Arsiv - Kategoriye gore : "Tarih"



Tarih & Kitap-Dergi Suat Öztürk - 09 Nisan 2007

Küller Altında Yakın Tarih

[ 8 Nisan 2007 tarihinde “Gelibolu’yu Anlamak” sitesinde yayınladı. ]

Yakın tarihin en yanlış bilindiği ülkelerden biri olduğumuz gerçek mi? Evet, maalesef. Sanırım bunun sebebi  E.Renan’ın “Millet nedir?”de “Tarihin yanlış yazılması, millet olmanın ayrılmaz bir parçasıdır” dediği paradigmada gizli. İmparatorluktan ulus devlete büzülen bir millete uydurulan elbise bu adeta.
 
“Tarihi doğru okumalıyız” deriz. “Nasıl?”ı konusunda çoğu kez çuvallasak da tarih okumanın  “ihtiyaç” olması hasebiyle bir biçimde tarih okuyoruz. Daha önce “Tarihi Doğru Okumak” başlıklı bir yazımda da değinmiştim;  mutlak nesnel bir tarih okuması tabiatı itibarı ile mümkün değil ama en azından bu nesnelliğe yakın bir noktayı yakalamaya çaba gösterebiliriz.

Devamini Oku »

Popularity: 20% [?]

Tarih & Bilim & İslam Suat Öztürk - 05 Şubat 2007

İslam ve Bilim

Daha önceki yazılarımdan  birinde  Mayıs 07′de İstanbul’da açılacak olan “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi” nden bahsisle İslam Bilim Tarihi uzmanı ve Frankfurt Üniversitesi Arap-İslam Bilimleri Enstitüsü Başkanı Prof. Fuat Sezgin Hoca’dan bahsetmiştim.

Fuat Hoca’nın  geçtiğimiz günlerde  Malezya Teknik Üniversitesi’nce kendisine fahri doktora ünvanı verilmesi sırasında yaptığı konuşması Zaman’da yorum olarak yayımlandı.  Bunu daha önce yazacaktım ama ancak fırsat bulabiliyorum.

Son derece önemli noktalara temas eden Fuat Sezgin’in konuşma metnini mutlaka okumanızı öneririm. Yazının tamamı okunmalı - uzun değil merak etmeyin-  ama ben bir  kısmını alıntılayıp üzerine birşeyler söylemek istiyorum:

Devamini Oku »

Popularity: 45% [?]

Tarih & Toplum & Ahh Benim Memleketim & Düşünce Suat Öztürk - 14 Ocak 2007

Süregelen zihniyet..

Mustafa Armağan’ın “Küller Altında Yakın Tarih”ini okurken, yetkin tarihçiler tarafından bilinen ve dillendirilen ama genel olarak yakın tarihe yönelik yapılan değerlendirmelerde gözlerden kaçan ilginç bir noktanın vurgulandığını gördüm.

Bu bir zihniyet. CHP örgütünün zihniyeti ve bu zihniyetin etkileri.

Geçtiğimiz günlerde Radikal’e verdiği röportajla epey konuşulan Prof.Kemal Karpat, uluslararası camiada tanınan çok saygın bir tarihçimiz. Armağan, Kemal Karpat’ın verdiği röportajların herzaman ilginç olduğunu söylüyor ve Karpat’ın 5 Mayıs 1999 da Milliyet’ten Şahin Alpay’a ( Ş.Alpay şimdi Zaman’da) verdiği röportajdan bir alıntı yapıyor.

CHP örgütünün Atatürk üzerindeki etkisine vurgu yapan Karpat’ın sözleri hayli ilginç:

[Cumhuriyet] Halk Partisi bunları [Atatürk’ün toplumun düşüncesine, ruhuna, inanışına uygun hareket tarzını- K.K] değiştirdi, bir elit liderliği getirdi ve Atatürk’ü de içine aldı. Atatürk’e de açıkça söylendi: Ya bizim liderimiz olursun, ya da seni başımızdan atarız.

Armağan, Milliyet’te yayınlanan bu röportajı okuyunca bu paragraf kendisine hayli ilginç geliyor ve Kemal Karpat’ı arayıp son cümlenin doğru deşifre edilip edilmediğini soruyor. Karpat, “aynen doğru” diyor.

Zaten bir süre sonra Karpat, Zaman’dan Mehmet Gündem’e verdiği röportajda da bu konuyu açıyor ve CHP’nin bir örgüt olarak zamanla Atatürk üzerinde kontrol mekanizmaları kurduğunu ve Atatürk’ün İsmet İnönü ile Recep Peker tarafından tehdit edildiğini söylüyor.

Devamini Oku »

Popularity: 25% [?]

Tarih & Toplum & İslam Suat Öztürk - 14 Ocak 2007

[Yeniden] Barış.. İyi de nasıl?

Değerli araştırmacı-yazar Mustafa Akyol’un daha önce Radikal’de yayınlanan “İsrail’e karşı ne yapmalı?” başlıklı yazısının genişletilmiş versiyonu “Türkiye Günlüğü” dergisinin Kış 2007 sayısında yayınlanmış.

Mustafa Akyol’un yazısında katıldığım pek çok tespit var. Ama konu bütünlüğü olarak baktığımda, katıldığım noktaları da kapsar biçimde önemli şerhlerim var.

Yazıdaki “çözüm önerisi” olarak sunulan argümanlara baktığımızda, Akyol’un, müslümanların metazori edilgen olduğunu ve küresel anlamda “aktör” olma güçlerinin olmadığını ihmal ettiğini görüyoruz.

Daha önce Mustafa Akyol’un yazısına karşılık “Barış, iyi de nasıl?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazımda tarihsel süreçlerden kesitler sunarak, İsrail-Filistin ilişkilerinin neden birtürlü çözülemediğini ve çözümü müslümanlardan beklemenin ne kadar anlamsız bir istek olduğunu, çünkü sorunun kaynağının Filistin değil, İsrail olduğunu göstermeye çalışmıştım.

Konunun önemine binaen o yazımı tekraren buraya alıyorum:

Değerli araştırmacı-yazar Mustafa Akyol 5 Ağustos 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlanan “İsrail’e Karşı Ne Yapmalı?” başlıklı yazısını şu cümleyle bitirmiş:

Müslümanların öfkeye değil akla, intikama değil barışa ihtiyacı var…

Elhak doğru. Bizim akla ve barışa ihtiyacımız var. Hoş; kimin yok ki?..

Devamini Oku »

Popularity: 22% [?]

Güncel & Tarih & Günün Yazısı Suat Öztürk - 13 Ocak 2007

Okunası Yazılar: “Hatırla!” [1-2-3 ]

Geçtiğimiz günlerde Zaman gazetesinde Alev Alatlı’nın “Hatırla” başlığıyla üç nefis makalesi yayınlandı.

Ortadoğunun son bir asrına eğilen Alatlı, güncel olarak Irak özelinde görünen ama Şerif Hüseyin’den Filistin’e kadar uzanan meseleler ile bölgenin makus talihi ve sebepleri hakkında derin tahliller yapma imkanı veren kesitler sunuyor.Ortadoğu’da neler olup bittiğini ve bunların kökenlerini kavrayabilmemiz için gerçekleri “hatırla!” diyerek kafamıza adeta birer çivi gibi çakıyor.

“Hatırla!” diyor, yani unutma! Ve sanki “Unutma ki bugün koltukları başında orada olanları yüzeysel bile denemeyecek sığlıkla, klasik birkaç şablona sığdırmaya çalışan akl-ı evvellere aldanma!” diyor.

Alatlı’nın “Unutma, benim Ortadoğulu belleğim, unutma ki, bölgenin bitmez tükenmez çilesi, Hüseyin Saddam’ın özeline indirgenip, sulandırılmasın.” diye bitirdiği yazı dizisinden kısımlar alıntılayacaktım ama tamamı önemli olduğu için bölemedim.

Arşivlik bu diziyi mutlaka okuyun derim:

[ Hatırla - 1 ] [ Hatırla - 2 ] [ Hatırla - 3 ]

Popularity: 22% [?]

Güncel & Tarih & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk - 09 Ocak 2007

27 Mayıs ve Menderes’in dramı..

Rahmetli Adnan Menderes’e idam öncesi yapılanlar..

Daha önce biliyordum; -tahminim 27 Mayıs meselesine ilgi duyanlar da biliyordur- Menderes’e idam öncesi prostat muayenesi yapıldığını. Bardakçı meseleyi yazınca tekrar gündem oldu.

Ben okurken bile utanıyorum. Ama bunları yapanlar utanmadı.

Yazmayacaktım bu kepazeliği, bilinmeyen birşey değil; belki bazılarımız “neye faydası var artık, kinleri tazelemekten başka?” da diyebilir. Haklı oldukları yanlar da var.

Evet tarih bir hamaset alanı değildir, ama geçmişte nelerin, niçin ve nasıl olup bittiğini bilmek, bunlar üzerine düşünmek, geleceğe dair sağlıklı çıkarımlar yapmak, her bilinçli ülke evlâdının vazîfesidir.

Ve canım ülkemde kanunen cezaları verilemeyen böylesi zorbalıkların hiç olmazsa vicdanlarda gereği gibi yargılanması elzemdir.

Maalesef bugün hâlâ, bir avuç cuntacı zorbanın seçimle gelmiş bir Başbakan’ı astığı, asmadan önce de aşağılayıcı işkenceler yaptığı bir sürecin başlangıcı olan 27 Mayıs’ı savunanlar var.

Devamini Oku »

Popularity: 58% [?]

Güncel & Tarih Suat Öztürk - 24 Aralık 2006

Menemen’de ne oldu?

Dün Menemen’de şehit edilen asteğmen Kubilay olayının yıldönümüydü.

Menemen olayı öteden beri popüler bir irtica ayaklanması olarak gösterilir. Olayı gerçekleştirenlerin esrarkeş bir katil ve onun etrafındaki 8-10 serseri olduğu gayrıresmî olarak bilinmesine rağmen her yıl olayın dönümünde irtica uyarıları yapılır, medyadaki tetikçi kalemşörler laiklik alarmına geçerler ve “unutmadık, unutturmayacağız” sloganları bir irticaî ayaklanma olarak adlandırdıkları olayı dillerine dolarlar dururlar.

Bu yıl daha da bir farklı hava estirilmeye çalışıldı. Malum AKP iktidarı ve yaklaşan C.Başkanlığı seçimi nedeniyle, gerginlikten medet umanlar şimdiden gardlarını almaya çalışıyorlar.

Fakat ulusalcı grup günler öncesinden vatandaşları Menemen’e davet etmesine rağmen beklenen desteği görmemiş. Zaten görseydi şaşardım. ADD Genel başkanı Şener Eruygur, Menemen’de 2006 Türkiyesi’nde bazılarının düşünce özgürlüğü adı altında Atatürk’e hakaret ettiğini söylemiş. Eruygur, “Cumhuriyet’ten rövanş almak istiyorlar. Artık son hedeflerine koştukları düşüncesindeler. Erken seçim ne getirir demeyin, Cumhuriyet’i kurtaracak, koruyacaktır. Atatürkçü bildiğimiz bazı kesimler, sine-i milletten çekiniyorlar. Adeta sille-i milleti bekliyorlar.” diye konuşmuş. [Bu sine-i millet lakırdısı da başlı başına bir komedi. A.Turan Alkan’ın “Dön sine-i millete; gör gününü!” başlıklı yazısını hararetle tavsiye ederim.]

Peki bu Menemen olayının aslı astarı nedir? Kopartılan bu fırtınanın temeli tarihsel gerçeklere ne derece uygundur?

Devamini Oku »

Popularity: 22% [?]

Tarih & Toplum Suat Öztürk - 08 Aralık 2006

Normalleşme..

Bir önceki Üniversite başlığında değerli yorumcularla “normalleşme” üzerine konuşma girişimimiz olmuştu. “Girişimi” diyorum çünkü normal olmadığımızı bilmemize rağmen nasıl normalleşebileceğimiz konusunda ben de dahil çoğumuzun net fikirleri yok. İletişim; evet, belki de en önemlisi iletişime devam etmek, ama bu yeterli mi?

Derinsular geçtiğimiz günlerde uzun bir yazı dizisi (*) yayımladı. Normalleşme tartışmalarına çok katkısı olacağını düşündüğüm bu arşivlik diziyi herkese tavsiye ederim. Dizinin başlıkları okununca ilk olarak S.Huntington ve meşhur tezi merkeze alınmış gibi bir intiba uyanabilir ama aslında “medeniyetler” bağlamında çok önemli değerlendirmeler içeriyor makaleler. Ayrıca yazıların bir diğer önemli yönü de Huntington ve “Medeniyetler çatışması” tezi hakkında, ülkemizde hemen her kesimde bulunan ezberleri bozması.

“Bunların normalleşme ile ne alakası var?” diye soranlarla diziyi okuduktan sonra yorum bölümünde fikir alışverişinde bulunabiliriz.

Normal olmaMamız yeni değil. Kimileri bu sürecin başlangıcını III.Selim’e kadar götürür. Bazıları daha ihtiyatlıdır; ve bunu II.Mahmut’tan başlatır. Tabi arada “biz zaten anormaldik Cumhuriyet ile birlikte normalleştik” diyenler de var.

Devamini Oku »

Popularity: 8% [?]

Güncel & Tarih & Günün Yazısı Suat Öztürk - 04 Aralık 2006

“Ne yapılabilirdi?”

Ardıç, son zamanlarda sıklaştırdığı Cumhuriyetin ilk yıllarına ilişkin  yazılarına devam ediyor. Çok fazla alıntı yapmak istemiyorum blogda ama bazı şeyleri kısa yazılara sığdırmak gerçekten iyi maharet istiyor. [Mesela Ardıç’ın alıntıladığım önceki yazısının  tarzında,  günahım kadar sevmediğim Yılmaz Özdil de (Sabah) yazıyor.]

Engin Ardıç “Ne yapılabilirdi?” başlığı ile Cumhuriyetin ilk yıllarına ilişkin kendi görüşlerini yazmış. Katılmadığım birkaç nokta hariç tespitleriyle hemfikirim. Buyrun:

Eskiler şöyle rivayet ve bugüne hikayet ederler ki, Atatürk, Fethi Bey’i ‘Şeyh Sait ayaklanmasını bildiren şifreli telgraflar gelince poker masasından kalkmadığı için’ başbakanlık görevinden almış. Yıl 1925.

Ve de yerine İsmet Paşa’yı atamış, o da diktaya yönelmiş.

Atatürk yaptığı hatayı beş yıl sonra anlayacak, halkın tepkisini ve hoşnutsuzluğunu görünce Fethi Bey’e bir muhalefet partisi kurduracak, fakat bu partinin ömrü birkaç ay olacaktır. İş işten geçmiş, bürokrasi demirden kasnaklarını bütün ülkeye geçirmiştir. Bürokrasi Atatürk’e bile kafa tutmaktadır!

Devamini Oku »

Popularity: 8% [?]

Güncel & Tarih Suat Öztürk - 25 Kasım 2006

Bursa Nutku ve Siyasi Oportünizm Örneği

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Deniz Som, geçtiğimiz günlerde şaraplı bir eylem yapmıştı hatırlayacağınız gibi. Üsküdar Belediyesi’nin sahildeki içki yasağı uygulamasını protesto etmek için eylem yapacağını duyuran Som, eğer engellenmeye çalışılırsa Atatürk’e ait olduğu iddia edilen meşhur “Bursa Nutku”nu okuyarak direneceğini yazmıştı. Şaraplı özgürlük eyleminin sonunda da Bedri Baykam bu nutku okumuş ve eylemciler dağılmışlardı.

Bu rezaleti sakince işleyecek kadar sağlam sinirlere sahip değilim. O yüzden bu konuya hiç girmeyeceğim; zaten yaptıkları eylem, her kesimden tepki aldı ve yabanilik ile özgürlüğü birbirine karıştıran Deniz Som ve yandaşları kendi kendilerini iyice bir rezil ettiler.

“Çok iyi oldu” deyip geçelim.

Benim burada bahsetmek istediğim Deniz Som’un “direnirken okuyacağım” dediği Atatürk’e ait olduğu iddia edilen meşhur “Bursa Nutku.”

Önce Bursa Nutku ‘na bakalım:

Devamini Oku »

Popularity: 6% [?]

Tarih & İslam Suat Öztürk - 18 Kasım 2006

Bir Mektup..

Miladi 1000′li yıllarda İslam dünyasının hastanelerinden birinde yatan bir hastanın babasına yazdığı mektuptan(*):

“[…] Babacığım, benden para getirmenin lazım olup olmadığını soruyorsun. Taburcu edilirsem hastahaneden bana bir kat yeni elbise ve hemen çalışmaya başlamak zorunda kalmayayım diye beş altın verecekler. Onun için süründen davar satmana gerek yok. Ama beni burada görmek istiyorsan hemen gel. Ben, operasyon salonunun yanındaki ortopedi servisinde yatıyorum. Eğer büyük kapıdan girersen, güneydeki revak boyunca yürü. Düştükten sonra beni getirdikleri poliklinik oradadır. Orada her hastayı önce asistan hekimler ve öğrenciler muayene eder. Birinin yatması gerekmiyorsa reçetesini verirler, o da hemen yandaki hastahane eczanesinde ilacını yaptırır. Muayeneden sonra da bir hademe beni erkekler kısmına taşıdı. Hamama da girdikten sonra tam bir hastahane elbisesi giydirdiler.

Devamini Oku »

Popularity: 7% [?]

Tarih & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk - 10 Kasım 2006

Birilerinin arabasını çekmek..

Son yüzyılın siyasi tarihinden haberdar olanlar bilir; 1908 yıllarında Afrika’nın güney kesiminde Kap sömürgesinde Bauer’ler İngilizlere karşı bağımsızlık savaşı başlatırlar. Haliyle İngiltere kendisinden epey uzak olan bu topraklarda zorlu bir çarpışmaya girmek durumunda kalır.

İngilizler bugün de hiç yabancısı olmadığımız bir şekilde tüm imkanlarını kullanarak propagandaya girişirler; kamuoyu yaratmak ve bu savaşta ellerini kuvvetlendirmek için. Bağımsızlığı için savaşan Baurer’ler lanetlenir, tıpkı bugün de olduğu gibi. Liderleri serseri olarak gösterilir; yine tıpkı bugün benzer durumda olanların “terörist” olarak nitelendirilmesi gibi.

Tabii bizim son dönem Osmanlı aydınları gözünde İngiltere özgürlüğün kalesi, bütün insancıl değerlerin biricik başkentidir. Aynı zamanda II. Abdulhamid Han’ın da doğal düşmanı olan bu “aydın” zümre Sultan’ın İngilizlere karşı temkinli ve kuşkucu dış politikasından hareketle doğal bir refleksle İngiltere yanında yeralırlar. Osmanlı’ya ve dünyaya derinlikli bir görüş yerine at gözlükleri ile baktıklarından, İngiltere onların gözünde tüm ütopyalarının hayat bulduğu bir adadır.

Devamini Oku »

Popularity: 5% [?]

Tarih & Kitap-Dergi Suat Öztürk - 28 Ekim 2006

Abdülhamid Han ve Şerif Hüseyin

Sultan II. AbdülhamidGeçtiğimiz Pazar günü, araştırmacı-yazar Mustafa Armağan‘ın yeni kitabı “Abdülhamd’in Kurtlarla Dansı nı okudum. Kitap çeşitli makalelerden oluşuyor. Okuyunca zaten bildiğim Abdülhamid Han’ın devlet adamlığını, ince siyasi zekasını bir kez daha satıraralarından hayranlıkla seyretmiş oldum ve Sultan’ı rahmetle, şükranla yadettim. Çok ilginç ve ilk kez okuduğum birçok anektod var kitapta. Kitabı okumanızı kesinlikle önerdiğimi söylemeye gerek yok herhalde. Kitap birçok yönden Abdulhamid Han döneminin fotoğrafını çekmiş. Ben kitaptaki 46 başlıktan, birisi bilinen, diğeri sanıyorum pek bilinmeyen dikkat çekici olduğunu düşündüğüm iki konuyu paylaşmak istiyorum.

Bunlardan bilinen olanı Mekke Şerifi Hüseyin ile Sultan Abdulhamid arasındaki ilginç ilişki, diğeri ise Şerif Hüseyin’in Kıbrıs’ta geçirdiği “sürgün emeklilik” yıllarıyla ilgili, KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Prof.Nevzat Yalçıntaş’a anlattığı hatırası.

Şerif Hüseyin Arap ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmasında önemli bir rol oynamış bir isimdir. İsmindeki “Şerif” Peygamberimizin (sav) soyundan geldiğini gösterir. Aynı zamanda Şerif Hüseyin Fatımî hanedenının da torunudur. Bu özellikleri, onun Arap dünyasında karizmatik bir kişiliği olmasına yol açar.

Devamini Oku »

Popularity: 10% [?]

Güncel & Tarih Suat Öztürk - 19 Ekim 2006

Ermeni Tehciri tartışmaları ve bilenen kılıçlar

Orhan Pamuk, Nobel ve Ermeni meselesi tartışmaları tam gaz devam ediyor. Daha önceki yazılarımda ( şurada ve şurada ) Orhan Pamuk, Nobel ödülü, Ermeni tehciri ve Pamuk’un Ermeni tehciri konusunda sarfettiği sözler ile ilgili olarak nerede durduğumu kısaca anlatmaya çalışmıştım.

Yazılı ve görsel medyamızı takip ederken Pamuk ve Ermeni meselesi tartışmalarında ilginç saflaşmalar olduğunu görüyorum. Orhan Pamuk, Nobel ve Pamuk’un tartışma yaratan sözleri için ne düşündüğümü daha önce belirtiğim için ben Ermeni meselesi bağlamındaki kamplaşmaya dair birkaç şey söylemek istiyorum.

Tarafları siyah/beyaz mantığı ile değerlendirmek hata olur, bunun farkındayım; aynı zamanda meselenin çokyönlü tezahürleri olduğunu da biliyorum ama bahsedeciğim duruşlar mevcut ve bu tartışmaların sadece iki yönünü/tarafını temsil etmekle birlikte önemli bir yeri ve sayıyı teşkil ediyorlar.

Yazılı ve görsel medyaya baktığımda rüyamda görsem arkama bakmadan kaçacağım kişilerle aynı saftaymışım vehmine kapılıyorum: Özdemir İnce’den, Emin Çölaşan’a Kerinçsiz ve müritleri ulusalcılardan, faşist ulusalcı TürkSolu’na, ADD’den militan Türk milliyetçilerine, adeta tetikçilik yapan Cumhuriyet gazetesi kadrolarından öncü gençlik Doğu Perinçek’e kadar.

Devamini Oku »

Popularity: 11% [?]

Güncel & Tarih Suat Öztürk - 11 Ekim 2006

Soykırım, İfade özgürlüğü ve Fransa’nın yüzleri

Bildiğiniz gibi yarın (12 Ekim) Fransa meclisi Sosyalist Partinin sunduğu, sözde Ermeni soykırımının reddini suç sayan yasa teklifini oylayacak.

Tarihçi değilim. Zaten artık kabak tadı vermiş bu soykırım iddialarına ilişkin uzun uzun ansiklopedik bilgiler vermek niyetinde de değilim. Bu konuda yayınlamış birçok kaynak var. 1915′te neler olduğuna dair birkaç şey söyledikten sonra bu tasarının “ifade özgürlüğü” bağlamında nereye oturduğunu anlayamadığımdan ve Fransa’nın soykırım konusunda açık bir “ikiyüzlülük” sergilediğinden bahsetmek istiyorum.

1915′te ne oldu? Kısaca özetleyelim.

Osmanlı’nın sıkıntılarla dolu son yıllarında Ermeniler’in Osmanlı’ya karşı gönüllü kıt’alar oluşturdukları, çeteler kurarak köyleri basıp katliamlar yaptıkları, Osmanlı’nın bilfiil savaştıkları devletlerle işbirliğine gittikleri bir sır değildir. Alev Alatlı “Hayır Diyebilmeli İnsan” da 1914′te Osmanlı’nın durumunu şöyle anlatır: Devamini Oku »

Popularity: 5% [?]

Next Page »