Random header image... Refresh for more!

Ana etken ekonomi mi?

Dikkatimi çok çekmesine rağmen Tarhan Erdem”in araştırma raporunu okumadığım için bahsetmemiştim ama Ekonomitürk‘ten Ekodok’un bahsettiğini görünce konu güncel iken -hala raporu okumamış olmama rağmen- bahsedeyim istedim.

Araştırma sonuçları çok önemli noktalara işaret ediyordu aslında. Bir kere Erdem’in tahminleri tek bir araştırmaya dayanmıyor. Erdem sadece son dönemde değil, şubattan temmuza uzanan bir zaman diliminde 8 araştırma yapmıştı. Ve temmuzda yapılan son araştırmanın sonuçlarını tahmin olarak vermişti.

Önce Erdem’in seçim öncesi Radikal’de yayınlanan tahmin tablosuna bakalım:

.

Tablodan da görüleceği gibi 2 Şubat’ta AKP’nin tahmini oyu % 46.6, 18 Mayıs’ta % 54.6. Daha sonra düşmeye başlıyor ve son ayda 7-14 Temuz aylarında da çok az yükselerek %47′lere oturuyor.

Mayıs ayında yükselmesinin sebebi? Bildiniz, muhtıraya öfke. (*)

Buradan ne sonuç çıkıyor? Ekodok’un da dediği gibi e-muhtıranın seçim sonuçları üzerinde bir etkisi var ama bu etki zannedildiği kadar yüksek değil. Tablodan da görüleceği gibi 2 Şubat’ta yapılan ankette AKP’nin oyları tam da seçim sonuçlarında olduğu gibi çıkıyor. Demek ki AKP ekonomideki başarısından dolayı bu oranları yakalamış. Tarhan Erdem seçim öncesi, bir başka yerde kampanyaların etkisine değinirken “seçmen kararını seçim kararı açıklanmadan çok önce verdi” mealinde birşeyler söylemişti.

Yani seçim şubat ayında yapılsaymış sonuçlar neredeyse aynı çıkacakmış.

Zaten Erdem’in raporunu inceleyenler onun sadece seçim tahmini yapmadığını seçmenin röntgenini çektiğini söylüyor. Bu röntgenden de anlaşılan AKP’nin seçim başarısındaki ana etken ekonomi. Bakınız aynı araştırmadan bir tablo:

.

Yani “AKP mağduru oynadı, oyları patlattı” gibi varsayımlar geçerli değil gibi görünüyor. Bu elbette “seçmen demokrasiyi umursamıyor” anlamına gelmez. Siyaset bilimciler bu konuyu ayrıntıları ile inceleyeceklerdir eminim.

Bu seçim sonuçları ve seçmen eğilimlerine etki eden faktörler “seçmen cahil, aptal, bilinçsiz” diyenlerin de aklını başına getirir inşallah.

(*) Ölçü değil ama bu öfkeye bir örnek vermek istiyorum. Sıkı MHP’li bir komşum Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dönen dolaplar sırasında “Ulan ben de AKP’ye oy vermezsem cümle alem beni şu yolun ortasında bilmemne yapsın” demiş ama seçim ayında bilfiil MHP kampanyasında yer alarak canhıraş çalışmıştı.

39 comments

1 BetüL { 07.25.07 at 12:46 }

Ben de bir ornek vereyim. Koyu birbaska partili annem C.baskalingi mitingler vs den sonra sirf Baykala yumrugu patlatmak icin Ak partiye oyverecegini soyleyip beni sasirtti.
Soyledigi gibi yapti : )

2 Tansel { 07.25.07 at 13:34 }

Ekonomi konusundaki görüşlerinize zerre katılmıyorum. Hükümet açık olarak sermaye kesiminden yana tavır almıştır sürekli. işin daha da ilginci çığ gibi büyüyen kent yoksullarından ve varoşlardan da bağımsız sol ile birlikte bayağı oy almıştır. Ekonomi iyi ondan oy alıyor demek açıkça söyleyeyim açık bir yalandır. Büyüme rakamlarından ibaret değil herşey. Kalkınma indeksleri ve bölüşüm göstergeleri, sınıfsal incelemeler kesinlikle emekçiler ve yoksullar açısından iyiye dalalet etmiyor. Ayrıca sosyal refah harcamalarının kısılması ve eğitim ve sağlıkta metalaşma yönünde ciddi dönüşümler yaşandı, geniş kesimlerin hakları budandı ve sermayenin kar maksimizasyonu süreçlerinin birer parçasına dönüştü.

Daha önce de ifade ettim hatırlarsınız. CHP gibi bir devlet partisi ve kuyruğu devletçi “sivil” toplum örgütleri tarafından ısrarla siyaset alanı dışına itilmeye çalışılmıştır AKP, anayasa delinmiştir ama AKP çığırtkanlığı yapmaya da gerek yoktur. Sermayenin karşı saldırısı aynen devam etmektedir. Demokrasi mücadelesi falan verdiklerine inanmıyorum, farklı sermaye içi bileşenlerin bir mücadelesi var ortada.

3 Gazanya { 07.25.07 at 14:55 }

Bizden önceki kuşakta sağ-sol çatışması oluşturup, ülke elden gidiyor nağmeleri ile oy kapan kişiler hâlâ siyasette ve hâlâ Ülke elden gidiyor diyerek oy toplamaya çalışıyorlar. Bu kişilerin mantığı hâlâ aynı. Sağ-Sol görüşleri, Sol olunca Cumhuriyet, Atatürk ön planda… Sağ olunca Şeriat-gericilik ön planda tutuluyor ve bu ülkeyi sadece sol görüşlü kişilerin yönetmesi gerektiğini insanlara aşılamaya çalışıyorlar.

Neden? Çünkü, geçmişte olduğu gibi halkı gelecek vaadlerle uyutup cepleri doldurmak… Bizden önceki kuşak, biz rahat olmasak da gelecek kuşaklar rahat etsin diyerek, gelecek için olan vaadlere inanmış ve sağ-sol görüşlerini benimseyerek ayrılmışlar…

Bence, şimdiki mantık… Benim kuşağım rahat ederse, benden sonraki kuşaklar da rahat eder mantığı var…

Laiklik deniliyor, lâikliği doğru düzgün ifade eden bir kavram yok ortalıkta. Anasaya ile belirlenmiş fakat, herkez kendine göre yorumluyor ve bir eşitlik söz konusu değil…

güneydoğuda tarlada şalvarla çalışan sakallı insana gerici lakabını taktılar,
Fakat o kişinin cebindeki son teknoloji telefonu, evindeki kameralı bilgisayarı unuttular…
İstanbul’daki türbanlı bayana irticacı diye hitap ettiler,
Fakat, o bayanın gece kameralı dizüstü bilgisayarı ile güneydoğudaki şalvarlı babası ile sesli ve görüntülü konuştuğunu unuttular.
Benim halkıma kıyafetiyle gerici dediler, kullandıkları teknolojiye bakmadan….

Ben nasıl olur da onlara inanabilirim ki inanan kişilere de şaşıyorum zaten.

Dikkat edin, sol görüşü benimseyen kişilerin %90 nın cüzdanı dolu kişilerdir. Genelde şirketleri vardır. Geçmişe bakın ne zaman sol görüşlü parti geldiyse Türk lirası değer kaybetmiş ve bir kısım şirketler bir o kadar mal sahibi olmuştur.

Şimdi durum farklı, cüzdanı dolu olan insanların cebine eskisi kadar para girmiyor. Gücü olmayan insanların cebine çok fazla para girmese de hayat standardına göre çok fazla para çıkmıyor.

Eğer, bana derseniz ki işçinin aldığı maaş çok az, memura doğru düzgün zam yok…
Size cevabım şu olur:
az maaş alan işçinin evine bakın, buzdolabı, çamaşır makinası, televizyonu, cep telefonu var mı? Yok mu?
Bu saydıklarım, sadece lüx hayat yaşan kişilerde vardı…
Cep telefonu olmayan ya da almaya gücü olmayan bir memur gösterin. Kredi kartı olmayan bir memur gösterin bana….

Bence ülkemizdeki gelir dengesi yavaş yavaş oluşuyor…

4 Bulent Murtezaoglu { 07.25.07 at 17:46 }

Tansel bey,

Ekonomi iyi ondan oy alıyor demek açıkça söyleyeyim açık bir yalandır.

Ben bu konuda ikna olmadim. Niye olmadim soyleyeyim.

Büyüme rakamlarından ibaret değil herşey. Kalkınma indeksleri ve bölüşüm göstergeleri, sınıfsal incelemeler kesinlikle emekçiler ve yoksullar açısından iyiye dalalet etmiyor.

Iyi de insanlar endekslere bakmiyorlar ki? Buyume veya GSYIH rakamina baktiklarini da zannemiyorum. Gecen/evvelki sene ne durumdaydim, bu sene ne durumdayim diye bakiyor olabilirler. Onlerini gorebiliyorlar mi gormiyorlar mi ona bakiyor olabilirler. Bir yerden kendilerine hos gelen bir isik gorup oraya varabileceklerini dusunuyor olabilirler. Bunlar baskalarinin (ozellikle goremedikleri baskalarinin) ne durumda oldugundan bagimsiz gozlemler.

Bir ara varlik (degeri bir sekilde bugune cekilmis sosyal hak dahil) bolusumunu goseteren birsey ariyordum, size sordum mu hatirlamiyorum ama simdi sormus olayim. Var mi boyle bir calisma? Sizin bahsettiginiz calismalar aciksa, bir link alabilir miyiz? Lutfen hazirda yoksa vakit harcamayin, cunku ne dikkatle okuyacagimi (veya anlayip anlamayacagimi) kestiremiyorum simdi.

5 T. Suat Demren { 07.25.07 at 20:07 }


Ekonomi konusundaki görüşlerinize zerre katılmıyorum. (Tansel)

Ya Tansel Allah aşkına sen marksist iktisatçısın ben liberal düşünceye yakın iktisatçı..

Katılsan şaşardım zaten oğlum yaa. Ben seni böyle sevdim.. :-))

Selamlar.

6 Laik Erol { 07.25.07 at 20:30 }

Suat bey,

2002 yilindan itibaren dolarin degeri dusmeye devam ediyor ve ABD piyasaya yuksek miktarda para basiyor, borclaniyor ve savasi finanse ediyor.

Su son yillarda Dolarla yapilan gelir mukayeselerinden uzak durmayi ve baska para birimlerini kullanmayi tercih etmeliyiz bana sorarsaniz.

Diger yazida bahsetmistim.
Benim gordugum ekonomik iyilesme ve buyume henuz buyuk oranda tuketim artisi ile oluyor gibi.
Yani sicak para giriyor, TLsinin degeri yukseliyor, degerli para ile ithalat yapmak ve tuketimin artmasi mumkun oluyor, ozellestirme ile bunun bir kismini finanse ediyoruz, bu arada ihracatimiz miktar olarak az artsada dolar uzerinden bakinca cok artmis gibi gorunuyor
Olusan cari acikla ilelebet bu devam etmeyecektir diye korkuyorum, umarim halkin bugun gordugu ekonomik iyilesme gercekten saglam temellere baglidir.

Yapilan ozellestirmelerde bazi sektorlerde tekel konumu yaratilirsa bunun vahim sonuclari olur uzun donemde.

Acikcasi ben gercekte ne kadar ekonomik basari sahibi oldugumuzu henuz tam cikarmis degilim.
Son 4 yilda bizim turdeki butun ulkelerde genel olarak ekonomik iyilesme goruldu, digerlerinden daha basarili oldugumuza dair arastirma link vesaire goren varsa lutfen burada paylasin.

Selamlar
Erol.

7 Bulent Murtezaoglu { 07.25.07 at 20:41 }

Erol bey,

Son 4 yilda bizim turdeki butun ulkelerde genel olarak ekonomik iyilesme goruldu, digerlerinden daha basarili oldugumuza dair arastirma link vesaire goren varsa lutfen burada paylasin.

Benim anladigim bizde enflasyon biraz daha inatci cikti, IMF icin de Turklere himet kurumu gibi komiklikler yapildigini duydum (baska buyuk musterisi kalmamis galiba). Neyse, size bir Istanbullu’dan diger linklere de ulasmanizi saglayacak bir blog girdisi lini vereyim hem TR ile hem bahsettiginiz genel halle ilgili:

http://rodrik.typepad.com/dani_rodriks_weblog/2007/07/when-good-news-.html

(O adam biraz ’sol’ tabii, ama liberal/neoliberal yaklasimi zaten ana hatlariyla bildiginizi tahmin ediyorum. Ayrica ben iktisatci degilim, bana guivenmeyin. Burada iktisatcilar var, onlar daha iyi bilirler.)

8 T. Suat Demren { 07.25.07 at 20:51 }

Erol Bey,

Ekonominin sağlam temellere sahip olduğunu düşünüyorum. Eğer bu sekilde devam ettikçe makro ekonomik temeller daha da sağlamlaşacak.

Cari açık da korkulacak birşey değil.

Son yıllardaki ekonomik büyüme ile alakalı olarak uluslararası konjektürün olumlu etkisini de gözardı etmemek gerekir.

Bu ve benzeri konularda http://www.ekonomiturk.blogspot.com sitesini tavsiye edebilirim.

(İthalat-büyüme ile alakalı olarak da şu yazılar okunabilir: bir, iki, üç, dört)

Selamlar.

9 Tansel { 07.25.07 at 21:00 }

Bülent bey,

Doğrudur haklısınız da, kişilerin öyle düşünüyor olması nesnel şartları etkilemez. Bölüşüm göstergeleri veya refah uygulamaları açıkça budandı, budanıyor, temel haklar metalaşıyor. Toplumun önünde bir sol alternatif yok ki! Kısa dönemli düşünüyor toplum genelde ve zaten genel olarak dünyada istikrarlı bir gidiş gözüküyor. Ama dönemsel tabi, kapitalizmin tarihi salınımlarla doludur. Göz önünde ciddi bir sol yok, ayrıca da kent yoksulları ve varoşların genelde destek oldukları partiler çok çabuk değişir. Sol temel haklar bağlamında iyi örgütlenirse süreç tersine dönebilir. Ama karşılarındaki güç çok büyük ve bu mücadelede geleneksel bağışıklığı var.

Benim itirazım “ekonomi iyi gidiyor” argümanınaydı (bu da ne demekse, topyekün bir iyi tanımı!). Yoksa AKP’nin neden oylarını artırdığı tartışılabilir.

Söylediğiniz şeyi daha açık yazarsanız anlayabilirim. Bugünkü değer kriteri ile ilgili tonla çalışma var da dediğiniz ne anlayamadım. Benimkiler için ise aramam gerekecek. Çok karıştı makinanın içi Bülent bey, toparlayamadım da daha vallahi! Bir de tez olayı çıktı başıma.

10 Bulent Murtezaoglu { 07.25.07 at 21:12 }

Tansel bey,

Cok basit birsey pesindeyim, gelir dagilimi konusuluyor ama varlik dagilimi o kadar konusulmuyor. Ben varlik dagilimini da merak ediyorum.

Ek olarak ’sosyal hak’ dedigimiz seyi de ‘varlik’ olarak goruyorum. Yani ne bileyim saglik sigortasi veya emekliligi varsa adamin bunlari bugunku degere cekip elindeki varliklara eklemeyi makul buluyorum. Oradaki dusunce de su: sosyal devletin olmadigi bir yerde ailesinden bir kucuk ev kalmis olan bebek, sosyal devletin iyi calistigi ve kapsamli oldugu bir yerde ustunde mulk olmayan bir bebekten daha zengin degildir gibime geliyor. Ikincisin erisimi olan hizmet bedellerini o gune cektiginizde pekala da ikincisi daha varlikli cikabilir, ama sosyal propgramlari isin icine katmazsaniz ilki zengin ikincisi fakir cikar.

11 Laik Erol { 07.25.07 at 22:01 }

Bulent bey,
Sagolun.
Bende iktisatci degilim ama cagimizda herkesin biraz doktor biraz iktisatci olmasi lazim artik.

Suat Bey,
Cari acik konusunda sizin kadar iyimser degilim, umarim siz hakli cikarsiniz..
Linkler icin tesekkurler..

Erol.

12 Muzaffer Edip Demren { 07.26.07 at 22:21 }

Merhabalar;
Ekonomimizin daha iyi bir noktaya gelmesi yerli üretime agirlik verilmesiyle olabilir, motosiklet üretmekle baslayabiliriz ise.:)
http://www.youtube.com/watch?v=v1o3LwdoaDM

13 faruk { 07.27.07 at 09:51 }

Tansel Bey’in itirazlarina cavabi bir giris olur belki.

Tansel Bey’e son tahlilde katiliyorum aslinda. AKP bence de sermayenin gudumunde bi parti, tum diger idealleri ikincil kaliyor bu yuzden. Omer Laciner’i ya da Omer Laciner’i okumak aydinlatabilir bizleri bu konuda.

Yalniz AKP her ne kadar kapitalist olsa da “vahsi kapitalist” degil. bunu ayird etmek lazim. belli bir sosyal acendasi da var bu yuzden. Istatistik Enstitusu’nun sayfasina giderseniz orta soyle veriler gorecekesiniz mesela.

- Yoksulluk orani 2003 ile 2005 arasinda yuzde 25 azaldi.
- Gini katsayisi 2004-2005 arasinda 0.02 azaldi.

Bir de AKP’nin saglik hizmetlerinde attigi adimlar ortada. Ozellikle guneydogu baglaminda bunun onemini anlamak icin su yaziya bakilabilir.

Sozum ozu, durum hic de klasik marxistce bir cigirtkanligi gerektirmiyor.

selamlar,

14 Tansel { 07.27.07 at 15:21 }

Faruk bey,

“klasik marsksist çığırtkanlık” lafını aynen size iade ediyorum. Bir, ben kendime marksist demem. Hadi dedim, klasik marksist değilimdir, ortodoksiye karşıt olduğumu birçok yerde birçok kez deklere ettim.

“Vahsi kapitalizm” ile “ah canım kapitalizm” arasında ayırıcı bir çizgi yoktur efendim. Bunlar burjuva iktisatçıların uydurduğu hurafelerdir. Kapitalizm dönemsel olarak kapsayıcı, dönemsel olarak da dıştalayıcıdır. Dönemseldir bunlar. Nasıl 1945-70 arası keynesci dönem refah programları revaçta ise, maddi koşullar bunu zorladıysa bugün de “vahşiliği” zorluyor koşullar, sermaye dünya genelinde solun gerilemesiyle iyice zıvanadan çıktı. Sizin yaptığınız ayırım, partiler bazında yapılmaz, partilerin çok üzerinde bir koşullar silsilesini gerektirir. Yine dünya genelindeki sermaye içi mücadeleler ve sınıfların kendi aralarındaki, hatta statü gruplarının kendi aralarındaki savaşımları bu konuda belirleyicidir. AKP ye bunları uygulamak düşer. Dolayısı ile yaptığınız ayırımın anlamı yok, üstelik sağlık uygulamaları da metalaştığını göstermekte, daha dönüşümler de bitmedi üstelik. Sosyal haklarımız daha çok budanacak.

Yoksulluk için hangi katsayıyı kullandığınızı bir açıklarsanız memnun olurum. Kent yoksulluğunun arttığı neredeyse bütün sosyal bilimciler tarafından biliniyor. Kentsel dönüşüm projelerinin sermayenin ekmeğine ne kadar yağ sürdüğünü de.

Gini katsayısı bazı yönlerden sorunlu olsa da malesef yukarıda bahsettiğim sistemin koşullara bağlı dalgalı hareketine bağlı olarak değişir. Üstelik verdiğiniz rakamın komikliği bir tarafa daha 1970lerin sonlarındaki gini rakamlarını o günlerden sonra görmüş değiliz. Marksist analiz bütünsel bakışı gerektirir, şimdiyi genel tarihsel süreçten kopararak değil. Ekonomix, ekonomiturk de yazdığı son yazısında beni yine güldürdü o yüzden. Ama burjuva iktisatçılarının bu tarz manipüleler yapması, olayı tarihsel ve bütünsel gerçekliğinden soyutlaması çok normaldir, işleri odur çünkü. Ayrıca çok sorunlu olmasının yanında Türkiye’de de çok sorunlu hesaplanan bir katsayı gini katsayısı. Sayfamda bu konuda yazdım;
http://iktisatcigozuyle.blogspot.com/2007/01/ideolojinin-yce-zneleri-iktisatlar.html

Sözün özü, sermayenin 1980 sonrasındaki karşı saldırısı aynen devam ediyor. AKP’yi alkışlamanın alemi yok.

15 faruk { 07.28.07 at 00:32 }

Tansel Bey,
Cigirtkanlik ifadesi icin ozur dilerim. Klasik marxist ifadem simdilik yerinde kalsin. incik boncuk ayrimlari disinda ben bir gayr-i orthodoxy gormedim. korluk bendedir belki deyip geceyim.

siz ilk yazinizda buyuk teorilerden ve uzun vadelerden degil, gelir dagilindan, yoksulluktan falan bahsetmistiniz. ben de buna cevap yazdim. siz konuyu hemen buyuk meselere cevirdiniz. o yuzden klasik iste: buyuk kuyularin adamlaridir bence klasik marxistler, dibini goremedikleri o buyuk kuyular.
neyse, gelelim konulara. DIE’nin internet sitesindeki yoksulluk yuzdeleri aynen soyle:

Yoksulluk (gida+gida disi)

KENT: 2002: %22, 2003: %22, 2004: %17, 2005: %13

KIR: 2002: %35, 2003: %37, 2004: %40, 2005: %33

Tabloda hic de oyle “tum soyal bilimcilerin bildigi” artan bir kentsel yoksulluk yok efendim. Bilakis azalan bir kentsel yoksulluk ve hemen hemen ayni seyreden bir kirsal yoksulluk var. Ya herkes biliyor ama DIE bilmiyor, ya da klasik marsizm iste!

AKP’nin gini katsayisini 1970′lerdeki haline indirmesini beklemiyorsunuz herhalde. Gini katsayisinin 0 ila 1 arasinda seyrettigini dusundugunuzde bir yil icindeki 0.02′lik bir azalma da komik degildir bence. Sosyalizm mi geldi bu ulkeye yoksa bizim mi haberimiz yok? IMF kontrolunde ve sermayenin gudumunde enflasyon karsiti bir programin bunu yapabilmesi bile onemlidir. Bu da bence sizin onemsizlestirdiginiz kapitalizm arasi farkdandir.

Bir de hersey ekonomi degildir efendim. AKP’nin saglik alaninda yaptigina gozunu kapayana ne denir bilmem?

Sosyal demokrat biri olarak AKP’den pek hazzetmem. Ama insaf ki en cok yakisandir ben-i ademe.

saglicakla kalin.

16 VolkanS { 07.28.07 at 00:51 }
17 Bulent Murtezaoglu { 07.28.07 at 11:30 }

Tansel bey, Faruk bey, aklimin ermedigi ise burnumu sokuyorum ama merak ettim. Faruk bey “yoksulluk yuzdeleri”ni kullanmis verdigi rakamalarda, bu herhalde ‘yoksulluk sudur’ diye bir sinir tayin edilip istatistige bakarak bulunuyor. Tansel beyin soyledigi istatistikler ise biraz daha degisik birseyden bahsediyor olabilir. Belki siz ikiniz bunlari anliyorsunuz, ama ben anlamiyorum. DIE’ye filan buyuk bir guvenim yok benim, yani DIE rakamlari yanlistir diyen de hakli olabilir ama dogru/yanlis’dan evvel istatistik ne diyor iyice anlasilmasi lazim dusunuyorum. Bir de nicin gelir dagilimi yaninda varlik dagilimi da konusulmaz onu pek anlamiyorum. Mesele zenginlik/fakirlik ise bunlar gelirden ziyade varlik ile ilgili degil mi?

18 Tansel { 07.28.07 at 17:09 }

Faruk bey,

[incik boncuk ayrimlari disinda ben bir gayr-i orthodoxy gormedim. korluk bendedir belki deyip geceyim.] F

Kusura bakmayın bunun için sayfama bakacaksınız. Klasik ortodox görüşler ile diğerlerinin farkını bilmiyorsanız (mesela Frankfurt Okulu veya Otonomcular) bu konularda fazla konuşmamak gerekiyor. Bu ayrımlar ampirisizmden uzaktır, alakası yoktur. Fazlası için sayfam mevcuttur. Üşenmeyiniz efendim. Körlük demeyelim de biraz miyopluk diyelim.

[siz ilk yazinizda buyuk teorilerden ve uzun vadelerden degil, gelir dagilindan, yoksulluktan falan bahsetmistiniz. ben de buna cevap yazdim. siz konuyu hemen buyuk meselere cevirdiniz. o yuzden klasik iste: buyuk kuyularin adamlaridir bence klasik marxistler, dibini goremedikleri o buyuk kuyular.] F

Teorik bakışınız eksik olursa olayın bir sistemsel salınım dalgalanma olduğu göz ardı edilir ve sizin o göremediğiniz derin kuyulara düşülebilir.. Bu yüzden siz bırakın büyüme cari açık vs. yi birazcık kalkınma çalışın efendim. Bakın 1950′lerde kalkınma tarışmalarını başlatan Paul Baran ne diyor;
“Eğer model, kurulma amacına uygun bir yapıya sahipse, eğer gerçek dünyada yer alan sürecin başat özelliklerini yakalama başarısını gösterebiliyorsa, onun, söz konusu olgunun kavranmasına yapacağı katkı bir yığın ayrıntılı bilginin, bir sürü özel bulgunun yapacakları katkıdan daha önemlidir. Dahası var, ancak böyle bir model yardımıyla, zihnimizde açık seçik bir ‘ideal tip’in ana çizgilerini canlandırabiliriz, topladığımız bütün ham bilgi ve verilere yine ancak böyle bir model sayesinde anlam verebiliriz; yoksa araştırmamız boşa gider ve topladığımız ham bilgi ve veriler, gerçeğin anlaşılmasına yardımcı olmaktan çok, onun yerini alan, onu ‘ikame eden’ bir yığın oluşturmaya başlarlar.”

Dolayısı ile verdiğiniz rakamlar teorik temele oturmaz ise hükümsüzdür.

[DIE’nin internet sitesindeki yoksulluk yuzdeleri aynen soyle:

Yoksulluk (gida+gida disi)

KENT: 2002: %22, 2003: %22, 2004: %17, 2005: %13

KIR: 2002: %35, 2003: %37, 2004: %40, 2005: %33

Tabloda hic de oyle “tum soyal bilimcilerin bildigi” artan bir kentsel yoksulluk yok efendim. Bilakis azalan bir kentsel yoksulluk ve hemen hemen ayni seyreden bir kirsal yoksulluk var. Ya herkes biliyor ama DIE bilmiyor, ya da klasik marsizm iste!] F

En çok da burada güldüm. Size yukarıda bunu sormamın sebebi kent yoksulluğu (kentsel yoksulluk değil) olgusunun henüz tam ölçülebilir bir ifadesi olmadığı üzerine idi. DİE ya da TUİK diyelim henüz böyle bir kategoride araştırma yapmıyorlar, bu tarz çalışmaları ancak iktisat fakültelerinde hatta mekan çalışmalarında bir de yurtdışı yazında görebilirsiniz. Suçlamadan ya da esip gürlemeden önce birazcık kalkınma çalışmanızı öneririm. Ayrıca hala bana katsayıları vermediğiniz için index’teki kıstasları göremiyorum. Havada kalıyor. TUİK bu konularda sabıkalıdır biraz. Mesela enflasyon sepetini ısrarla açıklamıyorlar, içerde birinden çalı süpürgesi olduğunu duydum ve şaşırdım. Ama gerçekten de enflasyon genel olarak düşük zaten, dünya genelinde olduğu gibi. İşin özü Bülent bey bu konuda haklı. Bence TUİK’ten ziyade mekan çalışmaları yapanların çalışmalarına bakmak lazım ki bu çalışmaların ezici çoğunluğu kent yoksulluğunun arttığını ifade ediyorlar. Bu da dünya genelinde artma eğiliminde olan birşey zaten. Neoliberal çağın müjdesi!

[AKP’nin gini katsayisini 1970′lerdeki haline indirmesini beklemiyorsunuz herhalde. Gini katsayisinin 0 ila 1 arasinda seyrettigini dusundugunuzde bir yil icindeki 0.02′lik bir azalma da komik degildir bence. Sosyalizm mi geldi bu ulkeye yoksa bizim mi haberimiz yok? IMF kontrolunde ve sermayenin gudumunde enflasyon karsiti bir programin bunu yapabilmesi bile onemlidir. Bu da bence sizin onemsizlestirdiginiz kapitalizm arasi farkdandir.] F

Faruk bey yazımı okumamışsınız herhalde. Bu hükümetler üstü yapısal bir durum. Kapitalizmi veri kabul ederek yazamam çizemem. Bu benim bilimci etiğime aykırıdır. Mutlak kabul edemem kapitalizmi. Eğer sayfamdaki son yazıma bakarsanız ginide de yıllardır öyle bir düzelme olmadığı görülüyor. Kalıcı da değil. Dönemsel. Zaten 1996 rakamından itibaren bakılarak bu tarz aşırı yanlı yorumlar yapılıyor. Ayrıca 0.02 komik bir rakamdır birşey ispat etmediği gibi sadece 1 yıla bakan bir göz olarak kalmakta, sistemin bir bütün olarak değerlendirilmesini saf dışı bırakmaktadır. Her bakımdan hükümsüzdür.

[Bir de hersey ekonomi degildir efendim. AKP’nin saglik alaninda yaptigina gozunu kapayana ne denir bilmem?] F

Ben de aynı hezeyanlardayım. Ne tesadüf. Sağlık alanında yapılanları bir ‘hasta’ olarak görüyorum da bu duruma iyi diyenlere şaşıyorum doğrusu. Üstelik metalaşma ve hakların budanması meselesi de cabası. Ne denir buna göz kapayanlara bilmem :)

[Sosyal demokrat biri olarak AKP’den pek hazzetmem. Ama insaf ki en cok yakisandir ben-i ademe.] F

Belli canım hiç hazzetmiyorsunuz. Benim de AKP’nin yanında olduğum tek konu 27 Nisan muhtırası idi, o kadar.

Son yazıma da bir göz atabilirsiniz;

http://iktisatcigozuyle.blogspot.com/2007/07/ideolojinin-yce-zneleri-iktisatlar-2.html

19 Bulent Murtezaoglu { 07.28.07 at 18:00 }

Tansel bey,

TUİK bu konularda sabıkalıdır biraz. Mesela enflasyon sepetini ısrarla açıklamıyorlar, içerde birinden çalı süpürgesi olduğunu duydum ve şaşırdım.

Ben cali supurgesine sasirmadim, herhalde tuketici anketi yapmislardir ara sira cali supurgesi alindigi da ortaya cikmistir diye dusundum. Yani carpani dusuktur pek mesele degil o. Bunun aciklanmamasinin olay yapilmamasina ise cok sasirdim. Niye boyle yapiyorlar? Yani soruldugunda soylememelerine sebep olarak ne diyorlar? Nasil is bu?

20 faruk { 07.28.07 at 20:51 }

Tansel Bey,

1) Paul Baran’in klasik eserini yeni okuyan bir kisinin yuksek telden ekonomi dersleri vermesini hamligina baglayip geciyorum efendim.

2) Saygiyla ve istifade ederek okudugum Andre Gunder Frank gibi akademik ya da Eduardo Galeano gibi daha populer insanlara ilham kaynagi olmus Paul Baran’in tespitini opup basima koyarim. Ama bu tespit sizin argumanlariniza nasil destek oluyor anlamadim. Paul amca incik boncukla ugrasmadan once “big picture”a bakin diyor. Bu ayri bi mevzu. Siz AKP’nin incik boncuklarina bile negatif olarak yaklasmistiniz. Bense adamlar dandik ama bak nazar boncugu var ustlerinde demistim. Bu kadar.

3) teoriniz yoksa veriniz de hukumsuzdur diyosunuz. bu bir hayat gorusudur. ben hem katilirim hem katilmam. katilirim, cunku gorunen koy bazen kilavuz ister. katilmam, cunku hayati anlama’dan ziyade predisposition’lar yonetir bu anlayista. yine katilmam, cunku teori dedigimiz sey verilerden bagimsiz olarak insa edilemez ve onlardan bagimsiz olarak varligini surduremez. Etraf teorilerinin her zirt dedigi yerde suyunu bulandirip uzun dalgalarla ya da istisnalarla zihin bulandiran insanlarla dolu. Bense bundan hic hazzetmiyorum.

3b) Paul Baran’i tabiki severim ama ogrencilerine SIK SIK “don’t think, look” diye saliklayan Wittgenstein’i da “Bizim zihnimiz henuz esyadan fikirlere intikal edemiyor; fikirlerden esyaya gecmeyi tercih ediyor. Cunku bu sayede sonsuz hayaller icinde, her seyi kendi emellerine gore tertip edebilecegi muhayyel bir muhit bulabiliyor� Bu yuzden bizi hicbir sey memnun etmiyor. Her seyde umitlerimizi kiracak bir kusur buluyoruz. Aydinlarimizin cogu elde edilmesi imkansiz birtakim emeller pesinde kosarak yorulup beziyorlar.” diyen Said Halim Pasa‘yi da ciddi ciddi kaale alirim.

4) Ki ben hic de oyle teorisiz yaklasmadim. (Tabi sizin teorilerinize gore cok sonuk ama olsun.) AKP’nin kapitalismi torpulenmis bir kapitalism diye basladim ise. bunun da belli sonuclari oluyor dedim. ve mevcut quantitative data da bu argumana destek veriyor. yani burda sayilar havada halay cekmiyor.

5) DIE’nin verilerinin sorgulanirligi onemli bir konu. Ister kabul edin ister etmeyin. Bulent Bey’in ki gibi bir suphecilige acigim. Ama tansel bey’in ki gibi “hayat quantify edilemez kardesim, halka qualitative bir dalis yapmak lazim” turunden bir metodu tiye aliyorum sadece. Yani bu metodun mesrulugu baska, bu metottan baskasi bize gercegi demez baska. Ben ikincisini aldim tiye.

6) Bir onceki yazinizda “nerdeyse tum sosyal bilimcilerin bildigi” dediginiz artan kent yoksulluguna yonelik varolan bir iki datayi kenara atmakla kalmayip bu konunun “henüz tam ölçülebilir bir ifadesi olmadığı” iddia ediyorsunuz. henuz tam olculebilir olmayan bir seyi nasil tum sosyal bilebiliyor anlayamadim. Belki de yetersiz development bilgimdendir!

7) Aslinda bu savunma mekanizmasidir sizin durusunuzu klasik marxist yapan. Nietczshe’nin sairler icin soyledigi “derin gorunmek icin sularini bulandirirlar” ifadesinin akademideki halidir bence bu durus. Mevcut gercekligin anlasilamaz ya da olculemezligi uzerinden uretip ve savunup durun efendim teorilerinizi. Aman olculmesin, yoksa kaybolursunuz hafizanallah! “Siir anlasilamayandir” deyin ucube siirlerini piyasaya kakalayanlarin akademik kardesleri de var iste.

8) Sizin sitenizdeki yazilari okumadim hic. Su ana kadar yazdiklarizdan “dafa fazla okunasi” bir kisi izlenimi de edinmedim. Opportunity cost!

9) Sizin ilk yazinizda haykirisiniza klasik marxistce derkende ifadem goruslerinize degil durusunuzaydi. hayatin bulanikligini seven ve ondan istifade eden, anlamadigi ve aciklayamadigi herseyi de buyuk teorilerinin inis cikisli izahlarina havale eden bir yaklasim.

10) Bense nedense AKP’ye ekonomik olarak gulumseyen ama demokrasi acisindan kil olan bir adamim. AKP’nin demokrasi anlayisi diger partilerden hic de daha az dandik degil bence. Her ne ise.

11) Daha fazla “sen suna bak” “sen sunu oku” bilgeliklerine meydan vermeden ben soyunma odasina geceyim. Bu konu uzerinde artik yazmayacagim. Sizlerin cevap hakki var tabii.

saygilar sunarim,
surc-u lisan ettiysem affola. cidden!

21 Tansel { 07.28.07 at 22:28 }

Faruk bey,

1- Paul Baran’ı ilk defa okumuyorum. Daha önce okuduğum bir kitaptır. Tez için hazırlanıyorum ondan bir daha okumak zorunda kaldım bazı yazarları o kadar. Hazırlanın o zaman yakında Marx’ı da (tekrar) okumaya başlayacağım :) Ayrıca ilk defa okusam ne olacak. Önce önyargılarınızı ve bakışınızı kırın isterseniz. Akademik yayın mayın da benim için hiç önemli değildir efendim. Bu birinci sürçü lisanınız.

2- Baran’ın argümanı bana bayağı destek oluyor çünkü süreci kapitalizmin dünya genelindeki yapısal kırılmaları ekseninde ele alıyor ve ampirik verileri öyle kullanıyorum, siz ise olayı hükümet sürecine indirgiyorsunuz. Örnek sayfamda son yazımdır. Ama okumicam diyorsanız siz bilirsiniz. AKP ne gökten zembille inmiştir ne de öyle bir başarısı falan vardır. 80 öncesi hükümetlerle kıyaslandığında bayağı vahşi kapitalist te kalır yanında. Neyle kıyasladığınıza bağlı. Kaldı ki bu ayrım sunidir, kapitalizmin dönemsel durumlarıdır. Madem o kadar takip ediyorsunuz bunları nasıl gözden kaçırdınız.

3- Baran’dan yaptığım alıntı teorinin olmadığı yerde veri hükümsüzdür diyor açık açık. Verilerle teori inşa edilme hikayesi ise biryere kadar doğrudur ancak yapısal eğilimleri tespit etmek için sermaye birikim mantığını kavramak gerekiyor önce. Bunu da veriler söylemez efendim. Uzun dalgalar konusu aslında sizin o meşhur ampirisizminizin göstergeleridir ki Mandel bunu çok da iyi ortaya koymuştur. Belli bir tarihsel ana odaklanmak değildir sorunumuz. Bu odaklanışı genel süreçten kopartmaktır, uzun dalgalarda bir yere yerleştirmez iseniz (ki siz açıkça saçma vs. diyerek saçmalıyorsunuz) onunla bir anlam ifade edemez iseniz bu kafadan atmak ile aynı değerdedir. Hazzetmeyebilirsiniz, bu beni hiç ilgilendirmez, “ekonomistler” hiç hazzetmiyor. Beni ilgilendirmiyor. Gerçeklikle derdim benim.

3-b Buna sadece şöyle cevap verebilirim: “Filozoflar dünyayı yalnızca değişik biçimlerde yorumladılar, oysa asıl sorun onu değiştirmektir.” Anlaşıldı heralde.

4- AKP’nin kapitalizmi diye birşey olmaz efendim öncelikle. Liberalizmi olabilir ama, kapitalizm ise bir dünya sistemini ifade eder. Ki son yazımı okursanız buna cevap verdim. 1945-75 dönemi de bayağı refah politikaları dönemi idi sermaye aldı hepsini geriye. Şimdi de saldırısına devam ediyor, ufak tefek yer yer iyi yer yer kötü gelişmeler bir yerimizde boncuk arar gibi analiz yapmamı bekliyorsanız daha çok beklersiniz. Bizim tezler karşısında sönük mönük gibi tabirleri ise ikinci sürçü lisanınıza veriyorum.

5- Faruk bey, zaten günümüzdeki bilim anlayışı (pozitivizm-ampirisizm tapınması da diyebiliriz) her türlü olgunun sayılabilirliğini ön plana alarak bir nevi Baran’ın işaret ettiği tuzaklara düşüyor. Hatta bu konuda Marksist ekoldeki dönüşüm sorunu tartışmaları ve Sweezy’nin aldığı eleştirileri bir okumanızı tavsiye ederim. Marksist kategorileri niceleştirmenin tehlikelerinden dem vuruyordu bu yazarla ve aslında bu kategorilerin bir toplumsal ilişkiyi ortaya koyduğunu ifade ediyorlardı. Başka bir açıdan yaklaşırsak size şu makaleyi önerebilirim; http://www.ee.bilkent.edu.tr/~haldun/ekondusunfakir.pdf

6- Faruk bey, yetmediğiniz yerde çok güzel manipüle etmeye yatkınsınız. Burada objektif bir tanımın olmadığını ifade etmeye çalışmıştım. Bununla ilgili yani kent yoksulluğu ile ilgili epey çalışma da vardır. Madem o kadar istiyordunuz benden rica edebilirdiniz, ama saldırmak daha kolayınıza geldi herhalde. Kalkınma konusunda ne biliyorsunuz bilmem ama çalışmadığınız bir konu hakkında yeterli değilim deyip çekilebilirdiniz bir sürü bilimsel çalışmayı bir kenara itene kadar, ama ben yine de bir link vereyim havada kalmasın belki düzgünce bilim yapan sosyal bilimcileri de gördüğünüzde fikirleriniz değişir; http://www.spf.boun.edu.tr/pages/arastirmalar.htm

7- Ölçülemez demedim. Çarpıtmışsınız. Mesele ölçütleri koyarken, yani ölçümü yapmak için koyulan kriterlerin sürekli değişmesinde bir yerde aslında. Bir ikinci sorun da veriler ölçmekten ziyade teorik zeminimizi düzeltmemizi sağlar, ayrıca nitelikle ilgili tarafları da olduğundan teorilerin, nicelik ölçümleri birçok noktada teorileri sarsmaz. Sonra kategorilerin tarihselliği söz konusu. Mesela kar oranlarının düşme eğilimi konusu aslında teorik bir gerçeklik olmasına rağmen pratikte (ölçümde) birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Aslında iddialarınız pozitivizmin izlerinden ibaret.

8- Bu maddeniz ise üçüncü sürçü lisanınız olmuş. Talihsizce karşılaştık sadece o kadar, bu kadar sinirlenmeye gerek yoktu. Ayrıca sizce okunamayacak olmam ben de öyle kötü etkiler de yapmadı. Ne bileyim. Max Horkheimer’in şu sözü geliyor aklıma böyle zamanlarda;
“Direnen birey, doğruluğun gerekleriyle varoluşun akıldışı niteliğini uzlaştırmaya yönelik her türlü pragmatik çabaya karşı çıkacaktır. Geçerli ölçütlere uyarak doğruluktan fedakarlık yapmaktansa, kendi hayatında, hem teoride hem de pratikte, olabilecek en çok doğruyu dile getirmeye çalışacaktır. Çatışmalardan oluşmuş bir hayat olacaktır onunki; toptan yalnızlığı göze almak zorundadır.”

9- Neyi açıklayamadığımı hala anlayamadım ama neyse. Son yazıma havale ettim sizi bunun için ama opportunity cost değil mi! E ne yapalım beni okumadan neyi açıklayamadığımı ifade ettiğinize göre ulvi güçlere sahip olmalısınız :) Yukarıdaki söz aynen geçerlidir, Horkheimer söylemiş sağolsun.

10- Şaşırdım tam tersi olmalıydı ama. Sosyal demokrasi ne hale gelmiş, AKP’nin ekonomi anlayışına gülümsemek, hay allah, sosyal haklar diyordum ben de tam. Neyse.

11- Estağfurullah efendim. Kimseye böyle birşeyim olmaz ama klasik marksist tabirini yersiz kullanmış olmanız biraz işi ortama koymuştu diye düşünüyorum. Kaldı ki kendime marksist demem. Herkez kafasında yarattığı bir marksist şablonunu oturtuyor ben de kimseye laf anlatamıyorum. Örnek olarak da bu son yazışmalar gösterilebilir. Ama siz yine de şu kent yoksulluğu meselesini biraz okuyun derim. Gazete iktisatçılarını da tiye alın, opportunity cost’unuz açısından daha faydalı olabilir.

Sürçü lisan ettiniz ama üstünden atladım geçti o kadar. Tavsiyem bu kadar çabuk uzaklaşmayın da diyalogdan. Şu dıştalayıcı üslubu kırmaya bakınız derim.

22 Tansel { 07.28.07 at 22:38 }

Bülent bey,

Açıkçası ben de bu olayı hocam vasıtasıyla duydum ve şaşkınlığımı da gösterdim. Niye vermediklerini hocalarım da bilmiyordu. Ben de bu konuda neden kimse sesini çıkartmaz şaşırıyorum hala. Güya şeffaflıktan dem vuruyorlar. Bir bilen varsa yazsın buraya, ben de dediğinizi merak etmekteyim zaten.

23 Bulent Murtezaoglu { 07.29.07 at 09:35 }

Tansel bey,

Ben de bu konuda neden kimse sesini çıkartmaz şaşırıyorum hala.

Telekom tarifesi degistikten sonra endeksi dusecek sekilde degistirmeleri konusunda hem ses cikti hem dava filan acildi. Ben o tarafini biraz takip ettigim icin sepet bellidir diye dusunuyordum. Bu tip seylere malesef istifa filan getirecek sekilde sorumlulari utandirici tepki veremiyoruz. Benim meylim bu tip kurumlarin by-pass edilmesi yonune: yani ITO ve bazi sendikalarin yaptigi gibi kurumlarin kendi sepetleri uzerinden fiyat hareketlerini takip edip ilan etmesi. Ideal bir sonuc degil, cunku ayni is icin iki gurup personel beslenmis oluyor: birinin uzerine politikaci pisliyor, oteki devletle papaz olma riski dahil ustune yuk aliyor. Ideal degil ama akademik calisma yapacak ve gidisata bakacak insanlara da bunlar lazim diye dusunuyorum — kacis yok yani.

24 Bulent Murtezaoglu { 07.29.07 at 11:34 }

Tansel bey,

Aklima takildi, biraz baktim. Surada biraz ugasirsaniz sepette neler oldugunu bulabiliyorsunuz:

http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do

Ben 445 kalem buldum (yanlis saymis olabilirim), oturdum baktim bunlarin 108 tanesinin benim de son bir iki sene icinde satin aldigim seyler oldugu ortaya cikti. Acaba bilinmeyenler carpanlari midir bunlarin? Orada biraz daha ugrasilsa onlar da bulunur gibime geliyor. Sizin hoca neden sikayet ediyordu tam olarak acaba?

25 Tansel { 07.29.07 at 15:33 }

Evet burada çarpanları göremedim. Nasıl hesaplandığı açık değil. Ama iyi çalışmışlart gördüğüm kadarıyla, kalem kalem fiyat oynamaları görülebiliyor. Bahsettiğim sohbet Nisan-Mayıs aylarında falan geçmişti. Bir dahaki karşılaşmamızda sorayim bi merak ettim ben de şimdi. Sonra da sizinle paylaşırım efendim.

26 izlenimler { 07.29.07 at 19:38 }

Bülent Bey,

Bunun aciklanmamasinin olay yapilmamasina ise cok sasirdim. Niye boyle yapiyorlar? Yani soruldugunda soylememelerine sebep olarak ne diyorlar? Nasil is bu?

TUIK başkanını tanırım, öyle sepet içeriğini gizleyecek biri değildir. Hangi akademisyen TÜİK’ten birşey sormuş da cevap alamamış şaşarım. Kaldı ki TUİK’in Ankara dışında bir sürü yerde bürosu var. Bence gazetelerin Telekom konusundaki yayınları ile şu konuşulan biraz farklı.

TÜİK Başkanı Doç. Ömer Demir bakın ne diyor, öncelikle Tansel hocalarına iletse iyi olur:

VERİLERE ULAŞAMAYAN BANA MAİL ATSIN

Demir, kamuoyunun TÜİK verilerine erişimi konusunda yaşanan sıkıntılar konusunda da, “Dinamik veri tabanları kullanıma açık. Eleştiriler büyük data setleri içindekilerin bulunmaması şeklinde oluyor. Ana göstergelerin bulunmasında zorlanıyor. Talepte haklılar. Bilgiye ulaşamayanların bizzat taleplerini okumak isterim. Sıkıntısı olanlar omer.demir@tuik.gov.tr‘ye atabilir” dedi.

FST

27 izlenimler { 07.29.07 at 19:40 }
28 izlenimler { 07.29.07 at 19:43 }

Kusura bakmayın, İki önceki Ömer Demir’in sözüne ait link şu olacaktı.

FST

29 Bulent Murtezaoglu { 07.29.07 at 21:37 }

Fethi bey,

Bence gazetelerin Telekom konusundaki yayınları ile şu konuşulan biraz farklı.

Evet, kaba hatlariyla anladigimi soyleyeyim, yanlis birsey diyorsam duzeltin:

– Tekel haline ozellestirilmis bir sirket bazi tarifelere zam bazilarina indirim yapiyor. Daha dogrusu tekel oldugu konularda zam, rakibi olan konularda indirim yapiyor.

– Merkez Bankasi — belli ki ellerinde olan — sepet ve agirliklari kullanarak aciklanan zammin enflasyona olan etkisini konusunda uyarida buluyor. Bu noktada sizin linkte verilen TUIK baskaninin ‘olcumu biz yapiyoruz’ cevabi bana manali gelmiyor cunku fiyat degisimini ve agirligi bilirsek (ki tarife acikladigina gore fiyat degisikligi de biliniyor) siz de yaparsiniz bu ’su kadar etki eder’ hesabini, ben de. Ama kazin ayagi oyle degil, gibi, sanki.

– TUIK rakam aciklayinca, ‘Merkez Bankasi hasap yapamadi’ gibi nidalar yukseliyor (o noktada TUIK’le ilgisiz fakat birkac acidan fevkalade utanc verici seyler de var, ben yazmiyorum anlayan anlar).

– Ortaya cikiyor ki, yahut oyle anliyoruz ki, MB ile TUIK’in kulladigi sepet ve agirliklar farkli. Daha dogrusu MB’nin kullandigi TUIK sepet ve agirliklari TUIK’in o ay kullandigindan farkli. Merkez bankasi bilerek aritmetigi yanlis yapmaz diye dusunecek olursak, degisiklikten haberleri olmadigi gibi bir sonuc cikiyor.

– Pekiyi, niye haberi olsun? Ben bunu bilemem, belki bir aciklamada ‘agirliklar degisti’ denmistir MB atlamistir. Yahut bir yerde bir dipnot vardir. Ama TUIK baskaninin dedigi, basinda deneni yalanlamiyor, gorebildigim kadariyla. Yahut yalanliyorsa da ben anlamiyorum.

Burada ikinci bir ilginc konu, kullanilan agirliklarin Telekom’dan alinip TK’dan teyid edildiginin ama henuz Telekom’un izni olmadigi icin izin gelinceye kadar aciklanamayacaginin soylenmesi. Bunu sakli tutmak mumkun mu bilmiyorum. Zamdan evvel ve sonra ayni agirliklar kullanildiysa iki bilinmeyen iki denkleme filan donusebilir mesele belki. Eger oyleyse, bir iktisat talebesi oturup yapiverse sunu diyorum.

30 Tansel { 07.29.07 at 23:48 }

Fethi abicim ben bunu bilerek yaptıklarını söylemedim zaten (öyle yaptıkları da çok oldu geçmişte ama). Zannedildiği kadar iyi çalıştıklarını zannetmiyorum. Bugün Türkiye’de veri toplamak tam bir işkence. Ömer hocam öyle ifade edebilir ama böyle veri dağıtılmaz, adam gibi çalışmaları gerekiyor. Maille olur mu bu iş. Tamam samimiyetinden şüphe etmiyorum ama böyle de olmaz bence.

31 izlenimler { 07.29.07 at 23:50 }

Bülent Bey,

Ben bu anlattıklarınıza hayır demediğim gibi detayını da bilmiyorum, o sıra olan gelişmelere pek dikkat etmemiştim. Muhtemelen cevaplanmayan şeyler olmuştur ve sizin özetiniz de iyi olmuş, ben de haberdar oldum.

Yalnız benim mesajım farklı sebeptendi. Tansel’in

TUİK bu konularda sabıkalıdır biraz. Mesela enflasyon sepetini ısrarla açıklamıyorlar, içerde birinden çalı süpürgesi olduğunu duydum ve şaşırdım.

ve

Niye vermediklerini hocalarım da bilmiyordu. Ben de bu konuda neden kimse sesini çıkartmaz şaşırıyorum hala. Güya şeffaflıktan dem vuruyorlar. Bir bilen varsa yazsın buraya, ben de dediğinizi merak etmekteyim zaten.

sözleri üzerine Ömer Demir’in bizzat e-posta adresini vererek gerekirse kendisine dahi sorulması isteğini hatırlatmak istedim o kadar. Yani çok da gizemli bir yer değil, onu bilelim diyerekten.

FST

32 Bulent Murtezaoglu { 07.30.07 at 08:07 }

Fethi bey,

Muhtemelen cevaplanmayan şeyler olmuştur ve sizin özetiniz de iyi olmuş, ben de haberdar oldum.

Valla benim anladigim o, dogrusu nedir ben de bilemiyorum. Telekom’a, Telekom-hukumet iliskisine, ve bu ulastirma bakanina karsi pek musbet hisler icinde olmadigimdan ‘aman sunu ozetleyeyim’ derken carpitmis da olabilirim.

Yalnız benim mesajım farklı sebeptendi.

Farkindayim, Tansel beyin dedigi benim de biraz calismama sebep oldu burada. O konuda anlastik.

33 Bulent Murtezaoglu { 07.30.07 at 08:27 }

Tansel bey,

Bugün Türkiye’de veri toplamak tam bir işkence. Ömer hocam öyle ifade edebilir ama böyle veri dağıtılmaz, adam gibi çalışmaları gerekiyor. Maille olur mu bu iş. Tamam samimiyetinden şüphe etmiyorum ama böyle de olmaz bence.

Bunun caresi var, eger veri setleri uzerinde kullanim kisitlamasi yoksa bir olusum alip daha kullanisli sekilde dagitabilir bunlari. Ikimiz da baktik, carpanlari (agirliklari) kolayca bulamadik mesela. Belki orada vardir de biz gormemisizdir. 400 kusur kalemi, hepsininin olcum detayina link vererek ve yanlarinda agirliklariyla bir sayfada gostermek kabil, biri yapabilir bunu. Belki yapan da vardir da biz bulamadik. Yoksa ya o siteden sokmek seklinde, ya artik e-maille filan birisi alip bunlari kendi sitesinden acabilir diye dusunuyorum. Kanuni kistlama nedir bilmiyorum, varsa ses edin. Bazen ‘ne is icin istedigini soyle, para kazanmayacagina soz ver oyle vereyim’ denebiliyor (ODTU kelime listeleri icin yapardi bunu), o aliskanligi kirmamiz lazim tabii.

Econstats parayla yapiyor bunu mesela, U. Penn.’de dunya verileri var, yine baska yerlerden veri alip kullanan ve ilginc araclar gelistiren Gapminder var. Bunlar benim denk geldiklerim, iktisatcilar daha fazlasini biliyorlardir herhalde.

34 İzlenimler { 07.30.07 at 10:18 }

Tansel merhaba,

ben bunu bilerek yaptıklarını söylemedim zaten (öyle yaptıkları da çok oldu geçmişte ama). Zannedildiği kadar iyi çalıştıklarını zannetmiyorum. Bugün Türkiye’de veri toplamak tam bir işkence. Ömer hocam öyle ifade edebilir ama böyle veri dağıtılmaz, adam gibi çalışmaları gerekiyor. Maille olur mu bu iş. Tamam samimiyetinden şüphe etmiyorum ama böyle de olmaz bence.

Eposta ile çalışmıyorlar elbette, ancak aksaklık illa ki oluyordur. Öte yandan 3-4 sene önce DİE’den bir arkadaş enflasyon hesabıyla ilgili bilgi istediğimde ellerinde detaylı basılı materyaller olduğunu görmüştüm. Sepet, oranlar vs. vardı. Aslında TUİK epey yayın da yapıyor ama online veritabanlarında sıkıntı var anlaşılan, işin açığı ben pek ilgilenmiş olmadığımdan birşey söyleyemeyeceğim.

FST

35 Tansel { 07.30.07 at 15:01 }

Fethi abicim TUİK’in basılı veri seti olabilir. Bu işle ilgili devlet kurumlarının basıp sattıkları veri setlerini gördüm. Enflasyon hesabı neden bu kadar yaygaraya geldi anlayamadım, hayır bunu saklayacak birşey de yok zaten, yukarıda da ifade ettiğim gibi enflasyonun düştüğü hissedilebiliyor, tüm dünya genelinde de bir eğilim bu zaten. Neyse araştırim ben de şu işi. Uğraşırsak elimize tam geçer diyorsunuz madem, uğraşalım o zaman.

36 Bulent Murtezaoglu { 07.30.07 at 15:48 }

Tansel bey,

Neyse araştırim ben de şu işi. Uğraşırsak elimize tam geçer diyorsunuz madem, uğraşalım o zaman.

Yeniden dagitma izni filan da alirsaniz sunu bir sayfa halinde sizin siteye assaniz ne iyi olur diyorum? Bilmem siz ne dersiniz? Acik universite (miydi?) gibi yerlerde tanidiklariniz oldugunu biliyorum, eger birisi yapmadiysa su yukarki ornek siteler gibi birsey yapsalar da pek hos olur. (Gapminder’in araclari oldukca guzel ve yenilikci gozuktu bana, alaninizin disindan biri akil veriyor gibi olmasin ama Hans Rosling harikulade sunumlar yapiyor onlarla bence, belki tez sunumuza uyacak birseyler bulursunuz?). Hatta, ne bileyim, insanlar kendi verdikleri agirliklari isaretleyebilseler, kendi enflasyonlarini hesaplasalar? Bazi seylerin fiyatlarini otomatik edinmek de mumkun aslinda (online satis yapan marketler var.).

37 İktisatçı Gözüyle... { 07.31.07 at 01:56 }

Bülent bey,

[Hatta, ne bileyim, insanlar kendi verdikleri agirliklari isaretleyebilseler, kendi enflasyonlarini hesaplasalar?]

Hakikaten bu benim hiç aklıma gelmemişti. Her tartışmamda bundan dem vururum halbuki. Açıkçası bunu yapacak bilgi ve deneyime sahip değilim. Etrafımda da uğraşacak pek kimse yok.

Bahsettiğiniz Özgür Üniversite olmalı. Evet bir bağlantım var ama o kadar kuvvetli değil. Sadece sayfalarında bir yazım çıktı bir de Eylülde basacakları kitaba bir yazı yazdım. Kitap dediğimde iktisadi kavramlar sözlüğü, ben de bir maddesini yazdım. Ama belki başka birileri değerlendirebilir bu fikri. Aslında dediğiniz gibi öyle çok da zor birşey değil, birkaç kişi bölüşüp aydan aya fiyatları girse yeter. Program vasıtasıyla herkes kendi enflasyonunu hesaplar rahatlıkla. Gapminder bayağı iyiymiş ben de sayenizde gördüm. Bu arada ne akıl vermesi Bülent bey, ben ne öğrendiysem iktisatçı olmayandan öğrendim vallahi. Akademinin hali zaten perişan görüldüğü üzre.

Ben yine de birkaç kişiye çıtlatim şu mevzuyu, belki bişeyler çıkar.

38 İktisatçı Gözüyle... { 07.31.07 at 03:50 }
39 Bulent Murtezaoglu { 07.31.07 at 19:39 }

Tansel bey,

Açıkçası bunu yapacak bilgi ve deneyime sahip değilim. Etrafımda da uğraşacak pek kimse yok.

Bu cok zor degil, webe acik yapmak ile duz kendi makinenizde calisan bir spreadsheet yapmak arasinda da o kadar buyuk bir fark yok aslinda — cunku webden kullanilabilen spreadsheetler de var. Siz veya arkadaslarini minciklamaya talipseniz, teknik acidan yardim alabileceginiz insanlarin oldugu forumlar da var. Insanlar enflasyon, yok pinpon topu yok cali supurgesi diye konusup duruyor ama TUIK’deki acik bilgiyi (ve bulunamazsa e-maille edinilebilecek bilgiyi) yayan bir yer bulamadim evvelsi gun. Varsa iyi, yoksa ‘iste kardesim enflasyon soyle hesaplanir, TUIK’in kullandigi kalemler sudur’ filan diye bir iki sayfalik bir site bile faydali olur. Kaldi ki bunun yabanci dilde ornekleri de var. Ben yanlis anlamiyorsam atle deve degil o hesabi yapmak, univesite imtihanina hazirlanan bir lise mezunu rahat rahat yapar ve anlar. (Veri toplama kismi, mevsimlik urunleri ayarlama, ABD’de ‘hedonistic adjustment’ denen kisim (burada yapiliyorsa) ayri onlar icin biraz daha izahat lazim tabii.)

Sadece sayfalarında bir yazım çıktı bir de Eylülde basacakları kitaba bir yazı yazdım. Kitap dediğimde iktisadi kavramlar sözlüğü, ben de bir maddesini yazdım.

PDF’ini nete koymayi dusunurler mi? Terimleri wikipedia veya wiktionary’e atmayi? Para kazanmasinlar filan demek degil derdim, eger zaten kazanmiyorlarsa icerik acik ve kullanilabilir olsun diyorum. Meylinizin sola dogru oldugunu biliyorum belki diyecegim cekici gelir: Bu tur uretim aslinda karakter olarak ‘non-rivalrous’ ve ‘fikri mulkiyet’ kanunlari olmasa ‘non-excludable’ olabiliyor (Turkceleri nedir bunlarin bilmiyorum). Gayet hos analizler de olmali bu tip uretim icin, bilmem sizin takimdan ilgilenenler var midir.

Ama belki başka birileri değerlendirebilir bu fikri. Aslında dediğiniz gibi öyle çok da zor birşey değil, birkaç kişi bölüşüp aydan aya fiyatları girse yeter.

TUIK makinenin okuyabilecegi sekilde zaten yayinliyor bunlari. Agirliklari bulamadik ama bizim aklimizdaki duzende zaten kullanici girecek onlari.

Gapminder bayağı iyiymiş ben de sayenizde gördüm.

Ozellikle 3. dunya ve gelisim icin Rosling’in TED’de yaptigi sunum bence cok iyi. Bir suru dogru oldugunu tahmin ettigim seyi teyid ettigi gibi, yeni yeni seyler de ogrendim ondan. Ama o onemli degil, asil onemli fikir o sunumun sonunda soyledikleri: bu veri setleri devlet ve devletimsilerde var ama insanlar dogru durust/kolayca ulasamiyorlar. Belki olan verilerden haberleri dahi yok (Fethi beyin TUIK’de gordukleri mesela). Bunlar ulasilir oldukca hem yepyeni bakis teknikleri hem de oralardan analizle cikacak olan ilginc bilgiler ortaya cikabilir. Istatistikle calisma konusunda cekinceleriniz oldugunu biliyorum, ama bakin alti aylik bir muntazam secmen egilimi calismasi ‘bunu herkes bilir’ havasinda soylenen ve inanilan bir suru lafin bos laf oldugunu ortaya cikartti. Bunu sadece argumanlarin yapilarini ve acik/kapali onkabullerini elestirerek ortaya koyamazdik, veriler ayagimizi yere bastirdigi dakika ‘bir dakika’ diyebilir olduk.

Bu arada ne akıl vermesi Bülent bey, ben ne öğrendiysem iktisatçı olmayandan öğrendim vallahi. Akademinin hali zaten perişan görüldüğü üzre.

Iyi de Tansel bey, sizi milyon kisinin icinden secip bir takim insanlara teslim ediyoruz ‘iste bu gence birseyler ogretin’ diye. Bu dediginizi ciddi soyluyorsaniz (ki bence tezinizi vermeden soylemeyin) buna bizim de ses etmemiz lazim. Etmedigimizi biliyorum, ama vurun yuzumuze, herkesin aklinda olsun bu.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: