“Özel” Bürokrasi
İki gündür, işi gücü bıraktık, ailecek büyük oğlumu anaokuluna yazdırmak için koşuşturuyoruz.
Anaokulu deyip geçmeyin, meğer ne büyük bir eşik atlayacakmışız da haberimiz yokmuş.
Hala da o eşiği atlayamadık. Buradan kısa bir kınama yazayım bari de içimde kalmasın.
“Özel” anaokulu olduğu halde, ülkede mevcut olan bürokrasi geleneğini iliklerine kadar işletmiş okul yönetimine;
Anasınıfına yazdırmak istediğim çocuğuma bakıp, tamamen “duygusal” nedenlerle; “ooo maaşallah, bu çocuk cin gibi, fizik yapısı da iyi, bunu anasınıfına değil 1. sınıfa alalım” diyen okul müdürüne;
“Çocuk 67 aylık, aralık sonu itibarı ile 72′yi geçmemesi gerek yoksa anasınıfına alamayız, direk birinci sınıfa alırız, yönetmelik öyle diyor” diyen; “Geçen sene de küçük diye almamıştınız” dediğimde “ama yönetmelik değişti” şeklinde cevap veren; buna karşılık benim “ee ben anasınıfına vermek istiyorum, birinci sınıfa verip çocuğumu ezdirmem. Ne yapayım şimdi, çocuk Aralıkta 72 aylığı geçmesin diye zamanı mı durdurayım?” deyince “ben bir de bu yılki yönetmeliğe bakayım” diyen şaşkın müdür yardımcısına;
Sözleşmeyi yaparken “acaba bu adam bu parayı öder mi?” diyen bakışlarla beni birkaç kez baştan aşağıya süzen parasal işlerden sorumlu büro görevlisine;
Alt tarafı anasınıfı kaydı için sanki MİT mensubu alır gibi çeşit çeşit detaylar içeren evraklar isteyen kalem görevlisine;
Ve.. Genelge ve yönetmeliklerle özel okulların üstünde terör estirerek onları da devlet okullarına benzeten Milli Eğitim Bakanlığına;
“Yuuh!” diyorum.



10 comments
Eğitim şart..
CY.
Madem herşey dediğiniz gibi, o zaman neden çocuğunuzu böyle insanların eline teslim etmek için iki yıldır bu kadar gayretlisiniz?
Birdost merhaba;
Öncelikle yaşadığım yer itibarı fazla ile alternatifim yok.
Ama daha önemli bir sebep oğlumu teslim edeceğim öğretmeni iyi tanıyor olmam.
Ben işin bürokrasisini halleredersem gerisi iyi olacak yani :-)
Selamlar.
Abi gerçekten de yuhh yani. Özeli böyleyse devleti nasıldır Allah bilir.
Ama senin de değindiğin gibi mesele yine MEB’in yönetmeliklerinden çıkıyor. Müdürün uyanıklığını (koptum bu arada müdürün sözlerine :-)) kapitalist ahlakla açıklarız ve sağlam bir reaksiyon yani “piyasa” bunu halledebilir ama istenen belegeler, ay sınırlaması filan hep devletin işleri. Saygılar.
Bu 3.Dünyalığın manifestosudur maalesef.Batı dilinde buna State of Pappers (Kağıtların devleti) denir bugün Hindistanan tutun Balkan ülkelerine kadar gelişmemiş 3.Dünyanın üniversal yönetim biçimidir.Yönetmelik vs.ve merkezi yönetimin ağzına bakmadan yangın söndürücüsünü nereye koyacağını bile bilemeyen bürokratlar.
Yerel çözümler oluşturamama ve büroksasi engeliyle Türk insanının girişimlerini,eylemlerini sindrimeye çalışma.İnşallah modern yönetimlerin modern hakemler gibi maçın içinde en az düdük çalan oyunun devamını sağlayan, futbolcuların centilmence oynamasını sağlayan kurumlar olması gerektiğini bir gün anlarız.Bürokrasi millete hizmet için mi var köstek için mi? Cevap 3.dünyada aşikarane bellidir.
Kemal Sunal aklıma heldi. Bu tür abidik gubidik hadiseleri sinema perdesine yansıtan filimleri ile tanınıyor(du) kendisi. Yuhhh deme hakkımı şuan için saklı tutuyorum.. müdür bey, yönetmeliği yanlış anlamış olabilir pekâlâ.. .
Diğer yönden,
Bir emniyet mensubu ile kanunlar hakkında konuşuyordum, ben kanunlara güvenmiyorum dedim; bu suç dedi.. Yâni, kanunlara güvenmiyorsan suç işleyen tarafsın; ama, kendisine güvenilmeyen kanunlar haklı konumda oluyor..
İş bu sebeple.. güvenmemekle ne kadar isabetli bir teşhiste bulunduğumu anlamışlığımla, güvenmekten başka çaresi olmayan bir vatantaş hüvviyetiyle sustuğumu hatırlıyorum.
Bu arada acizane tavsiye; eğer bir kavga görürseniz sakın ayırmaya kalkmayın.. dayak yerseniz, adli sağlık raporu alma hakkınız olmuyor. Çünkü olay dışısınız. Ölürseniz, kim vurduya gidersiniz.
Kanun öyle diyormuş.. .
Kız çocuğunuz olmadığı için şanslısınız. O zaman karşılaşacaklarınıza “yuh” bile diyemeyecektiniz Suat Bey :)
Saygılar,
Psikop, teşekkürler. Katılıyorum yorumuna..
***
Ajlan kardeşim; inşaallah diyorum temennilerine ben de..
***
Kazım Bey,
Teşekkürler yorumunuz için. yeni çıkan polis kanunundan sonra açılımı ve uygulama rehberi olan “yönetmelik”ler ne getirecek bakalım? :-)
***
Hatice Hanım,
Doğrudur efendim..
Konu ile direk alakalı olmayabilir ama şunları belirtmek istiyorum.
İkinci çocuğumun kız olmasını çok istedim ama içten içe de “yetiştirme zorluğu” korkusu sarıyordu. Erkek olduğu anlaşılınca “anlık” bir burukluk oldu ama üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi bir his - ve tabi sağlıklı bir evlad sahibi (olacak) olmanın hazzı- burukluğu aldı gitti.
Aslen “evlad yetiştirmek” konusu cinsiyet bakımından böyle bir ayrıma tabi tutulmamalı ama maalesef yaşadığımız çağ, hassas insanları bu ayrıma itiyor..
Selamlar.
Kız çocuklarını diri diri toprağa gömelim. Sahi kız çocuklarını diri diri toprağa gömmekle, inancından dolayı, temel hakları elinden alınarak, pasifize etme, ötekileştirme ve yaşam alanlarını daraltma anlayışının ne farkı var acaba?
Namussuzluğun ehveni mi olur!?
Suat Bey,
Kamu’ya ait bir okula gitseydiniz, yazınızda bahsettiğiniz tutumla karşılaşmazdınız büyük bir ihtimalle.
Kamu’yu eleştirenler,mahalli idarelerdeki (gerçi onlarda kamunun bir parçası ama,her nedense devamlı eleştirirler) ve özel sektördeki bürokrasiyi mercek altına alırlarsa çok çarpıcı gerçeklere ulaşacaklardır.
Selamlar
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: