Ahlâksızlık
Ekrem Dumanlı’nın bugünkü yazısından:
Tesettürlü kızların sorunlarına (!) karşı fevkalade duyarlı medyamız, bir kitaptan hareketle şu cümlenin altını çiziyor: “Şimdiki erkekler, namus kavramını önemsemeyen kızlardan hoşlanıyor. Bekâretimizi mezara mı taşıyacağız?” Otuz seneye yaklaşan bir zaman diliminde on binlerce genç kızın üniversite kapısından kovulmasına gık demeyenler, şimdi onların daha değişik sorunlarıyla(!) ilgileniyor. Tuhaf, ilginç ve maalesef oryantalist bir yaklaşım bu. Sabah’tan Emre Aköz, türbanlıların evlenme konusunda çektiği sıkıntıyı başka büyük bir nedene bağlıyor ki doğrusu da budur: “Eşi türbanlı bir erkeğe ikbal değil sorun vaat ediyor.” Evet, doğrunun en can alıcı kısmı budur. Başörtülülere reva görülen baskı, onların eşlerine de dolaylı bir şekilde reva görülüyor. Bunu görmezden gelip meseleyi tamamen cinsel bir alana kaydırmak vahim bir hatadır. Kasıtlı ve ısrarla yapılıyorsa ayıptır, günahtır, vebaldir…
“Ayıp” demek hafif kalır; bu, ahlâksızlık.



27 comments
Suat Abi,
İsmail Fatih Ceylan beni hayal kırıklığına uğrattı. Böyle bir kitabın altında onun imzası bulunmamalıydı. Anlatılanları duyunca “Ben uzayda mı yaşıyorum?” dedim. Benim etrafımda evlenemeyen tesettürlü kızların neredeyse tümü kariyerlerini tercih etiklerinden bekarlar. Aynı zamanda tesettürsüz kızlar için de geçerli bu. Birkaç akl-ı evvelin şikayetiyle bu gündem oluşturulur muydu hiç?
Çirkin..
Dindar erkeklerin gelecek kaygısı duymalarından dolayı türbansız eşi tercih ettikleri iddiası da bana inandırıcı gelmiyor. Böyle bir tercih yapan kimsenin ben dindarlığından şüphe ederim. Bu durum söz konusu ise de popülasyonunun yüksek olduğunu sanmıyorum. Yüksekse eğer, kamuya uzaydan selamlarımı iletirim..
Hatice hanım,
Erkeklerin kariyerlerini düşünerek açık kız tercih etmeleri bir vakıa. Maslahat gereği böyle davranıyorlar. Bu konuda çok büyük sıkıntı var. Başı örtülü eşi olan bir kişinin piyasada kariyer şansı sıfıra yakın. Ağzıyla kuş tutsa şansı yok. Ama inanın bu, yine kariyer uğruna verilen ödünlerin en masumu…
İşin acı yanı başörtülü bir hanımın kendi hayatını kazanabilmek için kariyer şansı da bulunmuyor. Çünkü artık dindar patronları olan şirketler de “imajjjj” açısından başörtüleri istemiyor. Belki basit memurluk işlerinde, o kadar. Yoksa öyle halkla ilişkiler yönetmeni, müdür, şef filan olmaları pek olası değil. Tabi sözkonusu patronunuz babanız filan değilse…
Medyanın olayı “bekaret” konusuna getirmesi ise çirkeflik ve iğrençlik. Medya, bu konuda anlaşmış gibi hareket ediyor. Başörtülülere g-string giydiriyor, otellere casus sokup konuşmaları, giyinmeleri vs. inceliyor, pazar hürriyette bir de eşcinsel bir başörtülü vardı mesela… Psikolojik savaş başladı anlayacağınız. Allah sabır versin.
Isi evlen-e-meme boyutune indirmeleri basitlestirmek icin midir bayagilastirmak icin midir bilemiyorum ama boyle bir sorun var. Buna SEN DE MI BURUTUS diyoruz. Pek cok erkek es secerken acik olsun diyor, pek cok is yeri sahibi erkek, calisan secerken acik olsun diyor.
Erkeklerin tesettürlü kızları tercih etmeMeye başlaması çok uzak geçmişi olan bir şey değil, ama maalesef bu Blue’nun de dediği gibi, bir vakıa artik Hatice.. (Bu kariyer - evlilik ilişkisi de bana sanki bahane gibi geliyor, şakayla karışık ortaya bunu da atayım (mı?) :-)) (*)
Öte yandan benim bu alıntıyı yapma sebebim nasıl çirkin bir çarpıtma yaptıklarını ve aslında umurlarında olmadığı halde manipule edebilecekleri bir cümleye nasıl atladıklarını göstermekti.
Ama asıl sorun Aköz’ün dediği konudur ve maalesef bu yasak devam ettiği sürece de oran artacaktır.
Müslüman erkeklerin kendi özeleştirileri de başka bir önemli boyutu konunun.
(*) Hatice, kadınlar ne ister başlığını hatırla, orada şöyle bir ifade vardı: “sürekli sağlam bir kariyer istediklerini belirtmek ama ilk fırsatta evlenip çocuk sahibi olmak, vs..” :-))
Bu yazıyı okuyunca bir reklam cıngılını hatırladım…
Alsak,alsak bedavaya ne alsak,
Marifetli kartla özdeşlemiş bir koca kıvırcık peuk,
Kafaya takınca alamayacağınız şey yok gibi,
Güççç sizde artık(pardon ya o replik she-ra adlı çizgi filmdendi,hayat çizgi film değil mi zaten birileri çiziktiriyor bir yerlerde bize de seyretmek düşüyor,bedavadan)
Reklam filmine göre o peruğu takan hanımların alabilecekleri;
* * *
alsak, alsak bedavaya ne alsak?
Ülke üniversitelerinde eğitim(karlısınız;yurt dışından daha ucuza bir eğitim masrafı,imkanı olmayanlar içinse neredeyse bedava eğitim hakkı)
alsak,alsak bedavaya ne alsak?
Eğitimi koydun sepete,ohh yanında şöyle üstü bol kariyerli bir de meslek (yeme de yanında yat cinsinden)
Alsak,alsak bedavaya ne alsak?
Hıımm diyelim eğitim almak istemediniz,olsun canınız sağolsun size istikbali parlak bir koca verelim,(ilerde CB lığı garantili ! cinsinden)
Alsak,alsak bedavaya ne alsak?
Yarın bu aldıklarınızla biriken bonuslarınızla bedel ödemeden DEMOKRASİ sahibi olabileceksiniz !
Çok şanslısınız çoook,DEMOKRASİ bizim size armağanımız,bedava.
* * *
Gördünüz mü bir peruğun pardon kartın faydalarını?
Şişştt,bu kartı pazarlayanların ne kazandıklarını sormayın ama.,üzüm ve bağ misali.(yine de söyleyelim kuralsız ,yasaksız,kanunsuz kısaca suya sabuna dokunmadan, imaj zedelemeden elde edilecek bir iki nesil uslu,terbiyeli çocuklar)
Bu siteye reklam alıyorsunuz diye önceden izin alma ihtiyacı duymadım Suat bey. .-)
Bu iğrenç medya bir ara “başörtülülerin, ne tür iç çamaşırları giydiğini” (söylemeye utanıyorum kusura bakmayın) sorgular hale gelmişti….
Ahlaklılar ahlaksızlıarı takmadıkça, ahalksızlar daha çok üstine gidiyor ahlaklıkların…
Onun için bir sivil toplum insiyatif oluşturulup bu duruma tepki konulabilir…
3H hareketi olarak aktivist kanadımızı bu konuda seferber etmek için hazır olabiliriz. Yeter ki benzer camiadan arkadaşlar da bize desteklerini iletsinler…
müslüman ahlaksıza insanca cevap verdiği için müslümandır..!üsluptan taviz yok,çirkefliğin kazandığı nerde görülmüş?halkımız cahil müslüman olmak yerine düşünen ateist olmayı başarabilseydi..sorarım bunlara kim prim verirdi?neden müslümanları eğitmek yerine cahil medyaya kulak asıyoruz?
ayrıca bekaret mevzusu bence çok basit..evliliği alaşağı edenler aşksızlığın içinde kaybolacaklar,kaçış yok!ne yani başötülü bir müslüman kadın kendisi ve kariyeri arasında kalan başka bir müslümanla (!) evlenmeyi mi düşünecek?düşünmesi bile aşkın zerafetine saygısızlık..!
Berat Kandilinizi tebrik eder, iki dünya saadetimize vesile olmasını Yüce Allah’dan niyaz ederim.
Bu yazınız da yine çok kaliteliydi, canfm.de yayınladık.Selamlar
http://canfm.info/?p=853#more-853
denef,
iman nazarıyla bakan birine göre bu, bir başarı mıdır? müslüman -düşünsel becerisi ne kadar geri olursa olsun- iman etmeyenden başarılı sayılır. açıklamaya gerek yok, ebedi kar ile mahdut bir zamandaki kar mukayese edilemez. (aslında bu durumda düşünsel beceriden kastedilen şey hakkında da imanlı bir nazarla yazmak gerekir.)
elbette hedefimiz kamil müslüman olmak, sürekli terakki.. bu bakımdan önce kendimizin sonra da gücümüz yettiği kadarıyla çevremizin eğitimini önemsemek zorundayız. bence müslümanların dinlerini doğru düzgün bilmeye ihtiyaçları var, eğitimin temeli de bu olmalı hatta. sonra da bir zamanlar burun kıvırdığımız için şimdi bizi “cahil medya”nın reyting malzemesi yapan alanlara ve feraset sahibi olup ilerideki eşdeğer alanlarına eğilmek lazım.
saygılar,
**
Suat Abi,
Liseden beri farkındayım, “steril” bir ortamda yaşıyorum. İnşallah hep böyle kalır. Kariyer yüzünden bekar kalan kızlar konusunda delilleriyle ciddiyim. Dipnotlarla falan boşuna çabalamayın, ajite edemeyeceksiniz kadınsal savunma mekanizmamı :-) Sizi vakıalarınızla başbaşa bırakayım müsaadenizle.. Daral geldi, diyorlar ya, ondan oldu.. :P
hürmetler,
bu arada blue‘ya, zahmet edip beni bilgilendiği için teşekkürlerimi sunarım..
Teşekkür ederim Sayın Acemi, sizin ve tüm dostların da beraat gecesi mübarek olsun.
***
Hatice,
Eh öyle olsun bakalım.. :-) Aman o steril ortamın kıymetini bil; gerçekten yaşam ekseriyetle Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki basamaklara göre şekilleniyor, müslümanlar da bundan azade değil maalesef.
Selamlarımla..
Hatice hanım:Benim etrafımda evlen-e-meyen tesettürlü kızların neredeyse tümü kariyerlerini tercih etiklerinden bekarlar. Aynı zamanda tesettürsüz kızlar için de geçerli bu.
on 04 Aralık 2006 at 00:59 7.Suat Öztürk “Kadına kariyer yada ben diye soran her erkek hatta bunu abartıp iyi anne olmak istiyorsan evde çocuğuna bak diyen her erkek bunu dolaylı olarak yapıyordur” demenize de katılmıyorum. Çünkü farklılık feminizmi zaten kadını buna teşvik ediyor. Yani bunu erkek egemenliğin baskısı sonucu değil kadının bireysel tercihi olarak görmek gerek.
Hatice hanım”evlen(e)meyen ve tercih” kelimelerini rast gele seçmediniz herhalde!
Evlenmemek bireysel tercih olduğunda Suat bey haklı olur.Yok hayır evlenememek gibi kişisel tercihten ziyade elde olmayan,kontrol edilemeyen şartların(örn:erkek tarafından tercih edilmeme) varlığına vurgu yaptıysanız,bu engellerin sizce ne olduğunu bilmek isterdim.
Blue:”Erkeklerin kariyerlerini düşünerek açık kız tercih etmeleri bir vakıa. Maslahat gereği böyle davranıyorlar. Bu konuda çok büyük sıkıntı var. Başı örtülü eşi olan bir kişinin piyasada kariyer şansı sıfıra yakın. ”
Teşekkürler Blue bey,bir erkek olarak kendi kaleminizle kadınlara dolaylı bir baskı uygulandığını itiraf etme açık yürekliliğine sahip olabildiğiniz için.
Durun hatırlayalım;bildiğimiz erkek fıtratı sahiplenici,koruyucu kollayıcıdır (Kuran’da da bu fıtri özelliğe vurgu yapılmıştır)ama sadece kendi kariyer ve rahatını mı acaba?.-))
Son söz Betül hanımdan:Pek cok erkek es secerken acik olsun diyor, pek cok is yeri sahibi erkek, calisan secerken acik olsun diyor.
Suat beyyy size, sizi tekrar ediyorum(burda yazılanlar unutulmuyor .-))” . Yani bunu erkek egemenliğin baskısı sonucu değil kadının bireysel tercihi olarak görmek gerek.” Gerçeği ısrarla bu şekilde görmeye çalışmak kendini kandırmak olmaz mı?
Yeni bir şeyler yazmayacağım,geçmiş bir yorumdan alıntı yapacağım o kadar!
on 04 Aralık 2006 at 16:27 8.çuvaldız=herkes alınsın …Sorun tespiti yapıldıktan sonra çözümün bizi taşımasını istediğimiz nokta,sağlam aile yapısı ve donanımlı ,sağlıklı gelecek nesil yetiştirilmesi ve ekonomisi tüm katılımcıları ile gelişmiş bir toplum.Bu gelişmişliğin bedeli kimlik ve cinsiyet kaybı olmamalı.Siz “kadınların kazanımları kaybettiklerinin zekatı olamaz”diye çok güzel tanımlayarak endişeli bir uyarıda bulunmuştunuz.Haklısınız,siz sadece kadınlar için endişe dile getirirken aynı endişeyi ben de erkeler için taşıyorum.Fıtrattan uzaklaşan her iki cins.
Kadınlar, anne olmak istememek ve erkekleşmek(her açıdan hatta sex özgürlüğü !!! dahil) ve hatta gereğinden çok sadece dişi olmakla itham edilirken ,diğer yanda erkeklerin de koruyucu/ kollayıcı vasıflarından ve hatta baba sıfatına sahip olmaktan vazgeçtikleri sadece cinsel tatmin *peşinde oldukları gerçeğine göz kapatılıp merkeze kadın konuyor.Ve bu erkek egemen, ataerkil yapının değişimiyle nasıl başa çıkacağını bilemeyen, kısmı statü kaybı içinde olduğunu düşünen erkek, savunma moduna geçip kadını mümkün olduğunca daha önce sahibi olduğunu düşündüğü alanlardan uzak tutmak istiyor.(ek:yada kadına şartlı tercihler sunuyor)
“sürekli sağlam bir kariyer istediklerini belirtmek ama ilk fırsatta evlenip çocuk sahibi olmak, vs..” :-)) Suat bey hala böyle mi düşünüyorsunuz?
*“Şimdiki erkekler, namus kavramını önemsemeyen kızlardan hoşlanıyor. Bekâretimizi mezara mı taşıyacağız?” Çok radikal feminist bir erklek yazarmış!!!
Konunun medyada ele alınış tarzının ahlaksızlık olarak nitelendirilmesini isabetli buluyorum. Eğer gerçekten böyle bir konu/sorun var ise bu sosyolojik açıdan ele alanıp magazinleştirilmeden incelenmelidir. Ve işin belki en üzücü tarafı da magazinleşmeye camiadan tarif edilen insanların yataklık yapmış olmalarıdır.
***
Başörtülü kızların kariyer planlaması, islami camia -bu tanımla da sorunlu-erkeklerinin de aynı şekilde kariyerleri için karısının başörtülü olmasını bir engel, karısının açık olmasını da ilerleme olarak görmeleri sebebebiyle başörtülü kızların evlenmemeleri/evlenememeleri ne kadar gerçekçi nedenler bilemiyorum. Ama konuya farklı bir soru ile katkı sağlamak istiyorum:
Gerçekten de başörtülü kızlar aynı camianın erkekleri tarafından evlenmek için tercih edilmiyorlar ise bunun sebeplerinden biri; başörtülü kızların kendi camiasındaki erkekleri görmezden gelmeleri, küçümsemeleri buna karşın kendi camiaları dışındaki diğer erkeklerle rahat rahat konuşmaları ve bu şekilde kendi camialarındaki erkekleri kendilerinden uzaklaştırmaları olabilir mi? ( Bu soru 1995-1999 arası üniversite gözlemlerime dayanmaktadır)
Çuvaldız hanım,
Bence Hatice evlenmemeyi kasdetti orada; yani evlenemediği için kariyer yaptığını değil, kariyer yaptığı için evlenmediğini kasdetti.
Uzun süre önce yazdığım yazılar için “ben her yazımın arkasındayım” deme durumum yok elbet, çünkü fikirlerim değişiyor ama bu konuda alıntıladığınız ifadelerimin arkasındayım halen :-)
Ben “kadının bireysel tercihi” derken kariyer ya da evlilik tercihi yapma durumuna gelmiş, bir donanıma sahip bir kadından sözediyorum, elbetteki bireysel tercihi önemli rol oynayacaktır. Kim bu durumdaki bir kadına zorla birşeyler yaptırabilir?
Ama yine ben, kadınların bu tercihi yaparken de “sürekli sağlam bir kariyer istediklerini belirtmek ama ilk fırsatta evlenip çocuk sahibi olmak” bağlamında doğru kişi ile karşılaştıklarında evlenmek yönünde kullandıklarını düşünüyorum; yani hepsinin olmasa bile önemli bir bölümünün.
Dolaylı baskıya gelelim. Bu çok tartışmalı bir kavram.
Eğer erkeklerin başörtülü kızları çeşitli nedenlerle eskisi kadar tercih etmeMelerini ve bu sebeple de evlilik anlamındaki demografik yapının değişmesini bir “dolaylı erkek baskısı” olarak görüyorsanız buna katılamam; şu açıdan: Fıtrat.
Siz zaten “Evlenmemek bireysel tercih olduğunda Suat bey haklı olur.Yok hayır evlenememek gibi kişisel tercihten ziyade elde olmayan,kontrol edilemeyen şartların(örn:erkek tarafından tercih edilmeme) varlığına vurgu yaptıysanız,bu engellerin sizce ne olduğunu bilmek isterdim.” derken erkeklerin “tercih eden” kadınların “tercih edilen” olduğunu baştan kabulleniyorsunuz, sonra da bu tercihlerdeki gündelik “aranan şartlar” değişkenliğini dolaylı ya da dolaysız erkek baskısı olarak görüyorsunuz. Bu yanlış.
Ya, erkeklerin tabiatlar gereği bu konuda dominant olduğunu her halukarda bazı şartlar aradığını ve bunun da erkek-kadın fıtratı ile alakalı olduğunu, yaşadığımız zaman diliminde de bu şartlardan birisinin de (gelecekleri açısından) başörtüsü bağlamında olduğu kabul edip farklılık feminizmindekilerine benzer bir fıtri ayrıma gideceksiniz.
Ya da “Yok erkekler seçimde dominant olmamalılar” diyeceksiniz.
İkinci durum ise söylediğiniz “tamam olmasınlar, bu kadınların da sorunudur, kendilerini seçtirmesinler, kendileri seçsinler madem. Zorla seçmiyorlar ya erkekler?” derim. Bundan dolayı erkekleri suçlamak bana çok yanlış ve abartılı geliyor.
Fıtratla savaş olmaz, feminizm bunu yaptı ve kaybetti. :-))
Gelin siz bunu feminist argümanlar bağlamında değil de “pozitif ayrımclık istiyoruz” diyerek gündeme getirin (ki İslam kadının letafetine vurgu yaparak bunu yapar) hep birlikte de sonrasını, yani bekar erkeklerin yapmaları gereken özeleştirilerini konuşalım :-)
Çuvaldız Hanım,
Ah yine çektiniz beni buraya :) Dediğiniz gibi tercih kelimesini ve evlenememek sözcüğünü kasıtlı olarak kullandım.
Kalınlaştırılmış bölümde yazanı kastettim. Şimdi anladığım kadarıyla siz diyorsunuz ki madem bu kadının tercihidir neden evlenmiyor denmemiş de evlen-e-miyor denmiş. Dikkatinizi çeken -e eki, kadının bireysel tercihi olsa da başkalarına göre durumu budur, ya da kadın bir yaştan önce tercihinin arkasında olsa da bir yaştan sonra tercihini evlenmesine engel olarak görmeye başlar, demek istediğimin işaretidir.
Bütün bu yazdıklarımın benim çevremle ilgili gözlemlerim olduğunu tekrar yazayım. Anlatmak istediğim bunlardır, anlatılanlar benim çevreme göre doğru olmakla beraber genele göre doğruluğu tartışılır zemindedir.
selamlar,
Bilhassa örtünmeyi tercih ettiğimden beri tesettür ile ilgili köşe yazılarını dikkatle takip ederim,fikrimi değiştireceklerinden değil ya,ne yazmışlar diye bakmak için.Aslında bana büyük bir sinir ve nefret birikiminden fazlasını kazandırmadı birçoğu.Ama ne Bekir Coşkun’un hararetli hakaretleri,ne Emin Çölaşan’ın nefret dolu cümleleri ,ne de Türkan Saylan’ın kendini bilmez lafları,beni bu yazıdan daha çok üzmemişti. Yaramız oradan olunca türban sorununu hep üniversite bazında düşündük biz.Ben de öyle,ne benim aklımdan ne de örtülü diğer arkadaşlarımın aklından başörtümüzün ‘evlenmemize engel olacağı’ fikri geçmemişti.Bunu bu çerçeveden değerlendiren bir bakış açısına çok çok sinirlendim.Etrafımda,-ben de dahil- başörtüsü ve hedefleri arasında seçim yapmak zorunda bırakılan bir sürü kız görürken,tutup bunların yazılması ayıp yani… Sinirlenişimiz yaramızın oluşundandır…
Ayrıca başörtülülerin eş olarak tercih edilmemesi! ile ilgili söylemek isterim ki . beğenmeyen almasın kardeşim =))
Gelin siz bunu feminist argümanlar bağlamında değil de “pozitif ayrımcılık istiyoruz” diyerek gündeme getirin (ki İslam kadının letafetine vurgu yaparak bunu yapar) hep birlikte de sonrasını, yani bekar erkeklerin yapmaları gereken özeleştirilerini konuşalım :-) TSD
Demek bu konu üzerinde konuşabilmek için önce sizin dediğinizi yapmam gerekiyor. :-))
Dominant erkek fıtratı bu demek mi oluyor?
Çuvaldız hanım,
Est, benim dediğimi yapmak zorunda değilsiniz :-) ama o zaman da şu sorun çıkıyor:
Niçin kadınlar tercih edilmeyi bekliyor, sebep? Neden kendileri tercih etmiyor?
Bunu söyle ifade etmiştim yukarıda:
Bu erkeklerin suçu/sorunu değil, fıtratla savaşılmaz derken bunu kasdettim.
Eğer bir gün “ağırlıklı olarak” evlenme tekliflerini kadınların yaptığı, elde buketlerle erkek evlerine damat istemeye gidildiği günleri görürsek o zaman dağılım değişmiş demektir. Bu olabilir mi sizce?
Baştaki soruyu dayatan, erkeklerin “sonradan kazanılmış” dominantlığı değil.
Soruyu tekrar soralım: “Niçin kadınlar tercih edilmeyi bekliyor, sebep?”
Asıl soru budur ve kim ne derse desin cevabı fıtratta gizlidir.
Selamlar.
Niçin kadınlar tercih edilmeyi bekliyor, sebep? Neden kendileri tercih etmiyor?
Tercih etmediklerini kim söyledi.Bilinen bir laf; bir kızı …..kişi ister,bir kişi alır.Bu durumda kadın tercih edilen değil tercih edendir.(gizli otorite gibi .-) )
Sizin başvurduğunuz bir yolu deneyelim,doğaya bakalım(hani siz erkek çok eşliliği ve sevdası için bakmıştınız ya);doğada malumaliniz üreme için genellikle erkek cinsi diğer talip olan erkekle boy ölçüşür,bir şeyleri ispat etmek zorunda kalır ki dişi cins o güç,kuvvet yada her ne arıyorsa onu bulsun ve o erkeğin çiftleşme teklifini kabl etsin.
Çok kabaca bakacak olursak erkek çiftleşeceği potansiyel anne adayı için kendi kriterlerini,kadın da çocuğunu taşıyacağı en güçlü potansiyel baba adayını arar.
Bir erkek fıtratı gereği pek çok hanımla aynı anda birlikte olabilir sevebilir.Bunun için fiziksel/fıtri bir engeli yoktur sorun ahlaki olmasıdır.Erkek eşim demediği sürece kadının serbestisi olacaktır kadının bu serbestisini engellemenin yolu bir erkek ile nikahlanmasıdır ki sahip olacağı çocuğun soyu belli olsun.
Evlilik denen müessese olmasa idi, bir kadın birden çok erkekle birlikte olabilirdi ve çocuğun babasının kim olduğu muamma olurdu,aynı şey erkek için de geçerli,hangi çocuğu sahipleneceğini nerden bilecekti ki!(cahiliye devrinde birden çok erkekle beraber olan kadının en beğendiği birlikte olduğu erkeği çocuğunun babası ilan etmesi gibi)
Kadın ve erkeğin birbirini sahiplenmesini,birbirine eş olmasını bu şekilde değerlendirmek gerek.
Kur’an bu karmaşanın önlemini almak ive erkeğin tek eşliliğinin doğruluğunu işaret etmek için kadınlarına/eşlerine eşit davranabilme şartını öne sürmüştür.Mümkün müdür?Hayır.Erkeğe “evet fıtratın buna müsait ama doğru olan tek eşlilik” diye yok gösterilmiştir,bunun anlamı sizin ACI başlıklı yazınızda dediğiniz gibi madem erkek fıtratında var birden çok sevebilmeye ruhsatlıdır demek değildir.
Fıtratımızda olan her şeye ruhsatlı değiliz.Fıtratımız konusunda bilgilendirilmiş olup, sapabileceğimiz yanlış yolların ne olduğu ve onlardan nasıl sakınacağımız da anlatılmışken herşeye “fıtrat” deyip kenara çekilmek de ne demek?
Bir kadın pek tabii ki tercih eden,teklif eden olabilir.Bildiğim kadarı ile Hz.peygambere evlilik teklif eden hz.Hatice.
Hz.Hatice fıtratına aykırı mı davranmıştır?
Kadının erkeğe evlenme teklif etmesi neden teşvik edilmemiştir?Hoş ben hiçbir yerde evlenme teklifini erkek yapar diye okumadım.Ama buna sebep belki de şudur;İslamiyetin ilk doğduğu zamanlarda müslümanın müslümanla evlenmesi öğütlendiğinden,islamiyeti red eden kadın yada erkekten ayrılmak mahsurlu sayılmadığından,evlilik teklifi götürenin cinsiyeti önem arz etmemiş ve bu nedenle de vurgu yapılmamış olabilir.Sonuçta evlenilen müslüman olsun yada müslümanlığı sonradan seçmiş olsun.Bunun erkek yada kadın kimin tarafından sağlandığının pek bir önemi yok değil mi!
Feminizm başlılıklı yazınızda kadınların hormonal yapılarının yaptıkları işlerde etken olduğunun altını çizmiştiniz;hani kadınlar kollektif çalışmaya uygun iken erkeklerin daha ziyade liderlik etmeye meyilli olmasından vs..
Erkekler, kadınları sadece farklı cinsten eşdeşleri olarak göremedikleri sürece,kadınların insan olduklarını unutup onlara da liderlik etmeye,koruma adı altında baskı uygulamaya meyilli olmalarına ne dersiniz peki,ben buna zamanla ipin ucunu kaçırmak derim.Ataerkil yapı bir şekilde vucut bulmuş olmalı değil mi?Kadınlar köşeye kendi rızaları ile çekilmiş yada birileri tarafından köşye itilmiş olmalılar.Bu iki alternatif dışında başka bir alternatif yok(İslam da kadınlara erkekler ile eşit hak verdiğine,eşitlik konusunda nefes aldırdığına,bunun için cahiliye devri kadınlarının bey’at etmesine neden olduğuna göre!)
Dominant erkek yapısının hüküm sürdüğü bir toplumda erkek cinsinin kendininmiş gibi algıladığı bir ayrıcalığı daha kadınlara terk eder mi?
Seçen olmak varken ataerkil yapıda erkek sizce seçilen olmayı hazmedebilir mi?
Bu araya bi soru sıkıştırayım devlet ana ve devlet baba dendiğinde aklınıza gelen tanımlar nasıl oluyor?
Sizin benden iyi bildiğinize de emin olduğum,islamiyetin ilk zamanlarında kocalarından,oğullarından önce İslamiyeti seçen kadınlar neden peygamberimize ihtimam gösterdiler sizce?İslamiyetin kadınlara sahip olmadığı saygınlığı kazandırmış olmasından değil midir?
Ben ister başı açık ister örtülü olsun bir kadın erkeğin doğru insan olduğuna inanıyorsa zaten ona yakınlık göstererek erkeğe ilk teklifin halehazırda yapılmış olduğunu düşünürüm.Elinde çiçek damat beyi babasından istemese de “teklif etmeni bekliyorum demek neredeyse teklif etmekle aynı anlamdadır”.Şimdilerde bu ikız steme seramonisinin adı ailelerin tanışma törenine dönmüş durumda değil mi?
Erkeğin elinde çiçek ve şekerle istemeye gitmesi şeklen kız tarafını onore etmektir,islamın dediği gibi kadına özenli davranmaktır.
Konuyu dağıtarak yazmış olabilirim artık siz bağlarsınız :-)eve gitmem gerek uzun bir yolum var.
Ben bir erkeğe evlenme teklif edebilirim ama alacağım cevabın garanti evet olması şartıyla :-) bilmem anlatabildim mi !!
Çuvaldız hanım,
“Ben bir erkeğe evlenme teklif edebilirim ama alacağım cevabın garanti evet olması şartıyla :-) bilmem anlatabildim mi !!”
İstisnalar kaideyi bozmaz.. :-)
Tabii ki seçen-secilen derken kadının tercihi aslen en başat rolu oynuyor, ama bu ne zaman başlıyor; sizin de dediğiniz gibi birçok talip ortaya çıktığında başlıyor, durduk yere değil.
Benim düşüncem böyle, elbet katılmayabilirsiniz ama bunu erkeğin sonradan kazanılmış dominnatlığı olarak görüp de mücadele etmek boşa uğraştır kanaatimce. Çünkü bu sonradan kazanılmış değil fıtri bir özelliğidir.
Ayrıca bir baskı ve dayatma unsuru da değildir, zaten siz de “Ben ister başı açık ister örtülü olsun bir kadın erkeğin doğru insan olduğuna inanıyorsa zaten ona yakınlık göstererek erkeğe ilk teklifin halehazırda yapılmış olduğunu düşünürüm.” demişsiniz; evet aynen öyle.
Benim bunları yazma sebebim, bunu “baskı” olarak gördüğünüz zaman erkek dominantlığını kabulenmiş ve bunu da fıtratla temellendirmiş olacağınıza dikkat çekmekti.
İki dişliden sözediyoruz, birbirini tamamlayan iki dişliden, bu şekilde bakmak gerek diye dikkat çektim ben.
Selamlar.
pekii Suat bey,size bunu anlatmak için başka yol bulmalıyım(anlatamama sorunu olan benim anlamında)
kapitalist sistemden bahsedelim..
baişangıcı belli olmayan bir sermayedar düşünün..her şekilde donatılmış…
islami açıdan bakarsak bu sermayedarın bu imkanlara sahip olması Allah’ın takdiri,ona bağışlanmış,
ya bu sermayedar karını öz sermayesine katarak sürekli büyüyebilir(rekabet şartları onu bunu yapmaya zorlar-size göre günlük değişken şartlar-)
yada bu sermayedar karının yüzdesi kadar çalışanlarının maaşlarını arttırı.
sonuç olarak maliyetler içinde ufak bir yüzde teşkil eden ücretlerde şirket karı oranında bir artış sağlanmış olur.
işveren ile işçi arasındaki mesafe sürekli olur ama işverenin faydalandığı günlük değişken şartlardan çalışan da kendi imkkanlarını genişleterek yararlanmış olur.
Kabul kadın ve erkek fizyolojilerinde ve hormonlarında eğilimlerinin farklı şekilde yönlenmesine neden olacak farklılıklar vardır.bu farklılıklar birini diğerinden üstün kılmaz sadece tamamlar,dengeler,dişli örneğiniz gibi.
Erkek zaman içinde bu farklılığını kendisine tanınmış bir “ayrıcalık”olarak görür ve bundan sosyal hayatta elinden geldiğince yararlanmaya başlarsa,diğer cins üzerinde bilinçli yada bilinçsiz bir baskı oluşturmuş olur.
Kadın için doğum nasıl bir ayrıcalık değil,sadece Yaradanın görev dağılımındaki bir tercihi ise,kadın bunu erkeğe silah,baaskı,şantaj unsuru bir güç gibi kullanmamalıysa,erkek de -değişen günlük yaşamın şartları- diye bir mazereti kendinden bağımsız koşul oluşumuymuş gibi ortaya atıp kenara çekilemez.,
Kadınlar dominanat erkek fıtratına karşı gelip kendilerini seçtirmesinler efendim,seçilmeye razıyken seçilme şartnamesine itiraz etmesinler,bu haksızlık ve yanlış diyorsunuz.
Suat beyyy,aynı dünyada yaşıyoruz.yazı konusu olan kadınları aşağılayıcı bir yazıyı bir erkek kaleme aldı ve asla yazarken bir kadın bu yazıdannasıl etkilenir diye kesinlikle düşünmedi,zira o kadından daha önemli bulduğu bir şeye hizmet ediyordu,kendi düşüncelerine,mesleğine ama kesinlikle toplumun diğer yuarısını oluşturan kadın cinsine değil.Hoş istenen hizmet de değil,sadece adaletli olunması.
Aynı konuda kalem oynatan bir kadın için de aynı şeyi söylerim.
Yazıdaki iddia yada tespitin kime ne faydası oldu?Erkeklere başörtülü hanım ikbalinizi tehlikeye atar yada erkeler namus kavramını önemsemiyor(ki siz de başınızı namus için kapatıyorsanız kapatmayın haa)demenin dışında.
Belki anlaşılmamıştır.Kadınlar sosyal hayat içinde var olabilmek,anne olarak keriyerlerini devam ettirebilmek için bir takım olanaklara sahip olmak zorundadır.Bu onların cinsine yapılmış bir ayrıcalık değildir.Çocuk hani toplumun geleceği olan yeni nesil için bir imkandır.Konuya nerden ve nasıl bakıldığı önemli,buna kadına bir ayrıcalık olarak bakar hıı bak çocuk yüzünden özel şartlara sahip oluyor derseniz o başka,zaten bazı şeylerin düzelmeme sebebi bu bakış açısı.Çocuk kadınındır.Hayır,çocuğu doğuran kadındır,canından can olduğu için sevgi ve ilgisi farklıdır,ama çocuk sorumluluğu iki cinsindir.
kapitalizmi İslama uyar,zekatı var,yardımaşması var diye savunabiliriz ve temelinde de Allah tüm kullarını eşit şartlarda yaratmamış deriz.Bu eşit olmayan şartları değerlendirme şeklimiz Allah’huzurunda eşit olarak sorgulanacaktır.
insana ait güzel duygulardan birisi de gurur ve özgüven ama bir cins bunlara liberal bulduğu piyasa tavan yaptırırsa tek hissedarı kendi gibi davranmak gafletine düşebilir.
hepsi bu deği ama belki anlaşılabilmemde fayda olur.O yüzden bana habire fıtrat demeyin.Fıtrat,büyük çocukların elindeki oyuncak hamuru gibi ona istediğiniz zaman istediğiniz atıfda bulunup,kuytu bulduğunuz köşelerine sığınamazsınız.
selamlar.
Çuvaldız hanım,
Söylediklerinize katılıyorum. Ben teoriden bahsettim, siz teorinin pratikte bazı hatalara yol açacak şekilde anlaşılabileceğinden dem vurmuşsunuz. Mutabıkım.
Şunu belirteyim; burada konuştuğumuz kişiler ve nispeten bahsettiğimiz insanların standartları havasa daha yakın, bu açıdan tüm gerekli yönleri ve mahzurları zaten a priori görüyorlardır diye söze başladığımı ve ilave açıklama yaptığımı belirtmiş olayım.
Erkeklerin tercih şartlarına gelince.. Onda da çok farklı düşünmüyorum ama determinist düzlemi de ihmal etmeyelim diyorum. İdeal başka olan biteni yorumlamak çok başka şeyler. Ben “niçin böyle davrandıklarına” dair bir yorum/cevap getirdim “böyle davranıyorlar, doğru yapıyorlar” demek değil bu.
Elbette ideali sizin dediğiniz gibi.
Selamlar.
Suat bey,burada yazdığınız bir youmunuzdan aldığım bir cümleyi Derin Düşünce’de yorumum içinde kullandım.
Yanlış anlayıp ifade etmişsem düzeltebilmeniz için bilginize.
http://www.derindusunce.org/2007/08/30/tehlikenin-farkinda-misiniz/#comment-3179
selamlar.
Çuvaldız hanım,
Est, bir mahzuru yok. Yorumu okudum, o kadar farklı -farklı derken benzer şekilde düşünüyoruz belki ama ben başka bir bağlamda kullanıyorum o ifadeleri- bakıyoruz ki meseleye şu an için bunu açıklamaya imkanım yok.
(Bugünlerde site ile hiç ilgilenemiyorum. Yorumlara verdiğim ya da ver(e)mediğim cevaplardan nasıl bir abondone durumunda olduğum anlaşılabilir. :-)
Selamlarımla.
Suat bey,yorumuma cevap/açıklama beklediğim için yukarıdaki notu yazmamış,gıyabınızda olmasın diye sadece bilgi vermiştim.
Bu abandone halinizle cevaplamak için zaman ayırmanıza teşekkürler.
Fikir ayrılığı konusunda ise hemfikirim :-)
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: