Monthly Archive for "Ekim 2007"



Bilim & Garabet T. Suat Demren on 10 Ekim 2007

İdeolojik paranoya..

ABD’deki Darwinizm-ID (Akıllı Tasarım) kavgasından sonra, tartışmalar Avrupa’ya da taşınacak gibi görünüyor. Pazar günü Radikal yazdı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi bir karar almış. Habere göre AKPM, özetle yaratılış ve akıllı tasarım gibi teorilerle mücadele başlatmış ve “Dikkatli olmadığımız takdirde, bunlar insan haklarına karşı tehdide dönüşecek” demiş.

Darwinizme yapılan haklı eleştirilere, nihai olarak (bu haliyle) bir felsefî teori olduğuna, varoluşa dair tüm bakışların ancak felsefî olabileceğine hiç değinmeden potansiyel hak ihlali kısmına kısaca ilişeyim.

Continue Reading »

Güncel & Düşünce & Garabet T. Suat Demren on 10 Ekim 2007

Karpat Hoca’dan röportaj

Radikal’den Neşe Düzel, Kemal Karpat Hoca ile röportaj yapmış. Kemal Hoca daha önceki röportajında olduğu gibi -katılmadığım bazı noktalar olmakla birlikte- yine önemli tespitlerde bulunmuş.

Aynı ya da benzer şeyleri ben söyleyince kıytırık blogcu olduğumuzdan olsa gerek burun kıvırıyor bazı okurlar. Böyle bir biyografisi olan dünya çapında bir tarihçi söyleyince belki biraz üzerine düşünürler.

Ben bazı bölümlerini alıntılıyorum, tamamını mutlaka okuyun derim.

Neden dinle ilgili bir türlü halledemediğimiz bir sorunumuz var bizim? Neden Cumhuriyet’in kurulmasından seksen küsur yıl sonra hâlâ laikliği tartışıyoruz?

Continue Reading »

Güncel & Toplum & Garabet T. Suat Demren on 08 Ekim 2007

Acı Haber

Şırnak’ta çıkan çatışmada 1 astsubay ve 12 er şehit oldu. Bir kez daha yüreğimiz dağlandı. Kısa bir süre önce de Beytüşşebap ilçesinde 12 köylü katledilmişti.

Acı haber sonrası atılan ‘kararlılık’, ‘azimlilik’ nutuklarını geçelim. Bundan önce ‘azimli’ ve ‘kararlı’ değil miydiniz de bundan sonra artmasından sözediyorsunuz? Bize kararlılık ve azim kadar sorunu kavrama kapasitesine sahip ‘akıl’ lazım. Henüz sorunun hallini bırakın, kavrama yönünde bile kayda değer gelişmelerin yaşanmadığını gözönüne alırsak, maalesef bu acıları yaşamaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Hiçkimse bana, ortada bir orduya karşı yapılan cephe savaşı yokken, normal yaşantısında tamirci, muslukçu, şöför, memur, çiftçi  vs. olan, 3-5 ay öncesine kadar silah nedir bilmeyen gençlerin, aldığı birkaç aylık eğitimle Gabar Dağı Geçitboğazı’nda ne aradıklarının izahatını yapamaz.

Bir süre önce G. Kurmay Başkanlığı profesyonel askerliğe geçişin -nihayet- başlayacağını söylemişti. Umarım bu bir an önce gerçekleşir ve artık dağdaki 5-6 bin eşkiya ile, onların yöntemi olan gerilla yöntemleri ile savaşacak, ‘işleri bu olan’ birlikler kurulur. Evlatlarımız da pisi pisine ölmekten kurtulur.

Ve yine umarım bataklıktaki sinekler kadar bataklığın oluşma sebeplerine de daha ‘aklı başında’ yaklaşımlarla eğinilir ve sorun kökünden kurutulur.

Aynı konuda önceki yazılar:

Asıl Sorun nedir?
Kürt Sorunu

Toplum & Düşünce & Garabet T. Suat Demren on 06 Ekim 2007

RTÜK, Devlet ve Otorite

Bülent bey şurada bahsedince hatırladım polemiği.

Konu şu. RTÜK Başkanı bir spor programına bağlanıyor. Ve canlı yayında Çakar’ı uslubu konusunda uyarıyor:

Hakemlerle ilgili sözler, bir yayıncı gözüyle, RTÜK Başkanı sıfatıyla değerlendirme yapıldığında ilgili sözlerin hakemlere büyük haksızlık olduğunu görüyorum. RTÜK uzmanlarımız elbette bunun gereğini yapacaktır. Size bağlanma ihtiyacı hissettim; çünkü program içinde görülen o ki takınılan tutum ve kullanılan üslup, sorunları artırmaya yönelik. Elbette hakemler yanlış yapacaklar, bunların gündeme getirilmesi ve aşağılanması, onları başlarını yerden kaldıramayacak yere getirilmesi çok yanlış. Hakemleri mafya, maç satan gibi sıfatlarla itham etmek hukuki duruma girer.

Herşeyden önce bu hukuksal olarak yanlış. Bülent bey çok şaşırmış, ben şaşırmasam da çok garipsedim, alay eder gibi Akman “RTÜK Başkanı sıfatı ile değerlendirdiğini” söylemiş. Yahu senin böyle bir yetkin mi var gece TV’lere bağlanıp fırça atmak için? Varsa bir kural ihlali, gerekli mekanizmayı işletirsin. Ormanların kralı tavırları ile sağa sola “ayağınızı denk alın” diye efelenmek ne oluyor?

Continue Reading »

Tarih & Kitap-Dergi & Düşünce & Garabet T. Suat Demren on 05 Ekim 2007

Arasokakların Tarihi

[’Gelibolu’yu Anlamak’ sitesinde yayınlandı.]

Yazılarımı okuyanlar bilir, pekçok konuda müthiş şüpheci bir insanımdır. Bu şüphecilik sözkonusu tarih olduğunda ayyuka çıkar bende.

Seçici algı; özünde ideolojik bir disiplin olan tarih olduğunda çok daha belirleyici oluyor. Bu algılar pekçok yönden bir ağ gibi zihinleri sarıyor ve tarih okumalarımızdan süzdüğümüz bilgileri yorumlarken en belirleyici etken oluyor. Sonuç da tabii ki ideolojik mevziilere sağlam yığınaklar yapmak..

Daha önceki birkaç yazımda (1-2-3) tarih okumalarında nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair birşeyler yazmış ve hatıratların öneminden sözetmiştim. Bu bağlamda aynı konuyu haklı biçimde çok önemseyen ve benim birkaç kez çeşitli alıntılarla atıfta bulunduğum bir kitaptan sözetmiştim; Dücane Cündioğlu’nun “Arasokakların Tarihi” adlı kitabından.

Bu yazımda bahse konu kitabı tanıtmak istiyorum.

Continue Reading »

Teneffüs T. Suat Demren on 04 Ekim 2007

Rehavet

Üzerimde bir rehavet, bir rehavet sormayın gitsin. Ramazan’ın etkisi mi, seyahatlarin, işlerin yorgunluğu mu anlayamadım. Kaç gündür gazeteleri okumuyorum, haber sitelerine bakmıyorum. Akşam gözucuyla haberlere baktım, referandum ile alakalı bir karışıklık varmış, Baykal duruma el atmış, bir madde referandum metninden çıkartılacakmış. Ama gümrüklerde de oylar halen eski metne göre kullanılıyormuş, onlar ne olacakmış filan. (Bunun böyle olacağına değinmiştim bir yazımda ya da yorumumda ama hatırlayamadım şimdi yerini.)

Hiç ilgimi çekmiyor, hayret yani.

Kitap okuyacaktım o da zor geldi, sonra da devrildim yattım.

Böyle yorum blogcusu mu olur?

Video & Teneffüs T. Suat Demren on 03 Ekim 2007

Yes and No

Seyahat bitti, beklediğimden de kısa sürdü; akşam itibarı ile döndük.

Pekçok yorum bırakılmış, okumaya fırsatım olmadı, olacak gibi de görünmüyor. Yazılarıma itiraz eden, fikirlerimi çürütmeye çalışanlar olmuşsa şimdilik elimden kurtulmuş görünüyorlar. :p

İnsanın evi gibisi yok. Kaldığınız yer, size çok iyi evsahipliği yapsa da..

Büyükşehirlerde yaşamanın pekçok avantajı var, bizim gibi Anadolu’lular (Batı’da da olsa) bu avantajların çoğundan mahrum. Ama evinden işine 10 dakikada gitmeye alışmış birisi olarak büyükşehir trafiğinde saatler geçirmek benim gibi aceleci insanı çileden çıkartmaya yetiyor. Bu da diğer bahsekonu avantajara “aman eksik olsun” dedirtiyor.

Neyse, bir de trafik konusuna girmeyelim. Şimdilik, ünlü animatör Bruno Bozzetto’nun bu konudaki ‘genel’ önerilerine kulak verilmesini tavsiye ediyorum; bu keşmekeşte kısa vadede en iyisi bu sanırım:

Continue Reading »


Kapat
E-posta ile paylaş