Random header image... Refresh for more!

Fesat yuvasına darbe!

Helal olsun devletimizdeki ciddiyete. Youtube adındaki fesat yuvası site, Kasım 2007′de yürürlüğe giren “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” adlı, “insanımız biraz salaktır nereye ne zaman bakacağını bilmez, boş bırakılırsa maazallah olmadık yerlere girip çıkar, ahlâkı, ideolojisi neyim zedelenir” mealindeki kanun uyarınca erişime kapatılmış. [via]

Hadi bakalım, darısı diğer fesat yuvalarının başına.

23 comments

1 T. Suat Demren { 01.19.08 at 19:33 }

Bu konuda ciddi yazmak mümkün değil. Ama üzerine konuşmak gerek.

Şurası önemli blogcular için:

5651′in kasım sonrasında yürürlülüğe girmesi sonrasında YouTube’ün kayıt yaptırmaması (sitenin Türkiye’deki sorumlu yetkili isimlerinin bildirilmemesi) nedeniyle kararın öncesinde siteye içeriğin kaldırılması yönünde talep yapılamadığı not ediliyor.

YouTube’ü Türkiye’de temsicisi ya da ofisi bulunmuyor. Ancak bu ve benzeri olaylar için birlikte çalıştıkları bir avukatlık bürosu var. TİB yetkililerinin bu büroyu künye bildirimi konusunda uyardıkları ancak bugüne kadar künye bildirme işleminin yapılmadığı bilgisini aldık.

Buyrun buradan yakın bakalım. Benim bildiğim bu konuda yönetmelik çıkmasının beklendiği idi.

Blogcular -içeriği falan geçtim- bu otosansür amaçlı künye sebebiyle her an okkanın altına gidebilir.

Nelerle uğraşıyoruz, yazık.

2 ucanbalik { 01.19.08 at 20:01 }

nedense hiç şaşırmadım. Normalde benim, ‘işe bak ya, olmaz böyle şey’ gibi şaşkınlık cümleleri kurmam gerekiyordu.. Sanırım alışıyoruz/alıştırılıyoruz.. Burası Türkiye..

pek ‘yüce’ mahkemelerimiz yakında google ve daha sonra internete tümüyle yasak koyarsa şaşırmamak gerek. Zİra ben artık bu ülkede şaşırmayı unuttum..

3 Bulent Murtezaoglu { 01.19.08 at 20:10 }

Kimse kendini yasama, yürütme organının üstünde görmesin, yargi bu durumda isini yapiyor. Meclisimiz bir kanun cikartmis iste, ileri geri konusmayin. Buradaki herkes kimligini cikartsin.

4 çuvaldız { 01.19.08 at 20:55 }

Bülent bey’e katılıyorum,bazı ülkelerde devlet internet erişimine bile izin vermiyor-muş…

5 Muzaffer Kazim { 01.19.08 at 20:57 }

Youtube´da biz Türklerin bilmedigi o kadar cok Türklere hakaret videosu var ki…
Garantiye almanin tek yolu temelli kapatma.

6 arif { 01.19.08 at 21:00 }

Suat bey, daha öncede bazı sitelere erişimin mahkeme kararıyla engellenmesi üzerine bu sansür mevzusu tartışılmıştı değil mi? Prensip olarak sansüre karşı olunmakla birlikte denetimin gerekli olduğu gibi bir anlayışa varılmıştı yanılmıyorsam. İnternetin bazı suçların menşei haline gelebilmesi- ekonomik, cinsel şiddet, terör vs.- tehlikesi potansiyeli olduğuda ortada. Özgürlüklerden yana olmak prensibine sahip insanların, bu türden suçlara karşı korunmayıda tamamen göz ardı etmemesi gerekir kanaatimce. Türkiye zor bir ülke, akıl almaz bir dip yapıştan sonra, hızlı bir sıçrama yaşandı ülkede. Ancak bazı çevreler arabanın çok hızlandığını ve frenlenmesi gerektiğini düşünebilirler. Murat Birselin yazısını örnek vermiştim. Yargı bu frenin balatası olarak sıkıştırıcı etkide bulunabilir. Bir hayli gergin bir atmosfer sayesinde bir içe kapanmacılık ve vesayet denemesi yapılabilir. Başarı şansı ne denirse, bugün ergun Babahan yazdı ne amaçladılarsa tersi çıktı diye. Bende aynı kanaatteyim, 301. madde nasıl özgürlüklerin daraltılması şeklinde ters bir yoruma tabi tutulduysa, bazı yasal düzenlemelerde maksadı aşarak kullanılacak gibi görünüyor. Toplum hayatının korunma gayretinden, toplumun hayatının karartılması gayretkeşliğini çıkarmak konusu, yargının uzmanlık alanı olmamalı temennisiyle…

7 Kaan Coskun { 01.19.08 at 21:38 }

Ben video sitesi sahibi olduğumdan bu yasaktan fazlasıyla etkilendim.Sitem genelde youtube ağırlıklıydı.Yasaktan tabi ki rahatsızım.Fakat kabul etmek gerekir ki youtube çiftlik gibi kullanılıyor.
Gerek Atatürk’e gerek Hz. Muhammed (s.a.v)e hakaretler yağıyordu.Bazı insanları denetimsiz bırakmak başlı başına özgürlüklere darbedir.İnsanın gururunu kıran bir çok videonun barındığı bir site olmuştu,youtube.Umarım güzel bir çözümle olay halledilir.Kimse zarar görmeden çözülmeli.İnsanlar ne hakareti hak ediyor ne de bu denli mağdur olmayı.

8 Gazanya { 01.19.08 at 22:22 }

velev ki erişim yasağını koyduk… Ne oldu?

Sadece olan biteni biz göremiyoruz :) biz haricindekiler için her şey olduğu gibi devam ediyor…

Yoksa bu defa server tümden mi kapatıldı ?

9 Muzaffer Kazim { 01.19.08 at 22:50 }

Merhabalar;

Ben buradan istedigim videoyu seyredebiliyorum bir de yorum yapiyorum.:)

Saygilar

10 Süleyman Şahal { 01.20.08 at 08:09 }

Türk insanı çok ilginç. Herhalde youtube’u Amerikalılardan sonra en aktif kullananlar Türk’ler. Meşhur dizilerin son bölümleri hemen orda. En komik videolar sıralamasında Ata Demirer üstlerde. Yorumlarda İngilizce’den ve İspanyolca’dan sonra en çok Türkçe’ye rastlıyorum. Türkler yorum yapmaya bayağı meraklı. Neredeyse tamamen küfür kelimelerinden kurulmuş cümlelerle hiç alakası olmayan İngilizce videoların altına hem de. İnsanların İngilizce bilip bilmemesi önemli değil elbette; lakin burada en vahim olan şey, youtube’da Atatürk vs.’ye hakaret edilmesi değil, Türk genclerinin internetteki ve dahi gerçek hayattaki hazin halleri. Türk gencinin internetten anladığı nedir ve internette ne yapmaktadır? Youtube’a bakınca Türkiye hakkında benim aklıma ilk gelen şey bu. Üzülüyorum o küfürleri okudukça. Evet, biliyorum, Amerikalılar da küfrediyor; ama İngilizce videonun altına Türkçe küfür etmek de nedir Allah aşkına.

Bu arada facebook da ilginç bir Türk sitesi oldu çıktı:

Facebook.com users come from these countries:
United States24.7%
Canada8.6%
United Kingdom7.3%
Turkey3.7%
France3.5%

kaynak: http://www.alexa.com/data/details/traffic_details/facebook.com

11 Muzaffer Kazim { 01.20.08 at 11:50 }

Türk kullanicilarin yükledigi cizgifilmlerin bile altinda ana avrat küfürler girla gidiyor…
Youtube´da da turkish, german, english, spanish yazarak bir arama yaptiginizda karsiniza Türkceyle Türkiyeyle ilgili hic de güzel seyler (absurd seyler, sarkilar, porno) cikmazken, ingilizce aradiginizda seviyeli tartisma programlari da cikabiliyor.Almanlarda da ayni sekilde. Ispanyollar da Türklere benziyor ama onlarca belgesel video da var.

Cok kötü bir kullanici profilimiz var youtube´da.

12 Bulent Murtezaoglu { 01.20.08 at 12:07 }

Arif bey,

Prensip olarak sansüre karşı olunmakla birlikte denetimin gerekli olduğu gibi bir anlayışa varılmıştı yanılmıyorsam.

Buradaki konusmaysa aklinizdaki, zannediyorum bunun kitlelerin dusunce tarzi goz onune alininca kacinilmaz oldugu ortaya cikmisti. Yani buna muhalefet edecek bir anlayisin guclu olmadigini gormustuk. Ben (ve belki/galiba Suat bey) yapildigi sekilde merkezi kontrol olmamasi taraftariyim ama devamli ‘devlet yapar’ fikrini duymus kitlelerin mudahaleye prensipli olarak karsi cikmalari zor. Iste Ataturk’e, dini kutsallara hakaret ediliyor veya porno filan denir, care olarak merkezi sansur soylenir karsi cikan da hakaret veya pornoyu savunur duruma duser. Bu durumda zaten bu kanunun hazirlanmasi sirasinda hakaret ve duz porno karsitligindan degil ‘cocuk pornosu’ icin basin tarafindan yapilan yaygaradan guc alindi ve bu is sinsisce iktidar/basin isbirligiyle kotarildi.

Pek konusulmayan bir birsey de ekleyeyim. Merkezi kontrolu saglayacak teknik altyapi eger duzgun calisacaksa anladigimiz daginik ve esnek yapidaki interneti bogmayi da beraberinde getirmek zorunda. Bunlar bilinmeyen seyler degil ama belki bu teknoloji memlekette yeni oldugu ve genis kadrolar henuz yetismedigi icin cok konusulmuyor bu. Son kullanici, kitleler filan bunu farkeder mi? Etmez tabii. Bugun bildigimiz internet yerine, zamaninda Fransizlarin yaptigi her tarafi zapt-i rapt altindaki Minitel’inden olsa kaybin farkinda olacak miydi insanlar?

Baskinin ve yasakciligin karakteri bu. Gorunen bir problemi hallederken gorunmeyen bir potansiyeli oldurdugu icin kaybi baskiya icazet ve destek veren kitlelerin gorebilmesi mumkun degil. Tekrar icerige donelim, kac tane Cinli farkinda nette olani degil de devletlerinin gormelerini istedigini gorduklerinin? Onlar Cinli demeyin, kacimiz ‘pekiyi bu kanunla hangi siteler sansurlenmis, hangisi yargi karari dahi olmadan yasaklanmis, listesini gorelim’ demeyi aklina getirdi? Iste DaVinci burada soyluyor, susturuluyorum ve milletin beni koruyacak kurumlari da olmadigi icin mucadele bile edemiyorum diye. Presipleri icsellestirmenin ve temel prensiplere dayanarak devlet mudahalesine topyekun karsi cikmanin bir fazileti bu isleri yapacak guc odaklarinin ortaya cikmasini engellemesi aslinda ama henuz bunu dillendirecek olusumlar guclu degil memlekette — olacaksa da belki biz goremeyiz.

13 cAn { 01.20.08 at 17:09 }

Dikastokrasi ile yönetildiğimizi Hasan Celal Güzel, Sami Selçuk’dan öğrenmiş! http://www.moralhaber.net/yazi_detay.php?Yazi_id=6212&yazar=273

Demokrasi ile yönetildiğini sanan kitleler her seferinde yasaklar ve kapatılmalar/tehdit karşısında yukarıdaki tarzda yakınıp, şaşırcak yada alışacaklar..

Blogcular olarak bir veda partisi düzenlemenin zamanı geldi mi ne? :)

14 T. Suat Demren { 01.20.08 at 17:42 }

Şurada okudum, ‘Ekşi sözlük’ten sgg’ nin (sanırım kurucusu) konuyla ilgili sözlük girdisi:

inanilmaz yanli$ anla$ilmalar silsilesine gebe olmu$tur. medya da bunlari fi$eklemektedir:

- “youtube kapatildi”

yok boyle bir $ey. turkiye’deki internet kullanicilarinin buyuk bir kisminin youtube’e eri$imi engellendi. youtube’u dunyada eri$ime engelleyen ulkeler: brezilya, iran, fas, suudi arabistan, suriye, tayland, turkiye, birle$ik arap emirlikleri. ailemizin diger uyelerini taniyalim. (Blocking of YouTube)

gazete sitelerinde boyle sunulmasindan dolayi “helal olsun bize koca siteyi kapattik” diye tepki verenler var, yazik gunahtir.

- “treewalk, opendns, 4.2.2.1, virt zirt’la kurtulabiliriz”

bu “kafayi kuma gomme” yakla$imindan farkli degil. devlet en i$lek yollardan birinin ortasina bizi sozde bi$eylerden korumak icin duvar dikiyor, biz de gerine gerine “etrafindan dolaniyorum” diyoruz. yahu o duvarin ne i$i var orada? vatanda$la ula$mak istedigi bilgi arasinda duvarin ne i$i var? biz opendns mopendns kullandikca devletin yaptigini gecerli kilmaya yardimci oluyor, kendimizi de “yargi kararini cigneyen insan” yerine koyuyoruz. boyle boyle eziliyoruz i$te. kendi kafesimizde ters takla atabiliyor olmayi ozgurluk zannediyoruz.

dns’i degi$tirdin, devletin zihniyetini degi$tirmi$ oldun mu? yarin dns server’larini degi$tirme imkanimiz elimizden alindiginda, bu eri$im yasaklarini delmek “suc” oldugunda hosts dosyasinin oldugu dizine girmeye curet edebilecek miyiz?

- “hukuk devleti olarak geregi buydu, yapildi. yapilmasaydi hata olurdu”

bu kanunu balciktan cikarip akp’nin kaburga kemiginden yaratilmi$ cumhurba$kanina onaylatip uygulamaya sokan zaten hukumet. hukumet yarin “herkes birbirinin suratina osuracak” diye kanun cikartsa “hukuk devletidir, geregi yapildi” mi diyeceksiniz? kanunun kendisi uyduruk, sacma sapan bir kanunken “hukuk devleti” savunmasi hicbir $ey ifade etmiyor.

- “pornografi ve ataturk’e hakaret gibi igrenc eylemlere verilecek dogru kar$ilik budur”

fayda/zarar konusunda kafasi sulanmi$ bir insanin edebilecegi bir laf. iki tane video icin milyonlarca youtube videosu eri$ime engelleniyor. pkk.com icin internet’i kapatmaktan ne farki var? “zaten internet porno doluydu, ataturk’e hakaret doluydu iyi oldu” mu diyeceksiniz? fayda/zarar oranini kafanizda kurmak zor mu geliyor? once pembe bir kure hayal edin.

- “pornografik icerik barindiran siteye eri$imi devlet engellemelidir”

neden? eger mesele “cocuklar ya da pornodan rahatsiz olan insanlar yanli$likla girebiliyor” ise bu i$ internet explorer’da basit bir icerik ayariyla cozulebiliyor. google size oldu da safesearch’e ragmen porno icerikli site getirse bile internet explorer size o siteye girme izni vermeyecektir zaten. guvendesiniz. devletin “keyfine gore” site secip kapatmasi da neyin nesi? porno siteye girmekten rahatsiz olmayan adamin girmesinde ne sakinca var? re$it adamin nereye gireceginden zaten devlete ne? adamin o ya$tan sonra neye ilgi duyacagi devlete mi kaldi?

- “ataturk’e hakaret barindiran siteye eri$imi devlet engellemelidir”

neden? dayanamayip bakiyoruz diye mi? yoksa ataturk’un hatirasi iki tane dangalak video’dan kirilacak kadar narin mi? turk halki videoyu gorunce “bu bizim tanidigimiz ataturk degildi, karanlik yonunu gormu$ olduk aydinlandik daglara cikiyoruz” mu diyecek? korkunuz bu mu? herkes kafadan hasta mi bu ulkede?

- “youtube o tur videolari reklam gelsin diye bilerek koyuyor. reklam gelirlerini kisarak iyi bir ders verdik youtube’a”

farzedelim beynimizden $iringayla 20g kadar hucre cektik ve gercekten oyle olduguna inaniyoruz. yahu dersi halk kendisi veremiyor mu? halkin o videolari seyretmekten kacmaya cali$irken “hayir dayanmaliyim direnmeliyim!” mucadelesine yenilip sonunda “yapamayacagim malesef seyretmek zorundayim” diye yenilgisi mi sozkonusu? onu geciyorum turkler seyretmese o le$ videolari kim seyredecek, kimin umrunda? fayda/zarar oraninda bu videoya turklerin eri$mesini engelleyerek youtube’e ders mi verdik? bana pek umurlarinda gibi gelmedi. 6 ay sonra reklam gelirleri yerde surununce turkiye’nin kapisini calip “onuncu yil nutku videosunu featured video listesine aldik, lutfen yasagi kaldirin, rica ederiz” diye gelmelerini bekliyoruz galiba.

onu geciyorum “youtube’e haddini bildirmek” halkimizin bilgiye eri$im ozgurlugune futursuzca comak sokmaktan daha mi onemli? ba$bakan kabadayi kafasinda diye koca bir halkin ozgurlugunu hoyratca harcama hakkina sahip mi?

15 T. Suat Demren { 01.20.08 at 17:51 }

Ben (ve belki/galiba Suat bey) yapildigi sekilde merkezi kontrol olmamasi taraftariyim

Hemfikiriz Bülent bey.

Öbür dediğiniz benim de aklıma geldi. 43 site kapanmış bu son kanundan sonra acabna nelermiş bunlar dedim bulamadım. Yarın burası kapansa sürekli takipçileri hariç kaç net kullanıcısı haberdar olur. Bu merkezi kontrolun bir kere başladı mı nerelere gideceğinin farkında değil çoğu insan.

Blogcular olarak bir veda partisi düzenlemenin zamanı geldi mi ne? :)

Valla bilmiyoruz abi, gidişat ona doğru..

16 Bulent Murtezaoglu { 01.20.08 at 18:55 }

Can bey,

Demokrasi ile yönetildiğini sanan kitleler her seferinde yasaklar ve kapatılmalar/tehdit karşısında yukarıdaki tarzda yakınıp, şaşırcak yada alışacaklar.

Hayir. O kanunu meclis yapti. Sasirilacak da birsey yok, kanun gecerken de boyle olacagi belliydi. Boyle yapilacak diye yaziyor kanunda, bunda yargiyi suclamak dogru degil. Daha dogrusu yargiyi suclarsak asil faili gorememis oluruz. Ozellikle Turkiye’de propagandasinin yapildigi sekliyle, sinirlanmamis demokrasi boyle kanunlara engel degil. Bu kanunun kaynagi da demokratik iradeydi zaten. Cunku ‘kutsal kisi veya kavramlara hakaret varsa, devlet engel olsun’ dendiginde ‘hayir, ne munasebet’ demeyen kitleler oldukca buyuk ve guclu Turkiye’de.

17 cAn { 01.20.08 at 20:49 }

Bülent Bey

”Cunku ‘kutsal kisi veya kavramlara hakaret varsa, devlet engel olsun’ dendiginde ‘hayir, ne munasebet’ demeyen kitleler oldukca buyuk ve guclu Turkiye’de.”

Bu bakımdan haklısınız çünkü Türkiye gibi ülkelerde bunun alternatifi işlemiyor.STK’lar yeterince güçlü ve etkin değiller. Ayrıca bu bir kültür ve bizde eksik olan bir şey..

Suatcığım, ne hız; yeni yazını okuyayım hemen :)

18 arif { 01.21.08 at 00:03 }

Bülent bey, şimdi okudum yorumunuzu, özgürlüklerin kısıtlanmasından yana olamayız pek tabii. Fikir başka başka olsada bunların ifadesi için mutlaka zeminin serbest olması gerekir. Özel radyolar ve bunların yasaklandığı günleri hatırlıyorum, kahrolmuştum. Güçlüde bir tepki gelmişti. Tüm işyerleri ve otolar siyah kurdele takmıştı. Sonuçta alınmıştı. Radyomu isterim çığlığı ses getirmişti.Bu youtuba erişimin engellenmeside, hele bu sohbet meclisi yerine geçen, kahve muhabbetiyle yetinmeyenlerin, nefes alıp verdiği blok ortamının sürdürülmesinin öneminin farkındayım. Türkiye ilginç bir ülke bazen atlar tepinirken maalesef arada ezilenler oluyor. Ve bugün AKP ile yargı arasında ciddi bir tepişme var. Suçlusu kimden ziyade arada ezilecek olanlar ilgilendiriyor haklı olarak bizi. Ağustosa kadar adım adım bir gerilme yaşanıyor malum ülkemizde. Yani asıl patronun belirlenme tepişmesi illede geriyor ülkeyi. Kanla çizilen bayraklar, muhtıramsı bildiriler, rakipler için yalan yanlış uydurmalar…Yeni patronun seçileceği her ağustos sancılıdır. daha ne tepişmelere hazır olmalıyız…

19 Bulent Murtezaoglu { 01.22.08 at 07:28 }

Arif bey,

Sizin cevabinizi vesile edip, sadece bir acidan us bes not yazivereyim dedim. Bizaz uzun oldu. Cevaba, hatta okumaniza luzum yok, birsey yuklemis olmayayim size.

Özel radyolar ve bunların yasaklandığı günleri hatırlıyorum, kahrolmuştum. Güçlüde bir tepki gelmişti. Tüm işyerleri ve otolar siyah kurdele takmıştı. Sonuçta alınmıştı. Radyomu isterim çığlığı ses getirmişti.

Ben bunu bilmiyordum, yoktum memlekette, tesekkur ederim. Simdi soyle dusunelim, hic ozel radyo olmasaydi (ki boyleydi eskiden) hatta radyo teknik acidan devlet tekeli haricinde yasak olsaydi (ki bu da boyledi eskiden) kim bilip de isteyecekti bunu? Yani burada iki farkli yaklasim var. Insanlar faydasi konusunda ikna olduklari seylere devlet yasak getirince devlete baski yapiyorlar ama eger temelde devlet buna karisamaz seklinde bir prensip benimsenip belirli kisitlamalar degil devlet gucunun kullanim prensibine yonelik bir itirazlari yoksa cogunluk veya azinlik herkesin onundeki imkanlar yasak koyma/izin verme makamindakilerin cap ve ufku ile sinirlanmis oluyor. Bu fark onemli.

Bu youtuba erişimin engellenmeside, hele bu sohbet meclisi yerine geçen, kahve muhabbetiyle yetinmeyenlerin, nefes alıp verdiği blok ortamının sürdürülmesinin öneminin farkındayım.

Evet, anliyorum. Simdi soyle dusunelim, blog ortami diye birseyi bilmeseydiniz yoklugunu arayacak miydiniz? Ne oldugu anlatilsa bile bunun faydasini gormek kolay degil. Ben ‘87′den beri netteyim ve bana on onbes sene evvel kiyamet kadar farkli forum varken ‘blog’ denen turde bir imkanin bir suru insani nete icerik koymaya itecegi soylenseydi ikna olmazdim mesela. Burada mesele bunu deneyecek olan insanlarin beni (pekala da politikaci danismani olabilirdim ben, isim danismanlik) ikna etmelerinin gerekmedigi turden serbest bir ortamin acik olmasi. Bu serbesti sadece ‘istenen icerigin yazilmasi’ serbestisi degil, bir de teknik serbesti boyutu var. Iki insanin haberlesmesinindeki tarzi aradaki ortamin degil kendi makinelerindeki yazilimin belirledigi bir ortam olageldi internet. Bu cok onemli, cunku iki makinede tamamen makine sehiplerinin tasarrufunda birseyler calistiriliyor ve aradakinden ne izin aliniyor, ne aradaki iletisim ortaminda bir degisiklik yapilmasi gerekiyor. (Bakin, merkezi birsey yok burada.)

Simdi sansure gelelim. Nedir kabaca meclisin yaptigi? Ankara’da bir merkez olacak, yerli insanlari kayit altina alacak, kimi zaman mahkeme karari kimi zaman burokrat karari ile Turkiye’de olmayan makineler/icerik de Turkiye’den ulasilmaz kilinacak. Pekiyi bu is merkezi kontrole yatkin olmayan hur bir ortamda nasil yapilacak? Bir suru metodu var yarim calisan. Su anda yapilma yolu, ‘adres sorma makinesi’ diyecegimiz makineleri bozmak. Yani sizin makine baska bir makineye ’su site neredeydi’ diyor, o makine de ona yanlis adres veriyor. Verilen yanlis adreste de ‘yasakladik’ mesaji var. Calisir mi bu? Son kullanici makineleri adres soracak baska makine bilmedikleri surece calisir tabii.

Gayet tabii aninda delindi bu ‘cozum’. ‘Bilen’ insanlar baska adres sorma makinelerini kullanacak sekilde ayarladilar kendi makinelerini ve hala istedikleri yere bakiyorlar. Pekiyi makul bir hal mi bu yasak gelmis icerige devletle alay eder gibi bakmak? Tabii ki degil, bunun cozumu de (ssg de demis yukarida) teknik bilgi ile sansur delmeyi de yasaklamak elbette. Nasil yasaklarsiniz? Lafla olmayacagina gore aradaki ortami daha da bozmaya baslayarak. Hani ortam hangi makinenin hani makineyle nasil konustuguna karismiyor diye anlatmistim ya? Artik karisir hale gelir. Turkiye’de ortamin sahibi bir tekel olduguna gore de zaten buna kumanda edilmesi zorlugu ve/veya maliyeti onemli degildir, kanunla emir verirsiniz bozarlar. “Bozarlar” diyorum, cunku internet denen seyin belli bir calisma tarzi var, mudahale edilince bozulmus oluyor. Mesele de burada zaten. Bu arzu edilen sansur islerini duzgun yapmak icin interneti bozmak lazim. Bozdugunuz zaman belki isleri dikkatlice yaparsaniz insanlar alistiklari turden hizmetleri almaya devam ederler (yani radyolarina kavusurlar), ama yeni hizmetlerin ortaya cikmasi zorlasir (yani ‘radyoyu devlet yapar’ diyen kalabalik, ozel radyo da varmis, iyiymis der hale gelemez).

Türkiye ilginç bir ülke bazen atlar tepinirken maalesef arada ezilenler oluyor. Ve bugün AKP ile yargı arasında ciddi bir tepişme var. Suçlusu kimden ziyade arada ezilecek olanlar ilgilendiriyor haklı olarak bizi.

Bu dediginiz baska baglamda dogru olabilir ama bu baglamda degil. Atlar tepisirken birseyin ezildigi dogru dogru olmasina da, ezilen sansur isinde olan fenaligin karakterini anlama imkanimiz. Mesela AKP’nin yaptigi sansur kanunun faturasini yargiya cikartma gayreti tepismeyle ilgili. Bunlara takildigimiz zaman yapilan isin karakterini anlamamiz guclesiyor. Yani ‘kim yapti’ tepismesi, hatta firsat bu firsat yargiya veya — sansur baglami disinda da — AKP’ye giydirelim demek ‘ne yapildi’yi anlamamizi zorlastiriyor. (Bundan evvelki Wordpress sansurunde, bir taraf aninda ‘Kemalist yargic’ teranesiyle propaganda yapmaya basladi, obur taraf ’sansurcu yobazlar’ diye. Sonra Adnan Hoca’nin yaptirdigi ortaya cikti, ‘Kemalist yargi’ diyen kesim sustu, otekiler akla ziyan bir sekilde bu sefer AKP/Adanan Hoca baglantisi konusmaya basladilar. Konu Ataturk veya asker ciksaydi, tam tersi olacakti tabii.)

Bu sadece Turkiye’nin problemi degil. Asagi yukari butun devletler internete karismaya calisiyorlar, Cin muhalif susturmak istiyor, biz hakaret ve ciplak kadin resmine takmisiz, ABD ‘fikri mulkiyet’ denen seyi korumak pesinde vs. Bizim ABD’den farkimiz yetismis teknik adamlarimiz nispeten az oldugu, siyaset bilimcilerimizin sesi cikanlari da partizanlikla istigal ettikleri icin konuya partiler ustu bir acidan bakip ‘devlet yetkisi’ ile ‘anarsik olabilen teknik altyapi’nin catistigini farketmememiz. Halbuki, ozellikle (bunu baskalari da soyluyor) ben buyurken solcularin yaptigi sekilde cok okuyan bir muhafazakar kitlemiz, zeki ve matematik altyapisi kuvvetli genclerimiz var. Internet/siyaset/halk hakkinda laboratuar gibi bu is. Ne ararsaniz var, Telekom tekelinde siyasetci/sermaye ser ekseni belirgin; sansur arzusu/pratiginde hem devletin habislesebilecek bir guc oldugu hem demokratik idarenin nasil hassasiyet kasinmasi ile ceberrutlasabilegi gozukuyor; ruhsatlama ve kayit altina alma gayretinde bilindik devlet kontrolu metodlarini ve halk ‘tabii kayit lazim’ derken kayit altina gireceklerin cekingenligini seyredebiliyoruz; anarsik yapiyi merkezi kontrole tabi kilma gayretinde nerelerin kirilip dokulebilecegi teknik acidan gozlemlenebilir oluyor. Neticede kazanilacak bir mucadele olmasa da bu, muazzam bilgi alma imkanimiz var. Ustelik normal vatandasin nasil gundelik siyasi kaygilar, komplo teorileri, kendi hassasiyetleri vs. ile konuya yaklastigini da — yine net sayesinde — gozlemlemek kabil.

20 arif { 01.22.08 at 10:03 }

Bülent bey, tamamını okudum ve faydalandığımı belirtmek isterim. Özgürlüklerin ve yeni açılımların, bilhassa teknoloji-yoğun açılımların tam algılanması ve bunlardan yararlanılması,hayatımızda yer etmesi gençlerden başlayarak derinleşiyor. Gençler-benim evletda dahil- benim Youtubum kapanmış diye çığlık atınca, bizede radyomuzu hatırlamak düştü.

21 Bulent Murtezaoglu { 01.23.08 at 07:47 }

Birileri Mahir Kaynak dedi, gittim Star’a baktim, bu arada Ahmet Kekec’in yazisini okudum. Link su:

http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=139234

Son kismindan alinti yapiyorum, nasil buyuk bir zaaf icinde oldugumuzu anlayalim diye:

Bırakın, ‘youtube’ gibi zararsız siteleri, düpedüz ‘zararlı’ kategorisine giren siteler için konulan ‘erişim yasağı’nı anlamakta da güçlük çekiyoruz.

Burasi tamam.

Kimin, hangi siteyi ne ölçüde izlediğine artık devlet mi karar verecek?

Zahmet edip kanunu okusaydi, sadece ‘karar’ vermenin degil degil kimin nereye baktigini takip etmenin, kaydini tutmanin da kanunda oldugunu gorecekti. (Her devletin ruyasi bu, bu arada. AB, ABD filan da bu konuda gayret icinde.)

Kime ne!

Size ne, bize ne, yargıçlara ne!

Tabii kanunda yargi karari olmadan da sansur burokratlari eliyle bu isi yapmak da var, haberi yok.[1]

Kaldı ki internet, kamusallaşmayan, dört duvarla sınırlı kalan bir özgürlük imkanı sunuyor.

Konuyu bir tek Oray Eğin gündeme getirmişti.

Hepimiz susarak geçiştirmiştik.

Susmayiverseydiniz.

Susmaya devam ettikçe, korkarım ‘erişim yasağı’ bir alışkanlığa dönüşecek ve biz gizli ajandası olduğundan kuşkulanılan partiden beklerken, çağdaş kurumlar eliyle ‘istenmeyen ülkeler’e benzeyeceğiz…

Her seyi birakin, memlekette ‘Bilgi Ihbar Merkezi’ diye adi bile akla ziyan bir yer aciliyor, bu meclisten gecen kanuna dayanarak yapiliyor ve bu isin gordugu muhalefet (nette uc bes sesi saymazsak) SIFIR, ustelik basinin bir kesimi besbelli ki millet bunu AKP’den degil ‘cagdas kurumlar’dan bilsin diye gayret ediyor. Istenen ulke boyle mi olur? Baskalari — bu acidan — bize benzemekten korksun esas.

[1] Su kanunun 8. maddesini okuyun, ‘cocuk istismari’ ve ‘mustehcenlik’ icin mahkeme karari gerekmiyor:

http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5651.html

22 Ridvan { 01.29.08 at 15:34 }

Yasaklardan dolayı kafam bulanmış durumda, hiç bu kadar lanet ve küfür kusmak istememiştim…

Dünya üzerinde daha özgür bir yer var mı üzerinde yaşamamı tavsiye edebileceğiniz?

23 Devekusu { 03.26.08 at 23:10 }

Evet, normal sartlarda Youtube sitesinde gayet işleyen bir sistem vardı. Abuse Report! Tıklarsınız o tuşa, hakarete maruz kaldığınızı belirtir, kısa bir açıklama belirtirsiniz. Belli bir sayıya ulaşan ABUSE REPORT sayesinde, kullanıcı destekli bir filtreleme düzeni sağlayıverir.
Ancak bizim alışmış, hoşuna gitmeyen birşey gördüğünde ağzından köpükler saçıp yere yatar, camdan sarkar, böğürür, köpürdükçe köpürür.
Tek tuş, dilekçe, biraz soğukkanlılıkla çözülebilecek her sorunu çözümsüz hale getirir.

E ne oldu peki şimdi. Bizim vatandaşlar o görüntülere rastgelmiyor, olumsuz Puan vererek silinmesine destek veremiyorlar.

PKK Videoları –> Özgürlük direnişçileri propagandalarıyla tüm dünyaya izletiliyor.
Atatürk’ e hakaret videoları –> Yine tüm dünya tarafından izleniyor.
Tüm bunları hazırlayanlar şerefsizler, bizim 70 milyon vatandaşımıza düştükleri aciz durumdan dolayı kıçlarıyla gülüyorlar.

Şu manzaraya kaç millet düşer 6 milyarlık dünyamızda ben söyleyeyim. Üç dört milletten fazlası değil. Çünkü millet olarak cehalet hakim de olsa, akıllı biri bu soruna el atar, çözer. Bizde akıllı kalmamış belli ki. Ya da Aptalların Akıllıları yönettiği bir devlet haline gelmişiz.
Yazık!

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: