Random header image... Refresh for more!

Anlayamadığım şeyler..

Geçtiğimiz günlerde Alevilerin sivil anayasa çalışmalarını tartıştığı bir toplantıda katılımcılardan birisi Aleviliğin tanımının iyi yapılması ve gençlere doğru şekilde aktarılması gerektiğini, Aleviliğin yıllardır İslam’ın varoşlarında tutulduğunu dile getirerek şöyle söylemiş:

Yurtdışından gelen, boynunda Zülfikâr olan gençler, hâlâ Aleviliğin tam tanımını ve Alevilerin neden namaz kılmadığını bilmiyor. Bu özeleştiriyi yapmamız lazım. Aleviliği Hıristiyanlık’la özdeşleştirmeye kalkışanlar var. Allah, Muhammed, Ali üçlüsü yerine Allah, Meryem, İsa üçlüsünü koymaya çalışıyorlar.

İslam’ın şartı beştir. Kelime-i şehadet anahtardır. Zekât vermek toplumsaldır. Bunlarda ortağız. Ancak bize soruyorlar, ‘Siz nasıl Müslümansınız da namaz kılmıyorsunuz, oruç tutmuyorsunuz, hacca gitmiyorsunuz?’ Bizimkiler de, ‘Hz. Ali namaz kılarken öldürüldüğü için biz kılmıyoruz’ diyor. Hz. Ali banyo yaparken öldürülseydi, biz de mi banyo yapmayacaktık? Çorba içerken öldürülseydi, çorba mı içmeyecektik? Bu nasıl bir izah? Alevi gençlerine bunu açıklamamız lazım.

Son derece mantıklı bir özeleştiri.

Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’da bir soru üzerine “namazı zihnimde kılıyorum” demişti. Bu mantık Doğan’ın sözlerine de uygulanacak olursa “Hz. Ali namazı hem zihnen hem de bedenen kılardı. Bu hal üzere iken öldürüldüğüne ve bu sebeple namaz kılmadığınıza göre; zihnen de kılmamalısınız. Yahut da Hz. Ali’nin zihnen başka meşgalelerde bulunurken bedenen namaz kıldığını mı iddia ediyorsunuz?” gibi daha motomot mantık aşamasında soru(n)lar ortaya çıkar ki, kaç Alevi bunlara cevap verebilir bilmiyorum.

Elbette bir inanç olarak, Aleviliğin kendi içsel tutarlılığı müntesiplerini ilgilendirir ama eğer ‘İslam’ın bir mezhebi’ olduğu iddia ediliyorsa -ki çoğunluğu öyle derler- bu gibi sorular önem arzediyor.

Aleviliğin teolojik formulasyonunu çok merak etmeme ve bu konuda kendimi zorlamama rağmen anlayamadım. Özellikle kendilerini İslam’ın içinde görenlerin teolojisini.

İslam dışı görenlerin Şamanizm temelli formulasyonları daha tutarlı gelmiştir bana hep. Özellikle ahlakî ilkelere ve evrensel bütünlüğe vurgu yapılan varoluş boyutu.

Alevilik’te anlayamadığım tek şey teolojik boyutu değil.

Bir kaç yerde yorumlarımda da belirttim; Alevi vatandaşlarımız kadar hem devletin odununu yiyip hem de devletçi olan başka bir cemaat var mı bilmiyorum.

Biliyoruz ki Aleviler hep devletçi oldular, sistem partilerini desteklediler.

Ama bu laik(çi) sistem, buna aykırı olarak kurulan Sünni Diyanet ve “kontrol altında din/mezhep” amaçlı yapılanma en çok onları mağdur etti.

Alevilik sünnilikten daha sekuler olduğu için oligarşik yapılanma için kullanılmaya müsait, bu sebeple ordudaki kurmay seçimlerinde, bürokrasi ve yargıda çoğunlukla aleviler kayırılır. Yani oligarşi kullandı yıllarca Alevileri, hala da kullanıyor. Bunun nasıl farkında olmazlar?

Ama bu oligarşik yapılanma, çıkarlarına uymadığı ya da çatıştığı hallerde baş ezmesini çok güzel beceriyor. (Msl. Dersim olayları)

Ben açıkcası Alevi kökenli insanlarımıza üzülüyorum, laikçi sistemin en büyük mağduru oldukları halde (düşünün ne mezhep/din her ne ise, inançlarını ‘resmi’ olarak öğretebiliyorlar ne de ibadethanelerini resmi hale getirebiliyorlar) bu laikçi yapılanmayı savunmaları bana sosyolojide ders konusu olacak kadar acayip geliyor.

Buna dair bazı açıklamalar yapılır, tarihsel kökenleri olan Sünni-Alevi zıtlaşmasının Alevileri buna ittiği şeklinde ama bu açıklama yeterli gelmiyor bana. Pekala bu çatışmaya rağmen Aleviler özgürlükçü bir sol söylem benimseyebilirler ve sisteme dayanak olmak yerine muhalif olup, hak mücadelesinde yeralabilirlerdi, ama yapmadılar.

Bu da özgün bir sosyolojik vak’a olsa gerek..

29 comments

1 Mister No { 11.04.07 at 16:17 }

Alevilik zor bir şey olmalı. Çok yakın arkadaşlarım Alevi olduklarını benden yıllarca gizlediler. Geleneksel İslama karşı eleştirel bir tutum alan birisinden bile ürküyorlarsa durumları zor. Anadolu da Alevilerin ekmeği yenmez, bunlar gusullenmez, mum söndü yaparlar gibi söylentiler yayılır ve bu çocuk-genç zihinlere kazınır. Daha önce beraber olduğum bir kızdan ayrılmak için Alevi olduğum yalanını ortaya attım düşünün ve işe yaradı.

2 Mister No { 11.04.07 at 16:20 }

“Ben açıkcası Alevi kökenli insanlarımıza üzülüyorum, laikçi sistemin en büyük mağduru oldukları halde (düşünün ne mezhep/din her ne ise, inançlarını ‘resmi’ olarak öğretebiliyorlar ne de ibadethanelerini resmi hale getirebiliyorlar) bu laikçi yapılanmayı savunmaları bana sosyolojide ders konusu olacak kadar acayip geliyor.”

denize düşen yılana sarılır.
Diğerleri (islamcılar, muhafazakarlar ve ülkücüler) Alevileri elinden gelse boğacak unsurlar barındırıyor.

3 T. Suat Demren { 11.04.07 at 20:05 }

“Daha önce beraber olduğum bir kızdan ayrılmak için Alevi olduğum yalanını ortaya attım düşünün ve işe yaradı.

:-))

***

Dediklerin doğru da bu bana yeterli gelmiyor. Alternatif bir dil benimseyebilir, özgürlükçü bir sol ile bunu ifade edebilirlerdi. Bu kadar sopaya rağmen değnekçilik mazoşizm gibi birşey.

4 İktisatçı Gözüyle... { 11.05.07 at 03:40 }

[Buna dair bazı açıklamalar yapılır, tarihsel kökenleri olan Sünni-Alevi zıtlaşmasının Alevileri buna ittiği şeklinde ama bu açıklama yeterli gelmiyor bana. Pekala bu çatışmaya rağmen Aleviler özgürlükçü bir sol söylem benimseyebilirler ve sisteme dayanak olmak yerine muhalif olup, hak mücadelesinde yeralabilirlerdi, ama yapmadılar.]

Açıkçası bunu ben de hep kendime sorar dururum. Bir alevi (ayrıyetten bir de Kürt) arkadaşımın bu laikçi tutumuna hiç anlam veremezdim, halen de veremiyorum. Bu durum hakikaten ayrıca tahlil edilmeli. Bu konuda çıkan bazı kitaplar (Türkiye Aleviliği), yayınlanan bazı çalışmalar var ancak okumağımı belirteyim.

5 Tolga Ozkurt { 11.05.07 at 09:01 }

Efendim, travma diye birsey vardir, topluluklar uzerinde pek etkili olurlar. Iste Aleviler, o travmadan kurtulamadilar. Simdi dusunun Sivas olaylarini izleyen bir cocuk, bir adam, bir kadin nasil kendini geleneksel Islamcilara karsi tepkili hissetmesin? Nasil? Bu toplumda nufus kagidinda “Tunceli” yazanlari da mi askeri oligarsi ise almiyordu?

Biraz empati lutfen. Bu isler oyle kolay degil.

Bugun Madimak Oteli’nde muze yerine “et lokantasi”nin bulunmasi ne demek biliyor musunuz Aleviler icin? Yahudiler icin Auschwitz’de gaz ve sabun fabrikasi kurmak gibi birseydir herhalde… Bu baglamda, Alevilerin bir kisminin oligarsinin laikciligine destek vermesi de haddinden fazla anlasilir birseydir.

Bu arada, Aleviligin kendi icsel tutarliligi aynen Suat Bey’in dedigi gibi Alevileri ilgilendirir. Yani akademik olarak tartismaya acilmasin demiyorum, isteyen tartisssin elbette ama buradan Alevilerin kimligine laf etmek, “Aliyi sevmekse ben de aleviyim” demeye yola aliniyorsa, bir “Dur bakalim” demek gerekecektir nihayetinde… Her din ve inanis icin oldugu gibi geleneksel Islamla ilgili de birileri kalkip “tutarsiz” noktalar bulabilir ve buluyorlar. Bu konuda Aleviligin anlasilmamasi ise batinilik ve zahirilik arasindaki farki kavrayamamaktan ileri gelir bana gore..

6 TT { 11.05.07 at 10:09 }

Alevi vatandaşlarımız kadar hem devletin odununu yiyip hem de devletçi olan başka bir cemaat var mı bilmiyorum

Aslında ben tersini düşünüyorum…
Devletten sürekli sopa yediği halde devletçi olmaktan vazgeçen var mı?
Bence yok. Düşünün bir sopa yiyenleri…
Aleviler,sünni cemaatler,ülkücüler,solcular,kürtler,azınlıklar…
Bunların hangisi devletçi tavırdan vazgeçmiş ki?…

Bu kitlelerin her biri aslında devletten sopa yedikleri halde, devlete karşı değiller.Esas karşı oldukları diğer sopa yiyenler ve bunun içinde devleti arkalarına almaya çalışıyorlar…
Cumhuriyetin gözü yaşlı çocuklarının ortak vasfı devletçi olmaları bence..
Bu durum da,ülkenin genleriyle ilgili bir şey olmalı…

7 Murat { 11.05.07 at 10:16 }

Sevgili TT,

O halde niçin CHP hiçbir sersebt seçimde iktidara gelemiyor?

Ve alevilerin banko desteği olmasa CHP’nin oyu kaça düşer? Nerede bu diğer devletçiler?

8 TT { 11.05.07 at 12:30 }

Murat Bey,
Aleviler, diğer unsurlar gibi sistemin mağduru durumundalar.
Mağduriyetlerini sistem içinde kalarak çözebileceklerini düşünerek sistemin partisi olan CHP’ye oy veriyorlar.CHP de onlara bir ölçüde rahatlık sağlıyor.CHP, aynı şekilde uzun yıllar başka bir mağdur olan kürtlerin de oyunu aldı.Bu bir çeşit “Devlet baba”nın sopasını kabullenme…
Diğer unsurlarda sistemin diğer partileri içinde kalmayı yeğliyorlar.
Devletçi olmayla sistem mağduru olmayı karıştırmayalım.
Kürt vatandaşlarımızın yöreye gelen devlet memurlarını bağırlarına basmaları bunun bariz bir örneği…
Yine askerin içinden çıktığı halkın değerlerine karşı onca olumsuz tavrına(sopasına) rağmen aynı halk tarafından bağrına basılması ve güven duyulması bunun diğer bir örneği…

9 Mister No { 11.05.07 at 15:39 }

TT Bey,

Benden önce davranmışsınız, aşağıdakilere benzer düşünceleri ben yazacaktım.

“Devletten sürekli sopa yediği halde devletçi olmaktan vazgeçen var mı?
Bence yok. Düşünün bir sopa yiyenleri…
Aleviler,sünni cemaatler,ülkücüler,solcular,kürtler,azınlıklar…
Bunların hangisi devletçi tavırdan vazgeçmiş ki?…”

Bunların arasında sopayı az yiyenler Ülkücüler, ve hatta sizin saymadığınız Kemalistler bile var. Yalnız bunlar diğerlerine nazaran kısa dönemli sopalar yemişlerdir.
Devletle ilişki kurma yolu sadece CHP ye oy vermekle olmuyor. Alevilerin önüne “gerçek sol bir seçenek” çıkmadığı için, CHP yöneliyorlardır. AKP, MHP, CHP, DP yazın alt alta üst üste ve çoğunluğun inanç ve kanaatlerinden farklı inançlara sahip olun gideceğiniz yer CHP dir. Baykal’a söve söve gider basarsınız altı oka.
Bir de Aleviler zaten doğuştan dezavantajlı olduğu için , özgürlükçü sola yönelik varolan toplumun şimşeklerini de üzerine çekmek istiyorlar. Özgürlük sol millet nezdinde işbirlikçidir, haindir. İstanbul da hepimiz Ermeniyiz diyenler, Baskınlar,Ufuklar halkın içine karışamaz. Onların yeri iyi korunan fildişi kulelerdir.

10 Mister No { 11.05.07 at 15:40 }

“Bir de Aleviler zaten doğuştan dezavantajlı olduğu için , özgürlükçü sola yönelik varolan toplumun şimşeklerini de üzerine çekmek istemiyorlar” olacak

11 T. Suat Demren { 11.05.07 at 18:50 }

AKP, MHP, CHP, DP yazın alt alta üst üste ve çoğunluğun inanç ve kanaatlerinden farklı inançlara sahip olun gideceğiniz yer CHP dir. Baykal’a söve söve gider basarsınız altı oka.

Zaten zurnanın zırt dediği yer burası ya..

Bu analiz tabii ki doğru, ama alternatifsizlik vehmi neden?

Aleviler hakkında birsürü rakamlar uçuşuyor, 20 milyon civarında -belki daha fazla- gibi. mesela bu sopa yiyenlerin tamamı alternatif bir dil oluşturmuş, Milli Görüş geleneği, TKP, TİP, milliyetçi partiler ve özgürlükçü sol, geleneksel sağ.

Neden aleviler bir muhalefet oluşturamamış, bu büyük sayılarına rağmen?

Devlet/sistem 80 yıldır sünni islamı öğretiyor, dinini yaşamasına izin veriyor, imamlarına maaş ödüyor, beş vakit ezanını okutuyor (bir dönem türkçe, sonra arapça) buna rağmen müslüman hassasiyeti alternatif dile yöneliyor, muhalif oluyor, milliyetçiler ha keza, geleneksel sağ seçmen de öyle..

Ama bırakın yeterli serberstliği, dinini/mezhebini hiç öğretemeyen, resmi bir ibadethaneye sahip olmayan, sünni islam gibi devletin kaynaklarından yararlanamayan, üstüne din kültürü dersinde kendi çocuğuna sünnii islam öğretilen, kafalarına dersim gibi bir balyoz inen insanlar kılını kıpırdatmadığı gibi, kendilerini 80 yıldır bunu yapan sistemin en büyük değnekçisi oluyor.

Buradaki tuhaflığı farketmiyor musunuz?

12 Mister No { 11.05.07 at 22:14 }

“kendilerini 80 yıldır bunu yapan sistemin en büyük değnekçisi oluyor.”
Çoğunlukla durum böyle olsa da, Aleviler de devletin başına zaman zaman bela olmuşlardır. TİKKO, DHKP-C gibi oluşumlar en çok Alevi yoğunluklu yörelerde yaşama imkanı bulmuşlardır. Olayın bu yönü de var.

13 Bulent Murtezaoglu { 11.06.07 at 00:08 }

Hmm. Ancak demin Timisi’nin ismini hatirladim (evvelkileri ben de hatirlamiyorum) da google yapabildim, buyurun bilmiyor idiyseniz dogrulugunu tartamadigim bir sayfa bilgi var Birlik Partisi hakkinda:

http://www.aleviweb.com/forum/archive/index.php/t-163.html

14 pusat { 11.06.07 at 02:32 }

Toplumda sünni cemaatlere hep siyasi cemaat gözüyle bakılır. Örneğin Gülen cemaatinin AKP desteklemesi gibi. Oysa hiç bir sünni cemaat aleviler kadar açık ve net olarak siyasete bulaşmamıştır. Her seçim öncesi oyumuzu şu partilere vereceğiz derler. Kimi uyar kimi uymaz. Alevilik Türkiye’de özellikle de doğusunda ateistliğe kadar gider. Nasıl Ali’nin yoludur bunu izah etmeye mantığım yetmiyor.

Alevilik diğer taraftan ibadethane isterken bu ibadethane hangi dinin evi olacağı da ayrı bir merak konusu?

İslamda saz çalınıp dönmek hz. Ali’ye methiye okumak ibadet sayılır mı Allah bilir.

Vatanseverliğe gelince şüphesiz ki bugün etnik açıdan bir başka büyük grup olan Kürtlere göre mezhep açısından büyük grup olan Aleviler çok daha devletçi tutum izlemişlerdir.

İslamda hak mezhep 4 dür. Alevilik ve sünnilk hak mezhep değildir.

15 Mehmet Yilmaz { 11.06.07 at 02:45 }

Alevilerin devletçi olmasinin suna baglandigini çok duydum :

Yavuz Sultan Selim zamaninda ve genel olarak osmanlilarca aleviler eziyet görmüsler, Iran Sah’ina yaklasmalarindan korkulmus. Aleviler de osmanli yikilinca çok memnun olmuslar ve Atatürk’e, TC’ye sadakatle baglanmislar.

Ancak bu bir rivayet, bu isleri iyi bilen bir Alevi kardesimiz bizi aydinlatirsa çok seviniriz.

Bu arada Tuncelili kürt alevi bir arkadasim Hz Ali’yi Hz Muhammed’in yerine peygamber olarak kabul ediyor. Sehadetleri, dualari öyleymis. Manisali bir alevi arkadasim ise apayri bir inanci tatbik ediyor. Hem aleviligin kökenlerini samanizme dayandiriyor hem de alevilik Islamdir diyor. Onda özel bir “Ali saygisi” var.

Sanirim en az 5-6 çesit inanç var Hz Ali hassasiyeti olan. Ama bunlar mezhep degil degisik dinler kadar mesela Sünnî Islam ile Hiristiyanlik kadar farklilar. Alevileri kirmayacak sekilde ayri adlandirmalar bulmak icab edecek gibi görünüyor. Zira birinin cemevine digeri giremeyecek ise bir sekilde ayird etmek gerekmez mi?

Muhabbetle

16 Haydar { 11.06.07 at 08:03 }

Bana sorarsaniz bir dine inanmak gereksiz birseydir.
Tekrar ediyorum “bana sorarsaniz”… tabiiki.

Ama adam inanmis.
Bana ne.
Nasil inanmis?
Sadece onu ilgilendirir.
Bu Sunni olur, Alevi olur, Budist olur, Yahudi olur.

Bu nedenle…
Tartis, konus, elestir, savun, arastir, danis… ama ne inanmayan birinin tutup inananlari alaya almasi, yasaklamasi, arkasindan konusmasi dogrudur.
Nede cesitli inanclarin birbirinin hakkinda bu davranislari sergilemesi.
***

Filanca din yada falanca mezhepten uc-bes kisinin kendi aralarinda oburleri icin uydurdugu sonra yaydigi daha sonrada kendininde inandigi hurafeler, yalanlar, masallar atif edilen inancin veya kisilerin degil… bunu uyduranlarin ayibidir, sucudur, gunahidir.

Kimseyle dini tartismalara girmedigim halde kimi Hiristiyanlarin alayci bir ifadeyle “Muslumanlar Hz. Muhammede taparlar” dedigini defalaraca duymusumdur, duzeltmisimdir ve ayni sozleri onlarada soylemisimdir. Benzeri fakat cok daha kaba ornekleri vermeye gerek duymuyorum.

Unutmayinki sizin inancinizi paylasanlarda dunyanin baska yerlerinde azinlikta ve ayni tur taciz ve haksizliklara maruz kaliyorlar.

17 ahmet { 11.06.07 at 08:39 }

Herkes istedigi gibi mezhebine, dinine inanabilmeli. Siz kendi inanciniz paylasanlarin hakkini arayin, ezdirmeyin, ama baskalarini da ezmeyin.. Dalga gecmeyin. Eger yeterince ugrasilirsa, herkes birbirinin inancinda “acik noktalar” bulabilir cunku adi ustunde bu “inanc”tir. Amerika’da en ucube inanclara bile bulasmadan kendi haline birakiyorlar. Scientology filan mesela.

18 TT { 11.06.07 at 09:43 }

Suat Bey

bırakın yeterli serberstliği, dinini/mezhebini hiç öğretemeyen, resmi bir ibadethaneye sahip olmayan, sünni islam gibi devletin kaynaklarından yararlanamayan, üstüne din kültürü dersinde kendi çocuğuna sünnii islam öğretilen, kafalarına dersim gibi bir balyoz inen insanlar kılını kıpırdatmadığı gibi, kendilerini 80 yıldır bunu yapan sistemin en büyük değnekçisi oluyor.
Buradaki tuhaflığı farketmiyor musunuz?

Tuhaflık var haklısınız Suat Bey…Ancak bunda bahsettiğiniz oligarşik yapıda bizzat alevilerin bulunmasının da etkisi olabilir…

19 T. Suat Demren { 11.06.07 at 10:08 }

Ahmet bey,

Galiba genel birşeyler söylediniz, yazıda ya da yorumlarda dalga geçildiğini söylemek istemediniz değil mi?

20 T. Suat Demren { 11.06.07 at 10:24 }

Bülent Bey,

İsim olarak hatırladım Timisi’yi , BP yi de siyasal geçmişe dair birşeyler okuyan herkes bilir zannederim.

Linkten bazı alıntılar yapayım:

“Partinin ilk programında, resmi siyasetin derin izleri fark ediliyordu. CHP’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 6 ilkesi (Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, devletçilik ve laiklik) referans alınarak hazırlanan programa göre Birlik Partisi, “reformist, ilerici, Türkçü ve Atatürkçü” idi; “Yeşilin, kızılın ve karanın” karşısındaydı, siyasi yelpazedeki yeri “Kemalizm ilkelerinin yanıbaşı”ydı. Sınıflar arasındaki menfaat çatışmalarını gidermeyi öncelikli hedef gören partinin Kemalizm’den ayrıldığı tek nokta, laikliğin uygulanışına getirdiği itirazdı. Alevilerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nda neden temsil edilmediği noktasından başlatılan bu itirazın gereği, Birlik Partisi, Diyanet’in “inanç grupları arasındaki denge ve eşitliği sağlayacak ve bunların inanç ve vicdan özgürlüğüne saygı gösterecek şekilde” teşkilatlandırılmasını talep ediyordu.”

[...] Kurulduğu tarihten beri iç çatışmaların yaşandığı BP, etkili bir örgütlenme gerçekleştirememesine karşın 1969 seçimlerinde iyi bir başlangıç yaptı ama bu başarı Alevi nüfus dikkate alındığında pek de parlak değildi.

14 Ekim 1973 seçimlerine, AP, CHP, CGP, DP, MP, MHP, MSP ve TBP girdi. TBP seçimlerde beklediği başarıyı elde edemedi; ne Aybar’ın isteği olan “bir-iki sosyalist sesin” meclise girmesi ne de TBP’nin TİP oylarını alması mümkün oldu. “Olası bir sağ iktidarın gücünü” CHP ile frenleme düşüncesi nedeniyle sol oyları CHP toplamış, 1969 seçimlerinde yüzde 2.8 oy alan TBP, ancak yüzde 1.1 oy alabilmiş ve sadece Genel Başkan Mustafa Timisi’yi Sivas’tan milletvekili seçtirebilmişti. Aybar da parlamento dışında kalmıştı.

[..] ama 12 Eylül 1980’de gerçekleşen askeri müdahale nedeniyle programını anlatmaya pek de fırsat bulamadı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra tüm partilerle birlikte siyasi faaliyetleri durdurulan partinin yeniden açılması konusunda eski kadrolar hiçbir inisiyatif almayınca (Türkiye) Birlik Partisi tarihe karıştı.

Gerçekten ilginç.

Bu tabana, bu mağduriyete rağmen tutunamayan bir gelenekten sözediyoruz. Bir de Veziroğlu vardı yanılmıyorsam, bazı desteklere rağmen % 0.02 lerde kalan.

(Benim TKP örneği vermem yanıltabilir ve “bakın BP var ya” denilebilir.  TKP’yi örnek verirken ülkedeki “tabanını” kasdetmiş ve aldığı destek ile tabanı arasındaki doğru orantı bağlamında örnek vermiştim. Alevi nüfusu ile BP nin aldığı oy arasındaki orantıya bakılırsa ne derece tutunamayan bir hareket olduğu açığa çıkıyor.  Her büyük/küçük gelenek bir biçimde kendisini ifade edecek bir siyasi ekol bulmuş ve bunlar çeşitli formlara bürünüp devam etmiş, aleviler ise sistem tarafından uğratılan bu büyük mağduriyete rağmen  değnekçi olmaktan ileri gitmemişler. Benim sorguladığım ve bana tuhaf gelen de bu zaten.)

21 Bulent Murtezaoglu { 11.06.07 at 11:48 }

Suat bey,

Ben bilmiyorum tabii kim neyi hatirliyor diye, ‘neydi bu adamin ismi’ diye dusunup durdum dun, ancak gece aklima geldi. Bir iki birsey diyeyim, vurgu yaptiginiz sey icin:

“Olası bir sağ iktidarın gücünü” CHP ile frenleme düşüncesi nedeniyle sol oyları CHP toplamış, 1969 seçimlerinde yüzde 2.8 oy alan TBP, ancak yüzde 1.1 oy alabilmiş ve sadece Genel Başkan Mustafa Timisi’yi Sivas’tan milletvekili seçtirebilmişti.

O zamanki hava oydu yanlis hatirlamiyorsam (ama hatirladigim esnaf, KOBIci laklaki ve gazete tabii, hem kucucuk birseyim hem net yok). Hatta Erbakan’in gel parti kur, soz kapatmayacagiz diye Demirel’den oy alsin diye cagirilip getirildigi de soylenir. (Soylenir diyorum cunku kaynak veremem simdi. 9/12 Mart ve pesinden gelenler cok yazildi cizildi, vardir birkac yerde bunun detayi da ben bilmiyorum nereler.) Oyle de oldu, ‘anahtar parti’ ‘73 secimlerinden sonra iktidar ortagi oldu Ecevit’e. Akabinde korkulan sag iktidar da iki tane MC seklinde ortaya cikti tabii. Simdi bunlar boyle anlatilmiyor pek. Buralarda link verilen yazarlar genelde (Ali Bulac haric zannediyorum) ‘CHP’ denince 40larin CHPsini 70lerin Ecevit CHPsi ile, onu da simdi Baykalli olani ile bir tutuyorlar. O zaman oyle konusulmazdi, Ecevit CHPsi solcudur ve komunistlerin yolunu acacak veya yeteri kadar ezmeyecek diye lakirdilar edilip, bazen binalari filan bombalanir, aman bu gelmesin diye cepheler kurulurdu. O haziranda secim olmayacak olsa 1 Mayis 77′de olanlar olur muydu ondan da emin degilim. (Ecevit’e seni de vuracaklar Taksim’e gitme filan da yapilmisti). Neyse, hal bu olunca o zaman secim sistemi musait olmasina ragmen Alevilerin kucuk parti yerine CHP’ye meyletmeleri makul. O metinde zaten ‘69′dan itibaren kucuk parti oy potansiyelinin nasil mekanizmalarla eridiginin de ipuclarini goruyorsunuz. 77′de 73′e gore ’sol’da CHP. sagda AP ve MHP oylarini arttirmis, sagdaki kucuk partiler de iyice ufalmis olarak cikmisti (MSP’nin oyunun azalma sebebi tam nedir bilmiyorum yeni yayginlasan TV’ye cikan Erbakan’in “agir sanayi hamlesi” sovmenliginin millete itici gelmesi filan bile olabilir). Link vereyim bari hersey iyice degismeden evvelki son secimlerdeki sonuclara: http://www.belgenet.net/ayrinti.php?yil_id=8

Neyse, bu bahsettiginiz degneklicik ne sekilde tezahur ediyor? Bir de sunu merak ettim:

Alevilik sünnilikten daha sekuler olduğu için oligarşik yapılanma için kullanılmaya müsait, bu sebeple ordudaki kurmay seçimlerinde, bürokrasi ve yargıda çoğunlukla aleviler kayırılır.

Bir iki yerde daha gordum bu iddiayi galiba ama niye boyle deniyor bilmiyorum. Halin bu oldugu konusunda ikna olmak icin neye bakmak lazim?

22 T. Suat Demren { 11.06.07 at 13:28 }

Bülent Bey,

Değnekçilik -bence- onca kakanlanmaya rağmen blok şekilde CHP’ye oy vermede. Yani belki bana tuhaf geliyordur ama düşünüyorum neden bir Alevi sistemden yana olur, bu kadar mağduriyete rağmen bilmiyorum.

Sekülerlik konusu da şöyle olabilir. İki yönü var aslında, zaten bilakaydu şart destekleyen bir kitle var sistemi, dolayısı ile sistemin de yapılanmada onları kullanması doğal.

Diğeri de Alevilikte daha çok batıni yönün kuvvetli olması. Yani bir “şeriat” istemeyen, yönetim biçimi olarak dini kurallar olmasını arzulamayan, ritüeller açısından da oldukça serbest/gevşek bir zahiri yönü olması söylenebilir.

Tabi bir veri olarak bakmak mümkün mü bilmiyorum. Ancak özellikle orduda üst kademelerde ve kurmay kadrosunda hatırı sayılır miktarda alevi kökenli subay olduğu hep söylenir.

Ölçü olamaz ama bir örnek vereyim. Yaşadığım şehre bağlı büyük bir alevi köyü var. Geçen yıl tüm merkeze bağlı köylerden askeri okulllara (astsubay hazırlama da, harp okulu da dahil) alınan öğrenci sayısını ve menşeini merak etmiş burada bir dernek mensubu. Toplam 42 kişi girmiş 2006′da ve bu 42 kişinin 23 tanesi o bahsettiğim Alevi köyünden.

Bir anektod vereyim, bu “seçme” ile alakası kurulabilir.

Bir genç, astsubay hazırlama okulunu kazanıyor. Annesi, normalde başı kapalı olduğu halde “başı açık” fotoğraf çektirip forma koyuyor (*) (annenin resmi neden istenirse, garabete bakın..) Yazılı sınavı da geçiyor sonra iş arşiv araştırması denilen istihbarata geliyor.

Çocuğun yaşadığı yere iki görevli geliyor. Kahvede bir epeyce yaşlı amcanın yanına oturuyorlar. Çocuğun nasıl birisi olduğunu soruyorlar, amca da gelenlerin yabancılığını görünce ya iş, ya da evlilik için olduğunu düşünüyor ve güya çocuğa yardım etmek, “iyi çocukmuş” intibaını verebilmek için “kahveye bile gelmez, oyun neyim oynamaz, vakit namazlarını bırakmaz” falan gibi şeyler söyleyip gönderiyor. Halbuki çocuğun namazla falan arası yok, bayağı güzel de oyun oynuyor.

Sonra çocuğun dosyası istihbarat raporu olumsuz gerekçesi ile reddediliyor.

Vb..

23 TT { 11.06.07 at 13:36 }

Erbakan’in gel parti kur, soz kapatmayacagiz diye Demirel’den oy alsin diye cagirilip getirildigi de soylenir. (Soylenir diyorum cunku kaynak veremem simdi. 9/12 Mart ve pesinden gelenler cok yazildi cizildi, vardir birkac yerde bunun detayi da ben bilmiyorum nereler.) Oyle de oldu, ‘anahtar parti’ ‘73 secimlerinden sonra iktidar ortagi oldu Ecevit’e. Akabinde korkulan sag iktidar da iki tane MC seklinde ortaya cikti tabii.

Enteresan..
Devlet, dengeler adına resmen tedbir almış.
MHP nin kuruluşu ile ilgili bir tv belgeselinde rahmetli Türkeş’in söylediği şuna benzer bazı sözleri hatırlıyorum: ” …artan sol ve komünizm tehlikesine karşı ordu içinde acaba ne yapabiliriz?.. diye düşündük ve en iyi çözümün milliyetçi bir parti kurma fikri olduğu ortaya çıktı.Bu görev de bana düştü…” (uzun zaman oldu..belki yanlış anlamışta olabilirim)

24 T. Suat Demren { 11.06.07 at 13:42 }

Erbakan’in gel parti kur, soz kapatmayacagiz diye Demirel’den oy alsin diye cagirilip getirildigi de soylenir.

Tabii, bu doğru. Adamı İsviçre’den DP/AP yi bölsün diye Nihat Erim ikna etti gelmeye (yanlış okumadıysam biryerlerde, öyle hatırlıyorum)

25 TT { 11.06.07 at 13:57 }

Adamı İsviçre’den DP/AP yi bölsün diye Nihat Erim ikna etti gelmeye (yanlış okumadıysam biryerlerde, öyle hatırlıyorum)
Muhsin Batur’un davet ettiğini Avni Özgürel yazmıştı…
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=220734&tarih=09/05/2007

General Muhsin Batur’un adının ise 27 mayıs ve 12 mart’ta geçtiğini hatırlıyorum..

26 TT { 11.06.07 at 14:17 }

Değnekçilik -bence- onca kakanlanmaya rağmen blok şekilde CHP’ye oy vermede. Yani belki bana tuhaf geliyordur ama düşünüyorum neden bir Alevi sistemden yana olur, bu kadar mağduriyete rağmen bilmiyorum.

Tabi bir veri olarak bakmak mümkün mü bilmiyorum. Ancak özellikle orduda üst kademelerde ve kurmay kadrosunda hatırı sayılır miktarda alevi kökenli subay olduğu hep söylenir.

Cumhuriyet mitinglerinin insan kaynağına,genç subaylar rahatsız.. yazılarıyla kastedilenlere ve tabii ki 28 şubat sürecinde sahneye çıkan asker ve bürokratların kimliklerine bakınca mağduriyetleri karşısında fazla görünürde olmayan,ancak derinden bir tepki koydukları sonucuna varabiliyoruz…

27 Haydar { 11.06.07 at 15:26 }

“Özel Harp Dairesi”

Hem NATO bunyesinde var hemde TSK bunyesinde.
Su ana kadar bunun hakkinda pek fazla yazilan cizilen yok. Ama okudugum cesitli kaynaklarda gundeme geliyor. Biraz siyasetle ugrasanlar bu dairenin Kontr-Gerilla, Jitem, Derin Devlet vs gibi birkac konu ile ilgisi oldugunu bilir ama körun fili tarifi gibi ne kadar buyuk oldugu pek gundeme gelmez ve zincirin halkalarini kimse birlestirmez.

Erbakan, Turkes, Muhsin Batur, Evren, Veli Kucuk, Ulkuculer, MG Siyaset Belgesi, Darbeler, Susurluk Teskilati, Kurt Politikasi, Laikcilik Politikasi, Gladio, bazi gazeteciler, Faili Mechul taninmis kimseler, Andic, vs vs…

Cok yakinda “Özel Harp Dairesi” ve memlekete olan -faydalari- gundeme gelirse hic sasmayin.
***

‘X Dosyalari’ dizisindeki sigara icen adamlarla tanismaya hazir olun.

28 Düşünceler » Alevi Açılımı { 12.11.07 at 00:32 }

[...] Cumhuriyetin kurucu ideolojisi tarafından uğratıldıkları bu haksızlığa rağmen devletçi bir zihniyete sahip olmalarını anlayamadığımı da bir yazımda “Alevi vatandaşlarımız kadar hem devletin odununu yiyip hem de devletçi olan başka bir cemaat var mı bilmiyorum.” sözleriyle ifade etmiştim. [...]

29 Alevi Açılımı : Derin Düşünce { 12.11.07 at 02:04 }

[...] Cumhuriyetin kurucu ideolojisi tarafından uğratıldıkları bu haksızlığa rağmen devletçi bir zihniyete sahip olmalarını anlayamadığımı da bir yazımda “Alevi vatandaşlarımız kadar hem devletin odununu yiyip hem de devletçi olan başka bir cemaat var mı bilmiyorum.” sözleriyle ifade etmiştim. [...]

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: