Random header image... Refresh for more!

Ahmet Hakan

Bir insandan ‘iğrenmek’ acaba nezakete sığmayan, çok kaba bir davranış mıdır? Ya da, hadi burası yorum sitesi, kibarlığı elden bırakmayalım; antidemokratik midir? :)

Öyleyse bile kusura bakmayın Allah’ın bildiğini kuldan saklayacak değilim, bu exmuhafazakar, neobeyaztürk Ahmet Hakan’dan iğreniyorum. Nefret değil, iğrenme.. Nefret bir duygudur, iğrenmek başka bir şey. Böyle, ne bileyim, tanımlamanın zor olduğu, tiksinti verici bir şey.

Yahu bir insan bu kadar mı kör gözüne parmağım yapar? Bu kadar mı metamorfoz seansları sırasında hırçınlık ve kusma nöbetleri geçirir?

İsmini hatırlayamadığım bir yazar “hareket yapmaa.. hareketin kralını görürsün” sözünün bu topraklarda ortaya çıkmasının tesadüf olamayacağını söylemişti. Bunu toplumsal tepkilerde de görebiliriz; Ahmet Hakan gibi bireysel nöbetlerde de..

Bunları yazma sebebim Ahmet Hakan’ın kafayı Abdullah Gül’e takması ve sürekli salakça argümanlarla eleştirmesi değil. Hayır, Pelin Batu ile yattığını faş ettirmek suretiyle beyaztürk vizesi işlemlerini hızlandırma çabası da değil. Nişantaşı’nı mekân yapmayı bir bok zannetmesi gibi sonradan görme görgüsüzlüğü de değil. Kevin Costner’ı yeteneksiz ilan etmesi de, haber ya da program sunarken izleyiciyi geri zekalı hatta öküz yerine koyarak “anlamamışsınızdır siz kesin, aha da tekrardan vurguluyorum” tarzı sunuşu stili de değil. Yazılarında fikre dair hiçbir şey olmaması, polemikten başka bir şey bilmeyip sürekli sağa sola sataşması da değil.

Ne peki? Bunun iki - üç nedeni var.

Birincisi yukarıda bahsettiğim metamorfoz kusmaları.

İnsanlar değişebilir, önceleri savunduğu bir fikri çok yanlış bulup terk edebilir. O fikre dair sert eleştirilerde bulunabilir. Ama bunu yaparken böyle bir tavır?

İslamî geleneği eleştiren, geleneksel usulün donuklaştığını, bu haliyle değişimi ıskaladığını, öze inilmesi gerektiğini, gelenek ile dinin aynı şey olmadığını dile getiren pek çok modernist Müslüman yazar ve düşünür var.

Ama hemen hiçbirisi düşüncelerini dile getirirken Ahmet Hakan gibi konuları magazinleştirip, belatı vurarak, bir aidiyet krizi içine giren ve kendini yeni sınıfına kabul ettirmeye çalışan hokkabaz edasıyla yapmıyor.

Bana tiksinti veren birinci tavrı bu. (Yoksa A.Hakan’ın geleneğe dönük birçok eleştirisine katılırım, o ayrı.)

İkincisi de yine bu tavrı ile alakalı aslında: Samimiyet.

Mesela bugünkü yazısından hareketle anlatmaya çalışayım.

Yazısında Abdullah Gül’ün Huber Köşkünde bazı gazetecilerle yemek yemesini akreditasyon uygulaması olarak gördüğünü söylemiş ve eleştirmiş. Halbuki Gül daha önce de farklı gazetecilerle yine yemekte biraraya gelmiş ve davetin ardından, Cumhurbaşkanı Gül’ün, daha sonra da gruplar halinde başka gazetecilerle bu tür yemeklerde biraraya geleceği açıklanmıştı.

Abdullah Gül gibi Başbakanlıkta akredite olamayan yayın organlarına bile, Dışişlerinde (şimdi de Köşkte) kapısını açmış birisini akreditasyon yapmakla suçlamak insafsızlık.

Hadi bunu geçelim, tabii ki bu ve benzeri yemekler eleştirilebilir. Bu ayrı.

Ama yazısının girişine bakar mısınız? “Ulan seni çağırmadı diye böyle yazıyorsun değil mi?” diye başlayıp, mealen, “çağırsa da ben zaten sabahları erken kalkamam, uyanmam iki saat sürer, bu yüzden böyle kahvaltı sohbetler benim için kâbustur” diye devam eden bir giriş.

Bunu örnek olarak veriyorum. Hemen her yazısında var bu tip bir şablon. Vıcık vıcık samimiyetsizlik ve popülizm. Beni tiksindiren bu.

“Exmuhafazakar da olsa Hürriyet’te yazan birisinden ne beklenir ki?” denebilir. Zaten bu içerikte ve üslupta yazdığı için Hürriyet’te Ahmet Hakan; okurları dışında bunun farkında olmayan yok sanırım. Üçüncü nedenim de bu: Kendini kullandırması.

28 Şubat döneminde herkes çil yavrusu gibi dağılırken Kanal 7′de dik duran bir Ahmet Hakan’dan sözediyoruz, yoksa böyle vıcık vıcık yazan kalem çok.

Bu derece keskin bir değişime nasıl dayanıyor bünyesi, şaşırıyorum açıkçası, hatta şimdilerde tiksintinin bir sonraki aşaması olarak, geleceğin Ertuğrul Özkök’ü olacağına dair içime korku düşürüyor bu adam; güya bizi bize öğretecek içimizden çıkmış birinin daha etkili olacağı düşüncesinden mülhem; uyanıkların kullanması için süper bir prototip.

Kısaca kendini bu derece pervasızca kullandırması, samimiyetsiz karakteri ve metamorfozunu alanen kusarak gerçekleştirmesi gibi seberlerle AntiAhmetHakancı oldum, çıktım..

Birisi çıkıp, “sana ne be adam, özgürlük var, isteyen istediğini düşünür, istediğini yazar” diyebilir. Tabii düşünebilir, yazabilir, tıpkı benim de bunları düşünme ve yazma özgürlüğüm olduğu gibi..

15 comments

1 İnsansan { 12.29.07 at 06:55 }

Nefret etmek ekşice

1) karşıdakinin acı çektiğini görmek, hatta o acının bizzat kendimiz olmasını istemek

19) insan yalnızca kendisinden nefret edebilir…nefret duygusu istemediklerimizin karşı tarafta yansımasıdır….

21) o kisi hic olmeyecekmis gibi gelmesi, hic aci cekmiyor gibi, hic yalniz kalmamis, hic paramparca olmamis.
o kisi aci ceksin istemek ve bunu ona yapamamak gibi, aci cektirmeyi istemek, ne yapsaniz az gelmesi.
o kisi insan degilmis gibi gelmesi, bir sey hissetmezmis gibi, hissetse de yetmezmis gibi.
o kisinin yaptiklarinin karsiligini almasini istemek gibi, sizin cektiklerinizi yasamasi, beter olmasi.
hic affedememek gibi bir kisiyi. o kisi ki insan degilmis gibi gelmeli, hic olmeyecekmis gibi.

insanin ancak en sevdiklerine hissedebildigi hayal kirikligi kulesi, o kiriklari ustuste koyarak yaptigi.

Bence: Nefretini anlayabildiğimde seni de affettim denilebilecek bir şey

İğrenmek ekşice

4) basit bi savunma mekanizması parçası. iltihaplı yaralara, mikrop bulaşma ihtimali yüksek ter kokulu kalabalık ortamlara, içinden saç maç çıkan pis yemeklere, zararlı böceklere karşı falan. doğurgan oldukları için genlerini ve yavrularını daha bi korumaları gerektiğinden kadınlarda daha gelişmiş olan bi içgüdümsü ayrıca. araştırmalar böyle diyor. çok mantıklı.

Bence: savunma mekanızması yani öyle olmak istemiyoruz, ama ortak yanlarımız da var.

2 gökkuşağı { 12.29.07 at 09:58 }

A.Hakan denen kişilikle ilgili yazdıklarını okurken bile içimde karşı konulmaz bir lezzet oluştu.
Kendisine bir-kaç kez yazdıklarına benzer eleştiri maillerimin tekine bile cevap vermeyecek kadar umursuz ve pişkin bir kişilik..
En acısı yemek yediği kaba kusuyor oluşu! Vakit yazarlarına çukurca saldırıları ise onun bulunduğu içinde bulunduğu kişilik/sizlik sorununun yansıması olarak psikoloji uzmanlarının sahasına girer..

3 adana oto kiralama { 12.29.07 at 16:02 }

thanks :)

4 sonsuz { 12.29.07 at 20:08 }

tarık tufanın beyzalaşma serüveni geldi aklıma. ahmat hakan da beyazlaşmaya çalışıyor. onlar gibi giyinme eskide kaldı. artık onlar gibi düşünme onların gittiği yerlere gitme modası var…. özüne döneceğinden eminim bir gün.

5 Bigalıoğlu { 12.29.07 at 23:02 }

meselenin birinci yönü,popülizm.ünlü olmak veya popüler olmak için sivri cıkıslar yapılır.aynısını şu piyanistte yaptı.yönetmen ve yazarda,nobel aldı ya iste o.popüler olmak icin ermenilerin haklarınıda savunursunuz.

abdullah gul konusundaki elestirilerinin dozu biraz kacmıs olabilir.ancak sunuda dusunmek gerekir.cumhurbaskanlıgı makamı agır bir makamdır.abdullah gulun biraz daha agır olması gerekir.dengeyi biraz kacırdı gibi geliyor bana.

ahmet hakan hakkında sunu soyleyebilirim.kendisini bir tv programında seyrettim.imam hatip liselerinin kapatılmasını istiyordu.bende aynı gorusteyim.neden derseniz,programı izleyenler bilir.uzun uzun yazamayacagım simdi.

olaya soyle bakın,bir usta,icki icebilir,kufur edebilir,her turlu haltı yapabilir.ancak ustalıgı iyidir ve sizin icin onemli olan yaptıgı isin niteligidir.onemli olan ortaya attıgı iddiaların dogru olup olmadıgı.

ne diyorsunuz,geri kalanı hamaset mi,popülizm mi?iste oyle bir sey…

6 Osman { 12.30.07 at 02:19 }

“Bu derece keskin bir değişime nasıl dayanıyor bünyesi, şaşırıyorum açıkçası”

Ahmet Hakan’ı sevmiyorum katılıyorum da ama bu söze de anlam veremedim. Bu derece değişime şaşırırken Tayyip Erdoğan ve Gül deki değişime nasıl şaşırmıyorsunuz ?
Zaman gazetesindeki değişime şaşırmıyor musunuz?

7 T. Suat Demren { 12.30.07 at 09:20 }

Osman Bey,

İnsanlar değişebilir, özellikle siyaseten değişim kaçınılmazdır da. Aslında dünya değiştikçe değişmeyen, kalıplaşmış gibi onyıllarca aynı fikirleri savunan insanlardan korkmak lazım.

Bu anlamda Erdoğan da, Gül de, Zaman gazeetsi de değişebilir. Önceden Siyasal İslamcı olup sonra da liberal demokrasinin ve laik üst sistemin müslümanlar için daha ehven olduğunu savunma noktasına gelebilir.

Fakat Ahmet Hakan mevzuusu çok başka. A. Hakan’daki değişim siyasal düşüncesi bir yana yaşam tarzı, yazarlığı, polemikten başka birşey bilmeyen uslubu vs herşeyini kuşatmış, eski haline dair öfke nöbetleri kusan radikal bir beyazlaşma serüveni. Kendini Hürriyet tarafından kullandırmaya izin verecek ve onun eliyle içinden çıktığı geleneğe ayar verdirilmesine müsade verecek kadar keskin bir karakter değişimi.. Erdoğan - Gül - Zaman ?? Bunlarla nasıl kıyaslanabilir ki..

Üstelik Kanal 7′de iken belli bir birikimi olan, ağırlığı olan birisi gibi idi, şimdi ise bilgisiz, saçma sapan, boş safsatalarla dolu yazılar yazan polemikten beslenen bir Hürriyet yazarı oldu. Zaten hep öyleymiştir de belli etmemiştir denebilir, birşey diyemem.

Siyasi görüşlerdeki değişim ile bu mihvaldeki değişim çok farklı şeyler. Ekşi Sözlük’teki Ahmet Hakan başlığında ilginç girdiler var. Değişimin, kendini kullandırmasının ve bilgisizliğinin boyutlarına bakılabilir.

Selamlar.

8 Bulent Murtezaoglu { 12.30.07 at 18:40 }

Suat bey ben bunda bir gariplik goremiyorum. Tirajli gazete ve poltikacida gozuken degisimin aciklamasi cok kolay, biri okuyucuya oteki guce kavusmak icin elinden geleni yapacak. Dun bir turlu bugun obur turlu diyen politikaci sahsi bir degisme icinde olmak zorunda degil, dun X isine geliyordur bugun Y ona gore konusur. Bu adamlarin karaktersizligi degil, icinde olduklari isin karakteri.

Eger dogru anladiysam bu yazarda olan sey sahsi bir donusum ve sizin anlattiginiza gore omurgasizlik diyebilecegimiz seyler de yapmamis. Hangi dinden olursa olsun dindar (hatta siyasi) bir orgutlenme icinden bir sekilde bunalip cikan insanlar yeni konumlarinda boyle zit olabiliyorlar. Din degistirenler de yaparlar bunu, cemaatler hakkinda en agir laflari da eski mensuplari eder biliyorsunuz. Bu adamda batan sey karikaturlesmesi, dediginiz gibi. Cipleri yahut pahali/zevksiz kilik kiyafeti ile varliklarini teshir etmeleri elestirilen insanlarin karikaturlesmesi ile benzer bir ozellik o da. “Islami” olarak algilanan guruplar aleyhinde konusuyor olmasa belki size batmayacak o kadar, dejenerasyon olarak algilanan halin umumi bir hal oldugunu farkedeceksiniz. (Belki. Bilmem makul geliyoru mu?) Memleket kisa sayilabilecek bir surede uc bes sekilde savruldu ve uclarda olanlar hem sarsildilar hem muazzam ruzgar aldilar bu savrulma esnasinda. Simdi de karikatur oldular diye parmakla gosterip kiziyoruz tabii. Ben de yapiyorum ama hale kizarken insana da kizmak ne derece adildir tartamadigim gibi yanlis oldugu konusunda ciddi suphelerim var.

9 kemal { 12.30.07 at 19:23 }

Din degistirenler de yaparlar bunu, cemaatler hakkinda en agir laflari da eski mensuplari eder biliyorsunuz.

Bu umumi olayın varlığına ben de katılıyorum. Bir gözlemlediğim oluş da sudur: Çoğu zaman insanlar bu “büyük” değişimi sadece bir kez yapabiliyorlar. Dönerci/dönmeci cenneti Hürriyet’teki Ert. Özgötçü bunun kesif örneklerinden. Soldan başlıyor, “Özal Sentezi”‘ne abone oluyor. Bu büyük bir değişim fakat bu büyük değişimin doğal evrimi olan özgürlükler, teknoloji toplumu, demokrasiye bu arkadaşın evrilmesi artik mümkün olmuyor. Büyük değişim “joker kartını” kullanmış bir kere.

Belki de bu kimselere kızma sebebimiz bu: Gitmeleri gereken yeri görüyoruz fakat oraya erişememeleri bizi üzüyor.

10 Mr No { 12.30.07 at 20:38 }

Bülent Bey,

Islami” olarak algilanan guruplar aleyhinde konusuyor olmasa belki size batmayacak o kadar, dejenerasyon olarak algilanan halin umumi bir hal oldugunu farkedeceksiniz.

Bence de böyle.

Benim de kızdığım insanlar var, Mümtazerlerden Türköne gibi. Bugün Ahmet Hakan iyi giydirmiş Türköne’ye. Bu pazar en keyifle okuduğum şeydi. Hürriyet İK astroloji felan bişeyden bahsediyordu. Sıkıntıdan Ahmet Hakan okudum.Pek bilmem aslında.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7941772.asp?yazarid=131&gid=61&sz=34141

11 Mr No { 12.30.07 at 20:40 }

Gazi Üniversitesinde faşizm bayrağı altında liberallik taslayanlara çok hem de çok kızıyorum.

12 T. Suat Demren { 12.30.07 at 22:38 }

Bülent bey,

Vurguladığınız noktalara katılıyorum. Ben bireysel bir tiksinti duyuyorum, bu sebepsiz de olabilir.

Hangi dinden olursa olsun dindar (hatta siyasi) bir orgutlenme icinden bir sekilde bunalip cikan insanlar yeni konumlarinda boyle zit olabiliyorlar. Din degistirenler de yaparlar bunu, cemaatler hakkinda en agir laflari da eski mensuplari eder biliyorsunuz.

Kesinlikle doğru.

Ben bunu yadırgamam ama Turan Dursun ile Ahmet Hakan’ın konumu da çok farklı, biliyorsunuz. Yani gömleği tamamen çıkartmakla, bazı fazlalıkları atmak arasındaki fark gibi. Ya da antimüslüman ile animuhafazakar, anticemaatişçi müslüman arasındaki büyük fark gibi. Antimüslüman adı ile müsemmadır, ama antimuhafazakar, anticemaatçi bunu yaparken antimüslümanmış gibi zarar veriyor, tepkimin odağı da bu belki.

Bu sebeple TD’ye -fikri değişiminden dolayı değil de- müslümanlara zarar verdiği için kızabilirim, bireysel olarak ama A.Hakan’ın konumu bu sağ gösterip sol vurma bağlamında çok farklı.

Ben de zaten sizin de dediğiniz gibi karikatürleşmeye kıl oluyorum, üç sebep saydım, üçü de bununla bağıntılı. Hele yazılarındaki polemik uslubu,i fikre dair zerre birşey bulunmayışı vs ile birleşince iyice artrıyor. (Bkn. Herhangi bir yazısı)

Genele şamil birşey olduğu da doğru, ama dediğiniz gibi “zarar” “kullandırma” (ki bu da zararla bağlantılı) devreye girince farklı oluyor. Aynı şeyi Bekir Coşkun yazınca “laik yobaz” yazmış oluyor ama AH yazınca “bak şu müslüman şerefsizlere, nasıl da çıktı foyaları” oluyor. Eleştirinin içeriğine katılsanız da iki durum tepeden tırnağa farklı etki gösteriyor.

Öte yandan yine de kişisel görüşümdür, bir değerlendirme değil bu.

13 Osman { 01.02.08 at 13:58 }

Bugünki yazısıyla kendisinden iğrendim.

Tirajlı gazetedeki değişim, politikacıdaki değişim normal de, daha popüler olmak isteyen adamdaki değişim mi farklı. Bence bunlar aynı Bülent Bey. Ama Ahmet Hakan en iğrenci…

14 Lalalalalala { 01.22.08 at 23:08 }

ahmet hakanın diye başlayan bi küfür yazmak isterdim ama bunun çok yüzeysel olacağının farkındayım.Ancak bu yazıyı yazdıktan sonra nedense kendimi küfür etmiş gibi hissediyorum.

15 camfrog { 05.14.08 at 12:33 }

Tirajlı gazetedeki değişim, politikacıdaki değişim normal de, daha popüler olmak isteyen adamdaki değişim mi farklı. Bence bunlar aynı Bülent Bey. Ama Ahmet Hakan en iğrenci…

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: