Random header image... Refresh for more!

Heil Saylan!.. Ve diğerleri..

Resim:Nazi Swastika.svgYazacak başka pek çok konu var aklımda. Ama galiba seçim sonrasına kadar ağırlık gündem olacak.

Kaç kişi okudu bilmiyorum. Bir süre önce, Star gazetesinden Fadime Özkan’ın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan ile yaptığı bir röportaj yayınlandı aynı gazetede. Bugün yarın derken; işten güçten, kitlesel refleks muhtırasından, senaryolardan, kendi tartışmalarımızdan fırsat bulup bahsedemedim.

Saylan’ın sorulara verdiği yanıtlar tam anlamıyla ibretlik. Bir insan hakları savunucusu olduğunu iddia eden Saylan’ın aslında nasıl faşist zihniyete sahip, yasakçı bir militarist olduğunu gözler önüne seriyor bu söyleşi.

Fadime Özkan çok üstüne gitmemiş, pek çok sorusunun devamını da getirmemiş. Ahh ben olacaktım.. Ama bu kadarı bile Saylan ile Özkan’ı adeta boğaz boğaza getirmeye yetmiş.

Hatta öyle ki Saylan sorular karşısında Özkan’a -nedense- “Siz Star gazetesinden misiniz sahiden?” diye sorma ihtiyacı hissetmiş. “Haydı kızlar okula” diyen ama “başörtülüler, siz değil” diyerek kadın haklarını savunurken kadın ayrımcılığının daniskasını yapan bir acayip zihniyet. Bu zihniyetin röntgeni niteliğindeki röportajı mutlaka okuyun derim.

Son bir aydır yaşadıklarımız malum. Fakat hayır bildiğimiz şeylerde şer, şer bildiklerimizin ardından da hayır çıkabiliyor.

Açayım.

Saylan’ın röportajını okudunuz. (Okumayanlara buradan sonrası yasak :-)

Yaşanılan iki aylık savruluşun akabinde hem buradaki çeşitli başlıklara bırakılan yorumlardan, hem de başka sitelerdeki, yazılı ve görsel medyadaki yazı- haber ve yorumlardan, -ve tabi Saylan gibilerinin sözlerinden- sair zamanlarda demokrasi ve özgürlükçü olduğunu iddia eden pek çok kişinin aslında içlerinde adamakıllı birer faşist taşıdığı tescil edilmiş oldu.

Hatta hatta bu süreçte, pek çoklarının dile getirmekten çekindiği ama şüphesiz kafalarının içinde yerleşik bir duygu olarak taşıdıkları “güç bende, otoriteyi neden bırakayım; hem bırakayım da senin bana tahakküm etmene izin mi vereyim?” gibi -karşı taraf açısından niyet okumalar içeren- bozuk bir düşünceye sahip olduklarına da zaman zaman şahit olduk.

Bu süreçte ciddi bir kazamım var aslında, hayır-şer demem de o yüzden. Hem de iki yönden bu kazanım.

Birincisi malum süreçteki “halk plajları doldurdu, vatandaş denize giremiyor” sendromuna tutulan ile muhtıraları görünce tornistan yapan “nşa” demokratı zevatın bazı bastırılmış duygularının horttadanak hortlayıvermesi. Sular durulunca tekraren demokrasi havarisi kesileceği kesin olan bu zevat, artık buna kimi inandırabilir bilemiyoruz. Bu turnusol, kimin “aslında ne olduğunu” ortaya çıkarmış oldu.

İkinci kazanım da şu. Yarın bir gün AKP bütün kaleleri ele geçirip “hadi giyin bakalım şu çarşafları, açık olan yerlerinize jilet atacağız” derse şayet, şikayet edecek bir gerekçelerinin kalmaması. Nasıl kalsın ki; erkin başında kendileri varken “güç caiz kılar, otorite kendi felsefesini dayatır” ilkesini şiar edinip pozitivist şeriatı dayatanların; aynı tahakkümü, erki ele geçiren bir başkasının yapmasına mantıklı bir itirazları olamaz herhalde.

Merak etmesinler gerici AKP, bu gibi yerleri “ota boka karışıyorsunuz” diye kapatmazsa şayet, özgürlük ve demokrasi adına onları da yine biz savunuruz.

İşin şakası bir yana takkaler düştü, keller göründü. Kavramların içini boşaltan, eğip büken bambaşka anlamlar kotaranlar sırıtıyor artık.

Kim olduklarını anlamak da eskisi gibi zor değil. Sadece konuşmaları yetiyor.

46 comments

1 Bulent Murtezaoglu { 06.25.07 at 20:18 }

Merak etmesinler gerici AKP, bu gibi yerleri “ota boka karışıyorsunuz” diye kapatmazsa şayet, özgürlük ve demokrasi adına onları da yine biz savunuruz.

Valla benim kimseyi savunmak gibi bir iddiam yok, ama siz savunacaksaniz simdi de savunabilirsiniz. Bu iki gazeteden biri Saylan hakkinda dava konusu olan olayda yalan soyluyor/basiyor:

http://www.milliyet.com.tr/2007/06/20/yazar/tamer.html

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=526639

Rezilligi hangisi yapiyor ben bilmem, iki gazetenin de sicili temiz degil benim gozumde. Milliyet dogru yazdiysa, Saylan Atilla hocanin ugradigi muameleye maruz kaliyor bir bakimdan. Kaliyor da, — galiba — Baskin Oran’dan baska bu kadina sempatiyle bakan yok ortalikta, ve zaten bu davalar ve basin tahrikinde prensip degil sempati onemli oluyor.

301, 216 ve genelde bu ‘hakaret’i illegal yapan kanunlar kalksin/degissin bu yola girdiysek, kimse kimseyle ugrasamasin, savunmak da gerekmesin diye arzu ediyorum. Sizin ufakliklar bu konulari anlar hale gelinceye kadar belki olur bunlar.

2 T. Suat Demren { 06.25.07 at 20:43 }

Bülent bey,

Yok canım medyayı kasdetmedim Bülent Bey, Allah korusun onların ya da onların fışfışıyla açılan davaların hakkından gelmek mümkün mü?

Meseleyi biliyorum ama bu konuda gazete doğru söylüyor ben de bilemiyorum.

301, 216 ile ilgili değil benim bahsettiğim konu direk olarak ama kapsamına o da giriyor elbette. Bu konudaki sınırı belirlemek çok zor ve sanırım bizim ufaklıklara da yetişmeyecek :-)

Benim değindiğim konu bugün yapılan pozitivist tahakümün aynını hani o çook korkulan şeriatçı AKP’nin yapması durumunda onun da karşısında duracağımızı belirtmekti; ironik olarak.

Selamlar.

3 Kâzım Mızrak { 06.25.07 at 21:19 }

@ Suat Demren

Kâinatta tesadüfe tesadüf edilmez efendim.. hâl böyleyken, elbette bu günlerin bir sabır ile tevekküle muhtaç olduğu aşikârdır. Bu münasebetle, 23 Temmuz’da daha meşakkatli vahim bir manzara ile karşılaşacağımız endişesindeyim. Ahir zamanda yaşıyor olduğumuzu hatırlatarak, mü’minlere uyanık olmalarını tavsiye ederim.

Şüphem yok ki müslüman geçinip dellal çağıran pek çok kimsenin de ayağı kayacaktır.. pek önemli olan, bu hengamede kendi imânımızı muhafaza edebilmek ve kurtarabilmektir. İnsanların gözü kararmış, furkanı kaybetmişler.. . İşte bu sebeple günümüzde cereyan eden zulümata şaşmamalı, ibret namına kendi hesabımıza tefekkürde bulunabilmeliyiz.

Kâzım Mızrak

* * *

İkbâl için ahbâbı siâyet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıktı

(Yükselmek, iyi bir mevkiye gelmek için dostlarını çekiştirmek yeni çıktı, önceleri bu beceriksizliği bilmezdik, bu da yeni çıktı)

Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadâkat modalandı
Nâmus tamam oldu hamiyyet yeni çıktı

(Hırsızlık çoğalıp sadakat sözü moda haline geldi, namusu bitirdik, hamiyet yeni çıktı)

Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zerafet
Dildardan ağyâra şikâyet yeni çıktı

(Düşmanlara dostları yermek bir incelik oldu; başkalarına gönül dostlarından şikayet yeni çıktı)

Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı

(Sâdık kişileri aşağılama, reddetme benimsenir oldu; hırsızlara ikram ve yardım yeni çıktı)

Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi
Hainlere amma ki riayet yeni çıktı

(Her ne kadar doğruyu söyleyenler de önceleri nefretle karşılanmışsa da ancak hainlere uyma yeni çıktı)

Evrak ile ilân olunur cümle nizâmât
Elfâz ile terfîh-i ra’iyyet yeni çıktı

(Bütün düzenlemeler bazı kâğıtlar ile ilan olunur, söz ile halkın refaha eriştirilmesi ise yeni çıktı)

Âciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi
Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı

(Güçsüz olanın en belirgin hakkı saklı tutulur, himaye görenleri her yerde korumak yeni çıktı)

İsnâd-ı ta’assub olunur merd-i gayûra
Dinsizlere tevcîh-i reviyyet yeni çıktı

(Gayretli kişiler taassubla suçlanırken dinsizlere özgü derin düşünce yeni çıktı)

İslam imiş devlete pâ-bend-i terakki
Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı

(Devletin yükselmesine engel olan İslamiyet imiş, önceleri yoktu, bu rivayet yeni çıktı)

Milliyyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı Firenge tebaiyyet yeni çıktı

(Her işimizde millî benliğimizi unutarak Batı düşüncesine körü körüne bağlılık yeni çıktı)

Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık
Zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık

(Eyvah bu oyunda bizler yine yandık, çünkü zarar ortada bu konuda bilmem biz ne kazandık)

[ Ziya Paşa ]

4 deniz { 06.25.07 at 22:39 }

Madalyonun öbür yüzünde de bütün kızların, kadınların sokağa ötüsüz çıkmamasını arzulayan islamofaşolar da var. Ben bizaat tanık oldum söylemlerine. Zaman gazetesinden Ahmet Şahin dışarıya kadının dışarıya çıkarken veya bir işte çalışırken örtünmesi konudundaki fetvamsısında kadının başı açık olarak dışarıya çıkmasının yasak olduğunu belirtmiştir. Başörtüsü yasağına karşıyım ancak böyle mahalle baskılarına zemin hazırlayan zihniyete de karşıyım.
Bülent Bey birinci soruyu soruyu sormuş ve ben izliyorum Suat Bey sözünden tornistan yapacak mı?

5 deniz { 06.25.07 at 22:46 }

Zaman gazetesi daha önce de Dokuz Eylül rektörü Emin Alıcıya ait olduğu öne sürülen bir ses bandını yayıınladı. Bu bandda “Anadolu keşke Müslüman olmasaymış, matbaa daha çabuk gelir biz daha ileride olurduk” mealinde bir takım sözler sarfetmiş.(miş). Fehmi Koru daha sonra , Taha Kıvanç adıyla bu bandın Alıcı’ya ait olduğu üzerindeki süpheleri ortaya koyan bir yazı yazdı. Zaman’dan tık yok.

6 KT { 06.26.07 at 03:37 }

Turkan Saylan ya kıvırıyor ya da ironinin ne demek olduğunu bilmiyor.

KT

7 T. Suat Demren { 06.26.07 at 04:26 }

Bülent Bey birinci soruyu soruyu sormuş ve ben izliyorum Suat Bey sözünden tornistan yapacak mı?

Ben sözümden tornistan yapmam..

Bülent Bey’in sorduğuna cevap verdim. Kastım medya değil.

Bu konuda uydurma “oruç tutmayanı dövdüler,” “testis filmi çekmediler, bikinililere saldırdılar” gibi haberler havalarda uçuyor. Sadece geçen ramazan ayında meydana çıkarılmış yalanlar bunlar, bakabilirsiniz.

Bu konuda kimse kartelin eline su dökemez.

Benim bahsettiğim medyanın kepazelikleri değil.

Bugün kanunsuz daha ötesi haksız bir ideolojşk dayatımla şekillenmiş yasak var; öyle değil mi? Ve bu yasağı savunanlar? (Mesela Saylan)

İşte bugün bu yasağı savunanların yarın gücü bir başkası ele geçirdiğinde kendi ideolojilerini dayatmalarına, buna uygun yeni yasaklar koymalarına birşey söyleme, feryat etme hakları yok. Ben bunu söylüyorum. ve ekliyorum, “merak etmeyin o zaman da sizi biz savunuruz” diyorum.

Elmalarla armutları karıştırmayın. Her yazdığım cümleyi tefsir mi edeceğim yaw?

8 TT { 06.26.07 at 12:48 }

(Mesajımın ulaşmadığını tahmin ederek tekrar gönderiyorum)

Türkan Saylan nazilere taş çıkartan kafa yapısı itibariyle “namaz kılmasınlar bale yapsınlar” sözünü etmeyecek bir insan değil..

Bu sözleri söylediğine dair 2-3 gün önce Zaman Gazetesi haber müdürü ellerinde bu konuşmayı yaptığına dair ses bantlarının olduğunu açıkladı.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554571

***

Suat Bey:
Linkteki röportajı yapanın adı “Fatma Özkan” değil,
“Fadime Özkan” olacaktı..

9 fehmi taşkıran { 06.26.07 at 13:26 }

islamofaşo denilince kusasım geliyor bushun suratı gözümde canlanıyor.
Deniz hanım yada bey ipin kimin elinde?

10 deniz { 06.26.07 at 13:28 }

KT
“Türkan Saylan nazilere taş çıkartan kafa yapısı itibariyle “namaz kılmasınlar bale yapsınlar” sözünü etmeyecek bir insan değil..”

Yani niyet okunacaksa onu da biz yaparız diyosrunuz?

11 TT { 06.26.07 at 14:02 }

Deniz: Yani niyet okunacaksa onu da biz yaparız diyosrunuz?

Niyet okuma ile alakası yok.

Bu ülkede “don üzerinden iğne yapan gerici tıp profesörleri”
olduğunu iddia eden birinin “namaz kılmasınlar bale yapsınlar” sözünü de söylemesine ihtimal vermek niyet okumak değil zihniyet tahlili/tahmini sadece.

Nitekim linke bakıldığında o sözü ettiği de anlaşılıyor.

12 Bulent Murtezaoglu { 06.26.07 at 14:23 }

Deniz hanim/bey,

Ben biraz farkli birseye isaret etmek istiyordum, etraf ahlaksiz, sasirmis, hirsli, dusmanligi aklini asmis filan doluyken ve bu insanlarin ellerinde bin turlu (kanun ve basin dahil) arac varken insan savunmanin taahhut altina girilemecek kadar zor olduguna isaret etmek istemistim. Hele 301, 216 ve turevleri gibi kanunlar karisinca, bu is daha zor (Turkiye’de ‘hakaret’ suc olabiliyor ki o da iyi bir arac bu tip insanlarin elinde). Dogrudan Suat beyi hedef almak gibi bir gayem yoktu (ben de yapamam dedim zaten).

13 Bulent Murtezaoglu { 06.26.07 at 15:00 }

TT bey,

Türkan Saylan nazilere taş çıkartan kafa yapısı itibariyle “namaz kılmasınlar bale yapsınlar” sözünü etmeyecek bir insan değil.

Bence de diyebilir. Kulturumuzde, ozellikle devlette kicina yer etmis insanlarda, bu hal var. Birkac kere anlatmistim galiba, 70 veya 80lerde disaridan bir teknik kitap filan getirme isinde ‘mutedeyyin’ bir gumrukcu benim rahmetli babami azarlamisti ‘ogluna bunlari ogretecegine namaz kilmayi ogret’ diye. Bugun de oluyordur herhalde ki gucu kimin eline gecirip bunu kimin yapacagi kavgasi var. Bu iste oyuncu olanlar kotu olmak durumda da degiller, ‘dava’ algisi olunca o ‘dava’ icin ellerindeki gucu kullaniyorlar iste. Bunu kotu olduklari icin degil en dogrusunu bildiklerine inandiklari icin yapiyorlar bence.

Ben daha ziyade bu ‘nazilere tas cikartma’ filan gibi ifadelerin (islamofasist de ayni sulaleden) bu derece kolay kullanilmasindan rahatsiz oluyorum. Birbirine karsi pozisyona dusmesi gerekmeyen insanlar hem karsi karsiya geliyor hem karsilarindakini islahi mumkun olmayacak derecede serre bulasmis gibi goruyorlar bu kelimeler ucusunca ortalikta.

14 fizikci { 06.26.07 at 17:08 }

Deniz Hanım/Bey,

Zaman gazetesinden Ahmet Şahin dışarıya kadının dışarıya çıkarken veya bir işte çalışırken örtünmesi konudundaki fetvamsısında kadının başı açık olarak dışarıya çıkmasının yasak olduğunu belirtmiştir. Başörtüsü yasağına karşıyım ancak böyle mahalle baskılarına zemin hazırlayan zihniyete de karşıyım.

demiş.

Ahmet Şahin fetvasına sıklıkla başvurulan bir din alimidir. Müslüman kadınların başını örtmesinin farz olduğunu söylemiş olabilir ki doğrudur. Bu müslümanları ilgilendirir. Laik bir devlette din vicdan meselesidir, kimseye “müslümansan başını ört” denilmez.

Paronayaklığın lüzumu yok. Kimse başınızı örtecek değil. Derin bir nefes alın ve bütün bu korkularınızın evhamdan ibaret olduğunu kendinize söyleyin. Rahatlayacaksınız.

15 TT { 06.26.07 at 18:18 }

Bülent Bey:Ben daha ziyade bu ‘nazilere tas cikartma’ filan gibi ifadelerin (islamofasist de ayni sulaleden) bu derece kolay kullanilmasindan rahatsiz oluyorum. Birbirine karsi pozisyona dusmesi gerekmeyen insanlar hem karsi karsiya geliyor hem karsilarindakini islahi mumkun olmayacak derecede serre bulasmis gibi goruyorlar bu kelimeler ucusunca ortalikta.

Haklısınız.Teşekkür ederim.

16 T. Suat Demren { 06.26.07 at 18:22 }

Sayın TT,

Linkteki röportajı yapanın adı “Fatma Özkan” değil,
“Fadime Özkan” olacaktı..

Teşekkür ederim; düzelttim..

Selamlar.

17 omer { 06.26.07 at 22:11 }

Gecenlerde ozel bir universitede okuyan bir kardesim basindan gecen bir olayi anlatti.Hocalarindan biri ,bu basortululeri bocek gibi eziceksin diye bir tabir kullanmis sinifin ortasinda.20 li yaslarda bir delikanli ve annesi,anneannesi basortu takiyorlar.Universite gibi saygin bir kurumda gelecek nesilleri yetistirmek icin secilmis akademisyenlerin yarattigi bu Icine dusulen paradoxun vahamiyetini ve aldigi elzem hali 10 yil dusunsen atamazsin.Hadi hakli olmayi,inanclara saygiyi gectim,sen kimsin ve kim oluyosunda 1 nefeslik canin ile yaratilana tepeden bakma hakkini kendinde buluyorsun demez mi insanoglu.Insanoglu; demeyi birak bundan dolayi birbirini girtlakliyor ama musluman bunu yapmiyor o Allahina havale ediyor tum bu haksiz soylemleri,kibir dalgasini ki farkini da burada ortaya koyuyor.Bazi iyilikler vardir yasamlarimizda;hatirlamadigimiz farketmeden yaptigimiz/mekaninda malikeneler insa ettirir;bazilarida vardir hayatini adarsin,vakit geldiginde yerinde yeller estirir.
Havale yine bizden takdir yaratandan…

18 deniz { 06.26.07 at 22:38 }

Fehmi Taşkın 9. yorum

“islamofaşo denilince kusasım geliyor bushun suratı gözümde canlanıyor.
Deniz hanım yada bey ipin kimin elinde? ”
Islamofaşo deyiminde bir yanlışlık yaptım, müslüman faşisti kastettim. Müslümanlar her zaman İslami doğru yansıtmayabiliyor takdir edersiniz. aslında benim bildiğim kadarıyla hem müslüman hem faşist olunmaz ancak bunu başabilenler de var. Türkan Saylan’ın Müslüman kesim içinde de simetriği olan tipler var. Yani kendi kurallarını başkalarına dayatmak isteyen müslümanlar var.
İpsiz sapsızım tamamen, emin olabilirsiniz. Bush konusunda da hislerim aynı.

TT 11. Ben o sözü söylememiştir demiyorum. Zihin tahlili ile niyet okumanın farkı yok.

Bülent Bey 12, : Anladım ben onu, doğru anladım. Suat Bey’i hedef almak gibi gayeniz yoktu.Zaten Suat Bey de , Türkan Saylan mağdur da olsa onun hakkını savunacak değil. Muazzez İlmiye Çığ örneği var ortada.Ayrıca başkaları da var, Suat Bey’e çok iş çıktı.Aşağıda:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=198059

Bülent Bey en doğru ve samimi teşhisi koymuş:

“Bugun de oluyordur herhalde ki gucu kimin eline gecirip bunu kimin yapacagi kavgasi var. Bu iste oyuncu olanlar kotu olmak durumda da degiller, ‘dava’ algisi olunca o ‘dava’ icin ellerindeki gucu kullaniyorlar iste. Bunu kotu olduklari icin degil en dogrusunu bildiklerine inandiklari icin yapiyorlar bence. ”

Benim bir “dava” m olmadığı için pek anlayamıyorum ama sanırım olay bu. Daha önce bir davam vardı.

Fizikçi;
Müslümansın olana başını ört denir, bal gibi de denir hem de. Müslüman değilim diyecek hali yok ya insanın. Her cuma namazında başıma gelir, “sen namaza gelmiyor musun?” ben “hayır” derim. sana farz değil mi derler, ben de hesap vereceğim mevki siz değilsiniz derim. Bu bir psikolojik baskı ve hiç hoşlanmadığım bir durum. Müslüman değilim de diyemiyorum, çünkü doğru olmaz.
Saygılar
Deniz (bey) Bey demenize gerek yok ama cinsiyet belirttim.

19 T. Suat Demren { 06.26.07 at 23:13 }

Deniz Bey,

Zaten Suat Bey de , Türkan Saylan mağdur da olsa onun hakkını savunacak değil.

Nereden biliyorsunuz?

DTP’nin bağımsızlarının oy pusulasına yazılmasını eleştiren ve onları savunan ben onu neden savunmayayım?

Muazzez İlmiye Çığ örneği var ortada.

Arayıp bulacak vaktim yok, ama İlmiye Çığ’ın savunması olarak değil de söylediklerinin ifade özgürlüğüne girdiğini İzlenimler’de ve Derin Düşünce sitesinde belirttim.

Nereden geliyor bu kategorize merakı anlamadım gitti. Halen uygun çekmece bulamamanın sancısı bu galiba.

301′in kaldırılması gerektiği bangır bangır savunan “bana” karşı 301 vs.lik  davaların listesinin linkini veriyor. Hayret yaa. Listeye de bakmamış anlaşılan. Orada pek çok muhafazakar yazar da var halbuki..

Bana Saylan’ı savunmaz diyor ama daha neyi söyleyip söylemediği muamma olan Saylan olayına karşı delilli ispatlı, manşetten verilmiş kartel yalanlarına dair tek ses çıkartmıyor.

İki aydır olan biten hokkabazılığa dair ses çıkartmıyor ama bana demokrsi ve özgürlük dersi vermeye kalkıyor.

Siz de benim DTP’yi, İ.Çığ’ı savunduğum kadar şu demokrasinin içine edenleri konuşsanız ya?

Dinime küfreden müselman olsa….

20 T. Suat Demren { 06.26.07 at 23:26 }

Bülent Bey,

Siz bir mail atmistim dun ama ulasti mi acaba? (Spam dedektorleriniz de cok hassas canim ondan soruyorum :-)

21 Bulent Murtezaoglu { 06.26.07 at 23:31 }

Aaa yok spamden degil. mail okumadim galiba iki gundur! Baktim simdi. gelmis. Kusura bakmayin, bazen ellemiyorum maile bekledigim mesaj yoksa.

22 T. Suat Demren { 06.26.07 at 23:33 }

Est, ne kusuru.. Teşekkür ederim..

23 fizikci { 06.27.07 at 09:37 }

Deniz Bey,

Bu akıl hocalığı taslama davranışı çirkin birşeydir ve sadece namaz kılma, baş örtme ile ilgili değildir. Size “cumaya gelmiyor musun, sana farz değil mi” diyen denyoyu biraz takip edin, başka konularda da aynı kabalığı/ukelalığı yaptığını göreceksiniz.

Fakat Ahmet Şahin ile bu tarz adamları aynı kefeye koymakla büyük yanlış yapıyorsunuz. Ahmet Şahin din alimidir, kendisine sorulur o da cevap verir. Müslüman kadınlara “niye başınızı örtmüyorsunuz, size farz değil mi?” demiyor ki. Bu konudaki hükmü söylüyor sadece.

Selamlar..

24 fizikci { 06.27.07 at 09:49 }

Mahalle baskısı lafını son zamanlarda çok duymaya başladım. Bununla başını örtmek istemeyenlerin çevrenin baskısıyla başını örtmek zorunda kaldığını kastediyorlar. Çözüm tabi kamusal alanda başörtü yasağı.

Bir taraf YÖK baskısından bahsediyor, okullarda zorla başımızı açtırıyorlar diyor, öbür taraf mahalle baskısı var başları zorla kapattırıyorlar diyor.

Başı kapalı olan hiç kimse mahalle baskısı yüzünden başımı örtüyorum demiyor ama başı açık olan binlerce kızımız YÖK baskısı yüzünden başımı açıyorum diyor.

Mahalle ve YÖK karşı karşıya. Komik bu ya! :)

25 kuzucuk { 06.27.07 at 12:02 }

İyiliği emir ve kötülükten nehiy vazifesi yapan kimseler, İslâm’ın tebliğ metodunu iyi bilmelidirler. Nezâket, iyi muamele, yumuşak davranış, merhametle yaklaşma gibi genel esaslar, böyle kimselerde bulunması gereken temel vasıflardır. İmam Şâfiî:

“Din kardeşine gizlice öğüt veren kimse, gerçekten nasihat etmiş ve onu süsleyip sevindirmiş olur. Fakat alenî ve herkesin gözü önünde ona öğüt veren kimse, din kardeşini son derece küçültür ve batırır” der.

İyiliği Emir Kötülükten Nehiy:

http://www.tahavi.com/hadis/206.html

Nasihat: http://www.tahavi.com/hadis/205.html

26 smyra { 06.28.07 at 13:06 }

bazı kimselerin yanlış davranışları (mahalleler) nerdeyse bütün islam camiası onlarmış gibi yapılan saldırıları samimi bulmuyorum(istediklri açığıbulmuşken bırakmıyorlar tabi) röpörtajı okudum Saylan’ın tavrıda yapmak istediğide açık ve burs baş vurusunda başını açarsan veririz cümlesiyle karşılaşan arkadaşlarım var ve röpörtajda annelerde çocularının kapanmasını istemiyor diyor hangi anneler bütün türkiyeyi kapsayan bu cümle aslında ufak bir grup

böyle bir söz kabul edilemez. zaten türban ile başörtüsü arasındaki farkı anlayamadım hala ve anlamıcağım ben bu farktan bahsedenlerinde böyle bir fark olmadığının farkında olduğunu düşünüyorum . birisi köylünün cahilin diğeride kültürlünün baş örtüsümü :)…

saygılarımla…

27 smyra { 06.28.07 at 13:43 }

” burs baş vurusunda başını açarsan veririz cümlesiyle karşılaşan arkadaşlarım var ”
bu söylmimden sonra arkadaşlarıma ulaşarak kesin isimler vermek istediim ama onlara ulaşamadığım için bu söylemimin iddadan öteye gitmediğini kesinliğnden bahsedemeyeceğimizi söylemek isterim.

teşekkürler.

28 fizikci { 06.28.07 at 14:06 }

Türban, Kenan Evren döneminde, üniversitelerdeki başörtülü görüntüleri modernize etmek için geliştirilmiş bir çeşit modern başörtüsü.

Şimdiki türban karşıtları, devletin ürettiği türbana gene devlet adına karşı çıkmış oluyor. İlginç bir durum. Bunun başka örnekleri de var: (Yanlış hatırlamıyorsam Bülent Bey’in daha önce belirttiği gibi) Din Kültürü dersinde namaz kılmayı öğretip, sonra da çocukların namaz kılmasına izin verilmiyor mesela. Zavallı öğrenciler gizlice soyunma odalarında namaz kılalım derken suçüstü yakalanıp, uyuşturucu çetesi tadında medyaya servis ediliyorlar.

Deveye sormuşlar hörgücün neden eğri, nerem doğru ki demiş.

29 Ahmet A. { 06.28.07 at 22:28 }

Türkan Saylan’ın sözlerinden ne kadar rahatsız olursak olalım söylediklerinde mahkemelik bir durum yok bence. “Çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istiyoruz” demiş kendisi. Olabilir. Bu söyledikleri ne kadar saçma olsa da bu tür bir ifadeyi kullanma özgürlüğü de vardır.
Evet, Türkan Saylan’ın totaliter ve faşizan düşüncelere sahip olduğunu hepimizi biliyoruz ama söyledikleri yüzünden kendisine dava açılmasını hiçbir demokratın tasvip edeceğini sanmıyorum.
Bu arada, Muazzez İlmiye Çığ’a açılan dava kesinlikle haklıydı bence. Herkes “Sümerlerde başörtülü fahişeler vardı” sözüne bakarak Muazzez İlmiye Çığ’ın ifade özgürlüğü mağduru olduğunu sanıyor. Sümerlerde başörtülü fahişelerin olduğu bilgisi tabi ki dine hakaret değildir ama Çığ sadece bunları söylemedi. Söyledikleri kısaca şöyle bir şeydi:
“Madem ki dinimizde bir imam nikâhı ile seks doğal görülüyormuş, o zaman gizli yerlerde değil, eski mabetlerde olduğu gibi, camilere birer aşk odası konsun, isteyen gidip orada bir imam nikâhı ile seks yapsın. Böylece hem camiye gelir olur, hem de imam para kazanır’, ‘Canı seks isteyen kadınlar ve erkekler orada imam nikâhı ile kendilerine göre veya şeriata göre yasal seks yaparlar.”

30 T. Suat Demren { 06.28.07 at 22:32 }

Ahmet Bey,

İlmiye Çığ o sözleri ciddi olarak değil bir konuya tepki olarak söylüyor:

Bu konuda şöyle söylemiş:

Yargılandığınız maddede “Basın yoluyla kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlere hakaret; halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” deniyor?

“…Bunu kabul etmiyorum. Kimseye hakaret etmedim, tersine dine hakaret edenlere karşı çıktım. Tarikatlarda seks yapabilmek için imam nikâhı kıyıyorlar. Bunları televizyonlarda görünce çok sinirlendim. İnandığım Allah’ı yerin dibine sokuyorlar. Ben de “Madem imam nikâhını alet ederek bu işi yapacaksınız, o zaman camilerde yapın bari” dedim. Bu söz, yaptıkları kötülük daha iyi anlaşılsın diye söylenmiş bir hiciv. Yoksa oturup da camilere aşk odası yapın der miyim, olacak iş mi? Cami nedir, ben bilmiyor muyum?

31 Deniz { 06.29.07 at 00:14 }

Suat Bey,

“Zaten Suat Bey de , Türkan Saylan mağdur da olsa onun hakkını savunacak değil.” derken düştüğünüz yer itibarıyla savunulacak mağdurlar arasında ön sıralara çıkmayacağını söylemek istedim. Bu 2 aylık gündem için de de bu kadar sizce öncelikli olay varken tutup Türkan Saylan, mağdur da olsa , savunacak değilsiniz.

“Nereden geliyor bu kategorize merakı anlamadım gitti”
Kategorizasyon merakınızı hemen arkasından gelen cümle ile siz açığa çıkarmışsınız. “Halen uygun çekmece bulamamanın sancısı bu galiba.” Bir çekmecede olmak zorunda değilim, anlaşılan siz beni çekmecelerde arıyorsunuz.Orada yokum.Zaten sizin bir çekmece de olsam bu siteye uğramazdım.

“Orada pek çok muhafazakar yazar da var halbuki..” Muhafazakar yazarlar savunulmasın demedim ki?
Benim hiç link vermeden aklıma gelen bir örnek var, Hakan Albayrak “Atatürkün cenaze namazı kılınmadı” gibi bir laf etmişti. Bundan dolayı hangi maddeden yargılandı bilmiyorum ama suçlandı. Albayrak’ı savunmanın ötesinde”Gercek Hayat” ta iken takip ederdim.(düşüncelerine katıldığım anlamına gelmiyor) Ancak Hakan Albayrak “fikirlerinizden nefret ederim, ama bunları savunmanız için mücadele ederim” diyebileceğim kadar fikirlerinden hoşlanmadığım bir insan da değildir. Ama DTP liler için aynı şeyi söyleyemem,hatta mücadele de etmem o ayrı mesela.
DTP konusundaki fikrim, PKK bu partinin arka bahçesi olduğu için kapatılmaldır. Ancak kapatılmamış ve seçimlere girebiliyorlarsa onlara karşı farklı muamele yapılıyorsa bu yanlıştır.

Saylan’ı şu şekilde savunuyorum, 29. yorumda Ahmet Bey le aynı kanıdayım. Saylan bunları söylememiştir demiyorum zaten.

Demokrasinin içine edenleri uygun zemin ve zamanda dile getiriyorum.Ama bu sitede yeterince dile getiriliyor ve fikirlerle mutabık olduğum zamanlar yorum yazmıyorum.

32 T.Suat Demren { 06.29.07 at 05:50 }

Zaten sizin bir çekmece de olsam bu siteye uğramazdım.

Demek kategorize etmiyorsunuz?

Bunu teyid eden cümleyi yazmanız iyi oldu yoksa hiç anlayamayacaktım ;-)

Selamlar..

33 knz { 06.29.07 at 09:23 }

selam fizikçi,

Mahalle baskısı lafını son zamanlarda çok duymaya başladım.

Bunun ifade edilmesi ve korkmadan söylenmesi iyi haber :)
çünkü mahalle baskısı “linç ” e kadar gider.

Konca KURİŞ bundan yıllar önce söylemişti ve öldürlmeden önce
kelli felli adamlar tarafından manevi linçe uğramıştı çoktaan..

ben, o kadına sahip çıkan hiçbir kelli felli bir tv adamı görmemiştim..
konuşurken sözünü kestiler, tepeden baktılar ve kendini ifadeye imkan vermemişlerdi..

işin garibi Türkan Saylan ‘larda onunla hiç ilgilenmedi.

ne üzücü bir şey ki, fatma barbarosoğlu, türkan saylan falan aynı yerde birleştiler,..

herikisi de mahallede baskı altında kızla ilgilenmezler.

Mahalle baskısı dile gelmesi iyi ama eksik.

Vİcadni baskı da var. Cennetler, cehenemler var. Dinin tek taraflı pozitivist görşlerini Allaha mal etmek var.

yani mahalledeki kızın dinin farkılı yorumları olabileceği bilgisinden mahrum bırakılması var.

yani müslüman kadın ya, başörtsünü seçecek, ya da seçecek.

Aksi olsa ne oluyor ? eh o da ahlaklı olablir diye, ona merhemet ediliyor ..

yani mahale şehirleştikçe, ona bir tür, zavallılara gösterilen şefkat kucağı açılıyor, eee canım hangimiz dinimi tam yapıyoruz vs..

mahallede ise linçe kadar gidiyor.

kızın biri başörtsü takmıyorsa ,.ya diskoya gidiyordur, ya konserde öpüşüyordur, ya beyaz türkelere yaranmaya çalışıyordur. özentidir vs…
aile ondan şüphe duyuyor. yani kız başörtsün çıkarttığı anda bütün bunları yapmadığını ispatlamak zorunda kalıyor.

bunlara son zamanlar da, başörtsünü “niyetsiz takan” adlandırılan yeni bir kadınlar grubu eklendi.
ben bunları uydurmuyorum. siteleri dolaşıyorum.
burda yazdıklarım reyhan gürtuna ilgili yazılanlardan seçilmiş kelimelerdir.

fark ettiyseniz; konserde öpüşen türbanlı kız fotoğrafı en çok başörtlü kardeşleri rahatsız etti, çünkü toplumun kadın zerindeki baskısından nefes alacakları bir alan da artık kuşku alanına giriyordu.,

türbanın kamuda, dokulmaz, ulvi bir yer olması bir hayalin peşinde koşmaktı..

erbakan , herkes selam duracak demişti ya,.kandırmacadır.

fatma girik’in rabbia hatun filmi kadar gerçek dışıdır.
masumdur ama gerçek dışıdır.

1970 lı yıllarda bir sinemanın kadınlar matinesinde bu filmi izledim.
çocuktum. Bir sinema dolusu kadın, filmin sonunda rabia hatın başörtsü
ile göğe yükselirken ( filimde mecaz yok, göğe ykseliyor) hüngür ağlıyordu., o filmden çıkan birçok kadın akşam eve başörtsü ile gitti. Biz bu dizileri masaj tv lerde çok izleledik.,

o kadınlar kimbilir neye ağlıyordu,.
kocalarından kaçmak mı ? kaçıp gitsem göğe gitsem duygusu mu ?

fakat dokulmazlık, erşimezlik diye birşey yok.

sonra da yakınmalar geldi. Bu yakınmaların önclüğü de fatma barborosoğludur., isteyen olursa bir yazı örneği koyabilirim.
bizim neden başımız göğe ermedi diye yine eşlere, yine erkeklere soruyor ?

Bir kere başörtlü kadın deyimi yanlış. Başörtsü bir tercih. beni başörtüsüz bilirsiniz, ama ben bir rabia hatun filmine giderim , çıkınca başımı örterim. Sonra beş yıl sonra bir sıcak dalgası gelir, yanımdaki adam tişört giyior, ben niye giymeyim derim çıkartırım.

özgürlük budur.

ama çıkartığım anda, aha diskoya gidecek, bilmem neresini de açar bunları diyen mahalleli ile uğarşmayı hiç bir kadın kolay kolay göze alamaz.

netice gözlemlerim şu; mahalleli ile şehirli arada kibarlık gösterisinden başka fark yok.

ne şehirli müslman pozitivistlerin şefkatine ihtiyacımız vardır, ne de mahalede önyargılarla boğuşacak kadar kahramanızdır.

Bununla başını örtmek istemeyenlerin çevrenin baskısıyla başını örtmek zorunda kaldığını kastediyorlar. Çözüm tabi kamusal alanda başörtü yasağı.

evet. çözüm o değil. çözm dindeki tekelci yorumların devlet eliyle
dayatırılması,. bilgilendirilme hakkının gasp edilmesi.
kızların özgür tercih hakkını kullanabilmeleri,..
,
kamusal alanda olanlar başka şey..

Bir taraf YÖK baskısından bahsediyor, okullarda zorla başımızı açtırıyorlar diyor, öbür taraf mahalle baskısı var başları zorla kapattırıyorlar diyor.

evet ünversite kapısında gözyaşı döken, samimi olarak gözyaşı döken kızlar var., realite budur.

mahalede zorla başının kapatırılması, üniversitede zorla açtırmayı hak kazanadırmaz.

insanlar zaten bir duruma zor uyum sağlarlar.

siz fizikçi ; yök’n ardına sığınmayın. Yukardaki yazdıklarımı görmezden gelmek için bahane yapmayın.

40 derece nemli istanbul sıcağında ben 15 dakika bile o kıyafetle dolaşmaya tahammül edemiyorsam, bu benim mücadelem olamıyor.
ama siz mücdale edin. , problemi iyi ifade edin. sınırlılık mutlaka sizin koymanız gerekiyor,.

ben bile tek AHİM davalarını inceledim. .

Başı kapalı olan hiç kimse mahalle baskısı yüzünden başımı örtüyorum demiyor ama başı açık olan binlerce kızımız YÖK baskısı yüzünden başımı açıyorum diyor

hehe :) diyemiyor. mahaledeki kız diyemez. ona siz cesaret vereceksiniz.,

din ve vicdan özgürlğü kapsamına bütün dinler, hatta insanların kendi
kendine oluşturdukları inançlar da girer. kamuda dini inançlarlar ilgili
bir sorun vardır. evrenseldir. çözmü bulunmuş değildir, o yzden uzlaşma
vardır. Türkiye penceresinden bakmayın.

34 TT { 06.29.07 at 10:45 }

knz:Sonra beş yıl sonra bir sıcak dalgası gelir, yanımdaki adam tişört giyior, ben niye giymeyim derim çıkartırım.

knz hanımın uzun ve dolambaçlı yazısını okurken ne anlatmak istiyor,ne diyor bunu anlamak gerçekten maharet işi.

Özetle “carpe diem” türü başına buyruk heva ve hevesine göre yaşa demek istiyor herhalde.

Heveslerini dine uydurmak istiyor gibi.

35 Deniz { 06.29.07 at 15:03 }

Zaten sizin bir çekmece de olsam bu siteye uğramazdım.

Burada eksik yazmışım. Ben sizin benim içinde olduğumu sandığınız çekmecede olsam diyecektim. Yazım yanlışı tamamen.

36 T. Suat Demren { 06.29.07 at 15:15 }

:-)

Eyvallah, şimdi oldu..

37 deniz { 06.29.07 at 15:16 }

“hehe :) diyemiyor. mahaledeki kız diyemez. ona siz cesaret vereceksiniz”

Önemli bir nokta. Diyemiyor çünkü baskıyı içselleştirmiş. (genelleme değil). Öte yandan da YÖK baskısı da var tabii. YÖK’ün bu uygulamasına karşı neler yapılmadı ki? protestolar (azalmış da olsa), imza toplamalar…

38 kuzucuk { 06.29.07 at 16:39 }

Din insanların kendi akıl, fikir ve görüşlerine göre değişmez. Dinin kaynağı Allahın Kuranı ve Resulünün sünnetidir. Biz Arabistan’ın sıcağında tesettüre yani Allahın emrine riayet eden Peygamberimizin (s.a.v.) hanımlarına ve hanım sahabelere (Allah hepsinden razı olsun uyarız. Bir islam memleketinde eğer İslamı seçmişseniz yada müslümansanız herkesin içinde içki içemezsiniz herkesin içinde zina edemezsiniz. Bu benim özgürlüğümdür diyemezsiniz. Bir müslüman olarak 15 cm boyunda mini eteğinizle toplumun içinde dolaşamazsınız. Madem ki bu dine inandınız onun emir ve yasaklarına da riayet etmek zorundasınız. Özellikle toplumda kötü örnek olabilecek hareketler, alışkanlıklar yasaklanır. Bu bir müslümanın asla günah işlemeyeceği anlamına gelmez. Ama toplumu bozan unsurlar aleni yapılan günahlar engellenir.

Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam bir hadisi şerifinde:

“Bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltin; buna gücünüz yetmezse, diliniz ile düzeltin; buna da gücünüz yetmezse kalbinizden buğz edin, o kötülerle ve kötülükle beraber olmayın” buyuruluyor. Bunu biraz açmaya çalışan Ebu Leys Es-Semerkandi ise şöyle ifade ediyor:

“Eliyle değiştirme, düzeltme devletin işi, diliyle düzeltme alimlerin, toplumun söz ustalarının, medyanın işi, kalbinden buğz etme de halkın işidir ki, halkın gönül vermediği bir iş asla başarıya ulaşamaz.”

39 T. Suat Demren { 06.29.07 at 21:38 }

HACIBEKTAŞ’IN GENERALİ Hacıbektaş’ın Belediye Başkanı Selman Pakoğlu, emekli bir general… Bağımsız girmiş seçime ve ilçe halkının desteğiyle seçilmiş. Kendisi yılmaz bir irtica ve AKP karşıtı. 22 Temmuz’da CHP’yi işaret ediyor. Ama AKP dışındaki diğer partilere de hoşgörülü. Başkan’ın makam odasında muhabbet ediyoruz. Emekli General, daha sormadan anlatıyor: “Ben dincilerle mücadele eden bir generaldim. Burdur’da 8 imam-hatip vardı. Oradaki kızların hepsinin başını açtırdım.” Makam odasındaki CHP’liler, bir parça huzursuz bir şekilde dinliyorlar Başkan’ı. Ancak Başkan, “Baş açtırma” hikayesinin bizi kesmeyeceğini düşünmüş olacak ki, sesine zafer kazanmış kumandan edası katarak şöyle devam ediyor: “Durun… Bu kadarla kalmadı… Ben o imam-hatipteki kızları ve erkekleri dans ettirdim dans.” Odada bulunan CHP’li bir yerel politikacı, dayanamayıp “Aman Paşam” diyor ve ekliyor: “İnşallah zorla dans ettirmemişsinizdir.” Başkan sorudaki “anlam”ı yakalıyor ve “Hayır, hayır! Zorla değil, gönül rızasıyla” diye yanıt veriyor.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6792953.asp?yazarid=131&gid=61

40 knz { 06.29.07 at 23:02 }

tt. sağolasın , iyi püskrtme denemesi ama artık bayatladı,..

başına buyruk heva ve hevesine …….

yazımı doğrulamak için bu kadar canla başla uğraşmasaydınız.

anladınız siz onu. Daha bir 10 yıl daha anlamazlıktan gelirsiniz,. sonuç yine değişmez. Ben Türkan saylana benzemem, ben mahallenin içindenim.

deniz demişsin ya,
Önemli bir nokta. Diyemiyor çünkü baskıyı içselleştirmiş. (genelleme değil). Öte yandan da YÖK baskısı da var tabii. YÖK’ün bu uygulamasına karşı neler yapılmadı ki? protestolar (azalmış da olsa), imza toplamalar…

baskıyı içselleştirmiş değil. sadece uyuma zorlandı. YÖk baskısı vardı da, buna karşı hiçbirşey yapılmadı. erkekler kot pantalarını giydi, kareli kırmızı mintan giydi, favorilerini uzattı ,. takbası zaten evde oturmak olan, şahitliği hakkında fikir birliği bulunmayan kızlardı.,

kimse AHİM kararlarını incelemedi.
kimse din eğitimi pozitivist bir şekilde aktarımına karşı bişey diyemedi.,

kuzucuk,

biz burada 15 cm mini etekten bahsetmiyoruz,
ya da erkek starların pazularını şişirip poz vermesini konuşmuyoruz, siz erkekleri hiç konu etmezsiniz.

söz edilen alt tarafı kadın kulağıdır.
bir de boynudur.
saçının tepesidir.

heva, heves, bilmem ne iması hiç değildir.
biraz nezaket lütfen.

kadının kulağını açık tutması aleni işlenen bir günah değildir.,
kulak duymak içindir.

benim yukardaki yazıda anlatmak istediğim baskı budur.
dayanılır gibi değil. bir kız bi laf desin bakalım,. buğz etmekle tehdit ediyorsunuz..

en sevdikleri böyle travmatik tepkiler verirse, beynimiz de uyuma zorlanır.

41 Kâzım Mızrak { 07.02.07 at 03:42 }

[ Özel Mektup ]

BU YAZININ YAYINLANMA(MA)SI ÜZERE !
Cevaplanma talebi: Bulunmuyor.
Cevaplanması halinde süre aşım sınırı: Günler, haftalar, aylar, ve hatta yılar sonrasına tehir edilebilir.

merhaba sayın Demren,

bir süredir (keyfi sebeplere bağlı olarak) sayfanıza (sitenize) bırakılan yorumları takip etmemekle beraber, son yazıları da okumamış durumdayım. “Heil Saylan!.. Ve diğerleri..” konu başlığına sahip postanın içeriğine görünürde size hitab eden bir yazı yazmıştım.. olumlu olumsuz, yapıcı yıkıcı, tasvip edici etmeyici, yer yön gösterici kınayıcı, düzeltici ve falan filan manada bir eleştirel cevap bekliyordum sizden.. dün yoktu, bugün de yok, muhtemelen yarın da olmayacak.

bu bakımdan, bir cevap talebinde bulunmayı yerinde görerek.. size bu yorum şeysini yazmaya karar verdim.

ümit ediyorum ki derdimi anlatabilmişimdir.. hatırlatmak bakımından, ilgili yorumu buraya alıntılıyorum:

@ Suat Demren

Kâinatta tesadüfe tesadüf edilmez efendim.. hâl böyleyken, elbette bu günlerin bir sabır ile tevekküle muhtaç olduğu aşikârdır. Bu münasebetle, 23 Temmuz’da daha meşakkatli vahim bir manzara ile karşılaşacağımız endişesindeyim. Ahir zamanda yaşıyor olduğumuzu hatırlatarak, mü’minlere uyanık olmalarını tavsiye ederim.

Şüphem yok ki müslüman geçinip dellal çağıran pek çok kimsenin de ayağı kayacaktır.. pek önemli olan, bu hengamede kendi imânımızı muhafaza edebilmek ve kurtarabilmektir. İnsanların gözü kararmış, furkanı kaybetmişler.. . İşte bu sebeple günümüzde cereyan eden zulümata şaşmamalı, ibret namına kendi hesabımıza tefekkürde bulunabilmeliyiz.

Kâzım Mızrak

cevabınızın ehemmiyeti şu istikamette olacaktır: düşüncelerimin, bir düşün insanı olarak sizin bilgi ve fikrinizle örtüşüyor olup olmadığı tahlil edilecektir. örtüşmediği noktada, size göre ne gibi bir yanlış içinde olduğum konusunda tekrar gözlem ve düşün münazarasında bulunacağım. örtüştüğü noktasında, kendi bilgi ve fikrimin çevreden onay almasına istinaden; doğruluğu konusunda inancımı besleyeceğim. ayrıca: bu tür münazaralarda.. muhatabıma karşı nasıl bir tavır takınmam gerektiği konusunda, inancını savunduğum düşünceyi ne şekilde aklı selim savunabileceğim konusunda bilgi ve deneyim sahibi olacağım.. yanlışlar elenecek, doğrular meydana çıkacak.

veya:

aslında özde savunmuyor olduğum bir bilgi öne sürerek; sizden bu bilgi üzerinde teyit almama karşılık.. sizin inanç sisteminizin istikameti hususunda bir argüman elde edeceğim. ne kadarda tehlikeli (?) bu “veya” manipülasyon ‘u şeysi değil mi ! birileri kendisini gizliyorken, yalan yüzünü gösteriyorken; insan, kendisini gizlemek, ve yalan söylemek durumunda kalabiliyor. kısas ‘a kısas gibi değerlendirilebilir yerine göre. madem ortada bir kandırmaca var, ben de kandırırm der gibi.. .

amma da uzattığımı düşünmüyorum; bir cevap talebim, (şuan için) üç kelimeden ibaret olmadı işte.. bu kadar,

şimdi de, yazımıza (ilgili yoruma) ilişkin nasıl bir değerlendirme talebiymiş sorusuna yanıt olabilecek şu örneği vereyim (parantez içindeki sorulara dikkat lütfen):

@ Suat Demren

Kâinatta tesadüfe tesadüf edilmez efendim (hadi yaa, bu bayat bir söz, hem de said nursi bediüzzamandan, yalandır, insan zaten bir tesadüf eseridir, darvin öyle diyoo).. hâl böyleyken, elbette bu günlerin bir sabır ile tevekküle muhtaç olduğu aşikârdır. (sabır ve tevekkül de nesi, materyalizmde tevekkül yoktur, sizi işletmişler, ah bu müslümanlar yok mu, bir tanrı var sanıyorlar, tevekkül eşittir ahmaklık) Bu münasebetle, 23 Temmuz’da daha meşakkatli vahim bir manzara ile karşılaşacağımız endişesindeyim. (23 temmuz konusunda elimde bir senaryo yok, darbe olabilir de olmayabilir de, cunta nın canı sağolsun.. gelene hoşgeldin, gidene güle güle) Ahir zamanda yaşıyor olduğumuzu hatırlatarak, mü’minlere uyanık olmalarını tavsiye ederim. (ahir zaman bilgisi, bir hurafedir.. amma da bilimsel araştırma verisinden uzaksınız.. dinler, günümüze değin toplumların afyonu olarak var oldu.. ahir zaman da yok.. ahir zaman peygamberi (son pergamber) de deccal çıkacak diye sizi aldatmıştır.. tavsiyeniz, bir irticaya davet örgüsüne sahip..)

Şüphem yok ki müslüman geçinip dellal çağıran pek çok kimsenin de ayağı kayacaktır.. pek önemli olan, bu hengamede kendi imânımızı muhafaza edebilmek ve kurtarabilmektir. İnsanların gözü kararmış, furkanı kaybetmişler.. . İşte bu sebeple günümüzde cereyan eden zulümata şaşmamalı, ibret namına kendi hesabımıza tefekkürde bulunabilmeliyiz. (bu parağraftaiyi dilek temennisi ve aslen bir veda havası seziyorum, e peki hoşca kal öyleyse, ama arayı açma, nefesin yetiyorsa yine gel, ve nefesimiz yetiyorsa bizi burada bulursun bi ihtimal ;-)

Kâzım Mızrak

böyle işte, buraya kadar okuyup vakit ayırdığınız için kul hakkı geçmiş olması münasebetiyle teşekkür ederim..

saygılarımla,

Kâzım Mızrak

Dipnot: Bu gönderi.. anlaşılmak kaygısı taşımıyor değildir; fakat, herkesin işi gücü derdi sorumluluğu örfü göreneği geleneği var prensibi ile hareketle anlaşılmak beklentisinde olma hatasına da düşmez.

42 T. Suat Demren { 07.02.07 at 05:46 }

Kazım Bey,

Merhabalar..

Blog adabında yazıya yapılan yorumlara cevap vermek gerekir aslen.

Bunu uzunca bir müddet yaptım. Ama bir müddet sonra yetişememeye başladım. Ve öyle bir hal oldu ki iş “cevap vermiş olmak için cevap verme”ye gelip dayandı. Bu, benim yapamayacağım bir sahtelikti, bu sebeple de devam ettiremedim.

Bu noktadan sonra yapılan yorumlarda bana hitaben direk bir soru, övgü, yazıya dair eleştiri ya da yapılan yorumun içeriğinde bariz bir hata olmadığı takdirde cevap yazmıyorum. Bu kesin bir kıstas değil, daha çok vakit ile de alakalı, nitekim bunun aksine davrandığım da oluyor, fakat genel olarak takındığım durum da bu.

İlgili yorumunuza da bu sebeple yanıt vermedim.

Bunu söylemek için biraz geç oldu belki ama yaptığınız o yorumun her cümlesine, kelimesine, aynıyla katılıyor, altına imzamı atıyorum.

Umarım meramımı anlatabilmişimdir.

Selamlarımla.

43 Bulent Murtezaoglu { 07.02.07 at 06:49 }

Blog adabında yazıya yapılan yorumlara cevap vermek gerekir aslen.

Aman Suat bey, bu nereden cikti? Neyse, benim boyle bir beklentim yok bloglara yorum yaparken, en azindan bana karsi sakin kendinizi mecbur hissetmeyin. (Yetisemezsiniz zaten farkettiginiz gibi. ‘Adap budur’ deyip boyle yuklerin altina girmek makul degil. Boyle bir adap yok, acikca taahhut etmedikten sonra boyle bir gereklilik de zaten yok. Hersey keyfe keder olsa, olmaz mi?)

44 T. Suat Demren { 07.02.07 at 06:53 }

Bülent bey,

Ben sonradan girdim bu camiaya, eskilerden birinden (sanırım Afşar bey’den) duymuştum bu sözü..

Yazılı olmayan kurallardan sanırım bu; “Blog adabında yazıya yapılan yorumlara cevap vermek gerekir(miş) aslen.” deseydim daha doğru olurdu.. :-)

Selamlar.

45 T. Suat Demren { 07.02.07 at 06:54 }

Söylediklerinize de katılıyorum bu arada; ilave etmiş olayım.

46 zivzikli { 07.23.07 at 21:10 }

Ben sizin dediğinize katılmıyorum.oönun şunu demek istiyorum çünkü
bana göre dtp nin meclise girmesi ortamın güzelleşmesini sağlayacaktır onun için dtpyi,mehmet ufuk urası ve dtpnin desteklediği bağımsızları tebrik ediyorum onlar mecliste çok iyi temsil edecekler buna inanıyorum.burdan dtp genel başkanı aynı zamanda mardin bağımsız miletvekili Ahmet türk’ü tebrik ediyorum.teşekkürler bu arada zivzikliyim bütün kürtlere burdan selam yolluyorum.Zvzikli.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: