Arsiv - Kategoriye gore : "Toplum"



Güncel & Toplum & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk - 20 Nisan 2007

Malatya Cinayeti..

Malatya’da korkunç bir cinayet işlendi. Bu süpriz mi? Kesinlikle değil.  Aşırı sağ/dinsel milliyetçilerle ulusalcıların kolkola vererek “aha ülke satılıyor, aha misyonerler cirit atıyor, aha yabancılar yerleşiyor,” tamtamlarının doğal sonucu. Eğitimsiz, işsiz, geleceğe dair umudu olmayan genç kitleler bu tür söylemlerden etkileniyor ve ortaya bu gibi korkunç olaylar çıkıyor.

Bu vahşi cinayetin ardında spesifik olarak sadece bu gibi olayları arıyor değilim. Ve ardında bambaşka hesaplar olduğunu, bu tetikçilerin dine, vatana hizmet ettiklerini sandıklarını ama aslında kukladan ibaret birer ahmak olduklarını düşünüyorum. Ama kitlelere sürekli böyle söylemeleri empoze ederseniz bu tip cinayetler için kullanılacak gönüllü tetikçi bulunmakta hiç zorlanılmaz.

İslam’ın savaş sırasında bile din adamlarına, masum  insanlara dokunmadığını bilemeyecek kadar İslam cahili müslümanlarımız, böyle bir cinayetin Türkiye’nin dışarıdaki görünüşünü çok kötü etkilediğini anlayamayacak kadar gerizekalı vatanseverimiz var maalesef.

Hem şu sıralar vaktim yok hem de aynı şeyleri yazmaktan usandım artık. Allah sonumuzu hayretsin..

Bekir Ağabey hislerime tercüman olmuş. Mutlaka okuyun derim.

Ve konu hakkında iki yazı daha:

Fehmi Koru: Lânetlemek yetmez…
Hüseyin Gülerce: Malatya içinde vurdular bizi..

 

Popularity: 21% [?]

Toplum & Ahh Benim Memleketim & Düşünce Suat Öztürk - 06 Nisan 2007

Siyaset ve Popülizm

Genç Parti lideri Cem Uzan’ın TV reklarındaki sloganlarına mutlaka rastlamışsınızdır. Genç Parti lideri “ÖSS kalkacak”, “Mazot 1 YTL olacak”, “Her işsize 350 YTL maaş”, “Fındık 8 YTL olacak” gibi sloganlarla hayli erken başladığı bir seçim kampanyası yürütüyor. 

Bu sloganlar halk arasında konuşuluyor ve haliyle olumlu-olumsuz  tepki de gecikmiyor.

Mesela geçen gün posta kutuma bir mail geldi. Gönderen, bir siyasi partinin -yaşadığım şehirdeki- merkez ilçe başkanı. Cem Uzan’ın sloganlarına karşılık olarak seçim kampanyasının startını verdiklerini söylüyor. Sloganları ise şunlarmış: “Üç korner bir penaltı olacak”, “Hamilelik üç aya inecek”, “Sigara kanser yapmayacak”, “Mesai saatleri 10.30 - 12.00 ile 14.00-17.00 arası olacak” “Haftasonu tatili 3 güne çıkacak” vb..

Önce bu espriye  güldüm sonra da buna malzeme sağlayan siyasi anlayışı düşündüm.

Devamini Oku »

Popularity: 22% [?]

Toplum & Ahh Benim Memleketim & Düşünce Suat Öztürk - 04 Mart 2007

Kültür Dayatımı ve Toplum

Metin Bey’in sitesinde toplum ve darbeler üzerine bir tartışma esnasında sol cenahın ünlü isimlerinden Mihri Belli’nin bazı sözlerine atıfta bulunmuştum.

Benimle aynı dünya görüşüne sahip olanların “Mihri Belli” deyince kulaklarını dikmeleri normal bir durum. Eh, pek de haksız sayılmazlar.

Konu aslında darbelerdi ama toplumların yapısını konuşurken doğal olarak konuşma son 150-200 yıldır toplumumuza tepeden inme biçimde dayatılan değişim projelerine gelip dayandı.

İlgili tartışmada Mihri Belli’nin “İnsanlar Tanıdım” adlı anılarından bir cümlesini alıntılamıştım, şimdi aynı eserinden bazı bölümleri aktarıp üzerine birşeyler söylemek istiyorum:

1928 yazında Latin harfleri kabul edildiğinde biz ailece Bulgaristan’da yazlıktaydık. Sofya yöresinde Gorna Bana’da. Birgün babam kente inmişti. Elinde Türk gazeteleri ile döndüğünde, “Gazeteler yazıyor” dedi. “Yeni harfler kabul edilmiş. Birkaç yıla kadar  Türkiye’de okuma yazma bilmeyen tek insan kalmayacak.” Heyecanlıydı. “Gel sana beş dakikada öğreteyim” dedi. Fransızca’dan Latin harflerinin yabancısı değildim. “Yaz adını” dedi. Yazdım. Bir iki cümle daha yazdırdı. Ufak tefek düzeltmeler yaptı. “İşte” dedi. “Öğrendin. Bu kadar kolay, millet ümmîlikten kurtuluyor artık.”

Devamini Oku »

Popularity: 27% [?]

Güncel & Toplum & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk - 28 Şubat 2007

10. yılında 28 Şubat..

Türk demokrasisinin son sekteye uğratılışının üzerinden 10 yıl geçti.

Bugünlerde medyada bu konu hakkında pek çok yazı-yorum ve beyanat çıkıyor.[1] Hala 28 Şubat’a “darbe değildi” diyen  şaşkınlar var. Bunu söyleyenlerin ünlü tarihçi olmaları da birşeyi değiştirmiyor. “Darbe” nin kavramsal anlamına bakarak -ki buna baksak bile sorunlu-  demokrasiye silahlı olMayan müdahaleyi “darbe ” sayMamak ne derece doğru?

Demokrasiye demokrasi dışı yapılan her müdahale darbedir. 28 Şubat’ta olan,  ister “post” eklenmiş olarak adlandırılsın ister yalın;  kelime anlamı olarak da  ifade ettiği kavramsal bütünlük açısından da “darbe”dir. Nokta.

28 Şubat sürecinde neler oldu? Yaşı çok genç olmayanlar neler olup bittiğinin farkındadır.

1995 seçimlerinde ülkenin birinci partisi olan Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi kısa bir arayışın ardından koalisyon hükümeti kurdular. Başbakan Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı da  Tansu Çiller idi. Hükümetin birtakım icraatleri bazı sivil toplum kuruluşları yöneticileri ile asker ve  bürokrasi kesimlerinde rahatsızlık yarattı.

Devamini Oku »

Popularity: 28% [?]

Güncel & Toplum & Düşünce Suat Öztürk - 25 Şubat 2007

“Sansüre Karşı(mı)yız!..”

Kurtlar Vadisi RTÜK’un aba altından sopa göstermesiyle yayından kaldırılınca bu yapılanın sansür olup olmadığı yanında “sansür”ün gerekliliği de tartışılmaya başlandı haliyle.

Aslında günümüzde “sansür” kavramından bahsetmek ne kadar anlamlı ondan da emin değilim; şimdi yapımcı şirket istese bu diziyi çekip şifreli bir kanalda, internette ya da VCD, DVD olarak yayınlayamaz mı? Elbette yayınlayabilir. Öyleyse buna gerçek anlamıyla “sansür” diyemeyiz. (Öte yandan RTÜK’un  -mealen- “biz tehdit falan etmedik, sansür yok” açıklamalarını olduğunu da belirtelim.)

Birçok yerde “sansüre karşıyız”la başlayıp “kaldırılması iyi oldu” diye biten yazılar görüyoruz. (Şimdi  dostlardan birisi benim konu ile ilgili bu ve önceki yazımın da öyle başlayıp bittiğini söyleyebilir ama -açıklaması zor da olsa- öyle değil.)

Bu bir kafa karışıklığı mı? Sanmıyorum. Bu, halihazırda zaten çok tartışılan “özgürlük ve sınırları”  ile yakından ilişkili bir durum.

Ama kafa karışıklığı olanlar da yok değil. Çeşitli sitelerde anketler görüyorum; katılımcılar çok yüksel oranda dizinin yayından kaldırılmasını “sansür” olarak değerlendiriyor ve yanlış buluyor.

Bu “sansür karşıtlığı” nereden geliyor? Bu kişilerin sansüre karşı olmaları bir prensipten mi kaynaklanıyor yoksa her  özne değişikliğinde görüşleri de değişiyor mu?

Devamini Oku »

Popularity: 25% [?]

Güncel & Toplum & İslam Suat Öztürk - 20 Şubat 2007

İslam Dünyası’nın Liderliği

Geçmiş toplumların peşini bırakır mı?

Bunu hoş bir benzetmeyle mealen şöyle anlatır İlber Ortaylı: “Redd-i miras yapmakla geçmişten kurtulamazsınız. Babanızı reddetmekle ondan kurtulabilir misiniz? Kaşınız benzer, gözünüz benzer, yarın hastalıklarınız benzer, ilah..” 

Dün Radikal’de okuduğum bir yazı aklıma bunları getiren. İsrail’in liberal görüşlere sahip Ha’aretz gazetesinde Avrupa Yahudi Kongresi Başkanı Pierre Besnainou’nun bir yazısı yayınlanmış. Radikal’de bu yazıyı yorum sayfasına almış.

Devamini Oku »

Popularity: 32% [?]

Güncel & Toplum Suat Öztürk - 18 Şubat 2007

Kurtlar Vadisi

Bildiğiniz gibi Kurtlar Vadisi dizisi RTÜK’un kanal yetkilileri ile yaptığı görüşmeler neticesinde yayından kaldırıldı. Bu iptalde tehdidin de  etkisi varmış; ekran karartma ve lisans iptali gibi. Zaten böyle olmadan Show TV yetkililerinin diziyi RTÜK şikayetini dikkate alarak yayından kaldıracağını ihtimal vermek zor.  Bu da sansür iddialarını haklı olarak gündeme getiriyor. Devamini Oku »

Popularity: 26% [?]

Güncel & Günün Yazısı & Toplum & Düşünce Suat Öztürk - 13 Şubat 2007

Milliyetçilik ve bir yazı..

Milliyetçilik tartışmaları tam gaz devam ediyor.

Milliyetçiliğin  pek çok kategorisi var. Etnik milliyetçilik, Kültürel/bölgesel milliyetçilik,  Dinsel milliyetçilik vb. gibi.

Her bir kategoriyi ayrı ayrı değerlendirmek gerekir  ama zaman zaman bu kategoriler birbirlerinin içine de geçmiş olabiliyor.

Etnik milliyetçilik ciddiye bile alınmayacak bir saçmalıktır. Kimse doğacağı ırkı seçemeyeceği gibi çok değil birkaç yüzyıl geriye gittiğinde atalarının genlerinde övündüğü ırkı ile yerdiği ırkın birarada olduğunu görür. 

Kültürel/bölgesel miiliyetçilik de oldukça tartışılan bir konu. Çoğu kez “din” de bu kavramın içine giriyor. Seçme şansı açısından ilk çocukluk devresi kültürel anlamda da seçilemiyor. Haliyle kişi, çocukluğundan itibaren belli bir kültürün hakim olduğu coğrafyada, o kültürün değerleriyle büyüyor. Daha sonra  bir seçenek imkanı olsa da insanların büyük çoğunluğu yaşadığı kültürel coğrafyayı değiştiremiyor.

Değiştirmesi halinde bile -ezici bir çoğunluk- çocukluğunda aldığı kültürün izlerini ömrü boyunca sürdürüyor.

Devamini Oku »

Popularity: 30% [?]

Toplum & Düşünce & İslam Suat Öztürk - 10 Şubat 2007

İçtihad üzerine..

Geçtiğimiz yüzyıl İslam dünyasında en çok konuşulan konuların başında hiç kuşkusuz içtihad geliyor.

Bunun en önemli sebebi büyük bir hızla değişen dünyada  hukuk başta olmak üzere tüm alanlara sekülerizmin hakim olması. Bu değişen dünyada müslümanların  hayat tarzı da farklılaşıyor ama inandıkları değerlerden vazgeçmek istemeyen müslümanlar  değişen dünyanın şartları ile inançları arasında  uzlaşma arıyor.

İçtihad kelime manası itibarı ile bir konuda elden gelen çabayı sarf etmek, bir şeyi elde edebilmek için olanca gücü harcamak anlamlarına geliyor. Bir fıkıh terimi olarak ise müçtehidin tafsîlî delillerden şer’î-amelî hükümleri çıkarmak için bütün imkanını harcaması demek.

İslam medeniyetinin atalete uğradığı inkar edilmez bir gerçek. Ve bu atalet medeniyetlerin gerilemesinin doğal bir sonucu olarak bilimden sanata, edebiyattan hukuğa kadar her alana yayılmış durumda.

Elbette bunun sebeplerini birkaç noktaya indirgeyemeyiz; ki  esasen o zaten apayrı bir değerlendirmeyi teşkil ediyor.  Ama hukukî sonuçları içtihad kavramına dayandığı için kısaca buna değinmek gerek.

Devamini Oku »

Popularity: 39% [?]

Günün Yazısı & Toplum Suat Öztürk - 09 Şubat 2007

“Bunlar ne istiyor?”

Dünkü Zaman’da Bejan Matur’un birçoğuna katıldığım önemli tespitler içeren bir yazısı vardı.

Belki okumayanlar vardır diyerek altını çizdiğim satırları alıntılıyorum:

Bu solcular ne istiyor, bu İslamcılar ne istiyor, bu Kürtler ne istiyor, bu azınlıklar ne istiyor, hatta bu milliyetçiler ne istiyor? Hepimiz, aynı kalıpla sorulan soruların sahibi değilsek eğer, muhatabı durumundayız. Ben bu soruyla yakın zamanda İslamcı bir gazeteciyle söyleşim sırasında karşılaştım.

Devamini Oku »

Popularity: 25% [?]

Güncel & Toplum & Düşünce Suat Öztürk - 08 Şubat 2007

Öcü

Bir önceki yazıda içimden geçen düşüncelere değindim birkaç satır  ve “Ben  Orhan Pamuk’un yerine olsaydım gitmezdim” dedim.

Sağolsun dostlar beni bu duygusallıktan uyandırdılar ve muknî gerekçelerle Pamuk’un terk-i diyarının haklılığını gösterdiler.

“Şimdi rasyonalizm zamanı” deyip dengeleyici bir yazı yazmaya niyetim yok.

Mesele  301.md. etrafında dönüyor gibi göründüğü için buna biraz değineyim.

301 konuşuluyor ama bu aslında oldukça yanıltıcı.

Önceki başlıkta değerli yorumculardan Bülent Bey,  çok doğru bir tespitle  şunları yazdı:

[…] Ben 301 uzerine yogunlasilmasidan hosnut degilim. Belli ki 301 sadece bir arac, o degisse yedekte baska maddeler var. 301 iyi bir arac cunku ‘Turkluk’ geciyor icinde ve guclu cogunlugun canina dokunuyor. […]

Aslında Bülent Bey’in yorumu bütün olarak okunmalı, çünkü değindiği konunun genel zaviyesi başka.

Ama ben bu kısmına yoğunlaşmak istiyorum.

Devamini Oku »

Popularity: 26% [?]

Güncel & Toplum & İslam Suat Öztürk - 06 Şubat 2007

Orhan Pamuk Üzerine..

Sitemizin değerli yorumcularından  Levent Bey’in  uyarısı ile haberdar olduğum bir yazıdan söz etmek istiyorum.

Biliyorsunuz Orhan Pamuk’un aldığı tehditler nedeniyle ülkeyi terkettiğine dair yorumlar yapılıyor.

“Ben olsam gider miydim?” diye sordum kendime. Neden gideyim? Fikirlerim hangi ülke icin?

İçinde yaşamaktan korktuğum ülkeye dışarı kaçarak nasıl yardım ederim? Elbette kimvurduya gidip ölmek isteyecek kadar mazoşist degilim ama bu ülke icin düşünüyorsam bu ülkede kalmalıyım..

Orhan Pamuk gitti, simdi konuşulan nedir? “Orhan Pamuk can korkusu ile kactı. Anlayın işte Türkiye nasıl bir ülke..”  Hem dışarıda hem içeride  konusulan bu ve  korkunç bir imaj tahribi ülke için.

Bu ülke için düşünüyor ve üretiyor madem sırf dışarıya bunu söyletmemek icin bile kalmaya ve gerekirse ölmeye değmez mi? 

Bu da her babayiğidin harcı degil elbet. Lakin insan hakkaniyetli ve vicdanli  elitlerinden bunu bekliyor.

Benim Pamuk’a Ermeni meselesi bağlamındaki bakışım başka yazılarımdan belli, ancak genel bir bakışla yaklaştığımızda “insafı elden bırakmamak lazım” diyorum. Mesela bahsedeceğim yazı Pamuk’un güzel ve çok çok önemli bir yanını resmetmiş ki büyük çoğunluğuna katılıyorum.

Radikal gazetesi, Muhammed Selmavi’nin Mısır’ın Ehram gazetesinde  31 Ocak’ta yayınlanan “Pamuk Osmanlı’yı reddetmediği için farklı” başlıklı yazısını taşımış sayfalarına. Selmavi’nin yazısı Orhan Pamuk’un Doğu-Batı ilişkilerine odaklanmasından hareketle geçmişle olan barışıklığını işlemiş.

Devamini Oku »

Popularity: 33% [?]

Kitap-Dergi & Toplum Suat Öztürk - 31 Ocak 2007

İyi bir kitap..

Aklımda sizlere tanıtmak istediğim bir kitap vardı. Bu, Robert B.Downs’un yazıp rahmetli Erol Güngör’ün çevirdiği ve önsöz yazdığı “Dünyayı Değiştiren Kitaplar” adlı bir eser.

“Vardı” diyorum çünkü site müdavimlerimizden Değerli Hanımefendi Ayşenur Bulut’un Uıportal‘daki köşesinde bu kitabı tanıttığını gördüm bugün. Güzel bir tanıtım yapmış Ayşenur Hanım, aslında ekleyecek çok birşeyim yok ama ben de kitap ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.

Malum, ülkemizde birçok şeyin hakîkisi olmuyor maalesef. “Gibi” yapmak en önemli özelliklerimizen birisi olmuş;  bu ideoloji taklitlerimizden  moda takibimize kadar pek çok şeyi sarmış durumda. Bunun sebeplerine pek çok yazıda zaten değiniyorum o yüzden girmeyeceğim, fakat konu “okumak” olunca bu “gibi” yapmanın diğer tahribatları da beslediğini iyi düşünmek gerekiyor.

Doğu’yu ve medeniyetimizi tanımıyoruz, tanımak istemiyoruz, redd-i miras yapmakla geçmişimizden kurtulacağımızı sanıyoruz; maalesef modernleşme projesinin  temel paradigması da bu zaten.

Peki yüzümüzü döndüğümüz Batı’yı ne kadar tanıyoruz? Kuşkusuz bu sorunun cevabı da hiç iç açıcı değil.

Bahsekonu kitap Dünya tarihine yön vermiş 16 büyük eserin bir kritiğini yapıyor  ve nasıl bir etkide bulunduklarını  özetliyor. Tabi burda seçilen eserler subjektif bir bakışla ele alınmış. Ve din edebiyat ve felsefe alanındaki eserler kapsamdışı bırakılarak fen bilimleri ve sosyal bilimlerde yazılmış eserler üzerinde durulmuş.

Devamini Oku »

Popularity: 38% [?]

Güncel & Toplum Suat Öztürk - 29 Ocak 2007

“Hatırla Sevgili” dizisi üzerine..

Dün ve bugün  “27 Mayıs ve Menderes’in Dramı” yazıma çok genç kardeşlerimizden yorumlar geldi.

Yorumlarda bugünlerde TV’de gösterilen “Hatırla Sevgili” adlı bir dizi nedeniyle 27 Mayıs ve Menderes meselesinin dikkatlerini çektiğini yazıyorlar. Galiba epey izlenen bir yapım.

Ben diziyi seyretmedim -zaten TV seyretmem- ama güvendiğim birkaç kişiden edindiğim bilgi, çok yanlı bir bakış açısı ile çekilmiş bir dizi olduğu yönünde. Ve adeta 27 Mayıs’ı haklı çıkartmaya çalışan CHP borozanı bir senaryosu olduğu söyleniyor. Danışmanlığını Can Dündar yapıyormuş dizinin, eh normaldir.

Medya’nın dezanformasyonu malum; hemen her alanda bunu yapıyorlar. Diziler vasıtası ile taraflı bir biçimde işledikleri siyasi meselelere de el attılar anlaşılan.

İzlenimler’den Fethi Bey bu dizi hakkında “Neyi Hatırlayacağız Bee” başlığıyla güzel bir yazı yazmıştı.

Diziyi izleyenler bu yazıyı mutlaka okusun derim.

Popularity: 69% [?]

Toplum & Ahh Benim Memleketim & Düşünce Suat Öztürk - 24 Ocak 2007

Kim suçlu: Sistem mi, Toplum mu?

Ve Hrant Dink ebediyete uğurlandı.

Gerçekten anlamlı bir cenaze töreni oldu, oldukça kalabalık bir kitle Hrant Dink’i son yolculuğunda yalnız bırakmadı.

Bazı gazeteler “İşte Türkiye bu!” “En güzel Cevap” gibi manşetler attı. Haklılık payı var tabii ki ama bu, toplumsal durumumuz üzerine uzun uzun düşünmeye engel olmamalı.

Bloglardan tanıdığım dostlarımla gerek yine bloglar vasıtasıyla, gerekse özel yazışmalarımızla sürekli iletişim halindeyiz.

İlginç olan bir şey var. Bazı dostlarımdan, Hrant Dink’in ölümünün hemen ardından  yazdığım ve toplumsal durumumuza eğildiğim yazı ve yorumlara ilişkin olarak değişik ve birbirine tam aksi yönde iki itiraz aldım.

Bunlardan birisi topluma fazla yüklendiğimi ve haksızlık ettiğimi diğeri ise bunun tam aksi olarak  sadece sistemi suçladığımı oysa toplumun da bu travmada suçlu olduğunu öne sürüyordu.

İkisini birden savunuyor olamayacağıma göre aynı mihvaldeki [bir-iki] yazıya/yoruma gelen bu iki değişik tepki nasıl açıklanabilir?

Kanımca bu durum, toplumumuzdaki şizofrenik durumun sebeplerinin tahlilini  tam olarak yapamadığımızı gösteriyor.

Devamini Oku »

Popularity: 28% [?]

Next Page »