Güncel & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk - 12 Mayıs 2007 02:15 pm

Söylemezsem çatlarım..

“Söylemezsem çatlarım” modundayım.

Bildiğiniz gibi bağımsız adayların isimlerinin birleşik oy pusulasına yazılması hakkında düzenleme son dönemde birbirlerini yerden yere vuran AKP’nin ve CHP’nin yanında, ANAP’ın ve DYP’nin de elele vermesi ile TBMM’den geçti. (429 “Evet” oyu çıktı.)

Mevcut %10 seçim barajı(*) nedeniyle bölgesel oranda çok yüksek oy almasına rağmen Kürt partileri TBMM’ye vekil gönderemiyor. DTP’de bu seçimlerde farklı bir yol izleyerek bağımsız adaylar göstermeyi kararlaştırmıştı.

Herkes biliyor ki bu son düzenleme DTP’nin bağımsız aday gösterecek olması sebebiyle yapıldı. Önceleri bağımsız aday, kendi isminin yazılı olduğu ayrı bir oy pusulası bastırıp oy kullanılan bölmeye koyuyor, seçmen de o pusulayı sandığa atıyordu. Şimdi ise -C.Başkanı değişikliği onaylarsa- adayin ismi birleşik
oy pusulasına yazılacak. Okuma yazma bilmeyen Doğulu insanlarımızın oy pusulasındaki bağımsız adaylarının ismini bulamayacak, kafası karışacak vs.vs.

“Şark kurnazlığı” denilen şey bu herhalde..

Aferim AKP. Hani demokrasiden söz ediyorduk? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

(*) %10 barajının da “temsilde adalet, yönetimde istikrar” (dikkat oksimoron bir ifadedir) gereğince olduğu söylense de istikrar arayışının yanında, Kürt Partilerini TBMM’ye sokmamak için de olduğu biliniyor. Seçim sistemi, baraj ve temsil sorunu konularına ayrıca bulaşırız.

Popularity: 7% [?]

“Söylemezsem çatlarım..” icin yapilan 40 yorum var.

  1. 12 Mayıs 2007 - 14:31 1.Bulent Murtezaoglu

    Aferim AKP. Hani demokrasiden söz ediyorduk? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

    Bunu Atilla hoca isinde de konustuk, nicin AKP’den boyle bir ilkeli tutarlilik bekliyorsunuz? Haksizlik bu biraz, bu insanlar politikaci en nihayet filozof degil. Islerine gelince tutarliliktan bahsetmeleri de normal, tutarli olmamalari da. Niye bu kadar cok sey bekleniyor bu insanlardan anlamiyorum.

    %10 barajının da “temsilde adalet, yönetimde istikrar” (dikkat oksimoron bir ifadedir) gereğince olduğu söylense de istikrar arayışının yanında aslında Kürt Partileri TBMM’ye sokmamak için olduğu biliniyor.

    Yok, bunu 12 Eylul idaresi koydu (Ozal mincikladi biraz sonra secim kazanmak icin). O zaman Kurt partisi dusunulmemisti bence (cunku kurdurmazlardi zaten), sadece 70lerde %8-10 ile Erbakan’in kavustugu buyuk ‘anahtar’ gucu akillarda idi o konuda diye biliyorum. Simdi dediginiz ise de yariyor ve o yuzden kalkmiyor olabilir, ama ilk dusunce o degildi diye hatirliyorum. Demirel ve Ecevit’in 70lerde boyle ‘anahtar’ olmus partilerle koalisyon ve kucuk hesap yuzunden tikanan kararnameler konusunda bir suru beyanati olmasi lazim. O ortamda cok guclu olabiliyordu bu kucuk partiler. Sistem de degisikti, unutmayin, Ecevit %42 ile dahi 226′yi bulamamisti, AP kendi bunyesinde yer alabilecek kucuk partiler tarafindan bolunmustu %40lara cikamiyordu vs. vs. 2000leri dusunerek yapilmis bir sistem degil o sistem yani.

  2. 12 Mayıs 2007 - 14:32 2.BetüL

    Aynen katiliyorum!

    hukugu siz birileri icin guguk yapar yapanlarla bir olursaniz birileri de gunu gelir, siz hukuk dedikce “guguk” diye karsilik verir.

    Ak parti hatalarindan ders almayi yakin zamanda ogrense iyi olacak.

  3. 12 Mayıs 2007 - 14:33 3.Ecenaze

    Eeee!
    Şimdi de tepki olarak DEP li mi olacağız:)

    sayg.

  4. 12 Mayıs 2007 - 14:33 4.Ecenaze

    Eeee!
    Şimdi de tepkiş olarak DTP li mi olacağız:)

    sayg.

  5. 12 Mayıs 2007 - 14:34 5.Ecenaze

    düzeltme :
    DEP=DTP olacaktı …

  6. 12 Mayıs 2007 - 14:39 6.Suat Öztürk

    Bülent Bey,

    Evet, Özal koydu, evet o zaman bu sorun yoktu ama bu barajın hemen hemen her merkez (sağ-sol) partisini bir dönem biçmesine rağmen halen tutulmasının en büyük sebebi Kürtleri engelemektir diye düşünüyorum.

    Yani belki orada “olduğu” değil de “Kürt Partilerini TBMM’ye sokmamak için de tutulduğubiliniyor. ” dersem belki daha doğru olurdu.

  7. 12 Mayıs 2007 - 14:43 7.Suat Öztürk

    “Özal koydu” değil “Özal mıncıkladı” olacaktı.

  8. 12 Mayıs 2007 - 14:46 8.Ecenaze

    Kürtlerin de kendi aralarında kollara ayrıldığını biliyoruz..
    ALEVİ KÜRTLER
    ŞAFİ KÜRTLER
    ZAZALAR [ki kürt olduklarını kabul etmiyorlar]

    DTP biraz da PKK yandaşlarının devamı olduğu , sol görüşe daha yakın ve özerklik politikası izlediği için bu manevra yapıldı sanki..

    Yoksa AKP hükümetindeki kürt bakanların ve milletvekillerinin sayısı hiç de az değil…
    En önemli 2 bakan kürt!
    İçişleri ve MEB…

    Yani AKP nin kürtlere karşı değil de, PKK politikasına karşı olduğunu düşünüyorum…En azından şafi kürtlerin ve zazaların AKP den yana olduğu ortada..

    sayg.

  9. 12 Mayıs 2007 - 15:07 9.Sinan Yüce

    Efendim,

    Bağımsız adayların oy pusulasına eklenmesi ve baraj sorunu her zaman içiçe konular olmuştur. Önce seçim sistemini alalım.

    Türkiye’de %10 baraj gereksinimi seçimlerde nispi seçim sisteminin tercih edilmesinden kaynaklanmaktadır. Burada her parti aldığı oy oranında meclise milletvekili gönderir. Durum böyle olunca siyasi istikrar açısından %10 seçim barajı konulmuştur.

    Türkiye’deki parlementer seçim sistemini diğer parlementer rejimlerle kıyaslamak Türkiye’deki seçimlerin adilliği konusunda bilgi verebilir -örneğin burada Türkiye ile parlementer rejimin beşiği İngiltere kıyaslanmış, ayrıca Amerika’da da başkanlık seçimlerinde bu sistem uygulanıyor yani her eyaletten yalnızca bir partiye mensup kişiler seçilebiliyor-. Buradan da görüleceği gibi temsilde adalet konusu her zaman her yerde yaşanan bir problemdir ve siyasi istikrar açısından temsilde adalet belli derecede göz ardı edilir.

    İlginç olan konu ise bölgesel seçim sistemi gündeme geldiğinde DTP’nin doğu ve güneydoğu Anadolu’dan rahatlıkla parlemontaya milletvekili sokabileceğidir. Aslında bu seçim sistemi 1950 seçimlerinde Türkiye’de uygulanmıştır ve seçimler öncesinde nispi sistemi savunan DP, bunda ne kadar yanıldığını anlamıştır, zira bölgesel seçim sistemi lehine işlemiş ve meclisteki sandalyelerin çoğunu kapmıştır.

    Fakat ilginç olan ise bölgesel seçim sisteminin uygulanmasının Türkiye gibi üniter devlet yapısının çok hassas olduğu ülkelerde çok zor olmasıdır. Hal böyle olunca bu sistemin uygulanması devletin ilkelerine ters düşmektedir.

    Bu durumda da istikrarı sağlamak açısından baraj getirilmesi zorunluğu olmaktadır. Bu durum seçmenin oyunun fazla sayıda partiye dağıldığı ortamda olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Fakat böyle bir durumda da seçmen partileri birleşmeye zorlayabilir ya da parti seçiminde kendine yakın bulduğu barajı geçme olasılığı yüksek diğer partiye oy verebilir.

    Gelelim, bu kanundaki aynı pusulaya yazılma konusuna. Neden ayrı oy pusulası uygulamasının olduğu eski sistemden DTP’nin - bağımsız adaylarla seçime girerse- yararlanabileceği söylenmiyor? Eski sistemde, seçmen ya bütün partilerin bulunduğu oy pusulasını zarfa koyacak ya da bağımsız adayın kağıdını koyabilecekti. Yani iksini koyunca oy geçersiz sayılmaktadır. Bu yüzden bundan dolayı birçok bağımsız aday geçmişte sorunlar yaşamıştır. Yine aynı şekilde partilerin bulunduğu pusula ile bağımsız milletvekillerinin bulunduğu pusula farklıdır. Bu farklılığın dışarıdan görülebilmesi nedeniyle seçmen baskı altına da alınabilir -ki Doğu ve Güneydoğu illerinde seçmenin baskı altına alınabildiği bilinen bir gerçektir.

    Bu arada önemli bir başka konudan bahsedeceğim. Yarı başkanlık ve kimi başkanlık sistemlerinin uygulandığı bazı ülkelerde parlemontada seçim barajı ya yoktur ya da çok azdır %1, %5 gibi. Fakat burada da devlet başkanı seçilirken oyların en çok oy alan iki aday arasında dağıtılması hedeflenerek siyasi istikrar sağlanmaya çalışılır.

  10. 12 Mayıs 2007 - 15:29 10.Bulent Murtezaoglu

    ayrıca Amerika’da da başkanlık seçimlerinde bu sistem uygulanıyor yani her eyaletten yalnızca bir partiye mensup kişiler seçilebiliyor

    ABD’de diger secimler de nispi temsile dayali degil. Hem yapisal olarak degil (nufustan bagimsiz olarak her eyalletten iki senator, farkli zamanlarda cogunluk oyuyla seciliyorlar), hem dar bolgede en cok oyu alananin kazandigi bir sistem var. O da minciklaniyor. Senato icin eyalet siniri degistirilmiyor tabii, ama temsilciler meclisi icin dar bolgeler ise gelen sekilde tanimlaniyor. Gerrymandering deniyor buna. Ingilizce bilmiyorsaniz bile linkteki haritalara bakarsaniz kepazelegin boyutunu gorebilirsiniz.

  11. 12 Mayıs 2007 - 15:48 11.Suat Öztürk

    Sinan bey,

    Hoşgeldiniz. Teşekkürler yorumunuz için.

    Siyasi istikrar için temsilde adaletten taviz verilmesi gerektiği düşüncesine katılıyor ve belli limitlerde bunu destekliyorum.

    Bu konuda bir yazı yazacağim fırsatım olursa. (Prof.Seyfettin Gürsel’in TÜSİAD için hazırladığı bir rapor vardı; nisbi temsil ile çoğunluk sisteminin karmasından oluşan dar bölge, iki tur seçim ile yapılan, barajın olduğu ama 100 miletvekili için bu barajın uygulanmadığı bir sistem öneren. Bu, istikrarı gözadı etmeden mümkün olan en adil temsili sağlayan çözüm olarak göründü bana..)

    Oy pusulası konusuna gelince. Bu konunun öznesi olanlar şikayetçiler ki, sizin gibi düşünmüyorlar:

    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=240603

    Selamlar.

  12. 12 Mayıs 2007 - 15:57 12.murat koçak

    Suat bey’e katılıyorum. Çıkarlar için sığ politikalar üretilmemeli. Amaç pkk nın önünü kesmek gibi bir düşünceye kapılmak çok tehlikeli. Kişilerin bireysel haklarını pkk ile eşleştirmek bölge insanına büyük haksızlık olur. pkk ile mücadele sandık yoluyla olmamalı.

    Yanlışmı düşünüyorum bilmiyorum ama bu düzenleme ile bölücü zihniyete bir koz verilmiş gibi geliyor bana. Üzerinden etkili propagandalar geliştirilmeye müsait.

    Düzenlemenin sadece AKP ye yarayacağı yanılgı olur. Aksi taktirde herşeyin muhalifi CHP destek verirmiydi. Hiç sanmıyorum.

  13. 12 Mayıs 2007 - 16:05 13.mustafa

    Herkes işine gelince ‘demokrasi’ vurgusu yapıyor. Hatırlayalım şemdinli’yi;

    Buyukanıt’a dava açan savcıyı, sayın başbakanımız görevden almadı mı? Ama aynı başbakan ‘darbe günlükleri’ hadisesinde ‘’nerede bu savcılar'’ diye feryat etmişti..

  14. 12 Mayıs 2007 - 16:24 14.Suat Öztürk

    “Buyukanıt’a dava açan savcıyı, sayın başbakanımız görevden almadı mı?

    Başbakan’ın böyle bir yetkisi var mı?

    Bildiğim kadarı ile savcıyı görevden alan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu.

    Bu kurula Adalet Bakanı başkanlık ediyor ama kurul üyelerinin seçiminde siyasi iktidarın etkisi çok çok sınırlı.

    İlgili Anayasa maddesine baktım; şöyle diyor:

    MADDE 159: “Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili seçer.

    Başkanın kurul kararlarında etkisi ne olabilir? Sözkonusu olan Cemil Çiçek tamam ama Başbakan’ın Şemdinli olayında yapabileceği çok şey yoktu gibi geliyor bana..

    (Adalet bakanı konusu apayrı. Erdoğanm nasıl tuttu buram buram derin devlet kokan Çiçek’i o makamda yıllarca anlamadım; o ayrı)

  15. 12 Mayıs 2007 - 16:25 15.Ecenaze

    Ya arkadaşlar demokrasi herkese lazım tamam da, lütfen biraz hayal kurun!

    Farzedelim ki, DTP % 45 le meclise girecek yada anayasayı değiştirebilecek potansiyele sahip hale gelmiş olsaydı, yine böyle konuşur muydunuz çok merak ediyorum…

    DTP demokrasi konusundaki samimiyetini, dağdaki militanları ateşkese çağırarak ve ovaya indirerek bi yapsın önce!

  16. 12 Mayıs 2007 - 16:32 16.Suat Öztürk

    Olmayacak birşey bu ama, ben konuşurdum. Çünkü gerçekten %45 oy alacak parti artık kim ne derse desin bir kitle partisidir. Marjinal bir etnik vurgu partisi olamaz.

    DTP ve ondan önceki partilerin yumuşak karınları konunun silahlı mücadele yönünün de olması. Bu kabul edilemez. Bir hata yaptılar ve PKK’nin siyasi kanadı oldular, hala bu hatalarının cezasını çekiyorlar. Bu noktaya gelmeden demokratik olanakları kullansalardı herşey çok daha farklı olurdu.

  17. 12 Mayıs 2007 - 16:42 17.Ecenaze

    DTP ve ondan önceki partilerin yumuşak karınları konunun silahlı mücadele yönünün de olması. Bu kabul edilemez. Bir hata yaptılar ve PKK’nin siyasi kanadı oldular, hala bu hatalarının cezasını çekiyorlar. Bu noktaya gelmeden demokratik olanakları kullansalardı herşey çok daha farklı olurdu.

    Suat abi,
    Demokratik olanakları kullanmadıklarını nasıl söylersiniz…

    Pekçok partide kürt milletvekili dolu…
    DTP nin farkı hala PKK nın sözcülüğünü yapıyor olması değil mi?

    Hüseyin Çelik niye DTP den aday olmuyor peki?

    Mitinglerinde PKK bayrağı sallanıyor? Diyarbakır belediye başkanının yediği haltlar malum…
    Kürt kardeşlerimizi mecliste temsil edecek parti ayrı olacaksa, bir kürt partisine ihtiyaç varsa, bu DTP olamaz bence..

    saygılarımla..

  18. 12 Mayıs 2007 - 16:50 18.Ecenaze

    http://www.nasname.com/index.php?module=announce&ANN_user_op=view&ANN_id=3366

  19. 12 Mayıs 2007 - 16:50 19.Ecenaze

    http://www.nasname.com/index.php?module=announce&ANN_user_op=view&ANN_id=3374

  20. 12 Mayıs 2007 - 16:50 20.Suat Öztürk

    Sevgili Ece,

    Ben de onu söylüyorum; “sadece” demokratik olanakları kullansalardı demek istedim. Yani kendilerini PKK ile ilintileyip siyasi kanat olmasalardı.

    Bu olsaydı kitlesel bir Kürt Partisi olabilirdi, DTP ya da ismi her ne olacaksa..

    Böyle olmadığı için başka partileri tercih etti ya Kürt kökenliler ve seçildiler kaynaştılar.

    Yani çok geçmişten gelen bir süreç. Bu noktadan sonra çok zor.

    Kürt Partisine ihtiyaç var mı? Etnik vurgunun başat olduğu bir partiye bence ihtiyaç yok ama olmasında da bir mahzur görülmemeli. Bunun “olmalı mı olmamalı mı?”sının kararını biz veremeyiz, Kürt kökenli vatandaşlarımız verebilir ancak.

  21. 12 Mayıs 2007 - 16:54 21.Ecenaze

    Şu yazıyı okuyunca kürtlerin de bu oluşumdan rahatsız olduğunu anlıyoruz, buyrunuz:

    Diyarbakırlı Yurtsever Kürdler Soruyor…

    —————————–***—————————-

    Günahımız nedir? Bu adamlar başımıza dert olmuşlar Hocam!.. diyor Diyarbakırlı Yurtsever Okuyucumuz. Önce onu dinleyelim.
    DTP VE SEÇİM
    Diyarbakır’dan/Bir Nasname Okuru
    Kürt hareketinin bu içler acısı durumu beni gün geçtikçe daha da üzüyor. Parti artık seçtiği adaylarla ne kadar dibe vurduğunu bir kez daha açıkca belli ediyor. Bu adayların seçilmesinde halk ne kadar etkili acaba? Bu soruyu kendine soran bir Kürt vatandaşı var mıdır?

    Kurulduğu günden bu güne kadar sürekli demokrasiden bahseden, ancak bu söylemiyle çelişen bir tutum içinde olan DTP(HEP,DEP vs.) ne kadar demokratirktir sizce? DTP aday belirlerken ön seçim yapmadan, birilerinin emriyle aday belirlemektedir.

    Bu nasıl bir demokrasidir?

    Parti eğer demokrasiden bahsediyorsa, bir ön seçim yaparak (gerçek anlamda) halkın istediği isimleri aday göstermelidir. Parti içersinde delegelerin aday belirlenmesi konusunda ne kadar etkileri vardır? Adayları genel merkez hiç kimseye danışma gereği duymadan aldığı emirleri yerine getirerek aday belirlemektedir. Halkın istemediği, hiç bir özelliği olmamasına karşın sadece birileri emrediyor, diye aday gösterilmektedir.

    Bu zihniyet değişmediği sürece ben oyumu asla bu partiye vermiyorum!.. Benim gibi düşünen bir sürüde Kürt olduğunu biliyorum. Daha ne kadar anti-demokrat bir DTP hareketi izliyeceğiz? Yıllardır T.C.’den demokrasi istiyoruz. Ama kendimiz ne kadar demokratiğiz hiç sordunuz mu kendinize ey DTP yöneticileri!

    Kürt halkına hiç bir faydası olmayan bu kişiler partiden uzaklaşmadığı sürece bu parti hiç bir yere varamayacaktır. Benim en çok üzüldüğüm nokta bu kadar kan boşamı gidicek acaba? Ya bu Parti kendini yenilemelidir yada halk bu partiyi desteklememelidir. Ben yıllardır oyunu bu partiye veren biri olarak artık bu hareket kendini yenilemeyen kadar hiç bir destek vermiyeceğime yemin ediyorum!..

    Kendisi gibi düşünmeyenleri HAİN ilan edip tasfiye eden bu zihniyet değişmediği sürece meclise girsekte bir şey elde edemeyiz.DTP’nin bir an evvel kasadaki bu çürük domateslerden kurtulup kendini yenilemesi gerekmektedir. Yoksa kendi tükenmesi kaçınılmazdır.
    UMARIM BİR GÜN KÜRT HALKI BU BENİM ANNEMDE TÜRKTÜ DİYENLERİN ZİHNİYETİNDEN KURTULUR VE O ÇOKÇA DÜŞLEDİĞİ AYDINLIK GÜNLERE KAVUŞUR.

    05/10/2007 02:00 PM

  22. 12 Mayıs 2007 - 18:37 22.murat koçak

    Sayın ecenaze,

    DTP nin masum bir parti olmadığı ve bölücü unsurlar taşıdığı görüşünüze katılıyorum. Sağduyulu herkeste bu konuda hemfikirdir.

    Peki yüzde 45 ler potansiyeline sahip hale gelse ne olacak? Gerçekten önemli bir soru. Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık. Bu durumda nasıl bir mücadele yoluna gidilebilir?

    Bence bölgede kalıcı politikalar üretip özellikle askeri güçle pkk nın bölge insanını etki ve baskısından kurtarmak gerek. Bölücü unsurların etki ve baskısından kurtulan halkın daha sağlıklı düşünme ve yaşama ortamına kavuşmasıyla DTP gibi partilere mesafeli duracağını düşünüyorum. En azından bu tür partilerin kök salması ve geniş kitle bulması imkansızlaşır.

    Bölge halkını ve bölücü unsurları aynı kefeye koymamak gerek. Devletin daha önceki yanlışlarını bir kenara koyup bu konuya acil eğilmesi gerekiyor. Geç kalınırda dediğiniz gibi yüzde 45 lere ulaşırsa DTP ile mücadele etmek hiçte kolay olmayacaktır. Asıl hedef DTP değil pkk olmalıdır, pkk etkisiz hale geldiğinde DTP türü partiler kendiliğinden safdışı olur.

    DTP nin dağdaki militanları çağırma fikrinizi çok doğru bulmuyorum. Bu güç kesinlikle bir partiye verilmemeli. Bugün olumlu yönde kullanır yarın işine gelmedimi yine dağa çağırır. Devlet eliyle pkk ile etkin mücadele ederek birbirleriyle bağlantılarını kesmeli. Yine devlet eliyle mazlum Kürt halkını korumalı. İnanıyorum bölücü unsur tehdidinden kurtulan halk tarihine yakışır davranışlar sergileyecektir.

  23. 12 Mayıs 2007 - 20:18 23.Ceng

    Herkese Merhaba,
    DTP’nin PKK’nın sözcüsü olduğunda ve Büyük ve Birleşik Kürdistan ile Türkiye’mizi bölmek istediği konusunda sanırım herkes hemfikir.
    Politikadan çok anlam ancak; Suat Bey’e katılıyorum.Oy pusulası DTP’nin meclise girişine engellemedir. Oysa tam tersi olmalı ve baraj 2 puan daha düşürülüp, DTP’nin Mecliste konuşması, bir deprem kuşağında gibi, artçı depremlerini; yasal çerçeveye alışarak (enerjisini boşaltması) konuşması sağlanmalıydı; diye düşünmekteyim.
    AKP’ye gelince; hukuk-guguk..Oyunun sahiplerinin kurallarına göre oynamasını çok görmüyorum.Malum sadece Türkiye2de değil, dünyanın her yerinde; herkesin kendine göre bir demokrasisi var. Mesela benim yaşadığım Avrupa’da Müslümanlara her zaman adil davranan bir demokrasi yok.
    Sevgiyle..

  24. 12 Mayıs 2007 - 20:47 24.fatih demir

    Turkiyede Turk olmayanlarin kaderi bu…. Osmanli devrinden beri bu yasaniyor… Turklerden nufus olarak daha cok olan Arap’larin Meclis-i Mebusan’da Turklerden daha fazla milletvekili cikaracaklarini goren donemin anti-demokratikleri Arap bolgelerindeki milletvekili sayisini dusurmusler bu da Osmanli’ya karsi ayaklanma sirasinda “hakli” bir koz olarak kullanilmisti… Hatta donemin parti kanununda da “etnik kokene dayali parti kurulamayacagi” vurgulanmis boylelikle Araplarin kendi aralarinda parti kurmasi da engellenmisti…

    Simdi 100yil sonra Turkiye Cumhuriyeti siyasi siztemine bakiyoruz… Agzindan “Turk”ten baska bir kelime cikmayan MHP ve onun yumusatilmis ve din sosu katilmis versiyonu BBP butun irkci soylemlerine, tum kural cigneyen duruslarina ragmen elestirilmiyorlar ama is “Kurd”e geldigi zaman anti-demokrasinin, insan haklarinin, en basit bireysel haklarin canina okunmasina onlar “Kurt” olduklari icin birkac gercek demokrat haricinde kimseden ses cikmiyor….

    Bu ulkede “Islamcilar” gelince herseyi degistirecekler diyen bir suru insan duyduk… hatta onlarin da partisi 2 defa Kurtler gibi kapatildi… Peki ne oldu? Onlar da Islamcilar gibi oy oranlarini arttirdilar… Buyudukce sistemlerini degistirip merkeze dogru yol aldilar…

    Ben ozunde hem MHP’ye hem BBP’ye hem DTP’ye karsiyim…. Irkciligin en ufagindan bile hoslanmiyorum… Ama herkesin gozu onunde benim irkcim onlarin irkcisindan kalitelidir ayagini cekenlere karsi da birseyler soylemeden durmayacagim…

    Biz vakti zamaninda Turkes-Edibali-Erbakan secim ortakligini da gorduk, ANAP-BBP,yi de, DTP-SHP ortakligini da… Bence DTP biraz daha merkeze kayarsa hem oy oranini yukseltir hem de kendisi ile birlikte ittifak olusturmak isteyen bir suru parti bulur…

    Ama soyle birseyi de akildan cikarmamak lazim… Sonucta DTP sistemi normal bir sekilde gecemedigi icin sistemi altetmek icin bu yola girdi… Zaten bu degisiklikten sonra yaptiklari aciklamada da yine sistemi sistemin icindeki bosluklarla kilitlemekle tehdit ettiler…. 3 Cumhurbaskanini secip kural degistiren makamlarin DTP’ye bu tur seyleri yaptiracagini sanmiyorum… O yuzden bu kirli savaslara ortak olan herkesin “temizlenmesini” diliyorum….

    Sonucta tum bu kizginligima ragmen “neremiz dogru ki?” sorusunu da aklimdan cikarmiyorum….

  25. 12 Mayıs 2007 - 21:12 25.BetüL

    Suat bey

    konu ile hic alakali degil ama, gordunuz mu?

    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=240640

  26. 12 Mayıs 2007 - 21:22 26.sawyer

    “Aferim AKP. Hani demokrasiden söz ediyorduk? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”

    Suat bey AKP’yi demokrasi kahramanligi rolune soyunduran sizsiniz. Belki de bunu gercekten bolye olmasini istediginiz icin yapiyordunuz ama hayal dunyasinda geziniyordunuz. Belki bu olayla sahte demokratlarin listesine AKP’yi ve ozellikle Recep beyi de eklersiniz. Yoksa eklemezmisiniz? Onlarin kredisimi var yoksa?

  27. 12 Mayıs 2007 - 21:37 27.Suat Öztürk

    Betül Hanım,

    Yeni gördüm, çok güzel. Teşekkür ederim kaber verdiğiniz için..

    Sayın Sawyer

    Siz AKP’ye sistemin “kurucuları ve egemenleri” tarafından yapılanlar ile AKP’nin aynı sistemi kullanarak son yaptığını aynı şey zannediyorsanız daha bu konuda alacağınız çok mesafe var demektir. (Hoş, Cumhurbaşkanına terör örgütü üyelerini bile affetme yetkisi veren kanunu AKP çıkardı sanacak kadar siyasi bilgi ve ideolojik önyargıya sahip şahsınızın bu mesafeyi almaya zaten fazlasıyla ihtiyacı var ya neyse..)

    Ben her türlü antidemokratik tavra karşı durum, buna AKP de dahil. AKP’yi demokrasi kahramanı yaptığımı sanmanız bile hala yazılarımı anlamadığınızı gösteriyor. Yzılarımda önce bu vartayı atlatalım sonra AKP’ye çullanmalıyız diye yazan da bendim.

    Bu demokratik süreçte engellenen kim olursa olsun ben yanında olurum. “Oy kullanmak” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi önümüzdeki seçimlerde de sistemin altetmeye çalıştığı en güçlü ve bu sistem ile mücadele edebilecek en “ehven-i şer” partiyi tercih edeceğim. Bu da bu süreçte AKP’dir.

    Acaba sizde böyle hem nalına hem mıhına vurabilecek ilkeli duruş var mı?

  28. 12 Mayıs 2007 - 21:59 28.sawyer

    Suat bey

    AKP gecen secimlerde dogu ve guneydoguda cok fazla oy aldi ama bu sefer oyle olmayacagini gordugu icin ordaki en buyuk rakiplerini saf disi birakmak icin sizin degiminizle “sark kurnazligi” yapiyor. Sizce bu AKP’ye yapilanlar dediginiz seyden dahami az? AKP’ye ne yapildi? Baskani binbir turlu oyunla basbakan yapildi. Sadece bir sehirde secimler yenilendi. Anayasa degisikligiyle siyaset yasagi kaldirildi. Sistemin AKP’ye yaptigi kiyaklardir bunlar. Sistem ne yapmis AKP’ye?

    CB’nin anayasada belirtilen haklari var ve her CB gibi Sezer de bu hakkini kullanmis. Kalici hastaligi oldugu belgelenmis kisilere boyle bir af verebiliyor. Kafasina gore hadi seni affettim git istedigin gibi teror eylemi yap demiyor. Aslinda boyle bir hakkida olmamasi gerekir ama Kenan Evren ve saz arkadaslarinin yaptigi anayasadanda daha fazlasini beklemek hayalcilik olurdu.

  29. 12 Mayıs 2007 - 22:05 29.fatih demir

    Ben turban takanlara birsey soylemedim. Bence turban takan samimi muslumanlar var ama malesef turban belli kesimler sayesinde siyasi bir simge haline gelmistir. Basortusu farkli birseydir turban farkli birseydir. Turbancilar yuzunden samimi muslumanlar da zarar gormektedir. Dini siyasete alet eden malum kesim bu durumdan sorumludur.

    Bastan sona yanlis. Musluman haram yemez diye birsey yok, tam tersine afiyetle yedigini herkes biliyor. Onlar musluman degildir diyeceksiniz ama oyle de degil. Onlar musluman ama gunahkar muslumanlar. Yani calan cirpan musluman degildir diyerek isin icinden cikamazsiniz. Hortumcularin %99.9′u muslumandir. Dinsizler genel olarak dinsiz olmayanlara gore daha ahlakli, dogur durust insanlardir. Ataturkculuk ise bambaska bir olay. Ulkemizde insanlar Ataturkcuyum diyerek yaptiklari yanlislari ortebileceklerini dusundukleri icin ortada bircok sahte Ataturkcu gormek mumkun.

    Hayal dunyasinda gezindigini iddia eden birinin hayal dunyasindan bir gezinti…

    Bir de boyle tipler vardir, kendilerinin nefret ettigi birsey hakkinda siz demokrasi adina , hakki tutup kaldirmak adina birsey soylediginiz zaman mal bulmus magribi gibi ortalikta mutluluk dansi yaparak hakliliklarina onay verdiginizi sanirlar…

    Olcu, nizam hak getire… Bir adam yuzlerce anti-demokratik sey yapar ama onlari affeder sonra digeri bes-on tane yapinca digeri ile ayni hizaya geliverir….

    Hayir yukarda agzimi acip gozumu kapayip yuklendigim AKP’yi sirf bu tipler yuzunden koruma ihtiyaci duyuruyorlar insana… AKP’nin oy oraninin artmasina kendileri neden oluyorlar bir de bunu anlayabilseler…

    Cok yasa Baykal, cok yasa Sawyer, Cok yasa Benn…

  30. 12 Mayıs 2007 - 22:10 30.Suat Öztürk

    Sayın Sawyer,

    “Sistem ne yapmis AKP’ye?

    Erdoğan’ın yasağını kim koydu, engellemek içi hukuka nasıl takla attırıldıysa; engellemeye/Başbakan olamayacak olmasına rağmen seçimlerden %34 alınca aynı sistem yine devreye girdi ucubeliği kaldırdı..

    Yahu merak ettim, siz nerede yaşıyorsunuz? Türkiye’de değil sanırım..

    C.Başkanı’nın af yetkisinin nasıl olduğunu biliyorum. Ben DD’de bu afları gündeme getirince siz “bu saçma sapan yasayı AKP çıkarttı” demiş ben de engin siyasi bilginize ve ideolojinize hayran kalmıştım.

    Siyaset konusunda alacağınız mesafe konusu gelince gündeme, engin bilginize atıfta bulundum sadece. Daha bir hafta önce benden öğrendiğiniz konuda bana çalım yapmayın isterseniz..

  31. 12 Mayıs 2007 - 22:19 31.fatih demir

    aflarla ilgili web sitesi…

    http://www.teroreodul.com/files/main_page.htm#im_8

    bakin bizim “demokratik”! cumhurbaskanimiz kimleri affetmis…

  32. 13 Mayıs 2007 - 07:22 32.sawyer

    Suat bey

    Benim DD’de aflarla ilgili soyledigim sey eve donus yasasiydi. Onu AKP cikarmadimi?

  33. 13 Mayıs 2007 - 07:34 33.Suat Öztürk

    Sayın Sawyer,

    Cumhurbaşkanı’nın “özel af yetkisi” ile affettikleri ve affedilir edilmez elinde silahla soluğu dağda alan teröristleri konuşuyorduk.

    Bunun “eve dönüş” yasasının ne alakası var?

    (Kaldı ki eve dönüş yasası, askerin desteklediği bir projeydi; af da değildi. Aslen hiçbir eyleme katılmayanları dağdan indirmeyi hedeflemişti. Olmadı, yani kitlesel bir biçimde etkili olamadı. Keşke olsaydı. Bu da esktra bilgi olsun benden size)

  34. 13 Mayıs 2007 - 11:34 34.hg

    Bağımsız adayar için ayrı bir oy pusulası uygulamasının kaldırılarak tek oy pusulası uygulamasına geçilmesini doğru buluyorum. Görüşümün gerekçesi de bu bölümde Sinan Yüce tarafından 9 sıra sayılı 12 Mayıs 2007 - 15:07 tarihliyorumda belirtilmiş olduğundan alıntı yapmakla yetineceğim:

    Yine aynı şekilde partilerin bulunduğu pusula ile bağımsız milletvekillerinin bulunduğu pusula farklıdır. Bu farklılığın dışarıdan görülebilmesi nedeniyle seçmen baskı altına da alınabilir -ki Doğu ve Güneydoğu illerinde seçmenin baskı altına alınabildiği bilinen bir gerçektir.

    S. Suat Bey, “Temsilde adalet yönetimde istikrar” ifadesinin oksimoron bir ifade olduğu görüşünüze katılmıyorum. Fakat bu ilkenin gereği halen uygulanmakta olan seçim sistemi değildir.

    Eğer gerçekten “Temsilde adalet yönetimde istikrar” ilkesinde samimi isek uygulanması gereken seçim sistemi “İKİ TURLU DAR BÖLGE SEÇİM SİSTEMİ“dir.

    Bir alıntı ile İKİ TURLU DAR BÖLGE SEÇİM SİSTEMİ‘nin ne olduğunu da kısaca anlatmış olayım:

    Nedir bu sistem? Önce ona bakalım.

    Kolaylık olması için rakamları yuvarlayalım.

    Farzedelim, ülkenin nüfusu 60 milyon ve meclise, Liberal Demokrat Parti’nin de önerdiği gibi 300 milletvekili seçeceğiz. Yani, her 200,000 vatandaşımızı mecliste bir milletvekili temsil edecek. Bu durumda, ülkede 200,000 nüfuslu 300 seçim bölgesi belirlenir. Örneğin İstanbul’un GOP ilçesinin nüfusu 800,000 ise, ilçe 4 seçim bölgesine bölünür. Her parti bu dört bölgeden ayrı ayrı adaylarını belirler.

    İşte dar bölgeli seçim budur. 200,000 vatandaşımızın yaşadığı, takriben 120,000 seçmenli coğrafi bir bölgeden, o bölge halkıyla içiçe olmuş, tanınan, sevilen, dürüst bir kişinin seçilerek, sadece o seçim bölgesinde yaşayanları temsil etmek üzere TBMM’ne girmesidir.

    Seçimin iki turlu yapılması demek, bu bölgeden ençok oy alan ilk iki parti adayının bir hafta sonra tekrar bir seçime girmesi demektir. Pusulada iki aday olunca, adaylardan biri mutlaka %50’den fazla oy alacağından, bölge halkının yarısından fazlasının oylarıyla seçilip Meclis’e gönderilmiş olacaktır.

    Yazının devamını da lütfen alıntı yapılan linkten okuyunuz.

    Alıntı: http://www.ldp.org.tr/konukonumtek.asp?level2=7

  35. 13 Mayıs 2007 - 13:23 35.Ecenaze

    Sn KOÇAK,

    Bence bölgede kalıcı politikalar üretip özellikle askeri güçle pkk nın bölge insanını etki ve baskısından kurtarmak gerek. Bölücü unsurların etki ve baskısından kurtulan halkın daha sağlıklı düşünme ve yaşama ortamına kavuşmasıyla DTP gibi partilere mesafeli duracağını düşünüyorum. En azından bu tür partilerin kök salması ve geniş kitle bulması imkansızlaşır.

    Bunları söylemek/yapmak için çok geç kalmadık mı?

    Bölge halkını ve bölücü unsurları aynı kefeye koymamak gerek. Devletin daha önceki yanlışlarını bir kenara koyup bu konuya acil eğilmesi gerekiyor. Geç kalınırda dediğiniz gibi yüzde 45 lere ulaşırsa DTP ile mücadele etmek hiçte kolay olmayacaktır. Asıl hedef DTP değil pkk olmalıdır, pkk etkisiz hale geldiğinde DTP türü partiler kendiliğinden safdışı olur.

    Bölge insanı üremekle meşgul!
    2025 yılında türkler azınlık olacakmış bunu biliyor muydunuz?

    PKK nın bitiril[e]meyişinin nedeni politik olmasın!

    DTP nin dağdaki militanları çağırma fikrinizi çok doğru bulmuyorum. Bu güç kesinlikle bir partiye verilmemeli. Bugün olumlu yönde kullanır yarın işine gelmedimi yine dağa çağırır. Devlet eliyle pkk ile etkin mücadele ederek birbirleriyle bağlantılarını kesmeli. Yine devlet eliyle mazlum Kürt halkını korumalı. İnanıyorum bölücü unsur tehdidinden kurtulan halk tarihine yakışır davranışlar sergileyecektir.

    Ben DTP nin gerçekten sadece DEMOKRASİ istediğini göstermesi adına böyle bir icraat yapmasını diledim..
    Devlet eliyle PKK ile etkin mücadele sizce nasıl olmalı?
    Öldür öldür bitmiyorlar malum!
    İmralı daki çöpümüzü bize sağ teslim ettiler ve [nasıl oluyorsa ]telefonla yada avukatları aracılığıyla hala talimatlar verebiliyor!
    Sizce devlet PKK nın bitmesini GERÇEKTEN istiyor mu?
    ***
    Ek olarak, bölge insanını kazanmak için Fethullah Gülen in önerisine katılıyorum, bizi birleştirici en önemli unsur yani çimento, osmanlıda olduğu gibi , ancak DİN olabilir..
    Yoksa orada ana dili farklı, teni farklı, yıllarca yok sayılmış KÜRT adında bir millet var..
    Onlara hergün “Türküm, doğruyum” ile başlayan andımızı ezberletsek de, türkçe konuştursak da kürt olduklarını inkar ettiremeyiz..
    Devlet [her kimse], bunu yaptı yıllarca ..
    Yasaklar, baskılar , yok sayılmışlık ve aşağılık kompleksi onları bizim zencilerimiz haline getirdi..
    Ve başkaları sahip çıktılar…
    İş yok, sanayi yok, para yok..
    Ne oldu, mafya oldular…Uyuşturucu taciri oldular..İbo oldular..

    SAYGILARIMLA

  36. 13 Mayıs 2007 - 15:01 36.Murat Koçak

    sayın, ecenaze,

    “Devlet eliyle PKK ile etkin mücadele sizce nasıl olmalı?”
    “Sizce devlet PKK nın bitmesini GERÇEKTEN istiyor mu?” demişsiniz.
    Hakkınız var, gerçekten istediğini düşünmüyorum, isteseydi şimdiye kadar çoktan biterdi. Yok istiyorda bitiremiyorsa vay halimize! Benim sorgulamaya çalıştığımda bu zaten.

    En kalabalık ordulardan birine sahibiz. Aşırı sayılabilecek rütbeli besliyoruz. Ama pkk ile mücadeleye geldimi doğru dürüst eğitim almamış askerleri ve asteğmenleri sürüyoruz dağlara. Rütbelilerden profesyonel bölgeyi iyi bilen ekipler oluşturulmalı. “Askerlik yan gelip yatma yeri” değilse en başta yatmayacak olanlar onlar. Askerlik yapanlar bilir, bu şekilde gerekli eğitimi alamamış gençleri ön plana sürerek verilen mücadele kesinlikle başarıya ulaşamaz.

    İmralıda ki hala dışarı talimatlar verebiliyorsa düşünün. Devlet elindekine sahip olamıyor, serbest gezenlerden kürt halkını nasıl
    koruyacak. Bu halktan ne istemeye hakkı olabilir?

    Geç olsada doğru olanı yapmaya çalışmak gerekir. Hem bölge halkına yazık oluyor, hem gençlerimize, hem milletimize hemde devletimize.

    2025:) Allah bilir, hayırlısı olur inş.

    Yorumunuzun son bölümünede tamamen katılıyorum.

    Saygılar…

  37. 13 Mayıs 2007 - 20:38 37.Malik

    ben akpci değilim ama
    bazılarınız laikci olarak kalsın bakalım
    ne yapalım farklı kanallardan besleniyoruz
    sizi islam çok korkutuyor anlamıyorum
    İslamın size ve dünyada hiç kimseye ihtiyacı yok
    bizim ona ihtiyacımız var
    şimdi biriniz diyecek ki kim demiş biz islama karşıyız diye
    bende diyeceğim ki sizin yaptıklarınız dilinizle söylediklerinizi yalanlıyor.
    inan gizli bir güc sizi yönlendiriyor ‘laik’lik havarileri….gizli güç derken dış güc değil içinizde güç yani beslendiğiniz kanalın sonradan sizdeki meyvesi…

  38. 13 Mayıs 2007 - 21:46 38.Suat Öztürk

    Sayın HG,

    S. Suat Bey, “Temsilde adalet yönetimde istikrar” ifadesinin oksimoron bir ifade olduğu görüşünüze katılmıyorum. Fakat bu ilkenin gereği halen uygulanmakta olan seçim sistemi değildir.

    Evet, bu ilkenin gereği şu an uygulanan sistem değil. Ama şu anki anayasamızda bu sisteme rağmen bu ilke var. Ben esasen buna atıfta bulunarak “oksimoron” ifadesini kullanmış olsam da genel anlamda da bu iki ilkenin bir arada uygulanabilmesini -hele Türkiye şartlarında- mümkün görmüyorum.

    Linkini verdiğiniz yazıyı daha önce okumuştum. İki turlu dar bölge sistemi temsilde adaleti kesinlikle sağlıyor, ayrıca lider sultasını da kırıyor. Fakat bunun yönetimde istikrarı sağlama garantisi yok. Konunun bu kısmı da çok önemli. İşte bu ikisini uzalşatırmak önemli olan; hem temsilde adaleti hem de yönetimde istikrarı sağlamak. Bu gerçekten çok zor.

    Bu açıdan ben -bu kadar yüksek olmasa da -bir barajın olması gerektiğini düşünüyorum. Fakat baraj olduğu anda da temsilde adalet ilkesi zedeleniyor. Sinan Bey’e yazdığım yorumda Prof.Seyfettin Gürsel’in TÜSİAD için hazırladığı bir rapordan bahsettim. Nisbi temsil ile çoğunluk sisteminin karmasından oluşan dar bölge, iki tur seçim ile yapılan, barajın olduğu ama 100 miletvekili için bu barajın uygulanmadığı bir sistem öneren. Bu, istikrarı gözadı etmeden mümkün olan en adil temsili sağlayan çözüm olarak görünüyor bana.

    Ayrıca başka ülkelerdeki uygulamalara da bakmak gerek. Kolayıma geldi Ekonomitürk’ ten bir link vereyim. Yazıda İngiltere’nin sisteminden bahsetmiş ve sistemin temsilde adaleti ikinci plana atarak “istikrar”ı nasıl kolladığına ilişkin veriler sunmuş. Okumanızı öneririm. (Hatta Sinan bey de aynı konuda başka bir link vermiş ve kıyaslayalım demişti. O linkte de bu istikrar kayırmacılığı rahatlıkla görülebilir)

    Ama ilkesel olarak, “önce temsilde adalet, istikrar daha sonra” deniyorsa bir şey diyemem tabi.

    Selamlarımla.

  39. 14 Mayıs 2007 - 16:16 39.partizan

    Suat Bey sizi bu sözde değil, özde demokrat tutumunuzdan dolayı tebrik ederim. Sizin destekleyeceğiniz AKP’den hazzetmem. DTP’den nefret ederim ancak demokrasi istiyorsak halkın tercihlerine tahammül etmemiz lazım.

  40. 14 Mayıs 2007 - 23:34 40.Ecenaze

    Özde demokrasi adına acilen bir GAY partisi kurulmalı!!
    Ve tüm barajlar kaldırılıp meclise girmeleri sağlanmalı…
    Meclise özel wc ler inşa edilmeli..
    Eşcinsellerden sorumlu bir devlet bakanlığı kurulmalı…
    Eşcinsel evlilikleri serbest bırakılmalı!!!
    Ey Demokrasi! senden öte canan yok dünyada!

    değil mi partizan?

    saygılar

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...