Güncel & Toplum T. Suat Demren - 18 Şubat 2007 12:20 pm

Kurtlar Vadisi

Bildiğiniz gibi Kurtlar Vadisi dizisi RTÜK’un kanal yetkilileri ile yaptığı görüşmeler neticesinde yayından kaldırıldı. Bu iptalde tehdidin de  etkisi varmış; ekran karartma ve lisans iptali gibi. Zaten böyle olmadan Show TV yetkililerinin diziyi RTÜK şikayetini dikkate alarak yayından kaldıracağını ihtimal vermek zor.  Bu da sansür iddialarını haklı olarak gündeme getiriyor.

Sansürü tasvip etmiyorum.  RTÜK’un yayından önce böyle bir sansür hakkı yok zannediyorum, bildiğim kadarı ile bu hak yalnızca mahkemelere ait. Kurul ancak yayından sonra devreye girebiliyor. (F.Koru’da aynısını söylüyor) Eğer durum buysa yapımcı şirket diziyi çekebilir ve isteyen başka bir kanalda yayınlatabilir. Haliyle burada şu aşamada resmi olarak “sansür var” diyemeyiz. Ama RTUK’ ün illegal sopasının  etkisinin boyutlarını bilmiyorum.  

“Sansür mü, değil mi?” tartışmaları sürerken  konu ile alakalı olarak  Zaman’da  Alev Alatlı’nın   “Kurtlar Vadisi”  başlıklı bir yazısı yayınlandı.

Alev Alatlı’yı çok severim. Kitaplarını makalelerini, bazen üzerine kafa patlatmadan anlaşılamayan  kurgularını zevkle okur, engin fikirlerinden kabımca istifade etmeye çalışırım. 

Birikimine, entelektüel namusuna hayranım. Bunlar ülkemizde aydınlar arasında çok az rastlanan vasıflar. Ve Alatlı’nın bu vasıflarına hiç kimsenin laf etmeye cür’et edeceğini sanmıyorum.

Alatlı’nın bu yazısı tartışmalar yaratacak nitelikte. Yazıdan kof bir milliyetçilik anlayışı çıkartmak Alatlı’ya büyük haksızlık olur çünkü Alatlı’yı okuyanlar onun bu tür bir anlayıştan ne derece uzak olduğunu bilirler.

Öte yandan yazısına baktığımızda hayli problemli bir bakış görüyoruz. Alatlı yazısına Amerikan Deniz Piyadelerinin (”Marine”lerinin) şehadetnameleri alarak başlamış.

Kabul; etkili, ürpertici, hatta dehşete düşürücü.

İyi de iki yanlış bir doğru eder mi?

Yine kabul; evet dünyada kötülük var, evet insanlar kötü, savaşlar var, açlık var, ihtiras var, acımasızlık var, işkence var, yaşayakalmak için mücadele etmek gerekiyor.

Kabul; bebeler öldürülüyor, gözler oyuluyor, hamile karınlar deşiliyor, beyinler dağıtılıyor,  demokrasi havarisi işgalcilerin müsebbip olduğu vahşet gündelik olmuş ve o kadar sırdanlaşmış ki yüzlerle ifade edilen, bombalarla parçanmış bedenler haberlerde sıralamaya bile giremiyor.

Kabul;  “biz” bilincine sahip olmalıyız, ülkemizi, insanlarımızı sevmeli, birbirimize her halukarda destek olmalı, özgür bir ülkede yaşayabilmek için herdaim mücadele etmeliyiz.

Kabul; düşmanlarımız var, ve bu tabii birşey, dikkatli olmalı, salakça dolaba konmamalı, ince eleyip sık dokumalıyız.

Kabul;  insanlarımız/gençlerimiz gerçeklerle silahlanmalılar, neyle karşı karşıya olduklarının ayırdına varmalı,  bir “bilinç” sahibi olmalılar.

Kabul; gençler giyim kuşam, gastronomi, seyahat, eğlence, modalar, küsmeler barışmalar, nazlar niyazlar,  çağdaş ‘trend’lerle düşüp kalkmamalılar,  gerçeklik yolunda entelektüel toz dumandan korkmadan yürümeliler.

Bunların hepsi kabul de insanımıza bunları anlatmanın yolu “Kurtlar Vadisi” adlı bir dizi midir?

Sistemin sürklase ettiği bu karmaşık toplumun bu tür hamaset kokan projerle nasıl bir ruh haline bürüneceğini Alev Hanım düşünemiyor mu? Yazının sonunda dizi yapımcılarına “Dil, din, ırk, cinsiyet ayırımının tuzağına düşmeden …. ” temennilerini de iletmiş Alev Hanım

Hitap edilen sorunsuz bir toplum varmış gibi yapılan “hoş” ama tam da bu yüzden “boş” bir temenni.

Ayrıca Alatlı yazısında yukarıda bahsettiğim “gerçeklerle kuşanma”ya dair insanımızda hakikaten olması gereken hasletler dışında  oldukça gereksiz yiğitlik ve cesaret şovenizmi de yapmış ki bunlara katılmak mümkün değil.

İhtiyacımız olan nedir?

İhtiyacımız olan  geçmişle yüzleşmek/barışmak, gerçekçi olmak, analitik düşünmek, kültürümüzün kodarını iyi çözmek, başka kültürlerle kıyasını yapmak ve bu kültürün kıymetini bilmektir; bu tür kof bir cesaret ve yiğitlik değil.

Alev Alatlı’yı anlamak zordur; temenni ederim ki bu yazısını anlamamış ya da yanlış anlamış olayım.

“Kurtlar Vadisi”ne gelirsek.

Bugün Yeni Şafak’tan Fehmi Koru’yu okurken bir kıyas yaptığını gördüm.

Ben seyretmedim, “Kurtlar Vadisi”ne benzer bir dizi de Amerika’yı  kasıp kavuruyormuş Koru “24 adlı Amerikan dizisi ile ‘Kurtlar Vadisi’ arasında temel bir fark var: 24′ün kahramanları, ‘durumdan vazife çıkartan’ Polat Alemdar ve arkadaşlarından farklı olarak, Los Angeles’taki Terörle Mücadele Birimi – CTU’ya mensup devletin resmî görevlileri…” diyor.

Tabi orada da bolca dökülen kan, işkence ve sergilenen yasadışılık Amerika’da bazı çevreleri isyan haline getirmiş.  Gerekçe elbette aynı: “Dizi gençlere kötü örnek oluşturuyor.”  ABD’deki sivil toplum kuruluşları da ‘24′ dizisinden sonra, devletin güvenlik birimlerinin vatandaşlara davranışlarının olumsuz etkilendiği görüşündelermiş.
 
Fakat Koru’nun burada dikkat çektiği ayrım çok önemli:  “24″‘ün  kahramanları   “Terörle Mücadele Birimi”ne mensup devletin resmî görevlileri iken Polat ve arkadaşları durumdan vazife çıkartan illegal bir yapılanma.

Şöyle devam ediyor Koru:

Bu konudaki tepkiler, insanların ekranda gördükleri ile hayatın gerçeklerini her zaman ayıramadıklarından kaynaklanıyor. Kurtlar Vadisi de 24 de sonuçta insan muhayyilesinin ürünü sanal gerçeklikler; ancak izleyici televizyonda gördüğünü gerçek sanabiliyor. 

Bizde sanal-gerçek ayrımını zorlaştıran bir nokta daha var: Dizinin pazarlanması… 24 projesinin arkasındakiler, başrol oyuncuları, her fırsatta yaptıkları işin bir ’seyirlik’ olduğunu vurguluyor; Kiefer Sutherland daha ileri gidip oynadığı rolü tasvip etmediğini de söylüyor… Kurtlar Vadisi dizisinin sorunu, başarılı bir tanıtım kampanyası eşliğinde sunulurken, gerçeklik dozunun biraz fazlaca vurgulanması; anayasal görevi gençlerin beden ve ruh sağlığını korumak olan devlet birimlerini teyakkuza geçiren de bu yön. Yapımcı firma ‘Susurluk’ ile birebir irtibat kurmasa, ya da ‘Kürt sorunu’ üzerinde son sözü söyleyecek bir yapım olarak sunmasa diziyi, kimse küçük parmağını bile kaldırmazdı.

Yapımcı firma süregiden tartışmaları da sanal-gerçek dengesini bozacak biçimde yönlendiriyor. Oysa yapması gereken, Kurtlar Vadisi’nin bir tv dizisi, bir sanal dünya malzemesi, bir hayal ürünü olduğunu ısrarla vurgulamak olmalıydı.

Ben kendisine hak vermekle birlikte Koru kadar iyimser bakamıyorum.

Yapımcı firma nasıl lanse ederse etsin böyle bir diziden -iğdiş edilmenin doğal neticesi olarak- istediğimiz yönde çıkarımlar yapabilecek altyapıya sahip bir toplumuz.

Bakar mısınız en saygı duyulan entelektüelerden Alev Alatlı bile dizi ile ilgili olarak neler yazıyor?

Sansüre karşıyız dedik, bu kötü bir yöntem, fakat Koru’nun da söylediği gibi böylesi bir  kurguyu/illüzyonu gerçek diye yutturmak ve daha ötesi bununla sıkıntılı ve gergin toplumumuzu tahrik ve tahrip etmek de öyle değil mi?
 
 

44 Responses to “Kurtlar Vadisi”

  1. on 18 Şubat 2007 at 12:34 1.kuzucuk

    Selamun Aleyküm,

    Suat Bey ictihat üzerine başlıklı yazının içeriğindeki bazı kelimelerin artmasından dolayı şirketin koyduğu filtre programı o başlıktaki yazıyı açmayı engelliyor. Bu yüzden bana verilen cevapları okuyamıyorum. Niye sustu niye cevap veremiyor gibilerden merak edenlere duyrulur :))

    por…  kelimesini p…

    gibi kısaltmalar yaparsan belki engelleme kalkar. Ama bu kadar vaktim yok senle de uğraşamam dersen yinede canın sağolsun :))

  2. on 18 Şubat 2007 at 12:59 2.Suat Öztürk

    Aleykümselam Kuzucuk Bey,

    Est. Vaktim kısıtlı ama uğraşırım neden uğraşmayayım, hem yasaklı olmayı kim ister :-))

    Sitede 4000 den fazla yorum var yorum kısmında “porno” diye arartınca yüzlerce yorum çıkıyor. İlgili başlık için çıkanları düzelttim ama gözden kaçan var mı bilmiyorum. İnşaallah artık açılıyordur.

    Selamlar.

  3. on 18 Şubat 2007 at 13:18 3.insan

    Temellerin Duruşması, Ahmet Kabaklı, TEV Yayınları..

    Gençlerin zihninde Kurtlar Vadisi’ne alternatif sunarak sağlıklı bir bilinç oluşturmak isteyen birilerinin varlığından şüpheliyim ben. Yukarıda kısaca künyesini verdiğim eseri toplum meseleleriyle ve ülkeleriyle biraz da olsa ilgili gençlerin okumasını tavsiye ederim.

    Saygılar,

  4. on 18 Şubat 2007 at 13:47 4.kuzucuk

    tamam abi sağol po… olunca sorun çözüldü :))

    Selametle…

  5. on 18 Şubat 2007 at 14:01 5.Bulent Murtezaoglu

    Kuzucuk bey tam da sansur ile alakali bir girdi altina denk gelmis sikayetiniz. Size degil ama duruma cok guldum burada.

    Suat bey, Alatli’nin bu tip konularda yazdigi seyler genelde net bir pozisyon one surmek yerine yari-tepkisel olabiliyor “oyleyse boyle” diye veya “bunu konusacaksak sunu da konusalim” diye. Aklima su ornek geldi:

    http://zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=22866

    Ben bu baglamda olani analizden ziyade buradaki yorumcularin iki yaziya nasil yaklasacagini merak ediyorum.

    24 denen diziyi gormuslugum yok, (Kurtlar Vadisini de gormedim) yalniz 24′un aldigi tepkileri biliyorum biraz. Korunun dedigi ‘genclere kotu ornek olmak’ veya ‘devletin davranisini etkilemek’ degil oradaki ciddi sikayet. Oyle bir sikayetin ciddiye alinmasi da mumkun degil zaten cunku siddet iskence vs.’nin kitligi yok TV’de. Devlet gorevlisi de cocuk degil amiri goz yummazsa TV’de gordum diye birsey yapacak hali yok. O dizinin orada dogurdugu tedirginlik devletin bir biriminin isin ‘dogru’sunu kanun disi metodlarla yapmasinin ululanmasindan ve genc/yasli halkin devlet gorevlilerinin boyle davranmasinin ‘gerekli’ ve ‘dogru’ oldugunu dusunmesine yonelik porpaganda yapmasindan kaynaklaniyor benim anladigim kadariyla. Boyle diziler genelde zaman icinde cizgi de degistirebilirler tabii, onun icin simdiki halindan midir bu sikayet eski halinden mi bilmiyorum. Iki dizi arasinda benzerlik varsa da, Koru’nun yazdigindan farkli bir duzlemde ve o fark onemli olabilir diye not duseyim dedim. (Ama sadece gordugum tepkilerden giderek soyledigimi de tekrarlayayim.)

  6. on 18 Şubat 2007 at 14:21 6.levent

    Suat bey bu diziyi hiç izlemedim. İçeriğine dair yorum yapmak
    konumunda değilim. Ancak Irak’ta yaşananlar, sahneye konmak
    istenenler, hükümetin ve milletin sağduyusuna karşın, adım adım
    bu batağa çekilme oyunlarını sahneye çıkarıyor.
    Aklımızın eremeyeceği kadar girift ilişkiler ve gelişmeler,
    Irak üzerinden bölgeye pompalanmak isteniyor. Bunlardan etkileneceğiz ve milliyetçi rüzgarlar bunun habecisi. Çünkü bu
    rüzgarlar, milletini ve vatanını sevme melteminden çok, etnik,
    ırki ve baltaların gömüldüğü yerden çıkarıldığı savaş fırtınalarını
    taşıyor ufkumuza.
    Barışçı bir açılımın getireceği sivil demokratik fırsatların yerine,
    sanal ve kurgu kahramanlıklarla desenlenmiş, içe yönlendirilmiş,
    öfke nöbetleri ile birbirine hasımlaştırılmış ve siyaseten bloke edilmiş bir Türkiye arzu ediliyor. Yeniden kaybedilmiş onyılların
    Türkiyesi bu fotoğraftan, negatif yüzünü şimdiden gösteriyor.. Sanal medya histerisi şeklinde kurgulanan oyunun bedeli, sansürün tüm hayatımıza egemen olması sonucunu umarım ver-
    mez. Polat Alemdar’ı bu fotoğrafın neresine monte edebiliriz.Alev
    Alatlı bu öfkenin içteki yıkıcılığının engellenmesi için dışarıya yön-
    lenebileceğini mi sanıyor yoksa. Biriken negatif enerjinin, zehirin
    kusulmasının kaçınılmazlığının telaşınımı yaşıyor bilmiyorum.
    Medyanın hiç alışılmadık işlere kalkışıp, askeri müdahele
    anketleri yapmasına falan bakınca şaşırmamak elde değil.
    Sanal bir medya mehdisine hazır olmanın altyapısımıydı bütün bu yaşananlar diye sormadan edemiyor insan. ABD ye rağmen
    asla bir kapsamlı harekat yapılamayacağı ortadayken, bu anket
    hangi politikalara yamanmayı hedefliyor. Sanal bir operasyon mu
    düzenlenmek istenen. Medyatik bir göz boyayıcılığı mı?
    Pandoranın kutusu gerçekten açıldımı yoksa?
    Görelim Mevla neyler…
    Saygılar.Levent.

  7. on 18 Şubat 2007 at 15:01 7.metin-thePoor

    Suat Bey,

    Ellerinize, beyninize sağlık. Alev Alatlı’nın bu yazısı, yanlış insanların yanlış tutumlarına prim vermenin arapçası olmuş bence; Alev Alatlı’ya yakışmamış. Umarım ben de yanlış anlıyorumdur o yazıyı.

  8. on 18 Şubat 2007 at 15:18 8.kuzucuk

    Bence o diziyi ilk ve son bölümünde Türk ve Kürt kardeşdir dedikleri için yasakladılar.

    Kurtlar Vadisi ayrı Kurtla Vadisi Irak ayrı bu dizi ayrı. Oynayanlar değişmesede konuları farklı. Mesela Kurtlar Vadisini (ilk dizi) izleyen bir kişi son oynanan K.V. terörü izlememişse doğru sonuca varamayabilir.

    Dizide teröristlerin karakol basması
    Türk askerinin Kürt Vatandaşlara olan yardımı
    Teröristlerin otobüsün yolunu kesip asker, öğretmenleri öldürmesi ( bikaç kişi daha gitti o esnada ama ben hatırlayamadım)

    Bunların hepsi devletin politikasına uygun. Dış güçlerin olaylara müdahelesi v.s. bunlarda duyduğumuz şeyler.

    Sanırım ordaki işsizliğin iki arada bir derede kalan halkın çaresizliğini ilerki dizilere yansımasından korktular. Sakın bu diziyide derin devlet kaldırmasın ciddi şüphelerim var benim :)

    Dizide kardeşlik vurgulanıyor kişiler arasında niye ayrımcılık yapsın onuda anlamış değilim. (dizinin kaldırılmasının nedeni bu gösteriliyor sanırım)

  9. on 18 Şubat 2007 at 15:23 9.Bulent Murtezaoglu

    Hmm, Alatli’nin su dedigi:

    Her şeye rağmen, derin saygı gördüklerini hissediyorlarsa şayet, “yüce davranışlar” denilen eylemlerin, akıl işi olmadığının idrakinde olsunlar!

    Yine bir TV dizisi ‘akil’ ve ‘yigitlik’ ilgili, ama topluca ‘yasayakalmak’ baglamindan oldukca uzak bir acidan ise bakan — ustelik bir psikiyatristten — su blog girdisini aklima getirdi simdi. Ingilizce ama belki buradan birinin ilgisini ceker diye linki veriyorum:

    http://thelastpsychiatrist.com/2007/02/lost_tv_series_desmonds_fear_a.html

  10. on 18 Şubat 2007 at 15:58 10.Suat Öztürk

    Hatice Hanım, (insan)

    Maalesef ben de şüpheliyim. Evet, bahsettiğiniz “Temellerin Duruşması kitapları” mutlaka okunmalı.

    (”Temellerin Duruşması” denince aklıma Rahmtli Ahmet Kabaklı ve abone olduğum ilk-tek ve muhtemelen son edebiyat dergisi “Türk Edebiyatı” geldi. 400. sayıya ulaştı Türk Edebiyatı, onunla ilgili de bir yazı yazacaktım elim değmedi. )

    Hürmetler.

  11. on 18 Şubat 2007 at 16:10 11.Suat Öztürk

    Bülent Bey,

    Evet Kuzucuk’un şikayeti ile tevafuk oldu. :-)

    Alatlı’nın linkini verdiğiniz yazısı ile bu yazısını farklı görüyorum ben.

    Orada bir siyaset doktorunu sığ bakışla suçluyor ve benzer argümanlarla “mesela” diyerek “sizi çürütebilirim” diyor. Burada ise şiddetli ve ciddi bir tepki veriyor Alev Alatlı bence..

    Ben ne Kurtlar Vadisi’ni ne de 24′ü seyretmedim. Zaten yazımda içerikle ilgili birşey söylemedim.

    Koru’nun yaptığı kıyastan daha anlamlı görünüyor sizin 24 hakındaki şikayetin nedeni. Çünkü sebep “gençlere kötü örnek” ise bu zaten bolca olan bir şey TV ekranlarında. Bence derinlemesine bakıldığında Kurtlar Vadisi ile -her iki açılımda da- benzeşiyor. Ki aslen benim tehlikeli gördüğüm de bu mesajın verilmesi.

    Tabi bunu Koru’ya sorsak, o da “gençlere kötü örnek olmak” derken sizin belirttiğiniz tepkinin nedeni olan “devletin bir biriminin isin ‘dogru’sunu kanun disi metodlarla yapmasinin ululanmasindan ve genc/yasli halkin devlet gorevlilerinin boyle davranmasinin ‘gerekli’ ve ‘dogru’ oldugunu dusunmesine yonelik porpaganda yapmasi” nı kasdettiğini söyleyebilir.

    Yani altını böyle doldurunca çok fark kalmaz demek istiyorum.

  12. on 18 Şubat 2007 at 16:11 12.Suat Öztürk

    Levent Bey ve Metin bey ağabeyim ile Kuzucuk’a da yorumları için teşekkürler..

  13. on 18 Şubat 2007 at 16:27 13.Bulent Murtezaoglu

    Suat bey,

    Alatli isi icin hakli olabilirsiniz, iki kupa daha
    kahve icince bir daha dusuneyim.

    Simdi cok hava konusuyoruz ikimiz de cunku dizileri seyretmedik ama oldugunu farzettigimiz mesajlardan gidersek, 24/KV isinde onemli fark su: 24′de mevcut devlet kurumlarinin kanuna degil maksada hizmet etmelerinin propagandasi var. Bu ancak isleyen kurumlari olduguna inanan ve bunlarin kanunlar cercevesinde hareket etmesi gerektigini dusunen bir halka kanun takinitisini asmalari icin yapilacak turden bir propaganda. Yani hazir kadrolarimiz var, yuksek maksadimiz icin mesru kabul edip riza gostereceginiz hareket sekillerinin XYZ olmasinda hayati fayda vardir deniyor. KV’de benim anladigim dogrudan halka ’su isleri yapmak uzere organize olmak iyidir’ deniyor. Hal buysa Koru’nun diyecegini dusundugunuz sey o kadar yerinde degil.

    Burada benim takintim da ortaya cikiyor biraz, bunlara ses etmemin bir sebebi ithal kavramlar kullanmanin ve bati benzetmelerinin yersiz ve hatta tahlil kabiliyetimizi sakatlayacak sekilde tehlikeli oldugundan endiselenmem. Haksiz olabilirim tabii, kendimde gordugumu dusundugum perspektifi acik edersem niye haksiz oldugum konusunda beni ikna edecek olanlarin isini kolaylastirayim diye soyluyorum bunu biraz da.

  14. on 18 Şubat 2007 at 16:47 14.Suat Öztürk

    Bülent Bey,

    Tabii ki, ben “yani altını böyle doldurunca çok fark kalmaz” derken sizinle Koru’nun 24 hakkındaki tepkilerinin farkından bahsettim.

    Yanılıyor olabilirim tabi ama KV izleyen bir gencin/insanın bu tip devlet kayırmacılığındaki illegal örgütlenmenin gerekliliğini çünkü bunun bazı konularda metazori eli-kolu bağlı olan devletin işini kolaylaştırdığını, önemli olanın “maksad” olduğunu düşünebilir gibime geliyor.

    Tabi buna rağmen çok önemli fark var 24 ile KV arasında. Koru da buna dikkat çekmiş zaten.

    Kıyas konusunun abartmamak koşuluyla tahlil yeteneğimizi arttırıcağını düşünüyorum sizin aksinize ben. Kabul, birçok bakımdan farklılık arzeden konu, bunun ayırdında olduktan sonra buradan sağlıklı bir tahlil yapmak daha kolay geliyor bana. Sosyolojik tepkiler kültürel kodlarla şekillense ve bu açıdan farklılık arzaetse de nihayetinde “insan” ortak paydasındayız.

    Her seferinde Amerikayı yeniden keşfe çıkmaktansa sağlıklı çözümlenmiş bir sosyolojik tepkiyi kıyas bakımından kullanamz mıyız; kültürel kodların etkisini dikkate aldıktan sonra? (Kültürel kodlar önemli, bu sonucu %100′e yakın değiştirir, geriye ne kalır? derseniz katılırım, her durumda olmamakla birlikte bunun sinekten yağ çıkartma çabası olduğuna. )

  15. on 18 Şubat 2007 at 20:29 15.Muzaffer Edip Kayhan

    Merhabalar;

    Ben de buradaki pek cok yorumcu gibi tv seyretmiyorum…
    Ama daha onceden ilgimi ceken iki yazi…
    Tamer Korkmaz daha 9 subattaki yazisinda dizinin yayindan kaldirilacagini ima etmisti:

    http://www.sonsaniye.net/yazar9696.htm
    http://www.sonsaniye.net/yazar9952.htm

    Fehmi Koru mu hakli, Tamer Korkmaz mi?
    Ben sahsen bu konuda ideal manada Fehmi Koru´yu hakli bulsam bile pratikte Tamer Korkmaz´in toplumsal gerceklere daha uygun bir yaklasim icinde oldugunu düsünüyorum.

    Sanirim yayindan kaldirilmasi iyi olmadi.
    Selam ve muhabbetle.

  16. on 18 Şubat 2007 at 20:36 16.çuvaldız

    Mehmet Zencirkıran’ın “Entelektüel Perspektif Kültür,Siyaset ve Toplum Söyleşileri”adlı kitabından alıntı.
    “Entellektüel,Edward Said’in ifadesiyle topluma yabancı,marjinal bir kişiliği temsil eder.
    Bu yabancılık ve marjinallik aslında geniş yığınları tutsak alan düşünce kalıplarına mesafeli olabilme anlamında bir seçkinlik olarak da ifadelendirilebilir.
    Gerçekten de entellektüel;yığınların inançlarına,kanaatlerine,
    düşüncelerine tabii olmamak anlamında seçkin bir insandır.
    Entelektüel seçkinliğin ima ettiği mesafeli duruş,hiçbir şekilde her biri hakikatin bir yüzüne ışık tutan farklı perspektiflerin yadsınmasını gerektirmez.
    Tam tersine,”entelektüel”,yaklaşımlarındaki ve bakış açılarındaki farklılığı ve çoğunluğu bir zenginlik olarak görür ve önemser.
    Eğer hakikat,Nietzsche’nin işaret ettiği gibi yorumlarımızdan ibaretse,hakikat ile olan ilişkimiz de,yorumlardaki farklılık ve çokluk ölçüsünde anlamlı olcaktır.
    Bu anlamda entelektüelin mesafeli durduğu şey,perspektifler değil,herhangi bir perspektifin mutlak iddiasıdır.”

    Hangi hakikat üzerine yorum yapılıyor?KV gibi bir dizinin ve benzerlerinin Türkiyede yaşanıyor olması mı,dizinin kaldırılmış olması mı,Alatlının böyle bir yazıyı kaleme almış olması mı,yazdıklarında gerçeklik payı olması mı?Alatlı’nın yazdığı yazıya olumsuz yorum yapanlar dizinin kaldırılmasına karar verenlerle aynı doğrultuda düşünmüş olmuyorlar mı?

    Kanuna mı maksada mı hizmet?Kanun suç ve cezayı tanımlayan bir erken uyarıdır.Ona hizmet mümkün değildir.Maksat kanunlara muhalif yada müttefik bulmak olabilir.24 kanunlara müttefik arıyorken,KV kanunlara muhalif oluşturma derdinde.Bu açıdan baktığınızda “muhalif” bir dizinin yasaklanması anlamlıdır.

  17. on 18 Şubat 2007 at 20:56 17.VolkanS

    Alev Alatlı’yı yine sonuna kadar okuyamadım, kafam basmıyor herhalde. en baştaki yeminle ilgili:

    http://www.sabah.com.tr/2007/02/18/yaz13-10-109.html

    Kurtlar Vadisini de izliyorum 24′ü de.

    24′ün 5. sezonunda teröristler Türk’tü büyük tepki gösterdik, CNBC-E yayınlayamadı. Sonra 6. sezonda ABD başkanı haindi :)

    Kurtlar Vadisi’nin kötü etkileri var mı elbette var. Hatta çok.

    Ama bu yasaklanmasını meşrulaştırmaz bence. Sigara da sağlığa zararlı, yasaklıyor muyuz? insanların özgür iradesi var, isteyen izler isteyen izlemez. Bir toplum dizi izleyip birbirini vuracak kadar geri zekalıysa başına gelenler de müstehaktır.

    “insanlar KV izleyip illegal örgütlenmelere sempati duymasın” deniyor. Şimdi ben de KV izliyorum ama bunlara sempati duymuyorum. Belki ortalamanın üzerinde okuduğum ya da zeki olduğum içindir. Her halukarda bu “doğru bilgi” yi hakediyorum. Mafya sempatizanı serserileri de doğal seleksiyon eleyecektir muhtemelen.

    Eğer bürokratik otoriteye her zararlı gördüğü yayını yasaklama yetkisi tanırsak demokrasimiz ayvayı yedi demektir. Bu işe devletin karışmaması gerekirdi. Murat Karun’un da dediği gibi piyasa mekanizması içinde çözülmeliydi bu iş. Reklamverenler vermez , ya da seyirci izlemez.

  18. on 18 Şubat 2007 at 21:54 18.metin-thePoor

    Şunu not düşeyim de Aristo mantığı işletilmesin:

    KV’nden şiddetle tiksinen biri oluşum, kendi adıma, sansürlenmesini onayladığım anlamına gelmiyor.

  19. on 18 Şubat 2007 at 22:01 19.Bulent Murtezaoglu

    Volkan bey, Alatli hakikaten kendi giris paragrafinda o manayi verecek bir ifade kullanmis, ama zaten oyle manyakca bir resmi yemin olmayabilecegini tahmin etmek guc degil. USMC.mil sitelerine pek ulasamadim ve bulamadim ama resmi olmayan sitelerde o laflar var. Aramayi vereyim:

    http://www.google.com/search?&q=romping+stomping+hell+marine

    (Askerlik yapmis olanlar bizim bagirdigimiz bazi seylerle karsilastirabilirler.). Soyle aliyorum ben bunu: ‘nasil askeriz biz?’ ‘yakariiz yikarriiiz’ ‘kimiz biz?’ ‘en buyuk kahramanlar soyle yapanlar boyle yapanlar’ filan. Ben bununun tamamini duymamistim orada (nereden duyayim?), ama o ‘romping stomping’ kismini duymustum, bunlar icince filen birbirlerine ’semper fiiii!’ filan diye de bagirirlar bu da biraz o tip birsey zahir. Neyse Alatli biraz yaniltici belki, ama Akoz’un tarzi ve dedigi de pek para etmez bence.

    Bu ciddi problemse, insanlar ses etsin, nette bir Marine bulup bunu ne zaman dersiniz diye sorar biri nasil olsa — kitligi yok bu adamlarin.

  20. on 18 Şubat 2007 at 22:06 20.Suat Öztürk

    Benim kafam karıştı. Şimdi bu yemin işi neyin nesi?

    http://www.urbandictionary.com/define.php?term=marine+corps

    The USMC is over 225 years of romping, stomping, hell, death and destruction. The finest fighting machine the world has ever seen. We were born in a bomb crater, our mother was an M-16 and our father was the devil.

    Each moment that I live is an additional threat upon your life. I am a rough looking, roving soldier of the sea. I am cocky, self-centered, overbearing, and I do not know the meaning of fear, for I am fear itself. I am a green, amphibious monster made of blood and guts who arose from the sea, festering on anti-Americans throughout the globe. Whenever it may arise, and when my time comes, I will die a glorious death on the battle field, giving my life to Mom, the Corps, and the American flag.

    We stole the eagle from the Air Force, the anchor from the Navy, and the rope from the Army. On the 7th day, while God rested, we overran his perimeter and stole the globe, and we’ve been running the show ever since. We live like soldiers and talk like sailors and slap the hell out of both of them. Soldier by day, lover by night, drunkard by choice, MARINE BY GOD!!!

    Chosen by god for the United States Marine Corps

    ***

    Aköz’ün uslubunu da beğenmedim. Neyi eleştiriyor?

    Yemin pekala illegal bir asker sloganı olabilir, hepimiz askerlik yaptık, neler söyledik/söylettik.

  21. on 18 Şubat 2007 at 22:09 21.Suat Öztürk

    Bülent Bey’i okumadan yapmıştuım yorumumu, katılıyorum.

  22. on 18 Şubat 2007 at 22:53 22.Bulent Murtezaoglu

    Bülent Bey’i okumadan yapmıştuım yorumumu, katılıyorum.

    Yukarida soyledigim iki kupa kahve, bir kup kahve oldu ‘bununla baskasi ugrasir nasil olsa’ diye beklemeden atliyorum artik. Ama:

    Aköz’ün uslubunu da beğenmedim. Neyi eleştiriyor?

    Ben de sunu anlamiyorum, ’sakin boyle olmasin, acaba soyle midir, bilmiyorum ama galiba, bildigim gorebildigim kadariyla’ filan ne zaman silindi lugatlardan?

    Alatli’nin ABD referanslarindan pek hoslanmiyorum ben, cogu bildigim seyler oluyor ama nicin kavrayabilmek icin orada yasamis olmak gereksin? Tam arka plan veremiyor tabii, ama o zaman okuyucusun anlayacagi kisitlaniyor. Yahut, daha fenasi, kendisininkine benzer arka plandan olan insanlarla iletisim kurarken benzemeyenlerin aklina belki yanlis anlasilacak seyler sokuyor. Neyse, Kore’de bizimkilerle beraber vurusmus Amerikalilara bakin bir Turk ‘yigitlik’ten bahsederken USMC bilmemnesini kullandi deseniz muazzam iltifat kabul ederler (uydurmuyorum, benim denk geldiklerim uzaydan gelmis yuce mahluk muamelesi yapmislardi bana Turkum deyince. Turkiye’de de boyle bir adam tanistirmislardi seneler evvel: bizden biri orada hayatini kurtarmis bu da ‘ben bu insanlardan olayim’ diye gelip Turk olmus.).

    Bol kafeinli laklakciliktan linkcilige donup Muzmin beyin hem metni buldugunu hem tercume ettigini soyleyip link vereyim:

    http://muzminanonim.blogspot.com/2007/02/taca-atanlar-felan-yiyenler.html

  23. on 18 Şubat 2007 at 23:17 23.Suat Öztürk

    Yukarida soyledigim iki kupa kahve, bir kup kahve oldu ‘bununla baskasi ugrasir nasil olsa’ diye beklemeden atliyorum artik.

    :-)))

    “Ben de sunu anlamiyorum, ’sakin boyle olmasin, acaba soyle midir, bilmiyorum ama galiba, bildigim gorebildigim kadariyla’ filan ne zaman silindi lugatlardan?

    Evet haklısınız..

    Mesela Kürşat Bumin; uslup bakımdan nazik, içerik bakımından da ihtiyatlı. Bumin’i bu bakımdan da çok beğenerek takip ediyorum.

  24. on 19 Şubat 2007 at 15:02 24.Tarık T.

    Show Tv’nin açıklamasına göre, dizinin yayından kaldırılmaması halinde RTÜK’ün kanalı kapatacağı tehditi alınmış ve bunun üzerine yayından vazgeçilmiş…

    Eğer yakın zamanda dizi tekrar yayına girerse bunca gürültü ve tartışmadan sonra doğal olarak dizinin reytingi de bir hayli artacak.

    Dizinin sinema versiyonu olan KV Irak’ın gişe hasılatı ve Amerika ile üstü kapalı yürütülen mücadelenin bir parçası olması dolayısıyla akla ister istemez şu soru geliyor:

    Acaba dizinin şu anda yasaklanmasının gerçek sebebi bir süre sonra tekrar gösterime sokulacak olmasıyla diziye olan ilgiyi daha da artırmak mı?

    Yani reklamın kötüsüyle diziyi çok geniş bir kitlenin izlemesini sağlamak ve toplumsal aklı, 12 Eylül öncesindeki gibi yada 28 şubat sürecinde olduğu gibi istedikleri şekilde yönlendirmeyi mi amaçlıyorlar?

  25. on 19 Şubat 2007 at 18:01 25.Talha Can

    Elinize sağlık Suat Bey,
    Alatlı’nın özellikle eski kitaplarının ilgiyle takip ederdim, fakat son zamanlarda biraz da ihtiyarlığın verdiği havayla kendine yakışmayan yorumlarda bulunuyor. Bu yazısı da onlardan biri herhalde.
    Kurtlar Vadisine gelince, bu dizinin özellikle bir tarafva yayına solunduğunu, bir tarafca da yayından kaldırıldığını düşünüyorum. Fikirler mutlak anlamıyla hür olmalı fakat zarara kaçarsa tahdide tabi olmalı, hangi yolla olursa olsun, bu program halka verdiği dengesiz ve şuursuz hisler ve gündemin meşgul olduğu konuları göz önüne aldığımızda kalmdırılması gerekiyordu. Doğrusu oldu bence. Bunca insan rahatısken ve bir çok kitlede de rahatsızlık halleri oluşturuyorsa yayında tutulmasının bir anlamı olmayacaktı.
    Muhabbetle…

  26. on 19 Şubat 2007 at 19:34 26.çuvaldız

    Talha Can bey,
    Aşağıdaki haber de bir bakış açısını yansıtıyor.Bahse konu diğer dizi de KV gibi bazı duyguları telkin ediyor o da kaldırılsın mı?
    http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=3818

    Evet,televizyoncuların ve bu tip dizi hazırlayanların dikkat etmesi gereken şiddet,cinsellik vb. gibi hususlar var ve bu noktalarda gereği yapılmadığında ceza vermek kabul edilebilir ama hak ve ceza dağıtımında eşitsizlik söz konusu ise bu bir kurumun görevini yapması değil gözdağı vermesi olur ki bu da tasvip edilemez.

    “Derin Düşünce”de TRT kanalında yayınlanan bir program için taraflı olduğu ve TRT’nin tarafsızlık ilkesi ile bunu nasıl bağdaştırıp yayınladığı sorulmuştu,bence cevap basit her bakış açısına yer veriyorsanız tarafsızsınızdır.

    Alatlı’nın vurgulamaya çalıştığı da bu bence,hangi maksatla taraf olunduğunu soruyor ve neden arıyor.Yazısında hitap ettiği uyuyanlar bu nedenle uslubu birazdan fazla sivri olmasaydı sadece bir izleyici eleştirisi gibi olmazmıydı zaten?

    Bu toplum kendi yasaklamaları nedeniyle kurumlarına,tarihine,edebiyatçısına sanatçısına yabancı.Bilgilenmek için ama yanlış ama doğru bir yol fakat bu sitede “Hatırla Sevgili” dizisi nedeniyle tarihte ne olup bitmiş merak edip soranlar olduğu gibi tarihin o sayfasının gündeme gelmesine ve üzerinde tartışılmasına sebep olmak gibi bir olumlu yanı da var.

    Bilmiyorum izlediniz mi “Er Rryan’ ı kurtarmak” diye bir ABD filmi oynamıştı ilk 20 dakikadaki şiddeti kaldırmak pek mümkün değildi.Bir annenin sağ kalan son evladını bulup canlı olarak “annesine”göndermek için verilen savaş.
    Savaşın çirkin yüzü ile başlayıp mübah olabileceği noktasına bağlanmıştı.(Irak’tan hangi Ryan’ı kurtardıklarını da merak ediyorum doğrusu?)

    Karar mekanizması halk olmalı.

  27. on 20 Şubat 2007 at 18:34 27.Talha Can

    Sayın çuvaldız, konuyu “iyi” kavramı iile açıklamak istiyorum. Bir yazı hazırlıyorum. sitemde yayınlayacağım. Bu arada ben Kvnin kaldırılmasının sebebinin şiddete dayandırılmasından yana değilim. Halkın demokratik haklarını kullanarak kendini temsil etmesi kaldırılmaya yeterli sanıyorum. Görüşmek üzere….

  28. on 20 Şubat 2007 at 18:52 28.arda

    Kurtlar Vadisinde olan olaylar gercek terorurn %10 dahi degl. medya ulkedeki bir cok teror olayını dile getirmiyon, faili mechulleri ortuyor da sıra teröre gelince gundemde birinci sıraya getirip kaldırmaya calısıyor.
    kurtlar Vadisinin diger bolumlerini izlediniz mi ki hemen yorum yapıyorsunuz. zaten en buyuk hastalığımızda bu. eski K. V ile yenisini aynı kefeye koymak.

  29. on 20 Şubat 2007 at 19:19 29.Tarık T.

    çuvaldız:Bilmiyorum izlediniz mi “Er Rryan’ ı kurtarmak” diye bir ABD filmi oynamıştı ilk 20 dakikadaki şiddeti kaldırmak pek mümkün değildi.Bir annenin sağ kalan son evladını bulup canlı olarak “annesine”göndermek için verilen savaş.
    Savaşın çirkin yüzü ile başlayıp mübah olabileceği noktasına bağlanmıştı.(Irak’tan hangi Ryan’ı kurtardıklarını da merak ediyorum doğrusu?)

    O filmdeki savaş er Rayn’ı kurtarmak için çıkarılmamıştı yanlış hatırlıyorsunuz bence

  30. on 20 Şubat 2007 at 19:22 30.çuvaldız

    Talha Can bey bu vesile ile sitenizi ziyaret edip şimdilik birkaç yazıyı okumuş oldum.”Pak vizyon” niyetiniz çok güzel,bu niyetle başarılı olduğunuzu tahmin ediyorum ve diliyorum.

    “İyi “kavramı ile temellendireceğiniz yazınızı merak ettim.

  31. on 20 Şubat 2007 at 21:43 31.Talha Can

    teşekkürler sayın çuvaldız, yazıyı da yazdım. Muhabbetle..

  32. on 20 Şubat 2007 at 22:48 32.çuvaldız

    Sağolun Tarık bey,evet hatırlıyorum.Çıkarılış nedeni değildi ama filmin devamında bir grup askerin öncelikli amacı ve görevi Ryan idi.Bu görevden sonra o askerlerin savaşmak için amacı o er’di.

  33. on 21 Şubat 2007 at 23:18 33.Yilmaz

    Bu konudaki yazıları incelemedim Fakat bu sansure karsı cıkalım her ne kadar etkileyici bi dizi olarak da gozukse bence cok kaliteli bi yapımdı.Bu dedim sinema filmi icin deildir.Bu arada Cnbc-e de 24 gosterilirken ve konular aynı ulkeler farklı Sora yaban gulu adında bi dizide Kosovalı gibi mafya vari adamlar varken Sıla gibi Anadolunun yarasını marifet gibi gosteren Tore cinayetlerini anlatan diziler varken Daha da kotusu tamamen yalan dunya uzerine kurulmus sabah programlar varken bu dizinin kaldırılmasında tamamen kast vardır Gelin karsı cıkalım cocuklugumda ki gibi 1 dakka ısık acıp kapatalım Hem Dunyaya da faydamız dokunur malum kuresel ısınma fln filan…

    Ya bu arada sitenin sahibleri (host) kimse tebrik etmek lzm saolsun kendileri hicbir sansur koymaksızın yazılarımı yayınlıyor Ancak bugunluk bu kadar yrn sınavım var ve ben hala yazıyorum neyse bunun psikolojide bi acıklaması vardı.

    Son olark Genc arklar lutfen secmen listesine adınızı yazın son 7 gun bazı seyleri deistirebiliriz.Sadece nufus cuzdanı ile muhtarlıga gitmek lazım.
    Bunları izleyin cok komikler
    http://www.youtube.com/watch?v=IxMeQ1ZY_I8
    İns bole bi savcı olmam
    Bu daha da komik Tum olayı sonunda ozetliyor
    http://www.youtube.com/watch?v=86vXtRGhG2U

  34. on 24 Şubat 2007 at 08:09 34.Suat Öztürk

    Alatlı - Aköz tartışması devam ediyor.

    Alatlı:

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=502541
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=504301

    Aköz:

    http://www.sabah.com.tr/2007/02/22/yaz13-10-114.html

  35. on 24 Şubat 2007 at 14:52 35.Salih Ertürk

    Herkese merhaba.

    Bu konuda daha önce Ahmet Hakan dan okuğum makaleler vardı. Onları paylaşmak isterim.

    1 ) http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5972605&yazarid=131 (Ahmet beyin buradaki sansür ile ilgili görüşlerine katılmamak elde değil. Her şeyi bile bilirsin , ama bildiğin her şeyi söylememelisin. Niyet iyi de olsa akibet hayır olmayabilir.)

    2 ) http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5977096&yazarid=131 (Madem Kurtlar Vadisi şiddete yer verdiği için yasaklandı, o halde şiddeti özendiren başka dizilere de yasaklama getirilsin. Yazının içinden bir soru.)

    3 ) http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5907212&yazarid=131 (Bu ülke kıraathane köşelerinde oturup, ideolojik olarak tek beslenme kaynağı “Polat abinin kestiği raconlar” olan yeni yetme delikanlı adaylarının taklitçiliği eyleme koyduğu bir ülkedir… Yazının içinden bir soru.)

    İçinde insanın bulunduğu her konu mutlaka derinlemesine ihtiyaç hissedilen bir durum arz ediyor. İster tek br kişinin portresi çizilsin , ister bir veya bir kaç dizi ile toplumun kendisi. Pek tabidir ki, her toplumun içinde iyi ve kötü birlike yer almıştır. İyilikler anlatıpılıp paylaşıldıkça değerleri arttıyorda, kötükler de gizlenmek isteniyor. Acaba bu durum , toplum(umuz)da görünmeyen bir alan mı oluşturuyor. Ve görünmeyen alan Kurtlar Vadisi gibi dizilerl mi gün yüzüne çıkıyor.

    Belki yaşım sayın yorumcuların küçüktür (26) , lakin televizyonun olmadığı dönemler de (hatırlayanlar varsa) durum daha farklıydı. Veya şiddet bir diziyle yayıldığıdan daha mı etkisiz yayılıyordu. Yada mafya kendini daha mı farklı agılatıyodu insana. Ya da devlet birimleri o zamanlar herşeyi bilmeyen bir halk üzerinde daha mı etkiliydi. Beni bu konuda aydınlatırsanız sevinirim. Şididen teşekkürler.

    Son tahlil de dizinin kanalın kendi tarafından yayından kaldırıldığını Zahid Akman beyin kendisinden bir televizyon programında dinlemiştim.(İnş. Bulent Murtezaoglu Bey hangi program , hangi gün ve saat kaç da diye bir rica da bulunmaz. Bunu hiç bulamam :-) . Saygılar Bulent Murtezaoglu. )

    Saygılar bizden.

    NOT : Bu bir dizi olmasaydı da , bir dizi halinde yayınlanan kitap olsaydı , veya Suat beyin okuduğu ve bilmem kaçıncı sayısına ulaşan bir dergi olsaydı. Ne bilim, başka bir şey olsaydı yine de aynı etkiyi yaparmıydı.

  36. on 24 Şubat 2007 at 15:42 36.çuvaldız

    Suat bey’in verdiği Aköz ve Alatlı yazılarına istineden;

    Emre Aköz-Çenesini tutamayan Mit’çi başlıklı yazısından;
    “Gündeş özetle Ermeni terör örgütü ASALA’ya karşı bu tip mafya unsurlarının kullanıldığını, yurtdışında operasyonlar yapıldığınıyaptırıldığını da açıkladı.
    Bu eylemler, ‘ demokratik hukuk devleti’ kavramı içinde değerlendirildiğinde, ‘ yanlış’ olduğu söylenebilir.
    Bence asıl yanlış başka noktada.
    Anlatmaya çalışayım…
    ASALA’ya karşı Ankara’nın susup oturacağını, diplomatlarını korumaya çalışmanın ötesinde bir şey yapmayacağını düşünmek saflıktır.
    Olayın kritik noktası… ASALA’ya karşı operasyon düzenlenmesi değil… Bunun şeklinin Gündeş tarafından böbürlenerek anlatılmasıdır… Yetmiyormuş gibi o arada da mafyanın övülmesidir.
    Operasyonu yaparsın…
    Sonra da çeneni kapatırsın.
    Ama kalkıp çeteciyi översen, selamını iletirsen, o zaman suçu meşru hale getirirsin.
    Don Kişot’un yel değirmenlerine saldırması gibi ‘ Kurtlar Vadisi’ dizisi eleştiriliyor.
    “Aman gençler etkilenmesin” deniyor.
    Halbuki asıl sorun, zirvedeki kurumlarda görev yapmış kişilerin mafyaya cevaz vermesidir.
    Gerçek, somut, elle tutulur etki budur işte: ” Kur çeteni, işle suçunu ama ihtiyaç duyduğumda bana yardımcı olursan, yanaklarından öperim ” dediğiniz anda o mesaj yerine gider.
    Bu, Dink’i öldürten Yasin Hayal ve şürekâsına ” Aferin çocuklar, devam edin ” demektir.
    Bitmedi: Marsilya’daki ‘ Ermeni Soykırımı Anıtı’na atılan bombayı da anlatıyor, Nuri Gündeş.
    Bunu Fransız devleti bilmiyor muydu? Biz akıllıyız da, onlar aptal mı? Elbette Ankara’nın yaptığını-yaptırdığını biliyordu. Ama görmezden geliyordu.
    Şimdi kalkmış, olayı kendi ağzımızla itiraf ediyoruz.
    Daha önce bombalama olayını geçiştirmiş olan Fransa devleti, ” Sen nasıl böyle bir şey yaparsın ” diye ‘ resmen’ sorsa, mesela ‘ tazminat’ filan istese, ne cevap vereceksin?
    Düne kadar ” Valla biz yapmadık ” diyebilirdin. Bugün ise üstlenmiş durumdasın.
    Not: Çenesini tutması gerektiğini Nuri Gündeş bilmez mi? Sizden, benden iyi bilir elbette. Peki niye şimdi konuştu?
    Asıl niyetinin ne olduğunu yakında anlarız.

    Yazının tamamı için;
    http://www.sabah.com.tr/2007/02/09/yaz13-10-101.html

    Aköz,gayri meşru eylemler için; “Bu eylemler, ‘ demokratik hukuk devleti’ kavramı içinde değerlendirildiğinde, ‘ yanlış’ olduğu söylenebilir.”demiş ama yanlıştır deyip kestirip atmamış.Sanırım bu tür eylem sonuçlarının, eylemi meşru kılabileceği noktasında esnek kalmak istemiş.

    Yazısında, bu mafyavari eylemler için kesinlikle yanlıştır diyemiyor ama ”asıl yanlış” diye kestirip attığı bir nokta var ki o da “sessizlik”.
    Ona göre ”operasyonu yaparsın,sonra da çeneni kapalı tutarsın”
    Bunu da “Ama kalkıp çeteciyi översen, selamını iletirsen, o zaman suçu meşru hale getirirsin.”diyerek kendince sağlam bir nedene dayandırıyor.

    Bu sefer uzatmayacağım,şimdi Aköz’ün Alatlı’nın yazısında kullandığı “ADP’nin şahadetnamesi’ne” neden bu kadar taktığı anlaşılabiliyor.
    Aköz’ün demek istediği”Sn.Alatlı ,yapılanlar ortada daha bunu niye söyleme ihtiyacı duyuyorsunuz ki,devletlerin kurumları her şeyi usulune göre ve aleni yapmazlar ki bu alıntıladığınız da yazılı olmayan gayri resmi bir yemin “kabilinden bir şeymiş.

  37. on 24 Şubat 2007 at 20:25 37.Bulent Murtezaoglu

    Salih bey,
    Son tahlil de dizinin kanalın kendi tarafından yayından kaldırıldığını Zahid Akman beyin kendisinden bir televizyon programında dinlemiştim.(İnş. Bulent Murtezaoglu Bey hangi program , hangi gün ve saat kaç da diye bir rica da bulunmaz. Bunu hiç bulamam :-) . Saygılar Bulent Murtezaoglu. )

    Ben de guldum buna merak etmeyin. Ikisi arasindaki farki goruyorsunuz tabii: birinde sizin bunu gormus olmaniza inanmamiz gerekiyor (ki bunda benim bir problemim yok), diger durumda sizin okumus oldugunuz seyin gercekten uzak oldugunu ima eden belgeler var. Iki durumda da sizin nakletmenizde bir kusur yok, ama ikincisinde nakledilen kaynagin yanlis olabilecegi hususunda deliller var. Akman dogru diyor demiyorum, Akman’in bunu demis oldugu konusunda (yani sizin gordugunuzu duzgun naklettiginiz konusunda) bir suphemiz yok diyorum.

  38. on 25 Şubat 2007 at 11:33 38.Düşünceler.. » “Sansüre Karşı(mı)yız!..”

    […] Birçok yerde “sansüre karşıyız”la başlayıp “kaldırılması iyi oldu” diye biten yazılar görüyoruz. ( Şimdi  dostlardan birisi benim konu ile ilgili bu ve önceki yazımın da öyle başlayıp bittiğini söyleyebilir ama -açıklaması zor da olsa- öyle değil.) […]

  39. on 26 Şubat 2007 at 16:28 39.Salih Ertürk

    Tekrar merhaba Bülen bey’in nezdinde sayın büyüklerim.

    Kurtlar vadisindeki sansür ün yetkili ağzı.

    http://www.haberturk.com/haber.asp?id=15990&cat=140&dt=2007/02/26

    “Onlarda görüştüler kendi aralarında ve ilk bölümden sonra kaldırdılar. ” Zahid Akman.

  40. on 26 Şubat 2007 at 18:59 40.Tarık T.

    İlginçtir ki KV olayı hakkında buraya yorum yazan bir çok kişi gibi bende dizinin izleyicilerinden değilim.

    Dizinin sıkı bir takipçisi olanlariyeni dönemdeki ilk bölümde herkesin eleştirdiği gibi şiddetin olmadığını söylüyorlar.
    Durum böyle iken yapılanı “korumacı sansür” olarak nitelemek doğru değil.

  41. on 01 Nisan 2007 at 09:00 41.mert aksoy

    KURTLAR VADİSİNİ İSTİYORUM… BUNU TEK BEN DEĞİL TÜM DÜNYA İSTİYOR AÇIN ARTIK ŞU FİLMİ BİZDE KURTULALIM SİZDE…

  42. on 01 Nisan 2007 at 09:02 42.mert aksoy

    bu film çok güzel bir film bunu size yemin ediyorum bu filmi RTÜK te izliyodu …

  43. on 06 Ekim 2007 at 10:33 43.Bulent Murtezaoglu

    Demin neymis bakayim diye bulup Zahid Akman’in spor programina baglanmasinin ilk bir iki dakikasini seyrettim (o kadar dayanabildim). Bu iste RTUK’u pisman etseydik, o telefonu acmadan belki biraz daha dusunurdu herhalde. ‘RTUK baskani sifatiya soyluyorum’ diyor durup durup benim gordugum yerde yahu? Var mi boyle bir yetkisi gecenin bir vakti televizyona telefon acip ben suyum simdi beni dinleyin azarlayacagim sizi pesinden de nutuk atacagim filan demeye? Yetkisi yoksa, (alakam kalmadi tanimiyorum) pabuc kadar dili oldugu icin orada bulunan spor cengaverlerinden bir tanesi kalayi bassa idi Akman’a ‘herkes yetkisini bilsin, kanunlar herkes icin’ filan diye, acaba millet arkasinda durur muydu?

  44. on 06 Ekim 2007 at 15:26 44.Düşüncelere hoşgeldiniz.. » RTÜK, Devlet ve Otorite

    […] Bülent bey şurada bahsedince hatırladım polemiği. […]

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Önemli

Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

Siz de düşüncelerinizi paylaşın


Kapat
E-posta ile paylaş