Posts from — Şubat 2008
‘Henüz Özgür Olmadık’
Başörtüsü yasağının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği tartışmaları başladığından beri çeşitli bildiriler yayınlanıyor. Bu iyi birşey elbette, ne demişti ünlü Türk büyüğü Demirel; “İşte konuşan Türkiye..”
İlk bildiri özgürlükçü idi hemen ardından gelen ise yasakçı. Sonra bir tane daha çıktı ‘ama..’lı özgürlükçü idi; şaşalayan bazı sol eskisi liberallerin çoğunlukta olduğu. Bunu da kategorik olarak özgürlükçüler arasına katabiliriz, şerhli şurhlu olsa da.
Sonuçta ‘yasakçı’ olanlar azınlıkta kaldı. Dövüşe dövüşe, düşe kalka ilerliyoruz.
Son olarak başörtülü kadınlar bir bildiri açtılar imzaya. Önce metni vereyim sonra birkaç cümlem var: [Read more →]
Şubat 18, 2008 13 Comments
Kosova
Kosova bugün bağımsızlığını ilan etti. Sırplar, Ruslar bozuldu bu işe haliyle ama çok sorun çıkacağa benzemiyor. ABD ve pekçok AB ülkesi de Kosova’yı tanımaya hazır.
Kosova zaten 1999′dan beri BM’nin bir eyaleti gibi yönetiliyordu. Kosova’nın bağımsızlığı, o bölgede ve dünyada nelere yol açacak dikkatle izlenmeli; özellikle KKTC ve K.Irak Kürt bölgesi açısından.
Bir nev’i yeni ABD üssü de denebilir Kosova için. Yugoslavya’nın tasviyesi de tamamlanmış oldu bu ilan ile. AB’nin dış politikada ABD’nin dümen suyundan çıkamadığının da canlı bir kanıtı. Batı ile ilişkilerimizi kurarken ABD-AB ekseni bağlamında aydınlatıcı olabilir.
Ne kadar mümkün bilmiyorum, hele biz sıradan insanlar için. Ama Kosova’da olan bitenleri; hala Rusya’nın hamiliğini varoluşsal bir zorunluluk olarak gören ve bu sebeple zihnen bundan bir türlü kurtulamayan sol cenah ile “güçlü olan da kazanır, gücün yanında olan da” mantığından hareketle güce öykünen ABD’cilerin, aralarında çatışırken çıkarttığı toztumandan bağımsız olarak izlemek gerek.
Kosova’nın bağımsızlığı hayırlı olsun..
Şubat 17, 2008 4 Comments
Cemal Süreya
[Boğulacak politikadan burası. Altbloga eklediğim kısa bir yazımı buraya da ekleyeyim dedim, pazar günü nefes alma niyetine]
Bir önceki yazıda Cemal Süreya‘dan sözedince onun en sevdigim şiirini koyayım diye oturdum bloga, ama düşündüm düşündüm seçemedim, ayıramadım en güzelini.
Ama en çok sevdiklerim şunlar:
Ama Senin, Aşk, Balzamin, Üstü kalsın, Beni öp, sonra doğur beni, Kör oldum ile, Keşke yalnız bunun için sevseydim seni ile biten bir dizi şiiri ve tabii ki Aşklar da bakım istiyor, öğrenemedin gitti..
Eşitler arası birinci diye seçsem eğer, galiba “Ama senin” olurdu.
Pek belli edecek yazım ya da yorumum olmadı ama şiiri çok severim aslında. [Read more →]
Şubat 17, 2008 5 Comments
Irkçılık
Aşağıdaki fotoğraf 1957 yılında ABD’nin Ankansas eyaletinde siyahî öğrencilerin beyazların lisesine kabul edildiği ilk gün çekilmiş ve yüzyılın 100 fotoğrafı arasına girmiş. Arkada öfkeli beyaz kadınlar bağırıyorlar. O gün okulun ilk günü. Federal hükümetin kararı uyarınca okula kabul edilen zenci kız elinde kitap yürüyor arkadan da “Zenciler Afrika’ya” “Zenciler Orman’a” şeklinde hakaretler savruluyor.
Tam ortada bağırarak hakaret eden genç bir kız var, yüzündeki öfkeyi görüyor musunuz? Peki bu öfke tanıdık geliyor mu? “Üniversitede türbana hayır” eylemleri desem, “gazetelerin manşetleri” desem, “köşelerden kusulan öfkeler” desem? [Read more →]
Şubat 16, 2008 27 Comments
Şaka gibi..
Danıştay davası güya bitti, karar duruşmasında Alpaslan Arslan Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan şeriatı ilan etmesini, GK başkanınından da buna engel olmamasını istemiş. Gözgöre göre tiyatro. Mahkeme de buna dekorluk yaptı. Ne memleket yahu, şaka gibi. Bu bilgi ve iletişim çağında bile gözümüzün içine baka baka oyun sahneleniyor, eski tek kanallı tek radyolu zamanlarda neler oldu Allah bilir..
(Bu arada Cumhuriyet gazetesi’nin kendisini bombalayanlar hakkında Ergenekon bağlantısı ortaya çıktığından beri ısrarla sürdürdüğü suskunluk da gülerken sandalyeden düşülesi bir eğlencelik..)
Houston senaryolarını da afişe eden Yasemin Çongar, konuyla alakalı bazı sorular sormuş bugün köşesinde. Cevaplara gerek yok, soruları okusak neyin ne olduğu anlaşılıyor zaten: [Read more →]
Şubat 15, 2008 1 Comment
Gazze ağlıyor..
BM Genel Sekreterinin insani işlerden sorumlu yardımcısı John Holmes, ziyaret ettiği Gazze’de karşılaştığı durumu “korkunç ve sefil” olarak nitelendirdi ve sınırın açılmasını istedi.
Bölgeye yaptığı 4 günlük ziyaret çerçevesinde bugün tecrit halindeki Gazze’yi turlayan Holmes, düzenlediği basın toplantısında, “Gün boyunca gördüğüm ve duyduğum korkunç ve sefilce şeyler karşısında şoke oldum” dedi.
Tüm bunların Gazze’ye giriş-çıkışların sınırlanmasından ve bölgeye giren gıda ve diğer malzemelerin kısıtlanmasından kaynaklandığını belirten Holmes, Gazze’ye giren mal miktarının bir önceki yılın yüzde 10′una düştüğünü söyledi.
Holmes, bu nedenle sınırın açılması ve bölgeye gıda ve diğer malların girişinin sağlanması gerektiğini vurguladı.
Sanılmasın ki sessiz ve seyirci kalanlar ‘zalim’lilkten yana derece almasın..
Zulm ile abad olunmaz. Allah ihmal etmez, mühlet verir. Elbet bir gün bitecek bu zulm..
Şubat 15, 2008 2 Comments
Pepsi yarışması ve piyasa
Pepsi “duygularını göster” adlı bir fotoğraf yarışması düzenlemiş, katılım şartlarında “kabul edilmeyecek” fotoğraflar arasında “türbanlı” olanlar da varmış, gelen tepkiler üzerine de bu şart kaldırılmış.
Haber sitelerinde konu tartışılıyor, boykot çağrıları yapılıyor vs. Daha ileri gidip “müdahale” isteyenler var. Dava açmaktan sözedenler var. Boykot tamam da “müdahale”, “mahkeme” ne oluyor?
Pepsi ya da başka herhangi bir özel kuruluş yapacağı bir yarışma için istediği gibi şartname hazırlayabilir, “başörtülüler giremez” de diyebilir, başka şartlar da öne sürülebilir. Aynı biçimde muhafazakar bir kuruluş da tam tersi olarak “başı açıklar katılamaz” diyebilir. Bunda teorik olarak hiçbir sorun yok. Kimse de buna karışamaz, karışmamalıdır. Bu iş “piyasa” işidir, nitekim Pepsi “piyasa tepkisi”ni görmüş, şartnameyi değiştirmiştir. Değiştirmeyebilirdi de. Kendi şapşallıkları olurdu. Buna müdahale etmeye kalkmak, mahkemeden sözetmek, saçmalıktan başka birşey değildir.
Aynı biçimde özel okullar da bu gibi şartlar öne sürebilir; tam tersi olarak “sadece başörtülülerin okuyabileceği” vb. şartların ileri sürülebileceği gibi. Bizim burada sürekli konuştuğumuz konu yasak konusunda “devletin tavrı”dır. Devlet bu tip bir ayrımcılık yapamaz, yapmamalıdır.
Elmalarla armutları karıştırmamak gerek.
Şubat 14, 2008 42 Comments
Karanlık Çağ
Taraf Gazetesi’nin hala bir internet sitesi yok. (Yahu kaç paraya mal olur bir gazete sitesi, parasızlıktan mı bu, yoksa arkaik “gazete satılsın” mantığından mı anlayamadım gitti.)
Dün, Taraf’ta Etyen Mahcupyan’ın “Karanlık Çağları Özlüyoruz” başlıklı yazısını okumuştum. “Sitesi olsaydı link verirdim” demiştim ki bugün İyibilgi’nin yazıyı alıntıladığını gördüm. İlk paragraf hariç buraya alıyorum: [Read more →]
Şubat 13, 2008 16 Comments
Birand
İki-üç gündür yemek yerken Kanal D habere denk geliyorum. M. Ali Birand aslanlar gibi savaşıyor. O ne performans öyle? Haberlerdeki vurgular, spotlar, görüntüler. Hedef kitlesini iyi analiz etmiş. ‘Manipulasyon’ konusunda ders olarak okutulmalı Birand’ın haberleri. (Aslında çok kötü bir sunucu, dil bilgisi facia, gaf uzmanı adeta ama bunlar ‘hedef kitlesi’ bakımından önemli kıstaslar değil.)
Hem ortalığı ayağa kaldırıp hem de “M.Ali Birand yorumluyor” kısmında “sukunet” çağrısı yapma yüzsüzlüğünde bulunurken, insan hiç mi kızarmaz? Kızarmıyor işte, bu kadar kalın derili olmak, böyle soğukkanlılık.. Yakışmış ‘Aydın Doğan Grubu’na. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş..
Şubat 13, 2008 6 Comments
Ek-17
Nazlı Ilıcak’ın yazısından:
MHP’ye, ek 17′nci maddenin değiştirilmesinin Anayasa Mahkemesi’nin müdahalesine yol açacağı ve başörtüsü ihtilâfını işin içinden çıkılmaz bir noktaya sürükleyeceği anlatılmalı. Mevcut ek 17′nci madde, zaten başörtüsüne yasak getirmiyor; bu madde, rektörler tarafından son anayasa değişiklikleriyle birlikte değerlendirildiğinde, başörtülü kızların üniversiteye serbestçe girmesi gerekir. [Read more →]
Şubat 12, 2008 5 Comments
Organ Bağışı
Bir süredir düşünüyordum, artık kararımı verdim, organlarımı bağışlıyorum. (*)
Ne kadar daha yaşayacağımı bilmiyorum, öldüğümde organlarımın işe yaracak olup olmadığını da bilmiyorum. Ölüm fikrinin kendisi zaten soğuk, öldükten sonra karnımın yarılıp kalbimin, böbreklerimin vesair edevatımın alınması, gözümün çıkarılması gibi şeyler de hoş değil elbette. Fakat öte yandan toprağın altında börtü böceğin yavaş yavaş yemesi ile kıyaslanınca steril ortamda eksilmek, üstüne de bunun birilerine hayatî öneme haiz faydasının olacağını bilmek daha tercih edilebilir bir ‘gıda zinciri’ fonksiyonu benim için.
Soğuk şaka bir yana tabii ki asıl önemlisi ölüp gitmişken hayata tutunmaya çalışan çaresiz insanlar için vesile olacağınız bir yaşam..
Dinen bir sakıncasının olmadığına dair görüşler çok. Zaten ben öteden beri İslam’ın –hedonist tutum/lar hariç tutulursa- insanlığa faydalı şeylere cevaz verdiğine/teşvik ettiğine inanmışımdır. Bu konu da böyle benim açımdan. [Read more →]
Şubat 11, 2008 34 Comments
[Derkenar] Ucuz kurtulan Sultanahmet Camii
Farklı anlamlarda da kullanılıyor ‘Derkenar’, fakat yalın olarak ‘metnin kenarına düşülen not’ anlamına geliyor. Bir süredir blogda yorumsuz bazı alıntılar yapmak istediğim bir kategori açmak istiyordum. Adını ‘derkenar’ yaptım, tam anlamına uyması gibi bir kaygım da yok.
Bunlar, üzerine konuştuğumuz konularda aykırı yahut bilinen ama çok dillendirilmeyen şeyler olabileceği gibi ayrıntı düzeyinde gerçekliklerden de oluşabilecek.
Neticede burada bilgi ve yorum paylaşımı yapıyoruz. Amaç bu olduğu için benim ‘yorumsuz’ -ya da birkaç cümlelik bir girişle- yapacağım alıntı da aynı paylaşım kategorisine giriyor. Bilinen birşey ki bazen bir paragraflık alıntı sayfalarca yazıdan daha fazla şey anlatmış olabiliyor.
Alıntının yorumsuz aktarımı, altında konuyu çekiştirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor elbette. Genel eğilimi belli olsa da belki blog sahibinin kendi görüşünü ayrıntılarıyla vermeden, konuya “müsbet mi, menfi mi” yaklaştığını belli etmeden bir alıntı yapması da konunun daha farklı boyutlarıyla tartışılmasında pozitif bir etki yapabilir. (Bir faydası da işlerin yoğunluğunda ya da üşengeç olduğum zamanlarda kaytarma imkânı verebilecek olması :-)
İlk ‘derkenar’ Mete Tunçay’ın ‘Eleştirel Tarih Yazıları’ adlı kitabındaki bir dipnottan. (s.159)
Şubat 10, 2008 No Comments
Rezilliğin böylesi..
Medya dezenformasyonu diyoruz, buna dair sürekli örnekler veriyoruz, açıkcası “bakın yine ne rezillik yapmışlar” demekten de sıkıldım ama şu kadar yıllık blog yazarlığımda -galiba- hiç böylesi ‘organize’ olanı ile karşılaşmamıştım.
Taraf’taki Medyaİronik köşesini yazan, Alper Görmüş’ün yazısını okudum şimdi, “pes” dedim, “pes..”
Ben kaçırmışım, mesele şu: Hürriyet, Milliyet ve Vatan gazeteleri, Irak’ta 10 ay önce yaşanmış bir linç olayını internet sitelerinde 6 Şubat’ta tamamen çarpıtarak, “Ezan eşliğinde linç’, ‘ Kur’an eşliğinde kadına linç’ ve ‘Taşlarla başını ezerek öldürdüler’ başlıklarıyla yayınlamış. [Read more →]
Şubat 8, 2008 37 Comments
Saflar, savrulan zihinler ve medya
Ülkede yaşanan başörtüsü yasağı tartışmaları iyice alevlendi. Bazı bürokratik kesimlerin ve benzeri zihniyetteki sivil uzantılarının ‘gerekli merciilere’ ağlayıp sızlanmalarını, şikayette bulunmalarını, sanki giden-gelen birşey varmış gibi “koruyacağız” nutukları atmalarını bir yana ayırıyorum. Hakikaten içlerinde saf, -haksız da olsa- endişelerinde samimi insanlar var.
Ama herşey bu kadar siyah beyaz da değil. Savrulan savrulana.. Birkaç gün önce Taraf’tan Yıldıray Oğur’un yazısına değinmiştim, bu savruluştan, özel olarak da dilinden ‘özgürlük’ kelimesini düşürmeyen DTP’li Aysel Tuğluk’tan bahisle. Bugün de Ali Bayramoğlu aynı yazıdan alıntı yapmış. Yıldıray’ın şu satırları savruluşu güzel resmediyor: (AB’nin yazısındaki kısımdan) [Read more →]
Şubat 8, 2008 5 Comments
Birkaç teknik mesele..
Nedenini çözemedim ama şu sıralar müthiş sayıda spam yorum geliyor yazıların altına. Öyle ki, üç dört saat içinde bazen yüzlü rakamları bulabiliyor sayı. Bu sebeple spam klasörünü kontrol etmek imkansızlaşıyor. Açık söyleyeyim, artık iyice çığrından çıktığı için de sayfalarca spam arasında dolaşmayıp direk siliyorum; başka çarem yok çünkü..
Özellikle emek verdiğiniz, uzun yorumlarınızın mutlaka bir kopyasını kaydedip öyle gönderin. Eğer bir süre yorum yayınlanmaz ise benimle temasa geçin. -Tabiatıyla site sahibi olarak sınırlarını benim belirlediğim- Hakaret ve/veya küfür içermediği sürece her yorumu yayınlıyorum, bunu gerek sürekli takipçiler gerekse sitedeki tartışmalardan az da olsa haberdar olan bilir.
Bir de şu var. [Read more →]
Şubat 8, 2008 7 Comments


