Posts from — Ağustos 2007
Saygıya Davetiye
John Stuart Mıll, ünlü özgürlük üzerine adlı makalesinde şöyle der: “Eğer tek bir kişi haricindeki bütün insanlık bir fikir üzerinde uzlaşsa ve sadece bir tek kişi karşı görüşte olsa, bütün insanlığın bu bir tek kişiyi susturması, bu tek kişinin – gücünün yetmesi durumunda – tek başına bütün insanlığı susturmasından daha kabul edilebilir olmazdı.”
Abdullah Gül’ün seçilmesinden sonra yaşananları ibret, çoğunlukla da dehşet içinde izliyorum. Medyanın “aha da komutanlar şu mesajı verdi” tavrı, bilmiyorum ama galiba dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde “normal” karşılanacak bir durum değil.
“Bizim medyamızın nev’i şahsına münhasır bir durumdur bu” deyip geçelim.
Ben elbette, “medya yaşananları abartıyor” demiyorum. Ki zaten benim ibretle izlediğim medya ise de dehşetle izlediğim kısım maalesef asker cephesinin, yani silahlı bürokrasinin tavrı. Medyanın her hareketten anlam çıkartmak için özel bir gayret gösterdiği açık. Bunu göze göze sokması bir realite olsa da bu, komutanların bir takım mesajlar verme amacı güttüklerini değiştirmiyor maalesef.
Ağustos 31, 2007 14 Comments
Fikrimi açıklıyorum..
Keşke tek işim blog yazmak olsa. Ne yazılar çiziktirirdim. Tansel bile itiraz edecek birşey bulamazdı. İddia ediyorum Türkiye gibi bir ülkede yapılacak en kolay işlerden birisi yorum bloggerliğidir. Ama tek işim bu değil.
Aslında siteye girmeye bile vaktim yokken değerli yorumcularımızdan Muzaffer Bey’in ittirmesiyle -sanki benim fikrimin ne olduğunu çok umursayan varmış gibi- yeni kabine hakkındaki ilk düşüncelerimi çok kısaca açıklıyorum. (Zaten Muzaffer Bey’de altına yorum yapmak için istemiş yazıyı, benim fikrimi merak ettiğinden değil :-)
Benim 60. Hükümet‘ten isimler açısından beş beklentim vardı bunlardan dördü gerçekleşti.
Ağustos 29, 2007 17 Comments
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
“Evrensel olan şey, Devlette bulunur. Devlet, ilahi fikrin yeryüzündeki şeklidir… Bundan dolayı Devlete kutsallığın yeryüzündeki tezahürü olarak tapmalıyız ve düşünmeliyiz ki doğayı anlamak zorsa Devletin özünü kavramak sonsuzca daha zordur… Devlet, Tanrının dünyadan geçmesidir… Esasında bilinç ve düşünce bütünlüğü varmış. Devlete özgü birşeydir. Devlet ne istediğini bilir… Devlet gerçektir ve… Gerçek gerçeklik zorunludur… Devlet kendisi için vardır. devlet gerçekten varolan, gerçekleşmiş ahlaksal hayattır” Hegel
Hayır, devlet bu değildir.
Ağustos 28, 2007 29 Comments
Ahlâksızlık
Ekrem Dumanlı’nın bugünkü yazısından:
Tesettürlü kızların sorunlarına (!) karşı fevkalade duyarlı medyamız, bir kitaptan hareketle şu cümlenin altını çiziyor: “Şimdiki erkekler, namus kavramını önemsemeyen kızlardan hoşlanıyor. Bekâretimizi mezara mı taşıyacağız?” Otuz seneye yaklaşan bir zaman diliminde on binlerce genç kızın üniversite kapısından kovulmasına gık demeyenler, şimdi onların daha değişik sorunlarıyla(!) ilgileniyor. Tuhaf, ilginç ve maalesef oryantalist bir yaklaşım bu. Sabah’tan Emre Aköz, türbanlıların evlenme konusunda çektiği sıkıntıyı başka büyük bir nedene bağlıyor ki doğrusu da budur: “Eşi türbanlı bir erkeğe ikbal değil sorun vaat ediyor.” Evet, doğrunun en can alıcı kısmı budur. Başörtülülere reva görülen baskı, onların eşlerine de dolaylı bir şekilde reva görülüyor. Bunu görmezden gelip meseleyi tamamen cinsel bir alana kaydırmak vahim bir hatadır. Kasıtlı ve ısrarla yapılıyorsa ayıptır, günahtır, vebaldir…
“Ayıp” demek hafif kalır; bu, ahlâksızlık.
Ağustos 27, 2007 27 Comments
1915 olayları ve Yahudi lobisi
[25 Ağustos 2007 tarihinde Derin Düşünce‘de yayınlandı. ]
1915 olayları yine gündeme oturdu. Şimdiye kadar 1915 Ermeni tehciri konusunda Türk tezlerini destekleyen ABD’deki Yahudi Kuruluşu Anti-Defamation League (ADL-İftira va İnkarla Mücadele Birliği)’nin tutumunu değiştirerek, söz konusu soykırım iddialarını tanımaya karar vermesi ortalığı fena karıştırdı.
Her ne kadar ADL, ABD Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını yansıtan tasarının geçmesine karşı olmayı sürdürdüğünü de bildirse de bu tavır değişikliği çok önem arzediyor.
Özellikle belirteyim, tarihe hamasetle bakmak gibi bir düşünceden kurtulalı epey zaman oldu. Bir sendikanın konu hakkında attığı slogandaki “Türk milleti asildir, soykırım yapmaz” gibi bir düşünceyi şoven milliyetçilik olarak görürüm. Şoven milliyetçilik de en nefret ettiğim şeylerden birisi. Türkler de soykırım yapar, başka ırklar da. İnsandan sözediyoruz, hiçbir ırk ya da din müsebbibi “insan fıtratından” azade değil.
Bizim işimiz hamasetle değil, gerçekle ve bu bağlamda da hakkaniyetle olmalı.
Ağustos 25, 2007 14 Comments
Mizah ve Zeka
Leman dergisi, müstakbel Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün hanımı Hayrunnisa Gül’ü, playboyun sembolu tavşan kulağı şeklinde başörtüsü ile çizerek kapak yapmış.
Bu sabah karikatürü siteme konu edeyim dedim. Ama düşününce ne diyeceğimi bilemedim. Komik değil, ne söylemeye çalıştığı da belli değil. Benim bildiğim mizahta zeka olur, o yok. Saçma sapan, amatör birşey. Bu sebeplerle de ciddiye almayıp vazgeçmiştim.
Ama bloglarda haber sitelerinde, mail gruplarında Leman’a çok tepki olduğunu görünce bunları bari yazayım dedim. Her eline kalem, kağıt, klavye geçirip saçmalayanı ciddiye almaya gerek yok. Bu gibi zeka yoksunu anlamsız çizgilere tepki göstermek ve gündem etmek, onları onore etmektir kanaatimce. Zaten istenen tepki çekmek ve gündem olmak, bu yüzden vesile olmak akıllıca değil.
Hele Leman’ın yazı işleri müdürü Zafer Aknar’ın tepkiler üzerine söylediklerini okuyunca bu görüşümden iyice emin oldum. Bırakın kendi kepazeliklerini ve zeka düzeylerini kendileri faş etsinler.
Bu sebeple; böyle saçmalıklara gülüp geçmeliyiz diyorum.
Ağustos 24, 2007 39 Comments
Nur topu gibi polemik..
Önce Bekir Coşkun bir yazısında Abdullah Gül için “O benim ‘cumhurbaşkanım’ olmayacak” dedi.
Sonra Başbakan bir Tv programında şöyle söyledi:
Bazıları çıkıp, ‘Benim cumhurbaşkanım olamaz’ gibi ifadeler de kullanıyor. Onu diyebilen insanın önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lazım. Git nerede kimi istiyorsan seç. Çünkü cumhurbaşkanı kim olursa olsun hepimizin cumhurbaşkanıdır. Senin değilse o zaman çık buranın vatandaşlığından. Ama bu ülkenin vatandaşıysan buranın cumhurbaşkanı senin cumhurbaşkanındır, başbakanı da başbakanındır. Hizmet alırken ayrım var mı; yok. O zaman nasıl kalkar da ‘Ben seni tanımıyorum’ dersin. Oyunu vermeyebilirsin ayrı olay, siyasi tercihtir. Ama biz bir kurumun başındayız. Sen bu kurumun başını reddedemezsin, birlik, beraberlik böyle oluşur. Milliyetperverlik, vatanseverlik budur.
Ağustos 22, 2007 22 Comments
Yelkenli
Çölaşan olayını yazacağım diyordum ama bu sabah kendimi aniden İstanbul’da buldum. En yakın dostum akşam, “Sabah İstanbul’da birkaç saat işim var, bana arkadaş ol, İstanbul havası alır, orada akşamı yapar, döneriz, tabi işin yoksa” dediğinde yığınla işim olmasına rağmen “bugünün işini yarına bırak” relaxizmi gereğince hiç düşünmeden “tamam” dedim. (Hanımdan izin aldık tabi, o ayrı. Buradaki “hiç düşünmeden” tabiri kendi karar verme sürecimi resmediyor, izin alma sürecini değil. :)
Ve sabah İstanbul’dayız. Seyahat özgürlüğü güzel birşey. Allah’tan bu özgürlüğün farkına varan kanun yapıcılarımız yok. İki-üç blog için -kanun yapıcısı ile uygulayıcısı ile- koskoca WP’yi kapatacak bürokratik zihniyetten herşey beklenir çünkü.
Çölaşan olayı ben işleyinceye kadar kadük olacak. En iyisi Ekonomitürk’ten Barış’ın bu konuda yaptığı güzel analizden bazı kısımları alıntılayayım altına da “den den” koyayım, mesele halolsun. [Read more →]
Ağustos 18, 2007 7 Comments
“Wordpress” engellendi. K.Kore’ye hoşgeldiniz..
Pek çok blogu bünyesinde barındıran www.wordpress.com ‘a erişim engellenmiş.
WP altyapısını kullanan hiçbir bloga şu anda erişilemiyor. (Deneme için: “takip ettiklerim” kısmındaki WP blogları)
Bu bloglardan birisine -mesela Jazzetta’ya- baktığımızda şöyle bir uyarı çıkıyor:
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.
T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.
Muhtemelen bir blog hakkında şikayet olmuş ve mahkeme bu ilgili bloga [da] altyapı sağlayan Wordpress’i komple engellemiş.
Daha önce de olan Youtube, Ekşi Sözlük engellemeleri benzeri bir olayla karşı karşıyayız.
Ehh, bu kararı veren hakime “bravo” diyorum. İnsan kendisini bedavadan başka bir ülkede sanıyor.
Mesela ben kendimi şu anda Kuzey Kore vatandaşı Yui Hau Chaun gibi hissediyorum. Ne güzel değil mi?
Nasıl bir memlekette yaşıyoruz biz?
Yuh yani artık yuh…
Ağustos 17, 2007 61 Comments
Çölaşan Olayı
Ben hayatımda Özkök kadar iyi bir demagog görmedim.
Çölaşanı kovan Özkök, öyle bir yazı yazmış ki, sanırsınız Hürriyet o ilan ettiği ilkelere harbiden uymaya çalışıyor. Kendini amiral gemisi olarak gören ama aslen koca koca yelkenleri olan ve sürekli bunlara uygun rüzgarlar kollayan bir teknedir Hürriyet.
Daha önemlisi bu ülkedeki en önemli psikolojik harp merkezlerinden birisidir. (Eğer bu anlamda “Amiral Gemisi” diyorlarsa haklılık payları var.)
Çölaşan niçin kovuldu?
Zor gelmeze bu akşam, zor gelirse yarın, daha da zor gelirse müphem bir tarihte “Düşünceler”de…
Ağustos 17, 2007 3 Comments
Sıkıntı bastı..
Gül’ün adaylığı sonrasında gazetelerde gömleği pantolonu çıkartıp kamuflajlarını çeken, botlarını bağlayan militaristleri gördükçe neler hissettiğimi düşündüm bugün; benliğimin dışına çıkıp kendime baktım. Evet, evet, tiksiniyorum, kusmak istiyorum.
(O kadar sıkılmışım ki bugün, kendi kendime “kapatayım bu siteyi, açayım ‘Fethi’nin robdöşambr’ı gibi ‘Suat’ın bornozu’ vb. bir adla bir site, hiç olmazsa blogcu esnafı ve yorumcularla beraber gazeteleri okuyup bozulan ayarımızı hayatın içinden laklaklar yaparak düzeltiriz.” bile dedim. O kadar yani..)
Radikal’de iki tane askerlik şubesi vardır. Birisi temkinli yazılar yazan Murat Yetkin’dir. Çoğu kez lafı eveler geveler, demokratlık ayağına yatar, ama aslında yaptığı askerin hissiyatına ve hassasiyetine (ne demekse ve niçin önemliyse) özgün kılıflar uydurmaktır.
Bir diğer önemli askerlik şubesi de soyadı ile müsemma M.Ali Kışlalı’dır. Normalde okumadığım bu yazarları bu tip puslu zamanlarda okurum. [Read more →]
Ağustos 15, 2007 14 Comments
Tekrar hayırlı olsun..
AKP’nin Cumhurbaşkanı adayı belli oldu: Abdullah Gül.
Bir kaç gün önce “fedakarlık, uzlaşma” diye höykürenlere atıfta bulunduğum bir yazıda şöyle demiştim:
Bir kez daha anlaşılıyor ki bu oligarşi hakimiyetinin sona erdirilmesi için Abdullah Gül kesinlikle C.Başkanı olmalıdır. AKP herhangi bir sebeple geri adım atarsa hiçbir mazeret bunun “oligarşiye yenilmek” olarak görünmesinden alıkoymaz. Uzlaşma safsatası ile Gül’den vazgeçip başka bir adaya dönmek, Deniz Baykal’a ve onun gibi düşünenlere haklılık vermek, Gül’ün tertemiz bir siyaset adamı değil, aslında yaşam tarzı bağlamında temel mahzurlar içeren bir takiyyeci olduğunu zımnen de olsa kabul etmek, en önemlisi ise, bu ülkede “devlet işlerine” seçilmişlerin değil atanmışların karar verdiğini kabullenmek ve cümle aleme de bunu ilan etmek demektir. Bu ülke normalleşecekse bunun kırılma anı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı olacak. Eğer Gül’ün adaylığından vazgeçilirse de normalleşmemiz maalesef bir başka bahara kalacak.
Erdoğan beni yanıltmadı ve Gül’ün adaylığında ısrarcı oldu. Hadi bakalım, inşallah normalleşme sürecine gireceğiz artık.
Peki “derinler” ne olacak?
Artık bunun dönüşü yok, buyursunlar ne halt edeceklerse etsinler, “bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler” diye diye demokrasi mücadelesini kazanılmaz.
“Temkinlilik”le “pısırıklığı” birbirinden ayırmak gerek.
Hayırlı uğurlu olsun.
Ağustos 13, 2007 27 Comments
“Darwin’s Black Box” Yeniden Türkçe
M.Behe’nin “Darwin’s Black Box” (Darwin’in Karakutusu) adli kitabı 1996′da ilk çıktığında epey gürültü kopmuştu. Hoş, halen de bu gürültü durulmuş değil.
Kitap iki yıl sonra Türkçe’ye “Aksoy Yayıncılık” tarafından çevrilmişti ama bir süre sonra Aksoy Yayıncılık iflas edince satışı tükenmişti. Benim sağda solda darwinizm ile alakalı yazı ve yorumlarımı görenler bu kitabın Türkçesini soruyorlardı, ben de “yok” diyor ve İngilizce bilenleri Amazon’a yönlendiriyordum.
Ama geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiğim bir İstanbul ziyaretim sırasında bir dostumun kütüphanesinde bu kitabın “Kesit Yayınları” tarafından basılmış 2007 çevirisi ile karşılaştım. Kabaca inceledim iyi bir çeviriye benziyor.
Bu kitabı son derece önemli buluyorum. Defalarca belirttiğim gibi darwinizm ile alakalı olarak kalıplaşmış önyargılarım yok. Benim meselem geçmişte ne olup bittiği ile ilgili; gerçek ile.. [Read more →]
Ağustos 13, 2007 58 Comments
Orman Kibarlığı
Ben Türkçe’yi iyi kullanamam, üslubum yoktur, dilbilgisi konusunda da iyi değilimdir. Kelimelerin kökenleri konusunda da zırcahil sayılırım, mevzu olduğunda çok iyi bildiklerim dışında sesimi çıkartmam.
Kullandığımız kelimeler konusunda geçtiğimiz günlerde Vatan’dan Tuğçe Baran bir yazı yazdı. Hemen ardından da Engin Ardıç’tan Baran’a destek geldi.
Konu giderek kaybolan, ayıplanan “Karı, Koca” kelimeleri. Baran şöyle yazmış: [Read more →]
Ağustos 12, 2007 23 Comments
Eğitim ve tekel
Geçtiğimiz günlerde Radikal gündeme getirmişti. Üniversiteli gençlere yönelik bir matematik yaz okulu düzenleyen Prof. Dr. Ali Nesin’in başına gelenler -Fazla Mesai’den Emre Bey’in de söylediği gibi- herhalde pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.
Olayın ayrıntılarını haberin linkinden okuyabilirsiniz. Meseleye temelden sebep olan “eğitimde devlet tekeli”, “bürokrasi” gibi konularda tavrım belli olduğundan buradaki komediyi kınadığımı ayrıca söylemeye gerek yok herhalde.
FM’deki bazı yorumları okuyunca şaşırdım tabi. Konu öyle bir ele alınmış ki olaya sebep olan temel konu yani devletçi yapılanma/bürokratik zihniyet eleştirileceği yerde kaçak din eğitimi yerlerine atıfta bulunulup “şu şu olsa ses çıkartmazlar” denme kolaycılığına düşülmüş. [Read more →]
Ağustos 10, 2007 5 Comments
