Garabet T. Suat Demren - 28 Eylül 2007 01:23 am

Sistem nasıl işliyor?

59 Responses to “Sistem nasıl işliyor?”

  1. on 28 Eylül 2007 at 12:08 1.Rumuzyok

    Ahahaha!
    Gerçekten harika bir karikatür…

  2. on 28 Eylül 2007 at 14:16 2.Bulent Murtezaoglu

    Gorunmeyen trafinda da boyle goze hos gelen karikaturlari cizenlerin hanimlarinin mebus tayin edilmesi, digerlerinin mahkemeye verilmesi var. Bu konuda da mahalle baskimiz olabilse idi keske. (Diger hanimi odullendirilenin savurdugu dayak tehtidini ve birsey olmamasini Atilla hocaya olan ile karsilastirmak da gelecek program).

  3. on 28 Eylül 2007 at 14:31 3.T. Suat Demren

    :-))

    Onlar da doğru bu görünen kısım da.

    Birbirlerini notrleştirmezler değil mi? :-)

  4. on 28 Eylül 2007 at 15:51 4.batu

    bana kalırsa, salih memecan, gül ya da erdoğan’ı okurlarına sürekli güzel, iyi, hoş gösterme çabalarından sıyrıldığında ne kadar da iyi bir gözlemci olabildiğini göstermiştir bu karikatürüyle.

    ne zamandır epey küfür sallarım kendisine, karikatürleri fw mail ile veya arkadaş tavsiyesi ile geldiğinde. özellikle eşinin de malum pozisyonunun katkısı ile gül ve erdoğan’ın sağlam savunucularından oldu. daha önce de liberal görüşlerini bilirdik. ama yine de bir gazetecinin, görüşü, ideolojisi, fikri ne olursa olsun olaylara tarafsız bakabilme, toplumun menfaatlerini gözetme gibi başlıca görevleri olduğuna inanırım.

    hele bir de karikatürcüyse işi daha da zor. bunu gülümseterek, iğneleyerek yapabilmeli.

    umarım yorumumu erdoğan ya da gül karşıtı olan bir insanın yorumu olarak algılamazsanız. daha genelden bahsediyorum.

    selamlar, sevgiler efendim…

  5. on 28 Eylül 2007 at 18:22 5.Deniz

    Memecan iyice otomatiğe bağladı. Eşi mebus olduğu için o partiye bir minnet duyuyordur , normal bunlar. Önemli olan bu tip şeylerin farkında olup, yazdıklarını çizdiklerini demokrasi ,özgürlük için değil de kendi çıkarları öyle gerektirdiği için yaptıklarını görmek.
    Bir mizah dergisinin RTE’yi Ramazan davulcusu olarak göstermesi hoş bir karikatürdü. Hiç bir hakaret , terslik yok.

  6. on 28 Eylül 2007 at 18:23 6.Deniz

    Bülent Bey,
    Gelecek programı merakla bekliyorum :)

  7. on 28 Eylül 2007 at 18:40 7.T. Suat Demren

    Hep ayni hata

    Tabi adamin karisi AKP mebusu oldu ya her cizdigini cope at gitsin. velevki dogru resmetmis olsun onemli degil.

    Birisinin yanlisini soylemekle yazdiklarindaki/cizdiklerindeki dogrulari ayiramiyoruz. Ideolojik gozlukler kalin geliyor.

    Bu ugurda dusulen tutarsizlik ise takdire sayan.

    Memecan bu iktidarla varolmadi 28 subat zamaninda da demokrasi savunuculugu yapti.

    Memecanin bu surecte resmettgini hemen herseyi Ismet Berkan da soyluyor onunda mi karisi mebus…

    Yapmayin boyle siglik arkadaslar..

    `Bir mizah dergisinin RTE’yi Ramazan davulcusu olarak göstermesi hoş bir karikatürdü. Hiç bir hakaret , terslik yok.`

    Dogru hakaret yok ama zeka da yok komik de degil. Nerede eski karikaturler…

  8. on 28 Eylül 2007 at 19:38 8.Deniz

    “Ideolojik gozlukler kalin geliyor.”
    “Dogru hakaret yok ama zeka da yok komik de degil”
    Bu iki ifade birbiriyle bağlantılı olmasın :)

  9. on 28 Eylül 2007 at 20:09 9.T. Suat Demren

    Yoo cidden ben mizahi severim. Cok matrak adamimdir normalde. Ben o karikaturklerde zeka komiklik goremedim. Gorsem begensem soylerim.

    Eskiden boyle miydi..

  10. on 28 Eylül 2007 at 20:21 10.Bulent Murtezaoglu

    Eskiden boyle miydi.

    Hah, o 5000 icerde 500 disarida miydi neydi lafi ve akabindaki simdi ifade etmek gerekirse filan diye soylenen duzeltmeyi, ucyuuuz, besyuuuz laflari esliginde sikir sikir oynayan biri ile resmederlerdi. Yok mahalle yok Malezya yok tavsan diye manasiz seylerle ugrasiyoruz simdi.

    Bakin muhatevasi degil ’sivil’ olmasi mevzu olmus anayasanin da. “Efenim markalasti ’sivil’ de ondan” diyerek anlatmaliyiz bunu askere yerlestirttigimiz 80 sonrasi ekonomik duzenin dogurdugu kulturde herhalde.

  11. on 28 Eylül 2007 at 21:04 11.Deniz

    Esasen yukarıdaki karikatür güldüren değil, düşündüreninden. Daha önce AB’ye giden otobüsteki Malezya da inmek isteyen yolcu karikatürü komikti. Benim eleştirim ise şu yönde, Sn Memecan eşi o partide mebus olduğu için öyle çizmiyor, öyle çizdiği için eşi o partide. İnsanın mizahını ve entelektuel enerjisini bir partinin hizmetine tahsis etmesi bana hazin geliyor sadece.
    AB yolundaki otobüs konusunda ise tamamen zıt yönde düşünüyorum, bizim otobus doğu yolunda fakat otobusun içinde bazıları arkaya doğru koşmaya çalışıyor.

    Mahalle baskısı konusunda söyleceğim şey ise egemen çevrelerle AKP’nin paylaşamadığı bir şey var aralarında, mahalle baskısı ise bunun dışa vurumu. Egemen çevre derken Tüsiad, Doğan vs gibi yerleşik kapitalistleri kastediyorum. Herşey iyi gidiyordu oysa ki bu iki grup için.

  12. on 28 Eylül 2007 at 21:12 12.T. Suat Demren

    Deniz simdi tam sacmaladin iste..

    Yahu Memecan ailesi Gul ailesinin 20 yillik dostu. Cocuklari ABD de okurken yanlarinda kalacak kadar. Bunun dogrulugu yanlisligi degil mesele. Istese cok daha once de vekil olabilirdi.

    28 subat doneminde de memecan o hengamede boyle seyler ciziyordu. Neden

    Boyle analizler kahvehane analizi geliyor bana.

    =oglan klavyeye cay doktu de pekcok karakter cikmiyor. ondan bu virgulsuz siru isaretsiz son birkac yorum.=

  13. on 28 Eylül 2007 at 21:23 13.Deniz

    Ben demek istediğimi anlatamadım galiba , insan Gül’ün RTE nin dostu olabilir de bu kadar partizanca savaşılmaz ki?
    28 Şubat döneminde okumuyordum Memecan’ı yaşım tutmaz, bu arada o zamanki güçlere kafa tutmuşsa bu iyi bir şey en azından, demek ki bütün iktidarlara yanaşanlardan değil.

  14. on 28 Eylül 2007 at 21:34 14.Deniz

    Saçmalamak deyince aklıma geldi, ben baya bir süredir bu blogları okuyorum, hemen her yazınınızın konusu demokrasi, çoğulculuk, ifade ve vicdan özgürlüğü. Yorumlarımda herkese karşı özenli bir dil kullanıyorum ama ben kalın ideolojik gözlüklü saçmalayan bir paranoyak oldum. Bunların hepsi bana söylendi. Beni gerçek hayatta bilenler bana kalın ideolojik gözlüklü laik paranoyak dendiğini okusalar gülerlerdi. Sizin gibi düşünmeyenleri kolayca paranoyak, cuntacı ya da ideolojik gözlüklü yapıveriyorsunuz.
    Sizin demokrasi felsefeniz RTE’nin felsefesi gibi değil ,ama yanılıyor da olabilirim.

    Not : RTE felsefesi - demokrasi lazımsa biz getiririz, siz işinize bakın.

  15. on 28 Eylül 2007 at 21:38 15.T. Suat Demren

    Deniz sen de cok alingansin. Samimiyete binaen isminle hitap edip gorusmu soyledim sadece.

    Hem unutma sacmalayana sacmaliyorsun demek de ifade ozgulugune girer. Ama eger senin sacmala ozgulugunu elinden alirsam o zaman ozgulukleri ihlal etmis olurum.

  16. on 28 Eylül 2007 at 21:41 16.T. Suat Demren

    Ayrica bu konuyu konustuk spesifik olarak genel bir sey degil soyledigim. Hem ideoloijik gozlugu olmayan kisi yoktur. herkes hayata pencerelerden bakar. Sadece bakisin genisligi ve camklarin nkalinligi farklidir.

    Mutlak dinsiz ancak Tanridir der bazi felsefi ekoller. Iste bu sebepten.

  17. on 28 Eylül 2007 at 21:43 17.Deniz

    “Deniz çok alıngansın :)”
    Benim size kalın ideolojik gözlüklü Suat Bey dediğimi düşünün bir de .

  18. on 28 Eylül 2007 at 21:49 18.Deniz

    “Hem ideoloijik gozlugu olmayan kisi yoktur. herkes hayata pencerelerden bakar.”
    Orası öyle.
    Çevreniz hep sizinle aynı düşünen insanlardan müteşekkil ise o daha kalın gözlükler giymenize neden olur. mesela bu başlık altında 30 tane “ne güzel yazmış” ” ne güzel çizmiş” gibi yorumlar olduğunu düşünün, hepsi böyle olsun. Ne kadar sıkıcı değil mi?
    Ben o sözlerden dolayı alınmadım, demek istediğim sizin karşınızda muhatabınızı mantıklı bir şeyler söylemek yerine paranoyak,cuntacı vb sıfatlarla sindirmeye çalışmanız. Bu aynen birilerinin size sus yobaz, dinci demesi kadar rahatsız edici.

  19. on 28 Eylül 2007 at 21:50 19.Deniz

    Bu arada Tek Tanrı gerçek bir ateisttir-tanrıtanımaz.

  20. on 28 Eylül 2007 at 21:51 20.T. Suat Demren

    Yukaridaki gibi bi akil yurutme yaparsam sen de bana de. Vallahi alinmam. $

  21. on 28 Eylül 2007 at 21:55 21.Deniz

    Tamam alınmazsınız ama cevabınız köşeli olurdu, benim yanıtım ise köşesiz oldu sadece.

  22. on 28 Eylül 2007 at 22:00 22.Deniz

    Benim pencereme göre sizin de saçmaladığınız olmuştur, sizin pencerenize göre ben saçmalamışım. Mutabık olmak zorunda değiliz, Memecan konusunda onun ne dediğine bakarım ama ancak bunu hangi koşullarda dediğini ve neden böyle kastığını da gözden kaçıramam. Naif olmadığım için beni suçlamayamazsınız.

  23. on 28 Eylül 2007 at 22:01 23.Deniz

    Tıpkı laik rektörlerin ne dediğine bakarken neden böyle dediklerini de merak etmem gibi.

  24. on 28 Eylül 2007 at 22:03 24.Bulent Murtezaoglu

    Deniz bey,

    Suat bey birine cuntaci mi demis?

    Bu arada Tek Tanrı gerçek bir ateisttir-tanrıtanımaz.

    Heh, monoteistin bir tanriyi daha reddedenine ateist denir. Neyse, Suat bey bu islerin mantik filaniyla ugrasmayi sever, ben de gayet basarisiz bir sekilde daha bir ciddi matematiksel mantik calismasini saglamaya calirisim. Hazir ekrana bakip duruyorum bir de film linki vereyim basliktaki konuyla sifir alakali (matatiksel mantikla biraz alakali, dogru yere vermeye usendim):

    http://video.google.com/videoplay?docid=-3503877302082311448

  25. on 28 Eylül 2007 at 22:10 25.Deniz

    O sözlerin hepsi Suat Bey’in değil, genel olarak akpartizanlara ezberletilen şeyler. Ben karşılaştığım için aklıma geldi.

  26. on 28 Eylül 2007 at 22:17 26.Deniz

    Bir de teist ve deist var , anlamlarını bilmiyorum. İkincisi kader çizmeyen bir tanrıyı ifade ediyordu sanırım.
    Filmde altyazı yok bu arada, mat. mantığa giremiyoz dil engeli var :)

  27. on 28 Eylül 2007 at 22:30 27.Bulent Murtezaoglu

    Deniz bey, malesef onu cevirmeye egilecek kadro var mi bilmiyorum (ben ellemiyorum artik pek, evvelki tercume cabalarinda ciddi sekilde ulastigimiz insanlarin hepsinin Ingilizce bildigi ortaya cikti cunku. Artik kendileri baksin diyorum.) Ama Turkce olsa bakardim imasinda bulundugunuza gore gore, Turkcelestirdigimiz baska bir komiklige (cok tali olarak lambda calculus tariki ile mat. mantiga giden bir yolun kenrina yaklastigi soylenebilir) link vereyim:

    http://www.ileriseviye.org/Makale/lisperati-tr/

    Belki siz bakmazsaniz baska (daha teknik tahsil almis birileri) bakar.

  28. on 28 Eylül 2007 at 23:12 28.Deniz

    Ben baktım, aslında bunlarla ilk defa uğraşıyorum. Teşekkurler.

  29. on 29 Eylül 2007 at 07:15 29.vadinibozkurdu

    Salih Memecan’ın Karikatürlerini , Eşi dolayısıyla AKP ‘ye yalakalık olarak algılayanları anlayamıyorum

    mal ortada , karşı taraf bu kadar komik hallere düşecek , adam da çizmeyecek ,

    ne istiyorsunuz ?

    futuristik çizimler mi ? sürrealist mi takılsın ? napsın adam ?

    etrafta bu kadar malzeme olacak kullanmayacak !!!

    bırakın öyle günlük karikatürü , son 6 ay içinde yaşananlardan 3-5 cilt ansiklopedi bile çıkar …

    adamlar komik rejimin komik adamları , komedi , karamizah boyutunda ,

    bu malzemeyi kullanmayı engelleyecek tek bir sebeb olabilir kanımca , o da acıma duygusu

    oynadıkları gemide biz de varız , acınmayı haketmiyorlar

    kendi düşen ağlamaz , onu komik hallere düşmeden önce düşüneceklerdi

    Elini korkak alıştırmasın , böyle saçma eleştirilerle tereddüt ederse yazık olur bence……..

  30. on 29 Eylül 2007 at 14:21 30.çuvaldız

    Karikatürleri yorumlama geleneğine uyarak S.Memecan’a bir eleştiriı:Fizik kanunlarına bu kadar uyarak gerçeğin yansıtıldığı bir karikatürde ,daktiloyu kullanan, boşta kalan diğer eli ile de bıçağı kavramalıydı değil mi ama?

    Memecan’ı eşi üzerinden eleştirmek,yeni modaya uygun oldu.Maksat üzüm yemek değil her fırsatta adam dövmek.

    Ben ortaokul dönemimde duyduğum bazı tuhaflıklar var;aman “ş”harflarin Rusyanın orağına benzemesin,ama sağa yada sola yatık yazma,saç,sakal,kıyafet,ideolojilerin jargonuna dahil edilen ambargolu kelimeler..bunlar hayal mayal hatırladığım ama bir o kadar da anlamakta zorlandığım saçmalıklardı.

    Karikatürlerdeki yorum üzerine yorum yapmak aynı yukarıdakiler gibi saçma geliyor.Herkes neyi nasıl ifade etmek istiyorsa öyle ifade eder.

    Şimdi eleştiriye eşleri dahil etmek kabaca bana mahalle kavgalarını anımsatıyor,hani şu ünlü Sulukule Çingene kavgalarını.

  31. on 29 Eylül 2007 at 17:34 31.Deniz

    Sizin anlamadığınız şey şu mizahçı iktidara veya herhangi bir güce ne kadar yakınsa o kadar bağımlı olur. BenCe mizahçı iktidardan ve güç ilişkilerinden bağımsız hareket etmelidir, muhalif olmalıdır. Bu ülkede bir çok insanın eşine 8-10 milyar maaşlı bir iş verseniz, 30 takla atar önünüzde.

    Komik halllere düşenler düşsünler zaten ben tutup da statükoyu savunmuyorum. RTE de komik hallere düşüyor ama RTE karikatürü çizince akpartizanlar alınıyor, bu bir gözlem. Aklıma gelmişken sivil anayasamıza başbakanların karikatürü çizilemez gibi bir madde ekleyiversinler de mutlu olsunlar.
    ” Şimdi eleştiriye eşleri dahil etmek kabaca bana mahalle kavgalarını anımsatıyor,hani şu ünlü Sulukule Çingene kavgalarını. ”
    Siz dahil olduktan sonra tam bir çingene kavgası oldu :)

  32. on 29 Eylül 2007 at 20:16 32.çuvaldız

    “İslami terör” yada “ılımlı İslam” ,her iki tanım da İslam dini mensuplarının yoğun olarak yaşadığı ülkelerden çıkmış değil.
    İslam’ı, terörist din ilan edenlerin menfaatleri gereği İslam ülkelerine yakınlaşmasını halklarına bir şekilde izah edebilmek için ortaya attıkları nefret dozunun panzehiri “Ilımlı İslam” kavramı olsa gerek.

    Batı ülkeleri yada ABD nin insan hakları bağlamında doğu ülkelerinin yönetim sistemleri ile ilgilenmediklerinin en canlı ve yakın örneği Irak müdahalesi.Malezya örneği ile Türkiye siyasetini anlamaya çalışıyormuş gibi görünmek de batı menşeili bir mukayeselendirme çabasının amaca hizmet için ortaya atılmış olması..Ne çeşit bir insan hakkını (ekonomik fayda demek daha doğru olsa gerek) gözetme endişesiyle bu konuya kafa yorulduğunu anlamak pek zor değil.
    Bu arada şunu sormak gerek;Halkınıza, terörist ilan ettiğiniz bir din ile idare edilen ülkeyle olan ekonomik ilişkinizi nasıl açıklardınız?O ülkedeki İslam’ı “ılımlı” ilan ederek mı?

    İran soğukları bahane ederek doğalgazı kestiği anda Botaş’ın enerji temin etmek için başvurduğu vede satın aldığı enerjiyi ihraç eden ülke, Malezya.
    ABD nin de bu ülkedeki sıvı doğalgaz ile ilgilendiği çok kolay ulaşılabilir bir bilgi olarak ortada.
    Türkiye’nin menfaatleri dolayısı ile ekonomik ilişkilerini arttırmaya çalıştığı bir ülkedeki İslami algılanışın iç basında sivil Anayasa üzerine gölge ettirilmek üzere kullanılması sadece siyasal bir fırsatçılık olarak değerlendirilebilir belki!

    Ne alaka ise bunları yazarken insan hakları ve çocukların iş gücü olarak istismar edilmesi konusunda aklıma gelen yaşadığım bir örnek oldu;
    Bir textil firmasında ABD li oldukça ünlü bir firma ile anlaşma yapılmadan önce bu şirketin öne sürdüğü bazı şartların yerli imalatçı firma tarafından yerine getirilmesi gerekiyordu;çocuk işçi çalıştırmamak gibi.Malezya ile ilgili google da dolaşırken şu haber gözüme çarptı”Nıke,Mıchale Jordan’a Malezya’daki fabrikasında bir sene boyunca çalışanlara ödediği maaş toplamı kadar ücret ödemiş.”Malezyanın her türlü yer altı kaynağı varmış da işçisi yokmuş,ucuz emek için insan ithal ediyormuş ve hatta bu yüzden bizim de bazı çok işbilenlerimiz bazı ürünlerini orada imal ettiriyorlarmış.Ee ne var bunda derseniz de;sistemler pek önemli değil kar önemli demek ki derim ve içerde bu kadar tantana çıkaranların hangi karlardan da mahrum olduğunu merak edip tüm bu yaygarayı sadece memleket ve anayasa aşkına yapmadıklarına inanırım.

    Dilin kemiği,düşüncelerin de yuları yok .-)

  33. on 29 Eylül 2007 at 21:39 33.çuvaldız

    @Deniz,malumunuzdur,kavga partnersiz olmaz,sizi yanlız bırakmamayımdedim kendimi feda ettim .-)

  34. on 29 Eylül 2007 at 22:01 34.Bulent Murtezaoglu

    Cuvaldiz hanim, bu partner isi cok iyi de hinzirligi yapan benim olan Deniz beye oldu. (”Sistem” denen seyin kimi itici tarafinin bizzat icinde ve ondan sebepleniyor bu “sistem elestirisi” yapan veya yapar gibi yapan zat demek icin yazmistim onu ben. Gelecek program ile ima ettigimi yazsam sopayi Deniz bey mi yiyecekti diye merak ediyorum bir taraftan da.)

    Herkese soyle Cizimcity’de Aida, Bizimkoy’de Ajda denen bardakta birer e-ihlamur ismarlasam diyorum? (Betul hanim orada iftar vaktinin gelmediginin farkindayim, sizin hakkiniz baki eger niyetli iseniz).

  35. on 29 Eylül 2007 at 22:04 35.çuvaldız

    @ Deniz,
    Konuyu ne anladığımızı ifade ederek anlaşma yolu aramaktan çıkarıp bir diğerimizin ne anlamadığını ortaya çıkararak tartışacaksak buyurun o zaman;
    Sizin anlamadığınız şey şu mizahçı iktidara veya herhangi bir güce ne kadar yakınsa o kadar bağımlı olur.
    Şu rönesans devri aristokrat himayesinde varlık sürdüren sanatçıları düşünerek mi yazdınız?
    Eleştiri ve hakaret arasında,samimiyetle laubalilik arasında ince bir çizgi olduğu muhakkak.Bazı zihinler ise taraf olmak ile kamikaze, satın alınmış köle yada ideoloji şampuanı ile beyin süngeri köpürtülmüş kişiler arasında fark olduğunu anlayamıyor.
    BenCe mizahçı iktidardan ve güç ilişkilerinden bağımsız hareket etmelidir, muhalif olmalıdır.
    Birine muhalif olan diğerine taraf olmaz mı?Düz mantık.
    Bu ülkede bir çok insanın eşine 8-10 milyar maaşlı bir iş verseniz, 30 takla atar önünüzde.
    Ya siz?
    Komik halllere düşenler düşsünler zaten ben tutup da statükoyu savunmuyorum. RTE de komik hallere düşüyor ama RTE karikatürü çizince akpartizanlar alınıyor, bu bir gözlem.
    Karikatüristlere tavsiye ettiğiniz gibi muhalifsiniz yani.Siz komik durum tepti yaparken adı gözlem oluyor da bir başkası bunu yaparken adı neden partizanlık oluyor?
    Hıı pardon cevabı vermiştiniz;yakın ilişki,diyet,kefaret,sizde vefa duygusu fazla gelişmiş.
    Aklıma gelmişken sivil anayasamıza başbakanların karikatürü çizilemez gibi bir madde ekleyiversinler de mutlu olsunlar.
    Halehazırda böyle bir madde var,eleştiri serbest,hakaret cezaya tabii.Acaba bu nedenle mi Sezer’in hiç karikatürüne basında rastlamadım.!

  36. on 29 Eylül 2007 at 22:24 36.Deniz

    Çuvaldız Hn veya Bey,
    Komplo teorilerinin sonu gelmez.Manzara gerçekten eğlenceli. İki tarafta birbirini Amerika’ya hizmet etmekle suçluyor. Ulusalcılara göre AKP ılımlı İslam’ın ve BOP’un temsilcisi, dolayısıyla ABD tarafından desteklenmektedir. Onlara göre demokrasi yabancıların ülkemiz üzerindeki planlarının bir parçası. Bizi bölmek ve geri bıraktırmak için demokrasi dayatıyorlar. Bu konularla ilgiliyseniz:

    http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=95793&sa=27688984&session=77302507988230221248&LogID=

    Diğer tarafta komplo teorisyenleri azalmasına rağmen hala var. Onlar da size benzer simulasyonlar yapıyorlar. AKP hukümeti İran’la, ABD’ye rağmen doğalgaz anlaşması imzaladı, ardından etkili bir Yahudi kuruluşu Ermeni soykırımı hakkında açıklamalar yaptı. (bence de bu iki olay arasında nedensellik var gibi). 27 Nisan muhtırasından sonra ABD hükumeti TSK ile AKP arasında taraf tutmaktan kaçındı.(acaba AKP’yi deliğe mi süpürdüler). Bunun öncesinde 1 Mart tezkeresi var. AKP nin kurmayları tezkerenin geçmesinden yanaydı, ancak 100 kadar cesur yürek AKPli artı 170 kadar CHP li milletvekilinin red oylarıyla tezkere geçmedi. Bu defa her ikisi de Amerikanın çıkarlarına aykırı bir adım atmışlardı. ( Bence o 100 AKP li hem ülkelerini, hem kendi partilerinin geleceğini kurtardı. O tezkerenin geçmesi AKP nin sonu olabilirdi.)

    TSK NATO’nun askeri kanadının bir parçasıdır. AKP ise IMF ve DB nın programlarının bir yürütücüsüdür. IMF ve NATO da ABD’nin etkinliğini bilecek kadar birikime sahip görünüyorsunuz. Reel politik mi derler , uluslararası ilişkiler menfaatlere dayalıdır. ABD için Türkiyenin İslami bir idare mi, laik mi olduğu, demokrat mı diktatörlük mü olduğu hiç önemli değildir. Önemli olan Türkiyenin ABD menfaatlerini gütmesidir. İslam Dünyasında ABD ile ilişkileri en kuvvetli olan ülke, ne IMF’ye posta koyan Malezya ne de tezkere vermeyen Türkiyedir. Bildiniz Suudi Arabistan. Uluslararası ilişkilerde insan hakları, hukuk yoktur. Küreselleşmiş bir Dünyada ülkelerin iç çekişmelerinin dış boyutu da vardır, bu bizim mahalle kavgalarında da olabilir. Ben AKPyi eleştirerek ABD çıkarları doğrultusunda çalışan bir İslam düşmanıyımdır belki. Her fırsatta İslamı eleştiren bir munafıkımdır. Bundan dolayı sivil anayasanızda şu şöyle olsun demem tehlikelidir.

  37. on 29 Eylül 2007 at 22:26 37.Deniz

    Bu arada ben Amerikaya bu kadar hizmet ettim, ama NED- National Endowment for Democrasy hala paramı yatırmadı :)

  38. on 29 Eylül 2007 at 23:06 38.vadinibozkurdu

    Deniz’e

    adam karikatürist mahkeme hakimi değil , kendi siyasi görüşü pekala olabilir ( ha solcu olmak sanatçı olmanın standardıysa o başka )

    Erdoğan Teziç’in ifadesi malum ( devlet iktidarı - siyasi iktidar )

    iktidarın siyasi olanına muhalefet kolay tabi , vur abalıya…..

    Herhangi bir dış güç Türkiye’de hükümet dışında da muhatab bulabileceği izlenimine kapılmasının dahi ne derece garabet olduğunu izanınıza bırakıyorum.( ki ne izlenimi resmen çift başlılık var şuan )

    Birileri artık muhatab olamayacaklarını anlamış olduklarından normal seyrinde gerçekleşen dış ilişkileri vatanı satmak olarak göstermeye çalışıyorlar. onu öpme beni öp… derdine düştüler

    Tezkereye ben de karşıyım ,fena halde karşıyım , Erdoğan’ın eleştirilebilecek bir sürü hatası var , ama Allahın sevgili kuluymuş ,afedersiniz öküz gibi bir muhalefete sahip , muhalefetin vurduğu yerde gül bitiyor , daha da güçleniyor , iktidarda CHP olsaydı o tezkerenin ne menem birşey olacağını tahayyül bile etmek istemiyorum.Ordunu kendi dış ilişkilerini kendisinin yürüttüğü bir ortamda AKP’yi suçlamak kolay tabi bunun da farkındayım.

  39. on 30 Eylül 2007 at 00:36 39.çuvaldız

    Bülent bey,
    “Kendisini Osmanli sanan bir diger buyugumuzun kullandigi nasihatlerden mulhem bir cevap vereyim buna: Kusur bulmak bize, kusur bulunamayacak dogru laflari etmek ikbal sahiplerine. (başlık Gerçeğin Baskısı-yorum 13) uslupla ilgili yazdığınız anlama yakın bir cümle sarfettiğimde (jazzetta’da)bunun riya,aldatmaca da olabileceğine dair bir ikazda bulunmuştunuz.
    Belki de sizin itiraf ettiğiniz hınzırlığınız uslubunuz nedeniyle hamle(size göre sopa) savuşturmuştur.(bunu size dolaylı olarak ikbal sahibisiniz demişim gibi de yorumlayabilirsiniz .-)) Yeterince açık ifade ettiğime inandığım bu cümleden cümleden çıkaracağınız yorum için hangi matematiksel pozisyonunu seçeceğiniz pek tabii ki size kalmış.

    Tabii bu da benim sopa(!) savuşturma uslubum olarak da kabul edilebilir .-)İhtimaller çok.

    Bu kadar laf gezdirmeden sonra;kusur teşhisinde bulunanın kusursuz olduğunu nasıl bileceğiz?Bu soruya şunu da ekleyebiliriz “sistem eleştirisi yapan ve yapar gibi yapan birbirinden icraartsiz nasıl ayıklanacaklar eğer her lafları ağızlarına tıkılır,her eylemleri niyet okuyucular tarafından engellenirse?
    Her ne olursa olsun 5 senedir iktidarda da bulunmuş olsalar dahi hala daha milli görüş ve irtica ithamlarından yakasını kurtaramamış bir siyasi parti geçmişi olan insanın hangi lafı nasıl ederse etsin eleştirilme ihtimali vardır. Katil doğanlar mantığı ile geçmiş kusurlu(!) ise gelecek de kusurlu olacaktır.Bugün Cumhuriyetin/Anayasanın tehlike altında olduğunu söyleyenler şu kusurlu geçmişi temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp ortaya çıkaranlar değil mi?

    Bir karikatürden kapıkulluğu teşhisi yapılıp eşinin talklaları sayılabiliyorsa sadece helal olsun derim.Bu avcının ıskalamaktan korktuğu için ava makineli tüfekle çıkması kadar saçma bir yaklaşım.

  40. on 30 Eylül 2007 at 01:57 40.Deniz

    Selam,
    Sınıflandırmanızı tam anlamadım, ama iktidarı devlet iktidarı ve siyasi iktidar olarak ikiye ayırmışsınız. Atanmışlar seçilmişler gibi bir ayrım olsa gerek. Devlet iktidarı dediğiniz şeye çıkarlarım icabı vurmuyorum. Misyonum bu değil, benim misyonum statükoyu korumak, büyüklerimi saymak, çevreden merkeze gelmeye çalışanları karalamak :)
    Dış güçler bir ülke içinde ayrılık çıkartabilir veya mevcut ayrılıkları kullanabilir. Bizimkisi 2. si.
    Muhalifler de siyasidir, her muhalif solcu değildir, olmak zorunda da değildir. İktidara çıkar ilişkileriyle bağlı olanların hareket alanı dardır, hatta siyasi görüşleri bile olamayabilir. Memecan o türden bir insana benzemiyor o ayrı.
    ” Ordunu kendi dış ilişkilerini kendisinin yürüttüğü bir ortamda AKP’yi suçlamak kolay tabi bunun da farkındayım. ”
    Bakın ben militarist, cuntacı filan değilim ama AKP ekonomide dış politikada başarılı derken , başarı AKP’ye ait oluyor da, başarısızlık niye siyasi iktidara ait olmuyor? Şimdi AKP iktidar mı değil mi, onda anlaşalım.
    İktidarda CHP olsaydı demek farazi oluyor , ancak ABD nin Irak hareketine sıcak bakmayan 57. hükumet 3 ayda nasıl buharlaştı da beklenen daha ılımlı bir hükumet geldi? CHP iktidarda olsaydı AKP hayır diyecekti tezkereye, CHP de evet. O zaman ne olacaktı, cuma namazı çıkışları Irak kardeştir ABD kalleştir ,CHP şöyledir mitingleri düzenlenecekti. AKP iktidarında tezkereye karşı cuma protestosu olmadı,ilginç değil mi?
    Biraz perspektifinizi genişletin.

  41. on 30 Eylül 2007 at 02:03 41.Deniz

    “Bir karikatürden kapıkulluğu teşhisi yapılıp eşinin talklaları sayılabiliyorsa sadece helal olsun derim.Bu avcının ıskalamaktan korktuğu için ava makineli tüfekle çıkması kadar saçma bir yaklaşım. ”
    Siz Memecan’ın karikatürünü ilk defa görmüş olabilirsiniz, ama ben onun uslubunu ezberledim. Olayları tek taraflı görmesi ve/veya göstermesine dayanamadım. Tabii istediği gibi yazar çizer o ayrı. Tamam ya Memecan hoştur, iyidir, petrol tarım ürünüdür pes benden :)

  42. on 30 Eylül 2007 at 02:42 42.Bulent Murtezaoglu

    Hah, Cuvaldiz hanim anlamadim. Nereye bakmaliyim Jazetta’da hangi boyumdan buyuk lafi ettigimi gormek icin?

    Bu kadar laf gezdirmeden sonra;kusur teşhisinde bulunanın kusursuz olduğunu nasıl bileceğiz?

    Bu niye gerekiyor? Genel icin soyleyeyim, koskoca bir muhasebe hesabinin bir yerinde bir aritmetik hatasi bulan insanin kendi hesaplarinda her seyi duzgun yapiyor olmasi ve/veya o hesabi basten kusursuz yapabiliyor olmasi mi gerekiyor?

    Bu soruya şunu da ekleyebiliriz “sistem eleştirisi yapan ve yapar gibi yapan birbirinden icraartsiz nasıl ayıklanacaklar eğer her lafları ağızlarına tıkılır,her eylemleri niyet okuyucular tarafından engellenirse?

    Bir dakika, benim, Deniz beyin vs. bir laf agza tikma ve icraat engelleme ozelligimiz mi varmis? Yanlis mi anliyorum imayi? Ben kendim olarak itaat ederim veya etmemenin yolunu ararim belki o ayri da, nasil engel olayim? Oyle bir gucum olsa bu ulastirma bakani simdi emekli milletvekili olurdu mesela. Digerleri de var, bazi seyler hic olmamis gibi yapildigi icin yazmayayim buraya simdi. (Ben AKP’nin kazanmamasini da istemiyordum ustelik! Daha az guclu olmasini tercih ederdim, o ayri.)

    Bir karikatürden kapıkulluğu teşhisi yapılıp eşinin talklaları sayılabiliyorsa sadece helal olsun derim.Bu avcının ıskalamaktan korktuğu için ava makineli tüfekle çıkması kadar saçma bir yaklaşım.

    Polikacilarla boyle iliskilere girip odul olarak algilancak sekilde — maasi bizim cebimizden, unvan bize ait, yetkiyi de hesapta biz veriyoruz ustelik — karsilik alanlara ne yapmaliyiz sizce? Bunlar hic olmamis gibi mi davranmaliyiz? Alkislamali miyiz? Mesela oturdugumuz lokantaya gelseler (ve tanisak), kalkip gitmemeli bilakis bu yuce insanlara yakin oldugumuz icin memnun mu olmaliyiz? Sadece ‘hmm, biraz garip olmus evet ama otekiler de soyle boyle’ mi demeliyiz? Cok gucu olan insanlarin cirkin islerine tepki gosteren sifir guc sahibi insanlara kiziyorsunuz, kizdiysaniz. Asagida da ilisecegim buna, burada da soyleyeyim, her hosa gitmeyen ses cikartan iyi saatte olsunlarin golgesi veya onlarin degirmenine su tasiyanlardan degil bu memlekette. Bunu bilmez degilsiniz, dediniz de demiyorum, ama boyle bir dusunce var yerlesmesinde rol oynayanlardan biri de burada ilistigimiz karakaturist.

    Bakin burada ’sistem elestiriyorum’ diye ortaya cikan birinin hanimi mebus olarak atandi o sistemin bu tarafi da var diyoruz ve burada politikaci dansozlugune ve ahlakina sahip kimse — cok sukur — olmadigi icin senelerdir NY’da oturan bir hanimin aslinda halkimizin kendisine duydugu guvenin demokratik tezahurunden dolayi o meclise girdigini soyleyemiyor kimse. Hepimiz biliyoruz ya hizmet ya iliskiden dolayi oldugunu ne demokratik tercih ne herhangi bir sekilde olculmus liyakatle iliskisi olmadigini isin. Niye buna tepki gostermeyelim ayni adam cikip ‘bakin sistemimiz’ deyince? Bu isleri yapan adam, tekrar soyluyorum belki, basbakan burada kalan meslektaslarina dava yagdirirken NY’tan bunlara kusur bulan darbecidir temasinin yerlesmesinde rol aldi diye mi? Kendisine dokunan tarafta ve/veya is sansure bilmemneye gelince merkeziyetci/kontrolcu kanunlari gecirmekte bir saniye tereddut etmeyen bir partiyi mecburi liberal tercih diye gosterdi diye mi? Muhalefet sadece (ayni guruh tarafindan neredeyse Hirosima’ya bombayi da bunlar atti diye suclanacak) iyi saatte olsunlarin bize ‘iste surada’ denen golgelerine mi yapilir bu memlekette?

  43. on 30 Eylül 2007 at 02:49 43.Bulent Murtezaoglu

    Deniz bey,

    İktidarda CHP olsaydı demek farazi oluyor , ancak ABD nin Irak hareketine sıcak bakmayan 57. hükumet 3 ayda nasıl buharlaştı da beklenen daha ılımlı bir hükumet geldi?

    Ben 2002′de olanlardan birsey anlamadim. Gerci beceriksizlik, basiretsizlik vs. atfetme konusunda fazlaca comert davranmanin zor oldugu bir memlekette yasadigimiz soylenebilir ama yine de insanin akli pek ermiyor olanlara. Ben burada degildim, belki buradan makul gozukmustur, onu bilemem.

  44. on 30 Eylül 2007 at 02:55 44.T. Suat Demren

    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=271574

    Ayvalık İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde düzenlenen yeni anayasa konulu toplantının dinleyicileri arasında eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da vardı.

    Toplantıda sözalan Kanadoğlu, hükümetin yeni anayasa hazırlığını sivil darbe diye nitelendirdi.

    Yeni anayasa hazırlıklarını dinci oligarşik bir yapının teşebbüsü olarak nitelendiren Kanadoğlu, “Bu sivil darbe teşebbüsüne sadece sivil toplum örgütlerinin değil, laik demokratik cumhuriyetin inanmış her vatandaşının, her yurttaşının, her türlü olanakla ve kendi gücüyle karşı çıkması şarttır” dedi

  45. on 30 Eylül 2007 at 03:08 45.Bulent Murtezaoglu

    Suat bey, (ve aslinda Deniz bey)

    Yeni anayasa hazırlıklarını dinci oligarşik bir yapının teşebbüsü olarak nitelendiren Kanadoğlu, “Bu sivil darbe teşebbüsüne sadece sivil toplum örgütlerinin değil, laik demokratik cumhuriyetin inanmış her vatandaşının, her yurttaşının, her türlü olanakla ve kendi gücüyle karşı çıkması şarttır” dedi

    Goruyor musunuz Allah bize ne yapti simdi! Buyurun, Memecan’a kizarken simdi Kanadoglu bize talimat verirmis gibi oldu.

  46. on 30 Eylül 2007 at 03:14 46.T. Suat Demren

    Bülent Bey,

    Ben seçim döneminden beri (aslında 27 nisan muhtırasından beri) özetle “Gemiyi batırmaya çalışanlar var, hele bi gemiyi kurtaralım, sonra istikamete bakar, donanımı elden geçiririz” diyorum, ama anlaşılmıyor ve bu hepimizi batracak tehlikeye rağmen “işte kaptan gemiyi sarstı, istikamette sapma var, şu tayfayı kayırdı şuna haksızlık yaptı” vs ilelerle uğraşanlar oluyor. Gemi batınca ne önemi olacak bunların bilmem..

  47. on 30 Eylül 2007 at 03:42 47.Bulent Murtezaoglu

    Hah, Suat bey, bu sekilde ‘aman simdiki isimiz bu degil’ diyenlerin (ozellikle bizim gibi etkisiz elemanlarin) aslinda kendi zihinlerini de hafiften dumura ugratma riskleri var diye dusunuyorum. Mesela, yukarida da ima ettim, nicin Telekom isinde ’simdi sirasi mi?’ diyeyim ki ben? Onda mutabikiz herhalde. Otekinde degiliz, belli ki. Cizgi nerede?

    Benzer sekilde, ‘ordu goreve’ pankarti tasimakla, su isler yanlistir, su hal olacak gibi degil, suna nicin tahammul edelim demek arasinda fark var. Yokmus gibi gozukuyorsa, ya ben tartamiyorum (ki muhtemel) yahut da bize bir yanlis/sahte ikilem enjekte ediliyor (’false dichotomy’den tercume ettim, dogru mu oldu?).

  48. on 30 Eylül 2007 at 09:00 48.T. Suat Demren

    Bülent bey,

    Hah, Suat bey, bu sekilde ‘aman simdiki isimiz bu degil’ diyenlerin (ozellikle bizim gibi etkisiz elemanlarin) aslinda kendi zihinlerini de hafiften dumura ugratma riskleri var diye dusunuyorum.

    Çok doğru bu tehlike var tabi ama -safi etkisiz eleman olmasak da kelebek etkisi misali- bu konularda biraz daha fazla yazıp çizenlerin kolayca buna düşmeyeceğini de söylemek mümkün. Ben yutkunuyorum “ohh ne lezzetlimiş” demiyorum mesela.
    Mesela, yukarida da ima ettim, nicin Telekom isinde ’simdi sirasi mi?’ diyeyim ki ben?

    Doğru, bu teknik bir konu. Buna ben de “sırası mı?” demem. Demem çünkü bundaki bir eleştiri “ideoloji” içermiyor, ideolojik olarak kullanılamıyor. Diğerleri içeriyor demiyorum ama öyle algılanıyor/kullanılıyor. Geleceğim şimdi ona.

    Onda mutabikiz herhalde. Otekinde degiliz, belli ki. Cizgi nerede?

    Çizgi iedeolojik algı sınırı benim gözümde. Yani zaten ülkenin kronik bir ideolojik siyaseti var, kim gelirse gelsin bu değişmiyor. Mesela milletvekili “atama” gibi, Memecan’ın (bu iktidara yakın) eşinin vekil olması gibi. Hangi iktidar bunu yapmıyor ki de bunlara bu toz dumanda bundan DA vuruyoruz? Ki totalde zaten gitmek istediğimiz ve pohpohladığımız yön (mesela anayasa değişikliği, dolayısı ile siyasi partiler kanunu vb) bu tip şeyleri engelemeyecek mi mümkün oranda? Bu verdiğim sadece bir örnek, yeldeğirmeni ile savaşır gibi yapınca (adamın çizdiğinde doğruluğa bakmayıp, “aa eşi vekil oldu bak” deyince mesela) bu kez bunu engelleyemediğimiz gibi bunu engellmesi muhtemel makro değişimi istemeyenlerin ekmeğine de yağ sürüyoruz, “bak bak” dedirtip adamın çizdiği şeylerin içini boşaltıyoruz. Halbuki ben de rahatsızım Memecan’ın eşinin vekilliğinden ama çizdiklerinin içi boşalmasın diye ses etmiyorum. Biliyorum ki siyasi partiler kanunu değişirse böyle şeylerin olMama ihtimali de yükselecek, kolay olmasa da. Çizilenin içi boşalınca ne olacak? Diğer içi boşalan şeylerle birleşecek değişime olan direnç kuvvetlenecek birileri gelip oyun tahtasını devirecek; ve sıfır elde var sıfır. Bu kez de bir başkasının eşi vekil olacak. (Bir örnek bu sadce, pek çok şeyle demek istediğim örneklendirilebilir.) Buradan bir sınır çıkartılabilir.

    Benzer sekilde, ‘ordu goreve’ pankarti tasimakla, su isler yanlistir, su hal olacak gibi degil, suna nicin tahammul edelim demek arasinda fark var.

    Hem de çok fark var. Ama kimin için? Sizin için var, benim için var. Ama algı nasıl? Bu eleştiriyı ideolojik mevzisine yığınak olarak kullanıp değişime dirençte güçlenenler karlı çıkıyor.

    Şu an dereyi geçmeye çalışıyoıruz, atın yayvanlığına bakıp; zaten suyun hiddetinin tehlikesinden ürkmüş vaziyetteyken bir de atı çimdikleyip durmak akıllıca değil; su gelip götürüse yayvan da olsa bir at sahibi olmak için akıntıdan ne zaman kurtulup kıyıya ulaşırız belli değil çünkü. (Ki bu tehlike ciddi olarak mevcut şu an)

    Ben böyle düşünüyorum. Teknik (telekom gibi) ve daha demokratik (İçişleri bakanı, adalet bakanı, anayasa gibi) gibi makro eleştiriler -yani sistemin değişimine yönelik- yapılmalı, yukarıdakiler gibi, -sistemin yapısı gereği kim gelirse gelsin aynı şeylerin olacağı değil– bence. (Bunlara has değil çünkü bu mevcut yapı gereği olan şeyler, ama bunlara hasmış gibi algı oluyor ve bu kullanılıyor, “bitecez mahvolacaz” denerek.)

  49. on 30 Eylül 2007 at 18:07 49.vadinibozkurdu

    Deniz’e

    Anlamak mı istemiyorsunuz ,

    Erdoğan diyorum , Teziç diyorum …..ifadesi diyorum …. iki başlılık var ….. meşru değil ama tespit olarak doğru katılıyorum diyorum

    siz kalkmış

    ” Sınıflandırmanızı anlayamadım”

    ne sınıflandırması ya ? benim sınıflandırmam mı oluyor ?

    girişte statükoyu koruyorum diye dalganızı geçtikten sonra bakın ben cuntacı değilim demek de çok ikna edici oldu

    seçim zamanı şırnak da 2 uçak 4dk sınırımızı ihlal etmiş diye kopan gürültü ile , israilin uçaklarının yakıt tankı atarak yaptıkları ihlale karşı gösterilen sessizliği ?

    mukayesenizi yapın ondan sonra vicdanınız ile karar verin AKP kimlerle uğraşıyor ?

    açık söyleyim ben bu adamlardan ve iyi çocuklarından her haltı beklerim ………….

    ha ben tüm muhakemem sonucu artıları eksilere göre fazla bulduğumdan AKP yi desteklerim , bir çok insan sadece yüzüne bakar adamın , ha bunlar baykal gibi meymenetsiz değil der güvenir de oy verir o ayrı mesele.

    ebedi muhalifler ile birşeyler yapmayı becerenleri de aynı kefeye koymayın ,

    köprüye karşı çıkan ama köprüde trafik biraz sıkışınca şikayet eden egzantrik solcu muhalefetten memlekete ne yarar gelmiş ? ki türevlerinden gelsin.

    benim idealimdeki bir başbakan ” Take of ” yapcıcaz gibi bir cümle kurmaz mesela , bir hafta güldüm bu salak cümleye ,

    ama adamın hakkını verin hakkını , karşısındaki insan zekasına hakaret - akla ziyan tiplere rağmen bir şeyler yapmaya çalışıyor

    Erdoğan’ın keşke şöyle yapmasaydım - bu kötü oldu dediği hizmetler bile bayka’ın olmayan hizmet hayatının toplamından fazladır heralde……..

    Muhalifi ,rakibi ,cuntacısı , çetecisi , profu ,paşası,emeklisi , muvazzafı , hakimi, işadamı , medyası , yazarı ,mazarı , zartı zurtu

    karşısındakileri görünce adam gökten zembille inmiş gibi resmen gözümde ,

    baykala bak erdoğana bak

    haluk koç’a bak , Abdullah Gül’e bak

    ……..

    hangisini seçersiniz ?

    tabiki sağdaki

  50. on 01 Ekim 2007 at 01:31 50.Deniz

    “ben tüm muhakemem sonucu artıları eksilere göre fazla bulduğumdan AKP yi desteklerim ”
    Yüzde 47 de öyle yaptı zaten, aslında bu konuda size hak vermemek elde değil.
    Mesela Erdoğan , Baykal meselesi değil. Baykal demedim bile zaten.

    Erdoğan Teziç mi, üç ayı kaldı sanırım, yerine Abdullah Gül başka birisini atayacak. (Abdullatif Şener olabilir mi*)

    “açık söyleyim ben bu adamlardan ve iyi çocuklarından her haltı beklerim ”
    Devlet işleri böyle pistir, her devletin böyle haltları vardır. Savunulamaz.

    “israilin uçaklarının yakıt tankı atarak yaptıkları ihlale karşı gösterilen sessizliği ? ”

    Sessizlik gösterilmemeli.

    “hangisini seçersiniz ?”

    Siz bana niye iki seçenek sunuyorsunuz, başka seçenekler de yaratılabilir. Cevap , hiçbirisini seçmem. Niye seçeyim birisini.

  51. on 01 Ekim 2007 at 02:04 51.Deniz

    35. de çuvaldız hn demiş ki:

    “Bazı zihinler ise taraf olmak ile kamikaze, satın alınmış köle yada ideoloji şampuanı ile beyin süngeri köpürtülmüş kişiler arasında fark olduğunu anlayamıyor.”
    Doğrudur :)

    “Birine muhalif olan diğerine taraf olmaz mı?Düz mantık”
    O kadar lafın arasında çekilip alınması gereken mantıklı bir laf.
    Evet, birine muhalif olan diğerine taraf olur, diğerini nasıl tanımladığınıza bağlı. Zekadan, mizahtan, efendisizlikten,karakterden yana bir tarafsa evet.

    “Bu ülkede bir çok insanın eşine 8-10 milyar maaşlı bir iş verseniz, 30 takla atar önünüzde”
    ” Ya siz ”
    Benim eşim yok, ama bana bu meblağı verseler karikatür bile çizerim :) Zaten cuntacılar fazla bir şey vermiyor, Soros a mı geçsem. Rayonel, fayda maksimizasyoncu bir birey bu miktara niye sırtını dönsün ki? Siz reddeder misiniz? Eğer reddederseniz iktisat ilmi hakkınızda hayırlı şeyler söylemiyor.
    “sizde vefa duygusu fazla gelişmiş.” O kadar değil, Sorosla nasıl irtibata geçiliyor bilen var mı? :)
    “Acaba bu nedenle mi Sezer’in hiç karikatürüne basında rastlamadım.! ”
    Bilmem ki ben de görmedim, ama Sezer başkan değil, reisi cumhur. Reisi cumhurlar çizilemez galiba. Memecan bu işe bir el atsın, cezası hapis değilse, öder tazminatı. Bak o zaman helal olsun gerçek muhalifmiş demek düşer bendenize. ABD başkanı, Fransa Cumhurbaşkanı her türlü şebekliğe sokuluyor, bizimki de sokulsun. Bu arada Tony Blair i Bush’un finosu (köpek) olarak çizdiler, bu Blair ne kadar yüzsüz adam, her türlü hakereti yutuyor. Blair’e bir mektup yazın da dava açsın. Sizin orjinal fikirlerinizden istifade etsin.
    Eyvallah, bu arada fedakarlığınız gözlerimi yaşardı, benim gibi bir Sulukule (Çevre diyorlar -merkeze yürüyoz be diyorlar) sakinini çok eğlendirdiniz.

  52. on 01 Ekim 2007 at 02:13 52.Deniz

    “Şu rönesans devri aristokrat himayesinde varlık sürdüren sanatçıları düşünerek mi yazdınız?”
    Yok Diyojeni düşünerek yazdım. gerçekten.

  53. on 01 Ekim 2007 at 19:39 53.çuvaldız

    @ Deniz,
    Ramazan Güzellemesi yorum 18: Burada yazılanlar bir nevi ego savaşına giriyor ki, çelişkinin vardığı düzeyle ilişkili olarak acayip saldırı refleksleri gösteriyor bazı yorumcular.demiş İktisatçı gözüyle ve cevabi yorumunuzda bana bu tarza bir örnek olarak göründü.
    Peki egonuza hizmet edeyim; ve size HAKLISINIZ diyeyim. :-) Kişiler sadece ve sadece iktidar oldukları için,bal tutan parmakları yalama fırsatı bir gün kendilerine de gelir diye temenna ederek mesleklerini bu uğurda iktidara peşkeş çekiyorlarsa dediğinizde yüzde yüz haklısınız.
    Pekii kişilerin taraf oldukları iktidar değilse ve onların iktidar olabilmeleri için de taraf olan meslek erbabı kişiler mesleki bilgi ve yeteneklerini bu uğurda peşkeş çekip sizin de onay verdiğiniz gibi “muhalif” tavır sergiliyorlarsa,sadece iktidara muhalif oldukları için onları doğru olarak mı kabul edeceğiz?
    İtiraz ettiğiniz taraftarlık nedir?Şiddetle tavsiye ettiğiniz muhalif tavır nasıl oluşturulmalıdır?
    Memecan’ın yukarıdaki karikatürünü örnekleyerek bir açıklama yaparsanız belki anlamam kolay olur.Nasıl çizmiş olsaydı Akpartizan gibi davranmamış ve muhalif davranmış olurdu?
    Karikatür dışı olduğu için sizin yerinize ben yazayım;
    ”eşi AKP vekili olmamalıydı” ve iktidar olacaklarını anlayınca “Memecan Gül ailesi ile ilişiğini kesmeliydi” iktidar ile ilişiğini kesemiyorsa “karikatür çizmeyi” bırakmalıydı vs.vs..

    Yazdıklarınızdan anladığıma göre sizin Diyojen iktidar gibi görünüyor .-)

  54. on 01 Ekim 2007 at 21:12 54.Deniz

    Çuvaldız hn.

    “Burada yazılanlar bir nevi ego savaşına giriyor ki, çelişkinin vardığı düzeyle ilişkili olarak acayip saldırı refleksleri gösteriyor bazı yorumcular.demiş İktisatçı gözüyle ve cevabi yorumunuzda bana bu tarza bir örnek olarak göründü.”
    Doğru , haklısınız. İktisatçı da haklı.

    “Kişiler sadece ve sadece iktidar oldukları için,bal tutan parmakları yalama fırsatı bir gün kendilerine de gelir diye temenna ederek mesleklerini bu uğurda iktidara peşkeş çekiyorlarsa dediğinizde yüzde yüz haklısınız.”
    Ego savaşına girmeyip, bunu daha önce söyleseydiniz ya.

    “sadece iktidara muhalif oldukları için onları doğru olarak mı kabul edeceğiz?”
    Tabii ki hayır, akıl var, muhakeme var. Muhalif olmak haklı olmak anlamına gelmez.
    S. Memecan karikatürüne gelince, eğer demokrasi taraftarı iseniz, çizginiz buysa başka antidemokratik uygulamaları da görürsünüz. Mesela 1. sırada seçilen Eskişehir OGÜ rektör adayını yerine CB Gül’ün ikinci sıradaki adayı seçmesi. Damdan düşen, halden anlayacağı yerde dama çıkmaya çalışan birisinin ayağını kaydırıyor. Ben de çok şey istedim, Memecan desteklediği tarafın hatalarını halka göstermek zorunda değil, vefa duygusundandır.

    Benim o tarzda cevap vereceğimi nasıl düşündünüz? Yanıldınız.
    Eğer gerçekten prensiplerinin adamıysa kendisine veya eşine gelen vekillik teklifini kibarca geri çevirir işine devam eder. İktidarı savunmaya devam eder. Siz öyle yapmıyor musun zaten, iktidara göbekten bağlı değilsiniz, iktidarı savunmakla bir çıkar elde etmiyorsunuz, doğru bildiğiniz yol bu olduğu için savunuyorsunuz. Haksız mıyım?
    Eğer iktidarla iş tutmak istiyorsanız, karikatürist , köşe yazarı, entelektüel olmayıverin, ekonomist olun, müteahhit olun, avukat olun, iş adamı olun mısır ithalatı yapın, milletvekili olun vs. Eğer muhalif olursam aç kalırım diyorsanız, iktidarla iş tutun tamam da , tetikçisi de olmak zorunda değilsiniz, önünüzdeki işinize bakın. Sözlerim Memecan ve meclisten dışarı.

    Prensip adamı/kadını olmak ütopya değil, örenkleri var:
    Siz veya sizden birileri iktidarda ise, ortada büyük bir sorun var demektir. Muhalefette olmak her zaman daha iyidir. Daha özgür olursunuz. Muhalefet, zihin açar. İnsanı, devrimci, reformcu yapar. Ben Müslümanların uzun bir süre iktidar olmalarını istemedim, hálá istemiyorum. İktidar, netameli bir şeydir, kendiliğinden tutucu oluverirsiniz. Çünkü korumanız gereken şeyler vardır. Sonra çok da adil olmayan bir şekilde, sermaye ve statü el değiştirmeye başlar. Siz de o sürecin bir parçası haline gelirsiniz. Kısacası, benim iktidarı çok daha rahat eleştirebildiğim zamanlar oldu. Şimdi tepki alıyorum, hem de çok büyük tepki: “Sırası mı şimdi? Sen kimin adına bu eleştirileri yapıyorsun? Bak, zarar veriyorsun!” diyorlar. Ama biz, eleştirel olmak zorundayız. Bizim geleneksel İslam bilginlerinin temel bir ilkesi vardır: “Sultanın sarayından ve zenginlerin sofrasından uzak dur! Ancak bu şekilde insanlara faydalı olabilirsin.” Benim yapmaya çalıştığım da bu…

    “Sayın Başbakan, 87’de seçimlerden önce bana milletvekilliği teklif etti, “Lütfen siyasete atılın” dedi. Ben de ona dedim ki, “İyi bir yazar, iyi bir siyasetçi olamaz.” Ben seçimimi çoktan yapmıştım, yazar olmaya karar vermiştim…”

    Bu sözlerin sahibi kim sizce ?
    Önce cevaplayın,sonra cevaba bakın :)

    Velhasıl, düşüncelerimde yalnız değilmişim, ama bendeniz ekonomist adayımım, köşeyazarı veya karikatürist değilim, halkı bilinçlendirme gibi bir misyonum yok. Zaten cuntacılara da yakınım, darbe olursa beni Planlama teşkilatında uzman yardımcısı filan yaparlar diye bekliyorum :) Darbe olmazsa da ileride Hasan Cemal gibi, RTE gibi, Taha Akyol gib “ben değiştim, geliştim, biz yanlış yaptık derim” .Hayat o kadar zor değilmiş. Ben azından başkalarının mesuliyetini taşımam, Hasan Cemal gibi solcu zamanında solcu gençleri kışkırtıp ölüme bile yollayan kalemlerden, ülkü gençlere abilik yapıp onları tetikçi yapmadım, ya da kız çocuklarını , oğlan çocuklarını endoktrine edip baskıcı devletin kucağına başörtülü ya da İHLli olarak gazlayıp sürmemiş olacağım hamdolsun.

    Cevap:
    http://www.8sutun.com/node/8215

  55. on 01 Ekim 2007 at 21:24 55.Deniz

    İslami düşünceleri savunan kanattan bir örnek daha var, Hakan Albayrak. Önceleri Gerçek Hayat adlı haftalık bir dergide yazardı. Daha önce “Atatürkün cenazı namazı kılınmadı” gibisinden bir laf etmiş olduğu için TCK 301 den mi, 146 dan mı ne yargılanmıştı. İfade hürriyeti mağdurlarından olduğu için kendimce ona bir sempati duymaya başladım. Gizli gizli Gerçek Hayat dergisi alırdım, mahalle baskısından dolayı, eş dost şimdi de dinci mi oldun demesin diye :) Sonra Hakan Albayrak ı bir gün Yeni Şafak adlı gazetede gördüm, 2. veya 4. sayfada köşesi var. Ben seni ellerin olsun diye mi savundum gibi bir duygu geçti içimden.

  56. on 01 Ekim 2007 at 21:25 56.Bulent Murtezaoglu

    Cuvaldiz hanim,

    Karikatür dışı olduğu için sizin yerinize ben yazayım;
    ”eşi AKP vekili olmamalıydı” ve iktidar olacaklarını anlayınca “Memecan Gül ailesi ile ilişiğini kesmeliydi” iktidar ile ilişiğini kesemiyorsa “karikatür çizmeyi” bırakmalıydı vs.vs..

    Ben olsam, “valla anlayin sistemin halini, benim de hanim mebus olarak atandi, hani bastan soyleyeyim de kimse ‘ama bak sen de tam icinde ve parcasisin, sebepleniyorsun’ demesin” diye dipnot koymayi dusunurdum. Neyse, nasil olsa TBMM’de bu taslak gorusulecek, ayda bilmemkac milyar vs. mukabilinde haniminin nasil bir mesai yapip ne katkilarda bulunacagini gorecegiz, hepimiz utaniriz insallah. Hatta ben iyice rezil oldugumu dusunup, bu islerle ugrastigim her yere ozur yazisi yazsam mi acaba demek zorunda kalsam ne iyi olur?

  57. on 06 Ekim 2007 at 17:33 57.çuvaldız

    Bülent bey,
    Bana uslup ile ilgili “boyunuzdan büyük lafı” nerede ettiğinizi sormuştunuz.Pc de bilgi aramada sizin kadar yetenekli olmadığımdan ve araya giren başka konular nedeniyle sorunuzun cevabını geciktirmiş oldum.

    Jazzetta yrm 43“Duzgun cumleler, mulayim/kibar bir tavir soylenenin muhtevsindan onemli degil.”

    http://www.gizlen.net/index.php?q=http%3A%2F%2Fjazzetta.wordpress.com%2F2007%2F03%2F11%2Falfa-beta-mim-ya-da-soyle-nekrem-ben-a-plus-miyim-aceba%2F%23comments#comments

    Hakaret ve eleştiri arasındaki fark bu önemsiz dediğiniz detayda değil mi?

    2+2=4 demenin elbette usluba ihtiyacı yok.İfade özgürlüğüne sığınılarak başkaları üzerinden bize ait düşünceleri dillendiriyorsak elbetteki usluba dikkat etmemiz gerekir.Kişilik muhteviyatımızla yaptığımız yorum karşımızdakini aşağılayıcı olmamalı.Asla ve asla bir başkasını kavramların geometrik sınırları(!) içinde değerlendirip ,matematik formülü kadar kesin sonuç elde ederek “ötekileştiremeyiz”.

  58. on 06 Ekim 2007 at 20:43 58.Bulent Murtezaoglu

    Cuvaldiz hanim, biraz oturdu obur tarafta sahur beklerken telefonla ayar veren buyuk devlet adami isine bu. Soyle gelmis Jazetta’daki konusma:

    [siz]Konulara kritik gözle bakan bilgili insanlar dediğiniz gibi az olabilir ama bildiğini ifade etme ve tartışma şekli de bence en az bilgi kadar önemli.

    [ben] Bu cumlenin soylemek istedigini zannetigim goruse katiliyorum, ama yazildigi sekliyle katilmiyorum. Duzgun cumleler, mulayim/kibar bir tavir soylenenin muhtevsindan onemli degil. Belki kitligini cektigimiz icin bize cok onemli geliyor, ama aslinda — bence — sadece uslupla inandirici olmak diye bir hal var ve bu yaniltici oldugu icin tehlikeli. “Cok guzel dedi de, ne dedi?” “Cok efendi belki ama bakin neler soyluyor?” “Karsisindakinin agzina vurmadi ama dedigi aslinda derin hakaret!” diye soylendigimiz cok oluyor bence.

    Bahsettigimiz durumda Zahid Akman’in bagirip cagirmamasi aksine kibar konusmasi ayibi kapatmiyor. Ayibini kapatmiyor ama ‘uslup’ yapilan ayip isi ortuyormus gibi algilanmis. Bence bu bir hata, yanlis tarafa itiyor bizi. O telefonun edilmesi yayina cikilmasi ile o is bitmis zaten, sonra ‘beyefendi’ demis ‘herif’ demis onemli degil o kadar.

    Hakaret ve eleştiri arasındaki fark bu önemsiz dediğiniz detayda değil mi?

    Degil bence. Cok temiz uslupla cok agir hakaret edilebilir. Bu hakaret/elestiri ayrimi zaten pek sarih birsey degil. 301 dahil bizim ceza kanununa girdigi gibi kanun bir de kisiler arasindaki ‘hakaret’e karistigi icin geliyor bu biraz gundeme galiba. Bunu konusacak dogru insan degilim ben belki, cunku ‘hakaret’e kanunun karismasina karsiyim (mahalle baskisi karissin tabii).

    2+2=4 demenin elbette usluba ihtiyacı yok.İfade özgürlüğüne sığınılarak başkaları üzerinden bize ait düşünceleri dillendiriyorsak elbetteki usluba dikkat etmemiz gerekir.

    Meramimiz derdimizi karsimizdakinin iyi anlayacagi sekilde anlatmaksa aslinda dinleyiciye gore uslubu ayarlamak lazim. Neyse, asil takilacagim ‘ifade ozgurlugune siginma’ konusu. Bu bir acidan dogru bir ifade degil bence, cunku kacak/yanlis bir isin yapildigi ve birseylerin arkasina saklanildigini soyluyor. Bir acidan dedim, cunku ‘verilen’ ozgurluki ile ‘mevcut olup ilisilmeyen’ ozgurluk arasindaki farka dayaniyor olabilir bu. Eger konusan ‘verilmis’ bir hakki kullaniyorsa elbette siginma daha dogru bir tanim olabilir, yani yagmur normal hal kuru yer semsiya alti. Eger ozgurluk esas alinmis, kisitlama/yasak istisna olarak gorulurse, ortada bir siginma yok. Ortalik gunluk guneslik, islanmak icin bilerek ve isteyerek fesmekan yerdeki dusun altina girmek lazim.

    Kişilik muhteviyatımızla yaptığımız yorum karşımızdakini aşağılayıcı olmamalı.Asla ve asla bir başkasını kavramların geometrik sınırları(!) içinde değerlendirip ,matematik formülü kadar kesin sonuç elde ederek “ötekileştiremeyiz”.

    Bence degil. [Eger cok kati bir pasifist/anti-siddet felsefe orgusu icine cekmeyeceksek isleri,] davranistan insana yuruyup asagilama, hakaret neyse onlardan kabul edilecek yaftalarin kullanilmasi mesru bence. ‘Oteki’ olsun ne bileyim hirsiz, rezil, firsatci, manipulator neyse sikayet mevzuu iste ondan yapan, bunda bir zarar yok. Oteki olunmasi degil otekine ne yapildigi onemli olan belki. Tabii bunlarin pesinden ‘otekini yok edelim’ geliyorsa resim tamamen degisiyor.

  59. on 07 Ekim 2007 at 20:02 59.çuvaldız

    Bülent bey,
    [jazzetta-ben]Konulara kritik gözle bakan bilgili insanlar dediğiniz gibi az olabilir ama bildiğini ifade etme ve tartışma şekli de bence en az bilgi kadar önemli.

    “Meramimiz derdimizi karsimizdakinin iyi anlayacagi sekilde anlatmaksa aslinda dinleyiciye gore uslubu ayarlamak lazim.”B.M

    Evet,iletişim için şarttır,aksi taktirde karşınızdakinin size cevap vermesine olanak sağlamamış olursunuz,bu da savunduğunuz yada anlatmak istediğiniz her neyse güm’e gitmesine neden olur.Ne için düşüncelerimizi karşımızdakine yazılı yada sözlü olarak ifade etmeye çalışıyoruz ki?

    [jazzetta-siz] Duzgun cumleler, mulayim/kibar bir tavir soylenenin muhtevsindan onemli degil.
    Evet,muhteviyatı en iyi şekilde anlatabilmek için öenemli.Neden hakaret edip konudan uzaklaşılıp kişilere dönülsün ki?

    …uslupla inandirici olmak diye bir hal var ve bu yaniltici oldugu icin tehlikeli.B.M

    Uslup,inandırıcılık sağlamaz,anlatana sözünü tamamlayacak zamanı ve dinleyicinin de dinleme tahammülünü kazandırır.

    Bahsettigimiz durumda Zahid Akman’in bagirip cagirmamasi aksine kibar konusmasi ayibi kapatmiyor.B.M

    Akman örneği üslup problemine örnek değil.
    Akman’ın görev sınırlarının bilincinde davranması beklenirdi,zira devlet memuru yani sınırları olan sorumluğu var.İstediği gibi yorum yapıp fiiliyatta bulunma serbestisi yok.
    Akman görev çerçevesi içinde davranıp davranmadığı,eleştirilebilir.Görevini hakkı ile yada yanlış ifa ediyorsa o görevden men edilir.Bu yanlış hareketinden dolayı hakaret edilemez!

    Ya Memecan?Eşi vekil diye o da mı vekil!Eşi partili diye o da mı partili?Memur olmadığına göre neden tarafsızlığı bekleniyor.Mesleğinde neden memur Akman gibi davranması bekleniyor ki?

    Memecan inandıkları doğrultusunda,hitap ettiklerine göre bir uslup belirler ve çizer.Taraftarı olur yada olmaz.Ama seçiminden dolayı hakaret edilemez,mesleğini kötü icra etmiş olsa da.

    [Eger cok kati bir pasifist/anti-siddet felsefe orgusu icine cekmeyeceksek isleri,] Tabii bunlarin pesinden ‘otekini yok edelim’ geliyorsa resim tamamen degisiyor.B.M

    Ben bunu demek istiyorummmm. Oteki olunmasi degil otekine ne yapildigi onemli olan belki. B.MEvettt :-))))

    davranistan insana yuruyup asagilama, hakaret neyse onlardan kabul edilecek yaftalarin kullanilmasi mesru bence. ‘Oteki’ olsun ne bileyim hirsiz, rezil, firsatci, manipulator neyse sikayet mevzuu iste ondan yapan, bunda bir zarar yok. Bu size duygusal tatmin dışında ne kazandırır?

    Hem birine hırsız demeniz için suçunun ispat edilmiş olması gerek deliliniz yoksa diyemezsiniz.

    Fikir tartışmalarında neden rezil,fırsatçı gibi hakaret kelimelerinin kullanılma ihtiyacı duyulsun ki,karşımızdakinin kendine güvenini yada 3.kişilerin gözündeki güvenilirliğini sarsmak için mi?
    not:gerçeğin baskısı başlığının altında size “din” konusunda bir şyler sormuştum,cevaplamak için zamanınız varsa okumaktam memnun olurum.

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Önemli

Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederim.

Siz de düşüncelerinizi paylaşın


Kapat
E-posta ile paylaş