Monthly Archive for "Haziran 2007"



Tarih & Kitap-Dergi T. Suat Demren on 29 Haziran 2007

İlber Ortaylı ile “Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek”

[ 29.06.2007 tarihinde “Gelibolu’yu Anlamak“ sitesinde yayınlandı. ]

Ortaylı’yı ilk kez bir TV programında görmüştüm. Sanırım ortaokula gidiyordum. Bir tartışma programıydı ve Osmanlı hanedanında  kardeş katli konusu konuşuluyordu. Bir üniversite öğrencisi “ayy nasıl olur, vahşet, cinayet” diye birşeyler söylerken İlber Hoca  öğrencinin sözünü kesti ve “Bir imparatorluktan ve onun sahibi hanedandan bahsediyoruz küçük hanım” diye aniden ve yüksek perdeden gürledi.

O günden beri İlber Hoca dikkatimi çekti ve eserleri başucu kitabım oldu. Daha ileriki yıllarda kendisi ile tanışma şerefine de nail oldum.

Tabii ki İlber Hoca orada “kardeş katli”ni meşru göstermeye niyetli değildi; tahminimce  onun kızdığı husus, öğrencinin konudan bahsederkenki tavrıydı; yani günümüz şartları ile tarihsel bir olguyu değerlendirme hatasına düşerek, bir olgudan hareketle “Osmanlı dönemi = vahşet” kategorizasyonu yapması.

Ülkemizde “Osmanlı” söz konusu olduğunda iki tip bakış görülür. Ya topyekün bir kutsama ya da topyekün çöpe atma. Ve sağolsunlar her iki görüşün de epey temsilci ve tetikçisi vardır. Kitaplar, dergiler biteviye bu iki eksende konuyu işler durur.

Continue Reading »

Güncel T. Suat Demren on 27 Haziran 2007

Nihayet!

Galiba yavaş yavaş eleştiri kültürümüz yerleşiyor. Ve artık, kendilerini eleştirilemez gören ve bunun aksine bir davranıştan çok rahatsız olan kurumlarımız bile gelen eleştirileri ciddiye almaya başlıyor.

Pekçok kişi 3 aylık askerlerin dağa gönderilmesini eleştiriyordu. Aynı biçimde terörle mücadelede ordunun başarısız olduğuna dair yorumlar yapılıyor ve bu mücadelede profesyonel birliklerin kullanılması salık veriliyordu.

Geçtiğimiz gün, GK gazetecilere komando tugayını gezdirdi; komando eğitiminin nasıl yapıldığına ve mayınlarla mücadele yöntemlerine ilişkin olarak bilgiler verdi.

Hiç kuşkusuz bunlar son dönemde yapılan eleştirilere karşı yapılmış savunma mahiyetinde. Bunu, “eleştiriyi ciddiye alma” ve dolayısı ile  “savunma yapma ihtiyacı hissetme” bakımından önemli buluyorum.

Daha da önemlisi komando tugayının profesyonel askerlerden oluşmasının adımlarının atıldığını açıklandı.

İlgili komutan şöyle söylemiş:

Bizim esas operasyonlarımızı komando tugaylarımız yapıyor. Komando tugayını yüzde yüz profesyonel hale getireceğiz. 6 tugay profesyonel olacak. Bu tugayda erbaş ve erler yer almayacak. Bizim mehmetçiğin kahramanlığından şüphemiz yok. Profesyonel olmasını sağlamamızın nedeni devamlılık sağlamak. Önümüzdeki yıl mayıs ayından itibaren başlayacağız eğitime. 2009 yılı mayıs ayına kadar erbaş ve er kalmayacak komando tugayında.

“Nihayet!” diyoruz; nihayet…

Güncel & Düşünce & Garabet T. Suat Demren on 25 Haziran 2007

Heil Saylan!.. Ve diğerleri..

Resim:Nazi Swastika.svgYazacak başka pek çok konu var aklımda. Ama galiba seçim sonrasına kadar ağırlık gündem olacak.

Kaç kişi okudu bilmiyorum. Bir süre önce, Star gazetesinden Fadime Özkan’ın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan ile yaptığı bir röportaj yayınlandı aynı gazetede. Bugün yarın derken; işten güçten, kitlesel refleks muhtırasından, senaryolardan, kendi tartışmalarımızdan fırsat bulup bahsedemedim.

Saylan’ın sorulara verdiği yanıtlar tam anlamıyla ibretlik. Bir insan hakları savunucusu olduğunu iddia eden Saylan’ın aslında nasıl faşist zihniyete sahip, yasakçı bir militarist olduğunu gözler önüne seriyor bu söyleşi.

Fadime Özkan çok üstüne gitmemiş, pek çok sorusunun devamını da getirmemiş. Ahh ben olacaktım.. Ama bu kadarı bile Saylan ile Özkan’ı adeta boğaz boğaza getirmeye yetmiş.

Hatta öyle ki Saylan sorular karşısında Özkan’a -nedense- “Siz Star gazetesinden misiniz sahiden?” diye sorma ihtiyacı hissetmiş. “Haydı kızlar okula” diyen ama “başörtülüler, siz değil” diyerek kadın haklarını savunurken kadın ayrımcılığının daniskasını yapan bir acayip zihniyet. Bu zihniyetin röntgeni niteliğindeki röportajı mutlaka okuyun derim.

Son bir aydır yaşadıklarımız malum. Fakat hayır bildiğimiz şeylerde şer, şer bildiklerimizin ardından da hayır çıkabiliyor.

Açayım.

Continue Reading »

Güncel & Düşünce & Garabet T. Suat Demren on 23 Haziran 2007

Neden?

Geçenlerde bir başka ortamda eleştiri aldım. Eleştirinin özeti şu: “AKP borozanlığı yapıyorsun/uz”

Yani son zamanlarda burada ve başka yerlerde yaptığım demokrasi vurgusunu, iktidarda olan AKP ile ilişkilendirmek gibi bir temayül var.

Yazılarımda söz ediyorum bazen, gündeme cok sık girmek istemediğimi. Gerçekten de istemiyorum. Sıkıldım bu gündemden, bunaldım. Adeta boğuluyorum.

Ama ben burada hayata dair düşüncelerimi yazıyorum. Bunu yaparken de geçmişe ve geleceğe dair düşüncelerim yanında geçmişin ve geleceğin kesiştiği; bir anlamda geçmişin mirasının devamı ve geleceğin temelleri olan “bugün”ü de yazmak/tartışmak gerekiyor.

Yani ‘bugün’, geçmişten geliyor ve geleceği şekillendiriyor..

Bu ülkede yaşıyoruz, çocuklarımız bu topraklarda büyüyecek. Hem kendimiz hem de gelecek nesillerimiz için iyi bir Türkiye hayal ediyoruz; demokrat, özgür ve müreffeh..

Şu geçirdiğimiz iki aya bakın. İçine ettiler memleketin.

Continue Reading »

Video & Garabet T. Suat Demren on 22 Haziran 2007

Al Sana Senaryo…

Çemişgezek Binnaz Institute’den “Amerika için Felaket Senaryosu”

Váš prohlížeč nepodoporuje Flash stáhnětě jej.

Garabet T. Suat Demren on 20 Haziran 2007

Epey Basit Sorular: V.2.7 küsür..

Acayip şeyler oluyor. Girmeyeyim şu gündeme diyorum ama namümkün.

Düşünebiliyor musunuz, birileri biryerlerde toplantılar yapıyor, senaryolar döşüyor. Buna üst düzey birileri de katılıyor, senaryoyu tartışıyor; bu, başlı başına skandal iken üstüne iş PKK liderlerinin teslimine gelince “AKP’ye yarar” diye itiraz ediliyor. (Sonradan da yalanlanıyor, ehh canım yalandan kim ölmüşkine?)

Toplantıda yine birilerinin muhatap almadıklarını söyledikleri kabile reisinin oğlu da varmış, herhalde geçerken uğramış olacak!

Göktürk’ün bir okurunun belirtiği gibi “kendi kebabını pişirmek için bütün ormanı yakmaya hazır” kişiler mi var etraflarda acaba?

Sen aklımızı koru Ya Rabbim!..

Göktürk dün senaryonun devamını yazmış, şu satırlar ne kadar da soğuk bir gerçeklik:

Continue Reading »

Tarih & Düşünce & Sanat T. Suat Demren on 18 Haziran 2007

İstanbul’un Sembolü

Cumartesi günü İstanbul’daydım; bana göre, tartışmasız dünyanın en güzel şehri olan İstanbul’da.

Önce bir dostum; Süleymaniye’de, Lale çay bahçesinin üstündeki kubbelerin altında nefis bir Ney ziyafeti çekti bana.. Sonra diğer dostlarımızla buluşup aşağıda çaylarımızı içtik, tadına doyulmaz sohbetler ettik.

Kütüphanenin altında sıralanmış lokantalardan birisinde yemeklerimizi de yedikten sonra ezan okundu ve namaz kılmak için Süleymaniye Camii‘ne girdik.

Epeydir Süleymaniye’ye gelmemiştim. Yine muhteşem bir atmosfer; o hiç eskimeyecek olan, insanı içe alan manevî huzur..

Süleymaniye’nin atmosferiyle büyülenmişken aklıma iki yıl önce yapılan “İstanbul’un sembolu ne olmalı?” tartışmaları geldi. Hatırlayanlar olacaktır. Temmuz 2005′te İstanbul’da yapılan Uluslararası Mimarlık Kongresi’nde gündeme gelmişti bu soru.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Dünya Mimarlar Birliği Başkanı Jaime Lerner ve ABD’li ünlü mimar Peter Eisenman, bu konuyu da tartışmışlardı o kongrede. Kongreye katılan isimlerden birisi olan ve daha önceki yıl Venedik Bienali’nde “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” alan Eisenman, İstanbul’un sembolü sorusu için “Ayasofya dememi bekliyorsunuz; ama bence Sultanahmet” diye konuşmuştu.

Continue Reading »

Tarih & Toplum & Düşünce T. Suat Demren on 15 Haziran 2007

Kürt Sorunu

Gündeme Kürt meselesi geldi oturdu. Her ne kadar mesele bugünlerde iç siyaset için çirkince kullanılıyor olsa da, bu bizim bir “Kürt Sorunu”muz olduğu realitesini değiştirmiyor.

Radikal’den İsmet Berkan da bugünkü yazısında değinmiş; ülkemizde bu konuya ilişkin olarak -genel anlamda- iki tip bakış var.

Bunlardan birincisi, “Evet, Kürt sorunu diye yapay birşey var, çünkü Kürtler var” diye özetlenebilecek bir yaklaşım. Berkan’ın da dediği gibi onlara göre aslında böyle bir mesele yok, bu yapay bir sorun ve tüm bunları yapanlar “Durduk yerde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı ayaklanan, üstelik bunu Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri yapan dış güçlerin maşası birkaç kendini bilmez”

Bu bakış sahiplerine göre çözüm de belli aslında. Kürtleri tehcir etmek, bu mümkün değilse entegre etmek, ya da daha iyisi asimile etmek vs. Berkan “Esasen Türkiye Cumhuriyeti’nin 80 küsur yıllık teşhisi ve tedavisi de bu yönde olmuş. Sorunun ne kadar çözüldüğü ortada.” diyor ki kesinlikle katılıyorum.

İkinci bakış ise başlangıç noktası olarak bir sorunun varlığını kabullenmeyi alıyor. Evet; bir sorunumuz var. Adını ne koyarsak koyalım bir sorunumuz var ve bu sorun şu ana kadar binlerce cana ve milyarlarca dolara malolmuş durumda.

Continue Reading »

Garabet T. Suat Demren on 14 Haziran 2007

“Özel” Bürokrasi

İki gündür, işi gücü bıraktık, ailecek büyük oğlumu anaokuluna yazdırmak için koşuşturuyoruz.

Anaokulu deyip geçmeyin, meğer ne büyük bir  eşik atlayacakmışız da haberimiz yokmuş.

Hala da o eşiği atlayamadık. Buradan kısa bir kınama yazayım bari de içimde kalmasın.

“Özel” anaokulu olduğu halde, ülkede mevcut olan bürokrasi geleneğini iliklerine kadar işletmiş okul yönetimine;

Continue Reading »

Düşünce T. Suat Demren on 13 Haziran 2007

Cemil Meriç’i rahmetle, minnetle anıyoruz..

Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatın bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs. Cemil Meriç

Bugün Üstad Cemil Meriç’in ölüm yıldönümü. Büyük mütefekkir, hakikat aşığı, münzevi aydın Cemil Meriç 20 yıl önce, 13 Haziran 1987′ de aramızdan ayrılmış ve ebediyete intikal etmişti.

Üstad’ı bir kalıba sığdırmaya, bir ideolojiye hapsetmeye çalışanlar hep olmuştur. Ama Cemil Meriç kalıplara, ideolojilere sığmayacak kadar geniş düşüncelidir. O, gerçek bir entelektüel ve hakikat savunucusudur.

Cemil Meriç’i kelimelerle anlatmak zor. En iyisi kendi kelimelerini kullanmak. Cemil Meriç “Kimim ben?” sorusunu kendisine sorar ve şu cevabı verir: “Hayatını Türk irfanına adayan münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi.” Yine başka bir yerde kendisini anlatırken şöyle der: “Kimi başında taçla doğar, kimi elinde kılıçla… Ben kalemimle doğmuşum. İnsanlar kıyıcıdırlar, kitaplara kaçtım. Kelimelerle munisleştirmek istedim düşman bir dünyayı..”

Kütüphanesinde 13.000 cilt kitap vardır. 38 yaşında gözlerini kaybettikten sonra iç dünyasına nazar eden, eserlerini dikte yoluyla yazdıran Meriç, kızı Ümit Meriç’in deyimiyle “Sahnede tirad yapan büyük bir aktör” gibi konuşur. Birçok aydınlanmacıyı yerinden zıplatan sözler söylemiştir. Cemil Meriç, batının medeniyet kronolojisi olan Yunan, Roma, Bizans ve aydınlanmaya “aptalların tarihi” der. Meriç’e göre Avrupa bir köleler medeniyetidir. “Avrupalının sırtından kıbaç izi silinmiş ama ruhundan silinmemiştir, bu yüzden acımasız ve gaddardır, Frank azad edilmiş köle demektir ” derken bu gerçeğe vurgu yapar.

Continue Reading »

Garabet T. Suat Demren on 12 Haziran 2007

Yazık Olacak..

Zaman geçiyor, hükümet seyrediyor. Nihayet ve nihayet bugün bir terör toplantısı yapacaklar.

Çok önemli süreçten geçiyoruz. Önümüzdeki onyıllarda bu günleri anlatırken “27 Nisan ile başlayan süreç” diyeceğiz. Hiç şüpheniz olmasın bu süreç 28 Şubat’tan daha ağır bir süreç ve bizi tahmin bile edemeyeceğimiz bir karanlığa itebilir.

Başbakan olan biteni kabullenmiş, kuşatmayi sineye çekmis görünüyor. Cılız birkaç konuşma dışında sesi çıkmıyor. Dolmabahçe’de GK Başkanı ile iki saat ne konuştu bilmiyoruz ama orada konuşulanlar itiyor Başbakan’ı bu sessizliğe sanki.

Utanmadan kan üzerine siyaset yapılıyor, yüreğimizi yakan şehit  cenazelerinde parmaklarıyla malum işaretler yapanlar ve onlarla birlikte -yaşanılan acıdan dolayı- galeyana gelenler hükümeti yuhalıyorlar.

Continue Reading »

Güncel & Düşünce T. Suat Demren on 11 Haziran 2007

Ne Yapmalı?

Ortalığın toz duman olmasından göz gözü görmüyor. Dumanın biraz çökmesini de bekleyemiyoruz zira sürekli yeni olaylar çıkıyor.

Birbiri ardına yayınlanan bildirilerin mahiyetini konuşuyoruz sürekli. Oldum olası komplo teorilerinden hoşlanmam. Sonuçlara bakıp senaryo düzmek herzaman mümkündür ve pek çok noktanın atlandığı bu tip tümevarım analizler hatalı olabilir.

Ama etkenlerin iyi incelendiği doğru bir analizin bizi gerçeğe yaklaştırabileceği de izahtan varestedir.

Pazar gazetelerine bakarken Mahir Kaynak’ın yazısı ile karşılaştım. Kaynak yazısında PKK’nın bizi Irak’a çekmesinden fayda sağlayamayacağını söylüyor. Bu görüşü yabana atmamakla beraber fazla da katılmıyorum; çünkü bir terör örgütünün büyük bir devleti bu biçimde bir maceraya, sıkıntıya sürüklemesinin/mecbur bırakmasının kendileri açısından sayısız faydası olabilir.

Kaynak mevcut puslu havanın doğmasında ikinci etkenden bahsediyor ki, PKK’nın amacından çok daha önemli bu bana göre:

Continue Reading »

Blog T. Suat Demren on 09 Haziran 2007

Yeni Bir tema

[Güncelleme: Geçici tema değişikliğini kaldırdım, yazı kadük olmasın diye de temanın linkini yazıya ekledim.] 10 Haziran - 01.46

Arkadaşlar mevcut temadan sıkıldım (Evet, böyle huylarım vardır)

Şu tema dikkatimi çekti. Sağ sütunu okur kendi isteğine göre sürükleyerek özelleştirebiliyor, istemediği pencereleri başlıkların yanındaki yuvarlaklardan kapatabiliyor vs.

Fazla mı nazik bir tema; gider mi bizim formata; ne dersiniz? Fikrinizi bağışlar mısınız?

Güncel & Ahh Benim Memleketim T. Suat Demren on 09 Haziran 2007

“Bir kafaya kaç tokmak?” ve epey basit sorular.

Bir internet bildirisi daha yayınlandı. Anadolu’da “bir kafaya bir tokmak yeter” derler ama galiba kafamız kalın ki sık sık tokmaklanması gerektiğine inanıyor büyüklerimiz.

Önce 27 Nisan, sonra 8 Haziran.

Bildirideki maddeler oldukça ilginç. Buradan okuyabilirsiniz.

Maddelerdeki cümle düşüklüklerini geçelim, içeriğe bakalım.

Küçükken hepimizin başına gelmiştir, güzel güzel oynarken sizden büyük bir çocuk gelir oyununuzu bozar. Nedense kendimi oyunu bozulmuş bir çocuk gibi hissediyorum.

Demokratikleşme, insan hak ve özgürlükleri gibi temel değerler meğer nelere paravan olarak kullanılabilirmiş.

Meğer bunları savunmak, sistemin hataları sonucunda ortaya çıkan tabloya dair çıkarımlarda bulunmak, öneriler sunmak, tartışmak, bölücülük olarak addedilebilirmiş.

Continue Reading »

Toplum & Düşünce T. Suat Demren on 06 Haziran 2007

Asıl sorun nedir?

Tunceli’de şehit düşen gencecik fidanlar gözyaşlarıyla toprağa verildi.

Herbireri davul zurnayla, dualarla, bayraklarla uğurlanmışlardı. Çok gençtiler, geleceğe dair umutları vardı, yollarını bekleyen sevgilileri. Anaları onları anmadan gün geçirmez yolunu beklerdi dualarla. Ve terhislerinden önce aniden döndüler evlerine, ama tabutların içinde soğuk, cansız ve kaskatı..

Allah hepsine rahmet eylesin..

Kadim bir gerçekliktir ki ateş düştüğü yeri yakar.. Anaların feryatlarını izleyip gözleri dolanlar birkaç gün sonra onları ve olanları unutur, lakin sevdiklerinin yüreklerinde açılan yara asla kapanmaz..

Tayyip Erdoğan “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” dediğinde epey gürültü kopmuştu. Evet; Erdoğan doğru söylüyor, askerlik yan gelip yatma yeri değildir ama pisi pisine ölme yeri de değildir.

Continue Reading »

Next Page »


Kapat
E-posta ile paylaş