Random header image... Refresh for more!

Milletin Muhtırası

Yukarıdaki tablo 22 Temmuz seçimlerinin kesin sayılabilecek sonucunu gösteriyor.

Önemli bir kişi olsaydım ve bana “sonuçları iki kelime ile nasıl değerlendirirsiniz?” diye sorsalardı şöyle derdim: “Milletin muhtırası”

Bu sonuçlarla halkımız siyasetin doğal mecrasında akması gerektiğini ve herhangi bir müdahale istemediğini, toplum mühendislerinin atraksiyonlarına ve hukukun eğilip bükelerek oligarşik yapılanmanın ömrünün uzatılmasına öfkeli olduğunu açıkça göstermiştir.

Tek sonuç bu değil elbette; bunların yanında ekonomik ve siyasi istikrarın devamı isteği de bu seçim sonuçlarında çok önemli bir rol oynadı.

TBMM’deki temsil oranı da çok yüksek oldu, bu da temsilde adalet ilkesi ve toplumsal barış açısından son derece sevindirici.

Sonuçlar üzerine daha çok konuşacağız; vatanımıza milletimize hayırlı olsun.

71 comments

1 Muzaffer Edip Demren { 07.22.07 at 18:46 }

Cok sükür! TAKIP ETMEK ICIN EN IYI SITE;
http://secim.zaman.com.tr/secim/Election.do

Bir arkadas soruyordu.
Suat Bey link verirseniz soran arkadasimiz da bakar belki.

2 berre { 07.22.07 at 19:26 }

Mehmet Barlas, halkı cahil gören bir köşe yazısına cevap olarak, ” Okuma yazma bilmeyen,cahil dediğiniz halk,size demokrasinin ne demek olduğunu gösterecek…” demişti. Halk demokrasinin ne demek olduğunu gösterdi. Bu milletin cevabıdır,bu milletin tepkisidir, ve bazılarının dediğinin aksine, halk her zaman doğru kararı verir… Vesselam…

3 BetüL { 07.22.07 at 19:41 }

Soktayim!!! Bu kadarini da hic beklemiyordum. Hayirli olsun

Link icin tesekkurler. Ntv de benzer birsey yapmis bakmak isteseniz:
http://secim2007.ntvmsnbc.com/default.aspx

4 Hatice { 07.22.07 at 19:45 }

%45 üstü ciddi bir tokat oldu.
Hayırlı olsun.

5 hg { 07.22.07 at 20:14 }

Millet neye karar verirse versin doğrudur, halk yanılmaz.

Vatana millete hayırlı olsun..

6 sagevari { 07.22.07 at 20:55 }

acikcasi bukadar beklemiyordum…insaAllah vatanimiza hayirli olur yeni meclis.

7 Doğu { 07.22.07 at 21:03 }

Selamun Aleyküm Suat Bey;

Msn listemde “millet kendi vatanını satarsa”, “kendi rızasıyla zarara girene ne denir” gibi isimler oluştu. Evet oyları CHPye verecektik ve herşey süper olacaktı. İnsanlar gerçeğe oy verdi hezeyana değil.

Hayırlı olsun.

Allah’a emanet olun…

8 Ece { 07.22.07 at 21:14 }

Kitlesel Refleks:)

9 Muzaffer Edip Demren { 07.22.07 at 21:15 }

http://www4.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=03.07.2007&Newsid=126164&Categoryid=1

“AKP yüzde 40 oy alabilir mi?

Tabii alabilir. Teorik olarak yüzde 100 de alabilir. Geçerli oyların tamamı AKP’ye verilirse alır. Teorik olarak aynı durum CHP, MHP, DP için de geçerli. İşçi Partisi veya Saadet Partisi için de… Ama teori bu. Gerçekleşme olasılığı ne, gelin ona beraber bakalım.

AKP’nin “Yüzde 40 alırız, hatta aşarız” iddiasını değerlendirmek için önce 3 Kasım 2002’nin rakamlarına bakmak gerekiyor. 3 Kasım’da, gümrüklerde kullanılan oylar dahil Türkiye’deki seçmen sayısı 41 milyon 407 bin 27’ydi. Kayıtlı seçmenlerin 32 milyon 768 bin 161’i sandık başına gitti. Böylece seçime katılım oranı yüzde 79.14 olarak gerçekleşti. 8 milyon 638 bin 866 kayıtlı seçmen oy kullandı. Kullanılan oyların 1 milyon 239 bin 378’i geçersiz sayıldı. Geçersiz oyların kullanılan toplam oya oranı yüzde 3.9 oldu.

YSK, geçerli oyların sayısını 31 milyon 528 bin 783 olarak açıkladı. Bizdeki sisteme göre seçimlerin en kritik rakamı bu; geçerli oylar toplamı. Partilerin oy oranları, yüzde 10’lik seçim barajı hep bu rakama göre hesaplanıyor. Bu rakamlara göre 3 Kasım’da geçerli oyların toplamı, kayıtlı seçmen sayısının yüzde 76.14’ü olarak gerçekleşti. Bir başka deyişle her 100 kayıtlı seçmenden 76’sının oyu hesaba katıldı veya kabaca her dört seçmenden birinin…

AKP’nin iddiası ne?

Bugünkü konumuz AKP’nin yüzde 40 iddiası. O zaman gelelim AKP’ye… Kendisini tek başına iktidara getiren seçimde AKP, 10 milyon 808 bin 229 oy aldı. Bu oy sayısının geçerli oylara oranı yüzde 34.28 oldu.

Peki bu seçimde AKP yüzde 40 oy alabilir mi? Bunun cevabını bulabilmek için önce 22 Temmuz seçimlerine katılımın ne olacağını irdelememiz gerekiyor.

YSK’nın açıklamasına göre bu seçimde 42 milyon 533 bin 41 kişi oy kullanma hakkına sahip. (Bu rakama gümrükler dahil) Kayıtlı seçmen sayısı 2002 seçimlerine göre 1 milyon 126 bin 14 kişi artıyor. Artış oranı yüzde 2.72. (Kayıtlı seçmen sayısındaki artışın, nüfus artışının altında kalmasının nedeni 3 Kasım 2002’deki çifte kayıtların ortadan kaldırılması olarak açıklanıyor.)

Bu noktada en kritik rakam seçime katılım oranı. Geçen seçimde bu oran yüzde 79.14 olmuştu. (Dikkat edin, bu orana geçersiz oylar dahil) Yüzde 79.14’lük katılım oranı 12 Eylül’den sonra yapılan 6 genel seçimde gerçekleşen en düşük oran.

VATAN’ın danıştığı siyaset bilimciler 22 Temmuz seçimine katılım oranının 3 Kasım’dan önemli oranda yüksek olacağını öngörüyor. Seçim katılım konusundaki tahminler yüzde 85 ile yüzde 90 arasında değişiyor. Biz seçimin tam yaz ortasında yapılması nedeniyle, katılım oranı için verilen tahmin aralığının alt sınırı olan yüzde 85’i alarak hesap yapmayı tercih ettik.

22 Temmuz’da kayıtlı seçmen sayısı 42 milyon 533 bin 41 kişi demiştik. Katılım yüzde 85 olarak gerçekleşirse, sandık başına gidecek seçmen sayısı 36 milyon 153 bin olarak ortaya çıkıyor. Ancak bu, tahmin yürütmemiz için gereken doğru rakam değil. Bu rakamdan sandık başına gidip de (bilerek ya da kazaen) geçersiz oy kullananları da düşmek zorundayız. (Hatırlayın, yukarıda seçim sonuçlarının geçerli oylara göre ilan edildiğini, yüzde 10’luk barajın da toplam geçerli oy sayısı üzerinden hesaplandığını belirtmiştik.)

Geçen seçimde geçersiz oyların sayısının, kullanılan oylara oranı 3.9’u bulmuştu. Peki bu oran normal mi, trendler dahilinde mi? Evet öyle. Bu oran 1991 seçiminde yüzde 3, 1995’te yüzde 3.46, 1999’da yüzde 4.71 olmuş.

Güneydoğulu seçmenin bu seçimde “Meclis’e vekil yollamak” gibi somut bir amacının bulunduğunu öngörerek, 22 Temmuz’daki geçersiz sayılacak oyların büyük ölçüde kazaen gerçekleşeceğini varsayıp, bu oranı geçen seçimdeki gibi yine yüzde 3 alıyoruz. (Bu rakamın daha da düşüğü alınabilirdi ancak seçim pusulalarındaki kalabalık ve sıcak nedeniyle yüzde 3’ü daha uygun bulduk.)

Yüzde 85’lik katılım oranına göre sandığa gidecek seçmen sayısını 36 milyon 153 bin olarak tahmin etmiştik. (Artık 1.000’den küçük küsüratları devre dışı bırakıyoruz) Yüzde 3’lük geçersiz oyları da düştüğümüzde kullanılacak tahmini geçerli oy sayısı 35 milyon 100 bin olarak ortaya çıkıyor.

İşte sihirli sayımız!

Yeniden 3 Kasım’a ve AKP’ye dönelim. AKP 10 milyon 808 bin oyla yüzde 34.28’lik bir orana ulaşmıştı. Şimdiki iddia neydi? Yüzde 40. AKP’nin 35 milyon 100 bin geçerli oy kullanacağı bir seçimden yüzde 40’lık bir zaferle çıkabilmesi için, 14 milyon 40 bin geçerli oy alması gerekiyor.

AKP’nin 14 milyon 40 bin oy alabilmesi için 3 Kasım’da aldığı oy sayısını (10 milyon 808 bin) 3 milyon 232 bin artırması gerekiyor. Bu da, bir önceki seçime göre AKP’nin oy sayısını yüzde 29.9 artırması anlamına geliyor.

Yine bir hatırlatma yapalım: Önümüzdeki seçimdeki kayıtlı seçmen sayısı, 3 Kasım’a göre 1 milyon 126 bin kişi artıyor demiştik. Bu durumda AKP’nin 22 Temmuz’da yüzde 40’a ulaşabilmesi için, yeni seçmenlerin tümünün oyunu almadı yetmiyor. Tüm yeni seçmenlerin üzerine (tümünün geçerli oy kullanması kaydıyla) AKP’ye 2 milyon 106 bin oy daha gerekiyor.

Biraz daha kafa patlatalım

3 Kasım’da geçerli oy sayısı 31 milyon 529 bindi. Bu seçimdeki geçerli oy sayısını 35 milyon 100 olarak tahmin ettik. Bu durumda geçerli oy sayısındaki artış 3 milyon 571 bin oluyor. AKP’ye yüzde 40 için 3 milyon 232 bin yeni oy gerekiyor. Yani, yüzde 40 hedefinin gerçekleşmesi için AKP’nin, 3 Kasım’a göre fazladan kullanılacak oyların yüzde 90’ını alması lazım geliyor.

Bir daha toparlayalım

AKP’nin 22 Temmuz’da yüzde 40’a ulaşması için olmazsa olmazlar şöyle: 3 Kasım’da AKP’ye oy veren 10 milyon 808 bin kişi yine AKP’ye oy verecek. Bunların tümü hata yapmadan geçerli oy kullanacak. Bunun üzerine, yeni seçmenler veya geçen seçimde sandık başına gitmeyip de bu kez oy kullanacak olan seçmenlerin yüzde 90’ına denk gelen 3 milyon 232 bin geçerli oy daha alması gerekecek.

Bir başka taraftan bakalım: AKP’nin yüzde 40’ı yakalayabilmesi için diğer partilerin oy oranlarının 3 Kasım’la eşit oranda gerçekleşmesi (yani DP (eski DYP) ile MHP’nin barajın altında kalması), seçime katılmayacak olan ANAP ve DSP’ye giden oy oranının da (toplamı yüzde 6.35) AKP’ye kayması gerekiyor.

SONUÇ: AKP 22 Temmuz’da yüzde 40’ı yakalayabilir mi? Başta da söyledik, teorik olarak evet. Matematik olarak baktığımızda ise bunun pek de kolay olmadığını “kolaylıkla” söyleyebiliriz.”

Daha cok kafa patlacak bunlar.. . teorik olarak mümkün olan real oldu.

10 Muzaffer Edip Demren { 07.22.07 at 21:17 }

Gecersiz oylar:

2002
Toplam Kullanılan Oy : 32.753.386
Toplam Geçerli Oy : 31.510.007

geçersiz oy:1.243.379

1999
Toplam Kullanılan Oy : 32.656.070
Toplam Geçerli Oy : 31.184.496

geçersiz oy: 1.471.574

1995
Toplam Kullanılan Oy : 29.101.469
Toplam Geçerli Oy : 28.126.993

geçersiz oy:974.476

11 BetüL { 07.22.07 at 22:44 }

Sonuclar aciklanmadan az once kanalturkun sitesinde Tuncay Ozkanin; “asil oy orani %26 sisiriyorlar halki yanlis yonlendirmek icin secimlerden sonra gorursunuz” mealindeki yazisini okuyup gulmustum

Simdi kanalturk izlemek vardi : )

12 hg { 07.22.07 at 23:36 }

MHP nin meclise girmesine sevindim açıkçası. Ama CHP ile birlikte koalisyon hükümeti oluşturacak kadar bir oy almış olsalardı üzülürdüm ve korktuğum (Nur Serter’in Milli Eğitim Bakanı olduğu bir CHP-MHP hükümeti) başıma gelmiş olurdu.

MHP meclise giremeseydi de AK Parti 400 vekil ile tek başına hükümet kursaydı çok baskı altında kalır ve yine çeşitli engellemelere uğrardı. MHP li bir mecliste bu baskıların olmayacağını düşünüyorum. MHP nin de Devlet bahçeli ye rağmen CHP zihniyetinde bir politika yürütmeyeceği kanısındayım.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun varlığı mecliste çok çok önemli bir olaydır. İlerleyen zamanda Muhsin Bey’in farkını göreceğimizi düşünüyorum.

Ayrıca DTP kökenli bağımsızların da olumlu bir siyaset yürüteceklerini düşünüyorum.

Netice itibariyle, 22 Temmuz 2007 seçimleri Vatana Millete hayırlı olsun.

13 Muzaffer Edip Demren { 07.22.07 at 23:59 }

Mhp meclise giremeseydi disardan cok baski olacakti meclise. 12. no´lu yoruma kismen katiliyorum. Muhsin Bey Mhp´den ciddi bir kopusa sebep olabilir, grup kurabilir BBP.
Mesut Yilmaz da grup kuracaktir, Chp´den Ilhan Kesici en basta olmak üzere 20 kisiyi toparlamak Mesut Yilmaz icin cocuk oyuncagi. Akp den ayrisma olmamasi en büyük temennim.

Suat Bey´e not: Tesekkür bana degil, Cihan haber ajansina olmaliydi. Arkadaslar gercekten cok güzel calistilar. Ben tesekkür ederim.

Selametle.

14 T. Suat Demren { 07.23.07 at 00:02 }

Ben en çok medyada gerek Tarhan Erdem’in anketine gerekse AKP’yi yüksek gösteren başka anketlere burun kıvıran yazarların ne yazacaklarını merak ediyorum.

Aklıma ilk gelenler; Güngör Mengi, Ruhat Mengi, Tuncay Özkan, Fatih Altaylı, Yavuz Donat, Can Ataklı vs vs. Daha pekçok isim var..

G. Mengi, son yazılarından birine “yok artık” başlığı atmış ve “ne yani sokaktaki iki kişiden birisi AKP’ye oy mu verecek?” mealinde birşeyler söylemişti. Fildişi kulelerden at gözlüğü ile halka bakanların bu sonuçları öngörmesi mümkün değildi. Zaten öngörebilseler, bu sonuçların “niçin”ini de anlayabilirlerdi.

Muhtemelen sonuçları değerlendirirken yine “niçin” kısmını anlayamayacaklar ama malum; it ürür kervan yürür vesselam…

15 Muzaffer Edip Demren { 07.23.07 at 00:07 }

Bülent Arinc sizin basligi okumus herhalde.:)
“Bu da halkin muhtirasi” demis… Yenisafak´ta..

16 T. Suat Demren { 07.23.07 at 00:11 }

Muzaffer Bey,

Est, siz haber verdiğiniz için teşekkür sizeydi.. :-)

İlgili link sanırım yoğunluktan dolayı açılmıyor, bu sebeple kaldırdım. Zaten artık sonuçlar da belli oldu.

Ve evet, Cihan haber ajansı çok iyi çalıştı; gerek son hafta yayınlanan ankette yaptıkları doğru tahmin, gerekse sonuçları vermedeki hızları takdire şayan..

***

Arınç sözlerine dikkat etmeli, siyasetçilerin bu tip tahrik edici konuşmalar yapmalarını yanlış buluyorum. Bıraksın siyaset dışındaki insanlar söylesin bunu, ortalığı germenin ne anlamı var ki? Elbet bu halk balyozunu kafalarına yiyenler olan bitenin ne olduğunun farkındadır. (Ders alırlar almazlar ayrı ama :-)

Selamlar.

17 Muzaffer Edip Demren { 07.23.07 at 00:17 }

Ben de size tesekkür ediyorum, önceki tesekkürüm de sizeydi.:)
Arinc hakkindaki tespitlerinize katiliyorum, cok hissi birisi… Iyi ki cumhurbaskani adayi olmadi.

IYI GECELER.
Ben de iyi mesai (yorum) yaptim bu gece/gün.:)

18 Malcolm X { 07.23.07 at 01:01 }

Muhsin Yazıcıoğlu’nun meclise girmesi benim için en sevinilir olaydır. Ufuk Uras’ın da girmesini dilerdim. Ayrıca MHP’nin agresif tavrının mecliste süreceğine ihtimal vermiyorum, milletin kime ve neye oy verdiğini sanırım anlarlar.

Buradan “Sarıkız’a bindirilmiş kıtalar” camiası için “yaylalar, yaylalar” türküsünü, “onuncu yıl” marşını, “ben nerde yanlış yaptım” şarkısını ve bol bol dinleyecekleri, bol muhabbetli, güzel muhalefet günleri diliyorum.

Yüce Allah’tan vatanıma ve milletime hayırlı eylemesini;
Şerefsiz, namussuz, soyu sopu bozuklara fırsat vermemesini dilerim.

19 blue { 07.23.07 at 08:35 }

NTV’de Metin Uca programın başında halkın 60000 dolarlık kol saatini 10 milyara satmaya çalışan tüccarlara “kol saatlerini” göstereceklerini söylüyordu. Halk kol saatini gösterdi hakikaten. Hem de iyi kötü göstermedi…:)
Yazgülü Aydoğan da, seçimin başında bu oyların çok değişeceğini söylüyordu. Sonra zaman ilerledikçe “önemli olan oy oranı değil, milletvekili sayısı” gibi şeyler yumurtlamaya başladı. Bunların yüzünden terler boşanmasını görmek büyük mutluluktu.
Beyazıt Öztürk (Beyaz) programını “halk layık olduğu şekilde yönetilir” diye bitiriyordu. Kayda geçsin.
Ertuğrul Özkök AKP’yi öve öve bitiremiyordu. Uğur Dündar ise 40 yıllık AKP’li gibi konuşuyordu, ağzından bal damlıyordu.
Kanalturk’te Mine Kırıkkanat “halk yalnız yoksul değil, cahil, cahil !” diye zırlamaya devam ediyordu.

20 ridvan { 07.23.07 at 09:16 }

hayırlı olsun.
evet evinde mutsuz olan, çocuğunun geleceği için endişe eden var mı? bu millet sevgi ve çalışmaktan başka ne istermiş ki? millet sezer-baykal-büyükanıt koalisyonuna cevabını verdi işte. Artık kızlarımı İran gibi olururuz diye kandıramayacaklar. Allah bu insanları doğru yoldan ayırmasın. bu içimizdeki huzur hayırlı günlere, başarılara başlangıç olur İnşallah.
Allah’a emanet olun.

yazınızın başındaki “ben önemli biririsi olsaydım”
Est.. sizin gibi çalışkan, öğrenen, öğreten, yardım eden aslan babalar nasıl önemli olmaz. Allah gayretlerinizde yardımcı olsun.

21 m.koçak { 07.23.07 at 09:42 }

Köşemde söylediğimi tekrarlayım; Her şeyden önce yeni tablonun ülkemiz için hayırlı olmasını temenni edelim. Hükümetin bazı alanlarda değil her alanda (özellikle inançlar, özgürlüklükler) varlığını hissettiğimiz bir dönem olsun.

AKP ezici bir başarı yakaladı ve her iki kişiden birinin oyunumu alacak diye gülüşmelere halk cevabını verdi, Türkiye’nin yarısının oyunu aldı.

CHP den de;” Seçim sonuçlarını halkın CHP’ye ders verdiği şeklinde görmüyoruz” açıklaması geldi. Zaten görme yeteneğiniz olsa bu durumlara düşermiydiniz? Demekki millet görüyor.

22 berre { 07.23.07 at 09:52 }

Bu halkın muhtırası, ”Oy-muhtıra…” ”e-muhtıra” gibi değil yani…Ömer Lütfi Mete, olmuş olan,hayırlı olandır dedi dün… Bu sonucun en hayırlı sonuç olduğuna kalpten inanıyorum. Sayın Doğu, aynı şey benimde başımda mevcut, ”Yahudi birinci oldu,” ” Satmaya devam” ”Milletim sen akıllanmayacak mısın? ” ve türevleri avatarda saadet resimleriyle, her yerde… :)
Benim en merak ettiğim nokta, Deniz Baykal istifa edecek mi,ya da Rodos’a kadar yüzecek mi? Sanmıyorum ama merak ediyorum… Saygılarımla…

23 metin-thePoor { 07.23.07 at 10:20 }

Suat Bey dostum,

Bu bir “h-muhtıra”dır. Çoktandır beklediğim Osmanlı tokadı, darbe heveslilerinin ve şakşakçılarının suratında patladı nihayet. Ama yüzsüzler bunu bile anlamazlıktan geleceklerdir, gelmeye başladılar bile.

Benim seçim-toto da bayağı isabetli çıktı sayılır bu arada. Baktınız mı bilmem…

24 arif { 07.23.07 at 10:23 }

Sonuçların milletimize hayırlar getirmesini dilerim.
Akif merhum, ne milletmişiz diye yattığı yerde rahat uyuyabilir.
Bu sonuçlar çok geniş bir coğrafyayı etkileyecek. Milyonlarca müslüman kardeşimiz, köklerimiz
bir olan Asyadaki Türki kardeşlerimiz, kendilerini daha bir kıvançlı hissedecek.
Müslümanlar zenginleşiyor,sistemin kölesi oluyor diye yersiz endişe duyanlar olsada, birzamanlar
İslamın tüm gelişmelerin önderi olduğu küflü tarih sayfalarından kurtulup, gün yüzüne çıkmış olacaktır. Sistemin kölesi değil efendisi olabilecek birikime sahibiz. Komplekslerden kurtulmamıza
ayrıca katkısı olacaktır bu sonuçların.
Teşebbüs ve ticaret, din ve vicdan ile düşünce ve ifade hürriyetinin en temel insan hakkı olduğu
gerçeği daha geniş bir rağbet görecektir.
Yirmialtı ülkenin bir araya gelip, sorunlarını barışçı bir platformda, üstelik oybirliği ile çözme zemini
olan AB ile müslüman kitlenin yakınlaşmasıda, daha bir anlam kazanacaktır.
Erdoğan sıradan bir lider olmadığını kurulan tuzakları, kırıp dökmeden aşarak kanıtlamıştır.
Partinin destek bulduğu geniş katılımın karşılığını seçimden önce okuduğunu, yaptığı liste düzenle
mesi ile gösterdi.
Gücün ve desteğin sınırsız olmadığını, dünyaya etkisi olan bir ülke liderliği yaptığının farkındalığını,
CB seçimlerinde göstereceği yapıcı tutumla kanıtlayacaktır.
Basit güç gösterileri ve inatlaşmanın değil, aleme nizam vermenin arefesinde olduğumuzun idrakı
ile davranacaklarından hiç kuşkum yoktur. Irakta yaşayan Türkmen,Kürt ve Arap kardeşlerimiz
arasında ayrım yapmaksızın, işgalin ve acıların son bulması için gerekli desteğin kararlılıkla sağla
nacağına olan inancım tamdır.
Durmak yok yola devam sloganının, basit bir seçim deyişi olmanın ötesinde anlamları taşıdığını
göreceğiz.
Aydınlarımızın ve akıl yoranlarımızın bu sonuçların sosyolojik ve siyasi sonuçları ile ilgili çok geniş
çalışmalar yapması gerekiyor. Dünya bunu bizden bekliyor.

25 omer { 07.23.07 at 10:28 }

Sevgili Malcolm, Ufuk Uras meclise girdi,herhalde Baskin Oran’i kastetmistiniz(duzeltme).
Bu sabah en detayli bilgilendirmelerden bir tanesini Milliyet gazetesi yapmis.Yazi isleri direktoru dun aksam,bir kac baslik uzerinde tartistiklarini ve AKP ye hakkini teslim edeceklerini bildirmislerdi,nitekim de oyle olmus,kutluyorum.Cumhuriyer ise Suat beyin onceki yazisindaki mizansele yakin bir yaklasim gostererek daha az milletvekili ile geldiler demis:)saka degil konustuklarimiz ve gulduklerimiz,gercekler ve gercekler…
Dun arkadaslarima dedigim gibi;bu is Bodrum plajlarindan kalkip gelip oy atmakla olmuyor.Hadi ekmek fiyatinin kac Turk Lirasi oldugunu gectim;okumus kitlenin de ekonomik gostergelerden ve parti tabanina serpistirilmis kaliteli ekonomist ve kadin secmelerden haberi yok.Esasinda tum rasyolar,dis ulke analistlerinin yorumlari Turkiyenin yeni dunya gucunu temsil eden 10 ulke arasinda oldugunu belirtiyor.
Dis ticaret aciginin %60 lik kismini olusturan petrol fiyatlarindaki son 1 yildaki artisi ise herkes nedense sumen altina itiyor…
Tuncay Ozilhan ve Omer Sabanci gibi kartelin is adamlari ise kisisel muhtiralarini secim sonrasinda bile gondermeyi ihmal etmiyorlar.
Hasan Pulur bugunku yazisinda burnundan solumayi birakmis, diyaliz makinesine baglanacak hastanin son cirpinislari gibi konusuyor.
Ulku ocaklarida; Turkiye Aziz Nesin’in dedigi gibi %65 salaklardan olusuyor diyecek kadar saldirganligini devam ettiriyor.
Koc gurubu 5 yil icerisinde cirosunu 9,5 mia dolardan 34,5 mia dolara cikarmasina ragmen mutlulugunu kirik bir ayna ile yansitiyor.
Sabanci , Dogus , Zorlu guruplari ise kartel medyanin etksinde kalmadan yigide haklarini temsil ediyorlar.
Gelinen son noktada cumhurbaskanligi secimi var,bu konuda enteresan olan Abdullah Gul’ u desteklememem.Nedeni ise;bu kadar hukuk ve demokrasi karsiti baskici bir guruba ;cevabi verecek olanin hukuk ve yasa arasindaki farki Sezer ve yandaslarina gosterecek kadar konu hakkinda bilgili ust duzey bir hukukcunun goreve gelmesini istemis olmam.Bunu yapan kisi mevcut pozisyonu temsil etmekle kalmamali,medya ve secmeni her anlamda gorev surecinde bilgilendirmeli.
Bu ise soyunacak Abdullah Gul’un belki zeminde olmayan bilgisi mevcut ama tecrube eksikligi ve uzmani olmadigi bir konuda egitime olan ihtiyaci here zaman hukuk dusmanlarina malzeme olacaktir.
Sami Selcuk ayarinda bir devlet adami herseyden once YOK atamalarini secim modeline geri dondurerek atanmislar-secilmisler arasindaki farkin vatandasa algilattirilmasinda onemli bir rol oynayarak her kesimden kitlenin sevgisini ve saygisini ister-istemez rahatca kazanacaktir.
Mehmet Simsek gibi kurmaylarinda Turkiye ekonomosine sagliyacagi gozle gorulen buyuk katkilar mevcut ki bunu Amerikada son donem yasamis tum dunya ekonomistleri biliyor zaten…Muhim olan en dogru hamlelerde teskilat yetkililerinin gorev almasi..
Son olarak da edilen dualardan cok kimin duayi ettigi Rabbim katinda daha makbul,bu da neyi istedigimizden cok istemenin de bir adab-i mahsereti oldugunu bir kere daha bana hatirlatti;muhabbetle…

26 freedom { 07.23.07 at 10:48 }

blue bey,

Beyazıt Öztürk (Beyaz) programını “halk layık olduğu şekilde yönetilir” diye bitiriyordu. Kayda geçsin.

Ne yani yalan mı? Yanlış birşey mi söylemiş?

Ertuğrul Özkök AKP’yi öve öve bitiremiyordu. Uğur Dündar ise 40 yıllık AKP’li gibi konuşuyordu, ağzından bal damlıyordu.

Rüzgar nerden eserse ona göre hareket eden tipler bunlar. Doğal karşılamak lazım.

Kanalturk’te Mine Kırıkkanat “halk yalnız yoksul değil, cahil, cahil !” diye zırlamaya devam ediyordu.

Cahil değil mi yani? Bu kadar yolsuzluğa (bkz. Turhan Çömez’in Kanaltürk’te anlattıkları), dış politika rezaletine, ülkenin değerlerinin yok pahasına satılmasına, başbakanın terbiyeden ve saygıdan uzak birçok tavrına vb. birçok şeye rağmen insanlar bu kadar yüksek oranda oy veriyorsa bu insanlara cahil demek bence hiç de zırvalamak olmuyor.

Türkiye’ye neden bu oluk oluk kadar para girdiğini umursamıyorlar. Yarın öbür gün bu para girişi kesilince neler olacağını bilmiyorlar. Petkim’i satınca alınan paranın kaç günlük borç faizi olduğunu bilmiyorlar. Unakıtan herşeyi satacağız diyor peki satacak değer kalmadığında ne yapacaksınız, bu borçları nasıl ödeyeceksiniz diye sormuyorlar, düşünmüyorlar. Cari açık ve dış ticaret açığı bu kadar büyümüşken Türkiye’ye akan paralar bir anda kesilirse ne yaparız, dolar 2 liraya 3 liraya fırlarsa ne yaparız diye düşünmüyorlar. Bu akan paraların kesilmemesi için neler feda edeceksiniz, neleri satacaksınız, ne gibi şeylere göz yumacaksınız diye sormuyorlar, düşünmüyorlar. Şimdi bunlara cahil demek zırvalamak mı oluyor?

27 Arda Berk { 07.23.07 at 11:01 }

AK parti oldukça büyük bir başarı elde etti.Rahmetli Menderesten sonra 2. kez ikitadara gelen 2.parti , ayrıca iktidardayken oylarını arttırarak tekrar ikitdar olan tek parti.Bence AK partiyi şimdi daha zor bir dönem bekliyor.Çünkü seçim gösterdiki AK parti her kesimden oy aldı. Fakat , MHP’nin de meclise girmesiyle koltuk sayısının düşmesi bir AK parti cephesinde bir takım sıkıntılara neden olmuştır diye düşünüyorum.AK patinin elbette eksikleri vardı. Fakat çook büyük başarılara imza attığı inkar edilemez.
Oylar açıklanınca Kanal Turkun nerden geliyo lan bu kadar oy gibisinden bir şaşkınlığı vardı.
Uzaylılardan abiciğim Uzaylılardan.

Ayrıca seçim manşetlere şöyle yansıdı.

Zaman
Son Sözü Millet Söyledi
Rekor bir katılımın gerçekleştiği 22 Temmuz seçimlerine AK Parti damgasını vurdu.

Milli Gazete
Türkiye, 23. dönem milletvekilleri için seçimini yaptı
Hayırlısı olsun

Akşam
Üçüncü Halk İhtilali
Ve AKP ezici üstünlükle yeniden tek başına iktidar

Bugün
Milletin Muhtırası
AK Parti, rakiplerini açık ara geride bırakarak tarihi bir zafere imza attı.

Cumhuriyet4 Gruplu Meclis
Akparti tek başına iktidar. CHP Hedefin altında kaldı.

Hürriyetİkinci Tayyip Dönemi
14 Ağustos 2001’de kurulan AKP katıldığı ikinci genel seçimden de zaferle çıktı.

Milliyet
Ak Partinin Rekoru
Ak Parti her iki oydan birini alarak kazandı.

RadikalAK Parti’den tarihi zafer
22 Temmuz, Türkiye halkının zaferidir.

Sabah
Halk bildirisi
Çankaya savaşıyla gündeme gelen erken seçimden AK Parti zaferle çıktı.

StarSandığın cevabı
Seçmen siyaset dışı girişimlere ve toplum mühendisliği çabalarına sandıkta cevap verdi. Erdoğan’ı tarihi farkla yeniden iktidara taşıdı

Türkiye GazetesiAk Parti Ezdi Geçti
İktidar oyunu yüzde 47′ye çıkararak tarihi zafer kazandı.

VatanAKP tek başına iktidar!
Erdoğan, Menderes’ten sonra iktidar partisi olarak girdiği seçimden oyunu artırarak çıkan ilk lider oldu.

Yeni Asya
AKP’ye Bir Şans Daha
Dün yapılan milletvekili seçimlerinde AKP oy oranını artırarak yeniden tek başına hükümet kurmaya hak kazandı.

Yeni Şafak
Yüzde 46.7 ile yola devam
Rekor bir katılımın gerçekleştiği 22 Temmuz seçimlerine AK Parti damgasını vurdu.

28 Ece { 07.23.07 at 11:42 }

Şimdi Baykal’a düşen, yanına İlhan Selçuk’u da alarak Rodos a kadar yüzmek ve Yunanistan’a iltica etmektir.:))

29 Muzaffer Edip Demren { 07.23.07 at 13:27 }

Arif Bey;
Temennilerinize icten katiliyorum. Komplexlerimizi asarak, kemal- i ciddiyetle, muhtevi oldugumuz hüsn- ü kültür esasatinin yeniden nesv- u nema bulmasini temenni ediyorum.

30 muratk { 07.23.07 at 13:45 }

Sevgili Ece bunlar Rodos’a kadar yüzmeye kalkarlarsa ilticaya filan gerek kalmayabilir:) Hem karşımızdaki Yunanistan bile olsa durduk yerde komşumuza kötülük yapmaya hakkımız yok:))

31 çuvaldız { 07.23.07 at 14:11 }

Tarık bey “önemli biri olsam milletin muhtırası derdim” diyerek demişsiniz zaten :)
Yalnız anlamadığım bir nokta var;insan söyledikleri ile mi önemli olur yoksa sizin dediğiniz gibi önemli olduktan sonra mı bir şeyler söylemeye başlar?(yumurta tavuk demeyin sakın :) )

Bu seçim sonuçları bana daha çok “insan söylediklerinden sonra önemli olur’u” gösteriyor,ne de olsa şimdiye kadar pek esamesi okunmayan,güdülecek sürü gibi görülen halk, birden “önemli” bir şeyler söylemiş “önemli biri” oluverdi.
Muhtıra,tokat,demokrasi dersi gibi tanımlamalarla seçim sonuçlarını değerlendirmek bana pek doğru gelmiyor zira halk sadece kendi varlığını unutanlara sakin bir şekilde ben buradayım dedi. Milletin 2002 de bir alternatife şans tanıdığını yani arayışta olduğunu,bugün ise bu arayışın nihayetlendiğini ve“buldum ve bırakmıyorum” dediğini düşünüyorum.

Halk bildiğini okudu ve beklenen son sözünü söyledi.

“Sözümün üzerine sakın söz söyleme” deme hakkına sahip olduğunu düşünenler, bu seçimin sonucunu yine halkın cahilletine bağladı. Reklam sloganı gibi olacak fakat kısaca ağzı olan konuştu ve konuşmaya da devam ediyor ama aynası olan işine bakılınca söylediklerinin de pek bir ehemmiyeti kalmıyor.
İşte bazılarına göre bu “cahil” halk önem derecesi % 46 olan bir şeyler demiş oldu!

32 Malcolm X { 07.23.07 at 14:59 }

Ömer kardeşime;
Tv seyrederken Ufuk Uras’ın büyük bir ihtimalle seçildiğini söylemişti ve fakat bilgisayarın başına oturduğumda hergün takip ettiğim haber sitelerinden birinde(daha sonra bulamadım) Ufuk Uras’ın “söz vermelerine rağmen destek vermediklerinden ve 40bin oy almasına rağmen seçilemediğinden” bahsediyordu; ona aldanıdım.
Ayrıca, oy verdikleri partiye kızacaklarına önce AKP ve daha sonra ona oy verenleri (milletin yarısı) hainlikle, satılmışlıkla suçlayanların bini bir para (o kadar bile etmezler aslında).

-alıntı: Umur Talu-
Birisi şöyle yazmıştı:
“Bodrum boşaldı. Herkes esas iline, sandığa koştu. İktidar süpürülecek.”
Bodrum’dan bakınca öyle görünüyor demek ki…
Daha yüksek kimi yerlerden bakınca da öyle görünüyor olmalı…
Ki, bu ülkeyi bir türlü anlayamadılar.
Ne Ankara tepelerinde, ne İstanbul kulelerinde, ne İzmir Alsancak’ta.

“En güvenilir kurum”, “en güvenilmez” bulduğu partinin arkasındaki Türkiye’yi anlayamıyor olmalı.
Bu insanları birleştiren bir “çimento”, şu veya bu oranda “dindarlık, dincilik” olsa dahi, yüzde 45 ila 50′nin esas çimentosu, “dışlanmak, itilmek, hor görülmek istenenler” in tavrıdır.
Bir şeyi tasvip etmek başka, anlamaya çalışmak bambaşka!
—-
özetle: Game Over :)))

33 TT { 07.23.07 at 15:10 }

arda berk:Radikal:AK Parti’den tarihi zafer

Radikal’in manşeti: “Bu da halkın muhtırası” şeklinde olacaktı.

34 esraa { 07.23.07 at 16:13 }

gerçekten bu kadar cahil halkın hiç bir yerde olmadığını düşünüyorum.

ya o kadar yolsuzluk, dolandırıcılık, kaba sözler…. neler yok ki başka bu parti de ve hala gidilip oy veriliyor tek başına iktidar yapılıyor.

zenginleri anlıyorum da işçim, köylüm sana ne oluyo gidip bunlara oy veriyosun. bi poşet kömüre, 2 paket erzağa kanıyosun bilmiyomusun seçimden sonra bunlar senden bin katı çıkacak…

ayrıca bunun halkın muhtırası olduğunu düşünmüyorum inanın bana kimsenin askerin verdiği muhtırayla alakası yok yani ;genç sivil> arkadaşlarımız boşuna debelenmesinler,,,,,

neyse uyuşturulmuş beyinlerin tercihleriyle bir 5 yıl daha yaşıçağız artık;;;;;;;;;

35 çuvaldız { 07.23.07 at 17:07 }

Esra hm,
Bir soruma cevap rica edeceğim;işçim köylüm sana ne oluyorda gidip bunlara oy veriyorsun.bi poşet kömüre,2 paket erzağa kanıyorsun bilmiyomusun seçimden sonra bunlar senden bin katı çıkacak..demişsiniz

Bu tanımladığınız kesimin seçimden sonra bin katını verebilmesi ancak ve ancak o kadarını elde ettiğinde mümkün olabilir(mantığım öyle diyor)şimdi sorum şu;
Aldığının bin katını vermek üzere bile olsa “sahip olabilme” için eylem gerekmez mi?Uyuşturulmuş beyinlerin eylemsiz olduklarına inanırım.

Şunu demek istediyseniz eğer;bu halk işte bir torba kömüre 2 paket erzağa oyunu satıyor diyorsanız da onu satacak konumda bırakanlar kimlerdi diye önce kendinize sorduğunuzu ümit ederim.Karnı aç olduğu için oyunu satanı anlarım ama sırf aç gözlülüğünden kendini ve demokrasiyi satanları anlamam.Ağır mı oldu?Bence bir torba kömüre yada iki paket erzağa oyunu sattı demek daha da ağır.

36 T. Suat Demren { 07.23.07 at 17:38 }

Değerli yorumlarınız için teşekkürler arkadaşlar.

***

@Freedom,

13 Temmuz 2007′de mustafaakyol.org’ da şu başlıkta şöyle demişrtiniz:


“AKP’nin oyunu artıracağını düşünenleri anlamak gerçekten zor. Önceki seçimde başka bir partiye vermiş olanlar bu sefer AKP’ye mi verecek? CHP’ye verenler mi verecek AKP’ye? yoksa MHP’ye verenler mi? yoksa GP’ye, SP’ye, DYP veya ANAP’a verenler mi?AKP’ye verenlerin bir bölümü MHP’ye bir bölümü SP’ye bir bölümü DP’ye kayacak. AKP’nin oy oranını artırması bence hayalciliktir. Benim düşüncem böyle. Tersi çıkarsa ve AKP oy oranını artırırsa gerçekten çok şaşırırım. Şurda 9 gün var seçime. Bakalım sonuç ne olacak. AKP %35′in üstüne çıkarsa ben bu işten hiç anlamadığımı kabul edeceğim.”

AKP’nin oyu düşmediğine aksine patladığına göre bu işlerden anlamadığınız ortaya çıktı.

Hal böyle iken halen nasıl siyasi içerikli yorum yapabildiğinizi merak ettim açıkcası..

Selamlar.

37 Talha Can { 07.23.07 at 17:41 }

Merhaba arkadaşlar,
uzun bir ardan sonra sizlere kavuşmak hele böylesine bir sonuçla çok sevindirici.
Uzun zamandır pakvizyon’a da yazamadık, bugün Sayın Edebali aradı ve akşama bir bildiriyle bomba gibi geldiğimizi belirtelim dedi. Olur dedim, netin başına oturdum, Suat Bey’u uğrayayım dedim ki Millitin Muhtırası burada…
Her neyse, şükür kavuşturana, şükür bu sonuçları gösterene…

38 Muzaffer Edip Demren { 07.23.07 at 18:00 }

Hocaefendi bana mesaj vermis:
“Muzafferler mülayimlikle hırçınlıkların önünü almalı”

Bu baslik ve kücük dezenformasyonumu hos görün.:)

39 muratk { 07.23.07 at 18:31 }

Sayın çuvaldız hanım ve T. Suat Demren,

yapmayın yahu ortadaki net seçim sonuçlarını bile kabullenemeyen, at gözlüğünü elden bırakmayanlara karşı kazık sorular sormak olmuyor. Belliki vurgun yemiş balıkçı misali şaşkınlık, dağılmışlık içinde bocalayıp duruyorlar.

Bırakın konuşsunlar yazıktır, zorlamayın. Bunlar her soruya içinde yanıtı olmayan karşılığı vermeye alışmışlar. Ahh! şu halk olmasa herşey istedikleri gibi olacak ama…

40 Laik Erol { 07.23.07 at 20:16 }

Esra hanim,

zenginleri anlıyorum da işçim, köylüm sana ne oluyo gidip bunlara oy veriyosun..

Muhafazakar partilerin hem en zengin hemde fakir kesimlerden oy almasi sadece bize ait bir olay degil.
Bu kesimler medyanin gucunu kullanip nabza gore serbet vererek ozellikle egitim seviyesi ve gelir durumu dusuk kesimlerin sahip olduklari tek varligin yani kutsal degerlerin tehlikede olduguna dair propaganda ile kolayca oy toplarlar.
Yani “dindar oldugu icin” veya esi turbanli diye cumhurbaskani yapmadilar yakinmasi buyuk kesimlerden oy toplamaya yeter.
ABD’de benzer sekilde “homoseksuellere evlenme izni cikacak” yada “hamile kadinlarin kurtaj yapmasi yasak olmali” propagandasi aslinda zenginlerin partisi olan muhafazakarlarin iktidara gelmesine yardimci olur.
Burada fakir kesimin en buyuk beklentisi oy verdigi “muhafazakar parti” nin iktidara gelmesidir.
Iktidara gelmek yeterli sonuctur, bundan sonra yapilacak sey topu taca atmaktir. Yani yargiyi sikistirmak kanunlari bu konuda degistirmeye calisir gorunmek ve biraz basarili biraz basarisiz olup bir sonraki secimlerde ayni yada benzer tellerde saz calmaya devam etmek en cok gorulen yontemdir.
Bizde buna ek olarak derin devleti suclamak son donemlerde moda olmustur.

Demokrat partisi ayni sekilde “din elden gidiyor” diye iktidara gelmistir, ve toprak agalarinin karsi ciktigi toprak reformu ve halki egitmeye ve bilinclendirmeye calisan koy enstitulerinin kokune kibrit suyu ekmistir.
Bu arada Turkce ezani kaldirarak kolay bir galibiyet elde etmeyi de ihmal etmemislerdir.

Diger bir kutsal varlik, yani milliyetciligi kullanip oy toplamak muhalif muhafazakar kesimlerin kullandigi bir silahtir ve daha buyuk oranda tehlikeli ve ozellikle bizim gibi bir ulkede tamir edilmesi imkansiz yaralar acabilir.

Ayni denklemin tersi, yani egitim seviyesi genelde yuksek kesimleri “laik devlet elden gidiyor” oyunuzu bana verin diye sikistirmak pek akilli bir yontem degildir, ve bu yontemle bir yere varilmaz. Iste bu secimler bunu tekrar gosterdi.
Muhafazakarlari bolmek icin milliyetciligi kullanmak bir miktar gecerli gibi gorunebilir, ama en buyuk aptalliktir, ve maalesef bizde bunuda bu secimlerde kendilerine ilerici diyen bazilari denediler..

Durum boyle diye demokrasiden vaz mi gecmeliyiz ? Yok oyle sey.
Avrupa topluluguna girmeye calismaya devam etmek ve bu yondeki reformlar uzun donemde en faydali olacak yaklasimlardir.

Sosyal demokrat ve ilerici gucler oncelikle tartismayi “ekonomiye” yoneltmeli ve butun guclerini egitime sarfetmeliler. (ozellikle kizlarimizin ve kadinlarimizin egitimine)
Bu konuda basortusunu engel olmaktan kaldirmak akilli bir yaklasimdir.
Egitimli kadinlarin elinde ekonomik bagimsizlik ve yasam tarzini secme imkani oldugu zaman bir cok sorun zamanla kendiliginden hallolacaktir.

Yeterki bu surec icinde yasam tarzini secme imkani yok olmasin, yani laik ve demokratik bir sistemi yok etmeye calisan asiri muhafazakar kesimlerin eline dusmeyelim.
Bu gorevi TSK’ya bicmek ve asiri muhafazakar kesimlerin onune cikarmak bu kurumu yipratir ve yine tehlikeli bir yaklasimdir.

Internet zamanla yukarda bahsettigim medya gucunu liberalize edecek ve sadece parasi olanlarin tekelinden cikaracaktir.
Bize dusen gorev bu imkanlari dogru kullanmak ve insanlarimizin farkli dusunceleri uygarca tartisabilecegi alternatif bir kuvvet haline getirmektir.

Biz muhafazakariz, ama asiri muhafazakar degiliz demokratik ve laik bir sistem icinde ileriye gitmek icin calisacagiz diyenleri bastan yalanci diye silmek yerine akilli bir sekilde isbirligine gitmek ve ortak noktalarda desteklemek yanlis gordugumuz yerde elestirmek en dogru yaklasim bence.

Selamlar
Erol.

41 Ece { 07.23.07 at 22:28 }

AKP deki çoğu milletvekili, Nur Serter den Necla Arat tan daha solcudur!

42 Fatih Dai { 07.23.07 at 22:58 }

Seçim sonuçları güzel oldu. Artık halk yavaş yavaş akıllanmaya başladı demek ki. Bazı yorumcular uyutulmuşluk ve yolsuzluklara rağmen hala nasıl iktidar yapılıyor diye serzenişte bulunmuş. 5 yıl daha uyuruz diyor. Cumhuriyet kazanımları (ki bu tabiri Deniz Baykal mitinglerde, “cumhuriyet kazanımlarını kaybetmeyeceğiz” şeklinde açıkça telaffuz etti) savunucuları artık bu şamardan sonra en az 6-7 ay toparlanamazlar. Ama yakında yapacaklarının yarısı henüz aklıma bile gelmedi. Rabbim Türkiyemizi bu kazanımcılardan ve illetlerden korusun

43 K T { 07.24.07 at 00:30 }

Laik Erol,

“Bu gorevi TSK’ya bicmek ve asiri muhafazakar kesimlerin onune cikarmak bu kurumu yipratir.”

TSK’yı halk iradesinin karşısına çıkarmakta gördüğünüz beis hepi topu TSK’nın yıpranması mıdır? TSK yıpranmayacak olsa sorun yok mudur yani? TSK yıpranırsa ne olur bana izah edebilir misiniz?

Eğer bahsettiğiniz köy enstitülerinde verilen eğitimden kastınız varsın parlamentonun beş paralık itibarı kalmasın yeter ki asker yıpranmasın ise kusura bakmayın ama zaten halkın köy enstitülerinde eğilip bükülmesine pek de gerek yokmuş zaten. Halkı eğitmeye çabalayacaklarına durup halkın onlara defalarca verdiği demokrasi dersinden birşeyler kapmaya çalışsalardı bu acıklı duruma düşmezlerdi.

Evet halk cahil siz değilsiniz. Böyle devam edin.

44 Laik Erol { 07.24.07 at 00:55 }

Esra hanim,

(devam edelim)

Yukardaki yazimi okuyup yanlis sonuca varilmasini istemem.
Yani fakir ve egitim seviyesi dusuk kesimleri sadece “kutsal degerler” elden gidiyor hikayesi ile kandirma yolu ile elde edilecek oy yuzdesi cok yuksek degildir.
MHP’nin bugun aldigi oy’un hepsi bu tur oy olsa yinede gorunurki bu %15 ten az bir oydur.

Erdogan, Ozal’in actigi yolda ilerlemis ve butun egilimleri birlestirme vaadi ile bugunki secim basarisina imza atmistir.

Secim demeclerine bakinca Cumhuriyet kazanimlarini savunanlarin basinda Milli Gorus gomlegini cikardik diyen Recep Tayyip Erdogan vardir ve son demecinde soyle demistir :

Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizi daha da yükseklere taşıyacağız. Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden asla taviz vermeyeceğiz. Hedefimiz güçlü ve müreffef bir ülke. Buna ancak birlik ve bütünlüğü bir arada tutarak ulaşırız.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği “muasır medeniyet seviyesini yakalamak” cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023′te yakalamak temel önceliğimiz olacaktır.

Secimlerdeki basarinin en buyuk sebebi bu tur demec ve soylemlerdir.

Yukardaki sozleri soylerken gercekten inandigini temenni ediyorum, yoksa ANAP’in DYP’nin gittigi yere mahkumdur AKP.

Cumhuriyet’in harci tutmustur, kazanimlarini savunmak icin Baykal’a yada Erdogan’a ihtiyacimiz yoktur. Genclerimiz bugun dunyada ne oldugunu internet kullanarak her egilimdeki insanlarla tartisarak, her konuda haber okuyarak ogreniyor.

Seyh-lerin sih-larin aga-larin emri ile oy verme donemleri gecmistir, ve korkutma ile toplanacak oylar kimseyi iktidar’a getirmeye yetmez.
Kutsal degerler uzerinden yapilacak siyasete cogunlugun karni tok.

Cumhuriyet’in en buyuk kazanimi iste budur.

Selamlar
Erol.

45 freedom { 07.24.07 at 12:32 }

Suat bey,

AKP’nin oyu düşmediğine aksine patladığına göre bu işlerden anlamadığınız ortaya çıktı.

Hal böyle iken halen nasıl siyasi içerikli yorum yapabildiğinizi merak ettim açıkcası..

Evet seçim sonuçlarının tahmin etme konusunda, halkın psikolojisini ve siyasi görüşlerini analiz etme konusunda çok eksik olduğumu gördüm ve bu eksikliğimi kabul ediyorum.

AMA…

Bu demek değildir ki siyasi içerikli yorum yapmayacağım. Bu toplumun görüşleri hakkında yorum yapmam bundan sonra ama siyasi konulardaki fikirlerimi her türlü dile getiririm. Sizin de bundan rahatsız olmamanız gerekir. Yoksa benim siyasi içerikli yorumlarımdan rahatsız mı oluyorsunuz? Demokrasilerde -ki sizin gibi omurgalı bir demokrat için- başkalarının siyasi görüşleri demokrasi çerçevesi içinde olduğu sürece rahatsız edici olmamalı. Size demokrasi dersi vermek gibi hiç haddim olmayan birşey yapacak değilim. Sizin bunları çok iyi biliyor olmanız lazım.

yani diyeceğim şudur ki böyle “halen nasıl siyasi içerikli yorum yapabildiğinizi merak ettim açıkcası” gibi yorumlara hiç gerek yok. Ben hangi konuda konuşup konuşmayacağımı zaten anladım. Umarım birgün siz de anlarsınız.

46 berk-o { 07.24.07 at 17:17 }

bu halk çok cahildir kardeşim bu işlerden bir türlü anlamaz. hadi alıyorsun 2 poşet yardımı, altını, kömürü sandığın başına gidince oyu yine isteğin partiye versene. kabinde gizli kameramı var nedir yani kafa çalışmıyomu?

yoksa bu halk nasıl olsa kimse görmüyor demiyerek, seçim yardımı aldığı (bu yardımlarıda kim görmüşse) partiye oy verecek kadar vefalıyken aynı zamanda inandığı partiyi görüşlerini 2 poşete değişicek kadar vefasız mı? 2 poşete oy vereceğini söyleyen insanın sözüne ve namusuna ne kadar güvenilir? Yardım aldığı partiye desteklemeyi şeref sayan insan ufacık çıkarlar için oyunu değiştirecek kadar şeref yoksunu değildir.

Karanlıkta gözü kapalı şaşkın şaşkın sağa sola koşanlar bu millet sizin düşük beyinlerinizin ürettiği kadar basit değildir.

sayın freedom ve esraa ve sizin gibiler;
yorumlarınızı okuyunca nedense aklıma ASENA geliyor…

47 T. Suat Demren { 07.24.07 at 17:34 }

Sayın Freedom,

Ben siyasi içerikli yorum yapmayın demedim, kendinizi sorgulamanız anlamında söyledim ve ilgili sözünüzde teyid ettiğiniz “siyasetten anlamaMa” hasletinize rağmen seçim sonucu analizi yapmanızı kendinize nasıl açıkladığınızı merak ettim.

Toplumun görüşleri ile siyaseti de nasıl birbirinden ayırabilirsiniz onu da anlamadım. Ayrıca 45 nolu yorumunuzda seçim öncesindeki beyanatınızdan hareketle “toplumun görüşleri hakkında yorum yapmam bundan sonra” demişsiniz ama 26 daki yorumunuz da “toplumun görüşleri”ni irdeliyorsunuz. Sanırım bu çelişkinin fakındasınız.

Elbette dilediğiniz konuda konuşabilir, yazabilirsiniz. Bu konuda sınırlayıcı birşey yok. Bu beni rahatsız da etmiyor.

Ama bizim genellikle insanların bilmedikleri konular hakkında susmayı tercih ettiğini ve bunun daha doğru bir davranış olduğunu hatırlatmamız da sizi rahatsız etmemeli.

Selamlar.

48 çuvaldız { 07.24.07 at 18:09 }

Erol Bey,
Sizin sorduğum soruları benim ifade eksikliğim nedeniyle anlamadığınız için cevaplayamadığınızı biliyorum ama olsun ben yine de deneyeceğim.
“Bu kesimler medyanin gucunu kullanip nabza gore serbet vererek ozellikle egitim seviyesi ve gelir durumu dusuk kesimlerin sahip olduklari tek varligin yani kutsal degerlerin tehlikede olduguna dair propaganda ile kolayca oy toplarlar.”L.Erol
Haklısınız Erol bey,bu kutsal değerler içine yüklenen vatan,millet,bayrak,Cumhuriyet elden gidiyor tehlikenin farkında mısınız diye o kadar çok propaganda yapıldı ki hikaye yalancı çobanın hikayesine döndü..
Cumhuriyet,irtica,terör tehlikeleri genellikle mevsimsel olarak seçim önceleri coşuyor ve böylelikle farkına varılır oluyor.Bu gibi propagandalar her dönem ihtiyaç duyuldukça millete doz doz şırınga ediliyor.Bunu yapanlar da genellikle bir zamanlar çözüm merci olan iktidarda bulunmuş ama nedense çözüm üretemeyip sorunu kendinden sonraki iktidara emanet etmiş ve artık muhalefet koltuğunda oturanlar oluyor.Muhalefet demek bizde sinema eleştirmeni gibi sadece eleştirmek ve film yapmamak mantığı üzerine kurulu olduğundan bir çeşit uzman eleştirmen yada medya mensubu gibi hareket etmeleri çok normal.(Her şeyi bilen ama hiçbir şey yapmayan kişi-soldan sağa iki kelime=muhalefet vekili)Omuz temasında bulunduğu kesim medya,silahlı kuvvetler mensupları pek tabii ki olabilecektir.
”Yani “dindar oldugu icin” veya esi turbanli diye cumhurbaskani yapmadilar yakinmasi buyuk kesimlerden oy toplamaya yeter.”L.Erol
Bakın bu tespitte de haklısınız.Büyük kesim!
O büyük kesim ne derse desin işin ucunda din ve türban varsa yanlıştır zira ancak laik olduğunda inanç özgürlüğünden söz etme ve onu sahiplenme hakkına sahiptir.Kısaca sizin dediğiniz gibi bir kısım çok bilen zümre sorun sıralaması yapmış;bu ülkenin önceliği çoğunluğun sorunu değil!(Ezanın Türkçeleşmesi hariçç!)
Dindar(!)siyasetçi istemezük biz ateist siyasetçi isteriz en laik o olabilir!

”ABD’de benzer sekilde “homoseksuellere evlenme izni cikacak” yada “hamile kadinlarin kurtaj yapmasi yasak olmali” propagandasi aslinda zenginlerin partisi olan muhafazakarlarin iktidara gelmesine yardimci olur.”L.Erol(bakın ABD örneklerini orda yaşadığınız için siz veriyorsunuz,ben değil!Daha önce sizin ABD örneğinizin üzerine yazmıştım beni ABD örnekleri vererek durumu kurtarmakla itham etmiştiniz de)
Neye karşısınız?Yukarıdaki cümlede,zenginliğe yada muhafazakarlığa karşı olduğunuz izlenimine de kapılabilir insan.Şunu demek istemiş olabilir misiniz;Zenginler, iktidar olmak muhafazakarlık maskesi kullanıyorlar.Herkes her maskeyi takabilir o zaman değil mi?Maske takmanın elle tutulur bir örneği de İngiltere’den verebilir sanırım;İşçi partisinden bir hükümeti olan kraldan çok kralcı bir kararla ülkesinin istihdam sorununu taa dünyanın bir ucuna asker göndermek gibi!
“Burada fakir kesimin en buyuk beklentisi oy verdigi “muhafazakar parti” nin iktidara gelmesidir.Iktidara gelmek yeterli sonuctur, bundan sonra yapilacak sey topu taca atmaktir. Yani yargiyi sikistirmak kanunlari bu konuda degistirmeye calisir gorunmek ve biraz basarili biraz basarisiz olup bir sonraki secimlerde ayni yada benzer tellerde saz calmaya devam etmek en cok gorulen yontemdir.Bizde buna ek olarak derin devleti suclamak son donemlerde moda olmustur. ”L.Erol
Şimdi siz ne yaptınız;muhafazakarı zengin diye suçladınız,halkı fakir ve eğitimsiz olduğu için suçlandınız,solu eğitim seviyesi genelde yüksek olanlara hitap ettiği ve “laik devlet elden gidiyor”söylemini daha akıllıca satamadığı için suçlandınız,eee ne kaldı suçsuz ve masum olarak?
“Demokrat partisi ayni sekilde “din elden gidiyor” diye iktidara gelmistir, ve toprak agalarinin karsi ciktigi toprak reformu ve halki egitmeye ve bilinclendirmeye calisan koy enstitulerinin kokune kibrit suyu ekmistir.
Bu arada Turkce ezani kaldirarak kolay bir galibiyet elde etmeyi de ihmal etmemislerdir.”L.Erol

Galibiyet! Çok anlamlı bir tanımlama Türkçe ezan neyin temsilcisliğini yapıyordu da değiştirilmesi galibiyet oldu.Bu açıdan bakınca Türkçeleşmesi de bir galibiyet o zaman!
“Diger bir kutsal varlik, yani milliyetciligi kullanip oy toplamak muhalif muhafazakar kesimlerin kullandigi bir silahtir ve daha buyuk oranda tehlikeli ve ozellikle bizim gibi bir ulkede tamir edilmesi imkansiz yaralar acabilir.
Ayni denklemin tersi, yani egitim seviyesi genelde yuksek kesimleri “laik devlet elden gidiyor” oyunuzu bana verin diye sikistirmak pek akilli bir yontem degildir, ve bu yontemle bir yere varilmaz. Iste bu secimler bunu tekrar gosterdi.
Muhafazakarlari bolmek icin milliyetciligi kullanmak bir miktar gecerli gibi gorunebilir, ama en buyuk aptalliktir, ve maalesef bizde bunuda bu secimlerde kendilerine ilerici diyen bazilari denediler..”L.Erol

“Durum boyle diye demokrasiden vaz mi gecmeliyiz ? Yok oyle sey.
Avrupa topluluguna girmeye calismaya devam etmek ve bu yondeki reformlar uzun donemde en faydali olacak yaklasimlardir.”L.Erol
Valla yukarıda yazdıklarınız okuyunca ben de aynı soruyu sormuştum!
“Sosyal demokrat ve ilerici gucler oncelikle tartismayi “ekonomiye” yoneltmeli ve butun guclerini egitime sarfetmeliler. (ozellikle kizlarimizin ve kadinlarimizin egitimine)”L.Erol
Cahil ve fakir halk bunun için bir muhafazakar partiye oy vermiş olmasın sakın!
“Bu konuda basortusunu engel olmaktan kaldirmak akilli bir yaklasimdir.
Egitimli kadinlarin elinde ekonomik bagimsizlik ve yasam tarzini secme imkani oldugu zaman bir cok sorun zamanla kendiliginden hallolacaktir.”L.Erol

Yapmayın Erol bey az önce yazdığınız gibi eğitimli insanlara hitap eden siyasal kanat pek akıllıca davranmamış aptallık etmiştir demiştiniz ya ve hatta o kanat miting meydanlarına toplanan bu kadınları sürmanşet yapmışlardı ya,unuttunuz mu?
“Yeterki bu surec icinde yasam tarzini secme imkani yok olmasin, yani laik ve demokratik bir sistemi yok etmeye calisan asiri muhafazakar kesimlerin eline dusmeyelim.”L.Erol
Bakın burada kaleminizden bal damladı,bu halk da seçim sandığının başına giderek onu yaptı daha onu cahil aptal diye yerden yere vurmaya ne gerek var ki?

”Bu gorevi TSK’ya bicmek ve asiri muhafazakar kesimlerin onune cikarmak bu kurumu yipratir ve yine tehlikeli bir yaklasimdir.”L.Erol
Bu kısma başka bir yorumcu yanıt verip soru sormuş zaten ben geçiyorum :)
“Internet zamanla yukarda bahsettigim medya gucunu liberalize edecek ve sadece parasi olanlarin tekelinden cikaracaktir.
Bize dusen gorev bu imkanlari dogru kullanmak ve insanlarimizin farkli dusunceleri uygarca tartisabilecegi alternatif bir kuvvet haline getirmektir.”L.Erol

Şimdi sizn ve benim de buradayaptığımız da işte böyle bir şey,itirazım yok.
“Biz muhafazakariz, ama asiri muhafazakar degiliz demokratik ve laik bir sistem icinde ileriye gitmek icin calisacagiz diyenleri bastan yalanci diye silmek yerine akilli bir sekilde isbirligine gitmek ve ortak noktalarda desteklemek yanlis gordugumuz yerde elestirmek en dogru yaklasim bence.”L.Erol
Madem böyle düşünüyorsunuz da niye yukardakileri yazdınız ve herşeyin ,herkesin üzerini çizdiniz?(bu kısım şaka olarak da kabul edilebilir,pek tabii ki ne yazacağımız başkaları söyleyemez!)

49 Laik Erol { 07.25.07 at 08:03 }

Laik Erol - L.E L. Erol turu hitaplar ile kendi akillarinca beni “kucuk gorduklerini” gostermeye calisan ve soru soruyor pozuna girip aslinda sadece yazimin uzerinden yorum yapan ve dogru yanlis bir suru sey cikartan kisilere direk olarak cevap vermeyecegim, hak etmiyorlar.

Bu sayfalari okuyan ve ictenlikle her tur fikire ilgi duyanlar icin:

Benim yazimin ana fikri gayet acik.
Butun dunyada muhafazakar partiler genelde benzer cizgide giderler.
Kutsal degerlere paralel politika.
Zenginlerin kutsal degeri “dunya mali” , onlara uygun ekonomik politika olarak paradan para kazanmaya verilecek vergi az olur (bizde hic alinmiyor galiba)
Geri kalanlarin kutsal degerleri “din ve - veya milliyet” bunlara uygun soylem gelistiren muhafazakar kesimler yerine gore propaganda yapar.
Bazi ulkelerde muhafazakarlar gocmen iscilere karsi soylemler gelistirir milliyetciligi one cikarir, baska ulkelerde dogum kontrol’e saldirir, homoseksuel evlilige karsi cikar dini degerleri one cikarir baska yerlerde bunlarin hepsi terorcu diye soylem gelistirir ve ya bizdensin yada karsi taraftansin der.

Asiri sol devletlerin cokmesi ile muhafazakarlik artik butun ulkelerde gecer akce haline gelmistir.
Karsit soylem yapacak ve milliyetciligi veya dini soylemleri kullanmayan parti veya politikaci artik cok azdir. Sosyal demokratlerde bu degisimden pay almistir ve saga kaymistir : Bakiniz CHP

Turkiyede kendini eski solcu sayanlarin bir kismi milliyetci kesimlere daha buyuk bir kismi TSK dusmanligini ortak payda gorup dini eksenli muhafazakar kesimlere sarilmistir.

Kendi ulkesinde muhafazakar olan kisiler genelde yurt disinda yasiyor ise, yasadiklari ulkede muhafazakar kesimlere pek sempati beslemezler.

Ben oyle eski bir solcu degilim, yani bizim zamanda solcu olmak icin deli bir yurek gerekli idi.
Daha oncede yazdigim gibi kendimi her zaman azinlik kesimlere yakin gordum.
Her zaman politikaci, devlet, polis, ordu gibi kisi ve kurumlara hep kusku ile yaklasmisimdir.
Hani hepimiz Ermeniyiz diye sokaklara dokuldu ya bazi insanlar, iste ben kendimi onlara yakin goruyorum. Ve kimse kusura bakmasin muhafazakarligin her turune her yerde bir miktar kusku ile bakarim.
Yani benim milli degerlerim en yucedir, benim dinim en uludur, benim irkim en saygi duyulacak irktir diyenlere hep kusku ile bakmisimdir.

Benim yazdiklarima saldiran arkadaslarin otomatik olarak beni dinsiz - laik - CHP kampina yazdiklarinin farkindayim ve bu saldirilarin coguna cevap vermeyi dusunmuyorum.

Burada arada bir yazmamin sebebi Suat bey’in genelde seviyeli yazdigi konularda baska bir bakis acisi getirebilir miyim ve belki ilgi ceker seklindeki dusuncem.

Yazilarimdan rahatsiz olanlara tavsiyem ben yokmusum gibi davranmak en akilli yaklasim olur.

Saglicakla kalin.
Erol.

50 freedom { 07.25.07 at 11:50 }

Suat bey,

Şu “siyasetten anlamama” nasıl oluyor biraz anlatır mısınız? Merak ettim de. Ben toplumun siyasi yönelimini anlamadığımı kabul ettim. %46′nın nasıl olup da böyle bir seçim yaptığını seçimden önce anlayamadığımı açıkça kabul ettim. Olay bu kadar. 26 numaralı yorumumum da bu konuda birşey yazmadığımı görüyorum şimdi. 45 ile 26 arasında bir çelişki olmadığı da çok açıktır. Seçimden önce AKP’nin oyunu artırmasının saçma olduğunu düşünüyordum ama şimdi görüyorum ki ortada başka bir seçenek yokmuş. Seçeneksizlikten ötürü böyle büyük bir oy oranına ulaşılmış. İnsanlara gerçekçi umutlar veren başka bir parti yokmuş. Bunları şimdi görüyorum. Ama yine de gelecekte de seçimlerdeki oy oranlarıyla ilgili iddialı şeyler söylemem. Ama o kadar. Yani siyasi konularda yorum yapmam diye birşey yok.

51 BetüL { 07.25.07 at 12:53 }

“Laik Erol - L.E L. Erol turu hitaplar ile kendi akillarinca beni “kucuk gorduklerini” gostermeye calisan ve soru soruyor pozuna girip aslinda sadece yazimin uzerinden yorum yapan ve dogru yanlis bir suru sey cikartan kisilere direk olarak cevap vermeyecegim, hak etmiyorlar. ”

: )

Rumuzunu kendisi secip, kendisine rumuzuyla hitab edildiginde bu kadar bozulan birini daha gormedim. Bu ne alinganlik boyle? Asiri kendine guvensizlik ve komplexlilik kokuyor.

Izlenimlerde “serefsiz” rumuzlu bir arkadas vardi, kendisine rumuzuyla hitab edildiginde ve -ben de dahil- turkceninin lastikligi kullanip sunduruldugunde bile sizin kadar tepki vermemisti.

52 çuvaldız { 07.25.07 at 13:54 }

“Bu sayfalari okuyan ve ictenlikle her tur fikire ilgi duyanlar icin:”L.Erol
Erol bey,
Ben de bu sayfaları okuyanlardan biriyim ve içtenlikle de yazdıklarınız üzerinde düşünüyorum ama ne yapabilirim ki düşünürken yeni sorularım oluşuyor ve bunları da size sorma ihtiyacı duyuyorum.Anlamak ve bilebilmek için,yoksa dediğiniz tarzda sizi alt etmek,küçümsemek yada başka her ne olumsuz düşünce aklınıza geliyorsa onun için değil.Anlaşılan sizin,sizden farklı düşünenler için oluşturduğunuz önyargı duvarlarınızı aşmak pek mümkün değil.(en azından benim için)
Bu hitap sorununu çözdüğümüzü düşünerek yazmış ve oldukça da hassas davranmıştım oysaki.
“Benim yazimin ana fikri gayet acik.”L.Erol
Benim için yazdıklarınız çok açık olmadığı gibi ayrıca çelişki de taşıdığından size bazı sorular sormuştum.(şimdi yine bu soruları tekrar etmemi söyleyeceksiniz ama üzgünüm yukarda yorum halen duruyor cevap vermek istediklerinize yada cevabınız olduğunu düşündüğünüz sorularıma karşılık yazacak bir şeyleriniz var ise yazarsınız diye düşünüyorum.
Kutsal değerlerden bağımsız politika;hissetmeyen düşünmeyen var olma bilinci gelişmemiş insan demek olur ki yönetim sistemlerine ihtiyaç duyduğumuz sürece insan olarak bunlardan soyutlanmamız mümkün değil.Belki atladınız ama insanca yaşamak diye tanımlanan şey insanların bu kutsal değerlerini arzu ettikleri en kısıtlamasız şekilde yaşamaları hedeflenir.Tek koşul”dayatmasızlıkltır”.
Anlamadığınız şu;kutsal değerler dediğiniz şeyi kullanarak politika yapılabiliyorsa o değerlere karşı çıkılarak da politika yapılabiliyor demektir.Karşı çıkmak,varken yok saymak da bir çeşit aynı değerler üzerinden politika yapmak değil midir?
Bazı ülkeler,diyorsunuz sistemler mekanik değildir.Kültürlerden ve o kültürlerin oluşmasına asıl sebep teşkil eden aynı coğrafyayı paylaşan insanlardan etkilenir.Hiçbir yönetim sistemini kes-yapıştır yapamazsınız,aynı sizin muhafazakarlığı tek bir tanım potasına koyup üzerini karalamanız gibi.
Dediğiniz gibi sol,sağa kaymış renk değiştirmiş ise zamanın düşünceler,ideolojiler üzerinde etkisi mutlaktır.Geçmişin solcusu,yada muhafazakarı ile günümüz teknolojisi ve globalleşen ekonomisinde gelişen,değişen düşüncelerle tanımlanan yeni siyasi bakış açıları olabilir ve olmalıdır da.Bugün muhafazakar AKP nin merkeze kaydığını ve milli görüş gömleğini çıkardı diyenler sadece bu partiyi destekleyenler değil aksine muhalif olanlar.
Şu mantığınızı kesinlikle anlamadım;siz solcusunuz ve azınlıkların yanındasınız,iyi de zengin dediğiniz kesim de azınlık eğer çoğunlukta olsalardı sizin de vurguladığınız cahil,eğitimsiz ve fakir çoğunluk olmazdı ve o zenginlerin oluşturduğu muhafazakar partilere oy vermezlerdi.
Azınlık derken hakları ihlal edilenlerin etnik kimliklerine bakmadan yanındayım diyorsanız bunun için sayılara bakılmaz derim.Sizin de dediğiniz gibi çoğunluğun hakkını ihlal eden azınlıktan bahsediyoruz;şu sen bilmezsin,sen seçemezsin diyen gerekirse kuvvet kullanandan.
Kuşkulu gözlerle sorgulayıcı bakmak güzel de öncesinde sorgulamak ile suçlamak arasındaki anlam farkının da ayırdında olabilmek gerek.(ki ben de sizi düşüncelerinizle suçlamıyor sorgulamaya çalışıyorum)
Siz,Suat beyin yazdıklarından sonra belki düşünceleriniz ilgi çeker farklı açılımlar yaratabilirim demişsiniz,evet farklı açılımları başlatıyorsunuz da detaylarda hep hitaba takılıyorsunuz.
Tüm bu yazdıklarımdan sonra umarım şunu anlamışsınızdır;kendi adıma yazdıklarınızdan rahatsız olmuyorum ve sizi yok saymak benim için mümkün değil. Fikirlerinizde sizinle hemfikir olmadığım için sizi yok saymak benim anlayışıma oldukça ters.Kendi yaptığınızı başkalarına sizden istemedikleri halde tavsiye etmeyin derim.
Saygılarımla.

53 Yola Devam Ağalar! { 07.25.07 at 15:17 }

Yola Devam Ağalar!

Akpciler bayram ediyor! Halkımız bayram ediyor! Herkes hemfikir bunun büyük bir zafer olduğuna. Kimsenin kuşkusu yok. Halk tokat atmış! Asıl halka tokat atıldı. Kimsenin haberi yok!

Öyle derin siyasi tahlillere girecek değilim. Koskoca bir oyun sahnelendi bu ülkede. Akbabaların, üçkağıtçıların, sermayedarların, İslamcıların, zorbaların, derin devletçilerin, toplum mühendislerinin, hortumcuların, tüsiadçıların, yabancı sermaderların, alçakların, katillerin, Pkkcıların, barzanilerin, tandoğancıların hep birlikte sahnelediği bir oyundu bu. Bu ülkede bu oyun hep oynandı. Yıllardır oynanıyor. Dünyada yıllardır oynanan oyunlara da çok benziyor üstelik bu oyun.

İnsanlar, milliyetçi duygularla, din duygularıyla, vatan-millet-bayrak edebiyatıyla hep sömürüldü bu ülkede. Sonra Akp iktidara gelsin diye herkes elbirlik etti. Mağduriyetler sağlandı. Cumhurbaşkanı seçimi, e-muhtıra tantanası. Sonra en acısı, şehit cenazeleri! Chp ile danışıklı dövüş. Horoz dövüşü! Dindarlar yıllarca “aman Chp gelecek diye kandırılıyor zaten! Bu nasıl dindarlık! Aman oylar bölünmesinmiş! Cumhuriyet’in kazanımları tehlikeye girecekmiş. Bunlar mı tehlikeye atacaklarmış o kazanımları!

Cumhurbaşkanlığı seçimi oyunun en son perdesiydi. Sanki 2 yıl önce bu beyzade dönekler konuyla ilgili yasaları değiştirip Gül hazretlerini seçtiremeyeceklermiş gibi. Son dakikaya kadar beklediler. Ordu ve CHP de koltuk çıktı bunlara. Sonra ver elini %46! Neymiş efendim. Bu ülkede bir devrimmiş!

Son 10 yılda Akpci zihniyetin bu ülkeye oynamadığı oyun kalmadı. Refah-Yol döneminde Gül ve Erdoğan’ın ayak oyunları, kendi partilerini baltalama girişimleri, ABD’de masonik çevrelerle yaptıkları pazarlıklar, kendi partilerini bölme girişimleri, sonra akbaba gibi o partinin kapatılmasını bekleyip kendi partilerini kurmaları. Gül ne demişti o zaman hatırlayın: “Biz dincilerin, dindarların partisi olmayacağız!” Oysa herkes ne çabuk unuttu Tayyip Erdoğan’ın Afganlı Gülbeddin Hikmetyar’ın dizlerinin dibinde çekilmiş fotoğraflarını! Babalarının sakalına, eşlerinin başörtüsüne bile saygıları yok bunların! Yok zorla kapanmış eşi, yoksa dini bir anlamı yokmuş örtünmesinin. Bu kadar alçalır mı bir insan! Neysen osun! Ne demişti M. Ali şahin efendi: “Başörtüsü bu ülkede %1,5’un sorunudur” Mecliste tam 200 vekilin eşi başörtülüydü beyim! Sen kimi kandırıyorsun? Sen bu safdil dindarları, yıllarca ezilen dindarları kandırabilirsin ancak! Kendinden utanan, ezik adamlar sizi!

Zavallı dindarlar da kanmış bunlara. İhl’leri açacak ya güya bu beyzadeler, katsayıyı düşürecekler ya, ama neymiş efendim “başörtüsü için kurumsal mutabakat gerekiyormuş.” Önce toplumsal mutabakat, şimdi de kurumsal mutabakat!

Son 5 yılda dindar insanlar hep sustular. Birbirlerini susturdular. “Aman biz iktidardayız, sakın muhalefet etmeyin, ses çıkarmayın arkadaşlar!” Yazık! Çok yazık! Bu mirasyediler gelip sorunlarını çözecek diye beklediler. Avuçlarını yaladılar sonra. Neymiş, ordu üstlerine geliyormuş, Chp çok yükleniyormuş, Sezer engelmiş. Vah vah! Kaç milletvekili istiyorsunuz siz kardeşim? 500’ünü alsanız bile göstermelik vaatlerinizi gerçekleştiremezsiniz bu ezik kafayla.

Akp içinde Tayyip Erdoğan’a mistik özellikler yüklendiğini, bazılarının onu Mehdi gibi gördüğünü biliyor musunuz? Geçen seçimde “Erbakan da bizi destekliyor ey milli görüşçüler, oylar Akp’ye” diyerek oy topladıklarını biliyor musunuz? Arkadaşlar dindar mı görmek istiyorsunuz siz? Kendinden utanan, geçmişinden utanan, güya hoşgörü adı altında göstermelik olarak gayrimüslimleri destekleyen, misyonerlere göz yuman ve kendi öz değerlerinden utanan bu Akpciler onlara öyle güzel örnek oldular ki. Önceden kadınlarla tokalaşmayan adamlar şimdi onlarla kucak kucağa. Bu adamların yanında eskiden bir sürü sakallı, çarşaflı insan vardı. Nerde bunlar! Afişlerinde yok! Miting resimlerinde yok! Hepsi sakallarını mı kesti bunların! 10 yıl önceki konuşmalarına bir bakın Tayyip Erdoğan’ın. Bir de şimdiki hallerine. Dindarlara özel tatil beldelerinde soğuk sulara bırakıyorlar kendilerini artık, sekreterlerine sarkıyorlar sözüm ona bu dindar adamlar; patronlar, metres tutamayınca 2. eş olarak ev tutuyorlar onlara. İhalelerdeki rezaletlerin bini bir para! Kimin parasını yiyorsunuz siz! Siz nasıl hemen de yiyici oldunuz böyle! O çok üstüne gittiğiniz, pislik attığınız Chp bile bu kadar yemedi bu ülkede!

Geçmişi hatırlayın! Şiir okuma mağduriyeti, cezaevi mağduriyeti. Siirt seçiminin iptali. Beyzademizin meclise girmesi. Başbakan olması. Ve kutlu mutlu Akp dönemi. Yapmadıkları rezillik kalmadı. En önemli kurumları haraç mezat sattılar. Türkiye’den, İncirlik’ten Irak’a 4.900 sorti yapıldı bu ülkede haberiniz var mı? Milli Savunma Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlar bunlar. Ve orda camiiler bombalandı. İnsanlar, çocuklar, kadınlar katledildi. Kültürel varlıklar, bir medeniyetin mirası yok edildi. İnsanlar mezhep farklılıkları kullanılarak acımasızca öldürüldü. Sonra Gül ne dedi: “ABD ya da Irak, Kuzey Irak’taki boşluğu doldursun. Yoksa biz dolduracağız.” Sen Türkiye gibi bir ülkenin dışişleri bakanı olarak nasıl böyle bir açıklama yaparsın? Nasıl olur da bu işgali tanırsın? Nasıl bu insanlar kendi özleriyle bu kadar ters düşebilirler? Nasıl bu kadar alçalabilirler?

Borsa’nın %70’i, bankaların %40’tan fazlası yabancıların elinde. Ama globalleşme, küreselleşme var değil mi canım! Ne güzel! Dünyaya açılıyoruz. Sonra? İhracatın %25’ini yabancı şirketler yapıyor bu ülkede. Ne diyordu maliye bakanı: “Babalar gibi satarız! Kar edeni de zarar edeni de satacağız! Parayı veren düdüğü çalar! Ruslara da satarım arkadaş! Ne banka bırakacağız, ne fabrika, ne de işletme! Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız!” Sen ne satıyorsun kardeşim? Kimin malını kime satıyorsun? Hadi satıyorsun da nedir bu söylemler! Kabadayı mısın sen! Babanın malını mı satıyorsun! Kaç para aldın Ofer’den? O parayla mı aldın oğluna gemi! Utanmadan bir de göğsünü gere gere açıklama yapıyorsun! Daha da tuhafı şu Beyaz Türkler! Ve sonradan Beyaz Türklere özenen dindar Türkler! Yıllarca, paradan para kazanan büyük hortumcu, Tüsiadçı ve onlara sonradan katılan Müsiadçı büyük iş adamları! Akp gelsin iktidara diye bas bas bağırdılar! Akp ile yola devam! Neden mi? Patronlar çok kazanıyor çünkü! Ama 4,5 yıl önce 217 milyar dolar borcumuz vardı, şimdi 400 milyar dolar borcumuz var. O kadar sattınız! Nerde bu para arkadaş! Nerde!

O kadar asker öldürdüler. Mayınlar, pusular! Onca ocağı yaktılar! 30 yıl boyunca bu ülkenin başına Pkk’yı musallat ettiler. Sıkıştıkça onu kullandılar. Neymiş efendim. Türkiye kuzey Irak’a girecekmiş. Bizimkiler yalandan kafa tuttular. Girmeyiz! Gireriz! Üç beş soytarı feodal alçakla çelik çomak oynadılar. Hem vatanseverlik yaptılar hem de başka güçlerin ekmeğine yağ sürerek miting kürsüsünden “urgan atma” düşüklüğünü bile gösteren Mhp’yi itelediler meclise böylece. Ya Mehmet Ağar-Erkan Mumcu komedisi! Kim çekti bu adamların kuyruklarını son dakikada? Şimdi görevlerini ifa etmiş olmanın rahatlığıyla köşelerine çekildiler. Zamanında aynı görevi yüklenen onbaşı Mesut tekrar milletvekili seçildi bu ülkede! Nasıl yutarsınız bunları? Nasıl görmezsiniz? Her şey Akp için öyle mi! Her şey Akp yola devam etsin diye! Yola onlar mı devam ediyor acaba gerçekten? Kim devam ediyor arkadaş? Kimin yolu bu?

Maliye bakanının türlü türlü şerefesizlikleri, peşkeşçilikleri, Galata-Port rezaleti, oğullarına aldıkları gemiler. Tayyip Erdoğan diyor ki: “Ne varmış canım! Sen de alabilirsin! 300 bin dolar o gemiler!” (A. Burak Erdoğan’ın aldığı o gemi tam 3 milyon dolar, Maliye bakanının oğlu ve Osman pepe’nin oğlu 9 trilyon teşvik alıp Çin’de gemi yapıyorlar, Binali Yıldırım’ın feribotçu oğlu, Merril Lynch’te çalışan Gül’ün oğlu! Utanın biraz utanın! Nerden buluyorsunuz bu parayı kardeşim siz? Kimsiniz siz? Yerden bitmeler, görgüsüzler sizi! Daha 10 yıl önce kaşık tutmayı bilmiyordunuz?) İstesek taksit de yapabiliyorlarmış bu gemilere, biz de alabilirmişiz! Oğlunu ABD’de okutabilir mi bir başbakan, sorarım size! Dünya bankasında çalışıyormuş küçük beyzade! Dünya bankasının ne olduğunu, İMF’nin ne olduğunu biz biliyoruz!

Geçmişi hatırlayın! Bir ara Yaşar Yakış denen bir adam vardı hatırlıyor musunuz? Bu adamı dış işleri bakanı yapmışlardı bu ülkede! Bu ve Ali Babacan ABD’ye tezkere için “at-pazarlığı” yapmaya gitmişti. Bush gibi bir gerizekalı bile alay etmişti bunlarla. Kemal Derviş’i unutmadık biz! Ama o adam hiç değilse ABD’nin tahsilat görevlisiydi. Bunlar kendilerini de satmaya, pazarlamaya çalıştılar. Sonra bir Ömer Çelik vardı! Duygulu bakanım benim! Nerde bu adam? Egemen Bağış, Cüneyt Zapsu! “Kullanın bu adamı” diye akıl verdi Abdliler’e bu Cüney Zapsu denen satılmış! Sen kimi kime kullandırıyorsun arkadaş! Sözünü ettiğin adam bu ülkenin başbakanı! Zavallı başbakanı! Bu beyzadelerin nasıl da çevresi varmış ABD’de, Musevi lobilerinde. Daha 10 yıl önceden hazırlamışlardı Akpcileri bugünlere. Biz de halk tokadı vurdu diye seviniyoruz? Kim kime tokat vurmuş! Yazıklar olsun!

ABD’li askerler sağ salim evlerine dönsün diye dua eden bir başbakanınız var! Utanmıyor musunuz hiç! “Irak’ta savaşan Kahraman Amerikan askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmesi için dua ediyoruz.” (Wall Street Journal) Sonra ne demişti beyzade hatırlayın: “Amerika bizim dostumuz, müttefikimiz ve stratejik ortağımızdır” Hangi strateji bu! Ne stratejisi! Peki bu stratejiler içinde bizim askerlerimizin yeri ne peki? Başına çuval geçirilen, şehit edilen askerlerimiz ne??? Irakta onca ölen çocuklar ne? Hepsinin elleri yakanızda olacak! Onların kanında boğulacaksınız hepiniz!

İş istemeye gelen insanlara hakaret eden, “haydi ananı al da git buradan diyen”, çiftçilere “gözünüzü toprak doyursun” diye fırça atan, toplu iş görüşmelerinde “dua edin ki işiniz var” diyen, Alman başbakanına “yahu ben memurluk maaşıyla geçinemiyorum, allahtan ticaret yapıyoruz da kurtarıyoruz işi” diye yakınan br başbakanımız var! Kültürsüz, görgüsüz, sonradan görme, sinirli, bir fabrika müdürü gibi davranan bir başbakan! Gurur duyuyor olmalı herkes bu kasımpaşalı, bu surdibinden gelme adamla! Bu nasıl bir başbakandır. Nasıl kanarsınız bunların sahici olmayan tavırlarına? Ne biliyor bu adam! Bu kadar kültürsüz, görgüsüz bir başbakan gelmiş midir bu ülkeye?

Bütün herkes bunları destekledi. Basın, gazeteler. Perihan Mağden bile! Düşünebiliyor musunuz? Bu ülkede onurlu bir aydın yok mu? Bu oyunu bize, insanlara anlatacak bir adam yok mu? Arkadaşlar bizim başbakanımız ABD’nin BOB planının eş-başkanı. Bunu övüne övüne söylüyor utanmadan. BOB planı nedir? Fas’tan Endonezya’ya kadar olan bölgedeki kültürsüz, vahşi Müslümanları evcilleştirip onlara demokrasi ithal etmek ve hepsini ABD’nin vilayeti yapmak, kuzu kuzu olacak hepsi. Neden? Çünkü artık SSCB yok. Bir düşman gerekiyor bunlara. O da İslam! Terörist Müslümanlar! Sen git adamın başına dünyaları yık, sonra o da kendini, vatanını, namusunu savunsun. Sen ona terörist de! Guraypleri kur, Guatanamoları kur! Kadınlara tecavüz et! Çocuk katilleri, terörist eğitmenleri, kan içiciler sizi! Sonra Afganistan’ı vur! Üsame’yi, CIA’de yetiştir, eğit. Sonra Müslümanların başına bela et. Saddam’ı yetiştir, palazlandır. Sonra vur kafasına. Kafasına vurulan Saddam değil! Müslümanların kafasına vuruyorlar. Sonra İran, Suriye! Senin ne işin var burda? İsrail’in güvenliği için her şey. Lübnan’da kan dökmek için. Bizim askerlerin Lübnan’da ne işi var sorarım size? Afganistan’da ne işi var? Vatan mı müdafaa ediyoruz orda? Sen önce PKK’yı yıllarca destekleyen ve kapısında 40 yıldır beklediğimiz Avrupalılardan hesap sorsana. Kore’de ne işimiz vardı bizim? Kimi kandırıyorsunuz siz? Kıbrıs’ı peşkeş çektiniz de Allahtan adamlar kabul etmedi. Bu nasıl bir dış politika? Bir devlet bu kadar küçülebilir mi?

Şimdi bayram ediyorsunuz öyle mi?

Irkçı Emperyalistler ve siyonistler de bayram ediyor!

Yola devam öyle mi?

Hangi yola devam?

Küresel sermayenin gözbebeği olduk sayenizde!

Fırsatlar ülkesi oldu Türkiye!

Yola devam beyzadeler!

Yola devam sevgili halkım!

(Bu arada Zülfü Lİvaneli’nin Vatan Gazetesi’ndeki köşe yazısını ve Haber7.com’daki haberi “Yola Devam eden” Akplilerin dikkatlerine sunuyorum)

http://www.thelosthighway.blogcu.com

54 TT { 07.25.07 at 17:11 }

Suat Bey
Üstteki “yola devam ağalar” yazısını sondaki link haricinde tamamen silin lütfen.
Çok uzun vede sıkıcı…
kimsenin sonuna kadar okuduğunu / okuyacağını zannetmiyorum.
Blogunuzu çöplüğe çevirmeye kimsenin hakkı yok..

55 çuvaldız { 07.25.07 at 17:24 }

Eğitimsiz cahil halktan oy aldığı iddia edilen AKP nin,seçim sonuçlarını yerinde tahmin eden Kondanın araştırmasının 18.sayfasında yer alan eğitim,cinsiyet ve yaşa göre düzenlenmiş tabloya bakılırsa, bu ithamı hak etmediği görülebilecektir.

18-28 yaş aralığında üniversite mezunu seçmenden aldığı oy oranı,AKP nin kısa geçmişine bakılarak değerlendirilirse çok farklı sonuçlara varılabilir(siyasi,ekonomik gelecek açısından yeni neslin eğilimini görebilmek adına)

18-28 yaş lise mezunu (yani geleceğin potansiyel üniversite mezunu yada çalışanı) seçmenlerin oy oranları CHP nin kat ve kat üzerinde. (kadın ve erkekte de)

44 yaş üzeri eğitimli kadın seçmenlerin AKP ve CHP oyları arasındaki % farklılığı oldukça yüksek bir oranla CHP lehineyken 18-28 yaş aralığındaki üniversite mezunu kadın seçmenlerin oyları arasında iki partinin oy farkı sadece % 8.

Bir yorumcunun yazdığı;kadınlar eğitim aldıkça doğru yolu bulacaklardır cümlesine istinaden bu tabloya bakma ihtiyacı duydum.Benim edindiğim izlenim,kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe CHP ve AKP gibi iki farklı siyasi eğilim arasındaki oy oranı farklılığı kapanıyor.

AKP kısa geçmişinde gelecekteki eğitimli kadın yada erkek seçmenlerin umudu olduğuna, en azından şimdi bu parti onları cezbettiğine göre çoğunluğun dillendirdiği “cahil halk yanlış seçim yaptı” söylemi pek de sayılarla doğrulanmış gibi görünmüyor.

56 çuvaldız { 07.25.07 at 17:27 }

Suat bey,bu yazı bir çeşit el ilanı gibi Bekir bey’in sitesinde de gördüm.Sizin deyişinizle hala gaz sancısı çekenlerin bir çeşit hazım sodası gibi bırakın kalsın.

57 T. Suat Demren { 07.25.07 at 18:30 }

@TT,

Yazsınlar sevgili kardeşim, -Çuvaldiz Hanim’in dediği gibi- içlerini döksünler..

Hakaret ve tekfir olmadıkça burada sansür yok. :-)

Selamlar.

58 Laik Erol { 07.25.07 at 20:06 }

Suat Bey,
Sansur isteklerine yuz vermemekle cok haklisiniz.
Verilen linkte cok kaliteli diger yazilar ve baska linkler var, tavsiye ederim

http://www.thelosthighway.blogcu.com

Yazi benim ilgimi cekti.
Tek cikaramadigim sey “oyun oynayan” gucun tam olarak ne oldugu konusu.
bence ortada bir cok oyun var, ama aktorler kendi istegi ile katiliyor.
Bunlarin icinde bir kesim iyi niyetli de olabilir, yada oyle olduklarina kendilerini inandirmis olabilirler ve elde ettikleri kazanimlari bu da benim hakkim diye dusunuyor olabilirler fakat bu gercekleri degistirmez ve bu oyunlardan kimlerin en cok kazancli ciktigi konusunda cevaplari ilerde gorecegiz.

Benim gordugum ekonomik iyilesme ve buyume henuz buyuk oranda tuketim artisi ile oluyor gibi.
Yani sicak para giriyor, TLsinin degeri yukseliyor, degerli para ile ithalat yapmak ve tuketimin artmasi mumkun oluyor, ozellestirme ile bunun bir kismini finanse ediyoruz, bu arada ihracatimiz miktar olarak artmasada dolar uzerinden bakinca artmis gibi gorunuyor
Olusan cari acikla ilelebet bu devam etmeyecektir diye korkuyorum, umarim halkin bugun gordugu ekonomik iyilesme gercekten saglam temellere baglidir.

Hitap konusunu tekrar tartismaktan biktim.
Kimseye cevap yazma mecburiyetim yok, siz ve baskalari bana hakaret edilmedigini dusunuyor biliyorum fakat onemli olan benim nasil algiladigim.

Selamlar
Erol.

59 BetüL { 07.26.07 at 05:54 }

Hislerinize gore pispislanacaginiz yer fikir blogu degil Erol bey.

60 Laik Erol { 07.26.07 at 07:54 }

Betul hanim,

Fikir tartismasina girebilmek herkesin harci degil.
Diyalog kurdugunuz insanin fikirleriyle ugrasmak yerine kisisel saldiri yapma yolunu secmek icin insanin gercekten (sizin deyiminizle) kompleks sahibi olmasi lazim.

Siz kendiniz yazmissiniz :

Izlenimlerde “serefsiz” rumuzlu bir arkadas vardi, kendisine rumuzuyla hitab edildiginde ve -ben de dahil- turkceninin lastikligi kullanip sunduruldugunde bile sizin kadar tepki vermemisti.

Bana sorarsaniz bu arkadasin fikirleriyle basa cikamadiginiz belli ki “Turkcenin lastikligini” kisisel saldiri icin kullanmaya tenezzul gostermissiniz.
Turkcenin lastikligi benim dilime yakismiyor.

Siz istediginiz gibi kullanmakta serbest-siniz.

Bu da benden size bir hediye..

Yani fikir tartismasinda sinirlenince ve tutarli cevap bulamayinca size verdigim bu tilsimli kelimeleri kullanin : L.E., L. Erol, Laik Erol, Laik bey, L. bey

Boyle yapinca kendinizi cok iyi hissedebilir ve nasil “sundurdum” diye zafer dansi yapabilirsiniz..
Bende en azindan vaktimi harcamaktan kurtulurum ve dise dokunur bir karsit fikir kalmadigini anlamis olurum.

61 millet siz değilsiniz { 07.26.07 at 09:45 }

biz geri kalan illetmiyiz milletin muhtırası diyerek acayip ayrımcı bir yorum yapmışsınız.memleketi amerikaya köle yapmaya, kelleye, sayın barzani ,sayın öcalan ve onlarca şehide mel mel bakan başbakana evet diyorsunuz yani.algılamanızda bir bozukluk mu var arkadaşlar.hepinizi tebrik ederim.taksitli gemiyi,ananıda al git i sayamadım bile.

62 berk-o { 07.26.07 at 10:06 }

L.E., L. Erol, Laik Erol, Laik bey, L. bey ne kadar fikir peşinde olduğunuz gereksiz tavrınızdan belli. Madem hazım sorununuz var isminizin başına koymazsınız bu kelimeyi olur biter.

Ama siz fikirlerle uğraşamadığınızda ve kendi çelişkileriniz ortaya serildiğinde hemen hitap konusunu ön plana çıkarıyorsunuz. Galiba isminizin başına laik kelimesini koymanız bunun için gerekli. Kaçış için, mızıkcılık için, konuyu saptırmak için.

Öncede tartışılan bu konu kabak tadı verdi, başka bir mazeret bulun kendinize, kimse kendinden bir lakap uydurmuyor. Aynı saçma tartışmayı okuyup durmak baydı artık.

63 BetüL { 07.26.07 at 10:32 }

: )))

Nasil da bildiniz : )

Aynen soylediginiz gibi derin fikirleriyle basedemeyince sundurmustum. Hediyeniz icin tesekkur ederim, de ben zaten istedigimde kullaniyordum turkcenin lastikligini.
-Cok merak ettiyseniz bulup okuyabilirsiniz; izlenimler -

Sizin verdiklerinizle mi sinirli kalmaliyim yoksa kendi yaraticiligimi da kullanabilir miyim?
Mesela L.E.B ya da LEB desem de olur mu?

Boyle yapinca kendinizi cok iyi hissedebilir ve nasil “sundurdum” diye zafer dansi yapabilirsiniz..

Hay Allah! Nasil da biliyorsunuz. Hem oyle yapinca cok iyi hissederim kendimi hem de arkasindan zafer dansi yaparim. Bu kadarina da inanamiyorum dogrusu. Medyum Memisle bi akrabaliginiz mi var?

Falima da bakin bari bu sene beni neler bekliyor Erol bey? ; )

Fikir tartismasina girebilmek herkesin harci degil.
Diyalog kurdugunuz insanin fikirleriyle ugrasmak yerine kisisel saldiri yapma yolunu secmek icin insanin gercekten (sizin deyiminizle) kompleks sahibi olmasi lazim.

Mizikci cocuklar gibi size hitaben yazilmis uzuun bir yaziyi ve sorulan sorulari ;
““Laik Erol - L.E L. Erol turu hitaplar ile kendi akillarinca beni “kucuk gorduklerini” gostermeye calisan ve soru soruyor pozuna girip aslinda sadece yazimin uzerinden yorum yapan ve dogru yanlis bir suru sey cikartan kisilere direk olarak cevap vermeyecegim, hak etmiyorlar. ”

diye gecistirmek fikirlerinize duydugunuz guvenin, size hitab sekillerinin hepsinden “nem kapmaniz” kendinize ve rumuzunuza duydugunuz guvenin gostergesi olmali.
Ne cevap verememe beceriksizligi ne de ozguven eksikliginden kaynaklanan her okuzun altinda buzagi arayan tiplerle bir alakaniz yoktur. Eminim.

Bu da benden size bir hediye olsun. Turkcenin lastikligini de araba lastigini de hem kullanmakta hem kullanmamakta serbestsiniz. Bu kiyagimi da unutmayin ona gore.

64 Laik Recep Tayyip - Erol Bey { 07.26.07 at 17:52 }

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Ben, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinin başbakanıyım. Laik bir devleti savunma anlamında ben laikim ama İslam’ın karşısına koyduğunuz zaman o anlamda değilim. Çünkü devlet laiktir, o noktada ben laikim” dedi.

Isteklere, baskilara dayanamayip Rumuz degistirmeye karar verdim.
Rumuz sevdalisi arkadaslar bundan sonra bana “Laik Recep Tayyip” diyebilirler.

Isteyenler - dostlar kisaca Erol Bey demekte serbestler.

Umarim bu tartismalar son bulur.

Erol.

65 Betul { 07.26.07 at 18:13 }

Nem kapma huyunuzdan vazgecerseniz kolayca son bulur.

Her seferinde uzun uzun Laik Erol diye sizden alintilamak yerine kisaca “L.Erol” veya “L.E” denmesini kompleks yapmayi birakirsaniz son bulur.

Her cevap veremeyisinizde ya sorulan sorulari gormezden gelmeyi ya bir onceki ayni sozunuzu aynen tekrarlamayi ya da “ama bana L.E dedii konusmuyorum iste kustum” mizikciliginizi birakirsaniz son bulur.

Hala anlayamamissiniz bravo!
Bu kadar anlayamama ozel bir caba gerektirmeli herhalde. Basbakanin bu sozlerine burdaki hemen herkes imzasini atar. Kimsenin sizinle “LAIK” oldugunuz icin derdi yok, kivirma, gormemezlikten gelme, mizikcilik yapma, herseyden nem kapma huylariniz bayginlik getiren!

66 Betul { 07.26.07 at 18:14 }

Le-Re-Te-E

diyebiliyo muyuz simdi : ))))

67 Lazrail { 07.26.07 at 18:23 }

53 numaradaki yorumu yapan arkadaşımıza teşekkür ediyorum.Burada önce iyi niyetle yola çıkan ki, bu kişinin ilk dönemdeki fikriyatını şu veya buşekilde yakından bilen birisiyim ve daha sonra eğriyi doğruyu birbirine karıştıran bir kimsenin dramı olup hepimize örnek olmalıdır.
Kimileri o kişinin yılmaz savunucusu, kimileride amansız karşıtı olabilir,ama gerçek her zaman gerçektir.Şimdi bu sözüme çok kızacaksınız ya genede söyleyim kim dinle oyun oynarsa,oyunun alasını görür.

68 Laik Recep Tayyip - Erol Bey { 07.26.07 at 18:40 }

Cuvaldiz hanim,

Hitap sorunu bir olcude asildigina gore devam edelim :

Kutsal değerlerden bağımsız politika;hissetmeyen düşünmeyen var olma bilinci gelişmemiş insan demek olur ki yönetim sistemlerine ihtiyaç duyduğumuz sürece insan olarak bunlardan soyutlanmamız mümkün değil.Belki atladınız ama insanca yaşamak diye tanımlanan şey insanların bu kutsal değerlerini arzu ettikleri en kısıtlamasız şekilde yaşamaları hedeflenir.Tek koşul”dayatmasızlıkltır”.
Anlamadığınız şu;kutsal değerler dediğiniz şeyi kullanarak politika yapılabiliyorsa o değerlere karşı çıkılarak da politika yapılabiliyor demektir.Karşı çıkmak,varken yok saymak da bir çeşit aynı değerler üzerinden politika yapmak değil midir?
Bazı ülkeler,diyorsunuz sistemler mekanik değildir.Kültürlerden ve o kültürlerin oluşmasına asıl sebep teşkil eden aynı coğrafyayı paylaşan insanlardan etkilenir.Hiçbir yönetim sistemini kes-yapıştır yapamazsınız,aynı sizin muhafazakarlığı tek bir tanım potasına koyup üzerini karalamanız gibi.

Benim muhafazakar insanlara veya kutsal degerlere karsit bir yaklasimim yok.
Dindar - muhafazakar insanlar genelde ic huzura kavusmus insanlardir ve eger bagnaz degil ve diger dinleri kotulemiyorlarsa, bu tur insanlarla iyi gecinmek cok kolaydir.
Ayni sekilde bir miktar milliyetci gurur sahibi olan ve diger milliyetler hakkinda pesin hukum sahibi olmayanlar yine benim icin muteber ve iyi gecinilebilinecek insanlardir.

Benim problemim
1) bu degerler uzerinden politika yapilmasi
2) bu degerleri karalayici politika yapilmasi

Bazı ülkeler,diyorsunuz sistemler mekanik değildir.Kültürlerden ve o kültürlerin oluşmasına asıl sebep teşkil eden aynı coğrafyayı paylaşan insanlardan etkilenir.Hiçbir yönetim sistemini kes-yapıştır yapamazsınız,aynı sizin muhafazakarlığı tek bir tanım potasına koyup üzerini karalamanız gibi.

Gecmiste yasadigim ulkeler (Fransa, Hollanda, ABD..), sik gittigim ve dilini konustugum, politikasini bir miktar takip ettigim ulkeler (Italya, Isvicre, Belcika, Kanada..) bunlarin hepsinde muhafazakar partiler benzer sekilde azinlik dusmanligini one cikarmalari bir tesaduf degil..
Bizde “ya sev ya terket” diyenler bunlardan farkli degil..

Şu mantığınızı kesinlikle anlamadım;siz solcusunuz ve azınlıkların yanındasınız,iyi de zengin dediğiniz kesim de azınlık eğer çoğunlukta olsalardı sizin de vurguladığınız cahil,eğitimsiz ve fakir çoğunluk olmazdı ve o zenginlerin oluşturduğu muhafazakar partilere oy vermezlerdi.
Azınlık derken hakları ihlal edilenlerin etnik kimliklerine bakmadan