Neden?
Geçenlerde bir başka ortamda eleştiri aldım. Eleştirinin özeti şu: “AKP borozanlığı yapıyorsun/uz”
Yani son zamanlarda burada ve başka yerlerde yaptığım demokrasi vurgusunu, iktidarda olan AKP ile ilişkilendirmek gibi bir temayül var.
Yazılarımda söz ediyorum bazen, gündeme cok sık girmek istemediğimi. Gerçekten de istemiyorum. Sıkıldım bu gündemden, bunaldım. Adeta boğuluyorum.
Ama ben burada hayata dair düşüncelerimi yazıyorum. Bunu yaparken de geçmişe ve geleceğe dair düşüncelerim yanında geçmişin ve geleceğin kesiştiği; bir anlamda geçmişin mirasının devamı ve geleceğin temelleri olan “bugün”ü de yazmak/tartışmak gerekiyor.
Yani ‘bugün’, geçmişten geliyor ve geleceği şekillendiriyor..
Bu ülkede yaşıyoruz, çocuklarımız bu topraklarda büyüyecek. Hem kendimiz hem de gelecek nesillerimiz için iyi bir Türkiye hayal ediyoruz; demokrat, özgür ve müreffeh..
Şu geçirdiğimiz iki aya bakın. İçine ettiler memleketin.
Yumurtalarını pişirmek için koca evi yakmaya çalışanlar var; bunu ayan beyan gördük. Hala görmeyenler varsa bir IQ ya da önyargı testine girsinler derim.
Onyıllardır ne zaman ayaga kalkmaya çalışsak tutup tutup aşağıya çekildik. Oligarşi hakimiyeti vermek istemediği için demokrasinin önünü sürekli kesti. Şakşakçısı ve ayak yalayıcısı çok bir ülke olduğumuz için de yeterli direnç gösteremiyoruz.
Bugün de olan bundan farklı değil..
Geçenlerde A.Turan Alkan yazdı; Dünya, Türkiye’deki gelişmeleri büyük bir dikkatle izleyesiymiş.. “İzlerler tabi: bedava ekşin!” diyor Alkan.
Şu iki aya sığdırılanlara bakar mısınız? Nerede var bu heyecan, bu entrika, bu dönme dolap?
Nerede var bu hız; başka bir ülkede kaç yıl sürer bu süreçler?
Bu olup biten maskaralığa kayıtsız kalmak mümkün mü?
Bir başka yazısında da olan biten şaklabanlığı o nezih uslubu ile özetledikten sonra şunları yazmıştı Alkan:
Aradan bir ay geçti ve biz şimdi yarın ne olacağını öngöremez durumdayız: Seçimler vaktinde yapılabilir, sonbahara ertelenebilir veya hiç yapılmayabilir; Cumhurbaşkanını halk seçebilir, seçmeyebilir veya derin bürokratlar kendilerine yeni bir cumhur seçebilirler; savaşa girebiliriz, Irak’ta ABD ile veya Peşmergelerle çatışabiliriz; iktisadi kriz çıkabilir, ordu yönetime el koyabilir, iç karışıklıklar tehlikeli boyutlara varabilir…
Moda tâbirle taş da düşebilüü, ayu da çıkabilüü…
Evet, Kastamonulular alınmasın ama aynen öyle; taş da düşebilüü, ayu da çıkabilüü…
Mesele AKP falan değil. Derdimiz demokrasi. AKP’yi çok demokrat gördüğümden de değil. Nitekim yeri geldiğinde AKP’yi de eleştirdim.
AKP’nin birçok politikasını destekliyorum ama bundan öte, son dönemde “sivil siyaseti temsil eden” ve antidemokratik süreç içinde hedef tahtasına konan AKP olduğu için onun yanındayım; kara kaşına kara gözüne aman aman hayran olduğum için değil.
Dün Genç Siviller’in liderlerinden Yıldıray Oğur bir mail attı gruba. “Genç Siviller” olarak bu süreçte takındıkları tavrın fikrî altyapı ve gerekçesini özetleyen bir maildi. Grup herkese açık olduğu için o maili paylaşmak istiyorum buradan:
Bence ezber bozucu birşey yapıyoruz. Baskın Oranın dediği gibi sadece karşımızdakilerin değil arkadamızdakilerin ve yanımızdakilerinden ezberini bozmak önemli.
İnsaların kafasında birkaç çekmece var. Sizi birine yerleştirip kafa konforlarını korumaya çalışacaklardır. Onları ne kadar şaşırtırsak kafa konforlarını ne kadar karıştırırsak o kadar iyi. Konforlu kafalardan devrimci düşünceler çıkmaz. Ezber bozmadan da bu memlekette birşeyler düzelmez. Ezber bozmak da acıtır, insanları bize karşı saldırganlaştıracaktır. Çünkü en çetin şey dünya algımızın yanlış ve hatalı olduğunu öğrenmektir. Bu çok büyük bir zulümdur insan için. Hakarete uğramış gibi hisseder insan. Aslında demokrat olmadığını, aslında solcu olmadığını öğrenmek, solcu ve demokrat olarak geçirilen yıllar düşünülüğünde büyük bir yıkımdır.
Kimsenin hayalindeki solcu, kimsenin hayalindeki demokrat olamayız, olmamalıyız. O zaman yeni birşey söylemiş olmayız. Kimsenin ezberinin sınırları içinde kilitli kalamayız. Bu yaftalama terörü karşısında, “hayır benim ezberlerim içinde kalacaksın” baskısı karşısında daha cesur daha özgüvenli bir duruş göstermek gerek. Yeni şeyler söyleyen herkes bunlarla karşılaşmıştır.
Vicdanımızın peşinden gitmeye de devam. O bizi nereye götürürse oraya.
Bugün için AKP yanında olabilir o yer. 1950′de DP nin yanında, 1969 da TİP’in, 1983 de Özal’ın. 1987′de siyasi yasaklara karşı.
Gocunmaya yüksünmeye gerek yok. Tarihin büyük hikayesi içinde bunun bir değeri ve anlamı var. Ben 22 Temmuz akşamı AKP grafikleri yükseldikçe oley çığlıkları atacağım. Ayrıca Baskın Oran ve bazı bölgelerdeki bağımsız DTP’li adaylar için de. Belki evimin balkonuna komşularıma haset yapmak için bir bayrak falan birşey bile asabilirim.
Bu seçim muhtıraya bir cevap benim siyasal tarihimde. Siyasal tarih kitaplarına da böyle geçecek. Şöyle yazılacak: “27 Nisan’da asker yine bir muhtıura verdi ve hemen ardından yapılan seçimde muhtıraya maruz kalan AKP tek başına iktidar olmayı başardı, halk demokrasiye sahip çıktı.”
İşte bu kadar masraf edilen bu kadar patırtı koparılan seçimin büyük tarih hikayesindeki manası bu olacak. En azından boyle geçmesi için çalışmak gerek. Yapılacak en meşru, en vicdani şey de bu olacaktır.
Yıldıray’a tamamen katılıyorum.
Zor bir süreç geçiriyoruz ve bu süreç hepimizin gelecegini ilgilendiriyor. Bu oligarşi ve kurguladıkları toplum mühendisliği hokkabazlıkları bu kez de başarılı olurlarsa, istedikleri eksen değişikliğini yaptırmayı becerirlerse değil biz, çocuklarımız bile gün yüzü göremeyecek.
Eger demokrasiyi, insan hak ve özgürlükleri savunmak önyargı ise evet; önyargılıyım. Bu bir yönlendirme ve daha terbiyesizce ifade edildiği gibi “borozanlık” ise evet; bu bir yönlendirme, bu bir borozanlık.
Ben ve benim gibi düşünenler fikirlerimizle demokrasiye, insan haklarına ve özgürlüklere dikkat çekiyor ve -becerebiliyorsak- yönlendiriyoruz. Bu kadar basit. Şu anda 39 derece ateşle 1000 mg.lık antibiyotikler yutarak ayakta durmaya çalıştığım halde, herhangi bir maddi menfaatim olmadan, klavye başına oturarak bu yetersiz donanım ve ifade kabiliyetimle birşeyler yazmaya, absürdlükleri deşifre etmeye, ezber bozmaya çalışıyorsam, bu ülkeye ve insanımıza olan sevdam ve geleceğe dair inancım nedeniyledir.
Felsefî olarak farklı inançlara sahip olabiliriz. Herbirerimizin inancı bağlamında “hakikati”de odur. Bunda “ortak bir noktada” buluşmak zorunda değiliz.
Ama bu hakikatler ışığındaki değerlerimizi, farklı inanç sahipleri ile birarada, özgürce yaşamak ve hayat tarzımıza yansıtmak istiyorsak bunun altyapısının oluşturma yolu belli: “Demokrasi, İnsan hakları ve Özgürlük”
Başka yolu yok.



45 comments
Yazinizin altina izninizle imzami atiyorum. Tam olarak benim de dusunduklerimi ifade etmissiniz. Sakin bikmayin, yorulmayin. “Ben ne yapacagim ki” demeyip calismak gerek. Cok iyi bir is goruyorsunuz buna inanin. Bu ulke ayaga kalkacak ve normallesecekse bu gibi fikir platformlarindaki tartismalar sayesinde normallesecek. ben umitliyim gelecekten. Saygilarimla.
Merhabalar;
Bogulan bir tek siz degilsiniz Suat (aga)bey(im).
Türk siyaseti ve siyasi gündemi egemenlerin cesitli yönlendirme ve manipulasyonlariyla tikandi.
Bana su kadar yazmak bile zor geldi. Daraliyor insan…
Memlekette ne olup bittigini takip etmemeye basladim.
Allah (c.c.) sonumuzu hayir etsin.
Alındım,ben bir Kastamonuluyum.Eskiden bu uyarı levhası varmış da benim görmem kısmet olamadı,yetişemedim.Levhalar artık yok.Sanırım insanoğlu ayıları korkuttu,şimdilerde onlar kendi mahallerine benzer bir levha asmış olabilirler;”dikkat insan çıkabilir!”
Ama düşünebiliyor musunuz ayının bile her an yola çıkacağını öngörebilen bir zihniyet şimdilerde Türkiye’nin yarını için hiçbir şey öngöremiyor.Levhasız taşra yolu Türkiye,ne çıkarsa bahtına!
“Bu seçim muhtıraya bir cevap benim siyasal tarihimde.”Y.Oğur.Evet, kesinlikle haklı.
Anayasa mahkemesine gidişin ve bu gidişte muhtıra bastonunun kullanılması,alenen halkın “yok” sayılmasıdır.
Önyargılara yabancı olmayan ,başlarda AKP iktidara geldiğinde bazılarının taşıdığı kaygıları taşıyan biri iken,dün AKP nezdinde demokrasinin bu tip bir darbeye maruz kalmasını hazmedemedim.
Gülay Göktürk’ün yazısında işaret ettiği gibi kebap için orman yakmak hiç mantıklı değil,siyaset demokrasi pahasına mı yapılır!
Bu arada tekrar geçmiş olsun,boğulmayın sakın.Hastaların morale ihtiyacı vardır diyerek şu günlerde siyasi tepkilerin bana hatırlattığı şu fıkra ile bitireyim;(becerebildiğim kadarı ile)genç evlenmeyi düşündüğü genç kızı annesi ile tanıştırmadan önce bir deneme yapmak istiyor.Annesine evlenmek istediği kızla beraber iki kız arkadaşını daha eve getireceğini ve fikrini ondan sonra alacağını söylüyor.Anne eve gelen üç genç kızı da gözden geçiriyor ve genç adam annesine soruyor;nasıl?hangisi sence?Anne cevap veriyor;kızıl saçlı olan mı?Genç çok memnun,tebessümle soruyor;Nasıl bildin? Annenin cevabı kısa ve oldukça net;bir tek onu sevmedim!
Yüzlerden tebessüm eksik olmasın :)
Gecmis olsun Suat bey
Bu ulke boyle. Ben kendi adima umudumu kaybettim. Secimlerden sonra bir postmodern darbe olsa, Ankarada tanklar gezse, c.baskani gorevi CHP-MHP kualisyonuna verse, 2 ileri 5 geri dansimizin hakkini versek ne guzel olur diye dusunuyorum.
Toplumda pek cok kisinin yavas yavas gozunu actigi bazilarinin da inadina simsiki gozunu kapattigi boyle bir donemde, bir nusubet bin nasihattan etkili olur-bilir- diye dusunuyorum
Bu gun pek cok kose yazari sesini yukselterek karsi cikmaya basladiysa bunun sebebinin 28 Subatta seriatcilarla yetinmeyip, kurtculeri sucu-bucu lari da da azili dusman gorup yoketmeye niyetli, sahte belgeler hazirlayip gazetecileri islerinden edebilecek gozu dunmuslukte olduklarinin pek cok seriat geliyor tehlikesine inanan kisi tarafindan anlasilmis olmasi. Zaten onlarin dusmanini ulkeden temizlersek kucuk:emekli/calisan asker aileleri ve ulusalcidan biraz mitingciden olusan az ama oz bir millet oluveririz.
Bu iki/uc aylik donem gosterdi ki gercekten koklu bir cozume gidilmezse onyillar boyunca surunecek bu darbe korkusu. 2 ay once artik darbe olmaz derken simdi acaba diyoruz. Sorunu demokratik yollardan sonra irtica tehlikesinden halledemeyeceklerini anlayanlar isi kimsenin karsi cikamayacagi tum ulkenin kan agladigi sehitlere PKK savasina kaydirdilar.
Ben merak ediyorum, malum toplantida baska seyler de konusuldu da, bu kadarini basina sizdirarak birilerine “canimi sikmayin hepsini soylerim haa” mesaji mi verldi.
Sorunlarin Ak partiyle de cozulemeyecegi gorunuyor. Haber dogruysa basbakan kurumlarla barismaya karar vermis ama secimlerden once aciklamiyormus. Ak parti de oligarsiye karsi beyaz bayrak acacaksa -ki acmayacaksa bile ne yapabilecek bilmiyorum- tek umudum bir darbe olmasi ve halkin bir derce daha uyanmasi.
Mumtazer Turkoner irtica tehlikesinin nereye kayboldugunu sormus:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazarno=1076
Suat Abi geçmiş olsun, aman kendinize dikkat edin.
Ntv de seçim otobüsü Bursa da, Orhangazi parkındaydı..
Ve civardaki insanlara hangi partiye oy vereceklerini soruyorlardı;
Orta yaşlı bir adam[gayet aklı başında görünmesine rağmen],
Ya CHP ye yada MHP ye vereceğim dedi..
Hani sanal ortamda, bu iki partinin söylemlerinin çok yakın olduğunu yazıyoruz, çiziyoruz ama; insanların arafta kalacağına pek ihtimal vermiyordum..
Ağzım açık kaldı..
Demem o ki; kimse AKP yi desteklediği veya sempati duyduğu için,
şeriatçı yada dinci , antilaik sıfatlarını haketmiyor..
Çünkü herkesin kafası karışık ve bu ülke için hangisi hayırlı olduğuna inanıyorsa ona destek olur..
Benim bugünlerde yadırgadığım, bir marksistin AKP yi desteklemesi değil ama,
Belli bir IQ su olan insanların Cem UZAN ı nasıl destekledikleri ve inandıkları:)
Yani tartışılması ve mercek alınması gereken tek parti, gözümüzün içine baka baka pişkince yalan söyleyen young party dir..
saygılar..
Demokrasi, İnsan hakları ve Özgürlük. Vay be 68 kuşağı gibisiniz :)
ben de başlarda sizi AKP partizanı zannettim ama sonra partizan değil sempatizan olduğunuzu anladım.
Geçmiş olsun!
NOt: Bu arada genç siviller paso AKP ye çalışıyor.
Suat Bey
Geçmiş olsun, Allah şifalar versin..Sanırım, zaman zaman, ruhunuzdaki yangın bedeninize taşıyor..
Duacıyım.
Teşekkürler sevgili arkadaşlar.. Sağolun, varolun..
AKP’yi desteklemek ile demokrasiyi desteklemek arasinda ayrim yapmakta çekilen zorluk sunu gösteriyor : AKP demokrasi yarisinda uzaktan birinci :)
Eger Türkiye’de daha az “islamî” olup da asker botu yalamaktan zevk almayan baska partiler olsaydi Tarik Bey bu yaziyi yazma ihtiyaci bile hissetmezdi.
Asagidaki laflari söylemek 2007 Türkiye’sinde imkansiz :
1) askeri mahkemelerin gazete kaptasina karsiyim ve CHP’liyim,
2) zorla göç ettirilen kürtlerin haklarini BBP ile birlikte savunuyorum,
3) iskenceye karsiyim ve SP’ye oy verecegim,
4) Basimi örtmüyorum ama örtenlerin haklarini DSP bayragi altinda savunuyorum
bunu diyen bir adama “deli” derler. Biz de deli olmadigimiz için AKP’yi savunuyoruz.
Muhabbetle
@ Betül
Sizin gibi düşündüğüm çok zaman oluyor, bu gidişle Ak Partiyi de kendilerine benzetecek bunlar. Ama karamsarlığa düştüğümüz yerde, zaten biteriz; organik anlamda yaşamanın bir anlamı kalmaz.. çünkü, iç dünyamız zaten zaptedilmiştir.
Buna izin vermemeliyiz..
Genç Siviller ‘in yaktığı ışık da bu işte.. “Bugün için AKP yanında olabilir o yer. 1950′de DP nin yanında, 1969 da TİP’in, 1983 de Özal’ın. 1987′de siyasi yasaklara karşı.” Demokratik, ve Lâik Cumhuriyetin savunuculuğunda, yarın Ak Parti olmazsa yanımızsa.. biz, başkasının yanında oluruz.
Lâik Cumhuriyete, sahip çıkalım !
* * *
@ Deniz
“NOt: Bu arada genç siviller paso AKP ye çalışıyor.”
[ Neden? ] acaba.. .
Kâzım Bey,
:-)
Teşekkür ederim…
suat bey,
öncelikle geçmiş olsun.
çok az vakit ayırabildiğim blogumda yazdığım çok az sayıdaki yazımdan dolayı bana da “AKP tarafgirliği” yaptığımı zaman zaman söylüyorlar. doğrulardan yana olmak ile akp yandaşı olmak arasındaki farkı anlatamıyoruz bir türlü. türkiyedeki son gelişmeler her aklı selimi düşüncesi ne olursa olsun ak partinin yanına iter. bu, akp yandaşı olmak anlamına gelmez. bilakis akp nezdinde demokrasi, özgürlük, hak-hukuk yandaşı olmaktır. bizler takım tutar gibi parti tutacak kadar aptal değiliz. ekonomide başarı sağlasın, hukuk sistemimizi iyi işletsin, her türlü inanca saygı duysun, içerde ve dışarda güçlü bir türkiye ortaya çıkarsın işçi partisine de destek veririm. partinin ismi önemli değil ki! partinin neler yaptığı önemli. bugün iyi işler yapan parti ak partiyse desteğim onadır. yarın ak partiden daha iyi bir alternatif çıkar o zaman ak partiye destek vermek anlamsızlaşır. ben anlayabilmiş değilim, 5 sene öncesini bu insanlar hatırlamıyorlar mı Allah aşkına? bu insanlar neden sürekli bindikleri dalı kesmek istiyorlar? 5 yıl öncesiyle 5 yıl sonrası arasında dağlar kadar fark var, ve eğer bi 5 sene daha sabredilirse türkiye bu çalışmaların esas meyvelerini o zaman toplayacaktır. ama neden bu insanlar illa da rezalet, sefalet içinde yaşamaya sürekli talip oluyorlar anlamak mümkün değil! şuan iyi işler yapan bir parti var, bırakın da iyi işler yapmaya devam etsin. bu partiye saçma sapan saldırmayı bırakın ki yanlış yaptıklarında en azından kendilerine söyleyecek iki çift sözümüz olsun. ak partiye bukadar fütursuzca saldırmayın ki bizler de adamların yanlışlarını ortaya koyma isteklerimizi bu saçmalıklarınız bitene kadar erteleme ihtiyacı hissetmeyelim.
velhasıl, eğer ak parti 23 temmuz sabahı en az 367 milletvekiline sahip değilse “türkiye demokrasi mücadelesini kaybetmiş ve muhtıraya gereken cevabı verememiş” demektir. demokrasi, özgürlük ve hukuku istemeyen bir milletin de oligarşik bir hükümetle ve batık bir ekonomiyle sürünmesi müstehaktır. dolayısıyla, türkiye demokrasi sınavından çakacaksa eğer, chp-mhp tarzı bir koalisyonla 23 temmuzu takip eden günlerde yönetilsin de dünyanın kaç bucak olduğunu görsün. sürüm sürüm sürünmek ne demekmiş chp-mhp’vari bi koalisyon bize bütün uygulamalarıyla göstersin. tıpkı dsp-anap-mhp koalisyonunun gösterdiği gibi!
Mızrak ve Yılmaz,
Genc sivillerin samimi demokrat olduğuna inanmıyorum. Bence akp atına oynamış, siyasetle kendilerine kariyer yapmaya çalışan bir grup.
Önceleri ben de bu sivilceleri sempatiyle karşılıyordum fakat miniaturk te ki anıtkabirde yaptıkları eylem çirkin de Bence.
Demokrat olmak için AKP li olmak gibi koşul yok. ÖDP gibi partilerde darbeye karşılar ve sivilliği savunuyorlar. ÖDP’ye oy vermeyecegim ama demokraside açık ara önde varolan bir yapı varsa bu da ÖDP.
İstanbul 2. bölgeden bağımsız giren Baskın Oran’da özde demokrat bir insan.
“1) askeri mahkemelerin gazete kaptasina karsiyim ve CHP’liyim,”
Bunu söyleyebilen ben dahil bir çok deli var. AKP’yi niye desteklemiyoruz, çünkü GÜ-VEN-Mİ-YORUZ.
4) Basimi örtmüyorum ama örtenlerin haklarini DSP bayragi altinda savunuyorum,
Zaten erkek olduğm için örtemem ama örtenlerin hakkını her yerde savunurum. Bir gün sözüm dinlenecek bir mevkiye gelirsem yuskek sesle savunurum.
Kusura bakmayın beni aklımı kullandığım için suçlayamazsınız, sırf demokrasi mağduru diye AKP’yi destekleyip kendi ayağıma kurşun sıkamam.
AKP nin de parti örgütlenişinin demokratlığı ve temel haklar konusunda cHP den hiç bir farkı yok. Demokrasi sandıkları şey, seçimlerden en çok oyu alıp sonra yaptıları her şeyi milli irade biziz diye meşrulaştırmaya çalışmak. Temel haklar konusunda ise Alevilerin din ve vicdan hurriyeti ile taleplerine takoz koymak dışında( Abant semineri gibi yerlerde Alevilere tarif edilmiş alevilik satmak gibi) bu konuda hiçbir katkıları yok. Rabbena hepbana.
2 aksam once cnn de Ahmet Hakan yonetımınde gazetecı arkadasların sorularını cevaplayan Baykal,darbe ile siyasi otoritenin dustugu durumu, 1971 senesinde Ecevit ile yasadigi bir olay ile aciklamaya calisti.Cok uzulmusler de ,Ankara yolunda sessizce derin ve uzuntulu dusuncelere dalmislar felan,filan…
Artik Baykal yalanlarina ve saltolarini ne dinleyecek ne de ustune yorum yapacak halim kalmadi.Darbe nin S.Demirel kanadina yapildigini dusunen Ecevit ,ilk aciklamalarinda darbe otoritesinin hakli oldugunu,yerinde askeri mudahaleler ile siyasi otoritenin zayiflamayacagi konusunda demec verirken,15 gun sonra darbenin sola zarar etkisinde oldugunu anlayinca uzuntulerini dile getirmisti.Bir de bunu Baykal cevirerek cok uzulmustuk diye anlatiyor.Herseye ragmen Demirel o donemde cikip kesinlikle boyle bir mudaheleyi kabul etmeyeceklerini de 6 okka bir vaziyette aciklamisti,hicbirsey gorundugu gibi degil dostlar,yasandigi gibi..ve su Beyazlarin dedigi gibi Susma sustukca sira sana gelecek:)komik olmayin sira bizden size bir kere gelmedi ve siz-biz ayrimini bu guzel vatanda yapan da ,sadece darbe yanlilari ve bu isten ekonomik cikar saglayan ,bankalari hortumlayan,inancsiz ahlaksiz davranislari sergileyenler ile adlariniz beraber aniliyor artik bilesinizzzz
kesinlikle katılıyorum bencede genç siviller akp atına oynamış, siyasetle kendilerine kariyer yapmaya çalışan bir grup.
yarın demokrasi akp den uzak olduğu zaman genç siviller akp taraftarı olarak karşımıza çıkabilir.(en azından ben öyle düşünüyorum.)bu yüzden bu oluşuma pek fazla güvenemiyorum.
@ sayın Timurtaş, izlinizle.. akılcı ispat yöntemleri, çözümleme ve örnekler ile desteklenmiş yazınıza baştan sona imzamı atıyorum; düşüncelerime fevkalade tercüman olmuş ‘tur.. okunmasında, okutulmasında millet adına menfaat görmekteyim.
Selâmlarımla,
Osman Bey, teşekkür ederim; hem yorumunuz hem nezaketiniz için..
Ömer Bey, hoşgeldiniz teşekkürler..
Sayın Deniz ve Sayın Taner,
Teşekkür ederim. Her ne kadar düşüncelerinize katılmasam da yorumlarınızla konuyu zenginleştirdiniz.
Şimdi eleştirime geçeyim.
(Deniz)
Hem bunu söyleyip hem de Gençsivillerin miniaturk ve benzeri eylemlerini eleştirmek tutarsızlık.
Neden? Ben GençSiviller grubu üyesiyim. Bu eylemler de dahil her eylem sonrası Baskın Oran “aferin çocuklar helal size” diye mail atıyor gruba.. Yaa…
Yıldıray’ın kafa konforunu bozmak dediği, benim ezber diye üstüne gittiğim de bu. Nereye yerleştireceğini bilemedikleri için şaşırmış vaziyette arkadaşlarımız. Eldeki malzeme kafalardaki çekmecelerden hiçbirisine uymuyor.
Ben yukarıda ne yazım:
Daha önceki bir yazımda da şunları yazmıştım:
Buna rağmen sistem partilerinin kıyası yapılıyor. Yaptığı kıyas da hatalı ama hadi onu boşverelim.
Hala durulan yer anlaşılmıyorsa söyleyecek birşey yok. Fazla zorlamamak gerek.
Tek söylenebien şey müphem bir “güvenmiyorum” sözü. Bu adamlar değil sanki ülkeyi 4.5 yıldır yönetenler. Kimin hayat tarzı değişti, kime ne dayatıldı? Güvenmeme sebepleri de tahminin “kapatma davası kampanyasındaki “sebeplerden. İroni tamamen. Yazık.
Farklı düşünenler olacak elbet.
Ama inanıyorum ki 22 Temmuz’da AKP ile birlikte demokrasi de kazanacak.
Deniz
Sizin gibi CHPlilerin cogalmasini hatta butun CHPlilerin sizin gibi olmasini dilerim. Bir de Allah sizi Baykaldan kurtarsin da soyle dogru durust birini versin basiniza.
Ben herhangi bir partci degilim, muhafazakar goruslu biriyim. Hangi cesit dusunceden/inanctan/inancsizliktan olursa olsun birinin insan haklari ve ozgurlukleri kisitlanmaya kalkildiginda yuksek sesle itiraz edecek biriyim. Ve eminim burdaki pek cok kisi de benimle ayni fikirdedir.
Guvenmemeniz, gercekten “takiye” yaptiklarini mi dusunuyorsunuz yoksa baska birsey mi?
Bir de miniaturkteki cirkinlik neydi?
Osman beyin yorumuna ozellikle son paragrafina aynen katiliyorum.
Kazim bey “bir umuttur yasatan insani” ama bos umutlar ve sonrasindaki hayalkirikliklari da olmasa.. Ins. iyi olur sizler umudunuzu kaybetmeyin en azindan.
@ Deniz
“Genc sivillerin samimi demokrat olduğuna inanmıyorum. Bence akp atına oynamış, siyasetle kendilerine kariyer yapmaya çalışan bir grup.”
Hâin olarak suçlamalar gördüm de, vatan için mücadele edenlerin suçlanmasını yeni yeni görmeye başladım.
* * *
“Demokrat olmak için AKP li olmak gibi koşul yok.”
Yıldıray Oğur da bundan farklı bişey söylememiş; CHP, ya da parti kapatmak uğruna meclise girmeyen DP.. bugün AKP çizgisinde olabilirdi diyor. AKP tek adres de değildir, bugün için sadece alternatif ve bir umuttur.
* * *
“4) Basimi örtmüyorum ama örtenlerin haklarini DSP bayragi altinda savunuyorum,”
Memleketimizde kadın haklarını en çok savunan parti Bülent Ecevit ‘li DSP olmuştur.. Demokratik Sol Parti vekilleri; Merve Kavakçı hanımefendiye karşı, mecliste “dışarı !”diye alkışla tempo tutmuşlardır..
Bu kadın hakları savunuculuğuna merhum Bülent Ecevit de, “Bu kadına haddini bildirin!” diyerek bir şekilde hedef göstererek destek olmuştur. Günümüz DSP genel başkanı Zeki Sezer de, alkışlarıyla bu portrede yerini almıştır. (Bkz.)
* * *
“Kusura bakmayın beni aklımı kullandığım için suçlayamazsınız, sırf demokrasi mağduru diye AKP’yi destekleyip kendi ayağıma kurşun sıkamam.”
Bak gördün mü, AKP ‘nin demokrasi mağduru olduğunu kendin de söylüyorsun.. demek ki birileri mağdur etmiş. Lütfen, seyirci kalma.
“Hem bunu söyleyip hem de Gençsivillerin miniaturk ve benzeri eylemlerini eleştirmek tutarsızlık.”
Baskın oran hayranı değilim o kadar, benim katılmadığım düşünceleri de savunmuş olabilirler. Tutarsızlık değil.
Bir de benim ortaya attığım konularda hiçbir cevap gelmemiş.
“AKP nin de parti örgütlenişinin demokratlığı ve temel haklar konusunda cHP den hiç bir farkı yok. Demokrasi sandıkları şey, seçimlerden en çok oyu alıp sonra yaptıları her şeyi milli irade biziz diye meşrulaştırmaya çalışmak. Temel haklar konusunda ise Alevilerin din ve vicdan hurriyeti ile taleplerine takoz koymak dışında( Abant semineri gibi yerlerde Alevilere tarif edilmiş alevilik satmak gibi) bu konuda hiçbir katkıları yok. Rabbena hepbana. ”
AKP nin mağdur olması kendisinin ileride “iktidarı” tam olarak ele gecirdiğinde benim gibi insanların demokratij haklarını kollayacagi anlamına gelmez. İlk fırsatta bizim gibi düşünen insanları sistem dışına atmaya çalışacaklardır. Bunu gözlemlemek için yeterince onlara yakın oldum, atmıyorum burada.
Suat Bey,
Bu güvenmiyorum sözünün bende 5 yıllık bir mazisi var.
Sn Kazım Mızrak
“Memleketimizde kadın haklarını en çok savunan parti Bülent Ecevit ‘li DSP olmuştur.. Demokratik Sol Parti vekilleri; Merve Kavakçı hanımefendiye karşı, mecliste “dışarı !”diye alkışla tempo tutmuşlardır.”
Bu partilerin MYK larında veya PM lerinde olan birisi değilim, hatta bu partilere üye bile değilim.Hatta Yılmaz Büyükerşen e verdiğim oy sayılmazsa bu partilere oy bile vermedim.
Geçimişe gideceksek,
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ‘ün demokratlığı hakkında da hoş olmayan verilere ulaşabiliriz. Bunu açmak istemiyorum malum şeyler ,çok tartışıldı.
Betül hanım,
Ben de sizin gibi diyalog taraftarı insanları çoğalmasını dilerim.
“Bir de Allah sizi Baykaldan kurtarsin da soyle dogru durust birini versin basiniza.”
İnşallah, bu seçimde CHP açısından yaşanacak bir felaket solun yeniden doğması için bir fırsat olabilir.
“Hangi cesit dusunceden/inanctan/inancsizliktan olursa olsun birinin insan haklari ve ozgurlukleri kisitlanmaya kalkildiginda yuksek sesle itiraz edecek biriyim”
O zaman Alevilerin kendi kimliklerini gizlemeden yaşabilecekleri bir ülkeyi, Kürtlerin dillerini konuşabilecekleri bir ülkeyi , oruç tutmayanların dayak yemedikleri bir ülkeyi de savunun.
takiyye yaptıklarını düşünmüyorum, biliyorum.
Bir de miniaturkteki cirkinlik neydi?
“Bizim sevdiğimiz ,saydığımız bir şahsiyeti protesto amacı ile hedef almaları.” Bu kişisel ve subjektif düşüncem ,herkes katılmak zorunda değil. Benim için çirkindir.
Suat Bey,
Ben GençSiviller grubu üyesiyim.
Aranızda kaç tane solcu var?
Cevap yazan çok olduğu için herkese yetişemiyorum, kusura bakmayın.
Bu arada ben o kadar CHP yanlısı birisi değilim, tam tersine bu seçimlerde yüzde 19 dan daha az oy alıp üst yönetimde bir deprem olursa tam süper olur. VE Akp yönetimini MHP-CHP ittifakına bin kere tercih ederim. Kamusal alanda MHPli görmektense, Türbanlı görmeyi
tercih ederim.
Sayın Deniz,
Aramızda kafatası içi ve dışı uzmani yok; dolayısı ile bir ölçüm yapıp sayı belirlemedik.
Sonra solculuk çok müphemleşti biliyorsunuz son günlerde. CHP gibi partilere dünyanın her yerinde faşist ve militarist derler ama burada sol parti diyorlar.
Genç siviller Kürtlerin, Türklerin, alevilerin, azınlıkların, yani herkesin hakkını savunuyor, demokrasi ve özgürlük istiyor. AKP’nin yanında bağımsız adayları destekliyor, Baskın Oran, Ufuk Uras gibi adayların tanıtım toplantılarında organize görevi yaptılar.
Buradan gruba üye olabilir iç tartışmalara bakıp nasıl Kürtlerin ve Alevilerin haklarını savunduklarını grup yazışmalarını okuyarak öğrenebilirsiniz.
Aynı adresten bildirileri okuyabilir, içeriğinde hak ve özgürlük kavramının aleviler ve kürtler de dahil herkesi kapsadığını görebilirsiniz.
Ezberlerinizi bozun.
Yıldırayın dediği gibi; “Aslında demokrat olmadığını, aslında solcu olmadığını öğrenmek, solcu ve demokrat olarak geçirilen yıllar düşünülüğünde büyük bir yıkımdır.” ama inanın bu zihin dönüşümünden sonra çok rahat edeceksiniz..
Selamlar.
Deniz bey
O zaman Alevilerin kendi kimliklerini gizlemeden yaşabilecekleri bir ülkeyi, Kürtlerin dillerini konuşabilecekleri bir ülkeyi , oruç tutmayanların dayak yemedikleri bir ülkeyi de savunun.
Hem oyle bir ulke hayal ediyorum hem savunuyorum emin olabilirsiniz.
İnşallah, bu seçimde CHP açısından yaşanacak bir felaket solun yeniden doğması için bir fırsat olabilir.
Gonulden dilerim. CHP ve DP -MHP den umudum yok- demokrasi savunucusu, hukuka isine geldigi gibi takla attirmayan, darbe- cunta karsiti olan, senaryocularin ve sehitleri siyaset araci yapanlarin karsiti olan -olabilen- iki partimiz olursa, iste o zaman bir umut dogar. O zaman hepberaber hukumeti -eger yine Ak parti olursa- daha sesli elestiririz, parti yonetimi de elestirilerimizi daha iyi duyar.
“Aslında demokrat olmadığını, aslında solcu olmadığını öğrenmek, solcu ve demokrat olarak geçirilen yıllar düşünülüğünde büyük bir yıkımdır.”
Yukarıdaki yazdıklarımı okursanız aslında ne olduğunu anlarsınız.
bana bir dönüşüm dayatma gibi bir şeye girişeceksiniz ben yokum zaten. Olmaz böle birey mühendisliği. dönüşmeden olacaksam eywallah.
@ Deniz
Anlamak için, hepimizin zamana ihtiyacı vardır.. tabii, sizin de öyle ‘dir şeklinde düşünüyorum.
* * *
Kararlılık iyidir, fakat aynı kararda saplı kalmak iyi değildir.
Bu bakımdan değişime her zaman açık olmalıyız; en azından, dünyayı değiştirmeye kendimizden başlayabilmek için !
Dostlukla,
ehe ehe ehe : )
yasemin congar konusmus:
http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=138456
“Bu bakımdan değişime her zaman açık olmalıyız; en azından, dünyayı değiştirmeye kendimizden başlayabilmek için ”
Mutabıkız, önce benim hakkında edindiğiniz intibayı değiştirmekle başlayabilirsiniz.
@ sayın Deniz, sizin de kabul ettiğiniz gibi; zamana bağlı bir mesele bu intibâ konusu.. müsterih olunuz, telaş buyurmayınız.
Hiç bir telaşım yok. Sadece hukmu peşin iyi değildir, mümkün olduğunca taksitlendirilmelidir.
“Aslında demokrat olmadığını, aslında solcu olmadığını öğrenmek, solcu ve demokrat olarak geçirilen yıllar düşünülüğünde büyük bir yıkımdır.”
Ben de demokrasi mağduruyum. Burnum şiş, ve gözlerim mor bir şekilde yazıyorum. Biraz özel oldu ama.
Deniz bey cok gecmis olsun.
Ne oldu? -soylemek isterseniz-
Hepimiz yoldaşız
Sonuna kadar AKP liyiz
Yukarıdaki yorumu yapan mustafa suphimisin nesin
olur olmaz konuşup gizli mevzuları karıştırma
akıllı ol
He he hee
Mustafa suphi ve Şefik hüsnü foyanız meydana çıktı artıkk
Sizi gidi yoldaşlar, sizii
Çıkın bakayım o ampulun arkasından
saklanacak başka yer kalmadımı ?
Siz yoldaşların dinci ayaklarına yattığınızdan
habarımız heç olmamıı
Zaten bu ampule felek tokadını vurmuş
Vay fukara fukara
hem yoldaş, hem fukara
Bu sıcak havada gülecek halim bile yok.
Mevcut iktidar değilmiydi önce dincilik ayağına yatan
dinle diyanetle birişinin olmadığı anlaşılınca
dincilik uymadı yerine milliyetçilik verelim diye
çark ediveren kısa bir süre öncede milliyetçiler
tarafından yürüde ense traşını görelim olunca
bundan sonraki durak neresi olacak meraktayım
Saadet Partisine verilmeyen her oy bu ülkenin
ekonomisine,güvenliğine ve istikrarına sıkılmış
bir kurşundan olmakdan başka bir iş görmez.
Kalkınan Türkiye için Tek Adres SAADET.
Taklitler hiç bir zaman asıllarının yerini tutamazlar.
EE madem burası seçim arenası dönmüş biz de bir propaganda yapalım:
Sesimiz Baskın çıksın, seçimiz Baskın Orsan Olsun :)
Betül hanım,
İfade özgürlüğünün , yaşam tarzı serbestliğinin olmadığını fiziksel bir şekilde tecrübe ettim. Bundan sonra fikirlerimi ve niyetlerimi gizleme yoluna başvuracağım. Bu sayfalar dışında.
Gecmis olsun.
Malesef insanlarimiz “bir baskasini” anlayabilecek hadi onu da birakalim sadece tahammul edebilecek durumda bile degiller.
Fikirlerinizi ve niyetlerini soylerken dikkatli olmaniz bence de iyi olur. TR nin su anki durumu ancak bunu kaldiriyor.
Ramazan bayraminda bayram sabahi gorduklerim aklima geldi. 5 -6 genc ellerinde daha once hic gormedigim buyuklukte kilic gibi birseyler tasiyorlardi. Bi tanesi yanimizdan gecti ben can havliyle oglumu tuttum. Esim noldugunu sordugunda delikanli ramazan davulcusu oldugunu butun ramazan davul caldigini ama bi baskasinin gidip paralari topladigini onun pesinde olduklarini soyledi. Esim yapmayin etmeyin dese de tabiki dinlemedi, biz apartmana girmeden de yakaladilar saniyorum bagrismalar geldi. Hemen polisi aradik ama polisin durumu malum. Ne oldu bilmiyorum.
Biraz daha TR yi karistirsinlar Irakta oldugu gibi Yugoslavyada oldugu gibi komsu komsuyu gozunun yasina bakmadan keser hic suphem yok.
hala akp yanlıları olduğunu görmek çok kötü yaa üff lütfen adamları geçmişine bakarmısınz demokrasimiş,darbeymiş,,, alalah alalh ya darbe yi desteklediğimden değil bu ülkenin kuralları varsa onlara uyacaksın.
kafana göre iş yapamazsın, bunlar bunu yapıcaktı karşılarında uyuyan birilerinin olmadığını görünce darbeydi muhtıraydı başladılar mağdurları oynamaya,,
boşuna amerikayı kalkındırma partisi denmiyo bunlara ve daha neler deniyo bence herkes bunlara kulak vermeli
bir 5 yıl daha mı ASLA!!
[...] Ben oyumu AKP’ye vereceğim; bunu birkaç kez dile getirdim sanırım. “Neden?” sorusu için bir süre önce yazı yazmıştım, oradaki şu cümlem özet niteliğinde: “AKP’nin birçok politikasını destekliyorum ama bundan öte, son dönemde “sivil siyaseti temsil eden” ve antidemokratik süreç içinde hedef tahtasına konan AKP olduğu için onun yanındayım; kara kaşına kara gözüne aman aman hayran olduğum için değil.” [...]
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: