Posts from — Kasım 2007
Dikkat Polis!..
Önce Festus Okey gözaltında öldü. Sonra Ferhat Gerçek dergi satarken sırtından vuruldu, felç oldu. İşin ilginci, vuran polis mağdur sayıldı ifadesi bile alınmadı.
22 Kasım’da da Feyzullah Ete tartıştığı sivil polisten yediği tekme ile öldürüldü. En son da dur ihtarına uymayan Baran Tursun kafasından vuruldu, beyin ölümü gerçekleşti.
Durum Salih Memecan’ın karikatürize ettiği kadar var.
Neler oluyor?
Kasım 29, 2007 8 Comments
Alay mı destek mi?
Leman bu hafta, Kozan’da birinci olduğu yarışmada ödülünü almak için kürsüye çıkmışken, başörtülü olduğu gerekçesi ile Garnizon komutanı ve Kaymakam’ın tepkisi ile kürsüden indirilen Tevhide’yi kapak yaptı.
Pek çok haber sitesinde “Leman’dan Tevhide’ye destek” başlığıyla yayınladı bu kapak. Ben mi çok aykırı düşünüyorum bilmiyorum ama ben bu kapakta Tevhide’ye destek göremedim. Tevhide’yi çiziş şekilleri de hiç destek verir gibi değil. Çok alaycı bir çizim olmuş, yüzü, dişlek ağız yapısı..
Kasım 28, 2007 21 Comments
‘Türbanlı Kız’
Şurada bahsettiğim sebeplerle ayrı bir yazı olarak yazmayacaktım ama konuyu işleyen güzel bir yazıyı da alıntılamadan duramadım.
Ahmet Altan bugün Taraf’ta “Türbanlı Kız” başlığı ile çok nefis bir yazı yazmış. Egemenlerin kendi insanlarını nasıl “böl-yönet” felsefesi ile pasifize ettiği ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Taraf’ın internet sitesi olmadığı için link veremiyorum; eline, zihnine sağlık Ahmet Altan:
Hollanda resminin büyük ustalarından Vermeer’in tablolarını andırıyor genç kız. Başını üzüntüyle öne eğmiş.
Resim çekilirken, saçlarını örten beyaz başörtünün yanağına değen kısmının gölgesi yansımış yüzüne.
Henüz on altı, on yedi yaşında. Büyükçe bir salonun önündeki sahnede duruyor. Ve ağlıyor.
Öğretmenler günü için yapılan kompozisyon yarışmasını kazandığı için davet etmişler onu oraya. Ödülünü alması için sahneye çağırmışlar. Tam ödülünü alacağı sırada, aşağıda oturan kaymakamla general “indirin onu oradan” demişler.
Herkesin önünde, “bu ödülü almaya layık birisi olmadığı” yüzüne vurularak aşağıya indirilmiş.
“Neden” diyebilmiş sadece genç kız, “Neden?”
Kasım 27, 2007 19 Comments
Tesettürlü hanımlar
Yazmayayım böyle şeyleri diyorum ama duramıyorum.
Akşam gazetesi ABD’nin New York kentinde bir defileye imza atan başörtülü modacı Rabia Yalçın ile konuşmuş. Habere göre Rabia Yalçın şunları söylemiş:
Amacım tüm kadınları giydirmek. Başı kapalı da, diğerleri de tasarımlarımdan alıyor. Zaten türbanlı kadının evdeki hali farklı. Dışarıda gördüğüm türbanlıları, ev ortamında tanıyamıyorum. Hepsi sırt ve göğüs dekolteli. Zaten iki gardıropları var. Biri ev, diğeri de dışarısı için. Hatta iç dünyalarında çılgın talepleri olabiliyor“
Hadi yazıda geçen “hepsi” kelimesini dil sürçmesi farzedelim ve bahsekonu kadınların varlığına odaklanalım.
Ben bu bakışı anlayamıyorum.
Tesettürü tercih eden hanımlardan neden böyle sanki üçüncü bir türden sözeder tarzda bahsedilir? Neden onlarla ilgili bu gibi haberler ilginçmiş tonuyla dillendirilir, birinci sayfadan verilir?
Kasım 26, 2007 7 Comments
Gelenekten geleceğe..
Yaşadığım şehirdeki gar, Osmanlı’nın son dönemlerinde yapılmış tarihi bir yapı. Geçtiğimiz aylarda bu yapı aslına uygun olarak restore edildi.
Restorasyon sırasında dıştaki sıvalar kazınıp taş yapı ortaya çıkınca binanın orjinalinde bulunan, şehrin adının Osmanlıca ve Fransızca olarak yazıldığı tabela da gün ışığına çıktı. Müdürlük bunları da aslına uygun olarak muhafaza etti ve gar o şekilde yeniden hizmete açıldı.
Bir süre sonra yerel gazete bir haber gördüm. Kemalist çizgide yayın yapan gazete, Osmanlıca ve Fransızca yazılmış tabelayı orada tutanlara şiddetle tepki gösterdiği satırları, KESK’e bağlı bir sendikanın aynı sebeple Gar Müdürlüğünü protesto ettiği haberi ile kolkola veriyordu.
Bu kuru gürültü neticesinde o tabelanın üzeri plastik, Latin harfleri ile yazılmış yeni bir isim tabelası ile kapandı. Tabii mesele diğer yerel gazetelerin gündemine düştüğü için bu kez de çok haklı olarak, “neden geçmişinizden utanıyorsunuz, hem aslına uygun restore edip hem de aslından bir parçayı kapatmak ne oluyor?” gibi bir reaksiyona neden oldu. Ve bu tepki daha ağır bastığı için yeni tabela bir başka yere asıldı ve eski orjinal tabela tekrar açığa çıkartıldı. Halen de duruyor. [Read more →]
Kasım 24, 2007 12 Comments
PKK’da sona doğru
“Girelim şu Irak’a Kerkük’ü, Musul’u alıp aşiret reisini tepeleyip gelelim” diyenlerin sesleri kesildi. Erdoğan-Bush görüşmesine burun kıvıranlar, “somut birşey yok” diyenler de yanıldıklarını anlamaya başladılar sanırım.
Başbakan Kürt paketini halen açıklamadı, neler içeriği az çok tahmin edilse de mahiyeti tam olarak bilinmiyor. Şunu kabul etmek gerek ki bu süreçte Erdoğan herşeyi kontrol altında tutmayı, dahası süreci bizzat yönetmeyi ve başta ordu olmak üzere tüm kurumlar üzerine etkin olmayı başardı. Bu aslında Türk demokrasisi açısından da çok önemli, çünkü şimdiye kadar bu tip “devlet”i ilglendiren konularda hükümetlere çok fazla hareket alanı bırakılmazdı. Hele ki AKP gibi Anayasal kurumların şüphe ile baktığı bir partinin iktidarında bunun gerçekleşmesi ayrıca takdire şayan birşey.
Sebebi, devletin artık denizin bittiğini görmesi mi yoksa Erdoğan’ın liderlik başarısı mı tam olarak bilmiyoruz ama özellikle Erdoğan’ın yönetme başarısının ağırlıklı bir etkisi olduğunu söylemek mümkün.
Bunu demokrasi açısından bir kazanç olarak hanemize ekleyip aynı kararlılıkla devam etmeliyiz.
Kasım 24, 2007 9 Comments
İnternet Yasakları
Bir fıkra bir de fıkra gibi olay anlatayım.
Solomon, Benjamin’e çok borçlanmıştır ve borcunu ödeyecek parası yoktur. Geceler boyu yatağında döner durur ve bir türlü uyuyamaz. Sürekli aynı soruyu sorar kendine. “Nasıl ödeyebilirim, nasıl ödeyebilirim?” diye. En sonunda bir gün yatağından fırlar ve Benjamin’in evine koşar. Kapıyı çalar gecenin bi vakti ve Benjamin kapıyı açar… “Benjamin borcunu ödeyemiycem, artık sen düşün ben uyuyayım” der ve gider. (Ekşi Sözlük’ten)
Bu fıkra olanıydı. Bu da fıkra gibi olan:
Rio de Janeiro’da bir klinikte tedavi olan Maradona, Arjantinli yetkililerden yardım istemiş ve durumunu şöyle izah etmiş:
“Buradan hemen çıkmak istiyorum. Maradona olduğumu söylüyorum ama inanan yok. Hatta burada bir hasta kendini Napolyon zannediyor.” (Radikal, Özlü sözler)
Kasım 23, 2007 14 Comments
Birşeyler oluyor ama ne?
Kasım 22, 2007 3 Comments
Klavyeye biber..
Önceki gün okumuştum, internette yayınlanan bir habere ‘hakaret’ içeren yorum yazdığı gerekçesiyle bir kişi, 3 bin 500 YTL para cezasına çarptırılmış. Haber şu:
Türkücü Mustafa Çiçek, Çelikhan Kaymakamlığı’nın 5 ay önce Şehit Şeyho Şişman Lisesi’nde düzenlediği eğlence programında sahne aldı. Program bir internet sitesinde haber olarak yayınlandı. Haberin yayınlandığı web sayfasının yorum köşesinde ‘gutlas’ rumuzuyla Mustafa Çiçek’i hedef alan ve hakaret içeren bir yorum yayınlandı. Mustafa Çiçek, yorum yazısında ‘yavşak’ sözcüğüyle kendisine hakaret edildiğini, küçük düşürüldüğünü öne sürerek suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı soruşturmada, yorum yazısının ilçede lokanta işleten Abdurrahman Büyüktaş’ın bilgisayarından yazıldığı belirlendi ve ceza davası açıldı.
Kasım 21, 2007 40 Comments
Çek elini dinimden..
Boğazımızı patlatıyoruz, “6 yaşındaki çocuk bale kursuna gidebiliyor ama dinini öğrenmek için bir kursa gidemiyor, bu nasıl iş?” diye ama egemenlerimize anlatamıyoruz.
Yok, aslında anlıyorlar da işlerine gelmiyor. 28 Şubat uygulamalarından olan Din eğitimi/Kur’an Kursu için 12 yaş sınırı bilerek konulmuş ve muhafaza edilen bir sınır.
Bizim söylediklerimizi bu kez bir gâvur söylemiş, belki etkili olur. Haberden alıntılar:
Çocuklarınız dinini çok geç öğreniyor
Almanya Wuerzburg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hans Georg Ziebertz “Eğitsel Açıdan Dinin Öğretime Bakışı” konusunu ele aldı. Avrupa Birliği ülkelerinde din eğitimine 4–5 yaşlarında başlandığını kaydeden Almanya Wuerzburg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hans-Georg Ziebertz, Türkiye’de din eğitimi yaş ortalamasının çok yüksek olduğunu söyledi.
Kasım 18, 2007 72 Comments
Umutlu olmak
Bazen umutlu oluyor insan. Yaşanan gelişmeleri izlerken “tamam” diyorsun, “bu kez olacak.” Tıpkı TBMM açılışında Devlet Bahçeli ile Ahmet Türk’ün el sıkışması gibi.
Erdoğan’ın ülkeyi savaştan uzak tutma çabasına ve meseleyi soğutmasına sevindik. Sonra komutanların itirafları geldi ardından da Baykal’ın şaşırtan açılımı. Yine bu günlerde Başbakan ‘kapsamlı bir çözüm paketi’nden bahsetti.
Yaşanan onca acının artık biteceğine dair umutlar beliriyor böyle şeyleri okurken. Ama sonra bir şeyler oluyor ve bu umut kaybolmaya başlıyor.
İşte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı DTP’ye kapatma davası açtı. Tam da DTP’deki ayrışmanın iyice belirginleştiği, şahin kanadın tabansız olduğu besbelli bir kongrede yönetimi ele geçirdiği sırada.
Şahin kanadın arzusu da buydu. DTP’ye dava açılmasını zaten istiyorlar, bekliyorlardı. Bunun için ne gerekiyorsa yaptılar. PKK çizgisinden çıkmayı istemeyen şahinler bu mağduriyetten besleniyorlar. Bu çizgi, üniter bir çözüme dair sürekli dillendirilen söylemlerin de pragmatik bir yaklaşım olduğunu gösteriyor.
Kasım 17, 2007 4 Comments
Yorumsuz
Cumhuriyet gelince (*)
“1299 yılında Söğüt ve çevresine inen küçük kara bulut yavaş yavaş büyüdü ve tüm balkanları sardı. Bu kara bulutun altında tüm insanlar kendilerine olan saygınlıklarını yitirip bir kişi için çalıştılar. Elde ettikleri her şeyi bir haine verdiler. Sonucunda da çoğu bu hainin emriyle öldürüldü.
İşte tüm bu zamanlarda ne güneş doğmak, ne kuşlar ötmek, ne bulutlar dans etmek ne de bayraklar dalgalanmak istedi.
Kasım 16, 2007 11 Comments
Liberal camiaya eleştiri
Liberal Düşünce Topluluğu yaklaşık 10 yıldır birey hakları, anayasal yönetim, serbest piyasa ekonomisi, tercih hakkı, çoğulculuk, hoşgörü vb. pek çok meseleyi tartışmaya açtığı, bu fikirlerin anlaşılmasına, benimsenmesine ve Türkiye’nin problemlerine bu fikir ve değerler ışığında çözüm bulunmasına çalıştığı “Liberal Düşünce” kongreleri düzenliyor. Ve bu amaçlarla, Türkiye’deki fikir adamlarını, akademisyenleri, hukukçuları, bürokratları, sivil toplum gönüllülerini, gazetecileri, müteşebbisleri, serbest meslek mensuplarını biraraya getiriyor.
Bu kongrelerin sonuncusu 2 – 4 Kasım’da Ürgüp’te yapıldı. Ben, çok isteme, bazı dostlarla da orada buluşmak için sözleşmeme rağmen işlerim dolayısı ile katılamadım.
Bu kongreden bahsetmemin sebebine gelirsem..
Kongreye ‘Genç Siviller’den de bir grup katılmış. Ve üyelerden Rasim Ozan Kütahyalı (*) bir konuşma yapmış. Ve bu konuşmaya dair bir özeti de Genç Siviller grubuna göndermiş.
Rasim bey, daha çok klasik liberal camiaya yönelik bazı eleştirilerde bulunmuş konuşmasında.
Kasım 16, 2007 6 Comments
Güzel şeyler..
Dün Yeni Şafak’tan Kürşat Bumin’i okurken birden iyimser bir ruh haline büründüm.
Bumin yazısında dikkatlerden kaçan bir konuyu işlemiş. Askeri Yargıtay 1. Dairesi, ensesine tokat atan astsubayın elini tutarak “Yeter artık, biz buraya askerlik yapmaya mı geldik, dayak yemeye mi geldik” diye tepki gösteren asker hakkında verilen mahkûmiyet kararını bozmuş.
Bakın bozma gerekçesi neymiş:
Kasım 15, 2007 4 Comments
Filistin Sorunu
Şimon Perez ve Mahmut Abbas Türkiye’ye gelmiş. El sıkışmışlar, samimi pozlar vermişler, gülüşmüşler falan.. Keşke böyle gösteriler bir anlam ifade etse.
Bu arada Batı Şeria’da sanayi bölgelerinin kurulmasına yönelik antlaşma imzalanmış, antlaşmanın orta ve uzun vadede Filistin’e sağlayacağı imkânlar çok güzel elbet.
Bu ticarî antlaşma çok önemli ama mesele ticaret antlaşmaları ile hallolacak kadar kolay değil.
İsrail-Filistin meselesi hakkında çeşitli sitelerde pek çok yazı yazdım, yaşanan asırlık süreci de iyi kötü bilirim. Dünya üzerinde, bu kadar kangren olmuş, çözümü çok zor olan bir başka konu var mıdır; hiç zannetmiyorum.
Filistin aslında kâğıt üzerinde varlığı olmakla birlikte, fiilen var olmayan bir devlet. Mahmut Abbas’ta bu olmayan devletin olmayan başkanı adeta. Çünkü Abbas, Filistinlileri temsil etmekten çok uzak. Ne acı ki bu aynı zamanda Ortadoğu’nun bir resmi gibi. Çünkü Abbas gibi temsil sorunu olan isimlerden bol miktarda var bu coğrafyada.
Kasım 14, 2007 4 Comments

