Güncel T. Suat Demren - 12 Eylül 2006 01:53 pm

“Pınar Altuğ ve Genç Sevgilisi.. Sadece Burada..”

Çok uzun süredir haberler de dahil herhangi bir televizyon programı seyretmiyorum. Onun için akşam gözüme çarpan  bir program hakkında söyleyeceklerim belki sizlere garip gelebilir.

Dün akşam bir akraba ziyraretinde salonda oturuyordum. Köşede televizyon açıktı ve önünde çocuklar oyuncaklarıyla oynuyorlardı.

Koltuğa ilk oturduğumda açık olan TV’de, Star kanalında “Paparazzi” adlı bir programın başladığını gördüm.  Programın hemen başlangıcında ardarda spotlar girmeye başladı: “Pınar Altuğ ve genç sevgilisi kendilerini doğaya vurdu!” “Mahmut Tuncer’ın kızıyla  barışmasından şok görüntüler, gözyaşları sel oldu!”  “Ceylan’ın ablası hem ihanete hem iftiraya uğradı!”  (aklımda bu şekilde kalmış) Eh haliyle “bunları program diye koyuyorlar dedim” ve ilgimi çocuklara oradan da sehpalara konulan meyvalara yönelttim.

Bu arada hem ev sahibi ile hem de diğer dostlarla sohbete başladık. Salondaki kaotik ortamda bir tarafta çocuklar oynuyor, bir taraftan servis devam ediyor, diğer taraftan da  bizler  memleketi kurtarıyorduk. Konu konuyu açtı ama benim gözüm ara ara TV’deki programa takılmaya devam ediyordu. Seyreden de yoktu ama TV açıktı işte. Dikkat ettim sürekli bir şekilde yukarıda saydığım üç-dört spottan oluşan magazin haberleri tekrar tekrar yayınlanıyordu. Baştan acaba önce spotu ya da haberin bir kısmını tanıtıyorlar sonra da tamamını mı giriyorlar dedim ama yok hayır sürekli dönen aynı başlıklar ve görüntülerdi. Yani spot ile haberin tamamı arasında kayda değer bir fark yoktu.

Gittikçe sohbetten ayrılıp TV’ye odaklandım. Ve kendi kendime “acaba bu sürekli tekrarın sebebi nedir?” diye sormaya başladım. Abartmıyorum  yaklaşık üç saat boyunca o canım prime time saatleri de dahil tüm program bu üç-dört haber ve görüntünün  sürekli tekrar edilmesiyle geçti.

Buradaki amacı anlayamadım. Yani bu tekrarlar nedendi? Acaba necip Türk halkımızın magazin gıdasını karşılamakta kararlı olan duyarlı kanalımız, halkımızın, konuların önemini anlayamama ihtimaline binaen mi bu tekrarları yapıyordu? Ama baktığımda benim gibi ortalama zekaya sahip biri bile daha ilk gösteriminde ne söylenmek istediğini anlamış; Pınar ve genç sevgilisinin doğa aşkını görmüş, Mahmut Tuncer’in kocaya kaçan üvey kızıyla barışmasına sevindirik olmuş, Ceylan’ın ablasına ihanet eden ve bir de utanmadan iftira eden adama çok sinirlenmiştim. Yani tamamen kavramıştım meseleyi.

Bunlar tamam ama bir türlü bu tekrarların neden olduğunu anlayamadım. İçimden, insanımızı salak yerine koyan bu programların yapımcılarının  amaçlarının ne olduğunu sorguladım ama birtürlü sonuca ulaşamadım.

Şaka bir yana  bu gerçekten ciddi bir mesele. Teorik olarak bu durum nedir; ben cidden tanımlayamıyorum. Bir insan -özellikle bayanlar- üç saat boyunca niçin aynı görüntüleri seyreder? Bir tür terapi mi bu?  Bu tür programlar seyrediliyor ki yayınlanıyor. Burada suçu halkın üzerine atmıyorum ama en az medya kuruluşları kadar seyircilerde suçlu burada. Medyanın buradaki suçu ve amansız bir  ahlakî tahripkarlığın gönüllü süvarisi olması apayrı bir yazı konusu. Medya zaten suçlu da bu medyanın reklamverenler vasıtası ile ayakta kalmasını sağlayan izlenme oranlarını şekillendiren insanımız suçlu değil mi? 

En verimli vakitleri aptal TV programları karşısında geçirmek hangi akla hizmet? Az da olsa düzenli bir şekilde kitap okumayan, günlük en azından bir gazete bile takip etmeyen, ama; Pınar’ın sevgilisiyle arasındaki yaş farkından, aldattığı sevgililerinin isimlerine, Sibel Can’ın tangasından, Ceylan’ın ablasının başına gelenlere kadar geniş bir bilgi(!) birikimine sahip olan insanlar geleceğe nasıl bir nesil bırakacak?  

İnsanlarımız  bu tür tekrarlarla dolu magazin programları ile salak yerine konduklarının farkına varamayacak kadar salaklaştı mı gerçektende?

Umarım böyle değildir. Umarım bu geçici bir sarhoşluk ve bilinç kaybıdır. 

Ama eğer gerçekten böyleyse hepimize geçmiş olsun..

Vesile olanlar gönül rahatlığıyla kına yakabilir.

Share on Facebook

    50 Responses to ““Pınar Altuğ ve Genç Sevgilisi.. Sadece Burada..””

    1. on 12 Eylül 2006 at 15:14 1.Ayşenur Bulut

      Çok muzdarip olduğum bir konuya değinmişsiniz ve aslında çok şey söyleyeceksen hiçbirşey söyleyememenin şaşkınlığı içinde kalakalıyorum . Neresinden tutup irdelesem diye kara kara düşünürken aklıma gelenleri yazıyorum , idare ediverin .

      Kadının açılıp toplum içinde daha çok yer almaya başlamasından bu yana bütün değerlerimiz ağır yara aldı . Teknoloji ve modernlik ilerledikçe artık her kesimin kolayca ulaşabildiği bir magazin kutusu oldu Televizyonlar. Suat Ağabey yapılan tekrarları ironik olarak irdelemiş ama yazısında aynı konuların sabah kadın programlarında ve bir de akşam ana haber bültenlerinde yer aldığını eklemeyi unutmuş. Böylece bayanların gününün çoğu birilerinin saklamaya bile gerek duymadıklarını söyledikleri mahrem hayatla iştigal ile yani abesle iştigal ile geçiyor . Hmm… Belki de akşam eşi işten eve geldiğinde de yemekte gündüz öğrendiklerini paylaşıyordur magazinci annemiz ???

      Büyük bir kültürel erozyonun , yangının , selin (adı ne olursa olsun ama afet olduğu muhakkak)içinde can çekişiyorken pervasız davranmak bizi benliğimizden ve dini değerlerimizden alıp götürdü . Öyle ki müslüman camia bile artık magazinel takınmayı önemli addediyor . Oysa ki Mehmet Akif kızının adının bile anılmasından hicap ederdi.Ve Goethe ‘nin bir milleti yok etmenin iki şatından birini(diğeri lisan) kadınların yozlaştırılmasına bağlamaktadır .

      Ahmak yerine koymak , ahmak yerine koyulmak … Tv kanallarımız özel biliyorsunuz . İş adamlarının medya patronlarının hizmetinde ve üstelik o patronların hizmet ettiği ideoloji artık alenen bellidir. Durum böyle iken onların ahmak yerine koymasını değil de ahmak yerine konulmayı hazmediyor olmayı tartışmak gerek . TV’yi kapatmayı öğreneceğiz.

      Musta Nazif’in “Kadın mı cinsel meta mı” isimli yazısından bir alıntı yapıyorum

      Baudrillard’a göre iki cinsin farklılığı doğasından değil, bunun yansıtılmasından ileri gelmektedir. Bu bağlamda medyadaki kadının yansıtılma şekli de çok önemli bir yer tutmaktadır. Ve yine bu pencereden bakıldığı zaman Coward’ın deyimiyle “Kadın kesin bir varlığa sahip kişi değil, yansıtıldığı şekliyle her zaman Kadın’dır..” yani, kadın tanımlanmış bir cins’tir ve yaşanılan toplumun tanımlarının teşhirine yönelik kararlı baskıların bir sonucudur.

      Ne kadar uzun yazdım ama yine de sıkıntımı dile getirdiğime inanmıyorum.

    2. on 12 Eylül 2006 at 17:59 2.Bulent Murtezaoglu

      O tekrar isi acaba insanlar devamli kanal degistirdikleri icin yapiliyor olabilir mi?

      Belki insanlar kendi hayatlarinda yapamadiklari seyleri yapamadiklari icin cok onemli zannediyorlar ve baskalarinin yapmasini seyretmek istiyorlar. Bunlar herhalde ‘cok iyi’ oldugu zannedilen biryerlere tatile yahut eglenceye gitmek, luks tuketim ve cinsellik oluyor. Porno filani mideleri (ve kanunlar) kaldirmadigi icin boyle ‘filankim de sununla surada goruldu’ haberlerine ragbet ediyorlar. Bildigimden soylemiyorum, ama bunu dayanirabilecegim google’in memleketlerden aldigi trafigin icindeki yuzdeye gore arama siralamasi var. Orada ’sex’ aramasinin hangi ulkeler icin yuksek ciktigi ilginc.

      Imkan bulursaniz ve cok insan calistirip masalara bilgisayar ve internet koyan ama bu konuda bir disiplin getirmemis bir isyerindeyseniz trafigi bir analiz ettirin — mazbut ve caliskan aile kadini/adami havasindaki insanlarin nelere baktiklarini gorunce korkabilirsiniz (cinsellik degil siddet de olabiliyor).

      Etkilesimli olarak hem arz hem talebin buyumesini anliyorum, ama TVler filan olmadan da o talebin temellerinin zaten oldugunu dusunuyorum.

      (Bu arada google trends komik olabiliyor. Mesela su istatistik.)

    3. on 12 Eylül 2006 at 18:04 3.fatih demir

      Sonunda olacagi buydu….

      Wordpress liginde 17. siraya kadar gerileyerek soka giren Suat bey sonunda magazin haberi yazmaya basladi. :)

      Benim okuyucu kitlem farkli, benim blogumda su olmaz bu olmaz, geyik olmaz diyerek 17.siradaki blogunu kafamiza vurup duran Suat beyin bu hallere dustugunu gormek inanin disardan uzuntu veriyormus gibi gozuksede icimizde kis kis gulucuklere neden oluyor :))

      Bakalim Ece hanim burayi gorunce ne diyecek :)))

    4. on 12 Eylül 2006 at 18:06 4.murat koçak

      Çok önemli bir toplumsal yaramıza değinmişsiniz Suat bey. Ayşenur hanım da Siz de fazla yoruma gerek kalmayacak şekilde güzel açılamalarda bulunmuşsunuz. Sıktıntıyı tam dile getirebilmenin imkanı da yok sanırım.

      Ancak bu tür proğramların müşterilerinin sadece kadınlar olduğunu düşünmemek gerek. Magazin proğramları reyting alıyorsa, televizyon kanallarında kök salıyorsa suçu toplumun tamamında aramalı.

      Oğlunun yaptığı kaçamağı duyan anne baba bıyık altından gülerken, aynı şeyi kızlarının yaptığını duyduklarında celallenip ortalığı savaş alanına çevirdikleri, bir histerik aile yapısı türedi. Oysa iki durumda topluma aynı ölçüde zarar verir, iki durumda Allah katında aynıdır.

      Toplumdaki ahlaki çöküntünün bir yansıması bu proğramlar. Bende iyimser düşünüp, kısa zamanda insanımızın bu basitlikten kurtulmasını istiyorum. Ama…

    5. on 12 Eylül 2006 at 19:24 5.Suat Öztürk

      Ayşenur Hanım’a, Bülent Bey’e ve Murat Bey’e yorumları için teşekkürler. (Fatih sana sonra geleceğim.)

      Ayşenur Hanım’a ve Murat Bey’e tamamen, Bülent Bey’e kısmen katılıyorum.

      Gerçekten aynı görüntüler sabah programlarında ve ana haber bültenlerinde de tekraren yayınlanıyorsa ortada endişe verici psikolojik bir vak’a var demektir. Cidden bunun etraflıca incelenmesi gerekir.

      Söylediğim gibi TV seyretmediğim ve haberleri bile internetten takip ettiğim için durumun geldiği boyutlar konusunda çok bilgim yok.

      Bülent Bey, arama motorlarının sonuçları bana ilginç gelmiyor. Bu yozlaşma modernizmin oyuncakları ile yeni tanışan tüm kültürlerde görülüyor. Bir süre sonra meydana gelen aşinalık bu oranları haliyle aşağı çekiyor. Yani esas etken modernist aygıtlarla temas ile başlıyor. Ve bu temasa başlama zamanı ve bu temasın yaygınlığı arama motorlarındaki sonuçları direk etkiliyor. Sonuçta merak ve cinsellik insanî bir duygu. Bu duygunun insanlarda olması ayrı birşey bunu sürekli tetiklemek ve beslemek suretiyle diri tutmak ve toplumsal ahlakı sistematik bir biçimde bozmak başka.

      İnsan eşref-i mahlukat olabileceği gibi esfel-i sefiliyn’e de düşebilir. Özünde bu iki potansiyel de mevcut. Ve yaşamın da -müslümanlar açısından- anlamı bu eksen üzerine dönüyor zaten.

      Saygılar.

    6. on 12 Eylül 2006 at 20:48 6.Bulent Murtezaoglu

      Bu yozlaşma modernizmin oyuncakları ile yeni tanışan tüm kültürlerde görülüyor. Bir süre sonra meydana gelen aşinalık bu oranları haliyle aşağı çekiyor.

      Ben bundan emin degilim. Yani genel aciklamanin icinde yasanilan kulturden bagimsiz olarak kronoloji ile yapilabileceginden emin degilim. Bu oyuncaklarin kullanilisini netle yeni tanisan insanlara sunucularin arkasindan bakarak iki yerde (ABD, TR) biraz seyretme imkanim oldu. Gordugum kadariyla davranis tarzi cok farkli olabiliyor. Gordugum kadariyla diyeyim tekrar, duzgun bir calisma yapan olduysa da benim haberim yok. Yalniz bu konularda insanlarin soyledikleriyle yaptiklari, olduklarina inandiklari halle aslinda olduklari hal cok farkli olabiliyor. Eskiden elimizde bunlari inceleyecek imkanlar yoktu. Simdi var, yapan cikar. Reklamcilar filan bunlari biliyordur mesela buyuk ihtimalle.

      Genis anlamiyla oyuncakla tanismayi kastediyorsaniz orada cok daha tekinsiz birsey var: us bes nesli gecen bir suredir mal/hizmet tuketiminde bu oyuncaklarla asina olanlarin kendi tuketimleri icin gelistirdikleri oyuncaklar ve tarzlarin icinden yeni tanisanlar birseyler secip aliyorlar. Secilenler genelde cok yuzeysel olabiliyor, insan sadece gordugunu taklit ediyor cunku[1]. Ayni sekilde bu degisimin ‘yerli’ kalanlarda dogurdugu tepki de ona gore dengesiz oluyor.

      Kadinlarin davranis tarzindan yuruyorsak, ‘bati’da feminist propaganda, medyadaki gosterim vs.’den bagimsiz olarak yaygin ekonomik/cinsel ozgurluge bagli bir degisiklik varken, burada bu yuzeysel olarak benzer gozukse de altindaki sebeplerin ve mekanizmalarin degisik oldugunu farkedebiliriz. Benim bir miktar maddi imkani olup da bu magazin konusu olan islerin benzerlerine bulasmis arkadaslarim/tanidiklarim var mesela. Cinsel faaliyet acisindan disardakinden cok daha fazla faaller (daha az calisiyorlar, buyuk olcude ondan) ama azcik eselediginiz zaman aslinda bunun bir kisminin nispeten denkler arasindaki cinsel yakinlasma degil maddi gucu olan erkeklerin bulastigi adina fahise denmeyen insanlarla yapilan fuhus oldugunu goruyorsunuz. Arada sirada fesmekan mekanlarda dolasan ozgur kadinlarin dayak yedigini duymamiz da aslinda hem adamlarin hem kadinlarin buyuk ihtimalle disardakinden cok farkli bir oyun oynadiklarini soylemeli bize (dayak buraya ozgu oldugundan degil, dayagin beyan edilen sebepleri ve kadinlarin tahammulu yerli oldugundan).

      Cok kisitli pencereden ve 40+ yastaki Turkiye’nin biraz garip bir doneminde buyumus insanlara baktigim icin ne derece sagliklidir bu gozlemler bilemiyorum[2]. Gordugum su: bizim adamlar batidaki adamlar gibi davranmiyorlar, muhatap olduklari kadinlar da farkli. Iliskiler temelden farkli (iyi veya kotu demiyorum). Baktigim bati tarafinin ABD gibi aslinda tutucu bir yer olmasi da isi iyice zorlastiriyor. Bir de cevrem oyle oldugu icin ister istemez adamlarin neler yaptiklarina bakabiliyorum, ayni durumdaki kadinlara pek bakamiyorum. Benim anlamam zor ama gordugum kadariyla bu analizler gerek feminist gerek muhafazakar propagandistler ve gazetecilerin eline kaldigindan diger isinde gucundeki insanlarin anlamasi da cok zor. Gerek sahsi gerek populer cikarimlarin uzerine birseyler bina etmek o yuzden biraz sakat geliyor bana. (Ben bakmakla yetiniyorum, kavramis degilim ama kavramis gibi yapanlara ve toplumu ona gore sekillendirme hevesinde olanlara da suphe ile bakiyorum. Kastim siz degilsiniz, ama soyle dusunun: birbirimize samimi iltifatlar yaparken ikimizin de isi bunlar olmadigina gore aslinda burada dusunce dunyasinda ismi duyulanlarin ne kadar cuce olduklarini soyluyoruz. Bu cuceler diyarinda ‘care’ diye pazarlananlar ister din ister modernite ister hayat tarzi ile ilgili olsun buyuk ihtimalle mesnetsiz ve yanlis.)

      [1] Bir ara buna cok takmistim. O yuzden genc arkadaslarla oturduk boyle bir takliti isleyen bir yaziyi tercume ettik. Suradan bir alinti vereyim:

      Eğitim ve psikoloji uzerine verdiğim örnekler benim kargo kültü bilimi tanımıma uyuyor. Güney Pasifik’te kargo kültü oluşturmuş insanlar var. II. Dünya Savaşı sırasında adalarına inen iyi malzeme yüklü birçok uçak görmüşler ve uçakların şimdi de gelmelerini istiyorlar. Bu yüzden pist, pisti aydınlatmak için kenarına ateş, başında kulaklığa benzer tahta parçalar ve bambudan antenleriyle bir adam (uçuş kontrol görevlisi) ve oturması için ahşap bir kulübe temin etmişler ve inecek uçakları bekliyorlar. Her şeyi doğru yapıyorlar, görünüş mükemmel; her şeyi eskiden göründüğü gibi yapmışlar, ancak çalışmıyor; inen bir tek uçak yok… İşte ben bunlara kargo kültü bilimi diyorum, çünkü bilimsel araştırmanın bariz prensip ve formlarının hepsine uyuyorlar ancak hayati bir şeyler eksik kalıyor, çünkü hiç uçak inmiyor.

      [2] Ali Bulac’in yakin zamanda ‘modern kadin’ hakkinda soyledikleri gazetelere dusmus. Bulac’a bulasiyorlar tabii, ama isin ‘din’ tarafiyla hic alakasi olmayan bir takim insanlarin erkek erkege kadinlardan bahsetmelerini de dusunun. Bulac kolay ulasilir meta imasi yapiyor kotu oluyor, ama ayni sekilde konusan ve ‘modernim’ diye dolasan tanidiklarim da var benim. Iyice dagitip isi tam ters taraftan Murat Belge’ye baglayayim.

    7. on 12 Eylül 2006 at 21:15 7.Ece

      Suat Abi:))

      nasılsınız??

    8. on 12 Eylül 2006 at 21:52 8.Suat Öztürk

      Bülent Bey,

      Bu mesele gerçekten de çok geniş bir analiz istiyor. Bir sosyolog olmadığım için kendi kişisel gözlemimi sundum. Dediklerinize büyük ölçüde katılıyorum. Bu araştırmalar yapılıyordur muhakkak. Ama temel paradigmaları modernizmin oyuncaklarının -geniş anlamıyla- şekillendirdiği de bir gerçek.

      Modernizm yaşamı bütünüyle kavradığı için haliyle etkileri de geniş bir toplumsal çerçeveye oturuyor. Bir sosyolog olan Hande Hanım’dan (http://www.editorya.blogspot.com/) yardım isteyelim, belki burayı okuyordur.

      Femizinizm konusu da ayrı bir mesele. Batı’da çoktan terkedilen ilk (1960) feminist söylemleri bizim feministlerimiz halen cansiperane savunuyorlar.

      Kadın konusu Avrupa’nın bam telidir. Avrupa’da “eş seçme, mülk edinme hakkı, seçme, boşanma, yönetime katılma” gibi haklar çok yenidir. Birçok Batı ülkesinde bu hakların 100-150 yıllık tarihi vardır. İfrat - tefrit deyince anlamsız bulanlar oluyor bazen (siz değil) ama son 40 yıllık feminist söylemle önceki yüzlerce yıllık geçmiş karşılaştırılıp düşünüldüğünde bu kavramlar cuk diye oturuyor.

      İslam dünyasının aynı feminist çalkalanmayı yaşamasını anlayamıyorum. Yani onların geçtiği süreçlerden geçmemiz, görünüp durduğu halde bir süreç içinde yaptıkları ve artık vazgeçtikleri aynı yanlışları tekrar etmemiz şartmış gibi palaspandaras taklide devam ediyoruz.

      Bir dipnot olarak da şunları belirteyim: İslam dünyasında kadın, çoğu zaman geleneksel ve kadim tortulardan kaynaklanan bir bakışla dinin kendisine tanıdığı haklardan mahrum bırakılmışsa da bu hiçbir zaman feminizm gibi bir sapma ortaya çıkaracak boyutta olmamıştır. Şöyle bir geriye baktığımızda İslam’ın en büyük müçtehidlerinden birisi Hz.Aişe olduğunu görüyoruz. Hz.Ömer, bir kadını çarşı denetçisi yapmış, Bir hanım sahabe Hz.Peygamber’in aksi yöndeki isteğine rağmen eşini boşamış, Hz.Peygamber Akabe’de kadınlardan da beyat almıştır. İslam kadınlara -avrupanın ancak son 100-150 yılda verdiği- mülk edinme, eş seçme, siyasi katılım vb. hakları daha o zaman vemiştir. Hal böyleyken bu medeniyetin çocuklarının feminist söylemlere aşırı itibar etmelerini garipsiyorum.

      Konunun dışına çıktım, burada keseyim bari.. :-)

    9. on 12 Eylül 2006 at 22:01 9.Bulent Murtezaoglu

      Femizinizm konusu da ayrı bir mesele. Batı’da çoktan terkedilen ilk (1960) feminist söylemleri bizim feministlerimiz halen cansiperane savunuyorlar.

      Kargo Kultu Feminizm ve Kargo Kultu Modernite olmasin onun arkasinda? (benim dipnota gonderme) (Ya su ‘kult’ lafina iyi bir Turkce karsilik yok mudur? Benim arkadaslar bulamamisti o tercumeyi yaparken beni de olmadigina ikna etmislerdi, ama ben hala rahat degilim oyle derken.)

    10. on 12 Eylül 2006 at 22:07 10.Suat Öztürk

      Teşekkür ederim, Ece Hanım, iyiyim siz nasılsınız?

      Tatilden dönmüşsünüz, iyi geçmiştir inşaallah..

      “Nasılsınız” sorusundaki îmanızı farkettim merak etmeyin :-))

      Burada toplumsal bir sorun varken ve ben buna üç saatlik bir işkence ile (çünkü kapatın şu televizyonu diyemedim, yani ayıp geldi) katlanmışken magazinle ilintili de olsa kayıtsız kalamazdım. :-))

      O yüzden Pınar Altuğ vb.lerinden bahsetmek pahasına bu konuyu işledim. :-))

      Saygılar..

    11. on 12 Eylül 2006 at 22:16 11.Suat Öztürk

      Fatih kardeşim,

      Gelelim sana. Kakara kikiri ve laklakla hitleri topladın. Ayrıca “Coca Cola’nın durumu” “sigara haram” gibi google’da aramalarda ağlara kolayca takılan başlıklarla bloga bol bol müşteri çektin. Ve böylece Wordpress liginde uzun bir aradan sonra ve ilk defa olarak beni ve Metin abi’nin Jazzettasını geçtin.

      Ama ben seni tebrik etmiyorum kardeşim. :-) Bu pratik zekanı teoride de kullanmanı ve içerik olarak bilgilendirici ve kaliteli yazılar yayınlamanı istiyorum. Mülkiyeli olmakla gurur duyan birisinin böyle hit avcılığı yapması hiç yakışık alıyor mu? Önemli olan hit değil içeriktir. Bak TV’ler de de magazin programları en çok seyredilen programlardan, ama vakit kaybından başka neye yarıyorlar?

      Şimdi hemen işe koyul ve aynı “Gelenek” gibi ciddi, bilgilendirici, kaliteli tartışmaların ve fikir paylaşımlarının yapıldığı bir site haline getir blogunu. Sana güveniyorum, yaparsın sen. :-))

      (Sana “intikam soğuk yenen bir yemektir” demiştim:-))

      Görüşürüz.. :-)

    12. on 12 Eylül 2006 at 22:27 12.bence

      Sayın Öztürk,

      “”İslam dünyasının aynı feminist çalkalanmayı yaşamasını anlayamıyorum. Yani onların geçtiği süreçlerden geçmemiz, görünüp durduğu halde bir süreç içinde yaptıkları ve artık vazgeçtikleri aynı yanlışları tekrar etmemiz şartmış gibi palaspandaras taklide devam ediyoruz.”

      İslam=teslim olmak,boyun eğmek,itaat etmek ise islam dünyası genellemesi içerisine toplum olarak pek yakışmıyoruz zannederim.

      Dolayısıyla ,özellikle 80 sonrası kafalarının içi bomboş yetişmiş,hayatın anlamını …marka kot giyip … hamburgercide tıkınmaktan başka birşeyde aramayan ve büyüyüp günümüzün orta yaş kuşağını oluşturmuş neslinden pek fazla birşey beklenmemeli.Elbette istisnaları var, ancak istisna kelimesi azınlıkta kalan kısım için kullanıldığına göre, bu yozlaşmanın düzelebilmesi için 1-2 kuşak daha heder olacak galiba.

      2000′lerden sonra hızlanan dine yönelme ve manevi doyumu teslim olarak(islam) elde etme çabası da bir şekilde bastırılıp tu-kaka pozisyonuna düşürüldüğüne göre ufukta görünen griliğin adını varın siz düşünün.

    13. on 12 Eylül 2006 at 23:40 13.metin-thePoor

      Suat Bey,

      TV’ye boşuna “aptal kutusu” denmiyor, değil mi? Ben bununla yetinmiyor; bizim şu pek bi güzide “kanal”larımızı, isimlerine üç hece eklemek suretiyle, “kanalİZASYON” olarak anıyor ve gerek öfkemi, gerekse tiksinti duygumu kısmen de olsa dışavurabiliyorum böylelikle.

      Modernizm şeklinde toptancı bir yargıyla da kestirip atmanın doğru olmayacağı kanısındayım bu arada. Mes’elenin tezahürünün Batıda ve biz[imki gibi ülkeler]de bir ölçüde de olsa farklı oluşunu gözardı etmemek lazım. Biz bir bakıma daha trajik, bir bakıma da trajikomik haller arzetmekteyiz. Sosyolojik tahlillere filan gerek kalmıyor; buna çıplak gözle bakmak bile yetebiliyor.

    14. on 12 Eylül 2006 at 23:42 14.metin-thePoor

      Bülent Bey,

      “Kargo kültü”ne bayıldım!

      Kült kelimesinin öztürkçesi yok bildiğim kadarıyla. Bence buna gerek de yok. “Kült” gayet güzel kullanılıyor, boşverin.

    15. on 13 Eylül 2006 at 00:29 15.XSI

      Suat bey öncelikle meraba))

      Buradaki amacı anlayamadım. Yani bu tekrarlar nedendi? Acaba necip Türk halkımızın magazin gıdasını karşılamakta kararlı olan duyarlı kanalımız, halkımızın, konuların önemini anlayamama ihtimaline binaen mi bu tekrarları yapıyordu?

      Bu tekrarlarin amaci bulasicilik saglamaktir. Sürekli tekrarlanan seyler zihine bulasir. Robesspierre ve Hitler cok iyi birer propagandaci idi. Sürekli tekrar etmek empoze edilmek istenen seyi kolayca kurbanin zihnine yerlestirir.

      Bu nedenle mitinglerde, kitlesel yayin organlarinda propaganda ve beyin yikama faaliyetlerinde “kisa ve vurucu tekrarlar” yapilir.

      Amac empoze isini maksiumum seviyeye getirmektir.

      Bunun kitlenin aptalligi ile ilgisi bulunmamaktadir, cok akilli proflardan olsa dahi, o kitle tekrar ve sirayetin etkisine girecektir.

    16. on 13 Eylül 2006 at 00:34 16.Ece

      Kıymetli Suat abi ciğim,

      hal ve hatrınızı samimiyetimle sormuştum aslında, ama konu biraz magazinel olunca huylandırdım sizi:)) kusura bakmayın lütfen..

      Ben iyiyim şükür..İyi geldi kaz dağlarının havası:)

      İlmekte yazılanları okudum, ama ben konuyla direkt bağlantılı olmasa da islam ve kadının konumuna dair yeni öğrendiğim [sizlerin önceden bildiğinizi sandığım] bir konuya dikkat çekmek istiyorum..

      Cahilliğime verin, Huneyn savaşı hakkında malumatım yok, ama bu savaşta küçük yaşta kızlar toplanıp peygamberimizin huzuruna çıkmışlar ve demişler ki;

      “Biz yaralı askerleri tedavi etmek için sizinle gelmek istiyoruz”

      Bu taleplerini, Peygamberimiz kabul etmiş ve onları sargıcı hemşireler olarak bir çadırda görevlendirmiş..

      “Hayır ben sizleri,erkek askerleri tedavi etmeniz için görevlendiremem” deMemiş yani(diyebilirdi de)..

      İlk hemşirelik sistemi HZ RUKİYE ile başlamış, o da benzer işleri yapmış..

      Sizler için ne ifade eder bilmiyorum ama,bu olay bana çok şey düşündürdü..

      Kadına evi dışında görev veriliyor..

      Para kazanma maksatlı olmasa da, bu izin bence çok anlamlı..

      Şimdi hani bana feminist diye takılıyorsunuz ya, ben daha önce de dediğim gibi, Allah ın ve peygamberimin bana(kadına) vermiş olduğu hakları ve yeri geri istiyorum hepsi bu..

      saygılarımla

    17. on 13 Eylül 2006 at 00:41 17.XSI

      Ece bunu ilk kez senden duydum, enteresan bir bilgiymis. İslam tarihinde cok detay var gercekten. En iyisi uygun vakitte ne var ne yok okumak.

    18. on 13 Eylül 2006 at 00:42 18.Ece

      Ciddi misiniz:)

      Ben de bana “günaydın Ece” derler bunlar şimdi diyodum …

    19. on 13 Eylül 2006 at 00:46 19.XSI

      O halde bana günaydin deyin )))

    20. on 13 Eylül 2006 at 00:48 20.Ece

      http://www.aliseriati.com/kitaplar.php?Makale_id=55&Kat_id=11

      Buradan okudum..

      Ali Şeriati sitesi..

      ve şu paragraflar:

      İslam’da ve peygamber zamanında davranış ve hareket tarzı öyle insanidir ki, bizim için son derece hayretamizdir. Bir grup kız Medine’ye geliyor ve Huneyn savaşına katılıyor. Henüz yeni ergenlik çağına ermiş 9,10 veya 11 yaşındaki kızlar on beş kişilik bir grup oluşturarak peygamberimizin huzuruna çıkıp şöyle diyorlar: “Biz, bu savaşa katılıp hemşirelik yapmamız için bizi de götürmeni istiyoruz ya rasulallah!” Rasulallah hepsini ata veya deveye bindiriyor ve bir hemşire grubu olarak savaşa götürüyor.

      Mescid-i Nebevi tüm sosyal faaliyetler için bir üstür. Onun her köşesi sosyal bir çalışma köşesidir. Bir köşesi Hz. Rukiyye’nin çadırıdır. Rukiyye öyle bir kadındır ki, peygamberin emriyle İslam’ın mabedi olan mescidinde resmi bir çadır kurmuştur. Orada hastaları, savaş yaralılarını tedavi etmek ve yatırmakla görevlendiriliyor.

      Durum bu iken aydınları görüyoruz ki, dünyada hemşireliği ilk o icad etmiştir diye I.dünya savaşına katılan filan Amerikalı kadını göklere çıkarıyor. Diğer taraftan ise; sosyal görüş bakımından geleneksel olan bir başka kişiyi görüyoruz ki bu, işe temelinden her şeyiyle muhalefet ediyor ve yaptığı bu hareketin adını da din koyuyor. O dini bu şekilde telakki ediyor.

    21. on 13 Eylül 2006 at 00:51 21.XSI

      Kaynak icin tesekkür ederim. Ali Seriati cok ilginc adam, henüz okumadim ilk firsatta okuyacagim.

      “-Bir dinim olsa idi Ali Seriati’nin ki gibi olurdu” J. Paul Sartre.

    22. on 13 Eylül 2006 at 01:36 22.Bulent Murtezaoglu

      Durum bu iken aydınları görüyoruz ki, dünyada hemşireliği ilk o icad etmiştir diye I.dünya savaşına katılan filan Amerikalı kadını göklere çıkarıyor.

      Aklindaki F. Nightingale ise, Amerikali degil Ingiliz, 1. Dunysa vasi degil Kirim savasi, iddia ‘icad’ degil sadece bugun bildigimiz sekildeki hemsirelik mesleginin (tahsil usul temizlik filan dahil) kurulmasina katkisi. Yoksa hemsirelik zaten bilinen birsey o zaman — okadinlar oaraya o isi yapmaya gelmisler. Ustelik bu islerin bir kismi Istanbul’da olmus. Serati herhalde konusan adami karikaturize ediyor? Beni de suphe ettirdi, gittim wikipedia’dan baktim.

      Ondan 1200 sene evvel tarihte ilk hemsire ilk muslumanlardan miydi bilemiyorum tabii, ama birisi ‘oyleydi’ derse ona inanmayana munafik diyen cok cikar.

      Eger hakikaten ciddi bir kadinin durumu arastirmasi yapilacaksa, o zaman iyi kotu yazili tarihi olan Roma, eski Yunan filana da bakmak lazim herhalde. Kleopatra ve onun gibileri de unutmadan. Bunu yapmis olanlar vardir muhakkak, ben bilmiyorum (Nightingale’i bildigime sukredin!).

      Bu arada:

      II.Dünya savaşından sonra kadın sorunu Batıda çok hassas bir mesele olarak gündeme geldi. Bunun sebeplerinden birisi bizzat dünya savaşıdır. Çünkü ikinci dünya savaşı aile bağlarını tamamen yıkmıştır.

      Buna da soylendigi sekliyle inanmiyorum. Oyle olsa savasa girmeyen yerlerde (Isvec mesela) gelisme baska turlu olurdu. Oyle bir alamet yok pek, isgal gormus Danimarka gibi Isvec de gorebildigim kadariyla. (Diger taraftan Isvicre degisik mesela). Ikinci dunya savasi ile ilgili baska turlu soylenenini de duydum ABD icin, iste efendim kadinlar uc sene fabrikada ucak tank filan yaptiktan sonra elbette savas sonunda o islere yaramayacaklarini soyleyenlere inanmayacaklardi diye. Ona da pek inanmiyorum. Cok duz geliyor bu aciklamalar bana, bir suru baska faktor de var cunku. Daha duzgun anlatan vardir elbette ama bilmiyorum ben, cahilim bu konuda.

    23. on 13 Eylül 2006 at 02:40 23.candan

      Suat Bey merhaba :)

      başlığı görünce bir an yanlış bir blogda olduğumu sandım , az kalsın X işaretine basıp çıkıyordum :)

      hitlerinizin artacağına hiç şüpheniz olmasın efendim , worpress liginde son durum nedir bilmiyorum ama ilk üçe girersiniz gibime geliyor ( Fatih Bey kopya çekmek yok !) :)

      konuyla ilgili söylemek istediğim şudur : blogcu’da ikâmet ederken bâzı arkadaşlarımızla bir site kurduk (temizekran.com), fenâ da gitmedi bir süre . çabuk gaza geliyoruz milletçe ama devamını getiremiyoruz mâlesef.

      temizekran.com’da en son hangi yazıyı editlediğimi hatırlamıyorum ama hâlâ üye katılımları oluyor ve günlük bir işmişçesine onaylamaya devâm ediyorum . evet , bunu bir îtiraf olarak da kabûl edebilirsiniz ama ben daha başından son derece iyi niyetle başladığımız bu işin arkasının gelmeyeceğini söylemiştim diğer arkadaşlarıma . şimdi günümün belli bir saatini bu siteye ayıramadığım için utanıyorum . belki sizlerden gelecek katkılarla tekrar canlandırabiliriz .

      klâsik bir tv izleyicisi değilim . magazinden çok faydalandığım oluyor (dayanabildiğim ölçüde) , bu faydalanma işini de Yalçın Küçük Hoca’dan öğrenmiştim . mâlûm soruların cevaplarını bulmada bana çok yardımı oluyor cidden magazin haberlerinin .

      ancak şöyle de bir durum var ; magazinin ilk müşterisi kadınlardır ve bakmayınız siz öyle türk erkeğinin kazak geçinmesine falan kadınlarımız onları da magazin seyircisi yapmıştır efendim . şimdi memleketimizde kadın kadar erkek magazin izleyicisi olduğunu düşünüyorum . bu tip programların temel sebebinin , yarına güveni olmayan insanın kafasını , hayâllerle doldurup , başka şey düşünemez hâle getirmek için uygulanan bir politika olduğundan kuşkum yok . hangi siyâsi ideoloji gelirse gelsin ( bakınız son yirmi yıl) , durum değişmemektedir. renkli televizyonun gelmesi ve özel kanalların açılmasıyla birlikte , magazinin ana haber bültenlerinin en tepesinde yer almasını başka nasıl açıklayabiliriz ki ? sonuç olarak magazin programı adı üzerinde magazin programıdır ama işin asıl deşilmesi gereken yanı bence ; haber alma hakkımızın teslim edilmemesi ve gereksiz bir sürü görüntüyle kafamızın ütülenmesidir.

      hürmetlerimle

    24. on 13 Eylül 2006 at 08:03 24.Suat Öztürk

      Metin Ağabey,

      Hoşgeldin. Ama artık daha az geliyorsun. Bu konuyu görüşelim. :-)

      Modernizm şeklinde toptan bir yargıya varmıyorum ama bu, ana etkenin modernizm olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

      Bizdeki tezahürü evet bazı noktalarda farklılık arzediyor. Her toplumun belli bir birikimi, geleneği var. Doğu toplumları birçok bakımdan Batı’dan farklıdır zaten.

      Ne demiş Rudyard Kipling? “Doğu Doğudur, Batı da Batı”

      Hürmetler ağabey..

    25. on 13 Eylül 2006 at 08:06 25.Suat Öztürk

      Ece Hanım’a bravo, XSI’ye de günaydın diyeyim. :-)

      Ece Hanım, sadece hemşirelik de değil, savaşa bizzat katılmak isteyen kadınlar da olmuş ve Peygamberimiz, çok ısrar ettiklerinde onlara da izin vermiştir. Mesela Uhud’da Ümmü Umera savaşa bizzat katılmış ve 18 yerinden yara almış.

      Bizim feminizme gerçekten ihtiyacımız yok. Feminizm bir tepkidir, hatta ince düşünüldüğünde -avrupa özelinde- haklı bir tepki bile denebilir. Kadının yüzyıllar boyunca bu kadar itilip kakılmasının ve insan yerine konmamasına tepkidir Feminizm. Yukarıda da söylediğim gibi bizim medeniyetimizin -her ne kadar çoğu zaman geleneksel ve kadim tortulardan kaynaklanan bir bakışla dinin kendisine tanıdığı haklardan mahrum bırakılmışsa da- bir taklid zihniyeti feminist bir tepki oluşturması anlamsızdır.

      M.Armağan’ın biz yazısını okumuştum geçenlerde. Osmanlın Kadınından bahsetmişti. İlginç ayrıntılar var:

      http://turkuaz.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5142

      “Allah ın ve peygamberimin bana(kadına) vermiş olduğu hakları ve yeri geri istiyorum hepsi bu..” demişsin. Ben e daha önce söylediğim gibi sana kesinlikle katılıyorum. İşte bizim “ortayol” için ihtiyacımız olan bu, feminizm değil..

      Saygılar.

      ****

      XSI kardeşim,

      Sartre’nin Şeriati için söylediği o sözden haberim yoktu. Teşekkür ederim. İlginç ve bir o kadar da anlamlı bir söz.

      Şeriati okumanı kesinlikle öneririm, müthiş bir değerdir.

      Saygılar..

    26. on 13 Eylül 2006 at 08:26 26.Suat Öztürk

      Candan Hanım,

      Efendim öncelikle hoşgeldiniz.

      Aslında benim hit problemim yoktur. Fakat şu Fatih hergün bana, goggle talk’da görüşürken daha selam bile vermeden, “abi 5.cisin, abi 4., abi 10. abi seni zorluyorum, abi seni geçtim” falan gibi tacizlerde bulunduğu için ben de müdahil olmak zorunda kaldım. :-)

      Magazin programı bağlamında yazdıklarınıza aynen katılıyorum. Ve evet, erkekler de yoğun bir şekilde bu programları izliyorlar(mış) Valla hayret edilesi birşey. Demek ki XSİ’nin de dediği gibi tekrarlarla bu bulaşıcılığı sağladılar. Bravo.

      Temizekran.com çok iyi akıl edilmiş bir proje. Bunu gerçekten devam ettirmelisiniz. Tabii ki elimden gelen katkıyı seve seve yaparım. Bloglarımızda sitenin tanıtımını yapar, dostlarımızı katkıda bulunmaya davet ederiz. İlginç ve ironik bulduğumuz, konu ile ilgili haberleri, yorumları paylaşır, bir tepki ortaya koyabiliriz. Yayınlanan yazı ve yorumları TV editörlerine göndeririz.

      Temizekran’ı tekrar canlandıralım; gerçekten..

      Saygılar.

    27. on 14 Eylül 2006 at 01:39 27.bugrak

      Evet haberler saçma ve tekrarlar da çok saçma.İnsanların beynini yıkıyolar.Küçük çocuklar bunları izleyerek büyüyo ve sonumu….Etrafımız da bu kadar dost görünen düşmanlar varken bizi pınarın sevgilisimi yoksa sibel in mayosu kurtarıcak onu anlayamadım zaten….

    28. on 14 Eylül 2006 at 23:29 28.XSI

      Komsunun 4,5 yasindaki oglu dansöz gibi kiviriyor bu yasta. Annesi gülüyor bu duruma, alin size bir escinsel adayi ))..

    29. on 14 Eylül 2006 at 23:30 29.XSI

      Eklemeyi unutmusum, TV ekraninda aksama kadar klip izleyen 4,5 yasindaki bir erkek cocugunun gelecegi tehlikededir bence.

    30. on 14 Eylül 2006 at 23:43 30.bugrak

      kesinlikle tehlikeli.Artık salaklık da bi kademe daha atlandı tv lerde sihir yapan çocukların hikayeleri bunu izleyerek büyüyen bir cocuğun…

    31. on 15 Eylül 2006 at 00:36 31.Suat Öztürk

      :-))) Doğruya doğru..

    32. on 16 Eylül 2006 at 01:50 32.VolkanS

      Suat Bey siz 3 saat katlanamamışsınız ben yıllardır katlanmaya çalışıyorum. Annem ve babam öğretmen emeklisi ,öğretmen okulu mezunu. Yüce devletimizin “öncelikle öğretilecekler” listesinde okuma alışkanlığı bulunmuyormuş maalesef. Annem magazin/sabah programlarını ve bunlara yakın haberleri (:atv haber) ve dizileri izliyor. Babam da benzer şekilde maç , ibo show vb. Bazen soruyorum “niye bunu izliyorsunuz?”

      “kafamı yormuyor” diye cevap veriyorlar. Herşeyin hızlı geliştiği yoğun filmler yerine sürekli kendini tekrar eden hafif dizileri izlemeleri de bu yüzden sanırım.

      “Bir tür terapi mi bu?”

      Evet gerçekten de bir tür terapi gibi.

      Rahatlama aracı.

    33. on 16 Eylül 2006 at 07:53 33.Suat Öztürk

      Volkan Bey,

      Öncelikle hoşgeldiniz.

      Hemen ardından da “Allah kolaylık versin” diyeyim . :-)

      Benim annem de öyledir. Babam’ın TV ile arası yoktur ama annem iyi bir TV/magazin izleyicisidir.

      Kafasında herşeyi halletmiş insanlara hayranımdır. Hele de bundan memnunlarsa.. Düşünme, araştırma, okuma ihtiyacı kalmamışsa ve sağlıkları da yerinde ise daha ne ister insan?..

      Kimbilir belki yaşlanınca biz de öyle oluruz.. :-)

      Katkılarınızın devamını beklerim.

      Saygılarımla..

    34. on 16 Eylül 2006 at 16:47 34.VolkanS

      Hoşbulduk teşekkür ederim,

      Blog unuzu yeni inceleme fırsatı buldum, sanırım bundan sonra düzenli takip edeceğim. Yalnız bu “wordpress ligi” olayını anlamadım. Bir açıklama rica ediyorum :)

      Aslında babam eskiden siyaset meydanı vb. tartışma/yorum programlarını izlerdi. Artık hepten bıraktı. “Biz bunları çok dinledik - hep aynı şeyler” diyor. Haksız da sayılmaz.

      Siz de zaten haberleri internetten takip ettiğinizi belirtmişsiniz. TV iyice “aptal kutusu” na dönüştü. Ve sizin gibi internet kullanma /kitap-gazete okuma alışkanlığı olmayan insanlar bir anlamda mahkum TV ye. TV artık “bilgi kaynağı” olma fonksiyonunu büyük ölçüde devretti. Artık sadece bir “eğlence kaynağı” İnsanlar TV izleyerek zaman geçiriyor / zaman öldürüyor.

    35. on 16 Eylül 2006 at 19:10 35.Suat Öztürk

      Volkan Bey,

      Bu wordpress ligi şöyle birşey. :-) Wordpress, blogcularını aldıkları hitlere göre bir sıraya diziyor:

      http://botd.wordpress.com/?lang=tr

      Hit işine kafayı takan bazı arkadaşlar (Fatih gibi) sayesinde de metazori bir yarışa sokulmak isteniyorum. Uzun zamandır Jazzetta’dan sonra üçüncüydüm. Ama ortalığı video-müzik ve geyik (Bkn.Siyahi Fatih) blogları sarınca Top 10′da geriledim. “Gelenek” formatında Top 20′de Jazzetta’dan başka benden önde blog göremediğimden kendi kendimi Jazzetta’nın ardından Wordpress Türkiye’nin ikincisi ilan etmiş bulunuyorum. :-) (Metin Abi’nin kulakları çınlasın!) Tabii Fatih kardeşim de buna bozuluyor haliyle..

      Bu lig meselesi budur. :-))

      Herzaman katkılarınızı beklerim.

      Saygılar.

    36. on 23 Eylül 2006 at 21:32 36.seribul

      Çok ilgi çekici bir başlık, yazıyı okumaya değer bulmuyorum çünkü ayıp yaptığınız..

    37. on 23 Eylül 2006 at 22:12 37.Suat Öztürk

      Sayın Seribul,

      1. Burası kişisel bir blogdur, istediğim yazıya istediğim başlığı atarım.

      2. Yazının başlığı işkembe-i kübradan atma değil, seyrettiğim; insanları salak yerine koyan ilgili programda yer alan bir spottur.

      3. Eğer yazı, sadece bu başlığı nedeniyle magazinin gayya kuyusuna düşmüş olanları buraya çekiyor ve bir ihtimal yazıyı okuyup kendilerine gelmelerini sağlıyorsa bunu insanım için kâr sayarım. (Malum kelebek etkisi: Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal at kurtarır, bir at bir atlı kurtarır, bir atlı bir savaş kurtarır, bir savaş bir vatan kurtarır. Eğer bu ayıpsa seve seve aldım, kabul ettim..)

      4. “Ayıp” görece bir kavram. Mesela bir başkasına göre de sizin beleş wordpress altyapısını kullanarak promosyon süsüyle reklamlar yayınlamanız ve bu arada sponsor olmak isteyenleri mail adresinize yönlendirmeniz ayıp olabilir.

      Saygılar..

    38. on 23 Eylül 2006 at 22:12 38.fatih demir

      :)))))

    39. on 23 Eylül 2006 at 22:30 39.seribul

      Sayfamı incelediğiniz için teşekkür ederim. Ben sizin sayfanızı incelemicem,zamanım değerli. Yazınızı okumucam çünkü başlık bana sitesinin keywordlerine “free sex, paris hilton” gibi kelimeleri ekleyen insan psikolojisini hatırlatıyor. Ben sitemde reklam yayınlıyorsam eğer bu yanlışsa ilgili kurumlara başvurabilirsin. Ayıp göreceli bir kavram değildir. Aldatmak her zaman ayıptır. Hani magazin haberlerini eleştiriyorsanız daha açıklayıcı bir başlık atabilirdiniz. Ayriyetten yayınlanan hiçbir promosyondan gelir elde edilmemiştir. Sayfaya sponsor aramamın sebebi birkaç öğrenci arkadaşıma sayfayı devretmek istedim. Dikkatinizi çekerim reklam aramıyorum sayfama Sponsor arıyorum. Seni çok rahatsız etmesinin sebebini anlıyamadım. Ayriyetten kişiliğiniz çok zayıfmış. Eleştiriye karşılık olarak eleştiri yapan kişinin işlerini yorumlamak ne kadar seviyesiz olduğunuzu belgeler. Benden tavsiye daha bilinçli olmaya çalışın. Ayriyetten boşver beni sen, yoluna devam et..

    40. on 23 Eylül 2006 at 22:57 40.fatih demir

      Suat Bey,

      Son gunlerde basliktan oteyi okuyamayip, site de bakacak resimde bulamayinca camur atip kacmaya calisan ve seviyeleri sitelerinin iceriginden belli olan ve o icerige “sponsor” bulmaya calismak gibi bir gaflet ve delalete dusen ziyaretcilerinizin sayisindaki artis dikkatimden kacmadi.

      Allah sabir versin diyorum :))))

      Not : Ben size demistim bu tipleri muhattap alip seviyenizi dusurmeyin diye :)

      Not 2 : Peki ben boyle diyerek bulasip seviyemi dusuruyomuyum ? Evet

      Not 3 : Bu beni oxymoron yapar mi? Kesinlikle :))

    41. on 23 Eylül 2006 at 23:05 41.metin-thePoor

      Olur böyle vakalar, Pınar Altuğ ve Genç Sevgilisi yakalar!!!

    42. on 24 Eylül 2006 at 00:39 42.bence

      cık cık cık…

    43. on 24 Eylül 2006 at 09:05 43.Seribul

      Fatih Demir’le bu siteyi yapan aynı kişiler sanırım. İkisininde beyni aynı yönde çalışıyor. Bakacak resim aradıysam niye başlık ilk atıldığında açmadım bu haberi. Bir ikincisi Pınar Altuğ’un hiçbir resmine ihtiyacım yok. Sayfamı kapatıcaktım sayenizde şimdi daha çok istiyorum bu sayfayı devam ettirmeyi. Teşekkür ederim. Ayriyetten senin seviyen yokki! Olsa idi insanları porno amaçlı internet kullandığını iddaa etmezdin. Daha yazmıyacağım, çünkü sizin bu saatten sonra adam olacağınız yok.

    44. on 25 Eylül 2006 at 20:40 44.TRAVELLER

      Genç Kızlarımız Sakın Haa Bunların Yaşantılarına Bakıp Bakıp ta..Aile içi çelişkilere düşüp..Evinizi Ailenizi Terk Etmeyin..

      Bunca Şehit verilirken

      TV lerin Haberlerin İçine dahi Azsonra Azsonra Diye diye Soktukları bu Paparazilerede Aldanmayın..Hayatın Gerçegi bu degil bunuda bilesiniz..

      Türk sinemasının..Türk Tiyatrosunun..Santcısı vede Aktörleri Bunlar Olamazlar..Ben Utanıyorum seyrederken..Bunlar Kendilerini İfşaa Ederken Hiç Utan…larmı..

      Hayvanlar da Bile Sevgi İlişkileri Bunlarınkinden Daha Medeni..Bunları Seyredecegimize Hayvanların Biribirleriyle olan Sevgi ilişkilerini seyretsek vede bunlara seyrettirsek.Daha cok sevaba gireriz herhalde..

      Bu Sanat camiaasındaki zaman çeşmesinden ne Pınarların suyu aktı Hiç birisi bu denli bulanık degildi..

    45. on 28 Eylül 2006 at 02:12 45.Bekir L. Yildirim

      Oyle gorunuyorki gene gec kaldim partiye! Tebrikler Suat Bey kardesim halkimizin bu kanayan yarasina nester vurarak Blogistan’da parsayi topladigin icin! Ibn-i Rusd Gazzali’yi dovermi bimem ama hicbir baslik bu konuyu dovemez. Bir de “bizim milletimiz dusunmez” derler!

      Oyleyse sen niye geldin buraya diyebilecekler icin: Efendim, gazetelerde, bugun yarin yazmayi dusunduguim Sivasspor’lu Yahudi Balili’ye Fotbol Federasyonu’nun Yom Kippur izni,. Houston Rocket’li Ollajuwon’un oruclu ciktigi basketbol macinda “en kiymetli oyunucu” vede sampiyon olmasi, Gerets’in oruc iznininin Laik Galatasaray yonetimi tarafindan veto edilmesi gibi mevzulari iceren yazi icin dolsirken “Pinar Altug” ismine gozum ilisti ve tabiati ile mevzunun uzmani olan sen aklima geldin! :) Pinar Hanim sonunda kabul etmis “devrimci” unvanini! “Evet insanlarin kafalarindaki genc sevgili tabularini yiktigim icin devrimciyim; arkamdan gelsinler” buyurmus.

      Bu veriyi mevzu uzerinde kafa yoran dusunurlerimizden saklamak bencillik olurdu.

      Boylece artik kimse bana “biz cozum bulmakla ugrasirken sen niye elini tasin altina koymadin” diyemez. Her zaman dedigim gibi “cozumun parcasi degilsen problemin parcasisin” Dimi ama?

    46. on 03 Ekim 2006 at 02:18 46.XSI

      Eger ayiplanacaksa bence sn seribul’un bu siteden önce “tüm magazin sitelerini” ayiplamasi gerekiyor )).

    47. on 12 Ekim 2006 at 22:20 47.nihavend

      uuf amma da çok yorum yapılmış….

      ben kısaca şöyle diyeyim. evet toplumumuz bu kadar salakla dolu maalesef.salaklaştırıldık!!!

      ben hacca gidip gelmiş bir teyzenin, memed ali’den kinaye “bu oğlanı çok severim” dediğine şahit oldum.ve biryerlere oturtamadım durumu… hacılar hocalar bile seyrediyor…

      tekrara gelince, vakit dolduruluyor sadece, ve nefs-i emmare malayaniyi çok sever:))))

    48. on 13 Ekim 2006 at 03:47 48.bence

      Hacca gidince nefs-i emmare ölmüyor ki?

      Ya da hacca gitmiş olmak kıstas değil.Keşke yitirdiğimiz ahlaki değerleri yerine koyabilmek için hacca gitmek yeterli olsa.Ama maalesef o kadar kolay değil.

    49. on 15 Ekim 2006 at 17:50 49.hülya

      pinar altugun yapti doru deyil yani

    50. on 12 Aralık 2006 at 01:58 50.zeynep

      kazanan suat

    Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

    Önemli

    Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

    Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

    Siz de düşüncelerinizi paylaşın


    Kapat
    E-posta ile paylaş