Unutulacak şey mi?
Çok iyi bir dostum var; aynı zamanda apartman komşum. Diş hekimliği yapıyor. Benden birkaç yaş büyük.Akşam bize oturmaya geldiler.
Bilirsiniz çoğu Türk kadını hemcinsleriyle biraraya geldiğinde -evet, okumuşları da dahil- nasıl kocalarını çekiştirirse normal Türk erkekleri de biraraya geldiklerinde büyük bir ciddiyetle memleketi kurtarırlar. (Evet ben de bazen normal bir Türk erkeği oluyorum. :-)
Dostum hastalık derecesinde ANAP sevdalısı. Son günlerin sıcak gündeminin de etkisi ile “bir ANAP’lı yakalamışım, şunu bir hırpalayayım” dedim..
Sohbet başladı.
Haliyle oylamaya niçin katılmadıklarını böyle yaparak, CHP’nin dümen suyuna girdiklerini, hem “olayı mahkemeye götürmek yanlıştır, meselenin çözüm yeri TBMM’dir, 184 sayısı da yeterlidir” deyip hem de oylamayı boykot etmenin nasıl bir mantık olduğunu sordum.
Dostum, AKP’nin seçim sürecinde yanlış politika izlediğini uzlaşmaya yanaşmadığını, “ben güçlüyüm seçerim” havalarına girdiğini belirterek biraz da “müstehaklar” demeye getirdi.
Buna tabii ki cevabım vardı; ona “Özal’in ve Demirel’in seçilirken niçin uzlaşma ihtiyacı hissetmediğini, tablonun tam tersi olması durumunda CHP’nin uzlaşacağını mı sandığını” sordum ve anayasada ” C.başkanlığı seçiminde uzlaşma” diye bir maddenin bulunmadığını, Rahmetli Özal’a yapılanın aynını kendilerinin de Gül’e yaptıklarını, göz göre göre hukukun katledilmesi için maşa olduklarını, sayelerinde şapkadan tavşan çıktığını söyledim.
Tatmin edici bir cevap vermediği gibi konuyu sürekli Erdoğan’ın iktidardaki yanlış uygulamalarına getirmeye çalışıyordu. “AKP’ci değilim, bana anlatma; hem bunları değil, C.Başkanlığı seçimini konuşuyoruz, minder dışına çıkma” deyince de geçiştiriyordu.
Konu DYP-ANAP birleşmesine geldi. Ben can havli ile birleşmeye sarıldıklarını, bu telaşeden dolayı, muhtıradan önceden haberdar oldukları izlenimi edindiğimi, çünkü Ağar ile Mumcu’nun -özellikle Mumcu’nun- demokrasiyi falan değil kendi ikbalini kayırdığını, muhtıra ile hükümetin sendeleyeceğini, geri adım atacağını düşündüğünü, bunun seçmen nezdinde AKP için itibar kaybı olarak görüleceğini sandığını, bu ümitle de merkez sağ olarak yükselişe geçeceklerini umduğundan ufak siyasi hesaplarla CHP’nin dümen suyuna girdiklerini ama muhtıraya karşılık hem hükümetin, medya ile sivil toplum kuruluşlarının tepki ve dik duruşları ile çuvalladıklarının farkına vardıklarını, lakin işin de işten geçtiğini anlattım.
Dostum susmuştu. Devam ettim.
Ona ANAP’ın çok büyük bir hata yaptığını, TBMM oturumuna katılıp mahkeme yolunu kapattıktan sonra, hem muhtıraya sertçe direnip hem de oylamada “red” oyu kullanarak; yani hem nalına hem mıhına vurarak cümle aleme demokrasi dersi verme ve bununla seçmen nezdinde itibarlarını yükselterek ANAP’ın (+DYP) AKP’ye merkez sağda bir alternatif olması fırsatını buharlaştırdıklarını belirttim.
Ayrıca AKP’nin bu olay vesilesi ile mağdur duruma düşerek oylarını arttırmasına engel olmak yanında, merkez sağ olarak ülkenin normalleşmesine de çok büyük katkıda bulunma fırsatını büyük bir beceriksizlikle kaçırdıklarını, bunu becerebilselerdi birleşmeye rağmen baraj hesabı yapmak zorunda kalmayacaklarını söyledim.
Ve dedim ki “şimdi ise seçmene rezil rüsva oldunuz, merak ediyorum nasıl oy isteyeceksiniz?”
Dostum iyice bunalmış olmalı ki, “Daha seçimlere iki ay var, seçmen unutur bu olayı, AKP iktidarındaki memnuniyetsizlik daha ağır basar” deyiverdi.
Huyum kurusun biraz muzipimdir, o an aklıma bir fıkra(*) geldi.
“Bak” dedim, “bazı şeyler vardır asla unutulmaz, bu halk cahil olabilir ama aptal değil” diyerek başladım fıkrayı anlatmaya.
Genç ve şişman bir imam vazife yaptığı köyde öğle namazını kıldırıyormuş. Olacak ya, secdede iken yüksek perdeden bir zartayı koyuvermiş, yani yellenmiş. İnsan işte, tutamamış yani.
Tabi o anda cemaatin tepkisini de hesap edemediği için namazı bozmadan herkes secdede iken usulca camiden çıkıp kapağı eve atmış. Hanımına “hafif tarafından kıymetli neyimiz varsa al, hemen kaçıyoruz buradan, yolda neler olduğunu anlatırım” demiş.
Gidiş o gidiş. Aradan yıllar geçmiş. Lakin hanımın dırdırı bitmek bilmemiş: “Bizim köyle tavuğumuz, koyunumuz vardı, eşyalarım vardı, senin yüzünden bunlar heder oldu” vs vs..
Hanımının dırdırı imamı illallah ettirmiş ve bir gün “Peki, gidip şu köyü yoklayayım, bakalım mal mülk n’oldu?” demiş.
Eşek sırtında iki-üç günlük yolculuktan sonra köyün civarına yaklaşmış ama içinde de bir şüphe: “Aradan yıllar geçti ama ya hala o günü hatırlayan biri varsa?”
Böyle düşünürken köy yoluna saptığında 10-12 yaşlarında bir çocuğun koyun otlattığını görmüş. Malumat toplamak için yaklaşıp sormuş:
- Yavrum sen bu köyden misin?
- Evet amca!
- Falan kşişi ne yapıyor?
- O sizlere ömür, geçen yıl vefat etti.
- Öyle mii, yapma yahuu.. (İçinden de “oh be” diyormuş, “tanıyanların birisi gitmiş..”)
- Peki filanca ne yapıyor?
- O da gitti.
- :-)
- Ya filanca?
- O mu? Kötürüm oldu, dışarıya çıkamaz oldu.
- Vah vah, Allah şifa versin.
- Filan kimse nasıl, iyi mi bari?
- Onu hiç sormayın. Gözlerine kara su indi. Kimseyi görmüyor.
- Hay Allah, ne iyi adamdı.
İmam böyle istihbarat toplar da keyiflenmez mi? Kendisini tanıyan kimsecikler kalmamış. Rahatlıkla köye girip mallarını alabileceği fikriyle çocuğa veda ederken gönlünü almak için başını okşamış ve sormuş:
- Aferim sana yavrum, kaç yaşındasın söyle bakayım?
- Valla amca yaşımı bilmiyorum; fakat imamın osurduğu sene doğmuşum!
**
Dostum gülmekten katılacaktı ama canı da yanmıştı hani.. Ama haklıydım; şu tiyatro ile dekorları ANAP ve DYP’nin yaptığı unutulacak şey mi?
Vakit geç oldu bir yandan misafirleri uğurlayıp vedalaşırken bir yandan da “Yahu acaba fazla mı üstüne gittim” diye düşünüyordum ki dostum kulağıma eğildi ve hin bir gülümseme ile şunları söyledi:
“Elbet bir gün dişçi koltuğuma geleceksin sen!”
(*) Fıkranın orjinal versiyorunu için bkn: Nükteler Kitabı. Mehmet Akbulut - Lamure Yayıncılık.

82 comments
Suat Bey, adamcağızı çok hırpalamışsınız, dişçi koltuğunda eline düşerseniz işiniz zor onu söyeyim. :-)
Bu arada analizinize de katılıyorum. Mumcu muhtıra -ya da olacak bir darbe beklentisi- karşısında siyasi rant peşine düştü ama evdeki hesap çarşıya uymadı.
Bugün ANAR’ın anketi yayınlandı. İlginç sonuçlar var:
http://www.yenisafak.com.tr/politika/?t=15.05.2007&q=1&c=2&i=45455&Sıcağı/sıcağına/sandığın/nabzı
AKP: %38,3
CHP-DSP: 14.7
Kararsız: 15.8.
ANAP-DYP: 7.9
MHP:5.5
Kararsızlar dağıtıldığında AK Parti 40′ı geçiyor. ANAP-DYP’nin hali ise içler acısı.
—-
ANAR’ın 3 Kasım AKP oyu tahmini: 34.2 idi.
http://www.agarastirma.com.tr/3kasim.asp
Unuttum, fıkra da çok güzelmiş, halen gözümden yaş geliyor.. :-)))
Heh, yahu bir e-muhtira daha yayinlanirsa baraj ustundeki tek parti de barajin altinda kalir ve butun mebuslar AKPli olur belki? Neyse:
“Bak” dedim, “bazı şeyler vardır asla unutulmaz, bu halk cahil olabilir ama aptal değil” diyerek başladım fıkrayı anlatmaya.
Fikraya ben de guldum de, 1990′larda Demirel, Ecevit ve Erbakan’in basbakan oldugunu (hatta biri cumbaba) unutmayin. Haklisiniz, milletimiz kendisine 70leri veren keramet sahiplerini unutmadi yani. Rahmetli Turkes’in omru vefa etseydi ona da birseyler cikardi elbette.
Güzel bir yazı olmuş keyifle okudum. Fıkrada çok güzel. Anketlere güvenmiyorum. Çünkü ankete katılan kişi sayısı 3000 ü geçmiyor böyle bir anketin neresi güvenilirdir. Ama milletin haksızlıklara tahammül etmediğini biliyorum ve tepkisini sandıkta göstereceğine inanıyorum. En azından tarih bize bunu söylüyor. Anavatan ve Doğruyolun oylarının bir kısmının Akp ye gideceğini tahmin ediyorum. Gerek yapılan haksızlıklar, gerek sol partilerin islama olan cepheleşmesi müslümanlara küfür etmesi aşağılaması ve onların dümenine giren doğruyolun ve anavatanın hezimete uğrayacağını düşünüyorum.
Akp nin bir miktar başarı sağlamış olmasıda onlara oy getirecektir. En azından bu milletin hafızası Akp den önceki dönemide hatırlayacaktır. Koalisyonların ülkeye yarar getirmediğide geçmiş örneklerde mevcut.
Solun belli bir kesimden aldığı sabit oylar var. Deniz Baykalın yerine kartondan bir adamda koysanız o parti o oyu alır. Deniz Baykalın oy almamak için bu kadar çaba sarfetmesine rağmen yinede oy almasının hikmeti budur. Yoksa Deniz Baykalın ne bir parti programı var, ne bir ekonomi programı var nede başka bir dünya görüşü.
Partilerin hiçbirinde toplumun bozulan ahlakını düzeltecek vaatler olmamasıda düşündürücü. Oysaki siz ülkeyi baştan sona altından yollarla döşesenizde ahlak yoksa bir ülkede boş yere çaba harcarsınız.
Suat bey ortalığı karıştırmadan konuya giriş yapsanız olmaz mıydı sanki?
Ne o kinaye;”çoğu Türk kadını, okumuşları dahi eşlerini çekiştirir”.Çoğu kelimesi sizi kurtarmaz,bu birr !
Siz de arada sırada “normal” bir Türk erkeği gibi ülke kurtarıyorsunuz.
Normal,nasıl olunuyor bu!
Hem erkek hem de bayanlar tarafından yandınız:)
Battınızzz! :)
Eşiniz M.Ö hanım dilerim bunları okur.Dişçi arkadaşınızla, siz gidip o koltuğa oturmadan önce bu konuya dair azıcık sohbet etsin lütfen.
Yorumlarınıza katılıyorum ve psikop’un işaret ettiği araştırmada oranı 14 yada her ne ise olan kararsızlar için seçim zamanına kadar bir iki hamle daha bekliyorum…
Bu arada fıkra çok iyiydi,:) ara sıra muzip olmak lazım, bence.
Bülent Bey,
Haklısınız da o kısım cehalet ve iyi niyete giriyor. (zatyen cahillik kısmını belirttim) İlaveten o devirlerde bilgi aktarımının ve -alternatif bilginin- bugünkünden çok daha zayıf olduğunu düşünürsek insanların cehaleti -ve iyi niyetleri- suistimal edilebiliyordu.
Bugün en fakir insanın evinde bile televizyon var, tek kanal yok, farklı fikirlere ulaşabiliyor insanlar. Oynana tiyatroyu herkes gördü. O bakımdan birebir kıyaslamak yanlış diye düşünüyorum; yanlış mı düşünüyorum? :-)
Selamlar.
Suat Bey,
Öncelikle fıkranın orijinal versiyonu bilmiyordum,teşekkür ederim.Son 1 ayda yaşananları anlamak için Ak Part’yi tutmaya gerek yok.Siz de zaten konuyu objektif şekilde anlattıkça o işi yokuşa sürmüş..Çünkü
savunduğunuz hakikat,belgeleriyle ispatlanacak kadar apaçık ortada..O yüzden sizden ricam aşağıda göndereceğim linkteki 20 yıl önce Özal’a karşı çıkarılan gazete manşetlerini malum arkadaşınızla paylaşmanız..Gerçekten şaşırtıcı benzerlikler var günümüzle..
http://www.cafesiyaset.com/haber/20070503/Yetisin-Haci-Ozal-Koske-cikiyor.php
Bir insan azıcık olsun Özal’ı sevip de Anap-Anavatan’lıysa bu manşetleri okuyunca fikrinde vazgeçer ve gerçekleri apaçık görür sanırım..
Kuzucuk merhaba.
Anketlere “şu aşamada” çok güvenmemekte haklısın. Bu anketlerin doğruluk ya da yanlışlığından ziyade şu anda bir anlam ifade eden anketin 15 gün sonra seçmen kaymaları ile anlamsızlaşması. (Malum Türkiye burası)
Ciddi kuruluşların anketleri bilimsel. Dezenformasyon yapanlar da var ama gerçekten doğru tahmin için çalışanlar da var. ( Atmasyon yapanlar da var. Mesela SP’nin anketinde SP 18 çıkmış. İP’nin anketin de de İP 22. Buyrun)
Özellikle seçim hafrasında yapılan anketlerde şaşırtıcı oranda tutuyor.
Bu konuda iki şirket var benim güvenebileceğim. Birisi Radikal’de de yazan Tarhan Erdem’in şirketi A&G. AG 2002 seçimlerinden önceki seçimde de MHP’nin yükselişini çok ve seçim sonuçlarını çok az bir yanılma payı ile bilmişti.
Aynı biçimde 2002 seçimlerini de çok küçük yanılma payları ile doğru tahmin etti AG.
Diğeride Psikop’un verdiği araşltırmayı yapan ANAR. AG kadar olmasa da ANAR’ın tahminleri de oldukça iyi.
Dediğim gibi anketler bilimsel, ama seçmen oynak. Son hafta önemli.
Psikop merhaba,
Anket bilgisi için teşekkürler..
Selamlar.
Çuvaldız Hanım,
Efendim o “çoğu” kelimesi içine eşim de girer, yazıyı da okumuştur muhtemelen, akşama hesabımızı veririz biiznillah!.. :-)
“Evet ben de bazen normal bir Türk erkeği oluyorum.” derken de kendimi kayırdım biraz tabi, o da bloggerlik kontenjanından.. :-))
Selamlar.
Bugün en fakir insanın evinde bile televizyon var, tek kanal yok, farklı fikirlere ulaşabiliyor insanlar.
Evet, bu cesit sagliyor tabii ve dogrusunu soyleyenin de sesinin cikmasini mumkun kiliyor — ama dinlenmesini gerektirmiyor. Genel konusuyorum: bunlar gerekli ama yeterli degil, Bush ikinci kere secilebildi mesela TV kanali kitligi olmayan bir yerde. Ve ne yaptiginin tam bilinmemesi yuzunden secildigini gosteren anketler var (secmeni aldigi pozisyonlari bilmiyor, hatta tersini dusunuyor).
Oynana tiyatroyu herkes gördü. O bakımdan birebir kıyaslamak yanlış diye düşünüyorum; yanlış mı düşünüyorum? :-)
Tabii ama ne mana verildigini anlamiyorum. Benim cikarttigim sonuc bizim gorebildigimiz kadariyla ‘abzurdistan’ yakistirmasinin yerinde oldugunun teyidi seklinde oldu — AKP’ye oy verilmelidir seklinde degil.
Olan hallerden pek birsey anlamiyorum. GK aciklamasinin arkasinda ne var (yani ordunun icindeki gerilimi mi attilar?), Vecdi Gonul nicin Hurriyet tarafindan ‘lafini bilmeyen adam’ diye afise ediliyor (uzmani degilim ama sampanya tabanca degil, oyle tavan delmez), bu anayasa degisikligi acelesine nicin ‘taraf’ olmayan insanlarin sesi cikmiyor, 1 Mayis’ta ne oldu ve niye oyle oldu, AB/ABD arasindaki GK aciklamasina yaklasimdaki tarz farki niye degisti, Irak ve Guneydogu’da ne oluyor ve biz nicin bunu konusmuyoruz filan merak ediyorum. Ben en son Turkiye’deyken olmayan ‘Kutlu Dogum’un ilahiyatcilardan bir ses cikmadan benimsenmis olmasini ve ‘dini’ birseymis gibi kabul edilmesini de iki senedir yadirgiyorum (bidat diyecegim ama bana dusmez diyorum). Yani oynanan bir suru tiyatro var, bize bir tane oldugu anlatiliyor, saygin yazarlarimiz asagi yukari koro halinde tek bir oyundan bahsediyor gibi suphelerim var.
Suat bey
“bu halk cahil olabilir ama aptal değil” demissiniz. Bence hatali bir tespit. Bu halkin yuzde %70′i hem cahil hem aptal, %20’si sadece cahil, geri kalani ise ne cahil ne de aptaldir.
Merhaba,
Bu siteye yolum nasıl düştü bilmiyorum ama, artık hergün sizlerin fikirlerini okumadan yapamıyorum.Önce bu site, sonra gazete yazarlarını..Güzel bir aile olmuş, medenice fikir alış-verişinde bulunuyorsunuz.
http://www.canfm.info olarak dusunceler.org’u sitemizdeki linklere zevkle ekledik.
sevgiyle..
Bülent Bey,
Evet, aslında oynan bir sürü oyun var.
Büyük ihtimalle öyle. Hatta bu gerilim atma işi emir-komuta zinciri dışında oldu diye de yorumlar var. Çünkü metin çok acemice. GK “kol kırılır yen içinde kalır” bir tavırda olabilir.
:-) Maalesef öyle. Kendisi de “yedik bir halt, konuşturmayın daha fazla” dedi geçen akşam gazetecilere.
Anayasa değişikliği tamamen blöf bence. Erdoğan bunu seçim için kullanıyor ve eminim cumbabadan ya da Anayasa mahkemesinden dönsün diye de dua ediyordur. Kim ne derse desin bu bir sistem değişikliğidir. Artı pek çok eksiği vardır; bu iki başlılığı getirir. Ya geçici bir yarı-başkanlıkla pek çok alt başlık değişikliği ile birlikte başkanlık sistemine geçilmeli ya da parlamenter sistem devam edecekse ama yine de halk seçecekse sür’atle cumhurbaşkanı yetkileri minimuma indirilmelidir.) Eğer egemenler bunu RTE eliyle değiştirmeyi istemiyorlarsa bir şekilde dönecektir. Ola ki dönmedi -yasal sebepler, kulp bulunamadı vs gibi- ve geçti; işte o zaman silahlı bir darbeden korkarım. (Egemenler değişikliği istemiyorsa tabi.)
Bir mayısta hem sendikalaraın hem AKP’nin hatası var. AKP’nin bir hatası gösteriye izin vermemek. (Bunun sebeplerini anlayışla karşılıyorum ama) Diğer hatası da şiddet kullanmaları. Sendikların hatası ise izin olmamasına rağmen Taksim mitinginde ısrar etmeleri. Bundan başka 1 Mayıs için derin bir sebep bulamıyorum ben. Son olaylara etki yapmak amaçlı desek mutlaka başka yansımalarını görürdük, ama görmüyoruz.
Bu ABD’nin her zamanki tavrı değil mi? Duruma göre/çıkacak sonuca göre düzen alıyorlar. (Belli ki meseleden haberdar değiller. Onlar için de ani olmuş görünüyor)
Irak konusunda Hükümet askeri zor tutuyor. ABD’nin temkinli davranışı bu sebeple de olabilir. (Konuşuyoruz ya işte :-)
Kutlu doğum bildiğim kadarı ile 1989 yılından itibaren kutlanıyor. Ben buna “bid’atı hasene” derim. Çok güzel bir faaliyet bence. :-)
Oyun bir tane değil ama hepsi birbiriyle ilintili olduğu için ve en göz önünde olanı da aslen büyük resim için epey malzeme verdiği için bunun üzerinde duruluyor sanırım.
Sayın Ceng,
Çok teşekkürler.
Ben de sizin sitenizi linklerime ekleyecektim; tevafuk oldu. Çok iyi güncelleme hızınız ve içeriğiniz var; maaşallah diyeyim.
Avusturya’ya selamlar.
Sayin Sawyer,
Gruplari oyle guzel ayirmissiniz ki hangi gruba dahil oldugunuzdan bir an icin bile tereddut etmedim. Yanliz kendi oraninizi yuksek tutmaniz burada da adalet, demokrasi ve esitlikten uzak olmanizla alakali herhalde…
fatih bey
Muhtesem kinayeli dokundurmaniz ve caktirmadan hakaretiniz icin tesekkurler.
Suat bey
Bu kutlu dogum haftasi bence sacmaliktan baska birsey degil. Bu hafta nasil oluyor da her sene ayni haftaya denk geliyor? Diger dini gunler gibi tarihinin degismesi gerekmiyor mu? Bu konuda beni aydinlatirsaniz sevinirim.
Sayın Sawyer,
Kutlu Doğum haftası Kameri takvimdeki veladetin miladiye çevrilmiş ve bir “hafta etkinliği” olarak düzenlenmiş hali. KMevlid kandili eskisi gibi yine değişerek gidiyor.
Neden bu kadar rahatsız olduğunuzu da anlamadım.
Bunu etkinliği yapan “laik” devletin resmi bir kurumu.
Temel bilgi ihtiyaçlarınız için de aynı kuruma başvurabilirsniz:
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/default.asp
Suat bey
Kameri takvimdeki belli bir hafta nasil oluyorda miladi takvimdeki her sene ayni haftaya geliyor?
Ne demek sayin Sawyer…
Sagda solda soylediklerinizden bilgi-cahillik sinamasini yapmam cok da zor olmadi.
Diyanet isleri baskanliginin 1989 yilindan bu yana dogru-yanlis uyguladigi bir etkinlige her yil ayni hafta kutlaniyor diye kin duymak olsa olsa sacmaliktir…
Musluman mahallesinde Peygamberinin dogumunun yildonumunun oldugu haftayi kutlamayi geleneklestirenlerin yaptigina sacmalamak gibi bir ibareyi kullanmaz… Halk isterse yilbasinda kutlar, isterse 19 mayista kutlar, kim ne karisir… Sen kutlamazsin olur biter…
ha butun bunlari yaptiktan sonra da insan icine cikip “ben demokratim, esitlikciyim, suyum buyum, ulkenin %90i cahil, 70i hem aptal hem cahil… ” gibi cumleler kurmaz….
Insanin utanma duygusunun onu dusunemeyen diger canlilardan ayirdigi seklinde birsey duymustum bir zamanlar….
Sayın Sawyer,
Söylediklerimi okumuyorsunuz galiba..
Bu Diyanet tarfından bir kültürel etkinlik olarak belirlenmiş. Tıpkı başka bazı etkinlikler için belirli haftaların belirlenmesi gibi. (Yaşlılar haftası, Trafik haftası vs gibi) Çok da güzel olmuş bence.
Mevlüt kandili -hafta da değil, gün- ise yine kameri aya göre 10′ar gün kaymaya devam ediyor.
Suat bey
Peki neden o hafta secildigiyle ilgili bir fikriniz var mi? Neden bir hafta once veya sonra degil de o hafta?
fatih bey
Elbette dini sacmaliklari cok da kafama takacak degilim. Dinde mantik aramak zaten yanlis olur. Istediginizi yapabilirsiniz. Ben kutlanmasin demiyorum. Bence bu sacmaliktir diyorum. Yani rahatlikla demokrasiden, esitlikten ve ozgurlukten bahsedebilirim ama Bekir bey ve o konuda onun gibi dusunenler bahsedemez.
Hz.Peygamber’in doğduğu yılda (kameri takvimdeki) veladet günü M 20 Nisan 571′e geliyor da ondan..
Suat bey
Muhammedin dogumunun kameri takvime gore belli bir gunu yok mu? O gunu miladi takvime cevirince her sene baska bir gune denk gelmesi gerekmiyor mu?
Sayın Sawyer,
Sabrımı mı deniyorsunuz yoksa gerçekten anlayış yönümnden biraz kıtlık var mı?
Mevlid kandili zaten her sene değişiyor.
Bu “Kutlu Doğum Haftası” ise kültürel etkinlik olarak miladi takvimde o güne tekabül ettiği için sabit olarak belirlenmiş diyorum hala aynı şeyi tekrarlayıp duruyorsunuz yahu?
Suat Bey,
1-Canfm için iltifatınıza teşekkür ederim.(dusunceler’de linkler bölümünü bulamadım ayrıca genelde hangi gazete yazarlarını okursunuz?!)
2-Bu sitede ben çok acemi kaldığım için ismimi ”acemi” olarak değiştirelim.
3-Sn.Sawyer ”Muhammedin dogumunun kameri …” diye yazmanızı çok çirkin buldum. Allah (cc) Kur’anda O (sav) güzel insana ”has” isimleriyle hitap etmemiştir ve O’ndan (sav) saygısız selavatsız bahsetmeyi yasaklamıştır.
Burada (Avusturyalılar) Sevgili Peygamberimizden, sizin tarzınızda, ”bilmedikleri ve anlamadıkları ” için bahsediyorlar.
”Dini saçmalık” sözünüzü de yakışıksız buldum. Laiklikten bahsedenler, önce Müslümanların kutsallarına saygıyı öğrenmelidirler. Belki kötü maksatla o üslubu seçmemişsinizdir ama lütfen din konusunda daha dikkatli olmanızı rica ediyorum.
Hindistanda, kurban bayramı inek kesen Müslümanlara da karşıyım, başkalarını incitmemek açısından..
sevgiyle..
Suat Bey,
Bu yaziyi tekrar yolluyorum, belki elinize gecmemistir diye..
Yazida herhangi bir hakaret yok, eger yorumlarimi begenmiyorsaniz, kaleminizle cevabinizi beklerim..
Laik bir devletin mecburi din dersi koymasi ve kutlu dogum haftasi gibi etkinlikler duzenlemesi bizdeki laiklik anlayisinin geri kalmisligini gosteriyor.
Gecmiste “siz isterseniz oylariniz la seriat’i getirir siniz” diyen devlet buyuklerimiz de ayni laik devlete sadakat yemini etmislerdir ve bu kendi goruslerine uygundur..
Yani laiklikten isteyen istedigi seyi anliyor..
Ben sasirmadim bu etkinligin secilmis oldugu tarihe…
Ataturk’un cocuklara armagan ettigi bir etkinligin tarihine yakin bir zaman dilimi rastlanti olarak secilmistir muhakkak.
Ayni sey Ermeni diyasporasinin 24 nisan’i rastlanti olarak secmesi gibi bir sey belki de..
Cumhurbaskanligi secimi ile ilgili bir iki kucuk not:
Tekparti ve k. evren ‘i saymayalim, cok partili donemlerde:
Gecmiste secilmis 7 Cumhurbaskani’ndan sadece ikisi toplam %50′den az oy almis milletvekilleri tarafindan secilmistir
Yine bu ayni iki Cumhurbaskani cok partili donemlerde sadece bir partiden oy alarak secilmistir : Bayar ve Ozal.
Yani, haklisiniz, kagit uzerinde ve kanunen AKP’nin kendi uyesini sectirmesine bir engel yoktu..
Ama bu en dogru secim degildir demek ile imamin yellenmesi arasindaki iliskiyi pek kuramadim..
Patavatsiz imam fikrasi cok komik tabii..
Bende bir baska patavatsiz devlet buyugumuzu hatirladim…
Hani “anani da al git”, ve ”İzmir ile ilgili yakıştırılan bazı ifadeler var. İlk seçimde inşallah bu yakıştırmaları İzmir silip atacaktır” (gavur izmir)
veya sehit annelerine “askerlik yan gelip yatma yeri degildir”
diyen, hem musluman hem laik olunmaz diyen bir devlet buyugumuz var ya, bende onu hatirladim..
Saglicakla kalin..
Erol.
Suat bey,
Yoksa sansur’e mi ugradim diye dusunurken, yazimin sitenize konuldugun gordum ve kendi kendime utandim (biraz)..
Konumuz disinda ama, bende sizin bahsettiginiz gibi “vatan kurtarmak” edebiyati ni first buldukca yapan vatan-sever bir Turk olarak asagidaki yaziyi bir gazete’ye yollamistim..
Belki ilgi duyarsiniz….
Selamlar
Erol.
Suya sabuna dokunarak, hariçten gazel..
Altmış’lı yılların başlarında doğmuş, yetmişlerin sağcı solcu olaylarıyla ve 80 ihtilaliyle yoğrulmuş, üniversite bitince kendini ABD üniversite bursları ile Amerika’ya atmış ve kaderin bin türlü cilvesi ile buralarda kalmış arkadaşlar ne zaman bir araya gelsek Türkiye’yi kurtarmaya uğraşıp dururuz.
Bazıları bizler için “beyin göçü” diye düşünse de aslında biz Türkiye’de çalışmak ve yaşamak için gerekli olan “pratik zeka”yı zamanla bir ölçüde kaybetmiş ve en onemlisi bu zekayı cocuklarimiza geçiremediğimiz icin Turkiye’ye dönersek cocuklarımız heba olur diye korkan, aslında beyin göçü değilde “beyin ihtiyacı fazlası” gurbetçileriz.
Ne zaman vakit bulsak, bazen bir şişe rakı artı meze, köfte, kebapla, bazen bir derbi maçı artı sucuk pastırma ile bazen de bayramlaşmak için yada bir vefat eden akraba mevlutunda bir araya gelir Türkiye meselelerini hariçten gazel okuyarak hallederiz.
Türkiyede ki en son gelişmelere bakarak artık bu gidişe bir dur demenin vaktinin geldiğini ve durumun vahametini her seferinde kendimizden daha emin bir şekilde tespit ederek çözüm için gerekli bütün dahiyane fikirlerimizi birbirimize bazende nezaket sınırlarını zorlayarak dile getiririz.
Bilimsel konularda hepimiz aklı-evvel olduğu için, bir çok sorun nasıl halledilir en iyi biz biliriz tabii ki.. Bu fikirle yola çıkarak, ve yakın geçmişte Türk televizyonlarında gördüğümüz Türk mücitlere taş çıkarmak üzere yurdumuza çağ atlatacak ve düze çıkaracak projeler yapmak üstümüze vazife olmuştur.
Bunun için yola çıktık ve bu konuda bütün yurttaşlarımıza müjdeler olsun ki büyük mesafeler kat ettik.
Çok yakın bir zamanda tamamlayacagımız proje ve icatların kısa bir dökümü şöyledir :
- Amerikan buluşu yalan makinasını yüksek teknolojiyle yenileyip modern Türkiye ihtiyaçlarına uyarladık. Bu sayede, artık Cumhurbaşkanı olmak için en buyuk şart olan “dini bütün” aday adaylarını kesin olarak tespit edebiliyoruz, ve yine bu harika makina ile bütün milletvekillerinin “Özde veya sözde Cumhuriyet bağlılığı”nı en kısa surede ölçebiliyoruz.
- Göz-bebeği resmi çeken aletide modern Türkiye ihtiyaçlarına uyarladık. Artık bu sayede aramızda bulunan ve ben ermeniyim diye sokaklarda gezmesı muhtemel bedbahtları bulup ortaya çıkaracak, anadolu’da hristiyan misyonerlerin yüksek maaş ve avanta verip ayartabileceği, veyahut kökü dışarda mihrakların kandırarak terörist yapıp dağlara çıkartabileceği bedbahtları yıne şip-şak bir göz resmı çekerek tespit edebileceğiz evvel-allah.
- Buralarda bir gen tabancası ile domateslerin böceklere dayanıklı olmasını sağlayan bir buluşu yine modern Türkiye ihtiyaçlarına uyarladık. Hem müslüman hem laik olunmaz diyen devlet büyüklerimize nispet olsun, artık geliştirdiğimiz yöntemler sayesinde tarikat şeyhlerini dahi laik bir hale getirebiliyoruz. (Yakın bir geçmişte Fethullah Gülen’i gizlice gen tabancası yardımı ile vurup islah ettik. Inanmayanlar gelsinler ve artık ne kadar Atatürk sevgisi ile dolu bir laik vatandaş olduğuna kendi gözleri ile müşahade etsinler.)
- Bir başka buluşumuz oldukça basit.. Asker üniformasının omuzlarına ve postallarına halka takılması ile gerektiğinde hamak’lara montaj yapıp yan gelip yatılmasını sağlayacağız.
- Bir diğer buluşumuzda geçmişte bir çok gencin rüyasına girmiş olan “çıplak gösteren” güneş gözlüğüdür. Bu eski teknolojiyi yine modern Türkiye ihtiyaçlarına uyarladık ve iki model halinde geliştirdik. Bir model ile çarşaflı gezenlerı gözlük sayesinde mini etekli görmek, ve diğer model ile mini etekli gezenleri gözlük sayesinde tesettürlü görmek artık mümkün.
- Yine benzer bir buluşumuzla yaşlıların ve duyma özürlü vatandaşların kullandığı bir aleti Türkiye ihtiyaçlarına uyarlama yoluyla 23 nısanlarda ilahi okuyan ilkokul öğrencilerini artık çocuk marşı okuyor gibi duymak, yada isteğe bağlı olarak diğer bir model ile çocuk marşı okuyanları ilahi okuyor gibi duymak mümkün olacak.
- Başka bir buluşumuza da hem anne babalar, hem de belediyelerimiz bayılacak.. Hani sadece at ve köpeklerin duyduğu yüksek frekanslı ses çıkaran bir alet var ya, işte onu da modern Türkiye ihtiyaçlarına uyarladık. Bu buluş ile sadece çocukların duyabileceği bir alarm sayesinde bütün Türkiyedeki lağım ve kanalizasyon deliklerinden çocuklarımızı uzak tutabileceğiz, ve taşeron şirketlere bu konuda hiç bir külfet kalmayacak.
- En büyük buluşumuzu en sona sakladık. Aslında bu bir buluş olmaktan çok bir “uyarlama” dır. Bilirsiniz en büyük Türk mucitlerinden Nasrettin Hocamız göle maya çalmayı icat etmiştir. Bizde benzeri bir uyarlama ile, kendimizi feda ederek, Türkiye’ye dönmemiz için yapılan bütün çağrı ve yalvarmalara kulak tıkayarak, buralarda kalıp “Türkiye’ye özgü” çekişme ve korkuları buradaki topluma yayıp en az Türkiye’de olduğu kadar burada da herkesi bir birine düşürmek için uğraşacağız. Bu sayede, eğer maya tutarsa, Türkiye’nin nispi olarak geri kalmışlığı azalmasa da en azından artmayacaktır.
Bizler için üzülmeyin beyin göçü oluyor diye hayıflanmayın. Unutmayın ki biz en zeki ve en çalışkan ve en mutlu bir vatanın evlatlarıyız, ve aynen Turkiyedeki sizler kadar yurt dışındaki bizler de, nerede olursak olalım, vatan için, elimizden geleni ardımıza koymayız.
Sağlıcakla kalın.
Erol
Laik Erol Bey,
Bu yaziyi tekrar yolluyorum, belki elinize gecmemistir diye..
Tekrar? Başka bir yorumunuz yok şu an bekleyen.
Yazida herhangi bir hakaret yok, eger yorumlarimi begenmiyorsaniz, kaleminizle cevabinizi beklerim..
Dakika 1 Gol 1. Hemen niyet okumaya başlamışsınız. Başka yorum gönderdiğinize emin misiniz? Bu gibi durumlarda iletişim adresimi kullanabilirsiniz.
Laik bir devletin mecburi din dersi koymasi ve kutlu dogum haftasi gibi etkinlikler duzenlemesi bizdeki laiklik anlayisinin geri kalmisligini gosteriyor.
Ona aiklik anlayışının geri kalmışlığı demeyelim de “bu ülkede laikik yoktur” diyelim isterseniz.
Gecmiste “siz isterseniz oylariniz la seriat’i getirir siniz” diyen devlet buyuklerimiz de ayni laik devlete sadakat yemini etmislerdir ve bu kendi goruslerine uygundur..
Olmayan bir laikliğe nasıl sadakat olabilir ki? Erki ele geçiren felseesini dayatıyor. Menderes oligarklara karşı bazı küçük hatalar yaptı canıyla ödedi. Oligarklar hakimiyet paylaşımını sevmez. Bkz. son bir ayda yaşadığımız tiyatro..
Yani laiklikten isteyen istedigi seyi anliyor..
Hele de “olmayan” bir laiklikten..
Ben sasirmadim bu etkinligin secilmis oldugu tarihe…
Şaşıracak bir şey yok. Sawyer’e de anlattım -anlaması biraz uzun sürdü ama- Hz.Peygamber’in doğduğu yılda (kameri takvimdeki) veladet günü M 20 Nisan 571′e geliyor da ondan..Bu Diyanet tarfından bir kültürel etkinlik olarak belirlenmiş. Tıpkı başka bazı etkinlikler için belirli haftaların belirlenmesi gibi. (Yaşlılar haftası, Trafik haftası vs gibi) Koskoca laik devletin anayasal bir kuruluşu. Saygı duymak lazım yani. Devletin bazı kurumlarına saygı duyup, bazılarına nanik yapmak yakışır mı laik bir vatandaşımıza?
Ataturk’un cocuklara armagan ettigi bir etkinligin tarihine yakin bir zaman dilimi rastlanti olarak secilmistir muhakkak.
Neden? 571′in veladet gecesi Miladi 20 Nisan’a denk geliyorsa niçin değiştirilsin bu? Hiç kuşkunuz olmasın bu milletin Peygamber sevgisi kemik gibidir. Atatürk sevgisi de öyle. İki etkinliği de coşkuyla kutlayacaklardır. Bir avuç insan islamafoblar gibi rahatsız oluyor diye tüm insanları rahatsız zannetmeyin.
Ayrıca bu etkinlik 1989 dan beri kutlanıyor, yeni -AKP ile gelen- birşey değil. Muhtıraya malzeme için yem aradılar bu çıktı. Birçok kişi de aynı yemi yutuyor; hayret.
Ayni sey Ermeni diyasporasinin 24 nisan’i rastlanti olarak secmesi gibi bir sey belki de..
Ne alaka? halkın inançlarına bu kadar tepeden bakmayın derim. Ermeni azınlığın inadi tasarrufu ile milletin peygamber sevgisinin sistematik bir etkinliğe dönüştürülmesini nasıl kıyaslarsınız? Bir anket yaptırmanızı öneririm Kutlu Doğum Haftası ile alakalı olarak; bakalım ne çıkacak?
Cumhurbaskanligi secimi ile ilgili bir iki kucuk not: Tekparti ve k. evren ‘i saymayalim, cok partili donemlerde: Gecmiste secilmis 7 Cumhurbaskani’ndan sadece ikisi toplam %50′den az oy almis milletvekilleri tarafindan secilmistir Yine bu ayni iki Cumhurbaskani cok partili donemlerde sadece bir partiden oy alarak secilmistir : Bayar ve Ozal. Yani, haklisiniz, kagit uzerinde ve kanunen AKP’nin kendi uyesini sectirmesine bir engel yoktu..
Teşekkürler, teveccüh etmişsiniz. :-)
Ama bu en dogru secim degildir demek ile imamin yellenmesi arasindaki iliskiyi pek kuramadim..
İmamın yellenmesi ile onun alakası yok ki zaten. Meselenin ekseni ANAP ve DYP’nin yaptığı CHP değnekçiliğini halkın unutup unutmayacağı.. (Yahu en can alıcı yeri anlamamışsınız. :-)
Patavatsiz imam fikrasi cok komik tabii. Bende bir baska patavatsiz devlet buyugumuzu hatirladim… Hani “anani da al git”, ve “İzmir ile ilgili yakıştırılan bazı ifadeler var. İlk seçimde inşallah bu yakıştırmaları İzmir silip atacaktır” (gavur izmir) veya sehit annelerine “askerlik yan gelip yatma yeri degildir” diyen, hem musluman hem laik olunmaz diyen bir devlet buyugumuz var ya, bende onu hatirladim..
Patavatsızlık kötü tabi. İnsanın başına işler açabiliyor.Hele siyasetçi olunduğunda. Ama biliyorsunuz eksik güdük de olsa demokrasi ile yönetiliyoruz. Millet patavatsız bir Başbakan istemiyorsa onu sandığa gömecektir. Veya bu patavatsızlığı insani bir kusur olarak görüp “kadı kızı” muamelesi yapacaktır.
23 Temmuz sabahi cikacak tabloyu bahane bulmadan demokratik olgunlukla karsilayıp saygı duymak gerek. Yoksa Bekir Coskunvari bir bicimde “Allah kahretsin gene Tayyip’e verdi oylari gobegini kasiyan adamlar ” demek demokratlık değil biliyorsunuz..
Saglicakla kalin..
Siz de efendim.
Sayın Acemi, :-)
Link sağ sütunda “Takip ettiklerim” başlığının altında..
Selamlar.
Suat Bey,
Dakika bir gol bir ile ilgili olarak bir sonraki yazimdaki giris kismindaki yorum’a bakiniz. Anlasilan “web interface” yanlisliklara sebep olabiliyor
bir daha ayni sorun olursa, tavsiye ettiginiz gibi direk olarak e-postaniza yazarim..
Turkiye’de laik bir devletin olmadigi konusunda hemfikiriz galiba.. bir kenara yazalim..
20 Nisan 571 tarihini etkinlik icin MILADI olarak secilmesi konusu :
Şaşıracak bir şey yok. Sawyer’e de anlattım -anlaması biraz uzun sürdü ama- Hz.Peygamber’in doğduğu yılda (kameri takvimdeki) veladet günü M 20 Nisan 571′e geliyor da ondan..Bu Diyanet tarfından bir kültürel etkinlik olarak belirlenmiş. Tıpkı başka bazı etkinlikler için belirli haftaların belirlenmesi gibi. (Yaşlılar haftası, Trafik haftası vs gibi) Koskoca laik devletin anayasal bir kuruluşu. Saygı duymak lazım yani. Devletin bazı kurumlarına saygı duyup, bazılarına nanik yapmak yakışır mı laik bir vatandaşımıza? ? 571′in veladet gecesi Miladi 20 Nisan’a denk geliyorsa niçin değiştirilsin bu? Hiç kuşkunuz olmasın bu milletin Peygamber sevgisi kemik gibidir. Atatürk sevgisi de öyle. İki etkinliği de coşkuyla kutlayacaklardır. Bir avuç insan islamafoblar gibi rahatsız oluyor diye tüm insanları rahatsız zannetmeyin. Ayrıca bu etkinlik 1989 dan beri kutlanıyor, yeni -AKP ile gelen- birşey değil. Muhtıraya malzeme için yem aradılar bu çıktı. Birçok kişi de aynı yemi yutuyor; hayret. Halkın inançlarına bu kadar tepeden bakmayın derim. Ermeni azınlığın inadi tasarrufu ile milletin peygamber sevgisinin sistematik bir etkinliğe dönüştürülmesini nasıl kıyaslarsınız? Bir anket yaptırmanızı öneririm Kutlu Doğum Haftası ile alakalı olarak; bakalım ne çıkacak?
Devletimiz laik degil diye anlasmistik ama, simdi “koskoca laik devlete” saygi duymak lazim diyorsunuz, cok tutarli bir yaklasim gibi gorunmuyor.
Hur turlu inanca esit uzaklikta duymasi gereken devlet kurumlari bir-kac akli-evvelin secimi ile her nasilsa KAMERI takvimdeki bir olayi merak edip MILADI takvimdeki neye karsilik geldigini buluyor ve diyor ki iste bunu artik MILADI olarak kutlayalim.
He bu arada kazara bu tarih 20 nisan’a dusuyor..
Halkin inanclarina tepeden bakmayin diyorsunuz, yani simdi bu yukardaki muthis bulus’un (yani Kameri takvimi, miladi takvime cevir, o tarihi bul ve miladi olarak bundan sonra kutlamaya baslayalim) halktan gelen talep’le mi yapildi ??
Ayni metodu kullanarak 29 ekim’e karsi gelebilecek, 19 mayis’a karsi gelecek etkinlik bulmak ve bunlari alternatif kutlama olarak “munafik laik” kesimlere dayatmayi ne zaman “halktan gelen” talep ve yuksek sevgi ile yapariz dersiniz ??
AKP ile gelmedi-ki ..
Aksini soyledigimi hatirlamiyorum.. Din eksenli devlet politikasi sadece AKP’nin tekelinde degil ki..
Cocuklarimla beraber yasadigimiz ulke’de devlet okulunda latince mecburi din dersi ve yil sonun da ”nativity” (bir baska kutlu dogum) kutlamasi kapsaminda okul etkinligi yapilmasi’ni dusunebilmek mumkun mu ?? Hangi ulkede benzer bir ornek var ??
Saglicakla kalin.
Erol.
Sevgili Suat Bey,
Zorba efendilerimizin oyunları bitmez, bitmeyecek de… Sanıyorum ki seçimi bir tür referanduma dönüştürdüklerini onlar da farketti ve yeni tezgahlar peşindeler. Türkiye’yi daha da kötü günlerin beklediğini düşünüyorum. Engin Ardıç bakın hiç de yabana atılamayacak bir tahminde bulunmuş:
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=77499,10,2
Erol bey,
“Devletimiz laik degil diye anlasmistik ama, simdi “koskoca laik devlete” saygi duymak lazim diyorsunuz, cok tutarli bir yaklasim gibi gorunmuyor.”
Bunu ironi olarak söylediğimi anlamamanıza şaşırdım.
Ne zaman ki gerçek bir laikliğe kavuşur, devlet dinden elini tamamen çekerek bu işi özel kurumlara bırakır; işte o zaman ancak bu tür uygulamalardan şikayet hakkınız doğar. Bu haliyle yanlış bir şekilde yanlış bir kurumu yanlış yere şikayet ediyorsunuz; söylemeye çalıştığım bu.
Son paragrafınızda da değinmişsiniz zaten; bu konu devlet tekelinde olmamalı; din konusunda özel eğitim alma serbestisi tanınmalı ve devlet bu konudan elini tamamen çekmeli. Laik sistem bunu gerektirir. (Bu işlerine gelmiyor tabi laikçilerimizin; o ayrı)
Selamlar.
Metin Ağabey,
Maalesef öyle.. benim aklıma daha da kötüsü senaryolar geliyor, söylemeyeyim en iyisi..
Selamlarımla..
Suat Ağabey merhabalar,
Emre Aköz bugünkü yazısında bir örnek ile bugünkü durumu çok güzel açıklamış, herkesin okumasını tavsiye ederim.
http://www.sabah.com.tr/haber,321E11EFCADF4F42A48D446343E1A0AA.html
Suat Bey,
Önce fıkraya ve sizin komşunuza yaptıklarınıza gülmekten gözümden yaş geldi sonra da aşağıda ruhundaki densizliği piyasaya sürmekte mahzur görmeyen bir garibanın sözlerine sinirden..
Siz pek sabırlısınız. Kolay gelsin.. :-/
Saygılar,
Efe,
Merhaba, teşekkürler link için..
Hatice Hanim,
Merhaba. Maalesef haklısınız.
Avrupa’da pek çok islamafob bile kutsala saygının gerektirdiği nezaketten dolayı “Hz.” ön ekini kullanırken nezaketten yoksun bazı kişiler maalesef milyarların sevgilisi (s) ne böyle hitap edebiliyor ya da O’nun anmak için düzenlenen bir etkinliğe “saçmalık” diyebiliyorlar.
Elbette saygı göstermek zorunda değiller. Zorla nezaket dersi verecek de değiliz. Acımdan ölsem de bir Hindu’nun karşısında inek eti yiyemem; bana bu nezaketi İslam ahlakı öğretti.
Biz nazik ve sabırlı olmalıyız; umulur ki ibret alırlar.
Selamlar.
Merhaba
Selih Memecan yine yapmis yapacagini
http://image.haber7.com/haber/62723.jpg
Memecan gerçekten harika çiziyor.
Bu süreçte sadece çizgi ile çok şey anlattı. Arşivine mutlaka bakın derim:
http://www.sabah.com.tr/ars,ciz,61~1.html
Yeni bir anket daha yayınlanmış. GENAR’IN. İki partili meclis diyor.
AK Parti yüzde 43.9
CHP-DSP birlikteliği yüzde 21.5
DP Yüzde 9
MHP yüzde 7.3
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=241312
Ozal doneminin genclerinden ve arkasindan sahsina, dularimi eksik etmeyen ve gencligini mazide birakanlardan biri olarak, Anap’ a laf soyletmem arkadas donemi ,10 yil once sonlandi benim ve arkadaslarim icin.
Erkan Mumcu’yu tarih sahnesinde ilk gordugum de; farkli ve genc bir yetenegin, Turk siyasi perdesine dahil olusuna sahitlik eden ,oncelerden kesif eyleyen trainer misali, mutlu olmustum.Hatta Sulo’nun memleketinin oralardan geliyor,mantikli da konusuyordu,demekki bazen hemsoculuk ise yaramiyordu derken :)5 yil icinde egosuna yenik dusen ve superegosuna pes kes cekmek icin megalomani dedigimiz hastaliga yakalanan,erken yasta sakatlanan bir yetenek kaybina sahit olduk..
Erkan Mumcu ve ekibinden baraji gecerler ise secilecek bakan adaylarindan yakinen tanidiklarim var.
Bugun tecrubesiz baskani ve cevreci olduklarini esinlettiren yesil renkli yeni logolari ile genc ve dinamik bir yeni parti esintisi ile ciktiklari 2 senelik seruven ,politika ve tecrube arasindaki bagi yeteri kadar iyi kurguluyamadiklarindan,ekiplerindeki kaliteli isimlere ragmen yok olup gidecek,butun bu inat da ;RTE nin karizmasi altinda ezilmek istememelerinden kaynaklaniyor.Bu karizma lafini acacak olursak :)adamin karizmasini gosterdigi yerler Furkan’dan alinti yaptigi ya da hocalarindan ogrendiklerini naklettikleri sirada oluyor ki bende oyle yapinca karizmatik oluyorum ne soyleyeyim:)
Bilmiyorsan ogreneceksin ,biliyorsan bildiklerini pekistireceksin,pekistirdikten sonra saate bakacaksin,saatin gelmisse bekleyeceksin,ne zaman sana sorarlarsa once buyukler diyeceksin,en sonunda konusacaksin merak etme ve konustuklarin bu surec zarfinda o kadar az olacak ki 3-5 kelime ile sayfalari anlatacaksin.
Ben de boyle yapmaya calisiyorum ama ismimiz Omer bazen o 9 bogumdan atlaya ziplaya cikiyor beni sonradan kahreden anlamsiz kelimeler.
Aramizda bilmem kac dunya uzakligi fikir ayriliginda oldugumuz sevdigimiz dostlarimiz,kardeslerimiz akrabalarimiz var.Bu konuyu sadece 2 sekilde yorumlayabiliriz.Birincisi sosyal bir varligiz oyle ya da boyle yapacaz bulacaz bir orta yol deriz ve bugunku tablo ortaya cikar ,2.si de bir ben tanirim benden iceri deriz ve bu sevilen dostlari,kardesleri ve akrabalari yeniden tasniflemeye baslariz.
Dunyanin bir ucundan kainatin merkezine yarin cikacagim yolculuk oncesi Dusunceler Blogu dostlarina hakkinizi helal edin diye bir iki sey karalamak istedim .Sizlerinde selaminizi goturecegim hic merak etmeyin:)
Ozellikle Suat kardesim,Al-i Imran’dan 118-119 ve 186 okunmak uzere ilgine mazhar bir sekilde yerinde duruyor.
selametle
Laik Erol bey yine;
Cocuklarimla beraber yasadigimiz ulke’de devlet okulunda latince mecburi din dersi ve yil sonun da ”nativity” (bir baska kutlu dogum) kutlamasi kapsaminda okul etkinligi yapilmasi’ni dusunebilmek mumkun mu ?? Hangi ulkede benzer bir ornek var ??
demis. Atlamadan gecemeyecegim..
Allah Allah.. U.S de yasamiyor muydunuz Erol bey?
Christmas neyin kutlamasidir? Hz. Isanin dogumunun. U.S de christmas kutlamalarinin okullarda yapilmadigini mi soyluyorsunuz?
Benim yasadigim ulkede -ki dunyanin en laik ulkelerinden biridir ve U.S den kat kat laiktir- christmas da okullarda kutlamalar programlar duzenlenir. Ilahiler okunur, hz. Isanin dogumu yeniden canlandirilir.
Gecen yilki kutlamalarda ramazan ve chrismas ayni zamana denk geldigi icin musluman cocuklara ramazani ve neden oruc tuttuklarini anlattiran bir piyes de koydular. Duvarlarda marry chrismas ve eid mubarek (eid mubarek iki sekilde arapca haliyle de) yaziyordu. Okul muduru muslumanlarin bayramlarini da kutladi.
Burasi devlet okuluydu.
Yanlis hatirlamiyorsam size daha once de soylemistim. Burda normal okullarin sayisi kadar da katolik okullar var, devlet bu okullari aciyor destekliyor buna ragmen kendi yonetimleri kendi ellerinde, normal okullardan ayri bir “school board”lari var.
Din egitimi aliyor cocuklar. Ve bazi okullar cocuklarin pazar gunleri kiliselere gitmelerini mecbur tutuyor.
Az sayida olmasina ragmen ozel musluman okullari da var ve bu okullar da dini egitim veriyorlar.
Kimse laiklik elden gidiyor diye bagirmiyor. Laiklik elden gidiyor diye dusunmuyor.
Siz laikligi dinsizlik olarak bilenlerdensiniz saniyorum.
Birde dindarlar Ataturkten, Ataturk ve Ataturkculer dindarlardan nefret eder sananlardansiniz herhalde.
23 nisanda Ataturkun ilan ettigi cocuk bayrami kutlaniyor diye peygamberimizin dogum gunu mu degistirelim?
10 nisan uygun mu sizin icin? Hay Allah, 10 nisan da polis gunu/bayrami.
Simdi de Ataturkun kurdugu devletin polisine karsi pis dinciler olacagiz!
Hic duydunuz mu; pek kompleksli bi kral varmis. Askerlerinden biri bir gun yolda yururken bir adamin gok yuzune bakip yagmur yagacak dedigini duymus. Hemen adamcagizi tutuklayip hapse atmis. Adamin neden hapise atildigini sordugunda “Sen gokyuzune bakip yagmur yagacak dedin, yagmur yaginca yerlerde kucuk su birikintileri olusur, bu birikintilerin uzerinde ordekler yuzer, ordeklerin kocaman burunlari vardir, kralimizin burnu da biraz buyuktur, sen yagmur yagacak diyerek kralimizin burnunu ima ettin, kralimiza hakaret ettin” cevabini almis.
Ben, her luzumsuz niyet okuma/ benzetmeyi bu ordek burunlu kralin hikayesine benzetirim.
Teşekkürler Ömer Bey,
Yolunuz açık olsun; ne mutlu size.. selam söyleyin Efendim’e (s)..
Suat bey,
Devlet’in dinden elini tamamen cekmesi sadece “laikci”lerin degil ayni zamanda “anti-laikci” lerin de isine gelmiyor.
Umarim bu konuda Betul hanima biraz yol gosterir ve hangi sebeplerden dolayi “laik sistem” in aslinda hem dindar hem dindar olmayanlar icin en iyi yonetim sekli olduguna dair biraz bilgi verirsiniz.
Ben yazdigim vakit pek fayda etmiyor, eminim siz yazarsaniz daha inandirici olur.
Devlet eliyle, fakir fukaranin vergisi ile MILLI EGITIM’den, MILLI SAVUNMA’dan daha yuksek personel gideri olan ”DIYANET ISLERI”
21. yuzyilda, Cin, Hindistan gibi ucuz ve kalifiyeli isgucu yaratan ulkeler ile yarisa girmek durumunda oldugumuz bir cagda yukardaki gibi “kutlu dogum” etkinlikleri icat edip duzenleyerek nasil bir katkida bulunacaklar??
Selamlar
Erol.
Erol Bey,
Devlet’in dinden elini tamamen cekmesi sadece “laikci”lerin degil ayni zamanda “anti-laikci” lerin de isine gelmiyor.
Yanılıyorsunuz.
Devlet elini çekerken özel kurumlara izin verecekse buna kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum; Betül Hanim dahil.
Ama “hem ben öğretmem hem de kimseye öğrettirmem” anlayışı varsa elbet karşı çıkarlar. Kusura bakmayın da karşılarında da salak yok.
Devlet eliyle, fakir fukaranin vergisi ile MILLI EGITIM’den, MILLI SAVUNMA’dan daha yuksek personel gideri olan ”DIYANET ISLERI”
Demagoji yapıyorsunuz.
Kendi verginiz adına konuşun fakir fukaranın vergisi adına değil. Bu ülkedeki insanların %90′ı müslümandır ve bu %90′ın da pek çoğu hem diyanetten hem de Kutlu Doğum ve benzeri etkinliklerden hoşnuttur. Buraya harcanan vergiyi de seve seve verir. Ülkede yalnızca “Beyaz Türkler” yaşıyormuş gibi davranmayın.
(Kendi adıma bu konu özel sektöre devredilmediği müddetçe vergimden Diyanete giden paralar anamın ak sütü gibi helal olsun diyorum. Beni de TC vatandaşından sayıyorsunuz değil mi? )
Yine bu insanlarının pek çoğunun din konusunun halkın kendi kuracağı kurummalara -okul, kuran kursu, islam okulları vs- bırakılmasına, camii imamlarının cemaat içinden/tarafından seçilebilmesine itirazı olmayacaktır. Ama laikçiler daha bunu duyar duymaz düşüp bayılırlar.
Bu yapılmadan Diyanet konsunda yapılacak hiçbir itiraz geçerli değildir.
Ve.. yine aynı şeye geliyoruz. Bu şikayeti yanlış yere yapıyorsunuz. Bu kurumu kuran Atatürk’tür.
Bir deneyin; “Devlet okulları hariç tevhidi tedrisat kalksın, diyanet kaldırılsın, bu iş devletin işi değl, din eğitimi özel kurslar, okullar vasıtası ile verilebilsin, gerçek laiklik budur” deyin bakalım nasıl bir gürültü kimler tarafından kopartılacak?
Birbirimizi kandırmaya, demagoji yapaya gerek yok; burası çoluk çocuğu takıldığı forumlardan değil.
Selamlar.
Sn. Laik Erol,
Peygamber bu yeni dini ilk tebliğ ettiğ zaman kendisine; istediğin başımıza lider olmaksa..kadınsa..paraysa..vs. verelim; yeterki sen bizim faizli ve hileli (akd-i fasit)alış-verişimize, kız çocuklarını öldürmemize,içki ve kumarımıza..vs karışma dediklerinde,O -sav- Peygamber bunu kabul etti mi?
Onlar laik (seküler) hayatları değişecek ve her şey yeni gelen dine uygun tanzim edilecek diye karşı çıktılar! Peygamber’in :”Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz..”karşı duruşu ve hicretle Medine’de İslam’ın getirdiklerine uygun ”devlet” kuruldu. Bu dini devlette, Allah’ın haram kıldıkları ”yasak” kapsamındaydı ve bundan maksat insanların dünya ve ahiret mutluluklarıydı.Konuyla ilgili pek çok Kur’an ayeti var.
Sonuç olarak, Müslümanım dediğim için, Allah ve Peygamberinin ölçüsü olan dini devletten yana olmamdan doğal bir şey olamaz.Bu, inancımın da gereği.La dini (laik) devlet ile dini (şer’i) devletin birbirine zıt iki kutup olduğu açık.
Bir Müslümanın İslami kuralları tanımıyorum diyen bir sistemden yana olması düşünülemez.
Burada sorun, o devleti ”kim/kimler” ve ”nasıl” yönetecekler?
Din yobazlarının elinde, İslami bir devlet, mutluluk verecek mi, yoksa emevilerden bu yana saltanata dönüşüp, keyfi uygulamalarla zulm mü yapacak?
Dini devlet, Hz. Ömer’ler elinde insanlık saadeti olurken, Haccac’lar elinde din istismarı olur.
Aynen laik yobazlar elinde, laikliğin zulm olduğu gibi..
Sonuç olarak, iki açmaz göz önüne alındığında; ben Müslüman olarak, bugün uygulayıcılardan (ehil yetişkinlerden)mahrum olduğumuzu ve bundan ümitli olmadığımı bilsem de, Peygamberin kurduğu devlet modelini son nefeste bile savunacağım.Çünkü bu isteğim, benim ”ancak Müslüman olarak ölme” yolunda biricik ümidim olacaktır.
Suat bey derki:
Kendi verginiz adına konuşun fakir fukaranın vergisi adına değil. Bu ülkedeki insanların %90′ı müslümandır ve bu %90′ın da pek çoğu hem diyanetten hem de Kutlu Doğum ve benzeri etkinliklerden hoşnuttur. Buraya harcanan vergiyi de seve seve verir. Ülkede yalnızca “Beyaz Türkler” yaşıyormuş gibi davranmayın.
Itiraz ediyorum.
Bu ulkede yasayan insanlarin %100′u mevlit kandilini ve benzeri dini gunleri sevgi ve saygi ile karsilar, bekler ve kutlar.
Burda bahis konusu ASLEN HICRI takvim ile baglantili ve her zaman kutladigimiz bir olayi her ne akilsa son birkac yildir MILADI takvimde tekrar kutlamak icadidir. Devlet okullarinda mecburi din dersi yetmez gibi simdi birde mecburi kutlamalar icat etmektir..
Ataturk’un kurdugu Diyanet Turkce dua ve Turkce ezan dahil gericilikten uzak ve ilerici bir kurulus idi. Ataturk’un yaptigi devrimler sayesinde bugunku gelisme seviyesine ulasildi. Bu demek degil ki burada kalacagiz. Daha da ileri gidecegiz.
Yazinizin geri kalan kismi biraz talihsiz ve herhalde fazla dusunmeden yazilmis ifadelerle dolu…
Eger yanlis ifade etmedinizse…, veya be yanlis anlamadimsa..
Kendi ifadenizle : Bu ulkede yasayan ve geriye kalan yuzde on’u
bana tarif edermisiniz?
Bunlar gayri muslimlerin toplam nufusu mudur ?
Beyaz Turkler kimlerdir ?
Yuzde on olduklarini nasil tespit ettiniz?
Bu tarif ettiginiz yuzde on ile barisik ve beraber yasamak size gore mumkun mu ?
Selamlar.
Erol.
Selamun Aleyküm Suat Bey;
Fıkrayı gün boyu herkese anlattım :) Sağolun :)
Geleyim Laik Erol Bey’in derdine;
Müslümanların inandıkları bir Allah var. Önce O Allah’ı (c.c) bir tanıyın ondan sonra konuşun. Yok ben önce laikliği tanırım sonra konuşurum diyorsanız buradaki gibi seri bir şekilde tezleriniz çürütülür de yine de asla sus(a)mazsınız.
Şimdi ortaya bir bomba atmanın zamanı geldi. Madem Erol Bey tam bir aydın; apışıp kalmasının vakti gelmiştir. Yukarıdaki uyarıma binaen soruyorum: Allah (c.c) insanlardan Laik olmalarını mı yoksa olmamalarınımı istemiştir. Laiklikten kastım din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Artık bu kasdımın makul genişlikteki sınırları dahilinde Erol Bey ya da başka birisi soruma cevap versin. Şunu da belirteyim ezberden karalamaya başlamayın “Herkesin içinde nasihat azarlamaktır.” sözünü bir kenara itip iyi bir nasihat çekerim. Örnek olarak din eksenli bir yönetim çağdaş değildir demeyin. Modern değildir ya da medeni değildir hiç demeyin. Neden demeyin çünki sadece İsrail yeter cevap olarak bu dedilerinize ki daha neler var neler. Seküler temelli görüşleri hiç karıştırmayın işe. Bu insanlar Müslüman. Madem Müslümanlar bu duruma göre davranırlar. Davranmayan da halt ediyor/dur.
Şimdi ustaca hazırlanmış planımı devreye soktuğuma göre DYP + ANAP hakkında bir iki şey yazayım. CHP ve eşrafının yoğun olarak iki senedir uyguladığı elim sende oyununa gelen bu iki partinin liderleri televizyonların karşısına geçip “Bir kriz var ve sorumlusu AKP.” diyebilmişleridir. Sonradan CHP’nin de bu krizde payı olduğunu söyleselerde biz biliyoruz ki olan biten karşısında televizyona çıkıp böyle bir şey demek abestir. Hadi hakkını vereyim: Biz olan biteni görüyoruz ve anlıyoruz. Peki size ne oluyorda bizi kandırmaya çalışıyorsunuz? Yani bu yıldırım nikahını yemedik! Siz artık seçimde birşeyler yiyeceksiniz!
İyi günler, Allah’a (c.c) emanet olun…
Yazdiklarimin neresinden laik sistemin kotu ve zararli oldugunu dusundugumu anladiniz da bu konuda bilgilendirilmemi tavsiye ettiniz?
-Soru cumlesi olduguna bakmayin cevap vermeyeceginizin farkindayim-
Israrla yasadiginiz ulkeden -bilinmez- ornekler veriyorsunuz, israrla boyle birsey dunyanin hangi ulkesinde var diyorsunuz. Ben size kendi yasadiginiz ulkeden ornek veriyorum, ust komsunuzdan ornek veriyorum. Israrla, bunlarin hepsini gecip, cevaplamayip -muhtemelen cevaplayamayip- yazdiklarimdan hayali manalar uretiyor hayallere cevap veriyorsunuz. -Butun dunya beyaza siyah dese biz de mi siyah diyecegiz? Bu da ayri bir mesele-
Tartismaniza katilmak gibi bir niyetim yoktu en son size hitaben yazdigima cevap vermeyisiniz, sorularima cevap vermeyisiniz, tabiri caizse mezdeke esliginde dansedisiniz sebebi ile.
Fakat x-mas gibi gelmeden aylar oncesinden bangir bangir bagirilan geldiginde bangir bangir kutlanilan birsey ulu orta varken “dunyanin neresinde var bu? benim yasadigim ulkede olmasi dusunulebilir mi?” cumlelerinizi/yanlisinizi duzeltmemem mumkun degildi.
U.S de yasayip peygamberin dogum gunun kutlanmasi nerde gorulmus diyebilmeniz cok sasirtici. Ya U.S de yasamiyorsunuz ( x-mas kutlamalarini bilmek icin TV seyretmis olmak bile yetiyor halbuki)
Ya x-mas in isanin dogumu oldugunu bilmiyordunuz, ya da bile bile dogru olmayan seyleri soyleyip dogru olmayan ornekler vererek puan toplamaya calisiyorsunuz.
Biri cikip o oyle degil boyle deyince de mezdeke calmaya basliyor.
Suat bey ne guzel soylemis;
Birbirimizi kandırmaya, demagoji yapaya gerek yok; burası çoluk çocuğu takıldığı forumlardan değil.
Erol Bey,
Bu ulkede yasayan insanlarin %100′u mevlit kandilini ve benzeri dini gunleri sevgi ve saygi ile karsilar, bekler ve kutlar.
:-)) Aynı siyasetçi gibi konuşmuşsunuz. Hani demagoji yapmak yoktu? ( Hayrola adaylık falan mı var? :-)
Bu ülkede İslam’a dair her şeyden tiksinen insanlar da yaşıyor. Mustafa Ekmekçi gibi yazılarında nasıl domuz eti yediğini Avrupalıların domuz yediği için zeki olduğunu aptal ve cahil Türk halkının domuz gibi bereketli bir besini yemediği için böyle olduğunu biteviye tekrar eden yazarlar gördü. Ataç gibi “Ben hem Müslüman değilim, hem de müslüman düşmenıyım” diyen akıl fakirlerini gördü. “Keşke Anadolu müslüman olmasaydı diyen” rektörler, Onları (tahminim bizden bahsediyor) denize dökeceğiz” diyen komutanlar aramızda yaşıyor aramızda..
Bu ülkenin bazı insanlarındaki islamafob dünyanın hiçbir yeriyle kıyaslanamayacak kadar şiddetlidir.
Burda bahis konusu ASLEN HICRI takvim ile baglantili ve her zaman kutladigimiz bir olayi her ne akilsa son birkac yildir MILADI takvimde tekrar kutlamak icadidir. Devlet okullarinda mecburi din dersi yetmez gibi simdi birde mecburi kutlamalar icat etmektir..
İşte aynı şeyden söz ediyorum. Bu azınlık bundan rahatsız olan. Müslüman halkın bundan rahatsız olduğu yok. 12.000 etkinlik yapılmış bu çerçevede 2007′de, GK bildirisine kadar bundan rahatsız olan yok. GK bildirisinden sonra rahatsız olanlar da bir avuç azınlık.
Ataturk’un kurdugu Diyanet Turkce dua ve Turkce ezan dahil gericilikten uzak ve ilerici bir kurulus idi. Ataturk’un yaptigi devrimler sayesinde bugunku gelisme seviyesine ulasildi. Bu demek degil ki burada kalacagiz. Daha da ileri gidecegiz.
Atatürk Türkçe ibadeti uygulamaya çalıştı ama başarılı olmadı. Maalesef ezan 18 yıl Türkçe okundu ve bu büyük yanlış Rahmetli Menderes tarafından düzeltildi. Tek part /Miili Şefi döneminde İslam’a dair yapılan tahakkümler hala eski insanların zihinlerinde. Şükür ki bu günler geçti; insanların inancıyla oynamaya, neye nasıl inanacaklarını, bunu nasıl uygulayacaklarını dayatmaya kalkan yok artık. İleri gitmek ile bu bağıntıyı kurmak da şaşırtıcı. Hangi “ileri” ülkede inançlara müdahale edilmiş bakmak gerek. Böylesi bir ucubeliği yapan başka 1.Dünya ülkesi yoktur.
İleri gitmenize/gitmemize engel olan yok. Özgürlük ve demokrasi istiyoruz, bunun yolunun faşizmden geçmediği tüm dünyada yaşanan örneklerle ispatlandı.
Yazinizin geri kalan kismi biraz talihsiz ve herhalde fazla dusunmeden yazilmis ifadelerle dolu…
En güzel yerlerine cevap vermiyorsunuz ama, bozuluyorum bak :-)
Kendi ifadenizle : Bu ulkede yasayan ve geriye kalan yuzde on’u bana tarif edermisiniz?,
Yukarıda tarif ettim. Gayri Müslüm oranımız çok azdır, yüzdelik dilimi bile etmeyebilir. Bu nesnel bir bakıştır. +/- biraz oynar ama çok değişmez.
Bu tarif ettiginiz yuzde on ile barisik ve beraber yasamak size gore mumkun mu ?
Elbette mümkün.
Bu azınlık ülkenin sahibi olduğunu, kendilerinin efendi göbeğini kaşıyan halkın da hizmetkarı olduğunu iddia etmediği, “sizi ileri götürücez” diye dine, ibadet ritüellerine müdahale etmediği, demokrasiden söz ettiği halde seçim sonuçlarını hazmedemeyip katakulliler çevirmediği, yine aynı sebeplelr hukuka taklalar attırmadığı, yine aynı sebeplerle muhtıra ile siyasete müdahale edilmesine çanak tutmadığı, laiklikten söz edip pozitivizm dini dayatımı yapmadığı, insan hak ve özgürlüklerinin sadece kendileri için değil bu ülkenin vatandaşlarının her bireri için de olduğunu kabul ettiği müddetçe, elbette birarada yaşamak mümkün.
Selamlar.
Suat bey,
Yine bu insanlarının pek çoğunun din konusunun halkın kendi kuracağı kurummalara -okul, kuran kursu, islam okulları vs- bırakılmasına, camii imamlarının cemaat içinden/tarafından seçilebilmesine itirazı olmayacaktır. Ama laikçiler daha bunu duyar duymaz düşüp bayılırlar.
Valla laikci bayilir mi bilmiyorum ama butceden senede bir milyar dolar ceken bir kurumun tasfiyesi herhalde bir suru devlet gorevlimizi bayiltir (imam bayildi sakasi ekebilirsiniz buraya). Yapilmaya kalkilsa nasil yapilir boyle bir is bilemiyorum. Belki tedricen yapilabilir, tahsil durumu ve hane basi geliri yuksek yerlerden baslanip hem kimse magdur edilmez hem ‘ama cahil halkimiz …’ argumanlarinin onu kesilir.
Diger taraftan bir ara Aleviler ses ediyordu mesela, ama onlar da bize de devlet para versin yahut ne bileyim bizim de suyumuz bedava olsun filan diyorlardi. Bazen tapilan ve yakarilan Allah midir devlet midir anlamak zor oluyor bu memlekette.
Neyse, butce personel filan istatistikleri burada:
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/tanitimistatistik.asp
Bülent bey,
Elbette bu büyüklükteki kurumun tasfiyesi koyal olmayacaktır.
Ama devletimiz kadir kıymet bilir :-) Personele eğitim durumlarına ya da alacakları formasyonlara göre diğer kurumlara kademeli bir geçiş imkanı sağlanabilir. (Zaten bildiğim kadarı ile kanunen kurum kapatmakla falan devlet personeline kapıyı gösteremiyorsunuz, başka yerde görevlendirmeniz şart)
Diger taraftan bir ara Aleviler ses ediyordu mesela, [....]
Aleviler haklı aslında. Madem sünniye devlet olarak pek çok imkan veriyorsun Aleviye de başka inanç sahiplerine de vermelisin. Onların suçu ne, Alevi olmak mı? (Tevhid-i Tedrisat gereği inançlarını da öğretemiyorlar, işte dernek vs adı altında belki.. Bürokraside ve orduda da biraz arkaları olmasa onu da yapamazlar.)
Ya da hiçbirisine vermemeli özele devretmelisin. Ama bu personel, imkanlar vs den değil yukarıda da bahsettiğim nedenlerden dolayı çok zor birşey.
Suat bey,
Zaten bildiğim kadarı ile kanunen kurum kapatmakla falan devlet personeline kapıyı gösteremiyorsunuz, başka yerde görevlendirmeniz şart.
Ben de oyle anliyorum. Kendiliklerinden birakmaya tesvik etmek mumkun tabii (Telekom oyle yapti). Insanlar bunlari bildikleri icin (yani buyuk suc islemezsam iyi/kotu hayatimin sonuna kadar bakilacagim diye) devlet kapisinda kuyruk oluyorlar zaten. Hal bu olunca zaten aradaki sozlesme (kagida dokulmus olsun olmasin) ahlaki acidan bu insanlari atmamayi gerektiriyor. (Sezer sosyal guvenlik kanunu memurun ayricaligi yok ediliyor diye veto ederken bunu mu dusundu bilmiyorum, ama oyle dese benim sesim cikmazdi. Bu isanlari boyle dusundurererek memur yaptiysak, ahde vefa lazimdir).
Betul Hanim ve Suat bey
Oncelikle bir parantez acalim :
“Demagoji” ve “coluk cocuk” gibi itham edici tavirlar size yakisiyor mu ?
Daha evvelde yazdigim gibi, ben kavga arayan, hakaret etmek veyahut hakaret duymak icin buraya yazi yazmiyorum..
Yine tekrar edeyim, benim icin burada fikir tartismasina girmek pek zevkli bir sey degil. Insan yorgun eve gelince hosuna gidecek haberler, hemfikir oldugu ve kendi gorusune yakin gazete okumayi TV seyretmeyi tercih eder degil mi..
Yine de oturup zaman ayirip burada yazmamin sebebi ne?
Gurbette yasayanlar bilir..
Bizler ayni dili konusan, ayni sehirlerden cikmis, ayni sarkilari soyleyen ve genetik olarak ayni kalibin insanlariyiz (Turk, Kurt,Laz,Cerkes, Ermeni,Sunni,Alevi, Dindar,Ateist hepsi dahil ….)
Eger fikir farklarini UYGAR bir sekilde tartismazsak, birbirimizin bogazina sarilirsak hem kendimize hem cocuklarimiza nasil bir gelecek birakacagiz..
Parantezi kapatalim.
Betul hanim,
KANADA DEVLETI LAIK DEGILDIR.
Kanadali laiklerin bu yondeki cabalari henuz bir yere varmamis tir. (bakiniz)
http://www.secularhumanism.org/library/shb/canada_15_3.htm
ABD ve AVRUPA’nin bircok DEVLETI LAIKTIR.
Ben ABD’de christmas kutlanmaz demiyorum
Ben diyorum ki :
1) Amerika’da DEVLET OKULUNDA “mecburi din dersi yoktur”.
2) DEVLET OKULUNDA toplu dua edilmez, yasaktir.
http://en.wikipedia.org/wiki/School_prayer
3) DEVLET OKULUNDA YARATILIS TEORISI OGRETILMEZ, YASAKTIR
http://www.cnn.com/2005/LAW/12/20/intelligent.design/
Fransa’da basi kapali okula universite’ye gidilmez
http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/3619988.stm
Bilmem eksik bir nokta kaldi mi ?
Selamlar.
Erol.
@Ataturk’un kurdugu Diyanet Turkce dua ve Turkce ezan dahil gericilikten uzak ve ilerici bir kurulus idi.
Laik Erol senin yaşın bunları hatırlamaya müsait olmayabilir ama biraz araştırma yapmanı okumanı tavsiye ederim. Çünkü cahilliğinle komik duruma düşüyorsun. Demek ki zorla bu millete Türkçe ezan okutmak ilericilik oldu öyle mi? Sen bilmessin laik Erol 163.maddeden hapis yatanları sen bilmezsin milletin çoluğuna çocuğuna gizlice Kur’an öğrettiğini, sen bilmessin alimlerimize yapılan işkenceleri, sen bilmessin idamları …
Sen bilmessin Ömer Nasuhi Bilmene hala niye bu görevi yaptığını sorduklarında gidersem daha kötü olacağından cevabını…
Sana bir miktar din derside vermek icap ediyor. Öncelikle şunu söyleyim. Dinin kaynağı Allahın Kur’anı ve Resulünün sünnetidir. Bu iki kaynağa bağlı olarak alimlerimiz büyük gayretler göstererek ilim öğrenerek ömürlerini bu yolda harcayarak Allahın Kuranından ve Resulünün sünnetinden ahkam çıkarmıştır. Peygamber Efendimizden bugünümüze kadarda ümmet bu alimlere tabi olmuştur.
Senin ilericilik anlayışına uymuyor diye herkesinde senin gibi olmasını isteyemessin daha doğrusuda kimseyi buna zorlayamassın.
Senin ilerici kabul ettiğin diyanetin kendi dilinde ibadet hakkındaki fetvası ve benim eklediğim bikaç bilgiyi burdan okuyabilirsin.
http://kuzucuk.wordpress.com/2006/07/17/turkce-ibadet-namazda-turkece-terceme-okunabilir-mi/
Erol Bey,
Uygar şekilde tartışıyoruz; demogoji yapmak yerine yazdıklarıma cevap vermenizi beklerdim. Yazıdğım hiçbir neenel hususa yanıt vermiyorsunuz. Cevaplamadığınız konuları atlıyor başka konuya geçiyor, tribünlere oynar tarzda eften püften yazılar yazıyorsunuz. Bu sebeple “boşuna yorumlayın burada çoluk çocuk yok” dedim.
Avrupa’da üniversitelerin hiçbirisinde başörtüsü yasağı yoktur. Fransa’da da daha yeni devlet okullarında yasaklama cihetine gidilmek isteniyor. Ve dikkat sadece “devlet okullarında”
Ki Fransa’da uygulananın laiklkik değil laisiim olduğu konusnda siyaset bilimcileri hemfikirdir. (Başka yazılarınızda “laiklik gereği üniversitelerde başörtüsü serbest olmalı” dedikten sonra burada laiklik için Fransa’dan başörütüsü yasağı örneği vermeniz samimiyetinize gölge düşürüyor.)
ABD’de uygulanan ise laikliktir.
Suat bey,
ABD’de uygulanan ise laikliktir.
Uygulanan olarak bakacaksaniz orada da problemli konular var. Orada emlak vergisi oranlari buraya gore yuksektir mesela, ama dini kuruluslara ait emlaktan bircok eyalette (belki hepsi? bilemiyorum) vergi alinmaz. ‘Din’ iyi birseydir sosyal hizmet yapar filan diye dusunuyorsaniz, bunun ‘kult’ olani da var (Scientology mesela). Tabii bir de Metin beyin orada konusugumuz ali baba dolastirma ibadeti olan ‘din’ler de var, biliyorsunuz. Problemli ve ilginc bir konu bu aslina ama ben ancak belki cok bariz propagandayi farkedebilecek kadar asinayim, biraz baktim su link fena gozukmedi bana:
http://www.firstamendmentcenter.org/rel_liberty/establishment/topic.aspx?topic=tax_exemptions
Erol bey,
1. Mecburi din dersinden degil x-mas / kutlu dogum haftasindan bahsediyorduk. Benim yasadigim yerde boyle birsey olabilir mi, dunyada bunun ornegi yoktur demistiniz.
2. Laiklikte onderiniz Fransa ise, sizin savundugunuz laikligi dogru bulmuyorum.
“Konusamazsak birbirimizin bogazina sarilirsak”.. Cok dogru soylemissiniz katiliyorum. Fakat zaten hakaretten uzak UYGARCA konusuyoruz ve dinliyoruz. Dogru ama yersiz olmus.
Suat bey,
Her yazida onlarca soru ve onlarca fikir beyani var.
Sizde aynen benim yaptigim gibi bazi fikir ve sorulari onemsemeyip digerlerine yoneliyorsunuz.
Cevap verilmesi istenilen fikir/sorulari 2, 3 taneye indirirsek ve bir sekilde belirtirsek belki minderden kacan guresci pozisyonuna dusmeyiz..
CEVAP:
———
Fransa’da verdigim ornek, Fransiz cogunlugunun kendi anlayisi benim onlarla hem fikir oldugum anlamina gelmez.
Bu konudaki fikrim, daha once bahsetmistim:
Basortusu DEVLET universitesinde SADECE OGRENCILER icin serbest olmali. (GOREVLILER icin YASAK)
Ozel okullarda herkes icin serbest olmali (ogretim uyeleri dahil)
Betul hanim,
Iki konu dan bahsetmissiniz:
CEVAPLAR:
————–
1. Yukardaki bahsettigim, ve daha onceki yazilarimdan okudugunuz gibi, beni ilgilendiren konu “devlet ve din”
Ozel kurulus, veya kiliselerin x-mas kutlamalari beni rahatsiz etmez.
Kutlu dogum haftasini istenilen tarih lerde, yilda on defa kutlanilsin.
Bu kutlama “DEVLET okulunda” yapilacaksa karsi cikarim.
2. Laiklikte onder olarak Fransa’yi gormuyorum.
eger bir ornek lazimsa ABD biraz daha akla yatkin.
YORUM (SORU VEYA CEVAP YOK)
Diger katki yapan ve fikirlerimi begenmeyen arkadaslara soylecegim sey su:
Karsi fikirleri asagi gorerek ve hakaret ederek yapilan tartismalara karnim tok.
Suat bey’in yazilarindan anladigim kadari ile, burada uygar ve medeni olarak ahlak ve adaba uygun bir sekilde fikir alis-verisi yapmak isteyenler bir araya geliyor.
Asagilayici ve nefret iceren yazilarla kimse bir yere varamaz benden soylemesi.
Suat bey,
Son olarak “Demagoji” konusunu acmak istiyorum.
YORUM ve SORU:
Yazilarimdan hic birinde inanmadigim bir fikir beyani yok. Bilerek yazilmis bir yalan yok, asagilayici bir tanim yok.
Demagoji’nin tanimini biraz acarmisiniz? ve orneklerle benim yazilarimdaki “DEMAGOJI” yi bana desifre eder misiniz?
Saglicakla kalin.
Erol.
Erol Bey,
Sizde aynen benim yaptigim gibi bazi fikir ve sorulari onemsemeyip digerlerine yoneliyorsunuz.
Hiç de değil. Dikkat ettiyseniz son yorumuma kadar tüm cümle/paragraflarınıza tek tek cevap verdim. Siz ise verdiğim her cevap sonrası bunlarla ilgilenmeyip başka yeni konular açtınız.
Demagoji nedir? Mesela yukarıda bahsettiğim gibi karşılıklı tartışırken minder dışına kaçmak demagojidir. ““Bu ulkede yasayan insanlarin %100′u mevlit kandilini ve benzeri dini gunleri sevgi ve saygi ile karsilar, bekler ve kutlar.” gibi bir ifade demagojidir. ““Devlet eliyle, fakir fukaranin vergisi ile MILLI EGITIM’den, MILLI SAVUNMA’dan daha yuksek personel gideri olan “DIYANET ISLERI”” gibi bir ifade de demagojidir. (benim baktığım yerden)
Sizin bunları inanarak söylüyor olmanız ise daha büyük sorun bence. Yukarıda da söylediğim gibi; alintiladigim ilk cümle hiçbir şekilde nesnel bir analiz içermiyen siyasetçi laforizması gibi, ikinci cümle ise bir azınlık hissiyatını -yani diyanete verilen vergilerden rahatsızlığı- genelleştiriyor. Ve dahası bunları -kendi ifadenize göre- inanarak söylüyorsunuz. Elbette inanmanıza birşey diyemem ama bütün bunlara cevap verdim, özellikle 43 ve 48 nolu yorumlarda. Bunlara dair cevaben söyleyecek bir şeyiniz varsa duymak isterim, yoksa bilgi içeriği olmayan tartışmayı devam ettirmeye gerek görmüyorum.
Selamlarımla..
Erol bey,
1. Onu diyorum ya, x-mas tum devlet okullarinda kutlaniyor. Ne U.S ne canada ( hos siz laik olmadigini dusunuyorsunuz) TR gibi %90 li cogunlukta ayni dine sahip olan ulkeler degil. Buna ragmen cogunlugun dini bayrami peygamberinin dogumu DEVLET okullarinda kutlaniyor.
2. U.S de sinkler sariklariyla devlet kurumlarinda calisamiyor mu?
Betul hanim,
Ne U.S ne canada ( hos siz laik olmadigini dusunuyorsunuz) TR gibi %90 li cogunlukta ayni dine sahip olan ulkeler degil. Buna ragmen cogunlugun dini bayrami peygamberinin dogumu DEVLET okullarinda kutlaniyor.
Baska birsey kastediyor olmaniz lazim. Herhalde o gunun tatil olmasini soyluyorunuz. Ne anliyoruz kutlamaktan?
Suat bey,
Kalin ve ince harf kullanabilmek icin cevabimi e-mail ile yolluyorum.
Erol.
Bütün laiklerimiz böyleyse artık ben de laikim:P
Betül,
senin de doğru yolu bulman için gece namazlarına kalkıp dua edeceğim..
Erol Bey’in mail yoluyla gönderdiği yorumu aşağıdadır:
***
Suat bey,
Sizde aynen benim yaptigim gibi bazi fikir ve sorulari onemsemeyip digerlerine yoneliyorsunuz.
Hiç de değil. Dikkat ettiyseniz son yorumuma kadar tüm cümle/paragraflarınıza tek tek cevap verdim. Siz ise verdiğim her cevap sonrası bunlarla ilgilenmeyip başka yeni konular açtınız.
CEVAP:
Bana yazdiginiz ilk mesaj ve cevaplardan ornekler ve benim yorumlarim:
Ona aiklik anlayışının geri kalmışlığı demeyelim de “bu ülkede laikik yoktur” diyelim isterseniz.
Minderden kacis…
Devlet okulunda “Mecburi din dersi” ve “kutlu dogum” haftasi etkinlikleri duzenlenmesi konusunda dogrudur veya yanlistir diye bir fikir yok..
2. Gecmiste “siz isterseniz oylariniz la seriat’i getirir siniz” diyen devlet buyuklerimiz de ayni laik devlete sadakat yemini etmislerdir ve bu kendi goruslerine uygundur..
Olmayan bir laikliğe nasıl sadakat olabilir ki? Erki ele geçiren felseesini dayatıyor. Menderes oligarklara karşı bazı küçük hatalar yaptı canıyla ödedi. Oligarklar hakimiyet paylaşımını sevmez. Bkz. son bir ayda yaşadığımız tiyatro..
Minderden kacis… Oylama ile ”seriat getirme” hakki laik bir duzende var midir?
3. Cumhurbaskanligi secimi ile ilgili bir iki kucuk not: Tekparti ve k. evren ‘i saymayalim, cok partili donemlerde: Gecmiste secilmis 7 Cumhurbaskani’ndan sadece ikisi toplam %50′den az oy almis milletvekilleri tarafindan secilmistir Yine bu ayni iki Cumhurbaskani cok partili donemlerde sadece bir partiden oy alarak secilmistir : Bayar ve Ozal. Yani, haklisiniz, kagit uzerinde ve kanunen AKP’nin kendi uyesini sectirmesine bir engel yoktu..
Teşekkürler, teveccüh etmişsiniz. :-)
Bu cevap yine minder disina kacma ornegi, ve alayci bir yaklasimla “haddini bil” yaklasimi.
Benim bahsettigim sey: cok partili donemde milletvekili oylariyla secilmis Cumhurbaskanlarinin 7de 5i (%70) birden fazla parti ve %50den fazla halk oyuna karsi gelecek sekilde secilmis oldugu gercegi, ve %30 olarak oteki sekilde secilmis (BAYAR ve OZAL) yaklasimlarinin kanuni oldugu ama “DOGRU ve HAKLI” bir yaklasim olup olmadigi.
Dogrudur veya yanlistir – yada eksiktir diye bir cevap yok, haddini bil diye bir cevap var..
Ilk cevap veren yaziyi bitiris sekliniz :
23 Temmuz sabahi cikacak tabloyu bahane bulmadan demokratik olgunlukla karsilayıp saygı duymak gerek. Yoksa Bekir Coskunvari bir bicimde “Allah kahretsin gene Tayyip’e verdi oylari gobegini kasiyan adamlar ” demek demokratlık değil biliyorsunuz..
Bu eger demagoji yapiliyor ise , bunun tek tarafli olmadigini, ve yukardaki sozlerde asagidaki tanima uygun olarak demagoji yapildigini iddia ediyorum:
http://en.wikipedia.org/wiki/Demagogy
Arguments unrelated to a discussion
Unrelated facts — bringing unrelated facts that sound in favor of the speaker’s agenda.
devam edelim..
Demagoji nedir? Mesela yukarıda bahsettiğim gibi karşılıklı tartışırken minder dışına kaçmak demagojidir. ““Bu ulkede yasayan insanlarin %100′u mevlit kandilini ve benzeri dini gunleri sevgi ve saygi ile karsilar, bekler ve kutlar.” gibi bir ifade demagojidir. ““Devlet eliyle, fakir fukaranin vergisi ile MILLI EGITIM’den, MILLI SAVUNMA’dan daha yuksek personel gideri olan “DIYANET ISLERI”” gibi bir ifade de demagojidir. (benim baktığım yerden)
Sizin bunları inanarak söylüyor olmanız ise daha büyük sorun bence. Yukarıda da söylediğim gibi; alintiladigim ilk cümle hiçbir şekilde nesnel bir analiz içermiyen siyasetçi laforizması gibi,
CEVAP:
Burada verilen bir cevap idi, ve sizin yaptiginiz asagidaki yorum’a cevaben yapilmisti:
Kendi verginiz adına konuşun fakir fukaranın vergisi adına değil. Bu ülkedeki insanların %90′ı müslümandır ve bu %90′ın da pek çoğu hem diyanetten hem de Kutlu Doğum ve benzeri etkinliklerden hoşnuttur.
Yani siz halkin geri kalan %10’u bir sekilde dinsiz ve saygisiz diye ima eden, nesnel bir analiz icermeyen ve siyasetci laforizmasi yapinca, verilecek baska cevap yok.
ikinci cümle ise bir azınlık hissiyatını -yani diyanete verilen vergilerden rahatsızlığı- genelleştiriyor. Ve dahası bunları -kendi ifadenize göre- inanarak söylüyorsunuz. Elbette inanmanıza birşey diyemem ama bütün bunlara cevap verdim, özellikle 43 ve 48 nolu yorumlarda. Bunlara dair cevaben söyleyecek bir şeyiniz varsa duymak isterim, yoksa bilgi içeriği olmayan tartışmayı devam ettirmeye gerek görmüyorum.
CEVAP:
Bu konuda bilgi icerigini asagidaki yazidan gorebilirsiniz.
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=56511,6&tarih=25.10.2006
43 ve 48 nolu yorumlarda sorularima direk cevap yok.
Benim yazilarimda sormaya calistigim bir kac soru soyle:
1) Devlet okulunda “Mecburi din dersi” ve “kutlu dogum” haftasi etkinlikleri duzenlenmesi dogru mudur. ?
2) Cumhurbaskanligi seciminde %50 den az halk oyuna karsilik gelecek sekilde, tek parti milletvekilleri tarafindan secilmesi (kanuni olsa dahi) dogru bir yaklasim midir ?
3) Gercek bir laik devlet icin diyanet isleri, imam hatip okullari halkin yoresel olarak yapacagi bagislarla beslenir sekilde ozerk bir hale getirilecek sekilde duzenlenmesi konusunda ne dusunuyor sunuz ?
Selamlar,
Erol
Erol Bey,
Buraya yorum yapan pek çok farklı görüşten kişi var. Hiçbirisini kırmamaya azami dikkat gösteririm. İnşallah yine kırmadan cevap vermeyi başarabilirim.
Şimdi bana verdiğiniz -cevap vermiş olmak için cevap vermişe benzeyen- cevaplarınıza madde madde bakalım:
1. Neden minderden kaçış? Sizin “Laik bir devletin mecburi din dersi koymasi ve kutlu dogum haftasi gibi etkinlikler duzenlemesi bizdeki laiklik anlayisinin geri kalmisligini gosteriyor.” sorunuzun temeli nedir? Laikliğin “geri kalmışlığı” değil mi? Benim cevabım ne olmuş: “Ona laiklik anlayışının geri kalmışlığı demeyelim de “bu ülkede laikik yoktur” diyelim isterseniz.” olmuş. Yani olmayan bir laiklik var taaa en baştan “Mecburi din dersi” ve “kutlu dogum” haftasi etkinlikleri konuşmanın anlamı yok diyorum; bunu anlamak bu kadar zor mu?
2. Oradan o anlamı çıkartmak için bırakın zorlamayı kanırtma yapmak bile yetmez. İyi niyetinizden iyice şüphe duymaya başladım. Söylemediğim şeyleri söyle”miş” gibi yaparak argüman üretmeyin. Bu gibi niyet okumaları hiç sevmem.
3. Size katılmak ve espri yapmakta mı bir suç? Sonraki Bekir Coşkun örneği de size değil ortaya idi; hemen üzerinize alınmışsınız. Zararı yok; doğru bir mesajdı, faydanlanmak gerek.
4. Benim bakışım nesnel. Bu ülkede pek çok sosyolojik araştırma yapılır, bu rakamlara heryerden ulaşmak mümkün. Bir çok araştırma bu oranları doğrular. Evet ülkenin yaklaşık % 10′u müslüman değildir. Bu ima değil bir gerçek. Bunu dile getirmenin nesi var?
Sizin Akşam gazetesinden verdiğiniz linkten de birşey anlamadım, ben “Diyanetin bütçesi düşüktür, azdır vs” demedim ki? Halkın bundan rahatsız olduğuna dair hisssiyat sizi bağlar, azınlık hissiyatını genelleştirmeyin dedim. Ve ekledim -mealen- halkın kendi inancını kendisinin öğretmesine imkan vermezseniz elbette devletin öğretmesini destekler dedim. Bu anlamda da BU KONU -YANİ DİN EĞİTİMİ- özel sektöre devredilmediği müddetçe de bir vatandaş olarak vergimden diyanete kesilen paralar için “anamın ak sütü gibi helal olsun” dedim. Yani “size ne, kendi verginiz kadar konuşun, genele şamil etmeyin” dedim. Burada anlaşılmayan ne var? (Büyük harfle mi yazmalıyım?)
Tekrar söylüyorym; “Bu ulkede yasayan insanlarin %100′u mevlit kandilini ve benzeri dini gunleri sevgi ve saygi ile karsilar, bekler ve kutlar.” gibi bir ifade kesinlikle demagojidir, siyasetçi laforizmasıdır. Buna karşılık benim mealen ifade ettiğim “% 100 ü değil % 90′ı ” görüşü ise nesnel bir gerçekliği ifade eder. (Ayrıca nasıl oluyor da halkın % 100 kandil ve benzeri dini günleri severken aynı anda diyanete kesilen vergiden rahatsız oluyor, bu oksimoronluğu da halen çözemedim)
Hasılı 43 ve 48 e sorularınıza cevaplar olduğu gibi yine orada ifade ettiğim pek çok başka hususa, mesela bizleri zorla iler