arsivi4/Papadan%20ne%20farklari%20var.htm

51 T. Suat Demren { 07.31.07 at 23:48 }

:-) Teşekkürler Muzaffer Bey..

52 Muzaffer Edip Demren { 07.31.07 at 23:50 }

Suat Bey, daha bulurum da uykum geldi:)

“Kemalizm aslında büyük ve esaslı bir din reformudur. Tanrı bir peygambere verdiği şeriatı, ikinci bir peygamberde değiştirmekle, hatta, Kur’ân’ın bir ayetindeki emrini başka bir ayette kaldırmakla, hükümlerin toplum evrimini izlemesi gerektiğini göstermiştir. Fıkıhta buna nesih diyoruz. Muhammed, peygamber olduğuna göre, On’dan sonra nesih hakkı insan aklına kalmıştır. Onun için İslam bilginleri “zamanla hükümlerin değişeceği” ictihadında bulunmuşlardır. Mustafa Kemal’in yaptığı işte bu nesih hakkını kullanmaktı. ”

http://forum.mezun.com/forum/messageview.cfm?catid=19&threadid=29467&STARTPAGE=2&FTVAR_FORUMVIEWTMP=Linear

alt kisma yakin alintinin yeri.

53 arif { 08.01.07 at 09:09 }

Kemalizm Atatürk’ün adının arkasına sığınan, özde Atatürk karşıtı, Türkiye’nin boyunu kısa tutma
operasyonudur. İnönücülük dense doğrusu olur; ancak o zamanda etkili olmuyor. Güvenliğin
ABD ye havale edildiği, İslama karşıtlık temeline dayanan-İslam bizi büyütür başımıza iş alırız korkusu bu yaklaşımı besliyor-. Kendine güvenen, Çanakkale destanı ve Kurtuluş savaşına liderlik
yapmış, devlet kurmuş irade ile; korku, inançsızlık ve güvensizlik karışımı bir ideolojiyi aynı imiş
gibi göstermek bir dezenformasyon harikası. Bu sahte ideolojiye karşı çıkarken Atatürkümüzü ve
onun aziz hatırasına saygı dolu milletimizi incitmekten özenle uzak durmalıyız.

54 Muzaffer Edip Demren { 08.01.07 at 09:43 }

Ben cok calisiyorum bu günlerde :)

“Bugün, bir Kur’an mealini, önemseyerek ve ihtiyaç hissederek, baştan sona dikkatle bir sefer bile okumamış, ciddiyetten ve dini gayretten uzak müminler ve hele kendi yazılarını ve konuşmalarını haklı çıkarmak için, yani istismar amacıyla, ara sıra belli konularla ilgili olarak karıştırmak dışında, Kur’an mealini bir sefer dahi baştan sona okuyup bitirmeyen, samimiyet ve hamiyet yoksunu İslamcı enteller bulunduğu gibi…

Maalesef, Atatürk’ün elimizde kalan tek eseri Nutuk’u baştan sona özellikle ve titizlikle bir kere olsun okumayan, anlamaya çalışmayan bir sürü sahte Atatürkçü dolaşmaktadır.”

Yani neymis, Kur´an meali+ nutuk okumalari… peki bunu öneren kim?
Hangi siyasi parti diyeyim. Dogru cevabi bulana benden bir pembe panter cizgi filmi.

Suat Bey düzelttiginiz icin tesekkür ederim.

55 Ufuk Eskici { 08.02.07 at 00:52 }

Kemalizm’i din olarak görmek kadar yanlış birşey olamaz! Bu gibi ifadeler, din kurallarıyla devleti yönetmek isteyen kimselerin karşılarına her zaman Kemalizm’in çıkmasından dolayı başarısızlığa uğramaları sonucu ortaya atılan yanlış söylemlerdir. Kendilerini akla ve mantığa davet ediyorum!!!

56 örsan rutkay alat { 08.02.07 at 12:14 }

Ufuk bey

Kemalizmi din olarak görenlerin hepsi din devleti mi istiyor?
Ahmet İnsel gibi bir sosyalistin din devleti istediğini nasıl söyleyebilirsiniz?
Yine Adnan Adıvar,Ahmet Yaşar Ocak gibi kişilerin,bırakın din devletini,İslam’la bile alakası yoktur.
Lütfen ön yargılı olmayın

57 Düşünceler.. » Altı Ok ve İdeoloji { 08.03.07 at 09:15 }

[...] Konuyu ilk tartıştığımız başlıkta da bir yorumcu -ne alaka ise- Atatürk’ün yakışıklılığından, Washington’un adının dağlara taşlara yazılmasından, İngilizlerin Ana kraliçelerinin ölümüne ağlamalarından falan sözetti ve “siz kimden utanıyorsunuz” dedi. [...]

58 Kıvanç { 08.04.07 at 12:25 }

Bu konuyu tartışırken hep sivil anayasadan bahsediliyor. Ardından da Atatürk ilkelerinin, anayasadan kaldırılmasına geçiliyor. Atatürk ilkeleri dünyanın medeni ülkelerinin uyguladığı ilkelerden farklı şeyler midir, ülkeyi bi takım eleştirilemez saplantılara iten şeyler midir ki biz Atatürk ilkelerini anayasadan çıkaralım.

Sırf dünyada hiçbir ülkenin anayasasında insan ismi geçmiyor diye bizimkinde de geçmeyecek değil ya. Bizim ülkemizin kendine özgü gerçekleri var, Atatürk’ün resmi paraların üzerinde neden var ? Para demek bir ülkenin bağımsızlığı ve egemenliğinin sembolü demek. Bu ülke bağımsızlığını ve egemenliğini kim sayesinde kazandı?

Atatürk ilkelerinin anayasadan çıkarılmasını savunanlar bana diyin ki bak Atatürk ilkelerinden şu maddeler, özgürlüğü kısıtlıyor, şu maddeler ülkenin önünü kapatıyor, şu maddeler ülkeye zararlı.
Ortada bir sebep yokken, sırf birileri Atatürk’ün adına bile tahammül edemiyor diye biz anayasadan Atatürk İlkelerini kaldıramayız.

Bakalım biz renksiz anayasa istiyor muyuz ? Bana sorarsanız renksiz anayasa falan istemiyor bu toplumun büyük kısmı.

Nasıl oldu da, önce anayasanın 4. maddesini değiştirip ardından ilk 3 ü değiştirelim düşüncesinde insanlar türedi. Çok sevdiğiniz AB ve ABD de gidin tartışın bakalım, anayasanın temel maddelerini, bu ülkedeki özgürlük başka nerde var ki ? Tartışılmayan ne kaldı ?

Bugün Türkiye Cumhuriyeti zayıf düşmüştür ve geçmişte olduğu gibi aynı düşmanlar faklı şekilde bu zayıflıktan çok iyi faydalanmaktadırlar. Kendileri birleşirken, bizi daha ufak parçalara bölüyorlar…

59 Kıvanç { 08.04.07 at 12:47 }

Atatürk’ün kendi ağızından Atatürkçülüğün tanımı böyledir ;
Ben manevi miras olarak kalıplaşmış hiçbir düstur bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini ileri sürmek, aklın ve bilimin gelişmesini inkâr etmek olur. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde aklın ve bilimin rehberliğini benimserlerse benim manevi mirasçım olurlar

Dinin en büyük özelliği dogmatik olmasıdır, sizce bu görüşler dogmatik midir?
Atatürkçülükten anlamamız gereken aklın ve bilimin insan yaşamına kılavuz olmasıdır. Tabii dinci kesim akıl ve bilime karşı olduğu için aslında bilim yolundan hiçbir farkı olmayan Atatürkçülüğe de otomatik olarak karşıdırlar.

60 Bulent Murtezaoglu { 08.04.07 at 13:24 }

Kivanc bey,

Ben de anlamiyorum niye bu isler hep Ataturk’un ismi filan gibi ses getirip isi yokusa sokacak seylerden baslar diye ama surasina bulasayim:

Çok sevdiğiniz AB ve ABD de gidin tartışın bakalım, anayasanın temel maddelerini, bu ülkedeki özgürlük başka nerde var ki ? Tartışılmayan ne kaldı ?

AB’yi bilemem. ABD’de dediginiz gibi bir durum yok. Turkiye bence de eskiye nazaran cok serbest bir ulke ama:

– Secilmis veya atanmis devlet gorevlileri hakkinda dikkatli konusmayan risk aliyor. Basbakanin kac kisiyi dava ettiginin hesabini siz yapin, ustelik ‘bana sunu diyene ceza vermedi mahkeme, olur mu boyle sey?’ diye de sikayet ediyor arada sirada. Oyle bir okumus sinifimiz var ki, nedense bu basbakanin bu halini gormezden geliyor. Karikturust pesindeki basbakan, ‘ozgurluk yok memlekette’ diye disari gocen karikaturistin karisini mebus olarak atiyor, isin garebetine ve komikligine gulen bile cikmiyor.

– 301, 216 vs. saatli bomba maddeler var. Basinimiz DIIT oldugu icin sadece ‘Turkluk’ kismiyla ilgileniyor ama din hakkinda da atilip tutulamiyor bu memlekette. Bunu suna da baglayacagim icin 216′yi kattim isin icine:

– Ozgurluk dediginiz sadece konusunca veya neyse artik onu yapinca devletin size engel olmamasi veya ceza vermemesinden ibaret degil, ayni zamanda kanunlar dahilinde hareket ederken sizi korumasi da lazim. 301 olmadi diyelim, ama o maddeden dava acilabilecek konularda konusanlari sopalayanlara devlet birsey yapmazsa yine ozgurluk filandan pek bahsedemeyiz. Bu ‘kutsala hakeret’ filan isi icin de gecerli bence.

Ben bu baglamda eger Ataturk’ten bir alinti yapacaksam sunu cimbizlamayi tercih ediyorum:

”Hürriyet, ihtimal ki, zorla tesis olunur; fakat herkese karşı taassupsuzluk göstermekle ve aldırmamazlıkla muhafaza edilir.”

Bu hal bizde yok henuz bence. Devlet kadrolarimizda da yok. Secilenlerde de yok. Anayasaya birsey yazmakla da bu hal degismeyecek elbette.

61 Kıvanç { 08.05.07 at 10:46 }

Bulent bey,

Özgürlük ve haklar konusunda eksiklerimiz olabilir bunlara yapıcı çözümler getirilmesi gerekir, o konuda hem fikiriz sanırım.

ABD’de bir El-kaide militanı hapiste iken çıkarılıp meclis yada senato her neyse oraya getirilip ayda 8 milyar maaşla teröriste destek verilir mi ?
Türkiye’de devleti bölmeye yönelik terör örgütü üyleri millet veklili oluyorlar, işte biz böyle özgür bir ülkeyiz :)

62 T. Suat Demren { 08.05.07 at 11:17 }

Kıvanç bey,

“ABD’de bir El-kaide militanı hapiste iken çıkarılıp meclis yada senato her neyse oraya getirilip ayda 8 milyar maaşla teröriste destek verilir mi ?

Türkiye’de var mı böyle? O DTP’li kadından söz ediyorsanız yargılamsı bitmemişti bildiğim kadarı ile? Ceza kesilmeden mahkum edilebilir mi insanlar?

Ayrıca. El kaide ABD’nin belli bir etnik kökene sahip kurucu insanları adına mı hareket ediyor?

Kürt değilim. PKK terörüne şiddetle karşıyım, DTP’nin de PKK ile alakasını kesmesini ve demokratik hak ve özgürlükler temelinde ve üniter yapıyı savunarak siyaset sahnesinde yar almasını savunuyorum, ama yaptığınız kıyas hiç anlamlı gelmedi bana.

Kürt meselesi basit bir mesele değil. (Konu hakkında dilerseniz bkz. “Kürt Sorunu” başlıklı yazım.)

Selamlar.

63 Kıvanç { 08.05.07 at 17:21 }

Suat Bey,

Yazdığınız yazıdan DTP nin PKK ile bağlantılı olduğunu kabul ettiğiniz belli oluyor, buna rağmen Sabahat Tuncel’in gerçekten PKK lı olmadığına gönülden inanıyorsanız diyecek pek bir şey de yok.
İnternette ufak bir araştırma yaparsanız, o kadının pkk’lı olduğunu görürsünüz, tabii ki yargı sonucu beklenecek ancak görünen köy klavuz istemez.
Ayrıca verdiğim örnek te hiç abartılı bir nokta yok olan olay tamamen böyledir, isterseniz “El-Kaide militanı olmak iddiası ile yargılanan” olarak değiştirin örneği fark eder mi ?

Saygılarımla

64 Bulent Murtezaoglu { 08.06.07 at 11:16 }

Kivanc bey,

ABD’de bir El-kaide militanı hapiste iken çıkarılıp meclis yada senato her neyse oraya getirilip ayda 8 milyar maaşla teröriste destek verilir mi ?

Olmaz tabii, onun camur atma baglaminda dahi yogun propaganda ile ima edilmesi dahi insanlari secilemez hale getirir. El-kaide’yi birakin, kanunla veya kurallarla ters dusmus insanlarin secilmeleri zor. Bu secilenlerin temiz ahlakli, ornek vatandas olduklarini soylemiyor elbette. Hatta demokrasilerde ahlak ozurlu insanlarin utanc verici metodlarla guce kavustugunu soyleseniz ABD’de normal halkin cogu ‘hakikaten oyle, alayi ahlaksiz bunlarin ama ne yapalim’ filan diyebilir. Ama su var, orada ‘kanun hakimiyeti’ ara sira kullanilan bir laf olarak algilanmiyor. Dolayisiyla (bu ‘ahlak’tan bagimsiz) kanunsuz is yapan veya yaptigindan suphelenilenin secilmesi zor. Biz burada sadece teror zanlilarini degil bilinen hatta museccel murtekip ve muntahilleri de secip yasama organi uyesi yapiyoruz. Duzenimiz degisik, anlayisimiz da degisik. ABD perspektifinden bakarsak, onlarin acikca soylemeseler de kulturlerine islemis olan “rule of man”/”rule of law”[1] arasinda ikinciye olan tercih burada biraz ilkine dogru oluyor. Hangisi ‘iyi’dir diye sormak farkli bir soru tabii, en nihayet orasi da dilledirilen idealden cok uzak olabildigi gibi onlar da devletlerine gayet zararli isler yaptirabiliyor. Iyi/kotu bir tarafa, benim iki milletin politik tarz, tercih ve davranislari arasinda sizin temas ettiginiz baglamadaki kisitli — ve cahilce laklak olarak alinmasi daha dogru olan — gozlemlerim bu yonde en azindan.

[1] Bunu duzgun tercume edemiyorum. Bir iki denedim, beklenmedik tepkiler aldim. Baskasi iyisini yapsin. Kanunlarla idare edilmek ile insanlar tarafindan idare edilmek gibi birsey. Vurgu yapilacak olan tezat, keyfi idare olmamasi, idareci dahil insanlarin kanunlara tabi olmalari, gucun ancak kanun sinirlari icinde ve kanunlarda dendigi gibi kullanilmasi. Burada kanunun ‘kurtarici’ olarak gorunen liderlerin ayagina dolanan ve ara sira delinmesinde bir mahzur olmayan birsey olarak goruldugu malum. Takrar edeyim: iyi/kotu olarak almiyorum, normatif acidan degil gozukeni tarif acisindan yaklasiyorum buna.

65 Bulent Murtezaoglu { 08.06.07 at 11:31 }

Hmpf, niye aklima gelmedi ki bu evvelce? Yukarida “rule of men”/”rule of law” filan oralarda kulture islemistir biraz dedim ama bunun kalip olarak delilini vermek aklima gelmedi. Halbuki elimizde google gibi bir nimet var, buyurun bir hazir arama.

66 örsan rutkay alat { 08.09.07 at 17:12 }

kıvanç bey
atatürk,değişmeyecek hükümler getirmenin yanlış olduğunu söylemiş ama kendisi de,”değişmeyen,değiştirilemeyen,değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen” yani dogmatik hükümler getirmiş.bkz.anayasa
Bu çok utanılacak bir çelişkidir.

67 K T { 08.12.07 at 18:40 }

Kemalizm bilimin ve aklın yolu falan değildir. Kemalizm Kemalizm’dir bilim ve aklın yolu da bilim ve aklın yoludur. Şimdi ben desem ki Kivançizm Marxizm’in bütün paradigmalarını ve bütün öenermelerini kabul etmektir desem ortaya Kıvançizm diye birşey çıkar mı? Çıkmaz. Öyleyse aklın bilimin yolunu izleyin bu Kemalizm’dir demekle Kemalizm olmaz. Ya orjinal kendinize ait birşey ile ortaya çıkarsınız bu da sizin adınızla anılır ya da ben kendim ortaya birşey koyamadım ama şu adamların ortaya çıkardığı şey iyiymiş gelin bu yolda gidelim diye insanları ikna edersiniz o zaman da halk anayasına Kemalizm değil pozitivizmi koyar yoluna devam eder. Anayasaya Mustafa Kemal’i dahil etmenin ne ideoloji ile ne bilim ve akıl ile bir alakası var. Sakil bir şarkiliktir o kadar. Gardırop batıcılğı bu şarklılığı ancak bu kadar örtebiliyor.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: