Random header image... Refresh for more!

Posts from — Mayıs 2008

‘2008 Blog Ödülleri’ sonuçlandı

Şurada sözettiğim ‘2008 Blog ödülleri’ yarışması sonuçlanmış. ‘Düşünceler’, aday gösterildiği ‘Gündem-Politika’ kategorisinde Okan Yüksel ve Çağatayca‘nın ardından üçüncü olmuş. Okan Yüksel’i ve Çağatayca’yı hem tebrik, hem de beni geçtikleri için teessüf ederim.

Perşembe günü, dereceye girdiğimi haber vermişler ve -dün akşam yapılan- ödül törenine katılıp katılamayacağımı sormuşlardı. Ben de o tarihte İstanbul’da olacağımı ancak daha önceden belirlenmiş önemli bir toplantım olduğunu, İstanbul’da bulunacağım zamanın da çok kısıtlı olacağını, bu yüzden de katılamayacağımı belirtmiştim. Geceye katılmak ve katılımcı blog yazarı arkadaşlarla tanışmak isterdim. Ancak maalesef mümkün olmadı.

Açıkcası derece beklemiyordum, benim için süpriz oldu. İkinci bir süprizi de İzlenimler‘i ilk üçte göremeyince yaşadım. Üçüncü olduğum söylendiğinde ilk tepkim “hımm Fethi bey kesin birinci o zaman, ikinci kim ki?” olmuştu çünkü. Bence İzlenimler ilk sırayı fazlasıyla hakediyordu, ancak Fethi bey bir liberal olarak, demokrasinin kurbanı oldu sanırım. :-)

Yine aynı kategoride Uçanbalık da iyi bir blog olarak dikkati çekiyor. Bu tür blogların çoğalması gerekiyor. Başka ‘içerikli’ bloglar da var, fırsat buldukça tanıtmak gerek.

‘Düşünceler’i kategorisinde ‘en iyi blog’ olarak görüp oy veren herkese teşekkürler..

Diğer kategorilerde kazananlara da buradan bakılabilir.

Not: İki gündür, iş-gezi karışımı bir seyahat nedeniyle netten biraz uzağım, birkaç gün daha sürecek sanırım; mukabele gereken yorumlar/mailler ile ilgilenmem gecikebilir.

Mayıs 11, 2008   9 Comments

Sıktınız artık..

İsmet Berkan dünkü yazısında şöyle demiş:

Bundan 25 yıl önce Konya’da, karnınızı doyurmak için girdiğiniz herhangi bir lokantada isterseniz bira da içebilirdiniz, bugün içemezsiniz. Kayseri’de bir bölümünde içki de satılan son lokantanın nasıl içki satmaktan vazgeçirildiğinin hikâyesini geçen gün ayrıntılarıyla dinledim.

Demek 25 yıl önce Konya’da karnınızı doyurmak için girdiğiniz herhangi bir lokantada bira içilebilirmiş, ama artık içilemiyormuş, öyle mi? Yahu bu adam nerede yaşıyor? Böyle saçmalıklar nasıl oluyor da tepki çekmiyor?

Türkiye’nin hiçbir yerinde ‘herhangi bir lokantada’ bira içilmez, içkili lokanta/restaurantlar ayrıdır, bildiğimiz lokantalar ayrıdır. Ben Batıdaki şehirlerden birinde yaşıyorum, kendimi bildim bileli içkili lokantalar ayrı, normal lokantalar ayrıydı. İnsan sallarken bir dönüp yazısına bakar da, usturuplu sallar bari. (Hem bunların ruhsat durumları da ayrı değil mi?)

Kayseri’de bir lokanta içki satmaktan vazgeçirilmişmiş, bunu dinlemişmiş. Şimdi bunlar, bilimsel temele dayanan sosyolojik tespitler mi oluyor? [Read more →]

Mayıs 10, 2008   9 Comments

‘Oturgaçlı götürgeç’çiler yine işbaşında

Huylu huyundan vazgeçmiyor. Türk Dil Kurumu kelime üretimine devam ediyormuş. Buldukları bazı karşılıklar şöyle:

Basketbol ‘’sepet topu'’, first lady ‘’başbayan'’, asparagas ‘’uydurma'’, zapping ‘’geçgeç'’, etik ‘’töre bilimi”, Avans ‘’öndelik'’, voleybol ‘’uçan top'’, banknot ‘’kağıt para'’, afiş ‘’ası'’, ajanda ‘’andaç'’, aktivite ‘’etkinlik'’, aktüel ‘’güncel'’, aspiratör ‘’emmeç'’, amblem ‘’belirtke'’, ambulans ‘’cankurtaran'’, amortisman ‘’yıpranma payı'’, fabrika ‘’üretimevi'’, anarşi ‘’kargaşa'’, arşiv ‘’belgelik'’, atölye ‘’işlik'’, türbülans ‘’burgaç'’, badminton ‘’tüytop'’, baypas ‘’köprüleme'’, otizm ‘’içeyöneliklik”, ipotek ‘’tutu'’, fuel oil ‘’yağ yakıt'’, garanti ‘’güvence'’, depozito ‘’güvence akçesi'’, fitness ‘’sağlıklı yaşam'’, finanse ‘’akçalanmış'’, CD ‘’yoğun disk'’, terörist ‘’yıldırıcı'’, idealist ‘’ülkücü'’

Birileri, literatüre ‘oturgaçlı götürgeç’ gibi kelimeler kazandıran bu adamlara, dilin canlı bir varlık gibi olduğunu, doğal olmayan müdahalelerin dile yarar değil zarar getirdiğini anlatmalı. Galiba bu adamları umutlandıran şey, uydurulan onca karşılıktan birkaçının tutuyor olması. (Mesela ‘buzdolabı’ gibi)

Yüzyılların kültürüyle, geleneğiyle oluşmuş dilimizi ’sadeleştirme’ adı altında ucubeye çevirdiler. [Read more →]

Mayıs 6, 2008   24 Comments

Hürriyet

Hürriyet Gazetesi’nin ‘İnsan Hakları Bildirgesi’nin 60.Yılı’ temalı son reklamını izlediniz mi?

Ben bu akşam izledim; güzel mesajlar verilen bir reklamdı; ta ki reklamın sonunda Hürriyet’in logosu çıkana kadar. O anda aklıma Hz.Peygamber’in “utanmıyorsan, dilediğini yap” sözü geldi.

‘İnsan hakları’ ve ‘Hürriyet Gazetesi’.. Oldukça cesur bir tema olmuş.

(Şanlı devletimiz, ahlaksız Youtube’a bir kez daha dersini verdiği için reklam videosuna link veremiyorum maalesef.)

Mayıs 6, 2008   3 Comments

Yol Ayrımı

“Basiret” başlıklı yazıma eklediğim yorumda şöyle demiştim:

AKP sanırım, kendisinin (ya da Erdoğan’ın) bekası için sisteme eklemlenmeye, onunla barışmaya, uzlaşmaya çalışıyor. Oysa bu yönde atacağı her adım oligarşik sistemin ömrünü uzatıyor. Ve sistem, bu şirin gözükmeye çalışan AKP’ye, yaptığı şirinliklere rağmen acımayacak. AKP çok, ama çok yanlış davranıyor.

AKP çabuk hareket etmeli, gerekirse Erdoğan ve kurmayları kendilerini harcayarak, ekonomik disipline zarar vermeyecek bir süreçle ülkeye büyük bir özgürlük ve demokrasi açılımı getirip referanduma gitmeliydi. Bunu yapmadıkları gibi son bir ayda saçma sapan şeyler yaptılar. Erdoğan ağzının ayarını iyice kaçırdı. Kendisine haksızlık yapanlara karşı mukabelesi bir yana; toplumda bu biçimde bir duruş sergilemeyenlere karşı olan tutumu/uslubu hiç hoş değil. Ve bu, toplumdaki kutuplaşmayı, çatlağı daha da derinleştiriyor.

Şurası çok açık, Erdoğan bir yol ayrımında. Bu yollardan birisi malum oligarşi çizgisi diğeri ise özgürlükçü, demokrat bir çizgi.

İlk çizgi, kendisine tehdit olarak gördüğü AKP’yi harcamayı, daha iktidara geldiği günden bu yana düşünüyordu, son kozlarını da kapatma davası ile oynadılar. AKP’nin bazı reaksiyonları ile, çok garip bir biçimde o çizginin temsil ettiği kabul ve değerlerde buluşması, benim gibi, geleceğimiz için hala AKP’den umutlu olan arkadaşlarda tam olarak nasıl bir etki yarattı bilemem. Ancak beni; tüm bu anlamsız icraatlere dair bir kılıf bulup reflekstif savunma yapmaya itmedi, bilakis dehşete ve -neredeyse- ye’se düşürdü. [Read more →]

Mayıs 3, 2008   45 Comments