Güncel & Tarih & Ahh Benim Memleketim T. Suat Demren - 09 Ocak 2007 10:35 pm

27 Mayıs ve Menderes’in dramı..

Rahmetli Adnan Menderes’e idam öncesi yapılanlar..

Daha önce biliyordum; -tahminim 27 Mayıs meselesine ilgi duyanlar da biliyordur- Menderes’e idam öncesi prostat muayenesi yapıldığını. Bardakçı meseleyi yazınca tekrar gündem oldu.

Ben okurken bile utanıyorum. Ama bunları yapanlar utanmadı.

Yazmayacaktım bu kepazeliği, bilinmeyen birşey değil; belki bazılarımız “neye faydası var artık, kinleri tazelemekten başka?” da diyebilir. Haklı oldukları yanlar da var.

Evet tarih bir hamaset alanı değildir, ama geçmişte nelerin, niçin ve nasıl olup bittiğini bilmek, bunlar üzerine düşünmek, geleceğe dair sağlıklı çıkarımlar yapmak, her bilinçli ülke evlâdının vazîfesidir.

Ve canım ülkemde kanunen cezaları verilemeyen böylesi zorbalıkların hiç olmazsa vicdanlarda gereği gibi yargılanması elzemdir.

Maalesef bugün hâlâ, bir avuç cuntacı zorbanın seçimle gelmiş bir Başbakan’ı astığı, asmadan önce de aşağılayıcı işkenceler yaptığı bir sürecin başlangıcı olan 27 Mayıs’ı savunanlar var.

Bir yandan halka birtakım özgürlükler verirken diğer yandan aynı halka güvenmediği için yasama organını “senato ve meclis” diye ikiye bölerek yasamayı denetlettiren, cuntacıları akıllara ziyan bir şekilde senatoya “tabî üye” yapan, yetmeyip C.Başkanı’nı icraya ortak eden, iktidarın yasa yapmasını neredeyse imkansız hale getirerek icranın kolunu bacağını budayıp yasamayı kilitleyen bu anayasayı, alay edercesine “özgürlük abidesi” olarak sunanlar var.

Darbelere seçici davrananlar var; “27 Mayıs iyi, 12 Eylül kötü, 28 Şubat iyi” gibi.

Bu konu ayrı ve uzun, biz mevzuuya dönelim.

Sabah’a transfer olan Bardakçı pazar günü Rahmetli Adnan Menderes’e idamı öncesi yapılan prostat muayenesini şöyle yazdı:

[…] Ama, Saddam Hüseyin’in darağacında uğradığı bütün bu hakaretler, Türkiye’de 1961 yılında bir idam cezasının infazından hemen önce mahkûma revâ görülenlerin yanında hiç, hatta iltifat gibi kalırdı. Yer Yassıada, idam mahkûmu on yıl boyunca Türkiye’nin başbakanlığını yapmış olan Adnan Menderes, revâ görülen hareket ise, sabık başbakana idamından önce “eldivenle” prostat muayenesi yapılması idi.

1960′taki 27 Mayıs ihtilâlinden sonra 14 Ekim günü kurulan “Yüksek Adalet Divanı” isimli özel mahkeme 9 ay 20 gün sonra, 1961′in 15 Eylül’ünde kararlarını açıklamış, devrik Demokrat Parti’nin 15 yöneticisini idama mahkûm etmişti. Ankara’da iktidarı elinde bulunduran Milli Birlik Komitesi bu 15 idamın 12’sini ömür boyu hapse çevirecek ve üçünü, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın cezalarını tasdik edecekti. Zorlu ve Polatkan hemen o gece götürüldükleri İmralı Adası’nda asılarak idam edilmişler ama Adnan Menderes kararın açıklanmasından önce aylar boyunca biriktirdiği uyku haplarını içerek intihar teşebbüsünde bulunmuş ve idam, tedavi edilene kadar ertelenmişti.

Doktorlar, mahkeme kararının açıklandığı 15 Eylül günü komada bulunan Menderes’i hayata döndürmeye çalışmışlar, sabık başbakan ertesi gün kendine gelebilmişti. İdam edilebilmesi için sağlığının yerinde olduğuna dair rapor verilmesi gerekiyordu. Adnan Menderes 17 Eylül sabahı genel bir muayeneden geçirildi ve “sağlam” raporunun verilmesinden birkaç saat sonra, güpegündüz asıldı.

İşte, bir idam mahkûmuna karşı tarihte eşi ve benzeri görülmemiş olan muamele, infazdan dört saat kadar önce yapıldı. Devrik başbakanı yattığı odada muayene eden doktorlar kontrollerini tamamlayıp dışarı çıktıktan sonra geri gelip Adnan Menderes’e bir de “prostat muayenesi” yapacaklar ve Menderes, “prostatında bir anormallik bulunmadığının” anlaşılması üzerine, ölüm yolculuğuna çıkartılacaktı. Alttaki kutuda, Adnan Menderes ile doktorlar arasında muayene öncesi geçen ve banda kaydedilmiş olan konuşmaların metnini okuyacaksınız. Ben, birkaç saat içerisinde idam edilecek olan bir kişinin prostatının mâlum şekilde muayene edilmesinin gerekip gerekmediği konusunda tıbbi bir bilgiye sahip değilim ve bu işin yorumunu da sizlere bırakıyorum.

Muayene tutanaklarında idamından dört saat öncesinde Sabık Başbakan’ın “İstirham ediyorum, utanıyorum ” demesine rağmen nasıl bir aşağılamaya maruz bırakıldığı açıkça görülüyor. (Prostat muayenesi makattan, “rektal tuşe” ile yapılır.S.Ö)

Bir avuç cuntacı… Seçilmiş bir Başbakan’ı tiyatro gibi bir mahkeme ile idama mahkum etme.. İdamdan önce aşağılamanın zirvesi prostat muayenesi..

Ve tüm bu sürecin başlangıcını “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” olarak kutla[t]ma..

Ah benim memleketim!..

Resim: http://www.aksiyon.com.tr/resim/598/28.jpg

Share on Facebook

    71 Responses to “27 Mayıs ve Menderes’in dramı..”

    1. on 09 Ocak 2007 at 23:36 1.Fatih Demir

      Zaten bizim ulkemizde demokrasinin olmadiginin hala en onemli kaniti yuzlerce insanin yargisiz infazini yapmis olan bas cuntaci Kenan Evren’in yargilanip hapse yollanmamasidir..
      Her ne zaman ki 12 Eylul’culer hala hayattayken yargilanir o zaman demokrasi gelmis ulkeme diyebiliriz.

      Adnan Menderes’e buradan bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum…

      Bu ulkenin ilginc bir bastirilmis hali var. Bilmem ki ne zaman uyanir insanlar. 28 Subat’ta da olmaz saniyordum ben. Inanin kac hafta hergun gazetelerde internette bir karsi cikma bir baskaldiris yuruyusu aradim.

      Islam dunyasinin geri kalmisligi ile ilgili konuyu buraya baglayacak olursak biz de bir baskaldirma kulturu yok sanki. Ayaklanmanin cikmasi icin ya din ya irk olmasi lazim. Ne parasi icin ne de demokratik hakki icin savasmiyor bu millet. Kim bilir belki herkes hazirdir bu sefer…
      saygilar…

    2. on 10 Ocak 2007 at 00:05 2.Yaman Avcı

      “Gaz Sancısı” başlıklı yazıda sözü edilen Sn. Salih Memecan’ın karikatürüne “CHP+Asker ve Sivil Bürokrasi= İKTİDAR” yorumuş 1946 sonrası CHP zihniyetinin iktidara gelme yolu olarak bu formüle sarıldığı düşüncesine dayanıyordu. Dünyada emseline rastlamanın mümkün olmadığı despotik uygulamaların faili CHP, 1950 sonrası iktidar yüzü göremeyeceğini çok iyi anlamış olduğundan Ordu içinde bir cunta marifetiyle 1961 ihtilalini kotarmış, ve kim ne derse desin rahmetli Menderes, Polatkan ve Zorlu’nun kanına girilmesine ortak olmuştur. Esasında 1946-50 arasında trajikomik bir seçim ile (açık oy-gizli tasnif) millet iradesine rağmen son iktidarından sonra siyasi bir mevta olmuştur CHP. Ordu’nun sun’i teneffüsüyle zaman zaman hayat belirtileri gösterse de ümitsiz vak’a olduğu kabullenilmiştir artık. Bu yok oluş süreci esasında il valilerinin aynı zamanda parti il başkanları da olması uygulamasıyla hızlanmıştı. Despotizmin en bağnaz uygulamalarının örneklerini sergilemiş olan bu siyasi mevtanın uzantılarının uygulamalarından birisidir 1960 ihtilali ve sonrasında yaşananlar.
      (Sahi Türkiye’de başka bir partinin geçmişinde böyle yüz kızartıcı deneyimler mevcut mu?)

      Dönemin Cumhurbaşkanı C. Bayar’ın kızının bir açıklaması vardı TV. haberlerinde. Sn. Bayar’ın avukatı müvekkiliyle görüşmeye gittiği bir sabah, havalandırmaya çıkmış rahmetli Menderes ile karşılaşıyor. Menderes ‘kendi avukatlarının niçin gelmediğini’ soruyor bu avukata. Daha cevabını alamadan bir er tarafından tokatlanarak hücresine gönderiliyor rahmetli. Şimdi bu olayı yaşamış ve bir şekilde yaşananlar konusunda (dolaylı da olsa) dahli bulunan bir zihniyet tutmuş Saddam’a uygulananları eleştiriyor. Saddam’a uygulanan idam cezasını ve uygulanış biçim ve zamanını kabul etmek, onaylamak imkansızdır.Kınıyoruz. Ondan daha ciddi ve sert bir biçimde Menderes ve arkadaşlarına uygulananları da kınıyoruz.
      Merak ediyorum, acaba klasik CHP zihniyeti de bu vahşeti (aradan yaklaşık 46 yıl geçmiş olmasına rağmen) kınayabiliyorlar, Menderes ve arkadaşlarına “demokrasi şehidi” diyebiliyorlar mı?
      Bu menfur olayın yıldönümünü ‘hürriyet ve anayasa bayramı’ olarak bu millete kutlattıran, Özal döneminde kaldırılmasına anlaşılmaz direnç gösteren siyasi zihniyet yabancımız değil değil mi?
      Selam ve sevgilerimle
      Yaman Avcı

    3. on 10 Ocak 2007 at 00:19 3.Hasan Basri Kartal

      Dünyanın neresinden tam demokrasi var ki?

      İngilterede mi, Amerikada mı? Bush oğlu Bush diye krallık, saltanat gibi babadan oğula gitmiş, gidiyor da işte..

      Kim söylemişti aklımda kalmamış, “Demokrasi var yada yok” değil, “ne kadar demokrasi var yada yok” yaklaşımıyla bakmalıyız.

      Türkiye’ye gelince, daha hızla alınması gereken çok yol olduğunu
      düşünüyorum önümüzde ve 20 yaşında bir genç olarak eskiye nazaran daha umutluyum..

      Ayrıca Suat Bey, sitenize ilk defa girmiş olmakla birlikte, bir süredir “mustafaakyol.org” da yorumlarınızı ilgiyle okuyordum.
      “dusunceler.org” ile “bekirlyildirim.wordpress.com” daki “linkler” bölümü vesilesiyle tanıştım ve “Sık kullananlar”daki yerini hemen aldı. :)
      Teşekkürler..

    4. on 10 Ocak 2007 at 11:08 4.çuvaldız=herkes alınsın

      Ölüm;şekli nasıl olursa olsun hafızaya kazınmışları su yüzüne çıkartan ve muhasebe yaptırtan bir olay.Saddam idam edildi ve Türkiye geçmişindeki idamlar hatırlandı.Saddam’ın idam görüntülerinin yayınlanması eleştirilirken Menderes’in idam öncesi maruz kaldığı aşağılayıcı tavır ifşa edildi.!
      Geçmişte tüm idamlar aleme ibret için kalabalık meydanlarda yapılmazmıydı zaten?Bugün bile çok kızdığımızda “bu adamı Eminönü meydanında sallandıracaksın”demezmiyiz?
      Ölümün hele hele idam ederek öldürmenin insanlar üzerinde psikolojik etkisi olduğu kesin.Bu psikolojiden faydalanan, ölüm kararı alıp,uygulayan ise korkuttuğundan daha çok sahip olduğu gücü kaybetmekten korkandır..
      Ölüm,yaşayanların aklını başından almış ve geriye sadece kin,nefret ve intikam duygularını bırakmış ise yaşayan kabirsiz mevtalar için de el fatiha demek gerekir !

    5. on 10 Ocak 2007 at 11:18 5.Tunç

      Fatih Bey,

      “biz de bir baskaldirma kulturu yok sanki.” (FD) demissiniz, haklisiniz, ben de afyon gibi bir uyusturucu aldigimizi düsünüyorum ama Marx’in dedigi gibi din degil bu afyonun adi, “korku”.

      Ilk okulu Türkiye’de okuduysaniz hatirlarsiniz, her sinifta bir Sevr haritasi vardir, yabanci bayraklarla isaretlenmis, bölünmüs bir Türkiye haritasi. Bunun anlami sudur : “Rahat durun, ordunuzu, askerinizi, polisinizi, devletinizi elestirmeyin, yoksa nah böyle bölerler sizi haaa!”

      Belki Osmanli’nin son zamanlarindaki önemli toprak kayiplari ve bunlarin yol açtigi mübadele gibi felaketlerin etkisiyle de biz türklerde bir toprak hassasiyeti olusmus. Kibris gibi bir konu olunca ”bir karis toprak vermeyiz” diye yürüyor insanlar. Ama sizin hatirlattiginiz gibi 12 Eylülcüler gençlere iskence yapinca kimsenin kili kipirdamadi.

      Hristiyan olmaktan baska suçu olmayan ermeni ve rum asilli vatandaslarimizin mallarinin gasp edilmesi ve bu haksizliga herkesin seyirci kalmasi da bu “korku” afyonunun bir sonucu kanimca. Yoksa bir iki papaz okulunun açilmasiyla ile yikilabilecek bir ülke zaten yikilmis sayilmaz mi?.(http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=209641)

      Radikal’in ayni sayfasinda düsündürücü bir kutu var :

      Tarihte Bugün
      Takvimler 10 ocak tarihini gösterdiği zaman…
      1985 yılında,
      TRT ‘anı,devrim, özgürlük’gibi kelimelerin kullanmasına yasak getirdi.

      Bu kutu bana Rahmetli Turgut Özal’in da korku afyonu ile siyasî rakiplerini devre disi birakmaya çalistigini hatirlatti. O zaman ki hava suydu : “Özgürlük mü dediniz? Yoksa siz 12 eylül öncesi terör ortamina mi dönmek istiyorsunuz?

      1986’da trenle Istanbul’dan Adapazari’na gidiyordum. Askerler treni durdurdular ve genç erkeklerin üzerlerini hizlica aramaya basladilar. Elimde TDK yayini Tahsin Tücel’in “dil devrimi” adli kitabi vardi. Beni arayan asker durdu, yüzüme dikkatlice bakti, çavusunu çagirdi, beni tepeden tirnaga aradilar. Ne yapacaklarini bilemez sekilde birbirlerine baktilar. Kitabi geri vermelerini rica ettim, önsözünü gösterdim. Tahsin Yücel “TDK’nin kurucusu Ulu Önder M.K. Atatürk’e hamd ve sükran ederim” tarzinda bir seyler yazmisti. Askerler Atatürk’ün adini görünce rahatladilar ve beni birakip gittiler.

      Bakin 20 yilda Türkiye nereden nereye gelmis. Bu arada kendimi yasli hissettim biraz :-)
      Sizin, benim, Suat Bey’in çabalariyla daha güzel günler bekliyor bizi.

      Dostlukla

    6. on 10 Ocak 2007 at 13:22 6.metin-thePoor

      İçimden hiçbir şey yazmak gelmiyor bu konuda… Utanç, tiksinti, bütün düşüncelerimi bastırıyor.

      Menderes ve arkadaşları, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bir de Erdal Eren… İleride bir gün birileri Türkiye’nin yakın tarihini resmi masal ve hurafelerden arındırarak layıkıyla yazacak olursa bu üç olayın simgesel anlamlarını da anlatacaktır. Ne alçakça yalanlarla uyutulduğumuzu anlatacaktır. “Modernlik” ve “aydınlık” kelimelerinin nasıl bu kadar tersyüz edilebildiğini, bu kelimelerin anlamlarına nasıl bu derece pervasızca ve mel’unca tecavüz edilebildiğini anlatacaktır. Maskeli balonun bütün “seçkin” mensuplarının maskelerinin ardındaki iğrenç suratları bir bir deşifre edecektir.

    7. on 10 Ocak 2007 at 15:16 7.Suat Ö.

      H.Basri Bey,

      Hoşgeldiniz, katkılarınızın devamını dilerim.

      Metin Ağabey,

      Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı ile ilgili Ergun Babahan ile S.Demirel arasında bir süredir tartışma yaşanıyor. Bilmem izliyor musun?

      Demirel herzaman ki kıvraklığını sergilemeye çalışıyor ama E. Babahan ona insanlık ve hukuk dersi veriyor.

      Bu tartışma mutlaka okunmalı:

      1. Elinizde kan izi var Süleyman Bey

      2. Artık yeter

      3. Demirel’in mektubu

      4. Demirel’e yanıt

      5. Vicdanlarda mahkûmsunuz

      Tartışma daha da devam edecek gibi görünüyor.

      Ölüm cezasına ilkesel olarak karşı değilim. Bunu bir yazıda açmak niyetindeyim. Benim ilkesel olarak idam cezasına karşı olmadığım husus “taammüden insan öldürmek” ile alakalı olarak “mutlak adalet” bağlamında felsefî olarak aldığım bir tavır. Siyasi suçları kapsamadığı gibi siyasi idamlara şiddetle karşıyım da.

      Ben Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının  görüşlerine katılmıyorum.

      Ama D.Gezmiş ve arkadaşları haksız bir biçimde asılmışlardır. Bu vesileyle hakkaniyeti teslim gereği belirtmek isterim.

      D.Gezmiş ve arkadaşlarının suçların hukuki durumu ile ilgili görüşüm, Babahan’ın yukarıda linklerini verdiğim yazılarının sonucusunda belirttiği düşünceleri ile hemen hemen aynıdır:

      […] Elbette Deniz Gezmiş önderliğindeki THKO dahil olmak üzere, Mahir Çayan liderliğindeki THKP-C, İbrahim Kaypakkaya yönetimindeki TİKKO gibi yasadışı örgütlenmeler ve bu örgütlerin yaptığı eylemlerin Türk Ceza Kanunu’na göre suç oldukları açık bir hukuki gerçektir.
      Ancak tartıştığım nokta, suçun ve cezanın niteliği üzerinedir.
      THKP-C ve TİKKO’yu bir tarafa bırakıyorum ama Deniz Gezmiş ve arkadaşları, hiçbir insan öldürmedi.

      Benim “30-35 kişilerdi ve 35 tabanca ve tüfekleri vardı” derken ifade etmek istediğim husus, silahlı örgütlenmeyi masum göstermek değil, ama mahkûm edildikleri 146′ncı maddenin, yani Anayasa’yı ihlale teşebbüs maddesinin, bu tarz bir kapasiteyle işlenebilecek bir suç olmadığına işaret etmekti.

      Elbette ki, 30-35 kişilik, 35 tabanca ile tüfekten oluşan bir örgüt, gasp ve adam kaçırma eylemi yaptığı zaman, bunun TCK’da bir karşılığının olması gerekirdi.

      Nitekim vardı da.

      Bu tip bir eylem o dönem itibariyle, olsa olsa TCK’nın 168. maddesindeki “Silahlı çete” suçunu oluşturabilirdi. Bunun da cezası 10 yıldan başlamak üzere ağır hapis cezasıydı.

      Ancak dönemin sıkıyönetim mahkemesi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını hukukta olması gereken, “amaç ile suça ulaşmak için kullanılan uygun vasıta” ilişkisini hukuken doğru yorumlamadığı için TCK 168 yerine 146′ncı maddeden idam cezası ile cezalandırmayı uygun görmüştü.
      Nitekim aynı dönemde Ankara 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi ile Askeri Yargıtay’dan bazı hâkimler de benzer bir davada bu gerçeğe işaret ederek, işlenen suçun 146 değil, 168′inci madde kapsamına girmesi gerektiğine işaret etmişlerdi.

      Fakat faşist 12 Mart yönetimi, olaya bu şekilde bakan mahkemeye tahammül edememiş ve söz konusu mahkemeyi lağvetmişti. Bu işin hukuki cephesi. […..]

    8. on 10 Ocak 2007 at 15:24 8.Suat Ö.

      Sizin, benim, Suat Bey’in çabalariyla daha güzel günler bekliyor bizi.

      İnşaallah Tunç Bey kardeşim..

    9. on 10 Ocak 2007 at 15:32 9.^^vecihe^^

      Suat Bey güzel günler:)

    10. on 10 Ocak 2007 at 15:36 10.Suat Ö.

      Teşekkür ederim Vecihe Hanım, inşaallah..

    11. on 10 Ocak 2007 at 15:47 11.çuvaldız=herkes alınsın

      “İdam cezasına ilkesel olarak karşı değilim. Bunu bir yazıda açmak niyetindeyim. Benim ilkesel olarak idam cezasına karşı olmadığım husus “taammüden insan öldürmek” ile alakalı olarak “mutlak adalet” bağlamında felsefî olarak aldığım bir tavır. Siyasi suçları kapsamadığı gibi siyasi idamlara şiddetle karşıyım da.”S.Ö

      İktadardaki bir diktatör siyasi gerekçeyle katliamlar gerçekleştirdiğinde ne olacak?Yaptığı yada izlediği yol görev kusuru mu sayılacak?

      Hadi idama kadar gitmeyelim ya milletvekli dokunulmazlıkları!!!!

    12. on 10 Ocak 2007 at 16:14 12.Suat Ö.

      Sayın Çuvaldız,

      Siyasi idam derken “tammüden adam öldürMemiş” olan siyasi suçlardan bahsediyorum..

      Elbette diktatörlerin cinayetleri benim “taammüden adam öldürmek” şerhime girer. Aksi mümkün mü?

      Konudan konuya geçiyoruz; milletvekili dokunulmazılığının “kürsü hariç” kaldırılmasından yanayım. (Aslında bu kürsü dokunulmazlığının herkese “ifade özgürlğü” çerçevesinde sağlanması gerek. O da ayrı bir konu)

      Ama bir şerhim var.

      Canım ülkemde bürokratik ve askeri tahakküm o derece zirvede ki böyle bir zırh olmadığında görüşleri beğenilmeyen ve fincancı katırlarını ürküten bir iktidarın milletvekillerinin, gayretli bir savcının elinde, jakoben medyanın da yardımı ile ne hallere düşürüleceğini kestirmek zor olmasa gerek.[R.T.Erdoğan’a Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin aynı konuda tekrar tekrar -küçük farklılıklarla- açılan ve yıllar süren, manşetlerden ve ana haberlerden inmeyen davaları ve sonunda alınan beraatları hatırlayalım.]

      Ülkemizde hukuk maalesef egemenlerin saflarındadır, bunu içselleştirmiş ve siyasallaşmıştır.

      Bu konu “normalleşme” hızımıza endeksli. Ne zaman bürokrasi iktidarı olması geren yere, yani halk iktidarına geçer, hukuğun siyasal bakışı ortadan kalkar ve demokratik mekanizmalar sisteme hakim olur, o zaman dokunulmazlıklarda bir çekince olmadan kaldırılır. Bunlar eşzamanlı yürür ancak. Kimse böyle bir riske girmez çünkü. Hele hele düzenle zaten papaz olup duran bir iktidar hiç girmez.

      Bu bürokratik tahakküm varken ve “çamur at izi kalsın” mantığı da son derece etkili bir araç olarak kullanılırken dokunulmazlık meselesi kolayca halledilecek gibi görünmüyor.

      Saygılar.

    13. on 10 Ocak 2007 at 19:39 13.Fatih Demir

      Tunc Bey,
      Isin aci yani kisisel baglamda “korku”nun buyuk bir kisminda haksiz sayilmayacaklari… Suat bey’in de belirttigi dokunulmazliklar da boyle bir konu… Cunku Turkiye’de milletvekillerimiz bile bunca halk ve medyanin belirli bir kisminin destegine ragmen kendilerini haksizliklar karsisinda savunmasiz hissediyorlar.
      Iste bu noktada halkin devreye girmesi gerekirken onlar da bir kisir dongunun icinde kendilerini daha savunmasiz hissediyorlar…
      Asilmadan once ve sonra Menderes’e sandikta oy yagdiran milyonlarca insan bir ufak gosteri dahi duzenlememesinin de arkasinda bu var bence…
      Belki izleyecek, pesine dusecek birini beklediler… Ilk kivilcimi cikarmaya cesaret edemediler… bunun nedenleri ile ilgili bir yazi dusunuyorum zaten…

      Suat Bey,
      Danistay, Yargitay ve Anayasa Mahkemesi gibi birbirinden guzide “ADiL” kendisi ile halk arasinda hicbir ayirim yapmayan kurumlarin bulundugu bir ulkede tabi ki siyasi dokunulmazlik sizin kudretli devlet adaleti karsisindaki tek zirhinizdir.
      O yuzden soylediklerinize aynen katiliyorum
      Idam cezasi konusunda da dediklerinizi destekliyorum…

    14. on 10 Ocak 2007 at 20:12 14.Yaman Avcı

      Değerli arkadaşlar,
      Konu milletvekili dokunulmazlıklarına kadar gelmişken birkaç hususa değinmeden edemedim. Vaktimin de çok sınırlı olması nedeniyle kısaca değinip geçeceğim. İlerde zaman ve zemini müsat olduğunda bu konuyu yeniden tartışalım inşallah.

      Suat bey ve Fatih bey’in de değindiği gibi dokunulmazlık konusu çok yönlü ve çetrefilli bir konu. Özellikle sadece seçilmiş milletvekillerinin dokunulmazlıklarından ibaret değil mesele. Askeri ve sivil bürokrasinin (fiili ve zımni) dokunulmazlıklarının yanında milletvekillerinin dokunulmazlıkları devede kulak mesabesinde kalıyor. En azından milletvekillerinin bir şekilde vekillikleri bittiğinde yargılanmamaları için bir engel kalmıyor. Ama diğer kesimler için durum daha farklı. Özellikle 2547 sayılı YÖK kanununun yükseköğretim yöneticilerine (başta YÖK başkanı, üyeleri, rektör ve diğer yöneticiler olmak üzere) sahip oldukları dokunulmazlıklar milletvekillerini imrendirecek boyutta. Ayyuka çıkmış usulsüzlüklerine rağmen yargı önüne çıkarılamayan üniversite rektörlerinin listesini yapmaya çalışmak beyhude çaba olur. Bu yöneticilerin koruması altında dokunulmazlık kazananların listesini de buna eklemeye kalksanız sayfalarca isim listesi oluşturur. Hem de nisbet edilen suçlar dudak uçuklatacak nitelikte suçlardan oluşuyor.
      Cari hukuğun bir uygulaması olan “memurin muhakematı kanunu” na ise hiç değinmiyorum.
      Vaktimiz olursa dokunulmazlık konusuna döneriz ileride.
      Şimdilik Selam ve sevgilerimle
      Yaman Avcı

    15. on 11 Ocak 2007 at 11:27 15.metin-thePoor

      Sevgili dostum Suat Bey,

      Çok ama çok teşekkür ederim size. Sabah gazetesini okumuyorum, o yüzden haberim olmamıştı bu polemikten. The Sülü Bey hayatımızın üzerine yıllarca kara bir bulut gibi çöktü, halâ da vazgeçmiş değil bundan.* Tamam, vicdanlarımızda mahkum. Ama yetmiyor, yetmez. Tarih önünde de yargılanmalı ve mahkum edilmeli. Birtakım yalakaların lakırdıları öne geçmemeli, acı gerçekler çıkmalı öne. Gazeteci az bile yazmış; devam eder inşallah polemiğe de, The Sülü Bey’in portresi daha ayrıntılı çizilmiş olur.

      (*) Bu yorumu yazmakta zorlandım, ceza yasaları elimi kolumu bağlıyor. Konu The Sülü Bey olunca kullanmam gereken ifadeler çok çok ağır aslında.

    16. on 11 Ocak 2007 at 15:49 16.Suat Ö.

      Est. Ağabey, birbirimizin paylaşımlarlarından yararlanabilirsek ne mutlu bize..

      Hürmetler..

    17. on 11 Ocak 2007 at 18:02 17.murat koçak

      Gerçekten utanç verici. Dün Yassıada vb. bugun Ebu-Gureyb, Guantanamo vb. sahnede. Çok mu şaşırmak gerek? bilmiyorum. Çünkü bazılarının insanlığı iyiliğin, adaletsizliğin, namussuzluğun bittiği yerde başlıyor. “İnsanlığı” mı dedim pardon doğrusu “hayvanlığı” olmalıydı.

    18. on 11 Ocak 2007 at 20:02 18.deniz

      NTV’de galiba Mehmet Barlas ile Emre Kongar’a bakıyorum da tam dediğiniz gibi Suat Bey darbeler arasında seçim yapıldığını görüyoruz..

      Emre Kongara göre 12 Eylül kötü ama 28 Şubat çok faydalı ve iyi olmuş..dincilik önlenmiş..rejim kurtulmuş..

      kendisi üniversitede okurken sakalını kes dedikleri için okulu bırakmış mesela..sonra geri mi dönmüş nedir..komünist sakalına dokunamazsın ama örtüye çek çekiştirebildiğin kadar..

      demokrasi herkes için olmalı..neden paylaşamıyoruz dünyayı bilmem ki..

      NOT:Bu arada yeni blogunuz hayırlı uğurlu olsun..biraz geç kaldım kutlamak için..kusura bakmayın..

      sevgiler.

    19. on 11 Ocak 2007 at 21:34 19.levent

      Medet ya sahibel imdat!
      Siteyi açıp Aydın, Çakırbeyin zarif beyefindisini bu halde görünce
      kapatıyorum. Yazmak gelmiyor içimden.
      Uçak düşüyor, Menderes kurtuluyor…
      Kan tutmuş kin ehli ise affetmiyor…
      Haset erbabı, zulüm babaları, nasıl cüret ederde bir başbakana
      bunu yaparlar. Akıl tutulması, basiret kapanması…
      Çok acı veriyor bu resim menderesi sevenlere…
      Levent

    20. on 12 Ocak 2007 at 11:35 20.metin-thePoor

      Murat Bey,

      Hayvanlar asildir, masumdur, saygıdeğerdir. Onları bu işe karıştırmayınız lütfen.

      Deniz Hanım,

      Emre Kongar’ın komünistlikle uzaktan yakından alakası yoktur. Komünist lakırdısını olur olmaz herşeye karıştırmayınız lütfen.

    21. on 12 Ocak 2007 at 12:26 21.metin-thePoor

      Suat Bey dostum,

      Size ben de Akşam’dan bir link vermek istiyordum ama linkini vermeyi beceremedim. Aynen alıntılıyorum:

      Bugün 87 yaşında olan, 5 yıldır kanser ve astım tedavisi gören, bir dönemin tanığı Avukat Halit Çelenk, Ankara Bahçelievler’deki evinin kapılarını AKŞAM’a açtı. 68 kuşağının önderleri, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın, 6 Mayıs 1972 sabahı Ankara Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda darağacına gidişlerine avukat Mükerrem Erdoğan’la birlikte tanıklık eden Çelenk, “İdam Gecesi Anıları” adlı kitabında dahi söz etmediği önemli bir olayı AKŞAM’a anlattı. Çelenk’in “Bir türlü gözümün önünden gitmiyor” dediği saatler şöyle:

      YUSUF PENCEREDEN İZLEDİ

      Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan darağacı, başgardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiğimizde Deniz bu odaya alınmıştı ve pencerenin tam karşısındaki koltukta oturuyordu. Deniz’in biraz sonra can vereceği darağacı, tam karşısında duruyordu. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz’i darağacına çıkardılar. İnfaz sürerken, odaya Yusuf’u getirdikler. Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler ve o da, Yusuf’un infazını saniye saniye gördü. Bunu kitabımda bile yazmadım, sadece Yusuf Aslan’ın, “Duydum Deniz’in sesini” sözlerine yer verdim. Biraz sonra aynı darağacında ölecek birine, arkadaşının infazını seyrettirmekten daha ağır bir işkence olabilir mi?

      25 dakika can çekişti

      İNFAZ kesinleşince darağacında can vermenin ne kadar süreceğini düşündüm. Hukuk Fakültesi’nde okuduğumuz “Adli Tıp” kitabında, asılarak ölümün birkaç dakika içinde gerçekleşeceği yazıyordu. Deniz’in infazını unutamıyorum. Deniz’in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi anlatamam. Avukat arkadaşım Mükerrem Erdoğan’la birlikte cezaevi doktoru ile tartışmaya başladık. Bunu fark eden cellat yanımıza yaklaştı ve “Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandım. İnfaz çift ilmik kullandığım için uzadı” dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazın, çift ilmik atılarak 25 dakika sürmesinin adı da, “işkencedir”. Cellatın açıklamasından sonra duruma itiraz edince, Yusuf ve Hüseyin’in infazlarında tek ilmik kullanıldı.

      87 yılımın en zor anı

      Halit Çelenk idam gecesini “87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi sizlere anlatamam” sözleriyle ifade etti. Çelenk idamın üzerinden 35 yıl geçmesine karşın o geceyi dair her şeyi çok net hatırlıyor.

      Mahkeme başkanı sigara içti

      DENİZLERİN idamı sırasında gözümün önünden gitmeyen bir başka sahne ise, idam cezasını veren mahkemenin başkanı Ali Elverdi’nin, bir ağaca dayanarak sigara içmesidir. Deniz, Yusuf ve Hüseyin darağacına doğru yürürlerken Elverdi, sigarasını tüttürüp havaya üflüyordu. Ben bu davranışı da, bir işkence olarak tanımlıyorum. Çünkü o sigara acı değil, bir keyif sigarasıydı.

      Deniz’in ayakları masaya değdi

      DENİZ, sehpaya çıkarıldıktan sonra ayaklarının altındaki tabureyi kendisi tekmeledi. Tabure masanın üzerinde bir süre döndükten sonra düştü. Ancak Deniz boşlukta asılı kalmadı. Çünkü boyu uzun olduğu için ayakları masaya değiyordu. Bu durumu gören Savcı Yardımcısı Veysi Sami, cellatı uyararak, “masayı çek, masayı çek” diye bağırdı. Bu süre içinde Deniz’in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Darağacındaki kişinin o saniyelerde neler yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Deniz’in boyunun uzun olduğunu bile bile, ayaklarının değeceği bir masa konulması, “işkence”den başka hangi sözle açıklanabilir?

    22. on 12 Ocak 2007 at 14:08 22.Suat Ö.

      Metin Ağabey,

      Çok teşekkür ederim Akşam’dan alıntıladığınız yazı için.

      [Mazlumlar] Ve zalimler değişse de zalimin “zalimlik” vasfı değişmiyor maalesef..

    23. on 12 Ocak 2007 at 14:42 23.murat koçak

      Sayın metin-thePoor
      Bizde az çok biliyoruz hayvanların konumunu. Benim yorumumda kullandığım “Hayvanlık” deyim niteliğindedir. Kuran-ı Kerim’de de bu tür örnekleri görürsünüz. “Biz de onlara aşağılık maymunlar olun dedik” (Araf 166-Bakara 65)

      İşte bunlar, hayvanlar gibidirler ve hatta daha da aşağıdırlar. (Araf 179)

      Sizin benden daha iyi bildiğinize eminim. Yapmayın.

    24. on 28 Ocak 2007 at 21:12 24.ece

      bn daha 16 yasındayım bu konu hakkında hiç bişey bilmiyordm fakat yeni oynayan bi dizide bu olayı konu alıyorlar bende ordan bilgi edindim . gerçi hala çok sey bilmiyor olabilirim ama sunu biliyorum ki suçu ne olursa olsn bi insann yasama hakkı elinden alınamaz!!!kimseye böyle ceza verilemez .belliki baska seylerin acısı böyle çıakrtılmaya çalsıılmış.bn utanıyorum ama onlar nasıl böyle bişeyi yaptılar hala anlamıyorm ve anlamıcam da…..

    25. on 28 Ocak 2007 at 21:21 25.Suat Öztürk

      Sevgili Ece,

      Sanırım “Hatırla Sevgili” adlı diziden bahsediyorsun.

      Ben seyretmedim ama güvendiğim kişilerden edindiğim bilgiye göre çok yanlı bir bakış açısı ile çekilmiş bir dizi. Ve adeta 27 Mayıs’ı haklı çıkartmaya çalışan CHP borozanı bir senaryosu olduğu söyleniyor.

      Yani o diziye güvenme derim nacizane..

      O dizi hakkında yazılmış iyi bir yazı, mutlaka okumanı öneririm:

      http://www.izlenimler.net/2007/01/10/neyi-hatirlayacagiz-be/

      Selamlar..

    26. on 29 Ocak 2007 at 13:40 26.ezgi16

      bnde 16 yaşındayım ve şu dizi sayesinde bu olayları araştırmak istedim karşıma çıkan her yorumu her bilgiyi okudum ve anladım ki bu kararı verenler kesinlikle insan olamazlar ne olursa olsun böyle bir ölümü kimse haketmez.Biz şu dönemde o kadar çok iğrençlikle karşılaşıyoruz ki o iğrençlerin cezası bu kadar hafifken bu insanlar neden asılmş anlamıyorum!!!bence 17 aylık küçük bir bebeğe tecavüz edebilen yaratıklar serbest kalabiliyosa menderes hükümeti hiç bir ceza almamalıymış.İiki bn bu yaşımda bunları anlayabiliyorum…

    27. on 29 Ocak 2007 at 14:15 27.Düşünceler.. » “Hatırla Sevgili” dizisi üzerine..

      […] Dün ve bugün  “27 Mayıs ve Menderes’in Dramı” yazıma çok genç kardeşlerimizden yorumlar geldi. […]

    28. on 01 Şubat 2007 at 11:59 28.ece

      dizi bu konuyu her yönüyle yansıtmış bnce …sonuçta ne kadarı yalan olabilir ki güvenmeyeyim. o kişi idam edildii!!bunu ne yaparsak yapalım saklayabilirmiyiz.bende ezgi arkadasm gibi önüme ne çıkarsa çıksn okudumm .su anda basımızda bizi yönetenler daha ii olsaydı su an hala tahta sıralarda oturuyo olmazdık .yani burda idam sebebi yönetm deilll kafaya konmuş bi İDAMMMMM.

    29. on 01 Şubat 2007 at 18:21 29.ece

      burda idam sebebi yönetim deil kafaya knmuş bi ÖLÜMÜ gerçekleestirmkk!!

    30. on 02 Şubat 2007 at 01:20 30.Ecenaze

      Ben bundan sonra ecenaze olarak yazayım bari:)
      Ece kardeşime de selamlar..

    31. on 02 Şubat 2007 at 13:29 31.ece

      neden öyle yazcaksn kii anlamadmm!!! yazdklarmdan dolayımıııı!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!(((((açıklarsan sevinirimmm

    32. on 02 Şubat 2007 at 14:21 32.ECE

      Ece merhaba:)
      ikimizi karıştırmasınlar diye ben bloğumun ismiyle yazayım demek istedim:)
      Eğer yanlış anladıysan, tamam ben de ECE olarak yazarım yine..

      sadece harfleri büyük olur, anlaştık mı?

      Ve daha 16 yaşında böyle bir siteyi takip ettiğin için de seni kutlarım canım..
      Ben 16 yaşındayken aklım bir karış havadaydı:)

      derslerinde de başarılar diliyorum

      sevgiler

    33. on 03 Şubat 2007 at 18:31 33.ece

      Tesekkür ederimm:)Pardon ben yanlış anladm galiba kusura bakmazsan sevinirimm.

    34. on 04 Şubat 2007 at 01:43 34.XSI

      Bu ne yav? Ece mevsimine mi girdik Suat bey, nedir bu Ece bollugu ))..

    35. on 04 Şubat 2007 at 01:45 35.XSI

      Bu karisikliga bir son verilmeli, bence kücük “ece”nin adina bir kemal ismi ekleyelim..

      kücük ece, senin ismin bundan sonra “ece kemal” , diger büyük ise Ece sade kalsin )..

    36. on 04 Şubat 2007 at 08:51 36.Suat Ö.

      XSİ Kardeşim,

      Ece’lere laf yok, onlar benim kıymetli misafirlerim :-))

    37. on 04 Şubat 2007 at 14:43 37.ece

      Bu site bizi konuşmak içnmi kurulduuu!Aklı olan karıstırmaz bizi zaten.sanırsam konumuz bu degildi dimi((((XSI)))……

    38. on 04 Şubat 2007 at 14:56 38.Ece

      :))))
      xsi kolay gelsin..

      Ece ciğim çok haklısın, bakma bu Xsi abine sen..
      Ve vaktin oldukça arşivi de oku lütfen..
      Bak Mimar Sinan ın kafatası ile ilgili çok ilginç bir konu vardı, okudun mu orayı?

      Sevgilerimle..

    39. on 04 Şubat 2007 at 18:29 39.ece

      ya okumadım .arşivi takip etmiyorm zatennn.baksana burda konu dışında ne varsa onlar takip edilip konuşuluyooo.kimsenn işi gücü kalmadı isim takıyo falann zaten bizler bi işi doru yapsak sasarım burannda tadını çıkardılar!!!!!!!!!!!!

    40. on 04 Şubat 2007 at 18:30 40.ece

      ayrıca arşivi nerden takip ediyosun ki:sanlamadım o kısmı tam olarak

    41. on 04 Şubat 2007 at 20:46 41.Ecenaze

      Ece ciğim bak sana bir iki site linki daha vereyim ve burdaki amcalar da en az Suat bey kadar bilgilidir..
      Bol bol soru sorabilirsin:)
      Nickname olarak ece16 filan yaz ki seni ben sanmasınlar ama..

      Müzmin amca
      http://www.muzminanonim.blogspot.com/

      Fatih abi

      http://siyahi.wordpress.com/

      Mustafa abi

      http://www.mustafaakyol.org/

      ve bunları beğenmezsen XSI amcanın sayfası çok eğlencelidir.
      http://onwarxsi.blogspot.com/

      Arşivi kullanmayı da öğrenmiş görünüyorsun..

      sevgilerimle:)

    42. on 04 Şubat 2007 at 21:09 42.XSI

      Ece&ece, gene tesbih tanesi gibi dizilmissiniz ))..

      Yahu Ece (büyük olani), benim linki niye verdin ? Orasi issiz, bakimsiz ve kaza ile acilmis bir yer. Yanlis yönlendirmis olmayalim).

      Bu arada ben de İzlenimler’i ekleyeyim bari..

      http://www.izlenimler.net/

    43. on 05 Şubat 2007 at 19:59 43.ece

      Ya inanmıyorm bunuda yaptılar ATATÜRK’Ü uzaylıya benzettiler!!Bunlarn hiç mi işi gücü yok sorarım size !ya ilginizi çeker mi bilmem bu konu ama düşüncelerinizi yaparsanız ço kkkkkkkkkkkkk sevinirimm.Gerçi kimi uzaylıya benzetir kimi baska seye önemli olan kalbimizde ki yeri;):)

    44. on 10 Şubat 2007 at 11:52 44.ece

      yaw nie kimse bişi yazmıyo hatırla sevgilinin son bölümünde astılar adamı yaa:(( boşA çene yapıyosssssssss :P

    45. on 19 Şubat 2007 at 19:03 45.Yilmaz

      Yaaa arkadaşlar yapmayin lutfen bir dizi icin hmn gercekleri unutmayin bi basbakanin idam edilmesi son derece yanlis ama idam edilen kisinin gercek bi basbakan gibi davranmasi lazim.Unutmayalim Sn Menderes İsmet İnönüye'’ Pasa Pasa'’ demis ‘’Su gordugun sıralarda oturan milletvekilleri varya onların yerine odun koysam bu halk seni desteklemez beni destekler'’ demis Yani demokrasi anlayisi bumudur acaba insanlari kandırmak onları sansurlerle engellemek gencleri birbirine dusurmek Amerika veya baska ulkeler bizden guclu deyip onlara yalakalık yapmak bunları unutmamak lazim Ayni zamanda İsmet İnönü gibi kurtulus savaslari sirasinda olaganustu gayret gosteren birine bu kdr hakaret edip aciz cocuklar gibi yumurta attirmak Boyle bi basbakan profili hangi ulkede kahraman ilan edildi.Hayat sadece izledimiz diziler deildir bunu katilin veya katilmayin ama aynanin obur yuzunu gormeniz lazim Gormek icin de o donemde İstanbul da yasanan olaylara bakınız nasil nufus bi anda artmaya basladigini dinin somurludugunu goreceksiniz Ve bisey daha var asılan bir adamin mesinası bosalir bunun icin idamdan once tuvalet iht gidirelimesine saglanir neyse ya da bildiginize inanin

    46. on 19 Şubat 2007 at 19:33 46.Suat Öztürk

      Sayın Yılmaz,

      Konu seçilmiş bir başbakanın zorba bir cunta tarafından alaşağı edilerek uyduruk bir mahkeme ile asılması. Menderes dönemi icraatlerini masaya yatırmak değil.

      Hem “basbakanin idam edilmesi son derece yanlis” deyip hem de sıraladığınız sığ grekçelerle bu idamı haklı gibi göstermeniz ilginç bir tutarsızlık olmuş.

      Ama illa masaya yatırılacaksa tek parti döneminden kat be kat daha “demokratik”tir Menderes dönemi.

      Bir de mesane boşaltımı ile anüsten “rektal tuşe” ile yapılan prostat muayenesinin ne alakası var keşke onu da açıklasaydınız.

      Mesane boşaltımı için tuvalete gidersiniz olur biter.

      Rektal tuşenin ne olduğunu ve mesane boşaltımı ile alakasızlığını, yolunuz prostat muayenesine düşerse anlarsınız..

    47. on 20 Şubat 2007 at 23:47 47.Yilmaz

      Ben basbakan, basbakan gibi davransaydı demistim Mesele, demokrasi ise herkese demokrasi sadece cogunluk gibi gozuken azınlıga degil.Simdi size sunu soleyim bir kez bi kural kırılırsa ornegin anayasanın delinmesi gibi bundan sonraki her turlu anayasa ihlalli hak sayılır. Aynı sekilde siz basını engelledikten sonra hani demokrasi derseniz karsınızda KIM OLURSA OLSUN size sen ihlal ederken iyidi deme hakkına sahip olur
      Gelelim demokrasi denilen kavrama demokrasi cok sesli olmayı gerektirir azınlık denilen grubun da hakları korunur kollanır yani birisi oturdugu yerden sen bu isi bilmiyorsun halk beni secti demek deildir Yani menderes ozgurlukcu olabilir ancak kesinlikle bi demokrasi adamı deildi olamazdı. TEK PARTI kurup ben ve arkadaslarım patron meclis sadece tiyatro demekle demokrasi saglanmaz.
      AYRIYETTEN Bence hukuk devleti olmak demokratik hukuk devleti olmaktan daha iyidir.Cunku demokrasi olunca o donem icerisinde yasayan insanlar kendi menfaatleri icin karar alabilirler ancak hukuk devletinde gelecek kusaklar da dusunulur.Ornegin bugunun meclisi diyelim ki turkiye de su kaynaklarını yabancı bi devlet kiralasın veya versin hukuken bunu yapamaz ancak halk buna ewt derse demokratik bi karar olur Fakat eger hukuk devleti olunursa o zmn bunu kimse gerceklestiremez Cunku yasalara aykırı olunur ve gelecek kusakların menfaati izlenir neyse bu benim dusuncem

      Gelellim zorba cuntaya darbeyi gerceklestirenler aferin diyecek deildi herhalde. Sen istedigini yap sonra benim arkamda halk var deyip devam et.Her halkı arkasına alan padisah mı olması gerekir bu insanlardan hesap sormak cok mu yanlıs biseydir.
      idam cezasına ben karsıyım keske muebet verip bu tarzda menfatci insanları hapislerde curutselerde ancak idam cezasını daha agır bi ceza gorup kurtulusun kapısını acmıs oldular .

      uyduruk mahkeme de olmaz Mahkemede deliler kanıtlar sahitler belgeler vardır Belgeler arasında devletin duzenini degistirmeye calısması ve anayasa ihlalleri gibi suclamalar yoneltilir.Saddam da yargılanırken haklı suclamalardan yargılandı ve varolan rejıme gore cezalandırdı.Katliam yaptı belkide halkı icin yaptı ancak devlet baskanin yapmamasi gereken TUM DUNYA DA SUC KABUL GORMUS bi sucu isledi. BASKA NASIL BIR MAHKEME OLMASI GEREKIR GERCEKTEN MERAK EDIYORUM.

      Son olarak rektal tuse olayı bu tam bi nasreddin hoca fıkrasıdır Belki doktor idamı ertelekmek icin bu yola basvurdu.Cunku o yasta bi kiside prostat olabilir veya yumru yani kanserli modul veya zararsız modul AMA BENIM BILDIM hic bi fiziksel iskenceye maruz bırakılmayan ve toplum icinde renci edilmeden idam edilen kisiye prostat muayenesi deil mesane kontrollü yapılması gerekmektedir yani en azından etik olark zorunlu bisey.İdam edilen kisinin gururunun kırılmaması icin zorunlu olması gerekir.

      VESON OLARAK SIZI SIDDETLE KINIYORUM SUAT BEY SIZ KALKIN DENİZ GEZMISLE İLGİLİ YAZI YAZIN ALINTIYA TESSEKUR EDIN SONRADA SENIN YAZDIKLARIN KONUYLA ALAKALI DEIL DEYIN BU MUDUR SIZIN ANLAYISINIZ?Bazı seyler degerlendiriyorsak ART NIYET aramadan mantık ve akıl kulanarak kombinasyonları dusunerek degerlendirelim Kısaca duygularımız deil aklımız kullanalım.

    48. on 21 Şubat 2007 at 00:56 48.Yilmaz

      Rektal muayene konusuna acıklık getirmek icin tekrar yazma ihtiyacı duydum Bilindigi uzere gunumuzde dahi prostat kanseri rektal muayene yontemi ile belirleniyor.Tabii kan tahlili veya ultrasonlada diger yontemler ancak hala kullanılan bi yontem ve yine bilindigi gibi Celal Bayar de idam edilecekti ancak hastalıgı oldugu icin cezası degistirildi.40 yasını gecen her erkek de cıkabilen bu hastalagın muaynesinin yapılmasi bu kadar mı carpıtılabilir.O kadar cok iskence yontemi varken prostat muaynesimi iskence olarak gorulebilir.Yani bi tanı yontemini iskence diye onumuze suren zihniyete ne denir? Meme kanseri de ciddi bi hastalıktır once kisi bi yumru farkeder sora gerekli tanı yontemleri uygulanır.o zmn aynı zıhniyet bunun icin de sapıklık der Altı ustu bi tanı yontemi arkadaslar lutfen…
      Bu arada etik geregi iple asılan kisilerin mesanesi kontrol edilir aksi takdirde idam sırasında mesane tamamen bosalır ve gurur kırıcı bi goruntu ortaya cıkar.VE daha da garibi kisi tuvalete gitse bile mesanesinde yinede idrar kalır o yuzden sanırım bu sperm bankalarında kullanılan yonteme benzer yontemle mesane bosaltılır ne konuymus beeeeeeeeeeeee

    49. on 21 Şubat 2007 at 07:53 49.Suat Öztürk

      Zihniyete bakın;

      İdama karşı oluyor ama cuntaya eyvallah diyor. Demokarsiye evet diyor ama halkın tercihine hayır diyor.

      Yeni öğrendik meğer yassıadadaki tiyatroya “mahkeme” diyorlarmış..

      Birkaç saat sonra idam edilecek kişiye prostat muayenesi yapılmasını tanı yöntemi diyerek geçiştiriyor. Ne olacaktı Menderes’te prostat çıksaydı, idam ertelenecek, tedavi edilecek daha sonra mı asılacaktı…

      İnsanların aklına hakaret etmeyin Yılmaz Bey.

      Demokrasi, Siyasi idam, Deniz Gezmiş, Menderes.

      Benim bu konudaki yaklaşımımı anlayamayacak kadar sığ bakış sahibisiniz. Ve o yüzden D.Gezmiş’in idamından bahsetmeme şaşıryorsunuz.

      Zorlamayın kendinizi..

    50. on 21 Şubat 2007 at 21:33 50.Yilmaz

      Celal Bayar hasta oldugu icin idamı ertelenmedi mi sorada cezası degistirildi
      Her cunta rejimi illa idam mı eder insanlarıBugun tayvanda cunta vardı kimi idam ettiler Hindistan cunta vardı kim idam edildi

      Her idamdan once de genel kontrol yapılır.Bu arada cok malzeme arıyorsanız solim en azından mantıklı bisey hakkında konusalım
      Adnan menderes ki resimde de goruldugu uzere hep izin alınmadan ve aniden resimleri cekildi ve bence bu kasti bi olaydı.

      bu arada demokrasiye ewt demiyom hukuk devleti olsun diyorum saolsun bizim annelerimiz babalırmız meydanda birbirini yerken oyle bi miras bıraktılarki biz bu mirası nasıl degerlendirsek diye dusunuyoz simdi.O yuzden varsın kurallar once gelsin halk sorada gelse olur.

      Altı ustu bi tanı yontemi yaaa ne halkın icinde rencide edildi ne de yumurta atırıldı.Kimse onun idamını basmadı.Bu tedaviden utananlar sıg gorusludur asıl.

      Bu arada mahkemenin de ne oldugunu ogrenmis olmanız cok hos gercekten :D

      VE bana soleyin lutfen Deniz Gezmiş in Adnan Menderes idamıyla ne alakası var.Kendisi genc bi insandı ancak karsındakiler bence gencligini tanımadan cezalandırdılar.Ama sonucta orada mahkeme vardı ancak bizim gibi gelecegin savcıları yoktu neyse ztn ikisi arasındaki tarih farkına bakarsanız Menderes Gezmisin dedesi bile olamaz
      sozde Adnan Menderes in DRAMATIK idamı ile ne alakası var Ben kendimi zorlamıyom sadece sunu solim Siz bana kalkıp da konu dısı konusma sus derseniz bende size derim Cunku Gercekten konudısı yazan sizsiniz.Konu Menderes dramı ise yani idam cezası cunta vs deilse sizin anlayısınıza gore konusmayalım saygı duyarım Ancak baskası burada nolcak Turkiyenin hali derse hatta aile sorunlarını anlatırsa ben rahatsız olmam taki o beni rahatsız edene kadar.Cunku benim icin baslıktan cok icerik onemli

      Sondakka da idam cezasından kurtulan bircok insan var.Cok yasa ishal

      Son olarak SEVGİLİ genc arkadaslar secmen guncellemesi icin son 7 gun muhtarlıga gidip sadece nufus cuzdanında yazan bilgileriniz bi forma dolduyorsunuz Ben gittim 5 dakka bile surmeden bitirdim.Lutfen ihmal etmeyin.Biri gidip sizin yerinizede yapabilir.Ancak artık bizim devrimiz baslıyor :D ve ne yazık bazı pardon tum polıtakacılar yuzunden tamamen borc batagına saplanmıs , kurusel ısınmadan en cok etkilenen ve nufusu kalabalık bi ulkede yasıyoruz Tum bu sorunları nispeten cozdurmek vasifesi bize dusuyor luften gidin yapın islemenizi vs vs……………………

    51. on 25 Şubat 2007 at 19:02 51.aslı

      bukadr insanlık dısı birsey olamas . insana ölürken bile saygı kalmadı.ben böle bi türkiyede yasdığım için utanıorum. halkın içinde rencide olmamı olabilir ama herkezin düşündüğü utandığı istemediği seyler olabilir.böle bişey yapılması utanç verici.sonuçda idam edliyor idam edileceğini bildği halda bu kadr aykda durn bası dik bir insan görmedi.

    52. on 25 Şubat 2007 at 22:31 52.fikret

      Resmen rezalet.Deveye sormuşlar neren eğri o da demişki nerem doğru ki.Yani bizim meselede öyle.Halkın büyük çoğunlukla başa getirdiği birini darbeyle deviriyorsunuz,idam ediyorsunuz hatta saatler sonra idam edilecek birinin prostadına bakıyorsunuz.Böyle bir şey olamaz ve hala birileri bu darbenin hakılığından bahsediyor ayıp yaaa
      her kim ne olursa olsun böyle bir ölümü hak etmez.

    53. on 06 Mart 2007 at 03:18 53.OSMAN

      SAYIN ADNAN MENDERESİN İDAMI TÜRKİYE AÇISINDAN BİR UTANÇ MESELESİDİR.SAĞCI YADA SOLCU OLMAK ÖEMLİ DEĞİL ÖNEMLİ OLAN BİR BAŞ VEKİLİN ŞUÇLU YADA ŞUÇSUZ OLA BİLİR. HİÇ KİMSE ÖLÜME GÖTÜRÜLÜRKEN BU KADAR AŞAĞILANAMAZ.BUNU YAPMAYA KİMSENİN HAKKI YOK ONA VURAN ELLER ONU ASAN KİŞİLER KOLAY CAN VERE BİLDİMİ.VEREMEZLER BİR ER GİDİP BAŞ VEKİLE TOKAT ATIYOR.BABASI YAŞINDA Kİ BİR İNSANA İNSANIN VİCDANI SIZLAR.HANGİMİZ BABAIMIZ YAŞINDAKİ BİR İNSANI VURDUK VURAN İNSANDA BU GÜN OĞLUNDAN AYNISINI GÖRÜYORDUR.KÖPEK DAVASI DEDİLER HİÇ BİR ŞEY ÇIKMADI BEBEK DAVASI DEDİLER FOS ÇIKTI PEKİ SAYIN MENDERESİ NEDEN ASTINIZ ÇIKIP ANLATINDA BİZDE ŞUÇUNU BİLELİM.KÖPEK DAVSINDAN ASTIYSANIZ KÖPEK AFGAN KRALI TARAFINDAN CELAL BAYAR A HEDİYE EDİLMİŞTİ ADNAN BEY LE İLGİSİ YOKTU.BEBEK DAVASI İSE HER İNSAN HATA YAPAR.TÜRKİYENİN YARISI EŞİNİ ALDATMIŞTIR O ZAMAN 40 MİLYON KİŞİYİDE ASMANIZ GEREKİR.ZİNADAN ADAM ASAN İLK ÜLKEYİZ.ASIL GAYENİZ İKTİDAR OLAMAYACAĞINIZI ANLAYINCA TEK YOL BUYDU ONU YAPTINIZ.SİZ DEVİRİN DEDİNİZ ONLAR İLERİ GİDİP ÜÇ VATAN EVLANI ŞEHİT ETTİLER.DEDEM RAHMETLİ HEP DERDİKİ SON NEFESLERİNDE ONLARI ASAN CAN VEREMEDİLER. SAYGILARIMLA

    54. on 23 Mart 2007 at 08:28 54.Düşünceler.. » Şikayetim var..

      […] Ocak ayının sonunda “Hatırla Sevgili dizisi üzerine” başlıklı çok kısa bir yazı yazmıştım. “27 Mayıs ve Menderes’in Dramı” başlıklı başka bir yazıma genç okuyuculardan gelen yorumlarda, o günlerde TV’de gösterilen “Hatırla Sevgili” adlı bir diziden bahsedilmişti. […]

    55. on 18 Nisan 2007 at 18:26 55.zeynel

      rahmetli Menderes başına gelecekleri zaten çok iyi biliyordu ki bunu son mektubundan da anlamak mümkün. Yani sözün özü rahmetli ölmeden önce duşmana kendi elleriyle kendilerini vurdurdu

    56. on 24 Nisan 2007 at 16:01 56.demet

      ben anlamıyorum.hem 3kişiyi idam ediyorlar hemde bir takım haklar veriyorlar. bence bu olay türkiye tarihinde kara bir lekedir.şu an iktidarda olan devlet adamları sanki ülkeyi iyi yönetiyor….

    57. on 29 Nisan 2007 at 18:41 57.umut

      her zaman kotuler yok edılmez bazen ıyılerde yaptıkları ıyı olmasına ragmen yok edılmelerı gerekıyor adnan menderesde onlardan bırı oldu
      sıstemın yasaması ıcın yok edılmesı gerekıyordu yanlıs da olsa yapıldı ama cok uzuldum adnan menderes gıbı bır ınsanın ıdam edılmesı ne zaman resımlere baksam tuylerım dıken dıken oluyor .
      ıdam edılecekler beslenıyor en ıyı sekılde yasayacaklarda toprak altında curutuluyor yazık yazık

    58. on 03 Mayıs 2007 at 15:54 58.hatırla sevgili

      hatırla sevgilide canlanan bu idam meselesi tüm insanları hatırla sevgilidizisine çekti.

    59. on 11 Mayıs 2007 at 09:58 59.yılmaz

      ben nezaman bu konular hatırlansa gündeme gelse gözlerim doluyor elimde degil vatan aslanlar gibi üç evladını kaybetmiştir ve bu olay türk tarihinde büyük bir ayıp olarak kalmıştır şimdi soruyorum ben bu kendini bilmez üç beş tane çapulcu vede vatan hainlerine o gün bu insanlara yapmadıgınızı bırakmadınız vede asdınız bugün abdullah öcalan yakalandı vede adada keyif sürüyor besleniyor ona niçin hiçbirşey yapamıyorsunuz adam 35.000 insanın katili aynı sizin gibi türkiyeyi kaç sene geriye atmış katilin teki konu o adam olunca niye gıgınız çıkmıyor ne yazıktırki ömrümüz kendini vatanına halkına dinine gerçekten adamış bu şehidlere aglamakla geçiyor allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun inşaallah

    60. on 15 Mayıs 2007 at 17:01 60.neslihan

      benim merak ettiğim bardakçının söylediği sağlam raporu gerçekmiyidi? yoksa yalan mıydı sadece asmak için mi öyle birşey yaptılar.çünkü adnan menderes verilen ilaçları içmiyordu. sağlıklı olması imkansız.ben henüz 13 yaşındayım.ve adnan menderese yapılan bu pisliği bilmiyordum.hemde ‘’eldivenle'’ çok ayıp etmişler.:(
      üzücü bir olay ben sadece meraklarımı gidermek istedim.yanlış anlamanızı istemem.

    61. on 15 Mayıs 2007 at 17:11 61.Suat Öztürk

      Sevgili Neslihan,

      Küçük yaşına rağmen böyle bir konuya ilgi duymana -senin adına- çok sevindiği bilmeni isterim.

      Menderes muhtemelen hasta idi, dediğin gibi verilen ilaçları içmiyordu.

      Ama cuntacıların acelesi vardı ve alalacele idam ettiler.

      Sevgiler.

    62. on 15 Mayıs 2007 at 17:17 62.neslihan

      sayın ece hanım;bu işleri pek ciddiye almıyor gibisiniz yanlış anlamayın ama yazılarınızdan buraya sanki laf olsun dye girmiş gibisiniz şu sözcük ne demektir:yaw nie kimse bişi yazmıyo hatırla sevgilinin son bölümünde astılar adamı yaa:(( boşA çene yapıyosssssssss :P

      ve ben sizden küçük biri olarak daha ince düşünüyorum saygızlık etmek istemem ama yazdığınız şeyleri tekrar okuyun biz burda adnan menderese yapılan ayıp ve idamdan bahsediyoruz.son bölümde asılmış olabilir ve hatta haksız yere asılmış olabilir ama yazış tarzınız

    63. on 15 Mayıs 2007 at 17:31 63.neslihan

      beni aydınlattığınız için teşekür ederim.ben bu konuyu daha önce araştırdım .27 mayıs gibi. uçak kazasında ölümü gerçekleşseydi.sizce daha mı iyi olacaktı yani biz bugünleri göreceğimize ölsetdim derdik ya.

    64. on 16 Mayıs 2007 at 06:02 64.Mehmet Akbas

      Asker bu konuda hiç de yanlış yapmamış. Atatürkcülüğü savunmuş. Menderesin bu yanlışı olmasaydı bu gün bizlerin İrtica sorunumuz olmaydı.

    65. on 16 Mayıs 2007 at 21:32 65.neslihan

      mehmet genede o bir insan ve sıze oyle bırsey yapılsaydı.çıldırırdınız.sağlam raporu gerçek değil.komadan kalktığında bır ınsan nasıl hemen sağlam olabilir.mantığım almıyor.

    66. on 17 Mayıs 2007 at 11:27 66.gülbe

      77 doğumluyum o günleri ve öncesini yaşayan büyüklerimden çocukluğumda kulaktan dolma bilgilerle biliyordum hatırla sevgili dizisi ne kadar taraflı ne kadar tarafsız bilemiyorum fakat rahmetli menderes ve arkadaşlarının asıldığı sahneleri gözyaşları içinde seyrettim daha sonra araştırmaya başladım menderes kimdi nasıl biriydi nasıl asıldı vs okuduklarımın içinde prostat meselesini pek anlayamamıştım yani yeterince açık değildi burayı tesadüfen gördüm yapılan açıklamaları okuyunca birkez daha dehşete düştüm sağcısı solcusu farketmez idam kötü bir olay idamlardan önce yaşananlar çok üzücü zaten kısacık bir ömür kimse kimsenin canına kastetmemeli tüm bunları okurken içim çok derinden sızladı ölenlere allahtan rahmet kalanlara sıhhat ve selamet diliyorum bu forumu açan yorumlarıyla katılan herkeze teşekkür ve tebrik ediyorum
      saygılarımla

    67. on 17 Mayıs 2007 at 16:45 67.neslihan

      insanlar kimi zaman çok acımasız oluyor.dini ve siyaseti biribirine karıştıran bir milletiz adnan menderes çok iyi bir insanmış.onun peşine takılanlara ya düşükyada yıldız denirmiş.genede o millet için elinden geleni yapmış diye düşünüyorum.birde şöyle birşey duydum adnan menderes asılmış ve ertesi gün idam cezası paraya çevrilmiş doğru mu?mehmet bey sizde galiba adnan menderesi tam net tanımıyorsunuz.rusyadan sadece yatırım istemiş .çünkü inglizlere çok özenmişiz tabii hatası yok demiyorum var. ama prostatın eldivenle yapılması ayıp.sizin görüşlerinizede hak vermiyorum.asker ATATÜRKÇÜLÜĞÜ KORICAKSA ADAM GB. KORUSUN hayvana bile yapılmaz bu.iyi düşünün derim .ben küçük olabilirim.ama en azından bunlar benım düşündüklerim.türkiye bölündüyse adnan menderes mi böldü. yo solcu ve sağcı adını taktığınız insanlarda böldü.ben adnan menderesin nasıl böldüğünü anlayamadım?

    68. on 27 Mayıs 2007 at 02:34 68.27 Mayıs ve Merhum ADNAN MENDERES’in dramı.. « ahmet gevrek

      […] Suat Öztürk: 27 Mayıs ve Menderes’in dramı.. […]

    69. on 28 Mayıs 2007 at 21:56 69.Düşünceler.. » 27 Mayıs: ‘Demokrasi’nin Dramı

      […] 27 Mayıs bir avuç cuntacının seçimle gelmiş bir Başbakan’ı astığı, asmadan önce de aşağılayıcı işkenceler yaptığı Türk demokrasi tarihinde çok büyük yara açmış bir darbedir. […]

    70. on 01 Temmuz 2007 at 13:18 70.Mehmet

      Çok güzel yazmışsın ağzına sağlık.

      Ne yazık ki hala “Ordu Göreve” söylemlerini sakınmayan
      dar kafalı insanlar var. Üstelik bu insanlar cumhuriyetçi
      ve Atatürkçü geçiniyorlar.

      Demokrasiyi çiğneyip cumhuriyeti savunmak ne büyük
      bir ironi, ne büyük bir çelişkidir.

      Geçmişimizden ders aldık mı?

      Bence ders alamadığımız hala ortada! Misal: İnternet
      muhtırası…

      Ne diyim, tanrı demokrasiyi korusun…

      Mehmet

    71. on 02 Temmuz 2007 at 17:49 71.Laik Erol

      Ilgilenenler icin :
      Menderes’in asilmasi ile ilgili baska bir tartismayi yine bu sitede bulabilirsiniz:

      http://www.dusunceler.org/ahh-benim-memleketim/2007/05/28/27-mayis-demokrasinin-drami/#more-317

      Tarihi incelerken mumkun oldugu kadar cok bakis acisindan faydalanmak yararlidir.
      Menderes’i asanlar onu “demokrasi kahramani” yaptilar.
      Gercekte kendisinin ne kadar demokrat oldugu tartismaya aciktir.
      Erol.

    Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

    Önemli

    Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

    Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

    Siz de düşüncelerinizi paylaşın


    Kapat
    E-posta ile paylaş