Random header image... Refresh for more!

Cemil Meriç’i rahmetle, minnetle anıyoruz..

Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatın bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs. Cemil Meriç

Bugün Üstad Cemil Meriç’in ölüm yıldönümü. Büyük mütefekkir, hakikat aşığı, münzevi aydın Cemil Meriç 20 yıl önce, 13 Haziran 1987′ de aramızdan ayrılmış ve ebediyete intikal etmişti.

Üstad’ı bir kalıba sığdırmaya, bir ideolojiye hapsetmeye çalışanlar hep olmuştur. Ama Cemil Meriç kalıplara, ideolojilere sığmayacak kadar geniş düşüncelidir. O, gerçek bir entelektüel ve hakikat savunucusudur.

Cemil Meriç’i kelimelerle anlatmak zor. En iyisi kendi kelimelerini kullanmak. Cemil Meriç “Kimim ben?” sorusunu kendisine sorar ve şu cevabı verir: “Hayatını Türk irfanına adayan münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi.” Yine başka bir yerde kendisini anlatırken şöyle der: “Kimi başında taçla doğar, kimi elinde kılıçla… Ben kalemimle doğmuşum. İnsanlar kıyıcıdırlar, kitaplara kaçtım. Kelimelerle munisleştirmek istedim düşman bir dünyayı..”

Kütüphanesinde 13.000 cilt kitap vardır. 38 yaşında gözlerini kaybettikten sonra iç dünyasına nazar eden, eserlerini dikte yoluyla yazdıran Meriç, kızı Ümit Meriç’in deyimiyle “Sahnede tirad yapan büyük bir aktör” gibi konuşur. Birçok aydınlanmacıyı yerinden zıplatan sözler söylemiştir. Cemil Meriç, batının medeniyet kronolojisi olan Yunan, Roma, Bizans ve aydınlanmaya “aptalların tarihi” der. Meriç’e göre Avrupa bir köleler medeniyetidir. “Avrupalının sırtından kıbaç izi silinmiş ama ruhundan silinmemiştir, bu yüzden acımasız ve gaddardır, Frank azad edilmiş köle demektir ” derken bu gerçeğe vurgu yapar.

İdeolojileri yerden yere vuran, “İdeolojiler, akla giydirilen deli gömleği gibidir.” diyen Meriç, tarafsızlığa da şiddetle karşıdır. “Objektiflik namussuzluktur, ben tarafım, hakikatin tarafındayım” demesi ve ömrü boyunca bunun mücadelesini vermesi onun entelektüel dürüstlüğünün de göstergesidir aynı zamanda. “Spinoza kırk dört yaşında ölmüş, Nietzsche kırk dört yaşında delirmiş. Ben yolumu kırk dört yaşından sonra buldum” derken kendinden oldukça emindir.

O’nun satıraralarından fırlayan sözleri bile, ezberlerini bozmak istemeyenleri sersemletmeye yeter. “Bu Ülke”de “Gerici Kim?” sorusuna şöyle cevap verir:

Canavarlarla dolu bir ormandayız. Yolumuzu hayaletler kesiyor. Tanımadığımız bir dünya bu. İthal malı mefhumların kaypak ve karanlık dünyası. Gerçek, kelimeler arkasında kayboluyor. Ne güzel tarif: “Gerici, bir toplumun gelişmesini sağlayacak hiçbir yeniliği istemeyen, her yönüyle eskiyi özleyen ve eski düzeni getirmeye çalışan (kimse)” (Meydan-Larousse). Tarifin tek kusuru bu ucubenin hangi çağda, hangi ülkede yaşadığını söylememesi. Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir. IV. Murat’a, “Süleyman devrine dön!” diye haykıran Koçi Bey’den Reşit Paşa’ya kadar Osmanlı Devleti’nin bütün ıslahatçıları gerici. Dante, yaşadığı çağdan iğrenir. Balzac eserini iki ezelî hakikatin ışığında yazar: kilise ve krallık. Dostoyevski maziye âşık. Dante gerici, Balzac gerici, Dostoyevski gerici! Gerici, ilerici… Düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.

Düşünceye gönül vermiş bir insan. Ne yazık ki ülkemizde düşünce adamlığı kıtlığı için de çok acı ama yerinde bir tespit yapıyor Meriç: “Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım: karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi! Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?”

Cemil Meriç amacını ve misyonunu da şu veciz sözlerle anlatıyor: “Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın daha doğrusu bir ülkenin; idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim.”

Bırakın okumayı/anlamayı, ‘Cemil Meriç’ ismini bile duymamış, tahsilli bir kitle var bugün neyazık ki. A.Turan Alkan’ın yaşadıkları buna iyi bir örnek. Cemil Meriç’in “evladım siz kaybedilmiş bir nesilsiniz” sözü yürekleri burksa da hala doğruluğunu koruyor. Geçmişten zorla kopartılan körpe zihinler, nereye ait olduklarını bilmeden amaçsız bir şekilde günlerini geçiriyor.

Cemil Meriç ile ilgili bildiğim en iyi internet sitesi bu. Cemil Meriç’i okumayanlar.. Fikirlerinden ışıltılar bulmak ve okumak için çok iyi sebepler olduğunu görmek için, çeşitli makalelerine ve onunla yapılmış söyleşilere aynı adresten ulaşabilirler.

Ayrıca hem Cemil Meriç’in kendi kitaplarına, hem de Meriç’le ilgili diğer kitaplara da buradan bakılabilir.

Üstad, 13 Haziran 1987′de kendisini uzunca bir müddet yatağa mahkum eden hastalığından sonra 71 yaşında vefat eder. Bizlere müthiş bir miras bırakmıştır, tabii ki görebilene..

Rabbim rahmet eylesin diyorum.

***

Not: Bu yazıyı geçen yıl yazmıştım. Birkaç minik düzenleme ile buraya aldım. Gönlüm isterdi ki bu yıl başka bir yazı yazarak Üstad’ı yadetmiş olalım. Ama işlerin yoğunluğundan elim değmedi maalesef.

14 comments

1 murat koçak { 06.13.07 at 08:41 }

Rahmet ve saygıyla…

2 Ecenaze { 06.13.07 at 10:20 }

Allah rahmet eylesin..

Eserleri boyumu aşıyorlar ama, Eşi Lâmia hanıma yazdığı mektuplar bile o kadar derin ki..

Ve ben Ümit Meriç hayranıyım :)

saygılarımla..

3 Muhammet { 06.13.07 at 10:20 }

[i]“(Şimşek çakmasında)Işık sesten, düşünce de eylemden önce gelir”[/i]

13 Haziran 1987 Üstad Cemil Meriç vefat etti… Ölüm yıl dönümün de kendisini rahmet,saygı,sevgi ve hürmetle anıyorum, yattığı yer nur mekanı cennet olsun…

[img]http://medya.zaman.com.tr/2007/06/13/meric.jpg[/img]

[i]

[VEFAT YILDÖNÜMÜ ANISINA...] ‘Ölür ise ten ölür, Meriç ölesi değil

‘Başlıca işim, düşünmek ve düşündüklerimi cemiyete sunmaktır.” diyen Cemil Meriç, yirmi yıl önce bugün 71 yaşında vefat etti. “Düşünmek, düşünceye hakettiği asaleti vermek ve bunu cemiyetle paylaşmak” içinde yaşadığımız coğrafyanın yakın zamanlarda unuttuğu bir nitelik. Değerler sıralamasında düşünce hanesi hayli gerilerde.

Hele hele Cemil Meriç gibi belli bir kesime bağlanmamış, fikri birikimini bir sofist tavrıyla “izm”lerin meşrulaştırılmasına adamamış olan kişinin kendisine biçtiği rolle “kitlelerin sevgilisi” olması beklenemezdi, nitekim öyle de olmuştur. “İzm”ler idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleri,” diyen Meriç’i, izm’lere bağlanmayı, bir kolektif kimlik fantezisi içinde kendi bireyliğini yitirmeyi soylu bir tavır olarak gören kuşakların anlaması kolay değildir. Bugün izm’lerin sonundan bahsedenlerin bile gerçekte başka bir kılıkla arzıendam eden yeni bir izm’in takipçileri olduklarını fark edemedikleri bir dünyada Meriç’in sözlerine kulak verenlerin az olması anlaşılır bir durumdur.
[/i] M.Naci Bostancı

“Mağradakiler” eserinin kapağında ki fotoğrafı beni ziyadesiyle duygulandırır, ilerlemiş gözlerindeki miyopinin etkisi ile zorlukla görebilen Rahmetli Meriç Üstad, bir kitabın üzerine eğilmiş, neredeyse burunu kitaba değecek “OKUMAYA” çalışıyor. Bizim gibi okuMayan bir nesle ithaf edercesine…

[b]Ne gülüyorsun ? Anlattığım senin hikayen…[/b]
Horatıus,

4 Cihan { 06.13.07 at 12:07 }

Allah rahmet eylesin.

Her Türk genci mutlaka ama mutlaka Cemil Meriç okumalı. Hem de belli aralarla tekrar tekrar..

Not: Suat Bey, yorum kutusunun üstündeki otomatik HTML şekillendiricileri çok iyi olmuş. Elinize sağlık. Tartışmalarda koyulaştırma yaparken, alıntı gösterirken, link verirken kodları yazmak zorunda kalmayacağız.. selamlar.

5 Hatice { 06.13.07 at 14:18 }

Su ara en sevdigim ve en cok tekrar ettigim sozu, siz de alintilamissiniz yazida:

“Dusuncenin kuduz kopek gibi kovalandigi bu ulkede dusunce adami nasil cikar?”

Kimi fikir iscileri vardir, dokunakli, acitan sozler soylerler. Sicak cayinizi yudumlarken “ya ya evet ne kadar da hakli” diyerek okursunuz onlarin eserlerini.

Ama Cemil Meric oyle midir?

Oturdugunuz yere dikenler koyar sanki sizinle konusurken. Kafanizin icine yakin bir zamanda caniniza okuyacak soru tohumlari eker. Cemil Meric, -4o’tan sonrasi itibariyle gec gelmis yazik ki erken gitmis munevveri bu ulkenin.

Dusunce derinligine duygu derinligini ilmekleyerek yazar o. Kendiyle savasirken de cesur, baskasiyla savasirken de.

Icraati olanin elbette ki yanlisi da olur. Yanlissiz insan arayan icraatsizlerin arasina yol alsin..

Vefat ettiginde sadece bir yasindaymisim ve yirmi sene gectigi halde ikincisi yok..

Ustadi hurmetle, rahmetle aniyorum. Insallah mirasindan az da olsa nasiplenenlerden oluruz.

Saygilarimla,

6 T. Suat Demren { 06.13.07 at 20:36 }

Cihan Hanım,

Ben teşekkür ederim. Bu dugmeler yorum kısmında kod verirken büyük kolaylık sağlayacak..

***

Meriç konusuna dönersek…

Vesile ile bazı şeyleri de konuşmak/hatırlamak gerek.

Meriç’i sevenlerden kaç kişinin haberi var bilmiyorum ama, kitaplarında oğlu Mahmut Meriç’in başıbozuk bir biçimde kafasına göre oynadığı gibi bir gerçek var.

Konu hakkında derli toplu bir yazı için buraya bakılabilir.

Kızı Ü.Meriç’in bir dahli yok diye biliyorum ama oğlu M.Meriç ile İletişim yayınları birçok kitabın yeni yayınlarında kafalarına göre düzenleme yapıp makalelerin yerlerini, hatta yayınlandığı kitapları bile değiştirmişler..

Maalesef kızı da bir dahli olmamasına ragmen bu oynamalara destek vererek zımnen ortak olmuş oluyor.

Gerekçeler çocukça.. “Şöyle uygun gördük, böyle uygun gördük, böyle daha uyumlu oldu, yaşasaydı o da böyle yapardı gibi..” vs vs ..

Mirasyedilik değil mi bu?

Yazık.. çok yazık.

***

İkinci birşey de şu. Meriç’i okumayan ama buna rağmen yakından tanımak isteyenler önce Meriç’in tüm külliyatını okumalılar. Meriç’in birçok yönü vardır ve bu yönler öyle az buz zıtlıklar içermez.

Meriç’i okumadan, onun hakkında yazılmış kitapları okumak, yazarın subjektif bakış açısına esir edebilir okuru.

Meriç’i okuduktan, ne söylemeye çalıştığını ve çektiği sancıyı anladıktan/tahmin ettikten sonra ise onun hakkında yapılmış en iyi -ve bence tek- inceleme olan Dücane Cündioğlu’nun üçlemesini okuyun derim.

Bir Mabed Bekçisi Cemil Meriç
Bir Mabed İşçisi Cemil Meriç
Bir Mabed Savaşçısı Cemil Meriç

7 Hatice { 06.13.07 at 20:54 }

Suat Bey,

Eserleri üzerinde oynama yapıldığını şimdi öğrendim sizden. Bu da İletişim’den çıkan ve çıkacaklar için geçerli herhalde. Sanırım eski basımları tercih etmek gerekecek..

Üzüldüm..

8 T. Suat Demren { 06.13.07 at 21:34 }

Hatice Hanım,

Sorun İletişim yayınlarından ziyade oğlu Mahmut Meriç’ten kaynaklanıyor gibi görünüyor.

İleride başka bir yayınevine geçse de telif hakkı bakımından eserler üzerinde mutlak tasarruf sahibi olacak mirasçılar. Yayınevi değişse de aynı biçim devam edecektir sanırım.

Meriç’in eserlerinden bazıları daha önce -galiba- Dönem, Çan ve Ötüken yayınları tarafından basıldı.

Şu anda bulmak pek mümkün olmasa gerek; maalesef..

Selamlar.

9 Malcolm X { 06.15.07 at 19:51 }

Üstad’a (Allah rahmet eylesin) aziz ruhuna ithafen:

“Yobaz biziz, en güzel taraflarımızla biz. Akıl devlerin değil, cücelerin silahı. İnanç asildir. Medeniyetler inancın eseri. Akıl mühendisleri yaratır, inanç kahramanları…” (Cemil MERİÇ)

-alıntı-

Sen bir islamcısın oğlum. Padişahın birbuçuk asır evvel savaşı kaybetti. İslam’ı sorumlu tuttular bundan. Bundan ötürü İslam’cısın sen. Direnişçilerin ülkenin ırzına geçti. [...]  Modernistler ve entegristler babanın ocağına neol ağacı diktiler. Bundan ötürü aktivistsin sen. Başka türlü olamazsın. Sen bir eylemcisin oğlum. Senin gibileri bertaraf etmek için icad edildi tarafsızlık, hoşgörü, hümanizma… Çünkü sen dengeleri zorluyorsun, zorlarsın. Zorlamalısın oğlum. Çünkü sen tepeden tırnağa siyasal içeriklisin.

10 Malcolm X { 06.15.07 at 20:26 }

Sayıyı az bulduğunuz için mi sansürlediniz! -soru değil-

11 Malcolm X { 06.15.07 at 20:29 }
12 T. Suat Demren { 06.15.07 at 23:23 }

Sayıyı az bulduğunuz için mi sansürlediniz! -soru değil-

:-)

13 ferit yazgan { 10.08.07 at 13:00 }

(1)
okuduğum ve bildiğim kadarıyla cemil meriçin ortaya koyduğu düşünceleri hangi sıfatla ifade edebileceğimi düşündüğümde aklıma şöyle bir şeyler geldi. eğer bu tanımlamayı cemil meriçi bilmeyen birisi için yapacak olsaydım sanırım ilk aklıma gelen kelime “harika, mükemmel” gibi birşeyler olurdu. harika ve mükemmel? ne ifade ederdi bu, düşününce bir ipod içinde aynı şeyi söyleyebilirdim aslında. “farklı” desem başka, “sosyalist” desem başka anlaşılacak, çok kültürlü, çok okumuş - ne okumuş eşşekler bildiğimi hatırlayınca bundan da vazgeçtim-, bunlar da olmuyor. kafi gelmiyordan öte yanlış anlamaya itiyor. kardeşim sen en iyisi bi kitaplarını oku, sen karar ver, ben sadece oku diyeceğim sana deyip geçiyorum.

14 youtube { 12.11.07 at 16:47 }

rahmetle anıyoruz

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: