Güncel T. Suat Demren - 02 Temmuz 2007 05:10 pm

“Ankara’da Gölge Oyunları”

Notlarıma bakarken 15 Haziran tarihli Emre Aköz yazısını işaretlediğimi gördüm. Neymiş diye baktım; Emniyet İstihbarat Dairesi’nin eski başkanı Bülent Orakoğlu’nun “Ankara’da Gölge Oyunları” adlı kitabından bahsettiği bir yazıymış.

Ben kitabı okumadım. Normalde bu tip istihbaratçı kitaplarına da mesafeliyimdir ama Aköz bu konuda güvenebileceğim bir isim olduğundan okumayı düşünüyorum.

Aköz yazısında şöyle diyor:

Sadece arkadaşlarıma ve meslektaşlarıma değil, bu köşenin tüm takipçilerine öneriyorum: Diğer tüm kitapları bir yana bırakın ve hemen Orakoğlu’nunkini okuyun. Merak etmeyin, böyle yaparak diğer önemli kitaplara haksızlık etmiş olmayacaksınız. Çünkü elinizden bırakamayacağınız için, birkaç saatte bitirecek ve böylece hemen diğerlerine dönebileceksiniz.

Yazısının devamında da kitapta anlatılan bazı olaylara geçmiş Aköz. Kitaptan bazı başlıklar:

Kızıl Elma Koalisyonu ve Darbe Hazırlıkları. Genç Subaylar Sendromu. Küre Operasyonu. Danıştay Saldırısı. Atabeyler Operasyonu. 27 Nisan Muhtırası. Batı Çalışma Grubu ve EMASYA. Kırmızı Kitap: Milli Güvenlik ve Siyaset Belgesi.

Bir süre önce basına bir anektod yansımıştı aynı kitaptan, hatırlayanlar olacaktır. Anektod şu:

“Bir süre önce, küçük bir partinin genel başkanı beni Armada Alışveriş Merkezi’ne yemeğe davet etti. Kimlerle beraber hareket ettiğini anlattı. Amaçlarının hükümeti devirmek olduğunu ve yakın bir zamanda harekete geçeceklerini söyledi. Dedi ki, ‘Biraz önce saydığım gerekçelerle hükümet gidiyor. Ben bir iki ay sonra başbakanım. Eğer stratejinizi bu şekilde götürmeye devam ederseniz sizin ve çocuklarınızın bundan sonra devlet hizmetinde yer alması mümkün değildir. Ama şu andan itibaren bizim dediklerimizi kabul ederseniz size devlet içinde önemli görevler verebiliriz’…”

Aköz bu kısmı alıntıladıktan sonra şöyle yazmış:

Hatırlarsınız: 14 Nisan Tandoğan mitingi için Kadıköy vapur iskelesinde bildiri dağıtan genç kıza, ” Darbecilerin ardından mı yürüyeceksiniz? Aferin size, aferin! ” dediğimi… Bir an donup kalan genç kızın arkamdan, ” Biz Atatürkçü gençleriz ” diye seslendiğini burada yazdıktan sonra eklemiştim: “Beş on yıl sonra, ‘ Darbe heveslileri bizim samimi Atatürkçülüğümüzü nasıl da kullanmışlar ‘ diye hayıflanacak ama iş işten geçmiş olacak.” Ama işte fırsat … Beş on yıl beklemesine gerek yok hanım kızımızın… Bülent Orakoğlu’nun kitabını okuması yeter.

Tabii sadece o değil: Kitabı asıl, ” demokrasiye ve hukuka yürekten bağlı ” CHP’lilerin, MHP’lilerin, mitinglerde bayrak sallayanların ve şehit cenazelerinde hükümet karşıtı sloganlar atanların da okuması gerekiyor. Nasıl büyük bir operasyonla karşı karşıya olduklarını, tuzaklara nasıl düştüklerini anlayacaklar. (O tuzağa Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu gibi yılların siyasetçileri çoktan düştü!)

Bu gibi düzenbazlıkları anlamak için aslen istihbaratçı kitaplarına ihtiyaç yok. Yaşadığımız sürece sağlıklı bir biçimde bakanlar neler olup bittiğini rahatlıkla anlayabilir.

Bu kadar plan proje/ayak oyunu olacak ama aynı zamanda bu ülke demokratik hukuk devleti olacak, he mi? Ört ki ölem.

Yine de ümitli olmak gerek. En azından katakulliler numaralar eskisi gibi tezgah altı yapılamıyor.


Etiketler:

2 Responses to ““Ankara’da Gölge Oyunları””

  1. on 03 Temmuz 2007 at 14:03 1.arif

    Bülent Orakoğlu Susurluk saçılması döneminde Askerlerce tutuklanan üst düzey bir polis müdürü
    idi. Yani iyi saatte olsunların şakası yoktur.
    Denetime gelemezler. Darbelerle Başbakan bile asabilirler. Sağcı solcu binlerce genci işkenceden
    geçirip pasifikasyon uygulayabilirler.
    Bunuda ülkeyi batı sisteminin içinde tutmak için yaparlar.
    İslamcılar ve Sosyalistler baş tehditleridir, çünkü her iki grupta öz olarak paranın tanrısallığına
    teslim olmazlar. Sosyalizmin defteri dürüldü. Moskof alerjisi, dinsizlik korkusu onların haklanması
    konusunda Türkiye derunundan çok faydalanıldı. Ve sosyalizm sistem olarak çöktü.
    Şimdi hedef İslam olunca Laikçiler haricinde cepheye gönüllü bulmak zor oluyor. Zaten onlarında
    çoğunun tuzu kuru. bu yüzden çevrilen dümenler ele yüze bulaşıyor. Samimi dindarlar ve Hakk
    yanlıları bu defa cepheye gönüllü yazılmıyor.
    Dümen dönmüyor, monşerler zorlanıyor. Ankaranın derunu komünizme karşı olduğu gibi, haydi yallah aculluğu
    ile tezgaha düşmüyor.
    Haince eylemler olsada pekçok olay önleniyor ve çeteler yakalanıyor.
    Birde bu şer cephesi ABD ye küfretmeye yeşil ışık yakabilir, ABD yi de Irak batağına bunlar sürüklediler. Şimdide aynı oyunu Türkiye için oynuyorlar. Bu anti-emperyalist sahte söylemleri
    kafaları bulandırmasın.
    Kimmi bunlar, Hudson dalaverecileri neo-con tayfası.
    Bileşke de çok muhkem. Darbe totocusu kızımız ile muhtıracı kocası. Görüşmemci şürekası ile
    sakıncalı görüşülmez personel. Bu toplantı neden açığa çıktı Bülent Orakoğlu biliyorsa onu söyle-
    sin. Bu alçakların bir hesabıda ordumuzu güvenilmez hale mi getirmek. Bugünkü netameli
    denklemden güçlü ve güvenilir bir orduya sahip olmadan geçilemez olmasımı, bu basiretsizlerin
    milletimize kurdukları bu tuzağın nedeni.
    Demokrasiye bağlılık, milletimize ve onun seçimine saygı, tuzaklara düşmeyen saygın bir ordu
    Milli bekamızın olmazsa olmazları bugün. Orduyu dolap çeviren, hükümete karşı başıbozuklar
    alayı gibi gösteren tutumlardan kaçınmak, çok önemli bugünlerde.
    Devlete bağlılık tüm kurumlar için esastır. Dışişleri, İstihbarat kurumları, Milli emniyet tam bir
    bağlılık sergilerken kimse ben buna uymam diyemez.
    ordumuz eleştirilemez değildir, ancak Türklerin sosyolojik olarakda en önemli kurumu olduğunu unutmadan yapmalıyız bu eleştirileri. Nede olsa bin yıllık geleneğin en önemli parçası ordumuzdur
    unutmayalım.
    Kürtleri itip kıran, dindarları horlayan, milletin en yüksek reyine ulaşan liderlere saygısızlık yapan
    her kimse bilelim ki, milletin bölünmesi için cepheye gönüllü yazılmış demektir.
    Faşist neo-con cepheye… Unutmayalım ki bu cephe kendi bekasını, tüm İslam medeniyetinin iç
    savaşlara düşmüş, bölünmüş bir halde olmasında görüyor. Laikçilik oynamak biz Türkleri bu şer
    cephesinden kurtarmaya yetmeyebilir…
    Bir ve bütün, iri ve diri olalım .
    Hakk şerleri hayreyler/zannetmeki gayreyler/arif onu seyreyler/görelim mevla neyler/

  2. on 04 Temmuz 2007 at 01:43 2.Kâzım Mızrak

    # Teşekkürler sayın Arif, tetkik ettiğim kadarıyla bir düşün harmanı hazırlamış olduğunuzu gözlemliyorum..

    Darbelerle Başbakan bile asabilirler. Sağcı solcu binlerce genci işkenceden geçirip pasifikasyon uygulayabilirler.

    23 Temmuz 2007 (seçim sonrası) endişelerimi dile getirmişsiniz..

    İslamcılar ve Sosyalistler baş tehditleridir, çünkü her iki grupta öz olarak paranın tanrısallığına teslim olmazlar.

    Global düzen parayı önder tutmuş günümüzde; sosyalizm (hem de teorik komunizm) ve din bu düzene teslim olmaz diyorum.. dediğimi yaparım, her telden çalarım dedikçiler; ne yazık ki özgürlükte başkalarına sınır tanımıyorlar..

    Şimdi hedef İslam olunca Laikçiler haricinde cepheye gönüllü bulmak zor oluyor.

    Laik(çi) zevatın samimi müslüman veya hristiyan olabileceğini bir türlü idrak edemiyorum.. kendilerini kandırıyorlar, bir gün dinsizliğe doğru gittiklerini fark ettiklerinde kendileri adına iş işten geçmiş olabilir. Laik olalım, ama dinsiz olmayalım; Türkiye’de Laiklik bir dinsizleştrime operasyonu olarak kullanılıyor maalesef. Bu ifademe kızanaların, inçlı bir kimse hüvviyeti ile dini siyasete alet etmeyin diyeceklerinden o kadar eminim ki !!!

    Samimi dindarlar ve Hakk yanlıları bu defa cepheye gönüllü yazılmıyor.

    Bunu anlamak pek zor değil.. Bediüzzaman’a göre meâlen; onlar ile siyasette aşık atmayın.. ya kaybedersiniz, ya da şuûrunuzu yitirip onlara benzersiniz.. şeklinde bir düşünce var, olayı açıklıyor kanaatimce.. . bir de tarif ettiğiniz bu kimseler, meseleyi çözmüşler gibi; yeter, yalan bitti.. hissiyatı ile hareket ediyorlar sanki.

    Haince eylemler olsada pekçok olay önleniyor ve çeteler yakalanıyor.

    Tabii, öyledir de :) bu işte bir hinlik olmasın, arka kapıyı birileri iyi gözetlemeli,: Küçükler yem yapılıyorken, büyükler keyif çatıyor olabilir :P

    Haince eylemler olsada pekçok olay önleniyor ve çeteler yakalanıyor. Birde bu şer cephesi ABD ye küfretmeye yeşil ışık yakabilir, ABD yi de Irak batağına bunlar sürüklediler. Şimdide aynı oyunu Türkiye için oynuyorlar. Bu anti-emperyalist sahte söylemleri kafaları bulandırmasın.

    Çok değerli bir tespit !!! daha önce bu bağlantıyı kuramamıştım, hayıflandım doğrusu :)

    Bu toplantı neden açığa çıktı Bülent Orakoğlu biliyorsa onu söylesin.

    Evet.. haklısınız, öyle her toplantı böyle ifşa mı ediliyordu ! bir kasıtla, konuşulanlar basına sızdırıldı.. sanki çok lazımdı bilmemiz.. . demek ki, birileri için illâ lazımmış.

    Bu alçakların bir hesabıda ordumuzu güvenilmez hale mi getirmek.

    İtiraf ediyorum, bu ayrıntıyı da yakalayamamışım :)

    Orduyu dolap çeviren, hükümete karşı başıbozuklar alayı gibi gösteren tutumlardan kaçınmak, çok önemli bugünlerde.

    Ordunun 27 Nisan 2007 muhtırasına rağmen, hükümet ordu aleyhinde belirli bir propaganda yapmadı yapmıyor.. bu durum hükümet adına memnuniyet verici bence.. oysa ben paşaların siyaset yapmalarına öyle içerliyordum ki. Hükümeti bu mânâda ölçülü çizgiyi koruduğu için tebrik ediyorum.. ama, ordu mensuplarının da sınırları iyi koruyamadığı ortada ! ateş olmayan yerden duman çıkmaz, dedirtmesinler onlar da !!!

    ordumuz eleştirilemez değildir, ancak Türklerin sosyolojik olarakda en önemli kurumu olduğunu unutmadan yapmalıyız bu eleştirileri.

    Orduyu öyle bir güzel eleştiririm ki !!! bugün dünyanın en büyük ordularından birisine sahibiz; yanlış anlamayın, en güçlüsü demiyorum.. genç nüfusunu 18 ay eşşek gibi sürüm sürüm süründüren bir ordumuz var.. neyseki 15 aya düştü. Devlet bütcesinden bu orduyu beslemek için alınan para da cabası !

    Elin oğlu basıyor düğmeye bitiriyor işi, bizimkiler hâlâ dipçik ile vatan koruma sevdasında.. ölmezsen gazisin, ölürsen şehit.. oldu, gözlerim doldu. Bu kafanın değişmesi lâzım.. .

    Genç nüfus asker ocağında harcanıyor, ben bunu bilir bunu söylerim.. üstlerine kölelik edecekleri yerde, vatan için fabrikalarda medeniyet üretsinler. Tabi önce orduya israf edilen para ile fabrikalar açılsın, teknoloji üretilsin tek no lo ji !!!

    Kürtleri itip kıran, dindarları horlayan, milletin en yüksek reyine ulaşan liderlere saygısızlık yapan her kimse bilelim ki, milletin bölünmesi için cepheye gönüllü yazılmış demektir.

    Aldanmayalım öyleyse.. bence, bizimkiler bilerek yapmıyor bunları; kafaları bu kadar basıyor, cehaleten. Şimdi aksini iddaa edersem, vatan haini olduklarını imâ etmiş olurum.

    Unutmayalım ki bu cephe kendi bekasını, tüm İslam medeniyetinin iç savaşlara düşmüş, bölünmüş bir halde olmasında görüyor.

    Hmmm… .. .

    Bir ve bütün, iri ve diri olalım .

    Âmin diyorum, izlinizle ;)

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Önemli

Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

Siz de düşüncelerinizi paylaşın


Kapat
E-posta ile paylaş