Random header image... Refresh for more!

Posts from — Ocak 2008

Bu kez olacak inş..

NTV’de canlı yayına katılan Deniz Baykal, “Türbanla ilgili Yargıtay ve Danıştay’dan gelen açıklamaları, Cumhuriyetin kendisini koruma mekanizmalarının kendisini göstermesi olarak değerlendirdiniz. Genelkurmay Başkanı’nın açıklamalarını da bu mekanizmaların bir parçası olarak mı değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruya şöyle cevap vermiş:

[Read more →]

Ocak 31, 2008   9 Comments

Murat Karun

Daha önce “Olan Biten” adlı blogda yazan Murat Karun, yakın zamanda “Üçüncü Dalga Geliyor” adlı bir başka bloga taşındı. Yazılarını maalesef yorumlara kapatıyor, altında konuyu tartışmak mümkün olmuyor. (Belki de yoruma kapalı tutmak daha iyidir, bilmiyorum.)

Murat Bey’in sitesini mutlaka takip etmenizi öneririm.

Bu arada, son yazısına “24 saat içinde silinecek” diye not düşmüş, silinmeden okuyun derim.

Ocak 31, 2008   1 Comment

Arkaik Pozitivizm

İsmet Berkan’ın köşesinden öğrendim, Üniversiteler Arası Kurul boş bulunan YÖK üyeliklerinden birine Prof. Celal Şengör’ü (hani askerler telefonla arayınca bile ayağa kalkıp hazırola geçen, önünü ilikleyen zat) önermiş. Cumhurbaşkanı atamayı halen onaylamamış, Cumhuriyet gazetesi de bunu eleştirmiş.

İşte bu Celal Hoca kendisini YÖK üyeliğine uygun gören Üniversiteler Arası Kurul’un 219 üyesine bir mektup göndermiş. Alıntılıyorum:

[Read more →]

Ocak 31, 2008   11 Comments

Darısı diğerlerinin başına..

AKP ile MHP anlaştı, başörtüsü yasağı nihayet ‘kaldırılma yoluna girdi’.

‘Yoluna girdi’ diyorum çünkü malum, burası Türkiye. İlgili değişikliklerle -aslında bana göre mevcut olmayan- yasak teoride kalkıyor ama nice teorilere ters gömlek giydirip mutant pratikleri ortalığa saçmış bir ülkede yaşıyoruz, bunu hiçbir zaman unutmayalım derim..

Konunun Anayasa Mahkemesi boyutu var, uygulamada karşılaşılabilecek sorunlar var, derinlerden gelebilecek engelleme boyutu var, vs vs.. Ben, başörtülü kızların rahatça, hiçbir sorunla karşılaşmadan üniversitelere girebildiğini gördüğüm güne kadar emin olamam yasağın kalktığından..

Başörtülü kızlarımızın yıllardır düşen yüzleri -inşallah- artık gülecek, bu nedenle çok memnunum..

Ancak bir yandan da bu zorba yasağın hemen hemen çeyrek asırdır uygulanabilmesinin ızdırabının, bu sevinci gölgelediğini/gölgelemesi gerektiğini düşünüyorum. [Read more →]

Ocak 30, 2008   7 Comments

2009 Planları

Yorumculardan TT Bey, şu başlıkta Taraf gazetesinden Neşe Düzel’in, Murat Belge ile yaptığı söyleşiden alıntı(*) yapmış. Onu buraya alıyorum:

Prof. Dr. Murat Belge, çökertilen Ergenekon çetesinin, kaos ortamı yaratarak 2009’da kanlı bir darbeye zemin hazırladığını söyledi. Bugün derin devletin JİTEM olduğunu da kaydeden Belge’ye göre halen darbe ihtimali var.

‘2009’da kıyamet gibi kan akacaktı’

* Türkiye bu yapıyı temizleyemezse kendi temizlenir. 2009 darbe planında kıyamet gibi kan akacaktı. 12 Eylül’den de beter bir şey olacaktı. Güruhlar evinizin kapısını kırıp içeride kim varsa temizleyeceklerdi. Linçler yaşanacaktı. Sonra da ordu gelip bu kanı durdurmuş olacaktı. Fakat ordu saldırıları durduruncaya dek, asıl istenmeyen unsurlar zaten temizlenmiş olacaktı.

[Read more →]

Ocak 29, 2008   18 Comments

Geçmiş olsun..

Atilla Yayla malum sözlerinden dolayı maalesef ceza aldı. İşte biz böyle şaşkın bir ülkede yaşıyoruz; bu konu o kadar çok konuşuldu ki ne yazılırsa yazılsın tekrar olacak..

Fethi bey “diyecek lafım kalmadı” demiş, benim de öyle. Yazısı ahvali iyi özetliyor, genel olarak AKP’ye yönelik eleştirisine ben de katılıyorum.  Gerçekten de AKP’nin gerek - Abdullah Gül hariç- tepe yönetimi, gerekse milletvekillerinin geneli Cemil Çiçek zihniyeti ile aynı zihniyettedir. Buna rağmen ilk iktidara geldiklerinde -mevcut halden çok daha zor konumda iken- daha iyi işler yapmışlardı,  2-3 yıldır ise mehteran gibi oldular. Bunun “siyaseten çekinceler” ile alakalı kısımları olsa da, aslında “nalıncı keseri özgürlükçülüğü” denebilecek bir zihniyetin etkisi ile savruldukları aşikâr.

Ama yine de umutluyuz ve hala AKP’den başka tutunacak dalımız yok.

Atilla Hocama geçmiş olsun..

Ocak 29, 2008   2 Comments

Yeni Tema

Uzun süredir -hatta bağımsız alana geçtiğimden beri- aynı temayı kullanıyorum, artık değiştirme zamanı geldi. Aslında bir süredir değiştireyim istiyordum, o kahve/krem tonlarını zaten beğenmiyordum, ama vakitsizlikten bakamamıştım.

‘Smashing Magazine’ sitesindeki derlemeyi görünce biraz bakayım dedim ve bu tema dikkatimi çekti.

Sadeliği seviyorum, tema seçerken dikkat ettiğim şeylerden birisi bu. (”Bu tema sade mi şimdi?” diyen olabilir elbette ama tema sitelerine bakarsanız belki bana hak verirsiniz.) Daha önemlisi ise okunabilme kolaylığı sağlayan, yormayan zemin renkleri, fontlar vs. Tabi yorum kısmı için de aynı şey geçerli.

Temayı sadece indirip kurdum, sağ sutunu biraz düzenledim. Onun haricinde bir değişiklik yapmadım henüz. Bu tip basit şeyleri yapabiliyorum ama kodlarla oynanması gereken değişikleri (css falan) yapamıyorum.

Sağolsunlar, teknik konuda yardımcı olan arkadaşlar var. Onların da yardımıyla birkaç gün içinde istediğim hale gelecektir. Yani ziyaretleriniz sırasında siteyi, şekli şemali kaymış, her girişinizde farklı renk/resim ile bezenmiş görürseniz telaşlanmayın. :p Kısa sürede düzelecektir.

Nasıl birşey çıkacak ortaya tam bilmiyorum ama şu değişiklikleri planlıyorum:

[Read more →]

Ocak 28, 2008   18 Comments

‘Hesaplaşma’

Dün kitapçıda dolaşırken Neşe Düzel’in yaptığı röportajların “Hesaplaşma” adıyla kitaplaştırıldığını gördüm. Neşe Düzel iyi bir gazeteci, değindiği konular da sürekli burada konuştuğumuz şeyler; ülkenin kronik hastalıkları.

Kitap Doğan yayınlarından çıkmış. Hem Hürriyet gibi bir gazeteye, Kanal D gibi kanala, M. Ali Birand gibi manipulatöre sahip olmak, hem de bu gibi yayınlar basmak nasıl bir oksimoronluktur çözmek güç olsa da biz yararlanabileceğimiz tarafına bakalım.

Arka kapak şöyle:

Neşe Düzel’ in ‘’ Kürt sorunu'’, ‘’ Ermeni sorunu'’, ‘’Alevi sorunu'’ gibi Türkiye’nin; ya mesleksiz ya mesleğinde başarılı olamamış, hazineden geçinmeli ‘’seçilmiş, atanmış'’, ‘’mevki sahipleri'’nce dokunulması ‘’cızz'’ sayılan konuları üstüne yaptığı elliye yakın değişik röportajı nihayet ‘’HESAPLAŞMA'’ adı altında kitaplaştı. ‘En kolay çözüm çözümsüzlüktür'’ izlenimini yaratan ve kutsal tabularla dogmatik zırhların içine kapatılan sorunlar; Neşe Düzel’ in kalemiyle, kavuştukları oksijen sayesinde kanat çırpmaya başlıyor. ‘’Gülmeyi unutmuş asık suratların üstüne sanki bir limon sıkılmakta. HESAPLAŞMA aynı zamanda bir kaynak eser niteliğinde. Neşe’ yi kutlamanın tadını paylaşmak istedim ben de…'’

Kitabın Taraf’taki reklamında da “Bu kitabı bitirdiğinizde, Türkiye üzerine onlarca tarih ve sosyoloji kitabı okumuş gibi olacaksınız.” denmiş. Röportajların seçilmiş konularda öz bilgi/yorum verdiğini düşünürsek kısmen de olsa doğru bir söz.

Okunmalı, istifade etmeli derim. En azından bazı ezberlere ilişkin olarak “ya bu işin aslı astarı nedir, bir araştırayım bakayım” dedirtebilir ki, bu bile ‘Milli Öğütüm’den geçmiş nesiller için önemli bir fayda.

Ocak 27, 2008   9 Comments

Türkiye halleri..

Ergenekon çetesi çökertilmiş. Haklarında vahim iddialar var. İsmet Berkan bugünkü yazısında şöyle yazmış:

Bütün gün eş-dost-arkadaş telefonlarından başımı alamadım, herkesin  sorduğu soru aynı: Bütün örgüt bu kadar mı, peki darbeyi kim yapacaktı?  Verdiğim cevabı anlatmaya çalışayım:  Hayır, elbette bütün örgüt bu kadar değil. Ama ’sivil’deki örgütün çekirdeği işte bu. Belki çemberi biraz daha genişletmek mümkün, belki 40-50 kişi daha vardır o çemberde de.

Şimdi savcının soruşturduğu örgüt darbeyi yapacak örgüt değil. Bunların görevi darbe ortamını oluşturmak, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak, belki kişisel kazanım elde etmek. Bu çekirdek, tepeden bir yerden gelen emirle veya özendirmeyle oluşturuldu. O emri vereni veya özendirmeyi yapanı bulup çıkarmadıkça, onun yaptığının suç olduğunu kanıtlayıp adalete teslim etmedikçe ve bir daha böyle bir şey yaşanmaması için gereken demokratik tedbirler alınmadıkça Türkiye rahat edemez.

Basit bir akıl yürütmeyle dahi, böylesi bir girişimin kamu gücü kullanılmadan yapılamayacağı sonucuna varılabilir. Nitekim, hiçbiri adli makamlara intikal etmemiş olmakla birlikte, 2003 sonu 2004 başında ‘Sarı Kız’ kod adıyla darbe planı yapıldığı, bu planın hüsrana uğraması sonrası üst düzeyde bir askeri kişinin bu kez ‘Ayışığı’ ve ‘Yakamoz’ adlarıyla aşamalandırdığı bir başka planın yapıldığı biliniyor. Bu planlar hep devletten maaş alan görevliler tarafından, devlete ait bilgisayarlarda ve devlete ait ofislerde yazıldı.

Her iki planın da hedefi Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını şu veya bu yolla indirmek, yerine de ‘ulusalcı’ bir hükümet getirmekti. ‘Şu veya bu yolla’ sözünü de açayım: Ya 28 Şubat vari, medyanın ve bu sayede toplumun geniş kesimlerinin de katılımıyla AKP iktidarının Meclis yoluyla sona erdirilmesi ya da doğrudan askeri darbeyle aynı işin yapılması.

Vs vs vs. Devamı burada. Konun özeti mahiyetinde okunabilir.

Bu Ergenekon, Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Derin Devlet, darbe ortamının hazırlanması gibi şeyler bana hep şu meşhur fıkrayı hatırlatır:

[Read more →]

Ocak 25, 2008   20 Comments

TTnet legal müzik

Geçtiğimiz günlerde TTnet, yasal olarak müzik indirebilme imkanı veren bir site açtı. Bu hizmet ve kullanım koşulları epey de eleştirildi, ben teknik kısmından anlamadığım için buna birşey diyemeyeceğim.

Bilindiği gibi netten indirilen şarkılar yasal değil. Yani korsan. Şarkılarının bu biçimde indirilmesine razı olanlar var ise de bunu her zaman bilebilmek mümkün değil. Üstelik sanatçıların, yapımcıların korsandan yana şikayetleri de ortada.

Her ne kadar bu alandaki ‘mülkiyet’in sınırları belirsiz ve tartışmalı olsa da sonuçta onu üretenin razı olmadığı bir biçimde üretilen içeriği kullanma durumuna düşüyoruz. Yani kibarlığı bırakırsak, bir nev’i hırsızlık yapıyoruz.

Bizim kültürümüzde ise “kul hakkı” çok önemli bir olgu.

[Read more →]

Ocak 23, 2008   15 Comments

Ne memleket..

“Kürt yoktur kart kurt sesleri çıkartan Dağ Kürtleri vardır” söyleminin sahipleri, meğerse alnımıza bir tehcir lekesi daha süreyazmışlar.

Ecevit’in kişisel arşivinden çıktığı belirtilen belgeye göre 27 Mayıs’ta askerler, Kürt sorununa çare olarak tehcir önermiş: “Kürtlerle Karadenizliler yer değiştirsinler!”

Ne memleket yahu, ne memleket.. Vatandaş, vatandaş değil sanki beylerin, değersiz, atsan atılmaz, satsan satılmaz kölesi.

Şükür; hasbelkader Kürt vatandaşlarımız sürülmeden, kimvurduya gitmeden geçmiş o günler. Kolay değil hüdayınabit gibi yetişip de halen ayakta kalmak..

Hala yerinde yurdunda duran, ‘yaşayan’ Kürtler aldıkları nefeslerin kıymetini iyi bilmeli.

Ocak 22, 2008   5 Comments

Tutarlılık

Fikir Atölyesi’den Tunç, Youtube yasağı ile alakalı olarak “Youtube Yasak, Türban Serbest… Sessiz Kalmaya Devam!” başlıklı bir yazı yazmış. O yazıya eklediğim yorumu (birkaç link/imla değişikliği ile) buraya alayım istedim:

“Tunç merhaba,

Eleştirdiğin zihniyetle aynı ilkesel kulvarda buluştuğunun farkında değilsin maalesef.

Faraza; “Youtube yasak olmalı, türban serbest” diyen AKP ile “Youtube serbest, türban yasak olmalı” diyen Tunç arasında teorik olarak hiçbir fark yok. Her ikisi de özgürlüğü kendileri ve kendileri gibi düşünenler için istiyor.

Oysa bir başka kulvar daha var. Herkes için özgürlük istemek gibi. Mesela ben ve benim gibi düşünenler. Hem başörtüsüne özgürlüğü savunuyorum ve yasağın kalkmasına destek veriyorum, hem de youtube yasağına sebep olan kanunu çıkarttığı için AKP’yi eleştiriyorum.

Tutarlılık budur, senin tavrın değil.. Maalesef..

Bir şey daha.. “Türban”a ilişkin isimlendirme bunu kullananların değil, başkalarının yakıştırması.

Şeriatçı, yobaz, takiyyeci vs. ile suçlanamayacağı için Etyen Mahcupyan’ın bugün Taraf’ta yazdığı yazıdan alıntılayayım:

[Read more →]

Ocak 20, 2008   69 Comments

Muamma

Kaçırılan 8 asker üzerine yazdığım yazıdan bu yana epey zaman geçti, benim kafa karışıklığım geçmedi. Bilindiği gibi askerler ağır suçlamalarla karşı karşıya ve şubat ayında mahkemeye çıkacaklar.

Malum Türkiye’de diğer sorunlarımız yanında bir de medya sorunumuz var. Herşeye maydonoz olan medyamız, bir konu var ki orada dut yemiş bülbüle döner. Bildiniz: Askerler. (Dut yemiş bülbüllüğe bile razıyız aslında, çünkü ekseriya postal yalayıcıdırlar)

Yine öyle oldu. Bildiğim kadarı ile kaçırılan 8 askerin esir düştüğü baskınla alakalı olarak, Taraf -ve kısmen Vakit (*)- dışında baskını sorgulayan; manşetlere taşıyıp sorular soran, kaçırılan askerlere yapılan suçlamalar ile alakalı olarak sorgulayıcı haberler yapan olmadı. Sadece birkaç köşe yazarı sesini çıkarttı, o kadar.

Siyasiler zaten “asker” dendi mi titriyor.
[Read more →]

Ocak 20, 2008   2 Comments

Fesat yuvasına darbe!

Helal olsun devletimizdeki ciddiyete. Youtube adındaki fesat yuvası site, Kasım 2007′de yürürlüğe giren “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” adlı, “insanımız biraz salaktır nereye ne zaman bakacağını bilmez, boş bırakılırsa maazallah olmadık yerlere girip çıkar, ahlâkı, ideolojisi neyim zedelenir” mealindeki kanun uyarınca erişime kapatılmış. [via]

Hadi bakalım, darısı diğer fesat yuvalarının başına.

Ocak 19, 2008   23 Comments

Bir yıl olmuş bile..

Sevdiklerinden ayrıldın, çocuklarından, torunlarından ayrıldın, burada seni uğurlayanlardan ayrıldın, kucağımdan ayrıldın. Ülkenden ayrılmadın! (*)

Hrant Dink bundan bir yıl önce, 19 Ocak 2007′de katledildi. Cinayetin görünürdeki zanlıları yakalandı ama nasıl bir tezgah döndüğüne ilişkin pis kokular neredeyse burnumuzun direğini kıracak. Bu konunun bir yönü. Tezgah ya da değil, sonuçta çocuk yaştaki bazı insanlarımız bir cinayet işledi ve aynını tekraren yapmaya hevesli binlercesi var.

Neden böyle oluyor? Buna ilişkin düşüncelerimi bir yıl önce yazdığım “Kim suçlu; Sistem mi, Toplum mu?” başlıklı yazımda değinmiştim. Halen güncelliğini koruyor bu satırlar, tekrar girip yazıyı boğmayayım.

Bugün, Etyen Mahcupyan’ın şu sözleri dikkatimi çekti: [Read more →]

Ocak 19, 2008   10 Comments