Güncel T. Suat Demren - 24 Eylül 2006 02:13 pm

Ramazan’ı Haram Etmek..

Bugün gazeteleri okurken Fehmi Koru’nun bir yazısı ile karşılaştım. Koru yazısında günlerdir bazı gazeterde yeralan birtakım haberlerden bahsetmiş. Belki biliyorsunuzdur, bir gazete günlerdir “abdest ve hurafe” haberleriyle gündemde. Bir başka gazetede “Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi” adlı ders kitabından, “Bir Destandır Çanakkale” adlı okuma parçasından alınmış cümleleri diline dolamış. Yine aynı cenah Trabzon’da bir hastanede bulunan mescidi ve orada kılınan cuma namazının koridorlara taştığını keşfetmiş.

Koru bütün bunlardan bir sitemle bahsetmiş haklı olarak. Herbiri üzerine sayfalarca yazılabilir ama, aslında, müslümanların bu “en mübarek ay” larının huşusuna büründüğü günlerde, bu tip haberlerden eleştiri yapmak için bile bahsetmek, sadece rencide oluşumuzu hatırlamaya yarıyor. Evet gerçekten rencide oluyoruz; defolup gitmek belki benim için mümkün bu ülkeden, ama burada yaşamaya mecbur milyonlar bu “kör gözüne parmağım” aşağılanmadan ve alaydan artık usandı.

Koru yazısını “Galiba bu Ramazanı da bize haram edecekler. Siz yine de aldırmayın, Ramazanı en güzel bir biçimde yaşamaya bakın.” diye bitirmiş ama bu ne kadar mümkün olacak bilmiyoruz.

Koru’nun yazısını buraya alıntılıyorum:

Hayırlı Ramazanlar

“İbadet ve dua ayı Ramazan’a karmakarışık hislerle giriyoruz. His karışıklığının sebebi, zihinsel bölünmüşlüğümüzün bu Ramazan öncesinde çok daha köklü bir hal alması. Gazetelerin magazin sayfalarında sergilenen hayatlar da yaşanıyor ülkemizde, ayrılıkçı terörle mücadelede hayatlarını kaybeden gencecik şehitlerin bayrağa sarılmış tabutlarını da omuzluyor yakınları… Nasrettin Hoca benzetmesiyle, köpeklerin serbest taşların bağlı olduğu bir ülke görünümündeyiz.

Bu ikili hayata razı olacağız olmasına da, bazen öteki hayat berikine müdahaleye kalkışınca her şey düğüm düğüm oluyor. İşte buna itirazımız var.

Bir gazetenin günlerdir sürdürdüğü ‘abdest ve hurafe’ haberlerini izliyor musunuz? Din Kültürü ve Ahlâk dersi kitabında, abdest suyunun, alyuvar sayısını artırmaktan, tansiyonu dengelemeye kadar birçok yararı olduğu anlatılıyormuş. Gazete bazı uzmanlara sormuş, onlar, “Bu bilgiler bilimdışı” demişler.

Haberi yazan muhabir ile onu gazeteye koyan yönetici, okudukları metinde karşılarına çıkan ‘abdest suyu’ sözcüğünü, içilen, ağza alınan su sanmışlar, bu hemen belli oluyor. Ağızdan alınan suyun, ister sıcak ister soğuk olsun, alyuvar sayısını artırması ya da tansiyonu dengelemesi beklenemez elbette. Kendilerine soru yöneltilenler, muhabire, “A evlâdım, a kızım, sen abdest suyunu ne sanıyorsun?” diye sorsalardı, yanlışlığı derhal fark edeceklerdi.

Oysa, vücuda değen suyun, değdiği noktada bir etkisi olması beklenmez mi? Su sıcaksa başka, soğuksa başka etki… Günde birkaç kez abdest alan kişinin kanındaki alyuvarlar artar mı, tansiyonu dengelenir mi, bilemem, ama vücuda değen suyun olumlu etkileri olacağına eminim. Hiçbir etkisi olmazsa, temizliğe de mi yaramaz su?

Bu konunun tam da Ramazan’a girerken sakız edilecek ne önemi olabilir Allah aşkına?

Bir başka gazete ‘Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi’ kitabını kurcalamış. Orada karşısına çıkan ‘Bir Destandır Çanakkale’ başlıklı okuma parçasından şu satırları aktarıyor: “Mehmetçik yüreğini anlatmadı, açıklamadı. O konuşmazdı, lâf ebeliğinden anlamazdı; sadece yaşardı. Yaşadığını da Allah için yaşar, dolayısıyla başkalarının bilmesine ihtiyaç duymazdı.” Burada takılınan “Yaşadığını Allah için yaşardı” cümlesi… Hasmına “Allah, Allah” diye saldıran Mehmetçiğe bundan daha büyük bir taanda bulunulamaz herhalde…

Bütün ülkenin Ramazan hazırlığı yaptığı günlerde, belli ki, başkaları da değişik hazırlıklar sürdürüyormuş; harıl harıl ders kitapları okumuş, oradan cımbızla çektiklerini medyaya servis etmişler… Cımbızlarına doladıkları cümlelere tepkileri, hazırlığı sürdürenlerin bu toprakların hâkim kültürüne ne kadar yabancı olduğunu ortaya koyuyor. Abdest suyu nedir bilmiyorlar; askerin şehitlik ve gazilik rütbelerine iştiyakla koşmasının ardında yatan sebebi de anlamıyorlar…

Aynı odak, Ramazan öncesinde, görsel medyayı da unutmamış. Trabzon’da devlete ait bir hastanede mescit bulunduğunu, koridorlarda Cuma namazı kılındığını keşfetmişler… İnsanların en zayıf olduğu anlar hastalığa düçar oldukları zamanlardır; bu sebeple de dünyanın her tarafında, hastanelerde ibadet yerleri vardır, dinadamları, rahibeler hastanelerde görev yaparlar. Vakit açısından kısa süren Cuma namazı ise, Türkiye’nin her yerinde, müsait bulunan mekânlarda eda edilir. Başbakanlıkta, bakanlıklarda, değişik devlet dairelerinde olduğu gibi pek çok hastanede de Cuma namazı -gerektiğinde- koridorlarda kılınır. Bu yıllardır böyledir…

Galiba bu Ramazanı da bize haram edecekler. Siz yine de aldırmayın, Ramazanı en güzel bir biçimde yaşamaya bakın.”

Share on Facebook

    14 Responses to “Ramazan’ı Haram Etmek..”

    1. on 24 Eylül 2006 at 15:17 1.Enes Reyhan

      Bence bu ay ne gazete oku nede tv izle. Gündüz iş, akşam ibadet ve kitap. Hem beynini hemde oruç sayesinde vucudunu dinlendirmiş olursun. Blogunada daha ferah şeyler yazmış olursun.

    2. on 24 Eylül 2006 at 15:41 2.e-mine

      Suat Bey deminden beri bu gerçekten can sıkıcı şeyler hakkıında düşünüyorum ve bu sıkıntıdan da hiç bir şey yazamadım.Ama Enes Reyhan Bey ne güzel demiş.

      Kulaklrımızı ve gözleimizi kapatabilsek keşke bu olanlara.

      Ramazan ayını daha çok içe dönmek, kuran-ı kerim’i okumak ve idrak etmek gibi güzel işlerle geçirebilmeyi nasip etsin yüce Allah.

      Alında siz de bu ay blogunuza böyle bizi sıkıntıya düşürecek yazılar yazmasanız. Siz yazacak çok daha güzel şeyer bulursunuz eminim.

      Bu ayın bereketinden sizin blogun vesilesiyle de yararlanalım

    3. on 24 Eylül 2006 at 16:12 3.Suat Öztürk

      Enes Bey, E-Mine Hanım,

      Çok teşekürler sevgili dostlarım.

      Çok haklısınız, bu ayı en güzel bir şekilde değerlendirmek, kirlenmiş ruhlarımızı temizlemek için bir fırsat olarak görmek gerek..

      TV zaten hiç izlemiyorum ama gazetelerden de uzak durmaya çalışacağım inşaallah. Ne kadar becerebileceğim bilemem..

      E-Mine Hanım teveccüh etmiş, inşaallah diyeyim; inşallaah bu bereketten hep beraber yararlanacak şeyleri yine beraberce yazar ve paylaşabiliriz.

      Bu fırtınaya direnmeliyiz. Ramazan bununn için güzel bir fırsat. Ne güzel söylemiş Üstad Sezai Karakoç:

      Üzüm kurusuyla açılmış oruç

      Başına çiğ yağmış namaz

      Bu fırtınanın önünde

      Bunlardan başkası duramaz

      Hürmetlerimle..

    4. on 24 Eylül 2006 at 16:49 4.Ayşenur Bulut

      Ömrünü RAMAZAN eylemek isteyenler için Ramazan ayı çok iyi bir provadır . Herşeyden önce hayata yansıması gereken disiplin ve hemen akabinde gelen muhasebe olgusu . Vurguladığım noktalar , “kör göze giren parmağa haddini bildirmek için” sağlam dayanaklardır . Bizi kendimize getireceğini ve feraset sahibi kılacağını düşündüğümüz EY ORUÇ , TUT BİZİ !!

      Herkesin Ramazanı mübarek olsun , en helalinden olsun inş.

    5. on 24 Eylül 2006 at 19:14 5.fatih demir

      Herkesin plani var, Allah’in da.

      Saygilar

    6. on 25 Eylül 2006 at 00:19 6.derinsular

      Ramazan muslumanlara haram ediliyor belki ama diger 11 ayda herkes mutlu mu ki?

      Kaldi ki hayatin pek cok noktasinda sadece muslumana degil, musluman olmayana da rahat yok.

    7. on 25 Eylül 2006 at 00:23 7.Suat Öztürk

      El-Hak, doğru Serdar Bey..

    8. on 25 Eylül 2006 at 19:37 8.insan

      “Bari Ramazan’da yapmayın!”ın yazarcası..

      Ne yapsın ötekiler? Ramazan gelmiş, medya dinden diyanetten bahsediyor, insanımızda hafif kıpırtılar var. Önceden önlem..

      “Fazla kaptırmayın kendinizi!” dercesine..

      Kasıtlı kullandım “ötekiler”i. Hoşuma gitmeye başladı fikri fikrime uymayanı ötekileştirmek. Herkes gibi.. Kaba bir tabirle “ortama uydum..”

      Umarım bir an önce çıkarım şu uygun pozisyondan!!

      ***

      Ramazan-ı Şerif size ve sevdiklerinize hayr getirsin Suat Bey. Duanızı bekliyorum..

      Hürmetler,

      Not: Wordpress’te kapı komşunuzum artık, ufak bir taşınma işlemi yaşadık ;)

    9. on 25 Eylül 2006 at 19:53 9.Suat Öztürk

      Hoşgeldiniz..

      İslamoğlu son günlerdeki yazılarından birinde bu tür Ramazan öncesi haberleri için, ironik bir biçimde “ne yapsınlar, şeytanları bağlandı o yüzden huzursuzlar, hoşgorün” demişti.:-))

      ***

      Bilmukabele; Ramazan hepimize hayr getirsin inşaallah.. Dualarımızda müşterek..

      Wordpress çok iyi bir tercih, memnun olacağıza eminim..Ki zaten siz aşinasınız.. Hayırlı olsun. Hemen linkinizi güncelliyorum..

      Hürmetler..

    10. on 25 Eylül 2006 at 22:05 10.İzlenimler

      Suat bey, karamsarlığa gerek yok. Buyrun bizim sitede Ramazan eğlencesi var.

      Selamlar.

      FST

    11. on 25 Eylül 2006 at 22:10 11.Suat Öztürk

      İmam Fethi es Sipahi Hocam,

      Tevafuka bakınız. Efendim geldim, gülme krizine tutuldum, krizden çıkınca ramazan fetvası içeren sorumu bile sordum ama sizler yoktunuz..

      Saygılar..

      Not: Hala bilmeyenler için Fethi Bey’in müthiş keyifli sitesi:

      http://www.izlenimler.net/ (Dikkat bağımlılık yapar.. )

    12. on 27 Eylül 2006 at 13:02 12.zeynep

      allah sizden razı olsun möyle bir site olduğu için müslümanın müslümana saygısı olmadığı bir dünyada yaşıyoruz allah hayırlı allah korkusu olan biliçli müslümanlarla karşılaştırsın hayırlı ramazanlar allaha emanet kalın

    13. on 30 Eylül 2006 at 18:12 13.Ayşenur Bulut

      Mac Donald’s ‘ın yeni reklamını göreniniz vardır muhakkak ! Bir Osmanlı yeniçerisi hapur ,şupur büyük bir iştahla burger (!) yiyor ve reklam klibini seslendiren Osmanlı kelamlarından seçmeler sunuyor . Ve reklamın sonu ” altı kıtada at koşturan marka ” diye bitiyor .

      Heyhat ! Osmanlı altı kıtada at koşturdu ama hiçbir zaman adından “emperyalist”olarak bahsettirmedi . Bu yüzden de Osmanlı Devleti , Osmanlı İmparato tabirinden daha doğru bir nitelendirmedir . Günümüzde ise “marka”lar devletler kadar emperyalist olmuş , hatta bir marka pekçok ülkenin yılda yapamayacağı ciroyu tek başına birkaç ayda yapar hale gelmiştir.Mac Donald’s buna bir örnek sadece ve emperyalizmin mamülleri bu “marka”lar . Böyle emperyalist bir ssitem reklamlarında Osmanlı’yı kullanıyor . Ürün reklamında herşey mübah .(?)

      Aslında büyük bir mesele haline gelen emperyalizm ve “markalaşma” çılgınlığı Ramazan’da daha da kendisini gösteriyor . Pınar sucuk ‘un reklamındaki o tüylü karakterler “seferi” sözcüğünü bile kullanabiliyor . Hitap edilen kitle değiştikçe , her kelimeyive sloganı kullanmak mubah (!)

      Yılda bilmem ne kadar yardımı İsrail’e bağışladığını alenen açıklayan “the coca-cola company” bile Ramazan reklamlarında aynı “marifeti” sergiliyor . Daha çok cinselliğin ön plana çıktığı coca cola reklamlarını bu kez cola’nın insanlara kazandırdığı “sevgi ve dayanışma” duygularını tema edinmiş.(!) Ve yaklaşan iftar satine hazırlanan insanların tek sorunu “coca colaları” ; iftar vakti gelince insanlar oruçlarını açıyor ama hiçbir “coca cola” reklamında ezanın okunduğunuza şahid olamazsınız.

      Ramazan , adı geçen-geçmeyen bütün emperyalist “marka”ların , ürünlerini daha çok satabilmek için kendilerine “marketing time” ilan ettikleri bir zaman dilimidir , kendilerine Ramazan’ı helal görenler bunlar , deil mi ya ?

    14. on 01 Ekim 2006 at 12:22 14.Suat Öztürk

      Ayşenur Hanım,

      Teşekkür ederim bu güzel yorumunuz için.

      Bir ekleme de ben yapayım; ‘wordcard’ın ‘vada’larını gördünüz mü? Birer bıyık takmışlar ve başlarında da Fes, boğaz gezintisi yapıyorlar; Osmanlı kayıkları ile..

      Serbest pazar, dilediklerini yapabilirler, önemli olan müslümanların şuurlu davranışları olmalı.

      Ramazan’ı salt iftarda güzel yemekler, sahurda okkalı kahvaltılar olarak görüyor birçoğumuz. Haliyle bu furyaya reklamlarda yöneliyor..

      “Ramzan’ın ruh”u bu değil..

      Hürmetler..

    Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

    Önemli

    Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

    Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

    Siz de düşüncelerinizi paylaşın


    Kapat
    E-posta ile paylaş