Nihayet!
Galiba yavaş yavaş eleştiri kültürümüz yerleşiyor. Ve artık, kendilerini eleştirilemez gören ve bunun aksine bir davranıştan çok rahatsız olan kurumlarımız bile gelen eleştirileri ciddiye almaya başlıyor.
Pekçok kişi 3 aylık askerlerin dağa gönderilmesini eleştiriyordu. Aynı biçimde terörle mücadelede ordunun başarısız olduğuna dair yorumlar yapılıyor ve bu mücadelede profesyonel birliklerin kullanılması salık veriliyordu.
Geçtiğimiz gün, GK gazetecilere komando tugayını gezdirdi; komando eğitiminin nasıl yapıldığına ve mayınlarla mücadele yöntemlerine ilişkin olarak bilgiler verdi.
Hiç kuşkusuz bunlar son dönemde yapılan eleştirilere karşı yapılmış savunma mahiyetinde. Bunu, “eleştiriyi ciddiye alma” ve dolayısı ile “savunma yapma ihtiyacı hissetme” bakımından önemli buluyorum.
Daha da önemlisi komando tugayının profesyonel askerlerden oluşmasının adımlarının atıldığını açıklandı.
İlgili komutan şöyle söylemiş:
Bizim esas operasyonlarımızı komando tugaylarımız yapıyor. Komando tugayını yüzde yüz profesyonel hale getireceğiz. 6 tugay profesyonel olacak. Bu tugayda erbaş ve erler yer almayacak. Bizim mehmetçiğin kahramanlığından şüphemiz yok. Profesyonel olmasını sağlamamızın nedeni devamlılık sağlamak. Önümüzdeki yıl mayıs ayından itibaren başlayacağız eğitime. 2009 yılı mayıs ayına kadar erbaş ve er kalmayacak komando tugayında.
“Nihayet!” diyoruz; nihayet…



58 comments
nihayet ama komando eğitiminin 3 hafta olduğunu sırtlarında 35 kg ile 7-14 km gidebilmelerinin dünya genelinde çok iyi bir sonuç olduğundan da bugün bir haberde dinlemiştim..bu profesyonel komandoluk için yeterli mi?
Çuvaldız hanım,
Benim bildiğim şuanki eğitim 3 ay sürüyor. Dünya standardını bilmiyorum. BU standart neye göre belirlerniyor; bunu belrleyenler bu tip bir gerilla savaşına göre mi yoksa konvansiyonel savaşa göre mi belirliyor bunu da bilmiyorum.
Ama profesyonele geçince bu kişlilerin işi o olacak. Dolayısı ile sürekli eğitim yapacaklar. Başlangıç eğitimi de bu tip bir geçişe göre yeniden düzenlenir herhalde..
Selamlar.
http://www.youtube.com/watch?v=lz4y89hAIxs&mode=related&search=
Ben o kadar sevinmedim. Bunun 90larin ortasinda denenen ‘ozel kuvvet’ (miydi?) isinden tam ne farki olacak? O isin basarisi kadar zarari da olmustu yanlis hatirlamiyorsam (duzeltin lutfen yanlissa, burada degildim ben). 2009′da kendi sinirlarimiz icinde asayisi saglamak icin ozel yetismis profesyonel komando tugaylarina nasil ihtiyac duymayiz sorusu daha onemli bir soru. Bunun cevabini topu TSK’ya atarak veriyorsak zaten hic konusmayalim. (Biliyorum, ‘birakirlar mi?’ denecek belki simdi ama ne istenmis de birakilmamis onu da anlamak onemli. Geldik yine ‘PKK partisi nasil meclise girer’i konusmaya dayandik.)
Ama suç kimdeymiş peki :)))
“Bir teröristin dağda gezebilmesi için kentte 10 işbirlikçisi lazım, İmam, muhtar mayın döşüyor” dedi Büyükanıt…
SAYIN PAŞA ŞİKAYET MERCİİ OLMUŞ..
KENDİSİ İCRAA MERCİİ DEĞİL Mİ?
NEDEN SADECE İMAM VE MUHTARLARI SAYDINIZ?
EĞER TERÖR, ORDU İÇİNDEN DESTEK ALMASA, İŞBİRLİKÇİLERİ OLMASA, 30 YILDIR KAN AKITABİLİRMİY Dİ SAYIN PAŞA!
EVET SÖYLEDİĞİNİZ MAKAMLARDAKİ İNSANLARDAN DA TERÖRE BİR ŞEKİLDE BULAŞMIŞ OLANLAR ÇIKABİLİR AMA BU O MAKAMDA BULUNAN HERKESİ BAĞLAMAZ! AYNEN ÇOCUK TECAVÜZÜNDEN YAKALANAN VE HAPSEDİLEN YÜZBAŞI GİBİ!!
*Ağır geldiyse, sansürleyebilirsin ;)
Valla ben sevindim Bülent Bey.. Hem de çok sevindim. Terör ile mücadele profesyonellerin işidir.
Geçmişte kötü örnekler olmasını da çok önemsemiyorum. Adam gibi işini yapsın herkes.
Topyekün savaş olsa amenna, hepimiz gidelim.. Subay Astsubay uzman sayısı kaçtır bilmiyorum ama 5000 eşkiya ile savaşmak bizim acemi erlerimizin işi değil..
NIHAYET!
aynen katiliyorum Suat bey, nihayet!
Elestirilerin duyulmasi, ordu evi de pismis bi temizleyiversinler tarzindaki elestirilerin bile vatana ihanet olmaktan cikmasindaki ilk adim ne guzel.
Ben askerligi cok bilmiyorum erbas ve er kalmayacakmis peki ya yedek subaylar? Hic bir sivil mi kalmayacak?
Bu guzelligin iki sebebi oldugunu dusunuyorum, birinci T SK ne yaptiysa eline yuzune bulasti ve ozellikle Yasemin hanimin toplanti haberinden sonra kuruma karsi buyuk bir guven sarsilmasi yasandi, bunu bir sekilde tamir etmeye calisiyorlar. Sehit ailelerinin sesinin ciklamisnda bunun cok buyuk bir etkisi oldu.
Ama ikinci belki en onemli neden ozel harekatcilarin bolgeye gonderilmesi ve yeni ozel harekatci polisler alinacaginin duyurulmasiydi. Bu aslinda hukumetin cok buyuk bir restiydi ve GK da bu resti gorup biz pro calisiriz diye cevap verdi. TS K asla ve alsa gerek guneydoguda gerek baska yerde kendinden baska bir guc istemiyor. Ozel harekatcilari da Cillere baski yaparak kaldirtmislardi. Hukumet umarim geri adim atip ozel harekatcilari geri cekmez.
Bu kadar basit bir karari almak icin bu kadar can yanmasina ne gerek vardi?
Bir de B. anit aciklamasinda biz hala israrciyiz K.Iraga girilsin, bombalar sinirdan gubre ile mi gubre halinde mi geciyor, hukumete gubrelerin denetlenmesini soyledik ama yapmadi diyor.
Ille bi camur atacaksiniz hukumete degil mi, Allah sizi basimizdan bi an once eksik etsinde kurtulalim.
Betül hanım,
“Ben askerligi cok bilmiyorum erbas ve er kalmayacakmis peki ya yedek subaylar? Hic bir sivil mi kalmayacak?”
Bildiğim kadarı ile komando tugaylarında er ve erbaş yanında yedek subay da kalmayacak. Komutan % 100 profesyonel diyor..
Komanda tugayi da PKK ile sicak catismaya giren birim olacak? Ama G.dogudaki birliklerde, siniri koruyan karakollarda vs siviller yine gorevlendirilecek?
Boyle mi?
Aynen öyle Betül hanim.. Sicak çatismaya girecek bu birlikler.. Diğer birlikler, sınırlar karakollar ilah.. aynı..
(Buna da şükür şimdilik)
Memnuniyetle karşılanabilecek bir durum. Uygulamaya bakacaz. YÖK gibi diğer kurumlar da eleşririlere karşı biraz duyarlı olsalar tam süper olur kanımca.
işte askeri eleştirmenin faydaları,
Eleştirilemezlik, dokunulmazlık her kuruma zarar verir.
Bunu asker de görmeli, eleştiriye açık olmalı.
Hic yoktan iyidir, TR icin buyuk bir adim : )
2001 senesinde sehit sayimiz 2500 yillik rakam olarak giderken
son 2 yilda bu rakam 200 sayilarina gerilemisti.Verdigimiz 1 ya da fazlasi sehit de olsa hepsi icin hissettiklerimiz ayni,bu yuzden sayisal degerlendirme yapmiyoruz ve sehitlerimiz arkasindan konusmuyoruz fakat son 6 yilda toplam askeri kaynaklarca verilen rutbeli sehit sayisi nedir biliyor musunuz?benim bildigim 25 kisi.’
Devlet memurunun 2-3 kati maas alip,akp hukumeti oncesi tazminat adi altinda ort.yilda 4 maas ta bonus maas alan bu rutbeli askerler gurubu mehmetciklerin yaninda bundan sonra yer alacaklar mi ben hala emin degilim.
Cogu sefahat surdugu hayattan uzaklasip:5 yildizli onlarca askeri tatil koyu ve havuzdan,askeri ordu evlerinden bahsediyorum ,odaklarinin bu konulara cevrilmesinden sikayetci.Bir de Yasemin Congar gibi kendilerini destekleyen gazeteciler sinifina soktuklari bir kalemin kendileri hakkinda tarafsiz halki bilgilendirmesine de bozulmus olmalilar.
Icerideki tehlikede en az disardaki kadar buyuk.En guvendigimiz ve maddi manevi bircok degerimizi teslim ettigimiz ordu mensuplari siyaset yapiyor,para kaciriyor ve bu arada asil islerini unutup sehit verilmesini engellemiyor utanmadan da kartel basin araciligi ile bunu siyasi parti uzerine darbe tehditi adi altinda yikiyor.Dahasi yok karamsar tablo devam ediyor son 100 yildir ve selanik ordusu bu memleketten surulmeden kime karsi savasta oldugumuzu asla ogrenemiyecegiz
Profesyonel askerlik ciddi bir maliyet.
Bedavaya istihdam ettiğin mehmetçik yerine, maliyeti milyar doları
aşacak bir yeni oluşum.
Kıvrıkoğlu döneminde Ecevit bedelli askerlik ricasıyla askerden para istemiş, depremzedelerin hatırına birseferlik denerek, 1,2 milyar mark
-dolar olarak 850 milyon dolar, kocaman bir çek olarak hükümete takdim edilmişti.
Konuşana değil konuşturana bak, yada paran kadar konuş derler.
Yeni nesil uçak projesi, helikopter anlaşması, milli tank projesi.. ve şimdi
profesyonel tugay oluşumu.
Siz asker olsanız ve vatanı savunmakla mükellef olsanız, sizden para
isteyen bir hükümetimi yoksa her talebinizi karşılayan güçlü bir hükümetimi tercih edersiniz.
Akıl ve izan sahibi herkes ikinciyi eder. o seviyelere gelmiş devlet memuru bürokratların bu gerçeği göremeyeceğini sanmamalıyız…
Kayıkçı kavgası olmadan yapamıyoruz işte. E-muhtıralar- hukuksuz
gerekçeli kararlar- siyasetsiz muhalefet kumpanyaları, yükseleni
paçasından çekmeler vs. bize özgü şeyler. Neyseki milletimizin sağduyusu kayıkçı kavgasını ayıracak seviyede.
Bir de şu açıklama geldi. Güzel gelişmeler bunlar:
Org. Yaşar Büyükanıt, Genelkurmay tarafından yayımlanan bir bildiride ‘teröre
karşı toplumsal refleksin gösterilmesi gerektiğini’ ifade ettiklerini
hatırlatarak, şunları kaydetti: ‘Bahsettiğimiz refleks şunların dışında olamaz:
Demokratik olmalı, şiddetten uzak olmalı, yasalara saygılı olmalı, siyasi amaç
taşımamalı. Teröre nefretin belirtisi, ortak anlayışına yardımcı olmalı.” dedi.
Büyükanıt Derin Düşünce’nin şu videosunu izlemiş olmalı :)
http://www.youtube.com/watch?v=dtL9Gx7k8nY
Yukarıdaki yorumlardan birinde”bunca insan boşuna mı öldü” diye bir cümle okudum.Bu cümlenin bana göre anlamı “ee o zaman bu kadar süre neden işlemediği açık olan bir yöntemde ısrar edildi ve neden şimdi yeni çözüm arayışları için beklendi ve oradaki halktan bazı insanların gönüllü yada zoraki teröristlere yardım ettiği dünün bilinen bir gerçeği iken neden bugünün tırmanan terörüne mazeret olarak kullanılıyor”
Düşündüğüm tek şey şehitler üzerinden sadece siyasetçilerin prim yapmaya çalışmadığı, askerin de bu şehitlerin verilmesine sebep olan terörü bir çeşit araç gibi kullandığı.Çok yazık ki AB ye ABD ye diklenen ,K.Irak’a girelim ısrarında bulunanlar bir de siyasete karışmayı görev sayıyorlar hani başbakanın söylemi ile “içerdeki 5 bin bitmiş gibi dışarıdakine uzanmak”olarak değerlendiriyorum.
Suat bey,
Bende “profesyonel ordu” kavramindan biraz korkuyorum.
Bakin Amerikada “draft” yani seferberlik olarak savas yapildigi zamanlarda (son ornek Vietnam) halkin butun kesimleri savasi sorgulayip ellerini tasin altina koymus olarak devlet politikasini elestirmeyi bildiler, geri adim bile attirip savasin bitmesinde onemli bir rol oynadilar.
Son yillardaki savaslarda tamamen profesyonel ordu kullaniliyor ve sonuc su oldu artik:
Fakir ailelerin cocuklari is bulamayip asker oluyor ve savasa gidenler hep ayni cevrelerin cocuklari. Savasa gidenler eger sanslari varsa sag olarak geri geliyorlar ama dondukten sonra cogunun ruh sagligi yerinde olmuyor. Daha da kotusu geri donenlere kimse dogru durust sahip cikmiyor, yani bir cogu mecburen tekrar savasa gidiyor bir kac kurus kazanmak icin..
Umarim bizlerde ayni duruma dusmeyiz.
Gerci bizde belli cevrelerin (politikacilar dahil) cocuklari hic bir zaman askere acemi er olarak gitmezler komando filan olmazlar ama yinede genel olarak halk askere giden cocuklari dolayisi ile politik bir baski vardir ve bu belkide cok kotu birsey degildir..
Selamlar
Erol.
Erol Bey,
Vietnam konvansiyonel ve iki ülke savaşıdır bilindiği gibi.
Bizdeki ise terördür, sınırlarımızın içindedir ve 5000 eşkiyadır yekünü.
Çözümü siyasidir bu konunun aslen ama pro-komanda da gerekli. Dolayısı ile bu kararı destekliyorum ve çok geç kalınmış bir karar olarak görüyorum.
Selamlar.
Suat bey,
Pkk problemi gecici olabilir.
Benim bahsettigim sorun ileriye donuk olarak toplum icinde “savasci/asker” sinifi olusmasi ve bunlarin sadece en fakir kesimlerin meslegi haline gelmesi.
Orta sinif kendini bu kesimin disinda bulunca, (ABD’deki durum boyle) cogunlugun tuzu kuru olacak. Bu da pek hayirli bir sey degil..
Selamlar
Erol.
Laik Erol bey,
Aksini de düşünebilir miyiz;mesela bu kişilerin kendi piyasalarını yükseltip zenginler arasına girme ihtimali olabilir mi?
Hatırlıyorum da üst rütbeli askerlerimizin maaşlerının milletvekillerinden fazla olmasına yapılan eleştiriye bir paşamız”savaş için el kaldırmakla,savaşda bulunan arasında o kadar fark olsun demişti.Karar verenle savaşan bir olur mu diye de sormuştu?
ABD de beyazlar polis iyahlar da asker galiba!
Cuvaldiz,
Benim yazdigimi anladiniz mi ?
Ben ne yazdiginizi anlayamadim.
Mecburi hizmet kalkarsa ve profesyonel askerlik sadece fakirlerin (orta sinif alti) meslegi haline gelirse bunun sakincalari vardir diyorum.
Bunun pasa maasi ile milletvekili maasi ile ilgisini anlamadim…
Ben buradaki sistemin bu hale geldigini soyluyorum ve bunu elestiriyorum, siz bana sanki buradaki sistemi ovuyor musum gibi soruyor sunuz..
Laik Erol bey,
Çuvaldız hm.Cumhuriyetimizde cinsimize bu şekilde hitap ediliyor.
Mesleği askerlik olanların kendilerini sınıflara ayırdığı,askeri tesislerden bazı imkanlardan da sadece bu sınıfın yararlandığı konusundaki düşünceniz nedir.
Sizin oluşmasından endişe ettiğiniz sınıf halehazırda yok mu?
Fakirlerin tercih hakkı olmadan”mecburi”er olup şehit olduğu bir ülkede birilerinin gönüllü olarak pro.komando olmaya talep etmesi neden sakıncalı olsun.
Çok ilginç bir bakış açısı çöp olduğu sürece çöpcüler olacaktır!
Dediğiniz korkuya sahip olmak için istilacı bir yönetim mantığı ile sürekli savaş halinde bulunmak gerekir diye düşünüyorum.
Laik Erol bey anlamadığınız şu maaş noktasını açıklayayım:Geri planda kalıp şehit olma ihtimali olmayan insanlar kazançlarının haklılığını “bir gün ölme olasılığına” dayandırıyorlar diyorum.
Sizin dediğiniz şey aç kalarak ölmektense savaşarak ölmeyi kabul edecek bir “fakir”sınıfın olduğu iması.Dediğiniz yoksa şu olabilir mi;insanların seçme hakkı olmasın(ki şimdi bazı orta sınıf üstü insanlarımızın şehit olma riski taşımadan askerlik yapabilme konusunda “seçme” hakkı varken bu hak orta sınıf altı fakirlere tanınmasın.
Bana bu mecburi askerliğin adil olduğunu söyleyebilir misiniz?
25′ e devam:…..”Gerci bizde belli cevrelerin (politikacilar dahil) cocuklari hic bir zaman askere acemi er olarak gitmezler komando filan olmazlar ama yinede genel olarak halk askere giden cocuklari dolayisi ile politik bir baski vardir ve bu belkide cok kotu birsey degildir..” L.E
Çok yönlü düşünüyorsunuz bu güzel;şu yönden de bakabilir misiniz:asker bünyesinde bu sizin dediğiniz halkın “evlatlarını”barındırarak da bir çeşit baskı unsuru oluşturuyor ve halkın red etme imkanına ket vuruyor olabilir mi?
Hani şu K.Irak’a girmezsek terör bitmez koşullu önermesi gibi yada irticayı kendi cümleleri ile tanımlayıp siyaseti “görev” kabul edip müdahil olmak ve askerlerinin ailelerinden refleks beklemek gibi!!!
Cuvaldiz hanim,
Once hitap seklinden bahsedelim. Size “Cuvaldiz hanim” diye hitap etmemi bekliyorsunuz. Bende sizden bana “Erol bey” diye hitap etmenizi rica edecegim.
“Benim sectigim lakabi bana bu sitede daha oncede “hakaret” amaci ile kullandilar, bende uygun bir dille uyardim, siz okumamis olabilirsiniz, burada tekrar ediyorum.
Askerlik ve mecburi hizmetle ilgili goruslerime gelince, bana kalsa hic askerlik olmasin, insanlar mecburi hizmet gibi bir sacmalik icin zaman kaybetmesinler. Eger mecburi hizmet varsa “vicdani ret” hakki da olsun, ve isteyen askerlik yerine vatana baska yollarla hizmet etsin.
Devletin yani yoneten kesimin eline verilmis bir imkanlardan biriside “askerlik meslegidir”
Devletin eline verilen her imkani denetleyecek bir mekanizma ve bu tur imkanlarin hoyratca kullanilmasini engelleyecek karsi kuvvetlerin olmadigi yerde her zaman gorulen sey bu imkanlarin eninde sonunda maksadini asacak sekilde ve bazende kotuye kullaniliyor olmasidir.
Biraz daha acayim:
Mesela belediyelerin elinde imkan olarak ihaleyle is vermek gibi basit bir mekanizma var ve olmasi lazim. Bu imkani kotuye kullanip rusvet yada en azindan kendi yandaslarini kayirmak amaci ile is veren ve yapilan isin kalitesini onemsemeyen belediyeler yok mu ? Bunlarin karsisina nasil bir karsi kuvvet cikaracaksiniz ? Beklenen sey “bagimsiz” medyanin bu tur olaylari haber yapmasi ve vatandaslarin bir sonraki secimde bu tur davranislari cezalandirmasi. Bizde bu tur “bagimsiz” medya var mi ? olsa bile bu tur davranisi cezalandiracak kadar bilincli bir toplum olduk mu ? Yoksa ayni belediye benim isimi gorsun de gerisi beni rahatsiz etmez diye dusunenler cogunlukta mi ?
Askerlik meselesine geri donelim. Benim bu konuda Suat bey’e yazdigim ilk yazi oyle keskin bir karsi cikmak filan degil. Sadece bu tur bir gidisatin ilerde “karsi dengesi” olmayan bir kuvvet haline gelebilecegi ve bunun olasi sakincalaridir. Yani sadece bir baska bakis acisi veriyorum.
Biraz daha acayim. 1960′larda Vietnam’daki savasi ABD’deki yonetim burdaki halka medyanin yardimi ile “olum kalim” meselesi gibi satti ve savasa girdiler. Bu uzun sure devam etti bir cok insan oldu, buradaki karsi kuvvet halkin icinde savasa gitmis yada gidecek cocuklari yuzunden bu konuyu gundemde tuttular ve halkin yarsindan cogu bu savasa karsi cikmaya baslayinca isler tersine dondu ve savas bitirildi.
Bugun savasa karsi olanlar yuzde altmis , yuzde yetmise cikti. Ama cok kucuk bir kesim aktif olarak savas bitsin, cocuklarimiz geri donsun diye mucadele ediyor. Boyle olunca devletin bu gucu sonuna kadar kullanmasini engelliyen bir sey yok.
Direk olarak “profesyonel ordu” olmasin demiyorum, sadece bu tur bir gucu yoneten kesim’e verince bu gucun maksadini asan sekilde kullanilmasi nasil engellenir sorusu..
Erol bey,
Sizi doğru anlamış mıyım;Siz profesyonel askerliğin olabilecek bir sakıncasından bahsetmiş ve endişenizi belirtmiştiniz,bu da fakirlerin MECBUREN seçmek zorunda kalacağı askerlik mesleğinin bir sınıf oluşturması ve halkın da dolaylı politik baskı oluşturma imkanının ortadan kalkması idi.
Şuan ki askerlik sisteminin de kötü kullanılabilecek açıkları ve hale hazırda imtiyazlı bir asker sınıfı olduğundan,MECBURİ askerliğin de imtiyazlı bir grup(sizin deyiminizle tuzu kuru)tarafından zaten yapılmadığını ve yine askere gidenin fakir ve orta sınıf olduğunda hemfikiriz.
Merak ettiğim;Orta sınıfın askere gitmeyip “tuzu kurular sınıfına dahil olması” mı,zaten var olan asker sınıfının üzerinde halk baskısının kalmayacağı mı yoksa sizin dediğiniz gibi devletin bir unsuru olması gereken silahlı kuvvetlerin bu şekilde daha çok devletten kopacağı mı? Şimdi halkın mecburen/gönüllü olarak gönderdikleri evlatlardan oluşan bu kurumun şimdi halkın isteğine kulaklarını tıkıyorsa ekonomik mecburiyetle/gönüllü pro.asker ile ne kadar devlete ve dolayısı ile halka hizmet edeceği endişesi mi?
Bunları netleştirebilirsek sizi anlamam kolay olacak.
Açıklamalar için teşekkürler ama anlamam için yeterli olmadı :)
Cuvaldiz hanim,
Benim bahsettigim yonetici ve guc sahibi olan “devlet + yuksek dereceli askerler” dir. Yani ikisini ayni kefeye koyuyorum, iki kesimdende her ne kadar birbirlerine gecici olarak, bugun dusman gibi gorunenler varsa da aslinda ortak taraflari tahmin ettiginizden daha fazla.
Parantez acalim:
Bugun muhafazakar kesim kaderin bir cilvesi olarak demokrasi tarafini tutar durumda kalmis ve belki gecici olarak sol egilimli yada demokrat kesimlerle ayni soylemlere sahip olmustur.
(Yani 301e karsi olan muhafazakar kesim yeni bir olay. Umarim gecici degildir.)
1970 1990 arasinda “ozgurluklere dokunmayin” diyen muhafazakar liderler veya yazarlar parmakla sayilacak kadar var mi bilmiyorum..
Ben halen muhafazakar liderlerin gercekten hukukun ustunlugunu, demokrasi ve laiklik kavramlarini gercekten savunduklarina tam olarak inanmis degilim umarim yaniliyorumdur.
Parantez kapatalim.
Askeri guc devletin elinde bir guctur. Menderes bu gucu kullanip ABD’ye yaranmayi basarmistir
Tuzu kuru yoneticiler’e birde tuzu kuru orta sinifi dahil edince, zaten sesi duyulmayan fakir kesimlerde AB nin, ABD’nin veya ABC’nin parali askerligini yapmak zorunda kalmazlar umarim..
“Benim bahsettiğim yonetici ve guc sahibi olan “devlet + yüksek dereceli askerler” dir. Yani ikisini ayni kefeye koyuyorum, iki kesimden de her ne kadar birbirlerine gecici olarak, bugun dusman gibi gorunenler varsa da aslinda ortak taraflari tahmin ettiginizden daha fazla.”L.E
Ben ise ;güç sahibi= vekalet veren>devlet+asker olarak düşünüyorum.Gücün asıl sahibi ve meclis kanalıyla da kendini yönetenin de halk olduğuna inanıyorum.
Asker ve+devleti aynı kefeye koyduğunuzda terazinin diğer kefesine de halkı mı koyuyorsunuz? O halde vah bize!
İki kesimin düşman gibi görünmesine rağmen ortak tarafları nedir ve kime karşı bir ortaklıktır bu?
Düşmanımın düşmanı dostumdur gibi bir ortaklık mı?
Bu ülkenin tarihinde darbeler sömürge ülkelerin yönetimdeki temsilcilerine mi yapılmıştır yoksa halkın oy vererek seçtiği halkın temsilcilerine mi?
Bu halka hiiçççç güvenmeyin zira onlar ancak çocuklarını şehit olabileceklerini bildikleri askere gönderecek kadar güvenilirdirler,bu ülkenin yönetimini teslim alacak kadar güvenilir değillerdir.!!!
Bugün düşman gibi görünenler yok,açık ve seçik taraf olan iki uç var,tabii burada demek istediğiniz bu “düşman gibi GÖRÜNME” bir çeşit orta oyunu /kandırmaca anlamındaysa onu bilemem.
“Bugun muhafazakar kesim kaderin bir cilvesi olarak demokrasi tarafini tutar durumda kalmis ve belki gecici olarak sol egilimli yada demokrat kesimlerle ayni soylemlere sahip olmustur.”L.E
“Laik” sizin seçiminiz olduğu için soruyorum;Kadere inanır mısınız?AKP yi de iktidara bu kader mi taşımıştır?Türkiye’nin kaderi 10 yılda darbe ve muhtıra mı görmektir?
Kade3r ise bu belki bir gün ordu ve sol kesim de inanalar üzerinden İRTİCA çığırtgablığı yapmaktan vaz geçerek geçici bir süre demokrat söylemlere sahip olabilir,ne dersiniz?Kaderin cilvesi hazırlıklı olmak lazım belki MHP ile CHP birleşir bile :)
Cevaplarsanız bana anlama şansı tanımış olursunuz.
teşekkürler.
30’a ek…
“1960′larda Vietnam’daki savasi ABD’deki yonetim burdaki halka medyanin yardimi ile “olum kalim” meselesi gibi satti ve savasa girdiler. Bu uzun sure devam etti bir cok insan oldu, buradaki karsi kuvvet halkin icinde savasa gitmis yada gidecek cocuklari yuzunden bu konuyu gundemde tuttular ve halkin yarsindan cogu bu savasa karsi cikmaya baslayinca isler tersine dondu ve savas bitirildi.”L.E yrm:27
Bu sizin ABD örneğiniz.Bizden örnek vererek konuyu biraz daha yakınlaştıralım;
1)Gazetelerde bol bol terör kurbanı şehitlerimizden haberler var
2)GK başkanı büyük şehirlerdeki patlamaların devam edeceğinden bahsetti
3)PKK nın saldırılarında K.Irak!tan gelen silah ve patlatıcıların kullanıldığından bahsedildi
4)Bir ara irtica tehlikeydi(tabii iktidar yüzünden!)başörtülü ahlaksızlıklar,hasta muayene etmeyen doktorlar,23 nisan ilahili kutlama,lisede namaz vs vs sanırım bu terör ve irtica aynı anda kazan kaynatamıyor yada tüm irticanın müsebbi olan AKP iktidardan indi ki irtica kalmadı.O konu şimdi out,in olan şimdi irtica
Sonuç:Terörün ucu K.Irakta bulunuyor ve ordu girmek istiyor ama AKP izin vermiyormuş neden?ABD öyle demiş.Peki Türk halkı ne istiyor?K.Irak’a girelim de terör bitsin mi yoksa savaş çıkmadan şu topraklarımızdaki terörürü yıllarca silahlı mücadele veren pek çokkk hükümet görmüş geçirmiş olan güçlü ordumuz ile devlet el ele vererek artık bitirsin mi?Ben hatırlıyorum ki ordunun bu terörle mücadelesinde hep iktidardakiler ile bir problemi olmuştur.Nedense aklıma birden Çiller geliverdi!
Yok medyamızın ABD’dekilerden farkı ! K.Irak a girip bizde de mi bir çok insan ölsün?
“Bugun savasa karsi olanlar yuzde altmis , yuzde yetmise cikti. Ama cok kucuk bir kesim aktif olarak savas bitsin, cocuklarimiz geri donsun diye mucadele ediyor. Boyle olunca devletin bu gucu sonuna kadar kullanmasini engelliyen bir sey yok.” L.E yrm:27
Bizimkiler de savaşa gitsin diye miting yapıyor.Refleks refleks.!
Direk olarak “profesyonel ordu” olmasin demiyorum, sadece bu tur bir gucu yoneten kesim’e verince bu gucun maksadini asan sekilde kullanilmasi nasil engellenir sorusu..”L.E yrm:27
Sorun pek profesyonel askerlikte gibi görünmüyor:ABD dekinde sivilin(devlet) asker gibi düşünmesinde,bizdekinde de askerin sivil(devlet) gibi düşünmesinde.Siz ne dersiniz?
Düzeltme:o konu şimdi out,in olan şimdi terör olacaktı..
Cuvaldiz hanim,
Evet.. Istesenizde istemesenizde terazinin bos kefesinde halk olacak. Kendinizi bu guruba dahil etmek size kalmis.
Yoneten kesimin guc paylasimi dahilinde bir ortaklik.
Demokraside dengeler oturmadigi surece yonetici kesim gucunu kullanirken gozyaslarini hice saymaktan kacmaz.
Menderes’e oy verdi diye Kore’de sehit dusen askerin anne ve baba’si ne kadar suclu sayilir siz karar verin.
CHP ve MHP ortakligina gelince, hic sasirmam. CHP gecmiste MSP ilede ortaklik yapti.
Yarin AKP ilede ortaklik yapar hic merak etmeyin..
Benim bu baslikta Suat beyin bahsettigi konudaki yazilarima ekleyecek bir sey kalmadi.
Yazilarinizda “ben sunun agzinin payini vereyim” turu bir yaklasim icinde oldugunuz belli.
Bende aynisini yapinca kuplere binmek yok.
Dise dokunur bir fikir ifade etmeyecekseniz, devam etmekte fayda gormuyorum.
Size iyi gunler dilerim.
Erol.
Haklısınız Erol bey,halkın hiçbir zaman güçler toplamına denk gelmeyen ağırlığı işte bu anlama geliyor;söyledikleri ile dişe dokunur olamamak,ne söylerse söylesin anlaşılmak istendiği üzere anlaşılmamak.Haklısınız 1/4 prof oyu diş kavuğunu doldurmaz o nedenle siz yok farztmeye devam ediniz.Nokta.(nokta dedim de kim basıp kapanmasına sebep olmuştu bu derginin,ben hatırlayamadım da!)
Ağız payı dediğiniz şey,kendinikinden farklı düşünceler sahip birini daha iyi anlayabilmek için yorumlar yapıp soru sormak ve alınan cevaplarla yeniden “acaba haklı mı” diye düşünmeye başlamak ise evet, ithamınızı kabul ediyorum.
Cevapladığınız için teşekkürler.
Cuvaldiz hanim,
31 nolu yazinizi sonradan gordum…
Yazidaki ABD ile Turkiyedeki durum arasinda zorlama ile paralel kurmaya calismissiniz ve sonunda fikriniz ve sorunuz geliyor (dise dokunur..) :
ABD’de sivilin asker gibi dusunen kesimi , yani buradaki muhafazakarlarin borularinin hala otmesi bir miktar “profesyonel askerlik” yuzunden. Yani askere gidenler ve aileleri kalkip gosteri yapmiyorlar, yeter artik, kocalarimizi geri getirin diye. Oyle deseler birileri burada cikacak ve “askerlik yan gelip yatma yeri degildir diyecek..”
Buradaki muhafazakar olmayan kesim yani demokratlarin “tuzlari kuru” sadece oy avciligi icin savas yeter filan diyorlar, ama kuvvetleri yettigi halde ve savas butcesini keserek bitirme imkanlari oldugu halde “SECMENLERDEN YETERI KADAR BASKI OLMADIGI ICIN” bunu yapmiyorlar.
Yarin mecburi hizmet ciksa apar topar savas biter bundan emin olabilirsiniz…
Bizdeki durumda pek paralel yok ve maalesef daha kotu.
1. Milletvekilleri secmenlerden degil liderlerden guc aliyor. Yani benim bolgemdeki secmen ne der, bana bir sonraki secimlerde oy vermez diye bir korku yok.
2. Siyasilerin bir kismi orduyu ve yargiyi ocu gosterip oy toplamaya, diger siyasilerde “irticayi” ocu gosterip oy toplamaya calisiyor.
3. Oy toplamak icin gecerli bir numarada “derin devlet” var birakmiyorlar hikayesi, peki 301′i cikaran meclisin hicmi sucu yok? (chp dahil)
Birde sunu soyleyecegim, muhafazakar kesimler icin 301 oncelikli bir konu degildir zaten.
Sonuc olarak demokrasi ayak altinda, vatan hainligi sudan ucuz, medyanin hali icler acisi.
Su andaki durumda secmenlerin gucu zaten az ve acemi erlerin olmesini kimse istemiyor.
Yani gecici olarak profesyonel ordu iyi bir sey olabilir.
Uzun donemde, secmenlerin bilinclenmesi ve gucleri arttigi zaman (umarim bu zamanla olacaktir) profesyonel ordunun buyuk bir ihtiyac omadigini tekrar gundeme getirebiliriz belki..
Umarim soylemek istedigim anlasildi, belki sizinde hak verebileceginiz bir iki nokta vardir…
Cuvaldiz hanim,
34 nolu yazinizi simdi gordum.
Agiz payi dedigim sey sizin tarafinizdan yapilan ve ikaz ettigim halde benimle ilgili olarak hitap etmeye devam sekliniz : L.E.
Cevap vermemi istediginiz sorular varsa takrar ediyorum bana “Erol bey” diyebilirsiniz.
Yok benim amacim baska isterseniz duymazdan gelin bende sizi duymazdan gelir yazarim ve agzinizin payini alirsiniz diyorsaniz benim diyecek bir seyim kalmadi.
Bir cok kisi ayni sekilde davranip kendi akkillarinca agzimin payini vermeye calistilar ve cevabinida aldilar .. (Burada tekrar etmeye gerek yok..)
Erol.
Erol Bey,
Cevap vermemi istediginiz sorular varsa takrar ediyorum bana “Erol bey” diyebilirsiniz.
Bunda neden bu kadar israrcisiniz anlayamadim acikcasi.
Size, sizin kullandiginiz rumuzla hitap edilmesinde ne sakinca var?
Maden sakinca goruyorsunuz nicin o rumuzu kullaniyorsunuz?
Suat bey,
Laik sifatinin asagilayici anlamda kullanilmasi beni rahatsiz ediyor.
Laiklik bize Ataturk’un en buyuk miraslarindan birisi.
Henuz tam olarak uygulanmasa da Osmanli zamanina gore buyuk ve ilerici bir adim.
Neden laik rumuzunu sectigim konusunda daha oncede yazdim.
Buradaki yazilarimda genelde laikligi benim anladigim sekliyle savunmaya calisiyorum.
Savunmaya calistigim konsepti asagilamak isteyenlerin benim cevabima yada vaktimi harcamaya layik olmadiklarini dusunuyorum…
Erol bey,
Bunu anlıyorum ama Çuvaldız Hanım’ın “aşağılamak” için kullandığını nasıl anladığınızı anlayamadım.
Bence Çuvaldız Hanım’a haksızlık ediyorsunuz. Bu gibi teferruata ve -bence- hiç kasdetmediği anlamlara takılmak yerine yorumlarının içeriğine dönseniz ve sorularına ve argümanlarına değinseniz çok daha verimli bir paylaşım olur kanaatindeyim.
Tabi yine de siz bilirsiniz.
Selamlar.
Suat bey,
Benimle dalga gecmiyorsunuz herhalde.
Simdiye kadar benim katildigim yazilarda bir baska “Erol bey” mi vardi?
Beni diger “Erol bey”lerle karistirmak gibi bir sorun olmadigina gore “Laik Faik” turu hitap edenlerin art niyeti yokmuydu yani ?
Ayrica Cuvaldiz hanima haksizlik olmasin diye ikaz ederken soyle yazdim :
Bende sizden bana “Erol bey” diye hitap etmenizi rica edecegim.
“Benim sectigim lakabi bana bu sitede daha oncede “hakaret” amaci ile kullandilar, bende uygun bir dille uyardim, siz okumamis olabilirsiniz, burada tekrar ediyorum….
Buna ragmen israrla L.E. diye bahsetmeye devam etmesi sizce normal mi ?
Fikir alisverisinin en onemli kosulu kisiye saygidir.
Yani fikirlerini begenmezsiniz ve fikirlerin yanlisligi yada dayanaksizligi hakkinda yazarsiniz, ama kisisel saldiri yapmak “laik faik” gibi ucuz kelime oyunlarina basvurmak kimseye birsey kazandirmaz.
Selamlar.
Erol.
Erol bey,
bir tek soru soracağım ve bu benim için cevaplarsanız yeterli olacak(bey dediğime göre cevaplarsınız tahmin ediyorum).
Laik kelimesinin aşağılayıcı anlamlar taşıması nasıl oluyor?Nasıl tanımlandığında “aşağı”anlamını buluyor?
Bu kelimenin bir sözlük anlamı varken bu nasıl mümkün olabiliyor?
Ve ben size “Laik” dediğimde nasıl ve ne şekilde hakaret etmiş oluyorum.ANLAYAMADIM !
41 e ek..
Belki dikkatinizden kaçmıştır;ben SİZE hitap ederken hep uyarınızı dikkate alıp Erol bey dedim.Sizin yorumlarınızdan alıntı yaparken yorum üst köşedeki ismi alıp yorum no belirttim ki neye nasıl cevap verdiğimi yada hangi soruyu neye karşılık sorduğumu görebilesiniz diye..
Ama siz geçmişdeki tecrübelerinizle tetikte modundayken bunu fark etmediyseniz bunu da anlarım ve bu açıklama ile de sizin de anlamanıza yardımcı olmaya çalışırım.
Biz sizinle savaşmıyoruz,ağız payı vs yok fikirlerimizi çırılçıplak çekincesiz yazıyoruz!
Erol Bey,
Niçin dalga geçeyim? Başka bir Erol yok diye size kullandığınız rumuzdan farklı hitap etmek zorunda mı insanlar?
“Laik Erol” yazıldığında “Erol Bey” denebileceği gibi @Laik Erol, “Sayın Laik Erol”, “Laik Erol Bey” vs de denebilir.
Kendi kullandığı rumuzla kendisine hitap edilmesinden rahatsız olana hiç rastlamamıiştım, hakikaten ilginç.
Anlam kaymasına uğratıldığını düşünüyosanız rumuzu değiştirirsiniz, veya hiç cevap vermezsiniz ya da nasıl bir anlam kaymasına uğratıldığını izah eder bu anlamı reddedersiniz.
Ama hem aynı rumuzu kullanmaya devam edip hem de kişilerin size rumuzunuzla hitap etmemesini istemeniz çok anlamsız.
Üstelik son muhatabınız hiç böyle bir şeyi îma etmedi, nasıl bu kanaata vardığınız da halen bir sır.
Bu bana cevaplayamadığınız soruların üzerine yatmak istediğiniz izlenimini uyandırdı açıkçası.
Selamlar.
Ne demişti ulvi abimiz ” ağzımıza laik” :))
Suat bey,
Yazilari okursaniz cevap veremeyenin kim oldugunu anlarsiniz.
Benim gordugum kadari ile sizin soylediginizin tam tersi oluyor yani benim yazimin icerigiyle ve fikirlerle catismayi beceremeyenler sectigim rumuz dolayisi ile dalga gecmiye calisiyorlar
Rumuz degistirmek kolay, ama bana yazi yazanlarin “Laik Faik” turu kisisel saldiri yapabilecek zihniyette olduklarini anlamak kolay degil.
Kullandigim rumuz’un bana karsi hakaret amaci ile kullanilmasi benim icin bir ilk eleme oluyor, yani bu insanin zihniyetinin ne oldugu belli, ben iyisi hic bulasmayayim deme firsatini bana veriyor.
Bu arada gercekten bu rumuzu hakaret anlami ile yazmiyorlarsa ve yazinin iceriginden bu belli oluyorsa (Cuvaldiz Hanim’in yaptigi) o zaman cevap verirken bende rica ediyorum, bana soyle hitap edin diye, ve karsi taraf kendilerine nasil hitap edilmesini istedigimi soylerse dikkate aliyorum.
Cuvaldiz hanima kendisinin ikaz etmesinden sonra yazdigim her yazida istedigi gibi hitap ederek yazdim. Kendisi ilk defada belli ki istemeye istemeye uydu. Bir sonraki yazima cevap yazarkan hitap bile etmedi ve L.E. kullanmaya basladi.
Benimle “Laik Faik” diye dalga gecilmesi sizin isinize geliyor olabilir.
Yazinin basilmasina izin verdiginize ve ikaz etmediginize gore sorumluluk size ait benim gozumde.
Bu blogun acaba gercekten fikir alisverisi icin mi yoksa propaganda icin mi yazildigi belli degil. Karsit gorusleri yazan kisileri rumuz kullanmadan alaya almanin bin bir yolu bulunur, onemli olan sizin buna karsi cikmaniz. Yok sizde karsi cikmiyorsaniz belliki burada amaciniz disinize uygun “laikleri” bulup yazilarinizla alt etmek ve alt edemediklerinizi de bir yolunu bulup kovalamak herhalde.
Saglicakla kalin.
Erol.
Erol Bey,
Yazıları okumadan onaylamam, okuyunca benim gördüğüm de şu: cevap ver(e)meyen sizsiniz.
Burası internet erişimi olan ve asgari saygı kurallarına riayet eden herkese açık; buna laikler de dahil. (Bu tanımlama da bir garip. Bireyler laik olmaz benim düşünceme göre, sistemler laik olur. Ama ayrı bir konu bu)
Kimsenin yorumunu da -hakaret, küfür içermediği sürece- sansürlemem.
Dişime göre laik?
Ben konulara “fikir alışverişi” bağlamında bakıyorum. Polemiğe girmeyi çok sevmesem de gerektiğinde çok güzel polemik yapmasını da bilirim. Kimseyi “dişime göre” diye nitelendirmem sözkonusu olamaz, okurlar, burada kimlerin ne donanımda olduğunu kimlerin hangi sorulara cevap verip veremediğini anlama yetisine sahip diye düşünüyorum.
Hasılı ilgili polemikte sizi haksız görüyorum. Dalga geçildiğine dair bir imaya bile rastlamadım, siz niyet okur gibi tavırlara giriyorsunuz.
Madem bu kadar, buluttan nem kapıyorsunuz değiştirin rumuzunuzu gitsin.
Ben bir foruma girsem ve rumuz olarak “Müslüman Suat” yazsam ve bana “müslüman Suat” olarak hitap edilse bundan rahatsız olmam. Velev ki birşeyler ima ediliyor olsun; çünkü o rumuz benimdir, kimse bana zorla vermemiştir.
Benden bu konuda müdahale beklemeniz de ifade özgürlüğü dersinde anektod olarak anlatılacak kadar ilginç olmuş.
Son yorumunuzdan da ikna olmadım, hala 43 nolu yorumumdaki düşüncelerimi muhafaza ediyorum.
Selamlar.
Suat Bey,
Muhakkak ikna olacaksiniz diye bir sey yok. Buradaki yazilardaki amac zaten karsit gorusleri kisisel saldiri yapmadan tartismak.
“Laik Faik” hitabi yapan kisinin dalga gecmek gibi bir imasi olmadigi ve benim tarafimdan niyet okundugunu mu soyluyorsunuz.?
Yukarda bi baskasi “agzimiza laik” yaziyor. Simdi bu kisiye ben bulasmak istememekte haksiz miyim ?
Erol.
Erol bey,
Sizin yorumunuz 27:bana ilk size nasıl hitap etmem gerektiğini yazmıştınız,
Benim yorumum 28:Hitabım,Erol bey
Benim yorumum 30:hitapsız başlamışım,sanırım word de yazıp buraya kopyaladığım için hitap kısmını unutmuşum,affedersiniz ama siz,size hitap ettiğimi anlayıp bana 33 de cevap verdiniz teşekkürler.
Benim yorumum 31:yorum 30 a ek olduğu için hitaba gerek duymamıştım.
Benim yorumum 34:Hitabım, Erol bey
Benim yorumum 41:Daha önce hitap ettiğim gibi Erol bey,ancak bu sefer cevap vermekten imtina etmeyin diye altını çizdim,zira hitabın altı çizilmez ise fark etmiyorsunuz.(hoş çizilince de aşağılama diyorsunuz ya)
L.E ve hitap konusundaki açıklamamı yorum 42 de yapmıştım ama okumamışsınız.(kesin)
Okumuş olduğunuz halde yorum 45 dekileri yazma sebebiniz T.Suat beyin dediği gibi olsa olsa size yönelttiğim soruları cevaplanmak için lisede kullandığımız tanımla”arada kaynatmak”maksadıyladır diye düşünüyorum.
Yorumlarınızda belirttiğiniz düşüncelerinize ait yönelttiğim hemen hemen hiçbir soruya cevap alamadığım için “verilebilecek cevaplarınızın”olmadığını düşünüyorum zira size ait düşüncelerinizi savunmakta inatçı denilebilecek ölçüde kararlısınız(örn:hitap konusu)
Olsun, belki ilerde sorularıma verebilecek cevaplarınız oluştuğunda yazarsınız.
Sağlık,esenlik ve iç huzuru ile kalın.
Erol Bey,
Çuvaldız hanım’ın hitabından sözediyoruz, nerede “laik faik” demiş ben göremedim?
Cuvaldiz hanim,
1. Hitap konusu :
Ben sizi direk olarak itham etmedim, sadece benimle rumuzumu kullanarak dalga gecenler oldu ve siz benim “Cuvaldiz hanim” diye hitap etmemi rica ettiginiz gibi, bende sizden bana “Erol bey” diye hitap etmenizi rica ediyorum dedim.
Kisilerin laik olmayacagini dusunen birisi olarak zaten bana “Laik Erol” demenizi beklemiyorum, belki nezaket olsun diye oyle yazmis olabilirsiniz. Bende rica edince birbirimize daha uygar hitap etmek ve seviyeli bir tartisma yapmayi basaracagimizi dusundum.
2. Fikir alisverisi
“profesyonel ordu” konusu ve burada benim yazmaya calistigim seyi anlamaya basladiginizi dusunuyorum:
Bende zaten profesyonel orduya tamamen karsi oldugumu yazmadim, sakincalari olabilir dedigim icin oyle keskin bir catisma yoktu.
Sorulariniza cevap vermekten once benim dusuncemi tam olarak anlatmak gerekli idi. (kusura bakmayin)
Keskin bir fikir catismasi olmamasina ragmen eger halen cevap vermemi istediginiz sorular varsa
lutfen bunlari bana hatirlatin eger dinlemek isteginiz varsa yazmak icin vakit ayirmaya calisirim.
Bende size saglik esenlik ve ic huzuru diliyorum.
Erol.
Erol Bey,
Böyle olduğunda üzülüyorum inanın.
Şunu görmelisiniz, bu size degil, kullandığınız rumuzun ifade ettiği anlama yönelik.
Bu kavram; yani laiklik, anlam çarpıtmasına uğratıldı ve yıllardır müslümanlar üzerinde demoklesin kılıcı işlevi görüyor biliyorsunuz.
Sizin gibi laiklik konusunda çok doğru ve -benim de büyük çoğunluğuna katıldığım- düşüncelere sahip birisinin bu çarpıtılmış kavramı rumuz olarak kullanması bana yanlış geliyor.
Korkarım bunu kullandıkça kavramın kendi kirliliğinden dolayı bu tür sıkıntılara uğrayacaksınız.
Akıl vermek haddime degil ve elbette ne rumuz kullanacağınız sizin kendi kararınızdır ama degistirseniz rumuzunuzu daha iyi olmaz mı? Bu olursa imalara maruz kalmayacaginiz gibi, bu tip gereksiz diyaloglara enerji sarfetmek yerine fikir alışverişi yapmış oluruz diye düşünüyorum.
Selamlar.
Suat Bey,
Sadece Cuvaldiz hanimin bana hitabindan soz etmiyoruz.
Genel olarak hitapta “rumuz” kulanmaktan ve bunu maksadini asarak dalga gecerek yapanlar olabileceginden, ve bunun benim acimdan bunu yapabilecek insanlar hakkinda fikir elde edinebilmek icin kullanmak istegimden, ayrica emin degilsem nasil hareket ettigimden, yanilmadigimi dusunuyorsam cevap yazmadigimdan soz ediyoruz.
Erol.
Erol Bey,
Çuvaldız hanım ile bu ima meselesini halletmişsiniz anladığım kadarı ile, artık tartışmaya dönebiliriz sanırım..
Selamlar.
T.Suat bey,
Anadolu da ve eskiden bizim köyde harman savurmak diye bir eylem vardı.Tüm polemiğin ağzımda bıraktığı tat da işte bu harman savurma tadı.Artık köyümüz orman olduğu için harman falan alınmıyor zira buğday ekilmiyor,ekecek insanlar da yok.
Neden harman savurmak tadı diye sorarsanız(siz sormasanız da ben anlatacağım :)
Buğday kesildikten sonra düvenle üzerinden geçilir ve başaklardan buğdayın çıkması sağlanır.Sonra da rüz gar beklenir.Sıcaklarda yapıldığı için bu işlem günlerce yel essin diye umutla beklenir.Nihayet yel estiğinde üzerinden düven geçmiş buğdaylı saplı karışım rüzgara yaba ile atılır.Ağır deneler rüzgarın estiği yöne düşer,sap saman ise rüzgara kapılıp savrulur.
Böylelikle yel sayesinde dene ve sap kısmı ayrılmış olur.
Bu lakap yeli de bence faydalı oldu.
Suat Bey,
Teveccuhunuz icin tesekkur ediyorum.
Bu rumuz tartismasi benim acimdan gercekten laf olsun, polemige gireyim diye yaptigim bir sey degil.Laiklik kavramina hem dindar insanlarin hemde ozgurluk taraftari ama din karsiti olmayan insanlarin ihtiyaci var. Kavramin bugun icin kirli gorunmesi buyuk talihsizlik. Ben karinca kararinca kavramin kirli olmadigini, ve dogru uygulandiginda yararli ve hepimizin ihtiyaci olan bir ozgurluk oldugu fikrini savunmaya calisiyorum.
Profesyonel ordu konusunda ne demek istedigim anlasildi diye dusunuyorum.
Son nokta:
Bana kalsa yasadigim ve bir ihtimal cocuklarimin buyuyecegi burasi ABD icin mecburi hizmetin geri getirilmesini ve askere gidecek cocuklara ayni zamanda vicdani ret hakki yada Fransa ornegindeki gibi alternatif daha uzun vatan gorevi (egitim vs) yapma hakki taninmasini tercih ederim.
Muhafazakar-milliyetci kesimler vatan icin bol keseden atarken mecburi hizmete giden cocuklarida vicdani ret basvurusu yapmiyorlarsa birakin askere gitsinler derim.
Kendi cocuklarimada gerekiyorsa vicdani ret kullanarak hapse girmelerinin daha hayirli oldugunu anlatmaya calisirim.
Selamlar
Erol.
Tabi askerlik yapmadan burda ahkam kesmek ne kolay.Kuzey Irağa hukumet gir emri verdide asker girmedi mi..Terörle mucadeleyı hukumet başlatmalı.İlk önce hükümet sonra asker gerekeni yapacaktır.Her zaman olduğu gibi.Bazılarının oğlu çürük raporu alırken Sayın Çillerin oğlu bile Şırnak ta askerlik yapmıştır.Allah ordumuza zeval vermesin.O her zaman gerekeni yapmıştır.
[...] TSK ile ilgili yazı yazmak ne zormuş, başka bir kurumla ilgili rahatça, dümdüz konuşabiliyoruz. TSK söz konusu olunca -herhalde yanlış anlaşılma korkusuyla- kelimeleri daha dikkatli seçmeye çalışıyoruz. Peki bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi? TSK’nın rahatça eleştirilebilmesi, TSK’nın gelişmesi açısından da daha iyi olmaz mı? Mesela belki de eleştirilerin etkisi ile terör operasyonlarının bir süre sonra tamemen profesyonel komandolarca yapılması kararı alındı. [...]
[...] Bir süre önce G. Kurmay Başkanlığı profesyonel askerliğe geçişin -nihayet- başlayacağını söylemişti. Umarım bu bir an önce gerçekleşir ve artık dağdaki 5-6 bin eşkiya ile, onların yöntemi olan gerilla yöntemleri ile savaşacak, ‘işleri bu olan’ birlikler kurulur. Evlatlarımız da pisi pisine ölmekten kurtulur. [...]
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: