Güncel & Toplum T. Suat Demren - 30 Haziran 2006 12:30 am

Avrupa’da İslamofobi, Türkiye’de Ne?

Sultanahmet CamiiGünlerdir bazı televizyonlarda Bediuzzaman’ın mezarının açılarak naaşının sarp bir kayalığa mı yoksa denize mi atıldığı ya da bir başka yere mi gömüldüğü tartışılıyor bildiğiniz gibi. Bir dostumla konuşuken bu tartışmalara çok üzüldüğünü adeta kahrolduğunu anlatıyordu. Ben de ona teselli babında maddi bedenin önemli olmadığını, önemli olanın eserlerinin ve yetiştirdiği güzide insanların olduğunu söylemeye çalıştım. Bir yandan da bunu yapanların bu derece kin ve nefretlerinin sebebini aklıma sığdırmaya çalışıyordum.

Tevafuk; bugün Bilgi ve Hikmet adlı internet sitesini okurken editör Kenan Çamurcu’nun aynı konudaki yazısı ile karşılaştım. Çamurcu da Bediuzzaman’a olan kinin ve nefretin sebebini aklına sığdıramaz vaziyette düşüncelere dalmışken, NTV’de yayınlanan bir konser kesiti ilişir gözüne. İskoç flüt ustası ve müzik adamı Ian Scott Anderson’ın Bodrum’da verdiği konserdir Çamurcu’nun dikkatini çeken. Konser sırasında seyirci İskoç sanatçının ezgilerine dikkat kesilmişken, aniden ezan okunmaya başlar. İskoç sanatçı hemen konsere ara verir ve oturarak ezanı dinler. Ezanın bitiminde yüzünde bir tebessümle ayağa kalkar. Bu saygılı davranışı seyircilerinden de büyük alkış alır. Görüşlerini şöyle yazmış Kenan Çamurcu :

İnsanda saygı uyandıran bu an, seyirciden de büyük alkış aldı.

NTV’nin böyle bir âna ekranında yer vermesi, “uygarlıklar çatışması”na hevesli kin ve nefret tüccarlarını üzmüş olabilir. Varsın üzülsünler. Önemli olan, böyle minik adımların barış ve diyaloğa inanmış olanlarda uyandırdığı hayranlık ve umut sayesinde küresel huzurun sağlanabilecek olmasıdır.

İslamofobinin yükseldiği söylenen Avrupa’dan bir sanatçının bu özenli davranışı, seyircinin de ona bunun ödülünü cömertçe sunması körelmeye yüztutan umudumuzun ateşini canlandıran harika simgelerdir. Avrupa’da İslamofobinin, Türkiye’de de İslam’a saygısızlığın tek fenomen olmadığını hassas yüreklerimize armağan eden bu numune-i imtisallerin sahiplerine minnet borcumuz var.

Elhak doğru.

Fakat Avrupa’da ki İslamofobinin yanısıra, Türkiye’de de İslam’a saygısızlık tek fenomen olmasa da belli kesimlerde yaygın hale gelmiş durumda.

Bu ülkede doğmuş, bu toplumda yetişmiş ve gazetelerde köşe yazarlığı, üniversitelerde öğretim üyeliği, devlet kademelerinde bürokrat, çeşitli sivil toplum örgütlerinde yöneticilik mevkilerine yükselmiş bazı insanlarımızın, toplumumuzun en önemli unsurlarından olan İslam’a, ve onun ritüellerine; mesela İskoç sanatçının ezana gösterdiği saygının çeyreğini bile göstermemesi acı bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Hatta bırakın saygıyı, nefretlerini her fırsatta dile getirmeleri bile vaka-i adiyeden oldu artık. Mesela bu köşe yazarlarından birisi sabah ezanı için son derece saygısız bir üslupla, “Üstüme yüksek dağlardan kayalar yuvarlanır gibi” mealinde birşeyler yazmıştı bir zaman önce. Bir Danimarka gazetesinde yayınlanan ve Peygamberimize hakaretler içeren karikatürlere hepimiz tepki gösterdik. Ama aynı hakaretleri daha yumuşak ve zekice çizgilerle Cumhuriyet gazetesi birçok defalar yaptı. Mesela aklın yoluna engel gibi çizilmiş bir Kur’an-ı Kerim, çöp kutusundan bir çocuğun beynine takunyalı bir hoca tarafından dökülen Kelime-i Tevhid aklıma hemen gelenler. En son da Radikal gazetesi, evrim geçiren ve araformlarının sakallı hocalara benzetildiği bir Erdoğan karikatürü çizmişti.

Kişi elbette İslam’a inanmayabilir; ama yaşadığı toplumun inançlarına bu şekilde saygısızlık yapma hakkına da sahip değildir. Eleştiri ve saygısızlık arasındaki farka dikkat edilmeli. Ama bu saygısızlığı her fırsat bulduğunda yapan ve İslam’ı reddetmeyi “aydın” olmanın yegane şartı zanneden talihsiz bir kesim var ne yazık ki. Bu nefretin sebeplerini dillendirmek çok uzun, fakat gelinen süreci iyi tahlil ettiğimizde geçmişte Bediuzzaman’ın mezarını açıp naaşını kaçıranlar ile bugün İslam’a her fırsat bulduğunda saygısızlık edenlerin, aynı düşüncenin temsilcileri olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.

Kendi toplumunun değerlerine düşman olan bu zihniyetin temsilcilerinin, değerlerimizin birincil kaynağı olan İslam’ı can-u gönülden benimsemesi beklemiyoruz elbet; ama saygı göstermelerini beklemek hakkımız olsa gerek…

Share on Facebook

    15 Responses to “Avrupa’da İslamofobi, Türkiye’de Ne?”

    1. on 30 Haziran 2006 at 16:12 1.bekirlyildirim

      Suat Bey Kardesim,

      Gene “actirma agzimi zinhar, derunumda neler var” diyerek baslamam en dogrusu olacak. Bu bahsettiginiz yerli oryantalistlerin Islam hakkinda nefret ve cehalet sergilemeyi siar edinmis zavallilarin davranislarini sergileyen pek cok ornekler eliyor aklima, “kiblemiz anit-kabir” sozunden, yabanci ziyaretlerin (Laura Bush ve Kralice Elizabeth dahil) baslarini ortmerek girdikleri camilerimize (Sultan Ahmet veya Mescid-i Aksa), acik sacik girmeyi laiklik geregi sayan zavalliliktan Rusyanin dahi katilduigi IKO toplantisina gitmemeyi laiklik geregi sayan Sezer’imize, ve basortsu serbesisini “cocuik pornografis serbestisi” ne esdeger goren aydinlarimiza kadar. Ornekleri cogaltmanin anlami yok, Marsli olmayanla bilior.

      Ben daha once Mustafa Akyol’un sitesinde yapmaya calistigim bu batililismaya kendine ait herseyden nefret olarak telakki eden kafanin birazcik psikoanalizini yapmaya calsacagim.

      Bu “yerli oryantalistler” laikcilik dinine tapanlar veya sizin deyiminizle taife-i laicus’un psiko-analizini yapmaya calistigimda sunu gorurum. Bunlar genellikle toplumda karakterleri en zayif olanlardir. Kisisel olarak sunabilecekleri fazla malzemeleri olmadigi icin, karli gozuken tarafta olmayi siar edinmislerdir. Dunya capinda bu “karli” tarafi Bati olarak gorurler. Ve Bati’y da sadece ona ait ahlak boslugu, suursuz materyalizm, hedonizm olarak algilarlar. Dolayisi ile bu yonde gidisin karli olduguna bir kere karar vermislerdir. Tabiiki insanin fitratinda var olan zevk alma duygusu, ve yasak elmanin cazibesi de onlari bu yone itmektedir. Bunu frenleyici olarak gordukleri Islam ahlakini tabiati ile onlernde bir duvar olarak gorurler. Bati’ya karsi hissettikleri asagilik duygusunu, kendine ait olani otekilestirme ile asmaya calisirlar. Onlar “biz boyleyiz” dediklerinde de “benden baskasi” ni kastederler. Cogunlukla da artik “biz” i dahi kullanmazlar “bunlar boyle” derler. Kendileri artik o Batilinin kucumsedigi “biz” degillerdir; kucumseyen Batili olmuslardir. Ah bu zavallilara “devekusu” demek dahi o gunahsiz guzerl mahluklara hakaret gibi gelir bana!
      Bu icerdeki islamofobi’de rol oynayan diger bir faktor ise, disardaki Islam dusmani emperyalistlerin icerdeki bu “hayat suren leslerin” varligini iyi belirleyip onlar uzerinden dunyada Islam’i silme stratejisini yurutmesidir. Bunu onlara sunduklari fast-food kulturu ile kulturu yozlastirip, temel ahlaki degerlerin modasinin gectigine inandirirlar. “Eh biraz da hayatinmda din falan olsa yani, bakin Ronaldinho istavroz cikariyor” diyenler icinGamze Ozcelik’in porno davasina giderken bogazina Allah yazan kolye takmasi, ve Bulent Ersoy’un her uc cumlesinden birinde Allah kelimesini kullanmasina, Seda Sayan’in sovunda yari ciplak vaziyette ezan okumasina kadar secitli sekillerde tezahur eden “yeni dindarlik” ihdas ederler, ateizm icin “almayim” diyenler icin.
      Yani seytanin cocuklarinin butun yollari kesisir bir yerde. Bunlari ben naklettiginiz Allah-Mefisto diyalogunda da okudum. Mustafa Bey’in sitesinde “kultur boslugumu kuturel emperyalizmmi sorusuna cevabim evettir” demistim. Ayni sey. Belki bunu okuyan bazilari konuyu dagittigim hukmune varacaklar. Ben sanmiyorum.

      Ama her ihtimale karsi:
      “Su ezanlar ki sehadetleri dinin temeli
      Ebedi yurdumun ustunde benim inlemeli”
      M. Akif
      Bu kervan yuruyecek ve bu ezanla inleyecek Insha-Allah.

      Selam ve muhabbetlerimle

    2. on 30 Haziran 2006 at 18:29 2.Suat Öztürk

      Bekir Ağabey,

      Yazdıklarınıza katılıyorum.

      İslam konusunda nefretin yanında inanılmaz bir cehalet de var.”Bu senede hac kurban bayramı zamanına geldi”, “Kur’andaki hadisler” gibi abukluk ve cehaletler gazete köşelerini süslüyor.

      Oryantalistleşme aslında 200 yıllık bir süreç. Batılılaşma sevdası o zamandan sirayet ediyor.Zaten Osmanlı’nın son yüzyılından itibaren aydınların bir çoğu aynı düşüncelere sahipti.Bir müddet sonra baktık ki oryantalist tezlerin aynısını yerli aydınlar dillendiriyor.Bu halen de devam ediyor. İslam konusundaki cehalette cabası.

      Başka bir yerde tartıştığım ateiste “Atesitler için din kültürü ve ahlak bilgisi” adlı bir kitap tavsiye etmiştim.Okumuş ve “mesele hiç de benim düşündüğüm gibi değilmiş” demişti.”Artık İslam’a ve Hz.Muhammed’e büyük saygı duyuyorum” diye de eklemişti.

      Batı coğrafyasındaki hedonizme, ahlaksız materyalizme karşılık müthiş bir silahımız var.Bir de değerini bilebilsek keşke..

      Saygılarımla…

    3. on 01 Temmuz 2006 at 00:02 3.Ece

      Suat bey,

      Günlerdir bazı televizyonlarda Bediuzzaman’ın mezarının açılarak naaşının sarp bir kayalığa mı yoksa denize mi atıldığı ya da bir başka yere mi gömüldüğü tartışılıyor bildiğiniz gibi. Bir dostumla konuşuken bu tartışmalara çok üzüldüğünü adeta kahrolduğunu anlatıyordu.
      bende bir kitap var (geçen yaz okumuştum):
      BEDİÜZZAMAN ‘IN URFA GÜNLERİ..
      Orada gerçek mezarı bilen 2 kişi olduğu yazılıyor..
      Kısaca bahsedeyim;
      SYF:66-73
      27 MAYIS ihtilalinden sonra,kara kuvvetleri komutanı ,Diyarbakır garnizon komutanı ve diğer generaller kardeşi Abdülmecit efendiyi Konya da vilayete çağırırlar.ve durumu anlatırlar o da nereye gömerseniz gömün aynı izdiham olacaktır der..

      11 temmuz 1960 günü balıklı gölün etrafı tanklarla,zırhlı araçlarla çevrilir ve kabri açılır..
      111 gün geçmesine rağmen ceset çürümemiştir.Beraber gömü
      ldüğü sanduka çürümüştür..
      ….
      Sonra başka bir tabuta koyup lehimleyip Urfa havaalanına getirirler fakat tabut askeri uçağın kapısından giremez..CEMAL TURAL kızar ve yeni uçak beklenir…
      Sonra Isparta da bir yere gömülür ve çok ilginç bir şekilde çocuğu ölen bir Nur talebesi tarafından Isparta mezarlığında tevafuken bulunur..Ve Naş ı Serdar isminde bir nur talebesinin anne babasını evinde saklarlar..

      Sonra ayrı bir mezar bulurlar ve oraya gömerler..
      Oradan da üçüncü bir yere kaldırılır..

      Abdullah AYMAZ BEY
      “Ben,şu an BEDİÜZZAMAN ın defnedildiği yeri biliyorum,ama söyleyemem” demektedir..Aynı soruya Abdullah YEĞİN de benzer cevap vermiş nerede olduğunu bildiğini fakat söyleyemeyeceğini belirtmiştir..
      Böylece 20 Mart 1960 yılında ISPARTA da başlayan yolculuk yine 12 Temmuz 1960 ta Isparta da noktalanır.

      Bazı talebelerine göre, Üstad Isparta da bir defa olsun helikopter veya uçağa binmek ister.Bu mümkün olmayınca der ki:
      “öyleyse ben de bedava binerim”..

      sayg.

    4. on 01 Temmuz 2006 at 00:24 4.Suat Öztürk

      Bu paylaşım için çok teşekkür ederim Ece Hanım.
      Ben bahsettiğiniz kitabı okumadım. Nur cemaati içinden de yetişmediğim için bahsekonu ayrıntıları bilemiyordum tabi.Başka arkadaşlar belki daha da ayrntılı bilebilirler.

      Sonuçta Bediuzzamanı rahat bırakmamışlar ebedi istiratgahında. Bu başlı başına bir ayıptır.Yapılan bu saygısızlık onun değerini azaltmadı elbette.Bilakis daha da arttırdı.Bugün onun eserlerini milyonlar okurken ona bu muameleyi yapanların adı bile hatırlanmıyor.

      ve İslam’a karşı bu hasmane tutum halen devam ediyor..

      Saygılarımla..

    5. on 01 Temmuz 2006 at 04:06 5.Bora G.

      Üstad, Fethullah Gülen hocaefendi tarafından sahip çıkılmış, üstad olarak benimsenmiş bir zat olduğu için sanıyorum bunlar biraz da.
      Biliyorsunuz hocaefendi ve cemaatiyle ilgili hemen her gün medyada karalayıcı, saldırgan haberler çıkıyor. Tabi bunun nedeni de ayrıntılı olarak incelenebilir hatta kitap konusu olur. Cemaatin hizmeti elh. belli bir seviyeye geldiği için adından çokça söz ettirmeye başladı. Karalamalar da beraberinde geldi. Hocaefendi akla gelince tabi onun feyz aldığı isim olan üstaddan da bahis açılıyor ve onu da karalamaya başlıyorlar tabi.
      İnşallah Allah planlarını başlarına geçirecektir.
      Bu konuya değindiğin için teşekkür ederim Suat abicim.

    6. on 01 Temmuz 2006 at 04:33 6.Bora G.

      Ayrıca Eddai konusu da var, madem laf açılmış
      http://www.nurpenceresi.com/moduller.php?modul=dosyaizlet&op=1&id=1234

    7. on 01 Temmuz 2006 at 04:35 7.Bora G.

      Keşke gönderdiğimiz iletileri editleyebilsek. Şimdi 3 mesaj ard arda göndererek ayıp ettim biraz ,affola.
      Üstteki linkteki videoda yazılar tam okunmuyor, yüksek kalitelisi de var.
      http://www.nurpenceresi.com/moduller.php?modul=dosyaizlet&op=2&id=1234

    8. on 01 Temmuz 2006 at 09:05 8.Suat Öztürk

      Estağfurullah Boracığım, hiç öyle şey olur mu?.. Paylaşımların için çok teşekkür ederim.

      Daha sık katılmanı istirham diyorum.

      Saygılarımla..

    9. on 01 Temmuz 2006 at 21:01 9.Kıvanç Tarhan

      Sayın Yıldırım,

      Gülay Göktürk’e haksızlık ediyorsunuz gibi geliyor bana. Lütfen ne kastettiğinizi daha açık yazar mısınız?

      Kıvanç Tarhan

    10. on 02 Temmuz 2006 at 00:45 10.bekirlyildirim

      Kivanc Bey,

      Burada Gulay Gokturk’ten bahsetmedim. Eger kendi blogumdaki yorumlarimdan bahsediyorsaniz, orada hangi konuda “haksizlik” yaptigimi belirtirseniz cevaplamaya calisirim. Sizin aksinize Gulay Hanim kendisine haksizlik yaptigim falan soylememis, gene orada post ettigim cevabinda. Saniyorum, gerek benim gerek diger yorumcularin bu kondaki gorusleri gayet anlasilir. Yanlis adresteyiz saniyorum.

    11. on 04 Temmuz 2006 at 18:52 11.Kıvanç Tarhan

      Bekir Bey,

      Sizin blogunuzdan haberdar değilim malesef, ama ilginç tartışmaların geçtiğini tahmin ediyorum. Gülay Göktürk’ün çocuk pornosunu savunduğu gibi yanlış bir kanaat var. O yazıya gönderme yaptığınızı düşündüm.

      ‘… ve basortsu serbesisini “cocuik pornografis serbestisi” ne esdeger goren aydinlarimiza kadar’

      derken Gülay Göktürk’ü kastetmediyseniz yazınızı yanlış anlamışım demektir. Bu durumda kimi kastettiğinizi merak ettim.

      Saygılar,
      Kıvanç Tarhan

    12. on 04 Temmuz 2006 at 18:57 12.metin-thePoor

      Suat Bey,

      Özür dileyerek araya bir reklam girsem olur mu?! (N’apayım, hem iş başa düştü, hem de mesleki deformasyon hesabı!)

      Kıvanç Bey,

      Bizim yazlığa bizi de beklerim.

    13. on 04 Temmuz 2006 at 18:57 13.metin-thePoor

      Sizi diyeceğime bizi demişim. Tekrar özür…

    14. on 05 Temmuz 2006 at 19:05 14.bekirlyildirim

      Kivanc Bey,

      O ifadenin kaynagini hatirlamiyorum ya TV’de duydum ya da bir kose yazisinda okudum. Gulay Hanim degil. Sizein “gulay Hanim’a haksizlik” tan bajsetmeniz uzerine “herhalde su anda blogumda tartisma konusu olan yazidan bahsediyor” dedim. Ben benzeri pek cok ifade biliyorum aslinda. 1999 yilinda Washington Post gazetesinde bir yazi okumustum “Sometimes What is on your head is more important than what is in it” (Bazen basinizin ustundeki icindeknden daha onemlidir) baslikli. Washington’u ziyarete gelen saniyorum Tuncay Ozilhan Baskanligindaki TUSIAD Heyetinden bir, dogru hatirliyorsam Ozilhan soyle demis, “niye secilmis bir milleveklini bas ortusunden dolayi meclis sokmuyorsunuz” sorusuna cevaben. “Siz Kongrenize Cirilciplak girilmesine musade edermisiniz?” demis ve Washington Pos’un alay konusu olmusu.
      Yakinlarda gene hatirlamadigim bir kaynaktan bir laikcinin “onlarin konusma hurriyeti vasa benimde susturma hurriyetim var” dedigini okudum. Bu gibi incilerin hepsini tolasak ciltler cikar.

      Bu uzun cevap.
      Kisa cevap: Tipik bir laikciden bahsediyorum; adi onmli degil benim icin.

      Not: Blogumda ilginc tartismalarin gectigi tahmininiz dogru; yukarda acikladigim gibi ifadem ne davetiye nede reklam programi idi.

    15. on 05 Temmuz 2006 at 20:26 15.fatih demir

      Ben yarisma baslattim herkesleri bekliyorum efemmmmmm…

      Bakin iste bu hem reklam hem davettir :)

      Suat bey beni yakalamadan kacayim :)

    Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

    Önemli

    Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

    Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

    Siz de düşüncelerinizi paylaşın


    Kapat
    E-posta ile paylaş