Epey Basit Sorular: V.2.7 küsür..
Acayip şeyler oluyor. Girmeyeyim şu gündeme diyorum ama namümkün.
Düşünebiliyor musunuz, birileri biryerlerde toplantılar yapıyor, senaryolar döşüyor. Buna üst düzey birileri de katılıyor, senaryoyu tartışıyor; bu, başlı başına skandal iken üstüne iş PKK liderlerinin teslimine gelince “AKP’ye yarar” diye itiraz ediliyor. (Sonradan da yalanlanıyor, ehh canım yalandan kim ölmüşkine?)
Toplantıda yine birilerinin muhatap almadıklarını söyledikleri kabile reisinin oğlu da varmış, herhalde geçerken uğramış olacak!
Göktürk’ün bir okurunun belirtiği gibi “kendi kebabını pişirmek için bütün ormanı yakmaya hazır” kişiler mi var etraflarda acaba?
Sen aklımızı koru Ya Rabbim!..
Göktürk dün senaryonun devamını yazmış, şu satırlar ne kadar da soğuk bir gerçeklik:
Senaryonun açılış bölümlerini okuduk da gelişme ve final bölümlerinde neler vardı merak ediyorum doğrusu… Mesela “Irak batağındaki Türkiye” manzarasıyla ilgili geniş bir bölüm olmalıydı mutlaka… Arka planda sıkıyönetim altında inleyen kapkara bir ülke manzarası, ön planda sınır ötesinden gelen tabut görüntüleri… Daha sonra da genişçe bir “Müflis Türkiye” bölümü…
Bu bölümün nasıl olacağını öngörmek için Nur Batur’un Sabah’ta yayınlanan yazı dizisinden esinlenebiliriz. Batur, 27 Mayıs darbesinden 47 yıl sonra Amerikan arşivlerine girip o günlerde Türkiye’deki Amerikan büyükelçisinin ABD’ye yolladığı mesajlardan ikisini yayınladı Sabah’ta. Büyükelçi Warren, 27 Mayıs cuntasının lideriyle yaptığı görüşmeden edindiği izlenimleri ülkesine aktarırken şu cümleyi kullanmış: “Dinlediğini anlama yeteneğinden yoksun, dar görüşlü bir taşralı!”
Büyükelçi Gürsel’e bir belge okuyor. “Anladınız mı?” diye soruyor, Gürsel başını sallıyor. Ama anlamadığı belli. Belge okunup bitince bir diyeceği olup olmadığını soruyor. Belgeyle ilgili tek laf edemeyen Gürsel sözu birden, ABD’den istedikleri 100 milyon liraya getiriyor: “ABD’den istediğimiz parayı alacak mıyız, almayacak mıyız?” Büyükelçi belgeyi ikinci defa okumak zorunda kalıyor. Bu kez görüşmede bulunan Türkeş söze giriyor. Onun da tek derdi para: “Acil olarak paraya ihtiyacımız var. Gelecek sene seçim var.”
İşte, bizim “Cemal Ağa” deyip bağrımıza bastığımız Cemal Gürsel’in hali bu… Cuntanın, Galatasaray Lisesi, Paris Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi ve Cenevre Hukuk Fakültesi mezunu Fatin Rüştü Zorlu gibi efsanevi bir Türk hariciyecisinden sonra dünyanın karşısına çıkardığı “lider”in çapı bu…
Bu tabloyu bugüne adapte ederek Hudson Enstitüsü’nde masaya yatırılan senaryonun devamını yazmaya kalksak, farklı bir tablo çıkmaz ortaya… Ekonomiden, diplomasiden, siyasetten habersiz, şiddetten başka bir dil konuşamayan çapsız cunta liderlerinin, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birini üç günde tepe üstü çaktıktan sonra, ilk ayın emekli maaşlarını bile ödeyemeyecek hale gelişlerini anlatan son derece içli bir senaryo çıkar ortaya.
Artık Washington’dan mı isterler bankamatiklere koyacakları parayı; Putin’den mi bilinmez… Malum, ittifak eksenini kaydırmaya çalışıyorlar ya…
Kimlerin dayatımı ile nereye gidiyoruz böyle?
Böyle durumlarda görüşlerini dikkate aldığım bir isim daha var: Mahir Kaynak.
Mahir Kaynak’ı çok sık olmasa da takip ederim. Çok üst perdeden yazar. Belki biz faniler anlamasın diyedir, bilmiyorum. Bir spesifik olayı öyle bir bağlarki bütüne, yan komşunuzdan bile korkmaya başlarsınız.
Satıraralarında açık ettiği tahminler konusunda da yanıldığına çok sık rastlanır. Kimbilir belki bu yanıltma kısmı dezanformasyon ve kitle etkileme seansıdır.
Bu konuda pazar günü birşeyler yazmış. Önemli geldi bana:
Bush yönetimine yakın olduğu söylenen Hudson Enstitüsü’nde, basına kapalı bir toplantıda konuşulan senaryolar ilgi ve tepkiyle karşılandı. Basına kapalı olmasına rağmen bunun kamuoyuna sızmasının ve tartışılmasının istendiği anlaşılıyor. Nitekim kısa sürede ileri sürülen senaryoları duymayan kalmadı. Bu toplantının ve böyle karanlık senaryoların üretilmesinin nedeninin ve kaynağının bilinmesi önemli. Öyleyse biz de senaryolarla ilgili bir senaryo üretmek zorundayız.
Hudson Enstitüsü ve onun arkasındaki güç odağı bu senaryoyu ifşa ederek gerçekleşmesini önlemek istemiştir. Ya böyle bir operasyonun yapılacağı bilgisine ulaşmış ya da nelerin olabileceğini tahmin ederek ve bir önlem olarak bunları açığa vurmuştur. Enstitü, olabilecek ihtimalleri sıralayarak ve bunların bir operasyon olduğunu ima ederek ülkemizi uyarmaktadır. Toplantıya çağrılanların iki gruptan olduğunu söyleyebiliriz. Bir bölümüne yapacağınız şeylerden haberdarız mesajı verilirken diğerlerinin dikkatli olması istenmektedir.
Eğer ABD’de tek bir güç olsaydı ve bu senaryoları onlar üretseydi kamuoyuna yansıtılmaz, işbirlikçilere kapalı kapılar arkasından bilgi verilir ve destek istenirdi. Eğer bu senaryolar ABD dışındaki bir güce ait olsaydı diplomatik ve istihbarat kanallarından ülkemiz uyarılır ve ortak hareket önerilirdi. Olayın bir düşünce kuruluşu kanalıyla kamuoyuna duyurulması bu senaryoyu eyleme dönüştürecek gücün de ABD içindeki taraflardan biri olduğu ve her iki tarafın ülkemizde yandaşlarının olduğunu düşündürüyor. Bir kanat yapılacak eylemlerle bir yandan iktidarın seçim şansını azaltırken diğer yandan Türkiye’yi Kuzey Irak’a müdahaleye mecbur edecek ve buradaki olası varlığımız bir erken doğumla yaşamaz hale düşürülecekti.
Daha önce de başka bir yazımda şöyle yazmıştım: “özgürlüklerin ve demokrasinin bize bol geldiğini düşünen, çevrenin demokratik mekanizmalarla merkeze oturabileceğini gören ve bundan son derece rahatsız olan sahiplerimiz, yani oligarşi, esaslı bir eksen değişikliği istiyor. Daha 2000′li yıllarda sözü edilen “AB’yi boşverelim, Rusya ve İran ile işbirliği yapalım” gibi öneriler de bu eksen değişikliği isteğinin tezahürü. Yani istenilen otoriter, militarist bir demokrasi. Çünkü oligarşinin devamı ancak bu şekilde sağlanabilir.”
İşte ABD’nin içinde de Türkiye ile alakalı olarak bir çatışma var ve bu tip atraksiyonlar açık edilerek bir taraf diğerinin oyununu bozmaya çalışıyor gibi görünüyor. Yoksa bu gibi kuruluşlarda konuşulan senaryoların dışarı sızması mümkün değil bana göre.
Bu meselenin küresel boyutu. Biz içime dönelim.
Ali Bayramoğlu’da köşesinde önemli sorular sormuş, buraya alıyorum:
1. Türk Silahlı Kuvvetleri teröre destek verdikleri gerekçesiyle Barzani ve Talabani’yle görüşmeyi siyasetçiye ve Türkiye’ye adeta men eden bir tavır takınmamışlar mıydı? Bu durumda Talabani’nin yakını ile iki tuğgeneralin aynı masada oturup, üstelik inanılmaz şiddet senaryoları tartışması ne demektir, nasıl açıklanır?
2. Bu Türk askerinin dolaylı olarak Talabani’yle görüştüğü anlamına mı gelmektedir? Türk Silahlı Kuvvetleri bu konuda bir açıklama yapacak mıdır?
3. Nasıl olur da resmi görevliler, askerler, senaryo bile olsa, seçimleri dizayn edecek, siyasi iktidarı hedef alan bir tartışmanın içinde olurlar?
4. Nasıl olur da iki general AK Parti’ye yarayacak diye PKK’lı yöneticilerin teslim edilmesine itirazı onaylarlar? Terörün AK Parti’nin zayıflamasıyla ilişkilendiren en hafif tabiriyle akıl almaz bu durumun anlamı nedir?
5. Asker kimi gerginlik ve kriz politikaları yürütmekte ve bunu ABD’li kimi resmi aktörlerle mi tartışıp, planlamaktadır?
6. Bu toplantının dışarıya sızması ve sızdırılması, toplantının kendisi kadar önemlidir. Zira soru şudur: Askerle dirsek teması halinde olan bir Amerika ile bu temas ve düzeni bozmak isteyen diğer Amerika karşı karşıya mı gelmiştir?
Hadi bakalım, pamuk eller klavyeye.
Zeyno Baran’ın “çevir kazı yanmasın”ını yutmadık; kusura kalmayın, bir gece yarısı bildirisi daha bekliyoruz bu soruların cevabı için.



38 comments
Konuyla ilgili bir kaç link:
Sorular, sorular, sorular…
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=20.06.2007&y=FehmiKoru
….
Karanlık toplantı, komik yalanlama
Abdülhamit Bilici
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=553748
….
Senaryo var, senaryo var
Hadi ULUENGİN
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6742742.asp?yazarid=22&gid=61
Suat bey
Sorularin cevaplari:
1. Türk Silahlı Kuvvetleri teröre destek verdikleri gerekçesiyle Barzani ve Talabani’yle görüşmeyi siyasetçiye ve Türkiye’ye adeta men eden bir tavır takınmamışlar mıydı? Bu durumda Talabani’nin yakını ile iki tuğgeneralin aynı masada oturup, üstelik inanılmaz şiddet senaryoları tartışması ne demektir, nasıl açıklanır?
Talabaninin yakini denilen kisi Kurdistan Bolgesel Hukumetinin Washington temcilsidir. Yani resmi bir kimligi vardir. Ayrica SAREM yetkililerinin soyledigine gore o toplantida 2 tuggeneral yoktu. Bir tane tuggeneral vardi. O da Washington’daki askeri atese. Ayrica bunlarin ayni masada oldugunu kim nerden cikardi. Belki de oyledir bilmiyorum.
2. Bu Türk askerinin dolaylı olarak Talabani’yle görüştüğü anlamına mı gelmektedir? Türk Silahlı Kuvvetleri bu konuda bir açıklama yapacak mıdır?
Talabani ile gorustugu falan anlamina gelmez. Cunku bu bir gorusme degil. Dusunce alis verisi yapilan senaryolarin tartisildigi genis katilimli bir toplanti. Yani bu toplantida gorus belirtmek de sart degil. Sadece dinleyici olarak da orada bulunulabilir. Kaldi ki Talabani Irak Cumhurbaskanidir. Gorusulmez diye birsey olmaz.
3. Nasıl olur da resmi görevliler, askerler, senaryo bile olsa, seçimleri dizayn edecek, siyasi iktidarı hedef alan bir tartışmanın içinde olurlar?
Secimle ilgili bolumun gercek olduguna dair kimsenin kaniti yok. Bunun uydurma olmadigini kim iddia edebilir?
4. Nasıl olur da iki general AK Parti’ye yarayacak diye PKK’lı yöneticilerin teslim edilmesine itirazı onaylarlar? Terörün AK Parti’nin zayıflamasıyla ilişkilendiren en hafif tabiriyle akıl almaz bu durumun anlamı nedir?
Bu iddianin uydurma olmadigini kim iddia edebilir? Ayrica sanki bunlar gercekten olacakmis da asker verilmesine karsi cikmis gibi gostermenin bir anlami da yoktur.
5. Asker kimi gerginlik ve kriz politikaları yürütmekte ve bunu ABD’li kimi resmi aktörlerle mi tartışıp, planlamaktadır?
Bu senaryoyu TSK mi uretiyor yoksa ordaki dusunce kurulusu mu? Bu fikri TSK’nin urettigini nerden cikardiniz?
6. Bu toplantının dışarıya sızması ve sızdırılması, toplantının kendisi kadar önemlidir. Zira soru şudur: Askerle dirsek teması halinde olan bir Amerika ile bu temas ve düzeni bozmak isteyen diğer Amerika karşı karşıya mı gelmiştir?
Yoksa bunlar da askeri yipratmak icin yapilanlarin bir parcasi midir?
Hudson Institute’un Türkiye ile ilgili komplo teorilerinden sonra Çemişgezek Binnaz Institute da ABD için bir felaket senaryosu oluşturdu. Linkten yükleyebilirsiniz:
http://www.4shared.com/file/18257972/18de162a/ABD_icin_felaket_senaryosu.html
sawyer bey
sorularınızın cevaplarını genelkurmayın yaptığı açıklamada buldum.
haberimiz yoktu
tamamen tesadüf
geçerken uğruyorduk
Zaten sonuna yetiştik.
Aaa Junior talabanide aynı masadaymış.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=249775
ayrıca ilahi okuyan kızlara muhtıra döşeyen tskdan daha hassas konularda da muhtıra beklerdik.
zeyno hanımın 80,90 nıda fayda etmedi.
Bende tüm olanlardan sonra en yakın çöplüğe gidiyorum.
Belki bizede bir hurda rasgelir.
Güvenlik sistemi aynı gün çöker
harddiskteki tüm bilgilerde tesadüfen silinir.
bende ülkemde başbakandan aldığı parayla hükümet düşüren toplum mühendislerini en kalbi duygularımla selamlarım.
Uğur Mumcu Cumhuriyet Ahmet Taner kışlalı denkleminde özel harp dairesine şükranlarımı iletir.
Yumurtasını pişirmek için evimi yakanları yalar yutarım.
kaya bey
Neye inanmak istiyorsaniz inanin. Kimsenin sizi tatmin etmek gibi bir amaci yok. Adamlar herseyi aciklamis. Ama inanmak istemedikten sonra kimse sizi zorla bunlarin dogruluguna inandiramaz. Soyle soyle soylenmis, sunlar konusulmus, su kisi sunu demis diyen bir gazetecinin bu duyumlarini dogru kabul edip Genel Kurmay’in aciklamasini kabul etmemek sizin seciminizdir. Bu sizi baglar.
sawyer
bu toplantida askerler degil siviller hele hele Ak partiden yetkililer olsaydi, birakin toplantida olmayi toplantinin oldugu binanin sokagindan gecselerdi cikacak yaygarayi dusunebiliyor musunuz?
Ya bu toplantida yazilan oldugu gibi gerceklesti ise, GKB nin cikip o toplantiya gittik, hatta seneryoyu Turk askerlerimiz yazmisti, PKK liderlerini yakalamayi teklif ettiler biz Ak partiye yaramasin diye kabul etmedik demelerini mi bekliyordunuz?
Askerin en ufak bir yanlisini eksigini soylemenin “orduyu yipratmaya calisan hainler” olarak degerlendirilmesi sacmaligini kabul etmiyorum.
Ama bu olayda muhtemelen toplantiyi sizdiran kisiler orduyu yipratmaya calisiyorlar. Ya gercekten askerimizin katilimi belki hazirligi ile olmus bir toplantiyi aciga cikararak oyun bozma ve orduyu yipratma cabasindalar, ya iftiralarla orduyu yipratma cabasindalar.
Askeri yipratmak TR disinda kime neye yarar bilmiyorum. Ama urkutucu buluyorum.
Fakat askeri asil yipratanin iclerindeki -pek cok- cuntaci oldugunu unutmamak gerekir. Asker halkla halkin inanclariyla butunlesmedigi en azindan barismadigi kendi halkini dusman gormeyi birakmadigi muddetce kendini yipratmaya nefreti uzerine cekmeye devam edecek.
Son aylarda kimlerin ne kadar gozlerinin dondugunu bu ugurda sehitler de dahil feda edemiyceekleri hic bir sey olmadigini, sadece komsunun evindeki degil butun ulkedeki yangindan yumurtalarini pisirmeye kalktiklarini gorduk.
Boyle seneryolara inanmak icin cok nedenimiz var.
Ayrica patlayan bombalarin “iyi cocuklar” tarafindan patlatilmadigina dair bir kanitimiz da yok.
Kaya Bey Genelkurmayın komik açıklamasını çok güzel özetlemiş:
haberimiz yoktu
tamamen tesadüf
geçerken uğruyorduk
Zaten sonuna yetiştik.
Aaa Junior talabanide aynı masadaymış.
Açıklamayı okudum ayrıca şunları da demişler:
- Sor bakalım açıklama yapmak için bu güne kadar niye bekledik?
elcevap: kim hain kim değil onu bilelim diye..yaaa
-Hem bu ziyaret çok daha önceden planlanmıştı ancak Hudson’dakiler bize yapacakları toplantının içeriği hakkında bilgilendirmediği için(niyeyse) biz tongaya düşürülen taraf olduk.
-Bazılarının iddia ettiğinin aksine Sarem heyetindeki tuğgenerallerimiz de mezkur ziyarette vardılar.
-Hem Zeyno’da aynen bizim gibi gereken açıklamayı yaptı..
bunu da unutmayın!
Simdi asil sorun surda. Sizin elestirdiginiz sey o toplantida GKB’dan birilerinin olmasi mi yoksa “PKK yetkileri teslim edilmesin bu AKP’ye yarar” dendigi iddiasi mi? Eger birincisi ise onu tartismam bile. Bunda hicbir gariplik veya yanlislik yoktur. Bir dusunce kurulusunda hersey tartisilir. En mantiksiz, sacma sapan, hic olmayacak gibi gozuken seyler de tartisilabilir ve GKB’nin stratejik arastirmalarla ilgili bir bolumunun uyelerinni boyle bir kurulustaki bir toplantiya katilmasinda hicbir sorun yoktur. Eger elestirdiginiz sey ikincisi ise onu ben de elestiririm ama gercekligi tartismali birsey uzerinden orduya saldirilmasini da desteklemem. Heralde oraya katilan asker de aptal degil. Boyle birseyi gercekten soylese bunun bir sekilde disari sizabilecegini ve orduya buyuk zarar verecegini dusunecektir. Eger gercekten boyle bir dusuncesi olsa bile bunu soyleyecegini sanmiyorum. Ama siz nasil oluyorsa kesin soylemis gibi degerlendiriyorsunuz. Bunu anlamiyorum iste. Nasil? Neye dayanarak?
Cengiz Çandar’ın yazısından:
Peki, Hudson Institute’da geçen hafta yapılan ve büyük gürültü kopartan toplantıya ilişkin bir sorun yok mu?
Var. Hudson, “ciddiyet”ten ziyade “zevzeklik”e dönük bir çalışma tarzına sahip gözüküyor.
Ama sorun, Türkiye’nin öncelikle kendi içinden kaynaklanıyor. Hudson Institute’da tartışılan “senaryo” büyük ölçüde Türkiye’de yaşanmakta olan gerçekler.
Türkiye’de onca kıyamet kopartan, Hudson Institute’un tartıştığı “senaryo”nun ana unsurları neler?
1- Beyoğlu’nda çok sayıda insanın hayatına mal olan bir PKK eylemi ya da terörist saldırı,
2- Anayasa Mahkemesi Başkanı’na suikast,
3- Türkiye’nin 50 bin kişilik bir kuvvetle Kuzey Irak’a müdahalesi,
4- ABD’nin Kuzey Irak’ta önde gelen PKK liderlerini yakalayıp Türkiye’ye teslim etmesinin, seçimlerde AK Parti’ye puan kazandırmamak için Türkiye’deki bir “güç merkezi” tarafından istenmemesi.
Bunların tartışılmasında ve ABD’nin “nasıl bir tavır alacağı”nın soruşturulmasında tuhaf olan ne olabilir?
Ankara Anafartalar’da büyük bir patlama olmadı mı? Genelkurmay Başkanı, günlerdir ilk kez ve patlamadan yarım saat sonra olay mahallinde ortaya çıkıp, “Büyük şehirlerde benzeri eylemler olabilir” uyarısı yapmadı mı?
Geçen yıl, bir Danıştay daire başkanı, Danıştay binasında bir saldırıda öldürülmedi mi?
Günlerdir, Kuzey Irak’a geniş çaplı bir askeri harekât tartışması yapılmıyor mu? On binlerce asker Irak sınırları civarında yığınak yapmış durumda değil mi?
ABD’nin birkaç PKK yöneticisini yakalayıp Türkiye’ye teslim etmesinin Tayyip Erdoğan’a puan kazandıracağı, Türkiye’nin “etkili güç merkezleri”nin bunu istemeyeceği her ev, her kahve sohbetinde haftalardır dile gelmiyor mu?
Hudson Institute’da böyle bir “senaryo tartışması”nı düzenlemek için Zeyno Baran’ın, başka bir yerden ilham almasına ihtiyaç var mı?
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, koca Washington’da konuşacak yer kalmamış gibi, geçen yıl, pek de önemsenmeyen ve itibarlı olmayan bir düşünce kuruluşu olarak Hudson Institute’ı seçmedi mi? Son “senaryo tartışması”nda hazır bulunan Washington’daki askeri ataşe Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu o toplantıda da yok muydu?
Zeyno Baran, o toplantının ardından Newsweek dergisine “Türkiye’de 2007 yılında askeri darbe ihtimali yüzde 50-50” diye yazı yazmadı mı?
2007 yılının 27 Nisan gece yarısı, Türkiye’de bir “askeri müdahale” cereyan etmedi mi? Türkiye, o gün bugündür “siyasi kriz” yaşamıyor mu? Görev süresi 16 Mayıs’ta bitmiş olan Ahmet Necdet Sezer hâlâ koltuğunda oturmuyor mu, önüne gelen yasayı veto etmeye devam etmiyor mu?
***
Türkiye’nin üst düzey askeri yetkililerinin, Türkiye’de “askeri darbeye sıcak bakan” Hudson Institute’un niçin müdavimleri olduğunu sormak daha isabetli olur.
1990’larda Türkiye’nin sivil yöneticileri, Washington Institute’a gidip konuşma yapmak modasına kapılmışlardı. Washington Institute’un özelliği, Amerikan başkentinin “en aleni İsrail yanlısı” düşünce kuruluşu olmasıdır. 1990’ların ikinci yarısı, Türkiye’nin İsrail ile özel ilişkiler kurmaya başlaması dönemiydi ve Washington’a gelen Türk başbakanları, “Mekke’ye gidip Kâbe’yi görmemek olmaz” misali, konuşma yapmak için illa Washington Institute’u seçerlerdi.
Zaten o yıllarda, Genelkurmay ile Washington Institute arasında dönüşümlü olarak oraya Türk subayı göndermek anlaşması yapılmıştı.
Washington’da ve genel olarak Amerika’da saygınlığı tartışılmaz ve Hudson Institute, American Enterprises Institute, Washington Institute gibi sağcı ve “net ideolojik pozisyon”a sahip bulunmayan düşünce kuruluşları ve merkezleri şunlardır:
Carnegie, Brookings, CSIS, Wilson Center ve CFR (Council on Foreign Relations). Buralarda, Hudson Institute’taki gibi zevzeklikler, “uçuk senaryo” gerekçesiyle bile olsa tartışılmaz. Amerikan sistemi içinde düşünce kuruluşlarının önemini ilk saptayan Turgut Özal, buralarda konuşurdu.
Peki, önceki gün Washington’da Nixon Center adlı Cumhuriyetçi-realist sağcı düşünce kuruluşunda Richard Perle ile Morton Abramowitz’in (Ankara’daki eski ABD büyükelçisi ve eski Carnegie Başkanı) Türkiye tartıştıklarını, Perle’ün “Türkiye’de ordunun özel yerini, AB’nin Türkiye’nin teröre karşı mücadele gücünü ve orduyu zayıflatan bir rol oynadığını, Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesi gerektiğini” savunduğunu ve Abramowitz’in dayanamayarak, “Benim İslam’a hiçbir yakınlığım yok; bunları dinledikçe, ben bile neredeyse AK Partili olacağım” dediğini biliyor musunuz?
Türkiye’nin “ulusalcılar”ı ile “milliyetçileri”nin, Washington’daki en “sağcı” eğilimle aynı dalga boyunda bulunduğunun ve dolayısıyla sanıldığı gibi, pek de “milli” sayılamayacaklarının farkında mıydınız?
sawyer :Sizin elestirdiginiz sey o toplantida GKB’dan birilerinin olmasi mi …
Eger birincisi ise onu tartismam bile Bunda hicbir gariplik veya yanlislik yoktur. Bir dusunce kurulusunda hersey tartisilir. En mantiksiz, sacma sapan, hic olmayacak gibi gozuken seyler de tartisilabilir ve GKB’nin stratejik arastirmalarla ilgili bir bolumunun uyelerinni boyle bir kurulustaki bir toplantiya katilmasinda hicbir sorun yoktur.
Daha bir 5-10 gün önce T.Erdoğan’ı sıkıştırmak için Barzani ve Talabani ile görüşmem diyen Büyükanıt değil miydi?..
Yoksa Genelkurmay strateji değitirdi de Büyükanıt’ın haberi mi yok?
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye neden sormuyorsunuz sn.sawyer?…
Suat bey,
Hudson gurubu senaryolari hazirlarken “dusunceler”den esinlenmis olmasinlar?
http://www.dusunceler.org/toplum/2007/06/06/asil-sorun/
8 haziran - 59 nolu yazimdan :
Dur yahu aklim karisti..
Yoksa aramizda bu guruptan maas alanlar mi var ?
Yada…
Sakin o kisi ben olmayayim..
Belkide kendimi aklamak icin yalanciktan bu mesaji yaziyorumdur..
Erol bey,
İroniden çok daha ciddi şeyler oluyor bu ülkede.
O senaryonun bilerek sizdirildigi kesin, ABD’de de bu konuda catisma var.
Sahiplerimizin, yumurtalarini pisirmek icin evimizi atese verecek kadar gozlerinin kararmisligindan urkmemiz ve tepki gostermemiz gerekiyor.
Suat Bey,
Soyledikleriniz dogru buradaki bazi “gozu kara”lar bizdekileri elli defa cebinden cikarirlar..
Bu gurup veya baska gurup, toplantilara biz katilsak yada katilmasak farketmez, yine oturup senaryolar uretecek ve islerine gelirse bu senaryolardan her tur filmler cekmek icin firsat kollayacaklardir..
Isin aci tarafi, biz icimde bolundukce ve “vatan hainligini” bu derece ucuza sattikca senaryolarin olusmasina yarayacak ortam yarattigimizin farkinda da degiliz..
Selamlar
Erol.
Erol bey,
“Vatan hainliği” ile suçlamamak gerek kimseyi ama bazilarinin “doğru bildikleri” ve “uygulamaya çalıştıkları”nın ülkenin köküne kibrit suyu dökeceğini de vurgulamak gerek.
Bu gibi enstitülerin zaten kuruluş amacı odur; boyle senaryolar uretirler, tartisirlar. Bunda bir anormallik yok.
Anormallik Bayramoğlu’nun, Çandar’ın Gokturk’un dile getirdiği hususlarda.
Akli başinda herkesin yalama şekeri gibi elimize “cevap” diye tutuşturulan komedileri reddedip bu sorular uzerinden tepki gostermesi gerektiğini düşünüyorum.
Selamlar.
Blue’nun mesaji vardı yukarida:
ABD için Felaket Senaryosu
Mutlaka yukleyip seyredin derim. :-))
Ona oyle demesek de su AKP nin devri kapandi desek
Bunlarda Asena dan apartma manevralar desek
Nasil olur
Cok cok iyi oldu
olsada oldu
olmasada oldu
Suat bey,
Tepki gosterecegemiz sey tam olarak ne ?
Bu toplantilara katilmasak ne yazar.
Katilacaksak, diger katilanlarin kim oldugunu biz mi kontrol etmeliyiz ?
Oradaki senaryolarin konusulmasi sirasinda ortaya atilan “ucuk gorusler” kimin icin baglayici olacaktir ?
Biz “komplo teorilerine” prim verdigimiz oranda bu senaryolarin gerceklesme sansi artacaktir.
Komplo teorilerinde dogal olarak (ortadogu kulturu belki de) kimse elimize su dokemez :
Bazilarimiz teror’un ozellikle kasindigini ve sadece erlerin sehit oldugunu yazdilar. Sonra subaylardan sehit olunca “gozden cikarilmis” olabilecegini ima ettiler.
Benim gordugum kadari ile bizde vatan hainligi artik ayaklara dustu (bir tisort giyen bile vatan haini sayiliyor..)
Sonumuz hayirli olsun..
Erol.
Sayin TT
Buyukanit, Talabani’yi veya Barzani’yi karsina alip konustu mu? Bir dusunce kurulusunda bir atase ve kurdistan bolgesel yonetimi washington temsilsici ayni toplantinin bircok katilimcisi arasindaydi. Burda bir strateji degisikligi gormuyorum. Ayrica buna ek olarak toplantida Talabaninin oglunun olacagindan da haberleri olmadigini soyluyorlar. Buna inanmamak icin de bir sebep gormuyorum. Heralde toplantiya katilacaklarin tam listesini aldiklarini dusunmuyorsunuz.
Sayın Laik Faik Bey
önce şu meşhur komplo teorilerine gelelim.
Öncelikle komplo teorileri bize dayatılan gerçeklerden daha gerçektir.
ayrıca ortada teori yok
birbiriyle çelişen açıklamalar var.
Buda bir kurum ciddiyetine yakışmıyor.
Yayınlanan bildiriye tekrar göz atalım
ancak görüşmeye katılanlara konuşma yapmadı demek zor çünkü oraya giren konuşur.Hamama girenin terlediği gibi
Şimdi şu soruyu tekrar sormanın zamanı gelmedi mi?
Bir milyonluk askeriyle dünyanın sayılı ordularından birisi karşısında çapulcu sürüsü.
30 yıldır onbinlerce kırmızı yanaklı körpenin soğuk bedeni geri döndü.
Nice anaların bağrına sönmez bir ateş düştü.
neden bitmez bu terör neden neden!!!
Faturayı siyasi iktidarlara kesemezsiniz!
bir belediye başkanı ile bir okul merasiminde aynı karede bulunmama titizliğini gösteren seçilmiş bir başkanı azarlamaktan gurur duyan ordu mensupları
aynı hassasiyetleri neden gösteremiyor?
Ordu benim ordum
çünkü maaşını ben veriyorum.
Vatanımı korurken vurulan benim kardeşim,
Soru sormaksa benim hakkım.
Tskyı yıpratanlar üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokanlardır.
Genelkurmay açıklamaları 27 Nisan’dan beri sürekli falso üstüne falso içeren,kurumun itibarını düşüren metinler halinde yayınlanıyor.
Koskoca genelkurmayın hazırladığı metinlerin bu derece ehil olmayan kimselere bırakılması gerçekten üzüntü verici.
Hudson açıklaması da gülermisin ağlarmısın kabilindendi…
…
İşinde ehil,titiz ve akredite bir gazeteciye ne kadar da kolayca “hain” ithamı yapıldı,
haberde bahsi geçen onca belgeyi(davetiye,e-mail metinleri) ve katılımcıların ağzından alınan teyit sözleri hiç ve hayali sayıldı.
Milletin güvencesi olan orduyu kimsenin yıpratmaya hakkı yok.
Buna millet tarafından kendilerine makam,mevki,silah ve itibar verilen askerlerde dahildir.
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=21.06.2007&y=FehmiKoru
…
YASEMİN ÇONGAR’DAN TSK’YA CEVAP
http://www.haber10.com/haber/79080/
…
Hudson’ı yazan gazeteci ne diyor?
Aslı Aydıntaşbaş http://www.sabah.com.tr/aydintasbas.html
…Washington’daki balçık Ankara güneşi ile sıvanamıyor…
Cengiz Çandar http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6749775.asp?yazarid=215&gid=61
neden yasemin congara inanmayalim?
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=21.06.2007&y=AliBayramoglu
Sayin Kaya bey,
Faik bey’e sordum, size sunlari yazmami soyledi :
Terorle mucadele askeri yollardan olmaz.
Sivrisinekle mucadele batakligi kurutarak yapilir.
Azinliklari kazanmak, sistemin icine cekmek siyasi bir sorundur.
Teroru besleyen kosullarla mucadele egitimle, ekonomik tedbirlerle ve kulturel acilimlarla olur.
Gerekiyorsa ve hala fanatik yolu secenlere karsi Polisiye tedbirler alinir.
Askerin yapabilecegi tek sey komsu topraklarda Teroru besleyen olusumlara karsi caydiricilik yapmaktir, bunu da zamaninda Suriye sinirina dayanip yapmistir.
Yakin gecmiste siyasi olarak yapilan en buyuk hamleleri “Erdal Inonu” ile Ecevit yapmistir. Erdal Inonu bolge milletvekillerini sistemin icine cekmek icin buyuk bir firsat sunmustur. Bu firsati kaciranlar bugun pismanlar (yada oyle diyorlar).
Ecevit Kurtce yasaginin kaldirilmasi icin on ayak olmustur.
Peki AKP, bolgenin oylarinin uzerine oturmaktan baska ne yapti ?
CHP ile birlik olup bagimsiz adaylarin onunu kesmek icin anayasa degisikliginden baska ne yapti ?
Ayrica “Komplo teorileri bize dayatilan gerceklerden daha gercektir” demenize hic sasirmamis. Bu tur teorilere inananlar zaten gercek ile komplo teorisi arasindaki farki gorebilseler bu yanilgiya dusmezler diyor.
Yani bakin, Istanbulda bulunan ve sozum ona coplukten toplanmis el bombalari “gercek” tir, ve bunlarin aydinlanmasi ile ilgili gorev Hukumet’e dusuyor eger becerirlerse.
“Boyle onemli bir konu gundemde iken, Hudson institute’da tartisilan senaryolarin ne anlama geldigi ile ugrasmak komplo teorileri icin istihare’ye yatmak gibi birseydir bana sorarsaniz” diyor.
Faik bey merakla bekliyor cevaplarinizi.
Erol.
Evet; ulkede olanlar senaryolara uygun ilerliyor. Betül haklı, neden Çongar’a inanmayalım?
Çongar’a inanmak çok daha mantıklı.
***
Bence olan şu; ABD’nin içinde, seçimler uzerine -dolayısı ile AKP’ye- oynanan oyunu bozmak isteyenler bu toplantıyı sızdırdı ve ortalığa bunlar saçıldı. Yani “AKP ile devam” diyor ABD’de en azından bir kanat..
Çarşılar çalkalanıyor, inanın insanlar neler olup bittiğinin farkında.
Erol Bey,
Tartışılan senaryo ile ülkede olup bitenler eşdeger gibi ise aralarında ilişki kurmaktan daha doğal ne olabilir? Hem de aktörler de ayan beyan ortada iken?
Kendinizi kasmaz ve önyargıyı bırakırsanız olan biteni rahatlıkla görebilirsiniz.
Meselenin AKP’nin terör politikası ile ne alakası var?
Basbayağı ortada tezgah var, birileri sahneyi kurmuş, oyuncular figuranlar belli, sahne başlamış, siz Truman Show daki Jimm gibi davranıyorsunuz.
Suat bey,
Bana sorarsaniz “kuvayi milliye ve el bombalari” olayi, yada Semdinli deki bombalama olayinin yargi sureci daha gercek, somut ve cozulmesi gerekli sorunlardir.
Buradaki yazilardaki anafikir, benim baktigim yerden soyle gorunuyor:
Hudson institute’da birileri cikip “bir iki elebasini yakalayip geri vermeyin, cunku bundan AKP kazancli cikar” demis olmasi ve bundan rahatsiz olunmasi utanc verici.
Yani iki acidan da utanc verici : Bunu diyen olduysa o kisiler icin utanc verici, ve bunu dediler, ve belkide bu yuzden ABD simdi bize yardimci olmayacaktir. Yani biz aciz bir durumdayiz ve ABD bize boyle bir iyilik yapsa ne guzel olacak diye dusunmek te utanc verici.
Hudson Institute’i bu kadar gozunuzde buyutmeyin.. Biraz kendimize guvenelim. Bunlara bu kadar prim verirsek kendilerini bir sey zannedecekler. Halbuki burada bu tur gorus sahibi, yani “yeni konservatist” denilen guruplar, topal ordekten beter haldeler, ve kendileride bunun farkinda..
Selamlar
Erol.
Sayın laik Faik bey,
Herhalde sadece askeri yollardan olmaz demek istediniz.
Hele silah tutmasını bilmeyen, bıyıkları yeni terlemiş acemi askerlerle hiç olmaz.
Demek ki terörün bitmesini istemeyen büyük sivrisinekler var.
Kürtler bu ülkede azınlık değil asli unsurdur.
Kürt sorunu sunnidir. Türklerin Kürt , Kürtlerin de Türk sorunu yoktur.
Bkz Çanakkale, Kurtuluş savaşı, Maraş, Antep, Malazgirt, AllahuEkber dağları
bkz dedem ve dedelerim.
Niye daha önce dayanmamış? siyasi irade mi engel olmuş?
- Ecevit, apoyu bize neden verdiklerini hala bilmiyorum.
Ben kameranın arkasında çalışırım ve ne dediğiminde farkındayım.
yada ne kadar müsaade ederlerse.
Hudson da yazılanlar, türkiyede yaşananlardır.
Dandik bir think tank’ın senaryosu niye bu kadar abartılıyor anlamadım. Hem bu tip senaryolardan bizim gibi sıradan vatandaşlar bile haberdar oluyorsa, bunun ne gibi bi kapalılığı veya gizliliği var.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224460
@deniz
Dandikse askerimizin orada işi ne.
Dandik değilse o daha vahim.
Nasıl yanı koskoca generallerimiz dandşk think tank kuruluşlarında kafa patlatmaya mı gidiyor.
Yazıyı ve yorumları iyi okuyun, bu sızdırılmıs cunku ABD’nin içinde de Turkiye’de oynanan oyunu bozmak isteyenler var. gercekten de oyun bozulmuş durumda, ak koyu kara koyun cıktı meydana..
Sn Kaya Bey,
Faik beyi rahat birakmayacaksiniz anlasilan.
Kendinizi aldatmayin..
Terorle mucadele profesyonel askerlerle de olmaz.
Baska ulkeleri isgal etmekle hic olmaz.
Marjinal hale getirmek icin siyasi irade, ekonomik ve demokratik yaklasimlar, dogru politikalar yardimci olur, geri kalani POLIS isidir.
Kim acaba bu buyuk sivrisinekler ??
Butun azinliklar asli unsurdur, bir ikisi asil geri kalan yedek degil …
Suni’dir demek istediniz herhalde..
Sorun yok deyip butun azinliklarin gul gibi yasadiklarini mi soyluyorsunuz?
Peki bu ulkede 6-7 eylul olaylari, ermeni tehciri, sivas, corum, kahramanmaras filan da olmadi ve butun bunlar da zavalli vatandasin cani yanmadi mi? Bunlar da hep buyuk sivrisineklerin isi mi ??
Yani bizde siyaseti azinliklari dusman gosterip yapan siyasilerin hic mi sucu yok ? irk veya Din motifli siyaset ile oy toplamaya calisanlarin ve bu yolla insanlari birbirine dusman edenlerin hic mi sucu yok ??
Buralarda bir cok baska “asil unsurlarda” can verdiler, haberiniz olsun.
Bildigim kadari ile siyasi iradenin biligisi dahilinde Suriye sinirina gidildi..
Ecevit’in bilmedigini bana sormuyor sunuz herhalde..
??? Evet, goruyorum.. Asli unsur olarak bunu iddia etmeye hakkiniz var..
Bu da en sevdigim kacis yolu.
Siyasiler artik “derin devlet” i ocu diye gosterip, butun basiretsizliklerinin sucunu bu “derin devlet” e atip kurtulmayi aliskanlik haline getirdiler.
Bu bir temenni mi yoksa ??
Peki Faik beyin su yazdiklarina niye hic cevap yok ??
Yakin gecmiste siyasi olarak yapilan en buyuk hamleleri “Erdal Inonu” ile Ecevit yapmistir. Erdal Inonu bolge milletvekillerini sistemin icine cekmek icin buyuk bir firsat sunmustur. Bu firsati kaciranlar bugun pismanlar (yada oyle diyorlar).
Ecevit Kurtce yasaginin kaldirilmasi icin on ayak olmustur.
Peki AKP, bolgenin oylarinin uzerine oturmaktan baska ne yapti ?
CHP ile birlik olup bagimsiz adaylarin onunu kesmek icin anayasa degisikliginden baska ne yapti ?
Bu ulkenin subaylari toplumun butun kesimlerinin orta halli ailelerin cocuklari, bu ulkenin askerleri hepimizin cocuklari.
Eminim subaylarinda hatasi olmustur, askeri politikalarda yanlisliklar olmustur fakat aslen bu sorun askeri bir sorun degildir.
Siyasilerin once aynaya bakmalari lazim.
Subaylara bu kadar kin ve dusmanlik nedir anlamiyorum.
Erol bey,
Hangi siyasilerden daha doğrusu siyasi iradeden bahsediyorsunuz?
İki aydır memlekette neler oluyor şöyle bir bakın isterseniz.
Ya da daha da geriye gidin. Ortalama her 10 yılda bir darbe yapıp demokrasimizin içine edenler kimlerdi?
Şu anda da tam anlamıyla gayri resmi darbe sürecindeyiz, siyasi irade de buna direniyor.
Bu zamana kadar nasıl seçildiyse aynı şekilde Cumhurbaşkanı seçilecekti, hukukun nasıl ırzına geçildi hepimiz görmedik mi?
Birbirini ardina e- muhtıralar yayınlanmadı mı? Halk kitlesel refleks diye adeta iç savaşa suruklenme tehlikesi geçirmedi mi?
Baktılar muhtira felan vız geldi, AKP yuksekliyor, etekler tutusmadı mı?
Birden terör yükseldi, koskoca generaller Ankara’da patlayan bombalardan sonra “arkasını bekliyoruz” demek gibi akıllara sakat bir soylemde bulunmadı mı?
Atlantik otesinde daha 2006 da “2007 de darbe ihtimali %50″ diyen Zeyno sultan ile tam da turkiyede yaşanların benzeri senaryolar duzulurken iş ustunde yakalanılmadı mı?
Yüksek sesle söyleyelim. Burası bir MUZ CUMHURİYETİDİR.
Masalları bırakın Erol bey, memleketin çivisini çıkartmak üzereler.
Hangi siyasetten bahsediyorsunuz siz? Rahat mı bırakıldı siyaset bu topraklarda Menderes’ten beri?
Subay düşmanlığı yok ama birilerinin fena halde halk düşmanlığı var. baksanıza teröristin teslimatına bile AKJP’ye yarar diye karşı çıkanlar var ya hu… Arabın derdi kırmızı papuç..
Ne zaman birşeyler yapılmaya çalışılsa tutup aşağıya çekiliyoruz. Şu geçen 4.5 yıla bakın bir de son iki aya..
Siyasetmiş. peh..
Texe Mars- İlluminati
Bu kitabı okumayan herkese tavsiye ederim..
saygılarımla
Yalan Rüzgarı
Zeyno Baran aynı zamanda Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Matt Bryza ile de yakın arkadaş. Şu ‘girl friend’ dedikleri cinsten. Bu da başka bir arkadaşlığı akla getiriyor. Wolfowitz ile sevgilisi Şaha Rıza ilişkisini. Acaba Washington’daki şahinler veya Neoconlar dünyaya yataktan mı nizamat veriyorlar?
Amerika’daki entrika üzerine, Genelkurmay - Çongar cengi..’
Selahaddin E. Çakırgil
Yasemin Çongar Milliyet ve CNNTÜRK’ün Washington temsilcisi.. Sahasında başarılı bir isim olarak kabul ediliyor..
TSK’nın da akredite/ itibarlı gazetecilerinden sayılıyor(du)..
Konu, malûm.. ‘Hudson İnstitute’, isimli ve çalışmalarında Ortadoğu’ya daha fazla yer veren bir düşünce kuruluşunun (buna emperyalizmin emellerine uygun varsayımlar, faraziyeler, tasavvurlar üretme merkezi demek daha yerinde..) Türkiye’yle ilgili son çalışması.. bu enstitünün Türkiye bölümünün başında da Zeyno Baran bulunuyor..
Çongar’ın geçen hafta ‘Hudson İnstitude’de yapıldığını bildirdiği bir toplantıyla ilgili haber Türkiye’de tabiatiyle büyük yankı meydana getirdi.. Çünkü, ‘K. Irak’daki PKK liderlerinin Türkiye’ye tesliminin, bunun seçim öncesinde AK Parti lehine sonuç vereceği gerekçesiyle askerlerce kabul edilmediği’ iddia olunuyordu..
İddianın aldığı yoğun tepkiler üzerine, Zeyno Baran o konuları yalanladı. (Hudson Institute’un Başkanı Ken Weinstein’ın açıklaması ise, Zeyno Baran’ın yalanlamasını yalanladı.. Çünkü, Weinstein, toplantı içeriği ve ‘senaryo’yu doğrulayıp, ‘Bu tür tartışmalar, tüm düşünce kuruluşlarında yapılmaktadır. (…)Her kim bu kapalı toplantının kurallarını ihlal ettiyse, bu eylemlerinden utanmalıdır.’ diyor..) Aynı, Zeyno Baran’ın 2006 sonlarında Newsweek’de ‘Türkiye’de darbe ihtimali yüzde 50’ iddiasını dile getirdiği yazısını da sonra tevile çalıştığı hatırlanmalı.. Yani, bir iskandil atıp tepkileri alıyor. Ki, bu bir ‘strateji belirleme’ ve ‘niyet okuma’ taktiğidir.. Tıpkı Gen. Kur.’ın açıklamasındaki gibi.. Gen. Kur. da, konuyla ilgili açıklamasını, günlerce sonra yaptı, ‘tepkilerin bile kaydedildiği’ne dair bir gözdağı verip, ‘Tartışmaların boyutlarını ayrıntılı olarak saptamak ve yaratılan bu ortamın arkasındaki aktörlerin gerçek yüzlerini ve niyetlerini ortaya çıkarmak maksadıyla, özellikle başlangıçta bir açıklama yapılmamış, beklenmiştir..’ diyerek.. Ve Çongar’ı yalanladı.. Çongar ise, ‘yazdıklarının doğru’ ve bu hususların davetiyelerde de kayıtlı olduğunu, internet sitesinde bile yer aldığını bildiriyor.. (Internet sitelerine mesajı sadece TSK koymaz ya..)
İlginçtir, o toplantının yapıldığı sırada, Genelkurmay’ın SAREM (Stratejik Araştırmalar ve Etüdler Merkezi) başkanı ve diğer generallerin de orada olması, Gen. Kurmay’a göre tamamen tesadüf imiş.. (İnanıverelim, n’olur sanki..) Amerikan generallerinin ve (Celâl Talebânî’nin oğlu) Kubat’ın orada olması da tamamen tesadüf!..
Çongar, ‘Toplantı konusunda, gerek Hudson Institute‘un belgelerine dayanan, gerekse toplantıya katılmış birden fazla kaynaktan aldığım bilgileri (….) yansıttım.. Böyle bir senaryonun olmaması en çok beni mutlu eder. Ben daha önce Zeyno Baran’la yazıştım ve bu iddiaları kendisine sordum. Başta yalanlamadı. Ben bu iddiaları yazdıktan sonra çıkıp yalanlıyor..’ diyor ve ekliyor: ‘Hudson Institute Türkiye Çalıştayı’ başlıklı toplantının davetiyesi’nde, ‘(…) Türkiye’yi, K. Irak’ta PKK‘ya karşı operasyon yapmaya yöneltmesini içeren akla yakın bir senaryo geliştirdik. Bu, kapalı, ‘off the record ‘ (konuşulanların yazılmaması, açıklanmaması kaydıyla) toplantıya katılanlar, bu krizi müteakip olayları oynayacaklar.’ (…)Hudson’ın davetiyesi, ‘Katılımcılar, ABD hükümetinden yetkilileri, think-tank camiası mensublarını ve Türk Genelkurmayı’nın think tank’i SAREM‘den üst rütbeli subayları kapsayacak’ ifadelerinin bulunduğunu; toplantıya katılacağını teyit edenlerin, (…) senaryo metnini görmüş ve ‘SAREM’den üst rütbeli subayların’ da katılacağından haberli olarak, Hudson’a gittiklerini’ ortaya koyuyor.. Ve toplantıda ‘ABD, PKK’ya karşı ne yapabilir?’ konusu tartışılırken, bir analizcinin, ‘ABD’nin PKK liderlerini bu aşamada, seçimler öncesinde vermemesi lâzım. Bu, AKP’ye yardım eder‘ ifadesini kullandığı, birden fazla katılımcı tarafından, tereddütsüz ifadelerle tarafıma aktarıldı. Bir yetkilinin de, bu sözleri onaylar şekilde konuştuğu yine birden fazla kaynak tarafından belirtildi.(…)
Genelkurmay Başkanlığı’nın 20 Haziran tarihli açıklamasında, bu haberlerin ‘yalanı yalanla örtme ve hedef saptırarak kurumları karalama amacı taşımakta’ olduğu ifadesi var. Bu ifadeyi, çok haksız ve talihsiz buluyorum.’ Yani, Çongar haber ve iddialarında ısrarlı..
Gen. Kur. ve diger askerî çevrelerin bu gibi durumlarda hemen ‘orduyu yıpratmak’ niyetini belirlemeye çalışması ise, artık iyice kabak tadı verdi.. ‘Şemdinli’den Atabeyler’e, Sarıkız, Eryaman, Ümraniye ve Kuvva’y-ı Milliye’ ve ADD’ye, Ş. Eruygur, V. Küçük, Muzaffer Tekin’e, hemen her konuya hemen bu suçlamayla karşılık verilmesi; orduyu asıl yıpratan bu!.
E. Özkök bile, ‘bozuk saatin günde iki kez doğru göstermesi’ misali, 22 Haziran yazısında şöyle diyordu: ‘…Türkiye’de gazetecilik yapmak çok zorlaştı. Türkiye’nin önde gelen kurumları, artık gazetecilerden ve yazarlardan ‘tam biat’ istemektedir. (…)
’Biat kültürü’ eskiden dinci partilere aid bir zihniyeti yansıtıyordu. Ne yazık ki artık, kendini solcu, milliyetçi, ulusalcı hatta liberal kabul eden çevrelerin bile kültürü haline geldi.
Bu kültürün yaygınlaşması, ülkemizde düşünce ikliminin çölleşmesine yol açacaktır.
Hepimiz bu biat ideolojisinden zarar görmeye başladık.
’Biat kültürü’nün temel kanunu şudur: ‘… Eğer, bütün ruhunuzla ve vicdanınızla bir cemaatin mensubu iseniz ve (…) cemaatinizin yaptıklarına, söylediklerine itiraz etmez, hayatınızın her gününde iman edercesine cemaatinizi savunur, onun yanlışlıklarını görmezden gelirseniz, mesele yok. Hayatınızı rahatça sürdürür gidersiniz.
Ama vicdanınız, adalet duygunuz var ve kendinizi yakın bulduğunuz çevrelerin yanlışlarına da itiraz eder, karşınızdakilerin yaptığı iyi şeyleri takdir etmeye kalkarsanız, dokuz köyden kovulur, evsiz barksız kalırsınız.
Türkiye’de birçok gazetecinin, yazarın dramı budur.
Onlar her gün ‘yalaka’, ‘hain’, ‘dönek’ suçlamasına rağmen ‘biat kültürü’nü, mahalle baskısını reddedip cemaatsiz düşünmeye devam ettikçe, dramları da bitmeyecek.’
Özkök’ün bunları söylerken, bir milleti taa temelden, anayasa ve meclis yeminleriyle, resmî törenler ve hattâ dualara varıncaya kadar, her yerde kendisine ve ‘resmî ideoloji ikonu’na biata çağıran bir sisteme karşı, 80 yıldır direnen bir müslüman halkı ‘yobaz, mürteci gerici’ diye suçlayanların başında bizzat kendi gazetesinin bulunduğunu görmezlikten gelmesini biz de görmezlikten gelebiliriz, ‘yanlıştan doğruya bir yöneliş var’ diye..
Ama, ilerde kuvvetli silahlardan yana olmak duygularının depreşmiyeceğine garanti var mı?
Ben ordumuzun itibarının halk nezdinde yıpranmasını evet yıpranmasını canı gönülden diliyorum. Bunun ülkeye çok büyük faydası olacağını düşünüyorum. Ordunun itibarı zedelenince istedikleri gibi siyasete müdahale edemez diye mi korkuyoruz? Yoksa bir daha darbe yaptıklarında karşılarında halkı bulur diye mi çekiniyoruz? İdeali ordunun halkla direk muhatap olamaması ama itibarını yitirdiğii için halkın onlara artık kulak vermemeleri de aynı işi görür herhalde. Ordu bu ülkenin politikasını mı belirliyor, beş yılda bir seçimlere giriyor ya da güven oylamasına mı giriyor ki ordunun itibarı siyasetçinin itibarından bile daha değerli olsun? Eğer kendi işlerine bakar başkalarının işlerine burunlarını sokmazlarsa ne itibara ihtiyaçları kalır ne de aman itibarım zedeledi diye ona buna saldırmalarına gerek kalır.
İtibarsız, işiyle meşgul ordu istiyorum.
KT
1- Dünya tarihinin hiç bir döneminde ayrılıkçı isyanlar askeri güç kullanmadan temizlenememiştir.
2- yukarıda dile getirilen düşüncelerden;
Bir düşünce kuruluşunda oluşturulan bir seneryo;
a) karşı çıkılan o an orada bulunulanlar mı?
b) seneryonun sonuçlarımı?
c) Terör örgütü yandaşlarının türkiyeye tesliminin seçim öncesi Akp’ye yarayıp yaramaması mı? net olarak anlaşılamıyor.
ele alacak olursak;
1- Bu tür seneryolar herzaman yapılıyor içte ve dışta;
2- Bir toplantıda birileriyle orada olmak ayrı bir şey onları tanımak muhatap kabul etmek ayrı bir şey,
bu açıdan baktığınızda Kıbrıs Rum Kesimi nedeniyle bizim hiç bir AB toplantısına hiç bir kademe tarafından katınılmaması gibi bir durum gündeme gelirki anlamsızlığın ayrı bir boyutudur.
3-Seneryonun sonuçları ise burada tartışılan o konu çok net;
BOP kapsamı sınırları değiştirilmek istenen ülkeler içinde 4 ncü sıradayız.
yakın zamanda bu ülke ikinci bir kurtuluş şavaşı ile karşı karşıya
gelecek.
4- Akp ikdidarının ABD yönetiminin her kademesinden açıkça aldığı destek ortada.
PKK ya biçilen BOP kapsamı kaftanı tam olarak tahmin edemeden seçim öncesi AKP ikdidarının lehine böyle bir manipilasyonu yapmayan ABD nin PKK’dan beklediği başka çıkarımları olabileceği konusu tartışılmalıdır.
teşekürler
Çok geç ve konudışı bir yorum, ama sonuna kadar okuyup en sonda da şu cümleyi görünce yazmak istedim:
“Dünya tarihinin hiç bir döneminde ayrılıkçı isyanlar askeri güç kullanmadan temizlenememiştir.”
Peki, kullanarak temizlenebilmiş midir? Ayrılıkçı isyan, askeri değil, sosyal bir olgudur, ve askeri değil, sivil bir şiddet işin içine girdiğinde, acı sonuçlarla çözümlenmiştir çoğu zaman.
“Ayrılıkçı isyanlar,” boşu boşuna ve kışkırtmalar sonucunda çıkmaz, ateş olmayan yerden duman tütmez. Ateş varsa, duman da tüter ama…
“Ayrılıkçı” isyan modern bir durum, ve modern ulus-devletlerin bir kısmı ayrılıkçı isyanlarla ve başka ayrılıkçı isyanların bastırılmasıyla kurulmuş olmalı. Türkiye böyle kuruldu. İsyancılar, başka isyancıları “temizledi”. Açın bakın “zararlı cemiyetler/isyanlar” haritasını ilköğretim kitaplarından, türkiye denen “bütün”ün nasıl da şiddetle yapıştırılmış olduğunu görürsünüz.
Şu an tanık olduğumuz ayrılıkçı isyan ise, bence ulus-devlet yapılanmasının yerini başka bir yapılanmayla değiştirmenin krizinde yer aldığından, bastırılarak “temizlenecek” bir isyan değil. Burada şiddet, ulus-devlet lehine bir yapıştırıcı rolü göremeyecek, tam tersine, bu yapının şiddetle çözülmesine şahit olacağız. Sadece fikir yürütmek için değil, doğal aktörler ve güçler olarak amerika vs konuya müdahale ediyor.
Oysa, aynı yapı ve sorunlar şiddet yerine barışla “çözülebilir,” temizliğe gerek kalmayabilir.
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: