Güncel T. Suat Demren - 06 Eylül 2006 07:55 am

Doğu Perinçek, İP ve Din

Canım ülkemin gündemi durmuyor. Tezkere tartışmaları gölgesinde (bu arada tezkere TBMM’den geçti, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.) gündemde tartışılan bir konu daha vardı: Doğu Perinçek’in  sözleri. Doğu Perinçek öyle sözler söylemiş ki duyanlar onun   hidayete erdiğini sanırlar. 

İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek,  partisinin yeni tüzük ve program taslağında tüzükten  Mao’nun ve Lenin’in adları çıkarttı.  Bazı gazetelerde yer alan ‘Perinçek, Mao‘yu programdan çıkardı’ haberleri üzerine İP genç tabanının tepki gösterdiğini söyleyen Perinçek, “Öncü Gençlik sitesinden feryatlar yükseliyor. Bizim gençliğimizin fikri ve vicdanı hür. Başları dik olmalı. Bildiğini söylemeli. Parti, öyle yetiştirdi. Gençlerimiz ‘N’oluyoruz?’ diye soruyor” dedi ve ekledi :  “Vatanın bütünlüğü, milli devlet ve milletin birliği tehdit altında. Bu tehdide karşı koyacak kuvvetleri, Mao bayrağı altında toplayamazsınız. Biz bunu 40 yıldır biliyoruz”

Şimdi 40 yıldır bilmesine rağmen, niçin  40 yıl boyunca  Mao bayrağından bahsederek  insanlara bunu empoze etmeye çalıştığı,  Perinçek’in bir iç çelişkisi.  

Taha Kıvanç’ta dünkü yazısında bu konudan bahsetmiş, Mao’nun memleketinden de örnekler vererek:

Esas önemli haber, Türkiye’deki bir partinin Mao’yu programından çıkarması, liderinin namaza durması değil; esas haber, Çin’de ilköğretim düzeyinde okutulan tarih kitaplarından Mao’nun ve sosyalizmin çıkartılmasıdır… Çinli çocuklar, bundan böyle, yakın dönemin yöneticilerinin kutsanmasından arındırılmış bir müfredatla karşılaşacak tarih dersinde… Uygulama ilk kez Şanghay’daki okullarda başladı, ama Çin’in her tarafının tarihî değişimle tanışmasına da ramak kaldı…

Haber bu işte. Kısa süre önce kaybettiğimiz gazeteci Yılmaz Çetiner Çin’i ziyaretinden sonra yazdığı diziye “Mao’ya tapanlar” adını uygun görmüştü; o Çin bugün tarih kitaplarından Mao’nun adını silebiliyor… Çinli öğrenciler, öğrenim hayatları boyunca Mao adıyla bir kez karşılaşacaklar; o da bayağı ileri yıllarda ve ‘âdab-ı muaşeret’ ile ilgili bir konu üzerinde durulurken… Sosyalizm son sınıfta tek paragraf olarak çıkacakmış öğrencinin önüne; ekonomik reform öncesi (1979) Çin Komünizmi ise tek paragrafa indirgenmiş…

Perinçek’in nereden ilham aldığı anlaşılıyor. Kendi iç dinamiği ile Mao’yu tüzükten çıkartmasının mümkün olmadığını bilsem de yine de “acaba” demiştim.  Tabii  bu arada “biz bunu 40 yıldır biliyorduk” gibi cevherler yumurtlamak  Perinçek üslubunun çeşnisi niteliğinde. 

Tabii Perinçek yalnızca yukarıdaki sözleri söylemedi.  Asıl tartışılan sözleri ise şunlar:

Hz. Muhammed peygamberdir. Kelime-i Şehadet’te ifade edildiği gibi, Allah’ın resulüdür. Ama aynı zamanda büyük bir devrimci, devlet kurucusudur.

Perinçek karikatür krizi sırasında da Aydınlık dergisinde Peygamberimizi(sav) ve kurduğu İslam medeniyetini öven bir başyazı döşenmişti.

Pekii Perinçek’e neler oluyor?

Acaba gerçekten hidayete mi erdi? Buna inanacak kadar safdil müslümanlar vardır elbet ama konu dışı olduğu için onları geçiyoruz.

Sayın Perinçek tarihsel süreçleri çok geriden takip ediyor. Nasıl mı? Perinçek’in son zamanlarda anî bir şekilde Yeni Şafak, Yeni Çağ ve Zaman’ı ziyaret etmesi, yukarıdaki sözleri sarfertmesi, kıldığı cenaze namazlarını gündeme getirmesi benim aklıma eski Fransa Komünist Partisi’nin lider kadrosundan Roger Garaudy (*) ‘nin sözlerini getirdi.

1969 yılında Cezayir’de “Cezayir Devrimi’nde İslam’ın Rolü” konulu Cezayirli üniversite öğrencilerinin düzenlediği bir konferans yapılmaktadır. Garaudy ve Bin Bella el ele salona girerler. Garaudy her düşünceden genç insanın tıklım tıklım doldurduğu salonda bir konuşma yapar:

“Sosyalizm ‘tepeden’ kurulamaz. Sosyalizm kendi kendini yönetme anlamına gelir. Kendi kendini yönetme ancak anlayışların köklü bir değişimiyle, bir kültür devrimiyle mümkün olur. Maneviyat ve inanç boyutu vazgeçilmezdir!..”

Sanrılı gözlerle zayıf bir genç tribüne doğru zor bela kendine bir yol açarak yaklaşır. Konuşmak için kolunu kaldırdığında salondaki gürültü aniden kesilir. Hitap doğrudan Garaudy’yedir:

“- Anlamıyorum. Sen komünistsin ve bize dini öğütlemeye geliyorsun. Ben ise sosyalizmi istiyorum. Ancak İslam’ın bulunduğu yerde sosyalizm hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Afyondur o!”

Kargaşa zincirinden boşanıyor. Alkışlayanların taşkınlığı, ıslık çalanların kızgınlığı. Salonun dibinde yanardağ patlaması şeklinde, kenetlenmiş bir grup hep bir ağızdan haykırıyor: Allahu Ekber!

Sesimi duyurmak için dudaklarımı mikrofona dayar dayamaz ona bağırıyorum:

“Ben Müslüman değilim! (Birkaç alkış ama yaygın ve kesif bir uğultu) Ben Müslüman değilim ama sana şunu söylüyorum: Yüzde seksen beş Müslümanlar’ın yaşadığı bir ülkede İslam’sız bir sosyalizm kurma iddiasıyla ortaya çıkarsan hemen hiçbir zaman sosyalizmi gerçekeştiremeyeceğini söylüyorum sana.”  ( Hatıralar)

Garaudy bunları 1969 yılında söylüyor. Yani 37 yıl önce. Son söylemleri neticesinde, Garaudy’nin dikkat çektiği noktaya, öyle anlaşılıyor ki Perinçek daha yeni yeni geliyor.  Garaudy aslında bu sözleriyle bir gerçeği söylüyor. O da şu:  Bir toplumun değerlerini hiçe sayarak, o değerlere söverek, inançlarını küçümseyerek o topluma hiçbir şey empoze edemezsiniz.

Oysa biz biliyoruzki Perinçek’in yayın organları yıllarca bu ülkenin en birincil değerlerinden olan İslam’a ve Hz.Peygamber (sav)’e aralıksız sövdü. Turan Dursun gibi azılı İslam düşmanlarının akıl almaz çarpıtma ve iftiralarla dolu  kitaplarını yayınladı. Hemen her konferansında siyaset ve sosyalizmden çok ”Tanrı” fikrini insan zihninin yarattığına ve Din’in afyon olduğuna dair klasik ateist söylemleri tekrarladı durdu.

Perinçek şimdi “Hz. Muhammed peygamberdir. Kelime-i Şehadet’te ifade edildiği gibi, Allah’ın resulüdür.” diyor. ”Dinci” olarak adlandırdığı gazeteleri ziyaret ediyor. Bu politika değişikliğinden çıkan sonuç; -eğer bu İP’nin günübirlik söylemlerinden biri değilse- İP’nin ve tabii Perinçek’in; bu ülkenin Din/İslam gerçeğini zımnen kabul ettiğinin göstergesi. Garaudy’nin  37 yıl önce söylediği hususu Perinçek’in yeni farketmesi, onun ne kadar kısır bir düşünceye ve daraltılmış pencerelere sahip olduğunun da ispatı aynı zamanda. (Kimbilir belki de hala farketmedi. Perinçek’i ve kaypak söylemlerini bilenler beni anlayacaktır. O da ayrı bir konu.)

Perinçek bu politika  değişikliği ile ne amaçlıyor bilemiyoruz elbet. Bu günübirlik bir  politika yada birçok kereler sergilediği dengesizliklerden biri mi yoksa köklü bir söylem değişikliği mi  bunu zaman gösterecek. Ama bildiğimiz şu: -Perinçek’in  şahsında- Türk solu bu müslüman toplumun değerleriyle cidalleşerek hiçbir yere varamaz.

Günümüz dünyasında “Din” yükselen değer. Seküler ideolojilerin tamamı ”Din”e karşı açtıkları savaşları bir bir kaybediyor. 

Ve artık anlaşıldı ki fıtrat “Din”siz yapamıyor.

Kendisini ciddiye aldığımdan değil bu yazı; ama Perinçek’in derdi  bu mu acaba?

(*) Garaudy alıntıladığım cümlelerini söylediği sözlerinden 12 yıl sonra 1981′de yarım asırdan fazla süren kişisel arayış macerası neticesinde Müslüman oldu. Ve bir İslam düşünürü olarak   birçok eser  verdi.

Share on Facebook

    13 Responses to “Doğu Perinçek, İP ve Din”

    1. on 06 Eylül 2006 at 14:45 1.blue

      Perinçek hidayete mi erdi? Huh ! Perinçek kendi milletinin değerlerine sahip çıkmanın önemini mi kavradı? Huh huh !

      Suat bey,

      Bence “Türk solunun, ülke insanının değerlerine saygı göstermeyi kavradığı” şeklinde bir önerme için verilebilecek en kötü örnek Perinçek. Bundan daha kaypak, daha içten pazarlıkçı, daha ajanlığı aşikar birini bulamadınız mı?

      Erdoğan Teziç, Vural Savaş, Hikmet Çetinkaya, Kemal Alemdaroğlu’nu da bekliyoruz. Yarın öbür gün bir bakmışsınız namaza durmuşlar. İmamete de Yekta Güngör Özden geçmiş. Nuh Mete Yüksel de müezzin… Ekip tamam mı, eksik kaldı mı?

    2. on 06 Eylül 2006 at 15:04 2.Suat Öztürk

      Evet var. A.Necdet sezer ile Kemal Gürüz. :-)

      Ah Blue kardeşim, ne yapayım, sinekten yağ çıkartmaya çalışıyorum :-))

      Kavram olarak yine de ben -genel olarak sol da- böyle bir pragmatik yakınlaşma görüyorum. Perinçek örneği gündeme düştüğü için onu işledim. Yoksa anlatmak istediğim şu cümlede geçiyordu: “ Bir toplumun değerlerini hiçe sayarak, o değerlere söverek, inançlarını küçümseyerek o topluma hiçbir şey empoze edemezsiniz.

      Bunu  elbette bu değerlere artık inandıkları manasında değil,  millete rağmen bu ülkede birşeyler yapma çabasının anlamsızlığını kavrayıp artık bu değerlerle cidalleşmekten vazgeçmelerini salık vermek  amacıyla söyledim.

      Yani Perinçek’in şahsında Türk solunun kronik sorununu işlemeye çalıştım.

      Ama tabii ki Perinçek’den bahsettiğimizin farkındayım.:-) Bunu yazıda çeşitli vesilerle vurguladığım gibi en sonunda da belirtmiştim:

      Kendisini ciddiye aldığımdan değil bu yazı; ama Perinçek’in derdi bu mu acaba?

      Yine de Allah’tan ümit kesilmez!.. Değil mi :-)

      Saygılar..

    3. on 06 Eylül 2006 at 15:51 3.blue

      Yumurtaya can veren Rabbim, bu yumurtalara da verebilir, amenna. :)

    4. on 06 Eylül 2006 at 16:54 4.Tarık

      Bence D.Perinçek’e dışlayıcı tavır takınanlar yanlış yapıyorlar..

      Peygamberimizin münafıklara bile muamelesi ortada iken

      D.Perinçek ise müslüman olduğunu söylüyor şehadet getiriyor ve bazı söylemlerinden vazgeçiyorsa olumlu yorumlarda bulunmak lazım.

      En azından o samimi değilse bile onu takip eden,örnek alan yoldaşlarının hatırına..

    5. on 06 Eylül 2006 at 17:08 5.fatih demir

      “Ama aynı zamanda büyük bir devrimci, devlet kurucusudur.”

      Benim gibi bir mulkiyeliyi bile nefret ettirdiniz su kelimeden bir haftada….

      Yeni moda kelime mi bu!!!!!??????

    6. on 06 Eylül 2006 at 23:14 6.Akif

      Beraat kandiliniz mübarek olsun. Allah size sevdiklerinizle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin.

      Bin damla serpilsin yüreğinize, bin tatlı mutluluk dolsun günlerinize, bin bir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü dualarınız kabul olsun, kandiliniz mübarek olsun.

      Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.

      YÜCE RABBİM ALLAH’IN NİCE MUTLU KANDİLLER NASİP ETMESİNİ VE HAYIRLARA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDERİM…

      Grupyorumyazilar

      \\\|///

      \\ - - //

      ( @ @ )

      * * * * o00o * (_) * o00o * * *

      ** **

      ** * yorumyazilar* **

      ** Akif **

      ** * * * * * * * * * * * * * * * * *****

      http://www.blogcu.com/kenaryazilari/

      http://www.blogcu.com/aakif/

      http://groups.google.com.tr/group/yorumyazilar

      http://groups.google.com.tr/group/depoyorumyazilar

    7. on 07 Eylül 2006 at 02:42 7.Serkan

      Benim aklıma da neyi getirdi biliyor musunuz? Bir sahabenin savaş anında öldürmek üzere olduğu bir hasmının kelimeyi şehadet getirdiğinde ona inanmayıp korkusundan öyle dediğini düşünüp onu öldürmesi ve Rasulullah sav in o sahabeye söylediklerini.

      Sahabe dedi ki:

      -Ama Ya Rasulullah o korkusundan öyle dedi.O iman falan etmemişti!

      Ve Rasulullah (as) ona dedi ki

      -Kalbini yardın da baktın mı?

      Rasulullah as bu sözünü o kadar çok tekrarladı ki,bunu okadar çok söyledi ki sahabe keşke ben bu olaydan sonra müslüman olsaydım dedi…

    8. on 07 Eylül 2006 at 07:34 8.Hatice

      Merhaba,

      Tarık ve Serkan Beyler’in sağ duyulu müslüman tutumlarını tebrik etmekle beraber ne yazık ki ben Doğu Perinçek vb. için aynısını sergilemekten imtina ediyorum.

      Sonuçta Hz. Resulullah (sas) münafıkların kafirlerden daha fena düşmanlar olduğunu haber veriyor. Ki Perinçek’inki açık düşmanlığının üstünü yarım metrekare örtmeye çalışmaktan başka bir şey değil.

      Grupların karşılıklı psikolojik çatışma tekniklerinden artık bir lise genci bile haberdarken İşçi Partisi liderinin samimiyetine kimse inanamaz.

      Hidayete gelen bir insan neden bunu Zaman vb. sağ görüşlü kurumları ziyaret ederek ispat etme çabasında olsun ki? Hidayetin özüne zıt bir davranış. Sahi Garaudy da böyle mi yapmıştı yoksa?

      Herkes habire bir başkasının kapısını çalıp duruyorken Perinçek’in menfaat kaygısını görmemek elde değil :)

      Her şeye rağmen,

      Çıkmamış candan umut kesilmez.. Bugün değilse de bir gün inşaAllah..

      Saygılar,

    9. on 07 Eylül 2006 at 08:05 9.bekirlyildirim

      Simdi gozumden uyku akiyor, yaziyi bitiremedim. Sonra okurum simdilik soyleyecegim: Cin dahi Mao’y terketti, Perincek’i onun icin suclamam ama adamin da poltik yelpazede ziyaret etmedigi yer kalmadi; ustelik hepsini bir senede yapti adam > Analar ne evlatlar dogururmus!!

    10. on 10 Eylül 2006 at 18:06 10.Afşar Çelik

      Selam…

      Doğu perinçek’in durumuyla ilgili ev sahinbimizn tespiti çok mühim…

      Çin yönetiminin düğmeye basmasıyla o da ideolojisini uyarladı.

      Ne gariptir ki Sayın Perinçek Musul-kerkük meselesiyle bile ilgileniyor ama Doğu Türkistan’ın maruz kaldığı Çin baskısını hiç telâffuz etmiyor…

      1994′te PKK çarpışmalarınn en şiddetli olduğu dönemde ” Türk milliyetçiliği Fırat’ın sularında boğulmuştur!”, “Fırat’ındoğusunda devlet yoktur!” diye bağırıyordu.

      Bu gün elinden Türk bayrağı düşmüyor.

      Bunların basit çelişkiler olduklarını sanmıyorum.. Bir kukla gibi düğmesinde basıldığında gerektiği gibi konuşan bir insan…

      Kesinlikle ciddiye alınmaması gerekiyor..

    11. on 21 Eylül 2006 at 21:12 11.mmuraqt

      sadece basından alıntılarla bir konuyu anlamaya çalışmanın mümkün olmadığı kanısındayım. d.perinçek in söyleşisinin tamamını aydınlık dergisinin sitesinde bulabilirsiniz.

      mesele yalnızca islam dini hakkında olumlu sözler edilmesi değil bana göre… dikkat çekilen batı medeniyeti dediğimiz;ama şimdi çürümüş olan dünyanın hz.muhammede bakışına bir yanıttır.onlar hz.muhammedi çöl bedevisi olarak tanımlıyorlar. çünkü işlerine öyle geliyor. ve perinçek buna yanıt verince hidayete ermiş oluyor.basında perinçek hakkında öyle şeyler yazılıyor ki…

      gerçeği ilk kaynağından öğrenmek ve kendi yorumlarımızı üretebilmek daha faydalı olacaktır. ülkemizde kirli bilgi ortalığı kaplamış. konuşana kendi sesinden kulak vermeli…….

    12. on 22 Eylül 2006 at 21:26 12.metin-thePoor

      Sanırım gözlerim yanlış görüyor. Bugüne kadar yapmadığı ajan provokatörlük kalmamış olan bir zattan sözedilmiyor değil mi bu yazı ve yorumlarda? Adını anmanın bile insan sağlığına olumsuz etki yaptığı bir sahte-solcu/hakiki faşo yaşardı şirin beldem Absürdistan’ımda benim. Adı da neydi neydi, dur bakayım, neydi yaw, Perinçsiz miydi Kerinçli miydi neydi yaw… Bir zamanlar elinde bir Kızıl Kitap’la dolaşır, orada burada karanlık işlere girişirdi; şimdi ne sihirdir ne keramet, elindeki Kızıl Kitap durduk yerde Kızıl Elma mı oldu ne… Ondan sözedilmiyor burada değil mi? Hay Allah, gözlerim de görmez oldu, yaşlandım mı nedir!

    13. on 22 Eylül 2006 at 21:42 13.Suat Öztürk

      Hay ağzına sağlık ağabey..

      Nerelerdesin sen yahu?.

    Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

    Önemli

    Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

    Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

    Siz de düşüncelerinizi paylaşın


    Kapat
    E-posta ile paylaş